Zıplanacak içerik
  • Üye Ol

umit ile saglıklı yaşam


Ümit Ürkmez
 Paylaş

Önerilen İletiler

Yeni Başlayanlar İçin 4 Pratik Yoga Yöntemi
Yogada öğrenilecek, keşfedilecek bir çok şey var ve nereden başlamalı sorusu hep kafa karıştırıcı olmuştur.
Yazımızdaki 4 pratik yoga yöntemi ile yogaya ilk adımınızı kolayca atacaksınız. İşte yeni başlayanlar için pratik yoga yöntemleri:

1. Nefes tekniği (Dirga pranayama)
Temel yaşam kaynağımız nefestir. Bizlerin yaşamı alınan gıdadan ya da sudan çok havaya bağlıdır. Yemek yemeden veya su içmeden günlerce yaşayabiliriz ama nefes almadan birkaç dakika içerisinde yaşamımızı yitiririz.

Nasıl yaparız?


 
Yoga yaparken, bacaklarınız çapraz ve sırtınız dik bir duruş almalı ve nefes çalışmanızı bu şekilde yapmalısınız. Öncelikle ciğerlerinizdeki havayı yavaşça boşaltın. Bu işlemi yaparken, karnınızı kasın ve karnınızın aşağı doğru hareket ettiğinden emin olun. Daha sonra burnunuzdan yine yavaş ve yumuşakça derin bir nefes alın. Bu esnada karnınızı elinizden geldiğince şişirin ve 1-2 saniye bu şekilde tutun. Nefes alırken akciğerlerinizi mümkün olduğunca şişirmeye özen gösterin.

Daha sonra aldığınız nefesi yavaşça ağzınızdan verin. Nefes alıp verirken size kolaylık sağlaması açısından sayı sayma yöntemini de uygulayabilirsiniz. Bunun için nefes alırken 3 saniye kadar, nefes verirken de bunun iki katı, yani 6 saniye kadar yavaşça saymanız yeterli olacaktır.

2. Kısa bir meditasyon ile başlayın
Temel yoga asanalarından biri olan kolay duruş (sukhasana) temel meditasyon asanalarından biridir. Kelime anlamı olarak hoş duruş, mutlu veya mutluluk veren poz anlamına gelen Sukhasana, nefes ve vücut kontrolüne odaklanmayı sağlayan basit bir başlangıç hareketidir. Temelinde sadece oturarak yapıldığı için huzur ve rahatlık sağlar.


 
Kolay duruş pozisyonu ile başlayarak, bir kaç dakikalığına zihninizi boşaltın ve odaklanmaya çalışın. 10 dakikalık bir başlangıç sizin için yeterli olacaktır.

3. Başlangıç için duruşlar
Öncelikle vücudunuzun ısınmasını sağlayacak temel hareketler yapabilirsiniz.

Devamında bir kaç temel duruş ile devam edeceğiz;

Balık Kral Duruşu ( Ardha Matsyendrasana )
ardha-matsyendrasana-durusu

Ardha Matsyendrasana pozu, omurga çevirme pozu olarak da bilinen bir pozdur. Bu pozun her hareketi omurga ve kasları güçlendirmeye yöneliktir. Omurga dışında omuzları, kalçaları ve boynu esnetir. Duruşunuzu düzenler. Sırtınızı güçlendirir. Aynı zamanda karaciğeri ve akciğerleri canlandırır, adet dönemi ağrılarına, siyatiğe ve sırt ağrısına iyi gelir.

Kedi duruşu (Marjaryasana)
kedi-pozu

Yerde elleriniz ve dizleriniz üzerinde kedi pozisyonunda durun. Dizlerinizin tam kalçalarınızın altına denk gelmesine, omuzlarınız ile el bileklerinizin aynı hizada ve yere paralel olmasına dikkat edin. Başınız tam merkezde olsun ve gözler yere baksın. Nefes vererek omurganızı tavana doğru yuvarlayın. Omuzlarınız ve dizleriniz yerinde kalsın. Başınızı yere doğru indirin ama çene göğsünüze yaklaşmasın. Nefes verin ve tekrar kedi pozisyonuna geçin.

Yere Bakan Köpek Duruşu (Adho Mukha Svanasana)
adho-mukha-svanasana-durusu

Yerde elleriniz ve dizleriniz üzerinde durun. Dizlerinizi kalçalarınızın tam altına, ellerinizi omuzlardan öne doğru yerleştirin. Avuçlar açık ve parmaklar birbirine paralel, ayak parmaklar yere dönük. Nefes alın ve dizlerinizi yerden kaldırın. Başta dizlerinizi bükün ve topuklarınızı yerden kaldırın. Kuyruksokumunu karnınızın arkasından uzatın ve kasıklardan hafifçe bastırın. Bu dirence karşı, oturma kemiklerinizi tavana doğru kaldırın ve iç ayak bileklerinizden itibaren iç bacakları kasıklara doğru çekin.

Sonra nefes vererek üst kalçalarınızı arkaya itin ve topuklarınızı yere bastırarak esnetin. Dizleriniz düzleştirin ama kitlemediğinizden emin olun. Dış kalçanızı sıkın ve üst kalçanızı içeri doğru bastırın. Karnınızın önünü daraltın. Kollarınızı sıkın ve ellerinizin tabanlarını yere bastırın. Bu iki noktada iç kollarınızı, bileklerinizden omuzların tepesine kadar gerin. Kürek kemiklerinizi geriye doğru esnetin, sonra rahat bırakın ve kuyruk sokumuna doğru bastırın.


 
Başınızı üst kollarınızın arasında tutun, düşmesine, sarkmasına izin vermeyin.  Adho Mukha Svanasana, Güneşi Selamlama serisindeki pozlardan biridir. Ayrıca kendi başına da mükemmel bir yoga asanasıdır. Bu pozda 1-3 dakika arasında kalın. Sonra nefes vererek dizlerinizi yere indirin.

Çocuk Duruşu (Balasana )
balasana-durusu

Ayaklar birleştirilir, dizler bükülür ayakların üstü yere gelecek şekilde yan yana konur ve kalça topukların üzerine yavaşça yerleştirilerek bacakların üzerine oturulur. Eller bacakların üzerine konur. Bu pozda derin nefes alınır yavaş yavaş nefes verilirken eller yardımıyla öne doğru eğiliniz. Alın yere serbestçe konup boyun rahatlatılır. Öne çok rahat gidebiliyorsanız hafifçe dizleri aralayarak göğüs kısmını da rahatlatılır. Daha sonra kollar, bacakların her iki dış yanına ve avuç içleri yukarı bakacak şekilde yere serbestçe konur. Gözler kapalı, zorlamadan nazik ve düzenli bir şekilde burundan nefes alınıp verilir.

Kobra Duruşu (Bhujangasana)
bhujangasana-pozu

Düz bir zemin üzerinde yüzüstü yatarak uygulanır. Kollar göğsünüzün her iki yanında ve avuç içleri yere bakacak şekilde, ayaklar birbirine bitişik, alnınız yere paralele ve mümkünse yere değecek şekilde yüzüstü yatılır. Alnınızı yere yerleştirmek zor geldiyse burun ya da çenenizi değdirmek de yeterli olacaktır.

Nefes alın ve bütün vücudunuzu uzatın. Başınızı yavaşça kaldırmaya başlayın ve göğsünüzü ileri doğru uzatın. Omuzlarınızı geriye atin. El ve kollarınızdan yardım alarak ve sırt ve boyun kaslarınızı kullanarak vücudunuzu kaldırın. Başınızı mümkün olduğunca geriye atin. Pelvisinizin (ön kalça kemikleri) yerden kalkmamasına dikkat edin. Vücudunuz yerden yaklaşık 45 derece açıyla kaldırabilirsiniz ancak en rahat olduğunuz açıda kalmaya çalısın ve derin nefes alın. Nefes verirken vücudunuzu yavaşça başlangıç pozisyonuna getirin.

Dağ Duruşu ( Tadasana)
tadasana-pozu

Her iki ayak tabanı üzerinde, ayakta durarak uygulanır. Topuk, ayak tabanı ve parmaklarla yere bütün şekilde basılır. Ayaklar bitişik, topuklar ve ayak parmakları düz hizada karşıyı gösterir. Kollar içeriye doğru dönük durur. Avuç içleri bedene dönük ve hafifçe bedene dokunulur. Ağırlık her iki ayağa eşit olarak dağıtılır. Gözler açık karşı hizada tek bir noktaya odaklanır. Nefes tutulmaz, derin ve düzenli bir şekilde solunum yapılır. Zemine dik olacak şekilde durulur.

Tadasana, ayakta uygulanan pozların başlangıç duruşudur. Ama başlı başına bir duruş olarak da uygulanması çok yararlıdır. 30 saniye ila 1 dk arası rahat nefes alarak pozda kalabilirsiniz.

Üçgen Duruşu (Utthita Trikonasana)
utthita-trikonasana-pozu

Tadanasa’da durun. Nefes vererek bir ayağınızı yana doğru açın. Kollarınızı yere paralel kaldırın, sonra omuzlarınız açık, avuç içleri yere bakacak şekilde yanlara doğru indirin. Sol ayağınızı sağa doğru 90 derece çevirin. Sağ topuğu sol topuğa hizalayın. Kalçalarınızı sıkın ve sağ kalçayı dışarı döndürün. Böylece sağ diziniz ile sağ ayak bileğiniz aynı hizada olsun.

Nefes verin ve gövdenizi sağ bacağınızın üzerine doğru uzatın. Belinizden değil, kalça ekleminden bükülün. Sol ayağınızı sıkarak ve sol topuğunuzu yere bastırarak duruşu sağlamlaştırın. Gövdenizi sola döndürün.


 
Sağ elinizi bacağınıza, ayak bileğinize ya da sağ ayağınızın dışından yere, nereye koymanız mümkünse koyun. Sol elinizi tavana doğru uzatın. Başınızı sola döndürün ve yukarı elinize doğru bakın.

Bu pozda 30 saniye ile 1 dakika arası kalabilirsiniz. Nefes verin ve kolunuzu indirin, sırtınızı düzleştirin. Ayak değiştirin ve sola tarafa doğru aynı süre boyunca pozda kalın.

Oturarak öne eğilme (Paschimottanasana)
paschimottanasana-durusu

Düz bir zemin üzerinde ayaklarınızı uzatarak, sırtınız dik oturun. Nefes alarak ile kollarınızı vücudunuzun iki yanından birer daire çizerek avuç içleriniz yukarı bakacak şekilde, elleriniz yan yana gelene dek yukarı kaldırınız. Yavaşça soluk vererek kollarınızı ayaklarınıza doğru indirirken sırtınızı dik gövdenizle yavaşça öne doğru eğilin.

Gövdenizi ayaklarınızın üzerine tamamen bırakıp bu pozda sabit kalın. Ellerinizi vücudunuza paralel yere yatırınız yada topuklarınızın arkasında birleştirin.

Alnınızı bacaklarınızın üzerine yaslayın ve gevşemeye odaklanın. Düzenli ve nazik bir şekilde soluk alın. Hareket esnasında boynunuzu, sırtınızı ve arka bacaklarınızı kasmayın. Dizlerinizi bükmeyin ve sırtınızı dik tutun. Bu hareket esnasında arka bacaklarınız ve kalflarınızdaki kasların uzadığını hissediniz.

4. Rahatlayarak bitirin
Yoga egzersizinizi her zaman shavasana (rahatlama) duruşu ile bitirin. Vücudunuzu 5-15 dakika arası rahatlamaya bırakın.

Nasıl yapılır?

Bu asana düz bir zemin üstünde temiz size özel fazla yumuşak ve kalın olmayan boyunuza uygun minder veya kalınca bir örtü üzerinde uygulanır. İlk önce minder üzerine dizler bükülü ayak tabanı yerde olacak şekilde oturulur. Kollarımızdan destek alarak yavaşça belimizden başlayarak sırt daha sonra düz bir şekilde baş mindere koyulur.

Daha sonra ayaklar kaydırılarak düz hale getirilir. Ayaklar omuz genişliği kadar açılır. Kollar dışa doğru çevrilir ve avuç içleri yukarıya bakacak şekilde konur. Gözler kapatılır. İlk uygulamalarda eğer gözler kapatılamıyorsa göz hizasında tek bir noktaya bakılır. Nefes tutulmaz, derin ve düzenli bir şekilde solunum yapılır. En rahat ve doğal şekilde yatılır.

Sıra sizde!

Yoga ile yeni mi tanıştınız ? Bahsettiğimiz yöntemleri denediniz mi ? Hayatınızda ne gibi değişiklikler oldu ? Yazıya yorum yaparak bizimle deneyimlerinizi paylaşabilirsiniz.

Sağlıkla kalın.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • Cevaplar 79
  • Tarih
  • Son Cevap

Bu Başlıkta En Çok Gönderenler

Bu Başlıkta En Çok Gönderenler

Farkındalık: Cinsel Hayatınıza Pozitif Bakış Katın
Farkındalık (Mindfulness), son zamanların en popüler konularından birisi. Ve haklı olarak – oldukça da güçlü bir şey!

Stres ve kaygının üstesinden gelmek için farkındalığa ihtiyaç duyuyoruz. Sağlığımıza yardım edebileceğini ve yeme düzenlerini optimize edebileceğini biliyoruz.

Peki ya seks hayatlarınız? Farkındalık, gerçek bir seks hayatının anahtarı olabilirse ne olur?


 
Farkındalık: Vücudumuza Etkileri
Var olmak, duyguları hissetmek için % 100 gereklidir. Sizi neyin rahatlattığını, sevgilinizin dokunuşunu veya yüzünüzde sıcak bir esinti hissini ya da kafanıza çılgınca bir düşünce hissettiğinizde “anın” farkına varın.

Duyularını,z farketmemiş olabileceğiniz şeylere dikkat edebilir ve bu da güzel bir şeydir. – vücudunuz uyanır ise kalbiniz de takip eder.

Brown Üniversitesi’nde yapılan 2011’de yapılan bir çalışma, kadınların 12 hafta boyunca farkındalık meditasyonu yaptığı zaman neler olduğunu ölçtü: Uygulama cinsel yanıt sürelerini iyileştirdi, uyarılmaya pozitif katkı yaptı. Kadınlar ayrıca dikkat, kendini yargılama ve kaygı belirtileri konusunda daha pozitif bir bakış açısı geliştirdiler.


 
Vücudumuzda bulunmak ve farkında olmak, yaşadıklarımızı kontrol etmemizi sağlar. Dikkat, cinsel doyumun büyük bir kısmı birçoğumuz, tamamen ya da neredeyse tüm dikkatimizin o ana odaklandığını düşündüğümüz zaman gerçekleşir.

İlişkilerde Farkındalığın Önemi
Samimiyet dansında, ilişkilere farkındalık getirme kavramı, dikkate alınması gereken değerli bir şeydir. Biriyle cinsellik yaşadığınız zaman, hayati yaşam gücünüz karşınızdaki ile karışır. Doğru olduğunda, bu doğal, pozitif bir enerji değişimidir.

Bununla birlikte, yaşadığınız ilişkinin sağlıklı olduğunu ve bağlanmak istediğinizi bilmek için birini iyi tanımak zorundasın ya da sezgilerinize güvenebilirsiniz.

İlişkilerinize farkındalık getirmek, yalnızca kiminle yakınlaştığımız ve onlarla neyi paylaşmaya çalıştığımız konusunda daha fazla farkındalık geliştirmek ve bu arzularla uyumlu kararlar vermek anlamına gelir.

Endorfinlerin daha fazla endorfin istememize neden olduğunu, bu da daha samimi olmaya ve karşınızdakini arzulamaya yol açtığının farkında olun. Bunlar, türümüzü yaymamız için doğanın bize bir oyunu. Bu kimyasallar zevk için bir kaynak olabilir; sadece farkındalıkla yönetilmeleri gerekir.

Unutma, kutsal birisin ve birlikte olduğun insanlar seni ve kendilerini böyle görmeli. Bilinçli, bilinçli bir kişi olarak, otorite ile çıkıyorsun. Hayatına ve mekanına sahipsin.

Dikkatli ve enerjik iyiliğinizin farkında olarak, duygusal güvenlik duygularını geliştirebilirsiniz. Kendinize güvenmeyi öğrenebilir ve dikkatli ve bilinçli seçimler yaparak cinsel yaşamınızın kalitesini iyileştirebilirsiniz.

Peki, gerçekten nasıl farkında hissedebilirsiniz?
Basit başla. Farkındalığınızı tekrar bedeninize geri getirmek için basit, iki dakikalık dikkat egzersizi deneyin. Zamanla, sadece fiziksel farkındalığı değil, aynı zamanda duygusal farkındalığı da geliştirmenize yardımcı olabilir.

Ellerin avuç içindeyken, ayaklarınızın tabanından başlayın ve hızlıca ovun, bacaklarınızı ve vücudunuzu yukarı doğru hareket ettirin ve yüksek sesle veya zihninizde tekrarlayın, “Ben şimdi buradayım.” Ve sadece vücudunda tamamen olmanın nasıl bir şey olduğunu hisset. Gerçekten farkındalığınızı bu deneyime getirin.

Şimdi dikkatinizi ve farkındalığınızı ayağınıza odaklamaya çalışın. Gerçekten anı hissedin.

Sonra, ayaklarınızdan, gövdenizden yukarı doğru hareket edin ve farkındalığınızı parmaklarınızın ucuna getirin.

Daha sonra, ayaklarınızdan başınızın üstüne kadar tüm vücudunuz boyunca.

Tüm vücudunuzu aynı anda hissedebiliyor musunuz? Bu farkındalığı bir karıncalanma gibi hissedebilirsiniz.

Yukarıda bulunan kısa farkındalık egzersizini gün içerisinde kendinizi rahat hissettiğiniz bir an uygulayabilirsiniz. Bu egzersiz sayesinde kendini daha dikkatli ve hayata bağlı hissedeceksiniz. Farkındalığınızın artması, ilişkinize ve cinsel hayatınıza olumlu yönde etki edecektir. Daha sevgi dolu ve duygularınızı daha yoğun yaşamaya ve hissetmeye bakın. Farkında kalın.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Sabahları Dinç Uyanmak Sizi Daha Mutlu Edecek
Karanlığa uyanmak zor geliyorsa, bu ritüelleri uygulayarak sabahları kolayca dinç uyanabilirsiniz
Yaz aylarının sımsıcak ve güneşli havaları yerini soğuk ve karanlık havalara bıraktı. Özellikle ülkemizde uygulanan sabit yaz saati uygulaması yüzünden her sabah işe ya da okula gitmek neredeyse eziyet halini aldı. Böyle havalarda uyanmak da haliyle zor oluyor. Yataktan çıkamamak, alarmı sürekli ertelemek gibi alışkanlıklar da durumu iyice zor hale getiriyor. Bu kötü alışkanlıkları engellemek ve kış aylarının karanlık havasında yataktan kolayca çıkabilmek, ve sabahları dinç uyanmak için işte size bir kaç tavsiye.



Sabahları Dinç Uyanmak İçin Yapılacaklar


Yanı Başınızda Su Bulundurun
Uyandığınız anda içme suyu vücudunuzu canlandırmaya ve uykunuzu açmanıza yardım olur. Her sabah uyandığınız anda içmak için size yakın bir yerde su bulundurarak güne ilk adımınızı atabilirsiniz. Su tercihi size kalmış, isterseniz limonlu su da içmeyi tercih edebilirsiniz.

Sabah Kahveniz Hazır Olsun
Evinizde saat ayarlı kahve makineniz var ise sabahları dinç uyanmak için kahve makinenizi programlayabilirsiniz. Uyandığınız anda hazır olacak kahveniz uykunuzun açılmasına yardımcı olacakken, kahve kokusu da zihninize iyi gelecektir. Eğer böyle bir olanağa sahip değilseniz sabah kahvenizi kendiniz hazırlayarak güne daha dinç başlayabilirsiniz.



Yataktan Hemen Çıkmaya Özen Gösterin
Sabahları zor kalkıyorsanız muhtemelen yaptığınız en büyük hata bu olmalı. Yeterince uyku alamadığınızı düşündüğünüz için özellikle sabah alarmınızı sürekli erteleyerek uyanmanızı sürekli ötelersiniz. Bu durum beyninizin size bir oyunu olup sizin için o anki en kolay tercihtir. Bu durumu tersine çevirmek sadece sizin elinizde. Sabahları alarmı ertelemeden uyanmayı bir rutin haline getirmelisiniz. İlk başlarda sizin için zor olabilir fakat kendinizi zorlamanız bunu bir rutin haline getirmenize yol açarak alışmanızı sağlayacaktır.

Kendinize Bir Motivasyon Kaynağı Bulun
Erken uyanmak çoğu zaman zor olabilir. Sabahları uyandığınızda yapmanız gereken şeyleri düşünüyorsanız bu durum yataktan çıkmanızı da zor bir hale getirecektir. Bunun yerine yapmak istediğiniz bir şeye odaklanabilirsiniz. Sabırsızlanacağınız bir rutin sabahları erken uyanmak için ritüel oluşturmanızı sağlayabilir. Belki de mis gibi kokan sabah kahveniz ya da uyandıktan sonra alacağınız sıcak bir duş, özellikle kış aylarında yaşadığınız karanlık sabahlar için uyandırıcı bir etkiye sahip olacaktır. Örnekler çoğalatılabilir burada önemli olan sizi rahat hissetirecek, günün ilk saatlerinde zorlamayacak ama erken uyanmak için de istekli olmanızı sağlayacak bir ritüel oluşturmaktır.

Erken Uyanırsanız Yataktan Çıkın
Sabah alarmı çaldıktan sonra alarmı erteleyerek tekrar uykuya dönüyorsanız uyandığınızda kendinizi daha kötü hissedeceksiniz. Herkesin doğal bir uyku döngüsü vardır, gece boyunca bu uyku döngüsü sürekli birbirini takip ederek devam eder. Bu yüzden vücudunuzun size uyanmanızı söylediği zaman uyanmak her zaman sabahları dinç uyanmak için yapacağınız en önemli alışkanlığınız olacaktır.



Vücudunuzu Hareket Ettirin
Sabah saatlerinde egzersiz yapmak için yeterince zaman ve güce sahip olmayabilirsiniz ancak bu durum vücudunuzu hareket ettirmeniz önünde engel değildir.

Sabahları dinç uyanmak için, uyandıktan sonra, yapacağınız ufak hareketler, kendinizi daha enerjik hissetmenizi sağlar.



Yataktan çıkacak enerjiyi bile toplayamıyorum diyorsanız, o zaman yatağınızda yapacağınız esneme harektleri ile kaslarınızı açabilir, sizin güne adapte olmanızı hızlandırabilir. .

Uyanmak İçin Duş Alın
Sabahları güne başlamak için alacağınız duş, kan dolaşımınızı hızlandıracaktır. Daha keyifli bir duş için, aromaterapi özelliği bulunan, nane veya limon aromalı duş jelleri de uykunuzu açmak için iyi bir tercih olacaktır.

Yapılacaklar Listeniz Yanı Başınızda Olsun
Gün içerisinde yapacağınız şeyleri aklınızda tutmak, uykuya dalmanızı zorlaştırararak uyku rutininizin bozulmasına neden olur. Bu nedenle yanıbaşınıza yapıştıracağınz bir post-it ile gün içerisinde yapacağınız şeylerin listesini not edebilrisiniz. Böylece hem gece yatarken rahat uyumanızı hem de sabah uyandığınızda gün içerisinde yapacaklarınızı görerek, uyanmanız için sebep edinmenizi yol açacaktır.

Ek not: Yukarıda bahsettiğimiz yöntemlerin hiç biri sizin için işe yaramıyorsa, alarm kurduğunuz telefonunuzu ya da saati odanın uzak bir yerinde bulundurabilirsiniz.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Çakra Açma Nedir ve Çakra Açma Yöntemleri Nelerdir?
Yeterince enerjiniz olmadığınızı düşünüyorsanız, dikkatinizin dağınıklığının önüne geçmek ve bedeninize uyum sağlamaya çalışmak, kendinizi daha iyi hissetmek için çakra açma yöntemi sizin için iyi bir seçenek olabilir.

Çakralarınızı dengelemek, bedeninizde ve zihninizde dengeyi bulmak için mükemmel bir yoldur. Çakra meditasyonu birçok insan için “zor” görünebilirken, sakin bir ortamda pratik ve kolay uygulanabilir bir yöntemdir. Bu antik uygulama, günümüzde modern bilimden destek alarak, enerji şifasının kanserle savaşmaya bile yardımcı olabileceğini ortaya koymuştur.

Bu yazıda çakra açma yöntemleri ve çakra açmanın faydalarını irdeleyeceğiz.


 
Çakralar Nelerdir?
Çakra sistemi, vücudu görmenin eski bir yoludur. Her bölge serbestçe akması gereken enerjiye sahip yedi bölgeye ayrılmıştır. Çakralar dengelendiğinde, bütün beden uyum içinde çalışır ve kendinizi dengelenmiş, enerjik ve bir bütün hissedersiniz.

Eğer “enerji” kavramı sizin için çok yeni ise, vücuttaki yedi noktayı farklı organ sistemleri olarak düşünün. Tüm organlarınız, beden ve zihniniz sağlık olması için iyi çalışır durumda olmalıdır.

Vüducumuzdaki Çakralar
 

Vücudumuzda yedi adet çakra vardır. Her bir çakranın vücudumuz için farklı enerji ve işlevi bulunmaktadır.


 
Kök Çakra
Kırmızı renk
Öğe: Toprak
Yer: Omurganın tabanı, kuyruk kemiği
İlgili Vücut Fonksiyonları: Atık ve toksinlerin giderilmesi, çekirdek dengesi, pelvik taban
Amaç: Topraklanmış, güvenli ve güvenli hissetme.
Sakral veya pelvik çakra
Turuncu renk
Öğe: Su
Yer: Alt karın bölgesindeki göbek düğmesinin altında iki parmak aşağısı
İlgili Vücut Fonksiyonları: sindirim sistemini düzenler, bağışıklıkğınızı güçlendirir, cinsel isteğinizi düzenler.
Amaç: Keyifli, kabul eden, yaratıcı hissetmek
Solar Pleksus çakrası
Sarı renk
Eleman: Güneş
Yer: Kaburgalarınız ile karnınızın buluştuğu nokta
İlgili Vücut Fonksiyonları: Üst sindirim, mide, diyafram
Amaç: Kendine güvenmek ve kontrol etmek, kendine değer vermek
Kalp Çakra
Yeşil renk
Eleman: hava
Yer: Göğüs merkezi, göğüs kemiği üzerinde
İlgili Vücut Fonksiyonları: Solunum, kardiyovasküler fonksiyon
Amaç: Sevmek, iç huzuru hissetmek
Boğaz Çakrası
Renk: mavi
Eleman: Eter veya uzay
Yer: Gırtlar kısmı
İlgili Vücut Fonksiyonları: Tat alma, yutma, konuşma
Amaç: İçeri ve dışarı doğru iletişim kurabilme ve kendini ifade edebilme
Üçüncü göz çakrası
Renk: Indigo (mavi-mor)
Eleman: ışık
Yer: Gözde, gözlerin arasında
İlgili Beden İşlevleri: Görme, karar verme, algı
Amaç: Yaşama karşı algılarınızın açık olmasını sağlama
Taç çakra
Renk: Mor
Eleman: Kozmik enerji
Yer: Başın üstünde
İlgili Vücut Fonksiyonları: Zihinsel barış ve bağlılık
Amaç: Güzel, bağlantılı ve amaçlı hissetmek
Çakra Açmanın Faydaları
Artık yedi çakranın her birinin temellerini biliyorsunuz, bunları bütünsel sağlık için nasıl kullanabilirsiniz?

Çakra dengelemenin faydaları yoga felsefesi ile yakından ilişkilidir. Eğer bir yoga dersi almış ya da kendi başınıza uygulamışsanız, bir seansı tamamladıktan sonra gelen bir bütün olma duygusunu da biliyor olmalısınız. Yoga uzmanları bunun yoga pratiğinden gelen prana veya chi olarak da adlandırılan yaşam enerjisinin hareketinden kaynaklandığını söylemektedirler.


 
Belirli bir çakra(chakra) ya da çakralardaki tıkanık enerjinin, vücudun bu bölgelerinde hastalığa yol açabileceğine inanılmaktadır. Bu enerjiyi yoga ve / veya çakra meditasyonu kullanarak değiştirmek için zaman ayırmak, bu sorunların giderilmesine yardımcı olabilir. Bu, bilinçli olarak yapabileceğiniz bir şeydir, böylece sağlık durumunuzu kontrol altına alabilirsiniz.

Çakra Açma Nedir ve Nasıl Yapılır?
Çakra dengelemeyi düzenli kendi kendine bakım programına entegre etmenin birçok yolu vardır. Bu yollardan en kolayları ise aşağıda belirttiğimiz yöntemledir.

Meditasyon: Çakraların rengine karşılık gelen, kök çakradan başlayarak ve yukarı doğru hareket eden parlak küreleri görselleştirin. Çakralardan geçerken ve orada farkedebileceğiniz hisleri hissederken vücudun her bir parçasını hissedin.

Akupunktur: Bir akupunkturcuyu görünürseniz size çakralarınızın uyarılmasına veya açılmasına yardımcı olmak ve birbirleriyle dengede kalmasına sağlamak için çakralarınıza karşılık gelen noktaları uyarabilirler.

Yoga: Belirli yoga pozisyonları farklı çakralarla birlikte çalışır. Örneğin, ağaç duruşu, kök çakraya karşılık gelen, topraklanmış hissetmenize yardımcı olur. Deve duruşu kalp çakranızı gökyüzüne açmanıza yardımcı olur. Yogayı çakra açma ve dengelemek kullanabilirsiniz. Daha olumlu sonuç için meditasyon ile birlikte denemenizi öneririz.

Çakra açma için tek başınıza yapabilceğiniz en iyi yöntemler, yoga ve meditasyondur. Fiziksel sağlığınız için yogayı, içsel sağlığınız ve denge için ise meditasyonu hayatınızdan eksik etmemenizi öneririz. Bu sayede çakra dengeleme işlemini hem daha kolay yapabilir hem de vücudunuzu bir bütün halinde hissederek daha mutlu olabilirsiniz.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Faydalı Stres: Stres Yönetimine Farklı Bir Bakış
Stresin faydalısı mı olur dediğinizi duyar gibiyiz. İşte öğrenir öğrenmez seveceğiniz bir kelime: eustress, yani faydalı stres.

Bu kelimeyi daha önce duymamışsanız, stres konusunda yepyeni bir perspektife hoş geldiniz. Eu, Yunanca’da “iyi” veya “iyi” anlamına gelen bir kelime köküdür. Yani, kelimenin iki parçasını bir araya getirirseniz, pozitif stres sonucuna varabiliyoruz.

Faydalı Stres Nedir?
Birisi ile ilk randevunuz mu ya da çok uzun süredir beklediğiniz bir iş için mülakata mı gireceksiniz? Belki de hayalini kurduğunuz ülkeye seyahat etmeyi düşünüyorsunuz. İşte bu gibi durumlarda duyduğunuz yaşama heyecanından dolayı yaşadığınız strese faydalı stres ya da pozitif stres diyoruz. Böyle anlarda genellikle farkındalığınızda bir artış olur böylelikle odaklandığınız konuda daha iyi performans gösterirsiniz.


 
Korkunç bir filmin ya da eğlenceli bir futbol mücadelesinin heyecanı, pozitif stres örneklerindendir.

Faydalı stres, yaşamımızda sahip olmamız için gerçekten önemli olan bir stres türüdür. Bu olmadan, büyük ihtimalle yaşam çok sıkıcı olurdu hatta daha ciddi durumlarda uzun süreli depresyon durumuna maruz kalabilirdik. Herhangi bir hedefe ulaşmak için ihtiyacımız olan motivasyon eksikliği yine pozitif stresin olmadığı durumlarda karşımıza çıkacaktı.

Hedefler için çaba göstermemek, zorlukların üstesinden gelmemek, sabah uyanmak için bir nedene sahip olmamak bize zarar verir, bu nedenle eustress ‘iyi’ stres olarak kabul edilir. Bizi sağlıklı ve mutlu tutar.


 


Yaşadığınız Stresi Anlamak
Pozitif stresi anlamak, diğer stres türlerini daha kolay yönetmemize yardımcı olabilir. Örneğin, bir araştırma, bir olay bir “tehdit” olarak algılandığında, bunu “meydan okuma” olarak göründüğümüzden farklı bir şekilde yanıt verdiğimizi göstermektedir. Tehditler bizde daha fazla stres yanıtı ortaya çıkarır ve daha büyük kaygı seviyeleri yaratır.

Diğer taraftan zorluklar, heyecan verici ve hatta üstesinden gelmek için eğlenceli olabilir. Tehditler korkutucu, zorluklar ise kendimizi kanıtlamak ve gerçekten denediğimizde ne kadar başarıya ulaşabileceğimizi öğrenmek için bir fırsattır. Bu anlayış, yaşamımızdaki stres unsurlarının birçoğunu tehditlerden ziyade zorluklar olarak görebileceğimizi, sadece zorluklarla ilgili kendimizi değiştirebileceğimizi ve neler olabileceğine odaklanmak yerine bu zorluklarla başa çıkmamız gerektiğini hatırlatır. Odak noktasını değiştirmeye ve strese mümkün olduğu kadar zorlu bir şekilde yaklaşmaya çalışırken, bu zorlukları daha kolay yönetebilir ve bunlarla boğulmaktan ya da mutsuz hissetmeden, yaşadığınız stresi düşünebilmek için daha fazla hayati enerjiye sahip olabiliriz.

Yaşadığınız hayatta, çeşitli faktörler soncunda oluşan stres faktörlerini anlamaya çalaışmak stresi daha kolay yönetmemize olanak sağlıyor.

Bununla birlikte, faydalı stres genellikle kronik stres gibi bir hasarı taşımadığı halde, çok fazla faydalı stres de olumsuz sonuçlar doğurabilir. Olayların hepsi “eğlenceli” aktiviteler olsa bile, bir durumun aşırı ve stresli hale gelebileceği gibi, kendinizi rahat bir duruma geri dönmenize ve sağlıklı bir döngü yaşamanıza izin vermiyorsanız hayatınızı kontrol etmeye çok fazla odaklanmış olabilirsiniz. Bu yüzden dengenin korunması hayati önem taşımaktadır. İş aktiviteleri ve eğlenceli aktiviteler arasındaki denge önemlidir, ancak eustress ve eğlence dengesi de önemli bir odak noktasıdır.

Birisinin bakış açısını değiştirmek, stres yönetimi konusunda kesinlikle yardımcı olabilir, ancak bu, stresi yönetmenin tek yolu değildir ve kullanılması gereken tek strateji değildir. Yaşamınızda çok fazla zorluk varsa, pozitif stres bile kronik strese dönüşebilir ve tükenmişlik sendromuna veya daha kötü bir duruma yol açabilir. İşte bu yüzden sınırlarınıza dikkat etmeniz ve hayatınızda dengeyi sağlamak için çaba sarf etmeniz önemlidir. Böylece yaşadığınız gereksiz stres hallerini ortadan kaldırabilmek ve genel olarak strese karşı daha az tepkili olmanızı sağlayacaktır.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Pozitif Düşünce: Olumlu Düşünerek Hayatınızdaki Stresi Azaltın
Pozitif düşünce ile günlük yaşantınızda yaşadığınız stresi azaltabilirsiniz. Pozitif düşünmek, stresi azalttığı gibi stresten kaynaklı sağlık problemlerinin olumsuz etkilerine karşı da faydalıdır.

Pozitif Düşünce ile Nasıl Olumlama Yaparız?
Sağlanan örneklerle olumsuz konuşmaların üstesinden gelme alıştırması
Bardağın yarısı boş mu yoksa dolu mu? Olumlu düşünmeyle ilgili bu asırlık soruya nasıl cevap verdiğiniz, hayattaki bakış açınızı, kendinize karşı tutumunuzu ve iyimser veya kötümser olup olmadığınızınızı yansıtıyor olabilir – ve hatta sağlığınızı da etkileyebilir.

Gerçekten de, bazı çalışmalar iyimserlik ve kötümserlik gibi kişilik özelliklerinin sağlığınızın birçok alanını etkileyebileceğini göstermektedir. Genellikle iyimserlikle gelen olumlu düşünce, etkili stres yönetiminin önemli bir parçasıdır. Ve etkili stres yönetiminin birçok yararları vardır. Bardağın boş tarafından bakanlardansanız umutsuzluğa kapılmayın, her zaman olumlu düşünce becerilerinizi geliştirebilirsiniz.


 
Olumlu düşünme ve kendi kendine konuşmayı anlama
Pozitif düşünce, kafanızı kuma gömmek veya yaşamınızın hoş olmayan durumlarını görmezden geleceğiniz anlamına gelmez. Olumlu düşünme olumsuzluklara karşı daha olumlu ve üretken bir şekilde yaklaşmanız anlamına gelir.

Olumlu düşünme genellikle kendi kendine konuşma ile başlar. Kendi kendine konuşma, kafanızdan geçen, konuşulmayan düşüncelerin sonsuz akışıdır. Bu otomatik düşünceler olumlu veya olumsuz olabilir.

Kafanızdan geçen düşünceler çoğunlukla olumsuz ise, hayata karşı kötümser bir bakış açısına sahip olabilirsiniz. Düşünceleriniz çoğunlukla olumluysa, muhtemelen bir iyimsersiniz.


 
Pozitif Düşünce ve Sağlığa Faydaları
Araştırmacılar, pozitif düşünce ve iyimserliğin sağlık üzerindeki etkilerini şöyle ifade ediyorlar:

Artan yaşam süresi
Düşük depresyon oranları
Strese olumlu etki
Soğuk algınlığına karşı daha büyük direnç
Daha iyi psikolojik ve fiziksel rahatlık
Kardiyovasküler hastalıklardan rahatsızlanma riskini azaltması
Zor dönemler ve stresli zamanlar ile daha kolay başa çıkabilme
Bir teoriye göre, olumlu bir bakış açısına sahip olmanın stresli durumlarla daha iyi başa çıkabilindiğini ifa eder, bu da stresin vücudunuzdaki zararlı etkilerini azaltır.

Ayrıca, olumlu ve iyimser insanların daha sağlıklı yaşam tarzları yaşama eğiliminde oldukları düşünülmektedir – daha fazla fiziksel aktivite, daha sağlıklı bir diyet yapma ve fazla alkol tüketmemeleri veya alkol almamaları sıralanabilir.

Olumsuz Düşünceyi Belirleme
Kafanızdan geçen düşünceler sizi olumlu mu yoksa olumsuz mu etkiliyor? Bu düşüncelerin olumsuz olduğunu düşünüyor fakat emin değilseniz devam edelim.

Filtreleme

Bir durumun olumsuz yönlerini büyütüp, olumlu olanları göz ardı ediyorsanız filtreleme yapıyorusunuzdur. Örneğin, işte harika bir gün geçirdiniz. Görevlerinizi zamanında tamamladınız ve hızlı ve eksiksiz bir iş yapmaktan övgü aldınız. Akşam işten ayrıldıktan gününüzün ayrıntılarını başka birine anlatırken aldığınız övgülere değil ya sahip olmadıklarınıza ya da daha fazla sorumluluk alamadığınız konusunda yakınırsınız.

Kişiselleştirme

Kötü bir şey olduğunda, kendinizi otomatik olarak suçluyorsanız. Örneğin, arkadaşlarınızla bir gecenin iptal edildiğini duyuyorsunuz ve planlardaki değişimin kimsenin sizinle iletişim kurmak istemediği anlamını çıkarıyorsunuz.

Felaketleştirme

En kötüsünü otomatik olarak tahmin edersiniz. Günün başlagıcında başınızdan geçen ufak bir sorununun tüm gününüzü berbat edeceğini düşünürsünüz.

Polarize

İşleri sadece iyi ya da kötü olarak görürsünüz. Gri yoktur. Ya mükemmelsinizdir ya da başarısız.

Olumlu Düşünmeye Odaklanmak
Olumsuz düşüncelerinizi pozitif hale getirebilirsiniz. Süreç basittir, ancak zaman ve pratik gerektirir – sonuçta yeni bir alışkanlık yaratıyorsunuz.

Değiştirilecek alanları belirleyin

Daha iyimser olmak ve daha olumlu düşünmeye başlamak istiyorsanız, öncelikle yaşamınızda, genellikle işe yarayıp yaramadığınızı, günlük işe gidip geldiğinizde veya bir ilişkide olduğunu düşündüğünüz alanları tanımlayın. Daha olumlu bir şekilde yaklaşmak için bir alana odaklanarak  başlayabilirsiniz.

Kendinizi kontrol edin

Günün herhangi bir anında kısa bir süre durun ve derin bir nefes alın. Günün o anına kadar neler düşündünüz, bu düşünceleriniz nasıldı? Eğer olumsuz düşünceler ise bu düşünceleri olumlu hale getirmek için olumlama yapın.

Espriye açık olun

Zor bi gün geçiriyorsanız kendinize gülmek için fırsatlar yaratın. Gündelik hayatınızdan stresi uzaklaştırın ve gülümseyin.

Sağlıklı yaşamı benimseyin

Haftanın bir kaç günü egzersiz yapmak için kendinize zaman ayırın. Egzersiz ruh halini olumlu yönde etkileyebilir ve stresi azaltabilir. Ayrıca zihninizi ve vücudunuzu beslemek için sağlıklı bir diyet de önerilir.

Etrafınızda olumlu insanlar olsun

Çevrenizde olumlu insanlar olursa sizi de olumlu yönde etkileyeceklerdir. Sizi destekleyerek hayatınızda stresin azalmasına sebep olabilirler. Olumsuz insanlar ile olduğunuzda tam tersi daha stresli olur ve sağlığınızı da olumsuz yönde etkilersiniz.

Olumlu Düşünün

Basit bir kuralı takip ederek başlayın: Kendinize kimseye söylemeyeceğiniz bir şey söyleme. Nazik ol ve kendinle birlikte ol. Eğer olumsuz bir düşünce aklınıza girerse, mantıklı bir şekilde değerlendirin ve sizin için neyin iyi olduğuna dair onaylamalarla cevap verin. Hayatınızda iyi olan şükrettiğin şeyleri düşünün.

İşte bazı olumsuz düşünceler ve bu düşüncelere karşı düşünebileceğiniz olumlu karşılıkları:

Olumsuz Düşünce    Olumlu Düşünce
Bu konuda daha fazlasını yapamam    Daha iyi olmak için ne yapabilirim?
Kimse benimle iletişim kurmuyor.    İnsanlarla iletişim kurmak için ne yapabilirim?
Çok radikal bir değişim.    Bir şans verebilirim.
Bu işi yapacak zamanım yok.    Önceliklerimi değerlendirip, bir sıraya koyabilirim.
Yapacak durumda değilim.    Yapmayı denemeliyim.
Çok karmaşık    Bunu farklı bir açıdan ele alacağım.
Daha önce hiç yapmadım.    Yeni bir şey öğrenmek için bir fırsat.
Her gün pozitif düşünme pratiği yapmak
Eğer olumsuz bir bakış açısına sahipseniz, bir gecede iyimser olmayı düşünmeyin. Fakat pratikte, nihayetinde düşüncelerinizi kontrol etme ve pozitif düşünce, daha az öz eleştiri ve daha fazla kendini kabullenme içerecektir. Ayrıca çevrenizdeki dünya size daha yaşanabilir olacaktır.

Olum düşünerek, zihnizdeki düşünceleri daha iyimser kılabilirsiniz. Böylece günlük stresi azaltarak, sağlığınıza olumlu yönde katkı sağlayabilirsiniz.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Korkuyu Yenmek için Benzersiz Psikolojik Tavsiyeler
Korkuyu yenmek mi zor yoksa yaşadığınız korkuya takılı kalmak mı?
Hayatınızda yaşadığınız kaygının veya korkunun sizi yapacaklarınızdan geri tutmasına izin vermeyin.

Korku;

Yeni şeyler denemenizi engel olabilir. Edinmek istediğiniz yeni bir hobi ya da tek başına gitmek istediğiniz bir seyahat, bu tarz deneyimlerde başarısız olmaktan korkmak, sizin rutin bir hayata hapseder.


 
Başka bir örnek; Karşı cinsle iletişim kurmak bazı kişilere korkutucu gelebiliyor. Bu his de içimizde yaşadığınız korkudan dolayıdır. Reddedilme korkusu veya başkaları önünde rezil olma korkusu, ilişki yaşamak isteyip de yaşamayanların önündeki en önemli korku hissidir.

Hayatınız da yapmak istediğiniz bir çok şey vardır. Hangi birini tam olarak gerçekleştirebildiğinizi hiç düşündünüz mü? Gerçekeleştirmek istenilen şeylerin önündeki en büyük engel, kişinin rutin hayatında kendini rahat hissetmesinden kaynaklıdır. Bu rahatlığı bozmak istemezseniz yaşadığınız rutinde sıkışıp kalmanız da kolaylaşacaktır.

Korkularımız, olaylar hakkında nasıl düşündüğümüze dayanıyor. Yıkıcı düşünce alışkanlıkları, gerçekten gereksiz ve zarar verici birçok korku yaratabilir.


 
Ancak, bu alışkanlıkları zamanla daha sağlıklı alışkanlıklar ile değiştirmenin de yollar vardır.

Korkuyu Yenmek
 

1. Korkularınız ile yüzleşin
Hayatınız ile ilgili vereceğiniz kararlarda korkularınız ön plana çıkıp karar vermeniz zorlaşıyor ise, korkularınızın ne olduğunu netleştirmek, korkularınızla başka çıkmanızı kolaylaştıracaktır.

Peki ne yapmalı?

Kendinize şu soruyu sorun: Olabilecek en kötü şey nedir?

Ve buna cevap vermek için sadece bir iki saniye ayırın.

Bir kalem ve bir kağıt alın. Bunu gerçekten düşünmek ve gerçekçi en kötü senaryoyu yazmak için zaman ayırın.

Bu irade ile:

Gerçekten korktuğunuz şeylere çok açıklık getirin.
Düşüncelerinizde zıplayabileceğiniz birtakım bulanık korkular veya felaket senaryoları kullanın.
En kötü durum senaryosu bir şekilde gerçeğe dönüşse bile, çoğu zaman hızlı bir şekilde geri dönüş yapabileceğinizi anlayın.

2. Korkularınızı Kendinizi Saklamayın
Korkularınızı kendinize sakladığınızda ve bu korkularınız hayal gücünüz ile birleştiğinde işin içinden çıkılamayacak bir duruma gelebilirsiniz.

Korkularınız ile ne kadar baş başa kalırsanız, her geçen gün sizi daha kolay içine çekeceklerdir.

Bunun yerine ne yapmalı?

Yukarıda belirtildiği gibi yazmak kesinlikle yardımcı olabilir. Yapabileceğiniz bir diğer adım, korkularınızı başka biriyle paylaşmaktır.

Hayatınızda yaşadığınız kaygılarınızı size yakın bir arkadaşınız ya da ailenizden biriyle paylaşarak, bu kişilerin desteğini alabilirsiniz. Böylelikle duygusal açıdan alacağınız destek emin olun size iyi gelecektir.


 
Bu sizin için yeterli olmuyor ise, psikolojik destek alarak bir uzman ile korkularınıza(kaygılarınıza) dair konuşabilirsiniz.

3. Bakış Açınızı Değiştirin
Korkularınızla yüzleştiğiniz zaman olumsuz noktalara odaklanırsanız, bu düşünceleriniz ile başa çıkmanız her geçen gün daha zor olacaktır.

Bunun yerine ne yapmalı?

Bakış açınızı değiştirmeli, çevrenizdeki insanlar ile konuşarak farklı bakış açılarına da şans vermelisiniz. Farklı bakış açıları sayesinde fikirlerinizde değişmeler yaratabilirsiniz. Bu sayede daha olumlu noktaları görecek, eylemlerinizi daha doğru yönlendirebilceksiniz.

Korkuyu yenmek için daha yapıcı ve olumlu bakış açısı bulmanızı sağlayacak sorular:

İstediğim ve bu eylemleri gerçekleştirerek sahip olabileceğim olumlu yönler nelerdir?
Bu yolda ilerlemeye devam edersem bir yıl içinde bana katkısı ne olacak?
Korkularımla başa çıkmak yerine aynı rutin hayatıma devam edersem hayatım nasıl beş yıl içinde nasıl olacak?

Bu soruları birisiyle konuşun. Ya da bir kağıt parçasını cevapları yazın. Ya da ikisini de yapın.


4. Büyük Resmi Görün
Belki de yaşadığınız bir kaç kötü tecrübe yüzünden yaşadığınız korkuları hayatınızın bir parçası haline getirdiniz. Kötü tecrübeler hayatın her noktasında vardır, bu kötü tecrübeleri korkularınız haline getirmek sizin için en olumsuz seçimlerden biri olacaktır.

Bunun yerine ne yapmalı?

Korkularını ve nedenlerini sorgulamak için, tekrar bir kalem ve kağıt alıp, yaşadığınız korkuya dair anılarınızı kağıda dökün.

Korkuya neden olan hissiyatınızı bugün görmeye çalışın. Bunu yapmak, hissettiğiniz korkunun sadece bir düşünceden ibaret olduğunu görmenizi sağlayacaktır.


 
Örneğin sosyal reddedilme korkunuz var ise, anılarınızı yazarken, bazı durumlarda reddedilmeyi yanlış yorumladığınızı gözlemleme fırsatını elde edebilirsiniz.

Bir defa olan kötü bir tecrübenin tek sebebi emin siz değilsiniz. Böyle bir durumda sizin dışınızda ve kontrol edemediğiniz bir çok faktör olacaktır. Bu faktörler ise olumsuz bir deneyim yaşamanızın nedeni olabilir.

Korkuyu yenmek istiyorsanız, sebeplerini çok iyi bir şekilde irdelemelisiniz. Her şeyin sebebi siz değilsiniz fakat korkuyu yaşamaya devam etmenin sorumlusu sizsinizdir.

5. Korkuyu uzaklaştırmaya çalışın
Hayatınızda yaşadığınız korkularınızı inkar etmeye çalıştığınızda ya da düşünmediğinizde genellikle bilinç altınızda daha güçlenmesi mümkün olabilir.

Bunun yerine ne yapmalı?

Korkularınızı uzaklaşmanın kesinlikle işe yaradığını söyleyebiliriz. Ancak bunun ilk adımı yaşadığınız korkuyu kabul etmektir.

Peki nasıl yaparız?

Nefes alın

Bir kaç defa nefes alın ve biraz sakinleşin sonrasında kendinize odaklanmaya çalışın.
Kendine şöyle bir şey söyle: “Evet, korku burada. Sadece bu noktada tam zamanında. ”
Bu korku hissini alın ve vücudunuzda ve zihninizde bulunmasına izin verin. Kısa süreliğine biraz rahatsız olabilirsiniz ama geçecektir.

Bu egzersizi bir süre tekrarladığınızda göreceksiniz ki korkularınız ile yüzleştikçe onlardan daha kolay uzaklaşabileceksiniz. Böylelikle hayatınızda yapıcı düşüncelere yönelmek sizin için daha kolay olacaktır.

İlginizi Çekebilir: Kaygı Bozukluğu(Anksiyete) Nedir, Belirtileri ve Tedavisi
Korkuyu yenmek için ilk adım hareket etmeye başlamanızdır. Adımlarınız ufak bile olsa bir yerden başlamak ve ilerlemek her geçen gün sizi rahatlatacak, daha sağlıklı bir psikolojiye sahip olmanızı sağlayacaktır.

Böylelikle hayatınızda bir momentum oluşacak, kendinize güveniniz gelecek ve daha büyük adımlar atmak için fırsatlar yaratabileceksiniz.

Mutlu kalın.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Zor Dönemlerde Kendini iyi Hissetmek için Yapılacaklar
Hayattaki zorluklar, ister önemsiz ister trajik olsun, ister kişisel isterse de çevresel olsun, her zaman hayatınızda karşılaşabileceğiniz zor durumlar olacaktır. Karşı karşıya kaldığınız bu durum, bir boşanma, yakın tanıdığınız birinin kaybı ya da farklı bir üzüntü hali olabilir. Bu gibi kendinizi kötü hissettiğiniz durumlarla baş etmek için birçok yöntem vardır. İşte zor dönemlerde kendini iyi hissetmek için yedi önerimiz:

Zor Dönemlerde Kendini iyi Hissetmek için Yapılacaklar
1. Minnettar olun
İster kendinizi dışarı atın, ister eski bir dost ile bir telefon görüşmesi yapın, ister çok
sevdiğiniz bir yemek yiyin, hayatın her dakikasında minnettar olacağınız bir an bulabilirsiniz.
Hayatınızda sizi mutlu eden her şeyin bir listesini yaptığınızda, size zor anlar yaşatan
probleminiz aslında hiç de korkutucu gözükmeyebilir. Ve kendinize bir an önce zaman
yaratarak, zor dönemleri atlatmanıza yardımcı olabilecek bir dostunuz ile görüşerek
sıkıntılarınızı paylaşabilirsiniz.

2. Dikkatinizi aktarın
Zorluklar çok fazla zaman alabilir ve onlar hakkında ne kadar çok düşünürseniz o kadar kötü
olurlar. Zor zamanları atlatmak için, bir şeye veya başka birine odaklanarak, aklınız ve duygularınız için gereken bir mola verebilirsiniz. Önemli olan ne yaptığınız değil, kötü olan ruh halinizi iyileştirmek için, odak noktanızı hoşunuza giden herhangi bir noktaya yöneltmektir.



3. Arkadaşlarınız ile Durumunuzu Paylaşın
Araştırmalar, sosyal bağlantıların refah üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğunu
göstermektedir. Arkadaşlarınıza ulaşın ve neler yaşadığınızı onlara anlatın. Arkadaşlarınız ile olumsuz hislerinizi paylaştıkça, kendini daha az yalnız hissedeceksiniz. Size olan farklı yaklaşımları sayesinde onların yardım isteklerini kabul edebilir, birlikte güzel vakit geçirerek zor durumunuzda size yardımcı olmalarına izin verebilirsiniz.

4. Gülmek için Fırsatlar Yaratın
Gülmek çok önemlidir, özellikle de kendimize gülebildiğimiz zaman, ağlama gibi duygusal bir salınım kadar ruh halimize etki eden bir olgudur. Gülmeye istekli olduğunuz sürece her durumda her zaman hayatta mizah unsuru bulabileceğiniz anlar olacaktır. Keyfiniz yerinde olmasa bile, akışına bırakın ve gülmek için fırsatlar yaratın. Büyük resimde hayat çok sıkıcı olabilir, zor bir dönemden geçiyor olabilirsiniz ama emin olun gülmek size iyi gelecektir.


5. Değiştiremediğinizi Kabul Edin
Kötü bir dönemden geçiyor olsanız bile, eğer ki değiştiremeyeceğiniz bir durum ise bunu kabullenmek en iyi tercih olacaktır. Böyle zor dönemleri atlatmak için size yardımcı olabilecek ufak şeyler yapabilirsiniz. Bir yakınınızı kaybetmiş, ya da işinizden kovulmuş olabilirsiniz. Bir kasırga evinizi düzleştirmişse, o ev artık ayakta değildir. Değiştiremeyeceğiniz şeyler yaşıyorsanız, durumu kabullenmemek size sadece daha fazla stres yükleyecektir. Değiştiremeyeceklerinizi düşünmek yerine yapabileceğiniz şeyler konusunda harekete geçmek zor dönemlerde kendini iyi hissetmek için yapılabilecek en iyi şey olacaktır.



6. Ruhunuzu Dinleyin
Hayatınız bir karmaşa içindeyse böyle durumlarsa sakinleşmek için meditasyon önemli bir araç olacaktır. Meditasyon, sizi içsel ruhunuza ve gücünüze bağlayan olumlu bir içsel iletişim sürecidir. Siz de olumsuz düşüncelerden kurutulmak için hayatınızda meditasyona bir şans verebilirsiniz.


7. Hayata Devam Edin
Hayatınızın belki de en acı verici döneminden geçiyorsunuz, böyle durumlarda öfke ve kızgınlık gibi duyguları hissetmeniz çok normaldir. Bu duygular her ne kadar normal gibi gözükse de aslında sizi aşağı çeken duygulardır. Zor dönemlerde kendini iyi hissetmek istiyorsan bu duyguları bir kenara bırakmalısın. Her ne olursa olsun hayat devam ediyor ve hiç bir şey olduğu gibi kalmıyor. Sizin de şuan hissettiğiniz olumsuz düşünceler zamanla değişecek ve yok olacaklar. Bu tarz olumsuz düşüncelerinizi her zaman kontrol edemeyebilirsiniz fakat bu gibi durumlara nasıl tepki vereceğinizin seçimi tamamen sizin elinizdedir.

Mutlu kalın.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Hayatınızı Değiştirecek 10 Mutluluk Verici Fikir
Hayat, kimine göre zor kimine göre ise kolaydır. Siz nasıl düşünüyorsunuz bilmiyorum ama hayatınızın nasıl olduğunu belirleyen bir tek şey vardır o da düşünmektir.

Düşünce şekliniz yaşadığınız bu hayatta sizin yolunuzu belirleyen en önemli etkendir. Tabii ki her zaman düşünmek kolay olmayabiliyor. Bu yüzden de her zaman bu yola başvurmuyoruz.

” İnsanlar çoğu zaman düşünmekten hoşlanmaz, eğer biri düşünürse, bir sonuca varması gerçeğini de bilir. Sonuçlar ise her zaman hoş olmayabilir”


 
Siz de yaşam biçiminizi değiştirerek hayatınızda fark yaratmak istiyorsanız işte uygulayabileceğiniz 10 mutluluk verici fikir;

Büyük Düşünün, Küçük Hareket Edin
Büyük bir şirket sahibi olmak ister misin? ya da İnsanların hayatını değiştirmek? Peki ya hayallerini gerçekleştirmek ?

Yukarıda bahsettiğim gibi düşüncelere sahipseniz bu yolda engelleri ortadan kaldırma zamanı!


 
“Çok zor”

“Zaten yapılmışı var” gibi düşünceleriniz olmasın. Kaybedecek hiçbir şeyiniz yok. Her zaman yükseği hedefleyin ve küçük adımlarla yolunuza başlayın. Başlangıçta yükseği hedeflerseniz sonuç da düşündüğünüz gibi olacaktır. Hedeflerinizi düşük tuttuğunuz zaman ise sonuç da hedefinizden çok farklı olmayacaktır.

Cevapsız Sorular
İnsanlar bir sorunla karşılaştığında daha çekingen davranırlar. Böyle davranmak belki de kendiniz için yaptığınız en kötü şeylerden biridir. Hayatınızda sorunlar olabilir ve karşınıza çıkan sorunları çözmek için tek yapmanız gereken korkmak değil sorunun cevabını bulmak olacaktır.

İlişkinizin Kontrolü Elinizde Olsun
Bir ilişkiye başlama sebebiniz, para, yalnızlık, ilgi gibi sebepler ise bu sizin için istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Kötü giden bir ilişkiniz var ise, büyük ihtimal ile bir kaç defa sorunların üstesinden gelmeye çalışacaksınız, eğer ki sorunlarınız çözülemiyor ise o zaman sizin için veda vakti gelmiş demektir.

Aşk, zıt düşünceleri barındırmaz. Birini seviyorsan aynı anda ondan nefret edemezsin. Sağlıklı olan tüm ilişkilerin temeli; sevgi, saygı, destek, güven, sabır, kahkaha, keder ve karşılıklı iletişimden geçer.

Mutluluk Ücretsiz Değildir
Hayatta bir çok şeyi para ile satın alabilirsiniz. Hayatınızı bir iş gibi düşünürseniz, sahip olduğunuz kaynakları harcarken özen göstermeniz gerçeği ortaya çıkar. Bu kaynakları düşündüğünüzde ise en önemlisinin “zaman” olduğu su götürmez bir gerçektir. Bu yüzden zamanınızı harcarken mümkün olduğunca verimli harcamaya özen gösterin.

Bunu da Beğenebilirsiniz: Minimalizm ile Gelen Mutluluk
Karar Vermekten Korkmayın
Karar vermenin çoğu zaman sizi incitebileceğini düşünebilirsiniz ancak yanılıyorsunuz. Karar aşamasının en kötü yanı kararı bir türlü verememektir.

Beklemek, ertelemek, şüphe etmek ya da gerektiğinden fazla üstünde durmak, bunların hiç birinin size yararı olmayacaktır. Tek yapmanız gereken ne olursa olsun vereceğinizi kararı ertelememektir. Eğer ki kararınız yalnış sonuçlara sebep olursa o zaman da geri adım atmaktan geri kalmayın.

Lider Olun
Bazı zamanlar bir lider bazı zamanlarda ise liderin peşinden giden olursunuz. Çalıştığınız ortamda bir lider evde ise takipçi olabilirsiniz. Burada kötü bir şey yok. Lider olmak, unvanınız ile alakalı değildir. Herkes bir şekilde bulunduğu ortama liderlik etme misyonunu yüklenebilir.

Peki bu durumda yanlış olan nedir? Çalıştığınız ortam ya da arkadaş çevreniz, neresi olursa olsun çoğu zaman kimse sorumluluk almak istemez. Böyle bir ortamın içindeyseniz. Sorumluluğu üstünüze alın ve lider siz olun.

Kendinizi Satışçı Olarak Görün
Herkes bir satışçıdır. Karşı cinsle ilk buluşmadayken kendinizi satıyorsunuz. Aynı şey iş başvurusu için de geçerlidir.

Kendinizi satarken, şeffaf ve dürüst olmaya özen gösterin. Sizi sevmeyenler için ise zamanınızı boşa harcamayın. Satış kaç kişinin sizi veya sattığınız şeyi istediği ile alakalı değildir. Daha çok kimin istediği ile alakalıdır.


 
Özgüveninizi artırmak istiyorsanız becerilerini geliştirin
Kendinize güveniniz yok ise, okuduğunuz bu yazının, kitapların ya da motivasyon cümlelerinin size faydası olmayacaktır.

Özgüveninizi ancak kendinizi geliştirerek artırabilirsiniz. Öğrenin, pratik yapın ve sonuçlarını görün. İşte o zaman kendinize olan güveninizin arttığına şahit olacaksınız.

Arkadaşlarınıza Değer Verin
Hepimiz birer sosyal hayvanız. Yalnız yaşarsak yaşam süremiz de kısalacaktır. Belki de arkadaşa ihtiyacının olmadığını düşünüyorsun ama yanılıyorsun. Her zaman sizi destekleyecek arkadaşlardan bir ya da bir kaçını hayatınızda bulundurun. Onlara karşı iyi olun.

Yaşlandığınız zaman, her şey değişir ama bağlantılarınız her zaman sizinle olacaktır.

Eleştirilmeyi Sevmeyi Öğrenin
Birisi sizi eleştirdiği zaman, özellikle bu eleştiri yapıcı bir eleştiri ise, bu konuda sinirlenmek yerine minnettar olmalısınız. Niye derseniz? Eleştirilen şey siz ya da size ait bir şey olabilir, eleştiri her zaman sizi değişime yönlendirecek ve kendinizi ya da ürününüzü geliştirmenize yol açacaktır.

Eğer yapıcı bir eleştiri değilse ve sizi kızdırdı ise, öfkelenin ama sizi etkilemesine hiç bir zaman izin vermeyin.

Unutma şampiyon sensin ve mutluluk her zaman senin seçimin.

Sonuç olarak,

Hayatta bir şeyleri gerçekleştirmek için daha fazla beklemeyin. Şimdi, hemen dışarı çıkın ve hayallerinizi bir an önce gerçekleştirmeye bakın.

Ve ne yaparsanız yapın kendinizi verimli kılın.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Minimalizm ile Hayatınıza Mutluluk Katın
Modern hayatın bitmek bilmeyen beklentileri, aile içi sorumluluklar, yetiştirmeniz gereken işler derken; her gün kendinizi fiziksel ve zihinsel bir kalabalığın içinde buluyorsunuz. Peki bu kalabalıktan arınmak ve kafanızı boşaltmak için hangi yöntemleri uyguluyorsunuz?

Kafanızda biriken düşünceler, çoğu zaman yorgun ve bitkin hissetmenizin sebebi olurken; bu yoğunluk esas yapmanız gerekenleri sürekli ertelemenizin de en büyük nedenlerinden biri. Zihniniz günden güne açık bir savaş alanına dönüşürken, artan stresle birlikte hafızanız zayıflıyor ve psikolojik yorgunluğunuz zamanla fiziksel yorgunluk olarak da baş gösteriyor.

Stres söz konusu olduğunda, farkındalık, stresle baş edebilmeniz için en büyük yardımcınız olarak karşınıza çıkıyor. Enerjinizi geçmişle ilgili negatif düşüncelere yönlendirmek ya da sürekli olarak geleceği planlamakla harcamak yerine, anda olmanızı sağlayacak minimalizm mutluluk önerileri ile daha mutlu ve huzurlu olmanız mümkün.


 
Paylaşarak Hafifleyin
Kafanızda sürekli aynı düşünceler dönüp durmaya başladığında, kendi düşüncelerinizden kurtulabilmek için uygulayabileceğiniz en etkili yöntem, sahip olduklarınızı paylaşmak; zamanınızı, sahip olduklarınızı ya da fikirlerinizi…

Fazla zamanınızı başkalarına yardım için kullanın, fazla kıyafetlerinizi ihtiyacı olanlarla paylaşın, artan yemeklerinizle evsizleri ya da ihtiyaç sahiplerini doyurun. Küçük ya da büyük diye düşünmeden; zamanınızı, kıyafetlerinizi ya da gerçekten ihtiyaç duymadığınız şeyleri paylaşarak mümkün olduğunca minimalizm odaklı yaşayın.  Kendinize, içinde bulunduğunuz şartlar ne kadar zor olursa olsun, her zaman daha zoruyla uğraşan birileri olduğunu hatırlatın ve enerjinizi bu kişilere yardım etmek için kullanın.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Neden Mutlu Olamıyorum Sorusunun Cevabı 10 Tavsiye
Çoğu insanın hayatı mutlu olmayı beklemekle geçer ve bir çok kişi de hayatında bir kaç defa da olsa neden mutlu olamıyorum sorusunu kendisine sorar.

Zannedilir ki sevdiğimiz bir işte çalışmak, hayatına yol arkadaşı bulmak birdenbire olacak ve bir anda tüm kapılar açılacak fakat işin aslı hiç bir zaman bu şekilde olmaz. Ve akıllarda hep şu soru canlanır “Neden mutlu olamıyorum” .

Mutluluk öyle hiç emek sarf etmeden bir anda olabilecek bir şey değil, bunun için emek harcamak gerekmektedir. Gerçek mutluluk hayattaki statünüz, servetiniz ya da güzelliğiniz ile alakalı değildir içten gelen bir olgudur.



Hayatınıza gerçek mutluluğu katmak için hayatınızda bir takım değişiklikler yapmanız gerekecektir. Hayatınızın her anında uygulamanız bazen zor olabilse de mümkün olduğunca farkındalık ile yaşarsanız gerçek mutluluğa kavuşmanız zor olmayacaktır.

Neden Mutlu Olamıyorum Demeyin


1. Mutluluğunuz diğer insanlara bağlı olmasın
Hayatınızda bulunan insanlara değer vermeniz başka bir şey, hayatınızı onlara göre şekillendirerek mutluluk konusunda onlara bağımlı hissetmeniz ise ayrı bir durumdur. Siz de mutlu olmak için hayatınızda bulunan insanlara bağımlı yaşıyorsanız, hayal kırıklığına uğramanız kaçınılmaz olacaktır.

Bu durumu değiştirmek için, öncelikle çevrenize karşı beklentilerinizi düşürmeyi öğrenmelisiniz. Beklentileriniz ne kadar az olur ise mutlu olmanız da o kadar kolay olacaktır.



Unutmayın kendi mutluluğunuzun sorumlusu sadece sizsiniz, bunu sadece siz kontrol edebilirsiniz. Sürekli başka insanların size ne yaptığı veya nasıl hissettirdiği konusunda şikayet etmeyi bırakın ve kontrolü elinizi alın.

2. Kıskançlığı bırakın
Kıskançlık bir insanın sahip olacağı en yıkıcı özelliklerden biridir. Hayatta illa ki sizden daha zengin, daha başarılı, daha güzel ya da daha yakışıklı insanlar olacaktır fakat umursamalı mısınız? – Tabi ki hayır!

Sadece inanmanız gerekiyor. Kıskançlığı bir kenara bırakın ve kendi hayatınınıza odaklanın.

3. Diğer insanlar için sevinin
Kıskançığı hayatınızdan çıkardıktan sonra sıradaki kabullenişe geçebilirsiniz.

Sosyal hayatınızda sizin istediğiniz hayatı yaşayan ve mutlu olan insanlar her zaman vardır. Unutmayın ki onlarda sizinle aynı şeyleri yaşadılar. Muhtemelen istedikleri işi, eşi veya hayatı elde etmek için mücadele ettiler ve bir veya bir kaçını başardılar.

Siz de bir an önce hayatınızı değiştirmeye başlarsanız siz de aynı şekilde ödüllendireleceksiniz. Unutmayın başkasının mumunu üflemek sizinkini daha parlak yapmayacak!

4. İnsanlara karşı iyi olun
İyi olun derken ne demek istediği biliyorsunuz ? Çünkü mutsuz olmanızın sebeplerinden birisi de bu olabilir. Mutlu insanlar genellikle kendini iyi hisseden ve hayatı seven insanlardır aynı zamanda başkalarının da hayatlarının iyi olmasını isterler.

Diğer insanlara iyi davranmanız aslında sizi de iyi hissettiren bir davranıştır. İhtiyacı olan birine edeceğiniz ufak bir yardım, metroda yaşlılara yer vermeniz yada gönüllü çalışma gibi içinizden gelecek şeyler hem sizi hem de insanları mutlu edecektir.



Ayrıca kimsenin arkasından olumsuz konuşmamalı, eğlenceli gibi gözükse de dedikodudan uzak durmanızı öneririz.

5. Minnettar Olun
Mutluluk, istediğine sahip olmak değil, sahip olmak istediğini istemekle bağlantılıdır. Bir çoğumuz hayatımızda yanlış olanın ne olduğuna odaklanır ve sıkışıp kalırız. Sürekli işimizden, ilişkilerimizden veya arkadaşlarımızdan yakınırız. Fakat doğru olan bu değil, doğru olan hayatımızda ki doğru giden şeyleri görebilmemizdir. Bu yüzden hayata bakış açınızı bir nebze de olsa değiştirirseniz mutluluğa ulaşmanız sizi için daha kolay olacaktır.

6. Değiştiremiyorsanız Kabul Edin
Hayatta değiştiremeyeceğiniz bir çok şey vardır. Mesela boyunuz, fiziksel görünüşünüz ve yetiştirilme tarzınız bunlardan biridir. Ayrıca geçmişinizi de değiştiremezsiniz.

Tek yapmanız gereken geçmişi unutup mümkün olduğunca geleceğe odaklanabilmek ve yaptığınız hatalardan ders çıkarmanızdır. Zamanınızı hayatınızda kötü giden şeylere harcamayın, var olan durumda kendinizi nasıl geliştirebileceğinize ve potansiyelinizi nasıl yükselteceğinize odaklanın.


7. Değiştirebiliyorsanız Harekete Geçme Zamanı
Kilo mu vermek istiyorsunuz ? İşinizden mi memnun değilsiniz ? O zaman harekete geçin ve yapmanız gerekeni yapın. Değişim kolay değildir fakat sürekli aklınızı kurcalayan düşünceleri gerçekleştirmek her zaman sizi rahatlatacak bir eylem olacaktır. Hayatınızın kontrolü sizde olduğuna göre harekete geçin ve sonuçların sizi nasıl motive ettiğini izleyin.

8. Kin tutmayın
Bir deyişe göre ” Birine karşı kin tutmanız o kişinin sizin beyninizde bedava yaşamasına izin vermeniz demektir” Bu yüzden kin tuttuğunuz zaman sadece kendinize zarar verirsiniz.

Kendinizi geçmişten kurtarmalı ve size hata yapan kişiyi affederek sadece boş vermelisiniz. Belki de kin beslediğiniz kişinin affetmeye değer olmadığını düşünebilirsiniz fakat emin olun kini içinizde tutmak en çok zararı size verecektir.

9. Bırakın Dağınık Kalsın
Eğer sizi zorlayan bir şeyi tutmakta inat ederseniz o sizi zorlamaya devam edecektir. Sizi zorlamasının tek sebebi ise sizin onu tuttuğunuz gerçeğidir. Bu yüzden hayatınızda olan bazı durumlara engel olmaya çalışmayı bırakın ve sonuçlarına katlanın.

Her ince detayı düşünmek sizi çok yorar ve hayattan zevk almamanıza sebep olur. Tabi ki her şeyi düşünerek işleri yoluna koyabilirsiniz ama bu zamanı hayatınızda daha önemli şeyler için de harcayabilirsiniz. Karar sizin!


10. Kendinize Güvenin
Kendinizi kötü hissettiğiniz zaman her zaman bir boş vermişliğe kapıldığınız olmuştur. Beslenmenize dikkat etmez, saatlerce uyur ya da tüm gününüzü TV başında geçirirsiniz.

Mutlu olmak için kendinize iyi bakmanız gerekmektedir. Ne kadar kendinize iyi bakarsanız o kadar mutlu olursunuz. Bu şekilde çok güzel bir döngü yakalayabilirsiniz.

Daha fazla mutluluk için, egzersiz yapın, sağlıklı beslenin ve görünüşünüze dikkat edin. Bu üç şeyi gerçekleştirerek hem daha mutlu olabilir hem de özgüveninizi artırabilirsiniz.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Stresten Uzaklaşmanızı Sağlayacak 3 Farkındalık Egzersizi
Farkındalık, insanın doğasında olan ancak evrimleşen zihnimizin sürekli meşgul olması ile zayıflamış bir yeteneğimizdir. Zayıflayan bu yeteneğinizi farkındalık egzersizi ile tekrar geliştirmeniz mümkündür. Bu konuda kendimizi geliştirdikçe anda olma yeteneğimiz de gelişir. Zihnimiz berraklık ve netlik kazanır.

Böylece hayattaki amacımızı, bizi dönüştürecek davranışları fark etme şansı yakalarız. Bu anlar bazen genellikle fark etmediğimiz bir güzelliği, huzuru yakalamamıza, bazense hayatımızdaki zorlukları, stresli anları daha iyi yönetmemize neden olur.

Hayatın koşuşturmacası içerisinde oradan oraya savruluruz. Bir süre sonra her şey size sıradan gözükür ve sürekli aynı şeyleri yapıyormuş hissine kapılırsınız. İşte burada yapılması gereken hayata dair farkındalığımızı geliştirmektir.



Kendinizi küçümsemeyin- siz düşündüğünüzden daha güçlüsünüz!

Bahsedeceğimiz 3 basit farkındalık (mindfulness) tekniği ile kendinizi günlük hayatınızda daha rahat ve stressiz hissedebileceksiniz.

Sizi Rahatlatacak 3 Farkındalık Egzersizi
1. Nefes alma tekniği
Derin nefes alma ile ilgili bir çok tavsiye de bulunmuşuzdur fakat burada önemli olan nokta nefes egzersizi esnasında mümkün olduğunca zihninizdeki düşüncelerden kurtulmanızdır.



Nasıl yaparım?

1. Mümkün olduğunca derin nefes alarak akciğerlerinizi oksijen ile doldurun. Bunu yaparken aynı zamanda gülümsemeyi de ihmal etmeyin. Gülümseme esnasında yüzünüzdeki tüm kasların kasılışını ve bu halin size verdiği rahatlığı hissedin.

2. Sakinleştiğiniz hissettiğinizde, her nefes alıp vermenizde vücudunuzun enerji ile dolduğunu düşünün.

3. Nefes alıp vermeye devam edin. Gülümsemenin size kattığı pozitif enerjiyi akciğerlerinizden aldığınız nefes ile parmaklarınızdan başlayarak tüm vücudunuza yayıldığını ve stresten arındığınızı hayal edin.

2. Farkındalık egzersizi
Zihninizde düşünceler dolaşırken bütün her şeyi bir anda susturmak zor gibi gözükse de aslında da kolaydır. Beş duyunuzu tamamen sıfırlamanız ve Dünya ile gerçek bir bağ kurmanız tamamen sizin elinizde.

Nasıl yaparım?

1. Bir an yaptığınız her şeyi bırakın ve 5 duyunuza odaklanın. Görme, işitme, tat alma, koku alma ve dokunma duyularınızı teker teker deneyimleyin. İçinizi dolduran havanın ferahlığını ve kokusunu özümsemeye çalışın. Oturduğunuz yerin vücudunuza yaptığı hissi ve ayaklarınızı yer ile temasını hissedin.

2. Yolda yürüyorsanız, çevrenize karşı gözlerinizi dört açın. Gökyüzünün renginin güzelliğini, yoldan geçen arabaları ve insanları izleyin. Tüm yargılarınızdan kurtulun ve sadece ana odaklanın. Zihninizden geçenleri belli bir kalıba ya da iyi veya kötü olarak ayırt etmeye çalışmayın sadece olduğu gibi kabul edin.

3. Nerede olursanız olun sadece gülümseyin. Unutmayın gülümsemek hiç bir zaman size bir şey kaybettirmez.

3. Mola verin
Sürekli meditasyon yapmasanız bile gün içerisinde kendinize ayıracağınız kısa molalar ile stresinizi azaltıp rahatlamanızı sağlayabilirsiniz. Bu egzersizin amacı gün içerisinde yaşadığınız koşuşturmaca esnasında yorulan zihninizi bir nebze de olsa rahatlatmaktır.

Etrafınızda Dünya akıp giderken kendinizi ayıracağınız 2 dakikalık mola ile hem kendinizi pozitif bir bakış açısı katacak hem de üretkenliğinizi arttırabileceksiniz.

Nasıl Yaparım?

1. Kendinizi aşırı stresli veya kontrolden çıkmış hissettiğiniz zamanlarda yaptığınız ne var ise iki dakikalığına bırakın. Bu esnada kendinize sizi rahatlatacak bir bitki çayı yapabilirsiniz.

2. Bu mola esnasında tüm düşüncelerinizden uzaklaşmaya çalışın ve sadece yaşadığınız ana odaklanın. İçtiğiniz çayın tadının güzelliğini keşfedin mesela, bundan zevk almaya bakın. Derin nefes alın ve gözlerinizi kapatın, aldığınız nefesin tadına varın.

Yukarıda anlattığım 3 egzersizi günlük alışkanlıklarınız arasına katmaya özen gösterin. Kendinizi rahatlatın ve stresten arının.

Mutlu kalın.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Mutlu İlişkinin Sırrı 5 Davranış

 

Günümüzde ilişkilerde en yaygın problemlerden biri  karşımızdaki insana sevgimizi göstermede yaşadığımız zorluktur.

Hepimiz hayatımızdaki insana sevdiğimizi söyleriz fakat sevgimizi göstermekte ve beklentileri karşılamakta problemler yaşarız. Mutlu ilişkinin sırrı ise sanıldığı kadar zor değildir.

Bu durum bazen ilişkileri zor bir noktaya getirebiliyor ve her iki taraf da kendini üzgün ve sevgisiz hissederken bulabiliyor.

Sevdiğimiz kişi ile yaşadığımız bu problem aslında sadece ilişkilerimizle sınır değil, aynı zamanda arkadaşlarımız ve ailemize de sevgimizi göstermekte zorluk çektiğimiz zamanlar olabilir.

Siz de ilişkinizde sevginizi göstermekte zorluk çekiyorsanız, mutlu bir ilişki için sevginizi göstermeniz gerektiği gerçeğinin farkına varmalısınız.

Peki bunu nasıl başarabilirsiniz? Bu 5 yöntem ile mutlu ilişkinin sırrı artık sizin elinizde..

1. Sevginiz davranışlarınıza yansısın

İnsanlar kendileri için bir şeyler yapılmasından ve kendilerine yardım edilmesinden hoşlanırlar. Bunun illaki büyük bir şey olmasına gerek yoktur, ufak detaylar bile karşınızdaki insanı mutlu etmeye yetecektir.

İlişkilerde de aynı durum geçerlidir. Partnerinizi sadece sevdiğinizi söylemiz çoğu zaman yeterli olmayabilir. Bazen “Seni Seviyorum” demek yerine “Sana yardım edebilirim” ya da “Senin için yapabileceğim bir şey var mı?” gibi cümleler karşınızdaki insanın duymak isteyebileceği şeyler olabilir bu da partnerinizin önemsendiğini hissetmesine neden olur.

2. Dokunun

Dokunmak sadece cinsellik ile sınırlı bir davranış değildir. Aynı zamanda sevdiğinizin elini tutma, öpme ve sarılmayı da gerektirir. Beden diliyle ilgili her şey gibi, dokunmak da bir iletişim şekli ve bir insanın bize dokunma şekli, söylediklerinden çok daha fazla anlam içerebiliyor.

Üstelik bu sadece duygusal değil, aynı zamanda fizyolojik olarak da kanıtlanmış bir durum: Şefkat, bağlanma gibi duygularla ilişkili oksitosin hormonunun salgılanması büyük ölçüde dokunmaya ve dokunulmaya bağlı.

Kendinizi bu konuda geliştirmek istiyorsanız, ufak adımlarla başlayabilirsiniz. Mesela bir arkadaşınızı her gördüğünüzde sarılabilirsiniz, partneriniz ile birlikteyken elini tutabilir, ayrılırken onu öpebilirsiniz. Bu davranışlar sizin için bir şey ifade etmeyebilir, ama karşınızdaki insan için çok şey ifade edecektir. İlişkilerinizi kuvvetlendirecektir.

3. Kaliteli zaman geçirin

Kaliteli zaman geçirmekten kastımız, birlikte Tv izlemek yada oturup konuşmadan akıllı telefonlarınızla ilgilenmeniz değil tabi ki. Gerçekten kaliteli zaman geçirmek istiyorsanız bu söylediklerimi kapatıp, partnerinizle iletişim kurmaya başlayabilirsiniz.

Sağlıklı bir ilişki için iletişim olmazsa olmazdır.Bu yüzden zamanınızı iş hayatınız ve kariyeriniz hakkında konuşarak, hayalleriniz veya beklentileriniz hakkında birlikte paylaşımlarda bulunarak geçirebilirsiniz. Birlikte düşünüp birlikte kararlar alabilmeniz her iki tarafı da daha değerli hissettirecektir.

4. Kelimelerin gücü

Bazı insanlar ilişkilerde söylenenlerin çok önemli olduğuna inanırlar. Siz de bu insanlardansanız, partnerinizden sevgi sözcükleri duymaya ihtiyacınız var demektir. Duyamadığınız zaman ise kendinizi üzgün hissetmeniz ise gayet doğal bir durumdur.

Sevdiğiniz kişiye söyleyeceğiniz bir kaç sevgi cümlesi onun size olan tüm davranışını değiştirebilir. Aynı zaman kendini iyi hissetmesini sağlayabilir. Bu yüzden kelimelerin gücüne inanın ve hiç bir zaman sevginizi söylemekten vazgeçmeyin.

5. Ona hediyeler alın

Hediye deyince akla illa maddi anlamda değeri yüksek şeyler gelmesin. Kendin elinizle hazırlayabileceğiniz herhangi bir şey de olabilir. Hediye vermek için illaki özel günleri seçmenize gerek yok, normal zamanlarda yapacağınız sürprizler ile partnerinizi mutlu etmeyi başarabilirsiniz. Böylelikle ne kadar düşünceli ve cömert olduğunuzu da hissettirmiş olacaksınız.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Size Olumlu Düşünme Alışkanlığı Kazandıracak 10 Öneri
Olumlu düşünme ile hayatınızda bulunan olumsuzluklara karşı alışkanlık geliştirebilirsiniz.

Kendinizi tanıyarak ve düşünce tarzınızı değiştirerek hayatınıza fark katabilirsiniz.

Kendinizi kötü hissettiğiniz zamanlarda iyi olmak için kullandığınız ilaçlar bile bazı zamanlarda olumsuzluklardan kurtulmanız için yeterli olmaz. Bu zor zamanları atlatabilmek ve hayatınızda karşınıza çıkan zorlukların üstesinden tam anlamı ile gelebilmeniz için olumlu düşünce büyük öneme sahiptir.


 
Pozitif düşünceyi hayatınızın bir parçası yapmak için sahip olduğunuz güce inanmanız gerekmektedir. Önemli olan tek şey inanmanız!

İnanırsanız her zorluğun üstesinden gelebilirsiniz. Tek yapmanız gereken olumsuz düşüncelerinizi bir yana bırakıp kendinizi olumlu düşünmeye yönlendirmek.

Olumlu düşünmek için ne yapmalı ?
1. Öncelikle pozitif olmaya gayret edin
Sürekli aklınızda yapamam gibi düşünceler var ise, ilk iş bu düşüncelerden kurtulmanız gerek. Bu tarz olumsuz düşünceler sizi aşağı çekmekten başka bir işe yaramazlar.


 
Öncelikle olumsuz düşünceler yerine kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacak düşünceler edinmelisiniz. Kendinizi “yapamam” düşüncesinden kurtarın ve elinizden gelenini en iyisini yapacağınızı düşünün.

2. Tüm olumsuz düşüncelerden kurtulun
Olumsuz duyguların sizi ele geçirmesine izin vermeyin. Güzel günler çok yakın ve tek yapmanız gereken şey denemek. Olumlu düşünmeyi kendinize bir alışkanlık haline getirin ama bu değişimin öyle bir anda olmasını da beklemeyin-sadece deneyin. Gün içerisinde bir kaç saat bile olsa bu düşüncelerden uzaklaşmanız, başlangıç için ufak ama hayatınız için büyük bir adım olacaktır.

3. Kendinizi güçlü ve başarılı hissetmenizi sağlayacak cümleler bulun
Kendinizi güçsüz hissettiğiniz zaman size mutlu ve güçlü hissettirecek cümleler edinirseniz. Kontrolün sizde olduğunun farkına varmanızda kolaylaşır.

Öncelikle eksik yönlerinizi netleştirin ve bu eksiklikten kaynaklı yaşadığınız olumsuz durumlara karşı sizi motive edecek herhangi bir söz bulun ve kötü hissettiğiniz anlarda kendinizi bu sözlerle telkin edin.

4. Olumlama egzersizleri yapın
Olumlu düşünün, olumlu hissetmeye başlayın. Olumlama egzersizleri pozitif düşünmenize sağlayacak en önemli egzersizdir. Bu egzersiz ile size olumlu düşünceler çağrıştıran cümleleri gün içerisinde tekrar ederek kendinizi iyi hissetmenizin yolunu açmaya çalışıyorsunuz. Unutmayın ki istemek başarmanın yarısıdır. Olumlu düşünmenin gücüne inanırsanız isteklerinizin önündeki duvarların birer birer kalktığına şahit olacaksınız.

Olumlama egzersizleri için bu yazımıza göz atabilirsiniz.

5. Başaracağınıza inanın
Mutlu olmanızı engelleyen şeyin genellikle karşılaştığınız olaylar ve insanlar olduğunu düşünürsünüz. Bu tamamen yanlıştır. Mutluluğu engelleyen tek şey sizin düşünceleriniz!

Bu yüzden inandığınız şeyleri değiştirmelisiniz. Bugüne kadar edindiğiniz deneyimleriniz ve yaşadığınız olumsuzluklar sizi bu duruma getirdi. Yaşadığınız her şey geçmişte kaldı artık sonuçları değiştirme zamanı, başaracağınıza inanın.

kontrolu al

6. Hayatınızın kontrolünü ele alın
Olumlu düşünün dediysem olumsuz düşünceleri de boş verin demedim. Yaşadığınız sıkıntılarda yaptığınız hataların farkına varmak, neler yapabileceğinizi düşünmek, geleceğiniz için daha parlak bir yol sağlayacaktır. Böylelikle gelecekte yapabileceğiniz hatalardan kaçınmış olacak hem de pozitif düşünmeniz kolaylaşacaktır.

7. Kendinize şans tanıyın
Kendinizi üzgün veya yorgun hissedebilirsiniz. Böyle zamanlarda genellikle yaptığınız hatalara odaklanarak durumu üstesinden gelinemez hale getirebilirsiniz. Hatalardan ders almak ve yola devam etmek çok önemlidir. Hayatınızda hiç bir şey yolunda gitmiyor olamaz, yolunda gitmeyen şeylere değil yolunda giden şeylere odaklanırsanız emin olun kendinizi daha rahat hissedeceksiniz.

8. Geçmişten ders alın
Geçmiş geçmişte kaldı ve hiçbir şekilde değiştirmeniz mümkün değil. Yapabileceğiniz tek şey var o da geçmişten ders çıkarmaktır.

Geleceğe odaklanın yoksa geçmişin külleriyle uğraşırken karşınıza çıkacak önemli fırsatları kaçırabilirsiniz. Gücünüzün farkına varın ve kendinizi motive edin. Yaşadığınız olumlu olayları hatırladıkça zevk alırsınız, olumsuzları hatırladıkça “geçmişte kaldı” diye düşünür ve ders çıkarırsınız.
Sonuç olarak her iki durumda da geçmişin faydasını görmüş olursunuz. Bunu bu şekilde değerlendirin ve böyle düşünün, tabii abartmadan. Her şey geçmişte kalacak diye üst üste hata da yapmamak gerek.

9. Daha kötüsü olabileceğini unutmayın
Hayat yolunda iyi veya kötü bir çok olay ile karşılaşacaksınız. Bu yüzden başınıza gelen kötü durumların her zaman daha kötüsünün olduğunu unutmayın ve yaşadığınız hayata, soluduğunuz havaya minnet duyun.

10. Belki de bir fırsattır
Bazen yaşadığınız durumlar ne kadar olumsuz bile olsa sonucunda olumlu sonuçlar doğurabilir. Hiç sevmediğiniz bir işte çalışırken işinizden olmanız belki de yıllardır ertelediğiniz hayallerinizi gerçekleştirmeniz için size yeni bir başlangıç sağlayacaktır.

Sonuç olarak, kendinizi geliştirmek ve hayat kalitenizi yükseltmek isterseniz, olumlu düşünme alışkanlığını edinmelisiniz. Dünyayı pozitif bir pencereden seyretmenin siz de uyandıracağı huzura tanık olabilirsiniz. Düşüncelerin inançları şekillendirdiğini, inançların davranışları etkilediğini, davranışların da çevreyle kurulan iletişimin kalitesini belirlediği düşündüğünüzde, olumlu düşünme alışkanlığı edinmenin ne denli büyük bir öneme sahip olduğunu kavrayabilirsiniz.

Mutlu Kalın.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Hayatınızı Değiştirin: 15 Basit Öneri ile Mutluluk
Mutlu olmak kimilerine göre kolay kimilerine göre ise zordur.

Peki siz hayatınız da mutluluğu  nasıl adlandırıyorsunuz?

Sizin için mutluluğun kaynağı nelerdir?


 
Soruya cevabınız, zenginlik, popülerlik ya da başarı olabilir. Ama bunların hiç biri günlük hayatta size kalıcı bir mutluluk getirmez.

Günlük yaşamınızda mutluluğu arıyorsanız, doğru yerdesiniz ?

Hayatınızda aradığınız mutluluğa ulaşmanızı sağlayacak 15 basit öneri ile mutlu olmak artık sizin elinizde olacak.


 
 

1. Temiz hava alın
İster yürüyüşe çıkın ister evinizin balkonunda oturun. Tek yapmanız gereken temiz havayı ciğerlerinize doldurmak ve anın tadını çıkarmak. Temiz hava ve güneş ruhunuza iyi gelecek.

2. Minnettar olduğunuz şeylerin listesini yapın
Hayatın size sunduğu güzellikleri size hatırlatacak bir listeniz olsun her zaman. Eksiklikleri görüp sürekli olumsuza odaklanmak sahip olduğumuz şeylerin değerini görmezden gelmemize yol açar. Sahip olduklarımızın farkına varmak ve her biri için minnettar olmak ise yaşamdan aldığımız doyumu arttırır. Bu liste için büyük şeylere ihtiyacınız yok: O gün çok mu yürümeniz gerekti? -Ayaklarınız olduğu için minnettar olun. Sevdiğiniz bir arkadaşınız sizi mi aradı? -Sahip olduğunuz arkadaşlar için minnettar olun. Bu basit yöntem sayesinde kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

3. Olumsuz düşüncelerden uzaklaşın
Hayatınızda yolunda gitmeyen şeyler olabilir ama her şey çok kötü diye düşünmek yaşadığınız hayatı hiçe saymak demektir. Hayatta olumsuzluklarla karşılaşabiliriz. Önemli olan bu olumsuzluklar içinde olumlu tarafı görebilmektir.

Bunu da beğenebilirsiniz: Olumsuz düşüncelerden uzaklaşın

4. Sosyal medyadan uzaklaşın
Sosyal medya, insanlarla bağlantı kurmamız için en iyi yoldur. Herkesin en güzel anlarını paylaştığı bir yerdir sosyal medya. Kimsenin korkuları veya üzüntülerini göremediğiniz için kendinizi güçsüz hissetmeniz de bu durumda kolay olacaktır.

Zor zamanlardan geçiyorsanız sosyal medya da çok zaman geçirmemenizi öneririz. O yüzden telefonu bir süre bırakın ve bir süre sosyal medyadan uzaklaşmaya bakın.

5. Birine iyilik yapın
Karşılık beklemeden ihtiyacı olan kişilere yardım etmek ve sevdiklerinizi mutlu etmek size iyi hissettirir. Boş zamanlarınızda gönüllü olarak çalışın ya da sevdiğiniz kişilere hoşlarına gidecek sürprizler hazırlayın. Karşılığında alacağınız güzel tepkiler size iyi hissettirecek.

6. Hoşlandığınız şeylere vakit ayırın
Kitap okumaktan, yemek yapmaktan artık ne ile uğraşmaktan hoşlanıyorsanız ona daha çok vakit ayırın. Hayatta zevk aldığınız şeylere daha çok vakit ayırmanız sizi her zaman mutlu edecektir. Hayallerinizin peşinden koşmaktan hiç bir zaman vazgeçmeyin.

7. Birini affedin
Uzun zamandır aranızın bozuk olduğu biri var mı? Cevabınız evet ise, şimdi affetme zamanı.

Affederek, kendinizi özgür kılabilir. Hayatınızda ki olumsuzluklardan kurtulabilirsiniz. Böylece olumlu düşüncelere odaklanmanız için daha çok vaktiniz olacaktır.

8. Paranızı deneyimlemek için harcayın
Yeni aldığınız bir elbise sizi bir kaç dakikalığına mutlu edebilir. Bu yüzden paranızı hoşunuza gidecek deneyimler için harcayın.

Dünya’da deneyimlemek istediğiniz çok şey olabilir. Sevdiğiniz biriyle çıkacağınız seyahatte elde edeceğiniz deneyimlerin size vereceği mutluluk daima daha kalıcı olacaktır.

9. Gülümseyin
Gülümseyerek beyninizi kandırabilirsiniz. Olumlu bir ruh hali için yüzünüzden gülücük eksik olmasın.

10. Egzersiz yapın
Bir klasik- Egzersiz yaptığınız zaman salgılanan endorfin her zaman sizi daha iyi hissettirecektir.

11. Sevdiğiniz şarkıyı açın ve dans edin
En sevdiğiniz dans şarkısını açın ve müziğin ritmine kendinizi bırakın. Ruh haliniz canlanacak ve kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

12. Etrafınızda olumlu insanlar olsun
Bazı zamanlar, bizimle benzer durumlar içinde olan ve bizi anlayan insanların etrafımızda olmasını isteriz. Ancak bu her zaman bizim için en iyi tercih demek değildir. Çünkü hayatımızın bazı dönemlerinde, en çok ihtiyacımız olan bizi karanlık yerlere sürüklenmekten alıkoyacak olumlu insanlardır. Ve bu insanlar hiç farkında olmadan, yalnızca olumlu doğaları gereği, bize sandığımızdan daha çok yardımcı olabilir. Çünkü onların iyimserliği, mutluluğu, huzuru bulaşıcıdır ve insan buna karşı koyamaz.

13. Gülmek için her zaman sebebiniz olsun
Sizi güldürecek şeyler ne ise, onları yapmaktan geri durmayın. Sadece gülmek için sebepler yaratın.

14. Kendinizde gurur duyduğunuz 5 şeyi yazın
Kendimizi tanımlamak bazen zor olsa da denemelisiniz. Küçük bir not defteri alın ve sahip olduğunuz olumlu özelliklerin listesini yapın. Listeyi günde en az bir defa okuyun ve kendinizle ilgili aklınıza gelen, fark ettiğiniz olumlu özellikleri eklemeye devam edin. Göreceksiniz ki bu liste aslında tahmin ettiğiniz kadar kısa değil. Zor zamanlardan geçerken sizi cesaretlendirecek ve kendinizle barışmanızı sağlayacaktır.

15.Kontrol edemiyorsanız boş verin
Hayatımızda her zaman kontrolün elimizde olmasını isteriz. Gerçek böyle değildir ne yazık ki. Kontrolün elinizde olmadığı durumlarda, boş vermek sizi rahatlatacaktır-enerjinizi boşa harcamayın.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Sonbaharda Enerjinizi Yükseltecek 9 Öneri
Sonbahar denince genellikle akla ilk gelen, hüzün, karamsarlık ve depresyon olur.

Enerjinizin düştüğü ve kendinizi yorgun hissettiğiniz bir mevsimdir sonbahar. Enerji seviyenizin azalması ruh halinizi de olumsuz etkiler. Bu yüzden bazen ruh halinizi değil enerjinizi yüksek tutmaya odaklanmalısınız. Tabi ki size sürekli enerjik olun demiyoruz ama sonbaharın kasvetinden bir şekilde kendinizi kurtulabilmenizi umuyoruz.

Tatilin bitmesiyle birlikte, okulların açılması ve iş temposunun arttığı bu dönemde kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak 9 öneriyi sizler için sıraladık:


 
1. Uykuya daha fazla zaman ayırabilirsiniz
Sonbahar gelince, uykuya olan ihtiyacımız doğal olarak artıyor. Güneş ışığından daha az yararlanmamız sebebiyle,  daha az D- vitamini alıyoruz bu durumda serotonin ve kortizol seviyemizi arttırıyor. Bu hormonsal değişim sonucunda enerji seviyeniz düşüyor ve uykuya olan ihtiyacınız artmış oluyor.

Gece alacağınız 7-9 saat arası uyku ve her gün aynı saatte yatağa girerek uyku düzeninizi oluşturmanız hem size hem de vücudunuza iyi gelecektir. Böylelikle uyku kaliteniz de artmış olacaktır.

2. Erken uyanmaya özen gösterin
Sonbahar geldiğine göre, güneşin geç doğduğu ve erken battığı zamanlardayız. Güneş ışığından daha az yararlanacağız bir dönem bu. Vücudunuzun ihtiyacı olan D vitaminini almak istiyorsanız, güne erken başlamalısınız. Güne erken başlayarak bu dezavantajı ortadan kaldırabilir. Vücut enerjinizi arttırarak, ruh halinizi de pozitife çevirebilirsiniz.


 
sonbahardaenerjiniziyukseltecek

3. Vücudunuzun ihtiyacı olan vitaminleri almalısınız
Sonbahar aylarında daha az güneş ışığından yararlanıyoruz, bu yüzden de daha çok  D vitaminine daha çok ihtiyacımız oluyor. Aynı şekilde bu aylarda yediğiniz meyve ve sebzelerde de vitamin seviyesi de diğer mevsimlere göre daha düşüktür.


 
Hali hazırda uyguladığınız bir diyet var ise, bu aylarda vitamin alımına daha özen göstermeniz ve  programınızı buna göre ayarlamalısınız. Ayrıca enerji seviyenizi yükseltmek için juice içecekleri de tercih edebilirsiniz.

4. Hareket Edin
Sonbahar geldi ve kendinizi üşengeç mi hissediyorsunuz ? Egzersiz yapmamak için bahaneleriniz arttı mı? Bu duruma son vermelisiniz çünkü hareket etmeniz, egzersiz yapmanız kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır.

Egzersiz yapmak zor geliyor ise, yapacağınız kısa yürüyüşler ya da evinizde yapacağınız yoga egzersizleri ile kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz.

sonbahardaenerjiniziyukseltecek2

5. Temiz hava alın
Temiz hava her zaman size iyi gelecektir. Havanın yağmurlu olmasına aldırış etmeyin, dışarı çıkın ve temiz havayı ciğerlerinize doldurun. Size iyi gelecek, enerjinizi arttıracaktır.

Özellikle yeşil alanlarda yılın bu aylarında çok güzel görüntüler oluşur, dışarı çıkın ve doğanın bize sunduğu bu renk cümbüşünün tadına varın.

6. Ekranlardan uzak durmaya çalışın
Hava karanlık ve yatağınızdan çıkmak istemiyorsunuz. Bilgisayar, TV yada akıllı telefonunuzla daha sık vakit geçiriyor ve kendinizi eve hapsediyorsunuz. Buna bir son vermelisiniz.

Yatağa gitmeden kendiniz bir saat belirleyin ve ekranlardan uzak durun. Gündüzleri ise vücut ritminize iyi gelecek kısa molalar ile ofis ortamında daha verimli olmanızı sağlayabilirsiniz.

sonbahardaenerjiniziyukseltecek3

7. Evinizde rahatlığı önem verin
Evdensiniz ve yukarıdaki önerilerimize rağmen yine de dışarı çıkmak istemiyorsunuz. O zaman evde kendinize rahat bir ortam oluşturmanız için işte size fırsat.

Sonbahar kokulu mumlar ve çiçekler eviniz de sonbaharın güzelliklerini size hissettirecek. Hazırlayacağınız bitki çayı ile battaniye altında en sevdiğiniz kitabı okurken kendinizi yenileyeceksiniz.

8. Partnerinizle vakit geçirebilirsiniz
Çiftler için güzel bir mevsim sonbahar, dışarıdaki karanlığı partnerinizle evinizde geçireceğiniz zaman ile aydınlığa çevirebilirsiniz.

Soğuk geceler birbirinize sarılarak ısınmanız için güzel fırsat. Bu ruh halinize iyi gelecek, size enerji verecektir. Serin ve yağmurlu havada en sevdiğiniz filmi açın ve sonbaharın tadını çıkarın.

9. Kendinize iyi davranın
Kendinizi yorgun ve bitkin hissedebilirsiniz. Bu gayet normal. Yukarıda bahsettiğimiz gibi enerji seviyeniz de inişler ve çıkışlar olabilir. Bu durumu kendinize dert edinmeyin. Tek yapmanız gereken, önerilerimizi mümkün olduğunca uygulamaya çalışmanız ve daha iyi hissetmeniz yolunda adımlar atabilmenizdir.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

İlişkilerde Güveni Sağlamanın 6 Kolay Yolu
İlişkilerde güven deyince, partnerlerin birbirilerine karşı yeterince sadık olup olmaması akla gelir.
Aslında ilişkilerde güven kazanmak bundan daha fazlasıdır. Her ilişki güven üzerine kuruludur ve güven olmadan o ilişkinin pek sağlıklı bir ilişki olduğunu söylenemez.

İlişkilerde güveni sağlamak zor gibi gözükse de aslında kolaydır. Özellikle partnerlerin birbirlerine verdikleri sözler kilit rol oynamaktadır. Bu sözlerin tutulmaması, iki kişi arasında güvensizlik problemlerinin ortaya çıkmasına sebep olur.

Bazen güvensizliğin sebebi sadece güvensizlik olmayabilir. Partnerinizin kalbindeki yerini sorgular durumdaysanız, bu durum da aranızda güvensizliği oluşturabilecek bir etkendir.



İlişkinizde güven problemi mi yaşıyorsunuz ?

İlişkinizde güveni kazanmanız için önerilerimiz tam size göre;

1. Her zaman daha iyi iletişim
İletişim, partnerler arasında güveni sağlamak için gereken en önemli faktörlerdendir. İlişkinizde problemler üzerine tartışmak yerine, problemin kaynağını bulma konusunda daha fazla zaman harcamalısınız. Partnerinizle problemlerinizi konuşmaya karar verdiyseniz, bu konuşmanın yüz yüze yapılması doğru iletişim için kilit rol oynamaktadır. Ne anlık mesajlaşma programları ne de telefon görüşmesini tercih etmemelisiniz.



İlişkinizde sorun olduğunuzu düşünüyorsanız durumu aşmanız için konuşmanız gerektiği gerçeğini unutmayın. Güveni sağlamak için ise partnerinize karşı her zaman açık olmalısınız.

2. Empati yapmalısınız
İlişkinizde güven mi oluşturmak istiyorsunuz ? O zaman biraz empati yeteneğinizi geliştirmelisiniz. Partneriniz gerçek anlamda anlamanın yolu tamamen ne kadar empati yapabildiğiniz ile alakalıdır. Partnerinizin ihtiyaçlarına düşünmeli ve kendinizi onun yerine koymalısınız.

İlişkinizde güven oluşturmak için, mümkün olduğunca anlayışlı olmalı, sorunları karşı tarafın bakış açısından da görmeye çalışmalısınız. Empati yapabilirseniz partnerinizle aranızdaki güven duygusunun da arttığını göreceksiniz.

konusan-ciftler

3. İlişkinizi geliştirin
Partnerinizle ilişkiniz güçlendirmeniz ve ilişkinize yeni şeyler katmanız güveni sağlamanın en güçlü yollarındandır. Aranızdaki bağı kuvvetlendirmek için, birlikte keşfetmeye açık olun. Yeni yerler görün, yeni şeyler keşfedin – hatıralarınızı güçlendirin. Böylelikle partnerinizi daha iyi tanıyabilecek ve davranışlarını daha önceden kestirebileceksiniz.

Yeni şeyler deneyin, birlikte konfor alanınızın dışına çıkın. Birbirini geliştirin, ilham verin. Nerede olursanız olun, sevginizin gelişmesi için birbirinizi cesaretlendirmeye bakın.

4. Zor zamanlardan geçiyorsanız stres yapmayın
Zor zamanlardan geçerken güçlü durabilmeniz ilişkinizde güveni kuvvetlendirecektir. İlişkilerde her zaman problemler çıkabilir, hayatta olduğu gibi ilişkilerde de inişler çıkışlar olabilir. Böyle durumlar aslında ilişkinizi kuvvetlendirir, birlikte ne kadar zorluklara göğüs gerebildiğinizi çözmenizi yardımcı olur.

Bu tarz inişli – çıkışlar süreçlerden geçtiğiniz zaman, partnerinizin tepkilerini görebilir. Bu gibi durumlarda nasıl davranmanız gerektiği konusunda çıkarımlar yapabilirsiniz.

Hayat karşınıza zorluklar çıkarabilir ve tolerans seviyenizi test etmeniz gereken durumlar oluşabilir. Bu durumları birbirinizi gözlem için elinize geçen bir fırsat olarak görmelisiniz.

5. Sır saklamayın
Güven birbirinize karşı açık olmayı gerektirir. güvene dayalı bir ilişki kurmak istiyorsanız, partnerinizden sır saklamamanız gerektiğini de bilmelisiniz.

Birbirinizden sakladığınız sırlar birdenbire ortaya çıkabilir bu da ilişkilerinizde sorunlar doğmasına sebep olur. Bu nedenle açık ve dürüst olmanız çok önemlidir.

Bir sırrınız var ise, bu sırrı tutmak için ayrı bir çaba sarf etmeniz gerekecektir. Bu durum sizi strese sokabilir ve ilişkinizde sıkıntılar çıkabilir.

6. Hayır demeyi öğrenin
Partnerinizin her isteğine “evet” demek zorunda değilsiniz. Hoşunuza gitmediyse, basitçe “hayır” deyin. İlişkide her şeyden önce eşitlik önemlidir. Sırf partneriniz istiyor diye, istemediğiniz bir şeyi yapmak zorunda değilsiniz. Hayır demeyi öğrenebilirseniz, istemediğiniz durumlar kabusunuz olmaktan çıkar. Bu durum da ilişkinizi de kolaylaştırır.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Hayatınızı Basitleştirecek 3 Alışkanlık
Hayatınızda olan ufak detaylar bazen sandığınızdan daha fazla sizi mutsuz edebiliyor.
Bu olumsuz detaylarda boğulmak yerine, hayatınızı basitleştirecek, sizi mutlu edecek alışkanlıklar edinebilirsiniz. Her şey sizin elinizde…

Bazı şeyleri ne kadar basit tutarsak üstesinden gelmek de bir o kadar kolay olur. Bu yazıda günlük yaşantınıza uyarlayabileceğiniz, hayatınızı basitleştirecek 3 alışkanlıktan bahsedeceğim.

1 . Gereğinden fazla  düşünmekten vazgeçin
Başınıza gelen ufak bir olay ya da aklınıza takılan bir şey üzerinde sürekli düşünerek durumu işin içinden çıkılamaz hala getirdiğiniz olmuştur. Aslında bu enerjinizi boşuna harcamaktan başka bir şey değildir.


 
Peki ne yapmalıyız ?

Kendinize karar vermek için bir zaman tanıyın
Karar vermeniz gereken bir durumu gerektiğinden fazla düşünerek kendinizi sıkarsınız. Böyle bir durumda yapmanız gereken ise kendinize karar vermeniz için zaman kısıtlaması getirmenizdir.

Hayatınızı etkilemeyecek derecede olan olaylar için karar sürenizin 30 saniye olması olumludur. Bu pratiği hayatınızda uygulayarak kendiniz için uygun yaklaşık zamanı bulabilirsiniz.


 
Eğer vereceğiniz karar hayatınızı etkileyecek bir karar ise bunu haftalarca sürdürmenize gerek yoktur. Tüm hatları ile kendinize ayıracağınız 30 dakika bile sonunda vereceğiniz karardan size farklı bir sonuca götürmeyecektir.

Günün hangi zamanı daha düşüncelisiniz
Farklı zamanlarda ya da farklı yerlerde olumsuz düşünceler daha çok bizi etkileyebilir. Önemli olan hangi durumlarda daha çok bu tarz düşüncelere sahip olduğunuzdur. Uykuya ihtiyacınız var ama sizi düşünceler sardı ise orada durmanız gerek, tek yapmanız gereken şey uyumak olmalıdır.

2. İşlerinizi yapılması zor hale getirmeyin
Ofiste bir çok işle aynı zamanda uğraştığınız olmuştur, sürekli önünüze yeni bir iş gelir ve işleri içinden çıkılmaz noktaya gelebilir. Böyle durumlarda odaklanamazsınız ve ne yapmanız gerektiği konusunda en ufak bir fikriniz yoktur.

Peki ne yapmalıyız ?

Derin bir nefes alın ve doğru yolu bulmaya çalışın
Öncelikle oturduğunuz yerde bir kaç kere derin nefes alın ve rahatlayın. Bu sizin odaklanmanızı sağlayacaktır.

Sonra kendinize şu soruyu sorun: Bugün yapmam gereken en önemli iş neydi ?

Bu soruya verdiğiniz cevaplara göre işleri belli bir sıraya koymanız ve bu sıra ile ilerlemeniz sizi çalışırken daha rahat hissettirecektir.

Yukarıda ki sorunun cevabını tam olarak veremediyseniz en basit işi seçin
Eğer ne yapacağınız konusunda sağlıklı bir karar veremiyorsanız, yaptığınız sürede sizi çok zorlamayacak bir işi sonuçlandırmanız sizin de bu esnada rahatlamanızı sağlayacaktır.

3.  İlişkinizdeki olumsuzlukları düşünmeyi bırakın
Mutlu, heyecanlı ve sevgi dolu bir ilişkide basit hatalar her zaman görmezden gelinir.

Eğer durum tam tersi ise o zaman karşınızdakinin düşüncelerini okuma ve kendi olumsuz hikayenizi oluşturma gibi yanlışlara girersiniz.

Peki ne yapmalıyız ?

Sadece sorun
Partnerinizin düşüncelerini okumak çoğunlukla iyi sonuçlar vermez. Düşünceleri okuyamadığımıza göre, aslında düşündüğümüz her şey bizim hissettiklerimiz ile alakalıdır.

Düşünmek yerine, aklınızı kurcalayan her şeyi partnerinize direkt olarak sormalısınız. Düşünmek ve kafanızda durumları büyütmek yerine iletişim kurmalısınız.

Durumları büyütmeyin
İlişkinizde bulunan olumsuzları sürekli düşünmeniz ve bunlara kendinizce bir çözüm aramanız heyecan verici gelebilir.

Fakat işler göründüğü gibi değildir, bu durum hem size hem ilişkinize kısa ve uzun vadede hep zarar verecektir. Düşüncelerde boğulmak yerine yapmanız gereken şey ise, problemin önemini sorgulamak olacaktır. Gerçekten hayatınız etkileyen bir problem mi ? Sizin tüm yaşantınızı etkiliyor mu ? Bu konuda anlayışlı olabilir misiniz ?

Bu soruların cevabını bulduğunuzda karar vermeniz daha kolay olacak, belki sorun hala hayatınızda olacak fakat artık siz sorunun sizin için ne öneme sahip olduğunu daha rahat kavramış olacaksınız. En azından gereksiz incinme ve kırgınlıklardan daha rahat kaçınabileceksiniz.

Mutlu kalın.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Olumsuz Düşünceler ile Başa Çıkmanızı Sağlayacak 10 Öneri
Olumsuz düşünceler, sadece ufak bir düşünce veya başkasının size söylediği bir söz ile başlar ve giderek büyük bir sorun haline gelebilir.
Bu negatif düşünceler içinizde fırtınalar kopmasına neden olurken bir yandan da yaşamak istediğiniz hayatın önündeki en büyük engeldir. Bu engeli aşabilmeniz, negatif düşünceleri hayatınızdan uzak tutabilmeniz için 10 yararlı öneriyi sizlerle paylaşıyorum.

1. Olumsuz bir ruh hali içindeyseniz, size iyi gelecek bir şey bulun
Olumsuz ruh halinden kurtulmak için yapabileceğiniz şeylerden biri kendinize sorular sormaktır. Bu tarz olumlu sorular ile düşüncelere olan bakış açınızı değiştirebilirsiniz.

– Bu olaydaki tek iyi nokta neydi ?
– Daha sonra böyle bir durumla karşılaştığımda nasıl davranırsam daha iyi sonuçlar alabilirim ?
– Bu durumdan ne öğrendim ?


 
2. İnsanların sizi konuştuklarınız veya yaptıklarınız ile ilgili ne düşüneceğini düşünmekten vazgeçin
Bazı zamanlar yaptığımız hareketler veya konuştuklarımız hakkında diğer insanlar ne düşünür diye kendimizi engelleriz. Bu durum kendinizi gerçekleştirmeniz önünde engel oluşturur.

Gerçek şu ki insanlar sizin ne yaptığınız ya da ne söylediğinizi düşünecek çok zamanları yoktur. Bu hayat koşuşturmacasında ilgilenmeleri gereken bir çok işleri vardır. Akılları tamamen doludur. Eğer bunun farkındalığı ile yaşarsanız, hayat sizin için daha kolay bir hal alacaktır.

3. Ufak sorunları kendinize dert edip büyütmeyin
Olumsuz düşüncelerinizin üzerine giderek daha fazla derinleşmesini neden olmayın. Eğer düşüncelerinize engel olamıyorsanız, böyle bir durumda kendinizi şu soruyu sorun;


 
– Bu konunun hayatıma etkisi büyük mü ?5 yıl sonra bir önemi olacak mı?
Bu sorunun cevabı genellikle olmayacağı yönündedir. Eğer cevabınız aynıysa, sorundan uzaklaşmanız için önünüzdeki en büyük engeli aştınız demektir.

4. Düşüncelerinizi size yakın biriyle paylaşın
Olumsuz düşüncelerin aklınızda kara bulutlar oluşturmasına izin vermeyin. Size yakın bir arkadaşınıza bu düşüncelerinizi açarak, hem farklı bir bakış açısıyla konuya yaklaşmış olacak hem de aklınızdaki kara bulutların dağılmasını sağlayacaksınız.

5. Anı yaşayın
Genellikle olumsuz düşüncelerin etkisi altındayken geçmişi yaşarız. Geçmişte olup biten bir durum hakkında düşünür dururuz.

Aşağıda açıkladığım egzersizlerle anın farkına varmanız daha kolay olacak. Aynı zamanda daha açık ve yapıcı bir insan olmanız yolunda yol kat etmenize yardımcı olacaktır.

– Nefes alıp vermenize odaklanın
Yaptığınız işe ara vererek, gözlerinizi kapatın ve 1-2 dakikalığına nefes alıp verişinize odaklanın. Sadece nefesinizin vücudunuzda nasıl ilerlediğine odaklanmanız bir kaç dakikalığına da olsa olumsuz düşüncelerden arınmanızı sağlayacaktır. Her gün yapacağınız bu egzersizin sonuçlarına inanamayacaksınız.
– Hayata dahil olun
Bulunduğunuz ortamda, hiç bir şey ile uğraşmadan insanları izleyin. Hayatın nasıl akıp gittiğinin farkına varın. 1-2 dakika boyunca bu egzersizi yaptığınız zaman kendinizi hayata daha yakın hissedeceksiniz.

6. Egzersiz Yapın
Kendinizi stres altında hissediyorsanız, aklınızda olumsuz düşünceler var ise, yarım saatlik bir egzersiz ile durumu kontrol altına alabilirsiniz. Bu süreçte serbest koşabilir, tempolu yürüyebilir ya da ağırlık çalışması yapabilirsiniz. Egzersiz, stresinizin azalmasına, kötü düşüncelerden uzaklaşmanıza yardımcı olacaktır.

7. Sonuçlarından korktuğunuz için davranışlarınızı değiştirmeyin

 
En çok yapılan hatalardan biri de, korktuğumuz bir durumun karşımıza çıktığında, insan doğası gereği, duruma yakından bakmak yerine uzak durmaktır.

Peki böyle bir durumda ne yapabiliriz ?

Burada kendimize şu soruyu sormalıyız; En kötü ne olabilir ki?

Bu soruyu kendimizi sordukça aslında size ilk başta kötü gelen durumlar normalleşecek, bir süre sonra bunları kafanızda büyütmemeyi öğreneceksiniz.

8. Kendinize mutluluk katabileceğiniz birini bulun
Negatif düşünceler hayatınızı sarmış ise, size en iyi gelecek şey, mutlu edeceğiniz ve size mutlu edecek birini bulmanızdır. Kendinizden uzaklaşıp ilginizi farklı birine vermek düşüncelerinizi olumlu anlamda yönlendirecektir.

Peki nasıl yaparız ?

– Kibar olun.
– Yardımsever olun
– Anı yaşayın.

9. Minnettar olun
Hayatımızın kötü gittiğini düşündüğümüz zamanlarda, hayatımızda olan iyi şeyleri unuturuz. Bu iyi şeyler o kadar basittir ki, aslında gündelik hayatımızın bir parçasıdır.

İşte negatif düşüncelerden uzaklaşmanızı sağlayacak olumlu düşünceler;

– Yiyecek yemek bulabilmeniz,
– Barınacak bir evinizin olması,
– İçecek temiz su,
– Sizi seven aileniz ve arkadaşlarınız.

10. Yarından itibaren hayatınıza farklı bir bakış katın
Güne nasıl başlarsanız öyle gider. Olumsuz başladığınız bir günü değiştirmek zordur. Fakat olumlu başladığınız bir günün kontrolü en azından sizdedir.

Güne olumlu başlamanızı sağlayacak bir kaç yol;

– Kendinize hatırlatın. Uyandığınızda güne güzel başlamanızı sağlayacak bir şeyi başucunuzda bulundurun. Bu bir söz olabilir, gitmek istediğiniz bir yerin fotoğrafı olabilir, önemli olan sizi mutlu edecek bir şeyi bulabilmenizdir.

–Bilgilenin. Daha iyi bir yaşam için, okuduğunuz bu yazı gibi yazılar okuyabilir, çevrenizde etkilenebileceğiniz insanları dinleyebilir ya da sizi ne motive ediyor ise onunla uğraşabilirsiniz. Hayatta önemli olan bir amacınızın olmasıdır.
 

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

İlişkilerde Mutluluğa Farklı Bir Bakış Açısı Getiren 10 Öneri
Yaşadığımız ilişkiler ile beyaz perdede izlediğimiz romantik filmler arasında hep bir bağlantı kurmuşuzdur. Gençlik yıllarımızda bu tarz peri masallarına inanmış ve filmlerdeki gibi bir ilişkiye sahip olacağımızı düşünmüşüzdür. Yıllar geçmiş, hayatımıza çeşitli insanlar girip çıkmıştır. Her insan bize farklı hayatlar sunmuş, farklı deneyimler yaşatmıştır. Bu deneyimlerimiz bize tek bir gerçeği söyler – Aslında ilişkiler filmlerdeki gibi değildir.

Er ya da geç bu durumun farkına varmanızla birlikte, kendi sevgi anlayışınızı oluşturmaya başlar ve nasıl bir partner istediğiniz konusunda çıkarımlar yaparsınız. En önemli kıstasınız ise kendinizi mutlu edecek birini bulabilmektir.

Peki nasıl mutlu bir ilişki yürütebiliriz ?
Öncellikli olarak gerçek aşkı yeniden tanımlamanız ve sağlık bir ilişkinin yollarını aramalısınız. Böylelikle, mutlu bir ilişki için gerçek bir adım atabilirsiniz.

İşte ilişkinizde gerçek mutluluğu elde etmenizi sağlayacak 10 öneri:

1. İlişkide birbirinize nasıl biz olabileceğinizi öğretin
Partnerinizle ilişki yaşıyor olmanız, karşınızdaki insanın tamamıyla size ait olduğu anlamına gelmez. Burada önemli olan iki taraflı düşünmeniz ve hayatı paylaştığınız gerçeğinin farkına varmanızdır.

2. Partnerinizi olduğu gibi sevin
İlişkilerde genellikle yapılan hata, birlikte hayatı paylaştığınız insanı yeterince tanıyamamaktır. Hal böyle olunca herkes karşısındakini kendi kafasında belirlediği kişiye dönüştürmeye çalışır. Önemli olan partnerinizi iyi tanımanız ve sonraki süreçte neler olabileceğini iyi kestirebilmenizdir.

3. Karşılıklı öğrenmeye istekli olun
Burada önemli olan nokta, partnerinizden bir şeyler öğrenmeye istekli olmanızdır. Karşılıklı fikirlere açık olmak ve daha nasıl iyi bir insan olabilmek için kendinizi geliştirmektir. Üzgün olduğunuz zamanlarda, onu suçlamak yerine, bazı şeyleri kendi içinizde çözümleyebilmelisiniz.

4. Yalnız kaldığınız zaman rahat hissetmelisiniz
Kendinizle baş başa olduğunuz zamanlarda mutlu olmanız önemlidir. Yalnızken sıkılmıyor ve kendinizi güvende hissediyorsanız – Partnerinizle olduğunuz zaman daha bir bütün ve mutlu hissedeceksiniz.

5. Kavganın başlangıç sebebini iyi özümseyin
Bazı çiftler kavga esnasında biz olgusundan ayrılarak kendi taraflarını yaratırlar. Bu durum kavgaların çözümsüzlüğe gitmesine ve tekrarlanmasına yol açar. Bunu önlemenin en önemli yolu ise kavganın sebebini derinlemesine analiz etmek ve nasıl daha az kavga ederizin yollarını aramaktır.

6. Kimseniz o olun
Herhangi bir ilişkiye sahip olmadığımız zamanlarda, romantik bir ilişkinin hayalini kurarız. Ne zaman bir ilişkimiz olur o zaman aradığım şey bu muydu deriz? Burada önemli olan ise, kişinin kendisini sevmesidir, kendinizi seviyorsanız, herkesi sevebilirsiniz. Unutmayın ki ne kadar verirseniz o kadar alabilirsiniz.

7. Sıradanlıktan kurtulun
Var olan bir ilişkiniz bittiğinde, o ilişkide yaşadığınız sıradanlıklara odaklanırsınız. Böylece bundan sonraki ilişkilerinizde bu sıradanlıktan kaçınacağınıza dair kendinize söz verirsiniz. Burada önemli olan nokta, ilişki bitmeden bu durumun farkına varmanız ve ilişkiniz sürerken değiştirmek için adımlar atmanızdır.

8. Kalbinizi sevmeye açın
Herkes mutlu bir hayat yaşamak ister. Mutluluk ise, karşınızdaki insanı sevme şekliniz ile bağlantılıdır. Partnerinizle gerçek bir yakınlık oluşturmak için ihtiyacınız olan şey ise, onu tüm kalbinizle sevmeniz ve size neyin iyi geldiğinin farkında olmanızdır.

9. Sevginizi göstermeye odaklanın
Gerçek mutluluk kendimizi nasıl hissettiğimiz değildir; daha çok kendimizi ve hayatımızdaki insanı nasıl sevdiğimizle ilintilidir. Hayatınızdaki insana sevildiğini gösterirseniz, sevildiğinizi daha iyi anlayacaksınız.

10. Beklentilerden kurtulun
İlişkinizde sürekli romantizm veya sürekli birlikte olmak gibi düşünceleriniz var ise, bu durum içinizdeki boşluktan kaynaklıdır. Eğer ki partnerinizin sürekli sevildiğinizi hissettirmesini istiyorsanız, öncelikle kendinizi sevmeniz gerekliliğini tekrar düşünmelisiniz.

İlişkilerde mutluluğu elde etmek için farklı yollar mevcut, bu yollardan 10 tanesini sizlere açıklamaya çalıştık.

Peki siz ilişkileriniz de mutluluğu nasıl sağlıyorsunuz ? Bu yazıya yorum yaparak bizimle deneyimlerinizi paylaşabilirsiniz.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Gülümsemek: Çok Basit ama Etkili Bir Araç
Gülümseme, yalnızca memnuniyeti gösterme değildir, aslında bundan çok daha fazlasıdır.

İnsanlar özellikle bir arkadaş grubunun içindeyken gülümserler; fakat bu sadece mutlu olduklarının sinyali değildir. Gülümsemeyi spesifik sosyal amaçlar için kullanıyoruz; çünkü gülümsemeler bizim işimize yarayan tüm sinyalleri yayıyorlar. Psikolojik araştırmalar sonucunda, gülümsemeyi avantajınıza çevirecek bazı önerileri sizlerle paylaşıyoruz.

1. İnsanların size güvenmesi için gülümseyin
Güvenilir olduğumuzun en önemli sinyali gülümsememiz. İçten bir gülümseme diğer insanlara güvenilir olduğumuzu ve işbirliğine gidilebilir bir kişilik olduğumuz sinyalini yolluyor. Yapılan bir araştırmaya göre, gülümseyen insanlar hem cömert hem de dışa dönük olarak algılanıyorlar. Ayrıca insanlar birbirleriyle paylaşım halinde olduklarında, birbirlerine karşı daha içten bir gülümseme takınıyorlar.



Ekonomistler dahi gülümsemenin bir değeri olduğuna inanıyor. Yapılan bir araştırmada, katılımcılar gülümseyen bir kişiye daha çok güvendiklerini dile getirdiler. Araştırmanın sonucuna göre insanlar karşılarında gülümseyen biri olunca, o kişiye normalden %10 daha fazla güveniyorlar.

2. Hoşgörü için gülümse
İnsanlar kötü bir şey yapıp yakalanınca sıklıkla gülümserler. Peki bu durum onlara fayda sağlar mı?

Marianne LaFrance ve Marvin Hecht tarafından gerçekleştirilen bir başka araştırmaya göre, sorunun cevabı evet. Kuralları çiğneyen ve sonrasında gülümseyen insanlara daha hoşgörülü davranma eğilimindeyiz. Bu noktada kişinin gülümsemesinin sahte olup olmaması önemli değil.





Bunun işe yaramasının sebebi ise, kuraları ihlal edip gülümseyen insanları, gülümsemeyenlere göre daha güvenilir bulmamızdan kaynaklanıyor.

3. Acıyı unutmak için gülümseyin
Gülümseme, üzüntü verici durum nedeniyle ortaya çıkan mutsuzluğu azaltmanın yollarından biridir. Psikologlar bu duruma ‘yüzden geridenetim hipotezi’ adını vermişlerdir. Zorla gülümsemeniz bile ruh halinize az da olsa olumlu katkı yapacaktır.

Her ne kadar üzüntü verici durumlarda gülümsemeyi başarmak size katkı sağlasa da, diğer insanlar tarafından bu durum hoş karşılanmayabilir. Lawrance Üniversitesi’nden Matthew Ansfield’ın yaptığı bir deneyde katılımcılara acıklı videolar izlettiriliyor. Bu videoları izlerken gülümseyen insanlar videoyu izledikten sonra, izlemeyenlere göre kendilerini daha iyi hissediyorlar; fakat üzüntü verici görüntülere gülümseyen insanlar, diğer insanlar tarafından daha az sevilesi olarak görülüyorlar.

4. Cinsel hayatınız için gülümseyin
Kadınların gülümsemesinin erkekler üzerinde büyülü bir etkisi bulunuyor. Yapılan bir araştırmada erkeklerin kadınlara barda olan yaklaşımları inceleniyor. Eğer bir kadın erkekle yalnızca göz kontağı kuruyorsa, %20 ihtimalle yakınlaşma oluyor. Eğer aynı kadın göz kontağının yanı sıra aynı zamanda gülümsüyorsa, %60 ihtimalle erkekle arasında bir yakınlaşma oluyor.

Erkek kadına gülümsediğinde ise, etki daha az oluyor. Her ne kadar gülümseme erkeğin çekiciliğini artırsa da, yakınlaşma açısından bunun çok iyi işlediğini söyleyemeyiz.





Aslında erkekler gurur ve hatta utanma ifadeleri gösterdiklerinde kadınlar tarafından, mutlu olduklarına göre daha çekici bulunduğuna dair kanıtlar dahi bulunuyor. Bu noktada daha az gülümsemenin erkekleri daha maskülen gösterdiğini söyleyebiliriz.

5. Ne düşündüğünüzü saklamak için gülümseyin
Psikologlar içten bir gülümsemenin asla yalan söylemeyeceğini düşünürler. Sahte gülümsemeler yalnızca dudakları kapsar; fakat psikologların ‘duchenne gülümsemesi’ olarak adlandırdıkları gerçek bir gülümseme, gözlere ulaşır.

Güncel araştırmalar, insanların %80’inin duchenne gülümsemesini taklit edebildiklerini belirtiyor.

Yani gülümsenizi ne düşündüğünüzü saklamanız için kullanabiliyorsunuz. Elbette gerçek bir gülümsemeyi taklit etmek çok kolay değil, çünkü zamanını doğru ayarlamalısınız. Güvenilir bir gülümsemenin anahtarı gülümsemeye yavaş bir şekilde başlamanız. Örneğin; gülümsemenin tüm yüze yayılması yarım saniye kadar sürüyor. Bu konuda yapılan araştırmalar gösteriyor ki, hızlı bir gülümsemeye göre (saniyenin onda biri hızında), yavaşça gülümsediğinizde daha güvenilir, orijinal ve hatta çapkın biri olarak algılanıyorsunuz.

6. Para kazanmak için gülümseyin
Daha önce ekonomistlerin gülümsemenin değeri olduğunu söylediklerinden bahsetmiştik. Peki gülümseme size para olarak dönebilir mi? Elbette garsonluk gibi bazı meslek grupları için bu durum söz konusu. Kathi Tidd ve Joan Lockard tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya, gülümseyen garsonların daha çok bahşiş aldıklarını ortaya koyuyor.

Genellikle servis endüstrisinde çalışan insanlar, gülümsemelerinin karşılığını para olarak alabiliyorlar; fakat bu noktada gösterilen ve hissedilen duygular birbirleriyle uymayabiliyor. Psikologlar tarafından ‘duygusal emek’ adlandırılan bu durumda, çalışanlar işin gereklilikleri sebebiyle duygularını yönetmek zorundadır ve bu durum çalışan için kimi zaman oldukça zorlu olabilir.



Gülümseme para kazanmanıza sebep olsa da, bu durum bazı zamanlarda bunaltıcı olabilir.

7. Siz gülün dünya gülsün
Hayatta elde edebileceğiniz küçük ama etkili mutluluklardan biri, gülümsediğiniz zaman karşınızdaki insanın da size gülümsediğini görmektir.

Önceden de fark etmişsinizdir ki, gülümsediğiniz herkes gülümsemiyor. Verlin Hinsz ve Judith Tomhave tarafından 1991 yılında gerçekleştirilen araştırmada, araştırmacılar gülümsediğimizde karşı tarafın ne oranda bize gülümsediğini araştırıyorlar. Araştırma sonucuna göre, gülümsediğinizde %50 ihtimalle karşılık görüyorsunuz. Ayrıca araştırmaya göre siz birine somurttuğunuzda neredeyse kimse size somurtmuyor.

8. Uzun bir yaşam için gülümse
Bu araştırma sonuçlarından hiçbiri sizi gülümsemeye ikna edemediyse işte size en geçerli sebep: Gülümsemek daha uzun yaşamanıza katkıda bulunuyor. 1952 yılında fotoğrafları çekilen beyzbol oyuncuları üzerinden yapılan bir çalışmaya göre, gülümseyen oyuncular, gülümsemeyen mevkidaşlarına göre 7 yıl daha uzun yaşamışlar.

Neden ve nasıl gülümsediğimize dair binbir çeşit kültürel ve cinsiyete dayalı farklılıklar bulunuyor olsa dahi siz gülümsemekten ve gülümsemenin faydalarından asla vazgeçmeyin.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

10 Neden ile Hayatınızda Doğru İnsanları Tutmanızın Önemi
Hayatımız kimlerle zaman geçirdiğimiz ile ilintilidir. Hepimiz çocukluğumuzdan ergenliğimize kadar bu durumun tam olarak farkına varamayız. Ne zaman ki 20’li yaşlarımıza geliriz, o zaman seçtiğimiz arkadaşlarımızın hayatımızın gidişatında olumlu veya olumsuz etkileri olduğu gerçeği ile yüzleşiriz.

Her kim olursanız olun, çevrenizde sizi yukarı çekecek insanlara ihtiyacınız vardır. Asıl hedefiniz bu olmalıdır. Çevremizde aynı Dünya görüşüne sahip, çözümler üretebilen ve olumlu arkadaşlar bulundurun. Unutmayın ki, arkadaşlarınız sizi incitmemeli, size yardımcı olmalıdır.

Hepimiz biliyoruz ki hayat negatif insanlar ile zaman geçirmek için çok kısa, eğer çevrenizi bu tarz insanlardan arındırabilirseniz, kendiniz olma, istediğiniz hayatı yaşama fırsatınızın da arttığı göreceksiniz.


 
Peki bunu nasıl gerçekleştirebiliriz ?
Sıradan şeyleri doğu insanlarla yaparak, olağanüstü keyif alabilirsiniz.
Kontrol edemediğiniz durumlarla çaba harcamak yerine, ortamdan uzaklaşmak yararınıza olacaktır.
Hayat görüşünüze yakın insanlar ile daha iyi sinerji yakalayabilirsiniz.
Sizin için en doğru insan, hayatınız boyunca size fikirlerini esirgemeyen, bir şekilde size ilham veren insanlardır.
Sağlıklı bir ilişki, hiç bir zaman mutluluğunuzu feda etmenizi gerektirmez.
Size ne yapmanız gerektiğini söyleyenleri dinlemeyin. Ne yapmanız gerektiğini bilen ve bu konuda sizi cesaretlendirenleri dinleyin.
Sağlıklı ilişkiler birden bire oluşmazlar, zaman alır, fedakarlık ve sabır gerekir.
Karşınızdaki insana kattığınız her şey, aslında kendinizedir. Ne kadar güzel severseniz, o kadar sevilebilir olursunuz.
Değer verdiğiniz insanlar için hiç bir zaman meşgul olmayın. İhtiyacı olduğu her an yanında olmalısınız.
Hayatta ufak şeylerle mutlu olmaya bakın, mesela birini özlediyseniz, bunu söyleyin. Birlikte gülmek daha iyi gelecektir

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Gülümsemek: Çok Basit ama Etkili Bir Araç
Gülümseme, yalnızca memnuniyeti gösterme değildir, aslında bundan çok daha fazlasıdır.

İnsanlar özellikle bir arkadaş grubunun içindeyken gülümserler; fakat bu sadece mutlu olduklarının sinyali değildir. Gülümsemeyi spesifik sosyal amaçlar için kullanıyoruz; çünkü gülümsemeler bizim işimize yarayan tüm sinyalleri yayıyorlar. Psikolojik araştırmalar sonucunda, gülümsemeyi avantajınıza çevirecek bazı önerileri sizlerle paylaşıyoruz.

1. İnsanların size güvenmesi için gülümseyin
Güvenilir olduğumuzun en önemli sinyali gülümsememiz. İçten bir gülümseme diğer insanlara güvenilir olduğumuzu ve işbirliğine gidilebilir bir kişilik olduğumuz sinyalini yolluyor. Yapılan bir araştırmaya göre, gülümseyen insanlar hem cömert hem de dışa dönük olarak algılanıyorlar. Ayrıca insanlar birbirleriyle paylaşım halinde olduklarında, birbirlerine karşı daha içten bir gülümseme takınıyorlar.



Ekonomistler dahi gülümsemenin bir değeri olduğuna inanıyor. Yapılan bir araştırmada, katılımcılar gülümseyen bir kişiye daha çok güvendiklerini dile getirdiler. Araştırmanın sonucuna göre insanlar karşılarında gülümseyen biri olunca, o kişiye normalden %10 daha fazla güveniyorlar.

2. Hoşgörü için gülümse
İnsanlar kötü bir şey yapıp yakalanınca sıklıkla gülümserler. Peki bu durum onlara fayda sağlar mı?

Marianne LaFrance ve Marvin Hecht tarafından gerçekleştirilen bir başka araştırmaya göre, sorunun cevabı evet. Kuralları çiğneyen ve sonrasında gülümseyen insanlara daha hoşgörülü davranma eğilimindeyiz. Bu noktada kişinin gülümsemesinin sahte olup olmaması önemli değil.



Bunun işe yaramasının sebebi ise, kuraları ihlal edip gülümseyen insanları, gülümsemeyenlere göre daha güvenilir bulmamızdan kaynaklanıyor.

3. Acıyı unutmak için gülümseyin
Gülümseme, üzüntü verici durum nedeniyle ortaya çıkan mutsuzluğu azaltmanın yollarından biridir. Psikologlar bu duruma ‘yüzden geridenetim hipotezi’ adını vermişlerdir. Zorla gülümsemeniz bile ruh halinize az da olsa olumlu katkı yapacaktır.

Her ne kadar üzüntü verici durumlarda gülümsemeyi başarmak size katkı sağlasa da, diğer insanlar tarafından bu durum hoş karşılanmayabilir. Lawrance Üniversitesi’nden Matthew Ansfield’ın yaptığı bir deneyde katılımcılara acıklı videolar izlettiriliyor. Bu videoları izlerken gülümseyen insanlar videoyu izledikten sonra, izlemeyenlere göre kendilerini daha iyi hissediyorlar; fakat üzüntü verici görüntülere gülümseyen insanlar, diğer insanlar tarafından daha az sevilesi olarak görülüyorlar.

4. Cinsel hayatınız için gülümseyin
Kadınların gülümsemesinin erkekler üzerinde büyülü bir etkisi bulunuyor. Yapılan bir araştırmada erkeklerin kadınlara barda olan yaklaşımları inceleniyor. Eğer bir kadın erkekle yalnızca göz kontağı kuruyorsa, %20 ihtimalle yakınlaşma oluyor. Eğer aynı kadın göz kontağının yanı sıra aynı zamanda gülümsüyorsa, %60 ihtimalle erkekle arasında bir yakınlaşma oluyor.

Erkek kadına gülümsediğinde ise, etki daha az oluyor. Her ne kadar gülümseme erkeğin çekiciliğini artırsa da, yakınlaşma açısından bunun çok iyi işlediğini söyleyemeyiz.



Aslında erkekler gurur ve hatta utanma ifadeleri gösterdiklerinde kadınlar tarafından, mutlu olduklarına göre daha çekici bulunduğuna dair kanıtlar dahi bulunuyor. Bu noktada daha az gülümsemenin erkekleri daha maskülen gösterdiğini söyleyebiliriz.

5. Ne düşündüğünüzü saklamak için gülümseyin
Psikologlar içten bir gülümsemenin asla yalan söylemeyeceğini düşünürler. Sahte gülümsemeler yalnızca dudakları kapsar; fakat psikologların ‘duchenne gülümsemesi’ olarak adlandırdıkları gerçek bir gülümseme, gözlere ulaşır.

Güncel araştırmalar, insanların %80’inin duchenne gülümsemesini taklit edebildiklerini belirtiyor.

Yani gülümsenizi ne düşündüğünüzü saklamanız için kullanabiliyorsunuz. Elbette gerçek bir gülümsemeyi taklit etmek çok kolay değil, çünkü zamanını doğru ayarlamalısınız. Güvenilir bir gülümsemenin anahtarı gülümsemeye yavaş bir şekilde başlamanız. Örneğin; gülümsemenin tüm yüze yayılması yarım saniye kadar sürüyor. Bu konuda yapılan araştırmalar gösteriyor ki, hızlı bir gülümsemeye göre (saniyenin onda biri hızında), yavaşça gülümsediğinizde daha güvenilir, orijinal ve hatta çapkın biri olarak algılanıyorsunuz.

6. Para kazanmak için gülümseyin
Daha önce ekonomistlerin gülümsemenin değeri olduğunu söylediklerinden bahsetmiştik. Peki gülümseme size para olarak dönebilir mi? Elbette garsonluk gibi bazı meslek grupları için bu durum söz konusu. Kathi Tidd ve Joan Lockard tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya, gülümseyen garsonların daha çok bahşiş aldıklarını ortaya koyuyor.

Genellikle servis endüstrisinde çalışan insanlar, gülümsemelerinin karşılığını para olarak alabiliyorlar; fakat bu noktada gösterilen ve hissedilen duygular birbirleriyle uymayabiliyor. Psikologlar tarafından ‘duygusal emek’ adlandırılan bu durumda, çalışanlar işin gereklilikleri sebebiyle duygularını yönetmek zorundadır ve bu durum çalışan için kimi zaman oldukça zorlu olabilir.

Gülümseme para kazanmanıza sebep olsa da, bu durum bazı zamanlarda bunaltıcı olabilir.

7. Siz gülün dünya gülsün
Hayatta elde edebileceğiniz küçük ama etkili mutluluklardan biri, gülümsediğiniz zaman karşınızdaki insanın da size gülümsediğini görmektir.

Önceden de fark etmişsinizdir ki, gülümsediğiniz herkes gülümsemiyor. Verlin Hinsz ve Judith Tomhave tarafından 1991 yılında gerçekleştirilen araştırmada, araştırmacılar gülümsediğimizde karşı tarafın ne oranda bize gülümsediğini araştırıyorlar. Araştırma sonucuna göre, gülümsediğinizde %50 ihtimalle karşılık görüyorsunuz. Ayrıca araştırmaya göre siz birine somurttuğunuzda neredeyse kimse size somurtmuyor.

8. Uzun bir yaşam için gülümse
Bu araştırma sonuçlarından hiçbiri sizi gülümsemeye ikna edemediyse işte size en geçerli sebep: Gülümsemek daha uzun yaşamanıza katkıda bulunuyor. 1952 yılında fotoğrafları çekilen beyzbol oyuncuları üzerinden yapılan bir çalışmaya göre, gülümseyen oyuncular, gülümsemeyen mevkidaşlarına göre 7 yıl daha uzun yaşamışlar.

Neden ve nasıl gülümsediğimize dair binbir çeşit kültürel ve cinsiyete dayalı farklılıklar bulunuyor olsa dahi siz gülümsemekten ve gülümsemenin faydalarından asla vazgeçmeyin.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

İlişkilerde Mutluluğun Kapısını Aralayan 15 Öneri

Hayatımızı baİlişkilerde Mutluluğun Kapısını Aralayan 15 Öneri
İlişkinizin nasıl gittiği hakkında bir soru sorulsa, nasıl cevap verirdiniz? Tabii, yanınızda partneriniz yokken ve de söyleyeceklerinizin onun kulağına gitmeyeceğinden kesinlikle eminken! “Mükemmel bir ilişkim var. Her hareketiyle dört dörtlük bir insanla birlikte olduğum için gerçekten çok şanslıyım…” gibi cümleler kurabilir miydiniz?

Hemen şimdi, kötü gittiğini düşündüğünüz ilişkinizin kaderini değiştirebilirsiniz. Eğer hayatınızdaki insanın doğru kişi olduğunu düşünüyorsanız, ilişkinizde bir takım değişiklikler yaparak hayalini kurduğunuz gibi bir birliktelik yaşayabilirsiniz. Uzun lafın kısası, bu listeyi birlikteliğinizin her anında aklınızın bir köşesinde bulundurmalısınız. Gelin şimdi listemize göz atalım..

KIYASLAMA YAPMAYIN



iliskide-kiyaslama
şkalarınınkiyle kıyaslamak onu değiştirmez. Ancak kendi hayatımız ile ilgili nasıl düşündüğümüzü değiştirir! Nitekim bir arkadaşımızı mükemmel bir ilişkinin keyfini sürerken gördüğümüzde kendi ilişkimizi sorgulamaya başlıyoruz. Sorunlar yaşarken gördüğümüzde da kendi ilişkimizin daha iyi olduğunu düşünüyoruz.

PERİ MASALLARINA ALDANMAYIN



Her ne kadar hikâyelerde yaşanan büyük aşkları yaşamayı beklemesek de içten içe bunun hayalini kuruyoruz. Yapmamız gereken hayalini kurduğumuz büyüyü partnerimize karşı duyduğunuz sevgide görmek ve masallarda yaşanan şeylerin beklentisi içine girmemek.



ORTAK İLGİ ALANI OLUŞTURUN

hobi-ask
Günümüzün çoğunu kariyer peşinde koşmak ve gündelik görevlerimizi yerine getirmekle geçiriyoruz. Bu da kişilerin ilişkilerinde ortak ilgi alanları bulmaya çalışmalarını son derece önemli kılıyor. Çünkü ortak ilgi alanları partnerler arasında pozitif bir iletişim ve eğlencenin oluşmasını destekler.

ZİHNİNİZİ OKUMASINI BEKLEMEYİN

zihin-okuma
Üzücü bir durumda olduğunuzda partnerinizin sıkıntınızı kendiliğinden anlamasını beklemeyin. Karşı taraf zihninizi okuyamaz. Çoğunlukla partnerimize duygularımızı anlatmadan, bizi yalnız bırakmakla itham ediyoruz. Yapmanız gereken, partnerinize hissettiklerinizi anlatmak.

ACELEYE GEREK YOK

Kişilerin evlenmeye ve çocuk doğurmaya karar verdiği yaş dilimi son yüzyılda, her on yılda bir artıyor. Bu durumun maddi baskılar ve bağımsızlığını ilan etmek gibi pek çok nedeni var. Acele etmenize gerek yok. Çünkü ilişkiler birinci gelenin ödüllendirildiği birer yarış değil. Geç yaşta evlenmenin ne hayat, ne de yaşanan ilişki üzerinde negatif etkisi olmadığı kanıtlanıyor.

MİZAH DUYGUNUZU GELİŞTİRİN


Bir ilişkide iyi bir mizah anlayışına sahip olmanın ortalama bir günü daha eğlenceli kılmaya ve kötü bir günün yükünü azaltmaya faydası olur. Bu mizah anlayışının pozitif bir yönü olması gerekiyor. Çünkü negatif espriler sadece tansiyonu arttırıyor.

KALİTELİ ZAMAN


Eğer birlikte en çok zaman geçirmek istediğimiz insanı bulmuşsak neden onunla mümkün olan en kaliteli zamanı birlikte geçirmeyelim ki! Çünkü ilişkiler birlikte geçirilen zamanın miktarı ile değil kalitesi ile gelişir!

AÇIK OLMAK ŞART


Bir ilişkinin mutlu ya da mutsuz olduğunu düşünün. Partnerlerin birbirleri ile nasıl iletişim sağladıkları çok önemli. Sağlıklı bir ilişki içerisindeki çiftler, iyi ya da kötü her ne yaşıyorlarsa bunu partnerleri ile paylaşıyor: “Hiçbir şeyi içinizde tutmayın! Çünkü kendi gerçekliğinizi paylaştığınız zaman hayatınızı da paylaşmış olacaksınız ve bu süreçte partneriniz ile aranızda oluşacak olan bağ her şeyin üstesinden gelmenizde size yardımcı olacaktır!”

ONUNLA ARKADAŞ OLUN

be-friend-couple
Biriyle yıllar boyu süren bir araba yolculuğuna çıkacağınızı farz edin! Bu sürede bu kişiye son derece yakin olacaksınız. Dolayısıyla söz konusu kişinin ayni zamanda arkadaşınız olmasını da istersiniz. İlişkiyi sürdüren geçici heyecan ya da zevklerden çok arkadaşlık, karşılıklı saygı, hayranlık ve ilgi olacaktır. Uzun vadeli ilişkiler gelişimlerini ve hayatta kalmalarını sağlam bir arkadaşlık temeline borçludur!

MUTLULUĞU ÖNCE KENDİNİZDE ARAYIN


İnsanlar, sevgi dolu ilişkilere ihtiyaç duyar. Hepimiz yakın sosyal ilişkilerden fayda görürüz. Ancak çoğumuz bir ilişkinin bizi tamamlayacağına, hayatımızdaki boşlukları dolduracağına inanırız! Hâlbuki gerçekte kim olduğunuzla ilgili olarak mutlu değilseniz, bir ilişki bu durumu değiştirmeyecektir! Bu, sağlıklı bir ilişki sürdürmenizi de zorlaştıracaktır!

PARANIN ÖNEMİ YOKTUR

para-onemsiz
Hayalimizdeki ortak varlıklı biri olabilir. Ancak varlıklı kişi ile bir ilişki yaşamaya başladıktan sonra paranın önemi ilişkinizi değerlendirirken etkisiz bir hale gelecektir! Araştırmalara göre sadece gelirin veri olarak alındığı bir ilişkinin başarısı ile ilgili bir tahmin yapmak imkânsız! Çünkü servet bir ilişkinin uzunluğu ve tatminlik derecesi üzerinde bağlantısız!

ONU ÖNEMSEYİN


Fikir, zevk ve tercihlerinizin mükemmel bir uyumla buluştuğu bir ilişkiyi ne yazık ki yaşayamayacaksınız! Araştırmalar, zıtlıkların daima ilişkiyi canlı tuttuğunu, rehavet hissinden uzaklaştırdığını ve birey olarak gelişimi artırdığını savunuyor. İlişkinizdeki zor zamanlarda sizin için en önemli olanın ne olduğunu karşı tarafa göstermelisiniz! Farklılıklara rağmen ona değer verdiğinizi göstermeniz; sağlıklı bir ilişkinin temelini oluşturur.

ÇEVRENİZDEKİLERİN FİKİRLERİNİ DİNLEMEYİN


Önemli bir karar vermemiz gerektiğinde genellikle ikinci bir görüş alırız! Yapılan araştırmalar, iki kişinin oluşturduğu dünyayı, aradaki iletişim ya da elektriğin seyrini üçüncü kişilerin asla çözümleyemeyeceğini vurguluyor ve ilginç saptamalarda bulunuyor: “Birincisi; hiç kimse sizin gerçekten neye ihtiyaç duyduğunuzu ve neye değer verdiğinizi sizden iyi değerlendiremez. İkincisi insanlar başkalarının ilişkileri konusunda kendi ilişkilerine nazaran daha olumsuzdur. Kısacası akil danıştığınız kişiler; ilişkinizdeki negatif yönleri görmeye pozitif yönleri görmekten daha meyillidir!”

KORKUYA YENİK DÜŞMEYİN


Kendi ayakları üzerinde duran, ne istediğini bilen biri olmanıza rağmen; benliğinizi doğru şekilde yansıtmanız kimi zaman mümkün olmayabilir. Fobiler ilişkileri olumsuz yönde etkileyebilen nedenler arasında. O gerçekte nasıl biri, geçmişte yaşadıklarımızın yine yaşayacak mısınız? Sizden nasıl bir birliktelik bekliyor, bencil mi, sorumsuz mu? Bu gibi sorular; herkesin hayatının bir döneminde zihnine üşüşebilir. Oysa olumsuz bir durum ile karsılaşacağınızda ilişkinizi sorgulamaktan vazgeçmeniz gerekiyor.

ACILARINIZI UNUTMALISINIZ!


Kırıldınız ve sonra sizden özür dilendi. Çok acı çektiniz ama karşı tarafı affetmeye karar verdiniz! Ancak içinizdeki acı hemen ortadan kaybolmuyor ve hissettiğiniz bu acının travmasını içinizde taşıyorsunuz. Ama bu acıyı geride bırakabilmeyi öğrenmelisiniz! Çünkü acıyı içinizde tutmanız, yaranın taze kalmasına neden olur.
Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Bilimsel Verilerle İlişkilerin Düşmanı İki Unsur
Evlenmek, eskisi gibi moda olmasa da, yapılan son araştırmalar, evlenmenin bir insanın kendine yapacağı en iyi şey olduğunu gösteriyor. New York Times’da yayınlanan bir makaleye göre, evli olan insanların, bekarlara göre daha mutlu bir hayat sürdükleri, hayatlarından daha keyif aldıklarını ileri sürüyor.

Peki her şey bu kadar kolay mı? Hayatta her şeyin zorlukları olduğu gibi, evliliğin de zorlukları var. Gelin evlilikte uzmanlara göre en önemli bu 2 konuya bir göz atalım.

Psikologlara göre ilişkilerin yokuş aşağı gitmesine neden olan iki temel faktör bulunuyor.


 
Tartışma önleyici tavır takınmak
Haklı taraf olmak için yarışmak
İlişkinin gidişatını olumsuz yönde etkileyen ilk faktör tartışmaya girmemeye çalışmak. Böyle bir durumda taraflar olası bir tartışmanın getireceği muhtemel sıkıntıların riskini almaktan kaçınıyor ve böylece her şeyi açıkça konuşup çözüme kavuşturma ihtimalini ortadan kaldırmış oluyor.

Hal böyle olunca, çiftler sırf tartışma çıkmasın diye içine attıkça, kendini kendi yapan özelliklerini de dışa vurmamaya başlıyor. Bir nevi uğraşmak istemiyor, fakat bu durum uzun vadede ortaya daha büyük sıkıntıların, bıkkınlıkların ortaya çıkmasına neden oluyor.

Çözüm ise ne olursa olsun, medeni bir şekilde, karşı tarafı incitmeden sakin bir tartışmaya girmek en uygun çözüm yolu olacaktır.


 
İkinci etken ise haklı taraf olmaya çalışmaktır. Bu noktada bireyler, karşısındakini suçlamaya daha yatkın oluyor ve bir şekilde kendini haklı çıkarmak istiyor. Uzmanlara göre bu durumun altında yatan önemli bir faktör var: Kontrolü ele alma isteği.Kişi, karşısındakini suçlayıp haklı çıktığı anda, problemin kaynağını gün yüzüne çıkaran taraf olduğunu düşünmeye başlıyor. Devamında da karşısındaki insanı şekillendirebileceği fikrine kapılıyor. Böylece sorunun kaynağının kendisi olmadığına hem karşısındakini, hem de kendisini inandırarak rahatlayacağı hissine kapılıyor: “Sorun bende değil ki, ben suçsuzum.”

Tüm bunlar tek bir yola çıkıyor: Karşıdaki insanla birebir aynı değer yargılarına ve düşüncelere sahip olunmadığının anlaşılması. Nitekim dananın kuyruğu da burada kopuyor. Bu durumu fark eden birey, bunun gayet normal olduğunu kabullenemezse ilişki büyük yara alıyor ve iş ayrılığa kadar gidiyor. Kabullenebilirse, o zaman ona göre tavır alıyor ve her konuda aynı fikirlere sahip olunması gerekmediğini, tek bir doğru olmadığını, karşıdakinin fikri kendi fikriyle uyuşmasa bile saygı duyması gerektiğini anlıyor.

Buna göre yapılması gereken, ne kendinizden taviz verin, ne de karşınızdakinden taviz vermesini bekleyin. Farklı fikirlerinizin olmasının normal olduğunu kabullenin, sevmenin yanı sıra saygı duymasını da bilin.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Katılın Görüşlerinizi Paylaşın

Şu anda misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer ÜYE iseniz, ileti gönderebilmek için HEMEN GİRİŞ YAPIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.
Примечание: Ваше сообщение будет проверено модератором перед отправкой.

Misafir
Maalesef göndermek istediğiniz içerik izin vermediğimiz terimler içeriyor. Aşağıda belirginleştirdiğimiz terimleri lütfen tekrar düzenleyerek gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.