İçeriğe atla


Fotoğraf

Ordu Halk İnançları


  • Lütfen cevap vermek için giriş yapınız.
Bu başlığa hiç cevap verilmemiş

#1 _asi_

_asi_

    Uzman Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 5.000 İleti

Gönderi Tarihi: 13 Ekim 2009 - 15:19


HALK İNANÇLARI

Ordu'da kişinin yaşayışı, çevresindekilerin tavır ve hareketleri, doğum, çocukların büyümesi, hastalıklar, nazar gibi çeşitli konularla ilgili, birçok inançlar mevcuttur.
Halk bu inançların bâtıl olduklarını, dine aykırı bulunduklarını bildikleri halde, yine de vazgeçmemekte, inançlarını sürdürmektedir.

İnançlardan bazılarını şöyle belirtmek mümkündür:

-Sağ gözün seyirmesi iyilik, sol gözün seyirmesi o kişinin kötülük göreceğine işarettir.

-Sağ avuç kaşınırsa, bir yerden para geleceğine, sol avuç kaşınırsa o kişiden para çıkacağına inanılır.

-Kedinin yalanması eve misafir geleceğine işarettir.

-El tırnaklarının üzerinde beyaz lekeler meydana gelmişse, yeni bir şey giyileceğine alâmettir.

-İncir ağacın dibinde abdest bozan çarpılır.

-Cenaze geçerken yatılmaz, mutlaka ayağa kalkılmalıdır. Aksi halde, yatanı (Ağırlık basar).

-Kulağın çınlaması, bir yerde o kişinin anıldığına işarettir.

-Korkudan dili tutulan çocuklara, muharebeye iştirak eden bir şahsa ait kılıca su dökerek, bu sudan içirildiği zaman, korkusunun geçip dilinin çözüleceğine inanılır.

-Elmanın kabuğunu bir bütün olarak koparmadan soyduktan sonra, bu kabuğun ateşe atılması halinde şeytanın çatlıyacağına inanılır.

-Alış - veriş yapan esnaflar, sabahleyin evlerinden işyerlerine giderken, önlerinin kesilmesini, hele bir kadının önlerinden geçmesini uğur saymaz, o günkü ticaretin kesat olacağına inanırlar.

-Sabun alıp verirken, alan şahıs sabunu elinintersine koydurur. Aksi halde, ikisi arasında tatsızlık olacağına inanılır.

-Makas alıp, verirken, makas, karşısındakinin eline verilmez, yere bırakılır. Makasın el'den el'e verilmesi halinde ikisi arasında kavga olacağına inanılır.

-Akşam karanlığında kapı eşiğinde oturulmaz (İyi) sayılmaz.

-Üzerindeki elbiseye düğme diktirirken dilin altına bir şey konulması lâzımdır. Aksi halde, düğmesi dikilen şahsın aklında bir gerileme olacağına inanılır.

-İki elin parmakları birbirine kenetlenirse kısmet kapanır.

-Kollar göğüs üzerinde çaprazlama kavuşturularak koltuk altına sokulmaz: O kişinin yetim veya öksüz kalacağına inanılır.

-Yerde oturan şahsın ayakları üzerinden atlayıp geçilmesi (iyi) sayılmaz.

-Mezar üzerinden atlanmaz veya basılarak geçilmez.

-Gece bir yere küçük abdest yaparken "destur, tu, tu" demek lâzımdır. Destursuz abdest yapanın çarpılacağına ve ağzının eğileceğine inanılır.

Ordu İli'nde, bunlardan başka pek çok inanç vardır. Hastalıklarla ilgili inançların yıldan yıla azaldığı ve hatta kaybolduğu memnunlukla müşahade edilmektedir.

Ordu İli'nde en yaygın olan inanç (20 Mayıs Günü) yapılan "MAYIS YEDİSİ BAYRAMI" ve o güne ait bazı merasimlerin yerine getirilmesidir.

Ordu İli köylerinde yerleşmiş bir inanca göre, her sene 20 Mayıs günü, Hızır İlyas Peygamberler bir araya gelerek buluşurlar ve hasretliklerini giderirler.

Bu inanca göre, Hızır Peygamber kara tarafından, İlyas Peygamber ise denizden gelerek, dalgaların tam sahile temas ettiği yerde her iki Peygamber birbirine kavuşmaktadırlar. Bu kavuşmada, aynı zamanda (yaz) ile (kış)ında birbirlerinden ayrıldığına inanılmaktadır.

(Mayıs Yedisi) olarak tanınan o gün, çok erkenden kalkılır, yeni elbiseler giyilerek akşamdan hazırlanan yiyecekler bir sepete veya bi kaba konularak en yakın kıyıya inilir. Sahilde deniz suyu ile temas hazırlıklarına başlanır; Besmele ile, kıyıya yaklaşan ilk dalgaların üzerinden sağ ayak ile atlanarak denize girilir, Ufak çocuklar kucağa alınarak bu şekilde 7 defa dalgaların üzerinden geçilir. Deniz suyu ile yüz ve baş ıslatılır. Bu merasimden sonra akşam vaktine kadar saz ve türkülerle eğlenilir.


Halk Bilgisi


Halk Hekimliği:
Halkımızın yıllardan beri duyduğu, gördüğü, tespit ettiği uzun incelemeler ve deneyimlerden sonra elde etmiş olumlu neticelere dayanılan veya öyle olduğuna inanılan Halk Hekimliğimiz; tıbbın bu kadar ilerlemesine rağmen bazı yörelerimizde zaman zaman halkımızca hala uygulanmaktadır.

Mesela: Boğaz Ağrısı: ısıtılan taflan yaprağı sarılır, ısıtılan tahta kaşık sürülür.

Grip: Kekik, ayva yaprağı, nane ve mısır püskülü kaynatılır. Çay gibi içilir.

Karın Ağrısı: un kavrulup sarılır.

Şeker Hastalığına: taflan yedirilir, taflan yaprağı kaynatılıp suyu içilir.

Halk Veterinerliği: İlimizde çok eski tarihlerden beri hayvancılık yapılmaktadır. Hayvancılığın geçim kaynağı olması nedeniyle Baytar'lık( Veterinerlik ) mesleği İlimizde yaygındır. Halkımız genellikle baytara ( hayvan doktoru) danışarak hayvanlarını tedavi etme yoluna gitmişlerdir.