Jump to content
  • Sign Up
evrensel-insan

Bilimsel bilgi ve Bilimsel Dusunce ve Gozlem Farki

Recommended Posts

Bir dakika anlamadım. Taş bir fenomen değilmidir? Taş kavramını, bu isim verilmiş bir maddeden neden ayrı tutuyorsun. Benim için aynıdır. Zira o maddenin ismidir. İnsanoğlu isimlendirmiştir ama, o fenomeni "taş" diye biliriz. Öyle tanımlarız. Neden ayırıyorsun? Sebep ne?

Tas , gozlem veren fenomenb ile gozlemi alan insanoglunun kavramsal ozdeslestirdigi addir. Yani FENOMENIN KENDISI DEGIL; ADIDIR. Ayni olmamasi, fenomenin degil;ancak adinin ortaya konabilmesi ile algilanir. Yani FENOMENDE BILGI YOKTUR. BILGI INSANOGLUNDADIR.

 

Ben ayirmiyorum, farkini ortayakoyuyorum. Nedeni de FENOMENIN FENOMEN OLARAK ORTAYA KONAMAYACAGINI, FENOMENIN KENDISININ KENDINI ORTAYA KOYAMAYACAGINI ve insanoglunun fenomeni degil; algisini gozlemini v.s. ortaya koyabilecegini gostermek icindir. 

 

Fenomen=tas degildir. Taas sadece fenomenin gozlemine verilmis bir addir.

 

Iste burada yontemsel ve dil olarak noktalama ve kesistirme degil; yanlama ve gorsellik farki ortaya koyar.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Yahu bunlara bir itirazım yok ki? Ben bir teist değilim ki bilgiyi tanrı koyuyor diyeyim. Ortaya koymak, insanoğlunca fenomene ait bilgiyi ortaya koymaktır. Yani fenomeni kavramlaştırıp(isim, kısa bilgi) sonra da gözlem ve deneyle ayrıntılı bilgi çıkarımıdır.

 

Uzlaşamadıklarımızdan bahsedelim.

Zaten teist olsan bilinc acikligin yeterli gelmez ve noncognitivizm yasarsin. :) Iste senin de dedigin gibi, ORTAYA KONAN FENOMEN YA DA KENDISUI DEGIL; BILGISIDIR. Yani tas fenomenin kendisi degil; bilgisidir. BILGI FENOMENDEN ALGILANIR, FENOMENDE BILGI YOKTUR. BILGIYI TURETEN TEK FENOMEN INSANOGLUDUR. Ya da baska tureten turler olsa bile ortak dialog yoktur.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Bilimselligi varlikta ve her turlu metafizigin gercekliginde ve dogrulugunda kesinliginde ve ispatinda mutlakjliginda ve degismezliginde aramak, cag disi kalmaktir.

 

Bilimi bilimsel algilayacak bilinc ve farkindaliga ermemis bir beyin, bilim kisiside olsa bilimsel olarak cagdisidir.

 

Bilime inancsal ve bilimsel her turlu yanasim farkini algilayamamak cagdisidir.

 

Bilime bilimsellin disinda farkli seyler girerse bilim olmaz...

 

Evrensel-insan dostum,

 

Şu söylediklerimden dolayı umarım beni anlayışla karşılarsın.

 

İnsanlar Türkçe öğretmeni olabilir. Ama sen de takdir edersin ki, Türkçe öğretmenliği anlatmak istediğini en kısa yoldan, en başarılı bir şekilde anlatan, yazandır. Kendini şununla test edebilirsin. Ben bunca yıldır kaç kişiyle ne kadar başarılı bir şekilde iletişim kurdum? Bilgi iletişiminde başarı oranım nedir? Bunu polemik olmasın diye fazla uzatmayacağım.

 

Beni ilgilendiren yukarda altını çizdiğim anlam. Varlık.  Bunu bana en basit ve en anlaşılır şekilde anlatabilirdin. 

 

Evet bilimsellik insanoğluna aittir ama en az onun kadar temel olan ise doğa/varlıktır. Zira insanoğlu bilgiyi doğa/varlık tan üretir. Doğa varlık dışında her hangi bilgi üretecek kaynak yoktur. İnsan kadar varlık ta önemlidir.

 

Bu başlıkta, beşinci iletide, varlığın bilim için önemini belirten yazıyı alıntılamıştım. Üzerinde pek durmadın.

 

Bilimsel bilginin üretimi için, insan kadar önemli bir diğer unsurun da varlık/fenomen olduğu iddiasının yanlış olduğunu bana kavratman lazım. Ben buna çok önem veriyorum. 

 

Materyalizmin bilime yaklaşış metodunun yanlış olduğunu çok açık şekilde anlatmalısın.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Evrensel-insan dostum,

 

Şu söylediklerimden dolayı umarım beni anlayışla karşılarsın.

 

İnsanlar Türkçe öğretmeni olabilir. Ama sen de takdir edersin ki, Türkçe öğretmenliği anlatmak istediğini en kısa yoldan, en başarılı bir şekilde anlatan, yazandır. Kendini şununla test edebilirsin. Ben bunca yıldır kaç kişiyle ne kadar başarılı bir şekilde iletişim kurdum? Bilgi iletişiminde başarı oranım nedir? Bunu polemik olmasın diye fazla uzatmayacağım.

 

Beni ilgilendiren yukarda altını çizdiğim anlam. Varlık.  Bunu bana en basit ve en anlaşılır şekilde anlatabilirdin. 

 

Evet bilimsellik insanoğluna aittir ama en az onun kadar temel olan ise doğa/varlıktır. Zira insanoğlu bilgiyi doğa/varlık tan üretir. Doğa varlık dışında her hangi bilgi üretecek kaynak yoktur. İnsan kadar varlık ta önemlidir.

 

Bu başlıkta, beşinci iletide, varlığın bilim için önemini belirten yazıyı alıntılamıştım. Üzerinde pek durmadın.

 

Bilimsel bilginin üretimi için, insan kadar önemli bir diğer unsurun da varlık/fenomen olduğu iddiasının yanlış olduğunu bana kavratman lazım. Ben buna çok önem veriyorum. 

 

Materyalizmin bilime yaklaşış metodunun yanlış olduğunu çok açık şekilde anlatmalısın.

Varligin ne oldugunu insanoglu biribirine hala anlatamamis ve metafizik ideolojik inancsal dogrular olarak tartisiyor.

 

Bilim varligin ne oldugu ile degil; varligin neden ve nasil gozleme, algiya teoriye yansidigi ile ilgilenir.

 

Materyalizm varlik degil; varligi kendince mutlak, tek, ilk ve determinist olarak aciklayan bir bakis acisidir. Materyalizm varligin ne oldugunu aciklarken, bilim varligin gozlemini aciklar.

 

Fenomen ise bilimin kendine gozlem veren taban olarak aldigidir.

 

Bence daha detaylandirmadan bu sekilde yavas yavas ilerliyelim. Ilk cumlermden baslayabilirsin.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Varligin ne oldugunu insanoglu biribirine hala anlatamamis ve metafizik ideolojik inancsal dogrular olarak tartisiyor.

 

Haklısın tabi tüm insanlık guruplara ayrılıyor. Ben de bu kadar basit görmüyorum.

 

Bilim varligin ne oldugu ile degil; varligin neden ve nasil gozleme, algiya teoriye yansidigi ile ilgilenir.

 

Bilim varlığın ne olduğuyla ilgilenmezse ben ne yapayım bilimi? Bilim benim sorularımla ilgilenmezse ben ne yapayım bilimi? Bilimimin ilgilenmediği tek alan olamaz. Olmamalı. Eğer bilime ilgilenemeyecek alan bulursan o alana hurafeler ve dogmalar girebilir. Alanlara, konulara bilim dışında hiç bir şey girmemeli. Bilim neye, nasıla, nedene, niçine cevap verebilmeli. Verebildiği kadar. Gözlemleyebildiği kadar. Deneyleyebildiği kadar. Yanlışlayabildiği kadar. Fazlası felsefeden beklenebilir. Felsefe ise bilinir ki yasa oluşturamaz.

 

Bilmediğim bir doğa varlığına veya olayına rastlıyorum. Bunun "ne" olduğunu bilimden öğrenmeyeceksem nereden ve kimden öğreneceğim? En tutarlı "ne"ye cevabı bana hangi disiplin verecektir?

 

Materyalizm varlik degil; varligi kendince mutlak, tek, ilk ve determinist olarak aciklayan bir bakis acisidir. Materyalizm varligin ne oldugunu aciklarken, bilim varligin gozlemini aciklar.

Materyalizm varlığın ne olduğunu bilimsel verilere dayanarak tartışır. Metafizik düşünce ile değil. Materyalizmin gözlem ve deney dışı görüşleri olamaz. Bilime sımsıkı bağlıdır.

 

Fenomen ise bilimin kendine gozlem veren taban olarak aldigidir.

 

Ben de aksini söylemiyorum ki. Fenomen veya varlık(ben aynı anlamda kullanıyorum), bilim için algı(gözlem) gibi temeldir, tabandır. Materyalizm bunun aksini söylemiyor ki.. Neresi metafizik oluyor materyalizmin?

 

Bence daha detaylandirmadan bu sekilde yavas yavas ilerliyelim. Ilk cumlermden baslayabilirsin.

 

Bence de detaylandırmayı ileriye bırakalım. Zira kavram karmaşası oluyor. Öncelikle bilimin varlık(fenomen) dışında ilgi alanının olamayacığında mutabık kalmak istiyorum.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Haklısın tabi tüm insanlık guruplara ayrılıyor. Ben de bu kadar basit görmüyorum.

 

 

Bilim varlığın ne olduğuyla ilgilenmezse ben ne yapayım bilimi? Bilim benim sorularımla ilgilenmezse ben ne yapayım bilimi? Bilimimin ilgilenmediği tek alan olamaz. Olmamalı. Eğer bilime ilgilenemeyecek alan bulursan o alana hurafeler ve dogmalar girebilir. Alanlara, konulara bilim dışında hiç bir şey girmemeli. Bilim neye, nasıla, nedene, niçine cevap verebilmeli. Verebildiği kadar. Gözlemleyebildiği kadar. Deneyleyebildiği kadar. Yanlışlayabildiği kadar. Fazlası felsefeden beklenebilir. Felsefe ise bilinir ki yasa oluşturamaz.

Bilim sadece bilir ve bildirir. Bilimin baska bir icerigi yoktur. Iste buradaki bilmek ve bildirmek; ideolojik inancsal dogrusal bir tartismanin bilmesi bildirmesi degil; tum insanoglunun algiladigi ve onayladigi bilmek ve bildirmektir. Bu da gozleme ve olguya dayanir. Bilim kimsenin sorulari ile ilgilenmez. Bilim gozlem vereni alir sorgular ve inceler deneye tabi tutar teorisini ortaya koyar ve test eder ya da test edilebilir olarak ortaya koyar. Bilim gozlem disinda kalan ve aklin one surdugu herseyin, bilimsel olup olmadigini ortaya koyar. Iste bu bilimin bilimselliginin ne oldugunun da bir tezahurudur. Unutmamak gerekir ki, insanoglu bilme ve bildirmesinin her doneminde sadece ve epistemolojik olarak bunu yapar. Yani aklin her turlu ideolojik inancsal ve dogrusal kendini tatmin temelli bilimsellik ustu sorusu ve yaniti her zaman olacaktir. Onemli olan bu surekli suregelen surecteki bilmek ve bildirmek gelisiminde, ya bilimsellik ile yetinirsin, ya da aklinin inandigi ideolojik dogrusal bir tatmine yonlenirsin. Iste bu yonlenimi yapan her beyin, henuz bilimselligin ne oldugunu algilayamamis beyindir.

Bilmediğim bir doğa varlığına veya olayına rastlıyorum. Bunun "ne" olduğunu bilimden öğrenmeyeceksem nereden ve kimden öğreneceğim? En tutarlı "ne"ye cevabı bana hangi disiplin verecektir?

Bunun neden ve nasil oldugunu bilimden ogreneceksin. Ne oldugu zaten aklin ideolojik inancsal ve dogrusal ufkudur. Kim de yine aklin teslimiyetidir. Bunu bir somut ornek verirsen, sorgulariz.

 

Materyalizm varlığın ne olduğunu bilimsel verilere dayanarak tartışır. Metafizik düşünce ile değil. Materyalizmin gözlem ve deney dışı görüşleri olamaz. Bilime sımsıkı bağlıdır.

tartisir ama ancak ideolojik inancsal dogrulama ile ispata ve determinizme yonelir. Bu da yanlislanabilirlige ve gecerlilige terstir. Cunku ideolojik inancsal dogrular sabittir ve degisime acik degildir. Ayrica materyalizmin metafizikligi varlik dali ile ilgili bir ideolojik inancsal dogru olmasindan kaynaklanir. Bilime baglilik baska, felsefeye bilimi bulamak baskadir. Halbuki bilimsel felsefe bilime felsefeyi oturtur.

Sorun zaten felsefi bilimdir. Cunku bilimsel felsefe bilimi temel alir, felsefi bilim ise felsefeyi, yani varligi metafizigi. 

 

Ben de aksini söylemiyorum ki. Fenomen veya varlık(ben aynı anlamda kullanıyorum), bilim için algı(gözlem) gibi temeldir, tabandır. Materyalizm bunun aksini söylemiyor ki.. Neresi metafizik oluyor materyalizmin?

Materyalizm bu tabani gozleme yonelik degildir, bu tabanin ne oldugunun determinizmine indirgemeciligine ve ideolojisine yoneliktir. Bilimin bilimselliginde ideoloji de inanc ta dogru da bulunmaz. Cunku tartisma yoktur, sadece bildirmek ve belirtmek ve bilgi vermek vardir. 

Bence de detaylandırmayı ileriye bırakalım. Zira kavram karmaşası oluyor. Öncelikle bilimin varlık(fenomen) dışında ilgi alanının olamayacığında mutabık kalmak istiyorum.

Bilimin ilgi alani EYLEMDIR, SEY DEGIL.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Bilim sadece bilir ve bildirir. Bilimin baska bir icerigi yoktur. Iste buradaki bilmek ve bildirmek; ideolojik inancsal dogrusal bir tartismanin bilmesi bildirmesi degil; tum insanoglunun algiladigi ve onayladigi bilmek ve bildirmektir. Bu da gozleme ve olguya dayanir.

 

Bunlara harfiyyen katılıyor aksini söylemiyorum. Hatta yukardaki cümlene katkıda da bulunayım. Gözleme ve deneye dayanır. Artık bunları geçelim. Beni cevaplarken "yanlı, doğru" şeklinde cevaplarsan, yanlışları doğruları daha kolay anlayacağım. Polemik çıkacağını düşünme sakın.

 

 

Bilim kimsenin sorulari ile ilgilenmez.

 

İşte ben bunu yanlış buluyorum. Bilimin cevap veremeyeceği hiç bir alan, bir soru, problem olmamalı. Sorularıma bilim cevap vermeli. Bilim bilebildiği kadar yani deney ve gözlem sonucu elde ettiği bilgi kadar cevap vermeli. İnsanların sorularını felsefe, ideoloj ve inançlara bırakmamalı. 

 

Bilim gozlem vereni alir sorgular ve inceler deneye tabi tutar teorisini ortaya koyar ve test eder ya da test edilebilir olarak ortaya koyar. Bilim gozlem disinda kalan ve aklin one surdugu herseyin, bilimsel olup olmadigini ortaya koyar.

 

İşte bilime sorulan soru bu senin cümlelerinde de gizli. Koyulaştırdım. Bilim sonuçta insanoğlunun mantığıyla, diliyle vardır. İnsan oğlunun sorusunu sorgulamalı(soru olmalı ki sorgulamalı), insanoğlunun aklının öne sürdüğünü(sorusunu) sorgulayıp ortaya koymalı. Elbette bu insanoğlunun eylemiyle olmaktadır. Veriler, çıkarımlar sadece gözlem ve deney dillendirilmeli.

 

Buradaki bilgimin yanlış veya doğru olduğunu söyle.  

 

Iste bu bilimin bilimselliginin ne oldugunun da bir tezahurudur. Unutmamak gerekir ki, insanoglu bilme ve bildirmesinin her doneminde sadece ve epistemolojik olarak bunu yapar. Yani aklin her turlu ideolojik inancsal ve dogrusal kendini tatmin temelli bilimsellik ustu sorusu ve yaniti her zaman olacaktir.

 

Evet, senin de dediğin bu bilimsellik üstü soruya nasıl cevap verilecektir? Bilime bağlı bir insan soruların cevabını yine bilimden alacaktır. Eğer bilim cevaplayamıyorsa uydurmayacaktır. Olay bu.

 

Mesela "uzay sonlumudur, evren nasıl oluşmuştur" soruları şimdilik bilim üstüdür. Zira bilim de cevaplayamamaktadır. Sorulara cevap sadece insan aklı ile olmamalı.

 

Onemli olan bu surekli suregelen surecteki bilmek ve bildirmek gelisiminde, ya bilimsellik ile yetinirsin, ya da aklinin inandigi ideolojik dogrusal bir tatmine yonlenirsin. Iste bu yonlenimi yapan her beyin, henuz bilimselligin ne oldugunu algilayamamis beyindir.

 

İşte aynı şeyleri söylüyoruz. Bilim dışı cevaplar varlık ve doğa olgularıyla tutarlı olmayabilir hatta olamaz. Bu nedenle bilimden başkasına soru sorulmamalı..

 

Bunun neden ve nasil oldugunu bilimden ogreneceksin.

 

İşte bu neden ve nasıl bilime olan sorular değilmidir. Neden ve nasıl soru da, "ne" soru değilmidir? İşte sana bunlarla bilime basit soru sorayım.

 

Buz neden oluşur? Cevap fiziksel ve kimyasal ayrıntılarda..

Buz nasıl oluşur? Cevap yine fiziksel ve kimyasal ayrıntılarda..

Buz nedir? Cevap; suyun katılaşmış hali. Ayrıntıları ise fizik ve kimya bilgilerinde.

 

Demek ki bilimin "ne" sorusuna da cevap varmış.. 

 

Ne oldugu zaten aklin ideolojik inancsal ve dogrusal ufkudur. Kim de yine aklin teslimiyetidir. Bunu bir somut ornek verirsen, sorgulariz.

 

Yukarda misal verdim. Kim sorusuna da bilimden başka cevap aranmamalı. Buna da misal vereyim.

 

Kimler zararlıdır? Cevapları davranışsal olarak Antropolojiden, hastalık olarak ta biyolojiden alınabilir.

 

Sonuç olarak her tür soruya bilimden başka cevap beklenmemeli.

 

tartisir ama ancak ideolojik inancsal dogrulama ile ispata ve determinizme yonelir. Bu da yanlislanabilirlige ve gecerlilige terstir.

 

Bu konuda sana sorum var? Determinizm yada materyalizm bilimsel verilere uygun yorumlar yapıyorsa neden yanlışlanabilir olmasın veya geçerliliğe ters olsun. Bu iki felsefe dalı bilimsel verilere bağlı kalmayı ilke edinmişse..

 

Mesela ben örneği.. smile.png

 

Cunku ideolojik inancsal dogrular sabittir ve degisime acik degildir. Ayrica materyalizmin metafizikligi varlik dali ile ilgili bir ideolojik inancsal dogru olmasindan kaynaklanir. Bilime baglilik baska, felsefeye bilimi bulamak baskadir. Halbuki bilimsel felsefe bilime felsefeyi oturtur.

 

Bu sadece kişiye ait bir iddia da olabilir. Neden ideolojime yada inancıma bilimi oturtamayacakmışım? Bilimsel inancım, ideolojim, felsefem var diyemeyecekmiyim? Aksini yapmıyorum ki. Yani bilime inancımı, ideolojimi, felsefemi oturtmuyorum. Bilime bağlı kalıyorum.

 

Vaktim bu kadardı. Çıkmak durumundayım. Selam. smile.png

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bunlara harfiyyen katılıyor aksini söylemiyorum. Hatta yukardaki cümlene katkıda da bulunayım. Gözleme ve deneye dayanır. Artık bunları geçelim. Beni cevaplarken "yanlı, doğru" şeklinde cevaplarsan, yanlışları doğruları daha kolay anlayacağım. Polemik çıkacağını düşünme sakın.

Ben seni cevaplarken, sana yonelik cevaplamaktan ziyade genel bir algi cercevesinde cevapliyorum ve sadece ornek veriyorum. Verdigim ornegin senin zihniyetine yonelik olup olmasdigina bakmiyorum. Cunku burasi bir kitle platformu, yani "bire bir" yazismalar bile her okur ve yazara acik. Sanal dunyanin farki bu.

İşte ben bunu yanlış buluyorum. Bilimin cevap veremeyeceği hiç bir alan, bir soru, problem olmamalı. Sorularıma bilim cevap vermeli. Bilim bilebildiği kadar yani deney ve gözlem sonucu elde ettiği bilgi kadar cevap vermeli. İnsanların sorularını felsefe, ideoloj ve inançlara bırakmamalı. 

Burada ben ornek olarak ve temel olarak verdim. Eger "ne/kim nasil ve neden" basligini blogdan okuduysan, bu konu orada detayli aciklaniyor. Bilim iki turlu bilimseldir. Birincisi neyin bilimsel oldugunu ortaya koyar, ikincisi de neyin bilimsel olmadigini ortaya koyar. Iste bu temelde de her soruyu yanitlar. Yalniz yanitlanan sorularin aklin inanc ve de ideolojisini tatmin edip etmemesi, bilimin sorunu degildir. Bu sorun kisiseldir. Iste bilimin "kimsenin sorusu ile ilgilenmemesi" ozel olarak ilgilenmeme anlamindadir. Tabi ki iki kisi bilimsel olarak tartisirken, burada ilgilendirir.

İşte bilime sorulan soru bu senin cümlelerinde de gizli. Koyulaştırdım. Bilim sonuçta insanoğlunun mantığıyla, diliyle vardır. İnsan oğlunun sorusunu sorgulamalı(soru olmalı ki sorgulamalı), insanoğlunun aklının öne sürdüğünü(sorusunu) sorgulayıp ortaya koymalı. Elbette bu insanoğlunun eylemiyle olmaktadır. Veriler, çıkarımlar sadece gözlem ve deney dillendirilmeli.

 

Buradaki bilgimin yanlış veya doğru olduğunu söyle.  

Sadece gozlem ve deney degil; o belirleyicidir. Bilim elinde olan olgulardan ve bilimsel teorilerden ve verilerden yola cikar. Bilimin bilimsel bir yonu de aklin one surdugunun mantiksal olabilirlik olasiligidir.

Evet, senin de dediğin bu bilimsellik üstü soruya nasıl cevap verilecektir? Bilime bağlı bir insan soruların cevabını yine bilimden alacaktır. Eğer bilim cevaplayamıyorsa uydurmayacaktır. Olay bu.

 

Mesela "uzay sonlumudur, evren nasıl oluşmuştur" soruları şimdilik bilim üstüdür. Zira bilim de cevaplayamamaktadır. Sorulara cevap sadece insan aklı ile olmamalı.

Konu bilim ustu olmasi degildir. Konu verilen yanitlarin bilimselligin disina cikmamis olmasidir. Yanitin tatmini ise tamamen kisisel inanc ve ideoloji konusudur. Mesela yukarida evren ile ilgili soru "ne "iceriklidir. Bilim evren konusunda neye degil; evreni gozlem olarak nasil ve nedene yanit verir. Cunku ne sorusunun bu temeldeki yaniti determinist indirgemeci ve gozlem vermeyen ustelik zamansal ilklik kisir dongusu iceren bir sorudur. Evren mekan olarak ortaya konamadan evrenin ne oldugunun varliksal inancsal ideolojik yaniti bilimsel degildir. Bilgisel ve bilimsel verilere dayanan yaniti bilimseldir.

İşte aynı şeyleri söylüyoruz. Bilim dışı cevaplar varlık ve doğa olgularıyla tutarlı olmayabilir hatta olamaz. Bu nedenle bilimden başkasına soru sorulmamalı..

 

 

İşte bu neden ve nasıl bilime olan sorular değilmidir. Neden ve nasıl soru da, "ne" soru değilmidir? İşte sana bunlarla bilime basit soru sorayım.

 

Buz neden oluşur? Cevap fiziksel ve kimyasal ayrıntılarda..

Buz nasıl oluşur? Cevap yine fiziksel ve kimyasal ayrıntılarda..

Buz nedir? Cevap; suyun katılaşmış hali. Ayrıntıları ise fizik ve kimya bilgilerinde.

 

Demek ki bilimin "ne" sorusuna da cevap varmış.. 

Bilim bilimsel olarak sadece gozlemi gozlem olarak yapmaz, bulus ta yapar, durum tesbiti de yapar. Ama buzun ne oldugu sadece buz ile indirgenmez. Suyu da gazi da icerir. O yuzden buz ile ilgili ne sorusunun yaniti, sadece buzun degil; buzun neden ve nasillinin da yanitidir. Iste bu temelde mesela bilim bilimsel olarak yeni bir olusum elde ettiginde o na dil olarak bir ad verir. Bu da genelde obnu bulan ile ilgili olur. Mesela higgs Bozonu. 

Yukarda misal verdim. Kim sorusuna da bilimden başka cevap aranmamalı. Buna da misal vereyim.

 

Kimler zararlıdır? Cevapları davranışsal olarak Antropolojiden, hastalık olarak ta biyolojiden alınabilir.

 

Sonuç olarak her tür soruya bilimden başka cevap beklenmemeli.

Buradaki kim sorusu bilimde sadece bilimsel olarak canlilara yoneliktir ve onun yasam iliski v.s. ile ilgili sosyo-psikolojik yonudsur.

 

Bu konuda sana sorum var? Determinizm yada materyalizm bilimsel verilere uygun yorumlar yapıyorsa neden yanlışlanabilir olmasın veya geçerliliğe ters olsun. Bu iki felsefe dalı bilimsel verilere bağlı kalmayı ilke edinmişse..

 

Mesela ben örneği.. smile.png

 

 

Bu sadece kişiye ait bir iddia da olabilir. Neden ideolojime yada inancıma bilimi oturtamayacakmışım? Bilimsel inancım, ideolojim, felsefem var diyemeyecekmiyim? Aksini yapmıyorum ki. Yani bilime inancımı, ideolojimi, felsefemi oturtmuyorum. Bilime bağlı kalıyorum.

 

Vaktim bu kadardı. Çıkmak durumundayım. Selam. smile.png

Iste burasi tam da kilit nokta. O yuzden yanitimi algilansin diye sana yonelik olarak degil; genel verecegim.

 

Mesela bir teist ve de inanir, kendi inanci temelinde bilimi dogrular. Ilim ve sozde bilim ve de alternatif tip, parapsikoloji, astroloji, akilli tasarimcilik v.s. bunlarin basinda gelir. Eger inancina uygun dogrulayamazsa karsi cikar ve hatta olgulari ve gozlemi bile inanci paralelinde red edebilir. 

 

Iste bu temelde "inanc ideoloji felsefe" v.s. tamamen kisiseldir ve EGER BILIM BUNLARA OTURTULMAK ISTENIRSE, BILIMIN BILIMSELLIGINDEN SAPILIR VE BILIM BILIMSELLIKTEN CIKAR. Cunku bilim de bilimsel olarak inanc, ideoloji yer almaz. 

 

Iste bu temelde bir kisinin beyninin isleyisinin bilimsel mi olup olmadigi cok onemlidir. Bunun onemi, yukaridaki tehlikeyi ortadan kaldirdigi gibi, tam tersi isler. Yani KISI IDEOLOJISINI INANCINI FELSEFESINI BILIMIN BILIMSELLIGINE GORE AYARLAR ve eger bilimsel zihniyete sahip ise de BILIMSELLIGIN GETIRDIGI TEMELDE IDEOLOJISINDEN INANCINDAN VE FELSEFESINDEN VAZGECER.

 

Bu oyle bir hal alirki, bilimsellik onun ana zihniyeti olur ve inanca ideolojiye ihtiyac duytmaz.

 

Cunku inanclarve ideolojiler aklin urunu olarak genelde sabit, sahiplenilir mutlak ve ispatcidir. Yani degisime acik degildir. Zaten degisimin bilimsel algisi o ideoloji ya da inancin o degisime ayak uyduramamasi demektir.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Iste burasi tam da kilit nokta. O yuzden yanitimi algilansin diye sana yonelik olarak degil; genel verecegim.

 

Mesela bir teist ve de inanir, kendi inanci temelinde bilimi dogrular. Ilim ve sozde bilim ve de alternatif tip, parapsikoloji, astroloji, akilli tasarimcilik v.s. bunlarin basinda gelir. Eger inancina uygun dogrulayamazsa karsi cikar ve hatta olgulari ve gozlemi bile inanci paralelinde red edebilir. 

 

Iste bu temelde "inanc ideoloji felsefe" v.s. tamamen kisiseldir ve EGER BILIM BUNLARA OTURTULMAK ISTENIRSE, BILIMIN BILIMSELLIGINDEN SAPILIR VE BILIM BILIMSELLIKTEN CIKAR. Cunku bilim de bilimsel olarak inanc, ideoloji yer almaz. 

 

Iste bu temelde bir kisinin beyninin isleyisinin bilimsel mi olup olmadigi cok onemlidir. Bunun onemi, yukaridaki tehlikeyi ortadan kaldirdigi gibi, tam tersi isler. Yani KISI IDEOLOJISINI INANCINI FELSEFESINI BILIMIN BILIMSELLIGINE GORE AYARLAR ve eger bilimsel zihniyete sahip ise de BILIMSELLIGIN GETIRDIGI TEMELDE IDEOLOJISINDEN INANCINDAN VE FELSEFESINDEN VAZGECER.

 

Bu oyle bir hal alirki, bilimsellik onun ana zihniyeti olur ve inanca ideolojiye ihtiyac duytmaz.

 

Cunku inanclarve ideolojiler aklin urunu olarak genelde sabit, sahiplenilir mutlak ve ispatcidir. Yani degisime acik degildir. Zaten degisimin bilimsel algisi o ideoloji ya da inancin o degisime ayak uyduramamasi demektir.

 

Hadi bilim'e inanç olmaz bilinir diyelim. Ama bilimsel ideoloji, bilimsel felsefe olmayacak mı? Madem bilimsel zihniyeti olan beyin ideolojiye ve felsefeye gerek duymayacaksa, qua ve epistemolji neyin nesi? Bilimsel değiller mi? Bilimsel işleyen bir beyinin bunlara ihtiyacı yok mu?

 

İnsanların davranışına bilim mi yön verecek, yoksa bilimsel ideoloji mi? Öyle ya, insanlara bir duruş, bir görüş, bir yol gerekmez mi? Bilim bunu yapamaz. 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Hadi bilim'e inanç olmaz bilinir diyelim. Ama bilimsel ideoloji, bilimsel felsefe olmayacak mı? Madem bilimsel zihniyeti olan beyin ideolojiye ve felsefeye gerek duymayacaksa, qua ve epistemolji neyin nesi? Bilimsel değiller mi? Bilimsel işleyen bir beyinin bunlara ihtiyacı yok mu?

 

İnsanların davranışına bilim mi yön verecek, yoksa bilimsel ideoloji mi? Öyle ya, insanlara bir duruş, bir görüş, bir yol gerekmez mi? Bilim bunu yapamaz. 

Iste o yuzden bilimsel felsefe olarak benim yapilandirmaci epistemoloji denilen; herseyin bir insanoglu yapilandirmaciligi oldugunu ortaya koyan bilgi felsefesi var. Ayrica qua felsefesi de, tum ideolojik inancsal dogrulari bilimsel olarak gozlem ile ortaya koyabilmek icin var.

 

Bilissel bilim de inasanoglu zihin yapi ve isleyisini isleyen bilim dali.

 

Burada benim evrensel-insan olarak aldigim taban, insanoglu ve hedef te zihinsel insanlik.

 

Iste bu temelde bilhassa sosyal bilimlerdeki gozlem onemli. Yani ideolojik inancsal dogrular ve farklar arasi mucadelesinin insanoglu uzerindeki her turlu sosyo-psikolojik sorununu gozlem ile ortaya koymak.

 

Burada ideolojik ve de inancsal dogrulardan ziyade, tum insanoglunu kapsayan insan haklari evrensel hukuk hak ve ozgurlukler sosyo-psikolojik sorunun gozlemi icin gerekli olan ogeler.

 

Fenomenal bilimde de zaten gozlem ve olgu temel. 

 

Devrimci sorgulama kisinin kendi kendini bilgisel bilimsel ve bilissel gelistirebilmesi icin, serbest dusunurluk te; aklin sinirlari olan ideolojik inancsal dogrulardan arinmak/kurtulmak icin var. Amac ta numenal devrim.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba
Ayrica qua felsefesi de, tum ideolojik inancsal dogrulari bilimsel olarak gozlem ile ortaya koyabilmek icin var.

 

 

Evet, her zaman olduğu gibi günlerce süren tartışmamızda yine aynı noktaya gelindi. Edindiğim izlenimler şunlar;

 

1- Herkes, kendi felsefesine, ideolojisine, inancına bilimsel demekten geri kalmıyor.

 

2- "eger bilimsel zihniyete sahip ise de BILIMSELLIGIN GETIRDIGI TEMELDE IDEOLOJISINDEN INANCINDAN VE FELSEFESINDEN VAZGECER." denildiği halde, yine inançlardan(ideoloji ve felsefe) vaz geçilemiyor. Vaz geçilmesini zaten beklemiyorum zira, bilimin işi sadece gözlem ve deney. Yol göstericiler(felsefe, ideoloji) ise, gözlem ve deneylerden sonuçlar çıkartarak insanlığa bilimsel yöntemler, görüşler oluşturmakta.

 

3- Bilim insanlığa bir "yol" gösteremeyeceğine göre, benim için geçerli olanlar ise, ideolojiler ve felsefelerin ne kadar bilimsel olduğu ve bilimle örtüştüğü.. Sosyal bilimleri ölçü alan ideolojiler için gerekli olanlar ise, ne kadar insan ve toplumlar yararına olduğu, ne kadar hak, özgürlük ve eşitlikle örtüştüğüdür. 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Evet, her zaman olduğu gibi günlerce süren tartışmamızda yine aynı noktaya gelindi. Edindiğim izlenimler şunlar;

 

1- Herkes, kendi felsefesine, ideolojisine, inancına bilimsel demekten geri kalmıyor.

 

2- "eger bilimsel zihniyete sahip ise de BILIMSELLIGIN GETIRDIGI TEMELDE IDEOLOJISINDEN INANCINDAN VE FELSEFESINDEN VAZGECER." denildiği halde, yine inançlardan(ideoloji ve felsefe) vaz geçilemiyor. Vaz geçilmesini zaten beklemiyorum zira, bilimin işi sadece gözlem ve deney. Yol göstericiler(felsefe, ideoloji) ise, gözlem ve deneylerden sonuçlar çıkartarak insanlığa bilimsel yöntemler, görüşler oluşturmakta.

 

3- Bilim insanlığa bir "yol" gösteremeyeceğine göre, benim için geçerli olanlar ise, ideolojiler ve felsefelerin ne kadar bilimsel olduğu ve bilimle örtüştüğü.. Sosyal bilimleri ölçü alan ideolojiler için gerekli olanlar ise, ne kadar insan ve toplumlar yararına olduğu, ne kadar hak, özgürlük ve eşitlikle örtüştüğüdür. 

1-Nedeni ne sence?

2-yol gosterici bilim. Cunku bilimsellik ve yasami yasamin anlami.

3-Felsefe inanc ve ideolojilerin bilim ile ortustugunu de, kisiler degil; bilimsel gozlem sagliyor. 

 

Zaten sorun bilimselligin algilanabilmesinde ve aklin sahiplik ve sabitlik inadinda diretilmemesinde. Burada tabi ki hem ego hem de duygusallik ve de akilcilik devreye giriyor. Halbuki bilim mantik uzerine hareket ediyor.

 

Bir onemli nokta da, mesela bilim kisilerinin iki yonlu yasami. Bir yanda bilime hizmet ederken, diger yanda kisisel inanc ve ideolojileri ile yasiyorlar.

 

Burada iki turlu algi yanilgisi var. Onlarin acikladiklari hersey bilim adina olarak algilaniyor ve onlarda eger bilimselligin bilisselliginde degillerse, kendi kisiselinanc ve ideolojilerini bilime buluyorlar. 

 

Iste R.Dawkins'uin bencil geni. Iste S.Hawking'in "tanri yasalari bilim olabilir" soylemi. Iste Darwin'in aciklamasinin sosyal darwinizm illetini dogurmasi.

 

Zaten insanoglu zihniyet olarak insanlasamadikca da bilimi kendi cikari icin kullaniyor. Iste atom bombasi v.s.

 

Epistemolojinin bir anlami da bilimin bilimsel olarak gelmis oldugu anlik bilgi siniridir. Iste aklin ortaya attigi ve gozlem vermeyen, ya da gozleme tasinmaya calisilan hem teorik hem de ideolojik urununun; bilimsel olup olmadigi algilamak; beynin bilimselligin bilisselligine erisebilmesi ile paralel.

 

Yoksa hic bir soyutlama ve soyutlar, yani teori, hipotez, tez, antitez, ideoloji, inancsallar ve dogrular kimsenin tekelinde degil; ama akil maalesef bunlara sarilip sahipleniyor ve sabitliyor. Halbuki yapmasi gereken kullasnmak ve paylasmak.

 

Iste insanoglunun kendilik builisselliginin onemi de burda. Bu onem insanoglunun kavramsal bilgiye esir olmasi, onun icin kendini harcamasi v.s. ile, onu kendi urunu oldugunu algilayip, kendi kontrolunde kullanip paylasabilmesi farki.

Share this post


Link to post
Share on other sites

 

"Neden itirazim olsun! Yalniz anlasilsin ki bilim fenomeni ortaya koymaz, gozlemler. Ayrica varligin fenomen olarak gozlem vermesi gerekir. Yani gozlem vermeyen varlik, fenomen statusune bilimsel olarak girmez. Bir yerde aklin dogruladigi her varlik fenomen degildir. Ustelik varlik olarak ta ortak bir olgu algisi yoktur. " evrensel

 

Bilim ortaya koymaz da ne demek?

Bilim bir insan degil ki ortaya koysun.

Ortada olan bir olgu/varlik vs vardir.

Degil mi!

 

Bilim insanlari deneyler yapar

arastirir.

Gozleme devam eder.

Cikan sonuclari degerlendirir.

 

Pulsarlarin varligi ne olacak simdi?

Yeni gezegenlerin varligi ortaya cikti.

Bilim ortaya koymaz dedin.

Varlik bilgisine neyle ulastin?

Kemdisi kendi kendine gozlem mi verdi

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest Evrensel birey

Ortada olani belirleyen insanogludur.

 

Bilimin ortaya koymasi demek, insanoglunun ortaya koydugunun bilimsel bilgi niteligidir.

 

Pulsarlarin varliksal olarak ne oldugu baskadir, insanoglunun Pulsari bir fenomen olarak gozlemleyip bilgi ortaya koymasi baskadir.

 

Bilimde varlik sorunu yoktur, zaten gozlem veriyorsa fenomendir ve insanoglunun bu gozlemi de onun ortaya koydugu bilgidir.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest Evrensel birey

Bilim gozlemlediginin varlik olarak ne oldugunu yani madde mi dusunce mi kavram mi v.s. ortaya koymaz. Bilimde varligin varliksal niteliği yoktur bilgisel niteligi vardir ve zaten gozlem veriyorsa fenomendir.

 

 

Tabi ki burada insanoglunun ortaya koydugu bilginin bilimsel niteliğinden bahsediyoruz.

 

 

Pulsarlar da gozlem veren fenomendir.

 

 

Varligin bilgisi, insanoglunun gozleminin bilgisidir.

 

 

Kisaca bir sey hakkinda ortaya bilgi koyan insanogludur.

 

 

Eger o sey gozlem veriyorsa insanoglunun bilimsel bilgisine gore fenomendir ve insanoglu bu fenomeni gozleminden de bilgi turetir. Iste bu bilginin niteligidir bilimsel ya da degildir.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ortada olani belirleyen insanogludur.

Bilimin ortaya koymasi demek, insanoglunun ortaya koydugunun bilimsel bilgi niteligidir.

Pulsarlarin varliksal olarak ne oldugu baskadir, insanoglunun Pulsari bir fenomen olarak gozlemleyip bilgi ortaya koymasi baskadir.

Bilimde varlik sorunu yoktur, zaten gozlem veriyorsa fenomendir ve insanoglunun bu gozlemi de onun ortaya koydugu bilgidir.

Ortada olana bilimsel metot uygulayan insanturudur.

Olgulari belirlemekten ziade belki tanimlayip kategorize edebilir.

Bilimde ne varlik ne bilgi sorunu vardir.

 

Bilgi epistemoloji cercevesinde algilanmali.

Deneyleyerek tekrar tekrar seyleri gozlemlemeli vs.

 

Bunun disinda olarak,

Bilimsel bir bilgi vardir, uzerinde dusunursun.

Arastirin, kafa yorarsin.

Dolayisiyla gozlem denilenn etkinlik bilimsel bilgi edinim surecinden farkli degildir.

Parca butun iliskisidir.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bilimsel olmak demek deneysel olmak demektir felsefede olduğu gibi deneysel düşünme mevcuttur. Deneysel düşenen insansal bilimsel olur ayrıca bilim merak demektir hırs ve sabır demektir bilgi demektir. Geçmişte ki bilim insanlarına bakarsanız bunun böyle olduğunu görebilirsiniz. 

Tabi söylediklerim bana özgü öznel bir ifade tartışmaya açıktır.

Saygılarla.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.