Jump to content
Sign in to follow this  
Pasifik

Ateist Profesorün Müslüman Oluşu

Recommended Posts

Determinizm çok kapsamlı bir felsefedir. Determinizmi o yüzden herkes kullanmıştır. Tabii kaderciler de din hesabına determinizmden yararlanmışlardır. Bu determinizmin dini bir felsefe olduğunu asla göstermez. Bu kadar kapsamlı bir felsefeden elbette herkes yararlanır. Bunda bir acayiplik yok. 

.

.

.

ama bir yandan da panteisttir. Tanrı derken ne kastettiğini bilmiyoruz. 

 

 

Einstein'in ateist olduğuna dair bir mektubu var.  gerçi dünyanın en zeki insanı ateist ya da bir matematikçi islama geçti gibi söylemler sadece siyasi amaçlı. yani kitleleri etkileyip kendi tarafına çekmek.  

Share this post


Link to post
Share on other sites

Rastlantinin nedenlerinin olmasi onu determinist yapmaz. Sadece olanin olusabilmesinin nedenlerini aciklar.

 

Determinizm akilciliktir ve insanoglu disinda baska bir fenomene verildiginde de akilli tasarim olur.

 

Zaten o yuzden deterministler, ateizmin kesinligini secemezler.

 

Cunku her seyin olusumunda bir teleolojik neden ve akil ararlar.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Einstein'in ateist olduğuna dair bir mektubu var.  

 

Olabilir, buna hiç şaşırmam. Panteist olduğunu biliyorum. Panteist ile ateist arasında keskin bir çizgi yoktur. 

 

Heisenberg'in belirsizlik kuramına karşı çıktığında "tanrı zar atmaz" demişti. Bunun üzerine gazeteciler her gördükleri yerde tanrıya inanıp inanmadığını sormaya başladılar. Hepsinde geçiştirdi. En sonunda bir gün "ben Spinoza'nın tanrısına inanıyorum" dedi ve başka da bir şey demedi. Spinoza panteisttir ve görüşleri nedeniyle tanrıyı inkar etmek suretiyle Yahudi dininden çıktığı yönünde hahamlar tarafından ortak görüş bildirilmiştir. 

 

Propaganda amaçlı şu müslüman oldu bu müslüman oldu diye çok balon uçuruluyor ama ateistlerin böyle bir yalan propagandasına şahit olmadım. Ateistlik tüm dünyada artan bir olgu ve insanların ateist olması hiç şaşırtıcı değil. Bence düşünen, araştıran kişinin ateist olması kaçınılmaz bir sonuç. Gerçek ateist sayısı aslında çok çok fazla ama açıklayan az. İnsanlar iyice araştırıp kesin emin olmadan açıklamaktan kaçınıyor. 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Determinizmin teleoloji ile hiç bir alakası yoktur.

Neden bir tasarim varsa, o tasarimin gayesi/amaci da vardir.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Dinlerin Allah katından geldiğine inanmak daha doğrusu emin olmak öyle kolay bir süreç değildir. Uzun yıllar araştırmayı gerektirir. Kulaktan dolma bilgilerle, sağdan soldan duyduklarınızla 

 

Gerçeğin tam tersini söylemişsiniz. Bir insanın dine inanması için hiç bir şey gerekli değildir. Çocukluğundan itibaren dini empozelere maruz kalması yeterlidir. Başka hiç bir şey yapması gerekmez. Dinsiz veya ateist olması asıl hiç kolay bir süreç değildir. Kendini bildiğinden beri empoze edilen korkuları, peşin kabulleri aşmak gerçekten büyük çaba gerektirir. Yıllar boyunca devam eden bir sürecin sonunda ancak gerçekleşir. 

 

Dinsiz ve ateistler asla kulaktan dolma bilgilere güvenmezler. Tersine çok iyi araştırmacıdırlar. Çünkü peşin kabullerle, korkularla çevrelenmiş bir fikirden çıkmak öyle rasgele olamaz. Çaba, araştırma, iyi niyet, dürüstlük, gerçeğe özlem gibi erdemler içermesi şarttır. Yoksa bu çaba göze alınamaz. Peşin empozelere teslim olmaya devam etmek çok çok kolaydır çünkü. Hele çıkar da sağlıyorsa, ki mutlaka sağlar, üstelik çok büyük çıkarları da ayrıca vaadeder, din empozelerinden kurtulmak neredeyse olanaksızdır. 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Açıklanmamış bir konu kalmasın:

 

Determinizm geçmişte bir ilk akıl iddiasıyla tanrı düşüncesi hesabına kullanıldı. Ama buna klasik determinizm diyoruz ve modern determinizmde tanrı kesinlikle yoktur. Determinizm tesadüfe asla yer vermez. Tesadüfe yer veren indeterminizmdir. 

 

İndeterminizme göre hiç bir şey belirli değildir, belirliliği sağlayan tanrıdır. Tanrı olmasa her şey tesadüfi çalkantılarla belirsizlik içinde kaybolurdu. Tanrı belirlemeyi bıraktığı anda her şey tesadüf elinde karmakarışık olur. İndeterminizmin iddiası budur.

 

Determinizm ise tesadüfü kabul etmez. Varlık kendi iç dinamikleri ile bir statüko oluşturmuştur. Bunu sağlayacak bir tanrıya gerek olmadığı gibi, karmaşığı daha karmaşığın tasarlamasının olanaksız olması nedeniyle tanrı olamaz da.

 

Oluşan statüko ise asla değişmez değildir. Koşullardaki kritik bir değişim, statükoyu dramatik biçimde etkileyerek yeni bir statükoya geçişi sağlar. Bu bakımdan modern determinizm, klasik determinizm gibi durağan değişmez bir statüko öngörmez. Bu anlayışı başlatan da Henry Poincare'dır. 

 

Tanrıyı determinizmden ilk dışlayan ise Laplace'dır. Klasik determinizmi kapatıp modern determinizmi açmanın anahtarı Laplace'ın elindedir. Çok cesur bir insandı. Napoleon ona nedensellik hakkında soru sordu. Laplace anlatırken Napoleon sözünü kesti: "Uzatma, tanrı nedenselliğin neresinde?" dedi. Tabii bununla ilk nedenin tanrı olduğu yanıtını bekliyordu. Fakat Laplace hiç eğilmeden, bükülmeden, "nedenselliğin tanrıya ihtiyacı yoktur" sözü ile düşün tarihine geçti.  

 

Büyük beyinler önderdir. Çağlarında anlaşılmazlar. Laplace'ın modern determinizm kapısını açtığını kimse farketmedi. Poincare'ın da modern determinizmi kurduğunu çağdaşları anlayamadılar. Kaos teorileri gündeme geldiğinde Poincare'nin çalışmaları keşfedildi ve anlaşıldı. 

 

Laplace kapıyı açmıştır, ilk modern determinist Poincare'dır. Çok dahi bir matematikçiydi ve felsefeye de merak salmıştı. 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Konuyu biraz daha açıklamak gerekiyor sanırım:


 


Determinizm eğer klasik ise, tanrı inancına yer verir. Şöyle verir: Nedenler zincirini geçmişe doğru uzatır ve o onun, o onun, o onun nedeni derken en son bu zinciri bir yerde bitirir. İlk neden tanrıdır, onun nedeni ise yoktur der. Klasik determinist olan Farabi, bu ilk nedene akl-ı evvel demiştir. Bu klasik determinizm Poincare tarafından bitirilmiştir ve tanrı determinizmden dışlanmıştır. 


 


Determinizm klasik ve modern oluşuna göre tanrı inancını veya tanrısızlığı üretebildiği gibi, indeterminizm de böyledir. Tanrısız indeterminizm de vardır. Nasıl vardır, şöyle: Hiç bir belirlilik yoktur, tamamen tesadüfen var olduk, tesadüfen yaşıyoruz ve tesadüfen ölüp yok olacağız. Evren, hayat, bizler, olan her şey tamamen tesadüftür. Hiç bir ilke, kural, yasa, hiç bir belirlilik yoktur. Var gibi görünmesi görecelidir, pamuk ipliğine bağlıdır. Her an tesadüfen her şey yıkılabilir. Yıkılmıyorsa tesadüfen yıkılmıyordur. 


 


İşte bu indeterminizm, nihilizmi sonuç vermiştir. Hedonizmi sonuç vermiştir. 


 


Peki indeterminizm tanrı inancını nasıl üretir? O da şöyle: Kendi halinde kalsa her şey tesadüfün elinde karmakarışık olurdu. Çünkü her yere tesadüf hakimdir. Fakat tanrı tesadüfü dizginlemiş, tesadüfleri kontrolü altına alıp düzenlemiş ve evreni ortaya çıkarmıştır. Tanrı kendi haline bıraktığı anda evren tesadüflerin elinde karmakarışık olur, düzen ortadan kalkar. Düzenin kaynağı tanrıdır.


 


Tabii indeterminizmin kendisi ve vardığı tüm sonuçlar yanlış. Tanrıya da varsa, nihilizme de varsa yolu yanlış. Gerçek, determinizmdir. Nedensellik asla tesadüfe yer vermez. Tesadüfün olmaması için düzenleyici bir akla ihtiyaç yoktur. Doğanın kendi iç dinamikleri kendi statükosunu yaratır. 


 


Zaten Gazali de determinizmin klasiğine bile tahammül edemeyerek Farabi'yi kafir ilan etmiştir. Fikrini esbabperestlik yani nedenlere tapma olarak tanımlamış ve şirk demiştir. 


 


Gazali yolundan giden Said Nursi de esbabperestliğe bir de tabiatperestliği ekleyerek determinizmin islam dünyasına girmesine engel olmaya çalışmıştır. Ne klasiğini, ne modernini asla sevmezler. İslam geleneği determinizme düşmandır. Çünkü islamda sebepler sadece perdedir, hiç bir etkileri yoktur. Tanrı kendini sebepler ardına gizlemiştir. Sebeplere bir etki atfetmek şirk ve küfür olarak görülür. 


 


İslamın eğer bir felsefesi varsa, indeterminizmdir. Yani tanrı olmasa her şey tesadüfün elinde karmakarışık olurdu, evreni tanrının dilemesi ayakta tutuyor. Tanrı bir an gözetimini çekse, yıldızlar çarpışır, evren yok olur. 


 


Tabii determinizme göre böyle bir şeyin söz konusu kesinlikle olmadığını söylemeye gerek yok. Son olarak şunu belirteyim: Klasik deterministler tanrıyı yok sayamıyorlardı. Ancak etrafından dolaşıyorlardı. Şöyle: Tanrı evreni bir saati kurar gibi kurmuş ve işlemeye bırakmıştır, hiç karışmamaktadır. Evren kendisi saat gibi işlemektedir. İşte onlar tanrı fikrinin böyle etrafından dolaşmaya çalıştılar. Modern determinizm ise tanrıyı tümüyle dışladı, yok etti. 


 


Sanırım anlaşılmış olmalı. Bu anlamda, kendisini indeterminist olarak tanımlamasa da indeterminist olan bir çok kişi olduğu gibi, determinizmi bilmediği, duymadığı halde determinist olan bir çok kişi vardır. İnsan düşüncesi determinist - indeterminist diye ikiye ayrılır. 


 


İkisinin de kendi içinde ikiye ayrılması ve bir çok alt felsefe kollarına ayrılması işi karıştırıyor ve ikisi de birbirine zıt görüşler üretebiliyor ama, temel ayrım belirlilik - belirsizlik ayrımıdır. 


Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.