Jump to content
Sign in to follow this  
EmiLY_pandora

BU GECE EN HÜZÜNLÜ ŞİİRİ YAZABİLİRİM

Recommended Posts

kırgınım,saçılmış

bir nar gibiyim

 

sessiz akan bir ırmağım

geceden

git dersen giderim

kal dersen kalırım

 

git

dersen

kuşlar da dönmez,güz kuşları

yanıma kiraz hevenkleri alırım

 

ve seninle yaşadığım

o iyi günleri,

kötü

günleri bırakırım.

 

aynı gökyüzü aynı keder

değişen bir şey yok ki

gidip

yağmurlara durayım.

 

söylenmemiş sahipsiz

bir şarkıyım

 

belki

sararmış

eski resimlerde kalırım

 

belki esmer bir çocuğun dilinde.

 

bütün derinlikler sığ

sözcüklerin hepsi iğreti

 

değişen bir şey yok hiç

ölüm hariç.

 

aynı gökyüzü aynı keder.

 

behçet aysan...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Çık gayrı aklımdan çık

Sevdanı taşıyan bu yürek

Hasretini tartmıyor....

 

Gece kadar karanlık bu aralar yüreğim

sabaha ermiyor bu amansız yanlızlık

Sana sesleniyorum

Çık gayrı aklımdan çık.

Sevdanı taşıyan bu yürek

Hasretini tartmıyor.

Kaç zamandır çizmiyorum

O kadının resmini.

Bir rıhtım gibiyim,

Bir liman belki

Senden sonra uğrayanı olmayan.

Sen beni yarım bıraktın

Ben geleceğimi.

Kaç zamandır yazamıyorum hiç bir şeyi.

Toplayamıyorum 1 ile 1'i

Dedim ya çizemiyorum artık

Aynadan bakan beni.

Sen beni suskun bıraktın

Ben şiirleri.

Kaç zamandır alt alta koyamadım kafiyeleri

Çok oldu saymadığım koşturan saatleri

Zaman hatırlattıkça seni

Korktum gözyaşlarımdan

Ve durmadım ki şöyle dimdik

Bir aynanın karşısında

Çizebileyim

Senden arta kalan beni.

 

 

 

 

 

Kolay Gelsin

Share this post


Link to post
Share on other sites

Acemiydi sevdalarımız;

gördüğümüz yerde düşecek kadar

yanlış adreslere ulaşan mektuplar kadar sakardı düşlerimiz;

bilmiyorduk ki;

masumiyet, sadece biyografilerde ağlar......

 

artık derin uçurumlar sakladığımız bakışlarımız kaldı bize yakamoz kırığı aynalarda yüzleştiğimiz

gövdemizi yakarcasına çakan bir şimşektir şimdi gençliğimiz

kendimize çözülme zamanıdır; artık soldan sağa hiçbir şeyiz......

 

 

Çünkü pusuya düşürüldük!!

Ve düşürdük cebimizden elyazması ilk şiirimizi

Bir ablukada yitirdik; masum kokan nefesimizi.....

 

Bir iç kanamadır geçirdiğimiz

Kanımızdan;

yaktığımız gemiler geçmektedir

Zaman;

Protokol hayallerimizi; boş senetlere terk etmektedir....

 

Bakışlarımızdan kayan dilek taşlarımız var artık

Artık nikotin sarısı parmak uçlarımız

Ve dökülürcesine sararan dişlerimiz

Yaşama meydan okuyan biyografimiz

 

Şimdi biz;

bir şeyler yazmalıyız...

iadeli taahhütlü bir vasiyet bırakmalıyız

ardımızdan bakakalan gözlerin ıslaklığına

 

Şimdi biz;

heybetli yıkıntıların gölgesinde

o yıkılmışlığın tarifsiz sükunetinin

acıtan kederinde

çıplak...

cüretkar...

silahlarını teslim etmiş bir ordu kadar yalnızız

zamanıdır;

son hayalimizi bir kurşun gibi beynimize sıkmalıyız...

 

 

 

 

Kolay Gelsin

Share this post


Link to post
Share on other sites

ay®ılmak...

 

Dökülüyorum ağır ağır eriyorum içten içe...

Ağlıyorum kan dökerek..

Ağlatmamaya çalşıyorum karşımdakini...??!!

 

ilk defa kağıt kalemle yazıyorum...

daha bir zor oluyor böyle ayrılık

ilk defa ayrılmıyorum ama sanırım ki son da olmayacak...

taşıyorum, boşalamıyorum...

burama kadar geldi artık dökülüyorum...

boşa gidiyor tüm sevmeler, ey sevgili...

 

akışına bıraktım kendimi rüzgarın...

ve bir sonbahar yaprağı gibi...

çürüyorum uçuşuyorum...

kıvranıyor içimdeki kurtlar...

 

bitirmeden kalkıyorum şiiri..

hep yarım kalıyor bu ara sevmeler...!!!

sevgili;

buralarda zor hayatta kalmak, sevmeden sürekli...

köreltseler de beynimi, kesseler de dilimi...

yaksalar da kalbimi, yok etseler de beni,

yine avazım çıktığı kadar bağıracağım...!!!

hep... seviyorum seni...!!!

 

ayrılık bile bana koymaz artık...!

unutma and içtik biz...

ölüme bile gitsek, aşk zehrinden içicez...!

sen benden önce ayrılırsan, bu hayattan...

beni de bekle...!! köprüden atıp...

bedenimi, ayırayım ruhumdan...!!!!!

Share this post


Link to post
Share on other sites

ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ

 

gözlerin gözlerime değince

felaketim olurdu ağlardım

beni sevmiyordun bilirdim

bir sevdiğin vardı duyardım

çöp gibi bir oğlan ipince

hayırsızın biriydi fikrimce

ne vakit karşımda görsem

öldüreceğimden korkardım

felaketim olurdu ağlardım

 

ne vakit maçka'dan geçsem

limanda hep gemiler olurdu

ağaçlar kuş gibi gülerdi

bir rüzgâr aklımı alırdı

sessizce bir cıgara yakardın

parmaklarının ucunu yakardın

kipriklerini eğer bakardın

üşürdüm içim ürperirdi

felaketim olurdu ağlardım

 

akşamlar bir roman gibi biterdi

jezabel kan içinde yatardı

limandan bir gemi giderdi

sen kalkıp ona giderdin

benzin mum gibi giderdin

sabaha kadar kalırdın

hayırsızın biriydi fikrimce

güldü mü cenazeye benzerdi

hele seni kollarına aldı mı

felaketim olurdu ağlardım

ATİLAH İLHAN

Edited by gezgin

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bir Eskicide Bıraktım Yüreğimi

 

Tükenmeyen yollarda,bilinmeyen geleceklere

Yürüyerek geçiyor yaşam.

Uyandığımda bitecek bir rüya gibi.

Hiç durmadan,koştururcasına yürüyorum,

Durursam uyanacağım,

Yaşam bitecek sanki...

 

Ardıma bakmadan gidiyorum

Bir daha geçmeyeceğimi bildiğim yollardan.

Her adımda dağılıyorum.

Bir parçam,ellerimden düşer gibi,

Kayıp gidiyor benden...

Bir köşede gülüşümü bırakıyorum.

Bir gece yıldızlara bakarken,gözlerimi.

Sokak lambalarında, sessiz gölgelerimi.

Günbatımının kızıllıklarında çocukluğumu,

Gündoğumlarında,sabah çiğlerine karışan gözyaşlarımı...

Siyah beyaz bir fotoğrafta düşlerimi...

 

Oysa düşlemek ne güzeldi çocukken.

Nerden bilirdim yaşamın

Böyle parçalanarak süreceğini

Ve ömrümün,kendimi toplamakla geçeceğini...

Bir yap-bozum sanki,

Tek parçamı bile bulamadan,

Yeniden dağılıveriyorum.

 

Nerede başladı bu...

Hatırlamadığım kadar uzakta kaldı ilk kırıntılarım.

Her yiten parçada sessiz bir çığlık attı yüreğim,

Sel olup aktı da,kimseler görmedi.

Sessizce gelip toplamasını bekledim

O hep beklenen,ama hiç gelmeyenin...

 

Yüreğimde bir telaş,bir heyecan;

-Beni tamamla artık ! -der gibi çırpınan...

O değil miydi daha yolun en başında

Bin parçaya bölünüp dağılan...

İstesem de bulamam yüreğim.

Bir daha geçmeyeceğim bir yolda,

Bir eskiciye bıraktım seni,paramparça...

 

Çığlıkların paçalarımdan süzülüyor,

Kimseler görmüyor...

 

İşte böyle sürüyor yaşam

Yolun birinde eksilip,

Bir başkasında biraz artan...

 

Kim geri getirebilir,

Bir daha geçmeyeceğim bir yolda,

Bir eskicide kalan ,

O bir parçası hep eksik yüreği...

 

 

 

 

Kolay Gelsin

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şevval

Benden Önce Severse

 

 

 

Acımdanmı bilemem,

Yürüyemedim bu sabah

Çok sevdiğim sahili..

İçim sıkıldı bak şimdi..

Ya balıklarımı tutarsa birileri..

Ya martılarıma taş atarlarsa...

Hepsinden önemlisi

Ya benden önce biri görüp severse seni

KIRMIZI hırkanla o balkonda............

 

Ceyhun Yılmaz

Share this post


Link to post
Share on other sites

Eski günlere geri dönmek ne güzel...

Salaş bir kahvede oturup insanları gözlemlemek çayı yudumlarken...

Elimde kalem kağıt seni yazmak...

Seni kelimelere dökmek...

Kelimelere bürümek gözlerini...

Hem yokluğunu hem de varlığını yaşamak aynı anda...

İnsanlarda izlerini aramak...

Çay bardağını tutuşunu benzetmek belki...

Ya da konuşmalarında geçen birkaç kelimeyi seninle özdeşleştirmek...

Kalbimi dinlemek sigaramın dumanını izlerken...

Sigarayla fal bakmak...

Eskiye dönmek ne güzel...

 

Gelmeyeceğini bile bile seni beklemek eskiden olduğu gibi...

Yine de belki gelirsin ümidi taşımak...

İnsanların, yalnız başına oturmuş yazı yazan bir kadına bakmalarına aldırmadan yazmak ne güzel...

Ne güzel sadece geçmişi yaşamak...

Kabuk bağlamış yaraları kanatmadan hatırlamak bazı şeyleri...

Geleceği silmek, bir anda olsa...

Yaşamın sadece geçmiş ve şimdisini yaşamak...

Ne kadar özlemişim meğer böyle anları...

Kendimle yüzleşmeyi özlemişim...

Kendimle yüzleşirken yazmayı belki de...

Sigara üstüne sigara yakmayı...

Ve kimsenin çok sigara içiyorum diye karışmamasını...

Geçmişe dair hatırladığım, daha doğrusu hatırlamak istediğim birkaç parça anıyı seçip onu yaşamak...

Hüzünlenmek için değil, sadece ders almak için...

Tekrar tekrar aynı yoldan geçmemek için...

Eski günlere dönmek ne güzel...

 

 

 

 

Kolay Gelsin

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ne zaman vazgeçeceksin bu inat duruşundan..

Ne zaman yol vereceksin sarp kayalıklarından..

Bir elimde yaşanmışlıklarım diğerinde yaşanmamışlıklar..

Aklımda sevdanın adı ,gönlümde sevdalım..

Yüzümde çoraklığının rengi..

Çatlamış toprağından yüz bulan dudaklarım da çatlak şimdi..

 

Parçaladığın yetmedi mi sevdamı..

Ayırdığın yetmedi mi can katanımı..

 

Çek git artık önümden ..Ey!! dağ..

Dağlımı özledim ,haldan anlamaz dağ..

Sevdaya geçit vermez dağ.. anlasana özledim diyorum sana..

 

Dağ kadar dağ düşsün başına..

Kal sende kendi ağırlığınca altında ..

Anla ki o zaman sevdalara geçit vermemek ne ağır gelir sevdalılara..

Ki ben senin zirvende bulmuşken kanatlı ruhumu..

Doruklarında tatmışken en alasını ab-ı hayatın..

 

Çekil önümden ey..dağ..

değme ..

ilişme..

yaralı,

yamalı sevdama..

 

Ki anla be dağ!..

İçilmez ab-ı hayat ,

Sevdasız...Sevdamsız..

Share this post


Link to post
Share on other sites

Aramak... Ömür boyunca aramak...

Yalnız seni aramak... Paslı teneke kutularda, küf kokan

dolaplarda, çerçevelerde, tenhalarda, ağaç diplerinde,

sonra vapurlarda, trenlerde hep seni aramak.

Belki bu şehirde değilsin. Ne çıkar? Seni arıyorum ya.

Belki de aynı sokakta evlerimiz, sabahları

beni görüyorsun işime giderken.

Sonra akşamı bekliyorsun, alacakaranlığı...

Beni bekliyorsun ya da bir başkasını, bir başkasını...

 

Hiç gel demiyeceğim sana. Aramak neredeyse

ben oradayım. Ayaklarım ne güne duruyor?

Yok yok birden karşıma çıkma.

Kaç, saklan. Seni aramak istiyorum.

 

Git bu şehirden haydi git. Dağlara çık, o uzak dağlara.

Rüzgârların krallığında hüküm sür. Baktın ki oraya da

geldim, yine kaç. Başını al, açıl denizlere.

Gemilerin en güzeli, en büyüğü dilediğin limana

götürmeli seni, dilediğin yere demir atmalı.

Ben küçük bir balıkçı kayığı ile

peşinden gelsem yeter. Seni arıyorum ya !

 

Bir yıl, beş yıl, on yıl değil; beşikten mezara kadar

aramalı insan ama ne aradığını bilmeli.

Yaklaşıp uzaklaşmalı aradığından. Okyanus dalgaları

üstünde bir küçük tekne gibi alçalıp yükselmeli.

Yalınayak koşmalı yollarda, ayaklarını sivri taşlar kesip

kanatmalı. Çöllerden geçmeli yolu, yanmalı kavrulmalı.

Sonra gözün alabildiğine ak, soğuk ülkelere düşmeli.

Buzlar kırılmalı ayaklarının altında,

üstüne kar yağmalı.

 

Bir gün bulacaksam bile parça parça bulmalıyım seni.

Ayaklarını Afrika'dan getirip bir kâğıt üzerine

yapıştırmalıyım, saçların Sibirya'da bir mabudun

gözleri olmalı, ellerin İtalya'da bir heykelin elleri.

Bulsam da seni parça parça bulmalıyım.

 

Yine de bir yerin eksik kalmalı.

Yeniden yollara düşmeliyim, onu aramalıyım.

Ve tam seni tamamladığım anda ölmeliyim.

 

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şevval

Değişik

 

 

 

baska türlü bir sey benim istedigim:

ne agaca benzer, ne de buluta.

burasi gibi degil gidecegim memleket

denizi ayri deniz,

havasi ayri hava..

 

bir baska yolculuk dalindan düsmek yere

yasadigindan uzun

 

bir tatli yolculuk dalindan inmek yere

agacin yüksekligince

dalin yüksekligince rüzgarda

ve bir yeni ömür

vardigin çimen yesilligince

 

nerde gördüklerim?

nerde o bekledigim

rengi baska

tadi baska..

 

 

 

Can Yücel

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bir Aşk Yara

 

 

 

“Beni yalnızlığımla vurdular o gece vakti

Kalbimi suyla yudular o gece vakti

Öldüğümü bile söylemediler…”

-A. Erhan-

 

Ben şu kısa boylu hayatta

uzun boylu kederlerle acırım.

Yorar beni şu telaş, şu karmaşa.

Bir sığınak aranırken şu uğultuda,

bir aşk gelir, bir yara.

Bir yara…

Bir yara daha!

 

Eski bir aşk,

yeni bir ayrılıktır her zaman.

Bunu kuşlar sorar, yıldızlar da anlatır.

Kimse bilmez be canım,

bir yara bir ömrü nasıl kanatır…

 

 

Ben seni hep ayrılıkla anmışım

Titreyen ellerimle günlerin buğusuna adını…

Hep adını yazmışım.

Bir aşk gelmiş bir yara.

Bir yara…Bir yara daha!

 

Eski bir aşk,

yeni bir ayrılıktır her zaman.

Bunu kuşlar sorar, yıldızlar da anlatır;

kimse bilmez be canım

bir yara bir ömrü nasıl kanatır

Share this post


Link to post
Share on other sites

Adı Hüzün Olsun Bu Yaşamın

 

Adı hüzün olsun bu gerçeğin.

Ayrılığın tekil sızısını hissetmenin,

Ve senden sonraki yaşantımın,

Adı hüzün olsun.

 

Öteki renklerini aldığın,

Tek mevsimlik dünyamın,

Ve senden bana kalanların,

Rotasız başlayan yolculuğumun,

Her limanda yüzleştiğim sensizliğin,

Adı hüzün olsun.

 

Bir türlü gelmeyen geleceklerin,

Bir yarısı sende kalan geçmişin,

Ve her gün biraz daha kaybolan iyimserliğimin,

Adı hüzün olsun.

 

Gittikçe tuhaflaşan tavırlarımın,

Azalan ideallerimin,

Alışkanlık haline gelen sıradanlıkların

Birbirine benzeyen her günün

Adı hüzün olsun.

 

Aklımda kalan şarkı sözlerinin,

Anılarını sakladığım kirli odamın,

Yağan yağmurun,

Cama dayanmış soluk yüzümün,

İçimde ağlayan çocuğun,

Adı hüzün olsun.

 

Artık gelmeyeceğine olan inancımın,

Eksik yüreğimin, göremediğim renklerin,

Sensizliğin, yarım kalmışlığın,

Adı hüzün olsun.

 

Değişmeyen şeylerin,

Aynı filmin tekrarına benzeyen rüyaların,

Sadakatini elden bırakmayan gönlümün,

İçimdeki yalnız şairin, bu yaşantının,

Ve bu şiirin adı hüzün olsun.

 

 

Kolay Gelsin

Share this post


Link to post
Share on other sites

Kadınım...

 

 

 

Sevdamsın kara gözlüm

Aşkımsın huzur saçlım

Hüzün tenli canım

Mürdüm dudaklım

 

Sen benim için çölde bir kaynak,

Kutuplarda bir barınak,

İnceliğin,zarafetin bir sığınak

Mutluluktan içtiğim bir bardak şarap

 

Beyazın kendini siyah göreceği,

O bembeyaz kardan elbiseni,

Meleklerin kendini şeytan göreceği,

O kristal yüreğini

Al gel bana.

 

Asaletin, hanımefendiliğin,

Daha ne isterim?

İşte sevdiğim, işte kadınım! ...

 

İbrahim Ethem Bingül

Share this post


Link to post
Share on other sites

VAR MISIN...

 

bu gece beyaza boyayalım gökyüzünü

yeryüzünü siyaha

kırmızı karlar da yağdıralım

yıldızları alalım sonra yanımıza

dans edelim

var mısın?...

var mısın çocuklar gibi gülelim

kahkahalar atalım

şarkılar söyleyelim birlikte

var mısın?...

var mısın saklambaç oynayalım

sen ayın arkasına saklan

ben ona kadar sayayım

olmadı, sen say ben saklanayım

ya da dağıtalım bu gece

içelim sabaha dek

boş verelim gerçeğe

ikimize içelim

var mısın?...

var mısın sen bana

ben sana aşık olalım... :(

Share this post


Link to post
Share on other sites

Gelmedin

 

 

Gelmedin son hayal de yanıp yanıp kül oldu

bu deruni kavgada kırılan gönül oldu

şimdi menziller elem,yürek duman,sine çak

devleri mahkum eden hayatım şimdi helak

gelmedin yıldırımlar düştü hülyalarıma

nasıl kıydın be zalim masum rüyalarıma

sana doğru her adım neden hep ölüm sunar

seni her andığımda renk solar,desen yanar

 

hangi rüzgar sabırla böyle koşar ardından

hangi el nakış nakış gergef dokur ardından

susarsam anlatır mı seni göklere tarih

bensiz olur mu sabah güler mi kara talih

gelmedin koptu zincir parçalandı anılar

sardı bütün ruhumu tükenmeyen ağrılar

kalbimin pembe köşkü harab oldu gelmedin

bahçesinde açan gül turab oldu gelmedin

bil ki kıyamet kopsa bu ateş sönmeyecek

heyhat!şair mehtaba bir daha dönmeyecek

.

 

Nurullah Genç

Share this post


Link to post
Share on other sites

Seni alırken uzaklardan

Kan karışmış gömleğime

Ellerim kuru,sonbahardan kalma

Gözlerim cilasız ceviz ağacı

Yüreğim kaybedenlere şarkılar söyler,

Ve etrafımda kilometrelerce dikenli teller

Tek başıma batan güneşler bırakma bana

Giderken vedalar bırakma demiştim kumbarama

Her tuttuğumda biryerler yıkılır,

Ve her dokunuşunda kalbim,

Seni alırken uzaklardan

Üstüm başım çamur,

Yatağımda bilmem kim uyur

Gittiğin zamanki saat değil duvardaki

Bahçemde güller bitmez artık

İnan !

İnan ben değilim

Ben değilim aynadaki yaratık

 

 

 

Kolay Gelsin

Share this post


Link to post
Share on other sites

Elveda 35 Yılım

 

Hani bazı anlar vardır.

İçimizde korkular canlanır.

Yürek coşkunun yerini,

Kaygılara bırakır.

Soruşturmalar başlar.

Gerçekleşmeyen hedefler,

Ön plana çıkar..

 

Ben de şimdi soruyorum;

Hayat bana ne vermişti?

Aynalara bakmaya korkuyorum..

 

Oysa çocukken hayallerim vardı.

Balonlarla semalarda uçar,

Gökkuşağından kayarken,

Kuşlarla yarışırdım.

Masallardaki peri kızı olur,

Hastaları iyileştirir,

Yetimlere yuva olurdum..

Sihirli değneğime dokunup,

İnsanlara mutluluk dağıtırdım.

 

Vefasızlığı, acı gerçekleri,

Hayat bana gaddarca öğretti.

Rüzgarda yaprak gibi savrulup,

Hayallerimin öksüzü oldum.

Ölü aşklar sevgilim,

Geceler ölümsüz yarim oldu.

Hayatımın bilançosu,

Ağır borçlarla doldu..

 

Ufkumdaki mevsimler şaşırdı.

Gönül ağacım kök salamadı.

Yalnızlığın deminde gelen,

Hep sonbahardı.

Dağların tepesindeki sis gibi,

Ruhumu ağıtlar sardı.

Ömrümün yarısı boşa gitti,

Ne dünya düzeldi,

Ne de bahar geldi.

Geriye ne kaldı?

 

Bugün doğum günüm,

Ve ben korkuyorum,

Aynalara bakamıyorum.

İçimdeki çocuğu göreceğim.

Ona ne diyeceğim?

Bilançoyu göstermeye utanıyorum.

Yeni yaşımda her şey düzelecek,

Diyemiyorum..

 

Sessizce kalbime ektiğim,

Özenle beslediğim,

Umut gülüm,

Tek ışığım,

Elveda,

35 yılım..!

 

 

 

Samanyolu (Nigar Yıldız)

Share this post


Link to post
Share on other sites

HiSSeTTiĞiM KiM

 

 

Birisi var düşlerimde,

olmayan zamanlarda yaşayan birisi var.

Gülüşünde garip bir hüzün var,

Yüzünde bilinmeyen diyarlara ait bir özlem,

Ruhunda bana ait

bir şeyler var…

Birisi var düşlerimde

Bilmediğim,

hissedebildiğim yerde çoğalıp duran birisi…

Ona benzettiğim herkesten

korkuyorum biraz….

Benzettiklerime

yakınlaşıp aniden kaçıyorum….

kalbim atarken

ben

duruyorum

benzettiğimde…

Sıcak gülüşünde kaybolmam mı

Yoksa

sıra dışılığında çoğalmam mı beni ona getiren

anlamıyorum bir türlü..

Elleri tutamaz oldum gözlere bakamaz

Yüreğine haykıramaz oldum

Onu bulduğumda bile

sarılamaz oldum…

Beni tüketen dünyaya benim için söyle diyorum…

Benim için sor ona

ruh ikizim o mu yoksa?

O mu geceleri beraber hüzünlendiğim

O mu sabahları öpüşüyle uyandığım…

O mu akşamları battaniyemin içinde gizlenen…

Bir şarkı da çıkıp gelen,

Bir ezgide kaybolan,

Bira şişesinde sarsılan

Gökyüzünde salınan

Başucumda şarkılar söyleyen

Geceleri okuduğum şiirleri duyup göz kırpan o mu?

Çok yakınımda olup beni hissedemeyen o mu?

Çok yakının da olup hissedemediğim o mu?

Söylesenize bir yalan daha söylesenize

Yalancı yıldızlar

Hayalperest gökyüzü

Asi deniz

Ve

Beni terk edip giden dünya

Bir yalan daha söylesenize

 

 

 

 

Kolay Gelsin

Share this post


Link to post
Share on other sites

ADIMLA NASIL BERABERSEM

 

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların

bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan

koşar gibi yürüyüşün

karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün

 

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların

uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın

karanlık boşluklarında akıp giderken zaman

 

adımla nasıl berabersem öylece beraberiz

seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye

gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat

koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz

ve sonra her zaman her ölümlüye

aynı şartlar altında kısmet olmıyan

gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda

 

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların

sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın

 

Atilla iLHAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Işığın içinde bir karanlığım gülüm ben,

Belki ışık diye inandığım güvenişlerimden

Belkide hiç aydınlığı görmemişliğimden

Ve sahibi olmayan bir gölgeyim ben

Ya gölgesi olduğum insanların terkedişinden

Ya da kimsenin artık gölge istemeyişinden

 

Neyse bir sürü soru ve cevap sonuçsa hiçbiri

Çünkü artık soruların ne cevabı var

Nede cevaplarını bekleyen sorular

Ve artık içgüdüler bitirmiş güzel sözleri

Sözlerin asaletini yalan laflar almış

Laflarda güzel sözlerin bir bir canını almış

 

Oysaki insanları sevip kollamak güzel

Aldatıp, kirletmek onlarla oynamak değil

Değil gülüm, bahaneler boş vaatler değil

Sanma bir günde üç sevgili değiştirmek güzel

Sanmaki onlarla oynayıp sonra boşluğa atmak değil

Değil gülüm bahaneler kişiliğini satmak hiç değil

 

Gerçek olan aslında aşka inanmaktır

Sevdiğini bir kere sevmek ve ölünceye dek

Ama en önemlisi onu aramak değil beklemek

Keskinim gülüm keskinliğim kendimi tartmaktır

İşte budur keskinim ama kınıma demek

Zaten keskin kılıçta her zaman kınında gerek

Sağa sola çekilen kılıçta zaten kime ne gerek !!!!

 

 

 

 

Kolay Gelsin

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bir Ayrılık Gününde

 

Ne gariptir şu ayrılık günleri

Bir dosttan da, düşmandan da ayrılsan

Nedense bir tuhaf oluyor insan

 

Derin bir sızı giriyor içeri

Son bir defa bakarken caddelere

Dükkanlara, evlere, kahvelere

 

Hatıra yüklü kervanlar geçiyor

Dolu dolu gözlerinin önünden

Bu son yadigar mı bir ayrılık gününden

 

Ne unutulmaz zamanlar geçiyor

Ağır ağır biz farkında değilken

Gökler masmavi, yaprak yemyeşilken

 

Sen istediğin kadar unutulmaz de

Bu son dakika, bu vakitsiz yağmur

Unutulur, azizim unutulur

 

Başka ne yapılır böyle bir günde

Kapanan bavul, çivilenen sandık

Ve sonra kuru bir 'Allaha ısmarladık!'

.

 

Ümit Yaşar Oğuzcan

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şevval

kucakliyoruz birbirimizi.

benim ellerim zengin kumasa degiyor,

seninkilerse abaya.

kucaklasmamiz telasli;

sen gidiyorsun iyi bir yemege,

benim pesimde celladin adamlari,

havadan sudan soz ediyoruz

ve süren dostlugumuzdan.

iyi ki baska bir seyden sozetmedik,

yoksa cok tatsiz olurdu.

 

brecht

Share this post


Link to post
Share on other sites

IŞIKLARLA OYNAMAYIN

 

başımı döndürüp bakamıyorum

nasıl kaldı gerilerde onca yıl

 

 

karanlık bir gömütlüğü düşte geçmiş gibiyim

tatmadığım bir içkiyi bir akşam

afrikasal bir törende içmiş gibiyim

birdenbire kan yağmurlu bir bulut

birdenbire kan kokulu bir duman

şaşkınlıktan gemileri yakmış gibiyim

 

 

ışıklarla oynamayın / dedim ben size

yararı yok karanlıkta sürek avının

dedim ben size

yanlış kalemlere kayar elleri yazıcıların

tutanaklar yanlış yazar

dedim ben size

 

 

karanlığı az kullanın / kirliler kokar birgün

birgün yanar bu ışıklar sırıtır suratlarınız

kirlilere sığınmayın / dedim ben size

yararı yok oynaşmanın törensel aklıklarda

kaçın kaçabilirseniz uzak sulara

ışıklarla oynamayın / dedim ben size

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.