Zıplanacak içerik
  • Üye Ol
editor

YENİ UZAY YARIŞI

Önerilen İletiler

YENİ UZAY YARIŞI

 

Yaklaşık 30 yıl önce, 1969’da, Amerikalıların aya insan indirmeleri Sovyetler Birliğiyle yaptıkları uzay yarışını noktalamıştı. Yarışı Amerika “kazanmış,” Amerka’nın teknoljik üstünlüğünü ispatlamıştı. Ondan sonra uzayla ilgili araştırmalar, birkaç istisna dışında, mekanik sistemlerle gerçekleştirilmişti. Örneğin Mars’a robot araçlar gönderilmiş, dünyadan kontrol edilerek kimyasal deneyler yaptırılmış ve dünyaya resimler gönderilmişti. Fakat son yıllarda insanlarla yapılacak uzay yolculukları tekrar ivme kazanmıştır.

 

Bunun en büyük nedenleri arasında başkan Bush’un (Kennedy’nin yaptığı gibi), Amerika’nın tekrar aya insan göndereceği ve ondan sonrada Mars’ı ziyaret edecekleri deklarasyonu vardır. Geçen yüzyıldaki uzay yarışının amacının “öğünmek” olduğu, konuyla ilgilenenlerin söyledikleri arasındadır. “Benim teknolojim seninkinden üstündür” demek uğruna milyorlarca dolar harcandıktan sonra, uzay teknolojisi başka işlere yönledirilmiştir. Uydu yardımıyla iletişim (radyo, televizyon ve Internet gibi), GPS, uzay teleskopları örneğin, uzay teknoljisinin yarattıkları sistemler arasındadır. Fakat tekrar kızışmaya başlayan uzay yarışının amacı, ne yeni üründür ne de öğünme. Amaç, yeni dünyalarda koloniler kuracak ilk ülke olmaktır.

 

İnsanlığın aya inişinden bu yana, kıyasla diğer harcamalardan az olsa da, başta Amerika olmak üzere, Avrupa Birliği, Çin, Japonya ve Rusya güneş sistemindeki gezegenleri ve ayları incelemektedir. Bundan birkaç yıl önce, güneş sisteminin en küçük gezegeni Merkür’de bile su olabileceği, bilim adamlarını çok heyecanlandırmış ve dolayısıyla gezegenler ve onların aylarında koloni kurmanın tahminlerinden çok daha kolay olabilecğini kanıtlatmıştır. Fizikçi Steven Hawking’de bundan birkaç ay önce, insanlığın yaşayacak yeni yerler bulması gerektiğini, çünkü böyle devam ederse küresel ısınmanın dünyamızın yaşanamayacak bir yere dünüştüreceğine inandığını söylemişti.

 

Bu gelişmeler, güneş sistemindeki diğer “dünyaları” çok daha ayrıntılı incelemenin gerektiği fikrine yol açmıştır.Bu araştırmaların ilki olarak bu yıl Avrupa’lılar bir uzay aracını aya indirmiş (esasında yüzeye çarptırmış), Japonlar, Çinliler ve Amerikalılar 2006 ile 2008 yılları arasında ayla ilgili programlarını açıklamışlardır. Amerika’lıların uydusu örneğin, hem gelecekte gönderecekleri uzay aracının ineceği yeri ve hem de ayın güney kutbunda su olup olmadığını araştıracakmış. Ayda su varsa, Amerikalılara göre, 30-40 yıl içinde orda bir koloni kurulma adımları atılacaktır.

 

Ayda su yoksa, hem ince bir atmosferi ve hem de donmuş halde suyu olan Mars’ın insanlığın dünya dışında ilk yerleşim yeri olacağı düşünülmektedir. Burdaki tahminlere göre ilk insan en geç 30 yıl içinde Mars’a inmiş olacaktır. Bilinenlere göre, Saturn ve Jupiter insan yaşamına elvirişli değildir fakat Saturn’un ayı Titan ve Jupiter’in ayları Io, Europa, ve Ganymade yaşanacak duruma getirilebilinir denmektedir. Böylece Mars’tan (ya da aydan) başlayarak güneşin birçok uydusu, insanların yaşadığı yerler olacak.

 

Yaşadığımız dünyayı hızla artan nüfüs, küresel ısınma, erezyon, ve savaş gibi mantıksız davranışlarla yaşanmaz hale getiren insanlık, yeni dünyaları bunun için mi arayacak ve bu dünyalarda daha mı “insancıl” yaşayacak? Geçmişinden hiçte ders almamış görünen bizler, yeni “dünyalarımızı” da yaşanmaz kıldığımızda ne yapacağız? Son yıllarda fizikçiler, ışığın hızından daha hızlı gidemiyeceğimizin bir kanun olmadığını söylüyorlar. Eninde sonunda bütün evrenin bize açık olduğuna inanıp, gittiğimiz her yeri yaşanmaz bir hale mi getireceğiz.?

 

Bu soruların yanıtları ne olursa olsun, yakın gelecekte bu öykünün ilk adımları atılmış olacak. Son yıllarda bu öyküye katkısı olacak ülkeler arasına Hindistan’ı koyanlar da var. Böylece Avrupa Birliği, Rusya, Çin, Japonya ve Amerika’ya bir ülke daha katılmış olacak. Türkiye’nin bu maceraya kendi başına katkıda bulunması için yeteri kadar “büyük” değildir, fakat Avrupa Birliğinin bir üyesi olarak bu öykünün bir parçası olabilir. Bu da Avrupa Birliği’ne girmemizin önemini irdeleyen başka bir neden değil midir?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İletiniz moderatör kontrolünden geçtikten sonra sitede gösterilmeye başlanacaktır. Eğer buna maruz kalmak istemiyorsanız lütfen hemen bir ÜYE OLUNUZ.

Misafir
İletinizi misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer üye iseniz lütfen GİRİP YAPARAK gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.