Gönderi tarihi: 14 TemmuzTem 14 Yazar Admin “Türklerin ve Macarların kökenleri aynıdır. Onlar Hunlardır. Eğer Türklere karşı durursak, kendi köklerimize de karşı durmuş oluruz. Türkler bizim kardeşlerimizdir!”Gábor Vona, Macar tarihçi ve siyasetçi
Gönderi tarihi: 4 saat önce4 saat Yazar Admin "Tarihin En Büyük İronisi: Şahlanan Atların Mirasçıları Şimdi Neden Sahnede Yok?"Haklısınız, dışarıdan bakıldığında bu durum oldukça ironik ve hatta biraz hüzünlü görünüyor. Tarih boyunca adını atla sidere kurmuş, göçebe kültürden imparatorluğa uzanan yolculuğunu binek hayvanına borçlu olan Türk milletinin, günümüzdeki global at nüfusu sıralamalarında üst sıralarda yer almaması ilk etapta şaşırtıcı gelebiliyor.Aslında Türkiye, FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü) verilerine göre tamamen listede dışarıda değil, 50 bin - 80 bin arası at varlığıyla dünya genelinde ancak 50'li sıralarda kendine yer bulabiliyor. Peki, tarihi kökleri bu kadar derin olan bir ülkede at sayısı neden bu seviyelere geriledi?1. Modernleşme ve Tarımda MekanizasyonTarihsel süreçte at; hem en önemli savaş aracı, hem ana ulaşım vasıtası hem de tarımın motoruydu. Ancak 20. yüzyılın ortalarından itibaren tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de tarımın traktörleşmesi ve motorlu taşıtların yaygınlaşması, atın günlük hayattaki ve kırsal ekonomideki işlevini neredeyse tamamen ortadan kaldırdı. Günümüzde Amerika, Çin, Meksika veya Brezilya gibi devasa yüzölçümüne ve geniş hayvancılık coğrafyalarına sahip ülkeler listelerin başında yer alırken, Türkiye’nin kırsal coğrafyası da bu dönüşümden payını aldı.2. Coğrafi ve Ekonomik Yapı DeğişikliğiMoğolistan veya Kazakistan gibi Orta Asya ülkelerinde bozkır kültürünün ve göçebe/yarı göçebe hayvancılığın hâlâ geniş alanlarda devam etmesi, oradaki at nüfusunu milyonlu rakamlara taşıyor (Örneğin Kazakistan ve Moğolistan dünya sıralamasında ilk 5-6 içerisinde yer alıyor). Türkiye’de ise meraların daralması, tarım arazilerinin parça pinçik olması ve hayvancılığın büyük oranda ahır ve tesis sistemine kayması, at beslemeyi ekonomik olmaktan çıkardı.3. Kültürel Hafıza ile Güncel Pratiklerin KopmasıAt artık günlük hayatın bir parçası değil; daha çok yarışçılık (veliefendi kültürü), atlı sporlar, cirit gibi geleneksel oyunlar veya turizm amaçlı biniş çiftlikleriyle sınırlı kalmış durumda. Dolayısıyla at, "kullanılan ve üretilen" bir canlı olmaktan çıkıp, kolektif hafızada yaşayan romantik bir tarih unsuru haline geldi.Bugün "at milleti" unvanını sayısal olarak ABD, Meksika, Çin veya Orta Asya'daki akraba Türk cumhuriyetleri (Kazakistan, Kırgızistan gibi) göğüslüyor olsa da, Türkiye’deki at sevgisi ve kültürel bağ hâlâ derindedir; sadece pratik hayattaki karşılığı şekil değiştirdi.
Katılın Görüşlerinizi Paylaşın
Şu anda misafir olarak gönderiyorsunuz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için ŞİMDİ OTURUM AÇIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.