İçeriğe atla






- - - - -

Film Şeridiydik, Geçtik Gözümün Önünden..

Gönderen WhiteWitch of Narnia, 30 Ağustos 2008 · 1.970 Gösterim


Gönderilen Fotoğraf
Beni ne olursa olsun asla ama asla bırakma aşkım,
Koyverme beni sensiz bu koskoca dünyaya,
Kaybolurum inan,
Kaybederim yolumu,
Göremem önümü,
Susar dilim sensiz kalırsam,
Gülse de yüzüm, gülmez artık gözlerim,
Beni yalnız bırakma aşkım,
Senin olmadığın yer yalnızlığımdır,
Kalabalıklar içinde de olsam yalnızlıktır, sensizlik...
Ben biliyorum aşkım aslında,
Ne sensiz, ne de yalnız koyarsın beni ama
Yüreğim der ki şimdi,
"Söyle ona, yalvar, anlat, bilsin seni, bilsin onsuzluğun senin için ne menem birşey oldugunu"...
Yüreğimi dinlediğimden bu söylediklerim, yüreğimin sesinden...
Bırakma, sensiz koyma, benden geçme...
Bir gün geldiğinde artık benim yüreğimde yerin yok deme aşkım,
Vardır bir yer bilirim, kıyıda köşede kalmış,
Sıkıştırıver beni oracığa,
Ben dururum sessizce orada,
Anlamazsın, hissetmezsin varlığımı,
Hatırlamazsın gerekirse ama beni senden uzaklaştırma
Dayanmaz yüreğim aşkım
Öyle büyük ki içimdeki aşkın
Dolduramam yoklugunda o boşluğu
Girdap olur bana sonra
Ve ben en sonunda döne döne kaybolurum o boşluğun içinde
Beni bırakma


01.12.2007'ymiş günlerden...






Ve 5 gün sonrası Can Yücel ile dillendirmişim herşeyimi

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

6 gün sonrasında, Rabindranath Tagore ile demişim ki;


Beni bağışla Aşkım,
Aşkımı hoşgör artık
Beni hoşgör, beni bağışla,
Seni seviyorum.

Yolsuz yordamsız bir kuş gibi öksendeyim
Yüreğim tir tir, örtüsünden kurtulmuş
Şimdi yoksul, şimdi çırılçıplak, şimdi soyunuk
Acını esirgeme benden,
Ko sarınsın yüreğim
Ko giyinsin, ko kuşansın,
Ko örtünsün.
Sonra
Beni bağışla Aşkım,
Beni hoş gör,
Seni Seviyorum.

Eğer bir lokmacık bile sevemezsen beni,
Hiç mi hiç sevemezsen eğer
Acımı bağışla, beni hoşgör,
Seni seviyorum.

Bana öyle eğri bakma, ırak durma ellerden
De, kuytuma çekilirim,
De karanlığa kavuşurum
Sımsıkı tutarım ellerimle utancımı
Sarıp sarmalarım, dürüp bükerim
O an yüzün eğ benden Aşkım,
Kaçır benden
Beni hoşgör, beni bağışla,
Seni seviyorum

Gün gelir, hayalin erişir karanlık yiter
Meyil verirsin bana, gün gelir
Şimdi çaresizim, yalnızım,
Kolum kanadım kırık
Beni bağışla Aşkım,
Beni hoşgör,
Seni seviyorum

Seni seviyorum,
Yüreğim mutluluk selinde
Kapıp koyveriyor kendini gurbetlere varıyor
Gülme bu korkulu gidişime,
Gülme bağışla Aşkım
Beni bağışla, beni hoşgör,
Seni seviyorum.

Seyduna Türküleri'nden biriymiş aşkımın bir parçası da;


"Ayrılıklar uyandırmalı kör yüreğimi.
Cehennem yangınlarından,
Ölmeden çıktıysa bedenim;
Artık benim olmalıyım,
Benim.
Yeter yüreğimi bir çift gözün
Ateşine rehin verdiğim.

Ateş artıgı değildir karşılığımız.
Pusatını dağ sisinden alan,
Firarını mermisine emanet eden, bir namludur bu.
Eşkıya sevda ki;

Zulasında asılı durur kefenlediği ölümü.
Ellerinin çeliğine su verilmiştir ta
Adem`den beri.

Bilir ve intihar cüretiyle yoklar yüreğinin tetiğini.
Güneşin kızılca kıyametine çatar
Kuruyan umut dallarını.

Yanacaksa,
Cehennemden beter yanmalı!
Kim anlar ki eşkıyanın sağlamlığını;
Özleminin çiseyle yıkanmış şafak değerini kim?
Hani ellerine kuşlar İnerdi,
Kardan üşüyen kuşlar...
Bahçen kuş sevinçleriyle inlerdi ay
Şahrud.
Eşkıya yüreğime çığ düştü,
Üşüyorum ha...
Aç ellerini. "


Geldim mutsuzluğumla
Yürek susuzluğumla
Koynuna al demiyom
Eşikte koyma beni
Koynunda yatır demem
Yeter bağışla beni
Aç ellerin gireyim
Sana ömrüm vereyim
Kuruyan dudaklarına
Nefesimi süreyim
Kuruyan dudaklarıma
Nefesini süreyim
Dağlara küs olur mu
Bahara yas olur mu
İki can bir bedenken
Ayrı yatmak olur mu
İki yürek bir canken
Ayrı düşmek olur mu
Biliyorum suçluyum
Kentin kirli suyuyum
Sevmesini bilmiyorsam
Geçmişin sonucuyum
Aç kapıyı gireyim
Sana ömrüm vereyim
Kuruyan dudaklarına
Nefesimi süreyim
Kuruyan dudaklarıma
Nefesini süreyim

Sonra demişsin ki; "Bu bizim şarkımız olsun" ve o gün de günlerden 9 Mart'mış;


Bulutların üstünden
Bıraktım ben kendimi
Sonunu düşünmeden
Duygular sarınca beni
Gizlice tuttum elini
Yüzüne baktım usulca
Gözlerin fısıldadı ah
Mutluluğu yavaşça
Çiçeklerin kokusu
Dalgaların şarkısı
Rüzgarın fısıltısı
Bir sana bir de bana
Bahçede hanımeli
Gökyüzünde yıldızlar
Yağmurun narin sesi
Şimdi bir anlamı var
Aşk nasıl da kırılgan
Sus dedim ama olmadı
Kalbimden ismin geçti ah
Kimseler duymadı
Çiçeklerin kokusu
Dalgaların şarkısı
Rüzgarın fısıltısı
Bir sana bir de bana

Gönderilen Fotoğraf

Resmim

Son İncelemeler

kullanıcı görüntülüyor

0 üye, 1 misafir, 0 gizli üye

Rasgele Albüm Resmi

Mr. Tumnus

Blogumda Ara-Bul

Son Ziyaretçiler