Zıplanacak içerik
  • Üye Ol
editor

Darwin Yanlış Mıydı..?

Önerilen İletiler

Darwinist iddia, bugün yaşayan modern insanın maymunsu birtakım yaratıklardan geldiğini varsayar. 4-5 milyon yıl önce başladığı varsayılan bu süreçte, modern insan ile ataları arasında birtakım "ara form"ların yaşadığı iddia edilir. Gerçekte tümüyle hayali olan bu senaryoda dört temel "kategori" sayılır:

 

1— Australopithecines (Australopithecuslar)

2— Homo habilis

3— Homo erectus

4— Homo sapiensEvrimciler, insanların sözde ilk maymunsu atalarına "güney maymunu" anlamına gelen "Australopithecus" ismini verirler. Bu canlılar gerçekte soyu tükenmiş eski bir maymun türünden başka bir şey değildir. Australopithecuslar'ın çeşitli türleri bulunur; bunların bazıları iri yapılı, bazıları ise daha küçük ve narin yapılı maymunlardır.

 

İnsan evriminin bir sonraki safhasını da evrimciler, "Homo" yani insan olarak sınıflandırırlar. İddiaya göre Homo serisindeki canlılar, Australopithecuslar'dan daha gelişmiş canlılardır. Bu türün evriminin en son aşamasında ise, Homo sapiens, yani günümüz modern insanının oluştuğu öne sürülür.

 

Evrimci yayınlarda ve ders kitaplarında yer alan ya da medyada zaman zaman adı geçen "Java Adamı", "Pekin Adamı", "Lucy" gibi fosiller de üstte saydığımız dört türden birine dahil edilirler. Bu türlerin de kendi içlerinde alt türleri olduğu kabul edilir.

 

Ramapithecus gibi bir zamanların çok iddialı ara form adayları ise, sıradan bir maymun olmalarının anlaşılması üzerine, insanın hayali soy ağacından sessiz sedasız çıkarılmışlardır

 

1. David Pilbeam, "Humans Lose an Early Ancestor", Science, Nisan 1982, ss. 6-7.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Son olarak, insanlarla maymunlar arasında büyük bir genetik benzerlik bulunduğu iddiası çürütüldü. Ünlü bilim dergisi Nature'un son sayısında yayımlanan "Şempanze Kromozomu Şaşkınlığa Sebep Oldu" başlıklı makalede, insan ve şempanze genlerinin bugüne dek sanılandan çok daha farklı olduğu açıklandı.1

Bu konuyu, ABD'nin biyo-kimya alanındaki ünlü isimlerinden biri olan Prof. Michael J. Behe'ye sorduk. Evrim teorisini eleştiren kitap ve makaleleriyle tanınan Prof. Behe, kendisiyle görüşmemizde hayatın gerçekte nasıl var olduğu sorusuna ışık tutan önemli açıklamalarda bulundu:

- Sayın Prof. Behe, Nature dergisinde bu yıl yayımlanan ve insanlarla şempanze genlerinin gerçekte çok farklı olduğunu gösteren son ilmî bulgu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu araştırmayı Tokyo Üniversitesi'nden bir araştırmacı grubu, insan ve şempanzelerin 22 ve 21. kromozomlarının genetik alfabesindeki bütün harfleri karşılaştırarak yaptı. Buldukları sonuç ise, son derece önemli; çünkü iki canlı türü arasında daha önceden kabul edilenden çok daha büyük bir fark olduğu gösterildi. Bu sonuç, en azından insanın menşei açısından, Darwin'in teorisini büyük bir açmaza sokuyor.

Aslında genel olarak biyoloji hakkında ne kadar şey öğrenirsek, Darwinizm'in problemleri de o kadar artıyor. Darwinizm, canlılar hakkında ne kadar az bilgiye sahip olursak, o kadar ikna edici olabilen bir teoridir. Çünkü canlıları ne kadar az tanırsak, onu o kadar basit zannederiz ve Darwinizm de bu basit sandığımız sistemleri küçük tesadüfî değişimlerle açıklar. Ama son 30 yılda, hayatın daha önceden hayal bile edemeyeceğimiz kadar karmaşık olduğunu öğrendik. Meselâ; en evrimci taksonomide en basit canlı olarak görülen bakterilerde, hareket etmelerini sağlayan minik ama çok kompleks ve mükemmel biyo-kimyevî motorlar var. Bu detaylı mekanizmaların nasıl oluştuğu sorusuna verilebilecek tek cevap, tabiatüstü bir yaratmadır.

-Peki canlıların farklı organlarının, genlerinin veya proteinlerinin birbirine benzer olması ne anlama geliyor? Bunlar, bütün canlıların ortak bir atadan geldiğini savunan Darwinizm için bir delil sayılabilir mi?

Hayır. Farklı canlılardaki benzerlikler, öncelikle biyolojinin temel sorusunu cevaplamıyor. Bu soru, farklı canlıların kendilerine has ve son derece kompleks olan organ ve sistemlerin nasıl ortaya çıktığıdır. Darwinizm'in buna verebildiği bir cevap yok.

Öte yandan birbirine en uzak olarak kabul edilen organizmalar arasında bile şaşırtıcı benzerlikler var. Meselâ, insanla bakteriler arasında... Soru şu: Bu benzerlikler, Darwin'in teorisine uygun bir tablo oluşturuyor mu? Aslında oluşturmuyor; çünkü evrim teorisine göre birbirine çok yakın akraba olması gereken canlılar, kimi zaman genetik olarak daha farklı çıkıyor. Veya birbiriyle tamamen ilgisiz olması gereken canlılarda çok benzer organ veya genler var. Meselâ insan gözü ile ahtapot gözü neredeyse birbirinin aynısı. Ama bu elbette ahtapotlarla akraba olduğumuz anlamına gelmiyor. Bu iki göz yapısının 'ortak ata'dan değil, 'tek bir Yaratıcı'nın ilminden' kaynaklanan bir dizayn olduğunu kabul etmek, daha mantıklı.

-Bu dizayn kavramı, sizin de savunucuları arasında bulunduğunuz 'akıllı dizayn' (intelligent design) teorisinden geliyor sanırım. Sizce bu teori, canlılar arasındaki benzerlikleri daha mı iyi açıklıyor?

Evet, bu benzerlikleri dizaynla da açıklayabilirsiniz. Biliyoruz ki pek çok dizayncı veya mucit, farklı sistemlerde pek çok benzer parça kullanır. Meselâ somunlar, vidalar veya kablolar, pek çok farklı cihazda yer alır. Çünkü bunlar, söz konusu mekanik sistemleri yaparken kullanılabilecek en ideal parçalardır. Elbette her ikisi de kablo bulunduran iki makineden biri, diğerinden evrimleşerek ortaya çıkmamıştır. Ayrı ayrı tasarlanmışlardır. Biyolojideki benzerlikleri açıklamak için ortak dizayn kavramını kullanmak da son derece tutarlıdır.

-Söz konusu dizayn teorisi Darwinizm'i savunanlar tarafından kimi zaman şiddetli bir biçimde eleştiriliyor ve tartışma dışı bırakılmak isteniyor. Darwinizm'i biyolojinin reddedilemez bir parçası gibi göstermeye yönelik bir eğilim var. Bunun sebebi sizce nedir?

Bu sebep ilmî değil, felsefî ve ideolojik bir mahiyete sahiptir. Bazı bilim adamları, kâinatı ve hayatı, sadece tabiî faktörlere dayanarak açıklamak gerektiğe inanıyorlar. Bu inancın temelinde ise, kâinatın ve hayatın zaten sadece fizikî güçlerin ürünü olduğu ön kabulü yatıyor. Peki ama böyle değilse? Bir gözlük gördüğümüzde bile, bunun sadece fizikî güçlerin ürünü olmadığına, akıllı ve sanatkâr bir gözlükçü tarafından yapıldığına hükmedebiliyoruz. Hayat ise, bundan binlerce kere daha kompleks. Dolayısıyla hayatın da yaratılmış olması gerektiği neticesine varıyoruz. Burada önemli olan, ilmî delilleri mümkün olduğunca önyargı olmaksızın değerlendirebilmek.

Darwinistler, bilimin, madde ötesi bir gücü kabul edemeyeceği iddiasındalar. Oysa 19. yüzyılın ortalarına kadar bilim adamlarının büyük bir çoğunluğu bir yaratıcı gücü, yani Allah'ı kabul ediyordu. Bilimin materyalist olması gerektiği iddiası, Darwin sonrasında yaygınlaşmış bir görüştür; ancak bu iddia ilmî delillerle giderek daha fazla çelişmektedir. Bilim, hayatın materyalist bir açıklamasını yapmak için değil, doğru açıklamasını yapmak için çalışmalı. Bazı insanların felsefî kabulleri rahatsız edilse de, verilerin peşinden gidilmeli.

-’Darwin'in Kara Kutusu’ adlı kitabınız, National Review dergisi tarafından 20. yüzyılın en önemli 100 kitabından biri olarak gösterildi. Bu kitabı bu kadar önemli kılan husus sizce neydi?

Bunun sebebi kitapta yer alan yeni ve orijinal bilgiler değil aslında. Sadece okuyucuya, hayatın moleküler seviyesinde çok hassas ve kompleks sistemler bulunduğunu ve bunun da şuurlu bir plânlama ve organizasyona delil oluşturduğunu gösterdim. Çoğu insan hayata sathî bir nazarla baktığında, bitkileri, hayvanları, kuşları veya balıkları müşahede ettiğinde, bunlarda bir plân ve program olduğunu hissedebiliyor. Ama okullarda öğretilen Darwin'in evrim teorisi, tabiattaki bu nizâm ve sistemin, bir Sanatkâr olmadan açıklanabileceğini söylüyor. Kitabımın sanırım en büyük tesiri; Darwinist açıklamanın çok sathî ve yanıltıcı olduğunu göstermek oldu.

- Sizce Darwinizm'in karşılaştığı en büyük mesele nedir?

Darwinizm'in en büyük problemi, yeni biyolojik yapıların, yeni canlıların nasıl ortaya çıktığını açıklamaktır. Darwinizm, zaten var olan biyolojik yapıların küçük değişmelere nasıl uğrayabileceği konusuna ışık tutabilir. Meselâ Galapagos adalarındaki ispinozların gagalarında küçük farklar doğmasına dair bir açıklama sunabilir. Ama kuşlar ilk başta nasıl ortaya çıktı? Kuş tüyü veya kanadı gibi kompleks organlar nasıl oluştu? Beyin, göz, akan kandaki pıhtılaşma gibi çok fazla parçanın uyum içinde işlemesiyle çalışan hassas organ ve sistemler nasıl var oldu? Darwinizm'in bunları açıklaması imkânsız; çünkü bunların her biri, ancak eksiksiz olduklarında vazife görebilen son derece karmaşık yapılar. Bunların menşeini açıklamanın en tutarlı yolu, şuurlu ve sonsuz kudret sahibi, tabiatüstü bir Yaratıcı'nın müdahalesini kabul etmektir.

- Darwinizm’in geleceğine dair bir beklentiniz var mı? Darwinizm yaşayacak mı?

İnanıyorum ki, Darwinizm sahneden çekilme yolunda. Hayatın açıklamasının bu teoriyle mümkün olmadığı görülecek ve teori terk edilecek. Bu sonuca giden süreç başlamış durumda zaten. Bunun sebebi de benim tarafımdan veya başka bilim adamları tarafından yapılanlar değil. Hayat hakkında ne kadar çok şey öğrenirsek, onun ne kadar kompleks olduğunu o kadar iyi anlıyoruz. Bilim adamları, bu kadar kompleks yapıların Darwin'in öngördüğü gibi gâyesiz, tesadüfî mekanizmaların ürünü olamayacağını görmeye başlıyorlar.

- Bilindiği gibi Darwinizm'i savunanlar genellikle kendilerinin ilmî bir zeminde düşündüklerini, kendilerine karşı çıkanların ise sadece dinî inançlara dayandıklarını söylerler. Sizin tarif ettiğiniz tablo ise bunun doğru olmadığını gösteriyor gibi. Ne dersiniz?

Evet, tam da o şekilde. Darwinizm'e karşı geçmişte pek çok insan sadece dinî kaynaklara dayanan itirazlar öne sürerdi. Teorinin savunucuları ise, bugüne kadar bilimin kendi taraflarında olduğunu iddia ettiler. Oysa 20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren elde edilen şaşırtıcı ilmî bulgular, tabloyu tersine çeviriyor. Bugün Darwin'e karşı itirazımız, bilmediklerimizden değil, bildiklerimizden kaynaklanıyor. Dogmatik düşünce yolunu seçenler ise artık Darwinistler. Biz onlara, canlılığın plânlı ve programlı yaratıldığını gösteren ilmî deliller sunuyoruz, onlar ise bunları, sadece felsefî ve ideolojik dünya görüşleri sebebiyle reddediyorlar.

Zaten ilmî devrimlerin öncesinde, eski teorileri bu şekilde ısrarla savunan bağnazlar olur. Ama sonra bilim, yanlış teoriye karşı galip gelir. Darwinizm'in de yakında başına bu gelecek

ALINTI.

 

Kanıtlandı.

 

MUTA.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Muta Kardes Emegine Saglik Harika olmus. hala Bilim Ve Evrrim Diye Yaratani İnakr edenler Anlamamazliktan gelecekse söylenecek laf yok.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir CYRANO

ya cidden bir şeyi merak ediyorum.

 

Hala sıkılmadınızmı şu HY zırvalarından. :)

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

((: sen ne zaman Darwinin zirvalarindan bikarsan bizde Harun yahyadan bikariz gözüm... sizde HY Yan etki yapiyor ama ne yaparsiniz iste adam sizin tüm dayanaklarinizi cürütüyor calisiyor calisiyor :D ....

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

((: sen ne zaman Darwinin zirvalarindan bikarsan bizde Harun yahyadan bikariz gözüm... sizde HY Yan etki yapiyor ama ne yaparsiniz iste adam sizin tüm dayanaklarinizi cürütüyor calisiyor calisiyor :D ....

ben ne darwını nede harun yahyayı destekliyorum.gelin ortak bir kelimeye"lailahe illallah"

şakası bir yana HY bilimsel değil,darwınde ewrimi tesadüflerle açıkladığı için mazur değil

çünkü hayat tesadüflerle açıklanacak gibi değil.harun yahyacılar ile dinsizler bu konuda uyanırsa inşaallah insanlığı güzel günler bekleyebilir.selam ile

 

not:cyrano sen ateist misin?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir CYRANO

ben ne darwını nede harun yahyayı destekliyorum.gelin ortak bir kelimeye"lailahe illallah"

şakası bir yana HY bilimsel değil,darwınde ewrimi tesadüflerle açıkladığı için mazur değil

çünkü hayat tesadüflerle açıklanacak gibi değil.harun yahyacılar ile dinsizler bu konuda uyanırsa inşaallah insanlığı güzel günler bekleyebilir.selam ile

 

not:cyrano sen ateist misin?

 

not : hayır değilim.

 

ve senin söylediğininde, "evrim teorisi insan maymundan gelmiştir" söylemiyle aynıdır. Çünkü Evrim Teorisi hayatı tesadüflerle açıklamaz.

 

Ve sende Bilimsel bulmadığın HY'nın iddiasını savunuyorsun. Çünkü evrim teorisini ucundan kıyısından okuyan herkes bilirki. Darwin hiç bir şeyi tesadüfe bağlamaz. "Uygun şartlar oluştuğunda" der Darwin.

 

Ve yine bilim bir şeyin altını esasta çizer. Doğada bir şeyin gerçekleşme ihtimali varsa mutlaka gerçekleşir.

 

Dünya 5 milyar yaşında insanlık tarihi ise, yüzmilyonlarla ifade ediliyor. Biz milyarlarca yıldan bahsediyoruz.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

not : hayır değilim.

 

ve senin söylediğininde, "evrim teorisi insan maymundan gelmiştir" söylemiyle aynıdır. Çünkü Evrim Teorisi hayatı tesadüflerle açıklamaz.

 

Ve sende Bilimsel bulmadığın HY'nın iddiasını savunuyorsun. Çünkü evrim teorisini ucundan kıyısından okuyan herkes bilirki. Darwin hiç bir şeyi tesadüfe bağlamaz. "Uygun şartlar oluştuğunda" der Darwin.

 

Ve yine bilim bir şeyin altını esasta çizer. Doğada bir şeyin gerçekleşme ihtimali varsa mutlaka gerçekleşir.

 

Dünya 5 milyar yaşında insanlık tarihi ise, yüzmilyonlarla ifade ediliyor. Biz milyarlarca yıldan bahsediyoruz.

mademki imanlısın o haldde kardeşim sayılırsın

bu konuda delileriyle belgeleriyle bir başlık açsana ,ateistlerede cevap olmuş olur,

selam ve dua ile

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

evet yanlıştı darwın,darwın materyalizme delil getirmek için bu teoremi kurdu..

 

teorem yani ispatı zaman içinde mümkündür...yani dünya yokolduğunda diyebileceğiz darwın haklı idi yada haksız idi diye.çok geç olacak ama :D

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir CYRANO

evet yanlıştı darwın,darwın materyalizme delil getirmek için bu teoremi kurdu..

 

teorem yani ispatı zaman içinde mümkündür...yani dünya yokolduğunda diyebileceğiz darwın haklı idi yada haksız idi diye.çok geç olacak ama :D

 

Evrim Teorisi bir teorem değil, teoridir. Bilimsel teoriler ispatlanamaz.

 

Şu anda dünyanın güneşin etrafında döndüğüde bir teoridir. Kimsenin bunun gerçekliğinden şüphesi yoktur. Ancak Bilimsel bir teori matematikteki gibi ispatlanabilir bir şey değildir.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

teorem teorinin farklı bı telafuzu okadar :D evet ispatlanabilir değil,o nedenle çürütülmeye de mahkum olabilir netıce itibariyle

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir CYRANO

teorem teorinin farklı bı telafuzu okadar :D evet ispatlanabilir değil,o nedenle çürütülmeye de mahkum olabilir netıce itibariyle

 

arkadaşım teori ve teorem birbirinden oldukça farklı şeylerdir. Teorem, teorinin farklı bir telafuzu falan değildir.

 

Terom, Kanıtlanabilen bilimsel önermedir. Teoremler, deney ve deney ortamında gözlem araçlarıyla test edilebilirler.

 

Teori ise deneyin ve deney ortamının yaratılmasının mümkün olmadığı konulardaki kuramlardır.

 

Suyun 100 derecede kaynadığını iddia etmek bir teoremdir. Zira alırsınız suyu 100 dereceye getirirsiniz. kaynayıp kaynamadığını görürsünüz.

 

Kainatın big bang patlamasıyla oluştuğunu öne sürmek ise bir teoridir. Çünkü bir tane daha big bang yapıp kainatın oluşup oluşmayacağını gözlemliyemezsiniz. Yani teorileri ispatlamak mümkün değildir.

 

 

Bütün teoriler çürütülebilir. Ancak Evrim Teorisi bu güne kadar çürütülememiştir. Bir teorinin nasıl çürütüleceğide bellidir.

 

Evrim teorisini elli sayfalık kitapçıklarla "çürüttüklerini" iddia eden kişilerin yazdıklarını ise. Bu güne kadar dünyada kabul eden herhangi bir üniversite yoktur.

 

Artı Teorem ve Teoriyi aynı şey sanan bir kişi de, Bilime, Evrim Teorisinin doğru olup olmadığını söyleyemeyecek kadar uzaktır.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

 

Artı Teorem ve Teoriyi aynı şey sanan bir kişi de, Bilime, Evrim Teorisinin doğru olup olmadığını söyleyemeyecek kadar uzaktır.

 

vay be desenize biizim profs.ler bizi kandırmış.anlaşılan onlarda bilime uzak :D

 

benım anlatmaya çalıştığım şeyi dönüp dolaşıp bana anlatıyorsunuz.sorun nerde acaba

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

evrim teorisine göre canlılık tesadüflerle ortaya çıkan bir ilk hücreyle başlamıştır. Bu canlı hücre de yine tesadüfler sonucunda gelişip evrimleşmiş ve çeşitlenerek dünya üzerindeki milyonlarca farklı türü oluşturmuştur.

 

Ünlü İngiliz paleontolog (fosil bilimci) Derek W. Ager, bir evrimci olmasına karşın evrim teorisinin tüm iddialarını geçersiz kılan bu açık gerçeği şöyle itiraf eder:

Sorunumuz şudur: Fosil kayıtlarını detaylı olarak incelediğimizde, türler ya da sınıflar seviyesinde olsun, sürekli olarak aynı gerçekle karşılaşırız; kademeli evrimle gelişen değil, aniden yeryüzünde oluşan gruplar görürüz

 

Canlılar alemi, biyologlar tarafından bitkiler, hayvanlar, mantarlar gibi temel "alemlere" ayrılır. Bunlar da kendi içlerinde ilk olarak farklı "filum"lara bölünürler. Bu filumlar belirlenirken, her birinin tamamen farklı vücut planlarına sahip oldukları göz önünde bulundurulmuştur. Örneğin artropodlar (eklem bacaklılar) kendilerine has bir filumdur ve filuma dahil edilen tüm canlılar temelde benzer bir vücut planına sahiptir. Chordata olarak adlandırılan filum ise, merkezi bir sinir ağına sahip olan canlıları barındırır. Bizim için tanıdık olan balıklar, kuşlar, sürüngenler, memeliler gibi hayvanların tümü, Chordata'nın bir alt sınıfı olan omurgalılar kategorisine dahildir.

 

Hayvanların farklı filumları arasında, ahtopotlar gibi yumuşak bedenli canlıları barındıran Molluska filumu ya da yuvarlak solucanları barındıran Nematoda filumu gibi çok farklı kategoriler vardır. Bu kategorilerin en önemli özelliği ise, başta da belirttiğimiz gibi tamamen farklı vücut planlarına sahip olmalarıdır.

 

Peki bu farklı canlılar nasıl ortaya çıkmıştır?

 

Önce evrim teorisinin bu konudaki varsayımını ele alalım. Bilindiği gibi teori, canlılığın tek bir ortak atadan geldiğini ve küçük değişimlerle farklılaştığını öne sürmektedir. Bu durumda, canlılığın, ilk başta birbirine çok benzer ve basit formlarda ortaya çıkmış olması, sonra zamanla gelişip çeşitlenmesi gerekir.

 

Yani evrim teorisine göre, canlılık tek bir kökten gelen, ancak sonra dallara ayrılan bir ağaç gibi olmalıdır. Nitekim bu varsayım Darwinist kaynaklarda ısrarla vurgulanır ve "hayat ağacı" kavramı sık sık kullanılır. Bu hayat ağacına göre, önce tek bir filum oluşmalı, sonra diğer filumlar küçük küçük değişimlerle ve uzun zaman dilimleri içinde yavaş yavaş belirmelidir

 

Evrim teorisinin iddiası budur. Peki ama gerçekten böyle mi olmuştur?

 

Kesinlikle hayır. Aksine, hayvanlar, ilk ortaya çıktıkları dönemden itibaren çok farklı ve kompleks yapılara sahiptirler. Bugün bilinen tüm hayvan filumları, yeryüzünde aynı anda, Kambriyen devri olarak bilinen jeolojik dönemde ortaya çıkmışlardır. Kambriyen devri, yaşı 530-520 milyon yıl olarak hesaplanan 10 milyon yıllık bir jeolojik dönemdir. Bu devirden önceki fosil kayıtlarında, tek hücreli canlılar ve çok basit birkaç çok hücreli dışında hiçbir canlının izine rastlanmaz. Kambriyen devri gibi son derece kısa bir dönem içinde ise (10 milyon yıl, jeolojik anlamda çok kısa bir zaman dilimidir) bütün hayvan filumları, tek bir eksik bile olmadan bir anda ortaya çıkmışlardır!

 

Kambriyen kayalıklarında bulunan fosiller, salyangozlar, trilobitler, süngerler, solucanlar, denizanaları, denizyıldızları, yüzücü kabuklular, deniz zambakları gibi çok farklı canlılara aittir. Bu tabakadaki canlıların çoğunda, modern örneklerinden hiçbir farkı olmayan, göz, solungaç, kan dolaşımı gibi kompleks sistemler, ileri fizyolojik yapılar bulunur. Bu yapılar hem çok kompleks, hem de çok farklıdır. Evrimci literatürün popüler yayınlarından Earth Sciences dergisinin editörü Richard Monestarsky, Kambriyen Patlaması hakkında şu bilgileri vermektedir:

 

Darwinizm'in dünya çapındaki en önemli eleştirmenlerinden biri olan Berkeley Üniversitesi profesörü Philip Johnson, paleontolojinin ortaya koyduğu bu gerçeğin, Darwinizm'le olan açık çelişkisini şöyle açıklamaktadır:

 

Darwinist teori, canlılığın bir tür "giderek genişleyen bir farklılık üçgeni" içinde geliştiğini öngörür. Buna göre canlılık, ilk canlı organizmadan ya da ilk havyan türünden başlayarak, giderek farklılaşmış ve biyolojik sınıflandırmanın daha yüksek kategorilerini oluşturmuş olmalıdır. Ama hayvan fosilleri bizlere bu üçgenin gerçekte başaşağı durduğunu göstermektedir: Filumlar henüz ilk anda hep birlikte vardır, sonra giderek sayıları azalır.

 

Philip Johnson'ın belirttiği gibi, filumların kademeli olarak oluşması bir yana, tüm filumlar bir anda var olmuşlar, hatta ilerleyen dönemlerde bazılarının soyu tükenmiştir. Çok farklı canlıların bir anda ve kusursuz şekilde ortaya çıkmalarının anlamı ise, evrimci Futuyma'nın da kabul ettiği gibi, yaratılıştır.

 

Görüldüğü gibi eldeki bütün bilimsel bulgular evrim teorisinin iddialarını geçersiz kılmakta ve yaratılış gerçeğini gözler önüne sermektedir.

 

 

2/164- Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır

 

2/171- İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı anlamazlar

 

21/66- İbrahim şöyle dedi: “Öyle ise siz, (hâlâ) Allah’ı bırakıp da, size hiçbir fayda, hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız?”

 

22/5- Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan2, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan3 yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hale gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir.

 

55/3- İnsanı yarattı.

 

55/4- Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti.

 

56/57- Sizi biz yarattık. Hâlâ tasdik etmeyecek misiniz?

 

56/58- Attığınız o meniye ne dersiniz?!

 

56/59- Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan biz miyiz?

 

SON OLARAK BİZ DİNİMİZE KURAN-I KERİME İNANIYORUZ DARWİN-İ VE GORUŞLERINI KALE BİLE ALMIYORUZ ÇOK SAÇMA HATTA TAMAMEN SAÇMALIK OLDUĞU İÇİN BİLİM DEYIP SAÇMALIK YAPIYORSUNUZ YA BİLMİYORSUNUZ

 

YADA DARWİNİN DEDİĞİ GİBİ : BİZ EVRİME GERÇEKTEN EVRİM OLDUĞU İÇİN DEĞİL VEYA EVRİM OLAYI GERÇEKLEŞTİĞİ İÇİN DEĞİL SADECE EVRİMİN OLMASINI İSTİYORUZ

ÇÜNKÜ EVRİM VARSA YARATILIŞ YOKTUR DARVIN KENDİNİN GENÇLIĞINDE BIR RAHIP OLDUĞU DUŞUNULURSE ALLAH KORKUSUYLA YAŞAYIP HAYATIMI MAHVETMEKTENSE ZATEN ALLAHA İNANMIYORUM EN AZINDAN KENDİMİ AVUTAYIM DİYEREK EVRİMİ ORTAYA ATMIŞ

ONUN BU RUHİ BUNALIMINDA OLANLARDA ONUN PEŞİNDEN SURUKLENMIŞTIR

VESSELAM

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

attack han'a teşekkürler, yazdığın metinler inananlar için çok güzel ama herkes bir değil. bende bir şeyler ekleyeyim, şahsa karşı bir yazı değildir, eğer isim verdi isem iyi insanları yanlış konuşanlardan sakındırmak içindir. Yanlış anlaşılmak istemem, şimdiden özürlerimi beyan ederim...

 

kendisinin ağzından duyduğum şeylerden sonra süleyman ateş'ten bir delil asla olamaz, bir zamanlar dua mecmuası kitabını derleyip sonra da bu kitabı derlediğime pişmanım diyen birisi.(Rabbim onu affetsin, Hidayet nasib etsin). makamı ve geldiği yer beni ilgilendirmez önemli olan müslümanlara faydalı olmaktır. hristiyanlık , yahudilik ve İslamiyeti birleştirmeye çalışan birinden asla ve asla fayda gelmez.

 

evrim teorisini kabul edenlere fazla bir şey söylemeye gerek yok. ayrıca her hangi şey bir hakkında Kuran ve Hadis'ten delil getirmek ciddi bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun bedelini kişi ancak Ahirette tam olarak anlayabilir. Hidayet sadece Allah'tandır. İnanmak veya inanmamak kişiyi ilgilendirir. Biz kimseyi inandırmak zorunda değiliz. Üslubunca doğruları söyler geri kalanını Allah'ın inayetine bırakırız.

 

Bu arada Huccetu-l'İslâm Muhyiddînu-bnu 'Arabî (tam arabi yazım karşılığı) farklı bir insandır. Sakın bana onu anladığınızı iddaa etmeyin. çünkü O Zatın zamanında ve sonrasında mevcud olan Alim Zatlar bile kendisini anlamadığını söylüyorlar. Yine çok rica ediyorum, lütfen Ayet veya Hadis delil getirirken, Ayet veya Hadis'in metnini, muteber olan(yani kendi nefsine göre dini yorumlamayan) bir Alim'in şerhini yani kaynaklarını sunması gerek. Din hududuna giren bütün konuların ne kafadan nede ezberden konuşulması tehlikelidir.

 

Ayetlerin tefsirine bakılırsa yahudi ve hristiyanlarda cismen suret değişikliği olmuştur. Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)'in hürmetine mebnî bu ümmetten cismi suret değişikliği kaldırılmıştır. bunu zaten herkes biliyordur. Bir hristiyan veya yahudi atasının hayvan olduğunu iddia edebilir buna karışmayız. Ama Müslüman bir kimsenin bunu iddaa etmesi ğayretime dokunuyor.

 

Ne demek biz evrimle hayvandan gelme konusunu tartışmıyoruz. Evrimle insanın gelişimini kastediyoruz. Bir kere bu tartışmayı başlatan ve bu fikri ortaya atan kimdir ve ne amaçla ortaya atılmıştır. evrim teorisinin neyi ispatlanmış, ezbere konuşmayalım. bulunan kalıntıların insana değil de maymuna ait olduğu yıllar önce kabul gördü. üniversiteden bana ne hiç bir şekilde insanlığın faydasına çalışmayan bir topluluk. sadece para ve mevki, ama iyi niyetli ve ğayretli olan bilim adamları müstesna. bu arada ne kadar bilimsel çalışmanız var bunu da merak ediyorum, elin yahudisi ortaya bir fikir atmış bunu savunuyorsunuz. konuştuğum bir sürü yahudiler bile bunu kabulden imtina ediyor.

 

lütfen bu mevzular işimiz olmamalı, daha ciddi işlerle meşkul olmalıyız. Ahirette her hareketimizden, her söylediğimizden hesaba çekileceğiz, tabi ki inananlar için...

 

Sizleri fazla rahatsız etmeden kısa bir şey yazacağım.

 

bu konuştuğumuz mevzular karşılıklı ve yüzyüze olmalı bence.

 

çünkü "YÜZ YÜZDEN UTANIR, GÖZ GÖZDEN TERBİYE ALIR"

 

Bu sebeple yüz yüze bakmadan, gözde gözden samimiyeti anlamadan ilim hasıl olmaz. yalnızca cevap yetiştirme olur. Herkes sağlıcakla kalsın.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

ingilizlerin türklere bakışı;

İngiliz başbakanı Gladstone'un "Türkler insanlığın insan olmayan numuneleridir. Medeniyetimizin bekası için onları Asya steplerine geri sürmeli veya Anadolu'da yok etmeliyiz"

 

İstanbul: Vatan Yayınları, 1985, s. 231

 

önemli olan ben türk olduğum için benim için çok önemli

 

by maymun ( Francis Darwin)diyorki;

"Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu ispatlayabilirim. Düşünün ki, birkaç yüzyıl önce Avrupa, TÜRKLER tarafından işgal edildiğinde, Avrupa milletleri ne kadar büyük risk altında kalmıştı, ama artık bugün Avrupa'nın TÜRKLER tarafından işgali bize ne kadar gülünç geliyor. Avrupa ırkları olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde TÜRK BARBARLIĞINA karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, BU TÜR AŞAĞI IRKLARIN ÇOĞUNUN MEDENİLEŞMİŞ YÜKSEK IRKLAR TARAFINDAN ELİMİNE EDİLECEĞİNİ (YOK EDİLECEĞİNİ) GÖRÜYORUM."

 

Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Vol. I, 1888. New York:D. Appleton and Company, s.285-286

 

Bu satırlarda Türk Milleti için söylenen sözlerin birer hezeyan oldukları, fanatikçe bir nefretin ve Türklük hakkındaki derin bir cehaletin ürünü oldukları açıktır. Nitekim bir sonraki bölümde Darwin'in bu hezeyanlarının ne denli gerçek dışı olduğunu Türk Milleti'nin tarihini ele alarak incelendiğinde ortaya çıkıyor.

 

bence burda bir bilim değil türk milletine karşi filim var üzüldüğüm nokta benim turk kardeşlerimin fazla bilmeden araştırmadan yanlış yollara gitmleridir

darwinist : somurgecilik demektir bilim değildir nitekim hala afrika can çekişiyor

darwinist : bir akımdır bilim değildir türk düşmanlığı yapıyor

darwinist : bir ingiliz goruşüdür bilim gorüşü değil

 

darwinist budur :Darwin'in Türk Milleti ile ilgili bu sözlerinin, İngiltere'nin Mısır'ı işgalinden bir yıl önceye rastlaması da oldukça anlamlıdır. Anlaşılan Darwin, İngiliz yönetiminin Mısır'ın işgali ile başlayacak bir "Osmanlı'yı parçalama" stratejisini kurduğu sıralarda, "Türklerin yakında yok olacaklarını görüyorum, bu doğal seleksiyonun gereğidir" diyerek, bu stratejiye katkıda bulunmuştur.

 

bunu savunan insan asla türk olamaz türk olan bu adami savunamaz

müslüman olmasi zaten imkansiz çunku imanın ilk şartı allahın varlığına ve birliğine inanmak

 

dawinizmin yerin dibne battiinin diğer başka yonude once evrim teorisinin ileri sürülmesi sonradan onu ispatlamanın derdine düşülmesidir buda zaten görüldüğü gibi milyarlarca dolarlar harcanmasına rağmen mumkun olmamaktadir olamayacaktir.

siz bir binayi 10.kattan hiç bir kolon olmadan yapmaya kalkışırsanız bu ne kadar *****ysa ewrim teoriside o kadar ****dır

 

bundan 1400 sene onceleri indiği için beğenmedığınız kuran-ı kerim size once bilimle bulmanızı sonra teori uretmenizi söylüyor

enam suresinde daha 6 yaşlarında olan ibrahim a.s ruhi hali anlatılıyor;

 

74. Hani İbrahim babası Âzer’e, “Sen putları ilah mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.

 

75. İşte böylece İbrahim’e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun.

 

76. Üzerine gece karanlığı basınca bir yıldız gördü. “İşte Rabbim!” dedi. Yıldız batınca da, “bunlar kendileri aciz güneşe dayanamıyorlar” dedi.

 

77. Ay’ı doğarken görünce de, “İşte Rabbim!” dedi. Ay da batınca, (bu da esyıldızlar gibi aciz)“Andolsun ki, Rabbim bana doğru yolu göstermezse mutlaka ben de *****lardan olurum” dedi.

 

78. Güneşi doğarken görünce de, “İşte benim Rabbim! Bu daha büyük” dedi. O da batınca (akşam olup güneşinde acizliği ortaya çıkınca)''kavmine dönüp'', “Ey kavmim!” Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım” dedi.

 

79. “Ben hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben Allah’a ortak koşanlardan değilim.”

 

vesselam

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Bilimsel bütün göstergelere rağmen, anketlere göre, evrenin dini kitaplarda yazıldığı gibi yaratıldığına inanların sayısı, evrime inanlarından daha çoktur. Bu Amerika için bile geçerlidir. Amerika’da bilim ile inanç son zamanlarda büyük bir savaş içindedir. Son zamanlara kadar, “aydınlanma” yolunu seçmiş görünen Amerikan yönetimi, yön değiştirmiş gibidir. Okullarda yaratılışın dini açıdan da ele alınmasını savunan kesim, yönetimden sıcak ilgi görmektedir. Esasında son Amerikan seçimini Cumhuriyetçi Bush, dini kesimin büyük katılımıyla almıştır. Bush yönetiminin seçilme uğruna “aydınlamayı” feda ettiğini söyleyenler vardır.

 

Demokrasi, bilimsel gerçeklerin, özellikle evrim gibi artık kanıtı gerçekleşmiş bir teoremin, halkın oyuna sunulmaması demek olmalıdır. Daha ileri bidiğimiz Amerika evrimi bile halkın onayına sunduktan sonra, Türkiye’de olan bitenleri yadırgamamamız gerekir.

 

 

nerde kanıtlanmış?? bazı dın duşmanlarının beynınde kanıtlanmış sadece başka kanıtlandığı tek yer yok ya ben ce aklı olan insanın şoyle az bıraz duşunse bu teorinin ne kadar ***** olduğunu bulmak zor değildir .

siyasi sebeplerle ortaya çıkan tum teoriler gibi ewrim teoriside tarihin derinliklerinde gezmekten başka yaptığı tek şey yok.

birde ewrim teorisini ispat etmek için yapılan sahtekarlıklar harcanan milyonlarca dolarlar????

kanıtlanmış bi teori neden sahtekarlıklarla delilendirilmeye çalışılsın burda bi tezat yokmu karaya çıkan ilk balıktan tutun insan çenesi geçirilmiş maymun kafatası yıllarca maymuna benzetilerek hapsedilip intihar eden afrikalı.....

sizce turk insanı siyasi sebeplerle ortaya atılan ve kendisini yoketmek için girişilen bu siyasi harakete katılsın yani barbar bir topluluk olduğunu ve yokeldimeye mahkum olduğunu idida eden bi teoriyi kabul etsin????

turk insani sizce bu kadar akılsızmı???

yoksa sizde askeri goreve davet eden demokratlardanmısınız ?????

sizleri bilmem ama bence turkler dunyanın en zeki insanları bu *****lıkları kabul edecek kadar ***** değiller başka bir *****lık deneyin

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

BİLGİer

ÖNCELİKLE RNA KENDİNİ REPLİKE EDEMEZ. BU DNA'NIN GÖREVİDİR. bU İŞ İÇİNDE RNAaz enzimi gereklidir. Enzim yada proteinin oluşumu genler tarafından kontrol edilir. 200 yıl önce yapılmış deneyle evrimi kanıtlamak doğru değildir. Evet deneyler yapılmıştır. Ama koşullar kontrollü bir düzenekle olmuştur. O zaman bütün evrenin bir kontrol mekanızması olmalı. Küçük çaplı değişimleri inkar etmek .....lık olur. Mutasyon ve adaptasyon gerçektir. Ama evrim her geçen gün hücre fizyolojisinin çözümlenmesiyle çürüyecektir.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Evrim teorisinin bilimsel anlamda dindarlar nazarinda da hak ettigi sayginligi kazanmasi gerektigini dusunuyorum. Canlilik konusunda ortaya konmus en kapsamli ve ikna edici cevaplara sahiptir. Dinsel dogmalarla, olur olmaz itiraz ve carpitmalarla karsi cikislar kabul edilemez. Iddia ediyorum, evrim'e karsi olanlarin evrim hakkindaki bilgilerinin cogu bu teoriyi curutmek icin dayanaksiz soylem ve sozde bulgulardan hareketle zihinleri bilim kilifiyla bulandiran dini yayin cevrelerinden elde edilmistir. Bir animi anlatayim:

 

Bir arkadasim, siklikla evrim uzerine tartistigimiz icin, bana evrimi guya curuten bir internet sitesinden ornek gosterdi. Bu ornekte yine guya Darwin kendi kendini curutuyordu ve kaynak da verilmisti. Kaynagin ingilizce linkinden ve ismiyle verilisi dikkatimi cekti. Bu durumda herkesin o kaynaga ulasip aslindan ogrenmesi bastan zorlastirilmisti. Bir de yazarda, genelde hepsinde olan, bir guven vardi. O da, nasil olsa cok fazla insan kaynaga muracaat etmeye ihtiyac duymayacakti. Cunku hitap ettigi kesimin duymak istediklerini yaziyordu ve hitap edilenler icin bundan daha guzeli olamazdi! Neyse, verilen kaynagin ismini tarattim ve orjinal metnine ulastim. Meger "Iste Darwin kendi kendisini curutuyor" diye sunulan safsata Darwin'in teorisinin zayif gorulebilecek noktalarina dair cikardigi sorulardan birisiydi, ki her teoride bu zaten yapilir. Darwin ayni zamanda sozkonusu soruya cevap da vermis ancak bizim isguzarlar o cevabi gormezden gelip tipki Turan Dursun'un ve digerlerinin Kur'an'dan bazi ayetleri cimbizla secip butunlugunu bozmasi gibi bir yola basvurmuslardi.

 

Teori'nin teorem haline donusturulmesi ise yazik ki benzer bir mantigin urunudur. Bilim cevrelerinde oldukca saygin bir teori olmakla beraber hala tartisildigini da unutmamak gerekiyor. Evrim'e karsi bazi bilim adamlarinin yaptigi arastirmalari "falan bilim adami katoliktir, evrim vardir diyor ama tanri baslatmistir inancinda, tanriyi isin icine sokmaya calisyor..." turunden yaklasimlar saplantili bir aklin eseri olabilir ancak. Cunku bilimin en onemli ozelligidir kendi kendini curutmeye donuk arastirmalar, arayislar icine girmek. Bilim sayet vardigi her sonucu ideolojik hale getirseydi bugun bu konumundan cok gerilerde olurdu. O yuzden bazi ateistlerin birtakim kisilere ait evrim yanlisi keskin soylevlerin ustune hemen atilip aksi yondeki itirazlara kulaklarini tikamasi ile bazilarinin dini dogmalarla karsi cikmasi arasinda hic de fark olmadigi gorusundeyim. Biri mutlaka dogrulanacak, hatta kesin dogrulandi diyor (ki bu bilimsel degildir), digeri mutlaka curutulecek diyor (bu da mantikli degildir). Ben de kafama takilan bir hususu acmak istiyorum bu arada;

 

Indirgenebilirlik kavrami ile teori kompleks yapiya sahip sistemlerin cok daha basit hale indirgenebileceklerini ve sonra da kademe kademe gelismis olabileceklerini soyluyor. Hatta Darwin bu konuda soyle bir gorus belirtiyor: "Eger birbirini takip eden cok sayida kucuk degisiklikle kompleks bir organin olusmasinin imkansiz oldugu gosterilirse, teorim kesinlikle yikilmis olacaktir. Ama ben boyle bir organ goremiyorum." Akilli tasarim teorisi sahiplerinin (Dindarlarin evrime karsi cikislari turunden pesinen bir red var bu teoriye donuk, halbuki bence biraz beklemek gerekiyor cunku arastirmalari devam ediyor ama ideolojik saplantilar iste...), vurgu yaptiklari bir organ var. Ilgili kismi aynen kopyaliyorum:

 

""flagella" isimli organ, bazı bakteriler tarafından sıvı bir ortamda hareket edebilmek için kullanılır. Organ, bakterinin hücre zarına tutturulmuştur ve canlı ritmik bir biçimde dalgalandırdığı bu kamçıyı bir palet gibi kullanarak dilediği yön ve hızda yüzebilir.

 

Kamçının, önceden sanıldığı gibi basit bir titreşim mekanizmasıyla değil, çok karmaşık bir "organik motor" ile çalıştığı ortaya çıktı.

 

Bakterinin hareketli motoru, elektrik motorlarıyla aynı mekanik özelliğe sahiptir. İki ana bölüm söz konusudur: Bir hareketli kısım (rotor) ve bir durağan kısım (stator).

 

Bu organik motor, mekanik hareketler oluşturan diğer sistemlerden farklıdır. Hücre, içinde ATP molekülleri halinde saklı tutulan hazır enerjiyi kullanmaz. Bunun yerine kendine özel bir enerji kaynağı vardır: Bakteri, zarından gelen bir asit akışından aldığı enerjiyi kullanır. Motorun kendi iç yapısı ise olağanüstü derecede komplekstir. Kamçıyı oluşturan yaklaşık 240 ayrı protein vardır. Bunlar kusursuz bir mekanik tasarımla yerlerine yerleştirilmiştir. Bilim adamları flagella'yi oluşturan bu proteinlerin, motoru kapatıp açacak sinyalleri gönderdiklerini, atom boyutunda harekete imkan sağlayan mafsallar oluşturduklarını ya da kırbacı hücre zarına bağlayan proteinleri hareketlendirdiklerini belirlemişlerdir. Motorun işleyişini basitleştirerek anlatmak amacıyla yapılan modellemeler bile, sistemin karmaşıklığının anlaşılması için yeterlidir."

 

Michael J. Behe kitabinda ornekledigi bu organ icin hicbir sekilde basite indirgenemeyecek bir yapida oldugu gorusunu dile getiriyor. "flagella"yi olusturan molekuller parcalarin tek bir tanesi bile olmasa flagella (kamci) calismaz ve dolayisiyla bakteriye hicbir faydasi olmaz. Bakteri kamcisinin ilk var oldugu andan itibaren eksiksiz olmasi gerekmektedir.

 

Sayet Behe hakliysa, bu durumda evrim teorisinin "kademe kademe" gelisim modeli anlamsizlasmaktadir.

 

Konuya hakim olanlar varsa, su flagella ile ilgili bilgi verirlerse sevinirim. Behe boyle diyor ama baskalari ne diyor bilmiyorum. Simdiden tesekkurler bilgilendirme oldugu taktirde.

 

Selam ile..

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Aslında zamanına göre değerlendirildiğine darwin'in yanlış olmadığını düşünebiliriz.günümüz teknolojisi herşeyi daha açık ve net bir şekilde gerçekleri ortaya koyuyor.o zaman şartlarında bir hücrenin varlığı biliniyordu ama tanımlarken içi jöle dolu baloncuk diye adlandırılıyordu.şimdiki bilgiler ışığında değerlendirdiğimizde darwin yanlıştır deriz.eğer bugün darwin olsaydı böyle bir teori ortaya koymazdı.bunu bu şekilde değerlendiriyoum.ama hala darwin'in teorisinin doğru olduğunu söyleyenler var.maymunlar bizim atamızdı diyen bilim adamı sıfatında kişiler var.onlara soruyorum biz maymundan türeyip insan olduk tav peki bu maymunlar neden hala maymun?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Aslında zamanına göre değerlendirildiğine darwin'in yanlış olmadığını düşünebiliriz.günümüz teknolojisi herşeyi daha açık ve net bir şekilde gerçekleri ortaya koyuyor.o zaman şartlarında bir hücrenin varlığı biliniyordu ama tanımlarken içi jöle dolu baloncuk diye adlandırılıyordu.şimdiki bilgiler ışığında değerlendirdiğimizde darwin yanlıştır deriz.eğer bugün darwin olsaydı böyle bir teori ortaya koymazdı.bunu bu şekilde değerlendiriyoum.ama hala darwin'in teorisinin doğru olduğunu söyleyenler var.

 

maymunlar bizim atamızdı diyen bilim adamı sıfatında kişiler var.

onlara soruyorum biz maymundan türeyip insan olduk tav peki bu maymunlar neden hala maymun?

 

"Maymunlar bizim atalarımızdı" diyen bilim adamı sıfatında kişiler elbette var değerli kardeşim...

 

 

Ancak sizin dediğiniz anlamda değil...

 

Bunu söyleyenler bilim adamı da değil...

 

Bunu söylemiş bir tek bilim adamını örnek olarak gösteremezsiniz...

 

 

Evrim teorisi "Maymunların bizim atalarımız" olduğunu söylüyor diyerek...

 

Bu söylem içinde olanlar bilim adamları değil...

 

Evrim teorisine dinsel inançları nedeniyle karşıt olanlar...

 

Teorinin özünü tartışmak yerine onu sulandırmaya, yapay demagojik çıkarımlar üretmeye çalışanlar...

 

 

Bilim adamı sıfatıyla ortaya çıkan HY ve onun gibiler biliyorlar ki...

 

Teorik tartışmalar, günlük yaşamın zorluklarıyla uğraşan büyük çoğunluğun uzak durduğu ve

 

bu nedenle sulandırılarak rahatlıkla dejenere edebilecekleri,

 

kavram karışıklıkları yaratacak sloganvari yaklaşımlarla kafaların karıştırılabileceği konulardır...

 

 

Oysa sizin yapmanız gereken birilerinin ajitasyonlarıyla, kulaktan dolma yaklaşımları dillendirmek yerine...

 

Duyarlı ve tutarlı yaklaşımlar sergilemenin gereğine inanıyorsanız...

 

Konu hakkında, teorinin kendisi üzerine yazılmış yayınları okuyup, araştırıp, öğrenip ve

 

gerçekten kavradığınıza kanaat getirdikten sonra düşüncelerinizi belirtmelisiniz...

 

 

Tabi, bilimsel konularda bilgi sahibi olmadan görüş belirtmemek gibi bir kaygınız varsa ...

 

*tna

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir ali0_1

Bilimde bulguların değerlendirilmesi en önemli safhadır;ayrılıklar ve bilimde olması gereken farklı yaklaşımlar daha çok buradan sonra başlar...

 

Mutasyon;çeşitlilik;bağışıklık kazanma vs....

 

Şimdi bunlar bir şekilde tanımlanmış olan ve gözlenebilen olaylar;ama iş olayların kökenine gelince doğal olarak "yorum" faktörü vardır ortada...

 

Bunlar birilerine göre evrimin kanıtı olabileceği gibi birilerine göre de muhteşem yaradılışı kanıtlayabilir...

 

İnsan işidir bilim;bilim insandan soyutlanamaz;insan aklı ve vicdanıyla-fikri ve hissiyatı ile vardır;o zaman insan bunlardan ayrılamaz;temel hayat görüşü ve duruşu bulguların değerlendirilmesi sürecinde tabii olarak devreye girer;bilime zarar verecek olan veri elde etme sürecindeki gerçeklerden uzak kalmak ve sonrasında "tek" düşünce kabul etmektir...

 

Halbuki "tek" doğru üzerinden yürütülen çalışma son derece "dogmatik" olacaktır...

 

Yani Darwin doğru diyen de çıkar yanlış diyen de ama kimse bu duruşları "kendince" bilim dışı ilan edip;salt "yıkma" amaçlı girişimlerde bulunamaz;sonuç alamaz...

 

Bilim ve Teknik dergisini ele alayım;evrime yakın yazılar yer alıyor;dergiyi okurken ben evrimi mutlak doğru kabul etmeyen biri olarak eleştirel baktığım zaman aslında çoğu cümlenin gerçekten yukarıda anlattığım gibi bilimsel verilerin değerlendirilmesi(kendi anlayışlarıyla) üzerine olduğunu görüyorum;daha sonra evrim karşıtı bazı yayınlara bakınca ve acaba diyebilince görüyorum ki bu insanlar da sonuç olarak kendi inanış ve anlayışlarından yola çıkarak kendi değerlendirmelerini yapıyor...

 

Şunu anlatamıyoruz bazı insanlara:Bilim her şeyi açıklayan gerçeklere ulaşamaz;ulaşabilseydi bilim bilimlikten çıkar yerini ideolojilere kesin olarak bırakırdı;insan hayatı da sınırlı olacağından olabildiğince hayatımızı anlamlı ve doğru kılmak için çok yönlü olabilmek ve hissiyatı da her zaman göz önünde bulundurmak gerekir...

 

:zorro:

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

 

Şunu anlatamıyoruz bazı insanlara:Bilim her şeyi açıklayan gerçeklere ulaşamaz;ulaşabilseydi bilim bilimlikten çıkar yerini ideolojilere kesin olarak bırakırdı;insan hayatı da sınırlı olacağından olabildiğince hayatımızı anlamlı ve doğru kılmak için çok yönlü olabilmek ve hissiyatı da her zaman göz önünde bulundurmak gerekir...

 

:zorro:

 

İşte bu arkadaşım ;) ,insan ne kadar geniş ufka bakarsa o kadar şey görür,insan baktığı kadar görür çünkü :clover:

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

darwinin kara kutusu var bi onu okusanıza HY yazmamış bunu.

 

not: bende yazmadım :rolleyes:

 

 

dipnot: ben okumadım okuyan anlatsın azcık :D

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
darwinin kara kutusu var bi onu okusanıza HY yazmamış bunu.

 

not: bende yazmadım :rolleyes:

 

 

dipnot: ben okumadım okuyan anlatsın azcık :D

 

 

:lol:

evrim konusunda benım kendımce düşündüğüm bir hadıse daha var,mö tarıh başlamadan ve yazıya geçilmeden önce insanlar duygularını düşüncelerini taşlara,hayvan derilerine ağaç kabuklarına resımle anlatıyorlardı.Baktığımız da insan resımleri var.Eğer evrım teorısını kabul edersek bu resımlerde insan maymun arası resımler de olmalıydı.

Bilemıyorum bı yerde de okumadım bu sadece benım hıpotezım :sweatingbullets:

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İletiniz moderatör kontrolünden geçtikten sonra sitede gösterilmeye başlanacaktır. Eğer buna maruz kalmak istemiyorsanız lütfen hemen bir ÜYE OLUNUZ.

Misafir
İletinizi misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer üye iseniz lütfen GİRİP YAPARAK gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.