Zıplanacak içerik
  • Üye Ol
Misafir meraba

Evrensel-İnsan'a Sorular..

Önerilen İletiler

Misafir meraba
Köyden şehire plansız göç ve çarpık kentleşme sonucu köy kökenli çarpık / kaba / mecazdan anlamayan / somutçu bir kültürün getirdiği laubalilik.

 

Daha bunun bile bilincine varamayan neyi anlasın ?

 

İşte bana "siz demelisiniz" şeklindeki kibir zihniyetinin getirileri.. Söylemiştim, kibirli, kaprisli insanlar daha sonraları problem olur diye..

 

Şimdi de "köy kökenli" insanların çarpık ve kaba olduğunu, mecazdan anlamayıp, somut düşündüğü için de laubali olduklarını iddia etmeye başladı. Ve iyi bir şey söylemiş gibi peşine de eklemiş; "bunun bilincine bile varamamışlar ki, daha neyi anlasınlar"

 

Tabi bu sadece arkadaşımızın kendi fikri. Kendi fikrinden olmayan insanlar hiç bir şekilde böyle düşünmüyor. Şundan bundan, falandan, filandan anlamıyor şeklinde insanları CAHİL görme hakkında bir aforizma vardı ama, tartışmayı daha da sertleştirmeme açısından söylemek istemiyorum. Zira ben takdir etmeye kalktıkça, söylemlerinle aksi kanaat yaratmak için adeta çaba gösteriyorsun.

 

Ama başka bir aforizmayı da söylemeden geçemeyeceğim. Düşünürler, "gurur ve kibir başında taşırsan seni küçültür, ayak altına alırsan büyütür" şeklinde bir sandalyeye benzetirler.

 

Mutluluk da bir çıkar değil midir ? Çıkarın illa ki maddi mi olması gerekir ? Manevi haz nedir ?

 

Mutluluk insanoğlunda var olan bir özdür. Aynen üzüntü gibi. Şimdi ben sana sorayım; Üzüntü de bir insan için çıkar amaçlı fiilmidir? Çıkar amaçlı hareket etmek, başkasının mutsuzluğuna rağmen bir fiildir. Mutluluk ise tüm insanlarda var olan bir ihtiyaci olgudur. Yaşaması veya yaşatması insani bir bilinçtir.

 

Evet, bazı çıkarcı zihniyetteki insanlar, maddesel güçlerle bu doğal hakkı(mutluluğu) engelleyerek kendileri yaşamak isterler. Bunu maddesel güçle yaparlar.

 

Mutluluk duygusu da görecedir. Kimisi börtü böcekten, doğadan, cinsellikten yani somuttan, kimisi de masallardan sarhoş olup mutlu olur. Neyden mutlu olursa olsun, zararlı olmadıkça insan mutlluğu, ne çıkar zihniyetince ne de devlet hukukunca engellenmesin.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Mutluluk insanoğlunda var olan bir özdür. Aynen üzüntü gibi. Şimdi ben sana sorayım; Üzüntü de bir insan için çıkar amaçlı fiilmidir? Çıkar amaçlı hareket etmek, başkasının mutsuzluğuna rağmen bir fiildir. Mutluluk ise tüm insanlarda var olan bir ihtiyaci olgudur. Yaşaması veya yaşatması insani bir bilinçtir.

Yine aynı hata. Başkasının mutsuzluğuna yol açarak kendi çıkarını sağlayan insanlar illa ki maddi çıkar mı elde etmek zorundadırlar ?

 

Manevi çıkar, haz elde etmek, mutlu olmak çıkar değil mi, ister başkasının mutsuzluğuna yol açsın ister açmasın ve / veya başkalarını da mutlu etsin ?

 

Kimisi yaşar ve yaşatır bundan mutluluk duyar, kimisi başkalarını hiçe sayarak yalnızca kendi mutluluğunu gözetir.

 

Sonuç itibariyle öyle veya böyle elde edilen mutluluk çıkar değil mi ? Manevi çıkar.

 

 

Evet, bazı çıkarcı zihniyetteki insanlar, maddesel güçlerle bu doğal hakkı(mutluluğu) engelleyerek kendileri yaşamak isterler. Bunu maddesel güçle yaparlar.

Manevi güçle de yapabilirler. Bu neyi değiştirir ? Kendilerinin yaşaması demek, mutlu olması demek olmuyor mu ? Bu da manevi bir çıkar değil mi ?

 

Kelime anlamının illa ki ahlaki / etik bir boyuta sahip olması gerekmiyor ki.

 

Buna göre Bilgi Paylaşımı da, eğer insanı mutlu ediyorsa manevi çıkar amaçlı yapılıyor demektir. İster yalnız alış, ister yalnız veriş olsun, ister karşılıklılık içersin, kişiyi / kişileri mutlu ediyorsa bu çıkar neden kötü olsun ? Böyle düşünmek neden bir suçlanma nedeni olsun ?

 

 

Mutluluk duygusu da görecedir. Kimisi börtü böcekten, doğadan, cinsellikten yani somuttan, kimisi de masallardan sarhoş olup mutlu olur.

Elde edilen çıkarın maddi mi manevi mi olması başka, bu çıkarın elde edildiği kaynağın somut mu, soyut mu olduğu başkadır. Üstelik, buradaki anlayışa göre soyut bir çıkar kaynağının da olmaması gerekir zaten. ( İsa Peygambere gökten sofra inmesi gibi ).

 

Soyut çıkar kaynağı mesela Türk olmak, İnsan olmak vs. gibi. Bunlardan gurur duymak da manevi çıkardır, hazdır.

 

Ayrıca, Masallar soyutlardan bahsedebilir ama bu Masalın kendisini soyut yapmaz. Masal, ya bir kitaptan ( somut ) ya da birisinin anlatışından ( somut ) algılanır.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İşte bana "siz demelisiniz" şeklindeki kibir zihniyetinin getirileri.. Söylemiştim, kibirli, kaprisli insanlar daha sonraları problem olur diye..

Kibir, Kapris ( Naz )... bunların bana yönelik  yanlış nitelemeler olduğunu ispatlamıştım.

 

- - -

Şimdi de "köy kökenli" insanların çarpık ve kaba olduğunu, mecazdan anlamayıp, somut düşündüğü için de laubali olduklarını iddia etmeye başladı. Ve iyi bir şey söylemiş gibi peşine de eklemiş; "bunun bilincine bile varamamışlar ki, daha neyi anlasınlar"

Bu tespit bilimsel bir tespittir. Yanlış olduğu “ kötü bir şey “ olduğu söylenerek ispatlanmış olmaz.

 

Ha, bu arada kibir, üslup, hakaret demişken, şunlara da bir bakalım, buyrun:

 

Bozuk üslubun için yönetimden fırçayı yiyince artık böyle cümleler kurabiliyorsun. Demek ki senin anladığın dil bu. Mantık dilinden anlamıyorsun. Benim bakış açımı yakalayabilmek için "bir varmış bir yokmuş" mantığıyla ilk adımını atmaman gerekir.

 

Neyse senle iletişim çabası benim için vakit kayıbı.

 

Bilimi yine yanlış tanımlamışsın.  Böyle olunca tabiki saçmalayacaksın.

Bilimin tanımını yapa yapa usandık. Ergenler anladı sen anlayamadın.

 

- - -

Tabi bu sadece arkadaşımızın kendi fikri. Kendi fikrinden olmayan insanlar hiç bir şekilde böyle düşünmüyor. Şundan bundan, falandan, filandan anlamıyor şeklinde insanları CAHİL görme hakkında bir aforizma vardı ama, tartışmayı daha da sertleştirmeme açısından söylemek istemiyorum.

original.gif  Bunu diyen bunları da demiş:

 

Ona buna cahil diyorsun ama, senin de onlardan pek kalır tarafın yok.

Bak yine anlamamışsın. Önceki iletimde söyledim, "ümidim yok" dedim.

 

- - -

Zira ben takdir etmeye kalktıkça, söylemlerinle aksi kanaat yaratmak için adeta çaba gösteriyorsun.

 

Ama başka bir aforizmayı da söylemeden geçemeyeceğim. Düşünürler, "gurur ve kibir başında taşırsan seni küçültür, ayak altına alırsan büyütür" şeklinde bir sandalyeye benzetirler.

" Bir tek şiirle yer yer

Dolaşıp ta herkesten alkış mı dilenmeli?

İstemem eksik olsun!

.

Tırmanma! Varsın boyun olmasın söğüt kadar,

Bulutlara çıkmazsa yaprakların ne zarar?

Kavaklar sıra sıra dikilse de karşına

Boy ver, dayanmaksızın, yalnız ve tek başına! "

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Simdiye kadar tum yasam ve sanal alemde onbinlerce yazimda ve birebir iliskilerimde hep bu samimi dili kullasndim

Ben bazan "sen" ile basliyan bir yazi dili ve uslubu kullanirim, yalniz bu sen sahsa yonelme anlaminda degildir. Mesela "sen ona satasirsan o da sanas satasir" daki sen sana yonelik sen degildir. Sadece kullanilan bir yazi dili ve uslubudur.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Bir kisinin, herhangibir seyin bilincine varabilmesi icin; herseyden once; o seyi, ogrenmeden bilmeye tasimasi ve o sey ile ilgili, her turlu sorgulama ve nedenlemeyi yapmis olmasi gerekir. Bir, kisiye; eger kendisi almaya hazir degilse; disaridan bilinc siringalanamaz.

 

http://www.turkish-media.com/forum/topic/293622-bilinc-uzerine/

 

Öğrenmeden bilmek mümkün müdür? Nasıl olur?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

 

Öğrenmeden bilmek mümkün müdür? Nasıl olur?

Tam tersi bilmeden ogrenmek mumkundur. Yukaridaki "ogrenmeden bilmesi" tamlamasi olumsuz bir kullanim degil; " ogrenmek fiilinden bilmek fiiline tasimasi" anlamindadir. Yani ogrenmis olmaktan bilmeye tasimak. Yoksa buradaki kullanim "Ogrenmek" fiilinin olumsuzu degildir. Ogrenme temelli isim fiildir.

 

Ornek verirsek, bir talebe iciun "sevmedigi" bir seyi ogrenme cok zordur.

 

Ya da "ogrenme, okuma ile olur.

 

Kisaca "ogrenmek fiilinin ismidir, yani isim fiildir.

 

Ayni konusma, gulme, yurume, gelme, gitme v.s. gibi.

 

Maalesef "ma/me" eki dilimizde hem isim fiil hem de olumsuzluk eki olarak kullanilir.

 

Mesela, "yuzmeyi ogrenme" iki anlamdadir, birisi "ben senin yuzmeyi ogrenmeni istemiyorum" icerikli bir oneri ya da emirdir. Digeri. Yuzme eyleminin isim fiilidir. Ornek "yuzmeyi ogrenme, pratikte bol bol yuzerek saglanir" gibi.

 

O yuzden eger bir yanlisalgilama dogdu ise ozur dilerim.

 

Kisaca once ogrenilir sonra bilinir ve en sonda bilincine varilir.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

 

Çok değerli ama anlaşılması zor yazılarınızda kolay bir dil kullanmanız, daha da ilgi çekecek. İki anlam taşıyan kelimeler yerine, kolay anlaşılması adına tek anlamlı kelimeler kullanılabilir.

 

Mesela o satırınız;

 

"Bir kisinin, herhangibir seyin bilincine varabilmesi icin; herseyden once; o seyi, öğrenerek, öğrenip bilmeye tasimasi ve o sey ile ilgili, her turlu sorgulama ve nedenlemeyi yapmis olmasi gerekir." şekinde olabilirdi.

 

Kaldı ki, yazının özü zaten bilgi öğrenme, öğrenmeme üzerine olunca, iki anlamlı kelimenin anlamı daha da önem taşıyor.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

S. Evrensel-İnsan,

 

Geçmiş yazılarını okurken şöyle bir bilgi gördüm:

 

Ahlak etigin bir koludur. Evrensel onay almis ya da insanoglunun ortak kabullenecegi bir ahlak yoktur. Burada onemli olan bu ahlaki her turlu yonlendirim yaptirim ve uygulamanin bilimsel ve bilisselligi,

Ahlaki uygulamanın bilimsel ve bilişselliğine bir misal verebilirmisin?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Çok değerli ama anlaşılması zor yazılarınızda kolay bir dil kullanmanız, daha da ilgi çekecek. İki anlam taşıyan kelimeler yerine, kolay anlaşılması adına tek anlamlı kelimeler kullanılabilir.

 

Mesela o satırınız;

 

"Bir kisinin, herhangibir seyin bilincine varabilmesi icin; herseyden once; o seyi, öğrenerek, öğrenip bilmeye tasimasi ve o sey ile ilgili, her turlu sorgulama ve nedenlemeyi yapmis olmasi gerekir." şekinde olabilirdi.

 

Kaldı ki, yazının özü zaten bilgi öğrenme, öğrenmeme üzerine olunca, iki anlamlı kelimenin anlamı daha da önem taşıyor.

Anlasildi, tgurkce dilinin sorunlasrini gidermek basa dustu. :)

 

Bir zamanlar turkce dili ile ilgili bir kitap hazirliyordum, yarim kalmisti.

 

Buradaki sorun, kullanim aliskanligindan geliyor.

 

" o seyi, ogrenmeden bilmeye tasimasi" o seyi ogrendikten sonra/ogrenmis olmaktan sonra/ogrenmekten?" v.s.

 

Turkcedeki isim filler, ingilizce de gerunds; "me/ma" eki ile yapiliyor.

 

Cunku eger onun sonuna "k" eklendiginde, dilbilgisi olarak isim fiil fiile donusuyor.

 

Yani ogrenmek fiildir, ogrenme isim fiildir. ve de ogrenmek fiilinin olumsuz emruidir.

 

Neyse bir onceki mesajdada detayli aciklamistim. Benim gibi turkce ogretmenligi yapmis bir kisinin, boyle yanlis algilanmasi "aci" veriyor.

 

Ustelik bu ogretmenlik yabancilara ve cocuklara; alfabe ve bizdeki egitim temelinde de degil; neyin ne oldugunu neden oyle oldugunu nasil ve neden oyle kullanildigini anlatarak.

 

Dil benim icin hassas bir konu oldugu icin bu kadar uzattim, ozur dilerim.

 

Ne yaparsin iste boyle "aman oyle bir yazayim ki yanlis algilama en azina insin" dusuncesi ile yazilan cumleler yine de yanlis algilanmaya acik oluyor.

 

Neyse bir ionik espri ile noktalayalim.

 

"Turkce dili lastiklidir, nereye cekersen oraya suner."

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

S. Evrensel-İnsan,

 

Geçmiş yazılarını okurken şöyle bir bilgi gördüm:

 

 

Ahlaki uygulamanın bilimsel ve bilişselliğine bir misal verebilirmisin?

Bilimsellik mesela akraba evliliginin sorunu, mesela cocuk yasta evlilik, mesela iki yetiskin arasindaki cinsel iliski de birinin digerini zorlamasi ya da iliskideki birinin cocuk olmasi.

 

Bilissellik ise; mesela bir cocugun kurdugu cinsel iliski de, onun beyninin henuz bu cinsel iliskiyi algilayamayacak kadar gelismis olmamasi. Bu bilginin egitim ile verilmesi. Bir cocugun cinsel iliskiye zorlanmadan girdigi kabul olsa bile, cocugun bu konuda bir sucunun bulunmamasi, betni bir seyi algilayacak duruma gelmemis bir cocugun diyelim erken evlilik ya da tecavuzde, tum yasam boyu yasayacagi psikolojik sorunlar.

 

Cocugun onunde eb eveynlerin biribirine siddet uygulamamasi. Cocugun buna sahitligi onun yetiskinliginde umulmadik sorunlar ve psikoloji yaratir.

 

PSYCHO temelli davranislar, davranis ve dusunce bozuklugudur mesela seri katiller, kiralik katiller., Bunlarin temelinin o kisinin kucukken gormus oldugu ve yasamis oldugu gozlem ve tecrubeye yonelik oldugunu bilim rtaya koymustur.

 

Kisaca ahlak, kisinin yasam ve iliskisinde onun sosyo-psikolojik bir bozukluk yasamasini minimuma indirgemektir.

 

Mesela etik olarak tore olarak namus temelinde kardesini ablasini vurmaya zorlanan cocuklar,

 

Kisaca ornekler coktur ve bilimsel temeli bilissel izahi vardir. Tum insanoglu icin gecerlidir. Ayrica evrensel hukuk ve insan haklari guvencesi de olmasi gerekendir.

 

Etik ve en bas kolu ahlak, insanoglunun "nasil bir arada yasar dusunur davranir?" v.s. temelindeki sorunun yanitinin toplumsal yonlendirmesidir.

 

Yalniz ahlakin ne oldugu bile algilanmadan neyin ahlakli neyin ahlaksiz oldugu tamamen kisinin kendisine verilen degerler temelindeki yorumu ve kendini ona gore yasatmasi ve ONUN ICIN YASAMASIDIR. "Ben namusum, torem, gelenegim, ahlakim icin yasiyorum" tamamen birey bilincinden uzak ustelik ne icin yasadigi dayatilmis fakat bunu yasayacak olanin yasayacagi degerleri bile bilmemesi alguilamamasi sorgulamamasi toplumsal kisilik ummet ve biat toplumunun ozelligidir. Mesela namuis nedir, ne neye gore namustur. Bir dusunce ve davranisin namus olarak degerlendirmesinin ortak nbir algisi yoktur. Birine namuslu gelen bir davranis, baskasina namussuz gelir.

 

Ahlak aslinda erkegin kadin uzerindeki hakimiyetini ve kontrolunu saglamak icin degerlendirdigi erkek cikarli dusunce ve davranislardir.

 

Bu tum corefaithler icin gecerlidir.  

 

Benim ahlaktan ve basligi olan etikten algim. Vicdan algisidir "ne kendine ne de baskasina zarar vermemek. Saygi algisi da "farkin farkina varmak ne bir farki bir fark temelinde ayirmak ne de yok saymak. Antiayrimci temelde tum sosyo-etik farklarin farklari ile bir arada birbirini betimleyerek yasamasi ve iliski kurmassi" 

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Neden bir dusunce ya da davranis kendi niteligini tek nitelik olarak diger insanoglunu nicelik yerine koyar ve ona kendi niteligini aklinin inandigi ve kendine dogruladigi bir gerceklestirme olarak bu ideolojiyi guc ve otoriteye dayanarak tum topluma dayatir?

 

Galiba bundan böyle söylediklerini tercüme ederek yazacağım. smile.png

 

Bu yukardaki satırı şöyle anladım:

 

Neden ideolojiler sadece kendisini doğrulayarak, insanlığa "yol çizme" hakkını kendinde bulur?

 

Cevap: Aynen qua felsefesi gibi..  smile.png

 

Insanoglu eskiden alinip satilmiyor muydu? Bugun bile en ufak bir cikar ugruna ya da bir etik deger ugruna yasami elinden alinmiyor mu?

 

Bundan daha doğal ne var? İdeolojiler de evriliyor. Başlangıçta insanların birey bilincine sahip olacaklarını bekleyemeyiz. Her şey güçe göre ayarlanmış bilince göre değil. Gözlenen güçtü, güçle özdeş fikir oluştu. 

 

Sen bana tek bir ideolojik inanc gosterebilirmisin ki, kendi niteligini baskasina dayatacagina onun da bir niteligi oldugunu algilasin.

 

Böyle bir şey zaten olamaz. Qua felsefesi görüşü başka felsefe mi öneriyor. Ama şu var ki, Görüşler de evriliyor, gelişiyor, ihtiyaçlara cevap verir niteliğe erişiyor.

 

Ayrica insanoglunun kendini madde ile ozdeslestirmesi, hem insanoglu varligini hem de birey varliginin farkindaligini onleyen bir algi.

 

İnsanoğlu ben katı, sıvı maddeyim demiyor ki. Kendisinin düşünen sorgulayan yeteneğinin olduğunu söylüyor. İnsan madde olarak farklılığını neden inkar etsin?

 

O yuzden de insanoglunu ustelik kendisi de bir uyesi oldugu halde,, gozlem algi ve kavramsal bilgi temelindeki altgernatifsizliginin algilayamiyor.

 

Katılmıyorum. Alternatifsizliğini algılıyor. Hem de her ideolojide..

 

O yuzden insanoglunu kendi disinda baska bir deger ile ozdeslestirmek, onun numenal yeti ve her turlu niteligini es gecmek sadece bir guc ve otorite temelinde o gucun kendi ideolojik inancsal niteligine mahkum etmek ve zorlamaktir.

 

Böyle algılama. İnsanın farklı niteliklerinin olduğunu kimse inkar etmiyor. Söyledim her görüş insanlığa kendisinin "doğru yol" çizebileceğini iddia ediyor. Bazıları da bilimsel, bilişsel olduğunu iddia ederek. Qua bunlardan birisi, benzeri değil mi?   

 

Kisaca insaboglunun her turlu teslimiyeti fiziki ya da zihni dogal/fenomenal zihniyetin bir urunudur.

 

Zihniyet elbette doğallık ve fenomen kaynaklı olacak. Salt numenal yapılandırma zaten olamaz.

 

Materyalizmin zihniyeti de fenomenal bir zihniyettir. O yuzden insanoglunu bir madde mal mulk olarak algilar ve bir ideoloji pesinde suruklemeye calisir. Cunku nicelik olarak yani sayi yigin kitle olarak degerlendirir. En ufak bir cikar ugruna da ya da etik deger ugruna da harcar.

 

Bu senin yorumun. Materyalist zihniyet insanı mal mülk olarak algılamıyor aksine en yüksek değer insan değeri olarak niteliyor. Üstelik etiğe de öncelk tanımıyor. 

 

Kisaca dogal/fenomenal zihniyette insanoglu algisi da degeri de yoktur. cikar ugruna harcanan bir metadan mulkten farksizdir.

 

İnsanı çıkar uğruna harcayan maddeci ideoloji deği ki. Sömürü ideolojisi. Maddeci ideoloji eşittir sömürücü ideoloji diyemeyiz.  

 

"Adalet mulkun temelidir" cumlesindeki mulk nedir? Adalet kime lazim insanogluna degil mi?

 

Mülk burada birey yada aile için yaşamı sağlayan kaçınılmaz araç gereç olarak alınmış. Kapitalizimdeki sınırsız mülk için değil.

 

Oyuzden insanoglu madde de mal da mulk de kul da kole de hayvan da degildir. Insanoglu insanogludur ve zihinsel degisim devrim ile insanlasacaktir.

 

Hiç bir mantık içeren ideoloji bunun aksini iddia etmiyor zaten.

 

Ayrica insanoglu bir fenomendir ve gozlem verir. Bu gozlem insanoglunu ayrilmaz bir uclu yapar. Fenomenonumeno kavramsal ve biyososyo psiko fenomen

 

Böyle olması insanın materyalist olmasını mı engeller?

 

 

Churchill ne demis "Bir damla petrol, bir damla insan kanindan daha degerlidir" demis. Neden acaba?

 

Churchill sömürücü dünyada petrolun kandan daha değerli olduğunu bahsetmiş. Doğru söylemiş.

 

Ayrica fenomen=madde bilimsel degildir. Bu fenomeni her yonuyle noktalamak ve sinirlamak demektir. Madde bir fenomendir, ama fenomen sadece bir madde degildir.

 

Fenomenin ve maddenin ortak yanı gözlem verir olmaları. Bu bir şey değiştirmez. İkisi de somut bilginin kaynağıdır. 

 

Bu daha once de konustugumuz gibi, metafizik varliksal ontolojik bir tabanin indirgemeci ve determinist kendini inandirdigi ve kendine dogruladigi bir ideolojisidir.

 

Digerleri de idealizm ve pozitivizimdir.

 

Bilimin temeli ise epistemolojiktir, yani varliga degil; bilgiye dayanir.

 

Ben de bu konuda hiç ikna olamadım. Bilimsel bilginin varlık olmadan olması mümkün değildir. Bilimsel bilgi iki temel üzerinedir. İnsan aklı ve varlık. Birisi olmadan bilimsel bilgi olabilir mi? Varlık derken elbette metafiziki uydurma varlıklar kast edilmiyor. 

 

Var, ol ve inan kokenlerinden yola cikan beyinlerde, ne insanoglu varligi farkindaligi ne de birey bilinci yoktur. O yuzden insanoglunu ozdeslestirecek teslim edecek illa baska bir fenomen ya da guc arar.

 

Kimse öyle bir güç aramıyor. Diyalektik materyalist görüş insana ve haklarına gereken değeri veriyor.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

 

 

Galiba bundan böyle söylediklerini tercüme ederek yazacağım. smile.png

 

Bu yukardaki satırı şöyle anladım:

 

Neden ideolojiler sadece kendisini doğrulayarak, insanlığa "yol çizme" hakkını kendinde bulur?

 

Cevap: Aynen qua felsefesi gibi.. smile.png

 

 

Bundan daha doğal ne var? İdeolojiler de evriliyor. Başlangıçta insanların birey bilincine sahip olacaklarını bekleyemeyiz. Her şey güçe göre ayarlanmış bilince göre değil. Gözlenen güçtü, güçle özdeş fikir oluştu.

 

Ne kadar evrilirse evrilsin, zihinsel devrim olmadikca degisen bir sey yok. Ustelik insanoglunun kendi turunu katledisi tarihsel olarak zaman ilerledikce daa cok artiyor. Nedeni de yapilandirilmis yapi ve isleyisin sorgulanmamasi. Neden hersey guce gore ayarlanmis?

 

 

 

 

Böyle bir şey zaten olamaz. Qua felsefesi görüşü başka felsefe mi öneriyor. Ama şu var ki, Görüşler de evriliyor, gelişiyor, ihtiyaçlara cevap verir niteliğe erişiyor.

 

 

İnsanoğlu ben katı, sıvı maddeyim demiyor ki. Kendisinin düşünen sorgulayan yeteneğinin olduğunu söylüyor. İnsan madde olarak farklılığını neden inkar etsin?

 

Hangi ideolojik inancsal ideoloji guc ve otoriteye geldiginde tum toplumu temsil edebiliyor ya da baska niteliklere hak taniyor, sence kurallar yasaklar neden var ve kimin lehine?

 

 

 

 

Katılmıyorum. Alternatifsizliğini algılıyor. Hem de her ideolojide..

 

Sen belki algiliyor olabilirsin. Bana bir tane ideolojik inancsal dogru soyle bunu tursel duzeyde algilayan? Ayrica han gi soylemi ile algiladgini da goster. Sonucta algi bilgi bilinc v.s. ile paraleldir.

 

 

 

Böyle algılama. İnsanın farklı niteliklerinin olduğunu kimse inkar etmiyor. Söyledim her görüş insanlığa kendisinin "doğru yol" çizebileceğini iddia ediyor. Bazıları da bilimsel, bilişsel olduğunu iddia ederek. Qua bunlardan birisi, benzeri değil mi?

 

Inkar etmedigi icin mi kendisininin kini dayatiyor? Qua sadece tum resmi her bir parcanin sorunununu hic bir parcada yer almadan ortaya koyuyor. Qua bir ideoloji inanc degil; ideolojik inancsal dogrularin ne oldugunun neden oyle oldugbunun birbiri ile olan iliskilerinin kritigik ve analitigi. Hem kendiu tarafi yok, hem de ortaya koyanin kendi tarafi yok. Sadece ...e goreleri var.

 

 

 

 

Zihniyet elbette doğallık ve fenomen kaynaklı olacak. Salt numenal yapılandırma zaten olamaz.

 

Insanoglu icin tabiki oyle. Bu konuda zihniyetlerin farkini aciklayan ve birbiri ile olan ilgisini aciklayan basligi oku. Yukaridaki kaynakli dusunceler, zihinsel insanlasmayi onleyen zihniyetler.

 

 

 

 

Bu senin yorumun. Materyalist zihniyet insanı mal mülk olarak algılamıyor aksine en yüksek değer insan değeri olarak niteliyor. Üstelik etiğe de öncelk tanımıyor.

 

Tarihte materyalizmi uygulayan ulkelerin ne yaptiklarina bir bak basta SSCB. Bakalim insanoglu nasil degerlendirilmis ve katledilmis ne yasaklar konmus?

 

 

 

 

İnsanı çıkar uğruna harcayan maddeci ideoloji deği ki. Sömürü ideolojisi. Maddeci ideoloji eşittir sömürücü ideoloji diyemeyiz.

 

Nerden geliyor bu ideoloji temeli nedir?

 

 

 

 

Mülk burada birey yada aile için yaşamı sağlayan kaçınılmaz araç gereç olarak alınmış. Kapitalizimdeki sınırsız mülk için değil.

 

Konu o degil adalet ile ilgili insanoglu nerde, ya da neye ozdeslesmis. Adalet mulkun degil, insanligin vicdanin sayginin hak ve ozgurluklerin antiayrimciligin v.s. temelidir. Yani insanoglunu hic bir sekilde ayirmayan.

 

 

 

 

Hiç bir mantık içeren ideoloji bunun aksini iddia etmiyor zaten.

 

Dedim ya sen herkesi kendin gibi algiliyor saniyorsun Aksini birak kabul eden bir ideoloji goster ve hangi cumlesi ile bunu dile getiriyor ise ornek ver.

 

 

 

 

Böyle olması insanın materyalist olmasını mı engeller?

 

Engeller cunku materyalizm monisttir ve teke indirgemecidir. Boyle bir uclu algi materyalizm de yoktgur. Var diyorsan, ornek ile goster. Adi ustunde materyalizm. YAani maddecilik. Sonucta bu uclemi algilayan indirgemeci ve monist olamaz. Ustelik bu uclunun metafizik varliksal tartismasinda diger ikisini inkar etmez ya da birini digerine yamamaz.

 

 

 

Churchill sömürücü dünyada petrolun kandan daha değerli olduğunu bahsetmiş. Doğru söylemiş.

 

Tabi ki fenomenalzihniyete gore dogrudur. Cunku onemli olasn ekonomi insan kaninin ne degeri olur ki? Ya da insanoglunun ekonomi ugruna canini verir olur biter.

 

 

 

 

Fenomenin ve maddenin ortak yanı gözlem verir olmaları. Bu bir şey değiştirmez. İkisi de somut bilginin kaynağıdır.

 

Degistirir fenomen sadece madde degildir. Ayrica fenomen varliksal bir ortaya koyus da degildir. GOZLEMSEL ORTAYA KOYUSTUR.

 

 

 

 

Ben de bu konuda hiç ikna olamadım. Bilimsel bilginin varlık olmadan olması mümkün değildir. Bilimsel bilgi iki temel üzerinedir. İnsan aklı ve varlık. Birisi olmadan bilimsel bilgi olabilir mi? Varlık derken elbette metafiziki uydurma varlıklar kast edilmiyor.

 

Bilimsel bilgi gozlemden baslar bu gozlem bilimsel bilgiye donusur. Buradaki fiziksel bilgi gozlemi veren taban ile ilgilidir. Varligin ne oldugunun bilimsel olarak ortaya konmus ortak bir algisi yoktur. Bilimsel bilgi gozlem algi ve kavram uzerinedir. Gozlem varsa bilgi bilimseldir. Fizik sosyal ve de matematiksel/mantiksal bilgi olabilir.

 

 

 

Kimse öyle bir güç aramıyor. Diyalektik materyalist görüş insana ve haklarına gereken değeri veriyor.

 

O yuzden mi bilimsel olmayan teoloji fizik otesi tartisiliyor ve Diyalektik materyalizm diyalektigin monizmidir. Yani monologdur, bilimsel degildir. Bunun cesitli nedenleri vardir.

 

Yeri burasi degil. Diyalektik materyalizmin neden bilimsel olmadigini ayrica yazisiriz. Ya da bu konu ile ilgili basliklara bakabilirsin. Mantik varliksal indirgemeci ve bilimsel degildir.

 

Suraya bir goz at.

 

http://www.turkish-media.com/forum/topic/293782-aristotalriandiyalektikepistemolojik-mantik/

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

 

 

Konu o degil adalet ile ilgili insanoglu nerde, ya da neye ozdeslesmis. Adalet mulkun degil, insanligin vicdanin sayginin hak ve ozgurluklerin antiayrimciligin v.s. temelidir. Yani insanoglunu hic bir sekilde ayirmayan.

 

 

 

 

 

 

Sn evrensel insan , genellikle kelimelerin anlamlarının doğru  olması konusunda duyarlısınız. Ancak bu söz hakkında nasıl böyle bir yanılgı içindesiniz anlamış değilim. 

 

"Adalet mülkün temelidir" Buradaki mülkün anlamı "devlet" tir.Mülkün iki anlamı vardır. Biri ; devlet  ,diğeri ise gayrimenkul yani taşınmaz mal .

 

Yani der ki bu söz; devletin temeli adalet olmalıdır.

 

Yani şu söylediğiniz gibi; "Adalet .......insanligin vicdanin sayginin hak ve ozgurluklerin antiayrimciligin v.s. temelidir." Devlet bunu gözetmek temelli olmalıdır. Temeli adalet olmalıdır der. Adaletin güce ve parası elinde olana göre işlemiş olması buradaki mülkün anlamını  gayrimenkul ya da taşınmaz mal yapmaz  ya da yine yanlış anlamlandırdığınız biçimde "insan oğlunun sahip olduğu herşey." Bir başlıkta böyle anlamlandırmıştınız.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Sn evrensel insan , genellikle kelimelerin anlamlarının doğru  olması konusunda duyarlısınız. Ancak bu söz hakkında nasıl böyle bir yanılgı içindesiniz anlamış değilim. 

 

"Adalet mülkün temelidir" Buradaki mülkün anlamı "devlet" tir.Mülkün iki anlamı vardır. Biri ; devlet  ,diğeri ise gayrimenkul yani taşınmaz mal .

 

Yani der ki bu söz; devletin temeli adalet olmalıdır.

 

Yani şu söylediğiniz gibi; "Adalet .......insanligin vicdanin sayginin hak ve ozgurluklerin antiayrimciligin v.s. temelidir." Devlet bunu gözetmek temelli olmalıdır. Temeli adalet olmalıdır der. Adaletin güce ve parası elinde olana göre işlemiş olması buradaki mülkün anlamını  gayrimenkul ya da taşınmaz mal yapmaz  ya da yine yanlış anlamlandırdığınız biçimde "insan oğlunun sahip olduğu herşey." Bir başlıkta böyle anlamlandırmıştınız.

Devlet kimleren olusur?

 

Insanoglundan degil mi?

 

Dolayisi ile adalet neyin temeli oluyor?

 

Devleti olusturanlarin yani insanoglu degil mi?

 

Bakin bu knunun felsefi ve mantiki basligi burda

 

http://www.turkish-media.com/forum/topic/295680-adalet-mulkun-temelidir/?hl=%2Badalet+%2Bmulkun+%2Btemelidir

 

Isterseniz konu ve kavrama ordan devam edebiliriz.

 

Kisaca devlet eger adaleti saglayak ise, devleti de insanoglu olusturduguna gore; adaleti insanoglu insanoglu icin saglar.

 

Yukaridaki baslikta bu detayli aciklaniyor.

 

Bakin tanim burda;

 

 

  İnsanın sahip ve malik olduğu şey 28 Hüküm ile bir şeyin zabt ve tasarrufu

Yukaridaki baslikta mulku ilgilendiren diger kavramlarda degerlendiriliyor.

 

Insanoglunu cezalandiran hapse atan hatta olduren v.s. devletin kurumlarinda calisan insanoglu degil mi?

 

Burada hapse atilan ya da cezalandirilan insanoglu mulk olmuyor mu?

 

Devlet neyin adaletini sagliyor, insanoglunu yargilarken.

 

Insanoglunu hangi kavram altinda yargiliyoir?

 

Adalet kimin/neyin icin var?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Ne kadar evrilirse evrilsin, zihinsel devrim olmadikca degisen bir sey yok. Ustelik insanoglunun kendi turunu katledisi tarihsel olarak zaman ilerledikce daa cok artiyor. Nedeni de yapilandirilmis yapi ve isleyisin sorgulanmamasi. Neden hersey guce gore ayarlanmis?

 

Söylemiştim, zihinsellik kenndi kendine oluşan veya vahiyle gelen değil ki. İnsan yaşamı ve doğallıktır temeli. Zihinsellik evrilerek olgunlaşıyor.

 

"Neden hersey guce gore ayarlanmis?" Çünkü insanoğlunun ilk gözlemlediği güçtü. Zihnindeki bilgi bu güç temelli gelişti. Diyalektik olarak ta olgunlaşmakta.

 

Yapılandırılmış işleyiş bilinçli kesimce elbet sorgulanmakta. Engelleyen ise sömürü zihniyeti. Nereye kadar engelleyecek? Olumlu gelişimin önüne geçebilecekler mi? Sihirli değnekle bir anda bilinç oluşturulamıyor.

 

Hangi ideolojik inancsal ideoloji guc ve otoriteye geldiginde tum toplumu temsil edebiliyor ya da baska niteliklere hak taniyor, sence kurallar yasaklar neden var ve kimin lehine?

 

İdealist zihniyetle ideal sistem arayıp bulmak mümkünmü, bilimsel mi? Elbette ki hak ve hukuk yeterince sağlanmalı. Sömürü zihniyetini bir anda devre dışı etmek mümkün olmuyor. Kurallar ve yasaklar elbette güçlünün lehine. İnsan zihni bunun üstesinden gelecek diye düşünüyorum, ümitliyim.

 

Sen belki algiliyor olabilirsin. Bana bir tane ideolojik inancsal dogru soyle bunu tursel duzeyde algilayan? Ayrica han gi soylemi ile algiladgini da goster. Sonucta algi bilgi bilinc v.s. ile paraleldir.

 

İnsan hakları hukuku demokratik zihniyetin oluşturduğu hükümler. İnsanı ve haklarını alternatifsiz olarak tanımlıyor.

 

Inkar etmedigi icin mi kendisininin kini dayatiyor? Qua sadece tum resmi her bir parcanin sorunununu hic bir parcada yer almadan ortaya koyuyor. Qua bir ideoloji inanc degil; ideolojik inancsal dogrularin ne oldugunun neden oyle oldugbunun birbiri ile olan iliskilerinin kritigik ve analitigi. Hem kendiu tarafi yok, hem de ortaya koyanin kendi tarafi yok. Sadece ...e goreleri var.

 

İnsana yol gösteren her fikir, zaten "fikir" kelimesi olarak ideoloji değil mi? Qua insana yol göstermiyor mu? İlişkilerin kritiğini ve analitiğini her ideoloji kendine göre yapmıyor mu? Emeğin önceliğinin tarafı kimdir peki?

 

Insanoglu icin tabiki oyle. Bu konuda zihniyetlerin farkini aciklayan ve birbiri ile olan ilgisini aciklayan basligi oku. Yukaridaki kaynakli dusunceler, zihinsel insanlasmayi onleyen zihniyetler.

 

İdeolojilerin tümünde insanlaşmayı önleyen ögelerin bulunduğu gibi, insanlaşmayı sağlayan ögeler de bulunmakta. Hep söylerim hiç bir ideoloji ideal olamaz. Bir birinin devamıdır. Bilimsel olan da böyle olduğu değil mi? Qua gökten inmedi herhalde. 

 

Tarihte materyalizmi uygulayan ulkelerin ne yaptiklarina bir bak basta SSCB. Bakalim insanoglu nasil degerlendirilmis ve katledilmis ne yasaklar konmus?

 

 

Bir fikrin kötü uygulanıyor olması o fikrin kötü olduğu anlamına gelmez. Yine söyledim insan emeğinin öncelikli olması günümüzün alternatifsiz aciliyeti.

 

Nerden geliyor bu ideoloji temeli nedir?

 

Materyalizmin temeli elbette bilim. İnsanın doğal yaşamının kritiğinden ve analitiğinden geliyor.

 

Konu o degil adalet ile ilgili insanoglu nerde, ya da neye ozdeslesmis. Adalet mulkun degil, insanligin vicdanin sayginin hak ve ozgurluklerin antiayrimciligin v.s. temelidir. Yani insanoglunu hic bir sekilde ayirmayan.

 

Adalet insanoğlunun yaşamıda ihtiyacı olan her şey için olmalı. Mülk'ün anlamı da bu olmalı. Anlamı, çeşitli ideolojiler için farklı değerlendirilebilir.

 

Dedim ya sen herkesi kendin gibi algiliyor saniyorsun Aksini birak kabul eden bir ideoloji goster ve hangi cumlesi ile bunu dile getiriyor ise ornek ver.

 

Emeğin karşılığının öncelikli olmasını savunan ideolojiye karşı mı duralım? İnsan yararına olanın en acil olanı. İnsan için en gerekli olan iktisadi ve siyasi özgürlüğü savunmanın neresi yanlış? Siyasi özgürlüğü kazanmanın iktisadi özgürlüğü kazanmakla mümkün olabileceğini savunmanın neresi yanlış?

 

Özet olarak şunu söylemek istiyorum. İnsanlık tarihinde ideolojiler diyalektik olarak gelişerek ihtyaca cevap verir niteliğe erişir. Bir anda dışlanamazlar. Bu zaten mümkün değil ütopiktir. Bir süreç gerekir.

 

Bilimselliğin ögelerini barındıran tüm ideolojilerin o ögeleri insan yararınadır. İnsan için ideal fikir, felsefe, ideoloji yoktur. 

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Söylemiştim, zihinsellik kenndi kendine oluşan veya vahiyle gelen değil ki. İnsan yaşamı ve doğallıktır temeli. Zihinsellik evrilerek olgunlaşıyor.

 

Hayir kisi buna mudahele ederek beynindeki zihniyeti degistirebilir.

 

 

 

"Neden hersey guce gore ayarlanmis?"

Çünkü insanoğlunun ilk gözlemlediği güçtü. Zihnindeki bilgi bu güç temelli gelişti. Diyalektik olarak ta olgunlaşmakta.

 

Guc degildi, ona guc kavrami verdi ve bunu olumsuz yani hakimiyet ustunluk v.s. olarak algiladi ve kullandi Asil guc bilgidir.

 

 

 

Yapılandırılmış işleyiş bilinçli kesimce elbet sorgulanmakta. Engelleyen ise sömürü zihniyeti. Nereye kadar engelleyecek? Olumlu gelişimin önüne geçebilecekler mi? Sihirli değnekle bir anda bilinç oluşturulamıyor.

 

Biat ettirdigi surece dogallik kisvesi ile uyuttugu surece, caresiz biraktigi surece, yasamini elinden aldigi surece, yasam sonrasini ve her turlu degeri yasamdan daha degerli kildigi surece v.s. kisaca insanoglunu cikar temelinde kandirabildigi savastirabildigi ve kullanabildigi surece.

 

 

 

İdealist zihniyetle ideal sistem arayıp bulmak mümkünmü, bilimsel mi? Elbette ki hak ve hukuk yeterince sağlanmalı. Sömürü zihniyetini bir anda devre dışı etmek mümkün olmuyor. Kurallar ve yasaklar elbette güçlünün lehine. İnsan zihni bunun üstesinden gelecek diye düşünüyorum, ümitliyim.

 

Koministlere bir sor bakalim, mukun mu? Tabi ki bilimsel degil. Sorun somuru degil; somurunun politik duygu ve vicdan somurusu olarak kabul ettirilmis olmasi. Bende yeterki zihinsel devrimini yaspsin, sorunun farkina varsin.

 

 

 

 

İnsan hakları hukuku demokratik zihniyetin oluşturduğu hükümler. İnsanı ve haklarını alternatifsiz olarak tanımlıyor.

 

 

İnsana yol gösteren her fikir, zaten "fikir" kelimesi olarak ideoloji değil mi? Qua insana yol göstermiyor mu? İlişkilerin kritiğini ve analitiğini her ideoloji kendine göre yapmıyor mu? Emeğin önceliğinin tarafı kimdir peki?

 

Yol gostermek baska, tum resmi ortaya koymak baska. Qua tum resmi ortaya koyuyor. Resmin icinde herkes kendi penceresini bulup cikarsin diye.

 

 

 

İdeolojilerin tümünde insanlaşmayı önleyen ögelerin bulunduğu gibi, insanlaşmayı sağlayan ögeler de bulunmakta. Hep söylerim hiç bir ideoloji ideal olamaz. Bir birinin devamıdır. Bilimsel olan da böyle olduğu değil mi? Qua gökten inmedi herhalde. 

 

Taktin quaya wink.png Qua kendi basina mumkun degil. Evrensel insan zihniyetinin sadece bir yonu.

 

 

 

 

Bir fikrin kötü uygulanıyor olması o fikrin kötü olduğu anlamına gelmez. Yine söyledim insan emeğinin öncelikli olması günümüzün alternatifsiz aciliyeti

 

Kotu iyi goreceli ve degiskendir.. Buradaki olcut tum insanogluna olan yarari ve bilimsel olup olmadigi ve de gozlemi olup olmadigidir.

 

 

 

 

Materyalizmin temeli elbette bilim. İnsanın doğal yaşamının kritiğinden ve analitiğinden geliyor.

 

Ilgisi yok. Materyalizmin temeli metafizik/varlik bilimin temeli bilgi epistemoloji.

 

 

 

 

Adalet insanoğlunun yaşamıda ihtiyacı olan her şey için olmalı. Mülk'ün anlamı da bu olmalı. Anlamı, çeşitli ideolojiler için farklı değerlendirilebilir.

 

 

Emeğin karşılığının öncelikli olmasını savunan ideolojiye karşı mı duralım? İnsan yararına olanın en acil olanı. İnsan için en gerekli olan iktisadi ve siyasi özgürlüğü savunmanın neresi yanlış? Siyasi özgürlüğü kazanmanın iktisadi özgürlüğü kazanmakla mümkün olabileceğini savunmanın neresi yanlış?

 

Burada onemli olan sucu insanoglu fiziginde aramamak zihniyetinde aramaktir. Burada yanlis olan bunu savunmayanlar uzerinde kurulan guc ve otorite baskisi. 

 

 

 

Özet olarak şunu söylemek istiyorum. İnsanlık tarihinde ideolojiler diyalektik olarak gelişerek ihtyaca cevap verir niteliğe erişir. Bir anda dışlanamazlar. Bu zaten mümkün değil ütopiktir. Bir süreç gerekir.

 

Oyle oldugu sanilir cunku oradaki ideoloji kendi inancsal cikarini ortaya atmistir. Tum insanlik icin degildir, zaten de olamaz. Mesela fasizm hangi ihtiyaca cevap vermis?

 

Insanoglu ilerledikce insanlik geri gitmektedir burda bir ters isleyis vardir. Sebebi de gayet aci, cunku zihniyet insanligin zihniyeti degildir.

 

 

 

Bilimselliğin ögelerini barındıran tüm ideolojilerin o ögeleri insan yararınadır. İnsan için ideal fikir, felsefe, ideoloji yoktur. 

 

Bilimselligin ogelerini ideolojiler degil; axiomlar, postulatlar, belgitler, maximler ve teoriler tezler antitezler barindirir. Bu da uc cesit bilimsel bilgidir.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

.

 

Söylemiştim, zihinsellik kenndi kendine oluşan veya vahiyle gelen değil ki. İnsan yaşamı ve doğallıktır temeli. Zihinsellik evrilerek olgunlaşıyor.

 

Hayir kisi buna mudahele ederek beynindeki zihniyeti degistirebilir.

Yani insanoğlunun zihniyetinin(bilgisi, görüşü) temeli, doğa ve yaşamdan soyut, kendi beynine müdahale temellidir öyle mi?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

.

 

 

 

Yani insanoğlunun zihniyetinin(bilgisi, görüşü) temeli, doğa ve yaşamdan soyut, kendi beynine müdahale temellidir öyle mi?

Burada tek tarafli bir etkileme ya da degisim yoktur. Bu iki taraflidir. Beyin qualm olmak durumundadir. Yani kendi kendine rahatsiz olamaz. Iste bu yuzden bu qualmi saglama adina kisi ruyalar gorebilir, sorgulamalarinda korkulara kapilabilir, hatta aklini kaybedebilir v.s. Yani beyinin kendi qualmini saglama durumu fizikseldir ve bunu kisiye hissettirir.

 

Insanoglu ise kendi beyninin varliginin farkinda ise, bu beyninde kendisine dogumdan itibaren verilen tum bilgileri tartismak kabul/red ikileminden birine tasimak yerine; neyi tartistigini bilmek ve o konuda bilinclenmek adina, kavrami sorgulayabilir. Bu sorgulamadan da kavram ile ilgile elde ettigi yeni bilgi temelinde tamamen kurtulabilir, kavrama kendini teslim etmek yerine, kavramin kontrolunu kendi ustune alabilir. Yani kavramin yaraticisinin kendi oldugu bilincinde olarak ona kendi beyin duzeyince bir anlam ve icerik verebilir. Bunu bir temele oturtabilir v.s.

 

Kisaca kendisine verilen bikr degere teslim olmak yerine, onun kontrolunu kendi eline alabilir.

 

"Evrimci ve devrimci aciklama" bunu anlatiyor. Tabi burda insanoglu varliginin farkindaligi birey bilinci ve tum bu degerlerin insanoglu eliyle adina icin yaratildiginin bilisselligi gerekir.

 

Mesela namus kavrami ugruna canini feda edecegine, ya da baskasinin canini alacagina; bu kavrami sorgular ve kontrolu altia alabilir. Kendisi bu kavrama anlam ve icerik verebilir v.s. 

 

Buradaki algi soyutluk somutluk degil; insanoglu turu birinin uclu birlikteligidir. Fenemenonumerno kavramsal ve biyososyo psikolojik bir yapi.

 

Burada mudahelenin sebebi zaten gozlemsel algisal bilgisel ve bilissel rahatsizliktir. Bu da kisinin yasam ve iliskisinden ortaya cikar.

 

Burada mudahele edilen hem somut beyin hem de onun soyut soyutlamasi hem insanoglunun kendi somutu hem de kullandigi soyut kavram hem bunun somuta tasinmmasi yani davranis hem de dusuncesi.

 

Kisaca uclu bir ic icelik soz konusudur.

 

Yalniz insanoglu soyutlama yetisi ile ama sifir soyutlama (kavram bilgi) ile dogar.

 

Vucutsal tum davranisinin da ne oldugunu v.s. yasamdan ogrenir.

 

Zihniyet ise sadece yasam ve iliskide sekillenen beynin soyutlamasidir. Dogal/fenomenal zihniyet. Bilgi ve gorus te kullanilabilecek bir yeti olarak dogustan gelir, yalniz insanoglu bir gorus yada bilgi ile dogmaz. Bunlari da yasamdan ogrenir.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Popper’in sosyal bilimler için gösterdiği gerekçeler şunlar:

 

1. Beşeri tarihin akışı, beşeri bilginin artışından şiddetli bir şekilde etkilenir.

2. Akli veya bilimsel metotlarla, bilimsel bilgimizin gelecekteki artışını önceden haber veremeyiz.

3. Bu sebeple, beşeri tarihin gelecekteki akış yönünü önceden haber veremeyiz.

4. Bu demektir ki, teorik bir tarihin yani teorik fiziğe tekabul eden bir tarihi sosyal bilimin imkânını reddetmemiz gerekir. Tarihsel ön-deyi için temel görevi yapacak herhangi bir bilimsel tarihsel gelişme teorisi olamaz.

5. Bundan dolayı tarihselci metodların ana hedefi yanlış kavranmıştır; ve böylece tarihselcilik çökmektedir.

 

Bu gerekçeleri doğru görüyormusun? Doğru iseler, Marx'ın "gelecek için sosyalizm ve komünizmin kaçınılmazlığı" da yanlışlanmış oluyor. Fikrin nedir?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Popper’in sosyal bilimler için gösterdiği gerekçeler şunlar:

 

1. Beşeri tarihin akışı, beşeri bilginin artışından şiddetli bir şekilde etkilenir.

2. Akli veya bilimsel metotlarla, bilimsel bilgimizin gelecekteki artışını önceden haber veremeyiz.

3. Bu sebeple, beşeri tarihin gelecekteki akış yönünü önceden haber veremeyiz.

4. Bu demektir ki, teorik bir tarihin yani teorik fiziğe tekabul eden bir tarihi sosyal bilimin imkânını reddetmemiz gerekir. Tarihsel ön-deyi için temel görevi yapacak herhangi bir bilimsel tarihsel gelişme teorisi olamaz.

5. Bundan dolayı tarihselci metodların ana hedefi yanlış kavranmıştır; ve böylece tarihselcilik çökmektedir.

 

Bu gerekçeleri doğru görüyormusun? Doğru iseler, Marx'ın "gelecek için sosyalizm ve komünizmin kaçınılmazlığı" da yanlışlanmış oluyor. Fikrin nedir?

Sosyal bilimlerde savundugum biri degildir, neo liberalizmin temelini atanlardandir.

 

POLITIKAYA BILIMSEL BAKARSAN BOYLE OLUR. :)

 

Politikaya bakis felsefi ve bir ...e gore temelindedir. Popper'in ...e goresi ne temel ne de hedef olarak bana uymaz.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

"Bilissellik insanoglu fiziki ya da vucutsal her turlu hareketinin yonunu ve yonlendirimini saglayan zihinsel yapilandirilmisligin farkindaligi ve bilincliligidir."

 

http://www.turkish-media.com/forum/blog/1121/entry-7173-insanoglu-bilisselsizligi-noncognitivizm-zihniyeti-kendilik-sorunu-qua-felsefesi/

 

Buradaki "zihin yapılandırılmışlığı"nın anlamı biyolojik mi yoksa bilgi yapılandırılmışlığı mı?

 

Eğer bilgi yapılandırılmışlığı ise, yukardaki alıntı cümlenin şu şekilde olması daha mı doğru?

 

Bilissellik, insanoglunun fiziki ya da vucutsal her turlu hareketinin yonunu ve yonlendirimini saglayan, yine kendi ve türünün yapılandırdığı bilginin farkindaligi ve bilincliligidir.

 

"Zihin"in etimolojik karşılığı; akıl, anlama yeteneği.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

 

Buradaki "zihin yapılandırılmışlığı"nın anlamı biyolojik mi yoksa bilgi yapılandırılmışlığı mı?

 

Eğer bilgi yapılandırılmışlığı ise, yukardaki alıntı cümlenin şu şekilde olması daha mı doğru?

 

Bilissellik, insanoglunun fiziki ya da vucutsal her turlu hareketinin yonunu ve yonlendirimini saglayan, yine kendi ve türünün yapılandırdığı bilginin farkindaligi ve bilincliligidir.

 

"Zihin"in etimolojik karşılığı; akıl, anlama yeteneği.

Kavramsal bilginin ifadesel yapilandirilmisligi.

 

Buradaki fark BILGININ degil,ZIHINSEL YAPILANDIRILMISLIGIN BILGIYE BAKIS ACISIDIR.

 

O yuzden bilginin farkindaligi ve bilincliligi sadece bilginin cesitleri ve nitelikleri icindir. Zihinsel yapilandirilmisligi icermez.    

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Zihinsel yapilandirilmislik (dogal/fenomenal zihniyet ve kendinin yoklugu) x ve y yapi ve isleyisinin konusudur.

 

Bilginin  yapilandirilmisligi-yapilandirmaci bilgi-bilimsel felsefenin konusudur.

 

Zihisel devrim ve yapilandirilmisligin sorunsal uygunsuzlugu ve cozumu (anolojik, analitik, ...e gore temel ve hedefli mana ve anlam cikarma, kavramsal anlam ve icerik) bilisselligin bilincin farkindaligin alginin gozlemin v.s. konusudur. Birinci ve ucuncu evrensel-insan zihniyeti konusudur.

 

Ikinci ise evrensel-insan     zihniyetinin sorunsal olarak ortaya koydugudur. Cunku temeli birinciye dayanir. 

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Çok sevdiğim dostum EVRENSEL İNSAN, ışıklar içinde uyu. Ne güzel insandın sen...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İletiniz moderatör kontrolünden geçtikten sonra sitede gösterilmeye başlanacaktır. Eğer buna maruz kalmak istemiyorsanız lütfen hemen bir ÜYE OLUNUZ.

Misafir
İletinizi misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer üye iseniz lütfen GİRİP YAPARAK gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.