Zıplanacak içerik
  • Üye Ol

Bunun Bir AnLamI oLmasI GerekMiyor...


Önerilen İletiler

herkes biliyor
zarların hileli
kartların kurulu olduğunu
oturduğun bu masadan
oynatana borçlu
kalkacağını...

herkes biliyor
sonunda öldüğünü
bütün iyi adamların
ve bir halta yaramıyor
iyi bilirdik yalanlarının...

herkes biliyor
dövüşe hile
kana alkol
akla ihanet karışınca
yoksul düşer
zengin aklanır yaptıklarından
tanrı kabul mercii
her cuma
ayrım yapmaksızın
edilen dualardan...

herkes biliyor
kaptanın yalan söylediğini
umut dağıtıyor köşkünden
herkes biliyor
aynı gemideyiz
biz alt güvertede boğazımıza kadar suyun içinde
batmasın diye
çekerken içimize
acısını...

herkes biliyor
beni sevdiğini
ama şimdi soyunup zırhından
çıkma zamanı insanların arasına
ve herkes bunu biliyor
senin gibi...

herkes biliyor
yazdıklarımı okuduğunda
peydahlanacak içinde bir hüzün
küllerin arasından bir kıvılcım
yetmeyecek
artık yanmayacak o ateş
yitirdi gerçekliğini bu anlaşma
önce kalbimizden başladı
çürümek...

herkes biliyor
hala kağıt topluyor o çocuk
birileri boğaz manzarasının karşısında
yudumluyor içkisini
diğeri sevgilisinin kollarında inlerken
anlık fotoğraf paylaşıyor
bunu da yaşıyorum görün!
görüyor
yatağında yalnız yatan kadın
beğeni sayıları artarken
orgazmın doruklarında
ısırıyor kaslı kollarını adamın
sabahın dördü
herkes biliyor
o çocuk hala
kağıt topluyor...

herkes biliyor
salgının durmadığını
biliyorlar
alacak aralarından safraları
önce ihtiyarlar ve hastalar
sıra nasıl olsa
gelmeyeek onlara
rahatlığıyla
nasıl da huzurlular
biz yapmadık yalanıyla
unutacaklar hatta
bir gün yataklarında
yok olanları anımsadıklarında
geriye sayacak saat
değdi mi?
daha çok sevişmeye
daha çok doymaya...

herkes biliyor
hep bildiler
boğaza nazır yalılarından bakarken mavi sulara
saraylarının en lüks odalarında
tıka basa yerken
sabahlara kadar sevişirken
geniş rahat yataklarında
bir gün daha uyandıklarında
herkes biliyor
öldürmediler belki
ama izin verdiklerini
biliyorlar...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

yeni uyanmışsın
açılmıyor gözlerin
sırtında sıcaklığım
hissedince sokulmaların
nefesim değiyor boynuna
ısınıyorsun
vazgeçiyorsun gözlerini açmaktan
biraz daha kalınabilir anlar vardır ya
en tatlısı bu belki
tutup kolumu
sarıyorsun beline
sonsuza kadar yaşanilabilir anlar vardır ya
hayalini kursan
nazar değer
sesini çıkarmazsın bozulmasın diye
sadece sokulursun
daha sıkı sarayım diye
dudaklarım saçlarının arasında
saçların
yüzümü sarıyor
kokusu
içime çektikçe
nasıl istiyorum seni
biliyorsun
yangın yerine dönecek
zor sığdığımız tek kişilik yatak
iki kişi yatıp
tek kişi uyandığımız...

ısırılmadık yerin
dokunulmadık tenin
aklına bile sığmayacak
seni nasıl istediğim
yetmediğinde nefesin
her kasılmanda
yeniden alev alacak ateşin
ikimizi de yakacak
ikimizi de
alıp uçuracak buralardan
iki kişi girip yatağa
tek kişi uyanacağımız sabahlara...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

yabancılık
ıslak parmaklarım
kimi düşündüm
kime sığındım
bu soğukta
uyusam geçerdi belki
oynuyorlar ayarlarımla
repliklerimi değiştiriyorlar
çalışma saatlerimi
saygı duyuyorlar hatta
ama
sevmiyorlar artık
mutlu oldum dediğim yerde
bedelini çıkarıyorlar
yabancısıyım hala
bunca yaşıma rağmen
aynı masanın başına oturup
aynı tadı bekliyorum
önüme konan bardağın çayından
kandırdığım yok
kendimden başka
ayık uyandığım her gün
daha ağır
düşündüklerim
düşünemediklerimden fazla
gelip uyandıracak annem beni
uyanmak istemediklerim arasından
kalk diyecek
zamanın geldi
hazır değildim oysa
kimin umurunda
senin mi?
parmaklarım ıslak
ne sen farkındasın bunun
ne de annem farkında
az önce
bir kez daha
günaha girdiğimin
tanrıdan başka...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

merak etmişsin beni
için rahat etmemiş
duymak istemişsin sesimi
için rahat etmemiş
hoşuna gitmemiş yazdıklarım
içine kurt düşmüş
kemirmiş biraz
duymak istemişsin beni
rahatlamak için
iyiyim desem yetiyormuş
yetmiş
uyuyacaksın şimdi
zaten anlatmıyordum
yine anlatmadım
ama duymuşsun beni
bu da yetmiş
uyuman için
sabah olsa geçer demişsin
geçmezse
nasıl olsa bilmeyeceksin
bu da yeter
yetmiş
hayatımda ne çok sen varmışsın
bunu da anladık çok şükür
bana yetmiş
senin merakın giderilmiş
herkes huzurlu şimdi
bunu mu düşüneceksin sanki
derdin başından geçkin
o uyuyamamış
ben yazmışım
sen okumuşsun
diğeri
bu üçlünün
hallerinden habersiz
beklemiş
sana yetmiş
ona sabaha çok var
bana alkol yeter mi?
diğeri
uzaktan izlemiş
yoruldum herkesi mutlu etmekten
kendim dahil
genç değilim ki
yatağında uyanayım
hepsinin...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

parmak uçlarınla kazırsın bazen
canın yanar
vazgeçmezsin
olsun istersin
olsun
tahammül sınırlarını zorlarken
başardım derken
avucun çarpar
yıkılır kazıdıkların
altında kalırsın
ne uyandığın kalır yanına yanında
ne uyuduğun
sığınıp sıcağına
gelirse diye gecenin köründe
beklersin ya
sırtında hissetmeyi beklemek
küçücük bir kalbin çarpmasını
küçük elleriyle saracak ya
bedenini
yüzünü yaslayacak boynuna
belki özlemiş
belki yorulmuş
tutmuş nefesini gün boyu
gelip bırakacak boynuna
yoksun diye geceleri
kapatıp kendini kendine
beklemiş
gelip sığınacak gölgene
becerememişsin
tırnaklarını kazıdıklarını
avuçlarınla gömmüşsün
yüreğine
kırılmış da
sesini çıkarmamış oysa
tamam demiş sadece
uyuyalım şimdi
uyumayacağını bile bile
bir gece daha olsundu
sabaha geçer hepsi
yine hatırlamayacak ne yaptığını
koynunda nasıl da sızıp kaldığını
ya çok sevdiği
bu da mı yalandı?
ayılınca akşam üzeri
anımsamayıp
yokmuşssun gibi davranacaktı...
bu bilinmezlik
bu
en güvendiğinin
en yarı yolda bırakması seni
neresine sığardı
sevmelerin...

ne çok affettin beni
ne çok gömdün içine
sesini
seviyor ya derdin
her kalbin sığmadığında
göğsün kafesine
olsun
o seviyor ya derdin
o
her defasında daha şiddetle yıkarken
parmak uçlarınla kazıdığını
bu defa olmaz derdin
bu defa da yapmaz
bu defa yarı yolda bırakmaz
derken
uyumak isterdin
ne aklın kabul eder bu yıkımı
ne mantığın
sadece uyusak geçer şimdi
bir daha ki yııkıma kadar
olmaz demişti tüm otoriteler
bilim adamları uzmanlar
olur demiştin
oluyor gibiydi hatta
bilemezdin
ne yapsan
olmayacakmış...
bir hayalin peşinden koşmuşsun
nefesin kesilene dek
yorulmuşsun üstelik
berbat etmişim yine
mazereti yok
gitsen de anlarım
kalsan da
gelirsen bir gün
beklerim
bahane değil bu
ne olur kızma
genç değilim ki
sevgilim...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

zırhını çıkarıp
savaş meydanına bırakmış
aldığı yaralar ölümcül
damarlarındaki kan dışarı akmak için
sabırsızlanırken
dizleri taşıyamamış bu ağırlığı daha fazla
yorgun
çökmüş
demir kaskını çıkarmış önce
alnından sızan kan
göz çukurlarına dolarken
rütbelerini sökmüş
çok savaş kazanmış oysa
her biri omzunda ayrı yük
her biri şimdi
ağır gelirken
onurlu bir ölüm bahşedilmiş
haketmediği halde
kargalar konmuş etrafına
ziyafetime gelmişler
son yemeklerine
havarilerim vazgeçecekler
çarmıha gerildiğinde bedenim
tanrım diyordum en son!
sen de mi?
çamuruna batıyorum dünyanın
toprak toprağa
karışırken
ait olduğum yerdeyim
bazen bir umut ayağa kalksam da
bazen bir umut
oradasın diye
nasıl tutunmuşum
avuçlarım acıyor şimdi
zırhımın ağırlığı
derininine çekiyor batağın
nefesim kesiliyor
savaş meydanında bırakıyorum bedenimi
üzerime basıp geçiyor biri
tutunduğumu elimden alıp
kanata kanata
gidiyor şimdi...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

kaydıraktan kaymak gibi heyecanlarım vardı benim
sabahın köründe giderdim salıncakta sallanmaya
bekleyemezdim çünkü
sıramı da isteyemezdim başkası sallanırken
hep önüme geçerlerdi
ve hep iki salıncak olurdu

ikisinde de
annesi yanlarında çocukların
yine de mutluydum
sabahın köründe
anneleri uyanmamış henüz
diğer çocukların
gelmememişlerse
benimki de uyurdu
öyle güzel uyurdu ki
kıyamaz yalnız gelirdim
iki salıncağın olduğu parka

uzaktan izlerdim
sokak dolusu çocukların
bağıra çağıra oynadıklarını
oturur kaldırımın kenarına
çağırsınlar diye beni
bakardım gözlerinin içine
kimse bakmadı
oturdum saatlerce
oyun bitti
yandı sokağin lambası
herkesin annesi çağırdı
benimki
öyle güzel uyuyordu ki
bekledim


büyüdüm sonra
geçti beklemeler
geçti
ne beklediysem
salıncak sırası
kaydırak aldatmacası
en sona kaldım
çok istedim oysa
annem uyansın
tutup elimden
sırasına koysun beni
koymadı
uyanmadı
geçti
büyüdüm
mevsimi geçti
soğukta
kimse sallanmaz ki...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

nasıl bakar hastasının gözlerinin içine
öleceğini bile bile doktor
bir de gülümsüyorsa
sonsuza dek yaşayacakmış gibi
nasıl söyler?
takvim yapraklarının insafına kalmış
belki üç ay
belki üç gün
sussa
hangi gülümseme saklanabilir ki
deney tüplerinde
doktor nasıl söyler
öleceği günü
hastasına
ya insan
nasıl saklar sevdiklerinden
ilahi adalet mi?
adalet bunun neresinde?
çok sevmeseler
çok üzülmezler belki
sevmesinler beni
iyi ki öldü desinler
keşke ölmeseydi yerine
günahlarımla hatırlasınlar beni
iyi bilmezdiklerin arasına kaynatsınlar
helal olsun derken sesli
sessizce lanet okusunlar
tanrı duyar nasıl olsa
sevmesinler beni
çok üzülmezler o zaman
doktor gözlerimin içine bakar
daha kolay söyler belki
üç ay kaldı
üç gün de diyebilirdi...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 1 ay sonra...

sarıl bana sımsıkı
kollarınla bacaklarınla
yüzüm boynundan
parmakların saçlarımın arasında
nefesim boynunda
sen saçlarımla oynarken uyuya kal
ben kokunla
uyanmak hiç bu kadar güzel olmamıştı
sabahında sıcaklığınla
ısırmak istersin ya yanağını
küçük bir çocuğun
öyle tatlı öyle masum
sakallarım değer tenine
tutup göğsünü ağzıma vermek istersin
nasıl aç uyanmışım
kokuna varlığına
rüyalarda olur ancak bu uyanmak
uyansam da inanamam
sol bacağın üzerimde
sol elin sırtımda
nefesin
koklar gibi
saçlarımın arasında
tenim tenine değerken
bir yangın daha körükleniyor
usulca girmemişim gibi
gece koynuna
düşünsene!
uyanıyorsun ve ben
yere göğe sığdıramadığın
sığıyor kollarının arasına
inanamıyorsun önce
uyanmak istemediğin bir rüya
öyle güzel
öyle teslim olmuşsun
alsan içine
fırtınanı dindirse
kasıklarındaki yangın
sönse en hararetinde
rüya nasıl olsa
uyanınca geçecek
bastırıp parmak uçlarını
geçirmek ister gibi tenimden içeri
gerçek bu!
kokum, sıcaklığım, kalbimin çırpınışı
kalbinin üzerinde
kollarının arasında tuttuğun benim
tutunduğum sen
uyansak öylece
yangın alarmları çalışmasa
ve biz ilk kurtarılacaklar arasından çıkarsak kendimizi
yangın esnasında
nasıl aç uyanmışım
tutup göğsünü ağzıma verirken
rüya gibi
sakallarım tenine değerken
içime çektiğim her nefeste
sen uyanmamayı dilerken...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

esmer teninin gölgesine sığınmışım
öpsem kasırgalar kopacak kasıklarında
nefesimi bıraksam meraktan ölecek gibisin
değse düşüm döşüne
cennet bahçesi tasviri az kalırdı kutsal kitaplarda
inkardan korkan münafık gibi
ne sana gelebiliyorum ne uzağımda tutuyorum
alnım secdeden kalkmaz aklım senden
nasıl bir ikilemdeyim dursam sen
durmasam gideceğim sen
yumuşacık göğüslerin başımı yaslasam
uyuduğum sen olacaksın uyandığım
hiç uyanmasam diyorum ya bazen
tenin kokusu henüz bırakmamışken beni
ıslanmış kasıkların alabildiğine arzuluyorken
dokunsam diyorum bazen
o narin teninin altında çağlayan
kanın nasıl da kulaklarında uğulduyor şimdi
bacaklarını aralıyorken
cennet tasvirlerinin şaşası
renk cümbüşleri, binbir şekli mutlulukların
huzur öperken kasıklarını
kıskanır seni
kapattığında gözlerini
başka dünya yok yalanları
nasıl da çaresizce uzaktan izler bizi
yeni bir dünya yaratırken
başım ellerinin altında
bastırıyorken içine
dilimi
nasıl da kendinden geçiyorsun
dudaklarını ısırırken
kaç çığlık daha gömeceksin içine?
kaç iç çekiş boğazına düğümlenecek
kaç defa tutacaksın kendini
için bir yanardağ gibi
patlarken...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

sarıl bana sımsıkı
kollarınla bacaklarınla
yüzüm boynundan
parmakların saçlarımın arasında
nefesim boynunda
sen saçlarımla oynarken uyuya kal
ben kokunla
uyanmak hiç bu kadar güzel olmamıştı
sabahında sıcaklığınla
ısırmak istersin ya yanağını
küçük bir çocuğun
öyle tatlı öyle masum
sakallarım değer tenine
tutup göğsünü ağzıma vermek istersin
nasıl aç uyanmışım
kokuna varlığına
rüyalarda olur ancak bu uyanmak
uyansam da inanamam
sol bacağın üzerimde
sol elin sırtımda
nefesin
koklar gibi
saçlarımın arasında
tenim tenine değerken
bir yangın daha körükleniyor
usulca girmemişim gibi
gece koynuna
düşünsene!
uyanıyorsun ve ben
yere göğe sığdıramadığın
sığıyor kollarının arasına
inanamıyorsun önce
uyanmak istemediğin bir rüya
öyle güzel
öyle teslim olmuşsun
alsan içine
fırtınanı dindirse
kasıklarındaki yangın
sönse en hararetinde
rüya nasıl olsa
uyanınca geçecek
bastırıp parmak uçlarını
geçirmek ister gibi tenimden içeri
gerçek bu!
kokum, sıcaklığım, kalbimin çırpınışı
kalbinin üzerinde
kollarının arasında tuttuğun benim
tutunduğum sen
uyansak öylece
yangın alarmları çalışmasa
ve biz ilk kurtarılacaklar arasından çıkarsak kendimizi
yangın esnasında
nasıl aç uyanmışım
tutup göğsünü ağzıma verirken
rüya gibi
sakallarım tenine değerken
içime çektiğim her nefeste
sen uyanmamış olmayı dilerken...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 1 yıl sonra...

hala düşündüğümden hızlı yazabiliyorum mesela,

küçük imla hatalarım olsa da...

hala düşündüğümden hızlı cahilleşiyor insanlar,

tanıklığıma ihtiyaç duymadan...

tanıklıktan yoruldum,

çekilip kabuğuma kendilerini imha etmelerini beklesem diyorum,

ömrüm yetmeyecek.

bu coğrafyada onlardan biri gibi değersiz verileceğim toprağa...

belki de en çok bu dokunacak,

marifetmiş gibi üç çocuk yapmış,

ama salmış mevlam kayırır diye,

mevlanın haberi yok bundan,

biri intihar etmiş,

diğeri kız çocuğu,

verilmiş onbeş yaşında bir mollaya,

üçüncü bu gördüklerinden sonra

düşünmeyi bırakıp itaate yeltenmiş.

baba mutlu,

anne konuşamaz ki,

harcanıp gitmiş insanlar diyarında...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

biriken kelimeler değil artık

umutsuzluk damarlarımda

uayndığım her gün

bir öncekini aratır

gördüğüm her yüz

bir öncekine hasret

zamanı öldürüyorum

saatlere bakarak

rotasından yıllar önce sapmış dümenim

kayalıklara hasret

bu da benim lanetim olmalı

sürüklenip durmak

durmadan açılırken

önüme gelen her kadına

çıkardığım günahlar

ne kadarını arındıracak

günahkar ruhumun?

 

özlemek

nasıl bir şeydi?

hatırlıyorum

ama durmuyor üzerimde

yine sabah olacak

türk lirasına çevrilecek verdiğim hayat

nasıl ucuz

nasıl

günün sonunda

devalue edilecek hislerim gibi

geçen yıl bu zamanlar

seni öpmek

dünyalara bedelken

şimdi

uyusam geçecek

 

yaşamıyorum artık

yetiniyorum sadece

ayakta durmakla

konuşmakla

hayal kurmakla

olmasa da şükürle

erken uyuyor

uyanmakla

ya olsaydıları bir bir yakarak

ısınmaya çalışıyorum

çünkü öpmek seni

yetmiyor artık

yaşadığımı hissetmeye...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

-1 derecede yazıyorum bunları

parmak uçlarımda yalnızlık

üşümek değil de

yalnız uyanmaktan korktuğum için

giremiyorum yatağıma

açık kalmış yaralarım

daha ne kadar kaybedebilirim kanımı

daha ne kadar

uyanıp yeniden

başlayabilrim yaşamaya

-1 derecede ağlıyorum

her damla buza dönüşürken yanağımda

gözyaşlarımın sesine dalıp

her iç çekiş kafiye oluyor

her içime çektiğim

dağlıyor ciğerlerimi

yaşamak buysa coğrafyasında

ölmek kaç farklı anlam taşıyor?

aklıma sığmayanları

yazmaya başladığımdan beri

neresine nokta koysam

bitirdiğim yerden suçlanıyorum

sanki ben başlatmışım gibi...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 2 ay sonra...

eski sevgili geliyor aklına ansızın

üzerinde iş kıyafetlerin

nasıl hazır değilse insan

o ilk buluşmaya

o kadar hazırlıksız

neresini düzeltsen

düzeltemediğin kalır aklında

buluşmadan yıllar sonra

keşkeler peydahlanır

anın tadını çıkarmaya çalışırken

öpseydimler gerçek olur

dokunsaydımlar

dokunursun oysa

hiç kıyamadığına

ürkerek hatta

kırılacak diye

korkarak

ama aklında kalır işte

düzeltemediğin

üstünden başında ne varsa

hangi şair hazırlıklı yakalanır buna

hangi yazar

yazmış yaşadıktan sonra

kusursuz bir yakınlaşmayı

hangi ressam

hangi heykeltraş

dokunmuş benim gibi

şekil vermiş

en sakındığınıa...

eski sevgili geliyor bazen aklına

uyumuş gibi yapıyorsun

uyandığında

geçecekmiş gibi...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 1 ay sonra...

yorulmuşsun...

gözlerin yanıyor açık tutmaya çalışırken

kapılmışsın bir rüzgara

hangi sahile çarpacak seni dalgalar

bilmeden

düştüğün yerden kalkabilecek misin?

aklında düşünceler girdabından

düşerken

kim anlayacak seni?

kim dinleyecek bundan sonra?

insen sahile bir akşam üstü

ya da gördüğün o karpostal manzaralarda

kursan hayalini

karşısına geçip izlerken

unut uyanmayı şimdi

daha henüz uyumamışken

sokulmak istediğin kim kollarına?

huzurla,

acıyan gözlerini kapatıp

uyanmak istediğin kim...

 

yorulmuşsun...

ne kadar saysan da

yaşarken çabuk geçmiyormuş anladığında

oysa

masallar da bitiyor

hayaller de

yalnız uyanıyorsun

uyuduğun gibi

ne seni kollarına alan yabancı

ne hayalini kurduğun o eski büyük acı

öyle uzak ki...

bu iyi mi değil mi ayırt edemiyorken

iç içe geçmiş ne çok karışmış herşey

sevsem diyorsun

canım yanar mı?'ya takılıyorsun

sevmesen

içindeki çocuk rahat durmuyor

ne yapsan yetmeyecek sanki

nereye gitsen yabancı

kaldığın yer

her sabah uyandığında

daha ağır

omuzlarında...

ne yaşadığın yetiyor sana

ne kaçmak kurtarıyor seni düşmekten

vadesi kısa borçlarla kurtarıyorun günlerini

karşılığı olmayan giderler hesabına yazıyorsun

keşkelerinden arttırdıklarını...

 

yorulmuşsun...

hayalindeki sarılamam belki  ama

hayalimdeki gibi tutabilirim seni

ve ayrılmam yanından

sabaha kadar...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

denk gelemeyişlerimize saçma bahaneler uydurmaya başladığımızdan beri,

yalnız uyuyoruz...

senin yapacak işlerin vardı,

benim uykum...

ikisini de ertelemek işimize gelmiyordu...

çok yorgunduk

gün boyu koşuşturmalardan

durup nefes almak olası değildi

olasılıksızlıklara sığındık bir süre

ben önce uyanıp çıkıyordum yataktan

senin üzerin açıktı

üşüyordun belki de

ama senden önce girdiğim o yatak nasıl soğuktu

sarılmadın bana

kuramadığımız hayallerin altında kalmaya başladık

ne ben seni önemsiyordum sana yettiği kadar

ne de sana inandırıcı geliyordu

yazdığım satırlar

nereye gittiğimi merak etmeyi bıraktın önce

sonra neden geç geldiğimi

gecenin yarısı odanın kapısı açıldığında

uyuyor numarası yapmaya başladın

yanına uzandığımda

hissetmiyor

iki yabancı gibi girdiğimiz o yatakta

formalite icabı sarıldığımızda

göğsünün üzerine koyduğum elimi tutup

karnına koyduğunda

ve kokun diyordum ya hep

içime çeksem

nasıl huzur, nasıl evim gibi...

gün boyu koynuna girdiğimi düşleyip

özlediğim...

o büyük yatakta

ne kadar uzak olabilrise iki insan

o kadar

yalnız uyuduğumuzda...

ve uyanmak

ben senden önce kalkardım

senin üzerin açık kalmış

ben üşümüşüm gece boyu

hepsi bu....

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 1 ay sonra...

iyi olmayı da öğrendim yaşarken,

kötü olmayı da...

seçtiğim gri.

 

iki tarafı da gezdim gördüm

yolum benimdir...

yok aidiyetim

ne minnet ederim

ne boyun eğer

günün sonunda kendi doğrumla huzurla uyur

kendi günahımla

yüzleşirim kendimle

ne yükselir arşa değer başım

ne dibine girerim yerin

sürünmek güzeldir kendi seçtiğimse

elimden tutmak isteyenler sağolsun

tutulmak istemediğim için

kanatlarım var benim...

iyi olmayı da öğrendim yaşarken, kötü olmayı da... gri olmayı seçtim.
 
 
iki tarafı da gezdim gördüm
 
 
yolum benimdir...
 
 
yok aidiyetim
 
 
ne minnet ederim
 
 
ne boyun eğer
 
 
günün sonunda kendi doğrumla huzurla uyur
 
 
kendi günahımla
 
 
yüzleşirim kendimle
 
 
ne yükselir arşa değer başım
 
 
ne d
 
 
iki tarafı da gezdim gördüm
 
 
yolum benimdir...
 
 
yok aidiyetim
 
 
ne minnet ederim
 
 
ne boyun eğer
 
 
günün sonunda kendi doğrumla huzurla uyur
 
 
kendi günahımla
 
 
yüzleşirim kendimle
 
 
ne yükselir arşa değer başım
 
 
ne dibine girerim yerin
 
 
sürünmek güzeldir kendi seçtiğimse
 
 
elimden tutmak isteyenler sağolsun
 
 
tutulmak istemediği
Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 3 hafta sonra...
düşünmekten yorgunum çağlar boyunca
bilmek götürdüğü yerde
yalnız bıraktı beni
ne yana dönsem karanlık
dursam diyorum bazen
bırakıp pedalları çevirmeyi
düşsem
düş müyüm gerçekten?
her gece uyanan kim?
uzandığında karanlık yatağa...
 
düştüğüm kuyudan çıkmak için
okudum
okudukça görmeyi öğrendi gözlerim
izledim
izledikçe saklanmayı öğrendim
her maske biraz daha yapıştı yüzüme
çıkarmak canımı yakar diye
avuttum kendimi
bak! üzerinde iyi durdu...
hatta kapattı kırışıklıkları
zamana meydan okudu...
 
bildiklerimle lanetlendim
kehanet sayıldı öngörülerim
oysa sadece yaşamıştım ben
sizden yıllar önce
kırılmalarımız aynı yerden
sizi değil belki ama
o yarayı nerde görsem
tanırım ben...
 
oynadığım kelimeler
nasıl birikir içinde söylemezsen
öyle boğuyor beni de
öyle hırsla öyle öfkeyle
öyle kin dolu kusuyorum ki bazen
kan gelmesi gibi agzından burnundan bir veremlinin
hastalığının en son evresindeyken...
taşıyamıyorum artık
inancımın temelleri sarsılıyor
irademin altında kalıyorum
son bir umutla sarılıyorum Hegel'e
Kant köşede oturmuş
gülüyor ağız dolu çaresizliğime
Freud çocukluğuma vurup duruyor
bir türlü inandıramıyorum kimseyi
hala büyümediğime
Kierkegaard uyu diyor, geçecek
dalga geçiyor benimle
 
aklımı kaçırmaktan korkuyorum
olmadık yerde alıp başını gidiyor
dönmezse'ye alıştırıyorum kendimi bir süre
alıştığım yerde kapım çalınıyor
gecenin yarısı
tam da yalnız kalmışken kendimle
nasıl rezil bir bağımlılık bu
yine gideceğim dese de
alıyorum içime...
o nedensiz bırakıp giden sevgili
yıllar sonra dönse bile
hazır bekletirsin ya aklını, ruhunu, bedenini...
öyle beklediğimi farkediyor
utanıyor kendimden
yine de alıyorum içime...
biliyorum sabah yalnız uyanacağım yine
biliyorum
yaralarım dönecek kangrene...
 
yoruldum düşünmekten
düşmekten
düşten
...
 
 
 
Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

küçük ayrıntılara takılıyorum günlerdir
her ayrıntının ardında gizlenen yalnızlık
her susmanın getirdiği
yalvarışlar...
uyuyorum diyor kadın,
uyuma! demesini beklediği için,
adamın...
beklemese,
iyi geceler dilerdi
sadece...
 
bilmek yetmiyor değiştirmeye,
kimisi tanrısına sığınıyor
kimisi öfke kusuyor
gücünün yettiğine
kiminin alnı secdeden kalkmıyor
gözmez sanıyor kaldırmayınca başını
kiminin gözleri kan çanağı
izlerken kandırıyor kendini
başkasının hayatlarını
 
varoluş amacınızı sorgulamayın diye
nasıl da kabul ediyorsunuz dayatılanları
sanki siz seçmişsiniz gibi
şu an tek başına girdiğiniz o yatakta
yalnız uyumayı...
 
cüzzi iradenizle mutlu olup
külli irade karşısında
tabi tutulduğunuza inandığınız o sınavda
nasıl da savunuyorsunuz
size tanrılık taslayanları...
 
Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 4 hafta sonra...
bazen deliliğin dorukları,
 
 
bazen yerin dibi gibi soğuk ve karanlık
 
 
üzerine toprak atılmış
 
 
yalnızlık seninle konuşmaya çalışmak
 
 
sesin gelmediğinde
 
 
çaresizlik üzerine meteor çarpmış bir gezegen
 
 
ne bir kul kanat çırpar
 
 
ne mevsim değişir
 
 
uyanır uykusundan insan sensizse eğer
 
 
gider bir otobüs durağında tek başına bekler
 
 
üstelik yagmur, yetmez miş gibi
 
 
tüzgar
 
 
iliklerine kadar ıslanır sen susarsan eğer
 
 
sonra akşam olur
 
 
elektrik tellerinde kuşlar tünemiş
 
 
beklemişler neyi beklediklerini bilmeden
 
 
bazen deliliğin dorukları,
 
 
bazen yerin dibi gibi soğuk ve karanlık
 
 
üzerine toprak atılmış
 
 
yalnızlık seninle konuşmaya çalışmak
 
 
sesin gelmediğinde
 
 
çaresizlik üzerine meteor çarpmış bir gezegen
 
 
ne bir kul kanat çırpar
 
 
ne mevsim değişir
 
 
uyanır uykusundan insan sensizse eğer
 
 
gider bir otobüs durağında tek başına bekler
 
 
üstelik yagmur, yetmez miş gibi
 
 
bazen deliliğin dorukları,
bazen yerin dibi gibi soğuk ve karanlık
üzerine toprak atılmış
yalnızlık seninle konuşmaya çalışmak
sesin gelmediğinde
çaresizlik üzerine meteor çarpmış bir gezegen
ne bir kuş kanat çırpar
ne mevsim değişir
uyanır uykusundan insan sensizse eğer
gider bir otobüs durağında tek başına bekler
üstelik yagmur, yetmezmiş gibi
rüzgar
iliklerine kadar ıslanır sen susarsan eğer
sonra akşam olur
elektrik tellerinde kuşlar tünemiş
beklemişler neyi beklediklerini bilmeden
uçup gitmişler onlar da
geriye kalmış ıslak asfaltın ışıltısı
yalnızlık iliklerime işlemiş
nasıl titriyorum bir bilsen
sen sustuğunda
Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

  • 2 hafta sonra...

adına hilal diyorlarmış
bu gece karşılaştım kendileriyle
gecenin koynunu yırtmış gibi
sıyrılmış tam ortasında
öyle bağımsız
öyle parlak
günaha davet eder gibi
çık gel diyordu
kabuğundan
kır gel
ne kadar zincir varsa
boynunda...

hiçbirşeye ihtiyacım yok,
kışkırtılmak yeterli benim için
neron motivasyonunu bana borçlu
kolay değil yakmak,
kıyısına seni getiren gemileri...

kumsal hayaliyle açılanlardan olmadık denize
fırtınaları da göze aldık
kayalıkları da
boğulup gitmek de yazılacak tarihe
vurup karanın koynuna
hayatta kalmak da
günün sonunda...

sanki musa yararken denizi ikiye
arasına girdiğinde korkmamış gibi boğulmaktan
isa gerileceği çarmığı sırtında taşırken
öleceğini bilmiyormuş gibi
muhammed sığındığında o mağaraya
macera yaşamamış gibi
ben attığımda kendimi
kayalıklara
daha mı az kutsal?
tercih ederken yaşamaya..

sırtıma dünyayı yükledim
arşa yürüyorum
yorulduğum yer
dizlerimin üzerinde
soluklandığım
yeniden ayaklansam
isyan çıkacak
hem roma
hem konstantinople yanacak
küllerinden doğmayacak yeni bir şehir
bir çağ açılmayacak
kapanacak ne varsa üzerine
karanlığın içinde bir hilal
yırtıp arasından görünmeyecek
ilham gelmeyecek
yazılmayacak bundan sonra
ne aşkın kafiyesi
ne karaya vurmuş balina
ağıtlara konu edilmez
isa çarmıhta
musa denizde
muhammed mağarada
tek başlarına
ben kayalıklarında
kızıl denizin
hangimiz daha kutsal
sorgulanmayacak...
unutulacak insan olduğumuz
oysa hepimiz sevmiştik
ben daha çok seni
bu yüzden mi kıskandı tanrım beni
silindi adım
kimse tarafından
hatırlanmadım
senden başka...

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

tek başınayken bulmuştum seni

tek başıma savrulurken

sönmüş lambaların karanlığında sokağın

girsem mi girmesem mi ürkekliğimi

başımı eğip yakalarının arasına paltomun

bakışlarım ıslak asfaltta

her adım daha zor

her adım düşer gibi boşluğa...

 

çok yaklaştım bu gece biliyor musun?

bilmiyorsun tabi ki...

kıyısında durup yaşamın

bir adım sonrası

aklımda sen olmasaydın

nasıl kolaydı bırakmak kendimi

geçer yıllar sonrasında

acı bir hatıra olarak anımsanmasın

aranızdan ayrılışım...

 

ne yokluğuna alıştırdım kendimi

ne varlığını kabul ettim

pazar günlerini bekledim

elimde kovam, en ucuzundan oltam

sabahın köründe kalktım

daha gözlerim açılmadan

tutmak bahaneydi

tutulmak kaçınılmaz

akşam olur geçer sandıklarım ardımda

geçmeyecekleri nereme sokacağım?

 

uyuyorsun şimdi

belki birazdan

belki uyumadan

aklına geldiğimde keşkeler ekeceksin

hayallerinin arasına

bana anlatmak yerine

ben sormayacağım

sen konusunu bile açmadan

iyiyim diyeceksin sorduğumda...

ikimizde bilirken üstelik

tek başımıza mümkün değilken mutlu olmak...

 

sıradan günlere paylaştırılıyorken

ve alışıyorken üstelik sensizliğe

bir şarkı denk gelir

alır gider bırakır bizi

en unutmak istediğimiz yere

yaramız durmadan kanayan

yıllar geçse de üzerinden

kapanmıştı oysa

hatırlatana kadar cem adrian...

 

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Katılın Görüşlerinizi Paylaşın

Şu anda misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer ÜYE iseniz, ileti gönderebilmek için HEMEN GİRİŞ YAPIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.

Misafir
Maalesef göndermek istediğiniz içerik izin vermediğimiz terimler içeriyor. Aşağıda belirginleştirdiğimiz terimleri lütfen tekrar düzenleyerek gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.