Gönderi Tarihi: 04 Ekim 2008 - 19:29
Müslümanların ve Muhammed’in karınlarına taş bağladıkları, aç durdukları, mahrum bir hayat sürdükleri gibi rivayetler, Mekkelilerin onları boykot ettikleri zamana aittir. Biliyoruz ki Arabistan öyle kaynakların bol olduğu, rahat geçim sağlanan bir yer değil. Bu doğal şartlara bir de boykot eklendi mi, oldukça etkili olmuş olması doğal. Aç kalmış oldukları doğrudur.
Fakat bu rivayetler kullanılarak sanki bu hep böyle sürüp gitmiş gibi propaganda yapılıyor. Boykot döneminde mutlaka ki birbirlerini desteklemişler, az bir yiyeceği paylaşıp yardımlaşmışlardır. Bu biraz da abartılı anlatıldı mı, sanki hep böyle sürüp gitmiş gibi propaganda malzemesi yapılıyor.
Halbuki bir çok ayette ganimet paylaşımının sorunlara yol açtığını görüyoruz. Daha önce de söylediğimiz gibi Kurân eşsiz bir tarih hazinesi. Değiştirilmesine izin verilmediği için, bir çok orijinal bilgiyi ondan ediniyoruz. Önce ganimetlerin tamamı “Allah ve Resulünün” iken, Muhammed canı istediği gibi herkese pay dağıtacakken, itirazlar, aykırı sesler yükseldikçe pay beşte bire kadar düşüyor. (Kaynak: Enfal suresi) Ayrıca Brain’in belirttiği gibi, en güzel cariyeleri kendine ayıran bir adamın, yokluk içinde kıvranması hiç inandırıcı olamaz. Yeni cariye Mariye için Muhammed’in eşleri arasındaki sırayı bozması ve Mariye ile fazla birlikte kalması, cıngar çıkmasına neden oluyor. (Kaynak: Tahrim suresi)
Son olarak Zeynep’in Zeyd’den boşandırılıp Muhammed’in nikahına geçmesi ile Kurân ayetleri yazım ekibi bu işe bir dur demeye karar veriyorlar: "Bundan sonra artık başka kadınlarla evlenmen, elinin altında bulunan cariyeler hariç, güzellikleri hoşuna gitse bile, bunların yerine başka hanımlar alman sana helal değildir." (33/52)
Bir başka propaganda malzemesi de, Mekke’nin alınışında çok az kan dökülmüş olması. Sanki tüm kabilelere aynı davranılmış, her fetih Mekke gibi olmuş propagandası yapılıyor.
Mekke tabii kansız alınacak, Mekke sıla, Mekke kutsal, Mekke merkez! Bir de Ebu Süfyan’ın kurnazlığı ve arabuluculuğu var. Zaten ta en başından Kureyş adına sure yazılıp kabile kutsanmış, Kureyş lider kavim olarak zaten belirlenmiş en başından. Ekip de Kureyş’in ileri gelenleri. Ebu Süfyan da ekibe katılınca, kadro tamamlanmış! Muhammed niye kan döksün Mekke’yi alırken? Muhammed dökmek istese bile, ekip izin vermez!
Ama özellikle Yahudi kabileleri, çok acımasız soykırımlara uğratılmışlar. Çünkü İslam toprağında surlu, korunaklı kaleleriyle, çıban başı gibi görülüyorlardı. Cizye vererek yaşamalarına bile izin verilmedi, halbuki bu hak Hristiyanlara tanındı. Sözkonusu Yahudiler olunca, “temiz iş” görülmeye karar verildi. Anlaşma bozdular bilmem ne bahane edilip üzerlerine gidildi. Aynen günümüzde olduğu gibi. İsrail binlerce yıldır yaşadıkları topraklardan tüm Araplar birleşerek sürülmek istendi. Ama kazın ayağı o zamanki gibi gelmedi tabii. Altı günde Sovyetlerden de destekli koskoca Arap ittifakı perişan oldu. Özellikle başı çeken Mısır. Ne uçak kaldı, ne tank. Tam bir bozguna uğradılar.
Sevindiğim için, Araplara oh olmuş dediğim için böyle söylemiyorum. Yahudilere özel en küçük sempati duymam. Herkesi insan bazında değerlendiririm ve binlerce yıllık topraklarında özgür yaşamaya elbette hakları vardır. Filistinlilerin de vardır. Bu iki halk arasındaki sorun elbet bir gün çözülecektir. Ama çözüm, İran diplomatik söyleminde olduğu gibi “ABD İsrail’i çok seviyorsa Alaska’ya yerleştirsin, Ortadoğu’dan gitsinler” demekle olacak değil elbette. Bu çağda bu söylem, ancak teokratik bir devletten çıkabilirdi yani…
Savaş açılan hiçbir kabile için ihanet ettiler, bilmem anlaşma bozdular, bilmem şunu yaptılar mazeretleri geçerli değildir. Bir kere putları inkar etmemek ölüm sebebidir. Bu apaçıktır, şüphesizdir. Bu konuda hiçbir savunma yapılamaz. Çünkü veda hutbesi açık:
“İnsanlarla lailahe illallah deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Onlar bunu söyledikleri zaman, mallarını, kanlarını korumuş olurlar.”
Bitti, budur! Hadis kabul etmem, illa ayet diyen, Tevbe suresine baksın. Orada müşrikleri yakaladıkları yerde ne yapacaklarını açıkça belirtiyor…