Gönderi tarihi: 5 saat önce5 saat Admin Küresel Düzenin Çöküşü: Amerika Liderliği Kaybederken, Müttefikler Kendi Yolunu ÇiziyorGeçtiğimiz hafta Fransa’da yıllık konuşmasını yapan Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, birkaç yıl öncesine kadar hayal bile edilemeyecek devrim niteliğinde bir öneri ortaya attı: Kanada’yı Avrupa Birliği’nin ilk "ortak üyesi" yapmak.Henüz ortada yasal bir çerçeve bulunmasa da bu plan; Kanadalıların Avrupa’da vizesiz yaşamasına, eğitim görmesine ve çalışmasına olanak tanımayı, Kanada şirketlerinin Avrupa Yatırım Bankası'na erişimini ve iki taraf arasında stratejik savunma ortaklıkları kurulmasını kapsıyor. Ayrıntılar şimdilik ikinci planda kalsa da, bu hamle küresel siyasette devasa bir kırılmanın habercisi. Amerikalıların —Kongre’de Trump’ın gidişiyle işlerin normale döneceğini uman Cumhuriyetçiler de dahil olmak üzere— artık gerçeği görmesi gerekiyor: ABD, küresel güvenliğin güvenilir bir garantörüyken hızla bir tehdit unsuruna dönüştü ve verilen zararlar çoktan kalıcı hale geldi.1. ABD'nin Güvenilmezleşmesi ve NATO Kriziİkinci döneminde Donald Trump, müttefiklerin savunma harcamalarını artırmaması durumunda ABD’yi NATO’dan çekmekle tehdit ederek ittifakı tehlikeye attı. İç politikayı dizayn etmek için gümrük vergilerini bir baskı aracı olarak kullanan Trump; Kanada’yı "51. eyalet" yapma hayallerini ve Grönland’ı ele geçirme hevesini açıkça dile getirdi. Üstelik tüm bunlar, İran ile patlak veren savaştan önce yaşandı.Birleşmiş Milletler'in New York'taki yıllık toplantılarında da açıkça görüldüğü üzere, dünya artık Amerika’nın Trump öncesi sakin günlerine dönmesini beklemiyor. ABD’nin artık özgür dünyaya liderlik etmediği, aksine küresel bir tehlike olarak görüldüğü yeni bir çok kutuplu düzen kuruluyor. Son 80 yıldır uluslararası siyasetin ve ekonominin merkezinde yer alan ABD, bu ayrımcı ve şantajcı politikaları sayesinde bu rolü hızla kaybediyor.2. Savunma Sektöründe Yeniden Silahlanma ve YalnızlaşmaKanada'nın AB ile yapmayı planladığı anlaşma, ABD liderliğinin geride kaldığı yeni dünyanın en somut kanıtı. Bu değişimin en net yaşandığı alan ise savunma sanayii:Avrupa'nın Hamlesi: Çin'in yükselişi, Rusya'nın saldırganlığı ve Amerika'nın taahhütlerini yerine getiremeyeceği endişesi karşısında Avrupa, hızla yeniden silahlanma yarışına girdi.Kanada'nın Yön Değiştirmesi: Yakın zamana kadar silah ticaretini "kirli bir iş" gören Ottawa yönetimi, Polonya’daki Avrupa savunma fuarlarında boy göstererek küresel pazara açıldı.Asya-Pasifik Ortaklıkları: Kanada Başbakanı Carney; Trump’ın savunma taahhütlerini azaltma tehdidinde bulunduğu Güney Kore, Avustralya ve Japonya ile ilişkileri güçlendiriyor. Özellikle bu ülkeler, Trump’ın Kuzey Kore diktatörü Kim Jong-un’a duyduğu yakınlıktan son derece rahatsız.Amerikan Silah Stoklarındaki Eritme: Trump’ın İran ile başlattığı savaş, Amerikan silah stoklarında endişe verici azalmalara yol açtı. Müttefikler artık ABD’nin vaat ettiği teslimatları zamanında yapabileceğinden şüphe duyuyor.3. Ticaret Savaşları ve Alternatif Çekim MerkezleriNisan 2025'teki sözde "özgürleşme günü"nden bu yana ABD, ithalata karşı sürekli değişen cezalandırıcı bir gümrük vergisi rejimi uyguluyor. Trump, Kanada'ya karşı başlattığı ticaret savaşında Ağustos ayında 20 milyar dolar değerindeki Kanada ihracatına yüzde 50 vergi getirerek Ottawa'yı köşeye sıkıştırmaya ve kendi şartlarını dayatmaya çalıştı.Ancak Kanada Başbakanı Carney, boyun eğmek yerine vergiyi göğüsleyip yeni ortaklar bulma stratejisini seçti:Kendi gümrük vergilerini yürürlüğe koydu.AB ile kapsamlı ortaklık görüşmelerinin temellerini attı.Kanada'nın ihracatını son otuz yılın en yüksek seviyesine çıkardığı Çin ile yeni bir ticaret anlaşması imzaladı.ABD ile coğrafi zorunluluktan ötürü ticaret koparılmasa da, amaç tamamen ekonomik dayanıklılık ve bağımsızlık kazanmak oldu.Bu durum sadece Kanada ile sınırlı kalmadı. Asya-Pasifik'teki Çin baskısı ve ABD'nin askerlerini bölgeden çekmesi nedeniyle Avustralya da AB ile yakınlaşma arayışına girdi. Basra Körfezi ülkeleri, İran füzelerine karşı Amerikan üslerinin yetersiz kalması üzerine yeni bölgesel güvenlik arayışlarına yöneldi. BRICS ülkeleri dolardan uzaklaşmayı tartışırken; Güney Amerika ticaret bloğu Mercosur, Trump’ın Amerika kıtasını bir ABD arka bahçesi olarak gören vizyonuna meydan okuyarak Avrupa ve Asya ile yeni ticari köprüler kuruyor.4. Yumuşak Gücün Çöküşü ve USAID KriziTrump’ın dış politikası, her şeyi karşılıklı çıkar hesabına dayalı kaba bir alışverişe dönüştürmüş durumda. Ona göre bu politika Amerikan gücünü perçinliyor; ancak gerçekte müttefikleri yeni ve bağımsız iş birliği ağları kurmaya itiyor.Bu sürecin en trajik ve kalıcı zararlarından biri de, geçen yıl USAID'in (ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı) devre dışı bırakılması oldu. Oxfam tahminlerine göre bu karar, dünyanın en yoksul ve savaş bölgelerinde her yıl önlenebilir 3 milyondan fazla ölüme yol açabilir. Amerikalıların yardım edebilecekken bunu reddettiği algısı, ABD'nin küresel itibarını bitirdi. Oysa USAID, Çin ve Rusya'nın boşluk doldurmasını engelleyen en ucuz ve en etkili Amerikan yumuşak güç aracıydı; artık bu avantaj da tamamen kaybedildi.Sonuç: Hiçbir Şey Asla Eskisi Gibi OlmayacakABD merkezli küresel düzenin zayıflaması iki uçlu sonuçlar doğuruyor: Bir yandan Avrupa kendi savunmasında daha özerk hale gelirken, Kanada gibi ülkeler uzun vadeli ekonomik dayanıklılık kazanıyor. Öte yandan ise Asya ve Orta Doğu'daki silahlanma yarışları, nükleer silahların yayılma riski ve denetimsiz yapay zeka yarışları dünyayı çok daha tehlikeli ve istikrarsız bir yere çeviriyor.Günün birinde Trump görevden ayrıldığında ve Beyaz Saray'a müttefiklerle köprüleri yeniden kurmak isteyen yeni bir başkan geldiğinde, Ottawa ve Brüksel'de kuşkusuz derin bir nefes alınacaktır. Ne var ki o başkan "hadi yeniden dost olalım" turuna çıktığında göreceği muamele, eski partnerine nihayet durulmaya hazır olduğunu söyleyen dengesiz bir eski sevgilinin karşılanma anına benzeyecektir:Belki yeniden dost olabiliriz; ama hiçbir şey asla eskisi gibi olmayacaktır.Amerika’nın liderliğindeki tek kutuplu küresel düzenin çözülmesi ve dünyanın çok kutuplu, bloklar arası esnek ittifaklara evrilmesi, jeopolitik konumu gereği Türkiye’yi bu değişimin tam merkezine yerleştirmektedir. Geleneksel müttefikliklerin (özellikle ABD ile ilişkilerin) "işlemsel" (transactional – çıkara dayalı ve anlık) bir zemine oturduğu bu yeni dönemde, Türkiye’nin izlediği strateji ve karşı karşıya olduğu riskler şunlardır:1. Savunma Alanında "Kritik Aktör" ve Avrupalı ArayışlarMakalede Avrupa’nın yeniden silahlanma yarışına girdiğinden ve ABD’nin güvenlik garantilerine olan güvenin sarsıldığından bahsedilmişti. Bu durum Türkiye için hem bir fırsat hem de bir ikilem yaratıyor:Savunma Sanayiinde Yükseliş: Türkiye, özellikle insansız hava araçları (İHA/SİHA), zırhlı araçlar ve füze sistemlerindeki başarılarıyla Avrupa’nın fragmented (parçalı) savunma piyasasında ve NATO içinde vazgeçilemeyecek bir tedarikçi ve ortak konumuna gelmiştir.Kurumsal Dışlanma ve İkili İlişkiler: AB, resmi entegrasyon mekanizmalarında Türkiye’yi uzun süredir dışarda tutsa da, savunma ve dış politika krizlerinde (Ukrayna, Orta Doğu vb.) Ankara ile pragmatik ve ikili iş birliklerine yönelmek zorunda kalmaktadır. Türkiye, AB'nin formal yapılarına girmeden, İtalya, İngiltere ve Almanya gibi anahtar ülkelerle sektörel bazda stratejik bağlar kurarak bu yeni düzenin "bağımsız güvenlik aktörlerinden" biri olmaya çalışmaktadır.2. ABD ile "İşlemsel" İlişkiler ve Denge PolitikasıTrump’ın dış politikayı tamamen ticari bir pazarlığa ve "ver-al" dengesine dönüştürmesi, Türkiye’nin uzun süredir uyguladığı "stratejik otonomi" ve çok boyutlu denge siyasetiyle büyük ölçüde örtüşmektedir:Washington ile yaşanan geçmiş krizler (S-400, F-35, bölgesel vekalet savaşları) halihazırda geleneksel müttefiklik bağlarını zayıflatmış ve ilişkiyi tamamen durumsal bir pazarlık haline getirmiştir.Türkiye, ABD'nin Orta Doğu ve Karadeniz'deki güvenlik açıklarında kritik bir rol oynamaya devam ederken, Washington'ın kuralsız ve baskıcı tavırlarına karşı ekonomik ve siyasi dayanıklılığını artırmak için Doğu ile Batı arasında esnek bir denge gözetmektedir.3. Ticaret Savaşları ve Gümrük Birliği SıkışmasıMakalede Kanada’nın ABD vergilerine karşı Çin ve AB ile alternatif pazarlar kurduğundan söz edilmişti. Türkiye açısından tablo biraz daha karmaşıktır:Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği, ülkeyi Avrupa’nın tedarik zincirine entegre etse de, güncellenmeyen yapısı ve AB’nin "Avrupa’da Üret" (Made in Europe) korumacı politikaları Türk ekonomisi için yapısal riskler barındırmaktadır.Küresel ticarette korumacılığın ve gümrük duvarlarının tırmandığı bu yeni düzende Türkiye; bir yandan AB pazarındaki yerini korumaya çalışırken, diğer yandan Asya’daki çekim merkezlerine (örneğin BRICS ile kurulan seçici temaslar veya Asya ekonomileriyle artan ticaret) kapı aralayarak alternatif kanallar yaratma arayışındadır.4. Bölgesel Krizler ve "Kriz Yöneticisi" RolüABD’nin küresel liderlikten çekildiği, USAID gibi yumuşak güç unsurlarını tasfiye ettiği ve dünyayı yalnızlaştırdığı bir ortamda; Orta Doğu, Karadeniz, Kafkaslar ve Doğu Akdeniz’deki boşluklar bölgesel güçler tarafından doldurulmaktadır. Türkiye; Ukrayna krizindeki tahıl koridoru ve arabuluculuk girişimleri, Libya ve Kafkasya'daki saha hakimiyetiyle bu çok kutuplu düzende kendi bölgesinin "vazgeçilmez güvenlik ve müzakere merkezi" olarak konumlanmaktadır.Özetle; Türkiye Bu Yeni Düzenin Neresinde?Türkiye, ABD merkezli tek kutuplu dünyanın çözüldüğü ve kuralların zayıfladığı bu yeni dönemde, hiçbir tekli bloğa tam bağımlı kalmayan, bunun yerine ikili anlaşmalarla, savunma sanayi gücüyle ve esnek ittifaklarla ayakta durmaya çalışan "merkezi bir otonom aktör" konumundadır.Batı ile bağlarını tamamen koparmamakta ancak Washington ve Brüksel’in eskisi gibi mutlak bir vesayet kurmasına da izin vermemektedir; makalede bahsedilen "eski müttefiklerin kendi yolunu çizmesi" trendi, Türkiye’nin yıllardır uyguladığı çok yönlü dış politikanın artık tüm dünya tarafından bir zorunluluk olarak benimsendiğini göstermektedir.Kaynak: Intelligencer
Katılın Görüşlerinizi Paylaşın
Şu anda misafir olarak gönderiyorsunuz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için ŞİMDİ OTURUM AÇIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.