İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Bütün Eylemler

Bu akış otomatik olarak güncellenir

  1. Geçen saat
  2. Bahçeşehir Koleji Beşiktaş GAİN'i devirdi ve seriyi eşitledi! Bahçeşehir Koleji, Basketbol Süper Ligi'nin yarı final serisi ikinci maçında deplasmanda karşılaştığı Beşiktaş GAİN'i 101-79 mağlup etti.
  3. Bugün
  4. Temsilciler Meclisi komitesi, Adalet Bakanlığı'na Jeffrey Epstein ile bağlantılı iki adamı soruşturma çağrısında bulundu Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi Perşembe günü yaptığı açıklamada, Jeffrey Epstein'ın eski asistanı Sarah Kellen tarafından, Epstein'ın iki ortağına yönelik dile getirilen cinsel suistimal iddialarını soruşturması için Adalet Bakanlığı'na talepte bulunduğunu bildirdi. Kellen, komite tarafından Epstein'a yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, 21 Mayıs tarihinde kapalı kapılar ardında sorgulandı. Komite Başkanı James Comer, Adalet Bakanlığı Vekili Todd Blanche'a hitaben yazdığı mektupta, "Tutanak altına alınan sorgu sırasında Komite; 2013-2017 yılları arasında Miami Beach Belediye Başkanlığı yapmış olan Philip Levine ve ünlü Fransız saç stilisti Frédéric Fekkai tarafından işlendiği iddia edilen cezai nitelikteki suistimal eylemlerine ilişkin ifadeler aldı," ifadelerine yer verdi. Kellen ayrıca, Epstein ile bağlantılı üçüncü bir adamı —merhum moda fotoğrafçısı Patrick Demarchelier'yi— da, kendisinin önünde pantolonunu indirmekle suçladı. Kentucky Temsilcisi Cumhuriyetçi James Comer, yaptığı açıklamada, komitenin "bir kolluk kuvveti olmadığını; dolayısıyla rollerinin suçluluğu veya masumiyeti tespit etmek olmadığını" belirtti. Comer, "Bu iddiaları, cezai nitelikteki suistimalleri soruşturmak için gerekli araçlara sahip olan Adalet Bakanlığı'na havale ediyoruz. Gerçeklerin peşinden gitmeye ve mağdurlar adına hesap verilmesini sağlamaya devam edeceğiz," dedi. Adalet Bakanlığı, konuyla ilgili yorum talebine henüz yanıt vermedi. Kellen, Epstein'ın yanında on yılı aşkın bir süre çalışmış ve bir dönem, Epstein'ın suç ortaklarından biri olarak tanımlanmıştı. Tutanakları Perşembe günü kamuoyuyla paylaşılan 21 Mayıs tarihli sorgusunda Kellen, kendisini Epstein ile tanıştıran kişinin Fekkai olduğunu söyledi. Epstein; cinsel istismar ve insan ticareti suçlamalarıyla yargılanmayı beklerken, 2019 yılında cezaevinde intihar ederek hayatına son veren, hükümlü bir cinsel suçlu ve finansçıydı. Kellen, Fekkai tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen cinsel istismar olayının, kendisi Epstein ile tanışmadan önce yaşandığını; Levine ile ilgili iddia edilen olayın ise Epstein'ın yanında çalışmaya başladıktan bir veya iki yıl sonra gerçekleştiğini ifade etti. Her iki olayın da, kendisi 20'li yaşlarındayken meydana geldiğini belirtti. Levine'ın sözcüsü yaptığı açıklamada, "Yaklaşık çeyrek asır önce, müvekkilimiz rızası olan bir başka yetişkinle kısa süreli ve mahrem bir yakınlaşma yaşamıştır. Bunun aksini ima eden her türlü iddia gerçek dışıdır," ifadelerine yer verdi. Fekkai sözcüsü Mark Herr, yaptığı bir açıklamada, “Bay Fekkai, Bayan Kellen’in ifadesini okuduğunda hayrete düştü. Bay Fekkai hiç kimseye kötü muamelede bulunmadı. Hiçbir yasa dışı eyleme karışmadı. Epstein’ın iğrenç ahlaksızlığı veya insan kaçakçılığı hakkında hiçbir bilgisi yoktu. Hiçbir yanlış yapmadı,” dedi. Demarchelier 2022 yılında hayatını kaybetti. Bu üç ismin tamamı, Adalet Bakanlığı’nın Epstein ve onun hüküm giymiş suç ortağı Ghislaine Maxwell hakkında kamuya açıkladığı soruşturma dosyalarında defalarca geçiyordu. Kuzey Carolina asıllı olan ve 17 yaşındayken kendisinden beş yaş büyük bir adamla evlenen Kellen, panele, eski eşinin kendisi 20 yaşındayken Hawaii’de kendisinden boşandığını ve onu terk ettiğini anlattı. Kellen’in ifadesine göre, bu olaydan sonra kimliği belirsiz bir makyaj sanatçısı onu, Maui’de düzenlenecek bir saç şovunda kendisini model olarak kullanmak istediğini söyleyen Fekkai ile tanıştırdı. Oraya vardığında ise, ortada herhangi bir şov olmadığını öğrendi. Panele hitaben, “O gece bana cinsel saldırıda bulundu,” dedi. Kellen, Fekkai’nin kendisine, “Victoria’s Secret için çalışan bir yetenek avcısı” olarak tanımladığı arkadaşı Jeffrey ile kendisini tanıştırmak istediğini söylediğini aktardı. Kellen’in ifadesine göre Epstein, bir “seçme” (casting) görüşmesi için onu uçakla Los Angeles’a götürdü. Kellen, Epstein’ın “bana kendisinin bir model avcısı olduğu izlenimini verdiğini ve kıyafetlerimi çıkarmamı söylediğini; ben de bunu yaptığımı,” belirtti. Fekkai ayrıca Kellen’i Demarchelier ile de tanıştırdı; Kellen’in anlatımına göre, Demarchelier pantolonu aşağı indirilmiş halde yanına yaklaşmadan önce, Kellen onun için poz vermişti. Kellen, Epstein ve Ghislaine Maxwell’in “asistanı” olarak işe alındığını; işte tam o sırada, Epstein’ın bir model avcısı değil, bir para yöneticisi olduğunu öğrendiğini söyledi. Kellen’in ifadesine göre Epstein, “beni kendi amaçları doğrultusunda şekillendirdi (groomed); bana cinsel ve psikolojik istismarda bulundu; beni kontrol etti, manipüle etti, tahakküm altına aldı ve artık hangi düşüncelerin bana, hangilerinin ona ait olduğunu ayırt edemez hale gelene dek bana yönelik bir tür psikolojik şiddet (gaslighting) uyguladı.” Kellen, Epstein’ın kendisine “her gün ne kadar güçlü ve ne kadar nüfuzlu olduğunu; ona karşı gelmenin veya sözünü dinlememenin ise her şeyini kaybetmek anlamına geleceğini —yani işini, evini, dünyada tanıdığı herkesi ve hatta kendi hayatını— hatırlattığını,” anlattı. “Toplumun en üst kademelerindeki herkesi tanıyordu ve herkes onun etrafında pervane oluyordu. Moda dünyasındaki, akademi ve finans çevrelerindeki, hükümet kademelerindeki herkesi; güçlü dünya liderlerini, diktatörleri ve bu yelpazedeki diğer herkesi tanıyordu. En başından itibaren bana, dünyadaki hemen hemen herkesten daha güçlü olduğunu gösterdi,” dedi. Levine’in kendisine, Epstein ve Maxwell’in St. Tropez’de kiraladıkları bir evde onlar için çalıştığı sırada –Levine’in de oraya ziyarete gittiği– 2002 veya 2003 yılında cinsel saldırıda bulunduğunu ifade etti. Epstein ve Maxwell’in o sırada evin içinde olduklarını, ancak saldırı gerçekleşirken olaya bizzat tanıklık etmediklerini söyledi. Maxwell’in yakın bir arkadaşı olarak tanımladığı Levine’in, bir gece yatak odasına girdiğini ve “tabiri caizse kendini bana zorla kabul ettirmeye çalıştığını” anlattı. Komiteye verdiği ifadede, daha sonra plajda yaşanmış bir başka olayın daha bulunduğunu belirtti. Kellen, Epstein'ın yanından ayrılmamasının nedeninin, gidecek başka hiçbir yerinin olmaması olduğunu söyledi. "Param, ailem, eğitimim ve daha iyisini hak ettiğime dair hiçbir inancım yoktu," dedi. Kellen, Epstein'ın, 2008'de başlayan Florida'daki hapis cezasını çektiği sırada bile kendisine istismarda bulunduğunu; iddialara göre bir keresinde, Palm Beach County Stockade'den yaptığı bir Skype görüşmesi sırasında kendisini soyunmaya zorladığını anlattı. Daha sonra, Epstein'ın bir küçüğü cinsel amaçla ayartma suçlamalarına ilişkin eyalet nezdindeki davada suçunu kabul etmesinin bir parçası olarak imzaladığı, tartışmalı "kovuşturmama anlaşması"nda kendisinin de bir suç ortağı olarak tanımlandığını öğrendiğini belirtti. "Bana böyle bir şeyin yaşandığı söylenmedi," dedi. "Kolluk kuvvetlerinden hiç kimse benimle tek kelime bile konuşmadı." "Adımın o anlaşmada geçtiğini, anlaşma imzalanıp kamuoyuna duyurulana kadar bilmiyordum bile," diye ekledi. Kellen, "Nihayet 2013 yılında, hayatımda ilk kez bana başkasının kontrolünün dışında bir dayanak noktası sunan bir adamla nişanlandığımda, kendimi Jeffrey Epstein'ın pençesinden kurtarabildim," dedi. Fekkai, Levine ve Demarchelier'nin isimleri; Adalet Bakanlığı tarafından "Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası" kapsamında kamuoyuna açıklanan soruşturma dosyalarında yer alıyor. Söz konusu yasa; Adalet Bakanlığı ve FBI'ın geçen yıl yayımladığı ve Epstein davasına ilişkin "kapsamlı" bir inceleme yürüttüklerini, bu inceleme sonucunda ise siyasi bağlantıları güçlü olan bu finansçının 1000'den fazla kadını istismar ettiğini tespit etmelerine rağmen, başka hiç kimseyi soruşturmak için yeterli kanıt bulamadıklarını belirttikleri ortak bildiriden aylar sonra kabul edildi. Adalet Bakanlığı (DOJ), Comer'ın tavsiyesi doğrultusunda harekete geçerse; bu, Epstein'ın suç ortağı Ghislaine Maxwell'e yönelik yargılamadan bu yana, davayla ilgili bilinen ilk aktif soruşturma girişimi olacak. Levine'in adı dosyalarda 1000'den fazla kez geçiyor; bu atıfların büyük çoğunluğu Epstein'a gönderilen çeşitli toplu kampanya e-postalarında, bazıları ise Maxwell ile aralarındaki flörtöz e-posta yazışmalarında yer alıyor. İki adam birbirleriyle çok fazla kişisel e-posta alışverişinde bulunmamış olsa da Levine, Epstein'ın cinsel amaçla ayartma suçlamalarından aldığı cezayı tamamlamasının ardından —2010 yılında— kendisine iyi dileklerini ileten bir e-posta göndermişti. “Sadece, bu zorlu zamanlarda her şeyin senin adına olumlu bir sonuca bağlanmasından ötürü mutlu olduğumu bilmeni istedim... Harika bir adamsın ve bundan böyle tüm güzel şeylerin seni bulacağını biliyorum. Bir süreliğine Avrupa’dayım; umarım yakında bir araya gelip sohbet edebiliriz. Dostun, Philip,” ifadeleri yer alıyordu e-postada. Geçen yıl Blanche ile yaptığı sıra dışı bir röportajda Maxwell, Levine’in, bir dönem kendisini eski Başkan Bill Clinton ile tanıştıran “iyi bir arkadaşı” olduğunu söylemişti. ABD Adalet Bakanlığı’nın (DOJ) Epstein kayıtlarının bir parçası olarak yayımlanan pek çok fotoğrafta görülen Clinton, Epstein ile bağlantılı herhangi bir suistimalle suçlanmamıştır. Bu yıl Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi’ne kapalı kapılar ardında verdiği ifadede Clinton, Epstein ile ilgili olarak “hiçbir şey görmediğini” ve “yanlış bir şey yapmadığını” belirtmiştir. Levine, bu yılın başlarında WLRN’e yaptığı açıklamada, “Jeffrey Epstein ile olan tek bağlantımın, tamamen Ghislaine Maxwell ile olan eski arkadaşlığım aracılığıyla ortaya çıktığını” ifade etti. Levine, “Epstein ile yalnızca birkaç kez görüştüm. Kendisiyle asla iş yapmadım, adasını hiç ziyaret etmedim ve uçağıyla hiç seyahat etmedim. Onunla tanışmış olmaktan ötürü pişmanlık duyuyorum,” dedi. Maxwell’in avukatı, konuyla ilgili yorum talebine hemen yanıt vermedi. Fekkai’nin adı, Epstein dosyalarında 3.000’den fazla kez geçmektedir; bu kayıtlar arasında, kendisinin Manhattan’daki salonunda kimliği belirsiz kadınlarla yapılan çok sayıda randevu bilgisi de yer almaktadır. Fekkai’nin faturalarının ele alındığı 2018 tarihli bir e-posta yazışmasında, bir kişinin saç kesiminin “Jeffrey’nin ikramı” olduğu notu düşülmüştü. 2016 yılında salondan Epstein’ın muhasebecisine gönderilen bir başka e-postada ise, o gün salon için “büyük bir gün” olduğu belirtiliyordu. E-postada, “Bugün toplamda 5 saç kesimi yapıldı,” ifadeleri yer alıyordu. Demarchelier’nin adı, 2012 yılında, hayatını kaybeden modellik ajansı yöneticisi Jean Luc Brunel ile Epstein arasında geçen bir e-posta yazışmasının çeşitli kopyaları da dahil olmak üzere, yaklaşık otuz altı kez geçmektedir. Söz konusu yazışmada Brunel, Epstein’a, Rus Vogue dergisi için yapılacak bir çekim amacıyla fotoğrafçıyla birlikte St. Petersburg’a seyahat edeceğini söylemektedir. Epstein ise buna karşılık, “Hangi tarihlerde?” diye sormuştur. Brunel, cinsel taciz ve tecavüz suçlamalarıyla yargılanmayı beklediği sırada, 2022 yılında cezaevi hücresinde, görünüşe göre intihar ederek hayatını kaybetmiş halde bulunmuştu. Merhum Prenses Diana ile yakından çalışan Demarchelier, 2018 yılında Boston Globe'da yayımlanan bir haberde, yedi mankeni cinsel taciz ve istismara maruz bırakmakla suçlanmıştı. Demarchelier, o dönemde Globe gazetesine yaptığı açıklamada, kendisine yöneltilen iddiaların "gülünç" olduğunu söylemişti. Gazeteye konuşan Demarchelier, "İnsanlar yalan söyler ve hikâyeler uydurur," demiş; hiçbir mankene "asla, asla, asla" uygunsuz bir şekilde dokunmadığını sözlerine eklemişti. Kellen ile yapılan görüşme sırasında, Kaliforniya Temsilcisi (Demokrat) Robert Garcia, Kellen'a Epstein'ın Başkan Donald Trump ile olan ilişkisini sordu. Kellen, Epstein'ın, kendisinin görev süresinin başlarında Trump'ın Mar-a-Lago malikânesine sık sık uğrayan bir ziyaretçi olduğunu ve "oradaki spor salonunu yoğun bir şekilde kullandığını" ifade etti. Kellen; Epstein ile Trump arasında "dostane" bir ilişki bulunduğunu bildiğini, ancak geleceğin başkanıyla yalnızca bir kez ve sadece birkaç dakikalığına görüştüğünü belirtti. Kellen ayrıca, Trump'ın Epstein'ın tesise girişini yasakladığına dair duyumlar aldığını; bu yasağın sebebinin ise Epstein'ın "bir üyenin kızına asılması veya buna benzer bir davranışta bulunması" olduğunu söyledi. Trump ve Epstein yıllarca arkadaştı; ancak Başkan, Epstein’ın “benim için çalışan kişileri almasının” ardından aralarının açıldığını belirtmiştir. Epstein dosyalarında da defalarca adı geçen Trump, kolluk kuvvetleri tarafından herhangi bir usulsüzlükle suçlanmamış ve herhangi bir yanlış eylemde bulunduğunu reddetmiştir. Kaynak: MSN
  5. Dün
  6. "Kendi Neslini Kendisi Yaratacak!" - Anthropic'ten Dünyayı Sarsacak Yapay Zeka Uyarısı! Anthropic, yapay zekanın yakında kendi haleflerini tasarlayabileceği konusunda uyarıyor Yapay zeka yapay zeka üretiyor: Anthropic, yapay zeka modellerinin artık kodun %80'inden fazlasını şirket içinde ürettiğini, bu durumun geliştirmeyi hızlandırdığını ve denetim endişelerini artırdığını söylüyor. Verimlilik artışı: Mühendislik çıktısı 2024'ten bu yana sekiz kat arttı ve modeller daha uzun ve karmaşık kodlama görevlerini üstleniyor. Denetim zorluğu: Uzmanlar, gelecekteki yapay zeka sistemlerinin insan hedefleriyle uyumlu kalmasını sağlamak için yönetim araçlarının da aynı hızda gelişmesi gerektiği konusunda uyarıyor. Kodlama, hata ayıklama ve araştırma görevlerini gerçekleştiren yapay zeka sistemleri Yapay zeka sistemleri artık kendi geliştirmelerinde yer alan kodlama, hata ayıklama ve araştırma çalışmalarının büyük bir kısmını üstlenebiliyor. Hedef belirleme ve sonuçları doğrulama için insan denetimi devam ederken, bu teknik görevlerin operasyonel yürütülmesi giderek yapay zeka tarafından yönetiliyor. Claude Code görev süresi dakikalardan 12 saate çıktı Lansmanından sadece bir yıl sonra, Claude Code, yalnızca birkaç dakika süren kodlama görevlerini tamamlamaktan, 12 saate kadar sürebilen projeleri yönetmeye kadar evrim geçirdi. Bu, sistemin operasyonel kapasitesinde önemli bir genişlemeyi yansıtıyor. Mayıs 2026 itibarıyla Anthropic'in birleştirilmiş kodunun %80'inden fazlasını Claude modelleri üretiyor Mayıs 2026 itibarıyla, Anthropic'in Claude modelleri, şirketin sistemlerine birleştirilen kodun %80'inden fazlasını üretmekten sorumludur. Bu, 2025'te Claude Code'un lansmanından önce düşük tek haneli yüzdelik katkıdan önemli bir artışı işaret ediyor. Anthropic, yapay zeka sistemlerinin kendi haleflerini oluşturması konusunda uyarıda bulundu Anthropic, yapay zeka sistemlerinin yakında kendi halef sistemlerini oluşturabilecek kapasitede olabileceği konusunda bir uyarıda bulundu. Bu gelişme, yapay zekanın daha gelişmiş yapay zeka modelleri oluşturmada geleneksel olarak insanlar tarafından yapılan işlerin çoğunu üstlenmesini içerecektir. Uyarı, yapay zeka teknolojisinin nasıl evrimleştiği ve geliştirildiği konusunda potansiyel bir değişimi vurguluyor. Kaynak: MSN
  7. Trump'ın tüyler ürpertici 2 kelimelik ifadesi, her yerdeki kadınlar için bir uyarı işareti olmalı Başkan Donald Trump, Çarşamba gecesi Oval Ofis'te düzenlenen bir basın brifingi sırasında, CNN sunucusu Kaitlan Collins'in kendisine, 1,8 milyar dolarlık "Silahlaşma Karşıtı Fonu"nun resmen iptal edilip edilmediğini veya askıya alınıp alınmadığını sorması üzerine, Collins'e "susmasını" söyledi. Bu olay, Trump'ın odadakilere Collins'in "asla gülümsemeyen" "yozlaşmış bir muhabir" olduğunu söylemesinden sadece dakikalar sonra gerçekleşti. Bu, ilk kez yaşanan bir durum değildi. Trump, Collins'ten bahsederek, "Asla gülümsemiyor. Genç, güzel bir kadın. Asla gülümsemiyor," dedi. "Yüzünde hiç gülümseme görmüyorum. Onu orada, gözlerinde nefretle dururken görüyorum." Trump, fonla ilgili belirsizliğin nedeni olarak "sizin gibi insanları" ve "sahte haberci CNN'i" suçlamaya devam ettiğinde; Collins, pek çok Cumhuriyetçinin bu fona itiraz ettiğini söylemeye başladı. Bunun üzerine Trump sözünü keserek Collins'e "susmasını" ve "kendinden utanması gerektiğini" söyledi. Bir CNN sözcüsü HuffPost'a yaptığı açıklamada, "Kaitlan Collins; Beyaz Saray'dan ve sahadan her gün büyük bir derinlik ve azimle haber yapan, olağanüstü bir gazetecidir," dedi. "O, bu habercilik yeteneğini her gün ustalıkla sunucu koltuğuna ve CNN platformlarına taşıyor; dünya genelindeki izleyiciler de bu haberciliğe güvenebileceklerini biliyorlar." Konuyla ilgili yorum almak amacıyla ulaşıldığında Beyaz Saray, HuffPost'a, Başkan'ın Oval Ofis'te sarf ettiği sözlere atıfta bulunulmasını söyledi. Uzmanlar, Trump'ın kadın muhabirlere "susmalarını" söylediğinde, aslında onlarla fikir ayrılığına düşmüş olmadığını — aksine onları susturduğunu — belirtiyorlar. Dilbilimci Karen Stollznow, HuffPost'a verdiği demeçte, "Sus" ifadesinin genellikle karşıdaki kişinin davranışlarını kontrol etmeyi amaçlayan bir emir olduğunu söyledi. Stollznow'un araştırmaları, dilin kültür, kimlik ve inançlarla olan ilişkisine odaklanıyor. Stollznow, "Dikkat çekici olan husus şu ki; bu ifade, kadının dile getirdiği sözlerin içeriğine, yani özüne değinmiyor," dedi. "Kadının argümanı, sunduğu kanıtlar veya sorusuyla bir etkileşime girmek yerine; doğrudan onun konuşma hakkını hedef alıyor." Stollznow'a göre bu durum; konuşma kontrolünün veya susturma eyleminin bir biçimi olup, çevredeki insanlara, konuşmacının kendisini, sohbete kimlerin katılıp katılmayacağını düzenleme yetkisine sahip kişi olarak gördüğü mesajını ileten güçlü bir sosyal dinamiktir. Birine "sus" demek, o kişiyle basitçe aynı fikirde olmamaktan da belirgin bir şekilde farklıdır. Stollznow, "Dilbilimciler bazen bir önermeye itiraz etmek ile konuşmacının tartışmaya katılma meşruiyetine itiraz etmek arasında bir ayrım yaparlar," dedi. "İlki, normal demokratik veya mesleki fikir ayrılıklarının bir parçasıyken; ikincisi, sohbete erişimi düzenlemekle ilgilidir. Verilen mesaj, 'yanlışsın' değil; 'senin konuşmaman gerekir' mesajına dönüşür." Bu durum, Collins'e yönelik kişisel bir husumet değil; genel olarak kadın gazetecilere yönelik bir husumettir. Siyaset ve kültürde cinsiyetin rolüne odaklanan gazeteci ve aktivist Soraya Chemaly, HuffPost'a verdiği demeçte, Trump'ın Çarşamba gecesi sarf ettiği iğneleyici sözlerin, Collins'e yönelik kendi kişisel husumetinin bir parçası olmadığını belirtti. Bunun yerine bu durum, Trump'ın yıllardır iktidardaki kadınlara —özellikle de gazetecilere— karşı takındığı genel tavrın bir parçasıdır. Chemaly, "Artık bunu özgürce, açıkça ve yıllardır yapmakta olan bir başkanımız var; öyle değil mi? Bu hiç de yeni bir şey değil," dedi. "Şaşırmamalıyız. Bunu istisnai bir durummuş gibi ele almamalıyız. Bu, artık normal bir durum." Kasım ayında Air Force One uçağındayken, Bloomberg muhabiri Catherine Lucey; Adalet Bakanlığı'nın Jeffrey Epstein hakkındaki soruşturma dosyalarının Trump'ı suçlayıcı nitelikte olup olamayacağını sorduğunda, Trump kendisine "Sus. Sus bakalım, domuzcuk," diye çıkışmıştı. Bundan iki ay önce, Eylül ayında ise Başkan; NBC muhabiri Yamiche Alcindor'un, Chicago ile savaş başlatmakla gerçekten tehdit edip etmediğini sorması üzerine ona sert bir tepki göstermişti. Trump, Alcindor'a, "Dinle. Sus. Dinle; sen dinlemiyorsun ki. Hiçbir zaman dinlemiyorsun," demişti. “Mesaj oldukça açık. Bunu gizlemiyor,” dedi Chemaly. Bu aynı zamanda, Trump’ın bu yıl içinde Collins’in gülmemesi üzerine yorum yaptığı ikinci olay. Şubat ayında Oval Ofis’te yaşanan bir başka hararetli tartışma sırasında Trump, gazeteciye şöyle demişti: “Sanırım seni hiç gülerken görmedim. Seni 10 yıldır tanıyorum. Yüzünde hiç gülümseme gördüğümü sanmıyorum. Neden gülmediğini biliyor musun? Çünkü doğruyu söylemediğini biliyorsun.” “‘Daha çok gülümse’ ifadesi, ‘sus’ ifadesinden farklı bir işlev görse de, aynı daha geniş kapsamlı cinsiyetlendirilmiş beklentiler ailesine aittir,” dedi Stollznow. “Konuşmayı düzenlemek yerine; dış görünüşü ve duygusal sunumu düzenler.” Trump’ın Kasım ayında Lucey’ye yönelik yorumlarına yanıt olarak Beyaz Saray, “Bunun cinsiyetle hiçbir ilgisi yok; aksine, Başkan’ın ve halkın medyaya duyduğu güvenin tüm zamanların en düşük seviyesinde olması gerçeğiyle her türlü ilgisi var,” açıklamasını yaptı. Ancak Stollznow, “Kadın bir gazeteciye ‘daha çok gülümse’ demenin, tarihsel süreçte erkeklerden ziyade kadınlara çok daha sık yöneltilmiş olan cinsiyetlendirilmiş beklentileri kaçınılmaz olarak devreye soktuğunu” belirtti. Collins’in de, Trump kendisine daha çok gülümsemesi gerektiğini söylediğinde gülümsememesi dikkat çekici bir detay. Chemaly’ye göre bu durum, kadınlar için “iki ucu keskin bir kılıç” niteliğinde. Chemaly, “[Kadınlar] öfkelerini dışa vuramazlar; aksi takdirde, ne şekilde olursa olsun, sözlerinin dikkate alınmasını veya kendilerine saygı duyulmasını bekleyemezler,” dedi. “Bu durum, profesyonel ortamlarda kadınların aleyhine döner; eğer bir kadın öfkesini dile getirirse... bu durum, insanların cinsiyetle ilgili fikirlerini gerçekten altüst eder.” Ancak Chemaly, “Eğer bir erkek öfkesini dile getirirse, bu durum insanların erkeklik algılarını pekiştirir. Dolayısıyla erkekler, kamusal alanda öfkelerini sıkça dile getirmekten aslında fayda sağlarlar,” diye ekledi. Trump’ın herhangi bir erkek gazeteciye gülümlemesini söylediğine dair, iyi belgelenmiş herhangi bir kanıt bulunmuyor. Anderson Cooper, Çarşamba gecesi CNN’deki yayınında bu çelişkiye değindi ve Trump Collins ile konuşurken, Collins’in arkasında duran ve onlar da yüzlerinde belirgin bir gülümseme taşımayan pek çok erkek gazetecinin varlığına dikkat çekti. “Erkeklerin başına böyle bir şey gelmez,” dedi Cooper. “Bir ofis ortamında bana daha önce hiç kimse böyle bir şey söylemedi.” Yaşam: Trump'ın İran Savaşı Konusunda Endişelenenlere Yönelik Çılgın Tavsiyesi, Önerdiğinin Tam Tersine Yol Açıyor Chemaly, HuffPost'a yaptığı açıklamada, Collins'e yöneltilen bu yorumların kişisel olmadığını — aksine, daha büyük bir bütünün parçası olduğunu belirtti. Chemaly, "O, gazetecileri —demokrasi açısından hayati öneme sahip bir insan kategorisi olmalarına rağmen— aynı anda hem küçümsüyor hem de susturuyor," dedi. "Kadınlara susmalarını söyleme konusunda çok daha büyük bir... aciliyet ve gereklilik hissi taşıyor; zira bu tutum, onun genel dünya görüşüne ve politika gündemine birebir uyum sağlıyor. Ancak bence şunu kavramak son derece elzem: Trump, kadınlara bireyler olarak saldırıyor olsa da, aslında hesap verebilirlik ve doğruluğa yönelik çağrılara saldırıyor." Kaynak: HuffP
  8. Donald Trump, Zohran Mamdani (New York Belediye Başkanı) kararı sonrası Knicks maçında küçük düşürülme tehlikesiyle karşı karşıya Trump ve Zohran Mamdani'nin (New York Belediye Başkanı) her ikisi de MSG'deki Knicks 3. maçında bulunabilir; Mamdani, Trump'ın yakınına oturmayacağını belirtiyor.
  9. Trump, Obama Başkanlık Merkezi'ni sert bir dille eleştirdi; onlar da kendisini bir tura davet etti. Başkan Donald Trump, görevinden neredeyse on yıl önce ayrılan eski Başkan Barack Obama hakkında sık sık konuşuyor. Trump, son dönemde Lincoln Anıtı Yansıtma Havuzu'ndaki (Reflecting Pool) yenileme çalışmaları konusuna epey zaman ayırdı ve Obama'nın bu simge yapıyı onarmayı başaramadığını öne sürdü. Ayrıca, İran'daki savaşı sona erdirmeye yönelik gelecekteki herhangi bir anlaşmanın, Obama'nın nükleer anlaşmasından farklı olacağı konusunda taahhütte bulundu. (Obama, Stephen Colbert'e verdiği demeçte, Trump'ın söz konusu anlaşmayı "kötü bir anlaşma" olarak nitelendirmesinin sebebinin, bunun Obama'nın bir girişimi olması olduğuna inandığını ve bunun "bir örüntü gibi göründüğünü" söylemişti.) Trump, Chicago'da inşa edilen yeni Obama Başkanlık Merkezi'ni de hedef aldı. 30 Mayıs'ta, bir otoparkın ortasında duran devasa bir çöp kutusunu resmeden ve üzerinde "Obama Başkanlık Kütüphanesi" başlığı yer alan, kurgulanmış bir görsel paylaştı. Ayrıca 22 Şubat'ta Truth Social üzerinden yaptığı bir paylaşımda, bütçenin aşıldığını ve projenin geciktiğini belirterek, Obama Başkanlık Merkezi'ni "tam bir felaket" olarak nitelendirdi. Obama Vakfı CEO'su Valerie Jarrett, 3 Haziran'da merkezde düzenlenen ve basına özel olarak yapılan ön gösterim etkinliğinde USA TODAY'e konuşurken, bu eleştirilere yanıt verdi. Jarrett, "Kararı kendiniz verin," dedi. "Ziyaretçilerimiz buraya geldiklerinde, muhteşem bir kampüsle karşılaşacaklar... Eğer (Trump) gelip burayı bizzat ziyaret etmek isterse, kendisini memnuniyetle ağırlar ve ona bir tur düzenleriz." Beyaz Saray, Trump'ın merkezi ziyaret etmeyi planlayıp planlamadığı konusunda hemen bir yorumda bulunmadı. Tamamlanması yaklaşık on yıl süren ve 850 milyon dolara mal olan merkez, bu ay kapılarını halka açmaya hazırlanıyor. Bir göz atın: Obama Başkanlık Merkezi ne zaman açılıyor? Obama Başkanlık Merkezi, 19 Haziran'da halka açılıyor. 3 Haziran tarihi itibarıyla, Ağustos ayı sonuna kadar olan tüm biletler tükenmiş durumdaydı. Obama Başkanlık Merkezi nerede bulunuyor? Müze ve çevresindeki kampüs, Chicago'nun Güney Yakası'nda (South Side), Jackson Parkı içerisinde yer alıyor. Merkez; Chicago Üniversitesi'ne ve Griffin Bilim ve Endüstri Müzesi'ne yakın bir konumda bulunuyor. Obama Başkanlık Merkezi'ne ne kadar zaman ve para harcandı? Obama Vakfı, başkanlık merkezinin Chicago'da kurulacağını 2015 yılında duyurdu. Ertesi yıl, merkez için Jackson Parkı üzerinde odaklanıldı; ancak Jackson Parkı, "Ulusal Tarihi Yerler Sicili"nde (National Register of Historic Places) kayıtlı olduğu için bu karar, yıllarca süren federal düzeyde bir inceleme sürecini de beraberinde getirdi. Chicago merkezli kâr amacı gütmeyen kuruluş Protect Our Parks, tarihi alandaki inşaatı durdurmak amacıyla dava açtı; ancak bu davalar nihayetinde reddedildi. Merkez ayrıca, varlığının yerel sakinlerin bölgeden göç etmesine yol açacağı yönündeki endişeler nedeniyle bazı yerel toplum gruplarının tepkisiyle de karşılaştı. Vakıf, yılda tahminen 750.000 kampüs ziyaretçisi ve 300 kalıcı istihdam olanağı aracılığıyla topluma yatırım yaptığını vurguluyor. Chicago Kent Konseyi de yakın çevredeki mahalleler için uygun fiyatlı konut yönetmeliklerini onayladı. Obama Vakfı nihayet 2021 yılında projenin temelini attığında, maliyetin 500 milyon dolar olacağını öngörmüştü. Vakıftan gelen daha güncel tahminler ise projenin maliyetini 850 milyon dolar olarak gösteriyor. Merkez; biletli bir müze, kafe ve restoran içeren bir sivil merkez, bir spor merkezi, Chicago Halk Kütüphanesi'nin bir şubesi ve daha pek çok birimi bünyesinde barındırıyor. Kaynak: USA TODAY
  10. Epstein'ın avukatı, halkın gerçek hikâyeyi henüz duymadığını söylüyor. Douglas Murray, Alan Dershowitz, Eric Weinstein ve Vicky Ward; Epstein dosyaları, güçlü bağlantılar ve yakın tarihin en tartışmalı figürlerinden birini hâlâ çevreleyen sorular üzerine karşı karşıya geliyor. Tartışma; yeni yayımlanan belgeleri, seçkin çevreleri ve hâlâ çözüme kavuşmamış gizemleri mercek altına alıyor.
  11. Hamaney, ABD'nin savaş yetkilerinin kısıtlanmasıyla 'kesin darbe' aldığını söyledi Liderin cesur iddiası: Müçteba Hamaney, ABD ve İsrail'in savaşı sona erdirmek için tıkanan müzakereler sırasında 'kesin bir darbe' aldığını söyledi. ABD uçağı düşürüldü: Nisan ayında İran üzerinde bir F-15E düşürüldü, bir mürettebat kurtarıldı, bir diğeri kayıp ve tehlikeli bir gerginliğe yol açtı. Siyasi fay hatları: ABD Temsilciler Meclisi'nin savaş yetkilerini kısıtlamaya yönelik oylaması, İranlı komutanların olası bir savaş konusunda uyarıda bulunmasıyla Washington'daki bölünmeleri ortaya çıkardı. Donald Trump'ın İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumunun kaldırılması talebi Donald Trump, nükleer anlaşmazlığın çözümü kapsamında İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun kaldırılması konusunda ısrar etti. Bu talep, İran'ın nükleer programı üzerindeki müzakerelerde merkezi bir tıkanma noktasıdır. Donald Trump'ın İran'ı müzakerelere getirmede Çin'in rolünü kabul etmesi Donald Trump, İran'ın nükleer programı konusunda müzakere masasına oturmasında Çin'in yardımcı olduğunu kabul etti. Bu kabul, Pekin'in devam eden anlaşmazlıktaki potansiyel etkisini vurguluyor. Nisan ayında Huzistan Eyaleti üzerinde ABD'ye ait bir F-15E Strike Eagle uçağının düşürülmesi Nisan ayında, İran'ın Huzistan eyaleti üzerinde bir ABD F-15E Strike Eagle uçağı düşürüldü. Bu olay, ABD ve İran güçleri arasında on yıllardır yaşanan en ciddi doğrudan çatışmayı temsil ediyordu. Olay, iki ülke arasındaki gerilimde önemli bir tırmanışa işaret etti. Muhammed Cafer Esadi, ABD ile kaçınılmaz savaş konusunda uyardı Üst düzey İranlı komutan Muhammed Cafer Esadi, Washington'ın İran'ın teslimiyet olarak gördüğü taleplerini sürdürmesi halinde ABD ile savaşın kaçınılmaz olabileceğini belirtti. Sözleri, Tahran'ın ABD koşullarını kabul edilemez ve askeri çatışma için potansiyel bir tetikleyici olarak algıladığını vurguluyor. Kaynak: MSN
  12. Hazel Davis forumlara katıldı
  13. Ergin Ataman’ın durumunu incelerken madalyonun en kritik ve belki de en patlayıcı yüzü Panathinaikos Başkanı Dimitris Giannakopoulos ile olan ilişkisidir. Avrupa basketbolunun en sıra dışı, en fevri ve en kontrol edilemez başkanlarından biri olan Giannakopoulos ile Ergin Ataman’ın yan yana gelmesi, en başından beri "ya büyük bir hanedanlık ya da devasa bir patlama" potansiyeli taşıyordu. Son dönemde yaşanan gerginlikler, bu ikili arasındaki ilişkiyi de çok hassas bir teraziye oturttu. Bu ilişkiyi ve Ataman'ın üzerindeki baskıyı şu üç dinamik üzerinden okumak gerekiyor: 1. "Ruh İkizliği" mi, "Rol Çatışması" mı? Giannakopoulos da Ataman gibi kaostan beslenen, agresif, hakemlerle ve EuroLeague yönetimiyle kavga etmekten çekinmeyen, iddialı bir figür. Normal şartlarda bu durum bir avantajdı; başkan, Ataman’ın arkasında bir kalkan gibi duruyordu. Ancak işler kötü gittiğinde ve EuroLeague’den elenme gibi büyük bir hayal kırıklığı yaşandığında, bu "ruh ikizliği" bir avantaja mı dönüşür yoksa iki patlayıcı karakterin çatışmasına mı? Ataman’ın son dönemdeki aşırı gerginliğinin arkasında, başkanın her an radikal bir karar alabileceğini veya sosyal medyadan takımı/kendisini hedef tahtasına koyabileceğini bilmesinin yarattığı baskı var. 2. Büyük Yatırım ve "Yarım Kalan Hikaye" Baskısı Giannakopoulos, Panathinaikos’u eski görkemli günlerine döndürmek için Ataman’ın eline devasa bir bütçe ve adeta bir "yıldızlar karması" verdi. Ataman’ın Ocak ayında "Kupayı getiremezsem giderim" çıkışı yapması, aslında başkana ve camiaya verilmiş bir taahhüttü. Valencia elenmesiyle EuroLeague kupası masadan kalkınca, Ataman kulüp içinde kredisinin azaldığını hissetmiş olabilir. Giannakopoulos gibi sabırsız ve başarı odaklı bir başkanın elit bir bütçeyle Final Four bile göremedikten sonra faturayı kime keseceği bellidir. Ataman’ın muhabirlere bu kadar sert parlamasının arkasında, başkanın gözündeki konumunu koruma stresi yatıyor. 3. Başkanın "Hakem ve Lig Savaşları" Arasında Kalmak Giannakopoulos’un EuroLeague yönetimiyle ve hakemlerle bitmek bilmeyen cezalar, boykot tehditleri ve sert açıklamalarla dolu bir savaşı var. Başkanın yarattığı bu sürekli "savaş hali" ve gergin atmosfer, ister istemez Ataman’ın ve takımın üzerine de çöküyor. Ataman saha içindeki taktiğe, oyuncu yönetimine odaklanmak isterken, bir yandan da başkanın saha dışındaki bu agresif politikasını parkede taşımak, onun aldığı cezalarla ve yarattığı polemiklerle boğuşmak zorunda kalıyor. Bu da tecrübeli koçun omuzlarındaki yükü ve dolayısıyla sinir katsayısını iki katına çıkarıyor. Ergin Ataman şu an sadece rakiplerle, hakemlerle veya kendi oyuncularıyla savaşmıyor. Arkasında, her an arkasında durabilecek ama işler tamamen sarpa sardığında ipi ilk çekecek olan, Avrupa'nın en öngörülemez başkanı var. Ataman'ın son dönemdeki öfkesi, bu devasa gücü ve baskıyı yönetmeye çalışırken yaşadığı sıkışmışlığın bir dışa vurumu.
  14. Aslında bu durum tam bir "bıçak sırtı" dengesi. Ergin Ataman söz konusu olduğunda, bu iki seçenek birbirinin zıttı gibi görünse de aslında birbirini besleyen unsurlar. Şöyle bir ayrım yapmak en doğrusu olur: Agresif Tarz: Onun Markası ve Yakıtı Ataman’ın kariyerine baktığımızda, onu "Ergin Ataman" yapan şeyin zaten bu agresif, iddialı ve meydan okuyan tarzı olduğunu görüyoruz. O, sakin kalıp arka planda taktik tahtasına gömülen bir koç değil; camiayı arkasına alan, rakiplere psikolojik baskı kuran ve oyuncularından reaksiyon almak için kaosu bir araç olarak kullanan bir lider. Bu tarzı tamamen bırakıp bir anda "öfke kontrolü" adına tamamen sakin bir kimliğe bürünürse, kendi doğal gücünü ve takım üzerindeki o elektriği kaybedebilir. Panathinaikos gibi ateşli bir camia da onun bu tutkusunu ve asiliğini seviyor. Dolayısıyla agresif tarzı sonuna kadar sürdürmek, onun doğası gereği bir zorunluluk. Ama Öfke Kontrolü: İnce Çizgiyi Kaçırmamak İçin Şart Buradaki sorun agresif olması değil, öfkesinin kontrolünü kaybedip kendisine ve takımına zarar vermeye başlaması. Bir koç, basın toplantısını terk ettiğinde veya sahada diskalifiye olup takımını kritik anlarda yalnız bıraktığında, o agresif tarz artık bir "strateji" olmaktan çıkıp "zaafiyete" dönüşüyor. Oyuncular saha kenarında deliren, kontrolünü kaybetmiş bir koç gördüklerinde güven duygularını kaybedebilirler. Sonuç: "Kontrollü Agresiflik" Bu durumdaki bir koç için en önemlisi öfke kontrolü maskesi altında agresif tarzı yönetebilmektir. Yani öfkesini bir dürtü olarak değil, bir enstrüman gibi kullanmalı. Ne zaman bağıracağını, ne zaman teknik faul alacağını, ne zaman basına demeç vereceğini çok iyi hesaplamalı. Öfkesi kendisini yönetmemeli, o öfkesini yöneterek takımı ve kamuoyunu manipüle etmeli. Ataman geçmişte bunu çok iyi başardığı için zirveye çıktı; son dönemdeki sıkıntı ise kontrolün biraz elden kaçmış gibi görünmesi.
  15. Ergin Ataman gibi ikonik, kazanan ve kriz yönetimini kendi yöntemleriyle yapan bir figürün yerine geçmek kolay değil. Ama onun koltuğunda olsaydım, şu anki yangını söndürmek ve önümüzdeki sezona odaklanmak için muhtemelen şu 3 adımlı stratejiyi izlerdim: 1. Basın Karşısında "Geri Vites" Yapmadan Alan Değiştirmek Ocak ayındaki iddialı sözlerimi (idari veya sportif başarı vaatlerini) hatırlatan muhabirle kavga etmek yerine, o soruyu bir silaha dönüştürürdüm. Toplantıyı terk etmek haklıyken haksız duruma düşürüyor. Bunun yerine şunu derdim: "Evet, o gün o sözü takımı kamçılamak için söyledim. EuroLeague'i getiremedik, bu benim sorumluluğum. Ama Ataman pes etmez. Gitmemi isteyenler biraz daha bekleyecek; şimdi önümüzde kazanılması gereken bir Yunanistan Ligi şampiyonluğu var. Hesabı sezon bitince keseriz." Böylece hem meydan okuyan kimliğimi korur hem de konuyu hemen önümüzdeki hedefe kilitlerdim. 2. Oyuncularla "Kapalı Kapılar Ardında" Hesaplaşma Basın önünde oyuncuları "yorgunluk bahanesine sığınmakla" suçlamak takımdaki bağları koparır. Pedro Martinez ile yaşanan o kavga ve diskalifiye sonrası, soyunma odasında kontrolü tamamen ele alırdım: Önce Özür, Sonra Talep: "Ben saha kenarında çizgiyi aştım, bu bana yakışmadı. Ama siz de sahada ruhunuzu teslim ettiniz, bu da size yakışmadı" diyerek liderliği üstlenirdim. Rolleri Netleştirme: Şikayet eden, aidiyet hissetmeyen oyuncuları (isimleri ne olursa olsun) finallerde kenara çeker, parkeye aç ve benim için savaşacak isimleri sürerdim. Medya önünde takımı korur, faturayı içeride keserdim. 3. "Biz ve Diğerleri" Duygusunu Yeniden İnşa Etmek Ataman'ı Ataman yapan en büyük güç, takımı ve camiayı dış dünyaya karşı birleştirip bir "kuşatma altındayız" havası yaratmaktır. Saha dışı baskıları, deplasmandaki sözlü sataşmaları bir motivasyon kaynağına çevirirdim. Takıma şunu aşılardım: "Bakın, herkes bizim kaybetmemizi bekliyor. Herkes üzerimize geliyor. Şimdi onlara Panathinaikos'un ve bu ekibin kim olduğunu gösterme zamanı." Bu mağlubiyet psikolojisinden çıkmanın en hızlı yolu, öfkeyi parkede pozitif bir agresifliğe dönüştürmektir. Kısacası; öfkemi ve tutkumu gizlemezdim çünkü beni başarılı kılan şey bu. Ama bu öfkeyi basına veya hakemlere harcamak yerine, takımı yeniden ayağa kaldıracak bir yakıta dönüştürürdüm.
  16. Devam ediyoruz... Panathinaikos başantrenörü Ergin Ataman'ın son dönemdeki gerginliğinin ve öfkesinin arkasında hem saha içinde yaşanan büyük hayal kırıklıkları hem de saha dışındaki baskılar ve tartışmalar yer alıyor. Özellikle Mayıs 2026 itibarıyla Ataman'ı çileden çıkaran ve gündeme oturan başlıca olaylar şunlar: EuroLeague'den Elenme ve "İstifa" Sorusu: Panathinaikos, EuroLeague play-off serisinde Valencia'ya karşı 2-0 öne geçmesine rağmen seriyi 3-2 kaybederek Final Four biletini kaçırdı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında bir muhabirin, Ataman’ın Ocak ayında söylediği "Ligi ya da EuroLeague'i kazanamazsak takımdan ayrılırım" sözünü hatırlatması üzerine tecrübeli koç çok sinirlendi ve soruyu yanıtlamadan toplantıyı terk etti. Saha İçi Diskalifiyeler: Valencia ile oynanan gergin play-off serisinin 3. maçında Ataman, rakip takımın koçu Pedro Martinez ile sert bir tartışma yaşadı ve onun üzerine yürüdü. Araya hakemlerin girmesiyle büyümesi engellenen bu kavganın ardından her iki koç da oyundan diskalifiye edildi. Takım İçi Eleştiriler ve Mentalite Sorunları: Sezon içindeki bazı şok mağlubiyetlerin ardından Ataman, oyuncularının çaba eksikliğini ve mentalitesini basın önünde de sert bir dille eleştirdi. Oyuncuların yorgunluk şikayetlerine sinirlenerek "Herkes bana gelip antrenman yapamam, yorgunum diyor. Bu mentaliteyle hiçbir yere gidemeyiz" diyerek tepki göstermişti. Milli Duygular ve Saha Dışı Baskılar: Ataman, Yunanistan ligi finalleri veya deplasman maçları gibi yüksek tansiyonlu ortamlarda zaman zaman kendisine ve Türkiye'ye yönelik yapılan sözlü sataşmalara ve hakaretlere de çok sert tepkiler veriyor. Ülkesine yönelik saygısızlıklara tolerans göstermediğini belirterek bu durumlarda teknik faul almaktan ya da tepki koymaktan çekinmiyor. Kısacası; Final Four hedefinin kaçması, geçmişte verdiği iddialı sözlerin önüne getirilmesi ve saha içindeki yüksek rekabet, Ergin Ataman'ın son zamanlarda tansiyonunun fazlasıyla yükselmesine neden oluyor.
  17. Atamania Çıkmazı: Panathinaikos’un Ergin Ataman Problemi Avrupa basketbolunun en nevrotik, en baskılı ve başarıya en aç iki camiasını bir araya getirdiğinizde ya kusursuz bir hanedanlık doğar ya da yönetilmesi imkânsız bir kriz sarmalı. Panathinaikos AKTOR ve Ergin Ataman birlikteliği, ilk dönemindeki "mucize" şampiyonluğun ardından, tam olarak bu sarmalın tam göbeğinde yer alıyor. EuroLeague'de hayal kırıklığıyla sonuçlanan Final Four yürüyüşünün hemen ardından, Yunanistan Ligi (GBL) Finalleri ilk maçında ezeli rakip Olympiacos’a kaybedilen mücadele, Atina'daki "Atamania" çılgınlığını sert bir gerçeklik testine tabi tutuyor. 1. EuroLeague Hayal Kırıklığı: Beklentilerin Altında Kalan Son Geçtiğimiz sezon kulübü adeta küllerinden doğurarak Final Four şampiyonluğuna ulaştıran Ergin Ataman, bu sezon çıtayı "sürdürülebilir hanedanlık" seviyesine koymuştu. Ancak EuroLeague sahnesinde işler planlandığı gibi gitmedi. Yeşiller, play-off serisinin 5. maçında havlu atarak Final Four biletini kaçırdı ve Avrupa sezonunu erken, Ataman standartlarına göre ise "başarısız" bir şekilde noktaladı. Ataman’ın kendisi de finaller öncesinde bu gerçeği açık yüreklilikle itiraf etti: "EuroLeague’de bu sezon başarısız olduk. Bu bir realite. Spor böyle bir şey; bazen mucizeler yaratırsınız, bazen de üç yıldır devasa bütçelerle Final Four göremeyen takımların kaderini paylaşırsınız." Bu erken veda, takımdaki mental krediyi tüketirken, tüm baskıyı yerel lig şampiyonluğuna kaydırdı. 2. Barış ve Dostluk Salonu'nda Dejavu: Final Serisi 1. Maçı Yunanistan Ligi final serisinin ilk maçında Panathinaikos, ezeli rakibi ve taze EuroLeague şampiyonu Olympiacos'a konuk oldu. Maçın hikayesi tam bir Ergin Ataman klasiği gibi gelişti: Erken Çöküş: Olympiacos, Evan Fournier (20 sayı) ve Sasha Vezenkov'un (16 sayı) etkili oyunuyla farkı bir ara 17 sayıya (49-32) kadar çıkardı. Geri Dönüş Reaksiyonu: Dinos Mitoglou’nun art arda üçlükleri ve Cedi Osman’ın (23 sayı) harika performansıyla Panathinaikos 4. çeyrekte 64-65 öne geçmeyi başardı. Son Dakika Sekansı: Maç kafa kafaya girmişken (73-73), Evan Fournier ve Thomas Walkup'ın kritik basketlerine engel olamayan PAO, sahadan 82-76 mağlup ayrıldı ve seride 1-0 geriye düştü. 3. "Ataman Tarzı" Kriz Yönetimi: Masaya Vurulan Yumruk Maçın teknik analizi kadar, maç sonrasında yaşananlar da Panathinaikos’un şu anki ruh halini özetliyor. Hakem kararlarına ve serbest atış disparity'sine (oran farkına) öfkelenen Ergin Ataman, basın toplantısını soru almadan, masayı yumruklayarak terk etti. Ataman'ın gündeme oturan sert açıklamaları, Yunan basketbol ekosistemine doğrudan bir savaş ilanı niteliğindeydi: Ataman'ın Eleştiri Okları İfadeleri ve İddiaları Yunanistan Ligi Yapısı "Buradaki final serisi tıpkı pembe diziler gibi. Biliyorum siz Yunanlar dizi izlemeyi çok seviyorsunuz, insanlar bunu bir film gibi izliyor." Serbest Atış İstatistiği "Maç sonucu 82-76 yazıyor ama hayır, bu yanlış. Gerçek skor 29-5. Olympiacos 29 serbest atış kullandı, biz ise sadece 5." Medya ve Kamuoyu "Yunan medyası, Sırp medyası; yazmaya devam edin: 'Ergin Ataman Avrupa'nın en kötü koçu, siz ise en iyi hakemlere sahipsiniz.' Bravo size." Bu tepki, Ataman'ın Anadolu Efes ve Galatasaray dönemlerinden iyi bildiğimiz "baskıyı tamamen kendi üzerine çekerek takımı kenetleme" stratejisinin son sürümü. Ancak Atina medyasının ve hakem organizasyonlarının bu sert çıkışa reaksiyonu, serinin kalanında Panathinaikos'un üzerindeki stresi daha da artırabilir. Sonuç: Gelecek Ne Getirecek? Ergin Ataman için Panathinaikos'taki üçüncü sezon dönüm noktası niteliğinde. Kulüp başkanı Dimitris Giannakopoulos'un da hakemlere yönelik sert tepkileriyle harlanan bu ateş, yeşil-beyazlıları ya seride tarihi bir geri dönüşe itecek ya da Ataman döneminin Atina'daki sonunu hazırlayacak. 5 Haziran'daki OAKA performansı, sadece kupanın değil, "Atamania" projesinin Yunanistan'daki geleceğini de tayin edecek. OAKA'da oynanacak serinin ikinci maçı öncesinde hem taktik tahtası hem de soyunma odaları tam bir satranç tahtasına dönüştü. İlk maçın yarattığı psikolojik enkaz ve hakem tartışmalarının gölgesinde, her iki koçun da radikal hamleler yapması bekleniyor. İşte 2. maç öncesi takımlardaki son durum, sakatlık raporları ve taktiksel şifreler: 1. Panathinaikos AKTOR: Ataman'ın "Kısa" Kumarı ve Cedi Osman Faktörü İlk maçta Ergin Ataman'ın en büyük kazancı, Cedi Osman’ın 23 sayılık muazzam performansı oldu. Ancak en büyük yapısal problem, pota altındaki ribaund zaafiyeti ve serbest atış çizgisine gidememekti. Sakatlık ve Kadro Durumu: Kendrick Nunn: İlk maçta parmağından hafif bir sakatlık yaşadı ancak durumu ciddi değil. İkinci maçta %100'üyle sahada olacak. Juancho Hernangomez: İlk maçta faul problemine girdi ve ritim bulamadı. Hafif bir diz ağrısı olduğu belirtilse de oynamasına engel bir durum yok. Yabancı Sınırı: GBL kuralları gereği Ataman, kadrodaki 7 yabancıdan birini dışarıda bırakmak zorunda. İlk maçta Vildoza kadro dışı kalmıştı, ikinci maçta pivot rotasyonunu güçlendirmek için Balcerowski veya ekstra bir guard hamlesi gelebilir ancak Cedi'nin formundan sonra rotasyonu çok bozması beklenmiyor. Taktiksel Değişiklikler: Pota Altı Sertliği (Lessort'a Yardım): Mathias Lessort ilk maçta Moustapha Fall ve Nikola Milutinov ikilisinin fiziksel üstünlüğü karşısında çok yıprandı ve sadece 1 serbest atış atabildi. Ataman, Mitoglou ve Juancho'yu pota altına daha yakın konumlandırıp Lessort’un üzerindeki fiziksel baskıyı azaltmayı deneyecektir. Hücum Temposunu Artırmak: PAO, ilk maçın bazı bölümlerinde yarı saha hücumunda tıkandı. Ataman'ın OAKA'daki seyirci baskısıyla birlikte maçı erken bir "run-and-gun" (koş ve at) temposuna getirmesi, Sloukas ve Nunn'ın açık sahada yaratıcılığını kullanması bekleniyor. 2. Olympiacos: Bartzokas’ın "Sakin Güç" Stratejisi Olympiacos cephesinde ise işler yolunda. İlk maçı kazanarak saha avantajını ceplerine koydular ve üzerlerindeki baskıyı tamamen Panathinaikos'a yıktılar. Georgios Bartzokas, Ataman'ın yarattığı kaosa "sakinlik ve sistem" ile cevap vermek istiyor. Sakatlık ve Kadro Durumu: Moustapha Fall: Sezon sonuna doğru yaşadığı sakatlığın etkilerini tamamen atlatmış görünüyor. İlk maçta Lessort'u çok iyi yıprattı, durumu stabil. Filip Petrusev: Hafif bir bilek burkulması var ancak antrenmanlara katıldı, oynaması bekleniyor. Keenan Evans: Uzun süreli sakatlığı devam ediyor (zaten lig lisansı yok). Taktiksel Değişiklikler: Evan Fournier ve Vezenkov’un Alan Paylaşımı: İlk maçta Fournier ve Vezenkov toplamda 36 sayı üreterek maçı kilitledi. Bartzokas, OAKA'daki agresif PAO savunmasına karşı bu ikiliyi yine "perdeleme üstü (off-screen)" oyunlarla boşa çıkarmaya çalışacak. Thomas Walkup Savunması: Walkup ilk maçta Kendrick Nunn üzerinde harika bir baskı kurdu. Bartzokas, ikinci maçta da Nunn ve Sloukas'a tam saha baskı uygulayarak Panathinaikos’un hücum süresinden çalmayı hedefleyecek. Erken Faul Problemi Stratejisi: Olympiacos, ilk maçta yaptığı gibi Lessort'u erkenden faul problemine sokmak için doğrudan pota altına (Milutinov ve Vezenkov üzerinden) hücum ederek başlayacaktır. Maçın Anahtarı ne Olacak? OAKA Atmosferi ve Hakem Yönetimi: İlk maçtaki "29'a 5" serbest atış istatistiğinden sonra, OAKA'da hakemlerin üzerinde devasa bir baskı olacak. Maçın başında çalınacak birkaç düdük, serinin gerilimini belirleyecek. Eğer Panathinaikos taraftarının enerjisini arkasına alıp ilk 5 dakikada çift haneli bir seri yakalarsa, Olympiacos maçı bırakıp seriyi Pire'ye taşımayı düşünebilir. Ancak Olympiacos ilk çeyreği başabaş geçmeyi başarırsa, PAO üzerindeki baskı bir krize dönüşebilir.
  18. 007 Trump: Başkan, kendisinin James Bond kılığındaki bir fotoğrafını paylaştı Başkan Donald Trump, Truth Social platformunda geçirdiği hareketli bir gecede daha, kendisini ikonik İngiliz gizli ajanı James Bond kılığında gösteren bir "meme" (internet görseli) paylaştı. Trump'ın; Elvis Presley, Sir Winston Churchill ve Rahibe Teresa'dan başlayıp, en son ve en tartışmalı örneğiyle İsa Mesih'e kadar uzanan geniş bir yelpazede, kendisi ile ünlü şahsiyetler arasında övücü kıyaslamalar yapma konusunda uzun bir geçmişi bulunuyor. Son paylaşımında Trump, daha genç olduğu dönemden kalma bir arşiv fotoğrafını kullandı; bu karede, panelli bir aynanın önünde dururken görülüyor ve fotoğrafın altında "Trump 007" ibaresi yer alıyordu. Başkanın arkadaşı Jeff Bezos'a ait olan Amazon MGM stüdyosu, Daniel Craig'in yerine geçecek yeni bir isim arayışıyla resmi bir oyuncu seçimi çağrısı yayımlamışken; Beyaz Saray da, esprili bir üslupla, bu rol için şimdiden Trump'ı aday göstermişti. Beyaz Saray'ın resmi hesabı, 16 Mayıs tarihinde, Trump'ınkinden çok daha detaylı hazırlanmış kendi "meme"ini paylaştı; bu görsel, smokin giymiş ve elinde susturuculu bir tabanca tutan Başkanın siluet şeklinde çizilmiş bir illüstrasyonundan oluşuyordu. Görselin sağ alt köşesinde, Başkanın "Amerika'yı Yeniden Harika Yap" (Make America Great Again) şeklindeki sloganının, altın rengi ve askeri tarzda bir yazı tipiyle yazıldığı görülüyordu. Ian Fleming'in bu karizmatik casusunu canlandıracak bir sonraki aktörün kim olacağı konusu, hâlâ hararetli spekülasyonlara konu olmaya devam ediyor; Aaron Taylor-Johnson, Tom Holland, Harris Dickinson, Jacob Elordi ve Callum Turner gibi isimlerin bu rol için adaylar arasında yer aldığı konuşuluyor. Craig, Sean Connery, George Lazenby, Roger Moore, Timothy Dalton ve Pierce Brosnan'ın izinden giderek, 2021 yapımı "Ölmek İçin Zaman Yok" (No Time to Die) filmiyle bu rolü son kez canlandırmıştı. Başkanın sosyal medya platformundaki diğer paylaşımlarına bakıldığında ise, Salı günü kendisini bir miting kalabalığının karşısında gösteren bir fotoğraf paylaştığı ve kendisini "En Büyük Cazibe" (The Greatest Attraction) olarak ilan ettiği görüldü. Ayrıca, ortada belirgin bir sebep yokken, merhum pop süperstarı Whitney Houston ile çekilmiş eski bir fotoğrafını da paylaştı. Houston, 2012 yılında hayatını kaybetmişti. Trump, Salı günü eyaletlerde yapılan oylamalarda desteklediği Cumhuriyetçi adayların seçim zaferlerini de kutladı; ancak Iowa Temsilcisi Randy Feenstra konusunda sessiz kalmayı tercih etti. Trump'ın, eyaletin bir sonraki valisi olma yarışı için desteklediği isim olan Feenstra, Cumhuriyetçi ön seçimlerde iş insanı Zach Lahn'a karşı kaybetmişti. Bir başka popüler kültür memi daha vardı; bu kez, ABD Senatosu için yarışan Teksaslı Demokrat Eyalet Temsilcisi James Talarico’yu, Mad dergisinin çilli ve dişleri seyrek çocuk maskotu Alfred E. Neuman ile kıyaslıyordu. Trump, daha önce 2019 yılında, eski ABD Ulaştırma Bakanı Pete Buttigieg’i de aynı karaktere benzetmişti. The Independent; bağımsız düşünce yapısına sahip bireyler için küresel haberler, yorumlar ve analizler sunan, dünyanın en özgür düşünceli haber markasıdır. Güvenilir sesimize ve pozitif değişime olan bağlılığımıza değer veren, bağımsız düşünceli bireylerden oluşan devasa ve küresel bir okuyucu kitlesi edindik. Değişimi gerçekleştirmek olan misyonumuz, bugüne dek hiç bu denli önemli olmamıştı. Kaynak: TI
  19. SON DAKİKA: Hunter Biden, medyada Trump ailesine yönelik uygulanan çifte standardı tek bir yıkıcı paylaşımla yerle bir etti — ve bu paylaşımın HER kelimesi belgelere dayanıyor. Hunter Biden, X platformunda (eski adıyla Twitter) öyle bir paylaşım yaptı ki; bu paylaşım, Amerika'nın yozlaşmış medya manzarasının tam kalbine iniyor — ve buna itiraz etmek İMKANSIZ. "Şu işi bir netleştirelim," diye yazdı. "Jake Tapper, anneme saldırmaya odaklanmış durumda." Hunter Biden, bu sözleriyle, CNN sunucusunun Jill Biden'ın son anı kitabında yer alan bazı iddialara inanmadığı yönünde yaptığı yorumlara atıfta bulunuyordu. "Öte yandan Jared ve Ivanka, Arnavutluk'taki koruma altındaki araziler üzerinde kendilerine özel bir ada cenneti inşa ediyorlar." DOĞRU. 100.000'den fazla Arnavut sokaklarda protesto yapıyor. Yolsuzlukla mücadele savcıları soruşturma başlattı. Flamingo yaşam alanları buldozerlerle dümdüz ediliyor. Ancak bu olay, ana akım medyanın gündeminde neredeyse HİÇ yer bulmuyor. "Don Jr., Epstein'ın bankacısının kızıyla evlendi." Bu da DOĞRU. Epstein'ın kurbanları, Adalet Bakanlığı binası önünde FBI tarafından hazırlanan istismar raporlarını yüksek sesle okurken; Pam Bondi, Trump ve Epstein dosyalarıyla ilgili TEK BİR soruya bile yanıt vermeyi reddetti ve Adalet Bakanlığı avukatları, Bondi'nin soru yanıtlamamasını sağlamak için duruma müdahale etti. "Donald Jr.'ın fonunun desteklediği bir girişim şirketi, Pentagon'dan tam 620 milyon dolarlık rekor bir kredi aldı." GERÇEK KONTROLÜ: BU DA DOĞRU. Trump'ın kendi mali beyanları, yönetiminin milyar dolarlık sözleşmeler verdiği şirketlerin hisseleriyle alım satım yaptığını gösterirken; Don Jr.'ın Pentagon yüklenicileriyle kurduğu ŞAİBELİ yatırım bağlantıları, ana akım medya tarafından neredeyse HİÇ mercek altına alınmıyor. "Eric, kimsenin istemediği İran savaşı tüm hızıyla devam ederken, İsrailli bir insansız hava aracı (drone) şirketini 1,5 milyar dolarlık bir değerlemeyle halka arz ediyor." Bu da DOĞRU; ancak bu haber medyada neredeyse HİÇ yer bulmadı. Ve ardından Hunter Biden, adeta bir balyoz darbesi etkisi yaratan o son sözü söyledi: "Ve biliyorum, şimdi diyeceksiniz ki: 'Peki ya senin tabloların, Hunter?'" HUNTER %100 HAKLI: Onun sanat satışları, dizüstü bilgisayarı ve hukuki sorunları; yıllar boyunca medyanın nefes nefese takip ettiği haberlerin ana gündemini oluşturdu. Buna karşılık, Trump çocuklarının YOLSUZLUK kokan yurt dışı ticari anlaşmaları, yabancı yatırımları, Pentagon sözleşmeleri ve Jeffrey Epstein'ın çevresiyle kurdukları bağlantılar ise medyadan tam bir "dokunulmazlık" (serbest geçiş hakkı) elde etti. Jake Tapper, Jill Biden'ın bir kitabı yüzünden eleştirilmesine odaklanıp onu hedef alırken; Jared Kushner —kayınpederi dış politikayı yönetip yabancı hükümetlerle yaptığı şaibeli anlaşmalardan MİLYARLAR kazanırken— 4 milyar dolarlık bir tatil köyü uğruna koruma altındaki sulak alanları buldozerlerle dümdüz ediyor. Burada yapılacak HİÇBİR kıyaslama yoktur!
  20. Çinli bir dansçı, America’s Got Talent sahnesine sekiz adet Unitree robotu çıkardı, jüriden dört "evet" aldı ve salonu ayağa kaldırdı.
  21. Wemby'den itiraf geldi "Bunun üstesinden geleceğim. Bu gece kötüydüm. Olay bundan daha karmaşık değil." — Victor Wembanyama
  22. Bunun adı göğüs göğse çarpışma başka bir şey değil. Adı Bronson
  23. Joe Rogan, Trump’ın eski Sınır Devriye şefinin ‘Nazi’ kıyafetlerini sert dille eleştirdi: ‘Faşizmle suçlanan’ biri için tuhaf bir durum Joe Rogan, eski Sınır Devriye şefi Gregory Bovino’nun, Başkan Donald Trump’ın yasadışı göçle mücadelesinde kilit bir rol oynadığı dönemde, sanki doğrudan “Nazi Almanyası”ndan fırlamış gibi görünen kıyafetler giydiğini söyledi. Rogan, Bovino’nun moda tercihleri hakkındaki görüşlerini, podcast’inin Çarşamba günkü bölümünde paylaştı. Programdaki konuğu, “Basic Instinct” (Temel İçgüdü) filminin senaristi Joe Eszterhas, bu yılın başlarında Minnesota’da ICE (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza) ve Sınır Devriye memurları ile protestocular ve isyancılar arasında yaşanan çatışmalardan bahsediyordu. Eszterhas; protestocu Renee Good’un, bir “iç terör” eyleminin ardından vurularak öldürüldüğünü söyleyen eski DHS (İç Güvenlik Bakanlığı) Sekreteri Kristi Noem ile birlikte Bovino’nun da Trump tarafından görevden alınmasının iyi bir şey olduğunu ifade etti. Rogan bunun üzerine Bovino hakkında, “O adamın çok tuhaf bir giyim tarzı vardı,” dedi. “Sanki... Nazi Almanyası’nı andıran, o dönemi çağrıştıran türden kıyafetler giyerdi.” Eszterhas ise, “Ooo, ilginç,” diye ekledi. Rogan sözlerine şöyle devam etti: “Ve pek çok insan, ‘Faşizmle suçlanan birinin giymesi için bu çok tuhaf bir seçim,’ diyordu.” Ardından yapımcısından, Bovino’nun o “çok acayip” paltoyu giydiği fotoğrafları ekrana getirmesini istedi. Rogan, “Bunun yapay zeka ürünü olmadığından emin olmam gerekti,” dedi. “Kendi kendime, ‘Gerçekten giydiği palto bu muymuş?’ diye sordum.” Bu durum, Eszterhas’ı hafifçe kıkırdatmaya yetti. Rogan şunları ekledi: “Onu hiçbir şeyle suçlamıyorum; alt tarafı lanet olası bir palto işte. Ama internetteki pek çok insan, bunun; pek çok açıdan, insanları ‘ötekileştirme’ işinin başında olan biri için çok tuhaf bir seçim olduğuna dikkat çekiyordu.” Rogan’ın bahsettiği paltoyu görmek için buraya tıklayabilirsiniz. Sınır Devriye teşkilatında 30 yıllık bir kıdemi bulunan Bovino, Trump’ın Los Angeles gibi şehirlerden yasadışı göçmenleri çıkarma hamlesinin liderlerinden biri olarak atanmıştı. Daha sonraları, Good ve Alex Pretti’nin vurularak öldürülmesi olayının ardından, Minnesota’da görevinden uzaklaştırılıp pasif bir konuma çekildi. Rogan sözlerine, bunun göç memurlarının —"hatta bu yönetimin bile"— "suçu" olmadığını, zira "bu insanların pek çoğunun buraya gelmeye teşvik edildiğini" söyleyerek devam etti; "işin asıl b*ktan tarafı da bu." Kaynak: Mediaite
  24. ABD ve istihbarat müttefikleri Çin hakkında nadir görülen ortak bir uyarı yayınladı ABD ve Beş Göz istihbarat ortaklığındaki diğer ülkeler Çarşamba günü, Çin'in LinkedIn ve diğer iş platformlarını kullanarak dünya çapındaki güvenlik uzmanlarından gizli bilgiler elde ettiğine dair alışılmadık bir ortak uyarı yayınladı. Güvenlik yetkilileri, uyarının, Çin'in yapay zeka ve diğer yeni araçları kullanarak kariyer ağ platformlarını sahte profiller ve iş teklifleriyle doldurarak askeri subayları, casusları ve gizli veya hassas bilgilere erişimi olan diğer kişileri hedef aldığına dair artan endişeyi yansıttığını söyledi. Nadir görülen "koruma" uyarısı, "Çin'in askeri istihbarat servislerinin, Beş Göz hükümet ve askeri personelini hedef almak için giderek daha geniş bir yelpazede profesyonel ağ siteleri ve çevrimiçi iş platformları kullandığını" belirtti. Yetkililer, bunun, Beş Göz istihbarat paylaşım grubunun üyelerinin (ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda) ağ platformları üzerinden artan tehdit hakkında kamuoyuna bir uyarı yayınlamak için ilk kez bir araya gelmesi olduğunu söyledi. Grup daha önce yalnızca Çin siber tehditleri ve fikri mülkiyet hırsızlığı konusunda nadir ortak açıklamalar yapmıştı. Çinli ajanların, devlet sırlarına erişimi olan kişileri cezbetmek amacıyla "özel danışmanlık firmaları, düşünce kuruluşları veya insan kaynakları firmalarının çalışanları gibi davranarak çevrimiçi iş ilanları yayınladıkları" belirtildi. Uyarı, FBI, İngiltere'nin iç istihbarat teşkilatı MI5 ve diğer üye ülkelerdeki muadilleri tarafından hazırlandı. Birçoğu son yıllarda benzer ancak ayrı uyarılar yayınladı. Beş Göz açıklamasında, Çin'in tekliflerine yanıt verenlerin, "belirsiz müşteriler için 'gizli' bilgiler sağlamaları yönünde artan bir baskı altında oldukları ve genellikle Çin güvenlik servislerine iletilen bilgileri paylaşmaları karşılığında mali teşvikler aldıkları belirtildi. Ekim ayında MI5, İngiliz parlamentosu üyelerini, sosyal medya platformlarında yaklaşımlar, e-posta "kimlik avı" planları ve milletvekillerine şantaj yapmak için kullanılabilecek materyaller elde etmeyi amaçlayan siber saldırı girişimleri yoluyla Çin, Rusya ve İran'dan casuslar tarafından hedef alındıkları konusunda uyardı. Casusluk iddiaları, ABD, İngiltere ve diğer ülkeler yükselen küresel güç Pekin ile ilişkilerini nasıl yöneteceklerini ararken bile, sürekli bir sürtüşme kaynağı haline geldi. Güvenlik yetkililerine göre, Başkan Donald Trump geçen ay Çin'i, sık sık Çin casusluğunun hedefi olan ABD teknoloji şirketleri ve diğer sektörlerden yöneticilerle birlikte ziyaret etti. Söz konusu ziyaretten bu yana, Savunma Bakanı Pete Hegseth de dahil olmak üzere Trump yönetimi yetkilileri, Pekin ile ilişkilerin iyileşmekte olduğunu vurguladılar. İngiliz polisi ve savcıları, üst düzey casusluk davalarına yönelik soruşturmalarını sürdürürken bile, İngiliz makamları yakın zamanda Çin’in Londra’da yeni bir “mega elçilik” kurma planlarını onayladı. Geçen ay, bir İngiliz Sınır Gücü memuru ve bir Hong Kong ticaret yetkilisi; İngiltere’nin kapsamlı yeni ulusal güvenlik yasası uyarınca, Çin adına casusluk yapmaktan hüküm giyen ilk şüpheliler oldular. Bu iki adam; tutuklandıktan sonra Londra’daki bir parkta intihar eden eski bir İngiliz Kraliyet Deniz Piyadesinin de dahil olduğu bir gözetim operasyonunun parçası olarak, yıllar boyunca İngiltere’deki Hong Konglu muhalifleri ve demokrasi aktivistlerini izlemekle suçlandılar. Geçen yıl İngiliz savcılar, yasal komplikasyonların kendilerini, parlamentoyu gözetlemekle suçlanan iki İngiliz vatandaşına karşı açtıkları davadan vazgeçmeye zorladığını açıkladılar. Davanın çökmesi, İngiltere’nin güvenlik kurumlarında geniş yankı uyandırdı. Kurumu en az 2021’den bu yana Çin’in LinkedIn ve diğer platformları kullanımına karşı uyarılarda bulunan MI5 Başkanı Ken McCallum, söz konusu sonuçtan duyduğu rahatsızlığı kamuoyu önünde dile getirdi. “Five Eyes” (Beş Göz) grubunun yayımladığı bildiri; Çinli ajanların, kendilerine düşünce kuruluşları veya diğer masum kurumlar için hazırlandığı izlenimi verilen “raporları” sunmaya istekli, ancak çoğu zaman durumdan habersiz güvenlik yetkililerine çevrimiçi ödemeler yaptıklarını belirterek uyarılarda bulundu. Bildiriye göre, yakalanan kişilerden bazıları “cezai kovuşturmalar, iş kaybı ve güvenlik izninin iptali” gibi sonuçlarla karşı karşıya kaldılar. Kaynak: TWP
  25. ABD'nin baskılarına rağmen İsrail-Hizbullah ateşkesi saatler içinde çöktü Ateşkes hızla sona erdi: ABD'nin ilan ettiği ateşkesin ardından saatler içinde İsrail ve Hizbullah arasında karşılıklı ateş açıldı; İsrail güney Lübnan'ı vururken, Hizbullah da füzeler fırlattı. Diplomasi risk altında: Yeniden başlayan şiddet, ABD-İran görüşmelerini tehdit ediyor; Tahran, herhangi bir anlaşmanın özellikle Lübnan'da olmak üzere tüm cephelerdeki saldırıları durdurması gerektiğinde ısrar ediyor. Liderler arasında gerilim: Trump, devam eden çatışmalar nedeniyle Netanyahu'yu özel olarak eleştirdi ve hassas bölgesel müzakereler sırasında ABD-İsrail koordinasyonundaki gerginliği vurguladı. Hizbullah, İran'ın bölgesel etkisinin merkezi bir sütunu olarak Hizbullah, İran'ın bölgedeki etkisinin önemli bir bileşeni olarak tanımlanıyor. Rolü, askeri yetenekleri, Lübnan içindeki siyasi entegrasyonu ve geniş finansal ağları birleştiriyor. Bu çok yönlü varlık, İran'ın Orta Doğu'daki stratejik konumunu güçlendiriyor. İran, ateşkesin bir parçası olarak İsrail'in Lübnan'daki operasyonlarının durdurulmasını talep etti İran, daha geniş kapsamlı bir ateşkes anlaşmasına varmak için İsrail'in Lübnan'daki askeri operasyonlarının durdurulmasını şart koştu. Bu talep, ABD ve Tahran arasında devam eden diplomatik görüşmelerle doğrudan bağlantılıdır. İsrail ve Hizbullah arasında 3 Haziran'da çatışmaların yeniden başlaması 3 Haziran'da İsrail ve Hizbullah birbirlerine karşı askeri eylemlere yeniden başladı. Bu, ABD Başkanı Donald Trump'ın iki taraf arasındaki saldırıları durdurmayı amaçlayan bir 'anlaşma' duyurusuna rağmen gerçekleşti. Donald Trump, Lübnan'daki çatışmaları İran barış görüşmelerine engel olarak gösterdi Donald Trump, Lübnan'daki devam eden çatışmaların İran ile barış görüşmelerini yürütmeyi zorlaştırdığını belirtti. Çatışmayı daha geniş bölgesel diplomatik zorluklarla ilişkilendirdi. Bu yorum, ABD'nin İsrail ile ilişkilerini görüşme bağlamında yapıldı. Kaynak: MSN
  26. ABD Ticaret Mahkemesi Hakimi, Adalet Bakanlığı'nın Temyiz Başvurusunun Trump'ın Gümrük Vergisi İadelerini Alt Üst Edebileceği Konusunda Uyarıda Bulundu ABD Ticaret Mahkemesi Hakimi, Yüksek Mahkeme'nin yasa dışı ilan ettiği 166 milyar dolarlık gümrük vergisinin iadesi emrine ilişkin Trump yönetiminin temyiz başvurusuna şahsen yanıt vererek alışılmadık bir adım attı ve hükümetin başvurularını "renkli" olarak nitelendirerek hukuki duruşunu sorguladı. Çarşamba günü kamuoyuna açıklanan bir mektupta Hakim Richard Eaton, Adalet Bakanlığı'nın bir temyiz mahkemesinden derhal müdahale etmesini istemede başarılı olması durumunda, şu ana kadar en az 85 milyar dolarlık iadeyi işleyen çevrimiçi talep sistemini etkileyebileceğini öne sürdü. Hükümet, portalı "kendi yetkileri altında" kurduğunu iddia ederek Eaton'ın emrinden uzak duruyor. Hakim, hükümetin iadeleri ödeme çabalarından "gurur duyacak her türlü nedeni" olduğunu yazdı, ancak davayı ele almasına müdahale eden bir emrin "devam eden ilerlemeyi engelleyeceği" konusunda uyardı. Hakim ayrıca, ABD kurumlarının portalı "gönüllü olarak" değil, kendi kararına yanıt olarak oluşturduklarını gösteren 30 sayfalık materyali de ekledi. Adalet Bakanlığı'na hitaben yazdığı mektubunun davanın kayıtlarına eklenmesini istedi. Hakimlerin, kararlarına itiraz eden taraflara doğrudan karşı çıkmaları nadirdir, ancak genel olarak tarife iadesi davaları alışılmadık bir durumdu. Eaton, ithalatçıların geri ödeme talebiyle ABD Uluslararası Ticaret Mahkemesi'nde açtığı binlerce davayı yönetmekle görevlendirilmişti ve bu davalar, Şubat ayında Yüksek Mahkeme karar verene kadar büyük ölçüde askıya alınmıştı. Önde gelen tarife davalarından birinde küçük işletmeleri temsil eden Liberty Justice Center, sosyal medyada yaptığı açıklamada, Eaton'ın mektubunun "önemli bir noktaya" değindiğini ve "yasa dışı IEEPA tarifelerinin iadesine yönelik bugüne kadar kaydedilen ilerlemenin SADECE mahkemenin hükümete harekete geçme emri vermesi nedeniyle gerçekleştiğini" belirtti. Adalet Bakanlığı sözcüsü, yorum talebine hemen yanıt vermedi. Eaton, bir dizi duruşmayı gizli olarak gerçekleştirdi ancak sonraki adımları görüşmek üzere 9 Haziran'da halka açık bir konferans düzenledi. Hükümet ayrıca, gümrük vergilerini toplamak ve iadeleri yönetmek için kurduğu sistemden sorumlu olan Gümrük ve Sınır Koruma Komiseri Rodney Scott'ın bu duruşmada ifade vermesi yönündeki hakimin emrine itiraz ediyor. Çarşamba günü ayrı bir yazıda Eaton, Scott'ın mahkemeye çıkması emrini savunan bir mektup daha sundu. Eaton, yönetime çevrimiçi talep sistemini geliştirmesi için zaman tanımak amacıyla, genel geri ödeme emrini askıya aldı. Portal Nisan ayında nispeten sorunsuz bir şekilde faaliyete geçti, ancak ABD yetkilileri başından beri sistemin özellikle kesinleşmiş olan bazı tarife kategorileri için geri ödemeleri işlemeyeceğini açıkça belirtti. Hükümet, tartışmalı vergileri ödeyen yaklaşık 330.000 ithalatçıdan kaçının portal üzerinden geri ödeme talep edemeyeceğini belirtmedi. Bazı ticaret avukatları ve şirketler, yönetimin geri ödeme talep etme yükünün çok büyük bir kısmını ithalatçılara yüklemeye çalıştığı ve küçük işletmelerin, gerekirse, talep sürecinde veya dava açmada zorlanabileceği konusunda endişelerini dile getirdi. Son haftalarda Eaton, askıya alma kararını kaldırmayı ve geri ödeme emrinin tam olarak uygulanmasına izin vermeyi düşündüğünü belirtti. Adalet Bakanlığı bu hafta resmi temyiz başvurusunu yaptı. Adalet Bakanlığı'nın itirazı, Gümrük ve Sınır Koruma Teşkilatı'nın (CBP) yasal olarak kesinleşmiş ithalat girişlerini yeniden açamayacağı ve Eaton'ın, New York merkezli ticaret mahkemesinde bağımsız olarak dava açmamış olan ve 'kesin olarak tasfiye edilmiş' girişleri olan ithalatçılara geri ödeme emri verme yetkisinin bulunmadığı argümanına dayanmaktadır. Hükümet, yargıçların ülke çapında veya sözde "evrensel" ihtiyati tedbir kararları verme yetkisini sınırlayan bir Yüksek Mahkeme emsal kararına atıfta bulunmaktadır. Kaynak: BB
  27. VNL'de Bugün oynanacak maçlar ve Sonuçları Çek Cumhuriyeti: 0 - Polonya: 3 Çin: 3 - Tayland: 2 Türkiye: 0 - Hollanda: 3 (Kadınlarımız çok kötü yenildi. Hiç bir varlık göstermedi) Ukrayna: 3 - Almanya: 2 Brezilya: 3 - Dominik Cumhuriyeti: 1 Kanada - ABD

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.