Gönderi tarihi: 3 saat önce3 saat Yazar Admin 72 Bin Kişiyi Kendine Hayran Bırakan PiyanoWembley Stadyumu'nda, dünya genelinde yaklaşık iki milyar kişinin izlediği bir ortamda, 72.000 kişilik bir kalabalığın önünde sahneye çıktığınızı hayal edin. Elinize bir mikrofon alıp kalabalığın arasına dalmıyorsunuz. Bir piyanonun başına oturuyorsunuz. Ve sonra, sanki üzerinizde hiçbir baskı yokmuşçasına, şimdiye kadar yazılmış en iddialı şarkılardan birini icra etmeye başlıyorsunuz.Freddie Mercury, 13 Temmuz 1985'te tam olarak bunu yaptı.Queen'in Live Aid'deki süresi sadece 20 dakikaydı. Sıkı bir şekilde prova yapmış ve en güçlü anlarını seçmişlerdi. Performanslarına, Bohemian Rhapsody'nin piyano ağırlıklı balad bölümüyle başlayıp ardından Radio Ga Ga ile coşkulu bir tempoya geçiş yaparak başladılar. Şu anda dolaşımda olan video kaydı, o setin ilk bölümünü gözler önüne seriyor: Beyaz atlet ve beyaz pantolonuyla kuyruklu piyanonun başında oturan Freddie; tüm stadyum nefesini tutmuşken hem çalıyor hem de söylüyor.Yüzündeki ifadeye dikkat edin. Şarkıyı sadece icra etmiyor; onun bizzat içinde yaşıyor. Şakaklarından terler süzülüyor. Gözleri kapanıyor ya da tuşlara doğru iniyor. Mikrofona doğru eğildiğinde, yaydığı yoğunluk neredeyse rahatsız edici bir boyuta ulaşıyor. Bu, cilalı ve yapmacık bir şovmenlik değil; hayatı boyunca karşısına çıkan en büyük izleyici kitlesinin önünde müziğe tam bir teslimiyet hali.Sonra ayağa kalkıyor.Enerji anında değişiyor. Az önce son derece hassas ve teknik beceri gerektiren bir piyano-vokal performansı sergileyen o adam, şimdi mikrofon standını bir silah gibi kavrıyor ve tüm stadyumu avucunun içine alıyor. Oturan o virtüöz, hiç duraksamadan özgüvenli ve karizmatik bir soliste dönüşüyor. İşte asıl mesele de bu geçişte yatıyor. Çoğu şarkıcı tek bir tarzı benimser; Freddie ise her ikisini aynı anda var edebiliyordu.Live Aid sıradan bir konser değildi. Program son derece yoğundu. Ses kontrolleri kısıtlıydı. Dünyanın en büyük yıldızları sahne kenarından izliyordu. Herhangi bir tereddüt, milyonlarca kişi tarafından fark edilebilirdi. Freddie ise hiç tereddüt etmedi. O piyanonun başına sanki evinde pratik yapıyormuşçasına sakin bir tavırla oturdu ve ardından sahne sanki hep ona aitmiş gibi ayağa kalktı.Bunu tek başına teknikle açıklamak mümkün değil. Pek çok şarkıcı o notalara basabilir. Ancak çok daha azı, Bohemian Rhapsody'yi canlı olarak hem çalıp hem söyleyebilir; üstelik performansın kendi karmaşıklığı altında çökmesine izin vermeden. Hatta çok daha azı, bunu yaparken 72.000 kişiyi avucunun içinde tuttuğu hissini o denli güçlü bir şekilde yayabilir. Karizma genellikle hareketlilik ve yüksek sesle ilişkilendirilir. Freddie, bunun durağanlıktan da kaynaklanabileceğini kanıtladı. Oturduğu anlarda bile kimsenin gözü başka bir yere kaymadı.Tarihsel bağlam, bu durumu daha da çarpıcı kılıyor. 1985 yılında Queen, o dönemin en gözde grubu değildi; sahne programında çok daha büyük isimler yer alıyordu. Yine de bu 21 dakikalık performans, gelmiş geçmiş en iyi canlı rock performansları arasında daima üst sıralarda gösterilir. Bunun nedeni basittir: O dakikalar boyunca Freddie Mercury, sadece bir grubun solisti değildi. O, tam anlamıyla bir sanatçıydı; müzisyen, vokalist, orkestra şefi ve bir doğa gücüydü.Bu görüntü kaydı, sadece muazzam bir vokal performansını yansıtmıyor; aynı zamanda tüm dünyanın karşısına oturup zorlu bir şarkıyı mutlak bir hakimiyetle icra edebilen, ardından ayağa kalkıp rock yıldızlarının neden var olduğunu herkese hatırlatan bir adamı gözler önüne seriyor. O, sahnede öylece boy göstermedi.Sahneyi bütünüyle ele geçirdi.
Katılın Görüşlerinizi Paylaşın
Şu anda misafir olarak gönderiyorsunuz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için ŞİMDİ OTURUM AÇIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.