İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.
Blog gönderen: Gece Yağmuru - Şurada: Genel
  • Başlık

    228
  • Yorum

    118
  • Görüntü

    271.921

Bu blog hakkında

Vur Şanlı Silahınla Gönül Mülküm Düzelsin...

Bu blogdaki başlıklar

DEVLET MİLLET TEK BİR YÜREK BAYRAK MİLLET KUTLU DİLEK   Başak başak çiçek çiçek Umudumuz yeşerecek Kan ter ile çıktık yola Diz kırıp vermeyiz mola   AZAT AZAT BÜTÜN TÜRKLER AZAT AZAP AZAP BU HAL BİZE AZAP   Soruların cevabıyız Tarihlerin mirasıyız Mazlumların hasretiyiz Gönüllerin vuslatıyız     Atilla YILMAZ
Kör kuyulara atılan Yusuf misali, Sabrını sonuna kadar diremelisin, Elbet o sabrın sonunda Rabbim selametini gösterecek... Ateşlere atılan İbrahim misali, İnandığından vazgeçmeyeceksin, Bu ateşlere atan Rabbim, Gün olur sana güller yağdırır... Güllerin içindeyken bile vazgeçme... Firavunun öfkesinden ve kibirinden, Bitmek bilmeyen gazabından ve şerrinden, Allah'a sığınan H.Z Musa misali, Etrafında dolanan insan kılığındaki yılanlardan, Allah'a sığınmaktan korkma.... Yolunu şaşırıp ş
Yanlızlığım sarıp sarmalamış beni bu sessiz ve karanlık gecenin koynunda... Bir çırpınsam kurtulacağım sanki üzerimdeki bu kara bulutlardan... Boğazımda düğümlenen cümlelerimin boynuna ilmik çoktan geçmiş... Hazin bir sonbahar akşamında, Yüreğimde kırılmış umutlarım, Gözlerimde kurumayan pınarlar, Bir ben bir de yanlızlığım, Sessiz ve kimsesiz karanlık gecenin koynunda, Yüreğimi esir bırakıp yol alıyorum, Seni sakladığım bu şehirden... Sus sakın bir şey söyleme, Söyleme gözlerin kals
Çaresizlik öğrenilmiştir. Başarılı olmak da öğrenilebilir. Sende sandığından fazlası var! Gelebileceğin en iyi yerde değilsin. Yeni bir hayat için gereken, yeni bir akıldır. Doğru şeyi yapmak için yanlış zaman yoktur. Rüzgarı suçlamayı bırak, yelkenleri kullanmayı öğren! Seyirci koltuğundan sıkıldıysan, sahneye çık. Zirvede her zaman bir kişiye daha yer var. Her şey seninle başlar! Başkaları yapabildiyse, sen de yaparsın. Hayatta ya tozu dumana katarsın, Ya da tozu dumanı yutarsın.
Boşlukta çarpışıp yankılanan sesim, Sana hiç mi gelmez ki duymazsın... Giderken parçalayıpda kanattığın yüreğim, Yüreğini hiç acıtmazmı ki derman olmazsın... Itırlı bir bahar sabahında sevdim seni, Şimdi yağmurlar yağıyor göz bebeklerime... Benim sevdam dillere destan oldu, Fermanım sana gelmezmi ki dönmezsin... Bir acı hayattır ömrümün son demi, Biliyorum gelsende bir gelmesende, Gönül özlüyor başka birşey değil... Gözlerim görmek istiyor gülen gözlerini, Gem vuramıyorumki sensizliğ
Gelmiş geçmiş en güzel aşk şiirlerini bir araya getirsem tozlu rafların arasından...En mükemmel aşk mektuplarının arşivini sersem yüreğinin ortasına...Ne sana olan sevgimi anlatabilir ne de sana olan özlemimi ifade edebilir...   Bu gece, uykumdan uyanıp delice...Sana ağladım...Sessizliği dinlerken gecenin koynunda eski tahta sandığı açtım...Genzimi yaktı tüm hatıraların...Mektuplar sararmış...Çiçekler dalından kopmuş...   Gittiğin günden bu yana açmaya cesaret edemediğim bu eski tahta sandığ
Yaşlı,koca çınar ağacının gölgesinde, Saatlerce bekledim seni... Tam söylediğin saatte geldim, Yani her zamanki gibi hiç geç kalmadım... Güneş tam tepedeydi benim geldiğim vakit, Ama şimdi hüzünlü bir şekilde boynunu bükmekte... Yoksa gelmeyecek misin ?   Bu koca çınar ağacı taşıyamaz olmuş dallarını, Yaprakları sararmış,gövdesi çürümüş... Ilık ılık esen rüzgarlar yerini sert rüzgarlara bırakmış.. Kuşlar yuva yapmış, yavruları bile olmuş, Seninle son buluşmamızdan sonra... Yavrular
Ergenekon destanı, Göktürkler'in türeyişini anlatan bir Türk destanıdır. Genel olarak, düşman tarafından hile ile yenilgiye uğratılan Türklerin, Ergenekon Ovası'nda yeniden türeyip tekrar eski yurtlarına dönerek düşmanlarıyla çarpışmalarını anlatır.   Türk illerinde Türk oku ötmeyen, Türk kolu yetmeyen, Türk'e boyun eğmeyen bir yer yoktu. Bu durum yabancı kavimleri kıskandırıyordu. Yabancı kavimler birleştiler, Türkler'in üzerine yürüdüler. Bunun üzerine Türkler çadırlarını, sürülerini bir ara
Hani diyordum ya belli belirsiz bir sızı var yüreğimde..İşte tam şuramda...Sanki bir hançer saplanmışcasına...   Çok acıyor bilemezsin...   Hani bazen boğazım düğümlenirdide konuşamazdım..Yutkunurdum...Susardım...Ağlamak işime gelmezdi..   Çok ağlıyorum göremezsin...   Kimi zaman sitem ederdim sana ama kıyamazdım o güzel gözlerine...Çek git derdi bi aklım...   Çok istedim ama gidemedim...   Şimdi ne geçti elime..Soruyorum bazen kırık bir aynanın gölgesinde parçalanmış kendime...  
Orta Çağ'da kaleme alınmış Orta Doğu kökenli edebi eserdir. Şehrazad'ın hükümdar kocasına anlattığı hikâyelerden oluşur.   Hikâyeye göre Fars kralı Şehriyar "Hindistan ile Çin" arasındaki bir adada hüküm sürer (eserin daha sonraki biçimlerinde, Şehriyar'ın Hint ve Çin'de egemenlik sürdüğü yazar). Şehriyar karısının kendisini aldattığını öğrenir ve öfkelenir, tüm kadınların sadakatsiz, nankör olduğuna inanmaya başlar. Önce karısını öldürtür, sonra da vezirine her gece kendisine yeni bir hanım b
Tahtadan yapılmış bir uzun kutu; Baş tarafı geniş, ayak ucu dar. Çakanlar bilir ki, bu boş tabutu, Yarın kendileri dolduracaklar.   Her yandan küçülen bir oda gibi, Duvarlar yanaşmış, tavan alçalmış. Sanki bir taş bebek kutuda gibi, Hayalim, içinde uzanmış kalmış.   Cılız vücuduma tam görünse de, İçim, bu dar yere sığılmaz diyor. Geride kalanlar hep dövünse de, İnsan birer birer yine giriyor.   Ölenler yeniden doğarmış; gerçek! Tabut değildir bu, bir tahta kundak. Bu ağır hediye
İstermiydim sana hoşçakal demek...İstemezdim elbet vurgun yemiş gibi savrulmak bilmediğim yerlere...İstemezdim elbet yaban ellere koyupda seni,bir başıma çekip gitmek...Oysa tutsaydın bu sevdanın bir ucundan dağılmazdık biz hasret rüzgarlarıyla...Acı dolu hatırlara açmazdık kapılarımızı...Belkide ben savurdum bu ateşin küllerini...Yandı canım elbet,bir o kadar da kavruldu yüreğim...Ama istemezdik böyle olsun biliyorum...İstemekle de olmuyormuş bunu şimdi anladık...Çok mu geç kaldık Gece Gözlüm..
Gördüğüm en güzel rüya olsun istiyordum..Hiç bir kuvvet beni bu rüyadan uyandırmamalıydı...Kimse rahatsız etmesin beni, rüyalarıma dalmak istiyorum...Tıpkı çocukluğumda olduğu gibi..Rüyalarımın etkisinde kalmak istiyorum günlerce..Hatırladıkça hep aynı tebessüm olsun istiyorum yüzümde...Biliyorum bazen çok şey istiyorum..Anneannem çocukken, yatmadan önce dua ederdi ve tekrar etmemi söylerdi..Büyük bir zevk ve heyecanla eşlik ederdim..''Allah dualarımız kabul etsin'' derdi...Bende hemen ''Amin''
Bir akşam üstü pencerede oturmuş nazlı bir edayla batmakta olan güneşi izlerken sen geliverdin yine zamansız aklıma..Zamansız dediysemde sakın yalnış anlama..Zaten hep aklımdaydında söylemek çok zor oluyor işte...Batan güneşin ardından bir hayale dalmışım..İçinde SEN ve BEN olan tatlı ve bir o kadarda yalan olan hayale...Üşüdüğümü hissettim anlamsız bir titreme sardı bütün bedenimi..Sensizlik acı olduğu kadar fırtınalı kışlar kadar soğukmuş meğer..Öyle ağlamak istiyordum ki tüm dünya gözyaşları
Demedim mi bu hasret bitirir seni Ay dolanır gider, yalnız kalırsın. Her gün yeni baştan dağılır, ufalırsın Demedim mi yüreğim sevme! İşte ne gözyaşı, ne yemin, ne söz Geri dönen hangi güvercinin var? Senin hangi çiçeğini sakladı bahar? Demedim mi aklım inanma! Birgün naza çeker kendini demedim mi? Görmesen, zindana döner bu şehir Görsen, umursamaz, aldırmaz kafir. Demedim mi gözlerim bakma! Demedim mi bu ürperten sıcaklık Bu taze güzellik kaybolur birgün? Sonra boşu boşuna aranır,
Daha az seviyorum seni.. Unutur gibi seviyorum.. Azala azala... Aramızdaki uzaklığın karanlığında.. Geceler kısalıp.. Gündezler uzuyor öyle olunca.. Daha az seviyorum seni.. Kendini iyileştiren bir yara gibi.. Daha az.. Ve zamanla.. Sen geceyi tutyorsun.. Ben nöbetini.. Uzak dağ kışlalarında.. Görmüyoruz birbirimizi.. Usul usul sis iniyor.. Kopmuş yollara.. Işığı hafif.. Uykusu ağır koğuşlarda üstünü örtüyorum senin.. Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda.. Yıldızları daha büyükt
Tükense de sözler dil de Yok olsa da ışık gözlerin de Yolların sonu gelmese de Benim umudum var bu bana yeter Hasret ateşini söndüremesem de Özlemini giderip bir buse veremesem de Elini tutup terletemesem de Benim umudum var bu bana yeter Bir tatlı kelam edemesem de Sana olan sevgimi dile getiremesem de Başımı gögsün de hissedemesem de Benim umudum var bu bana yeter Aynı yolları yürüyemesek de Bir bardaktan su içemesek de Doğan güneşi birlikte seyredemesek de Benim umudum var bu b
Tesadüf........Hayatta karşımıza hiç ummadığımız anda çıkan herşeye bu ismi takmıyor muyuz ?   Hatırlarsan bizi karşılaştıran ilk şeye de tesadüf demiştik...Ya o bir tesadüf değil de kaderin bir oyunuysa...Yani kaderimize biz tesadüf demişsek...Eğer bu kaderse,kaderin bana oynadığı en güzel oyunuydu bu...Ama oyunun en güzel yerinde rüzgar aldı götürdü kağıttan gemimi..Oysa ben o gemiye umutlarımımdan yelken,hayallerimden dümen yapmıştım...Şimdi nerdedir bilmiyorum...   Neyse beni boşver...S
Sela veriliyor uzak camilerden birinde Bilsen ne güzel bir sesle okuyor hoca minarede Sela bitiyor isim veriliyor akabininde Allah rahmet eylesin diyor titreyen bir sesle... Bir kalabalık var sanki mahşer yeri Musalla taşında bekleyen hala canlı sanki Dökülüyor sıcak sular başından aşağı Gözlerinden akan su değil kan sanki... Beyaz kefen hazır, bir gelinlik edasında.. Sarıp sarmalıyorlar ... Ardından tabuta yerleştiryorlar Kapak kapanınca yürekteki ateş alevleniyor Cami avlusuna geli
Sen küsüp giderken bir çift sözüme, Sessizce karşıma çıktı yalnızlık... Pişmanlık hissiyle yanan yüzüme, Beter ol der gibi baktı yalnızlık..   Dilimden düşünce o çirkin hece, Kapımı sen açtın bu zalim güce. Dört yanım karlı dağ oldu her gece Çığ gibi üstüme çöktü yalnızlık..   Ne kadar hasretsem bir tebessüme, O kadar muhtacım son nefesime. Ruhumda beliren her hevesime, Bir hüsran perdesi çekti yalnızlık..   Bu nasıl bir garez,bu nasıl bir kin? Serviler şehrini gösterir her gün?
Son duraktan bineceksin arkadaş sevda gemisine, Öyle senden önce benden sonrası olmayacak... Almayacaksın başka limandan yolcu, Tabiri caizse süt liman olacaksın... Yelkenlerini hep sevda rüzgarlarına bırakacaksın, Rotaya falan gerek yok yani, Karşına çıkan buz dağlarında , Öyle dümeni sağa sola kıvırmayacaksın boşa, Tam yol ileri giderken.... Batmaz demeyip sıkı sıkı sarılacaksın, Güçlü dalgalar vurduğunda gemini, Fare kılığında saklanmayacaksın, İlk sen terk etmeyeceksin bu gemiyi.
- Osman Bey, bu delilik nasıl birşey?   - Gazi Paşam az da olsa herkeste bir parça vardır...   Deyince Atatürk :   - Ne demek istiyorsun,bende de mi var ?   Hoşsohbet ve sözünü esirgemeyen biri olan Mazhar Osman :   - Ohoooo....Sizde herkesten bin beteri var...İçeride ve dışarıda dört iklim yedi cihana kafa tutmak akıllı adamın yapacağı iş mi ?   Atatürk dakikalarca güler...     Kaldır başını kan uykulardan, Böyle yürek, böyle atardamar, Atmaz olsun... Ses ol, ışık ol, yumruk
Yakar bu sevda ateşi sönmek bilmeyen yüreğimi, Unutulmaya yüz tutmuş şehirde .. Her söz her göz bir ok gibi saplanır, Saplanırda kimseler görmez derinden akan, Durmak bilmeyen kanı... Biz ki sevdayı en derinden yaşadık, Belki çocuk masumluğunda, Belkide iblisin gölgesinde... Bir tutam umutla doyurduk karnımızı, Aç kalmasın diye yüreklerimiz... Adına yaşamak dedik... Yaşamak ama saygınlığın en üst seviyesinde... Çizgilerimizi hiç aşmadık, Sınırlarımızı bildik, Haram de

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.