Ben, bir uçurumun dibinde, rüzgârlardan kokunu getirmesini bekleyen çocuk, İçimde tuhaf bir şey, tuhaf bir şey saklıyorum, Küçücük ellerimin içinde kaybolup. Ben, kalbinde kelimeleri yitiren Yâkub Ben, parmaklarının henüz dokunmadığı Utangaç ve bâkir ud. Kirpiklerimde kötü bir şey Çok kötü bir şey saklıyorum, Akmasın diye gözlerimden, Bünyamin gibi alıkoyup. Ben, Dâvûd gibi göğsümde dövüyorum tüm kılıçları Ve göğsümle karşılıyorum Bedenimi üfler gibi esen sert rüzgârları. (Göğsümde çırpınan) balığı iki denizin birleştiği yerde unutup Seni Mûsâ gibi çağırıyorum, Seni Mûsâ gibi çağırıyorum, Seni Mûsâ gibi çağırıyorum… Biliyorum, kötü, çok kötü bir şey olacak Ya kıyametler kopacak üzerime, Ya gideceksin, göğsümden etler kopacak. Esen rüzgâra bakıp şarkılar söyleyeceğim. Lam ve Mim harflerinin üzerine yemin edip şarkılar söyleyeceğim. Bebeğini yitiren bir anneye şarkılar söyleyeceğim. Hızır’ın batırdığı bir gemiye şarkılar söyleyeceğim. Biliyorum çok kötü bir şey, çok kötü bir şey olacak. Sen şimdi yüzümü elinde tutar gibi tutuyorsun ufukları, Yokluğunda rûhumun gemisine kasırgalar gibi esiyor, Gözlerinde peygamber yutan bir balığın öyküsünü anlatıyorsun. Bir ter kervânına yol gösterir gibi sahrâ gözlerin, Aşkımın altın kadehine karşılık, Nefesimi bir Bünyamin gibi içinde alıkoyuyorsun. Sen… Sessiz bir liman gibi, Ağırlıyorsun yüzünde avuçlarımı… Ben, kalbinde kelimeleri yitiren Yâkub, Kirpiklerimde kötü bir şey Çok kötü bir şey saklıyorum… Şiir: Mehmet Akif Ardıç, "Bir Yürek Yangınıyken Sen İçimde" şiir kitabından, sayfa 101-103, 17 Ekim 2014, Adana. https://www.youtube.com/watch?v=bgG5gbm9LWQ