İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Bütün Eylemler

Bu akış otomatik olarak güncellenir

  1. Geçen saat
  2. Taraftarlar, Arjantin-Yeşil Burun Adaları maçındaki hakemlerin incelenmesini istiyor Maçı kazanan taraf Arjantin olsa da, son Dünya Kupası şampiyonuna karşı sergilediği performansla Yeşil Burun Adaları milyonların (hatta belki de milyarların) kalbini ve takdirini kazandı. Ancak bazı taraftarların iddialarına bakılırsa, Arjantin maç sırasında hakemlerden fazladan bir yardım görmüş olabilir. Ada ülkesinin yıldız kalecisi Vozinha'nın hayatının maçını çıkarıp 120 dakikayı aşkın süre boyunca kalesine gelen tam sekiz şutu kurtardığı karşılaşmada, Arjantin'in galibiyete ulaşmak için tüm kozlarını oynaması gerekti; maç sonunda skor 3-2 aleyhlerine olsa da Yeşil Burun Adaları büyük bir direnç gösterdi. Yine de maç boyunca, FIFA hakemi Drew Fischer'ın Arjantinli oyunculara gereğinden fazla müsamaha gösterdiği izlenimini veren bir dizi an yaşandı. Arjantin'in ceza sahası dışında yaptığı ve hakemin görmezden geldiği fauller, Yeşil Burun Adaları aleyhine çalınmaması gereken fauller ve Yeşil Burun Adaları'nın değil Arjantin'in işine yarayan, fazlasıyla cömert ek süre uygulamaları dikkat çekti. Komplo mu? Sosyal medyadaki taraftarlar; Fischer ve hakem ekibini, ya maçı Lionel Messi ve Arjantin lehine manipüle etmeye çalışmakla ya da düpedüz beceriksizlikle suçlayarak sert eleştirilerde bulundu: Bir kullanıcı, "O pozisyon elle oynama. Maçı tekrar izledikçe, hakemlerin kritik anlarda Arjantin'e nasıl yardımcı olduğunu daha iyi görüyorsunuz," diyerek tepkisini dile getirdi. Bir başkası, "Arjantinli oyuncu %100 ofsayttaydı, haha; hakemler üst üste ikinci gün yine işlerine geldiğinde, yani Ronaldo ve Messi'nin takımlarının yararına olacaksa düdük çalmayı seçiyorlar," diye yakındı. Üçüncü bir kişi ise şunları yazdı: "Hakemler, Arjantin'in forma değiştirmesi için oyunu durdurmasına ve bir oyuncunun kasıklarına darbe alması nedeniyle bir dakika daha kaybetmesine izin verdi; ama maçın sonunda Yeşil Burun Adaları'nın taç atışı kullanmasına bile fırsat vermeden bitiş düdüğünü çaldı? Hadi canım, pes doğrusu." "Hakemlerin yardımıyla bile Yeşil Burun Adaları'na karşı neredeyse yenilecek duruma düşmek gerçekten gülünç; Arjantin resmen FIFA'nın (küfürlü ifade) oyuncağı." "Arjantin beraberlikteyken hakemler 8 dakikadan fazla uzatma verdi; ancak Yeşil Burun Adaları hücum bölgesindeyken ve tekrar gol bulmaya çalışırken sadece cılız bir 3 dakika eklediler." Hakemler olsun ya da olmasın, Yeşil Burun Adaları nihayetinde Arjantin karşısında hayatlarının sürprizini gerçekleştirmeyi başaramadı. Ancak maçı izleyen milyonlarca taraftar neye tanık olduklarını çok iyi biliyor: Beklentilerin çok üzerinde bir performans sergileyen ve Lionel Messi ile Arjantin'e, dünyanın en büyük futbol ülkelerinden bazılarının bile yaşattığından daha büyük bir korku yaşatmış olabilecek bir takım. Sadece yarım milyonluk nüfusa sahip bir ülke olan Yeşil Burun Adaları, önümüzdeki aylarda çok popüler bir yer haline gelecek. Ve o destansı maçta emeği geçen oyuncular, ülkelerine döndüklerinde birer ulusal kahraman olacaklar. Kaynak: Spun
  3. Resmen Futbol ölüyor ve birileri seyrediyor. Bu ne biçim hakemlik. Paraguaylı futbolcular resmen Mafia çetesi gibi oynuyorlar
  4. Gök Mavinin Büyük Sessizliği: İtalya Kendi Çocuklarından Dünya Kupası’nı Nasıl Gizliyor? Dünyanın geri kalanı, tarihin en büyük futbol şöleninin heyecanıyla kavrulurken, Akdeniz’in kalbinde çıt çıkmıyor. Kuzey Amerika’da grup aşamaları dramatik sonlarla nefes kesiyor, barlar dolup taşıyor, sokaklar renkleniyor; ama Roma’da, Milano’da ya da Toskana sahillerinde zaman adeta durmuş durumda. Futbolun beşiği, dört kez dünya şampiyonu olmuş o mağrur İtalya, 2026 Dünya Kupası’nı bilerek, isteyerek ve adeta bir yas tutarcasına görmezden geliyor. İtalyanlar bu yaz, hayatlarının en sessiz, en buruk mevsimini yaşıyor. "Google’ı Açıyorum ve İçimdeki Kıvılcım Sönüyor" Roma’nın en sıkı taraftarlarından, fon yöneticisi Saverio Massi Benedetti’nin şu sözleri, aslında koca bir ülkenin ruh halini özetliyor: İtalya milli takımının (Azzurri) üst üste üçüncü kez Dünya Kupası vizesi alamaması, bu futbol takıntılı ülkede sadece bir sportif başarısızlık değil; ulusal bir utanç kaynağı. Bu yüzden İtalyanlar, turnuvayı izlemek yerine kolektif bir hafıza silme operasyonuna girişmiş durumdalar. Roma’nın pitoresk semti Trastevere’nin arnavut kaldırımlı meydanlarında, ekranlarda dev maçlar yerine yaşlıların oynadığı 18. yüzyıldan kalma Napoli iskambil oyunları var. Çocukluğundan beri hiçbir kupayı kaçırmamış olan emekli Stefania Tentarelli, o akşam maça bakmak yerine operaya gitmeyi tercih ediyor. Yanındaki futbol hakemi arkadaşı da başını sallayarak onu onaylıyor: "Umrumda bile değil." Milano’daki o meşhur pizzacıların dev ekranlarında ise bu kez turnuva ağları değil, Vespa sürücülerinin buluşma haberleri dönüyor. Dükkan sahipleri hangi maçın, saat kaçta olduğundan bihaber. İtalya'nın Son 20 Yıldaki Akılalmaz İstikrarsızlığı: ┌──────┬───────────────────────────────────────────┐ │ 2006 │ Dünya Kupası Şampiyonu │ │ 2010 │ Dünya Kupası - İlk Turda Elendi │ │ 2014 │ Dünya Kupası - İlk Turda Elendi │ │ 2018 │ Rusya Dünya Kupası - Katılamadı │ │ 2021 │ Avrupa (EURO) Şampiyonu │ │ 2022 │ Katar Dünya Kupası - Katılamadı │ │ 2026 │ Kuzey Amerika Dünya Kupası - Katılamadı │ └──────┴───────────────────────────────────────────┘Davet Edilmediğiniz Bir Parti Bazı İtalyanlar, uğradıkları bu büyük hüsranı mizahla bastırmaya çalışıyor. Rusya, Katar ve ABD’deki turnuvalara "siyasi ve etik prensipler gereği boykot amaçlı" gitmediklerini söyleyerek kendileriyle eğleniyorlar. Ancak işin aslı çok daha derin bir yara. Normalde İtalya’da futbol, uğruna hac yolculuklarına çıkılan bir inanç meselesidir. Inter taraftarı Carmine Russo, takımı şampiyon olsun diye İspanya'nın ücra bir köşesindeki Camino de Santiago yollarında kilometrelerce yürüdü. Duaları kabul oldu ama Galiçya’da bir köy kahvesinde İspanya’nın maçını izlerken içine oturan o sızıyı gizleyemiyor: "Ne kadar dibe vurduğumuzu görebiliyor musunuz? Dünya Kupası zamanı yurt dışındayım ve yıllardır ülkemin orada oynadığını göremiyorum." Oysa İtalyanlar için Mondiali (Dünya Kupası), çocukluk yazlarının ta kendisi demekti. Akdeniz sıcağı, meydanlara kurulan tüplü televizyonlar, balkondan balkona taşan gol sesleri, sokaklardan çekilen arabalar ve erkenden kapanan dükkanlar... Kayıp Bir Neslin Trajedisi 40 yaşın üzerindeki her İtalyan, Roberto Baggio’nun 1994 finalinde gökyüzüne diktiği o trajik penaltıyı ya da Marco Tardelli’nin 1982’deki o ikonik, çılgın gol sevincini dün gibi hatırlar. Hele 2006? Avukat Carlo Attardi, o şampiyonluk gecesini Roma’daki Piazza del Popolo’da, bir bayrak denizinin içinde geçirmişti. "Sadece anlatırken bile tüylerim diken diken oluyor," diyor Attardi. İnsanların tarihi süs havuzlarına atladığı, hayatın dertlerini unuttuğu o çılgın gecede eve dönmeyi unuttuğu için annesi öldüğünü sanıp polisi aramış. Şimdi Almanya’da yaşayan ve iki küçük çocuk babası olan Attardi, en çok yeni jenerasyon için üzülüyor. Çünkü İtalya’da doğan yeni nesil çocuklar, ülkelerini hayatlarında hiç Dünya Kupası’nda izleyemedi. Attardi durumu tek bir cümleyle özetliyor:
  5. Bugün
  6. Ergin Ataman'dan U17 takımı için açıklama geldi "Çocukları kutlamak lazım, müthiş bir mücadele ortaya koyuyorlar. Daha sadece 24 saat önce Fransa'ya karşı çok önemli bir galibiyet aldılar. Fransa çok iyi ve atletik bir takım, turnuvanın favorileri arasındaydı. Takımımız yarı final oynamayı başardı, son saniyeye kadar final mücadelesi verdiler. Hepsini kutluyorum. Bitime 50 saniye kala çalınan hücum faul, bana göre çok ağır bir karardı. Ona itiraz ettim."
  7. Bu futbol değil. Bu izin verenlerde futbolu katlediyorlar diyelim
  8. Bu fotoğraf bugün bir Pulitzer Ödülü'nü hak ediyor. 4 Temmuz günü Washington DC'de, beyaz üstünlükçü "Patriot Front" (Vatansever Cephe) üyelerinden oluşan düzinelerce kişinin ortasında siyahi bir kız çocuğu oturuyor. Bu görüntü, şu anda Donald Trump yönetiminde yaşadığımız ülkeyi çok iyi yansıtıyor. Ülkemi geri istiyorum.
  9. Mbappé, Orlando Gill'in elini sıkmayı reddedince, Paraguaylı kaleci topu ona doğru fırlattı.
  10. FIBA U17 Basketbol Dünya Kupası 2026'da yarı final heyecanı geride kaldı! İşte yarı final ve klasman maçlarında günün tüm sonuçları. ABD: 114 - Avustralya: 65 Türkiye: 71 - Sırbistan: 76 Final Maçı: ABD - Sırbistan 3.lük 4.lük Maçı: Türkiye - Avustralya
  11. Dün
  12. Güzel Oyunun Katilleri: Dirsekler, Provokasyonlar ve Futbolu Öldüren Antifutbol Hücumu! Yeşil Sahada Antifutbol: Paraguay ve Avustralya Örneğinde "Futbolu Öldürerek Oynamak" Futbol, kitleleri peşinden sürükleyen estetiğini, öngörülemezliğinden, yaratıcılığından ve sahada sergilenen o akışkan sanattan alır. Pele’nin "Güzel Oyun" (O Jogo Bonito) olarak adlandırdığı bu olgu, sadece topun filelerle buluşmasından ibaret değildir; o kaleye giden yolun zarafetidir. Ancak endüstriyel futbolun getirdiği "ne pahasına olursa olsun kazanma" baskısı, bu güzel oyunu yavaş yavaş karanlık bir dehlize doğru çekiyor. Bu dehlizin en somut tezahürlerine ise futbol literatüründe "futbolu öldürmek" ya da "antifutbol" deniyor. Tarihsel süreçte bu ekolün en radikal uygulayıcıları olarak karşımıza çıkan Paraguay ve Avustralya gibi milli takımlar, futbolu bir spor müsabakasından ziyade bir yıpratma savaşına dönüştürerek oyunun ruhuna adeta kastetmişlerdir. 1. "Futbolu Öldürmek" Ne Demektir? Bir takımın futbolu öldürmesi; üretmek yerine yok etmeyi, oynamak yerine oynatmamayı felsefe edinmesidir. Bu anlayışta topa sahip olmak bir avantaj değil, bir risk olarak görülür. Oyunun temposu bilinçli olarak düşürülür, yaratıcı oyuncular daha topu almadan fiziksel şiddetle sindirilir ve yeşil saha bir taktik tahtasından çıkıp bir kör dövüşü alanına döner. Bu tarzın en belirgin silahları şunlardır: Sürekli Provokasyon: Rakibin sinir uçlarıyla oynayarak kırmızı kart görmesini sağlamak. Fiziksel Yıldırma: İterek, kakarak, hakemin görüş açısı dışında dirsek atarak rakibi sakatlama sınırına getirmek. Kapanarak Alanı Daraltma: Kendi ceza sahası önüne "otobüs çekmek" ve futbolun tüm estetik kanallarını tıkamak. Zaman Geçirme: Taç atışlarından kaleci vuruşlarına kadar her duran topu birer dakikalık işkencelere dönüştürmek. 2. Paraguay Ekolü: "Guarani" Sertliği ve Yıkım Sanatı Güney Amerika futbolu denince akla Brezilya'nın sambası veya Arjantin'in tango estetiği gelir. Ancak Paraguay, bu coğrafyanın tam kalbinde tamamen anti-tez bir kültür inşa etmiştir. Paraguay futbolu, tarihi boyunca yeteneğe karşı fiziksel gücü, estetiğe karşı kaosu savunmuştur. Paraguay’ın oynadığı futbol, tam anlamıyla rakibi imha etme üzerine kuruludur. Savunmada kurdukları etten duvar, sadece alan kapatmakla kalmaz; o alana giren her rakip oyuncuyu fiziksel bir bedel ödemeye zorlar. İterek, çekerek, hakemin tolerans sınırlarını sonuna kadar zorlayarak oynarlar. İkili mücadelelerde dirseklerin havada uçuştuğu, rakip forvetlerin psikolojik olarak bezdirildiği bir ortam yaratırlar. Sahada futbol adına hiçbir şey üretmeyen, 90 dakika boyunca skoru 0-0'da tutmak ya da duran toptan bir gol bulup üzerine yatmak için oynanan bu oyun, futbolun izlenebilirliğini yok eden en büyük darbelerden biridir. Onlar için futbol bir şov değil, bir hayatta kalma mücadelesidir; ancak bu mücadele, izleyiciye sadece estetik bir azap verir. 3. Avustralya: "Socceroos" ve Ragbi Kırması Fiziksel Terör Dünyanın bir diğer ucunda, Avustralya ise İngiliz ekolünün en kaba, en ilkel fiziksel özelliklerini alıp bunu futbol sahasına entegre etmiştir. Avustralya futbol kültürü, doğası gereği ragbi ve Avustralya futbolu (Aussie Rules) gibi aşırı sert sporlardan beslenir. Bu durum yuvarlak topun oynandığı yeşil sahaya yansıdığında ortaya "futbol" demek için bin şahit gereken bir manzara çıkar. Avustralya’nın oynadığı oyun, teknik kapasitesi yüksek takımları sahadan silmek için kurgulanmış bir "fiziksel terör" gibidir. İnce bileklere karşı sert tekmeler, hava toplarında acımasızca sallanan dirsekler ve bitmek bilmeyen itiş kakışlar... Avustralya, rakibini organize ataklarla değil, oyunun sürekliliğini baltalayarak durdurur. Maçı olabildiğince çok faulle bölerler, tempoyu kendi hımbıl ve sert ritimlerine çekerler. Rakibi tahrik etmek, ikili diyaloglarda provokasyon yapmak bu oyunun görünmeyen ama en çok uygulanan taktiğidir. Bu tarz, belki onlara turnuvalarda fiziksel dirençle sonuç getirebilir ancak futbolun küresel anlamda vaat ettiği seyir zevkini baltalar ve oyunu çirkinleştirir. 4. Estetiğin Katli ve Endüstriyel Sonuçlar Paraguay ve Avustralya’nın temsil ettiği bu yıkıcı ekol, futbolu sadece 90 dakikalık bir maç süresince öldürmez; oyunun geleceğini de tehdit eder. Çocuklar ve genç sporcular, televizyonu açtıklarında yaratıcı bir çalım, şık bir pas koordinasyonu veya jeneriklik bir gol görmek isterler. Bunun yerine sürekli duran, kavgalarla bölünen, dirseklerin ve kışkırtmaların havada uçuştuğu bir kör dövüşü izlemek, yeni neslin futboldan soğumasına neden olur. Sonuç: Güzel Oyunu Korumak Sonuç olarak; Paraguay’ın Güney Amerika inadıyla, Avustralya’nın ise kıtalararası sertliğiyle sahaya yansıttığı bu "antifutbol", futbolu yavaş yavaş öldüren bir zehirdir. İterek, kalkarak, dirsek atarak ve rakibi provoke ederek kazanılan bir zafer, tabelada 3 puan yazsa da futbol tarihinde kara bir leke olarak kalır. Futbol otoritelerinin ve hakemlerin, oyunu bu yıkıcı zihniyetten korumak için kuralları daha katı uygulaması gerekmektedir. Aksi takdirde, sahalar yeteneklerin sergilendiği bir tiyatro sahnesi olmaktan çıkıp, gladyatörlerin birbirini yok ettiği antik arenalara dönmeye devam edecektir. Ve o gün, futbol tamamen ölmüş olacaktır.
  13. Can Uzun ve Kenan Yıldızın ağzındaki neydi?
  14. Darius Carutasu’dan Sırbistan açıklaması
  15. SON DAKİKA: BAYILDIK! Papa Leo, Amerika'nın 250. yaşını göçmenlere yönelik içten bir kutlamayla onurlandırarak MAGA yanlısı ırkçıları ustaca trolledi. Tam da onu daha fazla sevemeyeceğinizi düşündüğünüz anda... İlk Amerikalı Papa, "Bağımsızlık Bildirgesi'nin imzalanmasının 250. yıl dönümü vesilesiyle tüm Amerikalılara en içten tebriklerimi sunuyorum," dedi. "Bu 250. yıl dönümü; özgürlük, eşitlik, mutluluk arayışı, adalet ve demokratik özyönetim ideallerine kalıcı bir ses kazandıran, Amerika Birleşik Devletleri tarihindeki o belirleyici ana —4 Temmuz 1776'ya— işaret ediyor." Ne yazık ki bu idealler, kendisini dünya sahnesindeki başlıca hasımlarından biri olarak gören Başkan Donald Trump'ın sürekli saldırısı altında. Leo; Trump'ın göçmenlere yönelik acımasız muamelesini ve İran'a karşı yürüttüğü yasa dışı savaşı eleştirme cesaretini gösterdi. Trump ona saldırdı ancak Leo'nun boyun eğmediği açıkça görülüyor. Papa sözlerine şöyle devam etti: "İki buçuk asır boyunca nesiller boyu Amerikalılar; fedakârlık, hizmet, inovasyon ve yurttaşlık katılımı yoluyla bu ilkeleri ileriye taşımak için birlikte çalıştılar. Bu yıl dönümü, yalnızca ulusun olağanüstü yolculuğunu kutlamaya değil, aynı zamanda bu ülkenin evlatlarının birbirlerine ve bugün şekillendirilen bu ulusu miras alacak nesillere karşı taşıdıkları sorumluluklar üzerine düşünmeye bir davet niteliğindedir." Ardından, faşist bir Evanjelik teokrasi kurmak isteyen MAGA hareketinin saldırısı altındaki bir diğer ilke olan Amerika'nın din özgürlüğü geleneğini övdü. Ancak Cumhuriyetçileri asıl öfkelendiren kısım, göçmenlerle ilgili bölüm oldu: Leo, "İnsan yaşamını savunmak; umutları, fedakârlıkları ve katkılarıyla bu ülkenin tarihinin bir parçasını oluşturmuş olan göçmenleri kucaklamayı, korumayı ve onlara yardım etmeyi de içerir," dedi. "Her nesilde, özgürlük, fırsat ve ait olacak bir yer arayışıyla gelenler, ulusun karakterinin şekillenmesine yardımcı olmuştur. Onları şefkat ve cömertlikle karşılamak, sadece bir hayırseverlik eylemi değil, aynı zamanda her bir insana ait olan onurun tanınmasıdır." Bu vatansever ve kapsayıcı mesajı, Beyaz Saray'dan sürekli yayılan nefret dolu söylemlerle kıyaslayın. Muhafazakârlar, tüm hafta boyunca Yüksek Mahkeme'nin doğumla kazanılan vatandaşlık hakkını onaylama kararına öfke kustular. Trump yarın; partizan, kendini öne çıkaran, bağnaz ve bu ulusun Kurucularına rehberlik eden o kadim ideallerden tamamen kopuk bir 4 Temmuz konuşması yapacak. Amerikan liderliği söz konusu olduğunda, Papa Leo her seferinde Donald Trump'ı gölgede bırakıyor. Eğer siz de Leo'nun yanındaysanız, lütfen beğenin ve paylaşın!
  16. Muhabir: “Arjantin, bu Dünya Kupası boyunca tartışmalı hakem kararlarının merkezinde yer aldı. Sizce bu sadece bir tesadüf mü, yoksa ortada şüpheli bir durum mu var?” Zlatan Ibrahimović: “Yeşil Burun Adaları maçını izledikten sonra, bunun sadece bir tesadüf olduğuna artık inanmıyorum. Hakem, kritik kararların 10 tanesinden 9'unu sanki Arjantin lehine veriyor gibiydi. Yeşil Burun Adaları oyuncularına yapılan ve görmezden geldiği birçok faul vardı. Messi'nin, savunma barajı henüz düzgün bir şekilde kurulmadan hızlıca serbest vuruş kullanmasına izin verdi ve Messi herhangi bir uyarı da almadı. Ayrıca, maç sonuna eklenen süre de beklenenin çok ötesindeydi. Tüm bunlara baktığınızda, insan Arjantin'e diğer ülkelerden farklı davranılıp davranılmadığını sorguluyor. Eğer Dünya Kupası'nı her seferinde tartışmaların gölgesinde kazanmak zorundaysanız, bununla övünecek bir şey yoktur; çünkü turnuva sanki sizin için kolaylaştırılmış, yani hak edilmemiş de satın alınmış gibi hissettiriyor.”
  17. Havai Fişekler (Fireworks) dikkat etmezseniz başınıza bu gelebilir:
  18. 2026 Dünya Kupası son 16 turu... Kanada - Fas Paraguay - Fransa Brezilya - Norveç Meksika - İngiltere Portekiz - İspanya ABD - Belçika Arjantin - Mısır Kolombiya - İsviçre Çeyrek finale kimler yükselecek?
  19. Hakem, Vozinha henüz barajı kurarken Messi'nin serbest vuruşu kullanmasına izin verdi. Futboldaki en yozlaşmış kurum.
  20. TVF Spor Lisesi Erkek Takımımız, Dünya Liseler Arası Voleybol Şampiyonası'na Galibiyetle Başladı TVF Spor Lisesi Erkek Takımımız, 2026 ISF Dünya Liseler Arası Voleybol Şampiyonası'na galibiyetle başladı. Uluslararası Okul Sporları Federasyonu (ISF) tarafından Çin'de düzenlenen Dünya Liseler Arası Voleybol Şampiyonası'ndaki ilk maçında Hong Kong'u 3-1 (25-23, 24-26, 25-21, 25-16) mağlup etti. TVF Spor Lisesi Erkek Takımımız, organizasyondaki ikinci maçında 5 Temmuz Pazar günü TSİ 09.00'da Şili ile karşılaşacak.
  21. İbrahim Kutluay Milli takımımızı yalnız bırakmadı. Ayrıca Tony Parker'la da sohbet etti
  22. Dünya Kupası Son 16 Turu (Bugün) Kanada: 0 - Fas: 3 Paraguay: 0 - Fransa: 1
  23. Harita, 4 Temmuz itibarıyla Donald Trump'ın her bir eyaletteki onay oranını gösteriyor Donald Trump, ülkenin 250. yıl dönümü kutlamaları kapsamında National Mall'da bir konuşma yapmaya hazırlanırken, eyalet düzeyindeki anket verilerini yansıtan bir harita, başkana yönelik destek oranlarında önemli farklılıklar olduğunu ortaya koyuyor. Civiqs tarafından kayıtlı seçmenler arasında yürütülen sürekli çevrimiçi takip anketine göre, 1 Temmuz itibarıyla başkanın onay oranı yüzde 37, onaylamama oranı ise yüzde 58 seviyesinde; bu da -21'lik bir net onay oranıyla durumunun oldukça olumsuz olduğunu gösteriyor. Söz konusu anket, Trump'ın ikinci dönem için göreve başladığı 20 Ocak 2025 tarihinden bu yana 114.500 katılımcıdan yanıt aldı. Eyalet düzeyindeki anket sonuçları, başkanın geleneksel olarak Cumhuriyetçi eğilimli bazı eyaletlerde daha güçlü bir desteğe sahip olduğunu, ancak ülkenin büyük bölümünde —2024 seçimlerinde Trump'ı tercih eden altı kritik eyalet de dahil olmak üzere— desteğinin oldukça düşük seviyelerde kaldığını gösteriyor. Seçmen eğilimlerindeki küçük değişimler bile, Trump'ın görev süresinin geri kalanında Kongre'nin kontrolünün belirleneceği Kasım ayındaki ara seçimlerde önemli bir etki yaratabilir. Trump'ın her bir eyaletteki net onay oranının ne durumda olduğunu görmek için aşağıdaki haritayı inceleyin: Trump'ın En Popüler Olduğu Yerler Trump, en yüksek onay oranına Wyoming eyaletinde sahip; burada başkanlık görevini yürütme biçimini onaylayanların oranı yüzde 59, onaylamayanların oranı ise yüzde 35 seviyesinde olup, bu da kendisine +24'lük bir net onay oranı sağlıyor. Ayrıca, Cumhuriyetçilerin kalesi sayılan diğer birçok eyalette de net onay oranı pozitiftir: Kuzey Dakota: +17 (yüzde 56 onaylıyor, yüzde 39 onaylamıyor) Alabama: +14 (yüzde 54 onaylıyor, yüzde 40 onaylamıyor) Idaho: +14 (yüzde 53 onaylıyor, yüzde 39 onaylamıyor) Batı Virginia: +14 (yüzde 53 onaylıyor, yüzde 39 onaylamıyor) Arkansas: +12 (yüzde 53 onaylıyor, yüzde 41 onaylamıyor) Oklahoma: +11 (yüzde 53 onaylıyor, yüzde 42 onaylamıyor) Güney Dakota: +12 (yüzde 53 onaylıyor, yüzde 41 onaylamıyor) Tennessee: +6 (yüzde 50 onaylıyor, yüzde 44 onaylamıyor) Ancak Trump’ın onay oranının en yüksek olduğu eyaletlerde bile, son rakamlar ikinci döneminin başlangıcına kıyasla belirgin bir düşüşe işaret ediyor. İkinci dönemine Wyoming’de +46, Kuzey Dakota’da +30 ve Alabama’da +24 net onay oranıyla başlamıştı. Trump’ın En Az Sevildiği Yerler Başkanın net onay oranı en düşük seviyede Vermont’ta bulunuyor; burada icraatını onaylayanların oranı sadece yüzde 19 iken, onaylamayanların oranı yüzde 77; bu da kendisine -58’lik bir net onay oranı sağlıyor. Net onay oranlarının özellikle düşük olduğu diğer eyaletler şunlardır: Hawaii: -59 (yüzde 18 onaylıyor, yüzde 78 onaylamıyor) Maryland: -50 (yüzde 22 onaylıyor, yüzde 72 onaylamıyor) Massachusetts: -47 (yüzde 25 onaylıyor, yüzde 71 onaylamıyor) Kaliforniya: -44 (yüzde 26 onaylıyor, yüzde 70 onaylamıyor) Washington: -40 (yüzde 28 onaylıyor, yüzde 68 onaylamıyor) Connecticut: -39 (yüzde 28 onaylıyor, yüzde 68 onaylamıyor) Oregon: -39 (yüzde 28 onaylıyor, yüzde 67 onaylamıyor) New York: -38 (yüzde 29 onaylıyor, yüzde 67 onaylamıyor) Bu rakamlar, başkanlık seçimlerinde geleneksel olarak Demokrat adayları destekleyen eyaletlerde Trump’ın yaşadığı zorlukların devam ettiğini gözler önüne seriyor. Kritik Çekişmeli Eyaletler Trump, 2024 başkanlık seçimlerinde kazandığı yedi çekişmeli eyaletin tamamında negatif bir onay oranına sahip. Bu eyaletlerde onay oranının düşmeye devam etmesi, Kasım ayındaki ara seçimlerde Cumhuriyetçilere zarar verebilir ve Demokratların Temsilciler Meclisi ile Senato'da kritik koltuklar kazanmasına olanak tanıyabilir. Arizona: -12 (%42 onaylıyor, %54 onaylamıyor) Georgia: -20 (%37 onaylıyor, %57 onaylamıyor) Michigan: -20 (%38 onaylıyor, %57 onaylamıyor) Nevada: -24 (%35 onaylıyor, %59 onaylamıyor) Kuzey Carolina: -14 (%41 onaylıyor, %55 onaylamıyor) Pensilvanya: -18 (%39 onaylıyor, %56 onaylamıyor) Wisconsin: -13 (%41 onaylıyor, %54 onaylamıyor) Son yıllarda istikrarlı bir şekilde Cumhuriyetçi eğilim gösteren eski bir çekişmeli eyalet olan Florida'da bile Trump'ın net onay oranı -12 seviyesinde; %42 onaylarken, %54 onaylamıyor. Demografik Veriler Ne Gösteriyor? Demografik verilere bakıldığında belirgin bir parti ayrımı göze çarpıyor; Cumhuriyetçiler Trump'ın icraatlarını büyük ölçüde onaylarken, Demokratlar büyük ölçüde onaylamıyor. Bağımsız seçmenler arasında ise onaylamayanların oranı daha yüksek; %30 onaylarken, %62 onaylamıyor. Ulusal düzeydeki veriler incelendiğinde yaş, eğitim, ırk ve cinsiyet açısından da farklılıklar görülüyor. Anket verileri, yaşlı seçmenlerin başkana daha fazla destek verdiğini, genç seçmenlerin ise güçlü bir şekilde karşı çıktığını ortaya koyuyor. 18-34 yaş arası seçmenlerin sadece %24'ü Trump'ın performansını onaylarken, %71'i onaylamıyor. Yelpazenin diğer ucunda ise 65 yaş ve üzerindekilerin %46'sı Trump'ı onaylarken, %50'si onaylamıyor. Veriler, Trump'ın en güçlü desteği beyaz seçmenlerden aldığını gösteriyor. Beyaz seçmenlerin %44'ü onun performansını onaylarken, %50'si onaylamıyor. Siyahi veya Afro-Amerikalı seçmenler arasında ise onay oranı sadece %8 iken, onaylamayanların oranı %89. Kaynak: NW
  24. Taylor Swift ve Travis Kelce’nin düğünü, tam da beklendiği gibi görkemli bir olaydı Sonunda, Taylor Swift ve Travis Kelce’nin evliliği dünyaya tıpkı sanatçının bir müzik videosundan fırlamışçasına duyuruldu: Madison Square Garden’ın dışındaki dev panolar mor ışıklarla aydınlandı ve üzerindeki "JUST&T MARRIED" (Yeni Evlendiler) mesajı, haberi hem Midtown Manhattan sokaklarındaki insanlara hem de tüm dünyaya ilan etti. Birkaç blok ötede, Empire State Binası çiftin onuruna mavi renkle ışıklandırıldı; bu, düğün geleneklerine dair o meşhur tekerlemeye bir göndermeydi. Ardından, şiddetli bir yağmur başladı. Bu önemli gelişme, ilişkileri gözler önünde yaşanan ancak sıkı gizlilik anlaşmaları ve havaalanı güvenliği seviyesindeki tedbirler sayesinde büyük bir gizlilik içinde gerçekleştirilen bir düğünle taçlanan çift için yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Perşembe akşamı yaklaşık 100 davetlinin katıldığı bir prova etkinliğiyle başlayan bu büyük güne gelene dek, davet edildiğini doğrulayan konuk sayısı çok azdı; katılacağını teyit edenler ise daha da azdı. Swift’in 20 yıllık kariyeri boyunca sekiz kez sahne aldığı Madison Square Garden’a gelenleri izlemek, sıradan, ünlülerin akın ettiği bir kırmızı halı geçidinden çok daha fazlasıydı. Bu manzara, Grammy, Oscar ve ESPY Ödül Törenleri’ne gelenlerin hepsinin bir araya gelmiş hali gibiydi. Ed Sheeran’dan NFL Başkanı Roger Goodell’a kadar pek çok isim ve çok sayıda Kansas City Chiefs oyuncusu görüldü; oyuncuların birçoğu, medyanın ve bazı hayranların nöbet tuttuğu lüks bir otelden çıkıp camları karartılmış minibüslere binerken görüntülendi. Sosyal medya, MSG’ye adeta akın eden konukların fotoğraf ve videolarıyla dolup taştı. Swift’in kedilerinden birine ismini veren karaktere hayat veren "Law & Order: SVU" yıldızı Mariska Hargitay, aracının camını indirerek dışarıdakileri selamladı. Tüm bunlar, hava sıcaklığının (Fahrenheit cinsinden) üç haneli rakamlara ulaştığı bunaltıcı ve kavurucu bir sıcak hava dalgası sırasında gerçekleşti; davetiyesi olmayıp dışarıda bekleyenler için zorlu bir durumdu. Bildiğimiz çok az şey, bilmediğimiz ise çok daha fazlası var Peki, dün gece MSG’nin içinde gerçekte neler yaşandı? Swift’in temsilcisi tarafından reklam panolarındaki mesajlarla eş zamanlı olarak yapılan açıklamaya göre; geleneksel bir nedime ve sağdıç grubu yerine, Swift’in kardeşi Austin "baş nedime" (man of honor) görevini üstlenirken, Kelce’nin kardeşi Jason da "sağdıç" (best man) rolünü üstlendi. Gelin ve damat, gösterişli ve sıra dışı tasarımlarıyla tanınan Jonathan Anderson tarafından hazırlanan özel tasarım Christian Dior kıyafetleri giydi. Geçen yıl "Happy Gilmore 2" filminde Kelce’ye kısa bir rol veren çiftin arkadaşı Adam Sandler, nikahı kıyan kişi oldu. Etkinlik hakkında bilgi sahibi bir kaynağın New York Times’a verdiği bilgiye göre, sahne alan isimler arasında Stevie Nicks de yer alıyordu. Nicks’in sahne alacağı haberini ilk duyuran yayın organı Page Six olmuştu. 1.000 kişilik davetli listesi etkileyici, kapsamlı ve zaman zaman şaşırtıcıydı. Davetliler arasında Steven Spielberg, Gigi Hadid, Bradley Cooper, Dakota Johnson, Eric Stonestreet ve Hugh Grant gibi Hollywood dünyasından isimler bulunuyordu. Kansas Cityli ve bir Chiefs taraftarı olan Jason Sudeikis’in yanı sıra, koyu bir Swift hayranı (Swiftie) olduğunu her fırsatta dile getiren Nikki Glaser da oradaydı. Ayrıca Jennifer Lopez, Graham Norton, Jimmy Fallon ve Zoe Kravitz de mekana giriş yaparken görülen isimler arasındaydı. Bunun yanı sıra, New England Patriots baş antrenörü Mike Vrabel ve spor spikeri Erin Andrews gibi spor dünyasından isimler de davetliler arasındaydı. Elbette müzik dünyası da Gwen Stefani, Fergie, The Chainsmokers, Miranda Lambert, Camila Cabello, Benson Boone ve daha pek çok sanatçıyla güçlü bir şekilde temsil ediliyordu. Swift’in uzun süredir arkadaşı olan yazar ve film yapımcısı Lena Dunham da mekana gelirken görüldü. Swift daha önce Dunham’ın Luis Felber ile 2021’deki düğününde nedimelik yapmıştı. Süper model Karlie Kloss da törene katılarak, kendisi ile Swift arasında bir anlaşmazlık olduğuna dair söylentileri büyük ölçüde boşa çıkarmış oldu. "The Summer I Turned Pretty" kitabının yazarı Jenny Han ve Swift’in hayranı olduğu bilinen ünlü şef Alison Roman’ın yanı sıra Jessica Alba ve Chris Rock da davet alan isimler arasındaydı. İçeride neler yaşandığına veya ortamın nasıl göründüğüne dair bazı ipuçları mevcut. Hafta başında, Swift ve ekibinin neler yaptığına dair herhangi bir ipucu yakalamak amacıyla mekan çevresindeki hareketlilik yakından takip ediliyordu. ...o son derece sıradan arenayı, bir aşk şarkısı üstadına yaraşır bir düğün mekanına dönüştürme işine girişeceklerdi. Aralarında Swift'in önceki bir turnesinden kalma eski bir görevli tişörtü giymiş en az bir kişinin de bulunduğu ekiplerin; yeşillikler ve çiçeklerin yanı sıra budaklı ağaç dalları ve gür bitkiler taşıdıkları görüldü. Üzerinde "oyun çadırı" ve "MERDİVENLER" yazan kutular da dikkat çekti. Hafta başında TMZ, devasa beyaz merdiven korkuluklarının vinçle binanın içine taşındığını gösterdiği anlaşılan bir video yayınlamıştı. Tablonun geri kalanı henüz tam olarak netleşmiş değil; ancak ağzından bir şeyler kaçırabilecek bir-iki konuğun olabileceği varsayılabilir. Yine de işin aslı muhtemelen bizzat Swift ve Kelce'den —eğer yakın gelecekte herhangi bir noktada paylaşmak isterlerse— öğrenilecektir. Ayrıca MSG'nin (Madison Square Garden) bazı girişlerine, içerideki kişilerin kayda alınacağına dair uyarı levhaları asıldığını da belirtmekte fayda var. Bu kaydın sonucunun halka açılıp açılmayacağı ise ayrı bir konu. Etkinlik için alınan izin belgesinde kutlamanın gece saat 02.00'ye kadar süreceği belirtilmişti; ancak bazı konukların saat 22.00'den hemen önce mekândan ayrıldığı görüldü. Spielberg, Alba, Michael Strahan, Tom Brady ve Swift ile birlikte çalışan Max Martin gibi pek çok ismin, gece yarısından önce SUV tipi araçlarla mekândan ayrıldığı görüldü. Uzun zamandır beklenen bir andı Swift'in müziği, bir neslin ergenlik dönemi kalp kırıklıklarına ve büyüme sancılarına fon müziği oldu. "Swiftie"ler (Swift hayranları) için bu büyük gün bir kutlama vesilesiydi. Cuma günü gerçekleşmesi beklenen kutlama öncesinde kalabalıklar, MSG'ye olabildiğince yakın bir noktada, bariyerlerin ardında toplandı. Şehirde Taylor Swift temalı yürüyüş turları düzenleyerek ek gelir elde eden 24 yaşındaki oyuncu Alison Hagen, Swift ile Kelce arasındaki ilişkinin "biz tüm Taylor Swift hayranları için çok umut verici bir dönemi" başlattığını söyledi. Hagen, Swift'in geçen sonbaharda Kelce ile birlikte Instagram'da yaptığı ortak paylaşımla nişanlandığını duyurduğu anı şöyle anlattı: New York sokaklarında yürürken duraksamış ve içinden birine —herhangi birine— bu haberi verme isteğiyle dolmuştu. "Onu şahsen tanımıyorum ama onun adına çok mutluyum," dedi. "Gerçekten çok mutlu görünüyor." Malezya ve Tayland gibi uzak coğrafyalardaki hayranlar da şarkıcının bu büyük gününü kendi düzenledikleri partilerle kutladı; Swift'in düğünü onuruna bekarlığa veda tarzı eğlenceler organize ettiler. Viyana'da yaşayan ve kendisi de bu yaz evlenecek olan, uzun süreli bir Swift hayranı ve 28 yaşındaki öğretmen Lex Dimitrijevic, kutlamaların "özellikle anlamlı" hissettirdiğini söyledi. Cumartesi günü kendi bekarlığa veda partisine ev sahipliği yapacak olan Dimitrijevic, "Hayatlarımız tamamen farklı ama benzer bir dönüm noktasına ulaşmak, her şeyin harika bir şekilde tamamlanıp bir döngüyü kapattığı hissini veriyor," dedi. "İster Eras Turnuvası, ister müziğinin kontrolünü yeniden ele alması, isterse de şimdi bu yeni dönem olsun; hayranlar, başkalarına bu denli mutluluk vermiş birinin kendisinin de mutluluğu bulduğunu görmeyi gerçekten istiyor." Unutulmaz bir 'Aşk Hikayesi' Swift ve Kelce 2023 yılında flört etmeye başladılar. İkili arasındaki bağ, o yaz Kelce'nin "New Heights" adlı podcast yayınında bir sitemini dile getirmesiyle kuruldu; Kelce, Kansas City'deki Eras Turnuvası konserinde Swift'e üzerinde telefon numarasının yazılı olduğu bir dostluk bilekliği vermeye çalıştığını ancak şarkıcıya ulaşmasının engellendiğini anlatmıştı. Swift daha sonra bu girişimi "müthiş havalı ve cesurca" (metal as hell) sözleriyle renkli bir şekilde tanımlamıştı. Chiefs takımının "tight end" oyuncusu, Swift'in nadiren konuk olduğu bir "New Heights" bölümünde, izlediklerinden "büyülenip" ve "etkilenip" konserden ayrıldıktan sonra onunla tanışmak için "büyük bir arzu" duyduğunu belirterek, katıldığı o konsere dair daha fazla ayrıntı paylaştı. Aynı bölümde Swift, Kelce'de gördüğü ve ona olan bağlılığını pekiştiren o "olumlu işareti" (green flag) paylaştı. "Travis, muhtemelen dört yaşından beri aynı arkadaşlara sahip," dedi. "Arkadaşlıkları sürdürme konusunda inanılmaz derecede başarılı ve çok sadık biri; arkadaşları da aynı derecede sadık ve son derece eğlenceli, komik insanlar." Zaman zaman bu yoğun ilgiyi ve heyecanı benimsediler; örneğin 2023'te "Saturday Night Live" programının bir bölümünde sürpriz bir şekilde göründüklerinde ya da Kelce, 2024'te Londra'daki bir Eras Turnuvası konserinde sahneye çıktığında bunu yaptılar. Swift ayrıca, Kelce hakkında olduğu düşünülen ve son iki albümü olan "Life of a Showgirl" ile "The Tortured Poets Department"ta yer alan çeşitli şarkılar da yazdı. Swift ve Kelce, Ağustos ayında Instagram'da eş zamanlı paylaşımlarla nişanlandıklarını duyurdular. Paylaşımda, "İngilizce öğretmeniniz ve beden eğitimi öğretmeniniz evleniyor," ifadesi yer alıyordu. Ünlülerin düğünlerini seven herkes için Kelce-Swift birlikteliği; gözlerden uzak olmasa da kesinlikle tarz sahibi, devasa bir partinin nasıl düzenleneceğine dair adeta bir ustalık dersi niteliğindeydi. Kaynak: CNBC

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.