KÜRTLER ARASINDA BÖLÜNME
#1 Misafir_demirefe_*
Gönderi Tarihi: 14 Mart 2010 - 21:16
Seçim yaklaşırken AB ülkelerinde radikal değişimler gözleniyor. Avrupa'da PKK 'ya operasyonlar yapılırken, operasyonlarda Türk polislerinin de olduğu iddia ediliyor. AKP nin itibarını halk nezdinde artırmak ve seçim ekonomisine gitmesini kolaylaştırmak amacıyla stand-by'dan vazgeçilebiliyor.
İmralı sakininin Gülen hayranlığı artık sona ermiş durumda.
Dersim isyanını kanlı biçimde bastıran Nurettin Paşa'nın tek sakallı Milli Mücadele komutanı olduğu, peygamber torunu olduğunu, ehli beyt mirası kılıç taşıdığını yaydığı ve şeriatı getireceği vaadleri ile milletvekili seçildiği hatırlanıyor.
AKP'nin adım adım yürümekte olduğu sivil “en fazla oy alan parti” diktası artık aklı olan herkesin gözüne fazlasıyla batmaya başladı.
Başka ilginç gelişmeler de var:
Tarihi izleyen herkes bilir ki: Ermeniler ve Kürtler birbirinin alternatifidir. Aslında ezeli rakiplerdirler. Kürt Hamidiye alaylarının özellikle Ermenilere karşı kurulduğu, göç ettirilen Ermeni kafilelere saldıranların da Kürt aşiretleri olduğu söyleniyor. Çünkü aynı topraklar üzerinde hak iddiaları vardır.
Avrupa bu konuda onları uzlaştırıp Güneydoğu ve Doğu şeklinde bir taksimat vadetmişti.
ASALA çökünce onun yerine PKK kurulmuştu. Şimdi PKK'nın da tasfiye edilmek istendiği yolunda duyumlar bir süredir alınıyor. Batı artık PKK yı kullanmaya devam etmek konusunda kararsız olsa da, bu kartı yeniden açmak üzere yedekte tutsa da kullanma konusunda isteksiz görünüyor. Çünkü nasılsa zaten truva atı sisteme girdi. PKK gibi dışardan savaşan örgütlere gerek duyulmuyor.
AKP, PKK karşıtı tavırlarını giderek artırıyor.
Kürt hareketi içindeki bazıları Dimyat'a pirince giderken, evdeki bulgurdan da olacaklarının farkına vardılar. Fakat bu ikilem ortaya dökülmemeye çalışılıyor. Çünkü anayasa değişikliği konusunda meclis oyları kritik önem taşıyor... mu acaba? Hayır. Birileri bunun bir çelişki olduğunu, anayasa değişikliği için Birkaç oya ihtiyacı olan AKP nin neden BDP yi küstüreceğini düşünebilirler. Halbuki:
AKP bu gemileri de yakacak gibi görünüyor. Anayasayı değiştirmenin aslında pek önemi de yok. Meclisteki BDP oylarını yanına çekmese de olur. Amaç, tıpkı türban konusunda olduğu gibi bir şey yapmak değil, tribünlere oynamak.
“Değiştirecektik, kararlıydık, değiştirtmediler, değiştirecek tam gücü verin”
Yani yine mazlumu oynayacaklar...
#2
Gönderi Tarihi: 14 Mart 2010 - 23:12
Birbiriyle telefonla konuştukları için insanları kodese dolduran mazlum!
#3 Misafir_demirefe_*
Gönderi Tarihi: 15 Mart 2010 - 18:08
Ben bazen diyorum: Arkasında bu kadar destek olan bir işin, üstelik bu destekler dünyanın en belli başlı güçleriyse, bir yerlere varmaması düşünülemez. Cin şişeden çıkarıldı. Geri girmesi çok zor. Ben bir kez daha uyarayım: Hitler de "en çok oyu ben aldım, benim dediğim olur" savı ile diktaya gitti ve sivildi, subay üniformasını sonradan giydi. Seçimle iktidara geldi, öyle darbeyle iktidarı ele geçiren bir subay filan değildi. Eğitimi resim üzerineydi, askerde en fazla onbaşı olabilmişti...
#4 Misafir_CYRANO_*
Gönderi Tarihi: 17 Mart 2010 - 12:08
Adolf Hitler ve partisi, Almanya demokratken defalarca seçimlere katıldı, bu seçimlerin hiçbirinde Hitler'in partisi parlamentoda çoğunluğu elde edemedi. Aksine, 1932 Weimar Cumhuriyeti'nde 1932 yılı içerisinde iki seçim yapıldı. 1932 yılında yapılan ilk seçim Temmuz ayında, ikincisi ise Kasım ayında idi. Nazi Partisi'nin oyları Temmuz ayından Kasım ayına kadar %4 düşmüştü. Temmuz Ayında %37 oy alan Nazi Partisi, Kasım ayında yapılan seçimlerde %33 oy aldı. Sosyal demokratlar, komünistler ve liberaller %50 civarındaki oy oranlarıyla hükümet kuracak güce sahiptiler. Seçimle iktidarı ele geçirmekten ümidini kesen Hitler, "demokrasinin burjuvaların yalanından başka birşey olmadığı" "parlamanteda konuşanları dinlemenin bir bardak balık yağı içmeye benzediği" beyanatlarını verip SA'larına terör emri verdi. SA tam bir terör estirdi. Silahlı SA üyeleri sendikaları, parti binalarını bastı. Sokaklarda SA milisleri ile işçiler arasında çatışmalar başladı. Hitler , Hindenburg'a şiddetin ve karmaşanın durması için, şansolyelik görevini kendisine vermesi, Reichtag'da Hindenburg'a bağlı milletvekillerinin kendisini desteklemesi yönünde baskı yapıyordu. Tabi tek baskı yapan Hitler değildi. Yahudi ve Alman tröstler de, Hindenburg'a Hitler'in atanması için baskı yapıyordu. Zira Hitler onları grev, sendika gibi belalardan kurtulma teyminatı veriyordu. Hindenburg baskılara dayanamadı ve Hitler'i şansolyeliğe atadı
Hitler kişisel sadakat yeminleriyle orduyu direk olarak kendisine bağladı. SS, Almanya'da temizlik harekatı başlattı. Nazi Partisi hariç bütün siyasi partilerin faaliyetleri durduruldu. Parlamento kapatıldı. Sendikalar, dernekler, meslek odaları kapatıldı. Nazi Partisi dışındaki partilerin milletvekilleri, yöneticileri tutuklandı, öldürüldü, kamplara kapatıldı. Nazi Doktrinine bağlı olmayan siyasetçiler, sanatçılar, yazarlar, bilim adamları, işçi önderleri, ya öldürüldü ya da toplama kamplarına gönderildi. SS Almanya'da Nazi Partisi dışında hiçbir aktif siyasi odak kalmayıncaya kadar sürek avına devam etti. Sokaklar, kamu kurumları, emniyet birimleri her yer SS askerleri tarafından kontrol edilir hale geldi.
Bu sürek avından, Nazi Partisi dışında hiçbir aktif parti kalmadıktan sonra, 5 Mart 1933 yılında Naziler göstermelik bir seçim düzenledi. Nazi Partisi %43 oy aldı. Yani Nazi Partisi dışında hiçbir parti kalmadığı, Nazi olmayan herkesin ya öldürüldüğü, ya yurtdışına kaçtığı, ya da tutuklandığı halde %43 oy aldı ve Nazi Partisi tarihinde ilk defa hükümet kurmaya yetecek sayıda sandalye kazanabildi parlamentoda. Ama parlamento falan kalmamıştı.
Dolayısıyla, Hitler seçimle %43 oy aldı iktidara demokrasiyle geldi ondan sonra diktatörlüğe geçti şeklindeki algı, tamamen yanlıştır. Hitler, demokratik yollardan iktidara gelmeyi defalarca denemiş, başaramayınca staretejisini değiştirmiş demokrasiyi lanetlediğini, anlamsız bulduğunu belirten beyanatlar vermiş , ordunun ve SA'nın gücünü kullanarak zorla iktidara gelmiştir. Askeri darbeler sadece hükümete karşı olmaz. Hükümet lehine de askeri darbe olur. Hitler %43 oyu, Almanya'da kendisinden başka siyasetçi, partisinden başka parti kalmadığı zaman alabilmiştir ancak.
Hitler yanlış bir örnektir. Putin benzer bir örnek olabilir ancak.
#5 Misafir_demirefe_*
Gönderi Tarihi: 17 Mart 2010 - 18:10
Ortalık güllük gülistanlıktı, halk bayıla bayıla oy verdi, güller atılarak iktidara yürüdü, oturdu, birden o ne? Torbadaki yüzünü çıkarıverdi! Böyle bir iddiada bulunan olmadı.
Tabii ki önce cin şişeden çıkarıldı, ortalığa salındı, terör estirdi, sindirdi, susturdu pusturdu, kaçırttı filan...
Aynısı oluyor, tarih aynen tekerrür eder diye bir iddia da olamaz. İşte biri de önce sudan bahanelerle kaşını gözünü beğenmediği gazeteciyi on ay içerde yatırır, berikini iki sene tutuklu yargılar, falan filan... Bakalım daha göreceklerimiz önümüzde, daha sabır... Cin şişeden çıktı diye tanrı değil, adı üstünde cin bu... Eni konu onun da gücü ol deyince pat diye anında oldurmaya yetmiyor...
#6
Gönderi Tarihi: 17 Mart 2010 - 18:27
saygılarla...
#7 Misafir_demirefe_*
Gönderi Tarihi: 17 Mart 2010 - 19:29
Bir şey lazım gelmez. Kutsanmış değil, korunmuş değil. Garanti belgesinde şu kadar binyıl geçerlidir diye bir şey de yazmıyor.
Uyu uyu ise yat uyu yani, uyuş, öl... Hiç bir şey lazım gelmez.
Bir can borcumuz var ödenecek, öder basar gideriz o kadar...
Ha, millet ayıkırmış, silkinir uyanırmış, ne ala... O daha iyi olur tabii!
#8
Gönderi Tarihi: 17 Mart 2010 - 21:16
demirefe, 17 Mart 2010 - 19:29 tarihinde, dedi ki:
Sn.Demirefe, uyu deyince C.Erçetinin şarkısı aklıma geldi. Çoktan beri foruma taşımayı düşünüyordum, sırası geldi galiba.
Alıntı
İşte rap tarzındaki o şarkı sözlerinın sözleri
Uyusun da büyüsün ninni
Tıpış tıpış yürüsün ninni
Dertlerini sürüsün ninni
Oğlum kızım uyusun ninni
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde
Çok da uzun olmayan belli bir zaman önce
Çok da uzak olmayan çok güzel diyarın birinde
Bereketi dillerden düşmeyen bir köy varmış
Denizi de bilirmiş dağı da bilirmiş bu güzel köyün insanı
Yağmurda yürür karda kayar ama güneşli günleri severmiş
Meze yaparmış bu köylüler iki kadehe tüm acılarını
Böylece birden unutuverirmiş geçmiş dargınlıklarını
Aslına bakacak olursan çok zenginmiş tarlaları
Ama nedeni bilinmez bu köylüler her daim fakir
Yokmuş galiba köydeki kargaların bunda bir etkisi
Böyle gelmiş böyle gidermiş ne de olsa alın yazısı
Dayanamamış biri sonunda kargalara baş kaldırmış
Hakkımızı yiyorlar deyip bütün köyü ayaklandırmış
Sonunda başa çıkmış köyü istila eden kargalarla
Ama kendisi de göçüp gitmiş gibi tabii eninde sonunda
Ardından ağlamış köydeki herkes çok uzun yıllarca
Ağlarken ağlarken köy unutmuş kargaları tamamıyla
Üzülüp dövünüp dururken birden övünmeye başlamış
Ancak övünüp durduğu sadece hatıraymış
Günün birinde köyün üstüne kapkara bulutlar yerleşmiş
Kimse bu bulutları kargaların getirdiğini fark etmemiş
Köydekiler yaz yağmurudur gelir geçer zannetmişler
Ama bu kara bulutlar kopacak fırtınanın habercisiymiş
Kargaların çalacağı emekten medet uman bazı kurnazlar
Köylüye ninniler söyleyip apaçık hedef şaşırtmışlar
Soytarısıyla yalancısı bu köyün bir gün gelmiş el ele vermiş
O bildik beyaz camın içine girip siyah yalanlar söylemiş
Onların baktığı yerden bütün köy çok aptalmış
Çünkü aptal olmasalar böyle aldanmazlarmış
Değil mi ki bütün köy olana bitene ses çıkarmadan bakmış
O zaman başlarına gelene müstahaklarmış
Ah ne güzel ninniymiş bu cehalet
Herkes dalıp uyumuş nihayet
Top atsan uyanmazmış bu rehavet
E benim köyüme e e
Aslında köyün akıllısı çokmuş alimi dedesi filozofu çokmuş
Var diye bas bas bağırıyorlar ama hiçbirisinin söz hakkı yokmuş
Çünkü bilene düşünene yazana kargaların itirazı çokmuş
Ve onlardan öğrendikleriyle kurnazlar herkesi uyutmuş
Güzel köyüm ne zaman uyanırsın
Bu duruma ne kadar dayanırsın
Sanma ki uyurken kazanırsın
Hadi köyüm ne zaman uyanırsın
#9 Misafir_demirefe_*
Gönderi Tarihi: 18 Mart 2010 - 21:14
Batı'da tüm insanlık ve çevre sorunları üzerine çok sayıda şarkı yapılır. Öyle mıy mıy aşkım sevgilim, ölüyorum bitiyorum şarkıları tekrarlanıp durmaz. Aşk şarkısının da kralını yaparlar, o ayrı...
Yani hele arabesk dinletmek bana işkencelerin en büyüğü olur herhalde! Üç şarkıdan sonra kafayı yiyebilirim...
#10
Gönderi Tarihi: 18 Mart 2010 - 21:41
demirefe, 18 Mart 2010 - 21:14 tarihinde, dedi ki:
Batı'da tüm insanlık ve çevre sorunları üzerine çok sayıda şarkı yapılır. Öyle mıy mıy aşkım sevgilim, ölüyorum bitiyorum şarkıları tekrarlanıp durmaz. Aşk şarkısının da kralını yaparlar, o ayrı...
Yani hele arabesk dinletmek bana işkencelerin en büyüğü olur herhalde! Üç şarkıdan sonra kafayı yiyebilirim...
Sn.Demirefe, sanatçı dediğin insanları aydınlatır, sanatçılar örnek alınması gereken kişilerdir. Malesef bizim sanatçı diye bildiğimiz popüler insanlar ne etliye, ne sütlüye hiçbir şeye karışmıyor. Bu ülkede tiyatrocu bir Levent Kırca mı var? Adam yıllardır toplumsal konuları, siyasi konuları tek başına hicvedip duruyor. BKM nin yapımcısı herkes zaten ağlıyor, bari biz güldürelim diyerek kulp bulmuş.
Sanata tükürenler ne oldu bilinmez birden sanatçıları hatırladılar.
saygılarla...


















