Jump to content

BİR DÜŞÜN İÇİNDE BİR DÜŞ


Recommended Posts

BİR DÜŞÜN İÇİNDE BİR DÜŞ

 

Alnına konsun bu öpüş!

Ve, şimdi senden ayrılırken,

İtiraf edeyim ki-

Günlerimi bir düş

Sayarken yanılmıyorsun;

Ama, umut gitmişse uzaklara

Bir gece ya da bir gün

Bir görüntüde ya da bir şeyde olmaksızın

Fark eder mi bu yüzden?

Bütün gördüğümüz ve göründüğümüz

Yalnızca bir düş içinde bir düş.

 

Kırılan dalgaların dövdüğü bir kıyının

Haykırışları içinde duruyorum:

Ve altın kum taneleri

Tutuyorum avucumda-

Ne kadar az! Ama nasıl da

Süzülüyorlar parmaklarımın arasından derinlerine

Ben ağlarken - ben ağlarken!

Ah Tanrım! Daha sıkı

Tutamaz mıyım onları?

Ah Tanrım! Tekini bile kurtaramaz mıyım acımasız

dalgadan?

Bir düşün içinde bir düş mü

bütün gördüğümüz ve göründüğümüz?

 

EDGAR ALLAN POE

Link to post
Share on other sites
Guest şevval

kuzgun

bir zamanlar kasvetli bir geceyarısı, unutulmuş eski bilgilerin

tuhaf ve antika ciltleri üzerine düşünüyordum,

yorgun ve sıkıntılı-

uyumak üzereydim, neredeyse başım düşüyordu ki,

bir tıkırtı geldi birden, sanki kibarca

oda kapımı çalan-çalan birisi gibi.

'odamın kapısını tıklatan' diye söylendim 'bir konuk-

başka bir şey değil, yalnızca bu.'

ah, iyice anımsıyorum ki o hazin aralıktı;

ve zemine vuruyordu sönen her bir közün yansısı.

sabahı istiyordum şevkle; -boş yere

aramıştım

ödünç bir avuntuyu kederden-

yitik lenore'un kederinden-

o eşsiz ve pırıl pırıl kızın, meleklerin lenore

diye andığı-

buralarda, anılmayacak artık adı.

 

ve mor perdelerin belirsiz, hüzünlü, ipeksi

hışırtısı

önceden hiç duyulmamış tuhaf kokularla dolduruyor-

tir tir titretiyordu beni:

öyle ki: çarpıntımı bastırmak için tekrarladım.

'oda kapımdan girme izni isteyen bir konuk

bu-

oda kapımdan girme izni isteyen

geç bir konuk:

başka bir şey değil, budur bu.'

o sıra cesaretimi toplayıp: daha fazla

oyalanmadan,

'sir' dedim, 'ya da madam, affınızı dilerim

ama

gerçek şu ki dalıyordum ve siz öylesine yumuşak

bir tıkırtıyla geldiniz,

ve öylesine hafifçe tıklattınız-tıklattınız

oda kapımı ki,

duyduğumdan pek emin değilim sizi'-diyerek kapıyı

açtım burda; -

karanlıktan başka bir şey yoktu orda.

 

orda durdum, korku ve merakla karanlığın içine

baktım uzun süre,

kuşkuyla, kurarak hiçbir ölümlünün cüret edemediği

hayalleri;

ama sükunet bozulmadı ve sessizlik bir ipucu

vermedi,

ve fısıltıyla söylenen tek sözdü orda

'lenore? '

buydu fısıldadığım, mırıltılı bir yankıyla geri gelen

o söz 'lenore'

başka bir şey değil, yalnızca bu.

 

odama dönerken alev alev yanarak

ruhum

aynı tıkırtıyı işittim yine ilkinden biraz daha

kuvvetlice.

'kesinlikle' dedim, 'kesinlikle bir şey var penceremin

kafesinde;

öyleyse neymiş bakalım ve bu esrarı

çözelim; -

rüzgardır, başka bir şey değil bu.'

 

açıverince kepengi, eski devirden kalma

azametli bir kuzgun

kanat çırpıp sallanarak adım attı

içeriye;

ne bir selam verdi ne bir an durdu ya da

oturdu;

ama bir lady'nin ya da lord'un edasıyla

tünedi kapımın üstüne-

oda kapımın üstünde bir pallas büstüne kondu-

konup oturdu hepsi bu.

 

derken ciddi ve haşin suratıyla bu abanoz kuş,

kaderimi gülümsemeye dönüştürdü,

'sorgucun kırkılmışsa da hiç kuşkusuz' dedim

korkak değilsin sen,

gecenin kıyısından gelen

suratsız ve yaşlı kuzgun-

gecenin plutonian kıyısındaki saygı değer adın nedir,

söyle bana.'

kuzgun dedi ki 'birdahaasla.'

 

çok şaşırmıştım bu çirkin kuşun konuştuğunu duyup

böylesine açıkça,

pek alakalı olmasa-yanıtı pek anlamlı olmasa da;

çünkü kabul etmeliyiz ki yaşayan kimse henüz

mazhar olmadı oda kapısının üstünde bir

kuş-

kuş ya da hayvan görmeye oda kapısının üstündeki

büstte,

bir isimle 'birdahaasla' diye.

 

ama kuzgun, sessiz büstün üstünde tek başına

yalnızca bu sözü söyledi, sanki bu bir tek sözle

içini dökmüş gibi.

sonra başka birşey söylemedi- ne de bir tüyünü

oynattı-

ben mırıldanana dek, 'önceden uçtu diğer

dostları-

sabahleyin beni terk edecek, umutlarımın

önceden uçup gittiği gibi.'

o zaman

Link to post
Share on other sites

ANNABEL LEE

Senelerce senelerce evveldi

Bir deniz ülkesinde

Yaşayan bir kız vardı bileceksiniz

İsmi; Annabel Lee

Hiç birşey düşünmezdi sevilmekten

Sevmekten başka beni

O çocuk ben çocuk, memleketimiz

O deniz ülkesiydi

Sevdalı değil karasevdalıydık

Ben ve Annabel Lee

Göklerde uçan melekler

Kıskanırlardı bizi

Bir gün işte bu yüzden göze geldi

O deniz ülkesinde

Üşüdü bir rüzgarından bulutun

Güzelim Annabel Lee

Götürdüler el üstünde

Koyup gittiler beni

Mezarı oradadır şimdi

O deniz ülkesinde

Biz daha bahtiyardık meleklerden

Onlar kıskanırdı bizi

Evet !Bu yüzden "Şahidimdir herkes ve deniz ülkesi"

Bir gece rüzgarından bulutun

Üşüdü gitti Annabel Lee

Sevdadan yana kim olursa olsun

Yaşca başca ileri

Geçemezlerdi bizi

Ne yedi kat göklerdeki melekler

Ne deniz dibi cinleri

Hiç biri ayıramaz beni senden

Güzelim Annabel Lee

Ay gelir ışır, hayalin erişir

Güzelim Annabel Lee

Orda gecelerim uzanır beklerim

Sevgilim sevgilim hayatım gelinim

O azgın sahildeki

Yattığın yerde seni...

Edgar Allan Poe

Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.
Примечание: Ваше сообщение будет проверено модератором перед отправкой.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.