Gönderi tarihi: 19 saat önce19 saat Admin Atlantik'e 200 bin varil radyoaktif atık boşaltılmıştı. Onlarca yıl sonra, sızıntı olduğunda neler yaşandığını nihayet öğreniyoruz.İnsanoğlu bir şeyler üretme konusunda harikadır; ancak tarihsel olarak, bunları elden çıkarmanın makul yollarını bulma konusunda pek de başarılı olamamıştır. Buna en iyi örneklerden biri, 1950 ile 1990 yılları arasında Atlantik Okyanusu'na boşaltılan 200.000 varil radyoaktif atıktır.Geçmişteki hatalarBir zamanlar, düşük seviyeli radyoaktif atıklardan kurtulmak için derin denizlere boşaltma yönteminin iyi bir fikir olduğunu düşünüyorduk; çünkü yaygın görüşe göre atıklar, etkisini yitirecek kadar uzun bir süre varillerin içinde kalacaktı. Ancak 1975 yılına gelindiğinde, olası zararların yarattığı endişeler nedeniyle deniz ortamını korumayı amaçlayan Londra Sözleşmesi yürürlüğe kondu.Bu sözleşme, radyoaktif atık boşaltma işlemlerini sınırlandırdı ve nihayetinde bu uygulamayı tamamen yasakladı. Tek sorun şuydu ki, o zamana kadar bu işlemi zaten onlarca yıldır sürdürüyorduk.Bu uygulamanın yarattığı etkileri takip etmek amacıyla bilim insanları, varilleri ve çevredeki ortamı izlemek üzere Kuzeydoğu Atlantik'teki o bölgeye düzenli olarak geri dönüyorlar. Bu yılın Mayıs ayında, Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS) liderliğindeki Nodssum projesi, varillerin derin deniz ekosistemlerini etkileyip etkilemediğini ve nasıl etkilediğini araştırmak üzere yola çıktı.Pourquoi Pas? adlı gemide bulunan yaklaşık 30 bilim insanı, (Fransız Oşinografi Filosu'nun bir parçası olan) Nautile aracıyla 4.700 metreyi (15.420 fit) aşan derinliklere yapılan 20 insanlı dalışın gerçekleştirilmesine katkıda bulundu.Elde edilen bulgular ne çok iyi ne de çok kötüydü.Elveda varillerVariller şu anda ileri derecede bozulmuş durumda. Öyle ki, birçoğunun içeriği çoktan çevredeki sulara sızmış vaziyette.Dürüst olmak gerekirse bu durum, "radyoaktif atıklarımızı okyanusa boşaltalım" şeklindeki o ilk planın her zaman bir parçasıydı. Ancak bu, söz konusu planın iyi bir fikir olduğu anlamına gelmiyor.İyi haber ise şu: Bölgede yapılan ölçümler, radyoaktivite seviyelerinin —normalde beklenenden yüksek olsa da— genel olarak düşük kaldığını gösteriyor. Özetle, kirlilik mevcut ancak henüz büyük çaplı bir sorun teşkil etmiyor. Radyasyon seviyelerinin düşük olması, ekiplerin numuneleri ciddi bir radyasyon korumasına ihtiyaç duymadan ele alabilmelerini sağladı. Radyasyonun çevre ve buradaki canlılarla nasıl etkileşime girdiğini daha detaylı incelemek üzere, bu numuneler; su, tortu ve canlı organizma örnekleriyle birlikte laboratuvara geri götürülecek.Fotoğraflar, varillerin üzerinde artık bazı hayvanların yaşamaya başladığını gösteriyor. Bu durum, yaban hayatının yeni bir yuva ararken "çöp" kavramından habersiz olduğunu hatırlatıyor.Kayıp ve bulunanlarBu durum, okyanusun binde birinden daha az bir kısmını incelemiş olsak da üzerindeki etkimizin kesinlikle büyük olduğunu hatırlatan üzücü bir gerçek. Okyanusun dört bir yanındaki dalışlar şaşırtıcı bulguları gün yüzüne çıkardı; örneğin, bir batık gemi arayışının —notlara bakılırsa— aslında bir yığın çamaşır makinesi olduğunun anlaşılması ya da Los Angeles açıklarına atılan kimyasal varillerin çevresinde oluşan tuhaf haleler bunlardan bazıları.Attığımız tüm çöpleri geri alamayabiliriz; ancak sonrasında neler olduğunu inceleyerek, ürettiğimiz şeyleri elden çıkarmanın gelecekteki —ve daha sürdürülebilir— yöntemlerine dair daha iyi bir anlayış geliştirmeyi umabiliriz.Kaynak: IFLS
Katılın Görüşlerinizi Paylaşın
Şu anda misafir olarak gönderiyorsunuz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için ŞİMDİ OTURUM AÇIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.