Bütün Eylemler
Bugün
-
En Son Eğitim Öğretim Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
İsveç, basılı kitapları ve el yazısını sınıflarına yeniden kazandırıyor. Bir zamanlar dijital eğitimde lider olarak kutlanan ülke, şimdi özellikle küçük öğrenciler için tablet ve ekran kullanımını sınırlarken, geleneksel ders kitaplarına önemli kaynaklar ayırıyor. İsveçli yetkililer, bu politika değişikliğini, aşırı ekran süresinin okuma becerisine ve temel beceri gelişimine zarar verebileceğine dair artan kanıtlara bağlıyor. Hükümet ayrıca altı yaşın altındaki çocuklar için dijital öğrenme araçlarını yasaklama planlarını da açıkladı. El yazısı üzerine yapılan bilimsel araştırmalar, bu gerekçeye ışık tutuyor. Çocuklar elle yazarken, motor kontrolü, görsel işleme, hafıza, odaklanma ve dilden sorumlu birden fazla beyin bölgesini kullanırlar. Klavyeyle yazmanın aksine, bu süreç harf tanıma ve kelime oluşturmanın yanı sıra ince hareketlerin hassas koordinasyonunu gerektirir. Çalışmalar, bu tür çok duyusal etkileşimin harf bilgisini, yazımı, okuma edinimini ve hafıza tutmayı geliştirdiğini göstermektedir. Basılı kitaplar da benzer şekilde daha güçlü bir kavrayışı teşvik edebilir. Araştırmalar, insanların genellikle bilgiyi dijital ekranlardan ziyade fiziksel sayfalardan daha etkili bir şekilde sakladığını göstermektedir. Kağıdın somut doğası, hafıza organizasyonuna yardımcı olan mekansal referanslar sunar. Buna karşılık, özellikle bildirimler veya bağlantılarla kesintiye uğradığında, ekran tabanlı okuma dikkati dağıtabilir ve derin odaklanmayı azaltabilir. Bu yaklaşım teknolojiyi tamamen reddetmez. Bilgisayarlar ve tabletler araştırma, grup projeleri, erişilebilirlik özellikleri ve etkileşimli alıştırmalarda önemli roller oynamaya devam etmektedir. Eğitim uzmanları, el yazısı, basılı materyaller ve doğrudan öğretmen öğretimi gibi temel uygulamaları korurken, dijital kaynakların en etkili olduğu yerlerde uygulanmasının önemini vurgulamaktadır. İsveç'in politika değişikliği, okullarda optimal ekran süresi hakkındaki artan uluslararası tartışmaları yansıtmaktadır. Dünya çapındaki eğitimciler dijital araçların faydalarını ve dezavantajlarını değerlendirirken, birçoğu geleneksel yöntemlerin temel öğrenmeyi daha iyi destekleyebileceği durumları yeniden gözden geçirmektedir.
-
En Son Sinema Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Küçük bir hatırlatma: Tüm Dune evreni, aslında dev solucanlara sahip bir Osmanlı İmparatorluğu'dur: • Lisan al-Gaib (Lisan-ül Gayb – Osmanlı tasavvufunda "Gaybın Dili" anlamına gelen terim) • Naib (Naip – Osmanlı'da vekil yönetici, yerel vali veya kadı vekili için kullanılan unvan) • Chakobsa (Çakobsa – Osmanlı sarayındaki Kafkasyalı savaşçıların lehçesi/avcılık dili) • Alam al-Mithal (Âlem-i Misâl – Osmanlı tasavvuf metafiziğinde "Misaller/Semboller Âlemi" anlamına gelen temel kavram) • Kindjal (Hançer / Kinjal – Osmanlı Yeniçeri birlikleri tarafından kullanılan kıvrık hançer) • Ghanima (Ganimet – Osmanlı askeri/hukuki terminolojisinde savaş ganimeti ve ele geçirilen mallar için kullanılan terim) • Tahaddi (Tahaddi – Osmanlı hukuk ve retoriğinde reddedilemez bir meydan okuma veya başkaldırı anlamındaki terim) • Evliya / Auliya (Evliya – Osmanlı'da veliler, kutsal kişiler ve manevi koruyucular için kullanılan unvan) • Burhan (Burhan – Osmanlı İslam hukukunda kesin, reddedilemez kanıt veya argüman anlamındaki terim) • Padishah (Padişah – Osmanlı'da Sultan için kullanılan imparatorluk unvanı) • Kanly (Kanlı – Osmanlı'da hanedanlar/aileler arasındaki kan davası hukuku) • Divan (Dîvân – Osmanlı imparatorluk meclisi ve bakanlar kurulu) • Selamlik (Selamlık – Osmanlı sarayında kabul salonu) • Sirdar (Serdar – Osmanlı'da üst düzey askeri komutan veya general) • Bashar (Paşa / Başa – Osmanlı'da Paşa veya başkomutan askeri rütbesi) • Fedaykin (Fedailer – Osmanlı'da kendini feda eden gerilla savaşçıları) • Sirat (Sırat – Osmanlı/İslam inancında cehennem üzerindeki tehlikeli, kılıç sırtı inceliğindeki köprü kavramı) • Calar (Çalar – Türkçede vuruşlu saat veya alarm anlamındaki terim) • Karam (Kerem – Osmanlı'da soylu onur, lütuf ve saygı kavramı)
-
Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
Bu, gerilimi muazzam ölçüde tırmandıracak bir hamle olacak. Trump: "Kanada'ya %50 ek gümrük vergisi. Otomobiller, alkol, süt ürünleri, şarap, hokey sopaları, çimento. Bedelini ödeyin." Carney: "Hazırız. Trump umurumuzda değil. Yasa dışı gümrük vergileri bizi durduramaz. ABD dışındaki ihracatımızı iki katına çıkarıyoruz. Artık önümüze bakma vakti. İşçilerimizi koruyacağız." Kısacası Kanada, Trump'ı bir kenara bırakıyor. Kanada Başbakanı Mark Carney, sergilediği dik duruş sayesinde şu anda ülkenin en popüler lideri haline geldi.
-
Tarih'e Bakış - Tarih Hakkında Genel Bilgiler Buraya
Osmanlılardan beri sıklıkla İslamiyetle ilişkilendirilen yıldız ve hilal, göksel güçlerin sembolü olarak İslam öncesi kökenlere de sahiptir. Ayrıca, Richard I döneminden kalma Portsmouth arması gibi Avrupa hanedan armalarında da yer almaktadır.
-
En Son Hayvanlar Alemi haberleri
Mavi balina yavrusu işte böyle beslenir. Günde 600 litreye kadar süt alır ve her 24 saatte yaklaşık 90 kilogram kilo alır. İnsan sütündeki %4'lük orana kıyasla, mavi balina sütü %35 ila %50 arasında yağ içerir. Kıvamı diş macununa yakındır. Eğer sıvı bir süt olsaydı, ağza ulaşmadan önce okyanus içinde dağılıp giderdi. Harika doğa.
-
Robot / Robotlar Hakkında En Son Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
Unitree Super Athlete AS2-W Akıcı hareket kabiliyeti; kompakt yapısına rağmen üstün performans. 16 kg'lık sürekli yük taşıma kapasitesini destekler ve yüksüz durumda 30 km'yi aşkın sürüş menzili sunar.
-
En Son Sağlık Haberleri
- KALBİNİZİ VE DAMARLARINIZI KORUYAN GİZLİ MUCİZE: HER GÜN BİR AVUÇ YEMEK KOLESTEROLÜ DÜŞÜRÜYOR!
KALBİNİZİ VE DAMARLARINIZI KORUYAN GİZLİ MUCİZE: HER GÜN BİR AVUÇ YEMEK KOLESTEROLÜ DÜŞÜRÜYOR! Kalp ve damar sağlığını korumanın en etkili yollarından biri, kanda biriken zararlı yağları ve kolesterolü dengede tutmaktır. Yapılan son klinik çalışmalar, günlük beslenme rutinine eklenecek mütevazı bir besinin, kolesterol seviyelerinde gözle görülür bir iyileşme sağladığını ortaya koyuyor: Ceviz. Araştırmalara göre, iki yıl boyunca günde yaklaşık bir avuç (30-60 gram) ceviz tüketmek, vücuttaki toplam kolesterolü ve "kötü kolesterol" olarak bilinen LDL’yi ekstra %4 oranında düşürüyor. Kötü Kolesterol Neden Tehlikeli, "Çöp Kamyonu" HDL Ne İşe Yarar? Uzmanlar, kan dolaşımındaki kolesterol dengesini şöyle açıklıyor: LDL (Kötü Kolesterol): Kanda yüksek seviyelerde bulunduğunda damar duvarlarında plak birikmesine yol açar. Bu durum zamanla damar sertliğine, kalp krizine ve felce davetiye çıkarır. HDL (İyi Kolesterol): Damarlardaki fazla kolesterolü toplayarak vücuttan atılması için karaciğere taşır. Adeta kan dolaşımını temizleyen bir çöp kamyonu gibi çalışır. Ceviz Kolesterolü Nasıl Düşürüyor? 5 Temel Etki Cevizi kalp dostu bir süper besin yapan şey, tek bir maddesi değil; içerdiği zengin besin bileşimidir: 1. Kalp Dostu Bitkisel Protein Bir avuç ceviz yaklaşık 4-gram bitkisel protein içerir. Doymuş yağ oranı son derece düşük olan bu bitkisel protein kaynağı, hayvansal proteinlerin aksine kolesterolü yükseltmeden vücudun protein ihtiyacını karşılar. 2. Kolesterolü Mıknatıs Gibi Çeken Lifler Cevizde bulunan lifler, sindirim sisteminde kolesterole bağlanır. Kolesterolün kana karışmasını engelleyerek dışarı atılmasını sağlar. 3. Sağlıklı Yağ Deposu (Omega-3 ve ALA) Ceviz, linoleik asit ve bitkisel omega-3 (ALA) açısından en zengin kuruyemişlerden biridir. Bu sağlıklı doymuş olmayan yağlar, kötü kolesterolün ve trigliserit seviyelerinin düşmesine doğrudan katkı sağlar. 4. Güçlü Antioksidan Etki (Polifenoller) İçeriğindeki yüksek polifenol (bitkisel antioksidan) sayesinde, vücuttaki hücresel hasarla ve damar iltihaplanmasıyla (inflamasyon) mücadele eder. Kalp-damar sistemini korur. 5. Bağırsak Dostu Besin Cevizdeki bileşenler, bağırsaktaki faydalı bakterilerin çoğalmasını destekler. Sağlıklı bir bağırsak florası ise genel metabolizmayı ve kolesterolün vücuttaki işlenme sürecini olumlu etkiler. Cevizi Günlük Beslenmeye Eklemenin 5 Pratik Yolu Bu lezzetli atıştırmalığı öğünlerinize kolayca dahil etmek için şu yöntemleri deneyebilirsiniz: Kahvaltıda: Yulaf ezmenizin, yoğurdunuzun veya gevreğinizin üzerine serpiştirin. Mutfakta: Mutfak robotundan geçirerek köfte veya panelenmiş tariflerde ekmek kırıntısı yerine kullanın. Salatalarda: Kıtır bir lezzet ve besleyicilik katmak için hafifçe kavurarak salatalarınıza ekleyin. Et Alternatifi Olarak: İnce kıyarak baharatlarla soteleyin; taco veya sebze yemeklerinde kıyma yerine değerlendirin. Sosharda: Klasik pesto sosu hazırlarken çam fıstığı yerine ceviz tercih edin. Kaynak: EW- Ortopedi, Protez & Biyonik Tıp - Medikal Teknolojiler & Protez Sistemleri hakkında Her Şey...
- ÇİN’DE ROBOT BACAĞI DEVRİMİ: İNSANLIK BİYOLOJİK SINIRLARINI ÇÖPE Mİ ATIYOR?
ÇİN’DE ROBOT BACAĞI DEVRİMİ: İNSANLIK BİYOLOJİK SINIRLARINI ÇÖPE Mİ ATIYOR? Çin sokaklarında artık sadece insan adımları duyulmuyor. Hızlı yaşlanan nüfusuna teknolojik bir zırh giydiren Pekin yönetimi, "dış iskelet" (exoskeleton) teknolojisini laboratuvarlardan çıkarıp doğrudan günlük yaşamın merkezine indirdi. Çin, küresel teknoloji yarışında dengeleri değiştirecek radikal bir hamleye imza atıyor. Bir zamanlar yalnızca bilimkurgu filmlerinde ya da pahalı askeri rehabilitasyon merkezlerinde gördüğümüz robotik dış iskeletler (exoskeleton), Pekin’in agresif devlet teşvikleri ve hızla yaşlanan demografik yapısı sayesinde kitle pazarına indi. Peki, nasıl oldu da tıbbi bir yardımcı cihaz, insanların alışverişe giderken giydiği gündelik bir aksesuara dönüştü? 1. Yaşlanan Nüfus: İhtiyaçtan Doğan Devrim Çin, tarihinin en büyük yaşlanma kriziyle karşı karşıya. Ülkedeki 60 yaş üzerindeki nüfusun 300 milyona dayanması, iş gücü dengelerini ve sağlık sistemini ciddi şekilde zorluyor. Bakım personeli yetersizliği ve artan emekli nüfus karşısında Çin hükümeti, çözümü insan biyolojisini desteklemekte buldu. Yaşlı vatandaşların hareket kabiliyetini artırmak, merdiven tırmanmalarını kolaylaştırmak ve düşme risklerini en aza indirmek için bu giyilebilir robotik bacaklar seri üretime sokuldu. 2. Yalnızca Yaşlılar İçin Değil: "Biyo-Geliştirilmiş" Yeni Nesil İşin en çarpıcı tarafı, bu teknolojinin kısa sürede yaşlı bakımının sınırlarını aşmış olması. Kuryeler ve Sanayi Çalışanları: Gün içinde onlarca kat merdiven tırmanan kargo çalışanları ve ağır yük taşıyan fabrika işçileri, bel ve bacak yükünü %30 ila %50 oranında azaltan bu giyilebilir sistemleri kullanmaya başladı. Doğa Sporcuları ve Doğa Severler: Dağ tırmanışı yapan gençler ve yürüyüş tutkunları, yorulmadan daha uzun mesafeler katedebilmek için hafifletilmiş tüketici tipi robotik bacaklara yoğun ilgi gösteriyor. 3. Devlet Desteği ve Fiyat Fırtınası Normal şartlarda Batı pazarında tensör ve motor maliyetleri nedeniyle 10.000 ila 50.000 dolar arasında alıcı bulan bu sistemler, Çin'deki yerel üretim teşvikleri ve tedarik zinciri avantajlarıyla bin doların altına kadar geriledi. Pekin yönetimi, bu teknolojiyi stratejik "Gümüş Ekonomi" (Silver Economy) planının temel taşlarından biri olarak görüyor. Yeni Bir Çağın Eşiğinde Çin'in robotik bacak hamlesi, sadece teknik bir yenilik değil; insanın yaşlanma ve fiziksel sınır kavramıyla kurduğu bağı kökten değiştiren sosyolojik bir kırılma. Yakın gelecekte sokakta yürürken kimin kendi gücüyle, kimin bir robot yardımıyla hareket ettiğini ayırt etmek imkânsız hale gelebilir.- Ortopedi, Protez & Biyonik Tıp - Medikal Teknolojiler & Protez Sistemleri hakkında Her Şey...
Ortopedi, Protez & Biyonik Tıp - Medikal Teknolojiler & Protez Sistemleri hakkında Her Şey...- The Odyssey - Resmi 'Tamamen IMAX'de' Tanıtım Videosu
'The Odyssey', daha şimdiden 2026'nın en büyük gişe fiyaskosunu geride bıraktı Pek çok kişi tarafından 2026'nın en çok beklenen filmi olarak görülen yapım için bekleyiş geçen hafta sona erdi; dünya genelindeki izleyiciler, Christopher Nolan'ın bugüne kadarki en iddialı filmi The Odyssey'i beyaz perdede izleme şansı buldu. İster IMAX'te ister standart formatta izlensin, filme gelen ilk tepkiler neredeyse oybirliğiyle olumluydu; Collider'dan Perri Nemiroff filmi "bir sinema şöleni" olarak nitelendirirken, Joe Schmidt yine Collider için kaleme aldığı incelemede yapımı "rakipsiz bir sinematik görsel şölen" olarak tanımladı ve film Rotten Tomatoes'da %95 gibi neredeyse kusursuz bir puana ulaştı. Interstellar ve Oppenheimer gibi Nolan filmlerinde genellikle geri planda kalan roller üstlenen Matt Damon, The Odyssey ile nihayet başrole taşındı ve İthaka Kralı Odysseus'a hayat verdi. Filmin oyuncu kadrosunun geri kalanı, Nolan'ın filmlerinden aşina olduğumuz yüzler ile yeni isimlerin bir karışımından oluşuyor; ancak bu isimlerin her biri başlı başına büyük Hollywood yıldızları. Kadroda Anne Hathaway, Tom Holland, Robert Pattinson, Lupita Nyong’o, Zendaya, Charlize Theron, Jon Bernthal, Mia Goth, Elliot Page, Benny Safdie ve daha pek çok isim yer alıyor. Tarihe geçecek nitelikteki bu uyarlama eleştirmenlerden büyük beğeni topladı; peki, vizyona girdiği ilk günlerdeki gişe performansında nasıl bir sonuç elde etti? Şaşırtıcı olmayan bir şekilde Nolan yine rekorları altüst etti; The Odyssey, sadece birkaç gün içinde dünya genelinde 260 milyon doların üzerinde hasılat elde etti. Yurt içi pazarda 124,5 milyon dolar ve uluslararası pazarlarda 139,5 milyon dolar olmak üzere şekillenen bu toplam rakam; filmin 2026'nın en büyük "R-dereceli" (yetişkinlere yönelik) açılışı, Nolan'ın bugüne kadarki en yüksek küresel açılışı ve Universal'ın tarihindeki en büyük R-dereceli vizyon çıkışı unvanlarını kazanmasını sağladı. The Odyssey, sadece bir hafta sonu içinde, 2026'nın en büyük gişe fiyaskolarından biri olan ve bildirilen 170 milyon dolarlık bütçesine karşın şu ana kadar yalnızca 120 milyon dolar hasılat elde edebilen Supergirl'ün toplam gişe gelirini ikiye katladı. Milly Alcock'un Kara Zor-El rolüyle başrolde yer aldığı, James Gunn ve Peter Safran'ın DC Evreni'nin ikinci yapımı; özellikle 2025 yapımı selefi Superman'in elde ettiği büyük başarı göz önüne alındığında, tam bir fiyasko. The Odyssey'nin gişedeki destansı yolculuğu henüz yeni başlarken, Supergirl'ünki daha doğru dürüst başlayamadan sona erdi. Hem The Odyssey hem de Supergirl şu anda sinemalarda gösterimde. Gişe haberleriyle ilgili daha fazla gelişme için Collider'ı takip etmeye devam edin. Kaynak: Collider- Demans veya Alzheimer hakkında her şey buraya
Yeni bir çalışma, uzun süreli uyku ile Alzheimer arasında beklenmedik bir bağlantı olduğunu öne sürüyor Araştırmacılar, her gece düzenli olarak 10 saat veya daha fazla uyuyan yaşlı yetişkinlerde, bunamanın (demans) erken uyarı işareti olarak kabul edilen bir kan proteininin seviyelerinin yüksek olduğunu tespit etti. UT Health San Antonio (University of Texas at San Antonio bünyesindeki akademik sağlık merkezi) tarafından yürütülen yeni bir çalışmaya göre, her gece uzun saatler boyunca uyumak, Alzheimer hastalığının belirgin bir işareti olarak kabul edilen bir kan proteininin yüksek seviyeleriyle bağlantılı olabilir. UT Health San Antonio, 2.410 katılımcı arasında, geceleri 8,5 ila 9 saat uyuyanların; bilişsel gerileme ile ilişkilendirilen bir tau proteini türevi olan fosforile tau 181 (veya p-tau181) seviyelerinin daha yüksek olduğunu bildirdi. Araştırmacılar, p-tau181 seviyelerinin, geceleri 10 saatten fazla uyuyanlarda "en keskin" artışı gösterdiğini belirtti. Merkezin Glenn Biggs Alzheimer ve Nörodejeneratif Hastalıklar Enstitüsü'nde doktora sonrası araştırmacı olan Dr. Vanessa M. Young, "Pek çok insan uyku alışkanlıklarının beyin sağlığını etkileyip etkilemediği konusunda endişeleniyor," dedi. "Bu çalışma uzun vadeli bir izleme sürecinden ziyade belirli bir ana ait bir kesit sunduğu için, uzun süreli uykunun Alzheimer'a neden olduğunu söyleyemeyiz; ancak bulgular, bu durumun izlenmeye değer olabileceğini ve daha fazla uykunun beyin sağlığı için her zaman daha iyi bir seçenek olmayabileceğini gösteriyor." Katılımcıların yaş ortalaması 70 idi ve katılımcıların yüzde 55'inden biraz fazlası kadındı. Bu çalışma, UT Health San Antonio'nun 2025 yılında yaptığı ve geceleri dokuz saat veya daha fazla uyumanın —özellikle depresyon teşhisi konmuş kişilerde— daha düşük bilişsel performansla ilişkili olduğunu ortaya koyan araştırmasının devamı niteliğinde. Aynı araştırmacılardan bazıları tarafından yürütülen bu son çalışma daha kapsamlıydı; çalışma, çok sayıda sağlık faktörünü hesaba kattı ve katılımcıların kendi beyanlarına dayalı uyku süreleriyle bağlantılı olarak Alzheimer ve nörodejenerasyon ile ilişkilendirilmiş kan temelli belirteçleri inceledi. Araştırmacılar, "Uyku, hastalıkla bağlantılı, değiştirilebilir ve umut vaat eden bir risk faktörü," dedi; "ancak mevcut kanıtlar sınırlı ve kesinlikten uzak kalmıştır." Beyin hücresi hasarıyla ilişkili diğer üç protein de incelendi; ancak araştırmacılar, p-tau181'in aksine bu proteinlerin uyku süresiyle herhangi bir bağlantısı olmadığının görüldüğünü belirtti. Çalışma, uzun süre uyumayı alışkanlık haline getiren kişilerde yüksek p-tau181 seviyeleri tespit etse de, UT Health San Antonio, bu bağlantının nihayetinde Alzheimer riskiyle ilişkilendirilip ilişkilendirilemeyeceğini belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Merkezin bulguları, geçen hafta JAMA'da yayımlanan ve basit kan testlerinin, bilişsel bozukluk geliştirecek kişileri ilk belirtiler ortaya çıkmadan on yıl öncesine kadar tespit edebileceğini öne süren bir çalışmayla örtüşüyor. En doğru sonuçları veren test, farklı bir tau proteini mutasyonu olan fosforile tau 217 (p-tau217) seviyelerini ölçüyordu. Üç kıtada yaklaşık 2.700 yaşlı yetişkin üzerinde yürütülen çalışma, p-tau217 biyobelirteci yüksek seviyede olan kişilerde beş yıl içinde bilişsel bozukluk gelişme ihtimalinin yüzde 38, on yıl içinde ise yüzde 78 olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, yapılacak ileri araştırmaların ve klinik deneylerin, bir gün Alzheimer'ın ilerlemesini yavaşlatabilecek ve hatta durdurabilecek yeni tedavilerin geliştirilmesini sağlayabileceğini ifade etti. San Antonio çalışmasında, dünya genelinde tahminen 57 milyon kişinin demansdan etkilendiği ve tüm vakaların yüzde 60 ila 70'inde Alzheimer teşhisi konulduğu belirtildi. Araştırmacılar, "Hastalığın seyrini değiştiren tedavilerdeki son gelişmelere rağmen, Alzheimer ciddi bir tıbbi ve toplumsal sorun olmaya devam ediyor," dedi. Young, uzun süre uyuyan kişilerin bir sonraki doktor ziyaretlerinde bu yeni çalışmanın bulgularını gündeme getirebileceklerini öne sürdü. Young, "Basitçe ifade etmek gerekirse, eğer düzenli olarak geceleri dokuz-on saat veya daha uzun süre uyuyorsanız, bunu doktorunuza uyku kaliteniz ve genel beyin sağlığınız hakkında yararlı bir sohbet başlatıcı olarak belirtmekte fayda olabilir," dedi. Kaynak: Inc- En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Çin'le oynayacağımız yarı final maçına doğru neler oluyor bir göz atalım: Kameralarımızın odağında kim mi vardı? Player Cam konuğumuz Gizem Örge! İnanç, mücadele ve yarı final! Galibiyetin özeti: "Ama bunu başarabiliriz, bundan eminim."- Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
Trump, Suudi nükleer anlaşmasını imzalanmasından 24 saatten kısa bir süre sonra nasıl altüst etti? Çarşamba günü öğleden sonra yetkililer, yirmi yılı aşkın bir süredir hazırlıkları devam eden bir etkinlik —ABD ile Suudi Arabistan arasında sivil nükleer enerji anlaşmasının imzalanması— için Enerji Bakanlığı'nın Washington şehir merkezindeki genel merkezinde bir araya geldi. Sahneye ve Enerji Bakanı Chris Wright'ın oturduğu masaya ikişer adet Amerikan ve Suudi bayrağı yerleştirildi. Büyük bir ekrana, Riyad'daki Suudi mevkidaşı canlı olarak yansıtıldı. Aylar süren gecikmelerin ardından anlaşma nihayet imzalandı. Suudiler, anlaşmaya dair istek listesindeki maddelerin çoğunu elde etmişti. Ancak anlaşma duyurulduğu hızla bozulma noktasına geldi. Perşembe sabahı Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı bir paylaşımda anlaşmanın yeni bir şarta bağlandığını açıkladı: Suudi Arabistan, Trump'ın ilk başkanlık döneminde başlatılan ve birçok Arap ülkesinin İsrail ile diplomatik ilişkilerini normalleştirmesini sağlayan bir girişim olan İbrahim Anlaşmaları'na (Abraham Accords) katılmak zorundaydı. Trump ayrıca, anlaşmanın uranyum zenginleştirmeye izin vereceği iddiasını da reddetti. Konuya yakın bir kaynağa göre Başkan, Wright'ın kendisine duyuracağını önceden bildirmediği bu anlaşmanın açıklanması nedeniyle zaten öfkeliydi. CNN'e konuşan kaynaklara göre, uzmanlardan ve muhafazakâr medya organlarından gelen yoğun eleştiriler Trump'ın tepkisini daha da artırdı. Bu eleştiriler arasında, Trump'ın favori kanalı Fox News'taki şüpheci yayınlar ve Wall Street Journal'ın başyazı sayfasında yer alan, bir normalleşme anlaşması olmaksızın neden böyle bir anlaşma yapıldığını sorgulayan yazılar da bulunuyordu; her iki yayın organı da Başkan Joe Biden'ın ısrarla böyle bir normalleşme arayışında olduğuna özellikle dikkat çekmişti. Konu hakkında bilgilendirilen iki kaynağın CNN'e verdiği bilgiye göre; Beyaz Saray'ın uzun süredir Trump'ın hedefleri arasında yer aldığını ve kimseyi şaşırtmaması gerektiğini savunduğu bu yeni şart, yönetimin kendi nükleer müzakerecilerini bile şaşırttı; zira İbrahim Anlaşmaları şartı onlar için de beklenmedik bir gelişmeydi. Ortamda kafa karışıklığı hakimken, bir kaynağın ifadesine göre Beyaz Saray yetkilileri Enerji Bakanlığı'ndaki meslektaşlarını suçladı; söz konusu kaynak, Beyaz Saray'ın Enerji Bakanlığı'ndan anlaşmayı Çarşamba günü duyurmamasını istediğini belirtti. Ancak geçmişte yetki sınırlarını aşmakla eleştirilen Wright, Fox Business'a verdiği bir röportaj da dahil olmak üzere süreci devam ettirdi. Bazı Trump danışmanlarına göre, Kongre'ye gönderilmesi gereken resmi yazılar henüz iletilmediği için anlaşma aslında nihai hale gelmemişti. Kaynak, başkanın ve birçok üst düzey çalışanının, anlaşmanın kamuoyuna duyurulması kararı karşısında öfkeden küplere bindiğini belirtti. Beyaz Saray Sözcüsü Taylor Rogers yaptığı açıklamada, "Başkan Trump’ın enerji ekibi tam bir uyum içindedir ve her zaman da öyle olmuştur: ABD ile Suudi Arabistan arasında müzakere edilen sivil nükleer anlaşma, Suudi Arabistan’ın Orta Doğu’ya gerçek barışı getirmeye yardımcı olacak başarılı İbrahim Anlaşmaları’na (Abraham Accords) katılması şartına bağlıdır," ifadelerini kullandı. Enerji Bakanlığı, Beyaz Saray ile yürüttüğü yakın koordinasyona vurgu yaptı. Basın Sözcüsü Ben Dietderich yaptığı açıklamada, "Bu bir yalan haberdir. Enerji Bakanlığı, bu anlaşmaların müzakere ve duyuru süreçlerini Beyaz Saray ve Dışişleri Bakanlığı ile yakın koordinasyon içinde yürütmüştür. Bunun aksini iddia eden her türlü söylem yanlıştır," dedi ve anlaşma ile İbrahim Anlaşmaları'nın "çatışma yoluyla değil, ticaret yoluyla kalıcı barış sağlama" şeklindeki ortak bir amaca hizmet ettiğini ekledi. Perşembe günkü basın brütifinin anlaşmaya dair sorularla geçmesi, Beyaz Saray’daki tepkiyi daha da artırdı. Karoline Leavitt, yeni şartın neden Çarşamba günkü duyuruda yer almadığı sorulduğunda, Trump’ın "nihai anlaşma yapıcı" (son kararı veren kişi) olduğuna dikkat çekti. Trump’ın Perşembe sabahı Truth Social’da paylaştığı mesaj da, normalleşme şartını içermeyen nükleer anlaşmayı büyük bir başarı olarak gören Suudi tarafı için beklenmedik bir gelişme oldu. Söz konusu anlaşma, belirli koşulların yerine getirilmesi kaydıyla Suudi topraklarında uranyum zenginleştirilmesine izin verirken, şüpheli gizli nükleer tesisleri denetleme konusunda BM denetleme kurumunun yetkilerini sınırlandırıyordu. CNN, Suudi Arabistan Büyükelçiliği ile temasa geçti. Uzun zamandır beklenen anlaşma, büyük ölçüde olumsuz tepkilerle karşılandı. Bu hamle, yıllardır süren diplomatik çabalar içinde son anda yaşanan bir gelişmeydi. ABD ve Suudi Arabistan'ın nükleer enerji alanında iş birliği yapma niyetlerini ilk kez duyurmalarından neredeyse yirmi yıl sonra, iki ülke geçen yılın Ekim ayında —Wright ve Suudi mevkidaşının ortak bir açıklama yapmasıyla— geçici bir anlaşmaya vardı. Anlaşmanın, Suudilerin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile "Ek Protokol" adı verilen standart bir anlaşmayı imzalamasını zorunlu kılmaması nedeniyle, Trump yönetimi kısa bir süre sonra Kongre'ye bir muafiyet raporu sundu. Ancak CNN'in daha önceki haberine göre, Kongre'ye yapılan ilk muafiyet talebinin ardından anlaşma, Trump'ın ilerleme onayını vermemesi nedeniyle aylarca askıda kaldı. Kaynaklar bu gecikmeyi, İran ile olası bir savaş endişesine ve Kongre'nin anlaşmaları reddedebileceği korkusuna bağladı. Konuya yakın bir kaynağa göre enerji yetkilileri, geçen hafta sonuna doğru Trump'tan onay aldıklarına inandılar ve Bakanlık, uzun süredir planlanan medya tanıtım sürecini başlattı. (Anlaşmanın onaylandığı haberi ilk olarak Salı akşamı The Wall Street Journal'da yer aldı.) Bir başka kaynak ise, Trump'ın "geçici" bir anlaşmaya onay vermiş olabileceğini, ancak bunun anlaşmayı nihai hale getirmek veya kamuoyuna duyurmak için verilmiş bir "yeşil ışık" anlamına gelmediğini belirtti. Anlaşmanın basına yansıyan şartlarına yönelik ilk uzman tepkileri büyük ölçüde olumsuzdu. Nükleer silahların yayılmasını önleme konusundaki uzmanlar, anlaşmanın uranyum zenginleştirme hükmünün yanı sıra, güçlendirilmiş "Ek Protokol" denetim mekanizmalarına dair bir taahhüt içermemesinden endişe duydu. Anlaşmayı destekleyenler ise ticari faydalara ve stratejik hesaplamalara odaklandı: Suudiler kendi şartlarına göre bir nükleer programa sahip olmak istiyor; ABD ise —Çin veya Rusya'nın devreye girmesini önlemek adına— Riyad ile ortaklık kurmalı ve böylece Suudi Arabistan'ın güvenlik ve nükleer silahların yayılmasını önleme uygulamaları üzerinde nüfuz sahibi olmalı. Gelen eleştiriler, anlaşmanın ve ikili denetim mekanizmalarının "nükleer güvenlik ve silahların yayılmasını önleme konularında en yüksek standartları gözettiğini" savunan yönetimi başlangıçta durdurmadı. Enerji Bakanlığı, Çarşamba günü yapılması planlanan resmi imza töreni hazırlıklarını sürdürdü. Ertesi sabah durumun değişmesi üzerine, yönetime yakın pek çok kişi, Suudi nükleer programına yönelik şüpheleri iyi bilinen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun son anda müdahale etmiş olabileceğinden hemen şüphelendi. (Nükleer silahlara sahip olan İsrail, herhangi bir Arap ülkesinin nükleer bomba edinmesine olanak tanıyabilecek düzenlemelere karşı çıkıyor.) İsrailli iki kaynak CNN'e, Netanyahu'nun anlaşmayı etkilemeyi umduğunu; kaynaklardan biri, başbakanın Trump'a, Riyad ile normalleşmeyi —ya da en azından bu yönde bir ilerlemeyi— anlaşmanın bir parçası haline getirmesi için baskı yapma niyetinde olduğunu ekledi. Ancak Beyaz Saray daha sonra Trump ile Netanyahu'nun görüşmediğini —Leavitt gazetecilere "Benim bilgim dahilinde değil" dedi— ve Trump'ın sadece Riyad'ın İsrail ile diplomatik ilişkileri normalleştirmesine dair uzun süredir var olan bir tutumu yinelediğini belirtti. Muhafazakâr medyadan şüpheci yaklaşımlar Konuya aşina kişilere göre, muhafazakâr medyadaki haberler ve yorumlar, başkanın anlaşmayı mevcut haliyle engelleme kararında etkili oldu. Genellikle Trump'a şüpheyle yaklaşan The Wall Street Journal gazetesinin editörler kurulu Perşembe günü şunları yazdı: "Bu anlaşmanın kökenleri, Suudilerin İbrahim Anlaşmaları'na katılması halinde nükleer işbirliğini bir ödül olarak sunan Biden yönetimine dayanıyor. Riyad buna yönelik baskılara direndi ancak ödülü şimdi yine de Trump yönetiminden geliyor. İnsan, Suudilerin daha fazlasını teklif etmiş olmasını umuyor." Fox News de sabah saat 07.00'deki yayınında benzer bir şüphecilik sergiledi. Sunucu Brian Kilmeade anlaşmayı "biraz sürpriz" olarak nitelendirdi ve böyle bir düzenlemenin Biden yönetimi sırasında da gündeme geldiğini belirtti. Kilmeade, Prens Muhammed bin Selman'ın selefinden ziyade Trump ile çok daha iyi anlaştığı göz önüne alındığında şaşkın bir ifadeyle şunları söyledi: "Biden yıllarında 'bunu düşüneceğiz' diyorlardı. Ancak bunu yapmadan önce, İbrahim Anlaşmaları'nı imzalamanızı istiyoruz." Trump'ın ilk döneminde basın sözcüsü olarak görev yapan bir diğer Fox sunucusu Kayleigh McEnany de Suudi-İsrail normalleşmesinin sürecin dışında bırakılıp bırakılmadığını sorguladı. McEnany, "İlk Trump yönetiminden ayrılırken, İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesine oldukça yaklaştığımız söylenmişti," dedi. Nitekim Biden yönetimi yetkilileri de bu normalleşme çabalarını ilerletmek için çalışmış ve İsrail ile ilişkilerin normalleştiğinin duyurulmasına eşlik edecek sivil bir nükleer anlaşmanın parametreleri konusunda Suudi yetkililerle yoğun müzakereler yürütmüştü. Ancak Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e yönelik terör saldırıları bu ilerlemeyi durdurdu. Konuya aşina olan kaynağa göre, İsrail'in Arap dünyasında büyük ölçüde orantısız olarak algılanan tepkisi, Biden dönemi müzakerecilerini olası nükleer anlaşma kapsamında "daha azına karşılık daha az" (less-for-less) yaklaşımını benimsemeye yöneltti. Nihayetinde bir anlaşmaya varılamadı. Ve o zamandan beri Prens Muhammed, Filistin devletine giden uygulanabilir bir yol olmadan İsrail ile diplomatik ilişkilere giremeyeceğini açıkça belirtti. Ancak Trump, Fox panelinin konuyu tartışmasından sadece birkaç dakika sonra, sabah 7:52'de sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda bu koşulu yeniden öne sürdü. Leavitt, o sabah daha sonra yaptığı açıklamada, Trump'ın anlaşmaya ilişkin yeni koşulları aniden duyurmasından önceki veya sonraki saatlerde, krallığın fiili lideri olan güçlü veliaht prensle görüşmediğini söyledi. Koşulların sürpriz olmaması gerektiğini öne sürdü. "Başkan geçmişte Suudilerle bu konuda birçok görüşme yaptı ve yönetim bu görüşmelere devam edecek," dedi. Ve o zamandan beri Prens Muhammed, Filistin devletine giden uygulanabilir bir yol olmadan İsrail ile diplomatik ilişkilere giremeyeceğini açıkça belirtti. Ancak Trump, Fox panelinin konuyu tartışmasından sadece birkaç dakika sonra, sabah 7:52'de sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda bu koşulu yeniden öne sürdü. Leavitt, o sabah daha sonra yaptığı açıklamada, Trump'ın anlaşmaya ilişkin yeni koşulları aniden duyurmasından önceki veya sonraki saatlerde, krallığın fiili lideri olan güçlü veliaht prensle görüşmediğini söyledi. Koşulların sürpriz olmaması gerektiğini öne sürdü. "Başkan geçmişte Suudilerle bu konuda birçok görüşme yaptı ve yönetim bu görüşmelere devam edecek," dedi. Kaynak: CNN- Futbol FIFA Dünya Kupaları Hakkında Bütün Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
- Lamine Yamal, Dünya Kupası finali sırasında bir Alman giyim markasının ürünlerinin tükenmesine nasıl istemeden de olsa katkı sağladı?
Lamine Yamal, Dünya Kupası finali sırasında bir Alman giyim markasının ürünlerinin tükenmesine nasıl istemeden de olsa katkı sağladı? İspanya'nın yıldız ismi Lamine Yamal, beklenmedik bir şekilde bir Alman giyim markasına büyük bir katkı sağladı. Henüz 19 yaşında olmasına rağmen Lamine Yamal, İspanya'nın turnuva finalinde Arjantin'i 1-0 mağlup etmesiyle şimdiden bir Dünya Kupası zaferi yaşadı. Yamal turnuva boyunca en iyi performansını sergileyememiş olsa da, şu anda şüphesiz gezegendeki en popüler İspanyol futbolcu konumunda. Lamine Yamal'ın formasını yukarı kaldırması, 6PM marka boxer şortların tükenmesine yol açtı 2026 Dünya Kupası finali sırasında Yamal, maç boyunca formasını defalarca yukarı kaldırdı. Bu anlarda, boxer şortunun üzerindeki giyim markasının logosu da zaman zaman görünür hale geldi. Yamal'ın, Alman giyim markası 6PM'e ait bir boxer şort giydiği anlaşıldı. Bu durumun öğrenilmesinin ardından taraftarlar aynı ürünü satın almak için yoğun ilgi gösterdi ve 6PM boxer şortları finalin hemen ardından tükendi. Dünya Kupası finalinin dünya genelinde yaklaşık 1 milyar kişi tarafından izlendiği göz önüne alındığında, markanın boxer şortlarına yönelik siparişlerde büyük bir artış yaşaması hiç de şaşırtıcı değil. Yamal cephesine gelince; yıldızı parlamışken bu fırsatı değerlendirmek adına yakında söz konusu Alman markasının resmi marka elçisi olabilir. Kaynak: HTC- En Son Bilim Haberleri
- Zaman Makinesi mi, Antik Mücevher Kutusu mu? 2.000 Yıllık Heykeldeki "Dizüstü Bilgisayar" Gizemi!
Zaman Makinesi mi, Antik Mücevher Kutusu mu? 2.000 Yıllık Heykeldeki "Dizüstü Bilgisayar" Gizemi! Antik Yunan’dan kalma 2.000 yıllık bir heykel, sosyal medyada ve komplo teorisyenleri arasında devasa bir tartışmayı alevlendirdi. Kaliforniya’daki J. Paul Getty Müzesi’nde sergilenen ve M.Ö. 100 yılına tarihlenen "Hizmetlisiyle Birlikte Tahtta Oturan Kadın Mezar Kabartması", ilk bakışta dizüstü bilgisayar kullanan bir kadını tasvir ediyor gibi görünüyor. Peki, gerçekten zamanda yolculuk yapıp geçmişe teknoloji mi götürüldü, yoksa bu sadece bir göz yanılsaması mı? İşte iddialar ve uzmanların açıklamalarıyla heykelin arkasındaki gerçekler: 1. İddiaların Odak Noktası: Heykeldeki "Laptop" ve USB Girişleri Heykelde tahtta oturan soylu bir kadın, genç hizmetçisinin tuttuğu katlanır ve dikdörtgen bir nesnenin kapağını açarken görülüyor. Zaman yolculuğu teorisyenleri, bu nesnenin bir mücevher kutusu olmak için fazla sığ olduğunu öne sürüyor. İddiaları güçlendirdiği öne sürülen detaylar ise şunlar: USB Girişi Benzeri Delikler: İnternet kullanıcıları, nesnenin yan tarafında bulunan iki küçük deliğin modern dizüstü bilgisayarlardaki USB girişlerine benzediğini iddia ediyor. Delfi Kahini Bağlantısı: Bazı yorumcular, Antik Yunan'daki Delfi Kahini efsanesine atıfta bulunarak, rahiplerin uzaylılar veya zaman yolcularıyla iletişim kurup ileri teknoloji aldığını savunuyor. 2. Müze Küratörleri ve Şüpheciler Ne Diyor? Tarihçiler ve müze uzmanları ise bu fantastik teorilere oldukça net ve bilimsel bir açıklama getiriyor: Ayrıca M.Ö. 500'lü yıllardan kalma diğer Yunan sanat eserlerinde de benzer nesneler görülmektedir. Tarihçiler, bu eserlerde görülen ve "tablet" sanılan nesnelerin Antik Yunanlıların not almak için kullandıkları balmumu tabletler ve üzerlerine yazı yazdıkları kalemler (stylus) olduğunu belirtiyor. 3. Fotoğraf ve Videolardaki Diğer "Zaman Yolculuğu" Anomalileri Bu heykel, tarihte "zaman yolculuğu kanıtı" olarak sunulan tek örnek değil. Benzer şekilde günümüz teknolojisini andıran diğer popüler iddialar şunlar: Elvis Presley Konseri (1977): Konser kaydındaki bir seyircinin elinde akıllı telefona benzeyen bir cihaz tuttuğu iddia ediliyor. II. Dünya Savaşı Fotoğrafı: İzlanda'nın Reykjavik kentinde çekilen fotoğrafta bir adamın cep telefonuyla konuştuğu öne sürülüyor. Mike Tyson Maçı (1995): Ön sıradaki bir izleyicinin akıllı telefonla çekim yaptığı iddia ediliyor. 4. "Zaman Yolcuları" Ne İddia Ediyor? Son yıllarda internette yüzü ve sesi gizlenerek röportaj veren bazı kişiler (Adam Archon ve Alexander Smith gibi), zaman yolculuğu teknolojisinin 1981 yılında CIA tarafından gizlice icat edildiğini öne sürdüler. Bu kişilerin iddiasına göre, zaman yolculuğu 2028 yılından itibaren kamuoyuna açıklanacak ve ticari bir hizmet haline gelecek. Sonuç: Bilim Ne Diyor? Fizikçiler, Albert Einstein'ın Genel Görelilik Teorisi doğrultusunda zaman yolculuğunun teorik ve matematiksel olarak mümkün olabileceğini kabul ediyor. Ancak günümüzde, insanların zamanda geriye gidebildiğine ya da Antik Yunan’a bir dizüstü bilgisayar götürdüğüne dair hiçbir somut kanıt bulunmuyor. Getty Müzesi'ndeki heykel, insan beyninin tanıdık nesneleri benzetsel olarak algılama eğiliminin (pareidolia) güzel bir örneği olarak sergilenmeye devam ediyor. Kaynak: DM- En Son Erkek Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
LeBron James, yeni takımını seçme sürecinde hem NBA'i hem de taraftarları bekletiyor. "Gidecek mi, kalacak mı?" belirsizliği, NBA camiasını ve pek çok taraftarı LeBron James'e şu soruyu yöneltmeye itiyor: "Artık ne zaman karar vereceksin?" NBC News'ten Dana Griffin, 24. sezonuna giren ligin en büyük yıldızının serbest oyuncu dönemindeki bu kararsızlık sürecini aktarıyor. LeBron James henüz yeni takımını açıklamadı ve serbest oyuncu statüsünü koruyor. Cleveland Cavaliers, Miami Heat, Philadelphia 76ers ve Golden State Warriors seçeneklerini değerlendiriyor. Menajeri Rich Paul, karar için acele etmediklerini belirtti. Taraftarlar onun seçimini merakla beklerken, ligde şu an en çok konuşulan olasılıkları inceleyebilirsiniz.- Robot / Robotlar Hakkında En Son Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
Tesla’nın Optimus insansı robotu, Gigafactory’deki gerçek işçilerden öğrenim görüyor olabilir Tesla, araç montajı sırasında çalışanların hareketlerini kaydederek Optimus insansı robotunun eğitilmesine yardımcı olmaları için personelden yararlanmaya hazırlanıyor. Bir rapora göre, seçilen işçiler; aletleri nasıl kavradıklarını, parçaları nasıl tuttuklarını ve belirli görevleri nasıl yerine getirdiklerini görüntüleyen, sırt çantasına monte edilmiş kameralar takacaklar. Tesla, Almanya'nın Grünheide kentindeki Gigafactory'de elde edilen verileri, Optimus'a bu eylemleri otonom bir şekilde tekrarlamayı öğretmek için kullanmayı planlıyor. Bu girişim, şirketin insansı robotun geliştirilmesini ve seri üretimini hızlandırdığı bir dönemde, Amerika Birleşik Devletleri'nde halihazırda uyguladığı eğitim programıyla benzerlik gösteriyor. Optimus insanlardan öğreniyor Tesla, fabrika sahasından gerçek dünya hareket verileri toplayarak Optimus insansı robotunun eğitilmesine yardımcı olmak amacıyla Almanya'nın Grünheide kentindeki Gigafactory çalışanlarından yararlanmayı planlıyor. Alman gazetesi Handelsblatt'ın, Tesla içi bir yazışmaya dayandırdığı haberine göre, seçilen çalışanlar olağan montaj görevlerini yerine getirirken sırt çantasına monte edilmiş kameralar taşıyacaklar. Kameralar; işçilerin aletleri nasıl kavradığını, parçaları nasıl tuttuğunu ve üretim aşamalarını nasıl gerçekleştirdiğini kaydedecek. Electrive'ın haberine göre Tesla, bu verileri Optimus'u endüstriyel ortamlarda bu eylemleri otonom olarak tekrarlayacak şekilde eğitmek için kullanmayı amaçlıyor. Handelsblatt, Tesla'nın Amerika Birleşik Devletleri'nde de benzer bir yaklaşım izlediğini; burada özel "Veri Toplama Operatörleri"nin, insansı robot için eğitim verisi oluşturmak amacıyla belirli hareket dizilerini gerçekleştirdiğini belirtti. Raporda, Optimus'un Grünheide fabrikasında nihayetinde nasıl bir rol oynayacağının veya veri toplama sürecine çalışan katılımının nasıl yönetileceğinin henüz belirsiz olduğu ifade edildi. Ayrıca girişimin, fabrikanın işçi temsilciliği (works council) ile henüz görüşülmediğine de dikkat çekildi. Alman iş hukukuna göre, çalışan davranışlarını veya performansını izleme kapasitesine sahip teknik sistemler, çalışan temsilcileriyle istişare edilmesini gerektirebilir. Tesla, Handelsblatt'ın yorum talebine yanıt vermedi. Bu arada Tesla, sensörler, aktüatörler ve dişli kutuları gibi bileşenlerin yanı sıra Optimus'un seri üretimine yönelik üretim ekipmanlarını geliştirdiği Reutlingen'deki robotik operasyonlarını da genişletiyor. Rapora göre, iki Alman tesisinin birbirini tamamlayıcı roller üstlenmesi bekleniyor; Grünheide fabrika verileriyle robot eğitimini desteklerken, Reutlingen insansı robot için bir üretim merkezi işlevi görecek. Optimus üretimini ölçeklendirme zorluğu Tesla CEO'su Elon Musk yakın zamanda yaptığı bir açıklamada, Optimus insansı robotunun üretimini ölçeklendirmenin Tesla'nın bugüne kadar karşılaştığı en zorlu üretim sınavı olacağını belirtti; zira robotun neredeyse her bir bileşeninin sıfırdan üretilmesi gerekiyor. Tesla'nın ikinci çeyrek kazanç toplantısında konuşan Musk, Optimus'u şirketin "şimdiye kadarki en büyük ürünü" olarak nitelendirdi ancak elektrikli araçların sahip olduğu yerleşik tedarik zinciri avantajından yoksun olduğuna dikkat çekti. Inc'in haberine göre, olgun tedarikçi ağlarına dayanan otomobillerin aksine Optimus, bileşenlerinin çoğu için yeni tedarikçilere veya şirket içi üretime ihtiyaç duyuyor. Tesla ayrıca yapay zeka çipi sıkıntısıyla karşı karşıya ve üretim ölçeklenebilmeden önce bellek, mantık birimi ve yarı iletken paketleme ile ilgili kısıtlamaları aşması gerekiyor. Musk, Samsung, TSMC ve Micron'un gelecekteki Optimus üretimini desteklemek amacıyla yarı iletken ve bellek kapasitelerini artırmasıyla birlikte tedarikçilerin bu açıkları kapatmaya başladığını da sözlerine ekledi. Tesla, Aralık 2025'te Optimus insansı robotundaki son gelişmeleri sergileyen ve hız, denge ile hareket kabiliyeti alanındaki iyileştirmeleri öne çıkaran bir video paylaştı. Resmi Tesla Optimus hesabı ve CEO Elon Musk tarafından X platformunda yayınlanan kısa klipte, robotun bir laboratuvarda koştuğu görülüyor. "Laboratuvarda yeni bir kişisel rekor" (Just a new PR in the lab) notuyla paylaşılan video, robotun yeni bir performans rekoru kırdığına işaret ediyor. Bu gösterim; ağırlıklı olarak kontrollü yürüme, duruş eğitimi ve temel nesne manipülasyonuna odaklanan önceki güncellemelere kıyasla, Optimus'un denge, koordinasyon ve yürüyüş kontrolü konularında kayda değer ilerlemeler kaydettiğini ortaya koyuyor. 180 cm (5 fit 11 inç) boyunda ve yaklaşık 73 kg (160 libre) ağırlığında olan Optimus, 40'tan fazla hareket serbestliği derecesine sahip ve insan benzeri görevleri yerine getirmek üzere tasarlanmış, yüksek beceri kabiliyetli ve 11 hareket serbestliği derecesine sahip eller kullanıyor. Kaynak: IE- En Son Beslenme Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Bunları bilmediğinize bahse girerim... Marketten bir biftek aldınız; onu sıcak suya bırakın. Eğer kolayca dağılıyorsa, o et gerçek değildir. İkinci olarak, balığınızı soğuk suya bırakın. Eğer dibe çökerse tazedir; suyun yüzeyinde kalırsa, o balık bir aydır rafta bekliyor demektir. Üçüncü olarak, tavuğunuzu soğuk suya batırın. Eğer bulanık bir sıvı salıyorsa, o tavuk olduğundan daha büyük ve ağır görünmesi için içine su enjekte edilmiştir. Bunu görmesi gereken biriyle paylaşın. Eğer bu tür içeriklerin devamını istiyorsanız "evet" yazarak yorum yapın ve hiçbirini kaçırmamak için beni takip edin.- En Son Sinema Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Johnny Depp’in başrolünde yer aldığı, ‘A Christmas Carol’dan uyarlanan yeni film ‘EBENEZER’ın ilk fragmanı. 13 Kasım’da sinemalarda.- FİLENİN SULTANLARINDA SESSİZ KRİZ Mİ? PASÖR ELİF ŞAHİN, ARTIK MELISSA VARGAS’I "GÖRMÜYOR" MU!
Elif Şahin bu yazıyı okumuş olmalı... Okumuş olmalı ki bugün maçı izleyen herkes Elif Şahin'deki değişikliği fark etti. Hatta maçı kazanmamıza yol açan bu durum Giovanni Guidetti'nin bile dikkatini çekmiş ve bakın ne demiş: Giovanni Guidetti: İkinci sette Elif neredeyse sadece Vargas'ı oynattı ve bu da bizim için işleri zorlaştırdı. Çünkü Vargas neredeyse gelen her topu sayıya çevirdi. Umarım Elif yine biraz daha yaratıcı olmaya başlar ve daha fazla oyuncuyu kullanır... Tabii ki şaka yapıyorum. Elif iyi bir iş çıkarıyor, Vargas da neredeyse her topu sayıya çeviriyor. Bizim Vargas'a karşı daha iyi savunma yapmamız gerekiyor. Ayrıca onların birkaç birinci tempo hücumundan da sayı bulmasına izin verdik, buna biraz daha fazla dikkat etmeliyiz. Ama maç hâlâ ortada, durum 1-1. Bu yüzden blokta ve savunmada biraz daha iyi olmamız gerekiyor.- Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
Sözde, bir yıldan fazla bir süre önce "yok ettiğimiz" uranyumu İran'ın zenginleştirmesini engellemek için savaş halindeyiz. Dün Suudi Arabistan'ın uranyum zenginleştirmesine yardım etmek için bir anlaşma imzaladık. Amerika Birleşik Devletleri'nin yabancı topraklarda uranyum zenginleştirmesine ilk kez yardım etmesi. Suudiler, 140 diğer ülkenin kabul ettiği denetim protokolünü reddetti. Çok müdahaleci olduğunu söylediler. Trump da aynı fikirdeydi. Kuralı aşmak için ulusal güvenlik muafiyeti imzaladı. Suudiler Kushner'e 100 milyon dolar ödedi. Şirketine 2 milyar dolar yatırım yaptılar. Turnuvalarına ev sahipliği yapması için Trump mülklerine ödeme yapan LIV Golf'e 6 milyar dolar daha yatırım yaptılar. Cidde ve Riyad'da Trump markalı gayrimenkul anlaşmaları için on milyar dolar imzaladılar. Bunların hepsi sadece son birkaç yılda oldu. Ama elbette. Resimlerim. - KALBİNİZİ VE DAMARLARINIZI KORUYAN GİZLİ MUCİZE: HER GÜN BİR AVUÇ YEMEK KOLESTEROLÜ DÜŞÜRÜYOR!
Önemli Bilgiler
Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.
Navigation
Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın
Chrome (Android)
- Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
- İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
- Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
- Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
- Site ayarları seçeneğini seçin.
- Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Safari (iOS 16.4+)
- Sitenin Ana Ekrana Ekle seçeneğiyle yüklendiğinden emin olun.
- Ayarlar Uygulaması → Bildirimler bölümünü açın.
- Uygulama adınızı bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Safari (macOS)
- Safari → Tercihler bölümüne gidin.
- Web Siteleri sekmesine tıklayın.
- Kenar çubuğunda Bildirimler seçeneğini seçin.
- Bu web sitesini bulun ve tercihlerinizi ayarlayın.
Edge (Android)
- Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
- İzinler seçeneğine dokunun.
- Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Edge (Desktop)
- Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
- Bu site için izinler seçeneğine tıklayın.
- Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihlerinizi ayarlayın.
Firefox (Android)
- Ayarlar → Site izinleri bölümüne gidin.
- Bildirimler seçeneğine dokunun.
- Listede bu siteyi bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Firefox (Desktop)
- Firefox Ayarlarını açın.
- Bildirimler seçeneğini arayın.
- Listede bu siteyi bulun ve tercihlerinizi ayarlayın.