İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Bütün Eylemler

Bu akış otomatik olarak güncellenir

  1. Bugün
  2. İnsanlar, yaşam kalitelerini o kadar çok artıran ve keşke daha önce edinmiş olsaydık dedikleri o derin alışkanlıkları paylaşıyorlar Bazen, günlük rutinimize nihayet yeni bir alışkanlık veya bir "kişisel bakım" tüyosu eklediğimizde, bu durum hayatımızı köklü ve olumlu bir şekilde değiştirebilir. Bu yüzden, Reddit kullanıcısı u/TheSun3-21'in şu soruyu sorduğunu gördüğümde: "Yaşam kalitenizi o kadar çok artıran ve keşke daha önce yapmış olsaydınız dediğiniz şey nedir?", belki siz de hayatınızda küçük bir yenilik arayışındasınızdır düşüncesiyle, onların verdikleri yanıtları paylaşmanın faydalı olacağını düşündüm. İşte aşağıda söyledikleri: 1. "Tanıdığım tüm toksik insanları hayatımdan çıkardım." "Yapabileceğiniz en iyi şey budur. Eskiden, 'onlar ailem' düşüncesine sıkı sıkıya 'tutunurdum'. Eh, siktir et — onlar beni umursamıyor, ben de artık onları umursamıyorum. Neyse ki, çekirdek ailem (ebeveynlerim/kardeşlerim) gayet iyi durumda; ancak bunun dışındaki herkes, zerre kadar umurumda değil." 2. "Düzenli miktarda uyumak ve her gün egzersiz yapmaya çalışmak." "Düzenli bir program oluşturmak, uyku miktarından bile daha önemlidir. Evet, yetişkinler için yedi saat ve üzeri uyku idealdir; ancak her gün aynı saatte yatıp aynı saatte uyanmak, düzensiz uyku alışkanlığına sahip olmaktan çok daha iyidir. Uyku ürünleri: Göz bandı (15,99 $), Loop kulak tıkaçları (34,95 $) Egzersiz ürünleri: Köpük rulo (38,36 $), TOSAMC bilek ve ayak bileği ağırlıkları (55 $) 3. "Daha fazla su içmek. Bir bardak gazlı içecek (soda) içmek yerine, onu bir bardak suyla değiştirin. Ayrıca, akşam saat 6'dan sonra ağır bir akşam yemeği yememek." "Bunu bir süre uyguladım: Akşam 8'den önce hiç gazlı içecek içmedim; onun yerine, içine aroma katılmış sular (içinde yine bolca şeker vardı ama yine de gazlı içeceklere kıyasla ÇOK daha azdı) tükettim. Sonuçlar harika oldu. Dişlerimdeki renklenmelerde belirgin bir düzelme gözlemledim." "Keşke bunu sürdürebilseydim; ama nedense, biraz su içmek, elimi uzatıp bir gazlı içecek kapmaktan daha zor bir hale geldi." 4. "Zihnime olumsuz bir duygu veya dikkat dağıtıcı bir zihinsel alışkanlık sızdığında bunu fark etmek ve onun beni kontrol etmesine izin vermek yerine, kontrolü bizzat ele almak." 5. "Sabah uyanır uyanmaz, güne başlarken pozitif olumlamalar dinlemek. Sosyal medyadan uzak durmak; özellikle de uyandıktan sonraki ilk 15 dakika ve yatmadan önceki son bir saat boyunca." "Adı 'Affirmations for Self Love, Gratitude' (Kendini Sevme ve Şükran Olumlamaları) — Jess Sheperd tarafından hazırlanan ve Spotify'da yer alan, 'Rising Higher' serisinden bir meditasyon. Bunu, telefonumu elime almadan en az 15-20 dakika geçirdikten sonra, sabahları yapıyorum. Ardından Spotify'a girip bu olumlamaları dinliyorum. Başlangıçta kulağınıza biraz tuhaf gelebilir; ancak zamanla söylenenlerle aranızda bir bağ oluştuğunu, söylenenlerin size hitap etmeye başladığını hissedeceksiniz... Hani, tam da şöyle düşündüğünüz o anlar gibi: 'Evet ya, vücuduma ve benim için yaptığı onca şeye daha fazla değer vermeli, ona daha çok minnet duymalıyım.' Haha." 6. "Benden bir şeye ihtiyaç duyduklarında arayan veya mesaj atan kişilere yanıt vermeyi bıraktım. Onları arkadaş sanıyordum. Ancak sonradan fark ettim ki; bu tür ilişkiler karşılıklı olmalı, oysa bizimkiler kesinlikle öyle değildi. Bu yüzden de onlara yanıt vermeyi kestip attım. İnsanların ne kadar büyük bir kısmının, etrafınızda yalnızca sizden bir şeyler bekledikleri zamanlarda bulunduğunu görmek gerçekten şaşırtıcı." "Evet, ben de aynısını yaptım. Onların ihtiyaçlarına yanıt vermeyi kestim ve bana kendilerinin ulaşmasını bekledim; bir yılın sonunda ise onları hayatımdan, her yerden tamamen sildim. Eğer bir yıl boyunca, 'Selam, nasılsın?' gibi basit bir mesaj bile atmadan durabiliyorlarsa; o kişiler gerçek anlamda arkadaşınız değillerdir." 7. "Bir köpek sahiplendim. O, düzenli bir rutin oluşturmama, fiziksel olarak aktifleşmeme, günü karşılama isteği duymadığım anlarda bile beni yataktan çıkarmaya, ona daha iyi bakabilmek adına kendime özen göstermemi sağlamaya ve karşılaştığı herkesin hayatına neşe katmaya yardımcı oldu. Ben tam bir 'köpek insanıyım'; çocukluğum boyunca hep bir köpeğim oldu. Ancak bu, tamamen bana ait olan, ilk kendi köpeğim. Bir köpeğe iyi bir hayat sunabilmek için zihinsel ve fiziksel açıdan yeterince iyi durumda olup olamayacağımdan endişe ediyordum; nitekim, köpeğimin yürüyüşlerinin çok kısa sürdüğü veya akşam yemeğinin geciktiği birkaç gün de yaşamadım değil." Ama aramızdaki bağ o kadar güçlü ki; bana tamamen güveniyor, ben de onu sanki kendi çocuğummuş gibi seviyorum; birbirimizin hayatlarını en üst düzeyde zenginleştiriyoruz. 8. "Invisalign kullanmaya başladım. Baş ağrılarım anında kesildi. Meğerse bunların sebebi, geceleri dişlerimi sıkmamış." Diş bakım ürünleri: elektrikli diş fırçası (39,95 $), Cocofloss (9,99 $), dil temizleyici (5,99 $) 9. "Haberleri her gün okumamayı seçmek. Bazen makalenin tamamını okumak yerine sadece başlığına göz atıyorum." "COVID pandemisi sırasında yaşadığım stresin boyutu, haberlerin ruh sağlığımı ne denli kötü etkilediğinin farkına varmamı sağladı." 10. "'Hayır' kelimesine, hak ettiği o tam cümle statüsünü tanımak. Bazen, tetiklendiğim anlarda yine kendimi gereğinden fazla açıklama yaparken buluyorum; ama artık eskisiyle kıyaslanamayacak ölçüde azaldı bu durum. Ne söylediğimin bir önemi yoktu; beni istismar edenler, sadece o harcanan emeğe ve boşa giden enerjiye değer veriyorlardı. Bu durum, yıllarca beni bitkin düşmüş bir halde itaatkâr kıldı. Bir daha asla." "Ortamı sözlerimle doldurmak yerine, sessizliğin o boşluğu doldurmasına izin vermeyi öğrenmek için epey çabalamam gerekti. Başlangıçta bu durum son derece rahatsız ediciydi; ancak yüz yüze görüşmelerde bunu uygulamaya başladığımda, internet ortamında da aynı tutumu sergilemeye başladım. Buna; sağlık sorunlarım veya benzeri konularda yalan söylediğimi iddia ederek beni suçlamaya kalkan insanlara karşı takındığım tavır da dahildir. Onları dümdüz engelliyorum. İster internette olsun ister gerçek hayatta; tanımadığım, rastgele birine, varoluş nedenimi veya hayatımı nasıl idame ettirdiğimi açıklama borcum yok. Pasif-agresif imaları görmezden gelmemin —veya bunlara karşı durmamın— sebebi de tam olarak budur; zira başka bir yetişkinin duygusal regülasyonunu sağlamak benim görevim değil. Bunu, ebeveynlerim için fazlasıyla yapmıştım zaten. Artık, bu insanlara kendimi gereğinden fazla açıklama yapma dürtüsüyle tetiklenmek yerine; onları birer 'enerji vampiri' olarak görüyorum. Ve ben, kimsenin ******* yemeği değilim. Bana 'gülümse' deyip de bunu başaramayan bir adama ya da saç rengimin 'kendi tarzı olmadığını' ima etmeye çalışan bir kadına kendimi açıklamak yerine, yapacak çok daha iyi işlerim var. Açıkçası, o insanların hiçbiri olmadığım için halime şükrediyorum." 11. "Bana iyi gelen bir anksiyete ilacı bulmak. İlacı kullanmaya başladığım o ilk haftaya kadar, aslında ne kadar kaygılı olduğumdan hiç haberim yoktu. Her daim kaygılı ve gergin uyanmanın normal bir durum olmadığını kim bilebilirdi ki? Artık gerçekten uyuyabiliyorum da üstelik! Keşke çok daha önce yardım alsaydım diyorum ama şu an çok daha iyi bir noktada olduğum için o kadar mutluyum ki." 12. "Terapi. Terapiye başladığım için hayatımda pek çok şey değişti ve hayatımda ilk kez umudu buldum. **** berbat bir şey — ama nihayet huzuru bulmak uğruna buna değer." 13. "Hareketlilik yardımcıları ve sınırlarımı kabullenmek." 14. "Tam on yıl kadar aradan sonra, 53 yaşındayken nihayet doktora gittim ve kapsamlı bir sağlık kontrolünden geçtim. O kadar şiddetli bir uyku apnesi rahatsızlığım olduğunu öğrendim ki, bu durum bende dördüncü evre kalp yetmezliğine yol açmıştı. Görünüşe göre bu durum tedavi edilebilirmiş. Şu an sağlığıma kavuşma yolundayım. Tip 2 diyabetimi kontrol altına aldım ve yaklaşık 20 kilo verdim. Kendimi yeniden 20'li yaşlarımdaymışım gibi hissediyorum. Sanki gençlik pınarından içmişim gibi. Eskiden merdivenleri çıkmakta bile zorlanırdım; şimdi ise koşabiliyorum. Yılda bir kez doktorunuza görünün." 15. "Taharet musluğu (Bide)." "Tuvalet deneyiminin tamamına yatırım yapmak kesinlikle buna değer. Taharet musluğu, Squatty Potty (tuvalet basamağı) ve kaliteli tuvalet kağıdı; yani tam takım. Bunu her gün (ya da neredeyse her gün) yapıyorsunuz; dolayısıyla bu deneyimi konforlu hale getirmek için çaba harcamaya değer." 16. "İşime daha az öncelik vermek. Yeni kıyafetler ve birkaç hobi malzemesi alarak kendime yatırım yapmak. Yazıya dökerken kulağa çok basit geliyor. Birkaç yıl boyunca kendimi tamamen işe verdim ve işin hayatımı fazlasıyla ele geçirmesine izin verdim." Hobi malzemeleri: yapbozlar (24,99 $), Xbox (400 $+), Book of the Month aboneliği (59,99 $) 17. "Eşimle gece geç saatlere kadar süren tartışmalar yerine uykuya öncelik vermek. 'Asla birbirinize küs veya kızgın yatmayın' sözü benim için geçerli değil. İyi bir gece uykusu zihnimi çok daha berrak hale getiriyor; böylece sorunu çözmek de çok daha kolaylaşıyor." Hayat kalitenizi o kadar çok artıran, keşke daha önce başlasaydım dediğiniz bir şey var mı? Eğer varsa, ne olduğunu ve nedenini aşağıdaki yorumlar kısmında bizimle paylaşın:
  3. ICE, Los Angeles'ta öldürülen İranlı generalin ailesini gözaltına aldı Merhum İranlı General Kasım Süleymani'nin yeğeni ve büyük yeğeni, Los Angeles'ta federal göçmenlik ajanları tarafından gözaltına alındı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 47 yaşındaki Hamide Süleymani Afşar ve kızı 25 yaşındaki Sarinasadat Hüseyni'nin daimi oturum izinlerinin de iptal edildiğini duyurdu. İran rejiminin Orta Doğu genelindeki terör faaliyetlerinin mimarı olarak görülen ve İslam Devrim Muhafızları Ordusu'nun (IRGC) Kudüs Gücü lideri olan Süleymani, Ocak 2020'de Irak'ta düzenlenen bir Amerikan hava saldırısında öldürülmüştü. Pazar günü, bir İran Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, söz konusu kadınların Süleymani ile bir akrabalık bağının bulunmadığını iddia etti. Merhum askeri komutanın kızı Narjes Süleymani, yaptığı açıklamada, ailesinin hiçbir zaman ABD'de yaşamadığını ve babasının yeğenleri değil, iki erkek yeğeni olduğunu belirtti. Narjes Süleymani, "ABD'de gözaltına alınan şahısların Şehit Süleymani ile hiçbir bağlantısı yoktur; ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından ortaya atılan iddialar asılsızdır," ifadelerini kullandı. Ancak ABD Dışişleri Bakanlığı, daha önce bu iki kadını merhum generalin aile üyeleri olarak tanımlamıştı. Rubio, Süleymani'nin yeğeni olan Bayan Süleymani Afşar'ın, "Amerikalılara yönelik saldırıları kutlayan ve ülkemizi 'Büyük Şeytan' olarak nitelendiren, İran rejiminin açık sözlü bir destekçisi" olduğunu söyledi. Her iki kadın da şu anda, ABD'den sınır dışı edilme süreçleri tamamlanana kadar Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) biriminin gözetiminde tutuluyor. Rubio sözlerine şunları ekledi: "Trump Yönetimi, ülkemizin, Amerikan karşıtı terörist rejimleri destekleyen yabancı uyruklulara ev sahipliği yapmasına asla izin vermeyecektir." ABD Dışişleri Bakanlığı ayrıca, Bayan Süleymani Afşar'ın, "yakın zamanda silinen Instagram hesabından yaptığı sık paylaşımların da kanıtladığı üzere, Los Angeles'ta lüks bir yaşam sürerken bir yandan da rejim propagandasını yaydığını" belirtti. Bayan Süleymani Afşar, Haziran 2015'te turist vizesiyle ABD'ye giriş yaparken; Bayan Hüseyni, aynı yılın Temmuz ayında öğrenci vizesiyle ülkeye gelmişti. Dışişleri Bakanlığı, Bayan Süleymani Afşar'ın eşinin de ABD'ye girişinin yasaklandığını açıkladı. İran'a en az dört kez seyahat etti Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasına göre; 2019 yılında bir yargıç, Bayan Soleimani Afshar'a sığınma hakkı tanıdı ve 2021 yılında, Biden yönetimi döneminde kendisi yeşil kart sahibi oldu. Açıklamada, "Temmuz 2025'te kendisi bir vatandaşlık başvurusu yaptı ve bu başvuruda, yeşil kartını aldığı tarihten bu yana İran'a en az dört kez seyahat ettiğini beyan etti. İran'a yaptığı bu seyahatler, sığınma iddialarının asılsız (hileli) olduğunu ortaya koymaktadır," ifadelerine yer verildi. Bayan Hosseiny'ye de 2019 yılında bir yargıç tarafından sığınma hakkı tanınmış ve 2023 yılında, yine Biden yönetimi döneminde kendisi yeşil kart sahibi olmuştu. Dışişleri Bakanlığı, "Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşamak üzere yeşil kart verilmesi bir ayrıcalıktır. Şayet bir yeşil kart sahibinin ABD için tehdit oluşturduğuna inanmamızı gerektirecek bir neden ortaya çıkarsa, söz konusu yeşil kart iptal edilecektir," açıklamasında bulundu. Daily Mail'in haberine göre Bayan Soleimani Afshar, 2021 yılında Los Angeles'ın Tujunga bölgesinde 505.000 dolara (380.000 sterlin) bir ev satın aldı; bu evin değeri şu anda 740.000 dolara (550.000 sterlin) ulaşmış durumda. Dışişleri Bakanlığı ayrıca, İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'nin eski sekreteri Ali Larijani'nin kızı Fatemeh Ardeshir-Larijani ile eşi Seyed Kalantar Motamedi'nin yasal statülerinin, bu ayın başlarında sonlandırıldığını bildirdi. Açıklamada, "Hem Ardeshir-Larijani hem de Motamedi artık Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunmamaktadır ve ülkeye gelecekteki girişleri yasaklanmıştır," ifadelerine yer verildi. Bazıları tarafından Ayetullah Hamaney'in öldürülmesinin ardından İran'ın fiili yöneticisi olarak görülen Larijani, geçtiğimiz ay İsrail tarafından suikasta kurban gitti. Kaynak: TT
  4. Şarap ve pizzadan oluşan görkemli bir ziyafetin ardından, FSD özellikli Tesla sokaklarda seyrederken direksiyon başında uyurken yakalanan adam Bugünlerde bazı arabalar kendi kendilerini sürebiliyor olabilir; ancak milyarlarca dolarlık bir robotaksi şirketi işletmiyorsanız, bu araçların direksiyon başında hâlâ tamamen uyanık —sarhoş olmamasından bahsetmeye bile gerek yok— bir sürücüye ihtiyacı vardır. Bu, San Francisco'lu bir adamın geçen hafta, Tam Otonom Sürüş (FSD) modundaki bir Tesla'nın direksiyon başında mışıl mışıl uyurken yakalanmasıyla acı bir şekilde öğrendiği bir derstir; üstelik adamın etrafı, muhtemelen kendi evinin güvenli ortamında bile endişe yaratacak türden bir "alem"in kanıtlarıyla çevriliydi. San Francisco Chronicle gazetesinin haberine göre, San Francisco'nun banliyölerinden Vacaville şehrinde dolaşırken görülen Tesla, "endişeli" bir başka sürücü tarafından polise ihbar edildi. Polis memurları Tesla'yı durdurduktan sonra, sürücü koltuğuna yığılmış halde duran, eşofmanlı ve etrafı adeta bir pizza ve ucuz şarap ziyafeti sofrasıyla çevrili bir adamla karşılaştılar. Vacaville Polis Departmanı, bir Facebook paylaşımında, "Yapılan soruşturma sonucunda sürücünün hem alkol hem de marihuana etkisi altında olduğuna dair kanıtlar elde edildi ve şahıs, alkollü araç kullanmak (DUI) suçundan tutuklandı," ifadelerine yer verdi. Departman sözlerine şöyle devam etti: "California'daki sürücülerin araçlarındaki yeni nesil sürüş destek ve güvenlik özelliklerini kullanmalarına izin verilmektedir; ancak yoldaki diğer tüm sürücülerde olduğu gibi, bu sistemleri kullanırken de uyanık, tetikte olmaları ve herhangi bir maddenin etkisi altında bulunmamaları gerekmektedir." Bir Çarşamba günü sabah saat 11.00 sularında tutuklanan adamın, bu "tek kişilik bekarlığa veda partisi" edasıyla şehirde ne kadar süre boyunca amaçsızca dolaştığı bilinmiyor. Ayrıca, Tesla'nın FSD modunun, sürücünün direksiyon başında sızıp kalmasına hiçbir itirazda bulunmadan nasıl izin verdiği de ayrı bir soru işareti olarak duruyor. Normal şartlar altında, Tesla sürücülerinin ellerinin direksiyonda ve gözlerinin yola odaklı olduğundan emin olmak amacıyla, araç içerisindeki bir kameranın sürücüyü sürekli gözetlemesi gerekir. Teknik açıdan bakıldığında, üçüncü taraf bir cihaz veya hatta üzerine "oynak gözler" yapıştırılmış bir gözlük yardımıyla bu uyarı sistemini devre dışı bırakmak mümkündür; ancak bu "neşeli alemcinin" o keyif sürüşü sırasında bu tür yöntemlere başvurup vurmadığı henüz bilinmiyor. Her halükarda, bu olaydan çıkarılacak bir ders varsa o da şudur: Tesla direksiyon işini halledebilir; ancak alkolmetreye üfleme işi hâlâ insan eline muhtaçtır. Kaynak: Futurism
  5. Trump, İran'a küfürlerle dolu bir tehdit savurdu Başkan Donald Trump, devam eden çatışmaların ortasında iki ülke arasındaki gerilimin tırmanmayı sürdürdüğü bir dönemde, Tahran stratejik açıdan hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmadığı takdirde yıkıcı sonuçlar yaşanacağı uyarısında bulunarak, İran'a yönelik küfürlerle harmanlanmış sert bir tehdit savurdu. Pazar sabahı Truth Social platformunda yaptığı bir paylaşımda Trump, İran'ın bu uyarıya uymaması halinde kilit altyapı tesislerine ve köprülere yönelik saldırılarla karşı karşıya kalacağını ima ederek şöyle yazdı: "O lanet olası Boğazı açın sizi çılgın piçler, yoksa cehennemde yaşayacaksınız; SADECE İZLEYİN!" İslam dini terminolojisine de atıfta bulunan bu açıklama, çatışmaların şiddetlendiği bu süreçte, Trump'ın kamuoyu önünde sarf ettiği en açık tehditlerden biri olarak kayıtlara geçti. Bu yorumlar, Başkan'ın, uçağının düşürülmesinden günler sonra, İran toprakları içinden kurtarılan ikinci bir ABD'li hava kuvvetleri personelinin varlığını doğrulamasından saatler sonra geldi; söz konusu pilot Cuma günü kurtarılmıştı. Trump, ikinci personelin ağır yaralandığını ancak "tamamen iyileşeceğini" belirterek, İran topraklarının derinliklerinde gerçekleştirilen ve kendisinin "muazzam" ve "son derece cesur" olarak nitelendirdiği kurtarma operasyonunu övgüyle andı. Basra Körfezi'ni küresel denizcilik rotalarına bağlayan dar bir su yolu olan Hürmüz Boğazı, enerji tedariki açısından dünyanın en kritik geçiş noktalarından biridir. Küresel petrol sevkiyatının yaklaşık beşte biri bu boğazdan geçmektedir; dolayısıyla burada yaşanacak uzun süreli herhangi bir aksama, küresel piyasalar üzerinde ciddi sonuçlar doğurabilir. Trump'ın uyarısına rağmen, boğaz uluslararası deniz trafiğine tamamen kapalı değildir. Çin ve bazı Avrupa ülkeleri de dahil olmak üzere çeşitli ülkelerin gemileri, genellikle artırılmış güvenlik önlemleri altında veya bölgedeki donanmalarla koordinasyon halinde, bu su yolundan geçiş yapmaya devam etmektedir. İranlı yetkililer, boğazın "dünya" olarak tanımladıkları kesime açık kalmaya devam ettiğini belirtmekle birlikte, düşman olarak algıladıkları tarafların erişimini kısıtlama hakkını saklı tuttuklarını ifade etmişlerdir; bu durum, geçişlerin tamamen engellenmek yerine, düzensiz ve parçalı bir sistem dahilinde gerçekleştiği bir tablo ortaya çıkarmaktadır. Trump'ın kullandığı dil, İranlı yetkililerin sert tepkisiyle karşılandı. İran'ın Tayland Büyükelçiliği tarafından yayımlanan bir açıklamada, Büyükelçilik yetkilileri Başkan'ın sözlerinin üslubunu eleştirerek şu ifadeleri kullandı: "Bazı Amerikalıların küfür ettiğini biliyoruz; ancak ABD Başkanı (POTUS) sıfatıyla temsil edilen 'en iyi ve en seçkin' haliniz bu mu? Dünyada bu şekilde mi temsil edilmek istiyorsunuz? Biraz dile (üsluba) dikkat!" Bölge genelinde çatışmalar devam ederken, İran geri adım atmaya dair hiçbir işaret göstermedi ve söylemler giderek tırmandı. Tahran, kurtarma operasyonuna ilişkin ABD'nin açıklamalarına meydan okudu ve komşu Körfez ülkelerindeki altyapı hedeflerine yönelik saldırılarını artırarak daha geniş bir bölgesel çatışma korkusunu yükseltti. ABD yetkililerine göre, kurtarma operasyonu, Cuma günü İran toprakları içinde bir F-15E Strike Eagle uçağının düşmesinin ardından yapılan yoğun arama çalışmalarının ardından gerçekleşti. Bu, ABD ve İsrail'in Şubat ayı sonlarında başlattığı hava saldırılarından bu yana İran toprakları üzerinde kaybedilen ilk bilinen ABD uçağı oldu. Trump, yaralı askerin "dağların derinliklerinden" kurtarıldığını, ikinci bir mürettebat üyesinin ise kazadan saatler sonra kurtarıldığını söyledi. Adı açıklanmayan üst düzey bir ABD yönetim yetkilisi, Associated Press'e verdiği demeçte, CIA'nın İran içinde kasıtlı olarak yanlış bilgi yaydığını ve bunun, ABD güçlerinin pilotu yerde taşıdığı yönünde olduğunu, bu hareketin İranlı yetkilileri kurtarma operasyonundan önce şaşırtmayı amaçladığını söyledi. İran devlet medyası ise, kurtarma operasyonu sırasında düşürülen ABD uçaklarına ait enkaz parçalarını gösterdiğini iddia ettiği görüntüleri yayınlayarak, birden fazla Amerikan uçağının imha edildiğini öne sürdü. Operasyon hakkında bilgi sahibi olan bölgesel bir istihbarat yetkilisi ise bu açıklamayı reddederek, iki ABD nakliye uçağının teknik arızalar nedeniyle Amerikan kuvvetleri tarafından imha edildiğini ve görevi tamamlamak için ek uçakların getirildiğini söyledi. İran askeri liderliği, ülke içindeki sivil altyapıya yönelik herhangi bir saldırının, bölgedeki petrol tesislerine ve diğer ekonomik hedeflere karşı misillemeye yol açacağı konusunda uyardı. Hukuk uzmanları, uluslararası insancıl hukukun sivil altyapıya yönelik saldırılara katı sınırlar getirdiğini ve ihlallerin potansiyel olarak savaş suçları teşkil edebileceğini belirtiyor. Trump'ın ültimatomu Pazartesi günü geç saatlerde sona eriyor, ancak daha önce de arabuluculuk çabaları sırasında benzer süreler vermiş ve bunları uzatmıştı. Diplomatik kanallar aktif kalmaya devam ediyor. Umman, boğazdan güvenli geçişi sağlamaya odaklanan İranlı yetkililerle görüşmeler yaptığını doğrularken, Mısır ve Pakistan da ABD, İran ve bölgesel muhataplarıyla gerilimi azaltmak için çalıştıklarını söyledi. Yine de, daha fazla tırmanma riski yüksek kalmaya devam ediyor. Yemen'deki İran destekli Husi güçleri daha önce yakınlardaki su yollarındaki gemileri hedef almıştı ve yenilenen saldırılar, hayati önem taşıyan bir başka küresel ticaret yolunu tehdit edebilir. Savaşın başlamasından bu yana İran'da 1900'den fazla kişinin öldüğü bildirildi. Çatışma bölgeyi istikrarsızlaştırmaya ve küresel enerji piyasalarını sarsmaya devam ederken; İsrail, Lübnan, Körfez ülkeleri ve ABD güçleri arasında da can kayıpları bildirildi. Kaynak: NW
  6. İran: ABD'li pilotu kurtarma görevi sırasında çok sayıda 'düşman uçan nesnesi' imha edildi Tasnim haber ajansının aktardığına göre Devrim Muhafızları, Pazar günü yaptığı açıklamada, İran'da mahsur kalan bir hava personelini bulmaya yönelik ABD operasyonu sırasında çok sayıda "uçan nesnenin" imha edildiğini bildirdi. İran Polis Komutanlığı'nın, İsfahan'ın güneyinde bir Amerikan C-130 uçağının düşürüldüğünü duyurmasının ardından grup, "Ortak bir operasyon sırasında (Havacılık ve Uzay Kuvvetleri, Kara Kuvvetleri, Halk Birlikleri, Besic ve Polis Komutanlığı), düşman uçan nesneleri imha edilmiştir," açıklamasını yaptı. İran Silahlı Kuvvetleri'nin birleşik komutanlığı olan Hatem el-Enbiya Merkez Karargâhı Sözcüsü, düşürülen hava araçları arasında bir C-130 askeri nakliye uçağının yanı sıra iki adet Black Hawk helikopterinin de bulunduğunu belirtti. Pazar günü daha erken saatlerde ise İran Ordusu, aynı eyalette bir İsrail insansız hava aracını (İHA) düşürdüklerini duyurmuştu. Kaynak: R
  7. Fox News'ta "şaşkın" görünen Başkan Trump'ın sağlık durumuyla ilgili endişeler artıyor Fox News izleyicileri, Donald Trump'ın yayında "tamamen yönünü şaşırmış ve kafası karışık" göründüğünü tarif ettikleri hallerini izledikten sonra, Başkan'ın durumuyla ilgili endişelerini dile getirdiler. Kanal, 79 yaşındaki ABD Başkanı'nın yer aldığı acil bir gelişmeyi aktarmak üzere yayını kesti; bu durum, izleyiciler arasında bir şeylerin ters gittiği yönünde endişelere yol açtı. Görüntülerde Trump, Beyaz Saray arazisinde açık havada, muhabirlerin sorularını yanıtlarken görülüyordu. Sorulara yanıt vermeden önce tereddüt edip duraksadığı, bir yandan da etrafta belirgin bir yön olmaksızın dolaşırken oradan bir an önce ayrılmaya istekli göründüğü dikkat çekti. Bu olay, internette yeni sağlık söylentilerinin hızla yayılması üzerine Beyaz Saray'ın, Trump'ın hastanede olduğu iddialarını yalanlamak zorunda kaldığı bir döneme denk geldi. Görüntülere tepki gösteren X/Twitter kullanıcısı bir sosyal medya kullanıcısı, "Şu adamın ne kadar şaşkın ve yönünü şaşırmış göründüğüne bir bakın," yorumunu yaptı. İkinci bir kişi ise, "O, bu göreve uygun değil ve sağlığı yerinde değil. Biden hâlâ daha iyi bir Başkan," şeklinde görüş bildirdi. Üçüncü bir izleyici ise, "Durumu giderek daha da kötüleşiyor," gözleminde bulundu. Bu, Trump'ın fiziksel durumunun tartışmalara yol açtığı ilk örnek değil. Yakın tarihli bir yayında NBC sunucusu Katy Tur, canlı programı sırasında Donald Trump'ın "zihinsel keskinliğine" doğrudan meydan okuyarak eşi benzeri görülmemiş bir adım attı. Tur, 79 yaşındaki Başkan'ın iddia edilen "bilişsel gerilemesi" hakkında sorular yönelterek, izleyicilerin bu cesur yaklaşımını alkışları eşliğinde şu soruyu sordu: "Donald Trump'ın sağlığı yerinde mi?" Tur sözlerine şöyle başladı: "Aklı başkanlık görevinde mi? Bu ülkeye liderlik edecek zihinsel keskinliğe sahip mi? Giderek daha fazla insan bu konuda şüphe duymaya başlıyor. "Demokratlar, elbette, bu konuda her zaman şüphe duymuşlardır. Bu durum, iki yeni anketle de gün yüzüne çıkıyor; bunlardan ilki olan Washington Post, ABC ve Ipsos ortak anketine göre, Trump'ın görevini etkili bir şekilde yerine getirebilecek zihinsel keskinlikten yoksun olduğunu düşünenlerin oranı şu an yükselişte ve %56 seviyesinde." Sunucu, Trump'ın kabine toplantıları sırasında uyukladığına dair raporlar ve üst düzey yardımcılarına, kendi tahminlerine dayanarak yanlış bedenlerde satın aldığı, bizzat tercih ettiği ayakkabı markasını giymeleri yönünde baskı yaptığına dair anlatılar da dahil olmak üzere, bir dizi dikkat çekici olayı gündeme getirmeye devam etti. Muhabir sözlerini şöyle sürdürdü: "Ayrıca, kıyaslama yapmak gerekirse, sesi birkaç yıl öncesine kıyasla bile o kadar enerjik ve net gelmiyor. Bunun en bariz örneği ise, konuşma sırasında düşünce akışının ortasında yaptığı o tuhaf ve alakasız çıkışlar." Bunu her zaman bir ölçüde yapmıştır; ancak şimdi, İran'daki savaş veya iddia edilen siyasi yargılamalar gibi son derece ciddi meselelerin damgasını vurduğu Beyaz Saray kabine toplantılarının tam ortasında yapıyor. Kaynak: TDE
  8. Veri merkezleri o kadar ısınıyor ki, yarattıkları "ısı adası" etkisi sıcaklıkları 6 mil öteye kadar yükseltiyor Bir araştırma, bu durumun dünya genelinde 343 milyon insanı etkilediğini ortaya koydu. Yapay zekâ yarışının kızışması, artık daha somut bir anlam kazandı. Yeni bir çalışma belgesine göre, yapay zekâ altyapısı çevresindeki bölgeleri önemli ölçüde ısıtarak, yakınlarda yaşayan yüz milyonlarca insanı etkileme potansiyeli taşıyan bir "veri ısı adası etkisi" yaratıyor. Cambridge Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri ve Teknolojisi Bölümü liderliğindeki bir araştırma ekibi, NASA tarafından üretilen arazi yüzey sıcaklıkları veri setini kullanarak; 2004 ile 2024 yılları arasında, dünya genelindeki 6.000'den fazla veri merkezinin çevresindeki bölgelerde ortalama arazi sıcaklığının yaklaşık 2 santigrat derece (3,6 Fahrenhayt) arttığını tespit etti. Bazı durumlarda, yakın çevredeki sıcaklık artışları 9 santigrat dereceyi (16,4 Fahrenhayt) buldu. Araştırmacılar, bu ısı adalarının tesislerden yaklaşık 6,2 mil (yaklaşık 10 km) uzağa kadar hissedilebileceğini ve küresel çapta 343 milyona kadar insanı etkileyebileceğini hesapladı. Henüz hakem değerlendirmesinden geçmemiş olan çalışma, "Veri ısı adası etkisi, gelecekte topluluklar ve bölgesel refah üzerinde kayda değer bir etkiye sahip olabilir," ifadelerine yer verdi. Yapay zekâ sistemlerini eğitmek amacıyla devasa miktarlarda veriyi depolayan ve işleyen veri merkezleri, yapay zekâyla ilgili harcamaların temel taşı haline geldi; BloombergNEF tahminlerine göre, bu tesisler için yapılan sermaye harcamalarının geçen yılki 450 milyar dolarlık seviyeden yükselerek, 2026 yılında 760 milyar dolara ulaşması öngörülüyor. Alphabet gibi "hiperskalayıcı" (hyperscaler) şirketler, bu yıl veri merkezlerine yaptıkları harcamaları ikiye katladı; Google'ın ana şirketi tek başına yapay zekâ altyapısına 185 milyar dolar yatırım yapmayı planlıyor. Bu büyük teknoloji firmalarının yaptığı harcamalar, İsveç gibi ülkelerin toplam gayri safi yurt içi hasılasını (GSYİH) dahi geride bırakıyor. Veri merkezlerinin iklim üzerindeki etkileri Bu veri merkezlerini işletmek için gereken enerji miktarı muazzam boyutlardadır. Modern yapay zekâ sistemleri, soğutulmak için havalandırma ve suya ihtiyaç duyan, devasa miktarlarda ısı üreten on binlerce grafik işlem biriminden (GPU) oluşan kümeler üzerinde çalışır. Bazı modern veri merkezlerinin yüzlerce, hatta binlerce akr (dönüm) araziye yayılmasıyla birlikte; bu tesislerin güç ihtiyacını karşılamak ve soğutma işlemlerini yürütmek için gereken enerji miktarı bir gigavatı aşabilmekte; bu miktar, yaklaşık 750.000 ila 1 milyon evin elektrik ihtiyacını karşılamaya yetecek düzeydedir. Gerekli olan güç miktarının bu denli büyük olması, veri merkezlerinin çevresel etkileri ve yakın çevrede yaşayan sakinler üzerinde yaratabilecekleri rahatsızlıklar konusunda endişeleri artırmıştır. Bu merkezler, 90 desibelin üzerindeki gürültü seviyeleriyle gürültü kirliliğine yol açabilmektedir. 85 desibel üzerindeki uzun süreli ses seviyelerinin işitme için zararlı olduğu kabul ediliyor. Kurak iklimlerde, veri merkezlerini soğutmak için kullanılan önemli miktardaki su, kuraklık potansiyeli konusunda endişelere yol açtı. Daha fazla enerji kullanımı, ABD'nin yaşlanan şebeke sistemini de zorladı ve daha aşırı hava koşulları ve artan doğal gaz maliyetleriyle birleştiğinde, Goldman Sachs analistlerine göre Aralık 2025 itibarıyla elektrik faturalarını %7 oranında artırdı. Bu artan elektrik maliyetleri, özellikle düşük gelirli Amerikalılar olmak üzere tüketicilere yansıtılacak, çünkü restoranlar gibi işletmeler artan enerji maliyetleriyle mücadele ederken, bu yüksek maliyetleri dengelemek için gıda dahil olmak üzere fiyatları artırabilirler. Goldman Sachs ekonomistleri Manuel Abecasis ve Hongcen Wei, Şubat ayında müşterilerine gönderdikleri bir notta, "Gelir ve harcamalardaki düşüş, elektrik harcamalarının daha büyük bir bölümünü oluşturduğu için düşük gelirli haneler için ve bölgesel enerji piyasalarının daha da daralacağı veri merkezlerinin daha yoğun olduğu bölgelerdeki haneler için muhtemelen daha büyük olacaktır" diye yazdı. Elbette, ısı adası çalışması, veri merkezlerinin enerji kullanımının çevreyi ne kadar etkilediği konusunda eleştirilere yol açtı. Bazı bağımsız araştırmacılar, veri merkezi inşaatından kaynaklanan artan arazi ısısının büyük ölçüde, veri merkezi faaliyetinin yarattığı ısıdan değil, boş arazi ve bitki örtüsünün bulunduğu yerlerde herhangi bir bina inşa etmek için gereken enerjiden kaynaklandığını belirtmişlerdir. Veri merkezlerine tamamen odaklanmanın riskleri Uzmanlar, özellikle yapay zeka harcamalarının sürdürülebilirliği hakkındaki soru işaretleri göz önüne alındığında, bu sonuçların önemli olduğunu söylüyor. Moody's'in yakın tarihli bir analizine göre, Alphabet, Amazon, Meta, Microsoft ve Oracle tarafından yapılan toplam harcama taahhütlerinin neredeyse üçte ikisi, yani 662 milyar doları, henüz başlamamış veri merkeziyle ilgili kiralamalar için planlanmıştır. Bu büyük ölçekli şirketler, yalnızca geçen yıl tahviller yoluyla 121 milyar dolarlık yeni borç çıkardı. Veri merkezi ayak izini büyütmenin riskleri, İran'daki devam eden savaşla daha da arttı. Ülke yalnızca Nvidia, Apple, Microsoft ve Google'ı veri merkezi saldırılarıyla tehdit etmekle kalmadı, aynı zamanda azalan enerji ticareti de veri merkezi tedarik zincirlerini zorladı. Yapay zekâ altyapısının genişlemesiyle birlikte, bununla ilişkili finansal ve çevresel riskler de artmaktadır. Singapur Ulusal Üniversitesi’nde (NUS) termal sistemler alanında uzmanlaşmış bir profesör olan Lee Poh Seng, daha önce Fortune’a verdiği demeçte, “Yapay zekâ altyapısı, temelinde, dijital ekonomi fırsatının içine sarmalanmış bir enerji ve soğutma sorunudur,” demişti. Bununla birlikte araştırmacılar, yapay zekâ altyapısının yarattığı ısı adası etkisini hafifletmeye yönelik bir yol görüyorlar. Araştırmacılar; hesaplama yöntemlerinin verimliliğini artıran ve dolayısıyla daha az enerji gerektiren yazılım tabanlı çözümler öneriyorlar. Donanım tabanlı çözümler ise; enerji geri kazanımına katkı sağlamak amacıyla entegre devrelerde —veya bizzat çiplerin yapısında— yapılacak iyileştirmelerin yanı sıra, “çip düzeyindeki sıvı soğutmayı sistem genelindeki hava soğutmasıyla birleştiren” hibrit soğutma sistemlerinin uygulanmasını kapsıyor. Cambridge Üniversitesi tarafından yakın zamanda yapılan çalışmada, “Veri ısı adalarının etkisi (daha önce de ele alındığı üzere) yoğun olabilse de,” denildi; “yarı iletken ve enerji malzemeleri endüstrilerindeki teknolojik ilerlemelerin yanı sıra, bilgisayar bilimi ve elektrik mühendisliği alanındaki yöntemsel gelişmeler de bu etkileri hafifletmek amacıyla kullanılabilir.” Kaynak: Fortune
  9. Kutsal Direksiyon Haklılığı: Kendine Mübah, Başkasına Günah! Bu ifade, trafikte (ve aslında hayatın genelinde) sıkça rastladığımız o meşhur çifte standart psikolojisini harika özetliyor. Direksiyonun başına geçtiğimiz anda kendimizi bir tür "dokunulmazlık" zırhına bürünmüş hissediyoruz. İşte bu "Kutsal Direksiyon Haklılığı"nın anatomisi: Hata Payı Sadece Bana: Kendimiz sinyal vermeden döndüğümüzde "Aman canım, çok acildi" ya da "Kimse yoktu zaten" diyerek durumu mübah kılıyoruz. Ama başkası aynısını yapınca en ağır trafik cezalarını ve "günah" ya da "ayıp" etiketlerini yapıştırmakta gecikmiyoruz. Psikolojik Üstünlük: Kendi hatalarımızı dışsal nedenlere (yol bozuk, işe geç kaldım, navigasyon şaşırttı), başkalarının hatalarını ise onların "kötü şoför" veya "saygısız" karakterlerine bağlıyoruz. Güç Alanı Olarak Araç: Araba, bireyin kendini en güçlü ve en haklı hissettiği kapalı kutulardan biri. O kutunun içinde herkes kendi hikayesinin "en doğru" kahramanı. Sizce bu durum sadece trafikteki sabırsızlıktan mı kaynaklanıyor, yoksa genel olarak toplumsal nezaket kurallarının direksiyon başında askıya alınmasından mı?
  10. Almanya'da gönüllü askerlik hizmetini getiren yeni yasanın bir parçası olarak 17 - 45 yaş arasındaki erkeklerin yurtdışında uzun süre kalmak için onay almaları gerekecek.Habere Gitmek için Tıklayın
  11. Almanya'da gönüllü askerlik hizmetini getiren yeni yasanın bir parçası olarak 17 - 45 yaş arasındaki erkeklerin yurtdışında uzun süre kalmak için onay almaları gerekecek.Habere Gitmek için Tıklayın
  12. Üst üste 8. kez, Türkiye’nin en büyüğü yine Fenerbahçe!
  13. Kutsal Direksiyon Haklılığı: Kendine Mübah, Başkasına Günah! Trafikteki Görünmez Ayna: Çifte Standartlar ve Direksiyon Başındaki "Haklılık" İllüzyonuModern şehir yaşamının en büyük stres kaynaklarından biri olan trafik, aslında insan psikolojisinin en ham ve filtrelisiz halini sergilediği devasa bir laboratuvardır. Direksiyon başına geçen bireyin, kapalı bir metal kutunun verdiği güven hissiyle birlikte büründüğü "dokunulmazlık" zırhı, toplumsal yaşamdaki etik değerlerin hızla aşınmasına neden olur. Bu aşınmanın en belirgin tezahürü ise kuşkusuz çifte standarttır. "Benim Acelem Var, Senin İse Saygın Yok"Trafikteki çifte standardın temelinde, kişinin kendi hatalarını durumsal, başkalarının hatalarını ise karakteristik nedenlere bağlama eğilimi yatar. Sinyal Vermemek: Kendisi sinyal vermeden şerit değiştirdiğinde bunu "zaten yol boştu" veya "herkes nereye gideceğimi anlar" diyerek rasyonalize eder. Ancak bir başkası önünde aynı hamleyi yaptığında, bu durum "saygısızlık" veya "trafik magandalığı" olarak etiketlenir. Emniyet Şeridi İhlali: Kendi acelesi olduğunda emniyet şeridini kullanmayı bir "mecburiyet" veya "zekice bir kaçış" olarak görür. Oysa aynı şeritten geçen bir başkası, onun gözünde kul hakkı yiyen bir canavardır. Kornanın Tonu: İletişim mi, Hakaret mi?Trafikteki en büyük paradoks, insanların kendi yaptıkları hataları hoş görüp, aynı hata başkası tarafından yapıldığında sergiledikleri agresif tutumdur. Kırmızı ışıkta yeşilin yanmasıyla milisaniyeler içinde kornaya asılan sürücü, kendisi telefonuna daldığı için ışığı kaçırdığında arkadan gelen kornaya "Ne var, görmedik işte!" diyerek öfkelenir. Empati Yoksunluğu ve "Ben" Merkezli TrafikTrafikteki çifte standart, sadece kurallarla değil, nezaketle de ilgilidir. Sıkışık bir trafikte yan yoldan girmeye çalışan birine yol vermeyen sürücü, kendisi yan yoldan ana yola girmeye çalıştığında kimsenin yol vermemesinden şikayet ederek "İnsanlık ölmüş" nidaları atar. Bu tutumun temel nedenleri şunlardır: Anonimlik: Diğer sürücüleri birer insan değil, sadece hareket eden nesneler (araçlar) olarak görmek. Üstünlük Kompleksi: Kendi zamanını ve işini, diğer herkesinkinden daha değerli saymak. Adalet Algısındaki Çatlak: Kuralların sadece "başkalarını dizginlemek için" var olduğuna dair gizli bir inanç. Sonuç: Direksiyon Başında Aynaya BakmakTrafikteki kaosun sona ermesi, sadece daha sert cezalarla veya daha geniş yollarla mümkün değildir. Asıl dönüşüm, bireyin direksiyon başındayken sergilediği etik tutarlılıkla başlar. Başkasına küfretmeden önce, "Ben bunu hiç yaptım mı?" sorusunu sormak, trafikteki o görünmez aynaya bakmaktır. Eğer kendi hatalarımıza gösterdiğimiz müsamahanın onda birini bir başkasına gösterebilirsek, yollar sadece araçların değil, medeniyetin de aktığı mecralar haline gelecektir. Unutulmamalıdır ki; trafikteki huzur, kurallardan ziyade başkasına hak gördüğümüzü kendimize, kendimize hak gördüğümüzü başkasına uygulama dürüstlüğünde saklıdır. Ayrıca makaleyi yazarken makaleye başlık atmadan önce başlığın nasıl olması gerektiği hakkında çok düşündüm ve bu başlığı seçtim ama diğerlerini de buraya eklemek istiyorum: Makale girişindeki o uzun cümleyi, hem profesyonel hem de vurucu bir başlığa dönüştürmek için ve okuyucunun ilgisini çekmek açısından çok önemli olduğunu fark ettim. İşte o cümleyi "harika" yapacak, farklı tonlarda birkaç başlık buldum onları sizlerle paylaşacağım: 1. Daha Edebi ve Felsefi (Vurucu) 2. Modern ve Psikolojik 3. Sert ve Dikkat Çekici 4. Kısa ve Öz (Akademik Esintili) 5. Biraz Daha Kinayeli Ben 5.'yi seçtim. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
  14. Fenerbahçe Opet'in yeni transferi Breanna Stewart EuroLeague Final six için takıma ne zaman katılacak? Fenerbahçe Opet'in yeni transferi Breanna Stewart, 15-19 Nisan 2026 tarihlerinde İspanya'nın Zaragoza kentinde düzenlenecek olan EuroLeague Women Final Six turnuvası öncesinde takıma katılacak. Transfer süreci ve katılım detayları şu şekildedir: Katılım Zamanı: Stewart, kurucularından biri olduğu Unrivaled ligindeki sezonunu 4 Mart 2026'da tamamladıktan sonra Nisan ayı başında takıma dahil olması bekleniyor. Turnuva Takvimi: Yıldız oyuncu, 15-19 Nisan tarihleri arasında oynanacak Final Six maçlarında sarı-lacivertli formayı giyecek. Ayrılış: Stewart'ın, Final Six turnuvasının bitiminden hemen sonra (yaklaşık 4-5 gün içinde) WNBA hazırlık kamplarına katılmak üzere takımdan ayrılması planlanıyor. Daha önce 2022-23 sezonunda Fenerbahçe ile EuroLeague şampiyonluğu yaşayan ve "Final Four MVP"si seçilen Stewart, bu kısa süreli kontratla takıma ikinci kez Avrupa kupasını kazandırmak için geliyor.
  15. Kayla McBride EuroLeague final Six'e yetişecek mi? Fenerbahçe Opet forması giyen Kayla McBride, Ocak 2026'da yaşadığı sakatlığı atlatarak sahalara geri dönmüştür. Kulüp tarafından yapılan resmi duyurular ve güncel kadro listeleri, yıldız oyuncunun 15-19 Nisan 2026 tarihleri arasında Zaragoza'da düzenlenecek olan EuroLeague Women Final Six (Dörtlü Final formatının bu sezonki hali) kadrosunda yer alacağını doğrulamaktadır. Güncel Durum ve Gelişmeler Sakatlık Dönüşü: Ocak ayı sonunda sağ uyluk kasında (quadriceps) bir yırtık şüphesi oluşmuş, ancak yapılan detaylı kontrollerde bunun ciddi olmayan bir yumuşak doku zedelenmesi olduğu anlaşılmıştır. McBride, Şubat ayı başında sahalara dönerek takımdaki yerini almıştır. Küçük Bir Operasyon: Mart ayı sonunda kulüpten yapılan açıklamada, McBride'ın kulağındaki bir problem nedeniyle küçük bir operasyon geçireceği ve yerel ligdeki yarı final maçlarını kaçırabileceği belirtilmiştir. Final Six Durumu: 2 Nisan 2026 tarihli FIBA haberlerine göre McBride, Zaragoza'da mücadele edecek olan Fenerbahçe Opet'in en önemli kozlarından biri olarak kadroda yer almaktadır. Turnuva Takvimi Fenerbahçe Opet, direkt olarak yarı finale yükselmiş olup maç programı şu şekildedir: Aşama Rakip Tarih Yer Yarı Final Spar Girona / Umana Reyer Venezia Galibi 17 Nisan 2026 Zaragoza, İspanya Final / 3.lük Belirlenmedi 19 Nisan 2026 Zaragoza, İspanya
  16. ABD Başkanı Donald Trump, İran'da düşürülen F-15 savaş uçağının kayıp Amerikalı mürettebat üyesinin "cesur" bir operasyonla kurtarıldığını duyurdu; uçağın pilotunun daha önce kurtarıldığını doğruladı.Habere Gitmek için Tıklayın
  17. Fenerbahçe Opet Potanın Kraliçelerinden şampiyonluk sözleri Galatasaray Çağdaş Faktoring’i 87-76 mağlup ederek seride durumu 3-0’a getiren ve 2025-26 sezonunu namağlup şampiyon olarak tamamlayan Fenerbahçe Opet Kadın Basketbol Takımımızın oyuncuları, zaferi Fenerbahçe Televizyonu’na şu sözlerle anlattı: Alperi Onar: “Çok mutluyuz. Bütün sezon bunun için çalıştık, emek verdik. Bu sene üçüncü kupamız. Keşke sahada olabilseydim ama arkadaşlarım inanılmaz mücadele ettiler. Hepsiyle gurur duyuyorum, onları çok seviyorum. Bizi destekleyen bütün taraftarlarımıza teşekkür ediyorum ama sezon daha bitmedi. Bugün sezonun sadece Türkiye Ligi kısmını kutlayacağız, sonrasında da EuroLeague için hazırlanmaya devam edeceğiz.” Emma Meesseman: “Şu an anın tadını çıkaracağız ama sonrasında odaklanacağımız bir iş var.” Olcay Çakır Turgut: “Çok mutluyuz. Bu sezonu namağlup olarak bitirdik. Bizim için çok önemliydi. Şimdi kupamızı aldık, evimize götüreceğiz. Daha yolumuz bitmedi ama şu an için bunun keyfini süreceğiz.” Sevgi Uzun: "Çok mutlu ve gururluyum. Ama bu kadar eksiğe ve olumsuz şartlara rağmen birlik olup böyle bir basketbol ortaya koymamız gurur verici. Şimdi bunu kutlayacağız ardından EuroLeague’e hazırlanacağız." Meltem Avcı Yılmaz: “Öncelikle çok mutluyum. Yıllardır böyle başarılı bir oluşumun içinde olmak benim için çok güzel bir duygu. Umarım EuroLeague kupasını da alırız ve sezonu güzel bir şekilde kapatırız.” Tuana Vural: “Çok mutluyuz, bu sene üçüncü kupamız. İnşallah önümüzde EuroLeague kupası var. Onu da kazanacağız.”
  18. MTG, Trump'ın Orta Doğu savaşını sertçe eleştiren 2019 tarihli paylaşımını yeniden paylaştı: "Bu adam nereye kayboldu?" İran savaşı devam ederken, Georgia Cumhuriyetçisi ve eski Temsilciler Meclisi Üyesi Marjorie Taylor Greene, Cumartesi günü Başkan Donald Trump'ı eleştirdi; bunu yaparken de Trump'ın 2019 yılında "Orta Doğu'da kolluk görevi üstlenme ve savaşma" konusuna dair yaptığı sosyal medya paylaşımlarından birini yeniden paylaştı. Cumartesi günü X (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı bir paylaşımda eski Kongre üyesi, Başkanı, savaş karşıtı vaatlerinden dönmekle ve ABD birliklerini; kendisine göre "trilyonlara mal olacak ve değerli canlar alacak" yeni bir çatışmanın içine göndermekle suçladı. Bu Neden Önemli? 28 Şubat tarihinde ABD ve İsrail, İran'daki kilit askeri hedefleri vurdu; bu saldırılarda Yüce Lider Ayetullah Ali Hamaney ve diğer hükümet liderleri hayatını kaybetti. İran ise buna karşılık olarak, İsrail'i ve ABD silahlı kuvvetlerine ev sahipliği yapan bazı Körfez Arap ülkelerini hedef alan füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenledi. İran ile yaşanan çatışmada 13 ABD askeri yaşamını yitirirken, 300'den fazla asker de yaralandı. Bu yılın başlarında Kongre'den ayrılan Greene, Trump ile kamuoyu önünde yaşadığı ve Cumhuriyetçi taban nezdinde dikkat çekici bulunan o kopuşa kadar, Trump'ın en ses getiren müttefiklerinden biriydi. Greene daha önce de Başkanı; dış politika meseleleri, sağlık hizmetleri ve hüküm giymiş cinsel suçlu Jeffrey Epstein ile ilgili hükümet dosyalarının kamuya açıklanması konularındaki tutumu nedeniyle eleştirmişti. Greene'in son yorumları, binlerce ABD askerinin bölgeye konuşlandırılmasıyla birlikte, ABD'nin Orta Doğu'daki askeri rolünün genişlemesi üzerine parti içinde giderek artan gerilimi gözler önüne seriyor. Bilmeniz Gerekenler Greene, ABD birliklerinin bölgeye konuşlandırılmasının ülkeyi maliyeti yüksek bir başka çatışmanın içine çekme riskini barındırdığını savundu; ayrıca bu eleştirilerinin, Trump'ın ilk başkanlık döneminde bizzat desteklediği o "Önce Amerika" (America First) ilkelerinden kaynaklandığını ifade etti. Trump ve yönetimi ise bu konuşlandırmaların; İran'ın nükleer silah edinmesinin önüne geçmek, bölgedeki ABD kuvvetlerinin güvenliğini sağlamak ve Amerikan ya da müttefik hedeflerine yönelik yeni saldırıları engellemek adına gerekli olduğunu belirterek bu eleştirilere karşı çıktı. Greene, Trump’ın Ekim 2019’da —Başkan’ın ilk görev dönemi sırasında— Orta Doğu hakkında paylaştığı ve şu ifadeleri içeren mesajı yeniden paylaştı: “Amerika Birleşik Devletleri, Orta Doğu’da savaşmak ve asayişi sağlamak uğruna SEKİZ TRİLYON DOLAR harcadı. Binlerce Büyük Askerimiz hayatını kaybetti veya ağır yaralandı. Karşı tarafta ise milyonlarca insan öldü. ORTA DOĞU’YA GİRMEK, TARİHTE VERİLMİŞ EN KÖTÜ KARARDIR...” Buna cevaben Greene şöyle yazdı: “Birçoğumuzun Donald Trump’ı desteklemesinin nedenlerinden biri buydu. Bu adama ne oldu?” Sözlerine şunları ekledi: “Şimdiyse ABD birliklerini, bize trilyonlarca dolara ve nice kıymetli cana mal olacak bir başka Orta Doğu savaşına gönderiyor. Epstein dosyalarının açıklanması için kendisine karşı mücadele ettiğimde bana sırt çevirmesine şaşmamalı. Bir adamın bu denli değişmesine ne sebep olabilir?” Öte yandan Trump, Pazartesi günü Truth Social platformunda, gazeteci Barbara Walters ile 1987 yılında yaptığı bir röportajdan kısa bir kesiti yeniden paylaştı; bu röportajda Trump, saldırılara misilleme olarak ABD’nin İran petrol tesislerine el koyması gerektiğini savunuyor ve siyasete atılmasından çok önce dile getirdiği görüşleri yeniden gündeme getiriyordu. İran-Irak Savaşı sırasında ve İran rehine krizinden yıllar sonra gerçekleştirilen söz konusu röportajda Trump, Walters’a ABD’nin İran’ın saldırganlığına karşı sert bir yanıt vermesi gerektiğini ifade etti. Böyle bir hamlenin nasıl işleyeceği —ve hatta bunun savaşa yol açıp açmayacağı— konusunda üzerine gidildiğinde ise Trump, zayıflığın bizzat çatışmayı davet ettiğini savundu ve ABD’nin kayıpları telafi etmek amacıyla petrol tesislerine el koyup buraları kontrol altında tutması gerektiğini söyledi. İnsanlar Neler Söylüyor? Başkan Donald Trump, Cumartesi sabahı Truth Social üzerinden şu paylaşımı yaptı: “İran’a YA BİR ANLAŞMA YAPMALARI ya da HÜRMÜZ BOĞAZI’NI AÇMALARI için on gün süre verdiğim zamanı hatırlıyor musunuz? Süre daralıyor; üzerlerine cehennemin tüm ateşi yağmadan önce 48 saat kaldı. Tanrı’ya şükürler olsun!” Oklahoma Cumhuriyetçisi Senatör James Lankford, geçen Pazar günü NBC News’un Meet the Press programında, İran sahasındaki birlikler hakkında kendisine soru yöneltildiğinde şunları söyledi: “Bu konuda çok net olmak gerekirse; yaşanabilecek en kötü şey, bu tür bir çatışmanın başlamasına izin verip, sonunu getirmemek, işi yarım bırakmaktır. Bizim bu işi bitirebilmemiz şart... Eğer söz konusu olan, belirli bir operasyonu —girip çıkmayı— icra edecek özel kuvvetler ise, bu durum, uzun süreli bir işgalden çok farklıdır.” Güney Carolina Cumhuriyetçisi Temsilci Nancy Mace, geçen Pazar günü CNN’e konuk olduğu sırada şunları ifade etti: “Eğer Deniz Piyadeleri ve 82. Hava İndirme Tümeni ile konvansiyonel bir kara operasyonu düzenleyeceksek; bu, Kongre’nin söz hakkına sahip olması ve bizim de bu konuda bilgilendirilmemiz gerektiğine inandığım türden bir kara savaşıdır,” diyen Mace, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz sahada birlik bulunmasını istemiyoruz.” Kaynak: NW
  19. Gigi Hadid, Epstein dosyalarında adının geçmesinin ardından sessizliğini bozdu Model, bir sosyal medya kullanıcısının, söz konusu belgelere değinmediği gerekçesiyle kendisini takipten çıktığını söylemesi üzerine kamuya açık bir yorumda bulundu. Gigi Hadid, Jeffrey Epstein soruşturmasıyla bağlantılı belgelerde adının geçmesinin ardından bir açıklama yaparak, bu atfı "rahatsız edici" olarak nitelendirdi ve konuyla herhangi bir bağlantısı olduğu iddialarını kesin bir dille reddetti. Model, ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan ve Aralık 2015 tarihli bir e-posta yazışmasını içeren dosyaların ortaya çıkmasının ardından konuya değindi; söz konusu yazışmada hem kendisinin hem de kız kardeşi Bella Hadid'in adı geçiyordu. Bu yazışmada, kimliği gizlenmiş bir şahıs, Hadid kardeşlerin mesleki başarılarını sorgulayarak, "Hadid kardeşler nasıl model oldu ve bu kadar çok para kazandı?! Hiç anlamıyorum..." diye sormuştu. Epstein'ın "Biliyorsun işte" şeklinde yanıt vermesi üzerine, karşıdaki şahıs "Babaları ajansa para ödedi" diye yazmış; Epstein ise buna "Hayır" cevabını vermişti. Epstein daha sonra, "Çünkü söylenenleri yapıyorlar; mesele bu kadar basit," diye eklemişti. Hadid, bir sosyal medya kullanıcısının, söz konusu belgelere değinmediği gerekçesiyle kendisini takipten çıktığını belirtmesi üzerine kamuya açık bir yorumda bulundu. Dosyaların içeriğinin "midesini bulandırdığını" yazan model, başlangıçtaki sessizliğinin nedenini de açıkladı. "Hiç tanımadığınız birinin hakkınızda bu şekilde konuştuğunu okumak korkunç bir his. Hele de böylesine hassas bir bağlamda," dedi. "Bu konuda yorum yapmadım; çünkü onun gerçek kurbanlarının hikâyelerinin önüne geçmek istemedim. Ancak senin yorumun, durumun belki de yeterince net olmadığını—ve bu konuyu açıklığa kavuşturmanın önemli olduğunu—fark etmemi sağladı." Ayrıca geçmişine de değinen model, her ne kadar "ayrıcalıklı bir ortamda büyümüş olsa da" ebeveynlerinin "kendisini koruduğunu ve ona sıkı çalışmanın değerini öğrettiğini" ifade etti; 2012 yılında bir modellik ajansıyla anlaşma imzaladığından bu yana da aralıksız olarak çalıştığını sözlerine ekledi. "Bu dosyalarda adımın geçmesi—sanırım o e-postayı yazdığı sırada ben 20-21 yaşlarındaydım—gerçekten çok rahatsız edici," diyen model, "ve o iğrenç insanla hiçbir zaman, hiçbir şekilde bir bağlantım olmadığını kesin ve net bir dille belirtmek istiyorum," şeklinde konuştu. Daha önce reşit olmayan bireylerin fuhşa sürüklenmesiyle ilgili suçlamalarla karşı karşıya kalan Epstein, 2019 yılında cinsel istismar ve insan ticareti suçlamalarıyla tutuklanmış ve haftalar sonra cezaevinde hayatını kaybetmişti. Kaynak: The Express Turbine
  20. Bondi, Epstein dosyalarıyla ilgili infial nedeniyle Fox News röportajlarından men edildi CNN'in haberine göre Pam Bondi, Epstein dosyalarıyla ilgili kamuoyu infialinin zirveye ulaştığı dönemde, Beyaz Saray tarafından Fox News'a röportaj vermesi konusunda geçici olarak yasaklandı. Bu hafta görevden alınmasının ardından işini devralan yardımcısı Todd Blanche'a ise, Bondi'nin kendi performansı mercek altındayken kamuoyu iletişimini yürütme görevi verildi. Rapora göre Bondi'nin başsavcılık dönemi, göreve başladığı ilk ayda Fox News'a verdiği bir röportaj sırasında yaptığı ve "prime time gafı" olarak nitelendirilen bir hatanın etkisinden hiçbir zaman tam olarak kurtulamadı; söz konusu gaf sırasında Bondi, Jeffrey Epstein'ın müvekkil listesinin "şu anda masasının üzerinde durduğunu" iddia etmişti. O dönemde Trump'ın tabanı arasında büyük yankı uyandıran bu açıklama, zamanla geçerliliğini tamamen yitirerek tam bir fiyaskoya dönüştü. Adalet Bakanlığı ve FBI, Temmuz ayında yayımladıkları ortak bir notta; herhangi bir müvekkil listesinin mevcut olmadığını, Epstein'ın üst düzey bağlantılarına şantaj yaptığına dair hiçbir kanıt bulunmadığını ve eldeki delillerin Epstein'ın intihar ettiğini gösterdiğini ifade ettiler. Bu not; Bondi'nin, Epstein'ın müvekkilleri hakkında "Amerikalıların bilme hakkı var" diyerek aylar öncesinde Fox News'a verdiği ve bu konuda yanıtlar sunacağına dair taahhüdüyle çelişiyordu. Epstein dosyaları meselesi kısa süre sonra patlak verdi; bu durum MAGA tabanında bölünmelere yol açtı ve yasa yapıcılar üzerinde, dosyaların kamuya açıklanmasını zorunlu kılan bir yasa çıkarmaları yönünde muazzam bir baskı oluşmasına neden oldu. Trump yönetimindeki diğer isimler, Bondi'nin 21 Şubat 2025 tarihinde Fox News'da gerçekleştirdiği ve akıbeti baştan belli olan o talihsiz yayındaki sorunu derhal fark etmişlerdi; ancak bu gafın yarattığı kriz, Kongre'nin dosyaların açıklanmasını zorunlu kılan yasayı kabul etmesinin ardından tamamen kontrolden çıktı. Kaynak: TDB
  21. Ay yolunun yarısından fazlasını geride bırakan Artemis II astronotları, bir tuvalet sorunuyla boğuştu Şu anda uzayda hızla ilerlemekte olan Artemis II görevinin dört astronotu, şimdiye kadar büyük ölçüde sakin bir yolculuk geçirdi. Uçuş sırasında, huzurlarını kaçırabilecek çok az sayıda sorun baş gösterdi. Tabii, tuvalet sorunu hariç. Artemis II mürettebatının 16,5 fit (5 metre) genişliğindeki Orion kapsülü, 3. gün sona ererken, Cumartesi'nin erken saatlerinde atık yönetimiyle ilgili bir sorun yaşadı. Artemis II Uçuş Direktörü Judd Frieling, Cumartesi sabahı gazetecilere yaptığı açıklamada, "Bu, atığın tuvaletten dışarı atılmasıyla ilgili bir sorun," dedi. "Ve bana öyle görünüyor ki, havalandırma hattında muhtemelen donmuş idrar birikmiş durumda." Astronotlar — NASA'dan Reid Wiseman, Victor Glover ve Christina Koch ile Kanada Uzay Ajansı astronotu Jeremy Hansen — Dünya'dan yaklaşık 200.000 mil (yaklaşık 320.000 kilometre) uzaktayken, görev kontrol ekibi sorunu gidermeye yönelik çalışmalarını sürdürürken, Cumartesi sabahının ortalarına kadar derin uykularındaydılar. Ve Cumartesi öğleden sonra, uçuşun 4. gününün henüz başlarında, görev kontrol ekibinin elinde bir eylem planı vardı: Kapsülü döndürerek donmuş idrarı güneş ışığına maruz bırakmak ve böylece donmuş hattı ısıtmak. Bu işlem, borudaki tıkanıklığı kısmen açmış gibi göründü ve kapsülün, çöp kutusu büyüklüğündeki tankta biriken idrarın bir kısmını uzayın boşluğuna tahliye etmesine olanak sağladı. Kısa bir süre sonra görev kontrol merkezi, tuvaletin kullanıma "hazır" olduğunu — ancak "sadece katı atıklar için" kullanılabileceğini — duyurdu. Tuvaleti onarma çabaları Cumartesi günü boyunca devam etti; ancak inatçı tıkanıklıklar, sistemin tamamen temizlenmesine engel oldu. Ta ki nihayet, Doğu Zaman Dilimi'ne göre gece yarısı sularında, görev kontrol merkezinden o uzun zamandır beklenen güncelleme gelene dek: Görev kontrol merkezinin kapsül iletişimcisi Jacki Mahaffey, mürettebata, "Son dakika haberi," diye seslendi. "Tuvaleti her türlü ihtiyacınız için kullanabilirsiniz; onay verildi." Koch ise buna karşılık, "Ve mürettebat sevinçten havalara uçuyor!" dedi. "Teşekkür ederiz!" Işıltılı uzay çişi İdrarın kapsül dışına tahliye edilme süreci, görevin daha önceki bir aşamasında Koch tarafından kameraya da yansıtılan bir andı. Uzayın boşluğunda süzülen idrar damlaları, Orion'un pencerelerinin önünden hızla geçerken, tıpkı parıldayan mücevherler gibi ışıldıyordu. Ancak donmuş havalandırma hattı, mürettebatın tuvalet sorunlarıyla yaşadığı tek sıkıntı değildi. Çarşamba günü Florida’daki NASA Kennedy Uzay Merkezi’nden yörüngeye fırlatıldıktan kısa bir süre sonra mürettebat, tuvaletin pompasının çalışmadığını fark etti. Pompalar önemli araçlardır ve atıkların vücuttan dışarı atılmasına yardımcı olmak da dahil olmak üzere çeşitli amaçlarla kullanılırlar. Uzayda, bu tür boşaltım işlemlerine yardımcı olacak bir yerçekimi bulunmaz. Bu sorunun nispeten basit bir çözümü vardı: Mürettebat üyeleri, pompayı devreye sokmak (hazırlamak) için yeterli suyu sisteme eklememişlerdi. Suyu tamamlayıp eksikliği giderdikten sonra sistem, amaçlandığı şekilde çalışmaya başladı. Astronotlar, bu küçük zaferi Perşembe günü basın mensuplarıyla gerçekleştirdikleri sanal bir röportaj sırasında kutladılar. Koch, “Kendime ‘uzay tesisatçısı’ deme hakkına sahip olduğum için gurur duyuyorum,” dedi. “Her şeyin yolunda olduğu ortaya çıktığında hepimiz derin bir nefes alıp rahatladık. Başlangıçta, motorun işleyişini bozan potansiyel bir engel olabileceğini düşünmüştük.” ‘En önemli ekipman parçası’ Uzay aracı tuvaleti, belki de dünyevi konforlara değer veren astronotların en çok kıymet verdiği uzay uçuşu imkânıdır. Koch, Perşembe günü Orion'dan yaptığı canlı bağlantı sırasında, "Şunu söylemeyi severim: Bu, muhtemelen araçtaki en önemli ekipman parçasıdır," diye ekledi. Orion'ın tuvaletinin arızalanması üzerine astronotlar, 20. yüzyılın ortalarındaki derin uzay kâşiflerinin kullandığı bir yönteme başvurmak zorunda kaldılar. Apollo döneminde astronotların bir tuvaleti yoktu. İhtiyaçlarını gidermek için tamamen torbalara bel bağlıyorlardı. Üstelik bu süreç her zaman hatasız işlemiyordu. Bir zamanlar gizli tutulan hükümet belgelerine göre; Thomas Stafford, John Young ve Eugene Cernan'ın Ay'ın yörüngesinde dolaştığı 1969 tarihli Apollo 10 görevi sırasında, görevin 6. gününde Stafford, kabinin içinde yüzen bir dışkı parçası olduğunu görev kontrol merkezine bildirdi. Cernan'ın bir başkasını fark etmesinden birkaç dakika önce, Stafford'ın kayıtlara geçen şu sözleri duyuluyordu: "Bana çabuk bir peçete ver." Cernan ise hemen ardından, "İşte bir tane daha, lanet olası bir bok daha," diye sesleniyordu. Astronotların, dışkıların torbalanması yönteminden nefret ettikleri herkesçe bilinen bir gerçektir. 2007 tarihli resmi bir NASA raporunda bu durum daha sonra şöyle ifşa edilmiştir: "Dışkı torbası sistemi ancak ucu ucuna işlevseldi ve mürettebat tarafından son derece 'tatsız' bir yöntem olarak nitelendirilmişti. Torbalar, o küçücük kapsülün içinde koku kontrolü sağlamıyordu; bu nedenle koku son derece baskındı." Orion mürettebatı da, tuvalet sorunlarını çözmek için uğraşırken, sıvı atıklar konusunda benzer bir sisteme bel bağlamak zorunda kaldı. "Katlanabilir Acil Durum İdrar Kabı" (Collapsible Contingency Urinal) ya da kısaca CCU olarak adlandırılan bu sistemle ilgili bir görseli, görevi evinden takip eden astronot Don Pettit, sosyal medya hesabından paylaştı. Orion'ın mirası Tuvalet sorunlarıyla boğuşan tek kapsül Apollo 10 kapsülü değildi. İlk astronotlu görevini 2020 yılında gerçekleştiren ve o tarihten bu yana bir düzineden fazla uçuşa imza atan SpaceX Crew Dragon kapsülü de hijyen sistemiyle ilgili çeşitli aksaklıklar yaşamıştı. Örneğin, 2021 yılında gerçekleşen bir Crew Dragon uçuşu sırasında SpaceX, idrarı depolama tankına aktarmakla görevli bir borunun yapıştırıldığı yerden söküldüğünü ve bunun sonucunda kapsülün zemin kısmında idrar sızıntısından kaynaklanan dağınık bir kirliliğin oluştuğunu tespit etti. Bu durum, astronotların yedek iç çamaşırlarına —ki bunlar aslında yetişkinler için tasarlanmış bezlerden ibaretti— başvurmak zorunda kalmalarına yol açtı. NASA'nın şu anki yöneticisi ve milyarder teknoloji girişimcisi Jared Isaacman, 2022 yılında Crew Dragon aracıyla, "Inspiration4" adını taşıyan üç günlük bir uçuş da gerçekleştirmişti. Bu uzay uçuşu sırasında, araçtaki tuvaletle ilgili bir sorunu gidermesi gerekmişti. Ancak Isaacman'ın o dönemde CNN'e aktardığına göre, söz konusu sorun, kabin içinde havada süzülen başıboş atıkları içermiyordu. Onlarca yıllık tuvalet geliştirme çalışmaları, Artemis II astronotlarının kullandığı Orion aracındaki sisteme temel oluşturdu. NASA, bu teknolojiyi test edip doğrulamak amacıyla, Dünya'dan yalnızca birkaç yüz mil yükseklikte yörüngede bulunan Uluslararası Uzay İstasyonu'na da benzer bir sistem yerleştirdi. Collins Aerospace, 2015 yılında imzalanan ve Orion uzay aracı için Evrensel Atık Yönetim Sistemi (UWMS) olarak bilinen teknolojiyi tasarlama ve uyarlama amacı taşıyan, yaklaşık 30 milyon dolarlık bir sözleşmeye sahiptir. Üstelik bu sistem, Uzay Mekiği programının onlarca yıllık tuvalet teknolojisi birikimi üzerine inşa edilmiştir. Her iki sistemde de idrar kapsülün dışına tahliye edilirken, katı atıklar sıkıştırılarak mürettebatla birlikte Dünya'ya geri getirilir. Uzay tuvaleti, düzgün çalıştığı zamanlarda, kendine has avantajlar sunabilmektedir. Eski NASA astronotu Mike Massimino, CNN'e verdiği demeçte, "Arkadaşlarımdan biri, uzaydaki tuvaleti Dünya'dakine tercih ettiğini bile söylemişti," dedi. Ancak Massimino bu konuda o kadar da emin değil. "Dünya'daki tuvaletimi gerçekten özlüyorum; çünkü uzaydaki tuvalet kullanımı oldukça zahmetli bir süreç ve ortalığı kirletip dağınıklık yaratmamak adına hem dikkatli olmanız hem de arkadaşlarınıza karşı saygılı davranmanız gerekiyor," diye konuştu. "Ayrıca, insanların hastalanmasına yol açmak istemeyeceğinizden, her kullanım sonrasında arkanızı mutlaka temizlemelisiniz." NASA'nın Artemis programı, elli yılı aşkın bir süredir ilk kez insanları derin uzaya gönderiyor. Countdown bültenine kaydolarak, bu "dünya dışı" keşif görevleri gelişme gösterdikçe CNN Science'tan en güncel bilgileri alabilirsiniz. Kaynak: CNN
  22. Anadolu Ajansı 1920 Koşusu'nun kadınlarda kazananı Fenerbahçeli milli atletimiz Derya Kunur oldu.

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.