Zıplanacak içerik
  • Üye Ol
Taner Bayram

'Resmi raporlarda Dersim katliamı: 13 bin kişi öldürüldü'

Önerilen İletiler

"Nereden biliyorsun sahip çıkmadığımı?" diyeceğim;

Fakat diyeceksiniz ki:

"Ee bir tek sen! hani diğerleri!"

 

...

Sözün özüne gelirsek sayın bayan...

İnsanların (Kürt Olmayanların), diğer insanların (Kürtlerin) farklılıklarına

Kendileri kadar sahip çıkamamalarının nedeni;

Kürtlerin, diğer insanlar (Kürt Olmayanlar) ile ortak bir paydada buluşmak niyetini yerleştiren-özümseten bir kültüre

ya da toplumsal örgütlenmeye sahip olmayışları olabilir (mi acaba?)...

 

...

Saygılarımla...

 

Olsun bakalım.Size değildi sitemim;siz kendi adınıza cevap verdiniz.Başım gözüm üstüne.

 

Hepimiz yaşadıklarımızdan ibaretmişizsmile.gif

 

Annemin dili benim baş tacım;ülkem canımdır.Farklılığım rengimdir.Diyeceklerim kendimden ibarettir.İyi tartışmalar dostum.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Olsun bakalım.Size değildi sitemim;siz kendi adınıza cevap verdiniz.Başım gözüm üstüne.

 

Hepimiz yaşadıklarımızdan ibaretmişizsmile.gif

 

Annemin dili benim baş tacım;ülkem canımdır.Farklılığım rengimdir.Diyeceklerim kendimden ibarettir.İyi tartışmalar dostum.

 

Benim, sizden farklılığımı, benim kimliğim olarak algılamadığınız ve dikte etmediğiniz sürece sorun yok...

 

Benim rengim ve kimliğim, sizinle ve diğerleri ile olan ortak değerlerimizdir...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Benim, sizden farklılığımı, benim kimliğim olarak algılamadığınız ve dikte etmediğiniz sürece sorun yok...

 

Benim rengim ve kimliğim, sizinle ve diğerleri ile olan ortak değerlerimizdir...

 

Farklılık dikte edilemez.Buna farklılığın kendisi izin vermez.

 

Apayrı renkleri olan çiçeklerin ortaklığı onlara can verecek güneşin aydınlığıdır.

 

İyi geceler.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Farklılık dikte edilemez.Buna farklılığın kendisi izin vermez.

 

Apayrı renkleri olan çiçeklerin ortaklığı onlara can verecek güneşin aydınlığıdır.

 

İyi geceler.

 

Farklılık dikte edilebilir...

Dikte etmiş olman için, illa ki benimsemeye zorlaman gerekmez...

"Farklı olduğunu" dikte etmeyi kastediyorum...

Diğerinin, aslında "Sizden" olmadığını kanıksattığın bir algıdan söz ediyorum...

Sizin, aslında "Başkasından" olamayacağınızı kastettiğiniz bir ayrışmadan söz ediyorum...

 

Sizi ve Diğerlerini başkalaştıran bir ötekileştirmeden söz ediyorum...

 

Farklılığına kapıldığında, farklılığın kendisinden başka bir dikteci de bulunmaz...

 

Çiçek bahçesinden bahsetmiyoruz ne yazık ki;

En ufak farklılıkların dahi ayrıştırmacı nitelik kazanabildiği kitlelerden, yani "insan"dan söz ediyoruz...

Yine de çiçeklerle de özetleyebilirim, benim için farketmez:

Bir çiçek bahçesinde karanfil olduğunuzu düşünün...

Siz, diğer çiçekler gibi fotosentez yapabildiğiniz ortak noktası ile bir bütün olarak tanımlanmayı da bırakın

Bir karanfil olarak da bir bütünlük arzetmeyi bile değil de;

"Benim rengim kırmızı, senin rengin beyaz" biçiminde tanımlamayı tercih ediyorsun...

Farklılığını, ayrışmak için kullanıyorsun...

Papatyalar ile karanfilleri ayırmak gibi de değil bu;

Beyaz karanfil ile Kırmızı karanfili ayrıştırmak...

Hepiniz karanfilsiniz,

Ya da daha üstünde; hepiniz çiçeksiniz...

Ya da daha da üstünde; hepiniz, otlarla da birlikte, fotosentez yapıyorsunuz...

Beyaz ya da kırmızı olmak senin seçimin değil ve diğerlerinin yanında bir önemi de yok...

Onu kimlik edinmenin, seni diğerlerinden ayrıştırmaktan başka bir getirisi (ya da aslında götürüsü) de yok!

 

Farklılıkları kimlik edinmeyelim;

Ortak paydalarımıza bakalım diyorum...

Siz, farklılığınızı, kimliğiniz olarak tanımlıyorsunuz...

 

Daha da birşey demiyorum;

Fakat beni tutup da farklılıklara saygı duymayan birisi olarak nitemeleyin derim sadece...

 

Ve tekrar ediyorum:

Farklılıklarını kimlik olarak edinme peşindeki her toplum,

İçinde-ortasında bulunduğu diğer kitlelerce dışlanmıştır her zaman...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Dersim isyan etmedi

 

29/11/2009

 

Dersim'de durum şöyle: Zaza olan halkı, Dımılî olan dili ve Alevi olan diniyle Dersim çok çok özel bir yer. Şapka giyiyorlar mesela. 1915'te 20 bin Ermeni'yi katliamdan kurtarmışlar. Devletle ilişkileri minimumda

 

BASKIN ORAN (Arşivi)

 

Gerçekten, Allah söyletti. Türkiye’de sabırların nasıl taştığını Devlet Partisi’nden Onur Öymen’in (özrü kabahatinden) büyüklüğü sayesinde anladık. Şimdi de iki şey söylüyorlar: 1) “Atatürk hastaydı, olan bitenden haberi yoktu”, 2) “İsyan edeni devlet tabii ki itlaf eder”. Birinciye cevap: Dersim’in “fetih” hazırlığı 1925’te başladı, M. Kemal o tarihten beri mi “hasta”ydı? Koruyacağız diye Atatürk’ü konu mankenine çevirdiler. İkinciye cevap aşağıda, özeti: Cumhuriyet tarihinde Dersim isyanı diye bir olay olmadı. Bu sorun, Ankara’nın Dersim’de ıslahat yerine fütuhat yapmayı tercih ettiği için patladı. Bu fütuhat 12 yıl boyunca santim santim planlandı ve isyan falan yokken uygulandı. Dersim de canlı organizmaların ortak özelliğini sergiledi: Savunma refleksi.

 

“İsyan” sadece iki tane

PKK’ya gelene kadar Cumhuriyet tarihinde Kürt sorunu üç farklı türde patladı:

1) 1925 Şeyh Sait İsyanı ve 1930 Ağrı İsyanı. İkisi de Kürt kökenli subaylar tarafından çıkarıldı: Birincisi Azadi örgütü lideri Miralay Cibranlı Halit Bey (Şeyh Sait burada sadece vitrin), ikincisi Yüzbaşı İhsan Nuri “Paşa”. Bunlardan başka “isyan” falan yok.

2) Asayiş olayları. 1925 ve 30 dışındakiler, birkaç gün süren asayiş olayları. Sebepleri muhtelif. Fakr-u zaruretten doğan eşkıyalıktan başlıyor, “belden aşağı”ya kadar iniyor. Mesela, Tertari Badik adlı ağaya misafir olan bir jandarma yüzbaşısı evde kimse yokken geline yaklaşmak istiyor. Kadın bağırıyor. Erkekler koşuyor. Yüzbaşı geriye ateş ederek askerlerinin yanına kaçıyor. Köylüler heyetteki diğer memurları öldürüyor. Harekât emri çıkıyor ve oluyor sana, Genelkurmay’ın E. Albay Reşat Hallı’ya yazdırdığı kitaptaki 18 “isyan” arasında 4. sırada geçen “Sason Ayaklanmaları”ndan bir tanesi. Kaynak: Korgeneral C. Madanoğlu’nun anıları (kitaplarım yanımda yok, ayrıntıları Faik Bulut’tan aldım, sağolsun). Unutmayalım: Bu asayişsizlikler, günümüzdeki Maraş, Çorum, Sivas, Gazi olaylarından bin kere daha masum. Çünkü bu olaylarda egemen ve silahlı çoğunluk, devletin göz yummasıyla, mazlum ve silahsız azınlığa saldırdı.

Hallı’nın kitabındaki bazı “isyan”ların ad ve sürelerine dikkat: “Raçkotan ve Raman Tedip [uslandırma] Harekâtı (9-12 Ağustos 1925)”, “Bicar Tenkil [topluca tepeleme] Harekâtı (07 Ekim-17 Kasım 1927)”, “Savur Tenkil Harekâtı (26 Mayıs-09 Haziran 1930). Peki, niye “isyan” deniyor? Çünkü o sırada girişilmiş ulus yaratma (nation building) projesine “isyan” lazım. Hem Şark Islahat Planı’yla Kürtleri asimile etmek hem de Takrir-i Sükun Kanunu’yla herkesi susturmak için.

3) 1937-38 Dersim. Bu olay ne 1925 ve 1930 gibi isyan ne de bir asayiş olayı. Ankara’nın taammüd’en yani planlayarak yarattığı üçüncü bir tür. Dersim’de durum şöyle: Zaza olan halkı, Dımılî olan dili ve Alevi olan diniyle Dersim çok çok özel bir yer. Şapka giyiyorlar mesela. 1915’te 20 bin Ermeni’yi katliamdan kurtardıkları dillerde. Yüksek dağlarla çevrili bu doğal kalede kapıyı yüzyıllardır içeriden kilitlemişler. Devletle ilişkileri minimumda. Zaten hep yarı özerk olmuşlar.

Ulus-devlete gelince. Adliye Vekili M. E. Bozkurt konuşuyor: “Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. Dost ve düşman, hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler” (Milliyet, 19.09.1930; “dağlar”a dikkat). Başvekil İsmet Paşa diyor ki: “Bu ülkede sadece Türk ulusu ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. Başka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur” (Milliyet, 31.08. 1930). Tüm gazeteler alkış. Böyle bir atmosferde, devletin önüne iki farklı öneri geliyor.

1) Islahat yapalım. Okul ve hastane gibi tesisler götürelim, tarımı destekleyelim. Dersimlileri kazanalım (Elazığ Valisi Cemal Bey, “tarihçi” Murat Bardakçı’nın dedesi).

2) Dersim bir çıbanbaşıdır, derhal halledilmesi gerekir (ör. Hamdi ve İbrahim Tali beyler). Bunlar, yöntem de öneriyor: Hamdi Bey “Köylerin uçaklarla yoğun biçimde bombalanması suretiyle hayvan ve ekinlerin telef edilmesi ve köylülerin yüreklerine korku salınması”. Diğer ikisi: “Özellikle sarp tepelerde münferit ev ile mezraların yakılıp yıkılması”.

Devletimizin bugüne kadar uygulayacağı reçeteler. Uzun yıllar sonra ABD kuvvetleri de Vietnam’da pirinç tarlalarını bombalayacak.

 

Dört boyutlu planla fütuhat

Devletin paşaları ıslahat yerine fütuhat’ı seçmekte pek tereddüt etmiyorlar ve uygulamaya 1925’in hemen ertesinde dört boyutlu bir planla girişiyorlar.

1) Demiryolu politikası: a) 1923-1950 arasında yapılan 3.578 km’lik demiryolunun 3.208 km’si, 1940 yılına kadar tamamlanıyor, b)Cumhuriyet döneminde yapılan tüm demiryollarının yüzde 78,6’sı Ankara’nın doğusuna döşeniyor (http://www.tcdd.gov.tr/ genel/tarihce.htm). Fevkalade ilginç. Çünkü: a) 1929 krizi dünyayı kavururken, Hazine tamtakırken, Düyun-ı Umumiye borçları ödenirken dünyanın en teknik ve pahalı yatırımına girişiliyor, B) “Düşman yararlanır” gerekçesiyle Mareşal F. Çakmak Antalya’ya bile yol yaptırmamakta, c) En önemlisi, “Bunların cahiliyle baş edemiyoruz, bir de okumuşunu düşünün” diyen Mareşal, Kürtleri “muasır medeniyet”ten tamamen tecrit ettirmiş vaziyette. (Hatta, Tek Parti bile Doğu’da örgüt açmıyor da, Kurultay’da o illeri o illerden gösterilmiş ve o illeri ömründe görmemiş milletvekilleri temsil ediyor). Zaten, TCDD’nin veb sitesi olayı şöyle kodlamış: “Milli güvenlik ve bütünlüğün sağlanması amacına dönük olarak ülkeyi sarması hedeflenmiştir.” Batı’da nâmevcut üretimin, alım gücü nâmevcut Doğu’ya arzı mı olacaktı yani amaç?

Amaç, devrimciler kolayca barikat kuruyor diye Paris’in o daracık sokaklarını 70 metrelik bulvarlara dönüştüren III. Napoleon’unkiyle aynı: Ordu sevkiyatı. Demir ağlar Dersim’i batıdan (Sivas 1930, Malatya 1931), güneyden (Elazığ 1934, Diyarbakır 1935) ve kuzeyden (Erzincan 1937) örüyor. Onuncu Yıl Marşı’nda ilan edilen bu durum, fütuhatın maddi altyapı boyutu.

2) 1927 ve 1934 İskân Yasaları: Kürtler perperişan Batı’ya sürülüyor. Yerlerine muhacirler yerleştiriliyor. Dersim’in etrafı boşaltılıyor. Kürtçe konuşma yasaklanıyor. Bu, fütuhatın toplumsal boyutu.

3) 1935 Tunceli (“Tunç Eli”) Kanunu: İlde komple bir askerî diktatörlük kuruyor. Vali, Korgeneral rütbesinde bir asker (“Korkomutan”). İstediği kişiyi ilden sürebilir. Memurların yerine muvazzaf subay atayabilir. İdam cezalarını TBMM’den geçmeden uygular. 12 Eylül dönemindeki OHAL hukuku gibi, artık Dersim bambaşka bir hukuka tâbi. Örneğin iddianame sanığa tebliğ edilmiyor; yani sanık neyle itham edildiğini öğrenemiyor. Tercüme falan da olmadığı için, hükümde mesela “ölüm cezasına...”denmişse, insanlar sehpayı görene kadar “idam”a mahkûm edildiklerini anlamıyorlar. Bu, fütuhatın iç hukuk boyutu.

4) 1937 Sadabad Paktı: Bu antlaşmanın bir tek önemli hükmü var: Kürt aşiretlerine karşı Irak ve İran’la ortak hareket amaçlayan 7. madde. Bu da fütuhatın uluslararası boyutu.

 

Dersim’in fethi (ve direniş) başlıyor

Sıra, Dersim’in içine girmeye geldi: Yol açarak, ahşap köprü ve karakolları betonarme yaparak. Yukarıda anlattığım ideolojik ortam bir yana, olay çoktan pratiğe yansımış: “Evde orta direğin dibi paçavralarla beslenir, gaz dökülür” diye, jandarmaya köy yakma talimatnamesi çıkarılmış vaziyette. Bu seferki gelişin farklı olduğunu gören Dersimlilerin ne karar verdiğine ilişkin ilginç bir öykü var: Sözü çok dinlenen yaşlı bir kadına gidiyorlar. “Rum leşkeri [Osmanlı askeri= Türk ordusu] geliyor ana. Direnelim mi direnmeyelim mi?” Kadın şöyle diyor: “Bilemem. Bildiğim şudur ki, bir kümeste iki horoz olmaz!”. Bunun üzerine direnme kararı alınıyor. Çünkü Türk ulus-devletinin gelişi Dersim’in tüm farklılığını bitirecek. Bunun üzerinedir ki, 20-21 Mart 1937 gecesi ahşap Harçik Köprüsü’nü yakma, telefon hatlarını kesme, civardaki karakolu basma vuku buluyor.

Gerisi malum. Tunceli Kanunu’nu en sert biçimde uygulamasıyla meşhur Korkomutan Abdullah Alpdoğan karadan iki saldırı yapıp püskürtülünce, Diyarbakır’dan (Sabiha Gökçen’in de dahil olduğu) uçak filoları kaldırılıyor. Kurtulanların durumu: “Mağaralara iltica etmişlerdi. Ordu zehirli gaz kullandı, mağaraların kapısından. Bunları fare gibi zehirledi. Ve 7’den 70’e o Dersim Kürtlerini kestiler. Kanlı bir harekât oldu...” Zehirli gazın savaşlarda kullanımı 1889 Lahey Sözleşmesi’nden beri yasak ama, devletin kendi vatandaşına kullanmasına bir yasak yok.

“Fare gibi”yi de insanlar Öymen sayesinde duydu, zeval görmesin. Bizzat İ. S. Çağlayangil, bizzat Tuncelili Kemal Kılıçdaroğlu’na verdiği demeçte söylüyor (ses bandı: -http://desmalasure.de/09/1227066689/index_html#Bild1-). Uzun yıllar sonra Saddam da kendi vatandaşı Kürtleri gazlayacak.

Seyit Rıza, Pazar günü açtırılan Adliye’ye evlerinden getirtilen yargıçlarca idama mahkûm edilecek. 75’ini geçkin olduğu için yaşı küçültülerek. Sonuçta 13.160 kişi öldürülecek, 11.818 kişi sürgün edilecek (Resmî Raporlarda Dersim Katliamı, Radikal, 19.11.09). Katledilenlerin kız çocukları da subay ailelerinin yanına evlatlık verilecek. Uzun yıllar önce, 1885’ten itibaren, Avustralya, Aborijin çocuklarını alıp beyaz ailelerin yanına hizmetçi verdi. O kadar uzağa da gitmeye lüzum yok, 1915’te de Ermeni çocukları...

 

Dünden bugüne hisse

Dinlediyseniz, “Kanlı bir harekât oldu” dedikten sonra Çağlayangil’in sesi devam ediyor: “... Dersim davası da bitti. Hükümet otoritesi Dersim’e geldi.” Huzur şükür. Çağlayangil bu demecini 1987’de, üçüncü Kürt isyanı (PKK) yeni patlamışken vermişti. Aralık 1993’te vefat ettiğine göre, bu söylediğinin pek de doğrulanmadığını giderayak idrak ettiği tahmin olunur. Diğer yandan, bandın en sonu, Çağlayangil’in de kendini tatmin zevkinden kendini mahrum edemediğini gösteriyor: “... Yalnız, son zamanlarda bilhassa sınırlarda, dış tesirlerle, Kürtlerin bağımsızlık hareketi başlamıştır.” Yanlış yapmışız demiyor da, “dış tesirlerle” diyor. Yine o mukaddes “dış mihraklar” can simidi. “Biz hatasızız, sütten çıkmış kaşığız, suç hep başkalarında” nakaratı. Milli Emniyetçi, vali, bakan ve cumhurbaşkanı vekili Çağlayangil, koca ülkeyi 80 küsur yıldır perişan eden en yanlış stratejinin, yani ıslahat yerine fütuhat’ın seçildiğini ya göremeden ölüyor, yahut itiraf edemeden...

Not: Ben İzmir’denim, ama DTP konvoyuna saldıran İzmir benden değil.

Düzeltme: Geçen haftaki yazımın resimaltına Arika hanım yerine Zaruk hanım yazılmış, kusura bakmayınız.

 

Alinti:-http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&ArticleID=966666&Date=01.12.2009&CategoryID=42-

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Dersim Kürt isyanlari icersinde toplu olarak denenmis bir isyandir,amac Anadolu'da bir Kürt bölgesi kurmaktir.Devletin bu isyani bastirmasi evet biraz kanli olmus ama yerinde olmustur.Isyanlar bastirilirken muhakkak ki zor kullanilacaktir bu kacinilmazdir.Bugün nasil PKK ile mücadele ediliyorsa dünde asiret reislerinin emrinde ayaklanan din maskeli Kürtcülele bu mücadele verilmistir.Bugün Öcalan dün Seyh Said vardi.Kürt Teali ise Atatürkten önceydi.Baskin Oran gibi Diaspora agziyla aydinlik yapanlar,dün azili solcu bugün emperyalistlerin emrinde calisan liboslarin gercekleri carpitmalari yeni degildir.

 

 

saygilarla

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Dersim Kürt isyanlari icersinde toplu olarak denenmis bir isyandir,amac Anadolu'da bir Kürt bölgesi kurmaktir.Devletin bu isyani bastirmasi evet biraz kanli olmus ama yerinde olmustur.Isyanlar bastirilirken muhakkak ki zor kullanilacaktir bu kacinilmazdir.Bugün nasil PKK ile mücadele ediliyorsa dünde asiret reislerinin emrinde ayaklanan din maskeli Kürtcülele bu mücadele verilmistir.Bugün Öcalan dün Seyh Said vardi.Kürt Teali ise Atatürkten önceydi.Baskin Oran gibi Diaspora agziyla aydinlik yapanlar,dün azili solcu bugün emperyalistlerin emrinde calisan liboslarin gercekleri carpitmalari yeni degildir.

 

 

saygilarla

Baskin Oral'i ve Dersim görüslerini elestirebilirsiniz, ama keske bu elestirinizi yaparken en azindan iddalarini cürütecek delilleri göstererek yapsaydiniz daha verimli ve gercekci olurdu. Baskin Oral dikkat ederseniz kendi görüsünün yanisira dönemin olayla direk iliskis olanlarin kendi agizlarindan cikanlarla olayi acikliga kavusturmaya calisiyor. En azindan arsiv kaynagi dahi veriyor. Siz ise her zamanki genel bir görüsünüzü devamli dogru kabul edip kaynak dahi gösteremeden iddaalrin yanlis oldugu kanisinidasiniz.

 

Biraz inandirici olabilmek icin tarihten örnek ve kaynaklarla elestirmek gerekir.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Dersim Kürt isyanlari icersinde toplu olarak denenmis bir isyandir,amac Anadolu'da bir Kürt bölgesi kurmaktir.Devletin

Hangi kaynaga göre bu kadar kesin bir görüs iletebiliyorsunuz?

Kaynak????? Arsiv????

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Dersim Kürt isyanlari icersinde toplu olarak denenmis bir isyandir,amac Anadolu'da bir Kürt bölgesi kurmaktir.Devletin bu isyani bastirmasi evet biraz kanli olmus ama yerinde olmustur.Isyanlar bastirilirken muhakkak ki zor kullanilacaktir bu kacinilmazdir.Bugün nasil PKK ile mücadele ediliyorsa dünde asiret reislerinin emrinde ayaklanan din maskeli Kürtcülele bu mücadele verilmistir.Bugün Öcalan dün Seyh Said vardi.Kürt Teali ise Atatürkten önceydi.Baskin Oran gibi Diaspora agziyla aydinlik yapanlar,dün azili solcu bugün emperyalistlerin emrinde calisan liboslarin gercekleri carpitmalari yeni degildir.

 

 

saygilarla

 

İsyan nedir?

 

Dersim'de isyan olan ne?

 

Devrim nedir?

 

Dersim'de devrilen ne?

 

Yahudilerin kendilerini sabuna çeviren Nazilere ettikleri ''isyan'' ise Dersimdekilerin kendilerini yakmaya gelen subaylara taş atmaları da o kadar ''isyan'' dır...

 

Meşalesi içi çocuk dolu olan ahır ateşi, sıcaklığı yaktıkları bebeklerin saman alevi olan Dersim ''devrimine'' selam olsun..!!!!

 

Dersimde bildikleriniz ne kadar gerçekçi ise diğer ''isyanlar'' ile ilgili bildikleriniz ve söyledikelriniz de o kadar gerçekçidir katımızca..

 

Kalın Sağlıcakla.......

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Yahudiler isyan etmedi,Kürtcülükle Yahudilerin ugradigi insanlik disi zulmü bir tutmak isyanlari hakli göstermek PKK'yida aklamaktir.Yahudiler isyan etmedi,Yahudiler ait olduklari toplumdan dislanarak soykirima ugratildi.Türkiye'de böyle bir katliam yasanmadigi gibi,38 bölücü Kürtcü isyanla ülkenin bir bölgesi koparilmak istendi.Sevr bunun belgesidir.Ingilizlerle isbirligi yapan Kürtlerin tek amaci Kürdistandi.Isyanlarin tek amacida Kürdistandi.Edebi sözlerle isyanlari farkli yönlere cekmek ancak isyana tekrar tekrar hazir olmak demektir.Dersimde devrim degil ayaklanma oldu,devrimin ne oldugunu bilmeden devrim sözcügünü her önüne gelen kullaniyor hani derler ya 'agzi olan konusuyor'diye.PKK Marksist ideolojiye sahipmis gibi ortaya cikti ama kisa zamanda anlasildi ki emperyalistlerin emrinde calisan bir kanli taseron örgütmüs.Dünkü Kürtcü isyanlarda aynen böyleydi.Ingilizlerin kucaginda Türk devletine karsi ayaklanmanin sonuclarinada katlanmaniz gerekir.Bugünde Avrupa Birliginin kucaginda oturam PKK-DTP mensuplari dünkü gibi Türkiye'ye karsi bir cephenin icersindedirler.Ama yapacaginiz hersey nafiledir.Ve sonu hüsrandir.

 

 

saygilarla

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Dersim Kürt isyanlari icersinde toplu olarak denenmis bir isyandir,amac Anadolu'da bir Kürt bölgesi kurmaktir.Devletin bu isyani bastirmasi evet biraz kanli olmus ama yerinde olmustur.Isyanlar bastirilirken muhakkak ki zor kullanilacaktir bu kacinilmazdir.Bugün nasil PKK ile mücadele ediliyorsa dünde asiret reislerinin emrinde ayaklanan din maskeli Kürtcülele bu mücadele verilmistir.Bugün Öcalan dün Seyh Said vardi.Kürt Teali ise Atatürkten önceydi.Baskin Oran gibi Diaspora agziyla aydinlik yapanlar,dün azili solcu bugün emperyalistlerin emrinde calisan liboslarin gercekleri carpitmalari yeni degildir.

 

 

saygilarla

 

Bu topraklarin sorunu sizin ha bire ileri surdugunuz Kurtculer degildir. Zira Kurtler hic bir zaman hic bir h alki ne yok saydi ne de ana haklarini yasakladi. Asil yasaklayanlar ve diger halklara hogoru gostermeyenlerin kim oldugun siz de biz de cok iyi biliyoruz. Hatta burada su an bile o kesimin avukatligini ve sozculugunu yapiyorsunuz ha bire. Her iletiniz her yorumunzu bu topraklarin asil sorunu olan TURKCULUK uzerinden yapiliyor!

 

Tekrar ediyorum: Bu ulkede sorun Kurtculer degil TURKCULERDIR!

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Yahudiler isyan etmedi,Kürtcülükle Yahudilerin ugradigi insanlik disi zulmü bir tutmak isyanlari hakli göstermek PKK'yida aklamaktir.Yahudiler isyan etmedi,Yahudiler ait olduklari toplumdan dislanarak soykirima ugratildi.Türkiye'de böyle bir katliam yasanmadigi gibi,38 bölücü Kürtcü isyanla ülkenin bir bölgesi koparilmak istendi.Sevr bunun belgesidir.Ingilizlerle isbirligi yapan Kürtlerin tek amaci Kürdistandi.Isyanlarin tek amacida Kürdistandi.Edebi sözlerle isyanlari farkli yönlere cekmek ancak isyana tekrar tekrar hazir olmak demektir.Dersimde devrim degil ayaklanma oldu,devrimin ne oldugunu bilmeden devrim sözcügünü her önüne gelen kullaniyor hani derler ya 'agzi olan konusuyor'diye.PKK Marksist ideolojiye sahipmis gibi ortaya cikti ama kisa zamanda anlasildi ki emperyalistlerin emrinde calisan bir kanli taseron örgütmüs.Dünkü Kürtcü isyanlarda aynen böyleydi.Ingilizlerin kucaginda Türk devletine karsi ayaklanmanin sonuclarinada katlanmaniz gerekir.Bugünde Avrupa Birliginin kucaginda oturam PKK-DTP mensuplari dünkü gibi Türkiye'ye karsi bir cephenin icersindedirler.Ama yapacaginiz hersey nafiledir.Ve sonu hüsrandir.

 

 

saygilarla

 

Isterseniz siz gidip Turkce bir sozulkte "ISYAN" sozcugunun anlamini ogrenin sayin politika! ISYAN neden yapilir. Neye karsi yapilir! Sonra gelin konusalim! Cunku bence siz bu kelimenin anlamini bile bilmeden kullaniyorsunuz ve kendi kendinizi curutuyorsunuz her kullandiginizda!

 

:)

 

Vallahi nufusu on milyonlara dayanmis, Dunya'nin en guclu ordusunun bile yok edemedigi bir halkin sonu hic bir zaman da HUSRAN olamaz! Ornegini siz de gordunuz son 80 yilda! Kurtler hala DIMDIK duruyor! :)

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Türkcüler kendileriyle o kadar celiskililerki bir baslita iddaa ettiklerinin tam tersini diger baska bir baslikta söyleyebiliyorlar. Mesela bir baslikta osmanli'dan bahsederken Osmanlinin Türk düsmani oldugunu iddaa ederken baska bir baslikta da Türk olamin irk degil sadece vatandaslik bazinda oldugunu, yani Kürt, Türkmen, Cerkez, Laz, Rum, Arnavut, Ermeni,... , bunlarin tümüne Türk deniliyormus. madem öyle ise Osmanlidan bahsederken "Türk" dediginiz kim?

 

Türkcüler bu cerceveden bakildigi zaman ülkedeki tek inkarci ve sorun yaratanlardir. Kendi yaptiklarina da cok güzel kilif uydurmayi bayagi beceriyorlar.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Dersimde devrim degil ayaklanma oldu,devrimin ne oldugunu bilmeden devrim sözcügünü her önüne gelen kullaniyor hani derler ya 'agzi olan konusuyor'diye.

Arkadasim cevap verdiginiz yorumu defalarca okudum ama arkadas Dersim'de devrim falan oldu demiyor, tam aksine size soruyor,Devrim nedir diye? Yorumlari irdelemeden ve dogru okumadan hazir cevap vermeye calisirsak tabiiki böyle kaoslar ortaya cikacaktir.

 

Dolayisiyla yukarida sizden alintiladigim yaziniz gercektende dogru bir isabet.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

...

"Farklı olduğunu" dikte etmeyi kastediyorum...

Diğerinin, aslında "Sizden" olmadığını kanıksattığın bir algıdan söz ediyorum...

Sizin, aslında "Başkasından" olamayacağınızı kastettiğiniz bir ayrışmadan söz ediyorum...

...

Fakat beni tutup da farklılıklara saygı duymayan birisi olarak nitemeleyin derim sadece...

 

...

 

Bende farklı olana tahammülsüzlüğün farklı olana dikte ettirilenlerle benzetme çabalarından bahsediyorum.

 

Buna da karşı olmamız gerekli değil mi.

 

Dostum;

 

Sizi değil,düşüncelerinizi konuşuyoruz.Sizi tanıyorum;ne demek istediğinizi de anlıyorum.Sizi "A"veya " B" olarak nitelemedim ki.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Isterseniz siz gidip Turkce bir sozulkte "ISYAN" sozcugunun anlamini ogrenin sayin politika! ISYAN neden yapilir. Neye karsi yapilir! Sonra gelin konusalim! Cunku bence siz bu kelimenin anlamini bile bilmeden kullaniyorsunuz ve kendi kendinizi curutuyorsunuz her kullandiginizda!

 

:)

 

Vallahi nufusu on milyonlara dayanmis, Dunya'nin en guclu ordusunun bile yok edemedigi bir halkin sonu hic bir zaman da HUSRAN olamaz! Ornegini siz de gordunuz son 80 yilda! Kurtler hala DIMDIK duruyor! :)

 

Su yazdiginiz paragrafi bir daha okudunzmu,ve ne demek istediginizin farkindamisiniz acaba.Siz resmen Türk ordusunu Kürtlerle savasiyor gibi göstererek sadece terörü savunmuyorsunuz ayni zamanda tüm Kürt toplumunuda terörist yapiyorsunuz.Türk ordusu Kürtlerle savasmadi,tweröristlerle savasti,kahpece kurulan tuzaklara karsi Türk ordusu yillardir yilmadan mücadele vermistir ve vermeyede devam edecektir.Ta ki dagdaki eskiya dagdan inene kadar.

Isyan sözcügünü bana sorarken heralde siz anlamini bilerek soruyorsunuz.Isyan baskaldirmadir,Kürtcülerin isyanlari ise baskaldirma degil ülkeyi bölme amaclidir.Bana kelime oyunlari yapacaginiza Kürtcülügü sorgulamayi ögrenin.

 

saygilarla

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Baskin Oral'i ve Dersim görüslerini elestirebilirsiniz, ama keske bu elestirinizi yaparken en azindan iddalarini cürütecek delilleri göstererek yapsaydiniz daha verimli ve gercekci olurdu. Baskin Oral dikkat ederseniz kendi görüsünün yanisira dönemin olayla direk iliskis olanlarin kendi agizlarindan cikanlarla olayi acikliga kavusturmaya calisiyor. En azindan arsiv kaynagi dahi veriyor. Siz ise her zamanki genel bir görüsünüzü devamli dogru kabul edip kaynak dahi gösteremeden iddaalrin yanlis oldugu kanisinidasiniz.

 

Biraz inandirici olabilmek icin tarihten örnek ve kaynaklarla elestirmek gerekir.

 

Hangi belgeleri istiyorsunuz.Belgeler ortadadir.Baskin Oran'in arsivledigi belgeler herkesin bildigi belgelerdir,Isyanin kanli bastirildigini Caglayangil zaten hatiralarinda anlatiyor,bu gizli sakli birsey degildir.Bizim tartistigimiz alan Dersim isyanidir isyanin nasil bastirildigi degil.

 

saygilarla

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Hangi belgeleri istiyorsunuz.Belgeler ortadadir.Baskin Oran'in arsivledigi belgeler herkesin bildigi belgelerdir,Isyanin kanli bastirildigini Caglayangil zaten hatiralarinda anlatiyor,bu gizli sakli birsey degildir.Bizim tartistigimiz alan Dersim isyanidir isyanin nasil bastirildigi degil.

 

saygilarla

Caglayangil'in sesli arsivide var, Baskin Orak kaynak olarak göstermis zaten ve girer dinlersiniz. Degisik kaynaklarda var. Ama caglayangil'in kendi sesinden verdigi bilgiler o dönemde insanlara karsi savasta dahi kulanilmasi yasak olan ayni Saddamin bir dönemler Kürt halkina yaptigi katlimi anlatiyor. Ben sizin gercektende kaynaklara konustugunuzdan bayagi süpheliyim. Her yazinizda ayni söylemlerle genel bir savunma görüyorum.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Su yazdiginiz paragrafi bir daha okudunzmu,ve ne demek istediginizin farkindamisiniz acaba.Siz resmen Türk ordusunu Kürtlerle savasiyor gibi göstererek sadece terörü savunmuyorsunuz ayni zamanda tüm Kürt toplumunuda terörist yapiyorsunuz.Türk ordusu Kürtlerle savasmadi,tweröristlerle savasti,kahpece kurulan tuzaklara karsi Türk ordusu yillardir yilmadan mücadele vermistir ve vermeyede devam edecektir.Ta ki dagdaki eskiya dagdan inene kadar.

Isyan sözcügünü bana sorarken heralde siz anlamini bilerek soruyorsunuz.Isyan baskaldirmadir,Kürtcülerin isyanlari ise baskaldirma degil ülkeyi bölme amaclidir.Bana kelime oyunlari yapacaginiza Kürtcülügü sorgulamayi ögrenin.

 

saygilarla

Cumhuriyetin kurulusundan günümüze kadar TSK devlet adina asiretlere ve terörüstlere karsi savas adi altinda Kürt halkina karsi savasmistir. Bu gercegi gümüzde devlet yetkilileri dahi kabul ediyor artik. Hic bir Kürt kendi basvurusu veya arzusu ile korunmak amaciyla köylerini bosaltmamistir, metropollere göc ederek oralarda varoslarda yasamak istememistir, köylerini, kasabalarini terk edip ülkenin bati ve ic anadolu bölgesine yerlesmek istememistir. Bunlarin tümü asimile ve savas politikalarinin sonucu olarak bölge halkina dayatilmistir. Köyler bosunami yakildi dersiniz? Sakin simdi köyleri PKK yakti demeyin. Devlet yetkilileri itiraf ediyor, bosuna onlari savunmaniza gerek kalmadi.

 

Bunun adi Kürt halkina karsi yapilan savas degilde onlari kucaklamakmi acaba?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Su yazdiginiz paragrafi bir daha okudunzmu,ve ne demek istediginizin farkindamisiniz acaba.Siz resmen Türk ordusunu Kürtlerle savasiyor gibi göstererek sadece terörü savunmuyorsunuz ayni zamanda tüm Kürt toplumunuda terörist yapiyorsunuz.Türk ordusu Kürtlerle savasmadi,tweröristlerle savasti,kahpece kurulan tuzaklara karsi Türk ordusu yillardir yilmadan mücadele vermistir ve vermeyede devam edecektir.Ta ki dagdaki eskiya dagdan inene kadar.

Isyan sözcügünü bana sorarken heralde siz anlamini bilerek soruyorsunuz.Isyan baskaldirmadir,Kürtcülerin isyanlari ise baskaldirma degil ülkeyi bölme amaclidir.Bana kelime oyunlari yapacaginiza Kürtcülügü sorgulamayi ögrenin.

 

saygilarla

 

Evet aynen oyle diyorum. Ve bu Kurtleri degil, Turk ordusunu ve devleti suclu duruma dusurur! Bir devlet ne curretle ve ne hakla kalkip koca bir sehrini yerle bir edip 13bin kusur insani bombalayip yok? Gerci bunun daha buyuk ornekleri de var 1915'te ama neyse konu dagilmasin!

 

Size ve sizin dusunce tarziniza uygun gelebilir bu ama insanlik icin bir SUCTUR!

 

Ben Kurtculugu sorun olarak gormuyorum cunku elinden alinan haklari aramak Kurtculuk olamaz! Bu haklari ayaklar altina alip kendi vatandaslarini baski ve iskence altinda tutan TURKCULUGU sucluyorum! Kelime oyunlari degil beyefendi. Isyan baskaldirmadir. Neye baskaldirilir? KOTU MUMELEYE ve HAKSIZLIGA! Gercekler bunlar!

 

Istediginiz kadar susleyip kahramanlik nutuklari atin. Kurtlere haksizlik yapilmistir. Aramizdaki fark sizin bu haksizligi DOGRU olarak lanse etmeniz bizlerin ise HAKSIZLIGIN adini HAKSIZLIK koymamiz!

 

Savundugunuz seye bakin! Ayip!

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Hangi belgeleri istiyorsunuz.Belgeler ortadadir.Baskin Oran'in arsivledigi belgeler herkesin bildigi belgelerdir,Isyanin kanli bastirildigini Caglayangil zaten hatiralarinda anlatiyor,bu gizli sakli birsey degildir.Bizim tartistigimiz alan Dersim isyanidir isyanin nasil bastirildigi degil.

 

saygilarla

 

Her gun bir yerden gecmiste hazirlanmis ve uygulanmis oldugu saptanmis "Kurtler nasil bastirilir" ya da "Kurtler nasil Turklestirilir" baslikli raporlar cikiyor! Devletin Kurtlere haksizlik yapmis oldugunu ve kirli siyaset uygulamis oldugunu gorebilmek icin daha ne istiyorsunuz? Illah gokten Allah'mi inip soylesin?

 

Siyasetcileriniz bile kabul ediyor, artik ne kanit istiyorsunuz?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Türkcüler kendileriyle o kadar celiskililerki bir baslita iddaa ettiklerinin tam tersini diger baska bir baslikta söyleyebiliyorlar. Mesela bir baslikta osmanli'dan bahsederken Osmanlinin Türk düsmani oldugunu iddaa ederken baska bir baslikta da Türk olamin irk degil sadece vatandaslik bazinda oldugunu, yani Kürt, Türkmen, Cerkez, Laz, Rum, Arnavut, Ermeni,... , bunlarin tümüne Türk deniliyormus. madem öyle ise Osmanlidan bahsederken "Türk" dediginiz kim?

 

Türkcüler bu cerceveden bakildigi zaman ülkedeki tek inkarci ve sorun yaratanlardir. Kendi yaptiklarina da cok güzel kilif uydurmayi bayagi beceriyorlar.

 

Dominik, sizin iletileri anlamlandırmak gibi bir kaygınızın olmadığı

Ve söylemlerinizi bundan hareket ederek dile getirdiğinizi biliyoruz elbette ki...

 

Sanırım size Osmanlılar'ı ve Türkiye'yi kavram şemaları ile anlatmak gerekecek.

Zira "Süreç" nedir; zaman, olay ve olgu ilişkisini pek bilmiyorsunuz...

 

Öncelikle;

"Türk Irkından" diyerek nitelediğiniz kesim hiçbir zaman kendisine "Türk" demez...

"Türkmen" "Oğuz" ya da "Yörük" derler...

 

Osmanlılar'da "Türkmen" dediğimiz kesim bir etnik-unsurdur ve etnisiteye dayalı toplumsal yapıları; yani aşiret yapıları 1500lerden itibaren sistemli olarak yok edilmiştir.

 

16ncu yüzyıldan 20nci yüzyıla gelen süreçte bu Türkmenler, aşiret ilkel toplumsal yapılarını yitirirken, "Türk" adı bir tarihsel atama olarak, Anadolu'ya ve Anadolu üzerinde yaşayanlara ad olmuştur.

 

19-20nci yüzyılda "Ulus Bilinci"nin Osmanlı'ya yansıması ve devamında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması ile önce toplumsal ve sonra da devlet ilkesi olarak "Türklük" Ulusal bir adlandırma halini almıştır.

 

Tam olarak da bu yüzden, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes; etnik kökeni ne olursa olsun, Türk'tür...

 

Şimdi, onlarca ayrıntılı ileti arasından, bunu nasıl olur da kavrayamazsınız ve insanları "çelişkili" addedebilirsiniz?

 

"Madem öyle Osmanlı'dan bahsederken Türk dediğimiz kim" mişşşşşş!

 

Siz hala Osmanlı ile Türkiye arasındaki farkı kavrayamıyorsanız, daha ne diyeyim!?.

 

Cumhuriyetin kurulusundan günümüze kadar TSK devlet adina asiretlere ve terörüstlere karsi savas adi altinda Kürt halkina karsi savasmistir.

Kürtler, o ilkel aşiret yapısını korumak için Devletle savaşmışlardır, Karşı-Devrim süreci yaratmışlardır...

Tarihi tersten okumayalım lütfen...

 

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Bende farklı olana tahammülsüzlüğün farklı olana dikte ettirilenlerle benzetme çabalarından bahsediyorum.

 

Buna da karşı olmamız gerekli değil mi.

 

Dostum;

 

Sizi değil,düşüncelerinizi konuşuyoruz.Sizi tanıyorum;ne demek istediğinizi de anlıyorum.Sizi "A"veya " B" olarak nitelemedim ki.

 

Dediğinize karşı olmak elbette ki gerekli;

Ama ben "farklı olanların bir arada yaşamaları"nın sadece ve sadece ortak değerler ile ve ortak değerlerin güçlenmesi ile olabileceğini anlatıyorum...

 

Ortak Değerleri güçlendirmek, birisinin diğerini asimilesi değildir...

"Biz size hep verelim, sizden almayalım" demek de değildir...

 

Zaman, o ortak değerleri kendisi yaratır ve bireyler de buna sahip çıkar; budur...

Yeryüzünde, en ilkel hali ile saf kalmış bir etnik kitle de yoktur...

Ne Kürt kültürü, ne Çerkez kültürü, ne Ermeni kültürü, ne Türkmen kültürü en saf hallerinde değillerdir;

En saf halinde, statik kalmak kaygısında olan hiçbir kültür de gelişemezler ve yok olup giderler...

Kırılırlar...

 

Sizin etnik-kültürünüzün öğelerini geliştirmeniz, sizin sorumluluğunuzdadır ama ben bu sorumluluğunuza saygı duyarım ve sahip çıkarım...

Benim etnik-kültürümün öğelerini geliştirmem, benim sorumluluğumdadır ve siz de bu sorumluluğuma saygı duymalı ve sahip çıkmalısınız...

 

Fakat "Ortak Değerlerimiz"i geliştirmemiz top yekün hepimizin sorumluluğundadır ve her üyesi bu sorumluluğa sahip çıkmakla yükümlüdür...

 

Bir toplumu Ulus yapan kaygı da budur bugün...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

 

Kürtler, o ilkel aşiret yapısını korumak için Devletle savaşmışlardır, Karşı-Devrim süreci yaratmışlardır...

Tarihi tersten okumayalım lütfen...

 

Resmi ideolojinin kendisini hakli göstermek icin yillardan beri harcadigi bir propaganda, ama kimse yemiyor artik bu hikayeleri.

 

Tarihe bakildiginda saldiran ve isgal eden tüm devletlerin yapmis oldugu resmi ideolojinin propagandasi. Örnegin

 

Ikinci cihan harbini baslatan Hitler'in syölemlerine bakalim

 

"Almanya artik ülkesine saldiranlara karsi karsi karsi ataga gecmistir", Almancasi "Deutschland schießt zurück" Burada Hitler Polonya'ya saldiriken sarfetmisti bu söyzleri. Gercek ise Polonya asla Almanya'ya saldirmamisti.

 

Saddam Kuveyt'e saldirmak icin neler demisti?

 

"Kuveyt Irak topraklaridir" Gercek ise Kuveyt Irak topraklarina ait degil.

 

ABD Irak'i isgal icin neler sarfetmisti?

 

"Saddam kimyasal silaha sahip ve dünya barisini tehdit ediyor" Gercek ise Saddam'in kimyasal silaha sahip olmadigi belgelendi.

 

ABD Afganistan'i isgal etmek iicn neler söylemisti?

 

El-Kaide Amerika'da saldirilar düzenledi ve Taliban El-Kaide liderini ABD'ye teslim etmek istemedi.

 

Gercek ise ABD'de düzenlenen 11 Eylül saldirilarinin büyük ihtimalle CIA ile ortak planlandigi.

.

.

.

 

Herhalde Türkiye Kürt'lere karsi yapmis oldugu imha saldirilarina bir kilif uyduracak. O yüzden silahsiz insanlari magralarda dahi savaslarda dahi kullanilmasi yasak olan gaz bombalariyla katlettiler. kaynak ise Caglayangil'in kendi agzindan söyledikleri.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Devlet baskaldiran her güruhu ezme hakkina sahiptir.Adamlara bakin,devlete hesap soruyorlar,aslinda hesap vermeleri gerekirken devleti suclamaya cüret ediyorlar ve sonrada Kürtler ezildi diye agitlar yakmaya basliyorlar.Eger bugün Kürtler ülkenin her kösesinde varsa,sokaklarda terör estiriyorlarsa,Kürtler eziliyor sözleri kocaman bir yalandir.Bölücüler yalan söylemektedirler.Izmirde yaptiklari provakasyona karsi tepki koyan halki,Kürtlere tas attilar diye carpitanlarin samimiyetlerinden süphe etmek gerekir.

 

 

saygilarla

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İletiniz moderatör kontrolünden geçtikten sonra sitede gösterilmeye başlanacaktır. Eğer buna maruz kalmak istemiyorsanız lütfen hemen bir ÜYE OLUNUZ.

Misafir
İletinizi misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer üye iseniz lütfen GİRİP YAPARAK gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.