Jump to content
Sign in to follow this  
AsiMeLek

NURİ CAN ( Şiirleri )

Recommended Posts

Gitme

 

Gitme

figan düşer denizlere sular çekilir

yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime

bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır

boynunu büker kır çiçekleri kelebekler ölür

 

gitme

bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk

şaşırır yönünü rüzgarlar

bütün pınarların suyu çekilir

solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm

 

gitme

öksüz kalır içimdeki imge dağları

saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı

bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez

çiçekler açmaz bahçemde ah gülüm

 

gitme

acılara mahkum olur yüreğim

ardında fırtınalar kalır, ayrılıklar, anılar, yanlızlıklar

boynu bükük aşklar, gözü yaşlı şarkılar

alışamam yokluğuna, yokluğun ölüm

 

gitme

içimdeki bütün vagonlar devrilir

bir kar yağar istasyonlara, üşürüm

 

gitme kal sevdiğim terketme beni

umutsuz çaresiz bekletme beni

bütün ormanlar ateşe verilir

kuşlarda gider bu kent de, ölürüm

 

gitme kal

menevşeler açsın dağlarda

sevince dönüşsün gökyüzü

iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm

yokluğuna alışamam yokluğun ölüm

 

gitme

bütün ormanlar ateşe verilir

kuşlarda gider bu kent de, ölürüm

 

Nuri CAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum

 

Gidiyorum

bütün acılarımı vurup sırtıma

umutları bırakıp başucuna

ıtırları, menekşeleri, kırgüllerini bırakıp

şiirlerimi sarıp bohçama

yüreğimin yangınına gidiyorum

hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal

 

gidiyorum

gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp

yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum

içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın

sana kalsın baharçiğdemleri, kırgelincikleri, kırkkanatlılar

gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum

 

gidiyorum

başımda gam gözlerimde nem

toplayıp önüme düşen gölgelerimi

bütün hatıraları bırakıp geride

ardımdan çekip kapıyı usulca

başımı alıp gidiyorum buralardan

şafak sökmeden kimseler görmeden

yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum

sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için

 

hoşça kal suyundan çimdiğim dere

kana kana içtiğim pınar

say ki, hiç yaşamadım bu yerlerde

nazlı çiçeklerini okşamadım baharın

bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle

bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü

çekip gidiyorum buralardan

 

çekip gidiyorum bir bilinmeze doğru

hem yol, hem yolcu olmaya

acılarımla başbaşa kalmaya

bütün yıldızları takıp kanatlarıma

rüzgarların uğultusunda kaybolmaya gidiyorum

 

Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek

ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde

gecelerin zifiri saçlarında çıkıp yola

dağlı bir ırmak gibi çarpa çarpa kıyılara

bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum

 

bütün borçlarımı ödedim alacaklarımı erteledim

artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime

ne okuyacak bir şiirim

gözlerimin içinde iki damla gözyaşı gibi

bakmadan ardımdaki uçurumlara

alıp götürüyorum yüreğimdekileri de

hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal

 

 

Nuri CAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Destina

 

Aşklara vurur bülbülüm, yuvalanır gönlümün gülüstanına

gülüşün can sıcaklığımdır üşüdüğümde, soluğun ateş

yak savur küllerimi çölüme döneyim.

 

orman fısıltıları kulağımda, rüzgar ıslıkları

yağmur tutuşmaları, sevgi buluşmaları

aşkın düştüğü yer… yangın

yalnızca nefesin dindirebilir volkanımı

rüzgarın merhem olur yarama süründüğüm

 

bilki derin kuyularında hasretimin suyu sensin

ve nasılsan öylece gel salınışın rüzgarıyla

ırmakların sesiyle ay serenatları dökülsün kulağıma

dudağıma işlesin meltem meltem seher yağmurları

gözlerinin içinde sönmüş bir tutam yıldız gibi kalayım

 

uçurumlara tutsak bir rüzgarım, yağmurlarla yaralı sesim

fırtınalarda çırpınan suyum, hıçkıran ışık

karlı dağlarda uzak bir ses gibi

solgun bir anıyım şimdi bu uzak kentte

kuşların göçüp gittiği mevsimlere benziyor yüzüm

ömrümün bütün dallarını silkeledi hayat

umudun bütün bahçelerinden kovuldum

bir acıyı aşmak için, bin acıyı sırtıma vurdum

 

uzak düştüm saçlarıma karanfil eken yıldızlardan

sahipsiz mezarlıklar ülkesinde çıplak dolaşıyorum şimdi

içinden kırılmış bir gölge

başka hangi duvara yaslanabilirki aşktan öte

ve nasıl dayanabilirki

sevinçler yoksa terkisinde çekilen acıların

 

Ah Destina yaralı kızım, utangaç yıldızım

yaslı gelinim, anadolum, sarı sızım, sorma beni

baktığım her pencerede doğulu ezikliğim

yurdundan kovulmuş bir coğrafyasızım

çıktığım her yolculukta türküler tutuşur içimde

 

şimdi uzak bir sızıda nar ile közlenip

çoğalan yalnızlıklarla yeryüzüne dağılıyor kalbim

kalbimki, zemherinin ortasında kanatları üşümüş yavru bir kuş

nereye uçsun, bir umut yoksa kanadında esen yellerin

 

bırak bende başlasın bu ateş sende bitsin

aşktan öte ne varsa kalbimde savur gitsin

gecelerin uzun kirpiklerine yalnızlığımı iliştirip ağlayayım

 

ey göğsümde nar sıcağı, çığlığıma sinen duman

içime soğurmuş küllerini bırak kızıl bir sabahın

bırak ki, dağılsın ıstırap yüklü bulutlar

ateş oflayan ormanında bu ahın

 

gün ışığıyla işlenmiş bir çiçeği

koparıp göğsümün üstüne bastırıyorum her akşam

dindirsin diye yüreğimdeki sızıyı

tam da usumun ortasına düşerken gülbaharülkem

 

Ah Destina’m, kara kızım, uzun saçlı hasretim

kül rengi kirpiklerinde nehirler yürüyenim

gelirsen sevdiğim çiçekleri getir

gönlünün güneşli bahçelerinden, nilüferlerin zülüflerinden

ve derin kuyularından hasretin, su getir

 

koca İstanbulu getir bana gelirken

mis sokağını, karanfil konağı, kitapçı dükkanlarını

üç beş dergi, diline dolanan bir şarkıyı, bir çınar altını

mor salkımlı düşlerini getir

istiklal caddesinde el ele dolaşan yeniyetme sevdalıları

yıldızlarını getir bana kaygısız bir gecenin

ayışığı gülüşünle sarıl içimdeki feryada

aşkın ateşlerinde sınanmış bir semenderim ben.

 

düşsüzüm düşlerine al beni, soluksuz sevişmelerine sakla

dudaklarınla kapat dudaklarımı, soluduğumda

uyuduğumda, alnımdan öperek uyandır beni

ki, denizlerin sevgiyle köpürdüğü saatlerde

şiirin yedirenk çakılları vursun kıyılarıma

aşk bir yanımı alıp götürsün, özlem bir yanımı

bir ömür sevgi yağmurunla ıslanayım

 

şimdi ayışığıyla süslenmiş penceremde

sen gecegözlü güvercinimsin, özlem yüklü şiir’im

bırak güllere vursun gülüşün, harelensin denizlerin yüreğine

yanaklarında aşkın solmayan rengi

saklayıp gecelere gizini, yıldızlara uzansın mavi düşlerin

 

Bense çevire çevire dört duvarımı, bir ömür aşkınla böyle yanar kalayım

Nuri CAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Edalı Kız

 

Gel

sen yoksun

bütün sokaklarına kar yağıyor ömrümün

 

nefesim

üşüyen bir gelincik ayazı

bütün geceler aysız

 

durmadan

bir ezgi savruluyor dudaklarında gecelerin

hüznün uzayan saçlarında kimsesizliğim kanıyor

yağmalanmıs bir ömrün ortasından sızarak

yaralı gönlümün ırmaklarına doluyor

gel

her gece bır deprem oluyor

 

ey çağlayan bir suda yittirdiğim şiir edalı kız

seslen bana nerdesin, hangi uzak şehirdesin

bir rüzgarın kanatlarına vursam duyulur mu sesim

 

gel

erişilmez uçurum diplerinde kaldı özleyişler

yaralı ceylanlar sekiyor bakışlarımda

tomurcuklar öksüz, serçeler dilsiz

her durakta boynu bükük bir çocuk üşüyor

ve ben bu yağmurlar dolusu yalnızlığımla

bütün bulutlardan sana koşuyorum

 

gel

yürekler boş, bakışlar anlamıyor beni

her akşam vakti

el ayak sesleri çekilirken caddelerden

vurup yüreğimi narlı sevdalara

yıldızlara ağladığımı kimse bilmiyor

kimse bilmiyor

her gece dudağımda bir şiir’in kanadığını

 

ey yavru bir kuş gibi

düşlerimin arasından uçup giden uçarı kız

yaşım on beş idi, yüz oldu, binyüz oldu

yaşlandım yaşamadan aşkı ve baharı

farkında değilim şimdi

geçen günlerin değişen mevsimlerin

yağan karlar altında kaldı kalbim

 

gel

geçmiş bahar sokaklarına çıkar beni

bahçesi tarumar bir çiçeğin kirpiğindeyim

bir kar çölünün ortasında

bir insan mahşerinin içinde, yapayalnız

her bakışta bir hüzün

her hüzünde bir bakış kanamada

bir sonsuz rüzgar başladı gittiğin yerde

gel

 

gel

bahar sokaklarına çıkar beni, şiir edalı kız

yıldızları sönmüş bir gecenin sayfalarında ışıksızım

özlemler damıtıyorum durmadan karanlığın yapraklarına

kalbimin üstüne üstüne yağıyor kar

göçüp gitti kuşlar çoktan

 

ve ben bölüp her gece iklimlere

o sevda tılsımı türküleri

işleyip alnımın çizgilerine tel tel

kalbimi sana rehin tutuyorum gel

 

hasret ki yolları kanamalı ağır bir hüzündür

geçip giden günlerin terkisinde

rüzgar koyaklarını yitirdi, sözcükler büyüsünü

her mısrada çığlık çığlık yüreğim

 

gel

ömrümün bütün sokaklarına kar yağıyor şimdi

 

Nuri CAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ey Denizler Kraliçesi Myra

 

Ey gönül mihrabımda sultan

ey sabah yıldızının kızı

ey eşsiz dolunay ışığı

ey vefa göğünde hilal

denizler kraliçesi Myra

ben ki gam rüzgarlarında bir geda

ay bakışının dilencisi bir avareyim

sen benim en güzel hayalçiçeğimsin

ben senin aşkınla deli-divaneyim

 

ey yeryüzü kraliçesi

ey gökyüzü kraliçesi

ey denizler kraliçesi Myra

gel sevgilim ol sevgisizlikler ülkesinde

mutluluk ağacında hayal çiçeğim ol

dost gelişinle gel, gül gülüşünle gel

uyandır beni elem uykusundan

güneşim ol, ayım ol doğ ufkuma

sıcaklığın sarsın dünyamı

muhtacım sana

 

gelmiyorsan, gelemiyorsan

açık bırak gönül kapını

yükleyip yüreğimi bir martının kanadına

dalga dalga aşıp denizleri

rüzgarın kanadında ben geleyim

 

damardaki kanın, dudakdaki tadın

ölümsüzlüğün adıdır adın

ey sonsuzluğun hikayesi Myra

 

seni sevmeseydim ne gülün alı olurdu

ne menekşenin moru, ne de ateşin koru

olmazdı yeşilin tonu

seni sevdiğim için gözlerin mavi, bakışların ay

denizler dalgalı

seni sevdiğim için saçların yağmur rengi

gülüşün gül, dudakların kızıl

 

milyon kere tutuşsada denizler yüreğimde

sorma kıyılarım niye yanar, niye ağlar martılarım

umutlarım Sende saklı...

 

beni sende seni bende çoğalt, çoğalt ki,

dağlara yaslanan hayalini seveyim

denizlerde dalgalanan kalbini

masumluğuna yıldız

gülüşüne gül düşüreyim

ve ben

ve ben

ve ben

yüzyıllarca yalnız seni seveyim...

yalnız seni seveyim,

seni seveyim,

seveyim,

seve,

sev,

se,

s...

 

Nuri CAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Hoşçakal Gönlümün Nazlısı

 

Gidiyorum buralardan yalınayak ve üzgün

önümdeki uçurumlara aldırmadan

varsın hayallerim kurduğum yerde kalsın

o gerçekleşmeyen hayallerim.

ardımda yaralı bir yürek

kederli bir ömür

ve yoksul anılar bırakarak

çekip gidiyorum sevdiğim

hoşçakal gönlümün nazlısı, bağrımın sızısı

hoşçakal

 

gidiyorum başım önümde, gözümde nem

duramam artık ey aşk, ey sevdiğim

hüzne ve kedere boğulduğum bu şehirde

duramam

hiç bir anı kabul etmiyor beni

bedenim buz gibi soğuk

yüreğim param parça keder

kış kadar soğuk ellerim

ardımda yoksul bir sevda

ve bana ait ne varsa

bırakıp gidiyorum sevdiğim

hoşça kal anlımın yazısı, kaderimin küskünü

hoşçakal

 

bütün yaprakları dökülmüş

dalları kırılmış bir ağaç gibi hıçkırarak

ve bırakarak ardımdan sırtımı yasladığım

çınar ağacını yaslı

meçhule giden acılar yüklü bir gemide

uğuldayan rüzgarlara sarıp sesimi

şarkıların sustuğu, aşkların vurulduğu

limanlara gidiyorum sevdiğim

hoşça kal kırık sazım, sevdamın yaralı türküsü

hoşçakal

 

bir yıldız daha kaymadan gözlerimden

yüreğimden bir arzu daha sönmeden

gidiyorum ey aşk, ey sevdiğim

bir daha yağmamalı bu ihanet yağmurları

ağlamamalı bu yürek bir daha

bir acıyı, başka bir acıyla sarıp

alıp dağların ve yıldızların gölgesini

yüzümde kış, bakışlarımda kar

yorgun akan bir ırmak misali

kimsesiz sokaklara bırakıp yanlızlığımı

gidiyorum sevdiğim

hoşça kal gecelerimin yıldızı, karlı dağların yalnız kızı

hoşça kal

 

bütün borçlarını ödedim bu sokakların, alacağımı aldım

geri dönmez bir mevsimdeyim artık, duramam ey aşk

bu şehre sığamam bu hüzünle

yoksa acılar üşütür beni

kar kavurur anılarımı

donar bakışlarım

üşürüm... üşürüm ey aşk

 

sorma nereye, hangi dağın ardına?

ne kadar uzağa varır yolum?

kim yoldaş olur bana ?

dönüp gelir miyim yine bahar geldiğinde ?

çiçek açtığında mor dağlar

sorma

 

sazımdaki hüznü

içimdeki sızıyı

boynu bükük karanfilimi

ve yüreğimin yangınını bırakıp rüzgarlara

sırılsıklam yalnızlığımı alıp yanıma gidiyorum

hoşça kal bağrımın ateşi, kalbimin ahı, mühür gözlü yar

hoşçakal

 

Nuri CAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Seven Yüreğime Sor Beni

 

Her gece kan-ter içinde uyanıyorsam eğer

hasretin ateş olup giriyorsa koynuma

ıslanıyorsa kirpiklerim seni her andığımda

her düşündüğümde hızla çarpıyorsa kalbim

sensiz bir kez olsun gülmüyorsam bu şehirde

savruluyorsam sokak sokak

ürperiyorsam yaprak yaprak

esip geçen rüzgarlara sor beni

 

hasret ateşleri yağıyorsa üzerime her gece

kül ateş, ateş alev, alev kor olup yakıyorsa

kahroluyorsa kalbim seni her andığımda

ve tanımıyorsa hiç bir kural yüreğim

kaçmak istedikçe sana dönüyorsam yine

ölüyorsam aşkından her gün dirhem dirhem

ateş - alev sevdalara sor beni

 

seninle gözgöze geldiğimde

ben lal olmuş bülbül, sen gül oluyorsan

düğümleniyorsa boğazım

çıkmıyorsa sesim, daralıyorsa nefesim

konuşamıyorsam tek bir kelime

depremsi bir titreme başlıyorsa bedenimde

ve çözülüveriyorsa dizlerimin bağı

deli - divane gönlüme sor beni

 

kirpiklerimden süzülen damlalar

islatiyorsa yüreğimi her gece

hep bulutlarda saklıyorsam seni

düşüyorsan içime tane tane her yağmur yağıdığında

kirpiklerimin kıyısında martı olup uçuyorsan

susuyorsa denizler seni düşündüğümde

gelip seriliyorsan kıyılarıma sular gibi

gelip sokuluyorsan uykularıma

gelip sokuluyorsan rüyalarıma

sensiz geçen gecelere sor beni

 

damarlarımda aşk olup dolaşıyorsan

şiir olup doluyorsan kulaklarıma

masmavi bir coşku oluyorsan bedenimde aşkça

çıkıp ırmaklarla dertleşiyorsam her gece

ay gibi akıyorsan yüreğime beyaz tüller içinde

yalnız yıldızlarla paylaşıyorsam seni sevdiğimi

sana anlatamıyorsam

bir kır çiçeği hüzün saçıyorsa gözlerime

su olup akıyorsam, ateş olup yakıyorsam

ve beceremiyorsam sensiz yaşamayı ve ölmeyi

şu seni ölümüne seven yüreğime sor beni

 

 

Nuri CAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Dudağımdaki Gelincikler

 

Bir yanım gül

bir yanım uçurum

şimdi ben ömrümü

hangi seherlere bırakıp giderim sen yoksan

gazel düşmüş yapraklar gibi

 

gün olur anılarda ararım belki

solmuş çiçeklerde, incecık gülücüklerde

öksüz çocuklar gibi bükerim boynumu gün olur

yağmur olur dökülürüm sokaklara

hüzünlenirim belki dumanlı bir dağ gibi

 

nerden bileceksinki

kayıp sevdaların yurdu olduğunu yüreğimin

acıyıp durduğunu bu yüzden

kanayıp durduğunu bir ömür

 

ben ki hayatın solgun gülü

gözleri öksüz çocuğuyum dünyanın

güvendiğim bütün dağlara kar düştü

 

nerden bileceksinki

ruhumun zindanda soluduğunu

zifiri bir gecenin uğultusu olduğunu ömrümün

kısılmış sevdaların sesinde unutulduğumu

yaşlandığını dudağımdaki bütün imgelerin

ve beni hiç bir aşk şiirinin kabul etmediğini artık

 

nerden bileceksinki

kalbinin orta yerinden

ihanet kurşunları yemiş

bir tarihi taşıdığımı içimde

vurulduğunu sevdiğim bütün seslerin

ihanetin kol gezdiği sokaklarda

.../

sen en sevdiğim serçe kuşusun

en sevdiğim dağ kırlangıcı

al götür buralardan uzaklara sesimi

rüzgarlara götür, dağlara, baharlara götür kırılgan yanımı

gülüşünü ver bana gülüşüm olsun

üşümesin dudağımdaki gelincikler

Nuri CAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

İki Damla Rüzgar

 

Kadife saçlarını savurunca yel

vurunca hayalin gözlerime

üşüyünce nergiz

gülünce gül

çağlayınca nehir

gel

gel yudum yudum, yürek yürek

gel konuş benimle bu uzak dünyada

 

sevdamı çizip mavi bulutlara

her gece iki büklüm

her gece iki damla gözyaşı

iki damla hasret çiçeği ile bekledim seni

gelmedin kardelenim, kelebeğim, meleğim

 

öyle kırılgan, öyle titrek, öyle ince

seni beklerim her gece

su ve şiir rengi akar sol yanım

eririm senin için hece hece

 

sen ki, iki damla yağmur, iki damla çiy

İki damla gözyaşı, iki damla sevinç olur

düşersin yüreğime gizlice

 

sen ki, iki damla rüzgar

iki damla kor, iki damla öfke olur

tutuşturursun bedenimi her gece

 

ey hayatımın kaynağı

ey güzel hikayem

ey ölümsüzlüğün adı aşkım

nerdesin gel

 

gel ey saçlarıma düşen kar

hayatıma esen rüzgar

yüreğime saplanan hançer

gel artık ne olursun

 

yoksan

varsın dal yetim kalsın

solsun gül

bülbül figan etsin

hazan rüzgarları essin dört mevsim

 

yoksan

üryan düşsün ağaçlar

dal kırılsın

hüzün döksün gül

 

gel

gel de şiirler oku bana

masallar anlat

mutlu, mavi çiçekler açan

 

Nuri CAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Buğulu Camlarda Kaldı Adın

 

sendin hayatımın kaynağı

algülüm, gülgüzelim, gözgülüm

papatyanın akı, karanfilin alı

özlemim, vazgeçilmezim

seninle uçardım

güvercin kanatlarında her akşam

 

bir ipekböceği sabrı

bir güvercin aklığı

bir anne sıcaklığı

ve bir kumru saflığıyla severdim seni

bilmezdin

 

dudağımda bir ıslıkla

bin sevda masalında beklerdim seni

gelmezdin

her gece sevgimi

göğe yıldız diye serperdim

görmezdin

 

gülüşün bahar buğusu olurdu

gülüşün bir avuç su

gülüşün gül

gülüşün karanfil kokusu

 

seni görmediğim gün

iki damla özlem

iki damla hasret çiçeği olur

düşerdin yüreğime tane tane

kirpiklerimin kıyısında martı olurdun

susardı bütün denizler seni özlediğimde

gelmezdin

 

bir sevda masalında arardım seni

bir çınarın dalında, bir gülün alında

saçlarını koklardım tel tel

dudağına en güzel şarkılar yakıştırırdım

ayışığı dökerdim bakışlarına her gece

bilmezdin

 

güz biter

kış gelir giderdi

yaz biter

bahar gelir geçerdi

gelmezdin

buğulu camlara yazardım adını

yüreğime kazardım

yüzünü gözlerimde

sesini ruhumda saklardım

görmezdin

 

İsterdim ki,

baharda toprak olayım

rüzgarda yaprak olayım

kırmızı balonlara yükleyip yüreğimi

her gece sana yollayayım

 

isterdim ki,

en güzel aşk öyküsü olsun aşkımız

yüreklere yazılsın şiir şiir

dünyada bütün sevenler, sevmeyenler

gelenler, geçenler hep seni okusun

 

isterdim ki,

sonsuzluğun öyküsü olsun

hayatın kaynağı, sevginin bağı

gülün saflığı

en güzel aşk hikayesi olsun aşkımız

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sen Ve Ben Masalı

 

Sen bir çiçek olsaydın sevda çöllerinde

ömrümce yaş dökerdim kurumayasın diye

seni yalnız güneşin aklığı

güllerin sıcaklığı ile beslerdim

ve mehtabın büyüsü ile süslerdim yapraklarını

her sabah kızıllığında yeniden koklamak için

 

sen bir defter olsaydın, ben kalem olurdum

seni yazardım gece gündüz şiirlere, romanlara,

dağlara, bulutlara, rüzgarlara

elimin ulaştığı, gözümün gördüğü heryere seni yazardım

dilime destan, yüreğime mühür kazardım

bir ömür seninle yaşamak, seninle yaşlanmak için

 

sen bir ceren olsaydın avcıların önünde

sevgimi siper ederdim vurulmayasın diye

yaralarını rüzgarın diliyle okşar

güllerin eliyle sarardım

ve seni dağların moruyla gizler

pınarların diliyle seslerdim

kem gözlerden, katı yüreklerden korumak için

 

sen bir çoban olsaydın sürüler peşinde

kalbimde taşırdım hep yorulmayasın diye

ve kavalını rüzgarın nefesi ile üfler

çağlayanların sesiyle dinlerdim

her gece ayışığında duygularını okşamak için

 

sen bir kardelen olsaydın dağların eteğinde

ben yaprak olurdum rüzgarda titreyen

dört bir yana kokular saçar dururdum

her dem aşkın ile sarhoş olmak için

 

sen bir dal olsaydın, ben toprak olurdum

sen bir göl olsaydın, ben ırmak olurdum

kalbine akardım gece gündüz

senden uzak kaldığımda ağlar dururdum

 

sen güneş olsaydın, ben dünya olurdum

dönerdim ekseninde durmadan

her sabah, her akşam yeniden buluşmak için

 

ve saçlarını gökyüzünün mavisi ile yıkardım

her dem güzelliğinden sarhoş olmak için

 

Nuri CAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Umutlarım Sende Saklı

 

Mutluluk ağacımda

sevinç çiçeğimdin bir zamanlar

bir zamanlar bütün dudaklarda şiir

bütün yüreklerde sevgi gülüydün

 

bak çiçek, çiçek dağlar yine

yudum, yudum sevda

bahar, bahar umut

 

oysa bir yaralı kekliğim şimdi ben

hep uzakları arar

uçurumlar büyütür gözlerim durmadan

 

ey benim bahçemdeki sevinç

gönlümdeki hasret

gözlerime yağmur diye düşürdüğüm

acılarıma tipi, saçlarıma kar yağmadan

gel

gel, kırılmadan dudağımdaki son menenekşe

gel ki yüreğine sığınayım

umutlarım sende saklı

ey uçurum çiçeğim

ay beyazım

gülbeyazım

gel

ay koksun mutluluk yine dağlarda

 

gel

dal kurumadan

solmadan yaprağım

gönül haneme konuk ol

gel

Gün/eş/im

Ol....

Eş/im Ol..

kurusun gözlerimin pınarı artık

 

bil ki ben sensiz yaşayamam

güvercinim, turnakuşum, gülgüzelim

bu yürek sensiz yaralı

bu can sensiz ölü

bu ses sensiz bir ah!

herkes duydu bu feryadı

bir sen duymadın

 

yollarda sonbahar rüzgarları esiyor artık

şimdi sana gelecek

ne el, ne ayak, ne de göz kaldı

şimdi seni anlatacak

ne şarkı, ne şiir, ne de söz kaldı

ömür yorgun

gönül suskun

 

sustuğum

rüzgara

sesimi,

baktığım

uzaklara

gözlerimi taşımaktan

yorgunum...

 

milyon kere çoğaltıp hüzünleri

sorma, ellerim niye yanar

sorma, gözlerim niye arar

tek mümkünüm sensin

üşüyorum, umudunu bana ödünç ver

 

umutlarım sende saklı

 

gel/

Gün/eş/im

Ol....

 

kurusun gözlerimin pınarı

 

 

Nuri CAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Masal çiçeği

 

ne zaman seni düşünsem

bir kuş ötüşünde bahar gelir dağlara

kanatlarında yüreğimi okşar ellerin

bütün ağaçlar yüregimde tomurcuklanır

bütün çiçekler gözlerimde

bin bahar saflığına bürünür hayat

 

Nerede seni görsem

sevinç çığlıkları saçar gözlerim sokaklara

güzelleşir yeryüzü nereye baksam

maviye bulanır sevdaya akan bütün duygular

yüzünün güzelliğiyle yıkarım yüzümü her sabah

ve sen en güzel masal çiçeğim olursun

 

nerede sesini duysam

avuçları gül kokan

çocukların duaları yağar üzerime.

akan pınarlara sesini,

öptüğün çınarlara nefesini taşırım.

ne zaman ışısa vefa gögünde hilal

yıldız gülücükleri dökülür denizlere çağıl çağıl

 

ne zaman seni ansısam

sevgiye bin çiçek açar yüreğim sen kokan

kötülükler alır gider başını bu şehirde

bir ceylan iner pınarlara

su gibi yudum yudum

hava gibi nefes nefes sevgin dolar her yere

ellerini hissederim ellerimde sımsıcak

 

bilirim ki aşk en güzel masal çiçeğidir gönüllerde

mutlu mavi çiçekler açtıran insan hayatında

bütün dillerde sevgi şiiridir masal çiçeği

bütün dudaklarda sevinç nağmesi

ben ki yalnız seni sevdim bu yalancı dünyada

yalnız senin oldum

taştıkça aşkın ırmakları

seninle bütünleşti hayatımın tüm renkleri

her hissetiğimde yüreğimde yüreğini sımsıcak

 

yağmursun sen, gökkuşağısın

rüzgarsın, baharsın, aşksın, hayatsın

tek mümkünüsün ömrümün, tek umudumsun

her güz mavi çiçekler açan bahar çiçeğimsin

 

gök kuşağından, gün ışığından ayrılırken

ben sana sarılırım yedirenk sevinçlerle her gece

Share this post


Link to post
Share on other sites

Menekşe Gözlerinde Ölmek

 

Bir dağ serinliğini vurup gönül ülkeme

upuzun yollara vurdum kendimi mecalsiz

üşüdü bakıp kimsesizliğime turna kuşları

üşüdü börtü-böcek ve tüm dağ çiçekleri

gitsem ayaklarım ıslak, başım dönüyor

sevda hayatın neresinde duruyor ey yar

herkes bildi sevdiğimi, bir sen bilmedin

 

ıpıslak hayaller düşerken düşülkeme

yağmur olup aktı gözlerim dünyanın üzerine

ırmak olup ağladım, sel olup çağladım

rüzgar olup estim çığlık çığlığa

herkes duydu feryadımı, bir sen duymadın

 

kaç yıl gözlerim yollarda seni bekledim

kaç yıl oldu sensizim, avareyim, divaneyim

kaç yıl oldu sözlerim dudaklarımda suskun

şiirlerim dudaklarımda öksüz

hayalin gözlerimde perişan

gidenler dönüp geldi ey yar, bir sen gelmedin

 

yüreğime yazdım seni ey vefasız yar

aldığım nefese yazdım

sen artık benim vazgeçilmezimsin

bilki ömrüm yettikçe seni her gün bekleyeceğim

alnım çizgi, yüzüm hüzün, saçlarıma ak düşse de

yine seni delikanlı yüreğimle seveceğim

Ve bir gün ölürsem de menekşe gözlerinde öleceğim...

 

Nuri CAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Çek İpimi Öleyim Güleyda

 

Küçüktüm

büyüdüm

yitirdim çocukluğumu

büyüdükçe ikiyüzlülüğü tanıdım

tanıdıkça yaralandım

yaralandıkça boğazıma düğümlendi hayat

anlatamam

yaşım kaç şimdi? ülkem neresi

sorma

 

Yanlış bir adreste gün tüketiyor ömrüm

durmadan yürüyorum sancılar saklı yüreğime.

ayaklar altında linç edilmiş bir hüzün benimkisi

öyle yalnız, gölgesiz, duldasız, düşsüz ve dilsiz

geçen trenler de almıyor beni

 

Ben bir garip adamım Güleyda

yüreğim yorgun, ben yorgun

her yangından yaralı çıktım

sevgisiz, duyarsız, umarsız bir dünyada

kumar oynadım hayatla, kaybettim.

cebim yok, param yok

nerde akşam, orda sabah

ben hep kaybettim

gelen aldattı

giden ağlattı

 

Yüreğim ah!

bir sen anlarsın beni

bir sen aldatmadın

bir de Güleyda

düşperim

dağ yüreklim

güzeller güzeli Güleyda

 

Bir düştü Güleyda

bir rüzgar esti düştü dalımdan

kaldım sokaklarda yalnız başıma

bir daha kapım açılmadı sevgiye

ışıklar yanmadı içimde bir daha

bütün kapılar kapandı yüzüme

ağlayacak bir yerimde yok

 

çok özledim Güleyda

çek ipimi, öleyim

ben hep kaybettim

 

ömrümün yaz vaktidir

bu mevsimde sevmek

en çok bana yakışır

özlemek de..

ölmek de...

 

çek ipimi öleyim Güleyda...

 

 

 

Nuri CAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Gönlümün Menekşesi

 

Ey gönlümün uçurumuna her seher

gül ve rüzgar dokuyan uçarı kız

ey nazlı çiçek, narin kelebek, vahşi menekşem.

ey büyülü dağım…

bir ömür tırmanıp ulaşamadığım…

bakışın yağmur senin,

gözlerin deniz, ellerin gül, saçların meltem

ah! ki, başımı döndürürsün her dem

seni sevmek bir masal

en güzel masal sensin

 

ey ormanların uğultusu

baharın buğusu

dağların kokusu

ey yanan yüreğime en mübarek su

gözlerin denizin üzerinde ayışığı

gözlerin gözlerimde ateş, dudağımda gül, ömrüme can

gözlerin geceye söylenmiş şarkı

seni özlemek bir şiir

en güzel şiir sensin

 

senki sularda nilüferimsin

vatanım, en kutsal yerimsin

gökkuşağı olur şiir kokarsın

güneş olur tenimi ısıtırsın

rüzgar olur, bahar olur, aşk olursun,

hayat olur, deniz olur, dalga olursun

öldürürsün beni aşk ile

üstüme üstüme gelirsin her gece

başımı döndürürsün...

 

ey yüreğime mühür

ölümsüzlüğün adı

ey baharın neşesi, dağların moru

gönlümün menekşesi, sevdanın onuru

seni koklanmamış bir kır çiçeği gibi sevdim

seni yazdığım bütün sayfalar hasret kokuyor

sevgi dokuyor gönül defterime her mısra

seni sevmek bir rüya

en güzel rüya sensin

 

yüreğime alıyorum seni

gözlerime, dudaklarıma, tenime sarıyorum

mutluluk ağacımda sevinç çiçeğimsin oluyorsun

durmadan yürüyorsun gönül ülkeme

canıma can, kalbime canan oluyorsun

duygularım seni sevince böyle güzel

tenim hasretinle sıcak böyle..

seni sevmek bir sevda

en güzel sevda sensin

 

Nuri CAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Gönül İniltisi

 

Alıp başını gittin

hüzün veren hazan yellerince

bir hasret ateşi düştü ki yüreğime

külden ateş, ateşten alev, alevden kor oldu

tutuştu yandı gönül ağacım

yaprağıma acılar üşüştü

kırıldı dudağımdaki mor nenekşe

ardından

kuşları ürkütülmüş bir dal gibi kaldım

 

acılarıma tipi, saçlarıma kar düştü

yüreğime efkar, feryadıma zar düştü

yapraklarıma sarı sonbahar düştü

 

ırmak olup çağladım

rüzgar olup estim çığlık çığlığa

duydu herkes feryadımı bir sen duymadın

bir sen duymadın Leylim

 

gidişin kalbime düşmüş güz yaprağıydı

gidişin kar üstünde bir damla gözyaşı

gidişin tuz bastırılmış ayrılık acısı

gidişin dinmeyen gönül iniltisi

gidişin Nijmegen sokaklarında hüzün sisi

 

gittin, ardından suların sesi, rüzgarın nefesi

baharın neşesi, yaşama hevesi de gitti

kimselere anlatamadım içimdeki uçurumu

kimseler dinlemedi beni, kimse anlamadı

 

gittin, baharı, yazı, kışı unuttum

yaşamayı unuttum

bir sen kaldın unutmadığım

bir sarı sabır

bir de kanayan, kapanmayan bu yara yüreğimde

 

yoksun işte; kahretsin

ellerin yok, gözlerin yok, gülüşün yok, üşüyorum.

 

Bil ki,

aşkını dağlayıp yüreğime kazımışım

adını aldığım nefesime yazmışım

Ve şimdi ben

Ve şimdi ben

baharımda karakışta kalmışım

 

son çaremdir diye sığınıp anılara avunsamda;

dinmiyor bu gönül iniltisi leylim…

Share this post


Link to post
Share on other sites

Gülsem Gül İncinir

 

Gittin,

gidişin

yarama tuz basılmış acı

gidişin

karlı kış gecesi

gidişin

dağbaşı ıssızlığı

çiçeksiz, renksiz

ve uğul uğul bir rüzgar başımda

 

Gittin öyle apansız

hayaller birikti gözlerime ıpıslak

büyüdü gitgide yalnızlığım

yıldızlarda terketti beni, ay da küs

ardında yalnızca anılar kaldı

Kırık dökük

boynu bükük anılar

 

Yoksun işte

gözlerin yok

ellerin yok

kar yağıyor anılara

üşüyor hayat

 

Her gece

ırmaklara salıyorum gözlerimi

denizler ortasında,

kaybolmuş bir sandal gibi

binlerce kıyıya çarpa çarpa

öylesine yitik, öylesine çaresiz

öylesine perişan yaşıyorum…

 

Sen bu şehirde bulutlarla gittin

zifiri geceydi,yağmur yağıyordu

bütün sokaklar ağlıyordu

gittin işte, gidiş o gidiş

bir daha dönmedin

bu yürek yara şimdi, bu hayal kırık

ömrüm sokaklarda bir yaprak artık

gelme, öyle yorgunumki…

zemheri karlarını bekle…

 

Gözlerimde bir sessiz gözyaşı

bekler öylesi

dağ sevdalı

rüzgara hasret bir ince dal aşkına.

gülsem gül incinir

ağlasam dal

gelme, seni çok özledim…

nisan yağmurlarını bekle…

 

Ben ki, unutulmuş gökyüzü masalıyım

uzak iklimlerin güz çiçeği

ve ben hala o gözleri sürgün

hüzün bakışlı çocuğum

öylesine sessiz, öylesine dilsiz.

ne analar kucaklıyor beni artık

ne de hasret kokan ıssız geceler

 

Bir gün tarih düşülürse

çizilirse aşkın miladı

yapraklar düşerse, kuşlar göçerse

ve sen dönersen

kilitlenirse gözlerim gözlerine

işte asıl o zaman ölürüm ben...

işte asıl o zaman ölür...

işte asıl o zaman…

işte asıl o...

 

 

 

Nuri CAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Mavi Sevda

 

Bir mavi denizdeyiz şimdi seninle

ak bir martı gibi umut ve sevinç yüklü gemimiz

mutluluk rüzgarları vuruyor yelkenlerimize

pupa yelken yol alıyoruz sabaha

güneşli günlere çıkıyoruz, mavi gecelere

 

güzelliklerin el değmemiş ormanlarında

düşlenmemiş renklerin çılgınlığı düşüyor bakışlarımıza

kulaklarımıza binlerce kuş sesi dökülüyor

şiir cıvıltıları üşüşüyor saçlarımıza

sevgi çelenkleri örüyor zaman içimizdeki ışıltılardan

 

sevgiyle beslenerek,

bin çiçek büyüyor özlemin kor bahçelerinden

küskün çocuklar gülümsüyor yıldızlara

seviyoruz bütün insanları, bütün hataları affediyoruz

şarkılar bizim oluyor, şiirler bizim, yarınlar bizim

su gibi yudum yudum, hava gibi nefes nefes

mutluluğu tadıyoruz tüm pınarlardan

sevgimizi koyup tüm sevdaların üstüne

yelin suyla öpüştüğü kıyılara atıyoruz acılarımızı

 

kaldırıp duvağını gökyüzünün

öpüyoruz tüm beyaz bulutları alnından birer birer

dudaklarımız gül oluyor, gözlerimiz yıldız, bakışlarımız ay

uçuk bir mavide tutsak kalıyor hayallerimiz

sokaklar dolusu mutluluk

çiçekler dolusu sevgi ekiyoruz güzelliğin doruklarına

martılar uçuruyoruz samanyoluna mavi düşler boyu

 

bir Adem ile Hava faslındayız şimdi seninle

mavi bir rüya görüyoruz, mavi bir bahar yeşeriyor tenlerimizde

yeni bir aşk masalı yaşıyoruz şarkıların tılsımında

güneşi, mehtabı, yıldızları içiyoruz tüm pınarlardan

 

dudakların kalplere sığındığı bir adada

şimdi binbir arzuyla köpürüp kabarıyor dalgalar

şiir’in yedirenk çakılları vuruyor kıyılarımıza

bütün ihanetlerden arı, bütün çirkinliklerden uzak

yıldızları yol yapıp umutlarımıza

mavilere tırmanıyoruz ince alımlı ayaklarıyla aşkın

Nuri CAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Eski bir sevda Masalı

 

‘’Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde

Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter

Ve serin serviler altında kalan kabrinde

Her seher bir gül açar, her gece bülbül öter’’

Beyatlı

 

Menekşe rengi bir çiçekti sevdiğim kız

Anadolu yaylalarında karanfil kokan

Yanaklarında güneşin gül öpücükleri

Dudaklarında hayatın nazlı gülücükleri

Pınarlara her akşam aşk masalları anlatan

 

Erguvan rengi bir çiçekti sevdiğim kız

Munzur’un eteklerinde nergiz kokan

Bakışı ayışığı yüklü bir ceylandı

Sevda ve gül işlerdi yüreklere

İpek saçlarında çayır çiçekleri

Esmer alnında duygu gelincikleri

Her gece yıldızları alıp koynuna yatan

 

Bende sevmiştim ah deli gönlüm bende

Hasret rengi bir çiçekti sevdiğim kız

Gözlerinde dağların ilkyaz gülücükleri

Dilinde sevdanın içli sözcükleri

Saçlarında her bahar seher yelleri eserdi

Yaşamak bir şarkıya benzerdi dudaklarında

Dünyanın bütün dillerini konuşan

 

Bende sevmiştim ah ömrüm bende

Kar rengi bir çiçekti sevdiğim kız

Nefesinde dağgüllerinin kokuları

Kalbinde sevdanın gizli korkuları

Üşüyen yüreklere beyaz çiçekler sunardı her gece

Türkü türkü seher yeliydi yüzü

Şiir şiir ay güzeli

Doğanın bütün renklerine yakışan

 

Bende sevmiştim ah dostlarım bende

Hayat rengi bir çiçekti sevdiğim kız

Hala özlem kokuyor bir köşesinde anadolunun

Hala sevda kokuyor uzaklarda sesizlikler içinde

Kimselerin uğramadığı bir yerde

Yıldızlara bakıp üşüyor her gece

 

Şimdi güller gülümsemiyor artık, uzak dağbaşlarında

Cerenler inmiyor sulara

Derin uykuya dalmış gözlerinde sevdiğimin

Nergizler uyanmıyor sabahlara

Sarmıyor yaşamı maviler

Sonsuz bir hüzün gibi devrildi düştü gecelere

Bir hüzünki ne yazgılara sığar ne yıldızlara

 

Ya ben nasıl ağlamam dostlarım ya ben nasıl

Nuri CAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sen gittin Masal bitti

 

Sen gittin evimin adresi, kapımın zili gitti

Sen gittin sazımin teli, kuşumun dili gitti

yangınlar düştü yüreğime, ıssızlaştı şehir

sokaklara hüzün yağdı, gözlerime yağmur

kapandı üstüme kapılar, ben kapandım içime

günlerce haftalarca ağladım

kırık bir ağaç dalında,öksüz bir kuş gibi kaldım

 

Sen gittin

hazanlar başladı ömrümde

yaprağa duran ağaçlarım gitti

umutlarım gitti, baharlarım

tutam tutam saçlarım gitti

dudağımda şarkılar yarım kaldı

bardağımda rakılar

 

Sen gittin

yüreğimde kanayan şiirler

masamda sigara izmaritleri kaldı

ben kaldım öyle tesellisiz ortalarda

birde yıkıntım

 

Sen gittin

Şiirlerim öksüz kaldı

kalemlerim, defterlerim

ellerim, gözlerim, kirpiklerim

yüreğimde kalkıp giden gemilerim

dillerim öksüz kaldı

ne varsa dağıldı geride kalan

çöl oldu şiiristanım

hayalim, düşistanım

 

Sen gittin

kemanım yayım, güneşim ayım

mutluluk payım gitti

kara bulutlar çöktü üzerime

bir ben kaldım öyle boynu bükük ortalarda

yastığımda yağmur hıçkırıkları bir de

ve yüreğime batan cam kırıkları her gece

 

Sen gittin

sustu kalbimin bülbülü

bahçemin gülü soldu

yoldu bağrımı yokluğun

 

Sen gittin

ağzımın tadı

mutluluğumun adı gitti

yaslı yaşım, gamlı başım

zehir aşım, otuz yaşım kaldı

 

Sen gitin

hayalim düşüm

sevincim gülüşüm

servetim işim gitti

 

Sen gittin

özlemin yüreğimde

yokluğun kirpiğimde çoğaldı

sen gittin umudum gitti

gururum gitti

her gece oturup ağladım

ıslandı ekmeğime karıştı korkunç acı

gülmek nedir unuttum gitti

 

gittin ömrüm insafsız ayaklarına toprak oldu

kavruldu bahçelerim çiçeklerim soldu

acılarım içimde fışkıran kan,

gönlüm rüzgarlarda savrulan yaprak oldu

 

Sen gittin

çakıl taşlarım

yürekvuruşlarım

sevgikuşlarım gitti

yaralı bir ceylanın bakışında yaralı kaldım

her yerde izimi sürüyor avcılar

 

gittin işte o gidiş gittin, bir daha dönmedin geri

yarısı sende kaldı kalbimim, yarısı bende ezgili

ardında kara bulutlar, kara günler

ve her gece soğuk ölümler kaldı

hasretin kaldı birde

ben kaldım öyle deli, öyle divane ortalarda

ah seher yeli

 

sen gittin ben bittim masal bitti

Nuri CAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

ES VE HA

 

Seni türküler gibi sevdim

Es ve ha

öyle ince öyle kırık

dağ suları gibi serin

kitaplar gibi aydınlık

seni

yüreğim gibi sevdim

Es ve ha

 

Seni

yeni yaprağa duran

bir goncagül sevinciyle sevdim.

sesindeki karanfil fısıltısı

gizemli bir masalın tılsımıyla.

 

seni

şiirler gibi derin

şarkılar gibi içli

seni

unutmamak üzre sevdim

Es ve ha

salkım-saçak türküler gibi

 

gül kokulumsun benim

usul boylum

güzel huylumsun

 

 

yağmuruyla ıslandığım

Güneşiyle ısındığım

düştükçe yaslandığım

tutkum, sevincim

sevda yüklü bulutumsun

özlemlere uçan güvercinim

yaşamama sebep umudumsun

 

…..

bir gün gitmek olmasa diyorum

solmasa çiçekler

yüreğimde kuşlar uçmasa

silinmese gölgeleri sevincin

hasretin ince yollarına

inmese gözlerimde sular

sevdasına şiir yüklediğim rüzgar dinmese

bitmese dudaklarına yakıştırdığım gülümseme

 

ayrılık olmasa Es ve ha

ölüm olmasa

mutluluklara yazılsa adresimiz

her üşüdüğümde bakışına sarılsam

güvercinler havalansa üzerimizden

 

ömrümüz

dört mevsim bahar olsa

gönlümüz arı aşkımız bal olsa

aksa damla damla hayatımıza dolsa

 

ey kır lalem, düğün çiçeğim

çayır güzelim, gelinciğim

süsenim, sümbülüm, caneriğim

uzansam dokunabilir miyim yüreğine

öpebilir miyim gözlerinin içini

...../

susma Es ve ha, kapama gözlerini üşürüm

bırakma ellerimi Es ve ha bırakma düşerim

Nuri CAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Eftelya

 

Koyup herşeyi bir yana

çekip ellerini hayatımdan

git Eftelya

artık ne kaybedecek

ne de konuşacak bir şeyimiz kaldı

 

gözlerini

ıstırabımı

hicranımı

seven yanımı

al git hayatımdan

yüreğimdeki yarayı sar git

Say ki hiç yaşamadık bu aşkı

sevişmedik geceler boyu

 

git Eftelya

mim koyup efkarıma

bir güvercin gibi

kanadımda taşırım ateşimi

bir mecnun gibi çölde de yaşarım

leylaysa aşkım

yeterki sırtımdan vurmasın beni hayat

 

zaten ben bu dünyanın

bu yeryüzünün kara sevdalısıyım

iflah olmam Eftelya

yüreğimi kimsesiz sevgilere bırakıp git

alevler içinde tutuşan iksirler istiyorum artık

değilmi ki, her aynaya baktığımda

niftrit asit ter döküyorum bardak bardak

 

git Eftelya

oklarını

duygu bahçemden topladıklarını

ve yüreğimden kopardıklarını bırak

koy bir yana sancılarımı

kelepçeni vur git hayatıma

sevdamıza ihanet prangaları vur git

 

bırak çözülsün dizlerimin bağı

hasret dilimin ucunda

suküt gibi naçar

susku gibi suküt kalsın Eftelya

 

bırak hayat beni

aşkın oklarıyla vursun vuracaksa

kalbimin tam orta yerinden

sevda bahçelerinde gül toplarken

 

git Eftelya

indir yükünü yüreğimin

bir avuç ateş değil midir? aşk

gömülüp soluğuna hasretin

bırak yaksın kanatlarımı

varsın acıdan parça parça olsun içim

açmasın daha hiç bir çiçek

bütün kuşlar terkedip gitsin bahçemi

 

git Eftelya

mevsimlere yazarım adını, sonbaharlara

bulutlara yazarım, yağmurlara, yalnızlıklara

bir veda sözcüğü düşer gibi uçurumdan

rüzgarlara saklayıp adını giderim ben de

 

Aslı yolunda Kerem meyli değil midir? AŞK

Nuri CAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Selvina

 

Sevgiler büyüttüm kır çiçeklerinden, güneşin kanını emen

umutlar yeşerttim bahar renginde al yeşil

dağlarda kar erirken ceylanlar emzirdim

melekler uyandırdım her tan ağardığında

toplamak için bütün düş kırıklarını aynalardan

yıldızlarla selam yolladım sana

her gece mavi bir kuş saklayarak avuçlarıma

gül ve rüzgar iliştirip kanatlarına, gelirsin diye bekledim

özledim, gözledim, gelmedin Selvina...

 

upuzun köprüler kurdum içimdeki yolculuklara sana kavuşmak için

beyaz günlere uzandım beyaz atlarla, sana getirsinler diye umutlarımı

 

kavaklar öpüşürken

beyaz güvercinler kanat çırpısın diye mavi göklerin burçlarında

bütün ayrılıkların, savaşların, ihanetlerin üzerine bir çizgi çektim

en güzel barış çiçeklerini versin diye dünya

 

ak alınlı taylar koşarken alnımın çayırlarında

al türkülerle inledim lekesiz sabahlara her bahar

özlemler kanatıp gecenin sayfalarında

mavi rüzgarların terkisinde sevgiler yolladım sana

çoğaldıkça çoğaldı çılgınlığım, kanımda milyonlarca yıldız tutuştu

alevler içinde parlayan nehirler aktı yüreğime her defasında

her defasında suların sesine bir damla gözyaşı bıraktım

gül desenli yaylalara senin için

bilmedin

 

bilki sensiz uzak dağbaşı ıssızlığında yalnız bir ağacım

yoksan ürpertilerde tiril tirildir yapraklarım

seni özlemenin korkunç girdabında

göğünü ve yönünü yitirmiş göçmen bir bulut olup

her gece uçurumlara ağlarım

 

hasret ateşine bürünürken geceler

uzun ayrılıkların dağladığı sevdalarda

korkunç alevler içirdim seni seven yanıma

iç çekmeyi öğrendi bir yanım, acı çekmeyi bir yanım

ve ardından oturup ağladım küskün ırmaklar gibi

karışıp gitti gözyaşlarım çağlayanlara

silmedin

 

ey kırçıl saçlarımda yıldız tutuşturan

alıp savuran yangınlara, yalnızlıklara

hazan bahçelerinde yaralı bir güldür şimdi kalbim

dört mevsim aşkı kanayan

sen ki,yüreğimde demlenen aysın, gözlerimde çiçeklenen aşk

uzun saçlı hasretimsin, iki büklüm beklediğim her gece

özledim, gözledim, gelmedin Selvina...

 

özlemlerle yaralı bir yağmur bulutuyum şimdi

firari bir hüznün girdabında yitirdim güldesenli sevinçlerimi

bil ki, çağlayan bütün nehirler benim gözlerimdir

benim yüreğimdir ağlayan bütün denizler

su içtiğim bütün pınarlarda seni susarım

seni sorarım geçtiğim bütün yollarda

düştüğüm her uçuruma bir tutam çiçek bırakır gibi

bir tutam kor ve bir demet gözyaşı bıraktım senin için

gelmedin, bilmedin, silmedin....

 

bir gün gökyüzü gülünce ve geçince üşümesi kalbimin

bütün hasretleri yükleyip rüzgarın kanatlarına

yüreğimde taşıdığım sevda aleviyle

upuzun yollardan çıkıp geleceğim sana... Bekle...

Nuri CAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Yağmur Aşkına Kal

 

Seni nasıl unuturum usul boylum, nazlı huylum

yeşil gözlüm aybakışlım, bal sözlüm gülnakışlım

nasıl unuturum seni

deniz yeşili gözlerini, ipek sarısı saçlarını

kalbim kalbine düğümken

 

ben seni sevdiğim zaman

yağmur yağıyordu alanlara yeşil gözlüm

sokaklar ağlıyordu

kar yağıyor şimdi dağlara

gitme kal

yağmur aşkına kal

 

gidersen

gecenin siyahı çöker yüreğime

göç eder kelebekleri ömrümün

boynunu büker gelincikler

dağlar ceylansız

nehirler türküsüz kalır

Gidersen

tarlalar susuz

çocuklar uykusuz kalır bahar gözlüm

 

ben senin yürekkırgını gülüşünü sevdim en çok

umutsuzluğa umudu sürüşünü

acılara sevda yazışını sevdim

kendinle barışını yeşil gözlüm

seni seviyorum deyişini sevdim en çok

tüm sevgiler sürgünken

 

yaşamak bir türkü seninle bahar bakışlım

yediveren tomurcuk

gidersen boynu bükük kalır bu şehir

ölür kahrından bu içli çocuk

yokluğuna nasıl alışırım

dudağın dudağıma mühürken

 

ben senin en çok ince kırgın gülüşünü sevdim

seni seviyorum deyişini

bir ekmeği bölüşünü düşkünlerle

öksüzleri sevişini sevdim

ve yüzündeki hüznü yeşil gözlüm

bakınca insan gibi bakışını

ağlayınca çağlayanlar gibi akışını sevdim

 

insanı sevişini sevdim en çok yeşil gözlüm

omuzuna dayanmayı efkarlıyken

ve affedişini sevdim düşmanını bile

düşkünlere el uzatışını

hayatın bu kirli sahnesinde temiz kalışını sevdim en çok

bir umut gibi, bir türkü gibi, bir şiir gibi duruşunu

bin bahar tazeliğinde

saçlarına günün vuruşunu sevdim

 

ben senin bir gülü koparmasınlar diye

günlerce gül düşmanlarına yalvarışını sevdim

bir annenin acısına ağlayışını

tüm kavramları ve kuralları çiğneyip

küflenmiş törelere ve haksızlıklara karşı çıkışını sevdim

 

ben seni beyaz beyaz sevdim yeşil gözlüm

mavi mavi, yeşil yeşil, al al

seninle sokaklar dolusu çığlık, acılar dolusu yalnızlık

çiçekler dolusu sevgi ektik dağların doruklarına

maviler boyunca beyaz güvercinler uçurduk meydanlara

sınırlar çiçek açmaz dikenli teller içinde bahar gözlüm

gitme kal

 

gidersen

mutluluğumdan sızılar kalır yüreğimde

yarım elvedalar kalır, soğuk odalar, karanlık geceler

 

sensiz koma yüreğimi yağmur aşkına

seninle başlayan hikayem

seninle son bulsun yağmur gözlüm

 

elveda demek zor şeydir bilirsin

Nuri CAN

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.