İçeriğe atla


Fotoğraf

5000 yıllık kürd tarihi


Bu başlığa 13 cevap verilmiş

#1 bradost

bradost

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 125 İleti

Gönderi Tarihi: 02 Kasım 2007 - 13:36

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."



==ANTİK KÜRT TARİHİ==

Kürtler tarih boyunca bir çok krallık, devlet ve beylik kurmuştur. Milattan önceki tarihlerde Mezopotamya’da tarih sahnesine çıkmış birçok topluluğun Kürt olması büyük ihtimaldir. Mesela isimleri tarihlerde anılan; Subarlar,Guti,Lulu, Kusi, Kassit, Mitaniler, Mannai, Urartu, Cyrtii (Kyrti/Kur-ti-i, Kimmer, Kardu, Med v.s. gibi kavimlerin çoğu Kürddür. Etimolojik olarak incelendiğinde bugünkü Kürtlerin atalarından bahsedildiği çok açıktır.

==YUNANLI KSENEFON VE ANLATIMLARI ==

Günü Gününe Onbinlerin Kürdistan'dan Geçişi
Kürdistan’a giriş tarihleri Milattan önce 14 Kasım 401 idi. 20 Kasım’a kadar Kürdistan içerisinde yol alan Ksenefonun ordusu, 21 Kasımda Kendriti Nehri denilen bugünkü Botan çayına ulaştı.

Grillos’un oğlu, Diodoradan doğma Tarihçi ve filozof Xenophon veya Ksenefon Milattan önce 431 yılı civarında Atina yakınlarındaki Erxieon’da doğdu. Yunanca Sokrates olarak telaffuz edilen filozof Sokrates’in öğrencisi idi.

Ünlü filozof ve tarihçi olan Atinalı Ksenophon (M.Ö.430-355) Anabasis (sefer) adlı eserinde(6) yaşanan olayların yanı sıra geçtiği bölgelerde yaşayan halklar konusunda birçok bilgiler verir .

Pers İmparatorluğunun Batı Anadolu valisi olan Kiros/Keyhüsrev’in babası Pers kralı Darius (Kürdçe DARA) ölmüş. Büyük oğlu Artakserksis tahta geçmiş ama Kiros adlı küçük kardeş tahta çıkan kardeşi II Artakserksise (M.Ö. 404-358) karşı isyan etmiş ve tahtı ele geçirmek için ordu toplamaya başlamıştı. Kiros Kral olan kardeşi Artakserksis’e karşı sefere hazırlanıyordu.Yunanlı bir ordu toplayıp 10 bini aşkın savaşçının katıldığı İran seferini başlatmıştı. Sonuçta Ksenefon, Milattan önce 401 tarihinde Pers kralının oğlu Kiros’un komutanlığında, Kral ikinci Artakserksis’e karşı sefere katıldı.

Ksenefon’un Ellinika adlı kitabı, III. kitap, I. bölüm).

Kiros komutanlığındaki bu sefer M.Ö. 6 Mart 401 tarihinde bugünku Manisa ilinin Salihli ilçesi yakınlarındaki Sardes şehrinden çıkışla başladı. Anadolu’yu boydan boya geçip Babil yakınlarındaki Kunaksa’da 5 Eylül 401 tarihinde iki pers kral adayı orduları karşı karşıya geldiler. Kunaksa savaşında, ordusu galip gelmesine rağmen, Kiros öldürüldü. Böylece Ksenefon kral adayı ve dostu Kiros’u kaybetti. Yunanlılar savaşı kazanan taraf olmasına rağmen, destekledikleri kral adayı Kiros öldürülmüştü. Bu yüzden de, bir yandan savaşı kazandıkları için galip sayılırlarken, öte yandan da, destekledikleri Kiros öldürüldüğü için mağlup sayılıyorlardı. Kunaksa yenilgisinden sonra memleketlerine dönmek üzere yola çıkan Helen askerlerinin kumandanı da öldürüldüğü için 10 bini aşkın Yunanlı asker başsız ve komutansız kalmıştı. Bunun üzerine Ksenefon yeteneği ile kendisini komutan seçtirmişti. Ve Yunanlılar Ksenefon komutasında Yunanistan’a geri dönmeye başladılar. İşte bu dönüş tarihte “Onbinlerin Donüşü olarak” adlandırıldı. (Yunancası “Kiru Anavasi”).

Ksenefonun heykeli


Onbinler, donüşlerinde Kurdistandan ve Ermenistan da geçtiler. Komutan Ksenefon da başından geçenleri yazdı. Kiru Anavasi kitabı ortaya çıktı. Kiru Anavasi’nin 4. kitap olarak adlandırılan bölümü, Onbinlerin Kurdistandan geçişini anlatır.

Onbinler, donüşlerinde Kurdistandan ve Ermenistan da geçtiler. Komutan Ksenefon da başından geçenleri yazdı. Kiru Anavasi kitabı ortaya çıktı. Kiru Anavasi’nin 4. kitap olarak adlandırılan bölümü, Onbinlerin Kurdistandan geçişini anlatır.

Yunanistana geri dönen ordunun Kurdistana giriş tarihi: Milattan Önce 14 Kasım 401 idi. 20 Kasım’a kadar Kurdistan içerisinde yol alan ordu, 21 Kasımda Kendriti Nehri denilen bugünkü Botan çayına ulaştı. Ermenistana girdi.

--------------------------------------------------------------------------------

==KSENEFON VE KURDİSTANDAN GEÇİŞİ ==

Yazar, filozof, tarihçi ve komutan Ksenefon (Xenophon) Milattan önce 401 yılında yazdığı Anabasis adlı eserinin üçüncü kitabındada Karduklardan sözeder.

Yunanlı Xenophon 10 bini aşkın ordusuyla Pers ordusunu yendikten sonra başladığı yolculuktan geri dönerken Kardukların ülkesinden geçer ve Kardukların saldırısına uğradığını anlatır.

Mesela:

* Kürdlerin kimsenin hakimiyetini kabul etmeden özgür yaşadıklarını yazmış. Onun tarifine göre Karduklar dağlar arasında yaşayan savaşçı bir halktı. Akamenid kralına bağlı değildiler. Onların ülkesinden sonra Ermenistan gelmekteydi.

Ksene = yabancı, fon = ses. Ksenefon= yabancı ses, yabancılarla konuşan demektir.

Yazar, filozof, tarihçi ve komutan Ksenefon, üçüncü kitabının sonunda değinmeye başladığı Karduklardan bahseder:

*Karduklar çok savaşçı ve pek çevik insanlardı, İran Şahının düşmanı olup; ona tabi değillerdir. O kadardı ki Karduklar bir defasında 120 bin kişilik İranın kraliyet ordusu bunların ülkesini işgal etmiş, bir teki bile geriye dönemeden yok olmuştur, sebebide Kurdistanın çok karışık oluşu.
Ksenefon, Kardukhların, İranlılardan bambaşka soydan ve onlara çok düşman olduklarını, bir tanık olarak anlatmıştır.

Ksenefon dördüncü kitabında tekrar döner ve şunlardan bahseder:

*Kardukların ülkesine girdiklerinde düşmanın geçiş yollarını kapamamaları için sessiz ve hızlı bir şekilde ilerleme düşünceleri olduğunu yazmış.

*Kardukların toplanarak öndeki askerlere saldırdığını bazılarını öldürdüğünü ve diğerlerinide yaraladıklarını ve bu saldırının kendilerini sürpriz bir şekilde yakaladığını yazmış. Eğer Kardukhlar daha büyük bir rakamla bu saldırıyı yapsalardı ordusunun büyük bir bölümünün yokedilmiş olacağını anlatmış.

*Kardukların çok iyi savaşçılar olduğunu, ellerinde boyları büyüklüğünde yayları ve uzun okları olduğunu yazmış. Mükemmel okçu olduklarını ve yayları gererlerken sol ayağı ile yayın ağaç kısmına basıp kirişi gerdiklerini belirtmiş. Kürd oklarının büyük ve kuvvetli olduğundan Yunan askerlerinin kalkanlarını ve göğüs zırhlarını delip geçtiğini ve askerleri öldürdüğünü yazmış. Kürd oklarının bu özelliklerinden dolayıda Yunan askerlerinin o okları yerden alıp mızrak yerine geri fırlattığıı yazmış.

*Sapan kullandıklarını yazmış. Taş, ok ve sapanlarla bir nevi gerilla savaşı yürüttüklerini yazmış. Hep beraber saldırdıklarında , hep bir ağızdan, saldırı marşı biçiminde bir marş söylediklerini yazmış (Kürdçedir herhalde).

* İşgal sırasında Kardukların çoluk çocuğunu alarak dağlara çekilip işgalciye karşı direndiklerini yazmış. Kürd köylerindede epeyce bakır eşya olduğunu yazmış.

*Karduklarin dağlarda ateşler yakarak, bu ateşlerle biribirleriyle haberleştiklerini yazmış.

'''NOT: KSENEFON İ.Ö 401 YILINDA GÖRDÜĞÜ KÜRDLERİ ANLATIYOR.'''

* Kürd köylerinde, Kürd evlerinin çok güzel olduğunu, bol yiyecek bulunduğunu ve bu evlerde bolca şarap bulduklarını, şarap saklama sarnıçlarının sıvalanmış iyi sarnıçlar olduğunu yazmış. Kürdlerin çok modern ve gelişmiş bir toplum olduğunu anlatmış.

*Kürdlerin geçiş yollarını tıkadıklarını ve üstlerine tonlarca ağırlıkta kayalar attıklarını ve askerlerinin paramparça olduğunu, bazılarının öldüğünü diğerlerinin kol ayakların koptuğunu anlatmış. Birkaç çarpışmadan sonra Ksenefon anlaşma önerdiğini, ölü Yunanlılar’ın cesetlerini istediğini anlatmış. Kürdlerinde, Yunanlılara “evlerimizi yakmazsanız ölülerinizi size teslim ederiz”, dediklerini yazmış.

Tarihteki ilk Kürd-Yunan anlaşması. Bu anlaşma yapılırkende tercüman kullanılmış herhalde: Yunanca - Kürdçe.

*Anlaşmaya rağmen görüşmeler daha bitmeden Karduklar yeniden taşlar yuvarlamaya başlarlar. Yürüyüş ertesi gün Karduklar’la savaşa savaşa devam eder.

*Nihayet Yunanlılar “Kurdistan” ile Ermenistan’ı ayıran sınır olan Centrites Nehri‘ne (Ancient Turkey kitabının yazarı Seton Lloyd’a göre bu nehir Dicle’nin doğu kolu olan modern Botan Irmağı’dır) ulaşır.

* Kurdistandan 7 günlük geçiş süreci boyunca hiç uyuyamadıklarını ve sürekli savaştıklarını, çok sayıda silahlı Karduklar’ın saldırıları altında çatışarak Kurdistandan çıktıktan sonra rahat bir uyku uyuyabildiklerini yazmış.
Sonraki yürüyüşleri Ermenistan içine devam etmiş. (IV. Kitap, s. 287-91).

Bu haritada Ksenefon’un anlattığı Kurdistan ve Ermenistanı ayıran sınır.

Dicle’nin doğu kolu olan modern Botan Irmağı Van Gölünün altındaki uzun koludur.



Ksenefonun izlediği yol



Kürdler bu sınırların diğer yerlerindede yaşıyordu tabiki. Ksenefonun anlattıkları özellikle Kurmanci Kürdleri olabilir. Ermeniler bu bölgeye eskiden Trakya-Balkan bölgesinden göç ettikleri ıspatlandı. Frigce ve Ermenice çok yakındır birbirine zaten. Ermeniler oralara daha gelmemişken Ermenilerin yaşadığı yerlerde Kürdler yaşıyordu.

*Ksenefon Kürdistandan geçişleri süresinde başlarına gelen felaketlerin, Pers ordusuna karşı savaştıklarında başlarına gelenlerden daha fazla olduğunu yazmış.Ksenefonun 10 bini aşkın ordusuyla çıktığı yolda geri sadece 2 bin asker dönebilmiş.

Ksenefon’un “Karduklar" ve “Kardukhia” hakkında kısmen dedikleri bunlardır.

Kardukların modern Kürdler’in ataları olduğu görüşü bilim dünyasında kabul görmüştür.

====Etimolojik açıklama====

'''NOT: Ksenefon Kürdlere Kard-ukh-i demektedir.'''

Kard: Kürd, demek.

Kürdçedeki ‘u’ harfini Yunanlılar telaffuz edemiyorlar. Bundan dolayı da “a” olmuş.

“-ukh” eki eski Ermenice çoğul ekidir yani Türkçedeki -LER ile -LAR eki karşılığıdır.

Ermeniler Kürdlere Kurd-ukh/Gurd-ukh diyorlardı eski çağlarda bu da Kürt-ler demektir.

Yani Ksenefonun kullandığı “Kard-ukh” Kürd-ler demek.

Ama Ksenefon bu kelimeye bir de yunanca çoğul eki olan Kardukh-i'yi ekleyerek KARD-UKH-İ’ demiş. Bugünkü Türkçeye de ‘Kard-ukh-lar’ olarak çevrilmiş.

'''Yani KARD-UKH-İ “KÜRD-LER-LER” demek.'''

Karduklar özellikle Kurmanc Kürtleriyle yakınlık göstermektedir

Kürdistan – millattan önce 63 yılı




Kaynak

http://onlinebooks.l....?name=Xenophon Ksenefonun bütün kitapları

--------------------------------------------------------------------------------


==KURDUENE KRALLIĞI==

Yunanlı tarihçi ve komutan Ksenefon’un (Xenophon) milattan önce 401 yılında yazdığı Anabasis adlı eserinde “Kardukhi” dediği Kürdler tarafından Korduene Krallığı adında kurulmuş bir krallık vardı. Bu krallık Hakkari ve Diyarbakır arasında kurulmuştu. Kurduene krallığı Kürt prensleri tarafından yönetiliyordu. Ksenefonun dediğine göre bağımsız yaşayan bir halkdı ve Akamenid kralına bağlı değildiler. Daha sonra ise Ermeni olduğu sanılan Kral Tigranesin hükümdarlığını kabul etmiş Kürdler. Modern Ermeni tarihçilerinden Nicholas Adontz (Armenia In The Period Of Justinian, 1970) ve Cyrıl Toumanoff (Studies In Christian Caucasian History, 1963)’un görüşlerini de kısaca not etmek gerek. Toumanoff, lokal “Kardukhi hanedanlıkları”ndan, bir “Gordyene Krallığı”ndan ve “Korduene prensleri”nden, 298 yılından sonra onbeş kalesi bulunan Korduene prensliğinde/devletinde Roma kontrolünden sözeder (a.g.e., s. 181-182).

Adontz, Tigran’ın ordusundaki etnik gruplar arasında “Gordyen’ler”i de sayar (s. 318), modern Kürtler’in atalarının “Kurti”ler olduğunu söyler. Kürtler Kral Tigranesin ordusunda yer alıp birçok yerleşim yerini o dönemlerde hakimiyeti altına almıştır. Bunlar Mezopotamya, Azerbaycan, Suriye, Kapadokyadır. Kürtlerin orduda yer alması sayesinde Ermeni Kral İmparatorluğunu genişletebilmiştir.

Kral Tigranesin Kürt olduğuna dair iddialarda vardır. Tigranes adı Kürtçe kökenlidir. Kürtçede, Tir ve Tigr “Ok” demektir. Bu isim Dicle nehriyle bağlantılıdır. Avrupada Dicleye Tigris denir. –is eki ise Yunanca kelimelerin sonuna gelen ekdir ve –is eki çıkarılınca geriye “Tigr” kalıyor. Yani nehirin ok gibi gidiyor olmasından kaynaklanıyor Dicle nehrinin adı.
Yunancada j harfi yok ve yerine g harfı kullanılır, ondan Tij Tig olmuş olabilir.

Tij-Tijr-Tig-Tigr-Tigris.

Tij-Dij-Dic-Dicle

Tij ve Tir kelimeleri Kürdçe kökenlidir; keskin sivri ve ok anlamına gelmektedir. Yani Dicle nehrinin özellikleri.

Daha sonra ise Korduene Krallığı Roma imparatorluğunun bir eyaleti oldu ve Romalılar döneminde Kürt prensler tarafından yönetilmeye devam etti.

== STRABON ==

Ünlü coğrafyacı ve tarihçi ''Strabon'' (Latince: Strabo) M.Ö. 63 Amasya'da doğmuştur.
Amasya'dan ayrılıp Nil boyunca gezmiştir. Kendisi batıda Sardunya'ya, kuzeyde Karadeniz'den güneyde Etiyopya'nın sınırlarına kadar seyahat ettiğini söylemektedir.
En ünlü eseri o dönemin bilgisine göre dünya coğrafyasını anlattığı "Coğrafya"dır (Geographika). Dünyanın ilk coğrafyacısı olarak da bilinen Strabon'un bu ünlü eseri bir çok dile çevrilmiştir. Yunanlı Strabon Geography adlı kitabındada Kürdlerden bahsetmektedir.

Geography Of Strabo, 14. Kitap, s. 161-62, Suriye başlıklı bölüm).

İngilizce metni:
24. Near the Tigris lie the places belonging to the Gordyaeans, whom the ancients called Carduchians; and their cities are named Sareisa and Satalca and Pinaca, a very powerful fortress, with three citadels, each enclosed by a separate fortification of its own, so that they constitute, as it were, a triple city. But still it not only was held in subjection by the king of the Armenians, but the Romans stok it by force, although the Gordyaeans had an exceptional repute as master-builders and as experts in the construction of siege engines; and it was for this reason that Tigranes used them in such work. But also the rest of Mesopotamia became subject to the Romans.

Eskilerin Kardukhi dediği halka kendisi Gord diyor. K>G dönüşümü var. Yunanlılar Kürdçedeki ‘u’ harfini telaffuz edemedikleri için Straboda Kürd yerine Gord demiş.

*Dicle nehrinin bulunduğun yerlerin Kürtlere ait olduğunu söylüyor. Gordyaei (Gordyaea) bölgesine de değinen Strabon, bu bölgenin antiklerin “Kardukhi” dedikleri aynı yöre olduğuna işaret eder. Strabon, Gordyaei’ye dahil yerleşmeleri Sareisa, Satalca ve Pinaca şeklinde saymakta, yapı ve kuşatma tekniğinde usta olan Gordyaeiler’in bu sebeple Artaxiad hanedanlığının en ünlü kralı olan Tigranes (Tigran II) tarafından hizmete alındıklarını, Gordyaea ülkesinin en büyük ve en iyi parçasının Roma generali Pompey tarafından Tigranes’e verildiğine işaret etmektedir.

Bugün tarihi Kurdistanda bulunan yapıtların önemli bir kısmıda Kürdler tarafından inşa edilmiştir. Ermeni yapıtlarının bazılarınıda Kürdler inşa etmiştir.

==DİON CASSİUS==

II.Yüzyılda yaşayan Romalı Tarihçi Dion Cassius’da Kürdistana, “Gordyen” (Gord-Yurdu); 359 yılında, Sasanlılar tarafından Romalıların Amida (Diyarbakır)da kuşatılması sırasında bu şehirde bulunan A.Marcellinus ise, “Korduen” (Kord Yurdu) diyor.

Tarihçilerin kullandığı Kard, Kord, Gord ve Gordyaea adları Kürd ve Kürdistan adlarıyla aynıdır.

Kürd Yurdu – millattan önce 63 yılı



==KOMAGENE KRALLIĞI==

Kommagene krallığı MÖ 162 - MS 72 yılları arasında Anadoluda bugünkü Adıyaman ili cıvarlarında Kürtler tarafından kurulmuştur. Nemrud Dağı Kürt krallığının en önemli merkezi, başkentiydi. Bu krallığın en ünlü ismi kuşkusuz Kral Nemruddur. Kral Nemrud Kürd olup adıda Kürtçedir. Nemrud kelimesi Kürtçedeki “Namır” kelimesinin Türkçeleşmiş şeklidir ve “ÖLÜMSÜZ” demektir. Yani Nemrud ölümsüz kraldır. Bu yüzdendir ki kendisinin heykellerini ve mimari eserlerini Nemrud dağının tepesine kendisini ölümsüzleştirmek için inşa ettirmiştir. Kürtlüğün tüm kriterlerini üzerinde taşıyan yuvarlak tepe, örnek inşa planları ve karmaşık renkli duvarlarıyla dizayn edilmişti. Kürtler'in tüm tarih, gelenek, görenek ve kültür mirasları Kürtçe'nin derinliklerinde gizlidir.
Yazılı belgelerde MÖ. 850 yılında görülen krallığın ismi o dönemlerde “kummu” olarak geçer.
Kral 1.Antiokhos'un (Tanrılar Dağı) Nemrud dağına yaptırdığı görkemli kutsal alan, kendi heykeli ve herbiri 9 m yüksekliğinde olan Tanrı heykelleri 1987 yılında UNESCO tarafından “insanlığın kültür mirası” listesine alınmıştır.
Yüzyıllardır ışık Anadoluya Tanrılar dağı Nemruddan doğar ve tüm dünya uygarlığa uyanır.

Kommagen Kralı bir keresinde Asurlulara başkaldırır. Asur kralı Sargon Kommagenleri yener ve yenilen asi kralı: “Tanrılardan korkusu olmayan tanrısız bir adam bu. Sadece kötü planlar yapan bir hilekar,” diyerek suçlar. Kral Sargon’un nitelemesi fazlasıyla öznel görünebilir. Ancak Sargon sözlerine söyle devam eder: “karısını, oğullarını ve kızlarını, malını ve hazinelerini aldım ve son olarak halkını aldım ve onları Mezopotamya’nın güneyine (bugün Irak) sürdüm.” Anlaşılan, yerleşik halkları yurtlarından topraklarından sürmek o zamanlarda da uygulanan bir yöntemdi.

===Komagenenin Tarihi Eserleri===


Gündoğumu ve günbatımının tüm ihtişamıyla izlenebildiği bu tepede, Kommagene Kralı 1. Antiochos kendisi için görkemli bir anıt mezar, mezar odasının üzerine kırma taşlardan oluşan bir tümülüs ve tümülüsün üç tarafını çevreleyen kutsal alanlar inşa ettirmiştir
Doğu ve batı teraslarda; sıra halinde dizilmiş blok halinde 8 yontma taşın üst üste oturtulmasıyla oluşturulan 8-10 metre yüksekliğinde muhteşem heykeller, kabartmalar ve yazıtlar bulunmaktadır. Heykeller, bir aslan ve bir kartal heykeliyle başlar ve aynı düzende son bulur. Hayvanların kralı olan aslan yeryüzündeki gücü, tanrıların habercisi olan kartal ise göksel gücü sembolize eder. Heykeller her iki tarafta da şu şekilde sıralanmıştır:



--------------------------------------------------------------------------------

==MİTANİ KRALLIĞI==

Mitaniler, Hurri konfederasyon denemesinden sonra kurulan daha güçlü bir federasyon konumundadır. Habur çayının doğduğu yerde Vaşukani adlı bir kent merkezine sahip olduğu, buradan çıkan tabletlerden anlaşılmaktadır. Hurri dil grubu konuşulmakta, ağırlıklı olarak orta Mezopotamya da, bugünkü Urfa, Mardin ve Şırnak bölgelerinde hüküm sürmektedir. M.Ö 1500-1250 yılları arasında yaşamıştır.Demiri kendi tekelinde tutmuştur. At yetiştiriciliğinde meşhurdur.Asur ve Hititlerle sürekli ve şiddetli bir çatışma ortamını yaşamıştır. Mitaniler Suriye, Amuriye, Asur memleketiyle Kurdistanin Kerkük bölgesine kadar olan topraklara hüketmişlerdir. En son Asur İmparatoru Salmanassar tarafından varlığına geçici olarak son verilmiştir.

Mitanilerin başkentinin adı Vaşukanidir. Kürtçede başikani veya hoşkani “güzel pınar” demektir. V-B-H harflerinin sesleri birbirine çok benzer. Zamanla ses değişimi olmuş olması yüksek olasılıktır. Belkide Kurdistanda halen V harfini kullanıyorlardır. Mitanilerin aryen kökenli oldukları biliniyor. Büyük olasılıkla Mitaniler Kürdlerin atalarıdır.

==GUTİ KRALLIĞI==

Zagros dağları ve Aşağı Zap nehrinin kıyılarında yaşayan ve bu günkü Kürtlerin atalarından biri olan Gutiler, M.Ö. 2700 yıllarında müstakil bir devlet kurar, Mezopotamya ve çevresindeki verimli topraklara yerleşirler.

Mezopotamya kuzeyindeki Akad memleketlerini M.Ö. 2649 yıllarında işgal edip tam iki asra yakın, Sümer ve Akadları idare ettiler. Gutiler daha çok Sümerlerin doğusunda Zagros eteklerinde yaşayan Aryen kökenli bir etnik gruptur.

“Guti” kelimesi Sümer kökenlidir ve manasıda (Gud=öküz, sığır) bugünkü Kürtçe’de yer alan “öküz, sığır sahibi halk” anlamına gelmektedir.

En son Guti kralının adı Tirigandır. Tir Kürtçede “Ok” demektir. Tirigan ise “Okçu” demektir.

==SUBARLAR==

Subarlar 'ın yazılı tarihi hakkında ilk bilgileri Hitit tabletlerinden almaktayız. Buna göre yörenin ilk sakinleri Mitanni adında bir devler kuran Huriler olmuştur. M.Ö.3000 ve 4000 bin yıllarında bölgede Subarlar 'ın yaşadıkları ve Fırat isminin bunlar tarafından verildiği ileri sürülmüştür. Subarlar 'ın Huriler'le aynı kökten geldikleri ve yeryüzünde madeni ilk işleyen kavim oldukları bilinmektedir. Hatta işlenen madenlerin Mezopotamya'ya da ihraç edildiği anlaşılmaktadır. Mezopotamya'da gelişen kültürlerin kökenini burada aramanın daha doğru olacağı kanaatindedirler.
M.Ö.3000 ve 4000 bin yıllarında Yukarı Fırat boylarında Subarlar'ın yaşadıklar Fırat adının bu kavim tarafından verildiği de ileri sürülmüştür. Subarlar Huriler'le aynı kökten geldikleri ve yeryüzünde madeni ilk işleyen kavim olduk bilinmektedir. Hatta işlenen madenlerin Mezopotamya'ya, da ihraç edildiği anlaşılmaktadır. Bundan dolayı bilginler, Mezopotamya'da, gelişen kültürlerin kökenini burada aramanın daha doğru olacağı kanaatindedirler . M.Ö. 17. yüzyıl içindede Subariler Mitanni Krallığı’nı kurdu.


==KAYNAKÇA==
http://onlinebooks.l....?name=Xenophon Ksenefonun bütün kitapları

http://penelope.uchi....rabo/16A*.html Strabo: The Geography, MÖ 30 yılları, Chapter 1-Paragraf 21-24

http://penelope.uchi....s_Dio/68*.html Cassius Dio: Roman History,
Epitome of Book LXVIII - 26 paragraf, yıl 200

http://www.armenian.com/history1.html Ermeniler Trakya bölgesinden doğu Anadoluya göçmüşler

http://ancienthistor....anabasis_4.htm Xenophon Anabasis or March up Country

http://www.fordham.e....-anabasis.html

***


http://home.arcor.de....rinorijini.htm Kürtlerin Orijini

http://en.wikipedia.org/wiki/Corduene Kurduene Krallığı

http://www.kurdistan....ticles-02.html Exploring Kurdish Origins

http://home.arcor.de....rinorijini.htm Kürtlerin orijini

http://www.adiyaman....zm/nemrut1.html Komagene Krallığı

http://www.iranian.c.../March/Gutians/ Gutiler

“İşçinin milliyeti ne Fransız, ne İngiliz ne de Alman’dır, onun milliyeti emektir, özgür köleliktir.”
"İşçinin vatanı yoktur" (Karl Marx)

#2 Beldegah

Beldegah

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 66 İleti

Gönderi Tarihi: 03 Kasım 2007 - 02:15

Söylediklerinizi kürtçenin 5000yıllık mazisi olduğu ve kürtlerin bi ırk olduğu savına dayanarak ortaya atmışlar. Ama kürtçe 5000yıllık değil. O kadar eski olan dil Farsça. O kelimelerde bu sebeple Farsça, kürtçe değil. "Kardukhi" dediğiniz Karduk'ların İskitlere bağlı bi Türk boyu olmasıda kuvvetle muhtemel. Ama madem o kadar gözü kapalı savuncaksınız yardımcı olayım.

Aslında Karadeniz'de adını Kürtlerden alır. Kürd ve Deniz kelimeleri birleşmiştir Kürddeniz olmuştur ve sonra Karadeniz olarak değişmiştir, niye olmasın, olabilir yani. Yada Kardak adası vardı. Üç harfi uydumu tamamdır, açıklamama gerek bile yok. Veya Bardak. Niye olmasın K zamanla B oluvermiştir olur yani. Türkler ergenekondan çıkarken Kurt'u değil aslında Kürt'ü örnek almışlardır, daha köklü bi millettiler ya o yüzden, yanlış çevirmişiz bak sen.

Hatta ve hatta Çardak. Olmaz olmaz demeyin, olmaz olmaz. K'nin Ç olmaması için hiç bi neden yok. Tig Dicle oluyoda bu niye olmasın? Aslına bakarsanız ben "Tigris"i latince diye biliyodum, Bizans hakimiyeti vardı zamanında, malum. Aman canım oda kürtçe oluversin. Hem Bizansta kürd devletiydi zaten anıyla şanıyla. Konstantiniyye değilmi bunun adı? Alın işte K var başında, diğer harflerde de vardır bi hikmet, değişmişlerdir. Aslında bence Hz. Adem'de kesinlikle kürttü. Başka bişey olmasının imkanı yok adından belli bi kere. Tanrı bile kürttür bence. Tüm peygamberlerde kürtlerden gelmiştir ve o kutsal halkta aslında yahudiler değil kürtlerdir di mi? Büyük İskender'de kürttü Napoléon'da. Firavun ile Şuppiluliuma'nın kürt olmadığını kim söylemeye cesaret edebilir ki? Amerikayıda zaten kürtler keşfetti. Nuh'ta kürttü, aristo'da, platon'da kürttü konfüçyus'ta, nirvana'da kürt, budhha'da. Ama İbrahim'in kürt olduğundan eminim. Adının anlamı kürtçede bi manaya geliyormuş tahlilini yapmış çok zeki biri zamanında ve babası Azer'de kürtmüş di mi? 0'ı ve yazıyıda kürtler buldu zaten. Heyooo heyoo çıldırdım gece gece, sizde kürtsünüz, bende kürdüm, başkaları da. Hadi hepimiz kürt olalım heyooo heyoooo bla bla bla. Hitler'de kürttü vallahi billahi. Dünyada kürtlerden başka bi ırk yok ki zaten, uzaylılar bile kürt. Kürtlük bence en çok yecüc-mecüc kavmine yakışır, bakın yecüc-mecüc kimmiş onu da buluverdik, vardır adının bi hikmeti. Geçen gün filmini izledim ninja kaplumbağalar bile kürtmüş meğer valla bak, Robokop ile batman'ı karıştırmıyorum bile.

Amacım kürtleri ********** küçümsemek değil. Uzun zamandır sürdürülen bi komediyi dile getirmekti sadece hiciv ve mübalağa ile.

Mustafa Kemal'i sever misiniz bilmem ama iki sözü var ki çok veciz "Tarihi Yazanlar, Tarihi Yapanlara sadık kalmazlarsa, ortaya çıkan gerçek şaşılacak bir hal alır." diğeri "Şaşarım aklı perişanına be hey *****!".

Hayatının değerini bilmeyen insanlardan nefret ederim...


"İnsanın özgürlüğü, ancak doğa yasalarına kendisi onları öyle kabul ettiği için uymasıyla mümkündür;
Tanrısal ya da insani, toplumsal ya da bireysel herhangi bir dış güç tarafından zorla kabul ettirildiği için değil
"

Bakunin


#3 dumanlı

dumanlı

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 102 İleti

Gönderi Tarihi: 03 Kasım 2007 - 13:29

sayın bradost..
yazdıkların ne dereceye kadar doğru olduğunu bilmiyorum ama,beldeqah çok güzel cevaplamış..şimdi bizde türk tarihini mi yazalım..bunları anlatmakla nereye varırız..
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."demişsin..
özgür düşünce kürtlerin ayrı bir millet olduğunu belirtmekmidir?ve ya demokratik ortam kürt devletini kurmayı düşünmekmidir?
boşuna uğraşmayın..biz bin yıldır beraber yaşayan,tek millet,tek devletiz..bizi bölmeye ne amerikanın nede avrupanın ne de sizin gibi düşünenlerin gücü yeter..bunu kurtuluş savaşında onlara ve hainlere gösterdik..Türkiye cumhuriyeti edebiyete kadar var olacaktır..bundan kimsenin kuşkusu olmasın..sizin gibi düşünenlerde onlara payanda olmayın..bırakın ırk cılığı..
özgür düşüncelerinizi vatandaşın refahı,huzuru ve milli gelirin dağılımındaki adaletsizlikleri düzeltmekte yoğunlaştırsanız daha hayırlı bir iş yapmış olursunuz..

#4 bradost

bradost

    Genç Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPip
  • 125 İleti

Gönderi Tarihi: 23 Kasım 2007 - 17:03

neden kürd tarihini kendi tarihimiz olarak görmüyorsunuz,bin yıllık kardeşliğe bu revamı,onlar sizin tarihinizi ezberleyip benimseyecek siz ise onları inkar edeceksiniz,bu yazımın türk tarihine karşı yazıldığını nereden çıkarıyorsunuz,amaç burada kürd ve türk tarihini yarıştırmak değil ki,zaten kürd ve türk birlikteliği bin yıla dayanır,benim bahsettiğim antik dönemde türkler daha orta asyadan çıkmamıştı bile,yani bağımsız bir tarihten bahsediyorum,türk tarihiylee çakışmayan bir dönemden bahsediyorum neden üstünüze alındığınızı anlamakta güçlük çekiyorum.

#5 Tengeriin boşig

Tengeriin boşig

    Uzman Üye

  • Φ Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 4.532 İleti

Gönderi Tarihi: 01 Şubat 2008 - 16:45

neden kürd tarihini kendi tarihimiz olarak görmüyorsunuz,bin yıllık kardeşliğe bu revamı,onlar sizin tarihinizi ezberleyip benimseyecek siz ise onları inkar edeceksiniz,bu yazımın türk tarihine karşı yazıldığını nereden çıkarıyorsunuz,amaç burada kürd ve türk tarihini yarıştırmak değil ki,zaten kürd ve türk birlikteliği bin yıla dayanır,benim bahsettiğim antik dönemde türkler daha orta asyadan çıkmamıştı bile,yani bağımsız bir tarihten bahsediyorum,türk tarihiylee çakışmayan bir dönemden bahsediyorum neden üstünüze alındığınızı anlamakta güçlük çekiyorum.



"Uydurma Tarih"e karşı bir alerimiz var doğal olarak...

"Kürdistan" adı Selçuklular öncesindeki hiçbir kayıtta geçmiyor...
"Kürdistan" adını karşılayabilecek bir tanımda yok Farsça'da ya da Arapça'da...
"Kürtlerin" o bölgede devletler kurduğuna dair neredeyse bugünden 3000-4000 yıl öncesine kadar bir bilgi ve kanıtta yok...
O bölge ya Ermeni Prensliklerin altında yaşamış, ya Latin krallığı altında, ya Bizans, Ya İran/Fars ya da Arap...
Sonra Türkler gelmiş...
Ama Kürtler hiç bir devlet kuramamış...
Hititler bile Truva'lılar ile akraba olarak düşünülüyor...
Ama Hititlere "Kürtlerin Atası" diyen var, ne tuhaf...
Tabi anacım, Truvalılarda Kürt'tü zaten...
Aşil bile Kürt'tü yani...

Hiç bir toplum binlerce yıl aşiret olarak yaşayıp, devlet kuramayıp ve hatta belkide başka bir topluluktan ayrılıp, esimile olup, karışıp, yok olup, sonra da "Ahanda ben bir Milletim" diye ortaya çıkamaz...
Buna "Asparagas Tarih" denir ve gerçek tarihçilerin buna alerisi vardır.

Kürtler bugün bir "Yeni bir millet yaratma projesi"nin ürünüdürler.
Yüzyılın başına kadar kendilerini Türklerden ayrı görmemişlerdir, T.B.M.M. kayıtlarında kendi aşiretlerinin ve ileri gelenlerinin kendi rızalarıyla verdikleri bağlılık belgeleri vardır.
Cem Yılmaz'ın dediği gibi bir yerlerimizden Tarih ve Millet uydurmayalım...


Herkes yalan söyler...


#6 sardunyam

sardunyam

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 14.892 İleti

Gönderi Tarihi: 02 Şubat 2008 - 03:33

ay çok heyecanlandım bilim adamları sonunda sesimizi duydu demek ve 5000 yıllık bir tarih keşfedildi... :)

ama çok kızıyorum insan 5000 yıllık tarihine hiç sahip çıkmazmı? nerede sakladılar bu tarihi acaba?

Sen ışığı takip et, gölge peşinden gelecektir!

 

 


#7 Sinek Vale

Sinek Vale

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 97 İleti

Gönderi Tarihi: 13 Şubat 2008 - 13:05

ay çok heyecanlandım bilim adamları sonunda sesimizi duydu demek ve 5000 yıllık bir tarih keşfedildi... :)

ama çok kızıyorum insan 5000 yıllık tarihine hiç sahip çıkmazmı? nerede sakladılar bu tarihi acaba?


Ne 5000 yılı? İlk primatlarında Kürt olduğunu söylüyolar. Hatta **** Kürdiye diye bir tür bulmuşlar yakn zamanda, ilk insan olabilirmiş. Bilim nelere kadir yüce rabbim.
Bir iskambil falında, çıkmıştık birbirimize.
O güzel KUPA KIZIydı, SİNEK VALEsiydim bense.


#8 burakmirhan

burakmirhan

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 6 İleti

Gönderi Tarihi: 19 Şubat 2008 - 17:53

Kürtler nereden geliyor?
Yazı Boyutu : Şimdiye kadar Kürtlerin kökenleriyle ilgili çok şey yazılıp çizildi. Türk ve Kürt milliyetçiliği yapanlar meseleyi, böyle bir etnik kökenin var olup olmadığına kadar götürdü.

Hatta Kürtler diye bir topluluğun olmadığı bile dile getirildi.

Geliştirdikleri tezi ispatlamak için de “Kürt” kelimesinin “Kart-Kurt” sesinden türediğini ileri sürdüler.

Kendi içinde Gurmanclar (Kırmanç), Soran, Zaza diye bölünen Kürtlerin tarihi geçmişiyle ilgili önemli bir araştırma geçtiğimiz günlerde Karakutu yayınları tarafından kitap haline getirildi.

“Gurmanc ve Kürtlerin kökeni” isimli kitabın yazarı, kendisi de bir Gurmanc olan Ömer Özüyılmaz. Aksiyon'un haberine göre 10 yıldır yerli ve yabancı birçok kaynağı inceleyen Özüyılmaz’ın tespitleri, bugüne kadar yapılan tartışmaları sona erdirecek nitelikte.

Yazara göre “Kürtler” diye bir topluluk var. Kürtlerin bir kolu kabul edilen Gurmanclar da Türk. Kürtlerin atası da Medler değil. Gurmancların ise aslında Kürt olmadığı delilleri ile ortaya konuluyor.

Bugüne kadar birçok bilim adamı Kürtlerin kökenini Türkiye, Irak, İran ve Suriye’de araştırdı. Ancak ortaya çıkan sonuçlar meseleyi daha da içinden çıkılmaz hale getirdi. Bazıları, Kürtlerin kökenini Medlere, Urartulara ve Araplara dayandırdı; bazıları da Asya’daki kavimlere… Kimi bilim adamlarına göre Kürtler, Finliler ve Cermenlerle akraba. Yazar Özüyılmaz’ın araştırması bu konulara açıklık getirmesi bakımından çok önemli. Ona göre Türkiye’de yaklaşık 9-11 milyon arasında Kürt kökenli vatandaş yaşıyor. Kimi Kürt, Gurmanc ve Zaza kendini Türklerden ayrı bir ırk olarak mütalaa ediyor. Kimi de köken olarak Türk ya da başka halklardan olduklarını benimsemiş durumda.

Kitapta Kürtlerin kökenin Medlere dayandığı tezi de çürütülüyor. Tarihî kayıtlara göre Medler, Matia ve Mada adıyla da biliniyor. Arap coğrafyacı Mesudi’nin “Muruc Ez-Zeheb / Altın Bozkırlar” adlı eserinde Urumiye şehri anlatılırken, Median şehirlerinin yakınlarında bir yer olarak tarif ediliyor. Ermeni tarihçi Grousset ise Med topraklarını İran ile Azerbaycan topraklarının doğu kısmı olarak tarif ediyor. Eski haritalarda “Median” olarak gösterilen bölge de günümüzde “Kürdistan” denilen bölgeyle coğrafi olarak aynı değil. Dolayısıyla Kürtlerin atası Medler diyenlerin tezleri kuşkulu hale geliyor. Medlerin ilerleyişi sırasında, Van bölgesinde sadece Ermenilerin varlığından söz edilebileceğini belirten Özüyılmaz, Gürcü tarihinde bahsedilen coğrafyanın farklı olduğunu söylüyor: “İskender M.Ö. 331 yılında Erbil, Gaugamela ovasında yapılan bir meydan savaşında Pers Kralı I. Dara’yı mağlup eder. Bunun üzerine kaçan Dara ve kumandalarını takip ederek kuzeye girer. Ermenistan’ı ve Aras vadisini takip edip buraları kendisine bağlar. Sonra Median’a girer. Kuzey Irak ve Güneydoğu Anadolu ile Ermenistan olarak anlatılan Doğu Anadolu ve bugünkü Batı İran, Median toprakları içerisinde değildir.”

İlginç olan ise bugün Gurmanc, Zaza ve Kürtlerin ikamet ettiği hiçbir bölgenin Median olarak tarif edilen coğrafya içerisinde yer almıyor olması. Kitapta, Medlerden günümüze birkaç kral isminden başka hiçbir şey kalmadığı anlatılıyor. Ayrıca, Dara’nın ünlü Bisutin abidesinde dönemin önemli üç diline yer verilmişken, Med diline ve Kürtlerle alakalı bir bilgiye rastlanılmaması, bu tezin varlığını kesin olarak çürütüyor. Kürt-Med ilişkisinin Kürtleşmiş Ermenilerin oluşturduğu Hoybun Cemiyeti’nin tezi olduğunu belirten Ömer Özüyılmaz, “Sadece Mervaniler Kürt’tür diyebiliriz. Halk Arap veya Müslüman olmuş Ermenilerden oluşuyordu. Yalnızca yönetici kadro Kürt’tür. Kürtlerin Zerdüşt olduğu tezi de Medlerle ilintilendiriliyor. Ancak şimdilerde Türkiye içinde Kürt coğrafyası diye anılan bölgelerde Zerdüşt tapınaklarına rastlamak mümkün değil.” diyor.

Kürtlerin kökeni anlatan ilk kitap Şeref Han’ın yazdığı Şerefname’dir. Bu eserde geçen ve Kürtlerin kökeni ile ilgili anlatılan üç rivayet de yazar tarafından inceleniyor. Araplar, Kürtlerin “cin” neslinden geldiğini savunuyor. Cin aslında “Çin” bölgesini tarif ediyor. Araplarda Ç harfi olmadığından, kelime C olarak okunuyor.

Diğer rivayete göre Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) zuhurundan sonra Türkler Arabistan’a bir heyet gönderir. Bu heyetin başındaki Oğuz beyi Peygamberimiz’e kendisini Kürtlerin beyi olarak tanıtır. Bu beyin adı Boğduz Han’dır.

Yine Şerefname’ye göre Kürtler Boğduz ve Becenek adlı iki atadan türemiştir. Boğduz adının bir Türk ismi olduğu ispatlanırken, “becenek” adı Türklerin “peçenek” kolundan gelir.

ELEGEŞ ANITINDAKİ KÜRT!

Konuyla ilgili bir diğer kanıt ise Moğolistan’ın kuzey batısında Baykal gölü ve Altay dağları civarındaki Yenisey ırmağı yakınında bulunan bir anıt. Günümüzde Tannu-Tuva Özerk Muhtar Türk Cumhuriyeti içinde kalan bu alanda, Kürtler tarafından bir İlhanlık veya bilinen ilk Kürt beyliğinin izleri var. Rus Radloff tarafından Elegeş ırmağının doğu yakasında bulunan anıt Danimarkalı bilim adamı Thomsen tarafından okundu. Elegeş yazıtları diye bilinen anıt M.S. 650 yılı öncesine ait. Yenisey Kürtleri, kendi hükümdarları için mezar anıtı olarak diktikleri tahmin ediliyor. Bugünkü Türkçe ile anıtta şöyle bir yazı bulunuyor; “Ben Kürt İl-hanı Alp-Urungu’yum. Altından yapılmış okluğumu bağladım belime; devletim ve milletim ben 39 yaşımda öldüm.” Bu kayıt Kürtlerin bu dönemde Türkistan’da bir devlet kurduklarını, dillerinin Türkçe olduğunu, devlet yapısının Türk mefkûresine göre şekillendiğini gösteriyor. Kürtlerin varlığını gösteren bilgiler sadece anıtla sınırlı olmadığını savunan Ömer Özüyılmaz, “O çevrede çok sayıda Kürt adlı bölgelere ve Kürtlerden kalan hatıralara rastlanıldı. Afganistan’daki Herat şehrinin 20 km. kuzeyinde, Herirud nehrinin sol sahilinde, Timur devleti zamanında çok meşhur olan ‘Ulenknişin’ yaylasının batısında bir köy var. Adı Kürtnişin. Bu adla bir köyün varlığı, buralarda halen Alp Urungun’un neslinden gelen Türk kökenli Kürt ailelerin yaşadıklarını gösteriyor. Bugün Rusya sınırları içerisinde Başkurdistan adında bir özerk cumhuriyetin varlığı da çok ilginçtir. Bu özerk cumhuriyetin adının günümüzde Kuzey Irak’ta oluşturulmaya çalışılan Kürdistan devleti adıyla birebir aynilik göstermektedir.” diyor. Yenisey Kürtlerinden yerlerinde kalanlar, sonradan doğudan gelen yeni göçlerin baskısı ile batıya göç edip İrtiş ırmağı ile Tobol suyu boylarına yer yerleştiler. Çarlık döneminde bunlara resmî olarak “Tara Tatarları, Tobol Tatarları” ve yurtlarına da “Kürtak Heskaya Volost” denildi.

KÜRTLER ASYADAN GELDİLER

Ön Asya’da İlk Kürt adının kullanılması M.S. 5. yüzyılda oldu. Bu tarihe kadar Ortadoğu’da Kürt adına rastlanılmaması Kürtlerin Asyatik bir topluluk olduğunu göstermeye yetiyor. Günümüzde Kürtler Sivas’tan Basra’ya kadar olan coğrafyada yaşayan bir halk olarak anlatılıyor. Yazar Özüyılmaz, Kürtlerin Hunlar içinde yer alan bir topluluk olduğunu; ancak Anadolu’ya Türklerden önce geldiklerini tezini ortaya atıyor: “Kürtler Türklerden 5 asır önce Anadolu’ya gelip yerleşmiştir. Bunlar daha çok dağlarda yaşadılar. Kürtler Asya’da Hunlar içinde yaşadılar. Hunlar içinde Moğollar, Tibetliler, Afgan kökenliler de var. Ancak Hunların ana mantalitesi Türklük üzerindedir.”

1800’lü yılların ilk çeyreğine kadar yazılan tüm tarihî ve coğrafî eserlerde Doğu ve Güneydoğu için Kürt ve Kürdistan terimlerinin kullanılmadığı görülüyor. İlginç olan bu tarihten sonra yazılan eserlerde Türkiye’nin doğusu ve Suriye’nin kuzeyinde yaşayan topluluklar için Kürt adının kullanılmaya başlanması. Kürdistan kelimesi ilk olarak Selçuklu Sultanı Sencer tarafından dile getiriliyor. Bu kavram daha sonra Akkoyunlu ve Memluklular’da devam ediyor ve Osmanlı’ya kadar geliyor. Ancak Kürdistan kelimesi bugünkü coğrafyayı tarif etmek için kullanılmıyor. Hakkâri’nin güneyi, Urumiye Gölü ve Kuzey Irak’ın sağ tarafında kalan bölgenin adı olarak zikrediliyor. Bu bölgede Soranların yaşadığı tahmin ediliyor. Ömer Özüyılmaz Soranların Kürtlüğün özü olduğunu söylüyor.

Şüphesiz aradan geçen yıllar coğrafi bölgelerde büyük değişimler meydana getiriyor. Kayıtlara göre Muş’un Varto ilçesinin 1914 yılındaki nüfusu, yüzde 90 Türklerden, yüzde 10 da Ermenilerden oluşuyordu. Günümüzde ise kendini Türk olarak ifade eden aileler yok denecek kadar az. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde çok sayıda “baba” adıyla yatırların bulunması da Kürtlerin bu coğrafya ile pek ilgisinin olmadığını gösteriyor. Kitaba göre, bölgede Kürt kökenli herhangi bir yatırın varlığı bilinmiyor.

GURMANCLAR KÜRT DEĞİL

Ortaya çıkan bu tablo Anadolu’da, Suriye’de ve Irak’ın kuzeyinde yaşayan ve kendilerini “Kürt” olarak ifade eden grupların kim olduğu sorusunu akla getiriyor. Bu gruplar içerisinde Türkiye’de ve Suriye’de yaşayanlar Gurmanc (Kırmanç) olarak biliniyor. Aslında Gurmanc ve Kürt toplulukları dikkatle incelendiğinde, iki unsur arasındaki farklılıklar da açığa çıkıyor. Türkiye’de Kürt olarak zikredilen topluluklar arasında sadece Gurmanclar yer alıyor. Bunun yanında İran sınırına yakın az sayıda Kürt topluluğu da mevcut. Yazar Ömer Özüyılmaz, Gurmancların Kürt oldukları tezinin yanlış ve politik olduğu görüşünde: “Kürt ve Gurmanc toplulukları birbiri ile uzak akraba, fakat ayrı boylardan. Kürtler İran’a 5. yüzyılda gelmişken Gurmancların Batı İran’a, Irak’a ve Anadolu’ya gelişleri Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonra olmuştur.”

‘Gur’luğun esasen Türklüğün temel adı olduğunu ileri süren Özüyılmaz, bu konuda farklı bir tartışmayı başlatıyor: “Hem tarihî vesikalarda hem de günümüzde Türkler, ‘Gurlular’ olarak tanınmışlardır. ‘Gurluk’ Türklerde ya ilk ya da son ad olmuştur. Uygur, Sugur, Ogur, Finogur, Ongur, Bulgur gibi çok sayıda Türk boyu vardır. 1000 yıllarında Kıpçak Türklerine Yugur oğulları denmektir. Harzemşahlar da bu zümre içerisinde yer alırken, Kıpçak, Kun ve Kuman adları ile anılan Türkler de ‘Gur’ şeklinde tarif edilmekteydi. Kısacası Türklüğün özü ‘Gur’ kelimesidir.” Özüyılmaz’a göre “Gur” kelimesinin Kürtçe (Gurmanc dili) anlamı “Kurt” demek. Kurt ise Türk topluluklarının efsanevi sembolü. Terör örgütü PKK’nın yayın organlarından Pine ve Azadiye Welat gazetelerinin çıkardıkları Ferhenggoka adındaki Kürtçe sözlükte “Gurmanco” kelimesi “efsanevi bir Kurt” olarak tarif ediliyor. İran-Tahran ve Türkmenistan-Aşkabat arasında Hazar gölünün güneyinde Gurgan adlı bir yer adının Türkçe, “kurtlar ve kurt yeri” manasına gelmesi de Gurmancların Türklüğünü ifade etdiyor. Gurmanc kelimesinin Türkiye’deki kullanımlarından bazıları da Kirmanc ve Kurmanc şeklinde. Kirman, Farsçada kurt adam, kurtlar anlamına geliyor “Gurmanc” kelimesi ise “Gur” ve akabinde aidiyet anlatan “Man” belirteci ile birleşmesinden meydana geliyor. Alman, Kuman, Kurman, Sayman, Uzman, Kahraman, Ayman gibi isimlerde de “man” eki belirteç olarak kullanılıyor. “Türk” ismine “man” eklenmesi ile oluşan “Türkmen” kelimesinin meydana geldiği gibi, Gur Türklerinin adı olan, “Gur” kelimesinin arkasına “Man” eklenmek suretiyle “Gurman” kelimesi oluşturulmuştur deniliyor. Ömer Özüyılmaz bugün Gurmanc lehçesi ile konuşan Kürtlerin kullandığı çok sayıdaki kelimenin öz Türkçe olduğunu belirtiyor. Özüyılmaz, tespit ettiğine göre Kürtçede (Gurmanc dilinde) yer alan 400 kadar öz Türkçe kelimenin olmasına karşın, bu kelimelerin Türkiye Türkçesinde yeralmıyor.

DEMİRCİ KAVA BİR TÜRK EFSANESİ

Kitapta Nevruz üzerinden tartışılan Kürtlerin sahiplendiği “Demirci Kava” efsanesi ile Türklerin türeyiş destanı olarak bilenen “Ergenekon’dan çıkış” efsanesinin kökeni de aranıyor. Kitapta olay şöyle anlatılıyor: Turan (Türkistan) ve İran topraklarının Cemşit’ten sonraki hükümdarı olan Dahhak adında zalim bir hükümdarın omuzlarında kanser hastalığı ortaya çıkar. Hükümdar, ülkenin tüm hekimlerini çağırarak hastalığına çare arar; fakat hekimler hükümdarı iyileştirmek isteseler de başarılı olamazlar. Bir gün hekim kılığına giren şeytan, Dehhak’a gelerek “Eğer genç insanlardan iki kişiyi her gün kurban edip beyinlerini yaralarına sürecek olursa iyileşeceğini” söyler. Bu şekilde yapılan tedavide, tesadüfî olarak ağrı dinmeye başlayınca, her gün İran ve Türkistan’da iki genç yakalanarak kurban edilir. Daha sonra bu işi yapmakla görevli mutfak çalışanı vicdan azabı çektiğinden, her gün öldürülen iki gençten birini salıverip, yerine koyun beyni götürmeye başlar. Saraydan kaçan gençler ise, uzaklardaki dağlara sığınarak zamanla çoğalırlar. Nesilleri bu gençlerden oluşan topluluğa Kürt denilmiştir. Daha sonra içlerinden demircilik yapan Kava adında bir kişi, Kürtleri bu dağlardan kurtarıp Dehhak’a karşı isyan başlatır ve zalim Kralı öldürür.

Bu efsane Türklerin türeyiş destanın çağrıştırıyor: Çinliler tarafından esir edilen Türkler, zamanla kaçarak dağlara sığınmış ve orada çoğalarak millet haline gelirler. Daha sonra bir demirci, demirden dağı eritip Türkleri özgürlüğe kavuşturur. Daha sonra Türkler düşmanlarını öldürerek bölgeyi ele geçirirler. Ergenekon’dan çıkış zamanı bahar ayları olduğundan, bu efsaneden dolayı Türk zümreleri bahar bayramı adı verilen Nevruz’da, bir demirci temsili olarak demiri döverek, bayramın başlangıcını yapar. Akabinde günahlardan ve kirlerden temizlenmek için ateşten atlama törenleri yapılır. Hem Kürt hem de Türk efsanesindeki figürler ve törenler aynı.

Demirci Kava adlı kişinin aslında Türk veziri Bilge Tonyukuk olduğunu söyleyen Ömer Özüyılmaz, “Şerefname’de de bu geçer. Göktürk yazıtlarında, Bilge Tonyukuk’un adı Gave olarak geçer. Aslen Çin topraklarında yaşayan bir Türk ailenin çocuğu iken, Göktürk devletinde vezirlik yapmıştır. Doğu Türkistan Türklerinde, Çin’den gelen ailelere ‘Gave’ denmektedir. Göktürklerde ve Doğu Türkistan Türklerinde vezirlerin unvanı ‘demirci’dir. Dolayısıyla Bilge Tonyukuk’un Türkçe unvanı Demirci Gave’dir. Bu benzerliğin tesadüfle açıklanmasına imkân göremiyoruz. Ergenekon destanında anlatılan hadise tamamen Demirci Gave efsanesi ile aynıdır.” diyor. Bu ve benzeri birçok Türk efsanesi, Türklerin İran’a gelmelerinden sonra Fars edebiyatına geçer. Firdevsi’nin yazdığı Demirci Kava efsanesi, Türklerin İran’a gelmesinden sonra gerçekleşir. Firdevsi de Türklerden duyduğu bu efsaneyi kaleme alır. Hem demirci kava efsanesinde hem de Türklerin türeyiş destanında bir demircinin dağı erittiği ve halkı özgürlüğe kavuşturduğu ile demircinin zalim kralı öldürdüğü aynı benzerliklerle anlatılıyor.

Aksiyon
Yayın Tarihi : 13 Şubat 2008 Çarşamba

#9 Misafir_General4Q_*

Misafir_General4Q_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 05 Şubat 2016 - 13:40

neden kürd tarihini kendi tarihimiz olarak görmüyorsunuz,bin yıllık kardeşliğe bu revamı,onlar sizin tarihinizi ezberleyip benimseyecek siz ise onları inkar edeceksiniz,bu yazımın türk tarihine karşı yazıldığını nereden çıkarıyorsunuz,amaç burada kürd ve türk tarihini yarıştırmak değil ki,zaten kürd ve türk birlikteliği bin yıla dayanır,benim bahsettiğim antik dönemde türkler daha orta asyadan çıkmamıştı bile,yani bağımsız bir tarihten bahsediyorum,türk tarihiylee çakışmayan bir dönemden bahsediyorum neden üstünüze alındığınızı anlamakta güçlük çekiyorum.

biz onların tarihini biliriz ınlar bizimkğini bilmez ve bilmek istemezler. anlatıklarımızda kimse bizi bölemez diyorlar. kim kimi bölmüş nerde çıkarıyorlar bunları. işin içinde Kürd kelimesi, geçiyorsa sanki bişey onları Dürtüyor...



#10 Misafir_Bradost_*

Misafir_Bradost_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 02 Mart 2016 - 15:46

İnsan Olmak yeter ademiyet islamiyet özgürlük umut yaşam

#11 Misafir_TURANİ BİREY_*

Misafir_TURANİ BİREY_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 28 Haziran 2016 - 18:29

Kardeşim  şöyle yalan bir idda çıkmıştır Hz NUH'UDA KÜRT ETMEYE ÇALIŞIYORSUNUZ,

KARDULAR KRAL DEHAK DÖNEMİNDE Kİ DEHAK'A İSYAN ETMİŞ VE KÖLEMEN KAVİMDİR BU SİZİN KÜRTÇÜ İDDİALARINZDAN EN MANTIKLI OLANIDIR AYRİYETEN,

Kardeşim HZ NUH TÜRKTE DEĞİLDİ KÜRT DE DEĞİLDİR,HZ İBRAHİM KÜRT DE DEĞİLDİ TÜRKTE DEĞİLDİ EMİN OLUN BUNA,FAKAT KÜRT PEYGAMBERLER VARDI KURAN-I KERİMDE ZİKREDİLEN GİBİ ZİKREDİLMEYEN PEK ÇOK PEYGAMBER VARDIR,
KARDEŞİM HER DİL BİRBİRİNE BENZER ATAMIZ ADEMDİR BİZ ADEMİYİZ ELBETTE SONRADAN ÜRETİLEN HİÇ BİR IRKTAN DEĞİLDİ,
KARDEŞİM SİZİN TARİHİNİZ,BİZİM TÜRK DESTANIMIZ OLAN TÜREYİŞ DESTANIN ÇİN VERSİYONUDUR,SİZ HİÇ SORGULAMIYORMUSUNUZ ŞEYHNAMENİN NERDE YAZILDIGINI FİRDEVSİNİN BU MASALI NERDEN UYDURDUGUNU,NEMRUT'UN BABİL KRALI OLDUGUNU SİZ KÜRTLERİN ATASI DİYE KABUL ETTİĞİNİZ GURMANCLAR HARİÇ KÜRT DEĞİL ONLARIN ASLI DÜNYA BUNU KANITLAMIŞ ZATEN VİKİPEDİADAKİ KOPYA KAYNAKLARIN ÇOĞUNA İNANMAYIN SİZE TARİH YAZILMAYA ÇALIŞILIYOR OLAY BU SİZİN TOPRAKLARINIZ BULUNDUGUNUZ MEKAN BATI AZERBAYCAN İLE,ZAGROS DAĞLARININ KÜÇÜK BİR KISMININ BİRLEŞİM NOKTASIDIR O BÖLGE KÜRDİSTANDIR MEDLER O BÖLGEDE DOĞMUŞTUR,ZATEN ZERDÜŞT TAPINAĞI BULUNMUŞTUR O BÖLGEDE,FAKAT ANADOLUYA BAKARSINIZ BİR TANE BİLE ZERDÜŞT TAPINAĞI YOK.SİZ QUTİLERDEN BAHSEDİYORSUNUZ KARDEŞİM GUTİLER SÜMERLERİN DAĞ KAVMİDİR,SÜMERCENİN İÇERİSİNDE AVRUPALI ARAŞTIRMACILARIN DA KEŞFETTİĞİ BİNLERCE ÖZTÜRKÇE KELİMELER VARDIR ARAŞTIRIRSAN İNTERNETTE OLAY BULUNUR,AYRİYETEN NUH TUFANI ANADOLUDA OLMAMIŞTIR EVLİYA ÇELEBİ BİR ARKEOLOG DEĞİLDİ BİR GEZİ YAZISI YAZARIDIR,PİRİ TÜRKTÜR KENDİSİ GURUR DUYARIZ.BU İDDİA BABİL SÜRGÜNÜNDEN KAÇAN YAHUDİLERİN SAFSATASIDIR,ONLARIN AMAÇLARI VADEDİLEN TOPRAKLARI MEZOPOTAMYAYLA BİRLEŞTİRMEK BUNUN İÇİN ERMENİLERİ KULLANDILAR ŞİMDİ SİZİ KULLANIYORLAR.KARDEŞİM TUFANIN OLDUGU KITA NUH KITASIDIR MİLYONLARCA İNSANI HELAK EDECEK DERECEDE BÜYÜK BİR TUFAN BİR KITAYI YIKABİLECEK GÜÇTEDİR BU MU KITASIDA ZATEN TAM DÜNYANIN MERKEZİ KONUMLARINDANDIR,CUDİ DAĞI EFSANESİDE FALAN DA HEPSİ DÖNEMLERİNDEKİ KRALLARIN GURUR KİBİR BUDALALIĞI SAHTEKARLIKLARIDIR.HA BU ARADA HZ ADEMİN PANGEA ZAMANINDA YAŞADIĞINI TÜM TARİHÇİLER BİLİYOR.ÇOK ASILSIZ İDDİALARDA BULUNUYORSUNUZ BU İDDİANIZI DESTEKLEYENLER SSCB DEN KALMA KOMİNİST TÜRK DÜŞMANI KÜRDOLOG  MİNORSKYNİN SOYUNDAN GELEN KİŞİLERDİR.ŞEYHNAMEYE GELELİM,ŞEYHNAME,FİRDEVSİNİN GAZNELİ MAHMUTUN SARAYINDA YAZDIĞI BİR ESERDİR 1000'Lİ YILLARDA,FAKAT TÜREYİŞ DESTANI ŞEYHNAMEDEN EN AZ 1000 YIL ÖNCE YAZILDIGI KANITLANILAN BİR ATA ESERİMİZDİR.ŞİMDİ KARDEŞİM
ŞEYHNAMEDE FİRDEVSİ :) TURAN LİDERİ EFRASYAB'I (ALPER TUNGAYI) KANITI OLMADAN ÇİRKİN BİR ADAMA BENZETMİŞTİR,İRANLI ÇİRKİN BİR ADAM OLAN PERS KRALINI İSE YAKIŞIKLI BİR ADAMA BENZETMİŞTİR BU KADAR SAÇMALIK OLABİLİR Mİ,DAĞDA GÜNEŞİN ORTASINDA KAVRULAN BİR ADAM BOZKIRDAN GELEN BİR ADAMDAN DAHA YAKIŞIKLI OLMASI İMKANSIZDIR.
BU 1.
2.İSE ŞEYHNAMEDE DEMİRCİ KAVA EFSANESİ VARDIR ADI ÜSTÜNDE EFSANE.FİRDEVSİ BİZİM SARAYIMIZDA BİZİM BÜYÜK DEDELERİMİZİN ATA KAHRAMANLIKLARI HAKKINDA DEDE KORKUT HİKAYELERİ TARZINDA ATA ASKERLERİMİZİN SÖYLEŞİLERİYLE ŞEYHNAMEYİ HAZIRLAMIŞTIR....FİRDEVSİ SAHTEKAR BUDALANIN TEKİDİR BU KADAR FİTNEYE NEDEN OLAN BİR KİŞİ ANCAK PAVLUS KADAR GÜNAHKAR OLABİLİR.DEMİRCİ KAVA EFSANESİ,ASUR KRALI DEHAK,BİR HASTALIĞA YAKALANMIŞ VE SADECE KARDULAR DENİLEN ASURUN FAKİR KESMİNİN KANI DEHAK'IN HASTALIĞINA ŞİFA EDİYORMUŞ,SONRA BU KARDULAR BU OLAYI PROTESTO EDEREK KRALLARINA İSYAN ETMİŞTİR BU İSYANI BAŞLATAN KİŞİDE O FAKİR HALKI DAĞLARI KAÇIRIP DAĞLARDAKİ MADENİ ÇIKARTIP SİLAH YAPAN KİŞİ DE DEMİRCİ KAVADIR SİZİN ATALARINIZ SÖZDE :) DESTAN KARDEŞİM TÜM DÜNYA KABUL ETMİŞTİR BUNU SANAYİ DEVRİMİNDEN ÖNCEDEN NUH TUFANINDAN SONRAKİ DÖNEMLERDEN İTİBAREN DÜNYANIN EN İYİ SİLAHINI YAPAN KİŞİLER TÜRKLERDİR DEMİRCİLİK TÜRK MESLEĞİDİR,AVRUPALI ACEMLİ TÜCCARLAR ÇİNLİLER ARACILIĞIYLA BU ZANAATI BİZDEN ÖĞRENMİŞTİR.
GELELİM TÜREYİŞ DESTANI KARDEŞİM TÜREYİŞ DESTANINDA
BİLGE SAYDIGIMIZ ULU TÜRK BİLGE TÜRK KAĞANI BİLGE TONYUKUK BİR GAVE DİR DEMİRCİ GAVE'DİR KAVA DEĞİLDİR.
BİZ TÜRKLERDE ÇİN TOPRAKLARINDA YAŞAYAN TÜRKLERE GAVE DENİLİR,BİLGE TONYUKUK ÇİN TOPRAKLARINDA YAŞAYAN BİR TÜRK TÜ GAVEYDİ YANİ,
BÜYÜK BİR KAĞAN OLUŞ SÜRECİ ÇİN İMPARATORU  AMANSIZ BİR HASTALIĞA YAKALANMIŞTI ÇİN İMPARATORU KAN HASTASIYDI,KENDİ HALKINA KIYAMADIĞI İÇİN DÜŞMAN YERİNE KOYDUGU ÇİNDEKİ TÜRKLERİN KANINI SÖMÜRÜYOR ONLARI ÖLDÜRÜYORDU,BU GİDİŞATA DUR DİYEN ARALARINDAN DEMİRCİ OLAN TONYUKUK ÇİN İMPARATORUNA İSYAN ETTİ BOYUNU DAĞA ÇIKARDI O DAĞDAN DAYANIKLI KAZMALAR ARACILIĞIYLA DEMİR MADENİ ÇIKARDI O DEMİR MADENİYLE (DAĞI DÖVÜP HALKINA SİLAHLAR YAPTI) YANINDAKİ SOYDAŞLARIMIZA SİLAHLAR YAPTI VE ÇİN İMPARATORUNUN ORDUSUNU YENİP ÇİN TOPRAKLARINI TÜRK TOPRAKLARINA KATTI.BİLGE TONYUKUK DEMİRCİ GAVEDİR, ŞEYHNAMEDE BAHSEDİLEN YER MEZOPOTOMYA DEĞİL DOĞU ASYA'DIR,ZULME UĞRAYAN UYDURULAN ASURLARIN FAKİR KESMİ OLAN KARDULAR DEĞİL (KARDULARA KARDU KELİMESİNİ SÖYLEYENLER DE PERSLERDİR ESKİ FARSÇADA EŞŞEKLER DEMEKTİR)   KAVİM UYGURLAR DIR.ASUR KRALI DEHAK ÇİN İMPARATORUDUR VE ÇİN İMPARATORUNDA NÖROLOJİK BİR HASTALIK YOKTUR KAYNAKLARA,ÇİN İMPARATORU KAN HASTASIDIR,TABİ OTORİTER KAYNAKLARA GÖRE,HERŞEYİN EN DOĞRUSUNU YÜCE ALLAHU TEALA BİLİR, BUYRUN BURDAN YAKIN BİR DE KARDEŞLERİM SİZİN ÇOĞUNLUĞUNUZU OLUŞTURAN GRUP GURMANCLARDIR ATANIZ ŞEREFHAN DA BU BOYDANDI,GURMANCLAR KÜRT DEĞİL 2.BEYAZİD DÖNEMİNDEN İTİBAREN SORANİ FARSLAR TARAFINDAN KÜRTLEŞTİRİLME ÇALIŞAN SOYU TÜRKMEN BOĞDUZ İLE BEÇENEK ADLI OĞUZ BOYLARININDAN GELEN BİR TÜRKMEN BOYUDUR...GÜNEYDOĞU ANADOLUYA GELEN SORANİ FARSLAR İLE BÖLGE HALKINA KATLİAM YAPILIRDI BU HALKTA KENDİLERİNE OĞUZLARIN KÜRTLE KÖRTLE (GÜÇLÜ,SERT) KAĞANI ALP URUMGUNUN SOYUNDAN GELDİKLERİ İÇİN KENDİLERİNE KÜRT DEDİLER.YANİ GURMANCLAR HAS TÜRK OLAN TÜRKMEN AŞİRETİDİR.GUR MANC-KUR MANC (KURT-ADAMLAR) DEMEKTİR (BOZKURTLAR-KURT ADAMLAR).... E ARTIK BU KADAR TESADÜF OLAMAZ ELEGEŞ YAZITLARINI ŞİMDİ SORANİ FARSLAR İNKAR EDİYOR OYUNLARI BOZULUCAK YA.KARDEŞİM SİZDE BİZİM GİBİ TÜRKMENSİNİZ,SİZİN KARDULARLA İLGİNİZ YOK.QUTİLERİN KÜRTLERLE HİÇ BİR ALAKASI YOK.TÜRKLERİN ATASI GÖKTÜRKLERDİR,GÖKTÜRKLERİN ATASI,SÜMERLERDİR,SÜMERLERİN ATASI ANADOLUNUN İLK SAHİPLERİNDEN OLAN TROYALILARDIR BUNU BİZ DEĞİL AVRUPALI TARİHÇİLER DİYORDU BİZDE GERÇEK OLDUGUNU TESPİT ETTİK BUNUNLA GURUR DUYUYORUZ,NUH TUFANI DENİLEN OLAY MU KITASINDA YAŞANMIŞTIR HZ ADEM İSE PANGEADA DOĞMUŞTUR KITALARIN AYRILMADIGI DÖNEMDE,HZ ADEMİN EN AZ 1000 YIL YAŞADIĞI PEK ÇOK İLAHİYATÇI TARAFINDAN KANITLANMIŞTIR.KÜRTLER BİR TÜRK BOYUDUR,İBRAHİM YAFESİN SOYUNDAN GELİYORDU KARDEŞİM,MEDLER MEDAİNLER (ÖVÜLEN DEMEKTİR) O DA YAFESİN OĞLUDUR HZ İBRAHİM YAFESİN OĞULLARI NIN HANGİSİNİN TORUNU OLDUGU TESPİT EDİLMEMİŞTİR,FAKAT TÜRKLER YAFESİN OĞULLARININ EN KÜÇÜKLERİNİN SOYUNDAN GELİYOR BU OLAY ŞÖYLEDİR TÜM İSLAM TARİHÇİLERİ BUNU BİLİR YAFES YOLCULUK YAPARKEN ATINDAN DÜŞER VEFAAT EDER,VE AVLA UGRASAN ZAMANINI İLİM YERİNE DOĞADA AV PEŞİNDE KOŞTURAN KARDEŞLERİNDEN YAŞ OLARAK KÜÇÜK FAKAT BEDEN OLARAK AKIL OLARAK BÜYÜK OLAN KİŞİNİN SOYUNDAN GELİR.ELEGEŞ YAZITLARINI OKUYUN....HATTA HZ İBRAHİM İLE ATAMIZ OĞUZ KAĞAN ÇAĞDAŞTILAR,HZ İBRAHİMİN 3.EŞİ DE BİR TÜRK PRENSESİ KANRTURAYDI, OĞLU İSHAK'IN EŞLERİNDEN BİRİ DE TÜRK PRENSESİYDİ.BİZ YAFESİ TURAN OLARAK KABUL EDİYORUZ DOĞRUSU DA BU BENİM NEZDİMDE,BAZI TURANİ TÜRKLERDE BENİ İSHAKTIR,YAHUDİLER İSE İSHAKIN SAM SOYUNDAN OLAN EŞİNİN SOYUNDAN GELİYORLARDIR ONLAR DA SAMİLER BENİ İSRAİLLER OLUYOR,YANİ ANADOLUDAKİ SOYDAŞLARIMIZIN BİR TARAFI BENİ İSHAKTIR BİR TARAFI BENİ OĞUZDUR...KARDEŞİM DÜNYANIN EN ESKİ KABİLELERİ AD- VE SE MU D KAVMİ, AD KAVMİ ATLANTİSTE YAŞARDI HELAK OLDU SEMUD KAVMİ KAYIP KITA MU DA YAŞARDI 2 BİRBİRLERİNE UZAKLIĞI FAZLA DEĞİLDİR,VE KURAN-I KERİMDE GEÇTİĞİ GİBİ BUNLAR HELAK OLDU KALINTILARI YENİ YENİ ÇIKIYOR ORTAY,BAKIN KARDEŞİM MEZOPOTOMYADA KÜRTLER YAŞAMIYORDU,NUH TUFANI MEZOPOTAMYADA OLMAMIŞTIR NUH TUFANI MU KITASINDA OLMUŞTUR.MUHAKKAK Kİ HERŞEYİN EN DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR....


#12 Misafir_bay entellektüel_*

Misafir_bay entellektüel_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 03 Şubat 2017 - 22:54

kürtlerin gerçekten güzel bir tarihi vardır lakin bunu kabullenmek bazı kardeşlerime zor gelmiş anlayış gostermek gerekir.kabullenmemesi gayet normeldir bir zamanlar bir kurdun pesine takilN bir milletin torunundan ne beklenir oysaki türkler iyi bir milletir lakin iclerindeki milliyetcilik onları cok cirkinlestiriyor.....gercekten kùrtleride türkleride cok seviyorum biz birbirmiz dusmanlari degil ancak ve ancak dostlari olabiliriz

#13 Misafir_Astyages_*

Misafir_Astyages_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 19 Mart 2017 - 09:33

Onu bunu birakinda ben kurdum demem bile ayri bir irk oldugumun kanitidir bu kurt dusmanliginiz nedir bukadar anlamiyorum katdesim ayri dilimiz varmi var kulturumuz torelerimiz adetlerimiz yasam tarzimiz sizden farklimi evet Dunya uzerinde yuzlerce irk var kurtler onlardan biri olamiyormu sonucta butun insanlar insanligin ikinci atasi hz. Nuhtan gelmiyormu kimden ayrildiysak ayrildik sonucta kendimize kurt diyoruz "EM KURDIN" diyede bagiriyorum

#14 Misafir_gercek_*

Misafir_gercek_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 25 Eylül 2017 - 01:46

sorun surda bugun arap kokenli olupta kendine kurt diyen var ermeni soyundan olup ben kurdum diyen var birde yahudi soyundan olup kendine kurdum diyen var 

gercekte l turkler kurtler akraba





Cevap ekle