Gönderi tarihi: 15 Haziran , 2008 18 yıl ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’a bağlı ‘araştırma-geliştirme’ kuruluşu Rand Corporation, ‘Türkiye’de siyasal İslam’ın yükselişi’ başlıklı 135 sayfalık bir rapor yayımladı. Türkiye’nin Kemalist devrimden AKP’nin iktidara gelişine dek siyasal İslam’la deneyimini ve AKP’nin dış politikasını inceleyen raporun en çarpıcı kısmı, Türkiye’nin 10 yıl içinde yaşaması muhtemel dört ‘alternatif gelecek’ senaryosu. Yaklaşık 60 yıldır pek çok komplo teorisinin öznesi olmuş Rand Corporation’ın Türkiye’ye biçtiği gelecek senaryoları şöyle: Senaryo 1: AKP ılımlı, AB yönelimli bir yol izler, iktidardaki gücünü somutlaştırır. Dindarlığın kamusal alanda ifade edilmesi üzerindeki kısıtlamalarda bir miktar erozyon yaşanır fakat İslami yasaları getirmeye yönelik çaba göstermez. Senaryo 2: ‘Sinsice İslamileştirme’ yaşanır, yeniden seçilmiş bir AKP hükümeti daha saldırgan bir İslami gündem izler. Senaryo 3: Anayasa Mahkemesi AKP’yi kapatır, fakat kriz derinleşir. AKP muhtemelen başka bir isimle yeniden ortaya çıkarken, AB’yle ilişkilerdeki gerginlik artar. Senaryo 4: Sosyal gerilimler öyle artar ki, ordu ya ‘yumuşak darbe’ yapar, ya da, düşük ihtimal de olsa doğrudan müdahale eder Ne dersiniz... Bu senaryoya hazırmıyız... _____________________________________________________ http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=883374&Date=15.06.2008&CategoryID=104
Gönderi tarihi: 15 Haziran , 2008 18 yıl Kendilerinin(ABD) Türkiye üzerindeki senaryoları nelermiş onları da yayınlasınlar görelim...Duruma bakar mısınız dünyanın en güçlü devleti olmak bu olsa gerek.İşi gücü bırakmış adamlar başka ülkelerle ilgili gelecek senaryosu yazıyorlar araştırma yapıyorlar sonra da bak sizinle ilgili bunları düşünüyoruz buyrun tartışın diyorlar.Bu araştırmanın raporun kendilerine faydası ne kendilerine faydası yoksa üzerlerine niçin vazife oluyor bizim geleceğimizle ilgili yaşayacaklarımız?Biz neler yaşayacağımızı bu adamlardan mı öğreneceğiz?Garip bir durum valla! MUHABBETLE...
Gönderi tarihi: 17 Haziran , 2008 18 yıl Ben bu ülkede yükselen ABD karşıtlığına bir anlam veremiyorum. Sağcısı solcusu hep ABD düşmanı. ABD Türkiye için dünyada en son tehdittir. Sadece bu değil, ayrıca menfaatlerinin en fazla koşut olduğu ülkedir. AB ile ne kadar koşut gitsek, eninde sonunda bir rekabet bir şekilde mutlaka gündeme gelir. Fakat ABD ile Türkiye'nin menfaatlerinin çatışması için bir neden yoktur, gelecekte de olabilecek gibi görünmüyor. Hangi konu olursa olsun, Türkiye ABD ile birlikte hareket ederse kazançlı çıkar. Ancak çok fazla güç farkı olan bir ortaklıkta daima dikkatli olmak gerektiği açıktır. Öyle her konuda körü körüne ABD ile birlikte hareket edemeyiz elbette. Kullanılma riski her zaman yüksek olacaktır. Bu antiparantezi önemle koyuyorum ki yanlış anlaşılmasın. Bence bu yükselen bir trend, bir moda. Aydını halkı ağız birliği etmiş ABD karşıtı söz söylemek peşinen kabul göreceği kesin bir söylem, vur abalıya gitsin! Hazır böyle halkla aydının karşı karşıya gelmediği, çatışmadığı bir konu bulmuşken gönül rahatlığıyla ABD'ye ağzına geleni söyle... Kimse kınamaz, ayıplamaz, karşı çıkmaz, eleştirmez. Üstelik sağcısıyla solcusunun aynı ağzı kullanabildiği tek konu! Vur gitsin abalıya, bir şeycik olmaz, abası haddinden fazla kalın...
Gönderi tarihi: 18 Haziran , 2008 18 yıl Ben bu ülkede yükselen ABD karşıtlığına bir anlam veremiyorum. Sağcısı solcusu hep ABD düşmanı. ABD Türkiye için dünyada en son tehdittir. Sadece bu değil, ayrıca menfaatlerinin en fazla koşut olduğu ülkedir. AB ile ne kadar koşut gitsek, eninde sonunda bir rekabet bir şekilde mutlaka gündeme gelir. Fakat ABD ile Türkiye'nin menfaatlerinin çatışması için bir neden yoktur, gelecekte de olabilecek gibi görünmüyor. Hangi konu olursa olsun, Türkiye ABD ile birlikte hareket ederse kazançlı çıkar. Ancak çok fazla güç farkı olan bir ortaklıkta daima dikkatli olmak gerektiği açıktır. Öyle her konuda körü körüne ABD ile birlikte hareket edemeyiz elbette. Kullanılma riski her zaman yüksek olacaktır. Bu antiparantezi önemle koyuyorum ki yanlış anlaşılmasın. Bence bu yükselen bir trend, bir moda. Aydını halkı ağız birliği etmiş ABD karşıtı söz söylemek peşinen kabul göreceği kesin bir söylem, vur abalıya gitsin! Hazır böyle halkla aydının karşı karşıya gelmediği, çatışmadığı bir konu bulmuşken gönül rahatlığıyla ABD'ye ağzına geleni söyle... Kimse kınamaz, ayıplamaz, karşı çıkmaz, eleştirmez. Üstelik sağcısıyla solcusunun aynı ağzı kullanabildiği tek konu! Vur gitsin abalıya, bir şeycik olmaz, abası haddinden fazla kalın... Çok haklı bir yaklaşım.Bu da aslında,ülkemizde hangi oyunlar dönüyor ve kimler aslında etkin bir biçimde ABD olayına karşı bu ülkeyi dolduruyor noktasında düşünülesi kavramlar.Yani ,ABD ile hareket etmemizi kimler istemez de aslında,nasıl etkin üzerimizde çalışıyorlar birlikte hareket etmeyelim diye,bunları düşünmek lazım.
Gönderi tarihi: 18 Haziran , 2008 18 yıl Rand'ın öngörüleri gerçekten de fazlaca ciddiye alınması gereken öngörülerdir.Ben Rand'da çalışmış olan yazarların yaklaşık 20 sene önce yazdıkları kitapları okuduğumda bugün hakkında son derece gerçekçi ve isabetli yaklaşımları olduğunu görüyorum.Peki bu ABD'nin dünya üzerindeki jeopolitik planlarının tıkır tıkır işlediğini mi göstermektedir?Pek tam tıkırında olmasa da bayağı bir işliyor. Bizim temel sorunlarımızdan biri ise toplum olarak politika hakkında çok şey konuşup aslında hiçbir şeyin çözümünü ortaya koyamamamız.Bir kere biz NATO'ya üyeyiz.Bu durumda bize karşı içlerinde tarihten gelen derin bir hesaplaşma bulunan bir kısım Avrupa ülkesiyle aynı saftayız.Bu ülkeler arasıra eleştiriyor görünseler de arkalarını kime yaslamışlardır?Tabi ki ABD'ye.NATO=ABD'nin politik ve askeri gücü.Varşova Paktı çoktan yıkılmış olsa da Batı için tehlike hiçbir zaman sona ermez.Peki bizim yerimiz nedir bu Doğu'yu az çok hor gören medeniyetlerin arasında?Yine askeri gücümüz değil mi?Onlar bizi öyle görse de,Gazi'nin ileri görüşlülüğü çerçevesinde bizim onlara kuru kuruya itimat etme ya da kuru kuruya bir mutlak karşı çıkış içinde olmak gibi bir lüksümüz olduğuna inanmıyorum.Gelişmekte olan bir ülkeysek eğer,menfaatleri çok zekice değerlendirmek zorundayız.Ve son derece uyanık olmak zorunda. Cumhuriyet tarihimiz yadsınamayacak bir biçimde ABD'nin en sadık müttefikliklerinden birini yapmakla geçmiştir.Hem din açısından,hem kökenimizin Rusya ve doğrulmaya çalışan Çin ile husumet ilişkileriyle bir oranda belirlenmiş olması ABD için gerçekten büyük bir şans ve fırsattı ve halen de öyledir.Tarihimizde Yahudiler ile de ciddi sorunlar yaşamamış olmamız da bunun bonusu olabilir.Yani,ben aslında ABD karşıtlığı meselesinin Rusya'ya,Çin'e veya İran'a yakınlaşmak gibi bir duruma sebebiyet verecek şekilde bir devlet politikası haline gelecek güçte olduğuna inanmıyorum.Ordu ABD'nin Ortadoğu ile ilgili planlarının simgeleştiği haritalardan,yeşil sermayenin ve büyük sermayeleri oldukça muğlak bir şekilde edinmiş cemaat ve tarikatların başlarının illa ABD'lerde ve Almanya'larda yaşıyor olduğundan elbette ki haberdar ve her zaman düşünceli,B,C ve D planlarına sahip olmalıdır ve öyledir de.Lakin yakın tarihimizde ordunun açıkça ABD'ye diş geçirdiği bir olaya da rastlanılmamıştır.Yani derin ilişkiler hep derin kalacaktır.Türkiye'nin neden ciddi ve uygulamaya niyetli olduğu bir Orta Asya veya Balkan politikası yoktur?Türkiye ne şekilde belirlenen olmaktan çıkıp belirleyen ülkelerden biri olabilir?Orta Asya Türkleri sadece Sovyetler varken mi bir önem teşkil ediyordu?En son hangi devlet adamı Orta Asya ile ilgili ciddi açılımlarda bulundu? Bir diğer ilginçlik de ülkemizin şeriatçıları ABD'ye pek bir aşıkken,bir şeriat ülkesi olan İran ABD'nin en büyük düşmanlarından biridir.İster istemez akla 'ABD sünnileri ayartıyor mu?' sorusu gelebilir.Ama Irak'a baktığımızda da şiilerin yönetimde önemli bir güç edindiğini görüyoruz.Yani ABD hem şiileri hem sünnileri kendi istediği gibi ılımlılaştırmaktan çekinmez.Hem Türkiye hem de bugünkü Irak açık şekilde İran'ın panzehiridir,ABD kesinlikle bu ülkeleri kaybetmeme politikasını uygulayacaktır,buna zorunludur. Peki bizim ne zaman güçlü ve basiretli devlet adamlarımız olur?Ülkeyi kuranların mirasları sadece yenmek için midir?Bizim başbakanlarımız ne zaman koltuğun kenarına oturan ABD başkanlarının önünde sözlü oluyormuş gibi esas duruşta beklemekten,deliğe süpürülmemek için yalvarıp yakarmaktan başka şeyler yapıp,basiretlilik gösterir?ABD bu şekilde yönetilen herhangi bir ülkeyi kullanmak ister ve kullanır da.Acaba bu yüzden ABD'ye kızılabilir mi? Üniversiteye gelene kadar (ki ne yazık ki birçok genç bu fırsatı elde edemiyor hala) en azından liselerde sadece savaşları ezberletmekten başka birşeye yaramayan güvenilmez tarih kitaplarının dışında neden politika dersleri olmaz,yakın tarih neden yurttaşların kendi meraklarına bırakılır,anlaşılır gibi değil...
Gönderi tarihi: 19 Haziran , 2008 18 yıl Dünyada çok eskiden beri görülen bir rüya vardır. Her ne kadar siyonizme hizmet eder olarak gösterilse de masonluk bu rüyanın somutlaşmış şeklidir. O rüya da şudur: İslam-Hristiyanlık-Yahudilik dinlerini uzlaştırmak. Bunu da dünyada yapabilecek üç ülke vardır: ABD İsrail ve Türkiye. Bir çok Osmanlı paşası vardır ki hilalin önüne beş kollu yıldız yerine altı kollu yıldız koymayı ve bunu haç deseni üzerine yerleştirmeyi düşlemişlerdir. Fakat konjonktür hiç uygun olmadığı için bunlar unutuldu, silindi gitti. Bir de masonlar öyle diğer ideolojiler gibi açıktan değil, sessiz ve derinden çalışmayı yeğler, koşulları zorlamazlar. Devrim masonluğun gündeminde yoktur. Süreçlere inanırlar. Dinleri de inanç sistemi değil, insanlık kültür birikimi olarak görürler, tanrıya hizmet etmeyi filan düşünmezler. Ben böyle bir ideale sahip olduğumu söyleyemem ve böyle bir amaç için çaba da göstermiyorum. Ama eğer küreselleşme diye bir şey gerçekleşecekse, bu yolla gerçekleşebilir. Yani sınırların öneminin kalmadığı, tek bir ülke gibi olan bir dünya. Sınırlar yine var olacaktır, yerellikler yine korunacaktır. Ama küresel bir işbirliğine gidilecektir. Ulusalcılığın yokolması anlamına gelmez bu. Nasıl aynı şehirde yaşadıklarınızla, aynı bölgede yaşadıklarınızla doğal bir bağınız varsa, aynı ülkede yaşayanların da doğal bir bağı olacaktır. Yani şöyle söyleyeyim: Böyle bir ideal beni heyecanlandırmıyor, buna çalışmak için tutkulu bir heves uyandırmıyor. Böyle bir şey olabilirse görürüz. Demem o ki ABD nin küreselleşme politikası sonuç verecekse eğer, Türkiye bu politikada çok önemli bir aktör olabilir. Ama bunu etkin şekilde yapması, devlerin örneğin olası Çin-Rus-Hint dayanışması ile ABD arasında gerçekleşecek bir rekabette arada kaynamaması için çok daha güçlü olması gerek. Masonluk hilal, haç, altılıyıldız sembollerini hiç bir zaman kutsamaz, din bağlamı masonlar için son derece semboliktir. Hatta bir bağlam bile değildir. Sanmayın ki masonlarla bir bağlantım ve görüşmüşlüğüm var. Hayır hiç yoktur. Bir empoze altında kalmak ve birinden bir fikir empozesi almak en hoşlanmadığım şeydir. Ayrıca masonluk parasal bir çarktır. Büyük bir sermayem olsa herhalde ister istemez masonlarla bir irtibatım olurdu. Maaşa talim eden bir garibanı neylesin masonlar! Ancak dünyayı ve çevremi gözlemliyorum, dönen işlerin farkındayım. Sermaye küreselleşecek ve sınırlar önemini kaybedecektir. Yalnız artan dünya nüfusu illa ki bir soruna yol açacak. Bu kesin gibi gözüküyor. Terör örgütleri ve mafya oluşumları savaşlardan çok daha büyük uluslararası sorunlara yol açacaklar. ABD ordusu terör ve mafyaya karşı uzman birimleri hızla yetiştiriyor ve bu alana büyük kaynaklar ayırıyor, haberiniz ola... Bunlar içinde teröre karşı devlet terörü, mafyayı birbirine kırdırmak da vardır. ABD sanılandan çok daha büyük bir savaş makinasıdır. Konvansiyonel alanda da, nükleerde de, taktiksel savaşta da çok büyük yatırımlar yapmaktadır. Bilimkurgu olarak görülen yıldız savaşları projelerinde çok önemli çalışmaları vardır. Bunlar öyle alaya alınacak ışın tabancaları, insan ışınlama gibi hayali şeyler değildir. Oturduğu yerden savunma ve saldırı araçlarıdır. Dünyayı avucundan kaçırmaya hiç ama hiç niyeti yoktur. Bunu böyle bilmekte fayda var. Son söyleyeceğim: Zorunlu kalırsa bir kez daha nükleer, hem de bu kez hidrojen kullanmaktan çekinmeyecektir. Bir hidrojen bombasının ne korkunç bir şey olduğu anlatılamaz. Tüm bu sözlerle ABD korkusu mu aşılıyorum, hayır... Pısalım, ABD nin koltuğu altına mı sığınalım, asla! Ama Türkiye bu bulunduğu coğrafyada şimdi olduğundan kat kat daha güçlü olmak ZORUNDADIR! Bunu isteyen ABD, istemeyen AB dir. Güçlü bir Türkiye AB'nin önünü tıkar, ama aynı güçlü bir Türkiye ABD için iyi bir müttefiktir. Orta Doğu üssü İsrail ise, Orta Asya üssü de Türkiye olabilir. Hatta Türkiye İsrail'den daha önemli bir müttefik haline gelebilir. Çünkü Orta Asya gelecekte Orta Doğu'dan çok daha önemli bir merkez olacak. Hint Okyanusu dünyanın en stratejik denizi olabilir. Son olarak, Japonya-Kore ikilisi ABD'nin Pasifik üssüdür. Japonlar kim ne derse desin ABD müttefiki olacaklardır. Yine de bir kararsızlık geçirebilirler. Çin-Rusya-Hindistan... Bunlar hiç bir zaman ABD müttefiki olmayacaklardır. Fakat Rusya her zaman belirsizdir. Bakarsınız hop diye ABD ile stratejik ortaklığa gidebilir. Geleceğin parlayan yıldızı hangisi olacak peki? Avustralya-Yeni Zelanda ikilisi... Efsanevi 57. Piyade Alayımızın sancağını müzesinde tutan bu ülkeye fena halde takmış durumdayım, bu sancağı almak için param olsa kişisel bir ordu kurar, o müzeyi basar, o sancağı ordan kaçırırdım. O sancağı ellerimin arasında tutabilmek ve öpebilmek için ölmeyi göze alırdım. Bu, hayatımın amacı olabilirdi! Avrupa geleneksel olarak ne Türkleri, ne Yahudileri sever. "Üzerinde güneş batmayan imparatorluk olan İngiltere, dünya egemenliğini ABD ye bırakmış olduğu için de su yüzüne fazla çıkmayan bir AB-ABD rekabeti kesinlikle vardır. Bunda şaşacak hiç bir şey olmamalı, dünya bir rekabetler dünyasıdır. Karınca ile karınca bile rekabet halindedir...
Gönderi tarihi: 20 Haziran , 2008 18 yıl Yazar ÖNKİBAR'DAN DARBE TAHMİNİ: VALLAHİ DE BİLLAHİ DE OLUR! Pentagon'un raporu, Mesut Yılmaz'ın AP'deki konuşması derken darbe olur mu olmaz mı tartışması tekrar gündeme düştü. Peki AB eşiğindeki bir ülkede darbe olur mu? Önkibar "evet" diyor ve bir de yemin ediyor. İşte Sebahattin Önkibar'ın Yeniçağ'daki yazısının o bölümü... Pentagon’un Türkiye raporu özetini bu sütunda üç gün önce dikkatinize sunmuştuk. Pentagon’a göre Türkiye’de şeriat da, darbe de olasılıklardan ikisiymiş. Pentagon sallıyor demeyin, dünyanın en büyük silahlı gücü afaki bir rapor yazmaz. Gelelim Mesut Yılmaz’ın Avrupa Parlamentosu’nda söylediklerine? Mesut Yılmaz’ı sevmeyebilirsiniz, ama hakkını teslim edelim, Yılmaz Türkiye’yi yakından tanıyan çok iyi yetişmiş bir siyaset adamıdır. Bakın Mesut bey iki gün önce neler söylemiş Avrupa’da: “Ben Türkiye’de ordu ile polemiğe en çok giren siyasetcilerden biriyim. Ama şunu söyleyebilirim, Türkiye’de generallerin ülkeyi yönetmek gibi bir arzusu yok. Ancak Türkiye’de bölücülük ve irtica tehlikesi devam ettiği sürece askerin kışlaya dönmesi beklenemez.” Bırakın diğerlerini son birkaç gün içinde ortaya konan bu iki hükmün toplamı bile bir realiteyi ortaya koyuyor. O da Türkiye’de darbe ihtimalinin hâlâ mevcut olduğudur. Doğru olur yanlış olur o ayrı şey, bu bir tespittir. Gelelim böyle bir darbe için gerekçelerin olup olmadığına? Türkiye’de darbe sosyal kaos, devlete kalkışma, irticanın kurumsallaşması ve bölücülüğün palazlanması gerekçeleriyle gündeme gelebilir. Peki bugün ülkede sosyal bir kaos var mı? Var... Aynı apartmanda oturan türbanlı ve türbansızlar bile birbirini gırtlaklayacak bir cepheleşmeye itildi. Dahası, ekonomik çöküntü ve gelir dağılımındaki uçurum toplumu infial sınırına taşıdı. Peki devlete kalkışma ve bölücülük var mı? PKK örneğinden hareketle böyle bir şeyin varlığını kimse inkâr edemez. Vahim olan PKK kalkışmasının AKP toleransı ile beraber siyasi bir projeye dönüşmesidir. Peki ya irticanın kurumsallaşması var mı? Yüzde 100 var. Öyle ki Merkez Bankası atamalarında bile türbanlı eş sahibi olmak kriter haline getirilmiştir. Devletteki kadrolaşmalar inkâr edilemeyecek düzeydedir. Ülkenin en önemli makamları dünün siyasal İslamcıları tarafından işgal edilmiştir. Bugün artık Türkiye’de kurumsal irticanın medyası ve hatta burjuvazisi var. Dahası, devletin içine sızmış çeteleri bile mevcuttur. En vahimi siyasal İslam belli hayat tarzlarını dayatır haldedir. Bu satırların yazarı inanan ve inandıklarını da yaşamaya çalışan gerçekten samimi bir Müslüman’dır ama hakikat budur. Çok çok özet olarak sunduğumuz bütün bunları toplayın ve hükmünüzü verin! Sakın sakın ha, bu satırlar darbe özlemi diye çarpıtılmasın. Bu satırların yazarına göre en kötü sivil idare bile en iyi askeri yönetimden evladır, ama tespit ya da hüküm budur. Diyecekler ki darbeler artık geride kaldı. AB eşiğindeki bir ülkede darbe olur mu? Vallahi de olur, billahi de olur. Aslında olabileceğini onlar da biliyor da akıllarınca gündemden çıkarmak istiyorlar. AB’yi arzulamaları da emin olun sadece bunun için, yani TSK’yı etkisizleştirmek içindir. Askere karşı Şemdinli hikâyesiyle başlatılıp art arda konan yıpratıcı kampanyaların tek amacı da budur. İrticacıların deccalı (!) laik TSK’dır. Ama bütün bunlara rağmen bu ülkede iş şirazeden çıkarsa darbe olur ve olacaktır... Öyle, çünkü bu devleti kuran iradenin onu yaşatmak gibi ulvi bir görevi ve sorumluluğu vardır. Bu görevi ona veren de bu toprakları vatan yapan değerlerle tarihtir. Peki bugün öyle bir ihtimal var mı sorusunun cevabıysa şudur: Bugün silahsız kuvvetlerin, yani hukukun müdahalesi var. Eğer onlar sonuç alamazsa -ki alacaklardır- o zaman o ihtimal ağırlık kazanacaktır. Bazı türedilerin ‘ama milli irade ne olacak ‘dediğini duyar gibiyim: Milli irade okyanus ötelerinde dikilen deli gömleğinin Türkiye’ye giydirilmesi değildir. Milli irade inanç, yani din gibi kutsalların siyasi argüman yapılıp toplumu hipnotize etmek değildir... Milli irade kömür ve erzak dağıtarak insanların aklını almak ve fiili bir dikta rejimi kurup muhaliflerin sesini kısmak değildir. Milli irade Türkiye’nin bekasıdır.
Gönderi tarihi: 20 Haziran , 2008 18 yıl Türkiye'de''Olmaz''olmaz!Türkiye'de irticanın ve darbenin tartışılmadığı zaman olmaz olmadı bundan sonra da olmayacak gibi olursa da yine olmaz oldurulur bir şekilde bu şekilde de bu ülke ne olur ne olmaz bilinir de bilinmez...
Katılın Görüşlerinizi Paylaşın
Şu anda misafir olarak gönderiyorsunuz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için ŞİMDİ OTURUM AÇIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.