Gönderi tarihi: 7 saat önce7 saat Admin Tribündeki Rol Değişimi: Filenin Sultanları ve Ünlü Olmanın Paranteze Alındığı AnlarPopüler kültürün egemen olduğu bir çağda, şöhret denilen kavram genellikle kamusal alanın merkezini işgal eder. Kırmızı halılar, gala geceleri, reklam panoları ve sosyal medya akışları; oyuncuların, müzisyenlerin ve ekran yüzlerinin spot ışıklarını üzerinde topladığı doğal yaşam alanlarıdır. Ancak Türkiye kadın millî voleybol takımının —namıdiğer Filenin Sultanları’nın— Almanya ile oynadığı son maçta dikkat çekici bir durum göze çarptı: Türkiye’nin en bilinen simaları, alışık oldukları o odak noktası olma halini tamamen yitirmişti. Bir başka deyişle, ünlülerin "ünlü" sayılmadığı tek yer, Filenin Sultanları'nın tribünleri haline gelmişti.Bu durum basit bir tesadüf ya da sıradan bir seyirci kalabalığı meselesi değildir. Türkiye’nin sosyolojik yapısı ve toplumsal duygu haritası açısından oldukça derin bir dönüşüme işaret eder.Spot Işıklarının Yer DeğiştirmesiKültürel alanda "sermaye" sadece maddi varlıkla ölçülmez; görünürlük, başarı ve toplumsal takdir de birer sermayedir. Genellikle ekran dünyasının figürleri bu sermayeyi ellerinde tutar. Bir stadyuma ya da salona girdiklerinde bakışlar onlara kayar, fısıltılar başlar, kameralar açılarını onlara göre ayarlar.Ancak Filenin Sultanları’nın sahada yarattığı atmosfer, bu hiyerarşiyi kökünden sarsıyor. Sahadaki her bir smaç, her bir blok ve her bir savunma hamlesi; ekranda izlediğimiz kurgusal başarıların ya da popüler kültür şöhretlerinin ötesinde gerçek, ölçülebilir ve kolektif bir başarıyı temsil ediyor. Parkedeki teri, emeği ve uluslararası alandaki zirve mücadelesini gören kitleler için tribündeki ünlü isimler artık birer "yıldız" değil, kendileri gibi o anın coşkusuna kapılmış birer "hayran" haline geliyor.Kolektif Aidiyet ve Sıradanlaşmanın LüksüFilenin Sultanları, son yıllarda Türkiye toplumunun farklı kesimlerini aynı duygu paydasında buluşturan en güçlü ortak paydalardan biri oldu. Bu ortak payda o kadar geniş ve kapsayıcı ki, bireysel kimlikleri ve statüleri bir süreliğine önemsizleştiriyor.Tribündeki bir oyuncu, bir şarkıcı ya da bir iş insanı; o salona girdiği andan itibaren hiyerarşik üstünlüğünü kaybeder. Çünkü o alandaki tek geçerli hikaye, sahadaki mücadelesidir. Bu durum, ünlüler için de ilginç bir tecrübe sunar: Kendi şöhretlerinin gölgesinden çıkıp, tamamen gerçek ve sizden büyük bir başarının parçası olarak "herhangi biri" olmanın, hesapsızca tezahürat yapabilmenin özgürlüğünü yaşarlar.Gerçek Başarının BüyüsüToplumlar zaman zaman kurgusal anlatılardan, içi boşaltılmış popülerliklerden ve yapay gündemlerden yorulur. Filenin Sultanları’nın maçları, insanlara aradığı o "sahiciliği" verir. Sahadaki azim, disiplin ve adanmışlık; ekran başında ya da tribünde kimi görürsek görelim, bakışlarımızı tekrar sahaya döndürmemize neden olur.Almanya maçındaki tribün manzarası bize tam olarak bunu hatırlattı: Gerçek başarının, kazanılmış prestijin ve ulusal gururun olduğu yerde, popüler kültürün geçici şöhretleri unvanlarını kapıda bırakmak zorunda kalır. Ve belki de Türkiye’de herkesin eşitlendiği, kimsenin kimse kadar "ünlü" olmadığı yegane sığınak, sahadaki o altı kadının etrafında kenetlendiğimiz o birkaç saattir.
Katılın Görüşlerinizi Paylaşın
Hemen ileti gönderebilir ve devamında kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için ŞİMDİ OTURUM AÇIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.