İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Bütün Eylemler

Bu akış otomatik olarak güncellenir

  1. Geçen saat

  2. Yok artık! Yok artık! ABC, CBS, CNN, NBC ve Fox News. Evet... Bir daha oku. FOX NEWS. Başkan Trump'ın televizyon yayınlarını askıya aldılar. Trump, CNN'in ortak yayın temsilcisi olarak kendisine düşen sırayı kullanmasına izin vermeyi reddettikten sonra... FOX NEWS, TRUMP'I YAYINLAMAYI REDDEDİYOR! Sonunda be!
  3. Hamdi Ulukaya (Chobani Yoğurt Markasının Sahibi) Her zaman iki evim oldu: Yolculuğumun başladığı Türkiye ve hayallerimi kurduğum Amerika Birleşik Devletleri. Bugün iki ulusumuz arasındaki Dostluğun 100. Yılını kutluyoruz. ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanı olarak, sürdürülebilir ticareti teşvik etmeye, istihdam yaratmaya ve 100 milyar dolarlık ikili ticaret vizyonumuza ulaşmaya kendini adamış 100 şirketten oluşan bir topluluğa liderlik etmekten onur duyuyorum. Ekonomilerimiz ve insanlarımız arasında kurduğumuz köprüler, gelecek nesiller için gelecek yüzyılı şekillendirecek. Benim iki evim var: Yolculuğumun başladığı Türkiye ve hayallerimi Amerika'ya dönüştürdüm. Bugünün iki yılı arasındaki 100 yıllık dostluğu koruyoruz. ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanı olarak, sürdürülebilir büyümek, istihdam yaratmak ve 100 milyar ticaret hedefimize ulaşmak için çalışan 100 şirketlik bu topluluğa liderlik etmekten büyük gurur duymak. Ekonomilerimiz ve insanlarımız arasında kurduğumuz köprüler, gelecek nesiller için gelecek yüzyılı şekillendirecek.
  4. Kaitlan Collins harika. Tam anlamıyla ters tepme durumu. İşte Trump'ın şu anda Beyaz Saray'daki etkinliği. Newsmax etkinliği yayınlıyor ancak söyledikleri duyulmuyor; çünkü tüm basın havuzu, CNN, Politico ve MSNBC'yi yasakladığı için onu boykot ediyor. Trump, bizzat susturmaya çalıştığı kişiler tarafından susturuluyor.
  5. Bugün

  6. Fenerbahçe Tarfin Erkek Basketbol Takımımız, 39. Cumhurbaşkanlığı Kupası maçında parkeye çıkıyor.
  7. Dolabınız Tıkış Tıkış Ama Giyecek Hiçbir Şeyiniz Yok mu? Gizli Stilist Tüyosu Açıklandı! Her sabah gardırobun karşısına geçip "Hiçbir şeyim yok!" stresi yaşamaktan bıktınız mı? Yalnız değilsiniz. Ünlü stilistlerin ortak fikri net: Problem kıyafetinizin az olması değil, doğru parçalara sahip olmamanız. Ağzına kadar dolu ama birbiriyle uyumsuz dolaplar karar verme yorgunluğu yaratır. Çözüm ise "Kapsül Gardırop" sisteminde. Yani birbiriyle sonsuz kombin yapabileceğiniz, zamansız ve kaliteli temel parçalara yatırım yapmak. Stilistlerin önerdiği, dolabınızı "yetişkin işi" bir şıklığa kavuşturacak 11 anahtar parça ve seçim tüyoları: 1. Kaliteli Beyaz Tişört Gardırobun en joker parçasıdır. Nasıl Seçilmeli? Vücudu sıkmayan, tok, iç göstermeyen ve %100 pamuklu (özellikle Pima pamuğu) modelleri tercih edin. 2. Zamansız Kazak Tişörtlerin üzerine, omuzlara bağlamaya veya tek başına giymeye uygundur. Nasıl Seçilmeli? Sıcak tutan kaşmir, merinos yünü veya pamuklu dokular mükemmeldir. Çabuk tüylenen ve kalitesiz duran yüksek akrilikli örgülerden uzak durun. 3. Deri Ceket Sade bir kombin aksine anında iddialı ve "havalı" bir hava katar. Nasıl Seçilmeli? Tam Sırçalı (full grain) gerçek deriler yıllandıkça güzelleşir. Bitkisel alternatiflerde ise poliüretan yerine elma, mantar veya kaktüs derisi gibi yeni nesil kumaşlara yönelin. 4. Kurtarıcı Düğmeli Gömlek Yazın plajda mayo üstüne, kışın kazağın içine giyilebilir. Nasıl Seçilmeli? %100 pamuk poplin veya keten idealdir. Kumaşında az miktarda esneklik (elastan) olması, göğüs düğmelerinin açılmasını önler. 5. Akıcı Geniş Paça Pantolon Hem inanılmaz konforlu hem de derli toplu görünmenizi sağlar. Nasıl Seçilmeli? Vücuda oturup aşağı doğru akıcı dökülen yün veya pamuklu fitilli kumaşları seçin. "Balon" gibi duran aşırı bol kesimlerden kaçının. 6. Klasik Trençkot Kıyafetinizi zahmetsizce bir üst seviyeye taşır. Nasıl Seçilmeli? Bej, taba veya siyah renklerde, hafif oversize ve uzun kesimler zamansızdır. Sık dokunmuş pamuklu gabardin kumaş en kaliteli tercihtir. 7. Oversize Blazer Ceket Ofisten akşam yemeğine geçişin en hızlı yoludur. Nasıl Seçilmeli? Vizon veya siyah tonları her şeyle uyum sağlar. Kumaşının en az %95 yün içermesi görünüşünü ve kalitesini doğrudan etkiler. 8. Koyu Renk Kot Pantolon Siyah kumaş pantolonların en güçlü alternatifidir. Nasıl Seçilmeli? %100 pamuk veya en fazla %2 elastan içeren modellere bakın. Aşırı esnek kumaşlar çabuk deforme olur. Zamansız bir duruş için hafif geniş paçaları seçin. 9. Maxi Etek veya Elbise Dolabınıza zahmetsiz bir zarafet ve feminenlik katar. Nasıl Seçilmeli? İpek, pamuk poplin veya viskon kumaşlar tercih edilmelidir. Hava almayan ve yapay duran polyesterden kaçının. Kışın içine uzun kollu giyerek 4 mevsim kullanabilirsiniz. 10. Formunu Korumayan Sert El Çantası ere bırakıldığında çökmeyen, dik duran çantalar her zaman şık görünür. Nasıl Seçilmeli? Siyah veya taba gibi nötr renkli, çizilmeye dayanıklı tam damarlı deriler ömürlüktür. 11. Şık Siyah Çizme ve Balerin Babetler Ayakkabıda onlarca seçeneğe değil, doğru parçalara ihtiyacınız var. Siyah Çizme: Hem bol kotlarla hem elbiselerle uyum sağlar. Balerin Babet: Şehirde koştururken veya akşam yemeğinde hem rahat hem şık kalmanızı sağlar. Kumaş Seçerken Dikkat Edilmesi Gereken Küçük İpucu Alışveriş yaparken kumaşa mutlaka dokunun. Pamuk, ipek, yün, kaşmir ve keten gibi doğal lifler nefes alır ve uzun ömürlüdür. Giysinin formunu koruması ve kırışmaması için içinde az miktarda elastan veya polyester karışımı olması faydalıdır. Elinize aldığınızda kağıt gibi ince hissettirmeyen, esnetip bıraktığınızda hemen eski şekline dönen kumaşlar doğru tercihtir.
  8. Emma Meesseman ile Yola Devam Fenerbahçe Tarfin Kadın Basketbol Takımımız, Avrupa kadın basketbolunun en özel oyuncuları arasında yer alan, EuroLeague Women'da üst üste iki kez 'En Değerli Oyuncu' seçilen oyuncumuz Emma Meesseman ile 1 yıllık yeni anlaşmaya varmıştır. 2022-23 sezonunda ailemize katılan, bugüne dek kazandığımız tüm tarihi başarılarda ve şampiyonluklarda pay sahibi olan Emma Meesseman 2026-27 sezonunun sonuna kadar formamızı giymeye devam edecektir. Bu anlaşmanın Kulübümüz ve oyuncumuz için hayırlı olmasını diliyor, Emma Meesseman’a Fenerbahçe forması altında nice başarılar diliyoruz. Fenerbahçe Spor Kulübü
  9. 1. Trump'a defalarca oy verdik. 2. Trump bize yalan söyledi ve ilk döneminde bizi kazıkladı. 3. Yalanlarına yine kandık. 4. Amerikalı vergi mükellefleri bizi yine kurtarmak zorunda kaldı. 5. Trump bizi yine kazıkladı. 6. Amerikalı vergi mükelleflerinin bizi yine kurtarmasına ihtiyacımız var.
  10. Buttigieg: “Bataklığı kurutun.” Bugünlerde Washington’da pek bulunmuyorum ama tesadüf bu ya, dün oradaydım. National Mall’da koşuya çıktım ve aklımdan şu düşünceyi atamadım: Gerçekten kurutmayı başardığı tek şey, Lincoln Anıtı’nın önündeki o Yansıtma Havuzu (Reflecting Pool) olmuş. Bu yüzden, herkese 5.000 dolar vereceğini —hem de ancak seçimden sonra ve ancak kendileri kazanırsa— söylediğinde ona inanmıyorsak kusurumuza bakmayın. Biliyorsunuz, eğer Cumhuriyetçiler gerçekten herkese birkaç bin dolar vermek isteselerdi; peş peşe yaşanan ulusal krizlerin ortasında iki aylığına evlerine dönmek yerine, bunu bu hafta yaparlardı.
  11. Gözgöre göre milleti yemeye çalışıyorsunuz siz orda Okan Buruk’un cezasının en düşükten alması yada hiç almaması için o yayını yaptınız ki o muhabir ile Okan Buruk’un aynı anda soyunma odasından birlikte çıkması bunun kurgu olduğunun ispatıdır.
  12. 2016 yılında, 18 yaşındaki Andrej Ciesielski, yanında bir GoPro ile Gize Büyük Piramidi'ne gizlice tırmandı ve tüm süreci kaydetti. 146 metre yüksekliğindeki piramidin yarısına geldiğinde polis onu fark etti; ancak o, üç yıl hapis cezası alma riskini göze alarak tırmanışına devam etti. Zirveye ulaştığında muhteşem manzaranın tadını çıkardı ve ardından 20 dakika içinde aşağı indi. Yakalandığında yetkililer çektiği görüntüleri sildirdi, fakat Ciesielski daha sonra evinde bu görüntüleri kurtarmayı başardı. Yasa dışı bir eylem olmasına rağmen, yaşadığı bu inanılmaz deneyimin ve elde ettiği görüntülerin buna değdiğini söyledi.
  13. 39. Cumhurbaşkanlığı Erkekler Basketbol Kupası maçı öncesi Fenerbahçe Tarfin Başantrenörü Šarūnas Jasikevičius ve kaptan Melih Mahmutoğlu açıklamalarda bulundu.
  14. 39. Cumhurbaşkanlığı Erkekler Basketbol Kupası maçı öncesi Beşiktaş Başantrenörü Dušan Alimpijević ve kaptan Conor Morgan açıklamalarda bulundu.
  15. Fenerbahçe, Lyon’u sahasında elleyince “Tarihin en kötü Lyon’u” ilan edildi… Beşiktaş, Marsilya’yı yenince ise “Tarihin en iyi Marsilya’sı” anlatıldı. Lyon: 5 maç – 11 puan – 2. sıra Marsilya: 5 maç – 3 puan – 17. sıra Demek ki mesele rakibin gücü değil, kiminle oynadığınmış.
  16. Yolcu Trafiğine Göre Avrupa'nın En Büyük Havalimanları Londra Heathrow – 84,5 Milyon İstanbul – 84,4 Milyon Paris Charles de Gaulle – 72,0 Milyon Amsterdam Schiphol – 68,8 Milyon Madrid-Barajas – 68,2 Milyon Frankfurt – 63,2 Milyon Barcelona-El Prat – 57,5 Milyon Roma Fiumicino – 51,3 Milyon Moskova Sheremetyevo – 43,4 Milyon Münih – 43,4 Milyon Londra Gatwick – 42,8 Milyon Dublin – 36,4 Milyon Lizbon – 36,1 Milyon Atina – 34,1 Milyon Palma de Mallorca – 33,8 Milyon Kopenhag – 32,4 Milyon Manchester – 32,1 Milyon Viyana – 32,0 Milyon Milano Malpensa – 31,2 Milyon Málaga – 26,8 Milyon
  17. Son zamanlarda gördüğüm en iyi konuşma.
  18. Republicans against Trump Trump: “Benzin fiyatları Biden döneminde ‘TRUMP’ dönemine kıyasla çok daha yüksekti. Neredeyse diğer tüm fiyatlar da öyleydi.” GERÇEK KONTROLÜ: Yanlış. Joe Biden görevden ayrıldığında, normal benzinin galon fiyatı ortalama 3,11 dolar, dizelin ise 3,72 dolar civarındaydı. Bugün ise benzin 4,48 dolar, dizel ise 6,51 dolar seviyesinde.
  19. Aras Kargo Dostluk Turnuvası yarın başlıyor 22 Eylül Salı 16.30 x Eczacıbaşı - Beşiktaş 19.00 x Aras Kargo - Vakıfbank 23 Eylül Çarşamba 16.30 x Vakıfbank - Beşiktaş 19.00 x Aras Kargo - Eczacıbaşı 24 Eylül Perşembe 16.30 x Aras Kargo - Beşiktaş 19.00 x Vakıfbank - Eczacıbaşı Alsancak Atatürk Spor Salonu, İzmir
  20. Ailemiz büyüyor... Yeni transferlerimiz Yvonne Anderson, Tima Pouye ve Luisa Geiselsöder katılımıyla sezonun ilk selfiesi!
  21. Küresel Düzenin Çöküşü: Amerika Liderliği Kaybederken, Müttefikler Kendi Yolunu Çiziyor Geçtiğimiz hafta Fransa’da yıllık konuşmasını yapan Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, birkaç yıl öncesine kadar hayal bile edilemeyecek devrim niteliğinde bir öneri ortaya attı: Kanada’yı Avrupa Birliği’nin ilk "ortak üyesi" yapmak. Henüz ortada yasal bir çerçeve bulunmasa da bu plan; Kanadalıların Avrupa’da vizesiz yaşamasına, eğitim görmesine ve çalışmasına olanak tanımayı, Kanada şirketlerinin Avrupa Yatırım Bankası'na erişimini ve iki taraf arasında stratejik savunma ortaklıkları kurulmasını kapsıyor. Ayrıntılar şimdilik ikinci planda kalsa da, bu hamle küresel siyasette devasa bir kırılmanın habercisi. Amerikalıların —Kongre’de Trump’ın gidişiyle işlerin normale döneceğini uman Cumhuriyetçiler de dahil olmak üzere— artık gerçeği görmesi gerekiyor: ABD, küresel güvenliğin güvenilir bir garantörüyken hızla bir tehdit unsuruna dönüştü ve verilen zararlar çoktan kalıcı hale geldi. 1. ABD'nin Güvenilmezleşmesi ve NATO Krizi İkinci döneminde Donald Trump, müttefiklerin savunma harcamalarını artırmaması durumunda ABD’yi NATO’dan çekmekle tehdit ederek ittifakı tehlikeye attı. İç politikayı dizayn etmek için gümrük vergilerini bir baskı aracı olarak kullanan Trump; Kanada’yı "51. eyalet" yapma hayallerini ve Grönland’ı ele geçirme hevesini açıkça dile getirdi. Üstelik tüm bunlar, İran ile patlak veren savaştan önce yaşandı. Birleşmiş Milletler'in New York'taki yıllık toplantılarında da açıkça görüldüğü üzere, dünya artık Amerika’nın Trump öncesi sakin günlerine dönmesini beklemiyor. ABD’nin artık özgür dünyaya liderlik etmediği, aksine küresel bir tehlike olarak görüldüğü yeni bir çok kutuplu düzen kuruluyor. Son 80 yıldır uluslararası siyasetin ve ekonominin merkezinde yer alan ABD, bu ayrımcı ve şantajcı politikaları sayesinde bu rolü hızla kaybediyor. 2. Savunma Sektöründe Yeniden Silahlanma ve Yalnızlaşma Kanada'nın AB ile yapmayı planladığı anlaşma, ABD liderliğinin geride kaldığı yeni dünyanın en somut kanıtı. Bu değişimin en net yaşandığı alan ise savunma sanayii: Avrupa'nın Hamlesi: Çin'in yükselişi, Rusya'nın saldırganlığı ve Amerika'nın taahhütlerini yerine getiremeyeceği endişesi karşısında Avrupa, hızla yeniden silahlanma yarışına girdi. Kanada'nın Yön Değiştirmesi: Yakın zamana kadar silah ticaretini "kirli bir iş" gören Ottawa yönetimi, Polonya’daki Avrupa savunma fuarlarında boy göstererek küresel pazara açıldı. Asya-Pasifik Ortaklıkları: Kanada Başbakanı Carney; Trump’ın savunma taahhütlerini azaltma tehdidinde bulunduğu Güney Kore, Avustralya ve Japonya ile ilişkileri güçlendiriyor. Özellikle bu ülkeler, Trump’ın Kuzey Kore diktatörü Kim Jong-un’a duyduğu yakınlıktan son derece rahatsız. Amerikan Silah Stoklarındaki Eritme: Trump’ın İran ile başlattığı savaş, Amerikan silah stoklarında endişe verici azalmalara yol açtı. Müttefikler artık ABD’nin vaat ettiği teslimatları zamanında yapabileceğinden şüphe duyuyor. 3. Ticaret Savaşları ve Alternatif Çekim Merkezleri Nisan 2025'teki sözde "özgürleşme günü"nden bu yana ABD, ithalata karşı sürekli değişen cezalandırıcı bir gümrük vergisi rejimi uyguluyor. Trump, Kanada'ya karşı başlattığı ticaret savaşında Ağustos ayında 20 milyar dolar değerindeki Kanada ihracatına yüzde 50 vergi getirerek Ottawa'yı köşeye sıkıştırmaya ve kendi şartlarını dayatmaya çalıştı. Ancak Kanada Başbakanı Carney, boyun eğmek yerine vergiyi göğüsleyip yeni ortaklar bulma stratejisini seçti: Kendi gümrük vergilerini yürürlüğe koydu. AB ile kapsamlı ortaklık görüşmelerinin temellerini attı. Kanada'nın ihracatını son otuz yılın en yüksek seviyesine çıkardığı Çin ile yeni bir ticaret anlaşması imzaladı. ABD ile coğrafi zorunluluktan ötürü ticaret koparılmasa da, amaç tamamen ekonomik dayanıklılık ve bağımsızlık kazanmak oldu. Bu durum sadece Kanada ile sınırlı kalmadı. Asya-Pasifik'teki Çin baskısı ve ABD'nin askerlerini bölgeden çekmesi nedeniyle Avustralya da AB ile yakınlaşma arayışına girdi. Basra Körfezi ülkeleri, İran füzelerine karşı Amerikan üslerinin yetersiz kalması üzerine yeni bölgesel güvenlik arayışlarına yöneldi. BRICS ülkeleri dolardan uzaklaşmayı tartışırken; Güney Amerika ticaret bloğu Mercosur, Trump’ın Amerika kıtasını bir ABD arka bahçesi olarak gören vizyonuna meydan okuyarak Avrupa ve Asya ile yeni ticari köprüler kuruyor. 4. Yumuşak Gücün Çöküşü ve USAID Krizi Trump’ın dış politikası, her şeyi karşılıklı çıkar hesabına dayalı kaba bir alışverişe dönüştürmüş durumda. Ona göre bu politika Amerikan gücünü perçinliyor; ancak gerçekte müttefikleri yeni ve bağımsız iş birliği ağları kurmaya itiyor. Bu sürecin en trajik ve kalıcı zararlarından biri de, geçen yıl USAID'in (ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı) devre dışı bırakılması oldu. Oxfam tahminlerine göre bu karar, dünyanın en yoksul ve savaş bölgelerinde her yıl önlenebilir 3 milyondan fazla ölüme yol açabilir. Amerikalıların yardım edebilecekken bunu reddettiği algısı, ABD'nin küresel itibarını bitirdi. Oysa USAID, Çin ve Rusya'nın boşluk doldurmasını engelleyen en ucuz ve en etkili Amerikan yumuşak güç aracıydı; artık bu avantaj da tamamen kaybedildi. Sonuç: Hiçbir Şey Asla Eskisi Gibi Olmayacak ABD merkezli küresel düzenin zayıflaması iki uçlu sonuçlar doğuruyor: Bir yandan Avrupa kendi savunmasında daha özerk hale gelirken, Kanada gibi ülkeler uzun vadeli ekonomik dayanıklılık kazanıyor. Öte yandan ise Asya ve Orta Doğu'daki silahlanma yarışları, nükleer silahların yayılma riski ve denetimsiz yapay zeka yarışları dünyayı çok daha tehlikeli ve istikrarsız bir yere çeviriyor. Günün birinde Trump görevden ayrıldığında ve Beyaz Saray'a müttefiklerle köprüleri yeniden kurmak isteyen yeni bir başkan geldiğinde, Ottawa ve Brüksel'de kuşkusuz derin bir nefes alınacaktır. Ne var ki o başkan "hadi yeniden dost olalım" turuna çıktığında göreceği muamele, eski partnerine nihayet durulmaya hazır olduğunu söyleyen dengesiz bir eski sevgilinin karşılanma anına benzeyecektir: Belki yeniden dost olabiliriz; ama hiçbir şey asla eskisi gibi olmayacaktır. Amerika’nın liderliğindeki tek kutuplu küresel düzenin çözülmesi ve dünyanın çok kutuplu, bloklar arası esnek ittifaklara evrilmesi, jeopolitik konumu gereği Türkiye’yi bu değişimin tam merkezine yerleştirmektedir. Geleneksel müttefikliklerin (özellikle ABD ile ilişkilerin) "işlemsel" (transactional – çıkara dayalı ve anlık) bir zemine oturduğu bu yeni dönemde, Türkiye’nin izlediği strateji ve karşı karşıya olduğu riskler şunlardır: 1. Savunma Alanında "Kritik Aktör" ve Avrupalı Arayışlar Makalede Avrupa’nın yeniden silahlanma yarışına girdiğinden ve ABD’nin güvenlik garantilerine olan güvenin sarsıldığından bahsedilmişti. Bu durum Türkiye için hem bir fırsat hem de bir ikilem yaratıyor: Savunma Sanayiinde Yükseliş: Türkiye, özellikle insansız hava araçları (İHA/SİHA), zırhlı araçlar ve füze sistemlerindeki başarılarıyla Avrupa’nın fragmented (parçalı) savunma piyasasında ve NATO içinde vazgeçilemeyecek bir tedarikçi ve ortak konumuna gelmiştir. Kurumsal Dışlanma ve İkili İlişkiler: AB, resmi entegrasyon mekanizmalarında Türkiye’yi uzun süredir dışarda tutsa da, savunma ve dış politika krizlerinde (Ukrayna, Orta Doğu vb.) Ankara ile pragmatik ve ikili iş birliklerine yönelmek zorunda kalmaktadır. Türkiye, AB'nin formal yapılarına girmeden, İtalya, İngiltere ve Almanya gibi anahtar ülkelerle sektörel bazda stratejik bağlar kurarak bu yeni düzenin "bağımsız güvenlik aktörlerinden" biri olmaya çalışmaktadır. 2. ABD ile "İşlemsel" İlişkiler ve Denge Politikası Trump’ın dış politikayı tamamen ticari bir pazarlığa ve "ver-al" dengesine dönüştürmesi, Türkiye’nin uzun süredir uyguladığı "stratejik otonomi" ve çok boyutlu denge siyasetiyle büyük ölçüde örtüşmektedir: Washington ile yaşanan geçmiş krizler (S-400, F-35, bölgesel vekalet savaşları) halihazırda geleneksel müttefiklik bağlarını zayıflatmış ve ilişkiyi tamamen durumsal bir pazarlık haline getirmiştir. Türkiye, ABD'nin Orta Doğu ve Karadeniz'deki güvenlik açıklarında kritik bir rol oynamaya devam ederken, Washington'ın kuralsız ve baskıcı tavırlarına karşı ekonomik ve siyasi dayanıklılığını artırmak için Doğu ile Batı arasında esnek bir denge gözetmektedir. 3. Ticaret Savaşları ve Gümrük Birliği Sıkışması Makalede Kanada’nın ABD vergilerine karşı Çin ve AB ile alternatif pazarlar kurduğundan söz edilmişti. Türkiye açısından tablo biraz daha karmaşıktır: Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği, ülkeyi Avrupa’nın tedarik zincirine entegre etse de, güncellenmeyen yapısı ve AB’nin "Avrupa’da Üret" (Made in Europe) korumacı politikaları Türk ekonomisi için yapısal riskler barındırmaktadır. Küresel ticarette korumacılığın ve gümrük duvarlarının tırmandığı bu yeni düzende Türkiye; bir yandan AB pazarındaki yerini korumaya çalışırken, diğer yandan Asya’daki çekim merkezlerine (örneğin BRICS ile kurulan seçici temaslar veya Asya ekonomileriyle artan ticaret) kapı aralayarak alternatif kanallar yaratma arayışındadır. 4. Bölgesel Krizler ve "Kriz Yöneticisi" Rolü ABD’nin küresel liderlikten çekildiği, USAID gibi yumuşak güç unsurlarını tasfiye ettiği ve dünyayı yalnızlaştırdığı bir ortamda; Orta Doğu, Karadeniz, Kafkaslar ve Doğu Akdeniz’deki boşluklar bölgesel güçler tarafından doldurulmaktadır. Türkiye; Ukrayna krizindeki tahıl koridoru ve arabuluculuk girişimleri, Libya ve Kafkasya'daki saha hakimiyetiyle bu çok kutuplu düzende kendi bölgesinin "vazgeçilmez güvenlik ve müzakere merkezi" olarak konumlanmaktadır. Özetle; Türkiye Bu Yeni Düzenin Neresinde? Türkiye, ABD merkezli tek kutuplu dünyanın çözüldüğü ve kuralların zayıfladığı bu yeni dönemde, hiçbir tekli bloğa tam bağımlı kalmayan, bunun yerine ikili anlaşmalarla, savunma sanayi gücüyle ve esnek ittifaklarla ayakta durmaya çalışan "merkezi bir otonom aktör" konumundadır. Batı ile bağlarını tamamen koparmamakta ancak Washington ve Brüksel’in eskisi gibi mutlak bir vesayet kurmasına da izin vermemektedir; makalede bahsedilen "eski müttefiklerin kendi yolunu çizmesi" trendi, Türkiye’nin yıllardır uyguladığı çok yönlü dış politikanın artık tüm dünya tarafından bir zorunluluk olarak benimsendiğini göstermektedir. Kaynak: Intelligencer
  22. BM'den Trump'ın hamlesine neredeyse oybirliğiyle tepki: ABD tek başına kaldı Küresel çatı kuruluştaki bu orantısız oylama sonucu, Washington'ı neredeyse tüm üye ülkelerle karşı karşıya getiriyor; üstelik bu durum, ABD'nin BM nezdindeki büyükelçisinin nihayet onaylanıp göreve başladığı bir döneme denk geliyor. Birleşmiş Milletler, Trump yönetiminin küresel arenadaki bir hamlesini eleştiren ve neredeyse oybirliğiyle kabul edilen bir karara imza attı; bu, eleştirmenlerin "savunulamaz" olarak nitelendirdiği diplomatik bir tokat niteliğindeydi. Bu çarpıcı oylama sonucu, ABD'nin pek çok cephede yoğun bir şekilde destek arayışında olduğu bir dönemde, Washington'ı küresel kuruluşun neredeyse tüm üyeleriyle ters düşürür bir konuma sokuyor. Oylama büyük önem taşıyor çünkü BM'de neredeyse tam bir mutabakatın sağlanması nadir görülen bir durumdur ve bu, Amerikan pozisyonlarının yakın müttefiklerininkinden bile ne kadar uzaklaştığını göstermektedir. Ayrıca bu gelişme, sekiz aylık bir boşluğun ardından ABD'nin nihayet onaylanmış bir büyükelçiye kavuştuğu bir zamana denk geliyor. Neredeyse hiç savunucusu olmayan bir oylama Rapora göre, üye ülkeler Trump yönetiminin hamlesine karşı öyle bir saflaştı ki ABD neredeyse tamamen yalnız kaldı. Bu olayla birlikte "savunulamaz" ifadesi öne çıktı ve yönetimin tutumu, geleneksel olarak dost olan hükümetlerin bile savunmayı reddettiği bir pozisyon olarak nitelendirildi. Birleşmiş Milletler'de neredeyse oybirliğiyle alınan kararlar genellikle olağanüstü koşullar gerektirir. Yaptırımlar, bölgesel anlaşmazlıklar veya tek taraflı politika beyanlarına ilişkin kararlar; bir hükümetin yerleşik uluslararası mutabakata karşı tek başına hareket ettiği düşünüldüğünde, bu tür orantısız oylama sonuçlarına yol açabilir. Bu durum, mevcut yönetim için hiç de yabancı olmayan bir tablo. Aralık 2017'de BM Genel Kurulu, Başkan Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma kararını kınayan bir tasarıyı 9'a karşı 128 oyla (35 çekimser oyla) kabul etmiş; bu sırada aleyhte oy kullanan ülkelere yardımların kesileceğine dair açık tehditler göz ardı edilmişti. The New York Times'ın haberine göre İngiltere, Fransa, Almanya ve Japonya'nın tamamı bu kararı desteklemişti. Yönetimin açıklamaları ABD'nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, yönetimin diplomasisini tutarlı bir şekilde sembolik olmaktan ziyade eylem odaklı bir yaklaşım olarak tanımladı. Büyükelçi Mike Waltz, ABD tarafından hazırlanan ve Gazze konusunu ele alan bir karar tasarısı üzerine yapılan Güvenlik Konseyi oylaması öncesinde yaptığı konuşmada; Arap ve Müslüman çoğunluklu ülkeler de dahil olmak üzere geniş çaplı bölgesel desteğin, Amerikan planına yönelik muhalefeti gerekçelendirmeyi zorlaştırdığını savundu. Temsilci Yardımcısı Tammy Bruce da Konsey'e yönetimin "sert ifadeler içeren mektuplar göndermediğini" belirterek, bunun yerine Amerikan liderliğinin kanıtı olarak Sudan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Gazze konularında sağlanan anlaşmalara ve atılan somut adımlara işaret etti. Yönetim açısından bakıldığında, bu tür oylamalar, bozulmuş olarak gördüğü statükoyu sarsmanın bir bedelidir. BM açısından bakıldığında ise bu sonuç, Washington'ın tek taraflı hareket ettiğinde ne kadar yalnız kalabileceğinin bir göstergesidir. Görevdeki henüz ilk haftaları Zamanlama, yaşanan mahcubiyeti daha da derinleştiriyor. CBS News'in haberine göre Senato, aylarca süren gecikmelerin ardından 19 Eylül 2025'te, Trump'ın eski ulusal güvenlik danışmanı Mike Waltz'un ABD'nin BM Büyükelçisi olarak atanmasını 43'e karşı 47 oyla onayladı. Ukrayna, Gazze ve diğer bölgelerde krizler yaşanırken ABD'yi BM'de üst düzey bir temsilciden mahrum bırakan bu makam, sekiz ay boyunca boş kalmıştı. Waltz'un onay süreci, üst düzey yetkililerin Yemen'deki bir askeri saldırıya ilişkin hassas ayrıntıları farkında olmadan ifşa ettiği "Signal sohbeti" tartışmasındaki rolü nedeniyle karmaşık bir hal almıştı. Skandalın sorgulamanın başlamasından bir saatten fazla bir süre sonra gündeme gelmesi sayesinde, oturumu büyük ölçüde yara almadan atlattı. Şimdiyse görevine henüz yeni ısınan Waltz, ABD'nin bu kurumun verebileceği en tek taraflı tepkilerden birine maruz kaldığı bir ortama adım atıyor. Neredeyse oybirliği neden can yakıyor? Diplomatlar, oylama sonuçlarını aradaki farka göre farklı şekillerde değerlendirirler. Az farkla kaybedilen bir oylama, dostlar arasındaki bir anlaşmazlık olarak yansıtılabilir. Neredeyse oybirliğiyle alınan bir yenilgi ise bambaşka bir durumdur; bu, ABD'nin tutumunun, genellikle temkinli davranan müttefikleri de dahil olmak üzere, tek bir savunucu bile bulamadığını gösterir. 2017'deki Kudüs oylaması buna bir örnek teşkil etmişti. Trump, ABD'den yardım alan ülkeleri misilleme yapmakla tehdit etmiş, ancak üye ülkeler yine de Washington'ın aleyhine oy kullanmıştı. Karar bağlayıcı olmasa da büyük ölçüde sembolik bir nitelik taşıyordu; ancak The Times, bu durumun, yönetimin 50 yıllık uluslararası mutabakattan kopuşunun Amerika'nın diplomatik yalnızlığına ne ölçüde katkıda bulunduğunu gözler önüne serdiğine dikkat çekmişti. Yine de sembolizmin sonuçları vardır. Tekrarlanan tecrit oylamaları, Trump’ın 20 maddelik Gazze barış planını destekleyen kararda olduğu gibi, ABD’nin gerçekten istediği bir Güvenlik Konseyi hamlesi için ihtiyaç duyduğu siyasi sermayeyi aşındırabilir. Hâlâ net olmayan noktalar Oylamaya ilişkin bazı ayrıntılar kamuoyuna yansımış durumda. Kesin karar metni, kesin sayım ve hangi hükümetlerin (varsa) Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte oy kullandığı, mevcut materyallerde tam olarak belgelenmemiştir. Okuyucular, oylamanın özel mekaniğini hâlâ ortaya çıkan bir konu olarak değerlendirmelidir. Yönetimin sonucu iş yapmanın bir maliyeti olarak mı ele alacağı yoksa rotasını mı değiştireceği de belirsizdir. 2017 emsali, yardım kesintileri yoluyla misillemenin mümkün olduğunu göstermektedir; Gazze diplomasisi, ABD'nin yatırım yaptığında hâlâ koalisyonlar kurabileceğini göstermektedir. Ancak net olan şey, kalıbın kendisidir. Bu yönetim, politikanın doğru olduğuna inandığında ezici BM muhalefetini absorbe etmeye isteklidir ve üyeler bunu giderek daha açık bir şekilde dile getirmeye isteklidir. Bir sonraki sınav, yeni onaylanan ve henüz yeterince test edilmemiş olan Waltz'ın, bu tür oylamaların neredeyse oy birliğiyle ölçtüğü bir farkı kapatıp kapatamayacağı olacaktır. Kaynak: IPP
  23. James Talarico, Ken Paxton'ın kampanyasını rayından çıkaran yazım hatasını fırsat bildi Teksaslı Demokrat Senato adayı James Talarico, Donald Trump'ın desteğini alan Cumhuriyetçi rakibi Ken Paxton'ın yaptığı coğrafi bir yazım hatasını hemen gündeme taşıdı. Teksas Başsavcısı Paxton, hafta sonu X platformu üzerinden Lubbock'taki kampanya etkinliğine katılan destekçilerine teşekkür etti. Paxton, "Bu kampanya her geçen gün büyümeye devam ediyor," ifadesini kullandı. Ardından bir sonraki etkinliğinin duyurusunu yaptı: "Sırada: Harika @TedCruz ile Kıbrıs (Cyprus). Teksas'ı Teksas olarak koruyacağız." Oysa Paxton'ın kastettiği yer Akdeniz'deki ada ülkesi Kıbrıs (Cyprus) değil, Houston yakınlarındaki Cypress kasabasıydı; burada Senatör Ted Cruz (Cumhuriyetçi-Teksas) ile bir miting düzenleyecekti. İnternetteki alaycı yorumlar ve eleştiriler üzerine Paxton paylaşımını sildi. Paxton daha sonra Facebook'ta yaptığı paylaşımda Cypress'in adını doğru yazdı. Ancak Talarico bu hatayı görmezden gelmedi. "Doğrusu 'Cyprus' (Kıbrıs) değil, Cypress," diye belirtti. Talarico, Paxton'ın yurt dışı seyahatleriyle ilgili tartışmalara da gönderme yaparak, "Avrupa'daki lüks tatillere harcadığın onca zamana bakılırsa, Teksas'ı bilmemen hiç de şaşırtıcı değil," diye ekledi. Kaynak: HuffP
  24. Austin, Teksas'ta bir DoorDash sürücüsü ICE tarafından vuruldu Şehir yetkililerinin açıklamasına göre, Pazar günü Austin, Teksas'ta federal bir göçmenlik bürosu görevlisi bir adamı vurarak yaraladı. Şehrin Acil Sağlık Hizmetleri (EMS) şefi, hastaneye kaldırılan adamın durumunun stabil ancak ciddi olduğunu belirtti. Yukarıdaki haberin Türkçe çevirisi aşağıdadır: Genel BakışŞehir yetkililerinin, kolluk kuvvetlerinin ve yasal temsilcilerin aktardığı bilgilere göre, 20 Eylül 2026 Pazar günü öğleden sonra Teksas eyaletinin Austin kentinde bir Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanının açtığı ateş sonucu Venezuela vatandaşı 28 yaş sınırındaki bir adam yaralandı. Olay sırasında DoorDash kuryesi olarak çalışan mağdur, gövdesine isabet eden kurşunla hastaneye kaldırıldı ve ardından federal gözetime alındı. Olayın Önemli DetaylarıZaman ve Yer: Olay, yerel saatle öğleden sonra 1:00'den hemen önce, Kuzey Austin'deki U.S. 183 ile Anderson Square kavşağı yakınlarında meydana geldi. Mağdur: Savunma avukatı tarafından Wilber Rafael Garces Perez olarak tanımlanan kişi, 28 yaşında bir Venezuela vatandaşıdır. İç Güvenlik Bakanlığı'na (DHS) göre Perez ülkeye yasadışı yollardan girmişti ve hakkında kesinleşmiş bir sınır dışı edilme kararı bulunuyordu. Avukatı ise kendisinin olay anında DoorDash için aktif olarak yemek siparişi teslimatı yaptığını belirtti. Sağlık Durumu: Austin-Travis County Acil Sağlık Hizmetleri (EMS) Şefi Robert Luckritz, acil durum ekiplerinin olay yerine dakikalar içinde ulaştığını açıkladı. Gövdesinden vurulduğu tespit edilen Perez, olay yerinde stabilize edildikten sonra yerel bir travma merkezine (Dell Seton Tıp Merkezi) kaldırıldı. Durumu ciddi ancak stabildi; daha sonra taburcu edilerek ICE gözetimine teslim edildi. Olayı Tetikleyen SüreçOperasyon: Federal kaynaklar, ICE ajanlarının belgesiz bir Venezuela vatandaşını yakalamak amacıyla operasyon yürüttüğünü bildirdi. Çelişkili/İlk Bulgular: Austin Polis Şefi Lisa Davis, ilk bilgilerin olay öncesinde kısa bir yaya kovalamacası yaşanmış olabileceğini gösterdiğini belirtti. Austin Belediye Meclisi üyeleri dahil olmak üzere diğer yerel yetkililer ise, bir ICE aracının Perez'in arabasının yanına yaklaşmış olabileceğini, ardından ajanın araçtan inerek birkaç kez ateş açtığını öne sürdü. Olay yerindeki aracın yolcu tarafında ve arka camlarında çok sayıda mermi izi görüldü. Yerel Polisin Durumu: Belediye Başkanı Kirk Watson ve Polis Şefi Lisa Davis, Austin Polis Departmanı memurlarının olayla doğrudan bir ilgisinin bulunmadığını vurguladı. Bununla birlikte yerel kolluk kuvvetleri, Teksas Kamu Güvenliği Departmanı (DPS) ile birlikte olay yerine müdahale ederek sağlık ve güvenlik desteği sağladı. Tepkiler ve SonuçlarYerel ve Kongre Düzeyinde Tepkiler: Olay, yerel liderlerin sert tepkisine yol açtı. Austin Belediye Başkanı Kirk Watson federal kolluk kuvvetlerinin taktiklerini eleştirerek şeffaflık çağrısında bulundu. ABD Temsilcisi Greg Casar ise acil ve bağımsız bir soruşturma yürütülmesini, vücut kamerası görüntülerinin kamuoyuyla paylaşılmasını ve federal ajanların yasaları ihlal etmesi durumunda hesap vermesini talep etti. Soruşturma: İç Güvenlik Soruşturmaları (HSI) – DHS'nin soruşturma kolu – FBI'ın desteğiyle incelemeyi yürütmektedir. Ancak yerel yetkililer ve Travis County Bölge Savcılığı, yerel kurumların da dahil olduğu şeffaf ve bağımsız bir inceleme yapılmasını talep ediyor. Protestolar: Çatışmanın ardından saatler sonra onlarca gösterici, Kuzey Austin'deki olay yeri yakınında toplanarak ICE operasyonlarını protesto etti ve federal makamlardan açıklama talep etti.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.