Zıplanacak içerik
  • Üye Ol
bozan

Tutku ( İftiharla Sunarım )

Önerilen İletiler

geri gelen

 

mavileri eski korsanlardan kalan,

dalgaları başka zamanları çalan,

rüzgarlarımız sanki ruhumuzu alan,

bu büyük denizdi bizi bağlayan,

 

bir görçeğe bakarak geçen ömrümüz,

güneşin batmasıyla yanılmasın,

dağılmasın özlemleriz gökyüzüne,

her gidenin dönmeyeceği sanılmasın...

 

perdeler esintide dolanıp da

büklüm büklüm salınırken,

zamanın bitmeyen aydınlığında

bekleyen bekler her giden.

 

 

bozan

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Bana mutluluktan söz etme; anısı beni mutsuz ediyor. Bana huzurdan söz etme; gölgesi beni korkutuyor; ama ben bana, sana, Cennet' in kalbimin külleri içinde yaktığı mübarek feneri göstereceğim; seni bir annenin yegane bir çocuğunu sevdiği gibi sevdiğimi biliyorsun. Aşk seni kendimden dahi korumayı öğretti bana. Beni, seninle birlikte uzak diyarlara gitmekten alıkoyan şey, ateşle temizlenmiş o aşktır. Aşk, senin özgürce ve erdemli bir şekilde yaşamana imkan vermek için içimdeki arzuyu öldürüyor. Sınırlı aşk, sevdiğini sahiplenmek, sınırsız aşk ise sadece kendini ister. Gençliğin saflığı ve uyanışı arasına düşen aşk kendini sahiplenme ile tatmin eder ve sarılmalarla büyür. Ama gökkubbenin kucağında doğan ve gecenin sırlarıyla inen aşk, edebiyat ve ölümsüzlükten başka hiçbir şeyle huzurlu olamaz; İlahi varlık dışında hiçbir şeyin önünde hürmetle eğilemez.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Halil Cibran için...

 

Kim derdi ki Cleopatra ile Caesar’ı oğlu Caesarion gün gelecek idam edilecek? O kudretli ellerin okşadığı bir çocuk hayatının baharında yok olacak. Bu bir aşkın çocuğu muydu yoksa ihtirasların mı? Aşk mı yok etti Sezarcığı yoksa ihtiraslar mı?

 

Sahiplenilmek o kadar korkutuyor ki bir adamı!!! Geceleri devamlı olmayan nevmi bir de bu yüzden inkıtaya uğruyor durmadan, çünkü sahiplenilmek o kadar çok korkutuyor.

 

Anneler sevmesin o adamı babalar sevmesin hiç, mümkünse hiç kimse düşünmesin ‘’ne olur bu adam’’ diye, işte bu yüzden yalnızca uzaktan bilinsin gerekirse ‘’deli’’ diye…

 

Aldattığında hiçbir zaman pişman olmayan adamlar vardır, aldandığında da!!

 

Bir adam vardır sonra düşünür ki seninle sevişse hiç pişman olmayacak dünyaya. Oysa bazı adamlar vardır sevişinceye kadar heyecanlı seviştikten sonra pişman, korkak, yılgın, şaşkın. Bu adam ise öyle bir sarmalı ki bedenini bir daha sarmayacağını bilse bile hiç aldırmamalı buna ne de dünyayı aldattığına…

 

Öyle bir sevişmeli ki sonra terin dudaklarında parıldamalı, saçların omuzlarında asılmalı, nefesin ciğerlerinde toplanmalı ve hiç ama hiç pişman olmamalı.

 

Bir adam var sonra hiç aranmamalı, öyle sanılsın ki okyanusta kaybolmuş, öyle sanılsın ki bir yardan aşağıya uçmuş, yitmiş, bitmiş, tükenmiş, kimse sahiplenmemeli, annesi babası olmasın hiç kimse…İşte bir adam!!!

 

Sonra göğüslerinde son bulmuş bir sevişme olmalı ama aklından çıkmasa da hiçbir vakit, şeb-i yelda üstüne üstüne gelse, bütün deyip koyanlar birleşse bir daha ardına bakmamalı..

 

Bir adam sahiplenilmeyen, anasız babasız, sevişilen ama sevilmeyen, hiç aklından çıkmayan ama hep unutulan…

 

 

bozan

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

bi kadının hayatına süzülüverirsiniz, yılanın donlarından kurtulması gibi hergün itina ile derisini soyarsınız,açığa çıkan yaraları ile ilgilenir sağaltırsınız. merhem olursunuz.

kırkıncı dondan da soyununca ve çırılçıplak kalınca kadın; bi anda ortadan yokolursunuz.

tabii ki kimse sorgulayamaz soru soramaz size gidişinizle ilgili. ama o soğuk odada çırılçıplak kalan kadına geri döndüğünüzde yine o eski halini ararsınız, çıplak halini...

Oysa o kadın siz yokken tek tek geri giymiştir gömleklerini. hatta daha da acıtmasın diye yedekten bir kaç gömlek daha giymiştir.

Sonra nedensiz dalga geçer gibi bi şaşkınlık ya da çok bilmişlik hali...

Senin bana ihtiyacın yok ki?

işte bu söz can yakar aslında siz değil; zaten gidiş can yakma ki, dönüşünüzdür acıtan...

 

Halbuki döndüm ben demeniz yeterlidir...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Halil Cibran için II

 

Yanılmadığımı düşünüyorum aslında hala...Bir kişinin varlığı ile mutlu olmak ile bizatihi mutlu olmak arasında çok büyük bir fark olmasa gerek...Şayet mutluluk teker teker kişilerle mutlu olmaktan daha büyük birşey ise bu düşünceme Halil Cibran da katılıyor olmalı, öyle mi?

 

Şimdi karşımda at meydanı, yanında eski odaların görünmeyen kabusları, ellerinde serpuşlarıyla çeriler kapı ağalarından cüluslarını alıyorlar, etrafımdaki kalabalığın bunu gördüğüne inanmıyorum, fakat ne olur hakikati ben de görmüyorum deme bana Halil...Sen de mevcut yokluk vaziyetinde mutluluğunu kaybetmedin, hiç değilse sönmedi ışığın, hiç değilse başka dilberlerin dil-i derununa sığındın...Çölde değiliz ki Cibran ki çölde bile ahular vardır bulutların gölgesinde yaşayan...öyle değil mi Cibran?

 

Kendi kabuslarını insanın kendisi yaratır derdi bozan adlı eski bir dostum..Bu eski dostum dünyayı bile dolaşmak isterdi kimileyin Halil'le...Fakat dünya insanın hayallerinde durduğu gibi durmuyor hakikatte, hakikatte dünya zaten durmuyor öyle mi? Umarım buna katılıyorsundur Cibran...

 

Yaralar iyileşir, sağalır yeter ki doğru hekimlere kucak açalım...İyi bir sınıkçının sağaltamayacağı kalp kırığı yoktur yeter ki şifayı doğru ellerde arayalım, öyle mi?

 

Şimdi gözlerimi bu hayal dünyasına yeniden açıyorum bu arada çerilerin ellerinde ulufeleri mutlu mesut odalarına doğru ilerlediğini görüyorum, Ayasofyada bir hareketlilik Nişancı mühr-i hümayunu yeni vezire teslime gidiyor...Aman Allahım bu ne kalabalık mahşer dünyaya inmiş..!!Cibran sen de burada olsaydın görürdün, öyle mi?

 

Acele etmeliyim, Üsküdara geçmek için, akşama fııtına görünüyor, deniz patlayabilir, bir kayık kiralayıp hemen çıkmalı Bağlarbaşına, öyle mi?

 

Hiçbirşey veremeyecek bir kişiden istenilecek en küçük birşey onun için ne de büyük bir yükümlülük olur, öyle mi?

 

Sağlıcakla kal Cibran.

 

bozan

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Hiçbirşey veremeyecek bir kişiden istenilecek en küçük birşey onun için ne de büyük bir yükümlülük olur, öyle mi?

 

 

Ne kadar doğru söz :iyi:

 

Ben Cibran değilim ama,vallahi de öyle billahi de öyle...!

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

dostum, göründüğüm gibi değilim. görünüş sadece giydiğim bir elbisedir. senin sorgularından beni, benim kayıtsızlığımdan seni koruyan, özenle örülmüş bir elbise.

benim içimdeki ‘ben’, dostum, sessizlik içinde oturur, sonsuzluğa dek kalacak orada, doyulmaz, erişilmez.

ne söylediklerime inanmanı, ne de yaptıklarıma güvenmeni isterim- çünkü sözlerim senin aklından geçenlerin dile getirilmesinden, yaptıklarımsa umutlarının eylemleştirilmesinden başka bir şey değildir.

‘rüzgar doğuya esiyor’ dediğin zaman ‘evet, doğuya esiyor’ derim: çünkü düşüncelerimin rüzgarda değil, deniz üzerinde dolaştığını bilesin istemem.

denizlerde gezen düşüncelerimi anlayamazsın, zaten anlamanı da istemem. bırak denizimle başbaşa kalayım.

senin için gündüz olduğu zaman dostum, benim için gecedir: böyle olsa da ben yeşil tepelere değerek oynayan öyle vaktini, vadiden süzülen mor gölgeleri anlatırım; çünkü sen ne karanlığımın türkülerini duyabilir, ne de yıldızlara çarpan kanatlarımı görebilirsin-görmemenden, duymamandan hoşnudum ben. bırak gecemle başbaşa kalayım.

sen cennetine yükselirken ben cehennemime inerim- o zaman bile bu ulaşılmaz uçurumu ötesinden bana seslenirsin,’arkadaşım, yoldaşım’ ben de sana seslenirim, ‘yoldaşım, arkadaşım’-çünkü cehennemimi görmeni istemem. alevler görüşünü yakacak, duman burnuna dolacaktı. senin gelmeni istemeyecek kadar çok severim cehennemimi.bırak, cehennemimle başbaşa kalayım.

sen gerçeği, güzeli, doğruluğu seversin; ben de sen hoşnut olasın diye bunları sevmenin yerinde ve iyi olduğunu söylerim ama içimden senin sevgine gülerim. gene de gülüşümü göresin istemem. bırak kahkahalarımla başbaşa kalayım.

dostum, sen iyi, ihtiyatlı, akıllısın; hayır sen eksiksizsin- ben de seninle ölçülü ve düşünerek konuşurum. oysa ben deliyim. ama gizliyorum deliliğimi. bırak deliliğimle başbaşa kalayım.

dostum, sen benim dostum değilsin, ama ben bunu sana nasıl anlatacağım? benim yolum senin yolun değil, gene de birlikte yürüyoruz elele.

h.cibran

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Halil Cibran için III

 

Deniz ufkuna dikip kahve gözlerini maiye boyayan adam şimdi ardında bıraktığı bütün mutlu yılların intikamını alıyordu kendisinden. Gerçi çocuklar muhakkak surette ikiye taksim edilebilir, saçları okşananlar ve gururu kırılanlar fakat şimdi bütün bir dünyanın meşgalesini bir kenara bırakıp ruhi bir geçmiş yolculuğu yapmak kime ne kadar yarar?

 

Öyleyse şimdi sağına Akdeniz’i alıp soluna Kara kıtayı ilerlemeye devam etmeliydi ta Atlas dağlarına kadar. Türk-i Sindi’nin sinine kadar…Yeni dünyayı teneffüs edinceye kadar…bir sözümüze dönelim..

 

Doğan her çocuk yaşama bir anlam katmak için hazırlanmıyor bilsen… Fakat her çocuğun hayata bir anlam ilave edecek kadar kuvveye sahip olamaması da hayatın bir anlamı değil mi? Bazıları kaybetmek için doğar demişti bir dostum. Hayfa limanından portakal çiçeklerini koklarken Arapça karmakarışık cümleler kuruyordu yanımda. Bu manasız cümlelerin bir yerinde öyle bir cümle yakaladım ki seninle de paylaşmak isterim..’’bu çiçekler Hayfa’dan bir başka yerde bu kadar güzel kokmuyor’’. Evet dostum insan denen mahluk zamanla ve mekanla o kadar sınırlı ve o kadar bağımlı ki bunlara..Bu yüzden belki birbirini anlamak o kadar zorlaşıyor bu kadar ağırlaşıyor. Neyse biz sözümüze dönelim…

 

Benim bu denizden istediğim mai rengi değildir yalnızca, dalgalar vurdukça sahile, kulağı iyi duyanların yüreğine kadar iner ya sesi, bir de hiç durmadan bir şarkıyı tekrar eden eski bir radyo gibi inadına ve bıkmadan, aynı vurguyu yapar ya sesleri biraz da bunu duymak için… işte o denize bak Cibran… Senin geçtiğin yollardan ilerleyen bir adam var… Hani yazmıştın ya bir defa ‘’aynı gökyüzüne bakıyoruz evet Cibran hem de aynı denizi seyr u temaşa ediyor gözlerimiz… Fakat biz belki her zamankinden daha yalnızız… Fakat biz sözümüze dönelim…

 

Bana deniz, dalgalar ve yollar en çok hürriyeti hatırlatıyor, bu dünya zindanında.. İşte bu yüzden Cibran kimsenin hürriyetini kısıtlamak istemiyor yüreğim… Bırakalım herkes istediği gibi ölsün ne olur? Biz sözümüze dönelim…

 

Kimsenin hürriyetini kendi keyfi için kısıtlamak istemeyecek kadar özgürlüğe ehemmiyet veren bir adam için mutluluk bile olsa neticesi vazgeçmekten başa bir yol kalmıyor bilsen!!!

 

Özgürlüğünle kal Cibran, kötü bir adamın esaretinde değil…

 

bozan

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Sevgili forum sükkanı...15 temmuz 2005 yılından itibaren bu forumun bir azasıyım..iş bu başlık da 13 temmuz 2006 yılında açılmış.. Yani bir kaç ay sonra 3. yılını dolduracak...Zaman zaman forumdan uzak kaldığım dönemler oldu doğrudur, lakin çoğu zaman burada yazılar yazmaya devam ettim başka yerlerde yazsam da....

 

Bu başlık açıldıktan sonra farklı arkadaşlardan yazılar ekleyenler de oldu şiir yahut da nesir olarak....Oldukça uzun bir zamanı içine alan bu başlığın da artık miadını doldurduğuna inanıyorum..

 

Katkı sağlayan herkese ayrı ayrı teşekkür ederek bu başlıkta yazı yazmayı kendi hesabıma kapatıyorum.

 

 

Herkese kolay gelsin....

 

 

bozan

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Sevgili forum sükkanı...15 temmuz 2005 yılından itibaren bu forumun bir azasıyım..iş bu başlık da 13 temmuz 2006 yılında açılmış.. Yani bir kaç ay sonra 3. yılını dolduracak...Zaman zaman forumdan uzak kaldığım dönemler oldu doğrudur, lakin çoğu zaman burada yazılar yazmaya devam ettim başka yerlerde yazsam da....

 

Bu başlık açıldıktan sonra farklı arkadaşlardan yazılar ekleyenler de oldu şiir yahut da nesir olarak....Oldukça uzun bir zamanı içine alan bu başlığın da artık miadını doldurduğuna inanıyorum..

 

Katkı sağlayan herkese ayrı ayrı teşekkür ederek bu başlıkta yazı yazmayı kendi hesabıma kapatıyorum.

 

 

Herkese kolay gelsin....

 

 

bozan

 

:unsure: niye,ne oldu ki kelimelermi tükendi?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

3. yılını yalnız geçirme istedim...

 

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan

Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme

 

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer

Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme

 

Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi

Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme

 

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize

O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme

 

Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle

Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme

 

Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı

Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İletiniz moderatör kontrolünden geçtikten sonra sitede gösterilmeye başlanacaktır. Eğer buna maruz kalmak istemiyorsanız lütfen hemen bir ÜYE OLUNUZ.

Misafir
İletinizi misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer üye iseniz lütfen GİRİP YAPARAK gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.