İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Bütün Eylemler

Bu akış otomatik olarak güncellenir

  1. Bugün

  2. Halle Berry, insanların neden 60 yaşını çalışmayı bırakma yaşı olarak gördüğünü anlamadığını söylüyor Ağustos ayında 60 yaşına girecek olan Halle Berry, henüz emekli olmayı planlamadığını belirtiyor. Sık sık film yapmaya devam edip etmeyeceğinin sorulduğunu ancak bırakmak için hiçbir neden görmediğini ifade ediyor. Berry, "Neden şimdi oturup tüm bunları bir kenara bırakayım ki; peki ya sonra?" diye soruyor. Halle Berry, 60'lı yaşlarına her zamanki azmiyle girdiğini ve henüz yavaşlama gibi bir planı olmadığını söylüyor. Oscar ödüllü oyuncu, "Making Space with Hoda Kotb" adlı podcast'in Çarşamba günkü bölümünde, yaşlanmayla ilgili canını sıkan konulardan birinin emekli olması yönündeki beklenti olduğunu dile getirdi. 14 Ağustos'ta 60 yaşına girecek olan Berry, programın sunucusu Hoda Kotb'a, insanların sık sık film yapmaya devam edip etmeyeceğini sorduğunu ve kendisinin bırakmak için hiçbir neden görmediğini anlattı. Berry, "İnsanlar aslında şöyle diyor: 'Ama çok şey başardın. Artık tüm bunları bırakıp bir köşeye çekilmenin ve sürekli bir tatile çıkmanın zamanı gelmedi mi?'" ifadelerini kullandı. Berry, pek çok kişinin emekliliği yıllarca süren sıkı çalışmanın ardından gelen doğal bir sonraki adım olarak gördüğünü, ancak kendisinin bunun tek yol olduğuna inanmadığını belirtti. Berry, "Tüm hayatım boyunca bu kadar sıkı çalışmışken —ki bu iş bana kendimi tam anlamıyla hissettirdi, kimliğimi doğruladı ve bir amaç duygusu kazandırdı— neden bunu isteyeyim ki?" dedi ve ekledi: "Neden şimdi oturup tüm bunları bir kenara bırakayım; peki ya sonra?" Berry, ileri yaştaki bireylerin emekli olması gerektiği yönündeki varsayımın, insanların yaşlandıkça kendilerini "görünmez" hissetmelerine yol açan unsurlardan biri olduğunu da ifade etti. Berry sözlerine şöyle devam etti: "Bizden yapacak başka bir şey bulmamız veya sanki hayat bir şekilde sona ermiş, artık bir değerimiz kalmamış ya da söyleyeceklerimiz artık önemli değilmiş gibi sürekli bir tatil modunda yaşamamız bekleniyor." Oyuncu, insanların yaşlandıkça sunabilecekleri şeylerin azaldığı fikrine katılmadığını da belirtti. "Benim için zor olan kısım bu; insanlar karşısında sürekli bununla mücadele etmek ve bu konuda onları susturmak zorunda kalmak," dedi. Bu, Berry'nin yaşlanmaya dair kalıplaşmış yargılara karşı çıkma konusundaki ilk konuşması değil. Berry, Şubat ayında "The Cut" dergisine verdiği bir röportajda, son filmi "Crime 101"deki orta yaşlı bir sigorta aracısı rolüyle bağ kurabildiğini ifade etti. Berry, The Cut'a şunları söyledi: "Ötekileştirildiğinizi ve değerinizin düştüğünü hissettiğiniz bir yaşa geliyorsunuz. Bunu iş yerinde hissediyorsunuz; toplumda hissediyorsunuz. Ancak ben, silinip gitmeme izin vermemeye kesin bir şekilde karar verdim." Yaşın işi bırakmak için bir neden olmadığını dile getiren tek ünlü isim Berry değil. Morgan Freeman, 90 yaşına yaklaşmasına rağmen emekli olmayı planlamadığını belirtti. Freeman, Kasım ayında AARP'ye verdiği röportajda, "Yaşlılıkla ilgili bir söz vardır: 'Hareket etmeye devam et'; bir de Clint Eastwood'un dediği gibi: 'İçindeki yaşlı adamın içeri girmesine izin verme'," ifadelerini kullandı. 79 yaşındaki Patti Smith de yaşlanmanın, çalışma isteğini yalnızca daha da güçlendirdiğini söyledi. Smith, Ocak ayında katıldığı bir podcast yayınında, "Yapacak çok işim, yapmak istediğim pek çok şey ve yazmak istediğim pek çok konu var," dedi. Kaynak: MSN
  3. Sinsi Tehlike Bardakta! Ferahlatıcı Diye İçtiğiniz 10 İçecek Vücudunuzu Çölleştiriyor! Sıcak bir yaz gününde serinlemek, yoğun bir antrenman sonrası güç toplamak ya da kışın şömine karşısında keyif yapmak... Elimiz her gittiğinde bizi ferahlatacağını düşündüğümüz o popüler içecekler, aslında vücudumuzu içten içe kurutuyor olabilir. Araştırmalar, hafif bir sıvı kaybının (%1,5) bile baş ağrısı, yorgunluk, zihinsel bulanıklık ve sıcak çarpması gibi ciddi yan etkilere yol açtığını gösteriyor. Peki, yarardan çok zarar getiren ve "susuzluk tuzağına" düşmenize neden olan o içecekler hangileri? İşte masum görünen ama vücudun su deposunu sömüren sinsi düşmanlar... İçecekler Vücudu Neden Susuz Bırakır? (3 Büyük Neden) Bir sıvının dehidrasyona (sıvı kaybına) yol açmasının arkasında üç temel biyolojik mekanizma yatar: Aşırı Şeker: Kan şekeri yükseldiğinde vücut, bu şekeri seyrelterek dışarı atmak için hücrelerdeki suyu çeker ve daha fazla idrar üretir. Kafein: Yüksek miktarda alındığında diüretik (idrar söktürücü) etki göstererek vücuttan su atılımını hızlandırır. Alkol: Vücudun su tutmasını sağlayan vazopressin (antidiüretik) hormonunun salgılanmasını baskılar ve böbrekleri aşırı çalışmaya zorlar. Su Kaybına Yol Açan 10 Popüler İçecek 1. Gazlı İçecekler (Kola ve Gazozlar) Amerikan kültürünün vazgeçilmezi olan bu içecekler tam bir dehidrasyon canavarıdır. 2. Kahve (Kafein Tuzağı) Günde 1-2 küçük fincan kahve su dengenize zarar vermez. Ancak kafein miktarı arttıkça işler değişir. Bilimsel veriler, kilogram başına 6 mg kafein alımının güçlü bir idrar söktürücü etki başlattığını gösteriyor. Büyük boy (Grande) filtre kahveler ve şekerli kahve türevleri vücudun nemini hızla tüketebilir. 3. Enerji İçecekleri ve Pre-Workout’lar Enerji patlaması yaşamak isterken kendinizi daha yorgun bulabilirsiniz; çünkü susuzluğun en büyük belirtisi yorgunluktur! Yüksek kafein ve aşırı şeker (örneğin bazı kutularda 63 grama kadar şeker) bir araya gelerek hücrelerdeki suyu adeta emer ve idrarla sodyum kaybını artırır. 4. Bira "Bira su yerine geçer" algısı tamamen bir yanılsamadır. Alkol, idrar söktürücü etkisiyle içtiğinizden daha fazla sıvıyı dışarı atmanıza neden olur. Araştırmalara göre, içilen her 200 ml bira karşılığında vücut 320 ml idrar atar. Yani aldığınız sıvıdan %60 daha fazlasını kaybedersiniz. 5. Şarap ve Sert İçkiler Viski, votka ve şarap gibi yüksek alkollü içecekler, biradan çok daha az sıvı hacmiyle çok daha yüksek alkol oranları barındırır. Bu durum, alkolü vücuttan atmak için gereken su miktarını karşılayacak sıvı girdisi olmadığı için dehidrasyon sürecini ve ertesi gün yaşanan "akşamdan kalmalık" (hangover) etkisini zirveye taşır. 6. Sporcu İçecekleri Elektrolit deposu olarak pazarlanan sporcu içeceklerinin sanıldığı kadar masum olmadığı ortaya çıktı. "İçecek Hidrasyon İndeksi" çalışmasında sporcu içecekleri sıvı dengesi sağlama konusunda sınıfta kalarak gazlı içeceklerin bile gerisinde yer aldı. Nedeni ise sodyum/potasyum dengesinin zayıf olması ve içerdikleri yoğun şekerdir. 7. Sıcak Kakao Kış aylarının vazgeçilmezi sıcak çikolata, ons başına gazlı içeceklerden %27 daha fazla şeker içerir (ortalama bir fincanda 33 gram). Bu yoğun şeker yükü aniden susama hissi yaratır. Sıcak kakao içtikten sonra mutlaka bir bardak su tüketmek gerekir. 8. Şekerli Buzlu Çaylar Sade çay makul miktarda tüketildiğinde susuz bırakmaz. Ancak marketlerde satılan veya kafelere özel hazırlanan şekerli buzlu çaylar (bazılarında 58 grama kadar şeker bulunur) kan şekerini aniden yükseltir. Vücut bu şekeri dengelemek için dokulardaki suyu kana çekerek dehidrasyona neden olur. 9. Limonata Su ve limon ikilisi son derece sağlıklıdır; fakat işin içine limonata yapımındaki devasa şeker oranları girdiğinde durum değişir. Popüler restoran zincirlerinin limonatalarında 55 ila 64 gram arasında şeker bulunabilmektedir. Bu da limonun tüm faydalarını gölgeleyerek vücudu nemsiz bırakır. 10. Meyve Suları Üzerinde "%100 doğal" yazsa bile meyve suları yüksek oranda fruktoz (meyve şekeri) içerir. Örneğin bir bardak üzüm suyunda 37 gram şeker vardır. Liflerinden ayrıştırılmış bu sıvı şeker, kan şekerini hızla dalgalandırarak vücuttaki su dengesini olumsuz etkiler. Bonus: Protein Tozları ve Shakeleri İçinde kafein, alkol ya da ilave şeker olmasa bile yüksek proteinli beslenmek vücudu susuz bırakabilir. Protein sindirilirken açığa çıkan üre azotunu böbreklerden süzüp atmak için vücut ekstra suya ihtiyaç duyar ve daha fazla idrara çıkar. Bu yüzden protein shake tüketirken yanında bol miktarda su içmek hayati önem taşır.
  4. Marcus Bingham Jr. Fenerbahçe’de! Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımımız, son olarak Unics Kazan forması giyen Amerikalı pivot Marcus Bingham Jr. (2.13cm - 2000) ile 2 yıllık anlaşmaya varmıştır. 2018-2022 yıllarında Amerika Kolej Ligi’nde Michigan State forması giyen Bingham Jr., 2023-24 sezonunda Hapoel Haifa ile anlaştı. Hapoel Holon döneminin ardından Kasım 2024’te Hapoel Tel Aviv’e transfer olan Amerikalı uzun, 2025 yılında EuroCup şampiyonluğu yaşadı. 2025-26 sezonunda VTB Ligi ekiplerinden Unics Kazan ile anlaşan Bingham Jr., Rusya temsilcisi ile 54 maçta 15.6 sayı, 7.1 ribaund, 1.0 asist, 1.4 top çalma istatistikleri ile oynadı. Bu anlaşmanın Kulübümüze ve Marcus Bingham Jr.’a hayırlı olmasını diliyor, 2026-27 sezonundan itibaren Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımımızın başarısı için mücadele edecek oyuncumuza Çubuklu formamızla nice başarılar diliyoruz.
  5. GECEDE 2 MİLYON ARABAYA SIZDILAR! Volvo’dan Tarihi Hamle: Hem Hayran Bırakan Teknoloji Hem de Ürküten Gerçekler! Volvo, tek bir gecede dünya genelindeki iki milyondan fazla aracına görünmez bir el uzattı ve her şeyi değiştirdi. 7 Temmuz itibarıyla başlayan kablosuz (OTA) güncellemeyle; servise gitmeye, yeni bir model almaya ya da günlerce beklemeye gerek kalmadan 2020 ve sonrası model tüm Volvo sahipleri araçlarında yerleşik Apple Music özelliğine kavuştu. Kulağa harika bir konfor müjdesi gibi gelen bu gelişme, aslında otomotiv dünyasında çok daha büyük ve ürpertici bir gücün kanıtı. Çünkü arabanız gece garajınızda sessizce yatarken, üretici firma onun tüm sinir sistemini uzaktan yeniden programlayabiliyor. İşte bu devrimsel gelişmenin perde arkasındaki büyüleyici teknoloji ve göz ardı edemeyeceğimiz o büyük riskler: Telefonunuz Aslında Hiçbir Zaman Gerçek Bir Müzik Sistemi Olmadı! Birçoğumuz arabada Apple CarPlay üzerinden müzik dinlerken en kaliteli sesi aldığımızı sanıyorduk. Büyük bir yanılgı içindeydik. Eski Sistem (Sıkıştırılmış Taklit): CarPlay kullanırken sesi telefonunuz çözer, sıkıştırır ve kabloyla ya da Bluetooth ile arabaya gönderir. Araba, hoparlörlerinden ne geçtiğini tam olarak bilemez. Yeni Sistem (Doğrudan Bağlantı): Yeni güncellemeyle Apple Music artık doğrudan aracın kendi bilgisayarında çalışıyor. Telefon aradan çıkıyor ve müzik, aracın ses donanımıyla doğrudan konuşuyor. Dolby Atmos ile Sinema Salonu Deneyimi Bu doğrudan bağlantı sayesinde Dolby Atmos Uzamsal Ses (Spatial Audio) teknolojisi nihayet arabalara taşındı. Ses, 128 farklı bağımsız kanaldan dağıtılarak arabanın içinde adeta üç boyutlu bir akustik evren yaratıyor. Madalyonun Karanlık Yüzü: Kamerayı Düzeltirken Freni Bozmak! İki milyon araca bir gecede muhteşem bir müzik sistemi yükleyebilen bu sihirli internet kanalı, geçtiğimiz yıl oldukça korkutucu bir senaryoya da sahne olmuştu. Temmuz 2025'te ABD Ulusal Otoyol Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA), binlerce elektrikli ve hibrit Volvo sahibine acil bir uyarı gönderdi: "Tek pedallı sürüş özelliğini kullanmayı derhal bırakın!" Yokuş aşağı giden araçların frenleri aniden tamamen devre dışı kalabiliyordu. İşin en ürkütücü kısmı ise şuydu: Fren sisteminde fiziksel hiçbir hata yoktu. Otomobil üreticisi, daha önce sadece geri görüş kamerasındaki ufak bir hatayı düzeltmek için kablosuz bir güncelleme göndermişti. Ancak birbirine sıkı sıkıya bağlı olan bu yazılım mimarisinde, kamera kodundaki bir satır hata, tamamen alakasız olan fren kontrol modülünü bozmuştu. Otomobilde Yeni Çağ: "Yazılım Tanımlı Araç" Ne Anlama Geliyor? Volvo, tüm araç portföyünü tek bir ortak yazılım altyapısı (Android Automotive OS) üzerine inşa ettiği için Mart ayında dünya genelinde "Seviye 5 Yazılım Tanımlı Araç" statüsüne ulaşan tek geleneksel üretici oldu. Bu sayede tek bir tuşla 2 milyon aracı güncelleyebiliyorlar. Ancak bu güç, diğer üreticiler için her zaman pürüzsüz işlemiyor: Mercedes-Benz: Rutin bir ekran güncellemesi, eski bir sorunu çözeceğine yeni bir arızaya yol açınca federal düzeyde geri çağırma kararı almak zorunda kaldı. Polestar: Yazılım entegrasyonu ve internet bağlantılı araç yönetmelikleri nedeniyle ABD pazarında satış yetkisini kaybetme noktasına kadar geldi. Sonuç: Artık "Bitmiş" Bir Araba Satın Almıyorsunuz Bugün bayiden aldığınız araba, 10 yıl öncesinde olduğu gibi fabrikadan çıktığı haliyle kalan statik bir makine değil. Siz bedelini ödeyip garajınıza koysanız bile, o araç artık üretici firmanın her an müdahale edebileceği, sürekli güncellenen (veya bozulabilen) yürüyen bir abonelik hizmeti. Yeni Apple Music güncellemesinin keyfini çıkarın; ancak arabanızın sadece müzik listelerini değil, hayati güvenlik mekanizmalarını da aynı görünmez kabloyla yönettiğini asla unutmayın! Kaynak: G
  6. Volvo Hibrit Modelleri hakkında her şey...
  7. Akıllı bir termostat, bir sıcak hava dalgası sırasında gerçekçi olarak ne kadar tasarruf sağlayabilir? Rekor kıran yaz sıcaklıkları, ülke genelindeki milyonlarca Amerikalı için artık bir istisna olmaktan çıkıp bir kurala —ve dolayısıyla tekrarlayan bir zorluğa— dönüşüyor. Sadece son birkaç hafta içinde tehlikeli derecede yüksek sıcaklıklar ülkenin büyük bir bölümünü etkisi altına aldı ve meteoroloji uzmanları birçok bölgede rekor sıcaklıkların görülebileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Üstelik ülkenin önemli bir kısmında gece saatlerinde bile sıcaklıklar düşmeyebiliyor; bu da klimaların günün her saati çalışmasına neden oluyor. Bu sıcak hava dalgaları ülkenin büyük bölümü için hava durumu uyarılarını beraberinde getirirken, ev sahipleri açısından rekor düzeydeki yaz sıcaklıkları istenmeyen bir sonucu daha tetikleyebiliyor: daha yüksek elektrik faturaları. Uzun süren sıcak hava dalgaları sırasında soğutma maliyetleri hızla artma eğilimindedir; çünkü iklimlendirme (HVAC) sistemleri, iç mekan sıcaklığını konforlu seviyelerde tutabilmek için normalden çok daha yoğun çalışmak zorunda kalır. Yüksek enflasyon ve artan günlük yaşam masrafları nedeniyle hane bütçelerinin hâlâ baskı altında olduğu bir dönemde, bu maliyetleri düşürmenin yollarını bulmak her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. Akıllı termostatların şu sıralar ilgi görmesinin nedenlerinden biri de budur. Bu cihazlar, soğutma sistemlerinin daha verimli çalışmasını sağlamayı ve gereksiz enerji tüketimini azaltmayı vaat ediyor; ancak üreticilerin duyurduğu tasarruf oranları, ev sahiplerinin gerçek hayatta deneyimledikleri sonuçları her zaman tam olarak yansıtmayabiliyor. Peki, bir sıcak hava dalgası sırasında akıllı bir termostata geçerek gerçekçi bir beklentiyle ne kadar tasarruf edebilirsiniz? Akıllı bir termostat, bir sıcak hava dalgası sırasında gerçekçi olarak ne kadar tasarruf sağlayabilir? Akıllı bir termostat, soğutma maliyetlerinizi kesinlikle düşürebilir. Araştırmalar bunu defalarca kanıtlamıştır. Ancak elektrik faturanızda elde edeceğiniz tasarruf miktarı; evinizin enerji verimliliği, yerel elektrik tarifeleri, evde ne kadar vakit geçirdiğiniz ve termostatınızı şu anda nasıl yönettiğiniz gibi çeşitli faktörlere bağlıdır. Bununla birlikte, birçok akıllı termostat üreticisi, ev sahiplerinin toplam enerji maliyetlerini %8 ila %26 oranında azaltabileceğini öne sürmektedir. Ancak bağımsız araştırmalar genellikle daha temkinli bir tablo çizmekte ve birçok çalışma, ortalama tasarrufun %10 ila %15 civarında olduğunu göstermektedir. Aşırı sıcakların uzun sürdüğü ve soğutma maliyetlerinin zirve yaptığı dönemlerde bu oran yine de kayda değer bir tasarruf anlamına gelir. Örneğin, bir sıcak hava dalgası sırasında aylık elektrik faturanız 300 dolara çıkarsa ve bu faturanın kabaca yarısı klima kullanımından kaynaklanıyorsa, toplam soğutma maliyetiniz yaklaşık 150 dolar olacaktır. Bu soğutma masraflarını %10 ila %15 oranında azaltmak, sadece o ay için yaklaşık 15 ila 22,50 dolarlık bir tasarruf anlamına gelir. Ancak akıllı termostatların tasarruf sağlamasının temel nedeni, klimanızı daha verimli hale getirmeleri değildir. Bunun yerine, gereksiz soğutmayı ortadan kaldırmaya yardımcı olurlar. Otomatik programlama, ortamda insan varlığını algılayan sensörler, akıllı telefon kontrolleri ve öğrenme algoritmaları gibi özellikler; evde kimse yokken veya herkes uyurken sisteminizin çalışma süresini azaltabilir. En büyük tasarruf genellikle termostatlarını günün her saatinde aynı sıcaklıkta bırakan ev sahiplerinde görülür. Evden çıkarken veya gece yatarken sıcaklık ayarlarını zaten düzenli olarak değiştiriyorsanız, akıllı termostatla elde edeceğiniz potansiyel tasarruf beklenenden daha düşük olabilir. Ev masraflarını düşürmeye çalışıyorsanız akıllı termostat satın almaya değer mi? Akıllı termostat elektrik faturasından tasarruf etmenize yardımcı olabilir ancak bu ücretsiz bir çözüm değildir; bir maliyeti vardır. Yani, akıllı termostatın bütçeniz açısından mantıklı bir yatırım olup olmadığı büyük ölçüde mevcut alışkanlıklarınıza, HVAC (ısıtma, havalandırma ve klima) sisteminize ve evinizde ne kadar süre kalmayı planladığınıza bağlıdır. Birçok kaliteli akıllı termostatın kurulum öncesi fiyatı 100 ila 300 dolar arasındadır. Bazı ev sahipleri kurulumu kendileri yapabilse de, diğerleri termostat montajı için profesyonel yardıma ihtiyaç duyabilir; bu da ek bir masraf anlamına gelir. Neyse ki birçok enerji şirketi, başlangıç maliyetini düşürebilecek ve yatırımı daha cazip hale getirebilecek geri ödeme veya teşvikler sunmaktadır. Yine de, soğutma masrafları yüksek olan haneler için yatırımın kendini amorti etme süresi nispeten kısa olabilir. Eğer bir termostat, klimanın yoğun kullanıldığı dönemlerde ayda 20 ila 30 dolar tasarruf sağlıyorsa, bu tasarruf satın alma maliyetini birkaç yıl içinde —veya teşviklerden yararlanılması durumunda bazen daha kısa sürede— karşılayabilir. Finansal faydalar sadece aylık enerji faturanızla sınırlı değildir. HVAC sisteminizi daha az sıklıkla çalıştırmak, pahalı bileşenlerdeki aşınma ve yıpranmayı azaltabilir; bu da potansiyel olarak onarım maliyetlerini düşürüp ekipmanınızın ömrünü uzatabilir. Merkezi bir klima sistemini yenilemenin kolayca birkaç bin dolara mal olabileceği düşünüldüğünde, sistemin ömrünü korumaya yardımcı olan her türlü önlem, uzun vadede önemli bir değer yaratabilir. Bununla birlikte, ev sahipleri akıllı bir termostatın yüksek fatura sorunlarını tek başına çözmesini beklememelidir. Evinizde yetersiz yalıtım, hava sızdıran kanallar, eskiyen pencereler veya verimsiz, eski bir klima sistemi varsa, bu sorunların enerji maliyetleri üzerinde çok daha büyük bir etkisi olacaktır. Böyle durumlarda, akıllı termostatı diğer verimlilik iyileştirmeleriyle birleştirmek genellikle en iyi finansal getiriyi sağlar. Özetle Akıllı termostat, aşırı sıcak hava dalgaları sırasında hızla yükselen faturalar için sihirli bir çözüm değildir; ancak birçok ev sahibi için değerli bir yatırım olabilir. Üreticilerin iddiaları genellikle büyük tasarruflara vurgu yapsa da, daha gerçekçi bir beklenti; daha iyi sıcaklık yönetimi ve sistemin daha az çalışması sayesinde ısıtma ve soğutma maliyetlerini yaklaşık %10 ila %15 oranında düşürmektir. Uzun süreli aşırı sıcaklarda yüksek elektrik faturalarıyla karşı karşıya kalan haneler için bu tasarruflar aydan aya önemli bir birikim oluşturabilir. Ayrıca enerji şirketi teşvikleri, iyi bir yalıtım ve düzenli HVAC (ısıtma, havalandırma ve klima) bakımıyla birleştirildiğinde, akıllı termostat hem evinizi hem de bütçenizi daha rahat bir seviyede tutmaya yönelik kapsamlı bir stratejinin parçası haline gelebilir. Kaynak: CBS
  8. Belediye Başkanı: Ukrayna, Moskova'yı 200 İHA ile hedef alan büyük çaplı bir saldırı düzenledi Kiev'in Rusya'nın içlerine yönelik gece saatlerinde gerçekleştirdiği uzun menzilli saldırı kampanyası sürerken, Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin, Çarşamba gecesinden Perşembe sabahına kadar Moskova'ya doğru en az 200 Ukrayna insansız hava aracının (İHA) fırlatıldığını açıkladı. Sobyanin, Telegram üzerinden yaptığı paylaşımda, Çarşamba akşamından Perşembe günü yerel saatle 09.00'a kadar "Moskova bölgesine doğru 200'den fazla İHA'nın uçtuğunu" ve bunların çoğunun hava savunma sistemleri tarafından uzaktayken etkisiz hale getirildiğini belirtti. Belediye başkanı, on İHA'nın ise "Moskova'ya yaklaşırken imha edildiğini" ifade etti. Rusya Savunma Bakanlığı, güçlerinin gece boyunca en az 375 Ukrayna İHA'sını düşürdüğünü açıkladı. Bakanlık, Telegram'daki paylaşımında; İHA'ların Moskova dahil 18 Rus bölgesinin yanı sıra Kırım, Karadeniz ve Azak Denizi üzerinde durdurulduğunu bildirdi. Ukrayna, son aylarda büyük Rus şehirlerini, Rus petrol altyapısını ve askeri/lojistik hedefleri vurarak —Kiev'in "uzun menzilli yaptırımlar" olarak adlandırdığı— İHA harekatını önemli ölçüde genişletti. Zelenski'nin danışmanı: 'Trump kazananı sever'; Ukrayna'nın zaferleri daha fazla ABD desteği anlamına gelebilir Sobyanin'in raporları, bu haftanın başkent çevresindeki Rus hava savunma sistemleri için özellikle yoğun geçtiğini gösteriyor. Belediye başkanı Perşembe günü itibarıyla, son yedi gün içinde Moskova'ya doğru uçan 1.200'den fazla Ukrayna İHA'sı olduğunu ve bunlardan en az 191'inin şehre yaklaşırken düşürüldüğünü bildirmişti. Rusya Savunma Bakanlığı yalnızca durdurduğunu iddia ettiği Ukrayna İHA'larının ve diğer mühimmatların sayısını yayınlıyor. Sobyanin ise başkente doğru ilerleyen Ukrayna İHA'larının düşürüldüğü bildirildiğinde anlık açıklamalar yapıyor. ABC News, hem bakanlığın hem de belediye başkanının verdiği rakamları bağımsız olarak doğrulayamıyor. Ancak bu tür raporların artan ölçeği ve sıklığı, Ukrayna'nın Rusya içindeki hedefleri vurma konusundaki artan kapasitesinin ve istekliliğinin bir göstergesi olarak görülebilir. ABC News tarafından derlenen ve analiz edilen Telegram paylaşımlarına göre Sobyanin, bu yıl şu ana kadar Moskova'ya yaklaşırken 1.420 Ukrayna İHA'sının düşürüldüğünü bildirdi. Buna karşılık, 2025 yılı genelinde Sobyanin şehir yakınlarında sadece 734 Ukrayna İHA'sının düşürüldüğünü bildirmişti. Veriler, Ukrayna'nın Moskova ve Rusya genelindeki insansız hava aracı (İHA) saldırılarını rekor seviyelere çıkardığını gösteriyor Moskova'nın Ukrayna'ya yönelik topyekün işgal harekatını başlatmasından bu yana geçen dört yılı aşkın sürenin ardından, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Kiev'in savaşı Rus topraklarına taşıma niyetini açıkça ortaya koydu. Başlıca hedefler arasında Moskova ve "ikinci başkent" olarak anılan St. Petersburg yer aldı. Zelenski Mayıs ayında Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, "Rusya'nın savaşı uzatmasına ve şehirlerimiz ile yerleşim yerlerimize yönelik saldırılarına verdiğimiz karşılıklar tamamen haklıdır," ifadelerini kullandı. Zelenski ayrıca, "Moskova bölgesi, Rusya'nın hava savunma sistemlerinin en yoğun olduğu yer. Ancak biz bu savunmayı aşıyoruz," diye ekledi. Ukrayna'nın Çarşamba gecesi gerçekleştirdiği saldırıların, stratejik bombardıman uçakları da dahil olmak üzere Rusya'nın uzun menzilli hava unsurları için kilit bir merkez olan Saratov'daki Engels-2 hava üssünü de hedef aldığı bildirildi. Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi bünyesinde faaliyet gösteren Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin başkanı Andriy Kovalenko, Telegram'da yaptığı paylaşımda "Engels yanıyor," dedi. Bu arada Rusya Federal Hava Taşımacılığı Ajansı (Rosaviatsiya), gece boyunca süren saldırılar sırasında Saratov havalimanında geçici uçuş kısıtlamaları getirildiğini duyurdu. Nijni Novgorod, Penza, Samara, İvanovo, Yaroslavl, Çerepovets ve Gelencik havalimanlarında da kısıtlamalar uygulandı. Rosaviatsiya, Moskova'daki dört uluslararası havalimanından yapılan uçuşlara da gece boyunca geçici kısıtlamalar getirildiğini belirtti. Belediye başkanı düzinelerce Ukrayna İHA'sının Moskova'yı hedef aldığını açıkladı; Zelenski daha fazla saldırı sözü verdi Rusya, Ukrayna'ya yönelik uzun menzilli saldırı harekatını sürdürdü. Ukrayna Hava Kuvvetleri Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, Rusya'nın gece saatlerinden Perşembe sabahına kadar ülkeye 18 füze ve 146 İHA fırlattığını; bunlardan 12 füze ve 129 İHA'nın ya etkisiz hale getirildiğini ya bastırıldığını ya da hedeflerine ulaşamadığını bildirdi. Hava Kuvvetleri, altı füze ve 16 İHA'nın 15 farklı noktaya isabet ettiğini belirtti. Zelenski Telegram'daki paylaşımında, Kiev'e düzenlenen bir Rus füze saldırısında en az iki kişinin hayatını kaybettiğini ve beş kişinin yaralandığını ifade etti. Zelenski, hedef alınan diğer bölgeler arasında Harkiv, Sumi, Zaporijya, Vinnıtsya, Jıtomır, Mıkolayiv ve Donetsk'in bulunduğunu kaydetti. Zelenski, "Moskova balistik füzelerle teröre başvuruyor ve saldırılarını sürdürüyor," diye yazdı. Kaynak: ABC
  9. FIFA Dünya Kupası finali: Tarih, saat, devre arası gösterisi, tahmin ve Trump 2026 FIFA Dünya Kupası finali Pazar günü oynanacak ve Avrupa'nın en üst sıradaki takımı İspanya ile Güney Amerika'nın bir numaralı ekibi Arjantin'i karşı karşıya getirecek. İspanya koleksiyonuna ikinci bir dünya şampiyonluğu eklemeye çalışırken, Arjantin dördüncü kupasını kazanmayı hedefliyor. İşte şampiyonluk mücadelesi hakkında bilmeniz gereken her şey: 2026 Dünya Kupası finali ne zaman? İspanya ile Arjantin arasındaki Dünya Kupası finali 19 Temmuz Pazar günü yapılacak. İspanya ve Arjantin en son ne zaman karşılaştı? İspanya ve Arjantin en son 27 Mart 2018'de Madrid'deki Wanda Metropolitano Stadyumu'nda oynanan uluslararası bir hazırlık maçında karşı karşıya gelmişti. İspanya maçı 6-1 kazanmıştı. Dünya Kupası finali saat kaçta başlayacak? Maç, yerel saatle 15.00'te (GMT ile 19.00'da) East Rutherford, New Jersey'de başlayacak. Final nerede oynanacak? Dünya Kupası finali, iki Ulusal Futbol Ligi (NFL) takımına —New York Giants ve New York Jets— ev sahipliği yapan MetLife Stadyumu'nda oynanacak. Dünya Kupası için stadyumun adı geçici olarak New York-New Jersey Stadyumu olarak değiştirildi. Bu devasa çok amaçlı stadyum, futbol maçlarında 82.500 seyirci kapasitesine sahip. Tesis ayrıca 2025 FIFA Kulüpler Dünya Kupası finaline ve her iki yarı final maçına da ev sahipliği yapmıştı. ABD Başkanı Donald Trump finale katılacak mı? FIFA, Donald Trump'ın 2026 Dünya Kupası finaline katılacağını şimdiden doğruladı. ABD başkanının kupayı kazanan takıma takdim etmesi bekleniyor. Devre arası gösterisi olacak mı? Organizasyon tarihinde ilk kez, Dünya Kupası finalinde Super Bowl tarzı bir devre arası gösterisi yapılacak. Madonna, Justin Bieber, Shakira, BTS, Burna Boy, Gustavo Dudamel ve Coldplay eşliğinde PS22 Korosu gibi eğlence dünyasının yıldızları sahne alacak. Gösterinin yaklaşık 11 dakika sürmesi ve devre arası molasının 30 dakikaya kadar uzatılması bekleniyor. Ayrıca, final maçı öncesinde, başlama vuruşundan 90 dakika önce bir kapanış töreni gerçekleştirilecek. Törende Tom Cruise, Robbie Williams ve Nicole Scherzinger gibi isimlerin sahne alması bekleniyor. İspanya - Arjantin maçı için tahmin nedir? Opta'nın süper bilgisayarı, İspanya'nın finali normal sürede kazanma ihtimalini yüzde 45,1 olarak hesaplarken, Arjantin'in kazanma ihtimalini yüzde 29,4 olarak öngörüyor. Maçın uzatmalara –veya muhtemelen penaltılara– kalma ihtimali ise yüzde 25,4. 2030 Dünya Kupası nerede düzenlenecek? Bir sonraki turnuva Fas, İspanya ve Portekiz'de gerçekleştirilecek. Finalin oynanacağı şehir henüz kesinleşmemiş olsa da, Madrid en güçlü aday konumunda. Turnuvanın 100. yıl dönümü kutlamaları kapsamında; 1930'daki ilk turnuvaya ev sahipliği yapan Uruguay'ın yanı sıra Arjantin ve Paraguay'da da birer "yüzüncü yıl maçı" oynanacak. Kaynak: AJ
  10. Final İspanya - Arjantin 19 Temmuz Pazar 14.00 (ABD) - TSİ 22:00
  11. Üçüncülük maçı Fransa - İngiltere 18 Temmuz Cumartesi 16.00 (ABD) - TSİ 00:00
  12. VNL Erkekler 3. hafta Bugünkü Maçlar: Belçika: 0 - İtalya: 3 Japonya: 3 - Kanada: 2 İran: - Almanya: Sırbistan: - Ukrayna: Çin: - Fransa: ABD: - Brezilya: Küba: - Arjantin:
  13. 2007 yılında Lionel Messi, fotoğraf çekimi için bir bebeği kucağına aldı. O bebek büyüyünce İspanyol futbol yıldızı Lamine Yamal oldu! 19 yıl sonra Lionel Messi ve Lamine Yamal, İspanya ile Arjantin arasındaki 2026 FIFA Dünya Kupası Finalinde karşı karşıya gelecek! Bu internette yayılan haberin yarısı doğru, yarısı ise sosyal medya abartısı. İşte işin aslı ile sosyal medyadaki kurgunun ayrıldığı noktalar: 1. 2007 Yılındaki Fotoğraf Çekimi: %100 DOĞRUBir film senaryosu gibi gelse de, Lionel Messi 2007 yılında gerçekten de bebek Lamine Yamal'ı kucağında tuttu. Arka Plan: Aralık 2007'de, henüz 20 yaşındaki Lionel Messi, İspanyol gazetesi Diario Sport ve UNICEF tarafından ortaklaşa düzenlenen hayır amaçlı bir takvim çekimine katıldı. Nasıl Gerçekleşti? Yamal’ın ailesi, Rocafonda mahallesinde düzenlenen bir çekilişi kazanarak bir Barça oyuncusuyla fotoğraf çektirme hakkı elde etti. Tamamen şans eseri, karşılarına Messi çıktı. Yıllar Sonra Ortaya Çıkışı: Fotoğrafı çeken Joan Monfort, o gün plastik küvette yıkadıkları bebeğin Yamal olduğunu bilmiyordu. Gerçek, Yamal'ın babasının Temmuz 2024'te Instagram'da "İki efsanenin başlangıcı" açıklamasıyla fotoğrafı paylaşmasıyla ortaya çıktı. 2. 2026 Dünya Kupası Finali Eşleşmesi: YANLIŞ / SPEKÜLASYONİddianın ikinci kısmı ise doğru değil. Söylentinin Kaynağı: Bu iddia muhtemelen, son Avrupa Şampiyonu (İspanya) ile Copa América Şampiyonu'nu (Arjantin) karşı karşıya getiren dev maç Finalissima ile karıştırılmasından kaynaklanıyor. Her iki takım da Temmuz 2024'te kendi kıta kupalarını kazandığı için, Messi ve Yamal'ın bu turnuvada karşılaşması zaten kesinleşmişti. Dünya Kupası Gerçeği: Futbolseverler 2026 Dünya Kupası finalinde sinematik bir İspanya - Arjantin eşleşmesi görmeyi her ne kadar çok isteseler de, iki takımın finalde "kesin olarak karşı karşıya geleceğini" iddia etmek tamamen bir spekülasyondan ya da sosyal medyada etkileşim almak için üretilmiş bir kurgudan ibaret.
  14. Nvidia CEO'su Jensen Huang, Sega'nın sipariş ettiği bir çipi teslim edememesi nedeniyle iflasın eşiğine gelen Nvidia'yı 1995 yılında yaptıkları 5 milyon dolarlık yatırımla kurtaran eski Sega CEO'su Shoichiro Irimajiri ve oyun tasarımcısı Yu Suzuki ile Tokyo'da bir araya geldi.
  15. ŞARJ KABLOSUNU UNUTUN! Hyundai Havadan Bedava Elektrik Üreten Çılgın Teknolojisini Açıklama Hazırlığında! Günümüz elektrikli araçları teknolojiyle dolup taşıyor ancak bu durum devasa bir sorunu da beraberinde getiriyor: Aşırı ağır bataryalar ve sürekli biten menzil. Otomotiv devleri bu sorunu çözmek için milyarlar harcarken, Hyundai dâhice bir fikirle çıkageldi. Güney Koreli üretici, rüzgarı doğrudan elektriğe dönüştürecek yeni bir sistemin patentini aldı! İşte elektrikli araç dünyasında kartları yeniden dağıtacak olan "Araç Rüzgar Enerjisi Üretim Sistemi" ve detayları: Bu Sistem Nedir ve Nasıl Çalışıyor? Aslında fikir çok tanıdık: Otomobilin önüne yerleştirilen rüzgar türbinleri. Hyundai, aracın ön ızgarasının arkasına gizlenmiş, tıpkı eski pop-up (açılıp kapanan) farlar gibi çalışan hareketli hava kanalları tasarladı. Sistem şu şekilde işliyor: Rüzgarı Yakala: Araç hareket halindeyken oluşan hava akımı, açılan kanallardan içeri giriyor. Türbini Döndür: Bu rüzgar, ön kısma gizlenmiş küçük ama etkili rüzgar türbinlerini döndürmeye başlıyor. Elektriğe Dönüştür: Dönüşten elde edilen alternatif akım (AC), sistemdeki dönüştürücüler sayesinde doğru akıma (DC) çevriliyor ve doğrudan aracın bataryasını şarj ediyor. "Peki, Rüzgar Direnci Aracı Yavaşlatmaz mı?" Fiziğin temel kuralları gereği, yüksek hızlarda rüzgara karşı bir türbin açmak aracı yavaşlatır ve motorun daha fazla enerji harcamasına neden olur. Ancak Hyundai mühendisleri bunu da düşünmüş. Sistem sürekli aktif olmayacak; sadece en verimli olduğu anlarda devreye girecek: Tıpkı fren yaptığınızda enerjiyi geri kazanan rejeneratif frenleme sistemi gibi, bu rüzgar sistemi de normalde boşa gidecek olan yavaşlama enerjisini (ve rüzgar kuvvetini) bataryaya geri yükleyecek. Neden Bu Teknoloji Ezber Bozar? Bedava Menzil: Şehir içi trafikte dur-kalk yaparken ya da otoyolda yavaşlarken bataryanız kendi kendini şarj edecek. Gizli ve Şık Tasarım: Dışarıdan bakıldığında çirkin rüzgar gülleri görmeyeceksiniz; her şey tamponun altındaki akıllı kanallarda gizli olacak. Basit ve Mantıklı: Karmaşık hibrit motorlar yerine, doğanın en eski enerji kaynağını (rüzgarı) en modern teknolojiyle birleştiriyor. Elbette bu minik türbinler bataryanızı sıfırdan yüzde yüze doldurmayacak. Ancak sıkışık trafikte veya uzun yolda size fazladan kazandıracağı kritik birkaç kilometre, yolda kalıp çekici beklemek ile en yakın şarj istasyonuna ulaşmak arasındaki farkı belirleyebilir. Hyundai'nin bu akıllı patenti, yakın gelecekte elektrikli araçlarda standart bir donanım haline gelebilir! Kaynak: G
  16. FUTBOLUN İLAHİ ADALETİ: ARJANTİN İNGİLTERE’Yİ SAHADAN SİLDİ, BELLINGHAM’IN KISKANÇLIK MASKESİ DÜŞTÜ! Futbol tarihi, sadece kupaları ve golleri değil; kibir ile adanmışlığın, taktiksel çaresizlik ile dehanın karşı karşıya geldiği o kırılma anlarını da yazar. Bugün oynanan ve futbol dünyasının nefesini kesen İngiltere - Arjantin yarı final mücadelesi, tam olarak bu tarihi anlardan birine sahne oldu. Sahada futbol adına yazılan destan, tribünlerdeki ve ekran başındaki milyonlarca futbolseverin hafızasına kazınırken, arkasında tek bir gerçeği bıraktı: Arjantin köküne kadar, tırnaklarıyla kazıyarak futbol oynadı; İngiltere ise sahada kelimenin tam anlamıyla diz çöktü. 1. Taktiksel Çaresizliğin Portresi: Messi’yi Durduramayan "Yıldızlar" Topluluğu Maçın başlama düdüğüyle birlikte sahada ne yapacağını bilen, birbirine kenetlenmiş bir Arjantin ile ne yapacağını şaşırmış, milyon sterlinlik yıldızlardan kurulu panik içindeki bir İngiltere vardı. İngiliz teknik heyetinin maç öncesi yaptığı tüm büyük planlar, Lionel Messi’nin sahaya adım atmasıyla daha ilk dakikalarda çöktü. Maç boyunca göze çarpan en net durum, İngiltere’nin yaşadığı derin acizlik ve çaresizlikti. Plan Eksikliği: İngiltere, Messi'yi durduracak ne bir alan savunması ne de etkili bir adam adama markaj üretebildi. Taktiksel Dağılma: Messi her topu ayağına aldığında İngiliz savunmasının yaşadığı panik, koskoca bir futbol ekolünün nasıl bir gecede sıradanlaştığını gösterdi. Orta Saha Çöküşü: Arjantin orta sahasının dinamizmi karşısında İngiliz oyuncular sadece gölge takibi yapabildi. 2. "FİFA Kayırıyor" Balonunun Patladığı An Bu tarihi maçtan önce, sosyal medyada ve spor medyasının taraflı köşelerinde sıklıkla üretilen kirli bir algı vardı: "FIFA, Arjantin'i ve Messi'yi kolluyor." Ancak bugün sahada oynanan 90 dakika, bu ucuz bahanelerin ve komplo teorilerinin üzerine adeta bir çığ gibi çöktü. Arjantin, rüzgarı arkasına alarak değil, rüzgara karşı yürüyerek nasıl devleşileceğini herkese kanıtladı. Sahadaki mücadele o kadar temiz, o kadar kusursuz ve o kadar domine ediciydi ki, hakem kararlarının arkasına sığınacak tek bir açık kapı bile kalmadı. Arjantin, İngiltere'yi lobilerle veya masa başı oyunlarıyla değil; presle, pasla, yürekle ve saf futbol yeteneğiyle dize getirdi. Bugün itibarıyla "FIFA desteği" argümanı tamamen tarihin çöplüğüne gömülmüştür. Sahada konuşan tek bir güç vardı: Futbolun kendisi. 3. Jude Bellingham’ın Maskesi Düştü: Kaybedenin Kıskançlık Çırpınışları Maçın ardından gözler elbette İngiltere’nin genç yıldızı Jude Bellingham’ın üzerindeydi. Ancak Bellingham’ın yeşil sahadaki etkisiz performansını, maç sonu açıklamalarındaki yakışıksız tavırlarıyla gölgeleme çabası futbol kamuoyunda büyük bir şaşkınlık yarattı. Bellingham’ın Arjantin ve Messi’nin başarısını küçümseyen, adeta yenilgiyi hazmedemeyen o kibirli açıklamalarının arkasında yatan tek bir duygu var: Saf kıskançlık. Bellingham Neden Bu Kadar Öfkeli? Liderlik Sınavından Kalması: Bellingham, kendisinin "dünyanın en iyisi" olarak taçlandırılmasını beklerken, gerçek bir liderin (Messi'nin) baskı altında nasıl devleştiğini sahada en önden izlemek zorunda kaldı. Gölgede Kalmanın Acısı: Genç yaşına ve şişirilmiş piyasa değerine rağmen, Messi'nin oyun kurucu zekasının ve karizmasının gölgesinde kalmak, Bellingham'ın egosuna ağır bir darbe vurdu. Çaresizliğin İtirafı: Sahada ayaklarıyla konuşamayan Bellingham, çareyi mikrofon başında Arjantin’in emeğine dil uzatmakta buldu. Ancak bu ucuz polemikler, onun sadece ne kadar büyük bir hayal kırıklığı ve kıskançlık içinde olduğunu tescilledi. Son Söz: Hak Edilmiş Bir Zafer, Kabul Edilmesi Gereken Bir Gerçek Bugün futbol dünyası bir kez daha doğrunun ve hak edenin yanında saf tuttu. İngiltere, kibirli futbol anlayışının ve "kupa evine dönüyor" masallarının sahada hiçbir karşılığı olmadığını acı bir tecrübeyle öğrendi. Arjantin ise futbolun adaleti olduğunu, son düdüğe kadar savaşanların kazandığını tüm dünyaya bir kez daha ilan etti. Bellingham ve onun gibi yenilgiyi hazmedemeyenler ne söylerse söylesin; tarih bugün sahada İngiltere’yi çaresiz bırakan o muazzam Arjantin ruhunu yazmaya devam edecek. Bu maç Messi'nin o inanılmaz ortaları yani kesişleriyle 5-1 bitebilirdi. Arjantin direkleri dövdü.
  17. Litvanya şimşeği Kaunas'a çakıyor. NBA'i bıraktı Avrupa2ya döndü... NBA tarihindeki en skorer Litvanyalı oyuncu Jonas Valanciunas, Zalgiris ile 2 yıllık sözleşme imzalıyor!
  18. Basketbol da Ay-Yıldızlılarımız Çeyrek Finalde! 20 Yaş Altı Ümit Erkek Milli Takımımız, FIBA 2026 20 Yaş Altı Erkekler Avrupa Şampiyonası Son 16 Turunda Litvanya’yı geçerek adını Çeyrek Finale yazdırdı. Millilerimiz Çeyrek Finalde 16 Temmuz Perşembe günü Slovenya ile karşılaşacak.
  19. Galibiyetin ardından Mehmet Akif Üstündağ bir açıklama yaptı:
  20. Voleybol Dünyası bugün Türkiye'nin Sırbistan zaferini sayfalarına taşıdı TÜRKİYE SIRBİSTAN'I 3-0 YENDİ! Türkiye, Belgrad'daki 1. günü ev sahibi Sırbistan'ı 3-0 yenerek tamamladı. Maç özetleri yakında!
  21. Dün

  22. FİLENİN EFELERİ GALİBİYETLE BAŞLIYOR! Filenin Efeleri ev sahibi Sırbistan’ı 3-0 yenerek Voleybol Milletler Ligi üçüncü haftasına galibiyetle başlıyor!

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.