Jump to content
  • Sign Up

Today is Earth Day. Let's do something useful..!

Sign in to follow this  
evrensel-insan

İslamda Yolsuzluk ve Rüşvet

Recommended Posts

Ben başlıkta ifade edilene katılmadığımı da söylemedim! original.gif O ayrı bir konu. Şimdi şöyle yapalım o zaman: Benim söz konusu iletim tam imla kuralları ile şöyle yazılabilirdi:

 

Başlık zaten diyeceğini demiş: "Bu halk bu çelişkiyi görmeli." "Evet yani, görmeli" deyip konuyu kapatalım mı? 

 

Ama yani ben imlaya çok dikkat etmeme rağmen her zaman da bu kadar dikkat edilmiyor. Bu kadar da anlamak gerekiyor. Başlıkta ne dendiğini özetliyorum ve onaylayıp konuyu kapatalım mı diye soruyorum. Bu bence anlaşılır bir durum. Tersten okumaya çalışılmadığı sürece...

 

Ha, şimdi başlıkta bu şekilde özetlediğim görüşe katılıyor olsam ne olur, onu açıklayayım. Katılmamda sakınca yok. Benim açımdan çelişkili durum olmadığını varsaysak bile, halkın inandığı gerçek olmayan, yapay, yani barışçıl, ahlaklı islam ile yöneticilerin bu islama göre davranışları arasında yine çelişki var. Bu çelişkinin benim bakış açıma göre olup olmaması bir şey değiştirmiyor.

 

O yüzden başlık konusunda ortaya konan görüşe evet katılıyorum. Halkın inandığı islam ile yöneticilerin davranışları çelişkili. Yöneticiler Vahhabi olmadığına göre (yani bildiğimiz kadarıyla) bu çelişki benim açımdan olmasa da onlar açısından geçerli. Yok eğer ülkeyi darül harp gören bir anlayışta iseler, gizli Vahhabi iseler, onu da halk görmeli.

 

Görüldüğü gibi başlık konusuna katılmamda hiç bir çelişki, benim açımdan doğmuyor. Yüzelli kere söyledim, ben ne dediğimi bilirim diye ama, çelişki arama çalışmasını her iletimde yapan bir "ileti zabıtası" var forumda... tongue.png Bu görevi de gönüllü yaptığına, maaş talep etmediğine göre, sakıncası yok...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ben başlıkta ifade edilene katılmadığımı da söylemedim! original.gif O ayrı bir konu. Şimdi şöyle yapalım o zaman: Benim söz konusu iletim tam imla kuralları ile şöyle .

.

.

.

iletimde yapan bir "ileti zabıtası" var forumda... tongue.png Bu görevi de gönüllü yaptığına, maaş talep etmediğine göre, sakıncası yok...

Butun bu mesaji, sirf suna yanit olarak mi yazdin?rolleyes.gif

 

"Sence oyle mi oluyor?

Ben baslikta basligi aciklamaya calisiyorum, sen de "evet var" olarak olumlu temelde tasdik ediyorsun."

 

Simdiye kadar bilgi paylasimimdan ve dusunce dile getirmemden hic maas talep etmedim.

 

Bunu sadece insanlik adina ve gorevi olarak yaptim.

 

Bundan sonra boyle de olmaya devam edecek.islik.gif

Share this post


Link to post
Share on other sites

Düzgün okuyalım lütfen. Bu yorumun cevapla alakası yok. Neye cevap verildiği burada :

 

Canraşit, 19 Oca 2014 - 19:16 tarihinde , dedi ki

 

Değildir. İnsanların toplumsallaşmasında bir aşamadır. Yapılan devrim Kabilecilikten Ümmetçiliğe geçişi sağlamıştır.

 

Onu saglayan tanri degil; dindir.

 

Ben gayet duzgun okuyorum.

 

democrossian, 19 Oca 2014 - 16:07 tarihinde , dedi ki

Tek tanrı fikrinin icadı, insanlığın tarihinde yaşanmış en keskin gerilemedir.

 

 

Canraşit, 19 Oca 2014 - 19:16 tarihinde , dedi ki

Değildir. İnsanların toplumsallaşmasında bir aşamadır. Yapılan devrim Kabilecilikten Ümmetçiliğe geçişi sağlamıştır.

 

Insanlarin toplumsallasmasindaki asama dindir. Cunku din ilik toplumsal yonlendirmedir ve ustelik ilk sinifsal toplumda kolelerin efendilerine "gonullu" boyun egmesi adina cikmistir.

 

Hikaye kisaca soyledir.

 

"Ey koleler, sizler belki efendilerinize karsi gelmiyorsunuz ama; icinizden onlara karsi bir kotuluk dusunuyorsaniz, bunu yapmayiniz. Cunku tanri her seyi duyar ve herseyi gorur. Tanri nezdinde gizli/sakli olmaz. Eger sizler icinizden dahi efendilerinize karsi bir kotuluk isyan v.s. seyler gecirseniz dahi; bu tanrinin sizleri cezalandirmasi icin yeterli olacaktir."

Share this post


Link to post
Share on other sites

Evrensel, zabıta ve maaşla ilgili yazdıklarım sana değildi. Forumda başkalarının tartışmalarını izlemiyorsun anlaşılan. 

 

İki başlıktır seninle mutabık gidiyoruz?? Ne iş? Doğruyu söyleyenin ben yanında olurum. Yeter ki doğruyu söylesin.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Islam hakkinda ileri sürülen bu seyler bilgisizligin eseridir.

 

Yahudi olmayanin mali cani Yahudiye helaldir ama Müslüman olmayanin malinin caninin müslümana helal olmasi tamamen bir iftiradir.Ha eger siz savasta elde edilen ganimetlerden bahsetmeyip tamamen Islami hedef alarak bu helal olayini acikliyorsaniz buna da ben karsi cikarim.ABD Irak'i ele gecirdikten sonra petrol gelirlerini ABD'ye bagladi.E yani ABD müslüman degil nasil olacak bu is simdi?

 

saygilarla

Peki su an O.Dogu da Irak'ta Suriye'de her gun olan nedir?

 

Savasanlar ve mallarina el koyan koyulandan hangisi musluman degil?

Share this post


Link to post
Share on other sites

Müslümanlikta o sorunun yaniti Allahin gazabina ugramakla cezalandirilmaktir.Islamin hicbir anlatiminda Kur'an ayetlerinin hicbirinde baskasinin mali müslümana helaldir diye bir yaklasim yoktur,Savaslarda elde edilen ganimetler konusunda ise su kadarini ifade etmek gerekir ki ,savaslar farkli bir anlam icerir.Buna ragmen Islamda "size bir saldiri olmadigi,ülkenizden cikarilmadiginiz sürece sakin savasmayin,savasirken de ifrata kacmayin"diye de insani bir vurgulama yapilmistir.Ben burada Islami savunmak anlaminda yazmiyorum bunlari. Sezar'in hakkini eger Sezar'a vermez isek o zaman haktan hukuktan bahsedemeyiz.

 

saygilarla

Peki neden gercek yasamda, musluman musluman ile savasiyor ve bir birini olduruyor?

 

Ayrica Islan cografya olarak SALDIRMADAN/SAVASMADAN nasil genisledi?

 

Sen "Sezar'in hakkini Sezar'a degil; Brutus'e veriyorsun.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Islamda "size bir saldiri olmadigi,ülkenizden cikarilmadiginiz sürece sakin savasmayin, ...."

 

Herhalde bu, "işgal ettiğiniz, mallarını yağma, oğlanlarını köle, kızlarını cariye ettiğiniz ülkelerden çıkarılmadıkça, sömürdüğünüz halk başkaldırmadıkça sakın savaşmayın" oluyordur!!!

 

"Sömürdüğünüz sürece savaşmanıza gerek yok, sömürmekte de aşırı gidip iliğine kadar kurutmayın" yazıyordur herhalde!

 

Çünkü Kuranda öyle yazdığın gibi ifadeler yok. Tersine "din allahın oluncaya kadar savaşın" var. Bu ne demek, islamı kabul etmeyen herkese saldırın demek. Bu kadar açık net ifadeleri çarpıtmayı başaramazsınız. Kuranda yazmayan şeyleri söylemek bir yana, yazanın tam tersini söylüyorsunuz.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bir kere bu Kuran'da Süleyman hikayesi yok mu? Hüdhüd gelip güneşe tapan bir kavim gördüm deyince Süleyman "allahtan gayrisine tapan bir kavim ha?" deyip orduları hazırlamıyor mu? Müslüman olmazsan gelir ordumla tarumar ederim demiyor mu?

 

Müslümanlar daha neyin masalını anlatıyor ben hiç anlamıyorum. İslamda cizye ödemeyi kabul eden ehli kitaptan başka hiç kimsenin hiç bir hakkı yoktur. İstenirse öldürülür, istenirse köle yapılır, malları yağmalanır.

 

Bu budur. Kimse ilkel vahşi çöl yasalarını yutturmaya kalkmasın burda bize. 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Evrensel, zabıta ve maaşla ilgili yazdıklarım sana değildi. Forumda başkalarının tartışmalarını izlemiyorsun anlaşılan. 

 

İki başlıktır seninle mutabık gidiyoruz?? Ne iş? Doğruyu söyleyenin ben yanında olurum. Yeter ki doğruyu söylesin.

Dogrular ..e gorelere ve felsefi (ideolojik inancsal,etik) temellere gore degiskendir.

 

Demekki bir yerde bir ..e gore de ayni algiyi tasiyoruz.

 

Bu bence ikimizin de dinin ne oldugunun bilincliliginden kaynaklanmakta.

 

Gerci ben sorunu qua felsefesi olarak ortaya koyuyorum, sen de dinin ne oldugunu bir dini olmayan olarak ortaya koyuyorsun.

 

Iste burda ikimizin de soruna bakis acisi bir yerde biri digerini dogruluyor.

 

Bir oneri eger mesajin direk ortaya degil de, bir mesaja yonelikse; onu alinti ile ortaya koyki, okuyan da mesajinin kime yonelik oldugunu algilasin.

 

Ben genelde her mesaji okuyorum.

 

Iste mesaj aslinda kisiye yonelik ama kime yonelik oldugu belirtilmediginde, boyle yanlis algilamalar kacinilmaz oluyor.

Share this post


Link to post
Share on other sites

 kime yonelik oldugu belirtilmediginde, boyle yanlis algilamalar kacinilmaz oluyor.

 

Elbette, zaten sende bu konuda hiç bir hata görmüyorum. Kendine yönelik sanman çok da doğal, çünkü sana yanıt veriyordum.

 

Söz konusu forumdaş iletilerimde çelişki arama çabasını çok aşırı ve gereksiz biçimde ileri götürdü. O yüzden ona yönelik yanıt vermemeye karar verdiğim için öyle yazdım. Hayır, bulduğunu sandığı "çelişkiler" gerçekten çelişkili olsa, en başta ben rahatsız olurum. Öyle bir çelişki olsa, gideremezsem yazmayı bırakırım. Çelişkili söz söylemek beni çok rahatsız eder. Gerçek bir çelişkim olsun, bunu da gideremeyeyim, ben kendim yazmayı bırakır ve kendimi gözden geçiririm.

 

Neyse, yalnız bir şey sormalıyım, qua felsefesi dini içeriği de olan bir görüş mü? Benim görüşümle kıyas ettiğine göre böyle bir anlam çıkıyor. Yani bir yanda qua görüşü, bir yanda dini olmayan görüş diye kıyasladığına göre, bu soruyu sormam kaçınılmaz.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Elbette, zaten sende bu konuda hiç bir hata görmüyorum. Kendine yönelik sanman çok da doğal, çünkü sana yanıt veriyordum.

 

Söz konusu forumdaş iletilerimde çelişki arama çabasını çok aşırı ve gereksiz biçimde ileri götürdü. O yüzden ona yönelik yanıt vermemeye karar verdiğim için öyle yazdım. Hayır, bulduğunu sandığı "çelişkiler" gerçekten çelişkili olsa, en başta ben rahatsız olurum. Öyle bir çelişki olsa, gideremezsem yazmayı bırakırım. Çelişkili söz söylemek beni çok rahatsız eder. Gerçek bir çelişkim olsun, bunu da gideremeyeyim, ben kendim yazmayı bırakır ve kendimi gözden geçiririm.

 

Neyse, yalnız bir şey sormalıyım, qua felsefesi dini içeriği de olan bir görüş mü? Benim görüşümle kıyas ettiğine göre böyle bir anlam çıkıyor. Yani bir yanda qua görüşü, bir yanda dini olmayan görüş diye kıyasladığına göre, bu soruyu sormam kaçınılmaz.

Yani tum o mesaj lakabima yonelik bir yanit miydi?

 

Neyse! zannedersem ben o mesajini yanitladim.

 

Hayir qua felsefesi SERBEST DUSUNCE VE YAPILANDIRILMIS BILGININ, HIC BIR IDEOLOJIK INANCSAL ETIK METAFIZIK V.S. OLUMLU/OLUMSUZ DEGERINI DE, YAZARIN BIREYSEL DEGERLERINI DE ICERMEZ.

 

Dile getirdigi kelimenin kavramsal tum boyutlu ve butun resminin sorunudur. Iste bu tum resmi ortaya koyan sorunda, kisi; kendi ideolojik inancsal dogrusal etik metafizik degersel PENCERESINI bulur. Sorunu algilayip algilayamamasi iki temele dayanir. 

 

Birincisi KENDI PENCERESINDEN baktigi icin tum resmi tumuyle goremez.

 

Ikincisi tum resmi KENDI PENCERESININ DEGERLERIYLE AYRIMCI olarak degerlendirir.

 

Ozele gelirsek yani din kelimesine, qua felsefesi bu kelimenin kavramsal anlam ve icerigini SORUNSAL TEMELDE YANA/KARSI OLARAK DEGIL; NOTR VE DISARIDAN DILE GETIRIR.

 

Yani hem bir pozitif/negatif pencere yoktur, hem de kisinin varsa bile kendi kisisel dine bakis acisinin ideolojisi inanci dogrulari yoktur.

 

Zaten SERBEST DUSUNCE ILE QUA FELSEFESI paralel gider.

 

Bir kisi ancak bir kavramdan deger olarak ariinmis ve kurtulmus sa, ancak o zaman o kavrama notr ve disaridan bakabilir.

 

Benim serbeste erdirdigim degerler, tanri din, milliyet, etik, metafizik, ideoloji ve inancsallardir. Bir seyin serbeste erdirilmesi yani kavramsal anlam ve iceriginin kisiyi hic bir sekilde rahatsiz etmemesi etkilememesi ve o yuzden rahatca o kavrami qua felsefesi ile ortaya koyabilmesi, arinilmis/kurtunulmus kavramlarin birer insanoglu yapilandirilmisligi oldugu bilisselligine dayanir. Buna insanoglunun kendi kendisini ortaya koyamamasi ve bir seyle ozdeslestirmesi ve ne birinin ne de turunun farkinda ve bilincinde olmamasi ve kendini, kul/kole-madde/mal/mulk, varolusun bir teslim olmus parcasi v.s. olarak algilamasidir.

 

Iste birey bilincinin her turlu algi bilgi kavram gozlem bilisselliginin onemi de budur. Cunku bu bilissellik verilen kavrami sadece ifadeye tasiyip, yana/karsit olarak tartismaz, aksine kavrami her yonuyle ne oldugunun neden verildiginin ne ise yaradiginin kisi/toplum uzerindeki etkisinin yonlendirim ve yaptiriminin kisaca kisinin verilen kavrama kendini teslim etmesinin farkindaliginin ve bilincinin verdigi SORUNSAL ALGININ sorgulamasi, irdelemesi arastirmasi ve kisaca HER YONUYLE KAVRAM BUNYESINDE BILGILENILMESIDIR. 

 

Bunlarin hic birinde BIREYSEL OLUMLU/OLUMSUZ PENCEREM YOKTUR. Tek temel SORUNSAL BAKIS ACISI. zihinsel/davranissal duzen/sistem ve her turlu kurum/kurumsallasma ve yasam iliski temelindeki insanlasma, evrensellesme bilimsellesme ve bilissellesmedir. Sorun da insanoglu zihniyetinin bu sayilanlari elde edememis olmasindan kaynaklanir. 

Share this post


Link to post
Share on other sites

‘Hepimiz birer Bilal’iz’
 

Ocak 26, 2014 |

AKP'nin aday tanıtım toplantısında "Hepimiz birer Bilal'iz" pankartı açıldı...

 

AKP’nin İstanbul adayları tanıtım toplantısındaki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşması sırasında partililer tribünde “Hepimiz birer Bilal’iz” pankartı açtı. Erdoğan pankartı açanlara teşekkür etti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Sinan Erdem Spor Salonu’nda düzenlenen İstanbul adayları tanıtım toplantısına katıldı. Erdoğan burada yaptığı konuşmada gündeme dair önemli mesajlar verdi.

Erdoğan oğlu Bilal Erdoğan ile ilgili iddialara değindi. Başbakan oğlu ile ilgili iddiaları yalanlayarak, “Oğlum Bilal’e, damadıma yakıştırılmak istenen yafta bunların hepsi birer iftiradır. Ne damadım, ne evladım asla rüşvete bulaşmamışlardır, haramda elleri gözleri yoktur. Benim evlatlarımın hepsi vakıf noktasında hizmetleri vardır, gençliğe hizmetleri vardır” dedi.

Farklı vakıflara yapılan yardımlara değinen Erdoğan, “Bugüne kadar bu ülkede birçok vakıflara verilmiş olan yardımları nereye koyacaksınız. O vakıfların yönetimlerini nereye koyacaksınız? Bunlar meşru oluyor da bu noktada muhafazakar değerlere sahip olanların attığı adımlar gayri meşru mu oluyor? Her şey yasalar, kuralı içerisinde, yardımseverlerin yardımıyla yürüyen bir yolculuktur” ifadelerini kullandı.

Bu sırada tribünlerde “Hepimiz birer Bilal’iz” pankartı açıldı. Başbakan Erdoğan pankartı açanlara teşekkür etti.

 

Basliga uygun bir haber. "Yolsuzluklara sahip cikmak" adina

Share this post


Link to post
Share on other sites

Padisaha veya diktatöre boyun egmenin biat etmenin gizli sakli olmadan itiraf edilmesidir o "hepimiz bilaliz"pankartlari.Ne demisti Mehmet METINER.Biatsa biat evet biz biat ediyoruz sonuna kadar edecegiz.Veliahta biat etmekle padisaha biat etmek aynidir.Bilal'e biat edenler soyguna da evet diyenlerdir.

 

Partiden istifa edenlere onurlu insanlardi dedigimizde birileri bize:Simdiye kadar neredeydiler diye sordular.Onurun erkeni geci olmaz.Bazi sartlar vardir ki devam ettirmeyi gerektirir ancak Onur sesini yükseltince ipler kopar.

 

AKP'den istifa eden milletvekilleri- dikkat edelim istifa ettirilenler degil istifa edenler- onurlu insanlardir.O partiye gönül vermis o partinin yükselmesi icin mücadele etmis fakat is öyle bir duruma gelmistir ki artik o partide calismak ülke cikarlarina ters olmaya baslamis yani gercekler su yüzüne cikmistir.Istifa onurlu bir davranistir.Ihanete ortak olmama adimidir.Abdüllatif Sener bunu daha erken farkedip o partiden ayrilmistir digerleri ise gec farketmistir.Su anda AKP siralarinda milletvekili olarak oturanlar:Türkiye Cumhuriyeti DEVLETI'nin bagimsizligina,üniter yapisina,soyulmasina satilmasina taraftar olan milletvekilleridir.Öyle olmasaydi bu kadar gürültüye,bu kadar gercege.bu kadar ihanete ragmen o partinin siralarinda oturamazdilar.

 

Kendilerine "HIRSIZ"deniyor gerekcesi ile CHP hakkinda 320 suc duyurusu yapacaklarmis.Yani calmaya evet ama hirsiz denmesine Hayir demektir bu.

 

Paralel Devlet diye ortalikta bagirmalarina dün Gümrük Bakani Hayati Yazici:Paralel Devlet yoktur,devlet icine sizmis birtakim art niyetliler olabilir diyerek karsi cikti.

 

Hayati Yazici Basbakanin hemserisi ve de yakin adamidir.Ölye bilmeden konusmaz.Partiden ayrilmamasi ise tamamen bir vefa borcudur.

 

Devleti icten fethedip yikmak gibi bir misyonu üstlenmis olan AKP kadrolari artik bir ölüm kalim savasi vermekteler.Geri cekilmemeleri tamamen devlet gücüne güveniyor olmalarindandir.Nasil olsa hersey elimizde,Ordu,Emniyet,yeni cadi aviyla yargi,cemaatten olmayan ama Laik rejime karsi olan tüm dinci gücler ve de siradan halk yiginlari,fazla olmasada ABD,kesin bir kararlilikla AB bugünkü iktidarin güvendigi güclerdir.Bu nedenle geri cekilmiyorlar geri cekilmedikleri sürece ipler daha cok geriliyor,huzursuzluk daha cogaliyor,insanlar yarina güvenle bakamiyor,yerin binlerce metre altinda kaynayan yanardagin ne zaman patlayacagi bilinmiyor ama bu patlamanin cok büyük bir patlama olacagi ve de etrafini yakip yikacagi tehlikesi her gecen gün daha da artiyor.

 

saygilarla

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bir felsefe anlaşılır, yalın, net anlatılabilir olmalıydı. Felsefeden bahis açınca farklı bir dil kullanılacak diye bir gereklilik yoktur. Bir felsefe, herkesin yalın biçimde anlayacağı kadar net olmalıdır. Yoksa hayatın içinde olmaz.

Share this post


Link to post
Share on other sites

"Bir felsefe anlaşılır, yalın, net anlatılabilir olmalıydı. Felsefeden bahis açınca farklı bir dil kullanılacak diye bir gereklilik yoktur. Bir felsefe, herkesin yalın biçimde anlayacağı kadar net olmalıdır. Yoksa hayatın içinde olmaz." democrossian

 

Katılıyorum. Anlamak için tam bir yıldır, iletilerle boğuşuyorum adeta. Tam anladım sandığımda, yazara soruyorum, gelen cevaplar sonucu yine yanlış anladığımı görüyorum. smile.png

 

Ancak, anlaşılır olanlar da, şimdiye kadar edindiğim en kıymetli ve mantıklı bilgiler. Bunu asla inkar edemem.

Share this post


Link to post
Share on other sites

"Hayır, bulunulan "çelişkiler" gerçekten çelişkili olsa, en başta ben rahatsız olurum. Öyle bir çelişki olsa, gideremezsem yazmayı bırakırım. Çelişkili söz söylemek beni çok rahatsız eder. Gerçek bir çelişkim olsun, bunu da gideremeyeyim, ben kendim yazmayı bırakır ve kendimi gözden geçiririm." democrossian

 

Kendi çelişkimin farkına önce ben mi varırım, yoksa başka görüşteki birisi mi uyarır. Veya uyarıda haklılık görebilmem için kendi felsefeme nötr mü olmam gerekir?

 

Bu konuda qua temsilcisi ne diyor bakalım; smile.png

 

"Birincisi KENDI PENCERESINDEN baktigi icin tum resmi tumuyle goremez."

 

"Ikincisi tum resmi KENDI PENCERESININ DEGERLERIYLE AYRIMCI olarak degerlendirir."

 

"Bir kisi ancak bir kavramdan deger olarak ariinmis ve kurtulmus sa, ancak o zaman o kavrama notr ve disaridan bakabilir." evrensel-insan

Share this post


Link to post
Share on other sites

Kendi çelişkimin farkına önce ben mi varırım, yoksa başka görüşteki birisi mi uyarır. Veya uyarıda haklılık görebilmem için kendi felsefeme nötr mü olmam gerekir?

 

Not: Bu iletim bu başlıktaki çelişki iddiası için değil, çelişkiye düşme konusuna genel bakış içindir. 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Kendi çelişkimin farkına önce ben mi varırım, yoksa başka görüşteki birisi mi uyarır. 

 

Elbette ve kesinlikle benim dışımdaki birisi benim çelişkimi çok daha iyi görür. Bu kaçınılmaz bir durum. Bunun böyle olduğunu kabul etmek durumundayız. Bu yüzden dostane ve iyi niyetli uyarılar herkes için değerlidir. Bu uyarılara değer vermek ve dikkate almak insanın olgunluğunu gösterir.

 

Sanırsam iyi niyetli dostane uyarılar ile kusur bulma ve karalama amaçlı kötü niyetli çabaları ayırt etmek zor olmasa gerek. En kötüsü bu ikisini ayırt edememek ve dostlarını incitmek olmalı. İnsan buna düşmemeli. Bir kere görüş ayrılığı düşmanlık nedeni olamaz. Bunu kafaya bir yerleştirmek gerek. Düşmanlık ancak yapılan bir zarar verme eylemi ile oluşabilir. Farklı görüş ve inancı düşmanlık nedeni saymak insanlığa yakışmaz. 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bir felsefe anlaşılır, yalın, net anlatılabilir olmalıydı. Felsefeden bahis açınca farklı bir dil kullanılacak diye bir gereklilik yoktur. Bir felsefe, herkesin yalın biçimde anlayacağı kadar net olmalıdır. Yoksa hayatın içinde olmaz.

Hangi temeldeki hangi felsefeden bahsediyorsun. Bir felsefenin algilanir olabimesi icin, her hangi bir yaziya SABIT SAHIPLENILMIS BIR IDEOLOJIK INANCSAL DOGRU ILE BAKMAMAK GEREKIR.

 

Cunku her felsefi algi ancak bu kisinin kendine sinirladigi dogrular disindan bakilabilirse algilanir.

 

Aksi felsefe felsefe olmaktan cikar, "ideolojik inancsal dogru algisi temelinde yazilani dogrulama/yanlislama eylemine donusur."

 

Bu temelde felsefi algi OKUYANIN KENDI ALGISI DEGIL; OKUYANIN VERILENI VERENIN ALGISI OLARAK ALGILAMASIDIR.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Not: Bu iletim bu başlıktaki çelişki iddiası için değil, çelişkiye düşme konusuna genel bakış içindir. 

Basta "celiski" kelimesine verilen kavramsal anlam ve icerik onemlidir. Cunku celiski ile iliski ic icedir. Neyin neyi niteledigi yani iliskisel celiski mi, yoksa celiskisel iliski mi oldugu bakisa gore degisir.

 

Bir ideolojik inancsal dogru bunyesindeki celiskiyi, bunu dile getiren goremez. Buradaki ilk celiski algisi baska bir ideolojik inancsal dogrunun bu dogruya karsitligindan kaynaklanir.

 

Ya dabu dogruyu kendi dogrusu ile degerlendirmesinden kaynaklanir.

 

Cok bariz celiskilerin farkindaligi ise en baska yine algi ve bilinc isidir. Cunku FARKEDILMESI TEMELINDE BIR OZ ELESTIRI ICERIR (ozur dilerim, yanlis iletmisim, haklisin v.s.)

 

Konuya gelince buradaki "catc 22" iki yonludur. Cunku sonucta ortaya bir tarafin secimi cikar. Burada onemli olan kisinin kendi zihinsel rahatligi yada bilincalti rahatsizligini hissedip hissetmemesidir.

 

Bu genelde su ornekte verilir.

 

Bir mahkum belirli bir sure yattiktan sonra, yetkililer der ki " bak eger sucunu kabul edersen seni af ederiz ve serbest olursun, ne diyorsun?"

 

Buradaki "catch 22" durumu sudur.

 

Kisi sucsuzlugundan emindir ve iki secenegi vardi.

 

Ya hurriyeti kararina tercih edecektir.

 

Ya kararini hurriyetine.

 

Yani ya sucsuz oldugu halde sirf serbest kalsin diye suclu damgasi ile hurriyetine kavusacaktir.

 

Ya da bu damgayi tasimak istemediginden sucsuzlugunu ispat edene/ya da sucsuzlugu ispat edilene kadar hapis yatacaktir.

 

Iste buradaki durum "catch 22" durumudur.

 

Tarihteki bir ornekte kisi boyle bir hurriyeti red etmis, hapsi tercih etmis; fakat hapis yatarken yasamini yitirmis ve asil suclu onun yasamini yitirmesinden sonra bulunmustur.

 

Bu olay dunyaya damgasini vurmus, "haksiz yere yatirtan ve yasamini yitirten adalet" olarak tarihe gecmistir. 

 

Kisaca celiskinin "iki ucu b.k.u degnek" haline "catc 22" denir.

 

Burada da ermeni hakki isteyenler;

 

Ya sevr'i savunacaklar, ya da T.C.'ni ikisi birden mumkun degildir. 

 

Tek tarafli bakanlar ise iki turludur.

 

Ya milliyetciligi sadece T.C.'ni degil; osmanli'yi da kapsar ve KATLIAMLARI TEK TARAFA INDIRGER; ya da sadece Osmanli'ya yukler ve T.C.'ni sorumlu tutar ya da tutmaz.

 

Ermeniler de Katliami ya tek tarafli kabul ederler, ya kendi taraflarini gormemezlikten gelirler ve sirf "suc" olarak kanitlansin diye soykirimi savunurlar; ya da T.C. devletinde ayrilmadan bir ermeni olarak hak ve ozgurluykleri ile yasamak isterler.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Basta "celiski" kelimesine verilen kavramsal anlam ve icerik onemlidir. Cunku celiski ile iliski ic icedir. Neyin neyi niteledigi yani iliskisel celiski mi, yoksa celiskisel iliski mi oldugu bakisa gore degisir.



Bir ideolojik inancsal dogru bunyesindeki celiskiyi, bunu dile getiren goremez. Buradaki ilk celiski algisi baska bir ideolojik inancsal dogrunun bu dogruya karsitligindan kaynaklanir.



Ya dabu dogruyu kendi dogrusu ile degerlendirmesinden kaynaklanir.



Cok bariz celiskilerin farkindaligi ise en baska yine algi ve bilinc isidir. Cunku FARKEDILMESI TEMELINDE BIR OZ ELESTIRI ICERIR (ozur dilerim, yanlis iletmisim, haklisin v.s.)



Konuya gelince buradaki "catc 22" iki yonludur. Cunku sonucta ortaya bir tarafin secimi cikar. Burada onemli olan kisinin kendi zihinsel rahatligi yada bilincalti rahatsizligini hissedip hissetmemesidir.



Bu genelde su ornekte verilir.



Bir mahkum belirli bir sure yattiktan sonra, yetkililer der ki " bak eger sucunu kabul edersen seni af ederiz ve serbest olursun, ne diyorsun?"



Buradaki "catch 22" durumu sudur.



Kisi sucsuzlugundan emindir ve iki secenegi vardi.



Ya hurriyeti kararina tercih edecektir.



Ya kararini hurriyetine.



Yani ya sucsuz oldugu halde sirf serbest kalsin diye suclu damgasi ile hurriyetine kavusacaktir.



Ya da bu damgayi tasimak istemediginden sucsuzlugunu ispat edene/ya da sucsuzlugu ispat edilene kadar hapis yatacaktir.



Iste buradaki durum "catch 22" durumudur.



Tarihteki bir ornekte kisi boyle bir hurriyeti red etmis, hapsi tercih etmis; fakat hapis yatarken yasamini yitirmis ve asil suclu onun yasamini yitirmesinden sonra bulunmustur.



Bu olay dunyaya damgasini vurmus, "haksiz yere yatirtan ve yasamini yitirten adalet" olarak tarihe gecmistir.



Kisaca celiskinin "iki ucu b.k.u degnek" haline "catc 22" denir.



Burada da ermeni hakki isteyenler;



Ya sevr'i savunacaklar, ya da T.C.'ni ikisi birden mumkun degildir.



Tek tarafli bakanlar ise iki turludur.



Ya milliyetciligi sadece T.C.'ni degil; osmanli'yi da kapsar ve KATLIAMLARI TEK TARAFA INDIRGER; ya da sadece Osmanli'ya yukler ve T.C.'ni sorumlu tutar ya da tutmaz.



Ermeniler de Katliami ya tek tarafli kabul ederler, ya kendi taraflarini gormemezlikten gelirler ve sirf "suc" olarak kanitlansin diye soykirimi savunurlar; ya da T.C. devletinde ayrilmadan bir ermeni olarak hak ve ozgurluykleri ile yasamak isterler.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.