Jump to content
Sign in to follow this  
Guest birce

Ümit Yaşar Oğuzcan, (22 Ağustos 1926 - 4 Kasım 1984)

Recommended Posts

Guest birce

umityasaroguzcan.jpg

 

Ümit Yaşar Oğuzcan, (22 Ağustos 1926, Tarsus - 4 Kasım 1984)

 

 

 

Babasının adı Lütfi, annesinin adı Güzide'dir. Anakara İncesu Lisesi’nden mezun oldu.

 

Türkiye İş Bankası’na girerek Adana, Ankara ve İstanbul’da çalıştı, otuz yılını doldurunca Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı görevinde iken,

 

emekliliğini istedi, ayrıldı (Haziran 1977). İstanbul’da kendi adını taşıyan sanat galerisi kurdu.

 

 

 

Şiire 1940’da Yedigün şairleri arasında başlayan şairin 33 şiir, 4 düzyazı kitabı, 13 antoloji ve biyografik eser, toplam 50 eseri yayınlandı.

 

Şiir plakları, şarkı sözleri ve yergileriyle tanınan Oğuzcan, günümüzün en popüler şairlerindendir.

 

Genellikle Faruk Nafiz Çamlıbel duyarlılığında ve aşk, ayrılık, özlem temaları ekseninde çoğalttığı şiirini, 1973’te büyük oğlu Vedat’ın intihar etmesi üzerine, hayatın boşluğu, ölüm ve acı gibi derinliklere, öz ve biçim yoğunlaştırmalarına yöneltti.

 

Kendisinin hayatı boyunca 24 kez intihara kalkıştığı söylentileri olsa da sadece üç kez intihara teşebbüs etmiş,

 

büyük oğlu Vedat ise 1973 yılında Galata Kulesi'nden atlayarak intihar etmiştir.

 

Bu olay, şairin ruh dünyasında tamiri mümkün olmayan hasara yol açmıştır ve o zamandan sonra kendini "Acılar Denizi" olarak tasvir etmiştir..

 

Galata Kulesi adlı şiirini oğlunun intiharı üzerine yazmıştır.

 

Şairlik başarısını, daha etkili, aruzla yazdığı rubailerinde gösterdi. İşte, bestelenmiş olan örnek rübailerinden biri

 

 

 

 

ARAYIŞ

 

 

 

Bir tas zehir verin bana içeyim

 

Tek unutmak için acılarımı

 

Baksana; kırdılar kapılarımı

 

Yağmalandı kalbim, ömrüm, herşeyim

 

Kurşuna dizdiler anılarımı

 

Yenik düştüm bu savaşta neyleyim

 

Bir mezar nasılsa işte öyleyim

 

Unuttum en güzel şarkılarımı

 

Gündüzü yok upuzun bir geceyim

 

Yitirdim umut kırıntılarımı

 

Sevgimi, neşemi, bütün varımı

 

Çaresiz bir yokluğun içindeyim

 

Gömdüm içime yıkıntılarımı

 

Arıyor bir yarım öbür yarımı

 

 

 

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

ff4aced9f737359fffff870q.gif

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest birce

 

BEYAZ GÜVERCİN

 

 

 

Süzülüp mavi göklerden yere doğru

 

Omuzuma bir beyaz güvercin kondu

 

 

 

Aldım elime, usul usul okşadım

 

Sevdim, gençliğimi yeniden yaşadım

 

 

 

Bembeyazdı tüyleri, öyle parlaktı

 

Açsam ellerimi birden uçacaktı

 

 

 

Eğildim kulağına; dur, gitme dedim

 

Hâreli gözlerinden öpmek istedim

 

 

 

Duydum; avuçlarımda sıcaklığını

 

Duydum; benden yıllarca uzaklığını

 

 

 

Çırpınan kalbini dinledim bir süre

 

Ve uçmak istedim onunla göklere

 

 

 

Ak güvercinin iri gözleri vardı

 

Güzelliğinden fışkıran bir pınardı

 

 

 

Soğuk sularından içtim, serinledim

 

Çağlayan bir nehrin sesini dinledim

 

 

 

Belki buydu sevmek hayat belki buydu

 

Işıl ışıldım, gözlerim dopdoluydu

 

 

 

Bir nağme yükseldi sevinçten ve hazdan

 

Bir nağme yükseldi, güzelden beyazdan

 

 

 

Uzattı sevgiyle pembe gagasını

 

Birden öğrendim hayatın mânâsını

 

 

 

Kaderde sevgiyi sende bulmak varmış

 

Seninle bir çift güvercin olmak varmış

 

 

 

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

ff4aced9f737359fffff870q.gif

 

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest birce

 

DİYEBİLSEYDİM

 

 

 

Anladım diyemem ki! Suçluyum

 

Belki ben anlatamadım sana kendimi

 

Tutuştum, yandım da yokluğunda her gece

 

Yine gözyaşlarımla söndürdüm kalbimi

 

Her gün her dakika seni özlerdim

 

Bitmezdi kederim senin yanında bile

 

Susardım, gözlerime baktığın zaman

 

Mermer bir heykelin çaresizliğiyle

 

Oysa neler düşünürdüm sen yokken

 

Sana kavuşunca neler söylemek isterdim

 

Dakikalar bir ışık hızıyla geçerdi

 

Ayrılık başlayınca ben biterdim

 

En kötüsü beni koyup gitmendi

 

O öyle bir yalnızlıktı anlatılmaz

 

Hep yarım kalmış heyecanlar hazlar içinde

 

Biterdi bir kış, geçerdi bir yaz

 

Ve nice yıllar kovalardı birbirini

 

Gözlerimde gitgide büyürdü mesafeler

 

Bütün teselliler uzaklarda kalırdı

 

Bütün çiçekleriyle solardı bahçeler

 

Ne olurdu saadetlerin en büyüğü

 

İşte ellerimde al, diyebilseydim

 

Anlardın, ve hiç gitmezdin, değil mi

 

Bir gün duyduğum gibi kal diyebilseydim.

 

 

 

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

ff4aced9f737359fffff870q.gif

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest birce

 

 

UNUTULMAYANLAR

 

 

 

Biliyorum, unutamayacaksın!

 

Ağır ağır geçecek mevsimler,

 

Bir bir ağaracak saçının telleri

 

Solacak albümde eski resimler.

 

 

 

Beni hatırladıkça için ürperecek,

 

Boşanan gözyaşlarını tutamıyacaksın.

 

Boşuna zorlama kendini, sevdiğim;

 

Biliyorum, unutamayacaksın.

 

 

 

Ve biliyorsun, ben de unutamayacağım,

 

Eskimeyecek içimde sana ait ne varsa

 

Şöhretmiş, servetmiş herşey geçiyor, inan

 

Dostluklar ve sevgiler kalıyor, kalırsa.

 

 

 

Sen benim gökyüzümdün, denizim, toprağımdın,

 

Şimdi bir hatıra olamazsın belirsiz, uzak

 

Biliyorsun bazı şeyler vardır elimizde olmayan

 

İşte öyle imkansız birşey seni unutmak.

 

 

 

Zannetme ki herşey bitti sevdiğim;

 

Birgün yeşerecek şu sararmış yapraklar.

 

Ve bundan sonra kim severse dünyada;

 

Seni ve beni hatırlayacaklar

 

 

 

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

ff4aced9f737359fffff870q.gif

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sahibini Arayan Mektuplar Serisi'nden...

 

 

 

Aramak... Ömür boyunca aramak...

Yalnız seni aramak... Paslı teneke kutularda, küf kokan

dolaplarda, çerçevelerde, tenhalarda, ağaç diplerinde,

Sonra vapurlarda, trenlerde hep seni aramak.

Belki bu şehirde değilsin. Ne çıkar? Seni arıyorum ya.

Belki de ayni sokakta evlerimiz, sabahları

beni görüyorsun işime giderken.

Sonra akşamı bekliyorsun, alacakaranlığı...

Beni bekliyorsun ya da bir başkasını, bir başkasını...

 

Hiç gel demiyeceğim sana. Aramak neredeyse

ben oradayım. Ayaklarım ne güne duruyor?

Yok yok birden karşıma çıkma.

Kaç, saklan. Seni aramak istiyorum.

 

 

Git bu şehirden haydi git. Dağlara çık, o uzak dağlara.

Rüzgârların krallığında hüküm sür. Baktın ki oraya da

geldim, yine kaç. Başını al, açıl denizlere.

Gemilerin en güzeli, en büyüğü dilediğin limana

götürmeli seni, dilediğin yere demir atmalı.

ben küçük bir balıkçı kayığı ile

peşinden gelsem yeter. Seni arıyorum ya !

 

 

Bir yıl, beş yıl, on yıl değil; beşikten mezara kadar

aramalı insan ama ne aradığını bilmeli.

yaklaşıp uzaklaşmalı aradığından. Okyanus dalgaları

üstünde bir küçük tekne gibi alçalıp yükselmeli.

Yalınayak koşmalı yollarda, ayaklarını sivri taşlar

kesip kanatmalı. Çöllerden geçmeli yolu, yanmalı kavrulmalı.

Sonra gözün alabildiğine ak, soğuk ülkelere düşmeli.

Buzlar kırılmalı ayaklarının altında,

üstüne kar yağmalı.

 

bir gün bulacaksam bile parça parça bulmalıyım seni.

Ayaklarını Afrika'dan getirip bir kâğıt üzerine yapıştırmalıyım,

saçların Sibirya'da bir mabudun gözleri olmalı, ellerin İtalya'da bir

heykelin elleri.

Bulsam da seni parça parça bulmalıyım.

 

Yine de bir yerin eksik kalmalı.

yeniden yollara düşmeliyim, onu aramalıyım.

Ve tam seni tamamladığım anda ölmeliyim.

 

 

Ümit Yaşar OĞUZCAN

 

 

:clover:

Share this post


Link to post
Share on other sites

Umit Yasar OGUZCAN - Sahibini arayan mektuplar -1-

 

Bir kurt bir geyiği kovalıyordu yüreğimde. Geyik soluk soluğaydı yorgundu bitkindi. karların üzerinde akıp giden bir yıldız gibiydi. Koşuyordu. Koşmak kurtuluş değildi belki ama bir ümitti. Koşmalıydı.

 

 

 

Oysa birer namlu ağzındaydı kurdun gözleri. Avına güvenle şehvetle yaklaşıyordu. yeni bilenmiş sedef saplı bıçaklara benziyordu dişleri. Bütün dileği et ve kandı. İstese geyiğe hemen yetis¸ebilirdi ama uzasın istiyordu bu şehvetli koşu bu bütün damarlarına yayılan sarhoşluk bitmesin istiyordu.

 

 

 

Ben seni düşünüyordum çünkü geceydi. Sevişme zamanıydı insanların. yalnızdım. beni kuşatan duvarlar birer beyaz çarşaftı bu saatte. kapılar tüylü yumuşak battaniyelere benziyordu.

 

 

 

Ben seni düşünüyordum. Kimbilir ne güzeldin soyunduğun zaman? Nasıl kadındın? Nasıl öpüşürdün kimbilir? Nasıl kadın kadın kokardı her yerin? tutup avuçlarıma sığdırıyorum seni gözlerime dudaklarıma sığdırıyorum.

 

Sensiz kahrolmak vardı. Seninle yaşamak vardı dolu dizgin. Seninle hergece birbirimizi yenilemek vardı odalarda. Odalara sığmamak vardı. Bir sel gibi taşmak vardı gecelerden.

 

 

 

Elimi uzatsam tutabilirdim seni öyle yakındın. Zamana kokun sinmişti.

Tuttum resmini indirdim duvardan.

Duvar ağlamaya başladı…

 

Umit Yasar OGUZCAN

 

:clover:

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest birce

Ne diyeyim bilemiyorum, birkumtanesi :hug: sen anladın beni

 

 

 

BİR FOTOĞRAFTA SEN

 

 

 

Dün bir fotoğrafta gözlerini gördüm

 

İki uzak yıldız gibiydiler, dalgın

 

Bilsen neler anlattı bana, sessizce

 

Bir sevgiyle derinleşen bakışların.

 

 

 

Orda değildin sanki, bir başka yerde

 

Ötelerde, uzakta benimle vardın

 

Güzellikler bahçesi ayna gibi

 

Yansıdığını gördüm yüzünde aşkın.

 

 

 

Bir ara çıktın resimden usulca, ürkek

 

Bir ceylan gibi kollarıma atıldın

 

Özlemli dudaklarınla yangın yangın

 

 

 

Seni gördüm, yaşadım bir fotoğrafta

 

Her zamankinden daha çok bana yakın

 

Gelecek o mutlu günleri anlattın.

 

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

ff4aced9f737359fffff870q.gif

 

 

 

 

 

 

ÇOK GEÇ

 

 

 

Israrına kandım diyemezsin, çok geç.

 

Bir anda inandım diyemezsin, çok geç!

 

Kor nerde ki? Bir baksana küller soğumuş...

 

Ateş gibi yandım diyemezsin, çok geç!

 

 

 

 

 

 

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

ff4aced9f737359fffff870q.gif

 

 

 

 

 

 

DEĞER Mİ ?

 

 

 

Bir rüya görür gibi

 

Seninle bulutlara uçtuğumda

 

Bir ateş yakar beni

 

Sevginle tutuştuğumu sanırdım

 

Yağmur olur damla damla

 

Öperdim öperdim dudaklarından

 

Bir nehir gibi çağlar

 

Akardım akardım damarlarından

 

Değer mi hiç değer mi hiç

 

Değer mi değer mi söyle

 

Bir rüya ömür boyu

 

Sürer mi sürer mi böyle

 

Değer mi hiç değer mi hiç

 

Değer canım değer elbet

 

Değer birtanem

 

Aşk için herşeye

 

Ne hayal ne de gerçek

 

Engel mi kanatlanmadan uçmaya

 

Değer canım değer birtanem

 

 

 

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

ff4aced9f737359fffff870q.gif

Share this post


Link to post
Share on other sites

Umit Yasar OGUZCAN - Sahibini arayan mektuplar -3-

 

Gelme diyecektim geldin. iyi ettin geldiğine. nerdeyiz? bir şehir yanıyor dikkat et. Tutuşabiliriz. İşte ilk ateş gözlerine düştü sonra dudaklarına saçlarının arasına kıvılcımlar doldu ışıl ışıl. Yanıyorsun yanıyorum yanıyoruz…

 

 

Aramakla yetinsek bunlar gelmeyecekti başımıza. yine de memnunum. İyi ettin geldiğine. Taş olup kalmaktansa ağaç olup yanmak iyi. Ellerini ver ellerini. Öpüşmeye susadım. Tırnak uçlarından öpmeye başliyacağım seni. Titreme yanıyorsun…

 

 

Koluma yat sağ koluma güçlü erkek koluma. dağılsın saçların bırak. Nasıl olsa onları da öpeceğim tutam tutam. Kulak memelerini gür kaşlarını dudaklarını öpeceğim. Dolgun dudaklarını seven sevdiren dudaklarını. Dişlerim dişlerine değecek. Yum gözlerini artık yaşamıyoruz. Belki de yaşamak bu bizim bilmediğimiz.

 

 

Öyleyse yeni yeni başlıyoruz yaşamalara derin nefes almalara o ölümsüz olmalara…

Bir ekşi elma ısırıyordum dişlerim kamaşıyordu omuzbaşlarını gördükçe ve biraz sen oluyordum sevdikçe seviştikçe.

"Işığı Söndür" diyordun inadına yakıyordum. Yalvarıyordun çıldırıyordum. Hiç ağlamadın. Ağlasan ne değişecekti. Ama ağlamadın işte yükseldin yüceleştin Tanrılaştın bir yerde. Öyle güzeldin anlatılamaz…

 

 

Alnımdan ter boşanıyordu saçlarım yapış yapış olmuştu. Dakikada 1000 merdiven inip çıkıyordum. Karanlıklar içinde birbirimizi aydınlatıyorduk.

Sağır bir zamandı yaşadığımız. sağır ve merhametsiz. Kör bir geceydi yumruklayan kapıyı kör ve dilsiz.

Artık sönmeyecektik biliyordum…

 

 

 

Ümit Yaşar OĞUZCAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Umit Yasar OGUZCAN - Sahibini arayan mektuplar -4-

 

Senden hiç ayrılmamak vardı. Zamanı durdurmak bütün saatleri

parçalamak vardı. İsyan içindeydim. Neydi bu çaresizlik?

Bizi çepçevre saran bu dört duvar neydi?

Bir ara Tanrıyı düşündüm peygamberleri dinleri kitapları düşündüm.

Boş inançlarımız mıydı çaresizliği yaratan?

O bizim eserimiz miydi? Öyleyse neden bizden büyüktü güçlüydü?

Bunca yıl neyi aramış kimi özlemiştim? Madem ki benim olmayacaktın

neden seni karşıma çıkardılar? Kim yaptı bunu? Bu kötülükler

kimin eseri? Tanrının işi yokta bizi mi görsün? Öyleyse kime inanacağız?

O kitaplar ki sabırdan bahsediyor. Ama ne kadar? Nereye kadar?

O dinler ki duadan bahsediyor. Kime niçin ve ne zaman?

O peygamberler hiç sevmediler mi?

Ben sana inanıyorum kitaplara değil.

Ben seni istiyorum. Dua değil. Sabır değil.

Artık gideceksin biliyorum vakit geç oldu. Yatakta izin kalacak

havada kokun ve yastığın üzerinde bir iki tel saçlarından.

Telaş içinde giyinmeye başlayacaksın. <çoraplarında eğrilik var>

diyeceğim düzelteceksin. Dudaklarını boyarken eğilip ensenden

öpeceğim. İçin sevgiyle dolacak. Gözlerin ışıl ışıl < üzülme üzülme

diyeceksin yine geleceğim.>

Ya gelmezsen? Hayır hayır geleceğine inanıyorum.

Yine gideceğini bilmek kötü. Dayanılmaz bir şey bu.

Hatırlıyorum; elini uzattın dedin ve gittin.

Gözden kayboluncaya kadar baktım arkandan sonra kapıyı kapattım

bir başka kapı açıldı yalnızlığa.

Yürüyemiyordum oturamıyordum. Yattım uyuyamadım. Sanki

yerçekiminden kurtulmuştum boşluktaydım ağırlığım kalmamıştı.

Elimde tam nabzımın üzerinde bir saat işliyordu her şeyden habersiz.

Çıkardım duvara çarptım parçalandı ve durdu.

Fakat sadece saatin sesiydi kaybolan.

Yoksa zaman ilerliyordu..

 

 

Umit Yasar OGUZCAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Umit Yasar OGUZCAN - Sahibini arayan mektuplar -5-

 

Ayrılık diye bir şey yok. Bu bizim yalanımız. Sevmek var aslında özlemek var

beklemek var. Şimdi nerdesin? Ne yapıyorsun? Güneş çoktan doğdu. Uyanmış

olmalısın. Saçlarını tararken beni hatırladın değil mi? Öyleyse ayrılmadık.

Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz

 

Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum. Önce beklemekten. Ömür boyunca

ya bekliyor ya bekletiyor insan. İkisi de kötü ikisi de hazin tarafı yaşantımızın.

Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar sonra yürümesini konuşmasını büyümesini..

Zaman ilerliyor bu defa para kazanmasını kanunlara saygı göstermesini insanları

sevmesini aldanmasını aldatmasını bekliyorlar. Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.

Ya o? Ya o? İnsanlardan dostluk bekliyor sevgilisinden sadakat çocuklarından saygı

ve bir parça huzur bekliyor saadet bekliyor yaşamaktan. Zaman ilerliyor bir gün o da

ölümü bekliyor artık. Aradıklarının çoğunu bulamamış beklediklerinin çoğu gelmemiş

bir insan olarak göçüp gidiyor bu dünyadan. İşte yaşamak maceramız bu.

Yaşarken beklemek beklerken yaşamak ve yaşayıp beklerken ölmek!

Özleme bir diyeceğim yok. O kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası.

O nefes alışı sevgimizin kavuşmalarımızın anlamı. O tek güzel yönü bekleyişlerimizin.

İnsanlığımız özleyişlerimizle alımlı yaşantımız özlemlerle güzel.

Özlemin buruk bir tadı var hele seni özlemenin. Bir kokusu var bütün çiçeklere

değişmem. Bir ışığı var. bir rengi var seni özlemenin anlatılmaz.

Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam; seni özlediğim içindir. Beklemenin korkunç

zehiri öldürmüyorsa beni; seni özlediğim içindir. Yaşıyorsam; içimde umut varsa

yine seni özlediğim içindir.

Seni bunca özlemesem; bunca sevmezdim ki!

 

 

 

Umit Yasar OGUZCAN

 

:clover::P

Share this post


Link to post
Share on other sites

Umit Yasar OGUZCAN - Sahibini arayan mektuplar -6-

 

Bugün bir yalnızlığa düştüm yine..

 

Başımı ellerimin arasına aldım sessizce ağlamaya başladım. Önümde yarıya gelmiş bir konyak şişesi ”Beni iç” diye fısıldıyordu ”Beni iç” Sonra yalvarmaya başladı: ”Ne olur” dedi ”Ne olur haydi iç beni.” Bir bardak doldurdum tepeme diktim. Şişe rahatladı sustu.

 

Hani ellerimiz birbirine değince nasıl oluyorduk? İşte öyle oldum. Hani bakışlarımız buluştuğu zaman bir başka türlü atması vardı yüreklerimizin onu hatırladım. Sonra bir tren hareket etti. Sabahtı. Karşı karşıyaydık. Konuşuyorduk. Ben sevmek diyordum durmadan. Gözlerim gözlerine soruyordu. ”Seviyor musun?” diye. Hep evet diyordu gözlerin ellerin dudakların hep evet diyordu.

 

Oysa ki bir çok hayır diyen insanlar vardı çevremizde. Örneğin: bir çocuk hayır diyordu bir kadın bir adam bir başkası hayır diyordu. Hayır`lar arasında ezilmeye mahkumdu evet`lerimiz.

 

Tren ilerliyordu. Gözlerin gözlerime soruyordu ne olacak diye. Sigara üstüne sigara yakıyordum kadeh kadeh içki içiyordum; fakat bilmiyordum ben de ne olacağını. Bizi sürükleyen bir akıntıydı. Durduramazdık onu hükmedemezdik ona. Bir anafora rastlayıp yok oluncaya kadar akıp gidecektik işte. Peki anafor nerdeydi? Uzak mıydı? Belki çok yakındı kim bilir. Biz onu göremeyecektik. O gözlerimizi kör ettikten sonra saracaktı bizi buz gibi kollarıyla.

 

Tren ilerliyordu. Pencereden deniz görünüyordu. Denize akşam güneşi vurmuştu. Renk renk kayıklar gördük kıyılarda. Denize taş atan çocuklar gördük. Uzakta bir balıkçı ağlarını topluyordu.

 

Ve tren ilerliyordu. Kadere yaklaşıyorduk. Bir alacakaranlık bastı zamanı. Gözlerim gözlerindeydi. Ellerini tuttum. titredin. Acı acı bir düdük öttü. Bir şeyler koptu içimizden. Sonra tren durdu indik yollarımız ayrı ayrıydı.

 

Şimdi o gün verdiğin yalnızlığı yaşıyorum…

 

 

 

Umit Yasar OGUZCAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Umit Yasar OGUZCAN - Sahibini arayan mektuplar -7-

 

Burası büyük şehir günahkar şehri o vurdum duymaz o deli dolu

şehir. Ben bu şehirde sensiz yaşayamam. Bir gün kanıma girer şu

kalabalık şu caddeler şu tıklım tıklım gazinolar. Burası şarkılar

şehri resim gibi kadınlar kadın gibi erkekler şehri.

Ben bu şehirde yaşayamam

 

İnsan bir vapur olmalı bu şehirde bir tramvay olmalı bir otomobil olmalı.

En iyisi bir bulut olmalı gelip evinin üstünde durmalı. Madem ki bulut değilim;

ben bu şehirde sensiz yaşayamam.

 

Şehirlerde insanlara benzer. Gövdeleri ayakları dudakları gözleri vardır

yürekleri vardır kocaman kocaman elleri vardır. Bu şehrin yüreği sende

çarpıyor. İnsan sana kan taşıyan bir damar olamayacaksa;

bu şehirde yaşamamalı. Çekip gitmeli.

 

Şehirlerde insanlara benzer. Duyguları açlıkları uykuları vardır kinleri

ve nefretleri vardır aşkları vardır büyük. İnsan aşık değilse

bu şehirde yaşamamalı çekip gitmeli.

 

Şehirlerde insanlara benzer. İnsan bir şehir olmayacaksa senin içinde

yaşadığın; artık yaşamamalı buralarda çekip gitmeli.

Bir gününde dört mevsim var bu şehrin. Her sokağında bir dünya var.

Bütün sefaletiyle bütün çirkinliği ile bütün .... bu şehir

baştanbaşa sevgi.

Bu şehir baştanbaşa sen.

 

Bu şehirde sevmeyen ya da seni tanımayan yaşadım demesin.

Ölüler susmasını bilmeli….

 

Umit Yasar OGUZCAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Umit Yasar OGUZCAN - Sahibini arayan mektuplar -8-

 

Bana çılgın diyorsun seni sevdiğim için. Yanılıyorsun sevmek çılgınlık değil. Sevmek insan tarafımızı bulmamızdır bence. Biraz da yaklaşmamızdır Tanrıya zaman zaman.

 

Dünyada sevmeyenlere sevemeyenlere acımalı. O ot gelip ot gidenlere acımalı. Sevebilen insan kendini keşfetmiş insandır. Talihli insandır. Çektiği bütün acılara rağmen; mutlu kıvançlı insandır o.

 

Aşktır yücelten bizi ve derinliğimiz aşktandır. Gerisi boş yalan. Aşksa sevmektir. Durmadan nefes alırcasına sevmektir. Sevmekle sevilmek ayrı şeyler…Sevilmeyi çoğaltmak ona bir başka şekil vermek daha da yoğunlaştırmak onu elimizde değil. Oysa ki sevgimizi dilediğimiz gibi yoğurabilir dilediğimiz şekli verebiliriz ona.. Derinlikse derinlik yükseklikse yükseklik genişlikse genişlik. Sevmekte gücümüz var irademiz var aklımız var. Biz varız sevmekte. Sevmek yaratmaktır bir bakıma. Sevilmekse yaratılmak.. Demek ki biz seninle birbirimizi yaratıyoruz durmadan. Sen beni yarattıkça güzelsin işte ve ben seni yarattıkça güçlüyüm daha bir insanım.

 

Beni sevmeseydin yine bir şey değişmeyecekti benim için. Sen biraz eksik kalacaktın biraz sen kaybedecektin. O kadar.. Şimdi insanların en güzeliyiz en iyisiyiz elbette. Seviyoruz seviliyoruz. Sevgimi anlamadığın ve ona saygı göstermediğin anda ölebilirim .Karşılık vermediğin anda değil.

 

Birbirimizi yeniden yaratmaya devam edelim.

 

Umit Yasar OGUZCAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Umit Yasar OGUZCAN - Sahibini arayan mektuplar -9-

 

Kimdi o ? Yanındaki kimdi? Ne konuşuyordunuz? İşte buna dayanamam. Kahrolurum.

 

Dün gece ne yaptın? Nereye gittin? Ah otursaydın beni düşünseydin ya? Eğlenebildin mi bari? Yatarken ne okudun? Sonra iyi uyuyabildin mi? Rüyanda neler gördün? Söylesene.. Anladım artık beni sevmiyorsun. Sevdiğini sanmakla yanılmışım. Zaten çirkin bir adamım ben sinirliyim. kıskancım. fazla hisliyim. Suçluyum. Kendimi sevgilerimin bencilliğinden kurtaramadım. Zayıf bencil bir adamım öyleyse. Sonra yalancıyım iki yüzlüyüm. Seninle konuşurken seninle yatmayı düşünüyorum. Sevgiyle elini tuttuğum zaman aslında kalçalarını tutuyorum. bilmiyorsun. Kendime göre hesaplarım var benim. Yanımda olman gurur veriyorsevinç veriyor bana. Fakat sana kimse bakmasın istiyorum kimse konuşmasın seninle. Hep benim ol. Günün her saatinde ve ölünceye kadar benim ol.

 

Beni seviyor musun? Evet mi? Öyleyse söyle. Kimdi o? Yanındaki kimdi? Nereye gidiyordunuz? Seven zalimdir biliyorsun aşk egoisttir. Sen zalim olma. Anlamıyorsun anlamıyorsun…. Biraz anla beni. Sana sitem etmeyeceğim artık. Bütün suç benim. Seni bu kadar sevmemeliydim. Şu köhne ve utanmaz dünyada ne bir kimse bu kadar sevilmeye değer ne de bir kimsenin bu kadar sevilmeye hakkı var. Kendimizi ne sanıyoruz? Biz kimiz? Sus cevap verme. Teselliye ihtiyacım yok.

 

Seni bu kadar sevmenin cezasını kendime ödeteceğim. Göreceksin…

 

:clover:

Share this post


Link to post
Share on other sites

Umit Yasar OGUZCAN - Sahibini arayan mektuplar -10-

 

Dün bir şiir daha yazdım senin için.

Önce tuttum karşıma oturttum seni

konuşturdum güldürdüm ağlattım.

 

Her halin hoşuma gidiyordu.

Kadındın ama önce insandın.

Güzeldin ama önce iyiydin.

Elbette seni yazacaktım senin için yazacaktım.

Bana ”çok yazıyorsun” diyorlar.

Bir insana ‘’sen çok yaşıyorsun öl artık!” denir mi?

 

Benim yaşamam ve şiirim birbirinden ayrı şeyler değil ki!

Yaşarken şairliğimi yaşıyorum ben.

Yürürken konuşurken sevişirken hep şairliğimin içindeyim o da benim içimde.

Birbirimizi tamamlıyoruz durmadan.

 

Sen hiç denize baktığın zaman bir orman gördün mü?

Dağların gökyüzüne en yakın olduğu yerde yeraltı nehirlerini düşündün mü hiç?

Öpüşürken sevişirken açların yoksulların yüreği çarptı mı sende?

Güldüğün zaman Afrika`da isimsiz bir zenciyi hatırlayıp onun büyük acısını duydun mu derinden?

 

Senin o güzel gözlerin bende yalnız seni görüyor.

Seviyorsan beni seviyorsun beni istiyorsun benden.

Oysaki ben sende bütün insanlığı güzelliği seviyorum.

Al gözlerimi de kendine bir benim gözlerimle bak.

Gör ne kadar erişilmez ne kadar yüce olduğunu.

Her maddenin bir atomu olduğu gibi bir şiiriyeti de vardır.

Bilgin atomu parçalayan sanatçı ise şiiriyeti bulan işleyen ve onu sanat haline getiren insandır.

Şiir bir köprüdür madde ile ruh arasında. Şiir güzelliğin en yoğun ifadesidir ve nefes alışıdır duygularımızın.

Atom gücü elektik gücü gibi bir de şiir gücü vardır dünyada.

Sanatçı bu gücü ellerinde tutan kimsedir işte. Onu şiir müzik

heykel ve resim haline getiren mutlu kişidir o..

 

Her zaman her yerde söylemişimdir. ”Hayatımdan şairliğimi çıkarırsanız geriye önemli bir şey kalmaz” diye. Yazmamı bana çok görmeyin….

 

Umit Yasar OGUZCAN

 

:clover:

 

Ah ben de bir yazabilsem. :lol::lol:

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest birce

.

.

Ah ben de bir yazabilsem. :lol: :lol:

 

 

Senin varlığın bir şiir

Senin ictenliğin bir gercek

Hiç solmasın icinde büyütügün çicek

Yaprakları yeşersin, ümit dolu

Atığın her adım da, mutluluk dolu :clover:

 

 

 

 

 

BİRAZ GELİR MİSİNİZ ?

 

 

 

 

 

Bir gün çağrıyı duyar, insan ölür çaresiz

 

Ölür kuşlar, ağaçlar, ölür sahil ve deniz

 

 

 

Silinir bütün renkler, dağılır koku, ışık

 

Yeni bir alem başlar karanlıklarda sessiz

 

 

 

Kemik çürür, kaybolur parıltısı gözlerin

 

Kımıldamaz orada ayağımız elimiz

 

 

 

Öyleyse neden bunca düşmanlıklar, savaşlar

 

Er geç çağrıyı duyup gidecek değil miyiz?

 

 

 

Er geç kulağımızın dibinde çınlayacak

 

Ölümün soğuk sesi 'Biraz gelir misiniz? '

 

 

 

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

ff4aced9f737359fffff870q.gif

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest birce

BU ŞEHİR

 

 

 

Bir sabah evden çıktım

 

Sokaklar ışıl ışıldı.

 

Dört yanım günlük güneşlik

 

Tertemiz bir hava ciğerlerimde

 

Nereye baksam mutluluk, umut, sevgi

 

Nereye gitsem bir uçarılık yüreğimde

 

Alışmadığım iyimser duygular

 

Gökyüzü inadına mavi

 

Yaşamak inadına güzel

 

Bu nasıl şehirdir böyle

 

Bütün sokaklar Utrillo'nun ellerinden çıkmış

 

Bütün evlerde Dufy'nin renkleri

 

Beyaz beyaz güvercinler damların üzerinde

 

Hava ılık mı serin mi belli değil

 

Kadife gibi

 

Gözleri namuslu namuslu parlar insanların

 

Gökyüzü inadına mavi

 

Yaşamak inadına güzel

 

Bu şehirde sen varsın...

 

 

 

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

ff4aced9f737359fffff870q.gif

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest birce

 

 

BEN SENİN EN ÇOK

 

 

 

Ben senin en çok sesini sevdim

 

Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi

 

Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren

 

Bana her zaman dost, her zaman sevgili

 

 

 

Ben senin en çok ellerini sevdim

 

Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak

 

Nice güzellikler gördüm yeryüzünde

 

En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

 

 

 

Ben senin en çok gözlerini sevdim

 

Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil

 

Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar

 

Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil

 

 

 

Ben senin en çok gülüşünü sevdim

 

Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran

 

Unutturur bana birden acıları, güçlükleri

 

Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

 

 

 

Ben senin en çok davranışlarını sevdim

 

Güçsüze merhametini, zalime direnişini

 

Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında

 

Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

 

 

 

Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim

 

Tüm çocuklara kanat geren anneliğini

 

Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada

 

Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini

 

 

 

Ben senin en çok bana yansımanı sevdim

 

Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni

 

Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim

 

Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...

 

 

 

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

ff4aced9f737359fffff870q.gif

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest birce

 

BİR GÜN KALDI BİZE YAŞANACAK

 

 

Dün kopan bir yapraktı,düşen bir kuru daldı

 

Bugünden güzel değil bulacağın yarında

 

Aç ellerini bir bak yanan avuçlarında

 

Dün gitmiş yarın yok bize bir bugün kaldı

 

 

 

Bir bugün kaldı bize birlikte yaşanacak

 

Bir bugün öyle güzel ve dopdolu özlemli

 

Dalından yeni kopmuş tomurcuk güller gibi

 

Bir bugün herşeyiyle taptaze ve sımsıcak

 

 

 

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

ff4aced9f737359fffff870.gif

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest birce

 

BEYAZ GÜL

 

 

 

seni arıyorum kalabalık caddelerde,

 

tanımadığım insanlar geçiyor, sen yoksun..

 

perişan hayallerimin başladığı yerde,

 

sana sesleniyorum, duyuyor musun?

 

 

 

beyaz güller açtı bahçelerde , sevdiğin..

 

ya o karanfil , baygın kokulu çiçek.

 

gel yalnızlık bahçeme beyazlar giyin,

 

anladım ki bu ömür sensiz geçmeyecek.

 

 

 

odamı süsleyen ellerini uzat,

 

hazzından dile gelsin bastığın halı..

 

açılsın sevincinden perdeler kat kat..

 

ışık ve ateş senin için yanmalı..

 

 

 

sonra çevir düğmesini, radyonun

 

sevdiğin musiki dolsun odama,

 

dinle şarkısını büyük koronun,

 

beni düşün! beni düşün ağlama..

 

 

 

içimden bir ses diyor ki sabret..

 

sonu gelecek bu yalnızlığın,

 

bütün aynalar gülecek elbet,

 

açılacak kapılar ansızın..

 

 

 

yalnız sen varsın beyaz gülüm,

 

evde bahçede ve sokakta,

 

bir eylül akşamı gördüğüm ,

 

o beyaz hayalsin uzakta..

 

 

 

yakınsın yalnızlık kadar,

 

uzaksın yakınmış gibi,

 

sensiz yaşadığım yıllar

 

bu kadar güzel değildi.

 

 

 

yeter.. gel artık yeter..

 

karanfiller açtı gel

 

kış bahçesinde , güller

 

beyaz güller açtı gel !

 

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

ff4aced9f737359fffff870.gif

Share this post


Link to post
Share on other sites

Senin varlığın bir şiir

Senin ictenliğin bir gercek

Hiç solmasın icinde büyütügün çicek

Yaprakları yeşersin, ümit dolu

Atığın her adım da, mutluluk dolu :clover:

 

 

 

 

 

Sevgili Birce,

Çok teşekkürler, bunu senmi yazdın :):clover:

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest birce

evet dün buraya yazmaya başladığim da, nedeni beli..

pek kimsecikler yoktu..yani demek istediğim, bir ihtimal gelip te burada şiir yazacak..

ama sayfamı güncelediğim an... seni görüverdim ve yazmış olduğunu

 

bu benim icin gercekten büyük bir süpriz olmuşdu, anlatamam o anı.. :)

yazmış olduğun cümleni de görünce.. icimden ne geldi ise, yazıverdim...

ve aynen şimdi ki gibi.....yine güzel bir süpriz oldu.....:hug:

 

 

 

 

 

 

BİLİR MİSİN

 

 

 

Tam sınırdan kaçarken vurulmak nedir bilir misin?

 

Nöbetçiler ha gördü, ha görecek

 

Parmaklarının ucu dikenli tellere değdi değecek...

 

Ama... Bir adım daha atamazsın.

 

Uzanıp tutamazsın;

 

Göz pınarlarında donup kalır hayallerin

 

Planların, kaçışın, kurtuluşun

 

Ve deler sevgi dolu yüreğini

 

Sevgi bilmeyen bir kurşun.

 

Bir okyanus da boğulmak nedir bilir misin?

 

Batan bir gemiye el sallayamamak,

 

Oturup ağlayamamak,

 

Birkaç kulaç ötedeki

 

Bir tahta parçasını tutamamak,

 

Nedir bilir misin?

 

Sevmek nedir bilir misin?

 

Bir şeyler tutuşur yüreğinde kıpır kıpır

 

Bütün benliğini sarar, ısıtır.

 

Her gülüşte yeniden doğarsın

 

Ve bin kere ölürsün her iç çekişte

 

Nasıl anlatsam bilmem ki.

 

Yani 'sevmek' işte.

 

Duymak nedir bilir misin?

 

Duymak, ama anlatamamak

 

Çemberini kıramamak kelimelerin.

 

Tam dilinin ucuna gelmişken söyleyememek

 

'Seviyorum' diyememek

 

Yani ölümü yaşamak nedir bilir misin?

 

 

 

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

ff4aced9f737359fffff870.gif

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest birce

Sevgiyle kuçaklıyorum .:clover::P

 

:)

 

DAĞ RÜZGARI

 

 

 

Kaderde senden ayrı düşmek te varmış

 

Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim..

 

Seni tanımadan

 

Hele seni böyle deli divane sevmeden

 

Yalnızlık güzeldir diyordum

 

Al başını, kaç bu şehirden

 

Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara

 

Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git

 

Git gidebildiğin yere git diyordum

 

Oysa ki, senden kaçılmazmış

 

Yokluğuna bir gün bile dayanılmazmış.

 

Bilmiyordum.

 

 

 

Yine de dayanmağa çalışıyorum işte

 

Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen

 

Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye

 

Rüzgar güzel bir koku getirmişse

 

Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum

 

Yaşamak seninle bir başka zamanı

 

Bir başka zamanda seni yaşamak

 

Her şeyden önce sen

 

Elbette sen

 

Mutlaka sen

 

İster uzaklarda ol

 

İster yanı başımda dur

 

Sen ol yeter ki bu zaman içinde

 

Ben olmasam da olur

 

Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır

 

Bitmiyorsun

 

Çaresizliğim gün gibi aşikar

 

Su olup çeşmelerden akan güzelliğin

 

İnceliğin ışık yüzüme vuran

 

Sen güneş kadar sıcak

 

Tabiat kadar gerçek

 

Sen bahçelerde çiçekler açtıran

 

Sudan, havadan, güneşten yüce varlık

 

Sen, o tek sevgi içimde

 

Sen görebildiğim tek aydınlık

 

 

 

Bir nefeste benim için al

 

Havasızlıktan öldürme beni

 

Bulutlara, yıldızlara benim için de bak

 

Susadım diyorsam

 

Bir yudum su içmelisin

 

Ben yorulduysam sen uyumalısın

 

Ellerim sevilmek istiyor

 

Saçlarım okşanmak istiyor

 

Dudaklarım öpülmek istiyor

 

Anlamalısın.

 

 

 

Ağaçların yeşili kalmadı

 

Gökyüzünün mavisi yok

 

Bu dağlar o dağlar değil

 

Rüzgarında kekik kokusu yok

 

Kim bu çaresiz adam

 

Bu kan çanağı gözler kimin

 

Kaç gecedir uykusu yok

 

Gündüzü yok

 

Gecesi yok

 

Yok

 

Yok

 

Anladım

 

Sensiz yaşanmaz bu dünyada

 

İmkanı yok.

 

 

 

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

ff4aced9f737359fffff870.gif

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest birce

 

AYNA

 

 

 

Bana benzeyen bir gözlerim kaldı

 

Bir de kederli bakışlarım

 

Düşüncemin olmadığı

 

Aynalarda ben varım

 

 

 

Yalan değil değiştiğim, yalan değil

 

Şimdi her şarkı beni ağlatır

 

Deli eden insanı zaman değil

 

Zamanı unutmamak kahırdır

 

 

 

Zamandı avuçlarımdan uçup giden

 

Hayallerimin olmadığı yerde

 

Zamandı düşünceme hükmeden

 

 

 

İlk sevdiğim şimdi kimbilir nerde?

 

Önce hatıralarımı götürdü ölüm

 

Zaman aynasında ölümü gördüm

 

 

 

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

ff4aced9f737359fffff870.gif

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.