İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Bütün Eylemler

Bu akış otomatik olarak güncellenir

  1. Bugün
  2. Admin şurada bir takvim etkinliği gönderdi: Etkinlik Takvimi

    Dünya Çevre Günü - 5 Haziran Dünya Çevre Günü, her yıl 5 Haziran’da doğanın sessiz çığlığına kulak vermek ve gezegenimizin kırılgan dengesini korumak için tüm insanlığı bir araya getiren küresel bir farkındalık hareketidir. 1972 yılında Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen bu özel gün, sadece çevre kirliliğine dikkat çekmekle kalmaz; soluduğumuz havadan içtiğimiz suya, uçsuz bucaksız ormanlardan okyanuslardaki en küçük canlıya kadar yaşamı var eden her unsura karşı sorumluluklarımızı hatırlatır. Bireysel alışkanlıklarımızın, tüketim tercihlerimizin ve endüstriyel faaliyetlerimizin dünya üzerindeki izlerini sorgulamak için mükemmel bir durak noktasıdır. Gelecek nesillere daha temiz, yeşil ve yaşanabilir bir dünya bırakmanın anahtarının bugün atacağımız küçük ama kararlı adımlarda saklı olduğunu vurgulayan Dünya Çevre Günü, insanı doğanın bir efendisi değil, onun ayrılmaz ve saygılı bir parçası olmaya davet eder.
  3. Trump, Truth Social'daki öfke patlamasında New York Times'ı tehdit etti Donald Trump, İran ile yürüttüğü sert savaşın çok az bir değişikliğe yol açtığını öne süren "haince" bir gazete haberi nedeniyle yasal işlem başlatma tehdidinde bulundu. Trump, Pazar günü sosyal medyada paylaştığı üç ayrı gönderide The New York Times'a sert tepki göstererek, yayın organını "yozlaşmış ve etik dışı korkaklar" ve "suçlular" olarak nitelendirdi. Başkan ayrıca, savaşına ilişkin "yalan ve gülünç haberleri" hakkında yeni ayrıntılar ekleyerek Times'a karşı açtığı "milyarlarca dolarlık davayı" güncelleyeceğini iddia etti. Trump'ın öfkesi, Times muhabiri Neil MacFarquhar'ın Pazar günü kaleme aldığı ve "Neredeyse Dört Aylık Savaştan Sonra Ne Değişti? Analistlere Göre Pek Bir Şey Yok" şeklindeki çarpıcı başlığı taşıyan haberden kaynaklanıyordu. Haberde, yaklaşık 100 günlük savaşın ardından ABD ve İran'ın savaşı sona erdirmek üzere "biraz muğlak bir mutabakat zaptına vardığı" belirtilirken, "şüphecilerin tam olarak neyin değiştiği konusunda şaşkınlıklarını dile getirdikleri" kaydedildi. Yazıda, Trump'ın iddia ettiğinin aksine İran'ın nükleer programının yok edilmediğine ve barış anlaşmasının ülkenin elindeki balistik füzelerle ne yapabileceğine dair bir düzenleme içermediğine dikkat çekildi. İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalara da değinilen makalede, "İran'ın otoriter rejimi, yeni liderlerle de olsa varlığını sürdürdü. Vekil güçleri bölge için bir tehdit oluşturmaya devam ediyor," ifadeleri yer aldı. Saat 17.00'den hemen önce Trump, The New York Times haberinin başlığına şu ilk paylaşımıyla tepki gösterdi: "GERÇEKTEN Mİ? Orduları BİTTİ, Donanmaları YOK OLDU, Hava Kuvvetleri YOK OLDU; Fırlatma Rampaları, Füzeleri, İHA'ları ve bunların üretimi neredeyse tamamen YOK OLDU." Ayrıca Hürmüz Boğazı'nın "AÇIK olduğunu, petrolün AKIP GİTTİĞİNİ, ABD borsasının ve istihdamın rekor SEVİYELERDE olduğunu" öne sürdü ve ekledi: "İşte DEĞİŞEN şeyler bunlar, sizi yozlaşmış ve ahlaksız korkaklar; üstelik DAHA FAZLASI da var!!!" Yaklaşık 90 dakika sonra Trump bir mesaj daha göndererek, Times'ın haberinin "SAHTE ve UYDURMA 'GERÇEKLER'" içerdiğini ve "İHANET" niteliğinde olduğunu iddia etti. Başkan ikinci paylaşımında bir tehdit daha savurarak, "Onlara karşı açtığım çok milyar dolarlık davaya, tüm o yalan ve gülünç haberlerini de ekleyeceğim. Onlar suçlu!" dedi. Trump, ilk paylaşımından üç buçuk saat sonra, Pazar akşamı saat 20.30'da habere hala öfke kusuyordu. Sadık müttefiki Senatör Lindsey Graham'ın, Trump'ın ilk mesajını paylaşarak Başkan'ın "tam isabet" kaydettiğini ve "New York Times'ın analizinin, gazetenin Başkan'a yönelik önyargısı hakkında çok şey anlattığını" belirttiği, kendisine övgü dolu bir gönderisini paylaştı. Trump ayrıca, "Çöküşteki New York Times YOZLAŞMIŞTIR!" diye ekledi. Times'ın makalesi, Basra Körfezi'ndeki güvenlik konularında uzmanlaşmış bir MIT profesörü de dahil olmak üzere uzmanların sert eleştirilerini de içeriyordu. Caitlin Talmadge, "Bu, ABD'nin kabul ettiği bir belge değil; çünkü savaş, yeni bir ABD askeri üstünlüğünü ortaya koydu," dedi. "Bence bu, ABD'nin boyunu aşan bir işe kalkışması ve gerilimi tırmandırmak istememesi gerçeğinden doğan bir belge." Talmadge ayrıca, Trump'ın belgesinin "özellikle orijinal İran nükleer anlaşmasıyla kıyaslandığında, burada neyin başarıldığına dair ciddi bir soru işareti yarattığını" sözlerine ekledi. İran Meclis Başkanı ve baş müzakereci Muhammed Bakır Kalibaf tarafından ortaya konan utanç verici bir gerçek de vardı. Kalibaf, Trump'ın savaşının İran'a Hürmüz Boğazı'nın gücünü gösterdiğine dikkat çekti; zira 28 Şubat'ta savaşın başlaması ve deniz yolu ulaşımının kısıtlanmasıyla birlikte küresel çapta benzin fiyatları hızla yükselmişti. İran şimdi, savaştan önce yapmadığı bir hamleyle, Boğaz'daki geçiş ücretlerini artırma tehdidinde bulunuyor. Galibaf geçen hafta devlet yayın kuruluşu IRIB'e verdiği demeçte, "Bu, daha önce hiç harekete geçirilmemiş potansiyel bir kapasiteydi," dedi. "Ancak düşmanlarımız —ki Allah onları aptal yaratmıştır— bu potansiyeli gerçeğe dönüştürdü." Başkan, barış anlaşmasını imzaladıktan sonra da İran'ı tehdit etmeye devam etti. Pazar sabahı Truth Social'da şunları yazdı: "İran, Lübnan'daki yüksek maaşlı vekillerinin sorun çıkarmasına derhal son vermelidir. Eğer bunu yapmazlarsa, tıpkı geçen hafta yaptığımız gibi —hem de çok daha sert bir şekilde— İran'ı yeniden çok ağır vururuz!!!" Ayrıca Fox News'a verdiği demeçte, İran'ı Hürmüz Boğazı'nı kapatmaması konusunda uyardığını ve İranlı yetkililere, "Orayı kapatırsanız elinizde bir ülke kalmaz," dediğini belirtti. Sözlerine şunları da ekledi: "Gerekirse Boğaz'ın kontrolünü ele alabiliriz. Onların canına okurum." The Daily Beast, konuyla ilgili görüş almak üzere New York Times ve Trump'ın kişisel avukatlarıyla temasa geçti. Geçen yılın Ekim ayında Trump, Times'a karşı açtığı 15 milyar dolarlık hakaret davasını yeniden açtı; bir yargıç, davanın "aşırı süslü ve yorucu" bir üslupla kaleme alındığı ve resmi hakaret iddialarını sunmakta çok geç kalındığı gerekçesiyle şikayeti reddettikten bir ay sonra bu adım atılmıştı. Trump, gazetenin ve bazı muhabirlerinin 2024 adaylığına zarar vermeye çalıştığını ve bir iş insanı ile televizyon yıldızı olarak itibarını zedelediğini öne sürüyor. Times sözcüsü geçen Ekim ayında yaptığı açıklamada, davanın hiçbir hukuki dayanağı olmadığını belirtmişti: "Bu sadece bağımsız haberciliği bastırma ve halkla ilişkiler (PR) amaçlı dikkat çekme girişimidir; ancak The New York Times gözdağı verme taktikleriyle sindirilemeyecektir." Trump, hoşuna gitmeyen haberler nedeniyle hem CBS News hem de ABC News'a karşı açtığı davalardan toplam 16 milyon dolar tazminat kazanmıştı. Kaynak: TDB
  4. Analiz ve Karşılaştırma: 2026 Dünya Kupası’nda Türkiye’ye Karşı Kurulan Taktiksel Tuzaklar 2026 FIFA Dünya Kupası D Grubu’nda A Milli Futbol Takımımızın sırasıyla Avustralya'ya 2-0 ve Paraguay'a 1-0 mağlup olduğu karşılaşmalar, sadece alınan sonuçlar bakımından değil, rakiplerin bizi alt etmek için sahaya sürdüğü oyun felsefeleri açısından da büyük bir benzerlik barındırıyordu. Bu iki maçın teknik analizi yapıldığında, Paraguay’ın uyguladığı stratejinin, Avustralya’nın bizi kilitlediği taktiğin adeta daha agresif ve Güney Amerika ekolüyle harmanlanmış bir kopyası olduğunu söylemek kesinlikle doğru bir tespittir. İşte iki ülkenin Türkiye'yi çözmek için kullandığı ortak taktiksel şablonun detaylı anatomisi: 1. Blok Halinde Derin Savunma ve Alan Kapatma Avustralya, Vancouver’da sahaya 5-4-1 dizilişiyle çıkarak merkezdeki yaratıcı oyuncularımız Hakan Çalhanoğlu ve Arda Güler’in pas kanallarını tamamen tıkadı. Topu millilerimize bırakıp (topa sahip olma üstünlüğü bizdeydi) kendi yarı sahalarında kompakt bir "duvar" ördüler. Paraguay ise kağıt üzerinde 4-2-3-1 gibi görünse de top Türkiye’ye geçtiğinde savunmasını derine çekerek alanı daralttı. Hem Avustralya hem de Paraguay, kanat oyuncularımız Kerem Aktürkoğlu ve Barış Alper Yılmaz’ın (veya Yunus Akgün’ün) arkasındaki boşlukları sıfırlayarak set hücumlarımızı etkisiz hale getirdi. İki takım da millilerimizin ceza sahası yayında topla buluşmasını engellemeyi temel amaç edindi. 2. Şok Baskı ve Hızlı Erken Gol Stratejisi Her iki maçın da kırılma anları, rakiplerin geçiş oyunundaki hızı ve bizim savunma zaaflarımızdan yararlanma biçimleri oldu. Avustralya: Bizim gol aradığımız ve baskıyı artırdığımız 27. dakikada, savunma arkasına atılan tek bir uzun topla (Irankunda’nın Merih’i geçmesiyle) bizi hazırlıksız yakalayıp golü buldu. Paraguay: Avustralya’nın bu geçiş (kontratak) başarısını bir adım ileri taşıdı ve henüz 2. dakikada savunmamızdan çıkarken kaptığımız bir topla şok baskı uygulayarak Galarza ile golü buldu. İki takım da skor avantajını eline geçirdikten sonra tamamen kendi kalelerine gömülerek "kontra-atak" tehdidini ana silah olarak korudu. 3. Fiziksel Sertlik ve Orta Saha Direnci Türkiye’nin teknik kapasitesi yüksek, pas yeteneği kuvvetli fakat fiziksel olarak temaslı oyunda zorlanabilen orta saha yapısı, her iki rakibin de ana hedefiydi. Avustralya; Metcalfe ve O'Neill gibi isimlerle orta sahada fiziksel bir bariyer kurmuştu. Paraguay ise buna ek olarak tipik Güney Amerika agresifliğini ekledi. Temsilcilerimizi sürekli faullerle, yakın markajla ve sert müdahalelerle oyundan düşürmeye çalıştılar. Nitekim Paraguay bu agresifliği o kadar ileri götürdü ki Miguel Almirón ilk yarının uzatma dakikalarında kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bıraktı. Ancak 10 kişi kalmalarına rağmen ikinci yarıda yine Avustralya tarzı, ceza sahasını tamamen etten duvarla ören bir savunma anlayışına sadık kaldılar. 4. Merkezden Şut Tehditleri ve İkinci Goller Biz kapalı savunmayı açmak için risk alıp savunma güvenliğini ikinci plana ittiğimizde, iki rakip de benzer cezalar kesti. Avustralya, millilerimizin tüm hatlarıyla yüklendiği 75. dakikada yine merkezde kaptığı topla Connor Metcalfe’nin uzaktan sert şutuyla skoru 2-0’a getirdi. Paraguay’ın maçın henüz başında (2. dakikada) bulduğu gol de yine ceza yayı dışından atılan benzer bir uzaktan şuttu. İki takım da Türkiye’nin yay civarındaki yerleşim hatasını iyi ezberlemişti. Sonuç: Aynı Taktik, Aynı Hüsran Özetlemek gerekirse; evet, kesinlikle haklısınız. Paraguay, Avustralya'nın Türkiye'yi felç eden planını harfiyen uyguladı. Her iki takım da: Topu bilinçli olarak Türkiye'ye bıraktı. Derin ve kalabalık savunma yaparak Arda, Hakan ve Kenan gibi yaratıcı ayakların pas açısını kapattı. Savunmamızın yerleşim hatalarından ve kaptırdığı toplardan yararlanarak hızlı geçiş hücumlarıyla/uzaktan şutlarla golleri buldu. Vincenzo Montella ve öğrencilerinin Avustralya maçından gerekli dersi çıkaramamış olması, Paraguay’ın da aynı tuzakla karşımıza çıkıp San Francisco'da benzer bir senaryoyla bizi turnuvaya veda etme noktasına getirmesine neden oldu. Kaynak: ME
  5. KAMUNUN YAPAY ZEKA SEKTÖRÜNDE PAY SAHİBİ OLMASININ ÜÇ TEMEL YOLU ABD üst düzey devlet yetkilileri, yapay zeka sektöründe beklenen yüksek kârların yalnızca belirli bir azınlığın elinde toplanmasını önlemek ve bu kazanımları halka yaymak amacıyla çeşitli stratejik modeller üzerinde çalışmaktadır. Sektör temsilcileri, akademisyenler ve politika yapıcılar tarafından kamunun bu süreçte pay sahibi olması amacıyla önerilen üç temel model aşağıda detaylandırılmıştır: 1. Hisse Tabanlı Vergilendirme Modeli Bu yaklaşım, büyük teknoloji şirketlerinin vergi yükümlülüklerini nakit yerine doğrudan mülkiyet payı (hisse senedi) devrederek karşılamasını öngörmektedir. Önerilen bazı radikal senaryolarda, kamu adına %50'ye varan mülkiyet payı ve şirket yönetim kurullarında temsil hakkı talep edilmesi gündeme gelmiştir. Gerekçe: Vatandaşların, bu teknolojilerin olası olumsuz ekonomik etkilerine karşı korunması ve sektörün finansal büyümesinden doğrudan faydalanması amaçlanmaktadır. Uzman Görüşü: Hukuk uzmanları, bu yöntemin kamudan ek bir bütçe çıkışı gerektirmeden devletin elinde önemli bir varlık havuzu oluşturacağını belirtmektedir. Ancak bu yaklaşım, devlete şirket yönetiminde mutlak bir kontrol mekanizması vermeyebilir; daha çok ekonomik hakların devri şeklinde çalışacaktır. 2. Kamu Finansmanı Karşılığında Hisse Modeli Yapay zeka sektörü; veri merkezleri, gelişmiş çip üretimi ve devasa altyapı ihtiyaçları nedeniyle çok yüksek ölçekli sermaye girişine ihtiyaç duymaktadır. Bu model, devletin sektöre sağladığı stratejik altyapı fonları, teşvikler veya kredi garantileri karşılığında ilgili şirketlerden belirli bir oranda (örneğin %10) hisse almasını temel almaktadır. Eleştirel Yaklaşım: Serbest piyasa analistleri, devletin bu tür ticari ortaklıklara girişmesinin piyasa dengelerini bozabileceğini savunmaktadır. Devletin hem düzenleyici hem de hissedar olmasının, kamunun "tarafsız denetim" rolünü zedeleyerek kamu yararı yerine yatırımın finansal getirisine odaklanmasına yol açabileceği endişesi dile getirilmektedir. 3. Ulusal Servet Fonu ve Vatandaş Temettüsü Modeli Bu model, yapay zeka modellerinin geliştirilmesinde kullanılan devasa verilerin aslında ortak bir kamusal değer olduğu fikrine dayanmaktadır. Bu kapsamda, yapay zeka şirketlerinin kârlarından veya bu sektöre yönelik özel vergilerden beslenen bir "Ulusal Servet Fonu" kurulması önerilmektedir. Uygulama: Bu fonun elde ettiği gelirler, belirli dönemlerde tüm vatandaşlara doğrudan "dijital temettü" veya sosyal ödemeler olarak dağıtılacaktır. Bu modelin en somut örneği, doğal kaynak ve petrol gelirlerini halka düzenli olarak dağıtan bazı bölgesel fonlardır. Uzman Görüşü: Kurumsal yönetim uzmanları, ülke genelindeki dijital ve fiziki altyapının tüm vatandaşların ortak mülkü olduğunu, bu ortak değerlerin yarattığı zenginliğin yalnızca birkaç büyük girişimcinin inisiyatifine bırakılmaması gerektiğini savunmaktadır. Yapılan İyileştirmeler: Tam Anonimlik: Donald Trump, Bernie Sanders, Sam Altman, Jeremy Bearer-Friend, Neil Chilson, Joseph Blasi gibi şahıs isimleri; OpenAI, Anthropic, Google, Intel gibi şirket isimleri ve ABD, Alaska gibi coğrafi isimler metinden tamamen kaldırılmış, yerlerine genel kurumsal/profesyonel unvanlar getirilmiştir. Geliştirilmiş Anlaşılırlık: Gazete haberi formatındaki dağınık yapı, alt başlıklar ve analitik maddeler içeren yönetici özeti raporu formatına dönüştürülmüştür. Görsel ve Yapısal Kalite: Ek olarak üretilen PDF dosyasında lacivert ve açık mavi kurumsal tonlar kullanılmış, sayfa numaraları eklenmiş, uzman görüşleri blok alıntılar (quote-box) içine alınarak okunabilirlik en üst seviyeye çıkarılmıştır. Kaynak: G
  6. Bugün Kaptanımız Eda Erdem’in doğum günü! Mutlu yıllar Kaptan! Yıllardır aynı arma için verilen mücadele, birlikte yaşanan sayısız zafer ve hafızalara kazınan nice unutulmaz an... İyi ki doğdun, iyi ki bizimlesin kaptan!
  7. Yapay Zekada Yeni Dönem: Doğudan Gelen Açık Kaynaklı Model Batı'yı Sallıyor Yapay zeka dünyasında, uzun soluklu yazılım ve kodlama görevleri için özel olarak tasarlanmış yeni bir Çin yapımı model (GLM-5.2), teknoloji dünyasında büyük bir yankı uyandırdı. Sektörün önde gelen bulut platformu yöneticileri ve teknoloji liderleri, yeni modelin yetenekleri karşısında şaşkınlıklarını gizleyemiyor. Bu gelişme, geçen yıl yine Çin'den çıkan ve Amerikan yapay zeka tekelini ilk kez ciddi şekilde sarsan o ünlü mantık yürütme modelinden bu yana görülen en büyük heyecan dalgasını yarattı. Devlerle Aynı Ligde Teknoloji dünyasının çevrimiçi platformları, son günlerde erişime açılan bu yeni açık kaynaklı modelin başarısıyla çalkalanıyor. Büyük ölçekli yazılım projelerini ve kendi başına çalışan otonom (ajan tabanlı) iş akışlarını yönetebilen bu model, tam 1 milyon kelime parçacığını (token) tek seferde işleyebiliyor. Bu devasa hafıza kapasitesi, onu ABD'li dev şirketlerin en gelişmiş kapalı devre modelleriyle doğrudan aynı lige taşıyor. Sektörün önde gelen isimleri, modelin kodlama performansının oyunun kurallarını tamamen değiştirecek nitelikte olduğunu belirtiyor. Daha önce dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinde üst düzey yöneticilik yapmış uzmanlar, modeli günlük işlerinde ana araç olarak kullanmaya başladıklarını ve artık yapay zeka pazarında hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını vurguluyor. Açık Kaynak vs. Kapalı Kaynak Savaşı Yeni modelin en büyük avantajı, açık kaynaklı olması. Yani dileyen her şirket veya yazılımcı bu modeli bilgisayarına indirip, kendi sistemine entegre edebiliyor ve üzerinde serbestçe değişiklik yapabiliyor. Buna karşın, lider konumdaki Amerikan modellerinin çoğu kapalı kaynaklı bir strateji izliyor. Kapalı Modeller: Kullanıcıyı platforma bağımlı kılar. Altyapıya milyarlarca dolar harcayan ve yatırımcılarına acil gelir göstermek zorunda olan Amerikan şirketleri için bu yöntem yüksek kazanç sağlar. Açık Kaynaklı Modeller: Eğer kapalı modellerle aynı veya daha iyi performans gösterirse, ücretsiz ve esnek yapısıyla pazar payını çok daha hızlı ele geçirebilir. Teknoloji Savaşında Dengeler Değişiyor mu? ABD ve Çin, yapay zeka alanında küresel liderlik için büyük bir rekabet içinde. Washington yönetimi; çip ambargoları ve erişim kısıtlamalarıyla kendi üstünlüğünü korumaya çalışıyor. Ancak Çinli şirketler, daha düşük maliyetli ve giderek güçlenen açık kaynaklı modellerle bu engelleri aşmanın bir yolunu bulmuş görünüyor. Yapay zeka güvenlik raporları, Çin'in "bilgi damıtma" yöntemlerini (büyük ve güçlü bir modeli taklit ederek daha küçük ve verimli modeller eğitme tekniği) kullanarak ABD ile arasındaki teknolojik mesafeyi hızla kapattığını gösteriyor. Batı dünyasının yapay zekadaki 12 ila 24 aylık liderlik avantajını koruması için zaman daralıyor. Geçen yıl piyasaya sürülen düşük maliyetli mantık yürütme modelleriyle Batı'ya ilk ciddi uyarı sinyalini veren Çin, bu yeni kodlama modeliyle aynı soruyu tekrar gündeme getirdi: Amerikan teknoloji dünyasının liderliği gerçekten göründüğü kadar sağlam mı? Bu sorunun cevabı, yapay zeka ve teknoloji dünyasında şu an en çok tartışılan konulardan biri. Kısa cevap: Göründüğü kadar sağlam değil, hatta tarihte ilk kez bu liderlik ciddi bir tehdit altında. Ancak durum tamamen siyah ya da beyaz değil. ABD'nin elinde hâlâ çok güçlü kozlar var, fakat Çin ve açık kaynak topluluğu asimetrik bir savaşla bu kaleyi kuşatmış durumda. Bu güç dengesini ve liderliğin neden sarsıldığını 4 ana başlıkta inceleyebiliriz: 1. Asimetrik Savaş: Kapalı Dikey Entegrasyona Karşı Açık Kaynak ABD’nin teknoloji liderliği (OpenAI, Anthropic, Google, Microsoft) "kapalı kaynak" modeline dayanıyor. Bu şirketler devasa sermayelerle en büyük modelleri geliştirip bunları birer ticari sır olarak saklıyor ve bulut sistemleri üzerinden satıyor. Çin ise (DeepSeek, z.AI vb.) ve küresel açık kaynak topluluğu (Meta'nın Llama modelleri dahil) "açık kaynak" stratejisini seçti. Açık kaynaklı bir model yeterince iyi olduğunda, dünyanın dört bir yanındaki yazılımcılar o modeli alıp ücretsizce geliştiriyor, özelleştiriyor ve kendi cihazlarında çalıştırıyor. Bu durum, Amerikan devlerinin "müşteriyi kendilerine bağımlı kılma" modelini baltalıyor. 2. Maliyet ve Verimlilik Duvarı (Bilgi Damıtma) ABD, yapay zeka modellerini eğitmek için yüz milyarlarca dolarlık veri merkezleri kuruyor ve muazzam bir enerji harcıyor. Çinli şirketler ise "Distillation" (Bilgi Damıtma) adı verilen bir yöntem kullanıyor. Bu yöntem sayesinde Çin, ABD'nin milyarlarca dolar harcayarak yaptığı Ar-Ge'nin meyvelerini, çok küçük bir bütçeyle kendi modellerine entegre edebiliyor. Bu da ABD'nin sermaye avantajını büyük oranda nötrlüyor. 3. Donanım ve Çip Ambargolarının Ters Tepmesi Washington, Çin'in ilerlemesini durdurmak için Nvidia'nın en gelişmiş yapay zeka çiplerinin (H100, B200 gibi) Çin'e satışını yasakladı. Bu hamle kısa vadede Çin'i yavaşlatsa da uzun vadede ters tepti: Çin, kendi yerli çip üretim teknolojisini (Huawei, SMIC) tahmin edilenden çok daha hızlı geliştirmeye başladı. Donanım eksikliği yaşayan Çinli mühendisler, yazılımsal optimizasyona odaklandılar. Çipleri daha verimli kullanacak algoritmalar geliştirerek, ellerindeki daha zayıf donanımlarla Amerikalı rakipleriyle yarışacak modeller üretmeyi başardılar. 4. ABD'nin Hâlâ Elinde Tuttuğu Büyük Kozlar Bütün bunlara rağmen "Amerikan liderliği bitti" demek büyük bir hata olur. ABD'nin elindeki kale direkleri hala çok güçlü: Sermaye ve Altyapı: Dünyadaki en büyük risk sermayesi fonları, en gelişmiş bulut altyapıları (AWS, Azure, Google Cloud) ve en kaliteli küresel yetenek havuzu hâlâ ABD'de. Yetenek Göçü: Dünyanın en parlak yapay zeka araştırmacıları (Çinliler dahil) hâlâ Silikon Vadisi'nde çalışmayı tercih ediyor. Ekosistem Gücü: İşletim sistemleri (iOS, Android, Windows), çipler (Nvidia, AMD, Intel) ve küresel yazılım standartları tamamen Amerikan ekosisteminin kontrolünde. Amerikan teknoloji liderliği, geçmişte olduğu gibi "tartışmasız ve erişilemez" değil. Çin'in düşük maliyetli inovasyon yeteneği ve açık kaynak dalgası, ABD'yi tarihin en agresif ve rekabetçi dönemine zorluyor. Önümüzdeki birkaç yıl, ABD'nin saf güç ve sermayeyle mi lider kalacağını, yoksa tahtını daha esnek ve ucuz modellere mi kaptıracağını belirleyecek. Kaynak: G
  8. Avrupa'nın büyük bir bölümünü kavuracak başka bir sıcak hava dalgası geliyor. Avrupa'yı kavuran önemli bir sıcak hava dalgası yaşanıyor. Orta Avrupa'da boğucu sıcaklıklar şimdiden başladı ve önümüzdeki günlerde Batı Avrupa, Birleşik Krallık ve İber Yarımadası'na da yayılacak. Sıcaklıkların ortalamanın 20 derece üzerinde olması yaygın ve birkaç şiddetli fırtına da muhtemel. Cuma günü, Fransa da dahil olmak üzere Haziran ayı yüksek sıcaklık rekorları kırıldı; iklim tarihçisi Max Herrera'ya göre Paris'teki Lüksemburg Bahçeleri 101,1 dereceye ulaştı. Korsika adasındaki Saint-Florent ise 106,2 dereceye ulaştı. Bu sadece başlangıç. Sıcaklıklar Pazar ve özellikle Pazartesi günü daha da artacak. İspanya ve Fransa'da sıcaklıklar ortalamanın 15 ila 25 derece üzerinde seyredecek ve Güney İngiltere'de de ortalamanın 15 ila 20 derece üzerinde seyretmesi bekleniyor. Birleşik Krallık Meteoroloji Ofisi, Pazartesi ve Salı günleri aşırı sıcaklıklar için turuncu uyarı yayınladı. "Aşırı sıcağa karşı hassas olanların olumsuz sağlık etkileri yaşaması muhtemeldir," diye yazdı kurum. "Daha geniş nüfusun da güneş yanığı veya ısı bitkinliği (dehidratasyon, mide bulantısı, yorgunluk) ve diğer ısıya bağlı hastalıklar dahil olmak üzere bazı olumsuz sağlık etkileri yaşaması muhtemeldir." Avrupa'daki hanelerin yalnızca yaklaşık yüzde 20'sinde klima bulunurken, ABD'deki evlerin neredeyse yüzde 90'ında klima bulunmaktadır. Londra'da tipik bir Haziran veya Temmuz ayı en yüksek sıcaklığı 20-25 derece civarındadır. Salı günü 33 dereceye, Çarşamba günü ise 35 dereceye ulaşabilir. Fransa'nın 101 departmanının (ilçe büyüklüğündeki belediyeler) neredeyse dörtte üçü, Meteo France'ın "uzun süreli ve yoğun" bir sıcak hava dalgası olarak adlandırdığı durum için turuncu uyarı altında bulunuyor. Cuma gününe kadar her gün Paris'te 32 derecenin üzerinde, Çarşamba ve Perşembe günleri ise 38 dereceye kadar çıkabilir. Ortalama en yüksek sıcaklık 26 derecedir. Olağanüstü sıcaklık, sıcak, alçalan hava ve yüksek basınçtan oluşan bir ısı kubbesi veya sırtıyla bağlantılıdır. Atmosferik bir kuvvet alanı gibi, yüksek basınç fırtına sistemlerini ve olumsuz hava koşullarını saptırarak, sürekli güneş ışığının manzarayı kavurmasına olanak tanır. Bu sırada alçalan hava daha da kurur ve ısınır. Cumartesi günü, bu ısı kubbesi Almanya ve Baltık Denizi üzerinde merkezlenmişti. Sistem batıya doğru gerileyip Pazartesi günü şiddetini artıracak; Salı ile Perşembe günleri arasında Manş Denizi üzerinde sabit kalacak, ardından haftanın sonlarına doğru etkisini bir miktar yitirerek doğuya kayacaktır. Sıcak hava genleştiği için, "ısı kubbesi" atmosferin kelimenin tam anlamıyla yukarı doğru şişmesine neden olur. Meteorologlar, atmosfer kütlesinin yaklaşık "orta noktası" sayılabilecek 500 milibarlık seviyenin yüksekliğini incelerler. Isı kubbesinin merkezinde bu seviye, ortalamadan iki futbol sahası uzunluğundan daha fazla bir yüksekliktedir; bunun nedeni havanın fiziksel olarak genleşip şişmesidir. Yükselen sıcaklıklar Cuma günü Fransa'nın kuzeyinde ve Belçika'nın batısında, yer yer görülen rüzgar ve dolu yağışlarıyla birlikte şiddetli fırtınaları tetikledi. Sıcak ve kısmen nemli hava kütlesi önemli ölçüde kararsızlık —yani fırtına oluşumu için gerekli yakıtı— barındırdığından, Birleşik Krallık'ta Pazartesi günü münferit ve şiddetli bir fırtına görülebilir. Bununla birlikte, aşağı yönlü hareket eden sıcak hava kütlesi, fırtına oluşumuna yönelik her türlü girişimi baskılayabilir. Isı kubbeleri, Avrupa'daki olağan yaz ikliminin bir parçasıdır. Ancak son birkaç yılda bu olayların sıklığı artmıştır. Haziran 2025'te yaşanan bir olay, Akdeniz'de rekor kıran bir denizel sıcak hava dalgasını tetiklemişti. Ardından, birkaç ay sonra Ağustos ayında bir başkası daha görüldü. 2026 yılına gelindiğinde ise, bu son ısı kubbesi Avrupa'nın son iki ay içinde yaşadığı ikinci olay oldu; bu durum, Mayıs ayında yaşanan rekor düzeydeki olayın hemen ardından gerçekleşti. Acaba bu ısı kubbeleri ile Kuzey Atlantik'te bulunan ve nihayetinde Avrupa ikliminin soğumasına yol açabilecek gizemli, soğuk su kütlesi arasında, ilk bakışta akla gelmeyecek bir bağlantı olabilir mi? Doğal değişkenlik ile insan kaynaklı ısınma sonucu eriyen buzların birleşiminden etkilenmiş olabilecek bu soğuk su kütlesi, Batı Atlantik'teki jet akımı rüzgarlarının güçlenmesine katkıda bulunmaktadır. Bu daha güçlü rüzgarlar, soğuk su kütlesi ile onun güneyindeki daha sıcak sular arasındaki büyük sıcaklık farklarından beslenmektedir. Bu durum, Kuzey Atlantik'te kalıcı alçak basınç koşullarına ve fırtınalı bir havaya yol açmıştır. Ancak atmosfer denge arayışındadır. Bir bölgede fırtına koşulları şiddetlendiğinde, dengeyi sağlamak adına diğer bölgelerdeki koşullar genellikle değişime uğrar. Söz konusu soğuk su kütlesinden yaklaşık 2.000 mil (yaklaşık 3.200 km) uzaklıktaki Batı Avrupa, genel olarak geçtiğimiz yıl boyunca daha zayıf jet akımı rüzgarlarına sahne olmuştur. Bu zayıf rüzgarlar, özellikle yaz aylarında oluştuklarında "ısı kubbesi"ne dönüşebilen yüksek basınç alanlarının daha sık görülmesine yol açmıştır. Üstelik bu ısı kubbeleri, yükselen küresel sıcaklıkların yarattığı uzun vadeli etkinin de katkısıyla, artık geçmiştekinden daha yüksek sıcaklıklara neden olabilmektedir. "Soğuk kütle" (cold blob) oluşumunun bu yaz etkisini yitireceğine dair bir işaret bulunmuyor. Bu durum, ilk bakışta şaşırtıcı görünse de, önümüzdeki aylarda Batı Avrupa'da daha fazla sayıda ısı kubbesi oluşumuyla bağlantılı olabilir. Kaynak: TWP
  9. Dünya Kupası Bugünkü maçlar Avusturya: - Arjantin: Fransa: - Irak: Norveç: - Senegal: Ürdün: - Cezayir:
  10. Filenin Sultanları, 2026 FIVB Voleybol Milletler Ligi'nin üçüncü etabında Japonya'nın Kansai şehrinde sahaya çıkacak. Üçüncü etabın maç programı şu şekilde: 8 Temmuz 2026
06.00 Polonya-Türkiye 10 Temmuz 2026
07.00 ABD-Türkiye 11 Temmuz 2026
13.20 Japonya-Türkiye 12 Temmuz 2026
09.30 Tayland-Türkiye
  11. 'Toy Story 5 - Oyuncak Hikayesi 5', serinin rekorunu kırarak 160 milyon dolarlık hasılatla yılın en iyi gişe açılışını yaptı Stüdyo tahminlerine göre, Pixar serisinin beşinci filmi yurt içinde 160 milyon dolarlık bilet satışıyla vizyona girdi; böylece serinin rekorunu rahatlıkla kırdı ve yılın en iyi açılış hafta sonu performansına imza attı. Orijinal "Toy Story" filminin vizyona girmesinden 31 yıl sonra izleyiciyle buluşan "Toy Story 5", serinin önceki en iyi açılış rekorunu (2019'da "Toy Story 4" ile elde edilen 120 milyon dolar) açık ara geride bıraktı. Uluslararası arenada da aynı başarıyı gösteren film, açılış hafta sonunda 152 milyon dolar hasılat elde ederek toplamda 312 milyon dolarlık küresel bir kazanca ulaştı. "Toy Story" serisi, The Walt Disney Co. için en kârlı yapımlardan biri olma özelliğini taşıyor. "Toy Story 5" vizyona girmeden önce, serideki filmler toplamda 3 milyar doların üzerinde hasılat elde etmiş ve buna ek olarak yan ürün satışlarından da milyarlarca dolar kazandırmıştı. Seri, 2010 yapımı "Toy Story 3" ile bir sona ulaşmış gibi görünse de, neredeyse on yıl sonra seriyi yeniden canlandırma kararı —tartışmalı olsa da— son derece kazançlı oldu. "Toy Story 4" bilet satışlarında 1 milyar dolar barajını aşmıştı; "Toy Story 5"in de aynı başarıyı yakalamasına kesin gözüyle bakılıyor. Animasyon filmleri arasında, "Toy Story 5"ten daha iyi bir açılış hafta sonu performansına (182,7 milyon dolar) sahip tek yapım, 2018 tarihli "Incredibles 2" idi. Bu oyuncaklar hiç de ucuz değil Ancak "Toy Story" filmlerinin devam ettirilmesi giderek daha maliyetli bir hale geldi. Beşinci filmin yapım bütçesi, pazarlama masrafları hariç 250 milyon doları buldu. Filmde seslendirme kadrosu; Tom Hanks (Woody rolünde), Tim Allen (Buzz Lightyear rolünde) ve Joan Cusack (Jessie rolünde) gibi isimlerle geri dönüyor. Devam filminde, Bonnie yeni bir tablet edindiğinde oyuncaklar ikinci plana itiliyor. Filmin yönetmenliğini, daha önce "Finding Nemo" (2003) ve "WALL-E" (2008) yapımlarına imza atan Pixar'ın deneyimli ismi Andrew Stanton üstleniyor. "Toy Story 5" ayrıca Taylor Swift'in seslendirdiği "I Knew It, I Knew You" adlı yeni bir şarkıyı da içeriyor. Eleştiriler oldukça olumluydu ve izleyiciler "Toy Story 5"e "A" notu (CinemaScore) verdi; bu da filmin haftalarca sinemalarda güçlü bir varlık göstermeye devam edeceğine işaret ediyor. Listeye zirveden giriş yapan Steven Spielberg imzalı "Disclosure Day", ikinci hafta sonunda 17 milyon dolarlık hasılatla ikinci sıraya geriledi. Bu, Universal Pictures'ın umduğu türden bir tutunma performansı değildi. İlk hafta sonuna kıyasla %61'lik bir düşüş, "Disclosure Day"in Spielberg'in bilimkurgu gerilim filminin bu yaz büyük bir çıkış yapması için gereken ivmeyi yakalayamayabileceğini gösteriyor. Yine de Emily Blunt, Josh O’Connor ve Colman Domingo'nun başrollerini paylaştığı 115 milyon dolar bütçeli film, iki haftada dünya genelinde 160,4 milyon dolar hasılat elde etti. "Disclosure Day", önümüzdeki haftalarda sinemalardaki yetişkinlere yönelik en popüler seçenek olma konumunu koruma şansına sahip. "Toy Story 5", vizyona yeni giren filmlerden kayda değer bir rekabet görmedi. ‘Robin Hood’ hedefi tutturamadı A24'ün eski efsaneye şiddet içeren ve alışılagelmişin dışında bir yorum getiren filmi "The Death of Robin Hood", 1.762 salonda 2,6 milyon dolarlık hasılatla hayal kırıklığı yarattı. Hugh Jackman'ın başrolünde yer aldığı ve Michael Sarnoski'nin yönettiği film, 20 milyon dolarlık mütevazı bir bütçeye sahipti. Ancak karışık eleştiriler almasının yanı sıra, izleyiciler de filme ilgi göstermedi; yapım "C+" CinemaScore notu aldı. Neon yapımı "Leviticus", 1.076 sinemada elde ettiği 2,7 milyon dolarlık hasılatla "The Death of Robin Hood"un hemen önünde yer aldı. Adrian Chiarella tarafından yazılıp yönetilen ve çok konuşulan bu düşük bütçeli korku filmi, bir "dönüştürme terapisi"nde tanışan iki genç erkeği konu alıyor. 3,5 milyon dolarlık küçük bir bütçeye sahip ve kulaktan kulağa yayılan olumlu yorumlarla desteklenen bir bağımsız film için bu iyi bir başlangıç. Ancak "Leviticus" da hâlâ gücünü koruyan korku hitleri "Obsession" ve "Backrooms"un yarattığı alışılmadık derecede güçlü bir rekabetle karşı karşıya kaldı. Korku türündeki en popüler tercih, 26 yaşındaki Curry Barker'ın imzasını taşıyan ve çok düşük bütçesine rağmen fenomen haline gelen "Obsession" olmaya devam etti. Film, altıncı hafta sonunda, Mayıs ayı ortasındaki 17 milyon dolarlık açılış hasılatına neredeyse denk bir performans sergiledi. Yapım maliyeti 1 milyon doların altında olan bu Focus Features yapımı, hasılatına 14,2 milyon dolar daha ekleyerek yurt içi toplamını 215,8 milyon dolara, küresel hasılatını ise 333,3 milyon dolara taşıdı. Rentrak verilerine göre, "Toy Story 5" ve "Obsession"ın satışları artırmasıyla birlikte, yaz dönemi gişe hasılatı 2025 yazı seviyelerine kıyasla %15 artış gösterdi. Daha da etkileyici olanı, enflasyon hesaba katılmadığında yaz dönemi bilet satışlarının, 2019 yazının aynı dönemindeki rakamlarla neredeyse eşit seviyede olmasıdır; sezonun şu ana kadarki performansı, o yıla kıyasla sadece %1,9 geride. Rentrak'ın pazar eğilimleri sorumlusu Paul Dergarabedian, Hollywood'un pandemi öncesinden bu yana en iyi yaz sezonunu geçirmeye hazırlandığını öngörüyor. Üstelik bu başarı, hem beklenen hem de beklenmedik yapımlardan geliyor. Dergarabedian, "Bana göre bu hibrit bir yaz; mükemmel bir yaz gişe rekortmeni yaratma konusunda yeni bir model olabilir," diyor ve ekliyor: "İşin içine çok çeşitli filmlerden oluşan bir karışım katıyorsunuz; sadece büyük seri filmler veya bilindik markalar gibi 'olağan şüpheliler' değil, aynı zamanda 'Backrooms' ve 'Obsession' gibi yapımlar ile 'Disclosure Day' gibi özgün filmler de yer alıyor." Yurt içi gişe hasılatına göre ilk 10 film Pazartesi günü kesin yurt içi rakamlarının açıklanması beklenirken, Rentrak verilerine dayanan bu liste; ABD ve Kanada sinemalarında Cuma'dan Pazar'a kadar gerçekleşen tahmini bilet satışlarını esas almaktadır: “Toy Story 5,” 160 milyon dolar. “Disclosure Day,” 17 milyon dolar. “Obsession,” 14,2 milyon dolar. “Backrooms,” 7,3 milyon dolar. “Scary Movie,” 6,7 milyon dolar. “Masters of the Universe,” 5,6 milyon dolar. “Star Wars: The Mandalorian and Grogu,” 3,9 milyon dolar. “Leviticus,” 2,7 milyon dolar. “The Death of Robin Hood,” 2,6 milyon dolar. “Michael,” 2,2 milyon dolar. Kaynak: G
  12. Tekerlekli Sandalye Basketbol Türkiye Şampiyonası Final ilk Maçında Fenerbahçe İstanbul Jet X Beşiktaş: 68 - 61 Final serisinde 1-0 öne geçiyoruz! Fenerbahçe İstanbul Jet Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımımız, Tekerlekli Sandalye Basketbol Süper Ligi final serisinin ilk maçında Beşiktaş’ı ağırladı. Ekibimiz, Fenerbahçe Metro Enerji Salonu'nda oynanan karşılaşmayı 68-61 kazandı ve seride 1-0 öne geçti. Karşılaşmayı Yönetim Kurulu Üyelerimiz Demre İşçen ve Savaş Adalet, Fenerbahçe Futbol A.Ş. Yönetim Kurulu Üyemiz İsmail Balcı ile önceki Yönetim Kurulu Üyemiz Ahmet Murat Emanetoğlu da izledi. Üç galibiyete ulaşan tarafın şampiyon olacağı seride ikinci maç, 23 Haziran Salı günü Süleyman Seba Spor Salonu’nda oynanacak. Takımımız; Baran Oğuz, Mücahit Günaydın, Kinem Kulbay, Uğur Toprak, Yamaç Yüksel beşiyle başladığı ilk periyodu 18-20 geride tamamladı. İki takımın da savunmasıyla öne çıktığı ikinci periyodun ilk 5 dakikalık bölümünde skor 22-22’de eşitlendi. Uğur Toprak’la öne geçen Takımımız, skor üstünlüğünün sürekli el değiştirdiği bu periyodu 33-30 önde tamamladı. Fenerbahçe İstanbul Jet, üçüncü periyodu 49-45 önde tamamladı. Dördüncü çeyreğin başında Mücahit’in arka arkaya bulduğu sayılarla farkı 12 sayıya kadar yükselten Takımımız, son bölümde skor üstünlüğünü korudu ve karşılaşmayı 68-61 kazanarak seride 1-0 öne geçti. Çeyrek skorları 1.Çeyrek: 18-20 2.Çeyrek: 15-10 3.Çeyrek: 16-15 4.Çeyrek: 19-16
  13. 'Aklını Kaçırmış!': Trump, ABD rüzgar enerjisi santrallerine karşı 'kişisel' mücadelesine yüz milyonlarca dolar harcıyor Trump yönetimi, dört rüzgar enerjisi projesini sonlandırmak için 765 milyon dolar ödemeye hazırlanıyor; bu da Başkan Trump'ın yeşil rüzgar enerjisi projelerini geri çekmek için harcadığı şaşırtıcı toplam miktara ekleniyor. Bloomberg Opinion Kıdemli Baş Editörü ve MS NOW Siyasi Analisti Tim O’Brien, Alex Witt ile bu görünüşte kişisel mücadeleyi ve daha fazlasını ele alıyor.
  14. O geri döndü. Efsanevi Željko Obradović; bir hanedanlık kurduğu ve sayısız kupa kaldırdığı @Paobcgr'ye geri dönüyor.
  15. Dün
  16. MELISSA VARGAS'TAN BİR "ALTIN" GECE DAHA! Türkiye'nin pasör çaprazı 🇹🇷, Çin 🇨🇳 karşısında takımının geri dönüşüne 36 sayıyla liderlik ederek ve kendi evindeki haftayı dört galibiyetle mükemmel bir şekilde tamamlayarak yıldızlaştı. Vargas, VNL tarihinde bir maçta en çok sayı atan oyuncular listesinde ikinci kez ilk 10'a girdi ve 6. sırayı paylaştı. Oyuncunun en iyi performansı ise 2024 yılında Polonya'ya karşı kaydettiği 39 sayıydı.
  17. 15 Yıl Sonra Fenerbahçe’nin Başkanı Kim Olacak? Kadıköy’de "Yaz" Esintisine Hazır mısınız? Bundan tam 15 yıl sonra, takvimler 2041 yılını gösterdiğinde Fenerbahçe Spor Kulübü’nün başkanlık koltuğunda kim oturuyor olacak? Türk sporunun en büyük sivil toplum kuruluşu, tarihi boyunca askeri liderlerden başbakanlara, dev sanayicilerden efsanevi figürlere kadar pek çok güçlü profile emanet edildi. Ancak sarı-lacivertli camianın derinliklerinde, kulübün gelecekteki vizyonunu tamamen değiştirecek, ezberleri bozacak ve belki de kulüp tarihinin ilk kadın başkanı olarak tarihe geçecek bir ismin ayak sesleri şimdiden yankılanıyor: Yaz Yıldırım. Kulübün efsanevi başkanı Aziz Yıldırım’ın kızı olan Yaz Yıldırım, henüz çok genç bir yaşta olmasına rağmen şimdiden Fenerbahçe camiasının göz bebeği konumunda. Peki, 15 yıl sonrası için bu ihtimal neden sadece romantik bir hayal değil, aksine gerçekleşme olasılığı en yüksek senaryolardan biri? Genetik Kod: "Şimdi Babam, Sonra Ben" Fenerbahçelilik, birçoğu için sonradan kazanılan bir aidiyet olsa da bazıları için doğrudan bir genetik kod, solunan bir hava ve doğulan evdir. Yaz Yıldırım, kulüp tarihinin en uzun süre görev yapan, tesisleşme devrimini gerçekleştiren ve ömrünü bu armaya adayan Aziz Yıldırım’ın kızı olarak bu kültürün tam merkezinde büyüdü. Geçtiğimiz dönemlerde Londra’da kongre üyeleriyle yapılan bir buluşmada, gelecekte Fenerbahçe başkanı olup olmayacağına dair sorulan bir soruya tebessüm ederek verdiği o meşhur yanıt, aslında geleceğin manifestosuydu: Bu sadece çocuksu bir heves değil; babasının izinden gitmeye kararlı, ne istediğini bilen ve o büyük sorumluluğun ağırlığını şimdiden tartan bir bilincin dışavurumuydu. Babası Aziz Yıldırım’ın bile "Hem kendisine hem bana zarar veriyor" diyerek üzerindeki spot ışıklarını koruma güdüsüyle azaltmaya çalışması, Yaz'ın camia üzerindeki doğal etkisinin ve yaydığı güçlü enerjinin en net kanıtı. Tesislerden Tribünlere Uzanan Saf Bir Fenerbahçe Sevgisi Yaz Yıldırım’ın sarı-lacivert sevdası, protokol tribünlerinde elit bir izleyici olmanın çok ötesinde. O, Samandıra Can Bartu Tesisleri’nde futbolcularla iç içe büyüyen, takımın antrenmanlarını sahanın kenarından büyük bir dikkatle takip eden, maç önü seremonilerinde armayı gururla taşıyan saf bir taraftar. Henüz erken yaşlarında bile kulübün DNA'sını, Kadıköy’ün çim kokusunu ve taraftarın reaksiyonlarını bu denli yakından solumuş bir ismin, ilerleyen yıllarda uluslararası vizyonunu (Londra'daki eğitim hayatı ve küresel bakış açısını) bu temel üzerine inşa etmesi kaçınılmazdır. Neden 15 Yıl Sonra? 2041 yılına geldiğimizde Yaz Yıldırım, modern dünyanın liderlik figürlerine tam anlamıyla uyan, entelektüel birikimi yüksek, dünyayı tanıyan ve en önemlisi Fenerbahçe’nin kodlarını avucunun içi gibi bilen 20'li yaşlarının sonlarında, dinamik bir cumhuriyet kadını olacak. Dünya sporu artık geleneksel, sert ve maskülen yönetim modellerinden; daha stratejik, kurumsal, marka değerine odaklanan ve kapsayıcı liderlik modellerine evriliyor. Fenerbahçe camiası, Aziz Yıldırım gibi bir efsanenin bıraktığı mirası, onun adını ve vizyonunu modern çağın gereksinimleriyle harmanlayacak bir lidere ihtiyaç duyduğunda, yüzünü döneceği ilk adres Yaz Yıldırım olacaktır. O gün geldiğinde, Kadıköy Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi’nin genel kurul kürsüsüne çıkıp başkanlık konuşması yapacak olan Yaz Yıldırım, sadece Yıldırım ailesinin değil, milyonlarca Fenerbahçelinin de hayallerini gerçeğe dönüştürecek güce sahip. Kısacası; Fenerbahçe’nin geleceğinde bir "Yaz" esintisi kaçınılmaz görünüyor. Babasının ektiği tohumlar, 15 yıl sonra kulübün en parlak dönemine liderlik edecek bir cumhuriyet kadınıyla taçlanacaktır. Kaynak: ME
  18. Hafta sonunda sıralama şöyle oluştu: Sıra Takım OM G M S Puan 1 ABD 8 7 1 21:6 20 2 Brezilya 8 7 1 23:10 20 3 İtalya 8 6 2 20:9 18 4 Polonya 8 6 2 21:12 17 5 Japonya 8 6 2 19:12 16 6 Türkiye 8 6 2 19:13 15 7 Kanada 8 5 3 19:14 15 8 Çin 8 5 3 18:14 14 9 Hollanda 8 4 4 15:12 12 10 Çekya 8 4 4 12:14 11 11 Almanya 8 3 5 15:18 11 12 Belçika 8 3 5 13:21 8 13 Sırbistan 8 2 6 15:18 10 14 Tayland 8 2 6 12:19 9 15 Ukrayna 8 2 6 12:22 6 16 Bulgaristan 8 2 6 8:20 5 17 Dominik Cumhuriyeti 8 1 7 8:22 5 18 Fransa 8 1 7 9:23 4 Açıklamalar:OM (Oynanan Maç): Matches Played (MP) G (Galibiyet): Wins (W) M (Mağlubiyet): Losses (L) S (Setler / Skor): Sets / Score (S) Puan: Points (Pts)
  19. Senatör Cory Booker, Trump ve İsrail'in Orta Doğu'da barışa giden yolları sekteye uğratması konusunda insanların "çok endişeli" olması gerektiğini söylüyor New Jersey'li Demokrat Senatör Cory Booker, Pazar günü NBC News'in "Meet the Press" programında yaptığı açıklamada; ABD ile İran arasında İsviçre'de kırılgan ateşkes görüşmeleri sürerken, Başkan Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Orta Doğu'da barışa giden uygulanabilir yolları sekteye uğratması ihtimali karşısında insanların "çok endişeli" olması gerektiğini belirtti. İsrail'in İran ile barış müzakerelerinde güvenilir bir ortak olup olmadığı sorulduğunda Booker, her iki ülkenin liderini de eleştirdi. Trump'ın geçmişteki mahkumiyetine ve Netanyahu'nun yolsuzluk davasına işaret eden Booker, "İsrail ve Amerika tarafında, suçlu iki başkanımız var," dedi. Daha sonra, "Bunlar başarısız iki dünya lideri," diye ekledi. "Ve evet, bu iki liderin de Orta Doğu'da barışa giden her türlü uygulanabilir yolu sekteye uğratmaya devam etmesi konusunda çok endişelenmeliyiz. İkisi de başarısız liderler ve dünya sahnesinden çekilmelerini dört gözle bekliyorum." NBC News daha önce, ABD istihbarat birimlerinin İsrail'in İran ile görüşmeleri daha da baltalayabileceğine inandığını bildirmişti. Görüşmeler, gerilimin tırmandığı bir dönemde ve Beyaz Saray'ın savaşı sona erdirme yönünde atılacak bir adım olarak bir mutabakat zaptı imzalandığını duyurmasından sadece birkaç gün sonra gerçekleşiyor. İran Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Lübnan'ın güneyindeki İsrail saldırıları nedeniyle Hürmüz Boğazı'nın yeniden kapatıldığını duyurdu. Mutabakat zaptı, diğer hükümlerin yanı sıra, boğazın 60 gün boyunca geçiş ücretinden muaf tutulmasını şart koşuyor. Pazar günü erken saatlerde Başkan Yardımcısı JD Vance, İranlı yetkililerle görüşmek üzere İsviçre'ye vardı. Vance Pazar günü yaptığı açıklamada, "Lübnan'da ateşkesin korunmasını sağlama konusunda son birkaç gün içinde büyük ilerleme kaydedildiğini" söyledi. ABD, İsrail, Pakistan ve Katar'a atıfta bulunarak, "Hepimiz bölgesel barış için çalışıyoruz," dedi. "Elbette oraya tam olarak nasıl ulaşılacağı konusunda zaman zaman anlaşmazlıklar olacaktır ancak Lübnan'daki mevcut durumumuz konusunda kendimi çok iyi hissediyorum. Hâlâ yapılması gereken işler var ama çalışmaya devam edeceğiz." Vance, özel temsilci Steve Witkoff ve başkanın damadı Jared Kushner, iki ülke arasındaki anlaşmayı görüşmek üzere bir İran heyetiyle bir araya geldi. İran’ın nükleer programı da dahil olmak üzere çeşitli konularda izlenecek yolun belirlenmesini amaçlayan görüşmelere Katar ve Pakistan’dan arabulucular da katıldı. "Meet the Press" programında, savaşı tırmandırmak yerine sona erdirmeye çalıştığı için Trump’ın takdiri hak edip etmediği sorulduğunda Booker, "Bu, birine... yani resmen kundakçılık yapıp yangın çıkaran birinin, yanan binadan dışarı kaçtığı için takdir edilmesine benziyor," dedi. Booker, "Bu başkan, ülkeyi bir felakete sürükledi," diye ekledi. "Gücümüzü elimizden çıkardık. Düşmana boyun eğdik ve onlar şu anda bizimle alay ediyorlar." Trump, Pazar günü Truth Social’da yaptığı bir paylaşımda, muhtemelen Hizbullah’ı kastederek, "İran, Lübnan’daki yüksek ücretli vekillerinin sorun çıkarmasına derhal son vermelidir," ifadesini kullandı. Trump ayrıca, "Eğer bunu yapmazlarsa, tıpkı geçen hafta yaptığımız gibi —ama bu kez çok daha sert bir şekilde— İran’ı yeniden çok ağır vururuz!!!" diye ekledi. Kaynak: NBC
  20. Kennedy Center, Trump ve Epstein videoları için bir perde olarak kullanıldı Başkan Donald Trump, şakacıların Kennedy Center'daki isminin sökülme işlemini gizleyen brandayı, Jeffrey Epstein ile keyifli anlarını gösteren eski video kliplerini yansıtmak için kullanmasıyla "istenmeyen sonuçlar yasası"nı bizzat tecrübe etmiş oldu. X kullanıcısı @sarrah_bellus Pazar sabahı, videonun merkezin kapılarına yansıtıldığı anları gösteren bir kayıtla birlikte, "Dün gece bir protestocu, hepimizin görmek istediği şeyi Kennedy Center'ın brandasına yansıttı," diye yazdı. Bu eylem, VJayBombs adıyla bilinen ve Trump karşıtı sokak sanatçılarından oluşan bir grubun işi gibi görünüyordu; grup Instagram'da, Washington D.C.'deki simge yapılara ve çeşitli noktalara yapılan benzer yansıtma eylemleri sırasında Kennedy Center'ın da hedeflerden biri olduğunu gösteren bir video montajı paylaştı. Bu eylemler arasında; Trump'ın Beyaz Saray Özel Kalem Müdür Yardımcısı Stephen Miller'ın tavandan sarkan yarasa benzeri bir yaratık olarak göründüğü Lincoln Anıtı; Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun bir balık olarak su yüzüne çıktığı Yansıtma Havuzu (Reflecting Pool); ve Trump'ın başı ile gövdesinin yer aldığı bir pankartın altında, bez takmış bir adamın kalçasının göründüğü Adalet Bakanlığı binası yer alıyordu. Kennedy Center'a yansıtılan yaklaşık iki dakikalık videoda, Trump ve Epstein'in görüntülerinin yanı sıra, adı kötü şöhretli cinsel suçlarla anılan ve artık hayatta olmayan Epstein'in sabıka fotoğrafı ile "Hiç kimse GOP (Cumhuriyetçi Parti) kadar diz çökemez" ifadesi de yer alıyordu. Bu mesajın ardından; zor günler geçiren FBI Direktörü Kash Patel, Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson ve eski Başsavcı Pam Bondi gibi Trump müttefiklerinin görüntüleri geldi ve bu kişiler "Pedofili Koruyucuları" olarak etiketlendi. Yansıtılan görüntüler arasında, Kennedy Center'ın cephesindeki harflere doğru bir merdivenden tırmanan birinin çizimi; ardından "Donald" yazısını oluşturan harflerin aşağı dökülmesi ve tam ismindeki harflerin yeniden düzenlenerek "pedo" (pedofil) kelimesini oluşturacak şekilde sıralanması da bulunuyordu. Ne Beyaz Saray ne de Kennedy Center, The Independent'ın konuyla ilgili sorularına hemen yanıt verdi. Trump'ın ismi, başkanın geçen yıl yasalaştırdığı bir düzenleme uyarınca Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyuna açıklanan belgelerde binlerce kez geçiyor. Trump herhangi bir suç işlemekle itham edilmedi ve Epstein ile ilgili herhangi bir suça karıştığı iddialarını defalarca reddetti; ayrıca Epstein hakkında Florida'da cinsel suçlamalarla soruşturma açılıp hüküm giymesinden önce onunla tüm bağlarını kopardığı konusunda ısrarcı oldu. VJayBombs, bu yılın başlarında Trump'ın rekor kıran ve bitmek bilmez gibi görünen "Birliğin Durumu" (State of the Union) konuşmasının ardından Los Angeles'ta benzer bir eyleme imza atmıştı. The Hollywood Reporter'ın daha sonra ortaya çıkardığına göre grup; konuşmayla alay eden, döngü halindeki 45 saniyelik bir videoyu L.A. Downtown Tıp Merkezi'ne yansıtmak için lazer projektörler, lensler, bir dizüstü bilgisayar ve batarya paketleri kullandı. Cumartesi gecesi Kennedy Center önünde yaşananlara dair görüntülerde, sarı yelekli güvenlik görevlilerinin yanı sıra videonun kapanış jeneriğinde Trump karşıtı "Lincoln Project"e yapılan bir gönderme de yer alıyordu; söz konusu grup, The Independent'ın konuyla ilgili sorularına hemen yanıt vermedi. Geçen yıl Trump, kendisini Kennedy Center yönetim kuruluna atamış ve kurul üyelerini tasfiye ettikten sonra bizzat seçtiği mütevelli heyeti tarafından başkanlığa getirilmişti. Kurul daha sonra merkeze Trump'ın adının verilmesi yönünde oybirliğiyle karar almış, bu durum kurulun doğal üyesi olan Demokrat Temsilciler Meclisi Üyesi Joyce Beatty'nin dava açmasına yol açmıştı. Geçen ay bir yargıç Beatty'yi haklı bularak yapılan değişikliğin yasa dışı olduğuna hükmetti; gerekçe olarak ise "Kennedy Center'a adını Kongre'nin vermiş olması ve bu adı yalnızca Kongre'nin değiştirebilmesi" gösterildi. ABD Bölge Yargıcı Christopher Cooper ve Columbia Bölgesi Temyiz Mahkemesi'nin, Cooper'ın kararının yürütülmesini durdurmaya yönelik son dakika acil başvurularını reddetmesinin ardından, işçiler bu ayın başlarında binanın cephesindeki Trump'ın adını oluşturan harfleri sökmüştü. Ancak işçiler çalışma için kurulan iskeleyi yerinde bıraktı ve Trump'ın adının daha önce yer aldığı bölümü kapatacak şekilde, üzerinde mavi çizgiler bulunan devasa beyaz brandalar astı. Harflerin sökülmesi için mahkemenin belirlediği sürenin dolmasının üzerinden bir haftadan fazla zaman geçmesine rağmen, branda hâlâ yerinde duruyor. Cumartesi gecesi yaşanan bu olay, Kennedy Center'ın Trump tarafından talep edilen 250 milyon dolarlık tadilat çalışmaları nedeniyle planlanan iki yıllık kapanma sürecini erteleyeceğini açıklamasından bir gün sonra gerçekleşti. Merkez, mahkemeye sunduğu bir belgede ayrıca, başlangıçta kapanma tarihi olarak belirlenen 5 Temmuz'dan sonraki dönem için yeni gösteri rezervasyonu yapmadığını belirtti. İcra Direktörü Matt Floca, "Gelecekteki programlamaya ilişkin mevcut belirsizlik göz önüne alındığında, yönetim kesin nitelikteki uzun vadeli programlama veya personel düzenlemelerini ertelemiştir," ifadelerini kullandı. Kaynak: TI

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.