İçeriğe atla


Fotoğraf

Gençliğe Hitabe'nin İlk Okunuş Tarihi


  • Lütfen cevap vermek için giriş yapınız.
Bu başlığa hiç cevap verilmemiş

#1 sardunyam

sardunyam

    Süper Üye

  • Φ Süper Üye
  • 14.892 İleti

Gönderi Tarihi: 11 Ekim 2009 - 21:24


Bu yıl 20 Ekim'de Gençliğe Hitabenin okunuşunun 82. Yıldönümü ilk kez kutlanacak. Günümüzde gelişmelerle birlikte yeniden anlam kazanan, her okunuşunda geleceğe yeniden ışık tutan bu şanlı hitabeyi söyleyen ve özümseyenleri kutluyorum.

Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti ve Ne Mutlu Türk'üm Diyene!


Mustafa Kemal Atatürk, 1927 yılında Dolmabahçe'de, yakın çevresinden vatanperver arkadaşları ile birlikte üzerinde tartışarak tamamladığı ve Türk'ün kurtuluş mücadelesini belgelere, tanıklıklara dayandırarak anlatan Büyük Nutuk'unu, Cumhuriyet Halk Partisi'nin, 1927 yılında 15-20 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilen 2. Kurultayında tam 36 saat 33 dakikada okumuştur.


ATATÜRK'ÜN TÜRK GENÇLİĞİNE SESLENİŞİ
(Yeni Türkçe)


TÜRK GENÇLİĞİNE BIRAKTIĞIM EMANET

Saygıdeğer Beyler, günlerdir dinlediğiniz uzun ve detaylı söylevim, eninde sonunda geçmişe karışmış bir devrin öyküsüdür. Bunda halkım için ve gelecekteki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek bazı noktaları belirtebilmişsem kendimi mutlu sayacağım.

Beyler, bu nutkumla, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir halkın, bağımsızlığını nasıl kazandığını, bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım.

Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan bu yana yaşanan ulusal felaketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların bedelidir.

Bu sonucu, Türk gençliğine emanet ediyorum.

Ey Türk Gençliği!

Birinci görevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, sonsuzluğa değin korumak ve savunmaktır.

Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel, senin en değerli hazinendir. Gelecekte dahi, yurt içinde ve dışında, seni bu hazineden yoksun kılmak isteyen kötücüller bulunacaktır. Bir gün, bağımsızlığını ve Cumhuriyetini savunmak zorunda kalırsan; göreve atılmak için, içinde bulunacağın durumun olanaklarını ve koşullarını düşünmeyeceksin! Bu olanaklar ve koşullar çok elverişsiz olabilir. Bağımsızlığına ve Cumhuriyetine kıymak isteyecek düşmanlar, bütün dünyada benzeri görülmedik bir zafer kazanmış olabilirler. Zorla ve hile ile sevgili yurdunun bütün kaleleri alınmış, bütün tersaneleri ele geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesine düşman girmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acıklı ve korkunç olmak üzere, yurdunda, iktidara sahip bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık içinde olabilirler. Üstelik, hainlik de yapabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, kendi çıkarlarını, yurduna girmiş olan düşmanların siyasal erekleriyle birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve sıkıntı içinde harap ve bitkin düşmüş olabilir.

Ey Türk geleceğinin çocuğu!

İşte, bu ortam ve koşullar içinde bile görevin, Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Bunun için gereken güç damarlarındaki asil kanda vardır!

Ankara, 20 Ekim 1927



Sen ışığı takip et, gölge peşinden gelecektir!