Gönderi tarihi: 2 saat önce2 saat Admin DÜNYA KUPASI'NI GETİREN GİZLİ ŞİFRE: Messi Sahada Yürüdü, Arjantin Tarih Yazdı! (Konunun Arda Güler'le İlgisi)Futbol dünyası yıllardır katı taktiklerle yıldızları harcayan ya da tek bir oyuncunun ayağına bakıp çöken takımlarla dolu. Ancak Lionel Scaloni yönetimindeki Arjantin, ezberleri bozarak futbol tarihinin en büyük taktiksel devrimine imza attı.Scaloni’nin "Messi nerede oynarsa biz ona uyuyoruz, takım onun istediği düzende oynuyor" sözü, sıradan bir kabulleniş değil; modern futbolun gördüğü en zekice planlanmış şampiyonluk stratejisidir.Taktik Tahtasını Yıkan Adam: Pozisyonu Yok, Rolü Var!Modern futbolda her oyuncunun çizgilerle belirlenmiş katı görevleri vardır. Ancak Lionel Messi için bu kurallar geçerli değil. Scaloni’nin Arjantin’deki en büyük başarısı, Messi’ye sabit bir pozisyon dayatmak yerine ona tam bir özgürlük vermesi oldu.Saha İçi Analiz: Messi sahada yürürken aslında tembellik yapmıyor; rakip savunmanın açıklarını ve boş alanları adeta bir radar gibi tarıyor.Akışkan Düzen: Maça sağ kanatta başlayıp orta sahada oyunu kuran bir lidere dönüşebiliyor. O nereye hareketlenirse, takım arkadaşları da ona göre pozisyon alıyor. Messi merkeze geçtiğinde kanatlar ileri fırlıyor, Messi geriye çekildiğinde forvetler rakip savunmayı geriye itiyor.Messi’nin Görünmez Fedaileri: "İşçi Arılar" OrdusuMessi’nin bu konforla ve özgürce oynayabilmesi, arkasındaki muazzam bir işçi arı ordusuna bağlı. Rodrigo De Paul, Alexis Mac Allister ve Enzo Fernández gibi isimler bu sistemin gizli kahramanları.Özellikle De Paul’ün futbolda "Messi’nin Koruması" olarak anılması bir tesadüf değil. Messi sahada dinlenip bir sonraki ölümcül hamlesini planlarken, arkasındaki orta saha üçlüsü onun açıklarını kapatmak için adeta ciğerlerini bırakıyor. Bu takımda kimse "ben neden daha çok koşuyorum" demiyor; çünkü herkes biliyor ki kendileri Messi için 100 metre fazla koşarsa, Messi onlara maçı kazandıracak o sihirli pası verecektir.Katar’da Batan Gemiyi Kurtaran Dâhiyane DokunuşBu taktiksel esnekliğin en net meyvesini 2022 Dünya Kupası’nda aldık. Turnuvaya şok Suudi Arabistan mağlubiyetiyle başlayan Arjantin’de, Scaloni hemen direksiyonu kırdı ve takımı tamamen Messi’nin anlık konforuna göre yeniden inşa etti.Genç forvet Julián Álvarez’in ön alanda yaptığı yırtıcı pres, Messi’nin enerjisini ekonomik kullanmasını sağladı. Sonuç ise futbol tarihine geçen unutulmaz bir Dünya Kupası zaferi oldu.Son Söz: Dehayı Özgür Bırakmanın ZaferiScaloni’nin Arjantin’i, "büyük dâhiler sistemlerin kölesi olmamalıdır" fikrinin en somut kanıtıdır. Messi’ye uyum sağlamak takımı zayıflatmamış, aksine rakipler için tahmin edilmesi imkansız bir armada yaratmıştır. Scaloni, futbolun bu en büyük dehasını prangalarından kurtarıp etrafını doğru parçalarla örerek sadece kupalar kazanmadı; bir lider ile takımın nasıl tek bir vücut olabileceğini tüm dünyaya kanıtladı.Peki bu konu Türk Milli Takımında En Çok Hangi Sporcuyu ilgilendiriyor: Tabi ki ARDA GÜLERArjantin’in Messi formülü, aslında bugün Türkiye Millî Takımı’nın ve Türk futbol kamuoyunun Arda Güler konusunda vermesi gereken en kritik kararın şifrelerini barındırıyor.Tabii ki Arda Güler henüz kariyerinin başında ve onu doğrudan Messi ile kıyaslamak haksızlık olur; ancak "sıra dışı bir oyun zekasına sahip özel yeteneği yönetme felsefesi" birebir aynıdır.Arjantin’in başarısından ders çıkararak, Türkiye’nin Arda Güler hakkında ne yapması gerektiğine dair düşüncelerim şunlar:1. Ona Bir "Pozisyon" Değil, "Rol" VerilmeliBizde teknik direktörler genellikle oyuncuyu kendi kafalarındaki şablona hapsetmeyi severler: "Arda sağ kanatta mı oynamalı, 10 numara mı?" Oysa Scaloni’nin Messi’ye yaptığı gibi, Arda’ya da saha içinde serbestlik verilmelidir. Arda, oyun sıkıştığında derine inip oyun kurabilmeli, alan bulduğunda sağ kanattan merkeze kat edebilmeli. Takım taktiği, Arda’yı bir çizgiye hapsetmek yerine, onun gezgin oyununa göre reaksiyon verecek şekilde esnetilmelidir.2. Etrafına "İşçi Arılar" YerleştirilmeliArda’nın saha görüşü, pas kalitesi ve şut tehdidi elit seviyede. Ancak onun bu dâhice işleri yapabilmesi için, arkasında onun savunma açıklarını kapatacak, onun yerine pres yapacak ve sahada tabiri caizse "ciğerini bırakacak" dinamik oyunculara ihtiyaç var. Nasıl ki Messi’nin arkasında De Paul veya Mac Allister varsa; Arda’nın arkasında da onun fiziksel eksikliklerini kapatacak, orta sahada top kapıp topu hızla Arda ile buluşturacak dinamik bir merkez kurgulanmalı.3. "Koşmuyor" Eleştirilerine Kulak TıkanmalıTürk futbolunda en büyük hastalıklardan biri, oyuncunun kalitesini sadece "kaç kilometre koştuğuyla" ölçmektir. Messi’nin sahada yürüyerek alan analizi yapması gibi, Arda da enerjisini doğru zamanda ölümcül pası atmak veya şutu çıkarmak için saklamalıdır. Teknik heyet ve kamuoyu, Arda’dan bir savunma beki gibi pres yapmasını beklemek yerine, topu ona en konforlu şekilde ulaştırmanın yollarını aramalıdır.4. Takımın Tek Lideri ve Akıl Hocası Olduğu Kabul EdilmeliArjantin’de bütün takım Messi’nin dehasına saygı duydu ve onun için oynamayı bir ego meselesi yapmadı. Türkiye Millî Takımı’nda da yaş hiyerarşisini bir kenara bırakıp, saha içi aklın ve yaratıcılığın liderinin Arda Güler olduğu herkes tarafından kabul edilmeli. Takım arkadaşları, Arda’ya atılan her topun verimli bir atağa dönüşeceğini bilerek ona güvenmeli.Özetle;Türkiye, Arda Güler’i katı bir sistemin dişlisi yapmaya çalışırsa onu sıradanlaştırır. Yapılması gereken; Arda’yı merkeze koyan, onun özgürlüğünü destekleyen ve takımın geri kalanını onun dehasını tamamlayacak işçilerden kuran esnek bir taktiksel mimari inşa etmektir.Peki, sence bizim millî takım hafızamız ve mevcut oyuncu grubumuz, kendi egosunu bir kenara bırakıp Arda’nın etrafında böyle fedakar bir "işçi arı ordusu" olmaya hazır mı?Kaynak: G
Katılın Görüşlerinizi Paylaşın
Şu anda misafir olarak gönderiyorsunuz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için ŞİMDİ OTURUM AÇIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.