Jump to content
Sign in to follow this  
Guest birce

Salah Birsel

Recommended Posts

Guest birce

7889le.jpg

 

1919'da Balıkesir’in Bandırma ilçesinde doğdu.

 

Ortaöğrenimini İzmir'de Saint Joseph Fransız Okulu ve İzmir Erkek Lisesi'nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. 2 yıl sonra aynı üniversitenin Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümüne geçti, 1948'de mezun oldu.

 

İlk şiirleri 1937'de "Gündüz" dergisinde yayınlandı. 1940-1950 arasında "İnkılapçı Gençlik", "Sokak", "İnsan", "Seçilmiş Hikayeler" gibi dergiler şiirlerine yer verdi. "Yenilik", "İnsan", "Sokak" ve "Nokta" dergilerinin yayını çalışmalarına katıldı. Şiirleri öncelikle zekaya, ince alaya dayanan yergi ağırlıklı şiirler.

 

Garip ve İkinci Yeni akımlarını kendine göre yorumlayarak uzaktan izledi. Şiirlerinde halk şiirine yaklaşan bir söyleyiş yöntemine ulaştı. Yalın üslubu, hoşgörülü konu seçimleri ve ince alaylı yaklaşımıyla, kendine özgü farklı bir yerde bulundu.

 

Asıl ününü 1970'lerde peş peşe yayınlanan "denemelerle" kazandı. Günlük konuşma dilinde pek az bilinen sözcük ve deyimlerden başka, kendi yarattığı ilginç deyişleri de sıkça kullandığı ve anlatımına egemen kıldığı alaycı tavrıyla bu denemelerde özgün bir üslup yarattı.

 

"Salâh Bey Tarihi"ni oluşturan "Kahveler Kitabı", "Ah Beyoğlu, Vah Beyoğlu", "Boğaziçi Şıngır Mıngır", "Sergüzeşt-i Nono Bey", "Elmas Boğaziçi" ve "İstanbul-Paris" kitaplarında, geçmişin İstanbul kahvelerini, Beyoğlu ve Boğaziçi'nin sanat çevrelerini anlattı.

 

1990'larda büyük bir coşkuyla tekrar şiire döndü. İroni ve humor özellikleri taşıyan şiirleriyle modern şiirimizi tema ve dil bakımından demokratlaştırdı, geliştirdi.

 

10 Mart 1999 yılında İstanbul’da yaşamını yitirdi.

 

:clover:

 

 

Siir:

 

Dünya İşleri (1947) Hacivat’ın karısı (1955) Ases (1960) Kikirikname (1961)

Haydar Haydar (1972) Köçekçeler (1981) Bütün Şiirleri (1986) Varduman (1993)

Yalelli (1994) İnce Donanma (1995) Rumba da Rumba (1995) Yaşama Sevinci (1995)

Çarleston (1995) Baş ve Ayak (1997) Sevdim Seni Ey İnsan (1997)

 

 

DENEME, ELEŞTİRİ, GÜNLÜK:

 

Şiirin İlkeleri (1952) Günlük (1955) Sev Beni Sev (1957) Kendimle Konuşmalar (1969)

Şiir ve Cinayet (1975) Kahveler Kitabı (1975) A Beyoğlu Vah Beyoğlu (1976)

Kuşları Örtünmek (1976) Kurutulmuş Felsefe Bahçesi (1979) Boğaziçi Şıngır Mıngır (1980)

Halley Kimi Kurtarır (1981) Paf ve Puf (1981) Hacivat Günlüğü (1982)

Sergüzeşt-i Nono Bey ve Elmas Boğaziçi (1982) Amerikalı Tolstoy (1983)

İstanbul-Paris (1983) Bir Zavallı Sarı At (1985) Yapıştırma Bıyık (1985) Şişedeki Zenci (1986)

Asansör (1987) Kediler (1988) Aynalar Günlüğü (1988) Seyirci Sahneye Çıkıyor (1989)

Bay Sessizlik (1990) Nezleli Karga (1991) Yaşlılık Günlüğü (1992) Gandhi ya da Hint Kirazının Gölgesinde (1993) Gece Mavisi (1994) Papağanname (1995) Yanlış Parmak (1996)

 

ROMAN:

 

Dört Köşeli İnsan (1961)

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest birce

HACIVAT

 

Ne yapar çileli Hacivat simdi mezarda

Dayak mi yer gene Karagöz'den o yerde

Yoksa çay mi pisirir pilav ya zerde

Ne yapar çileli Hacivat simdi mezarda

 

Büyük hayalleri yoktu zaten hayatta

Bozuk düzen bir ev üstelik Balat'ta

sasirmaya kalkmamistir bu yüzden Arafat'ta

Dedim ya tokgözlüydü zaten hayatta

 

Kaldiysa tuhafligi kalmistir perdede

Çektiklerine gülünüyor hâlâ memlekette

Zekasi ki dolasirdi üç bes dilde

Ne yapar çileli Hacivat simdi mezarda

 

 

HACIVAT’IN EVI

 

Hacivat'in evi

Kösede ufaraktan

Bir tüfek atimi duraktan

Kapi pencere elekten

Dösemeler zemberekten

Dökülmekten

Sökülmekten

Incelmis süprülmekten

 

 

HACIVAT’IN KARISI

 

Hacivat'in karisi

Incecikten yeldirmeli

Göz kas oynatmali

Gerdan kirmali

Beden sarmali

 

Gülmeli güldürmeli

 

Raki süzmeli

Asik üzmeli

siir düzmeli

 

Hacivat'in karisi

Beyogu'nda gezmeli

 

 

 

Salah Birsel

 

 

810ak.jpg

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest birce

Doğa

 

Cesare Pavese, bir öykünün ilk satırı yazıldı mı bütünü tasarlanmıştır, der.

 

Olaylar dizisini düğümlemek, öyküye hava basmak için geriye sabırlı olmaktan başka iş kalmaz.

 

Picasso da, Malraux'ya, tuvalini boyamak için bir düşünceden yola çıktığını söylemiştir. Nedir, Picasso o çıtıpıtı ilk adımların atılmasına meydan veren bu düşüncenin belirgin olmasına pek kulak asmaz. Tersine, belli belirsiz olmasını yeğler. Ona göre ressamın ne istediğini pek bilmemesi dokuncalı değildir. Yeter ki, ne istemediğini kestirebilsin.

 

Bunlar, bizi ozanın tanımına getirir?

 

Doğa ile ortaklık yarışına çıkan ozan, hangi yoldan koşacağını hangisinin de yanına yaklaşmayacağını çok iyi bilir. Bu gücü, bu yeteneği de ona kendi dili, yani biçemi (üslubu) verir.

 

Şiiri belli bir düzeye fırlatacak olan bu dildir. T.S.Eliot, konu denilen kışlık salçanın, dil önünde, şiirin amacı olmaktan çıktığını, gerilere, kuytuluklara çekildiğini söyler.

 

Eski bir yazımızda, şiirdeki yapının, biçemin okurlara, şiirin tümünden çıkan tadın yanı sıra bir ikinci tad verdiğini yazmıştık. Şimdiki aklımız olsa, gerçek tadın bu biçemden kaynaklandığını söylerdik. Ne var, biçem, birçoklarının sandığı gibi, tıntın bir şeytanminaresi değildir. O, anlatımın, dilin, söz dolabının, biçimin ve de içeriğin ta kendisidir. O yoksa, şiir de, ilk düşünce de yoktur.

 

Peki ama nedir bu ilk düşünce, bu ilk tohum?

 

Bizcesi, kimi yerde bir sözcük, kimi yerde bir sözcük sağanağıdır. Ozan, şiirini düzenlerken bu ilk mayaya dört elle sarılır. Onu karaların ve denizlerin başbuğu yapmak için dizelerini, boyuna, sağdan soldan çekeleyip durur. Bu ilk düşünce - buna ilk dize de diyebiliriz - başka dizelere yol vermeyen bir çıkmaza saplansa da ozan ondan yine de vazgeçmez. İlikten düşmüş dizeler katacağına, onu bir başkasına bırakır. Onuruna kara düşürmez. Ozanlardan geriye kalan savruk kağıtlar (evrak-ı perişan) arasında böyle ipini koparmış dizelere raslanması bundandır.

 

Ne ki şiir, yana yana dönen bir donanma fişeğidir. Kimi zaman çok başka bir şey olur. Ozan ilk mayanın şenliğinde yüzerken, yeni mayalara rastlar. Rastlayınca da eskisini dehleyip yenilerine el atar.

 

Ozanı yine de her şey dışardan, Tanrının günü, bıkmadan usanmadan evreni yıkıp onaran insanlardan, şap şap kalabalıktan gelir. Bu, nasıl şerbet ki, dışardan devşirilen esintilerin, bir süre sonra, dış dünya ile hiçbir ilişkisi kalmaz. Her ses, her renk, her görüntü ozanın eti, kanı ve sinirleri olur.

 

İşte bu noktaya gelindiği, yani dışardaki elektrikler birdenbire kesildiği zaman Picasso da ağaçları, doğaya hiç mi hiç bakmadan boyamaya koyulur. Doğadan aldığı her şeyi yıkıp yere indirir. Onlara bambaşka bir yaşam, bambaşka bir kişilik katar. Sonunda da "Madam Bovary benim" diyen Flaubert gibi o da şu uzun havayı çığırır :

 

- Ağaçlar benim.

 

Yusufçuk, Şubat 1980

 

Salah BİRSEL

 

houstrees82iz.jpg

 

Picasso:Houses with Trees 1907

 

:clover:

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest birce

YAŞAMA SEVİNCİ

 

Herkes sek sek yürür

Ben yalınayak koşarım

Herkes gülerken ağlarsa

Ben ağlarken gülerim

 

Asık suratlara değil

Anaç kikiriklere bayılırım

İçim ahu gözlüdür

Herşeye aynadan bakarım

 

Ozanlar çevresine

Devedikeniyle göz kırparsa

Ben temmuz sıcağıyla

Gerdaniye buselikle yaklaşırım

 

Kapımandallarını hop hop

Zıplatan da benim

Yedi renk Acem dibasını

Okurlarımın önüne sererim

 

Yaşamak benim sevincim

Benim kanım sevgilim

Yaşam biçimidir diye

Ölümü de severim

 

Salah Birsel

 

:clover:

 

SEVDIM SENI

EY INSAN

 

Ben ölmem

Isimi bilirim ben

Ecel zangoçlarini bile

Bir çirpida atlatirim

 

Sifir denize yuvarlasaniz

Lime lime dograsaniz kafami

Bu odalardan bu kitaplardan

Ayrilamam ayrilamam

 

Dört elle yapisirim sokaklara

Mavilere beyazlara abanirim

Güzellikler beni yormaz

Inan olsun yaslanmam

 

Hiçbir seyden ürkmem

Kim ne derse desin

Ey insan seni sevdim

Ben ölmem ben ölmem

 

Salah Birsel

 

:clover:

 

 

GÜL BAHÇESI

 

Ben karaginlere vurgunsam

Sarisinlara da bayilirim

 

Zemheri ayazini da kovalarsam

Apul apul yürürüm yaz sicaginda

 

Kosarli akillarin önünde egilirsem

Bönleri sezdirmeden oksarim

 

Bir vay aman dünyasi

Dört bir yanda pideciler

 

Cicibici hosarlik el üstünde

Devekusu bilgisizlik yaninda

 

Ah ah beni benden ayirin

Aydinliklar degil karanliklar

Amber kokar

Buram buram gül kokar

 

Salah Birsel

 

tb4rse2zr.gif

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.