Bütün Eylemler
- Bugün
-
Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
Senatör @ossoff: Kendini İsa gibi gösterirken kendi çıkarını düşünen, inançtan yoksun bir Başkan görüyoruz. Obama ailesini maymunlara benzetirken... Ülkeyi pervasızca savaşa sürüklerken, sağlık sistemimizi yağmalarken ve fiyatları fırlatırken... İnsanlar her zamankinden daha fazla ödeme yapmak zorundayken o, kendine bir anıt dikiyor. Bir kanser hastası sağlık güvencesini kaybederken, o makamını altınlarla donatıyor.
-
Aşk, Mutluluk ve Sevgi Hakkında En Son Haberler
- Kelimelerini Değiştir, Dünyan Değişsin: Dilin, Düşüncenin ve Gerçekliğin Gizli Mimarisi
Kelimelerini Değiştir, Dünyan Değişsin: Dilin, Düşüncenin ve Gerçekliğin Gizli Mimarisi "Başlangıçta söz vardı." İnsanlık tarihinin en eski metinlerinden modern nörobilim laboratuvarlarına kadar uzanan bu kadim tespit, aslında sandığımızdan çok daha derin bir gerçeğe işaret eder. Ağzımızdan çıkan kelimeler, sadece iç dünyamızda olup bitenleri dışarıya aktaran pasif araçlar değildir; onlar, bizzat dış dünyamızı inşa eden, algımızı şekillendiren ve kaderimizi çizen aktif mimarlardır. İngiliz yazar ve motivasyon konuşmacısı Andrea Gardner’ın popülerleştirdiği, kadim felsefelerin ise binlerce yıldır savunduğu "Change Your Words, Change Your World" (Kelimelerini Değiştir, Dünyan Değişsin) mottosu, basit bir kişisel gelişim sloganından çok daha fazlasıdır. Bu, nörolojik, psikolojik ve sosyolojik gerçekliklerle temellendirilmiş bir yaşam yasasıdır. 1. Dil ve Düşünce Arasındaki Bağ: Sapir-Whorf Hipotezi Dilbilim dünyasında uzun yıllardır tartışılan ve doğruluğu her geçen gün yeni kanıtlarla pekişen bir teori vardır: Sapir-Whorf Hipotezi (Linguistik Görelilik). Bu teoriye göre, konuştuğumuz dilin yapısı ve sahip olduğu kelime dağarcığı, dünyayı algılama ve deneyimleme biçimimizi doğrudan sınırlar veya genişletir. Renk Algısı: Bazı yerli kabilelerin dillerinde "yeşil" ve "mavi" için tek bir kelime kullanılır. Yapılan deneyler, bu kabile üyelerinin mavi ve yeşil tonlarını ayırt etmekte, dillerinde bu iki renk için ayrı kelimeler olan toplumlara göre çok daha fazla zorlandığını göstermiştir. Zaman Kavramı: Gelecek zaman kipi barındırmayan dilleri konuşan toplumların (örneğin bazı Kuzey Avrupa ülkeleri), geleceği bugünden bağımsız görmedikleri için tasarruf yapmaya ve sağlığa yatırım yapmaya daha yatkın oldukları gözlemlenmiştir. Buradan çıkaracağımız sonuç nettir: Sözlüğünüzde olmayan bir kavramı derinlemesine yaşayamazsınız. Sözlüğünüzü daraltırsanız dünyanızı daraltırsınız; zenginleştirirseniz dünyanızı genişletirsiniz. 2. Nöroplastisite: Beyin Kelimelerle Nasıl Yeniden Kablolanır? Modern nörobilim, beynimizin statik bir organ olmadığını, yaşam boyu değişip dönüşebildiğini kanıtladı. Bu kavrama nöroplastisite diyoruz. Peki, bu süreçte kelimelerin rolü nedir? Sürekli "Çok zor", "Bunu asla yapamam", "Her şey kötü gidiyor" gibi olumsuz cümleler kurduğumuzda, beyindeki stres merkezini (amigdala) tetikleriz. Beyin bu söylemleri birer tehdit olarak algılar ve kortizol ile adrenalin salgılar. Zamanla, olumsuz düşünce patikaları beyinde kalın birer otoban haline gelir. Tam tersine, dilimizi bilinçli olarak değiştirdiğimizde: demeye başladığımızda, beyinde yeni sinaptik bağlar kurulur. Beyin, tehdit modundan çıkıp "çözüm ve yaratıcılık" moduna (prefrontal korteks) geçer. Yani kelimeleriniz, kelimenin tam anlamıyla beyninizin biyolojisini değiştirir. 3. İçsel Diyalog: Kendinizle Nasıl Konuşuyorsunuz? Günde ortalama 60.000 ile 80.000 arasında düşünce üretiyoruz ve bu düşüncelerin çok büyük bir kısmı kendimizle yaptığımız içsel konuşmalardan (self-talk) oluşuyor. En acımasız eleştirmenimizi genellikle ayna karşısında veya bir hata yaptığımızda kendi içimizde buluruz. Kendinize karşı kullandığınız dil, özsaygınızın ve potansiyelinizin sınırlarını çizer. Eski/Sınırlayıcı Dil Yeni/Dönüştürücü Dil Psikolojik Etkisi "Ben zaten bu konuda hep beceriksizim." "Bu konuda henüz yeterli pratiğim yok." Sabit zihniyetten (Fixed Mindset) gelişim zihniyetine (Growth Mindset) geçiş sağlar. "Bunu yapmak zorundayım." "Bunu yapmayı seçiyorum." Zorunluluk hissinin yarattığı direnci kırar, kişiye irade ve özgürlük alanı açar. "Keşke öyle yapmasaydım." "Bir dahaki sefere şöyle yapacağım." Geçmişin pişmanlığına hapsolmak yerine geleceğe yönelik aksiyon planı sunar. 4. Kelimelerin Sosyal ve İlişkisel Gücü Kelimeler sadece bireysel dünyamızı değil, insanlarla olan ilişkilerimizi, yani sosyal dünyamızı da inşa eder. İletişimde kullanılan tek bir kelime, bir köprüyü havaya uçurabilir veya yıkık bir köprüyü yeniden inşa edebilir. "Ama" Kurşunu ve "Ve" Sihri İki cümleyi birbirine bağlarken kullandığımız bağlaçlar tüm anlamı manipüle edebilir. "Seni çok iyi anlıyorum ama bu yaptığın doğru değil." (Buradaki "ama", kendinden önce gelen tüm hak verme ve anlama çabasını siler atar, karşı tarafta savunma mekanizması yaratır.) "Seni çok iyi anlıyorum ve bu durumun nasıl düzeltilebileceğini merak ediyorum." (Buradaki "ve", iki durumu da kabul eder, kapsayıcıdır ve çatışmayı çözüme yönlendirir.) Şikayet Kültüründen Takdir Kültürüne Sürekli şikayet eden bir dil, etrafındaki insanları da aşağı çeken bir enerji yayar. Kelimelerini "teşekkür ve takdir" odağına çeviren insanlar, sosyal çevrelerinde bir çekim merkezine dönüşürler. "Bana yardım etmek zorundasın" yerine "Desteğin benim için çok kıymetli" demek, karşınızdaki insanın size yardım etme arzusunu organik olarak artırır. 5. Kendi Dünyanızı Değiştirmek İçin Pratik Bir Sözlük Rehberi Kelimeleri değiştirmek, bir gecede olacak bir iş değildir; farkındalık ve pratik gerektirir. İşte bugünden itibaren hayatınızdan çıkarabileceğiniz ve yerine koyabileceğiniz bazı güçlü kelime değişimleri: "Problem" yerine "Mesele" veya "Durum": Problem kelimesi zihinde ağır bir yük yaratır. "Çözülmesi gereken bir durum var" demek zihni sakinleştirir. "İmkansız" yerine "Sıra dışı" veya "Formülü henüz bulunmadı": İmkansız demek kapıyı tamamen kapatmaktır. Diğer seçenekler ise zihni aramaya teşvik eder. "Yoruldum" yerine "Dinlenmeye ihtiyacım var": İlki tükenmişlik hissi verir ve pasiftir; ikincisi ise bir ihtiyacı belirtir ve aktiftir, çözümü içerir. "Asla" ve "Her zaman" kelimelerini azaltın: "Sen her zaman böylesin" veya "Asla başaramam" gibi genelleyici ifadeler gerçek dışıdır ve sizi manipüle eder. Hayat siyah ve beyazdan ibaret değildir. Kendi Hikayenin Yazarı Olmak Hayat, bize sunulan ham bir senaryodur; ancak bu senaryonun repliklerini seçmek tamamen bizim elimizdedir. Ağzımızdan çıkan her kelime, evrene ve kendi bilinçaltımıza bıraktığımız birer sipariştir. Eğer dünyanızın kasvetli, adaletsiz, zor ve aşılmaz olduğunu düşünüyorsanız, önce gün içinde en çok kullandığınız 10 kelimeyi bir kenara not edin. Göreceksiniz ki dünyanız, kelimelerinizin bir aynasından ibarettir. Kelimelerinizi değiştirin. Sadece nezaket olsun diye değil; daha sağlıklı bir beyne, daha huzurlu bir zihne, daha güçlü ilişkilere ve nihayetinde tamamen size ait, yaşanmaya değer yeni bir dünyaya uyanmak için. Çünkü dünya, onu hangi kelimelerle tanımlıyorsanız tam olarak öyle bir yerdir.- En Son Eğitim Öğretim Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
- Veliler Dikkat! Çocuğunuzun Karnesini Düzeltecek O Gizli Formül Mutfaktan Çıktı!
Veliler Dikkat! Çocuğunuzun Karnesini Düzeltecek O Gizli Formül Mutfaktan Çıktı! Araştırmalar, aile yemeklerinin kelimenin tam anlamıyla daha iyi notlarla bağlantılı olduğunu gösteriyor Columbia Üniversitesi'nin Ulusal Bağımlılık ve Madde Bağımlılığı Merkezi (CASA) tarafından yapılan bir araştırmaya göre, aileleriyle sık sık akşam yemeği yiyen çocuklar okulda daha yüksek notlar alıyor. Veriler, haftada beş veya daha fazla aile yemeği yiyen gençlerin mükemmel notlar alma ve gelişmiş iletişim ve kelime bilgisi becerileri sergileme olasılığının çok daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Bu araştırma, düzenli aile katılımının, duygusal refahı ve özgüveni artıran, istikrarlı ve besleyici bir ortam yarattığını vurguluyor; bunlar akademik başarıda hayati öneme sahip faktörlerdir. Avantajlar daha da ileri gidiyor: paylaşılan yemek zamanları, kendini ifade etme, aile ilkelerini özümseme ve analitik düşünmeyi geliştirme için güvenli bir ortam sağlıyor. Özellikle, çalışma ayrıca daha fazla aile yemeği yiyen ergenlerin sigara veya alkol kullanımı gibi riskli faaliyetlere daha az eğilimli olduğunu gösteriyor. Günümüzün yoğun programları ve dijital dikkat dağıtıcı unsurlarıyla dolu dünyasında, bu bulgular, birlikte yemek yemenin basit eyleminin bir çocuğun gidişatını nasıl önemli ölçüde etkileyebileceğini vurguluyor. [Columbia Üniversitesi, Ulusal Bağımlılık ve Madde Bağımlılığı Merkezi (CASA). Nisan 2025] Aile Yemekleri ve Akademik Başarı: Birlikte Yenilen Akşam Yemeklerinin Çocukların Notlarına Etkisi Günümüzün hızlı temposunda, iş yoğunluğu, okul sonrası aktiviteler ve dijital ekranların hayatımızı ele geçirmesiyle birlikte ailelerin aynı masa etrafında toplanması giderek zorlaşıyor. Ancak sosyoloji, psikoloji ve eğitim bilimleri alanında yapılan araştırmalar, son derece basit ama güçlü bir alışkanlığın çocukların geleceği üzerinde devrimsel bir etkisi olduğunu gösteriyor: Düzenli aile yemekleri. Araştırmalar, ailece yenen yemeklerin sadece beslenme kalitesini artırmakla kalmadığı, kelimenin tam anlamıyla daha yüksek notlar ve daha güçlü bir akademik başarı ile doğrudan bağlantılı olduğunu kanıtlıyor. Peki, bir akşam yemeği masası nasıl oluyor da bir sınıfa, bir çalışma odasına dönüşebiliyor? 1. Zengin Kelime Haznesi ve Dil Gelişimi Harvard Üniversitesi'nde yapılan çığır açıcı bir araştırma, küçük çocukların aile yemekleri sırasında öğrendikleri nadir ve zengin kelime sayısının, ebeveynlerin onlara kitap okurken öğrettiklerinden çok daha fazla olduğunu ortaya koydu. Masadaki Sohbetler: Akşam yemeğinde güncel olaylar, iş hayatı, geçmiş anılar veya günlük planlar konuşulur. Çocuklar bu konuşmaları dinleyerek normalde çocuk kitaplarında karşılaşmayacakları kelimeleri ve dil yapılarını doğal bir ortamda öğrenirler. Okuma Becerisine Etkisi: Erken yaşta gelişen zengin kelime haznesi, çocuğun ilerleyen yıllarda okuduğunu anlama becerisini doğrudan etkiler. Okuduğunu hızlı ve doğru anlayan bir çocuğun ise başta Türkçe/Edebiyat olmak üzere Matematik ve Fen Bilimleri gibi tüm derslerdeki başarı oranı artar. 2. Duygusal İstikrar ve Azalan Stres Akademik başarı sadece zekayla (IQ) ilgili değildir; çocuğun duygusal zekası (EQ) ve psikolojik sağlamlığı da bu süreçte kritik rol oynar. Kaygılı, stresli veya yalnız hisseden bir çocuğun derslerine odaklanması beklenemez. Güvenli Bir Liman: Aile yemekleri, çocuklara günün tüm stresinden uzaklaşabilecekleri güvenli bir alan sunar. Masada aidiyet hissi kazanan ve ebeveynleri tarafından dinlenen çocukların kaygı seviyeleri düşer. Riskli Davranışlardan Uzaklaşma: Columbia Üniversitesi Madde Bağımlılığı ve Sağlık Enstitüsü (CASA) tarafından yapılan araştırmalar, haftada en az 5-7 kez ailece yemek yiyen gençlerin, daha seyrek yiyenlere kıyasla okulda "A" veya "B" (yüksek başarı) alma olasılığının iki kat daha fazla olduğunu gösteriyor. Aynı araştırma, bu gençlerin sigara, alkol ve uyuşturucu gibi akademik başarıyı baltalayan riskli davranışlardan uzak durduğunu da ortaya koyuyor. 3. Düzen ve Rutinlerin Getirdiği Disiplin Başarılı bir akademik hayatın temel taşlarından biri zaman yönetimi ve disiplindir. Her akşam belirli bir saatte yenen yemek, çocuğun hayatına görünmez ama son derece etkili bir yapı kazandırır. Zaman Yönetimi: Akşam yemeği saati belli olan bir çocuk, ödevlerini ne zaman bitirmesi gerektiğini, ne zaman dinleneceğini ve ne zaman uyuyacağını daha iyi planlar. Sorumluluk Bilinci: Masanın kurulmasına yardım etmek, tabakları taşımak gibi küçük görevler, çocukta sorumluluk bilincini geliştirir. Bu disiplin, okul ödevlerine ve ders çalışma alışkanlıklarına da yansır. 4. Beslenme Kalitesi ve Beyin Fonksiyonları "Ne yiyorsak oyuz" felsefesi, akademik başarı için de geçerlidir. Evde pişen ve ailece yenen yemekler, dışarıdan söylenen fast-food türevlerine kıyasla çok daha besleyicidir. Mikro Besinlerin Gücü: Ev yemekleri genellikle protein, vitamin, lif ve omega-3 yağ asitleri açısından daha zengindir. Bu besinler beyin gelişimini, odaklanma süresini ve hafızayı doğrudan destekler. Kan Şekeri Dengesi: Düzenli ve dengeli beslenen çocukların kan şekeri dalgalanmaları az olur. Bu da okulda ders dinlerken ani yorgunluklar veya dikkat dağınıklığı yaşamalarını engeller. Masadaki Gizli Formül: Ebeveynlerin İzleme ve Destek Rolü Aile yemekleri, ebeveynlerin çocuklarının hayatındaki değişimleri fark etmeleri için en mükemmel "erken uyarı sistemidir". Masada çocuğun yüz ifadesinden, ses tonundan veya sessizliğinden okulda bir sorun olup olmadığı (akran zorbalığı, sınav stresi, bir dersi anlamama vb.) kolayca anlaşılabilir. Sorunların büyümeden, masada konuşularak çözülmesi, çocuğun okul motivasyonunu her zaman yüksek tutar. Başarıya Giden Yol Mutfaktan Geçiyor Özetle; çocukların notlarını yükseltmek için her zaman pahalı özel derslere veya saatlerce süren etütlere ihtiyaç yoktur. Bazen en etkili çözüm, mutfaktan gelen taze bir yemek kokusu ve televizyonun, telefonların kapatıldığı bir akşam yemeği masasıdır. Aile yemekleri sadece bir beslenme rutini değil; sevginin, güvenin, dil gelişiminin ve disiplinin harmanlandığı yaşayan bir sınıftır. Çocuğunuzun karnesini iyileştirmek istiyorsanız, işe bu akşam hep birlikte masaya oturarak başlayabilirsiniz. Kaynak: G- Futbol FIFA Dünya Kupaları Hakkında Bütün Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
Kızgın bir Türk Futbol taraftarı bu tweeti atmış Hakkınızı helal edin KIZLAR !- Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
Bugün gönderilen bir tweet: Maga'ya soruları soruyor Hey MAGA, cevapların var mı? CİDDEN ARKADAŞLAR, BUNLARA NE OLDU: DOGE ÇEKLERİ (Department of Government Efficiency / Hükümet Verimliliği Bakanlığı çekleri) GÜMRÜK VERGİSİ ÇEKLERİ GRÖNLAND HASTANE GEMİSİ KREDİ KARTLARINDA %10 APR (YILLIK FAİZ ORANI) İLAÇLARIMIN %1500 DAHA UCUZ OLMASI 2 DOLARLIK BENZİN EPSTEIN DOSYALARI ZATEN AÇIK OLAN HÜRMÜZ BOĞAZI'NIN YENİDEN AÇILMASI DAHA UCUZ MUTFAK ALIŞVERİŞİ (GIDA) SAVAŞLARI 24 SAATTE BİTİRMEK "ÖZEL OLARAK FİNANSE EDİLEN" BALO SALONU BİR GÜNCELLEME VAR MI?- En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
En İyi Voleybolculara En Rastgele Soruları Sorduk Şu an dünyanın en iyi oyuncusu kim? Gabby. [gülüşmeler] Issız bir adaya kimi götürmek ya da orada kiminle mahsur kalmak isterdin? Dürüst olmak gerekirse, sanırım Gabby. Balık tutmada iyi mi? Bilmiyorum. Ama çok sabırlı ve benim de çok sabırlı birine ihtiyacım var. [gülüşmeler] Balık tutma işini ben yaparım, o da... geri kalanını yapar, bilmiyorum. [gülüşmeler] Eğer hayvanlar voleybol oynayabilseydi, en iyisi hangisi olurdu ve neden? Aklıma ilk zürafa geldi ama sanırım pek koordineli değiller. Kısa bacaklar ve çok uzun boyun yüzünden... [gülüşmeler] ...Panterler. Bu fikri sevdim. Voleybol oyun tarzını sadece bir renk kullanarak tarif etmen gerekseydi, bu hangi renk olurdu? Kırmızı. Agresif bir tarz yani. Evet. Dünyanın en iyi orta oyuncusu kim? Bölüm 2: Zehra Güneş. O senin adını verdi. Evet, videonu gördüm; videoda söylediklerine dikkat etmem gerektiğini söyledi ve buna bayıldım. Ona güveniyorum. Çok hoşuma gitti. Oyun tarzını makyaj terimleriyle tarif edebilir misin? Vay canına. Fondöten olabilirdim derdim. Ooo, bu iyiymiş. Çünkü her seferinde blok yapıyorum; tıpkı koruma sağlayan bir güneş kremi gibi... sağlamlık ve koruma. Savunma ve koruma. Buna bayıldım. Bir takım arkadaşınla ıssız bir adada olsan, kimi seçerdin ve neden? Bu zor bir soru çünkü hayatta kalma tekniklerine sahip olmaları gerekir. Belki... ayrıca bu kişinin adada hayatta kalmak için yetenekli olması lazım; takımımızda bu tür şeyleri kim yapabilir ki? Tamam. Sıla derdim; çünkü onunla vakit geçirirken sürekli birbirimize takılıyoruz, hani tatlı sert takılmalar... Evet. Eğer hayvanlar voleybol oynayabilseydi, en iyisi hangisi olurdu? Ahtapot. Ooo, çok iyi. Çünkü kolları... [gülüşmeler] ...ahtapot. Ona hep sorular sorarım. Gerçekten mi? Evet. Hayır. Hayvanlar voleybol oynayabilseydi, en iyisi kim olurdu? Bölüm 3: Katerina Antropova. Kanguru gibi zıplayabilen biri. Öyle bir şey var mı? Bu gerçekten iyi bir soru. Yükseğe zıpla. Bundan sonraki tüm otobüs yolculuklarında yanına birini oturtman gerekse, bu kişi takımından kim olurdu? Benim takımımdan... Hımm. Takım arkadaşlarından kimler arkanda? Yani sen... Hayır. Avery Skinner derdim. Aa, neden? Şey, sanırım pek çok farklı konuda uzun uzun sohbet edebiliriz. Harika. Şimdi oylayın... Volverse hub. Volverse. Doğru bildi. [kahkahalar] Hadi. İşte bu yüzden başkasına sorman lazım. Görünüşe göre artık arkadaş bile değiliz. Evet, öyle demedin. Ben oturmuyorum. Sen benim yanımdaki kişisin. Hep oradasın. Kucağıma oturuyorsun. Aa, mükemmel. Dünyanın en iyi blokçusu kim? Ben Zera dedim. Evet. Bölüm 4: Chiaka Ogbogu. Umarım o da beni söyler. Söylemezse cevabımı geri alırım. [kahkahalar] Tamam. Issız bir adada en uzun süre hayatta kalacak takım arkadaşın hangisi olurdu? Ooo. Ada. Tamam. Neden? Çok zahmetsiz, sakin biri olduğunu hissediyorum; her türlü koşulda hayatta kalabilir ve hiç şikayet etmez. Bence takımımızda en uzun süre o hayatta kalırdı. Kendini tek bir renkle tanımlasan, bu hangi renk olurdu? Ooo, belki altın rengi. Oo, buna bayıldım. Formayla uyumlu. Evet, altın rengi. Oyun tarzını makyaj terimleriyle tarif edebilir misin? Vay canına. Tamam. Makyaj açısından oyun tarzım... Ooo, belki kuyruklu eyeliner gibiyimdir. Çok keskin. Bazen abartılı, bazen sade ama aynı zamanda her zaman dikkat çekici, çok keskin ve her zaman kusursuz. Her zaman kusursuz. Bunu sevdim. [kahkahalar] Teşekkürler. Mükemmel. Şu an dünyanın en iyi oyuncusu kim? Bölüm 5: Marina Markova. Her pozisyon için... bu çok zor çünkü her pozisyon farklı ve unvanlar da aslında pek bir şey ifade etmiyor. Tamam, belki dünyanın en iyi blokçusu? Tamam, Zakra Ganesh. Şimdiden onun için birkaç oy geldi bile. Bir havaalanında sadece tek bir takım arkadaşınla mahsur kalacak olsan, bu kişinin kim olmasını istemezdin? Havaalanı, evet. Neden? Çünkü onu tanıyorum; kaybolurduk ve onu her yere peşimde sürüklemek zorunda kalırdım. Dürüst olmak gerekirse, takımca seyahat ederken ikimiz de biniş kapısına hep geç kalırdık. Bir keresinde Milano havaalanında alışverişe dalıp pasaport kontrolünü unutmuştuk. Duty-free ve diğer kısımları geçtikten sonra fark ettiğimiz için acele etmek zorunda kalmıştık; takım da kapıları bizim için açık tutmak zorunda kalmıştı. Yani bu deneyimi bir daha yaşamamayı tercih ederim. Dikkatini başka şeyler dağıtırdı yani. Evet. Peki, oyun tarzını tarif etmen gerekse ve bunu sadece bir meyveyle yapabilsen, hangi meyveyi seçerdin? Tamam, rastgele bir meyve... Oyun tarzı... Kendimle bağdaştırarak açıklayayım: Kivi. Hımm, anladım. Neden? Şey, işin içine biraz o kendine has keskinliği ama aynı zamanda tatlılığı da katmak istedim. Tadı öyle çok kötü falan değil ama bazen insana o "vay be" dedirten, şaşırtıcı bir yanı var. Ve umarım bu şekilde sunulmuştur; hani, sonunda biraz sürprizli bir şekilde. Kivi yerken dış kabuğuyla mı yersin? Isırarak mı yoksa kaşıkla içini oyarak mı? Alerjim var. Bir dakika, yani bir kivi olurdun ama kiviye alerjin mi var? Evet. Evet, kiviye alerjim var. Dünyanın en iyi orta oyuncusu kim? Bölüm 6: Sinead Jack-Kısal. Dünyanın en iyi orta oyuncusu mu? Sarafa derim. Oo, güzel seçim. Evet. Peki neden onu söylüyorsun? Şey, sahadaki enerjisine ve gücüne bayılıyorum. Her zaman çok agresif bir oyun tarzı var. Bloklarını ve stilini de çok seviyorum; ayrıca hücumları da harika. Voleybol oyun tarzını sadece renklerle tarif edebilseydin, bu hangi renk olurdu? Sanırım bunun cevabını zaten biliyorum. Pembe. [kahkahalar] Tabii ki en sevdiğim renk. Pembenin çok enerjik bir renk olduğunu düşünüyorum ve ben de sahada çok enerjiğim. Sanırım en çok beslendiğim ve güvendiğim şey enerjim. Hayatının geri kalanında sadece tek bir yiyecek yiyebilecek olsan, bu ne olsun isterdin? Hımm. Eğer sadece tek bir yiyecek yiyebileceksem... Tamam, Trinidad'dan bir şey söyleyeceğim. "Bacon shark" diyeceğim. Bacon shark. Evet, Trinidad'da... Plaja ya da belki Tobago'ya gittiğinizde mutlaka yemeniz gereken bir şey. Bacon shark'ı denemelisiniz. Sanırım kızarmış bir hamur işi (bake) gibi bir şey; biliyor musunuz bilmiyorum ama... Ve... yayın balığı (catfish) aslında ama biz ona köpekbalığı (shark) diyoruz. İçine biraz ketçap ya da istediğiniz başka sosları koyuyorsunuz. Bölüm 7: Ebrar Karakurt. Ama biraz da benden... Evet, ama benden. Başka bir oyuncudan bir yetenek çalabilseydin, bu ne olurdu ve neden? Başka bir oyuncudan bir yetenek... Oyuncunun adını ve yeteneği söylemem gerekiyor. Tamam, Gabby'nin manşet alma yeteneği diyebilirim. Hayır. [burnundan gülerek] Ah evet, durumu gayet iyi. Evet, Gabby'yi de yanımda götürmek isterim. Peki, bir takım arkadaşınla ıssız bir adada mahsur kalsan, bu kim olsun isterdin ve neden? Şey... takım arkadaşım Magda. Evet, orada çok eğlenebilirdik. Evet, siz gerçekten çok eğleniyordunuz. Oyun tarzın bir meyveyle tarif edilseydi, bu hangisi olurdu? Meyve... Oyun tarzı... Evet, çilek derdim. Tamam. Tamam. Evet. Neden? Çünkü köşede daha tatlı olmak istiyorum. [kahkahalar] Mükemmel. Harika. Çok teşekkürler. Teşekkür ederim. 8. Bölüm: Gabi. Pekala Gabby, şu an dünyanın en iyi oyuncusu kim? Zor bir soru. [kahkahalar] Isabelle Haak. Ah, buna bayıldım. Bu hafta sonu eski takımına karşı oynamak nasıl bir his olacak? Çok zorlu olacak çünkü onlar dünyanın en iyi takımlarından biri. Yani, bu final kısmı kesinlikle harika geçecek. Tamam. Yolculuk sırasında otobüste yanına oturulacak en iyi kişi kim? Bella. İtalya'da da birlikte kalıyoruz. Evet. Eğer hayvanlar voleybol oynayabilseydi, hangi hayvan en iyisi olurdu ve neden? Aman Tanrım. Sanırım dişi aslan derdim. Ah evet. Evet. Çünkü çok cesurlar ve... Evet. Voleybolda bir kuralı değiştirebilecek olsan, bu ne olurdu? Ayakla servis atabilmek mi? Ayakla servis olur mu bilmiyorum ama... Bugünlerde bunu konuşuyoruz aslında. Gerçekten emin değilim, sanmıyorum ama... Antrenmanda bunu konuşuyoruz. Yani eğer ayakla servis atabilseydim, taktiksel servisler yapmak —mesela kısa servisler— çok daha kolay olurdu. Dünyada en çok "ace" (doğrudan sayı getiren servis) yapan oyuncu olurdun. [kahkahalar] Sanmıyorum. Ama bazı taktiksel servisler için daha kolay olurdu.- En Son Beslenme Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
- Yaşlandıkça Güç Kazanmanın Eğlenceli Yolu: Mutfaktaki O Tanıdık Besin
Yaşlandıkça Güç Kazanmanın Eğlenceli Yolu: Mutfaktaki O Tanıdık Besin Yaş almak, hayatın getirdiği en güzel ayrıcalıklardan biridir; ancak vücudumuzda yaşanan bazı değişimlerin pek de konforlu olduğu söylenemez. Özellikle kas kütlesi ve gücü, daha 30'lu yaşlardan itibaren doğal olarak azalmaya başlar ve bu süreç 50 yaşından sonra genellikle vites artırır. Bugünlerde sosyal medya, genç kalmayı vaat eden ve "uzun ömür sırrı" olarak pazarlanan "gösterişli" trendlerle çalkalanıyor. Ancak bu parıltılı paylaşımların ıskaladığı çok önemli bir gerçek var: Sağlıklı yaşlanmanın en kritik unsurlarından biri, düşmeleri önlemek adına kas gücünü korumaktır. Çünkü ilerleyen yaşla birlikte düşme riski ciddi şekilde artar ve istatistikler, 65 yaş üstü her dört yetişkinden birinin her yıl en az bir kez düştüğünü gösteriyor. Geleneksel olarak dengeli beslenme ve düzenli güç egzersizleri bu sürecin altın standartlarıdır. Ancak yeni bir bilimsel araştırma, beslenme düzenine fıstık ezmesi eklemek gibi son derece basit ve lezzetli bir alışkanlığın da kas gücünü korumada şaşırtıcı bir rol oynayabileceğini gösteriyor. Önemli Noktalar Düşme Riski: İleri yaştaki bireyler, kas kütlesi ve gücündeki doğal azalmalar nedeniyle denge kaybı ve düşme riskiyle karşı karşıyadır. Fıstık Ezmesi Etkisi: Yapılan güncel bir araştırma, günlük düzenli fıstık ezmesi tüketiminin alt vücut gücünü artırabileceğini ortaya koydu. Bütünsel Yaklaşım: Tek bir besin mucize yaratmaz; sağlıklı yaşlanma için dengeli beslenme ve kuvvet egzersizleri hala hayati önem taşır. Araştırma Nasıl Yürütüldü? Bir araştırma enstitüsündeki bilim insanları, bu popüler besinin sağlıklı yaşlanma sürecindeki etkisini netleştirmek adına altı ay süren, randomize ve kontrollü bir çalışma gerçekleştirdi. Çalışmaya, kendi evinde yaşayan ve düşme riski taşıyan 65 yaş ve üzeri 108 yetişkin dahil edildi. Katılımcılar kısıtlayıcı diyetler veya ağır egzersiz programları yerine, rastgele iki gruba ayrıldı: Fıstık Ezmesi Grubu: Altı ay boyunca günlük beslenme düzenlerine yaklaşık 1,5 porsiyon (43 gram) fıstık ezmesi ekledi. Kontrol Grubu: Mevcut beslenme alışkanlıklarını aynen sürdürdü ancak çalışma süresince kuruyemiş tüketmekten kaçındı. Her iki gruptan da mevcut fiziksel aktivite seviyelerini değiştirmemeleri istendi. Süreç boyunca katılımcıların yürüme hızları, alt vücut kuvvetleri (sandalyeden oturup kalkma testleri ile), dengeleri, kavrama güçleri ve vücut kompozisyonları (kas ve yağ oranı) detaylıca ölçüldü. Bilimsel Sonuçlar Ne Diyor? Altı ayın sonunda elde edilen veriler, iki grup arasında küçük ama oldukça anlamlı farklar olduğunu gösterdi: Alt Vücut Gücü Arttı: Fıstık ezmesi tüketen katılımcıların yürüme hızlarında belirgin bir değişim olmasa da, sandalyeden kalkma testlerindeki süreleri kısaldı ve alt vücut kas güçlerinde net bir artış görüldü. Bu durum; merdiven çıkma veya yataktan kalkma gibi günlük hareketlerin daha kolay yapılması anlamına geliyor. Kilo Aldırmadı: Günlük fıstık ezmesi porsiyonu katılımcıların beslenmesine fazladan 250 kalori, 20 gram yağ ve 10 gram protein ekledi. Toplam enerji alımı artmasına rağmen, katılımcılarda herhangi bir kilo alımı gözlenmedi. Bu da fıstık ezmesinin tokluk hissi sağlayarak beslenme kalitesini artırdığını destekliyor. Sürdürülebilirlik: Katılımcıların programa uyum oranı %86 gibi yüksek bir seviyede kaldı. Yani bu alışkanlığı günlük hayata entegre etmek oldukça pratik ve zahmetsiz. Bu Bulguları Hayatımıza Nasıl Uyarlayabiliriz? Yaşlandıkça bağımsız hareket edebilmek ve hareket kabiliyetini korumak için sadece maksimum kas kuvveti değil, alt vücut gücü de kritik bir öneme sahiptir. Kas gücündeki küçük iyileşmeler bile ilerleyen yaşlarda bir başkasına bağımlı yaşama riskini ve düşme sıklığını azaltabilir. Ancak unutmamak gerekir ki, günde bir kaşık fıstık ezmesi tüketmek tek başına sihirli bir değnek değildir. Nitekim araştırma, fıstık ezmesinin toplam kas kütlesini veya yürüme hızını tek başına değiştirmediğini de gösteriyor. Yaşlandıkça zinde, güçlü ve dengede kalmanın formülü; fıstık ezmesi gibi besleyici gıdaları içeren zengin bir menüyü, düzenli kas güçlendirici egzersizlerle harmanlamaktan geçiyor. Uzman Görüşü Kaynak: EW- İspanya Hakkında Her Şey Buraya...
BARSELONA "SAGRADA FAMILIA" METRO İSTASYONU Bunun kadar etkileyici başka bir metro çıkışı biliyor musunuz? Vay canına!- İspanya Hakkında Her Şey Buraya...
İspanya Hakkında Her Şey Buraya...- En Son Erkek Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Final serisinde durum 1-1’e geliyor. Maç Sonucu | Beşiktaş X Fenerbahçe İstanbul Jet: 92 - 79- Şikago - Chicago Hakkında Her Şey Buraya
Obama Başkanlık Merkezi adını Obama ailesinden alıyor olabilir, ancak sizin için inşa edildi. Burası, topluluğun canlı ve yaşayan bir kutlaması; eşitlik, empati ve kapsayıcılık gibi sarsılmaz değerlerin bir simgesi ve bir umut ışığıdır. Burası, tekrar tekrar gelmenizi umduğumuz bir yer.- Şikago - Chicago Hakkında Her Şey Buraya
Şikago - Chicago Hakkında Her Şey Buraya- Futbol FIFA Dünya Kupaları Hakkında Bütün Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
Şu anda Son 32 turu sıralaması Kendi takımımızı en alta elenmiş olarak görmek çok üzücü- En Son Kadın Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Yeni sezon transfer çalışmalarına başlayan Fenerbahçe Opet, tanıdık bir ismi kadrosuna kattı. Sarı-lacivertliler, geçtiğimiz sezon Çimsa ÇBK Mersin ile EuroCup şampiyonluğu yaşayan 1997 doğumlu Litvanyalı oyuncu Laura Juškaitė ile anlaşmaya vardı. Hem 3 hem de 4 numara pozisyonlarında görev yapabilen çok yönlü oyuncu, geçen sezon Mersin formasıyla ligde 13.4 sayı, 5.9 ribaund ve 1.9 asist ortalamaları yakalayarak dikkat çekici bir performans sergilemişti.- Aşk, Mutluluk ve Sevgi Hakkında En Son Haberler
- Onurla Harmanlanmış Bir Hayırseverlik
Onurla Harmanlanmış Bir Hayırseverlik Bir kadın, sokak köşesinde tezgah açmış yaşlı bir amcaya yaklaştı ve sordu: — "Yumurtaların tanesi kaç para dayı?" Yaşlı adam boynunu bükerek cevap verdi: — "Tanesi 10 lira kızım." Kadın kaşlarını çatıp, "6 tanesini 50 liraya verirsen alırım, yoksa hiç bakmayayım," dedi. Yaşlı satıcı içini çekti, "İstediğin fiyattan olsun be kızım, ne yapalım... Sabahtan beri siftah bile yapamadım. Eve ekmek götürmem lazım, ne koparsa kârdır," diye karşılık verdi. Kadın, sanki büyük bir pazarlık zaferi kazanmışçasına kibirle gülümsedi, yumurtaları kendi belirlediği fiyattan alıp poşetine koydu. Daha sonra yol kenarında bekleyen lüks cipine bindi ve erkek arkadaşıyla şehrin en popüler, şık bir restoranına gitti. Canlarının çektiği her şeyi, masayı donatacak şekilde sipariş ettiler. Ancak yemeklerin sadece tadına bakıp, neredeyse tüm tabakları öylece masada bıraktılar. Hesap geldi: 6.500 TL. Kadın cüzdanından 7.000 TL çıkarıp garsona uzattı ve gururla, "Üstü kalsın, aranızda paylaşırsınız," dedi. Adil Olmayan Terazi Lüks bir restoranın işletmecisi ya da çalışanları için bu bahşiş sıradan bir durum olabilir; ancak o yaşlı yumurtacı amcanın penceresinden bakıldığında durum hiç de adil değildir. Asıl soru şu: Neden üç kuruşun hesabını yapan yoksul bir sokak satıcısından alışveriş yaparken hep pazarlık gücümüzü kullanıp ezmeye çalışıyoruz da, bizim yardımımıza zerre ihtiyacı olmayan lüks mekanlara karşı bu denli cömert ve savurgan davranabiliyoruz? Bir keresinde okuduğum ve aklımdan hiç çıkmayan bir söz vardı: Çoğunuzun bu hikâyeyi paylaşmayabileceğini biliyorum; ancak okumak için zaman ayıran o azınlıktan biriyseniz, lütfen paylaşmayı düşünün. Belki de bir başkasının kalbine dokunacak iyi bir tohum ekersiniz.- DÜNYANIN SON SEYİRCİSİ Mİ OLACAĞIZ? Five Eyes Uyardı: Yapay Zekanın Kıyamet Koparmasına Sadece 'Aylar' Kaldı!
DÜNYANIN SON SEYİRCİSİ Mİ OLACAĞIZ? Five Eyes Uyardı: Yapay Zekanın Kıyamet Koparmasına Sadece 'Aylar' Kaldı! Küresel istihbarat yetkilileri, gelişmiş yapay zeka modellerinin işletmelere ve hükümetlere felaket düzeyinde zararlar vermesine aylar kaldığı konusunda kritik bir uyarıda bulundu. Uluslararası bir istihbarat ittifakı; eski ve desteği sona ermiş yazılımları kullanan kritik sistemlerin, kötü niyetli aktörlerin saldırı gerçekleştirmesini her zamankinden daha kolay hale getirecek yeni yapay zeka modelleri karşısında ciddi risk altında olduğunu belirtti. Yayınlanan ortak açıklamada ilgili teşkilatlar, liderlerin hızla gelişen bu yapay zeka sistemlerinin oluşturduğu tehdidi ele almak için "hızlı hareket etmeleri" gerektiğini ifade etti. Ortak açıklamada, "En ileri düzey yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması ve hem saldırı hem de savunma amaçlı siber yetenekleri kökten dönüştürmesi öngörülüyor. Söz konusu zaman dilimi yıllar değil, aylar," denildi. "Kurum ve toplum genelini kapsayan bir müdahale gerekiyor. Siber risk artık yalnızca teknik bir sorun olarak ele alınamaz. Bu, temel bir iş riski ve liderlik sorumluluğudur." İstihbarat teşkilatları; kurumları ve hükümetleri, güvenlik operasyonlarına yapay zeka araçlarını entegre ederek savunmalarını güçlendirmeye çağırdı. Bunu yapmayanlar, siber saldırı gerçekleştirmek için yeni ve daha erişilebilir yöntemlerle donanmış bilgisayar korsanları ve diğer kötü niyetli aktörler karşısında savunmasız kalarak felaket niteliğinde sonuçlarla yüzleşecekler. Açıklamada belirli bir yapay zeka modelinden bahsedilmese de, önde gelen bir yapay zeka şirketinin en gelişmiş sistemleri yakın zamanda siber güvenlik uzmanlarının uyarılarına konu olmuştu. Bu ayın başlarında söz konusu şirket, hükümet kısıtlamalarının ardından bazı gelişmiş modellerine tüm müşterilerin erişimini engellemek zorunda kalmıştı. Bir siber güvenlik firmasının kamu sektörü teknoloji direktörü, konuyla ilgili verdiği demeçte şunları söyledi: "Yapay zeka; siber saldırıların hızını, ölçeğini ve karmaşıklığını büyük ölçüde artıracak; saldırganların önündeki engelleri azaltırken onlara eskiden sadece yüksek beceriye sahip aktörlerin sahip olduğu yetenekleri kazandıracak." "Beni endişelendiren husus, pek çok kurumun hâlâ bu sorunu sadece yazılım yamalarıyla çözebileceğini sanması. Yapay zeka öncesinde bile tempoya ayak uyduramıyorduk, sonrasında hiç uyduramayacağız." "Saldırganlar her zaman avantajlı konumdaydı çünkü savunmacılarla aynı kısıtlamalara tabi değiller; yapay zeka çağında bu durum çok daha geçerli. Kuruluşların, bir güvenlik ihlalini bir ihtimal olarak görmeyi bırakıp kaçınılmaz bir gerçeklik olarak ele almaya başlamalarının zamanı geldi." Söz konusu haber kaynağı, bağımsız düşünce yapısına sahip bireyler için küresel haberler, yorumlar ve analizler sunan bir yayın organıdır. Güvenilir sesine ve olumlu değişime olan bağlılığına değer veren, geniş bir okuyucu kitlesine sahiptir. Değişimi gerçekleştirme misyonu, hiç bugünkü kadar büyük bir önem taşımamaktadır. Kaynak: TI- En Son Otomobil - Taşıt - Kamyon - Otobüs - Pikap Araç Haberleri
- Gemini'ye, modern araçlar için artık geçerli olmayan bakım tavsiyelerinin neler olduğunu sordum. İşte Cevabı
Gemini'ye, modern araçlar için artık geçerli olmayan bakım tavsiyelerinin neler olduğunu sordum. İşte Cevabı Otomotiv teknolojisi son birkaç on yılda muazzam bir gelişme gösterdi. Hassas mühendislik, sentetik yağlar ve gelişmiş araç içi bilgisayarlar sayesinde, eski usul birçok kulaktan dolma bilgi artık tamamen geçerliliğini yitirdi. Eğer bu eski alışkanlıkları hâlâ sürdürüyorsanız, muhtemelen hem zamanınızı hem de paranızı boşa harcıyorsunuz demektir. İşte artık resmi olarak unutabileceğiniz o eski bakım tavsiyeleri: 1. Her 5.000 Kilometrede Bir Motor Yağı Değiştirmek Eski Kural: "Her 3 ayda veya 5.000 kilometrede bir (hangisi önce dolarsa) yağı değiştirin." Günümüz Gerçeği: Bu, modern araç bakımındaki en büyük para tuzağıdır. Eski model bir araç kullanmıyorsanız veya sürekli ağır yük çekmek gibi aşırı zorlayıcı koşullarla karşı karşıya değilseniz, modern sentetik yağlar ve gelişmiş motor tasarımları sayesinde yağ değişim aralıkları çok daha uzadı. Günümüzdeki araçların birçoğu 10.000 ila 15.000 kilometre (hatta bazıları 20.000 km'ye kadar) arasında yağ değişimi gerektirir. Bunun yerine ne yapmalı: Aracınızın Yol Bilgisayarındaki "Yağ Ömrü Göstergesi"ne güvenin veya aracınızın el kitabında belirtilen net kilometre aralığını kontrol edin. 2. Yola Çıkmadan Önce Motoru Isıtmak (Rölantide Beklemek) Eski Kural: Motorun ısınması ve stop etmeden doğru hava-yakıt karışımını yakalaması için soğuk kış sabahlarında aracı hareket ettirmeden önce 5-10 dakika rölantide çalıştırın. Günümüz Gerçeği: Bu durum, karbüratörlü eski araçlar için gerekliydi. Modern araçlar ise elektronik yakıt enjeksiyon sistemi kullanır ve araç bilgisayarı bu karışımı anında ayarlar. Aslında aracı rölantide bekletmek motorun ısınma sürecini uzatır ve gereksiz yakıt tüketimine neden olur. Modern bir motoru ısıtmanın en hızlı yolu, aracı doğrudan sürmektir. Bunun yerine ne yapmalı: Yağın motor içinde tamamen sirküle olması için sadece 30 saniye ile 1 dakika arasında bekleyin ve ardından aracınızı yavaşça sürerek yola çıkın. Hararet göstergesi normal çalışma sıcaklığına gelene kadar ani ve sert hızlanmalardan kaçının. 3. Her Büyük Bakımda Tüm Sıvıları Yenilemek (Sıvı Flash İşlemi) Eski Kural: Her 50.000 kilometrede bir şanzıman, radyatör antifrizi ve hidrolik direksiyon sıvılarını makineye bağlayarak tamamen basınçla boşaltıp yenilemek. Günümüz Gerçeği: Modern araç sıvıları artık ömürlük ya da en azından 150.000-160.000 kilometre gidecek şekilde formüle ediliyor. Örneğin, birçok yeni araçta "ömür boyu dayanıklı" ve dışarıdan müdahale gerektirmeyen kapalı sistem şanzımanlar bulunuyor. Dahası, agresif kimyasal yıkama (flushing) işlemleri bazen içerideki kalıntıları yerinden oynatarak hassas valfleri tıkayabilir ve fayda yerine zarar verebilir. Bunun yerine ne yapmalı: Tamamen üreticinin belirlediği bakım takvimine sadık kalın. Eğer el kitabında bir sıvı için "150.000 km'ye kadar değişime gerek yok" diyorsa, dokunmayın. 4. Lastik Diş Derinliği İçin "Bozuk Para Testi" Eski Kural: Lastik dişlerinin arasına bozuk para dik olarak yerleştirilir ve diş derinliğinin yeterli olup olmadığı kabaca kontrol edilirdi (Örneğin ABD'de Lincoln'ün başı, Türkiye'de ise genellikle madeni paranın dış halkası baz alınırdı). Günümüz Gerçeği: Bu geleneksel ölçümler genellikle yasal sınır olan 1,6 mm civarına denk gelir. Ancak güvenlik uzmanları ve lastik üreticileri, özellikle yağmurlu havalarda fren mesafesinin bu sınıra gelmeden çok daha önce ciddi şekilde kötüleştiğini belirtiyor. Bunun yerine ne yapmalı: Güvenli bir sürüş ve etkili bir su tahliyesi için lastik diş derinliğiniz 3 mm'nin (kış lastikleri için 4 mm) altına düştüğünde, yasal sınırı beklemeden yeni lastik arayışına girmelisiniz. 5. Her 20.000 - 30.000 Kilometrede Bir Buji Değiştirmek Eski Kural: Tekleme yapmasını önlemek ve yakıt verimliliğini korumak için bujileri sık sık değiştirin. Günümüz Gerçeği: Eski bakır uçlu bujiler gerçekten de hızla yıpranırdı. Ancak günümüzde fabrikadan çıkan neredeyse tüm modern araçlar, aşınmaya karşı inanılmaz dirençli olan iridyum veya platin uçlu bujilerle donatılmıştır. Bunun yerine ne yapmalı: Modern bujiler, değişim gerektirmeden önce rahatlıkla 100.000 ila 150.000 kilometre arasında sorunsuz bir şekilde hizmet verebilir. 6. Kızaklama Esnasında Frene Pompa Yapmak Eski Kural: Araç buzda veya ıslak zeminde kaymaya başladığında, tekerleklerin kilitlenmesini önlemek için fren pedalına hızlıca bas-çek (pompa) yapın. Günümüz Gerçeği: Son birkaç on yılda üretilen hemen hemen her araçta ABS (Kilitlenme Karşıtı Fren Sistemi) standart olarak bulunuyor. Frene kendiniz pompa yapmaya çalıştığınızda, aslında sistemin mantığını karıştırır ve onun sizi koruma yeteneğini engellersiniz. ABS, freni saniyede onlarca kez pompalayabilir; bu, bir insanın fiziksel olarak ulaşamayacağı bir hızdır. Bunun yerine ne yapmalı: Fren pedalına sonuna kadar sertçe basın ve ayağınızı sabit tutun. Pedalda bir titreme hissedecek ve bir tıkırtı sesi duyacaksınız; bu, sistemin aracın kontrolünü kaybetmemeniz için kusursuz şekilde çalıştığını gösterir. Kaynak: Gemini- Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
CNN, Vance ve Obama'nın nükleer denetimler hakkında konuşmalarını yan yana ekrana getiriyor.- En Son Erkek Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Game Day! Final Serisi 2. Maç Fenerbahçe İstanbul Jet X Beşiktaş 13:00 Süleyman Seba Spor Salonu TRT Spor Yıldız- En Son Erkek Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Devon Hall resmi olarak Fenerbahçe2den ayrıldı Devon Hall’a Teşekkürlerimizle! 2024-25 sezonu öncesi kadromuza katılan, formamızı giydiği iki sezon boyunca kazandığımız tüm başarılarda pay sahibi olan oyuncumuz Devon Hall ile yollarımız ayrılmıştır. Çubuklu formamızla, 1 EuroLeague, 2 Türkiye Ligi, 2 Türkiye Kupası ve 1 Cumhurbaşkanlığı Kupası şampiyonlukları yaşayan Devon Hall’a tüm emekleri için teşekkür ediyor, kariyerinin bundan sonraki döneminde kendisine başarılar diliyoruz. - Kelimelerini Değiştir, Dünyan Değişsin: Dilin, Düşüncenin ve Gerçekliğin Gizli Mimarisi
Önemli Bilgiler
Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.
Navigation
Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın
Chrome (Android)
- Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
- İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
- Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
- Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
- Site ayarları seçeneğini seçin.
- Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Safari (iOS 16.4+)
- Sitenin Ana Ekrana Ekle seçeneğiyle yüklendiğinden emin olun.
- Ayarlar Uygulaması → Bildirimler bölümünü açın.
- Uygulama adınızı bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Safari (macOS)
- Safari → Tercihler bölümüne gidin.
- Web Siteleri sekmesine tıklayın.
- Kenar çubuğunda Bildirimler seçeneğini seçin.
- Bu web sitesini bulun ve tercihlerinizi ayarlayın.
Edge (Android)
- Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
- İzinler seçeneğine dokunun.
- Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Edge (Desktop)
- Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
- Bu site için izinler seçeneğine tıklayın.
- Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihlerinizi ayarlayın.
Firefox (Android)
- Ayarlar → Site izinleri bölümüne gidin.
- Bildirimler seçeneğine dokunun.
- Listede bu siteyi bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Firefox (Desktop)
- Firefox Ayarlarını açın.
- Bildirimler seçeneğini arayın.
- Listede bu siteyi bulun ve tercihlerinizi ayarlayın.