Zıplanacak içerik
  • Üye Ol
Taner Bayram

'Resmi raporlarda Dersim katliamı: 13 bin kişi öldürüldü'

Önerilen İletiler

 

'Resmi raporlarda Dersim katliamı: 13 bin kişi öldürüldü'

 

CHP'li Onur Öymen konuştu arşivlerde kalan tarihi belgeler yeniden gündeme gelmeye başladı, Dersim'le ilgili Dördüncü Umum Müfettişlik raporuna göre olaylarda 13 bin 160 kişi öldü, 11 bin 818 kişi sürgün edildi

 

Kalan Müzik'in sahibi Hasan Saltık'ın, Dersim araştırmasında ulaştığı yüzlerce belge ve fotoğraf kitap oluyor. Belgelerde ölenlerin ve sürgüne gönderilenlerin gerçek sayısının yer aldığı bir raporla, olaylar sırasındaki fotoğraflar da bulunuyor

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in TBMM'deki konuşmasıyla gündeme gelen 'Dersim İsyanı' ve devletin düzenlediği harekâtla ilgili 71 yıldır gizli kalmış belge ve fotoğraflar gün ışığına çıktı. 1937-1938 yıllarında harekâta katılan asker ve subayların, dönemin emniyet müdürlerinin, vali ve kaymakamların kişisel arşivlerinden isyanla ilgili hiç bilinmeyen yüzlerce fotoğraf ve yazılı belgeye ulaşıldı. Belgeler arasında, ölenlerin ve sürgüne gönderilenlerin gerçek sayısının bulunduğu bir raporla, isyanın liderlerinden olduğu öne sürülen Seyit Rıza'nın idam kararının alındığı mahkeme çıkışında oğluyla kol kola görüldüğü fotoğraf da bulunuyor. Bölgenin önemli aşiret reislerinden Şahin Ağa ve amcasının cansız bedenini, askerlerin mağaralara düzenlediği baskınları ve halkın çaresizliğini gösteren fotoğraflar da dikkat çekiyor. Bir başka karede ise askerlerin gözetimindeki kadın aynı anda iki çocuğunu birden emziriyor. Fotoğrafların birinde ise harekât emrini veren dönemin Başbakanı İsmet İnönü, Hozat ziyaretinde görülüyor.

 

4. UMUM MÜFETTİŞLİK RAPORU

Dersim olaylarıyla ilgili 9 yıl boyunca araştırma yapan Kalan Müzik'in sahibi Hasan Saltık, arşivindeki bu önemli belgeleri ilk kez SABAH'la paylaştı. Harekâta katılmış, hayatta kalan asker ve bürokratlara, ölenlerin akrabalarına ulaşan Saltık; sahaflar, müzayedeler, özel koleksiyoncular ve İngiliz Ulusal Arşivleri'nden de yararlanarak, kendi tabiriyle 'çuvallar dolusu belge ve yüzlerce fotoğrafa' ulaştı. 'Katliam' olarak nitelendirdiği Dersim olaylarında ölen ve sürgüne gönderilenlerin sayısının yanlış bilindiğini söyleyen Saltık, "Harekâtın başında olan bir subayın Dördüncü Umum Müfettişlik raporuna ulaştım. Bu rapora göre, 13 bin 160 sivil ölü var. Sürgüne gönderilen hane sayısı 2 bin 258. Kişi sayısı ise 11 bin 818" diye konuştu.

 

"KAN İÇER İNSAN ETİ YERLER"

Dönemin Ovacık Kaymakamı'nın Ankara'ya yazdığı bir rapora da ise Tunceliler'in kan içip, insan eti yediği, güneşe taptığının yazıldığını anlatan Saltık, "Harekât için daha ne bekliyorsunuz demeye getirmiş. Bir müzayedede o dönemin Tunceli Emniyet Müdürü'nün fotoğraf albümünü de ulaştık. Harekat sırasında çekilmiş fotoğraflardı. Bir vali muavinin arşivini de bulduk, ölenlerin tek tek fotoğrafları var" dedi. Belge toplarken zorlandığını da ifade eden Saltık, nedenini şöyle anlatıyor; "Bazıları hiç konuşmazken bazıları anlattıklarının kayıt altına alınmasını tercih etmedi. Konuştuklarının öldükten sonra yayımlanmasını isteyenler oldu. Kimi '12 Eylül'de solcular bizi öldürür' korkusuyla elindeki tüm fotoğrafları imha etmiş. Araştırmalarım sonucu şunu gördüm ki, Dersim hareketine katılan askerlerin, subayların çoğu bir daha eski haline dönememiş. Çoğunun söylediği aynı: 'Çok kötü şeyler yaptık'."

 

 

BU DA JANDARMANIN DERSİM ANDICI

Jandarmanın 1931'de tuttuğu Dersim raporunda, "Kızılbaş, Sünni'yi sevmez, kin besler ona ezelden beri düşmandır" deniyor. Türklüğü telkin için 2 okul açılması öneriliyor

Jandarma Umum Kumandanlığı'nın (Jandarma) 1931 yılında Dersim'le ilgili tuttuğu raporu ortaya çıkardı. Tutulan raporlar, bir kitap haline getirildi ve sadece 100 adet basıldı. Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi'nin raflarında bulunan "Dersim" kitabında; aşiret, aşiretlerin yapısı, hükümete yakın olanlar olmayanlar, devlet karşıtı aşiretlerin içlerine sızma yöntemleri ile Batı'ya göç ettirilen aşiretlerin listesine yer veriliyor.

 

KILIÇDAROĞLU'NUN AŞİRETİNE

Cumhuriyet döneminde, Dersim'de devlete karşı ayaklanan, kendi içlerinde işbirliği yapan aşiretlerin tümü sürgün ediliyor. Sürgünde Trakya ilk adres oluyor. CHP'li Onur Öymen için 'gereğini yapsın" diyen partisinden Kemal Kılıçdaroğlu'nun isyancı dedesinin Kureyşanlı Aşireti, Tekirdağ'ın Saray kazasına gönderiliyor. Trakya'ya sürgüne gönderilen 347 aileden 3 bin 470 kişinin ulaşım masrafları devletin kasasından çıkıyor. Botanlı Aşireti Edirne (Uzunköprü), Koç Uşağı Aşireti ve Hozat Reisleri Balıkesir (Balya), Şadilli Aşireti Balıkesir ( Bandırma), İksor Aşiret Reisleri (Kırklareli), Balabanlı Aşiret Reisleri Çorlu'ya gönderiliyor.

 

KİM BU DERSİMLİLER

Rapordaki en dikkat çekici bölüm ise devletin bakış açısını ortaya koyması açısından Dersimliler'le ilgili tespitler:

Konuştukları dil Zazacadır.

Dersim kalabalık ve çok silahlıdır. Dersim'de silah toplamak gün ve ay işi değildir. İki sene işidir.

Türk ve Türklüğü telkin etmek için iki mektep açılmalı.

Hükümete karşı tamamıyla anarşiktir.

Dersim hükümeti cumhuriyet için bir çıbandır.

Dersimliler askerlik yapmazlar.

Zaza kadını, Türkmen ve Yörük kadınları gibi cinsi temasa pek düşkündür.

Türkmen kadını gibi evinin işlerini çevirir.

Yavuz Sultan Selim'in gazabı olmasaydı bugün güzel Türkiyemiz'de tek bir Sünni'ye tesadüf etmek imkanı belki de mümkün olmayacaktı.

Aleviliğin en kötü ve tefrika değer cephesi Türklük'le aralarındaki derin uçurumdur. Bu uçurum Kızılbaşlık itikadıdır.

Kızılbaş, Sünni Müslümanı sevmez. Kin besler, onun ezelden düşmanıdır.

Kızılbaşları, yuvarlak kafası, geniş alnı basık yüzü ile gözlerinin daima akın yollarını, uzakları araştıran cevvaliyeti ile Türk neslinden ayrı bir nesle bağlamak güç bir iş olur.

Dersim; Türk, Faris, Asur, Ermeni, Arap gibi milletlerin tortularını almış bir mıntıkadır.

Ermenilik Dersim içinde şimale gittikçe kesafetini kaybetmiş ve ancak kasabalar ve onların yakınında barınıp taşamamış ve hiçbir zaman Dersim umum nüfusunun yüzde 20'sini aşamamıştır. Harbi umumiden sonra izlerini bırakarak ölmüştür.

(Sabah)

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Dersim isyani'da diger 38 Kürtcü isyanlari gibi bir isyandi.Ve bastirildi.Dersim isyaninin bastirilmasindan sonra kitlesel isyan hareketleri son bulmusutur.Türkiye'nin toprak bütünlügünün isyanlarla bölünemiyecegi amlasilarak bundan sonra "MARKSIST BÖLÜCÜLÜK"dönemine gecilmistir.1938'den sonra Kürt milliyetciligi yapanlarin yanisira Marksist-Leninist gruplar girisilecek bir isci-köylü devrimi ile Komünist Kürdistan kurma calismalari yürütmüslerdir.Siyasi Kürtcüler faaliyet alani olarak Suriye,Iran,irak'i secmis ve emperyalist güclerin bölgedeki önemli piyonlarindan birisi haline gelmistir.

1962-1992 Türkiye'sinde bircok illegal Kürtcü örgüt faaliyet göstermistir.Asala Ermeni terör örgütü dünya kamuoyundan siddetli tepkiler aldigi icin calisma alanini PKK'ya devretmis ve 1984 yilinda PKK sahneye itilmis Asala terör örgütü geri plana cekilmistir.PKK örgütünde ele gecirilen yabancilarin cogusu Ermenidir.21-28 Nisan 1980 tarihini "KIZIL HAFTA"olarak ilan eden PKK 24 Nisan tarihini sözde Ermeni katliam günü olarak anmaya baslamis,Lübnan'in Sidon kentinde PKK-ASALA ortak toplantisi ile PKK resmen Asala'dan terör misyonunu üstlenmis ve yurt disindaki temsilciliklere yapilan saldirilari Asala ile birlikte gerceklestirmislerdir.PKK'nin amacida aynen kendinden önceki Kürtcü terör olaylari gibi ülkenin bölünmesi ve toprak kazanma amaclidir.

 

 

saygilarla

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Dersim isyani'da diger 38 Kürtcü isyanlari gibi bir isyandi.Ve bastirildi.Dersim isyaninin bastirilmasindan sonra kitlesel isyan hareketleri son bulmusutur.Türkiye'nin toprak bütünlügünün isyanlarla bölünemiyecegi amlasilarak bundan sonra "MARKSIST BÖLÜCÜLÜK"dönemine gecilmistir.1938'den sonra Kürt milliyetciligi yapanlarin yanisira Marksist-Leninist gruplar girisilecek bir isci-köylü devrimi ile Komünist Kürdistan kurma calismalari yürütmüslerdir.Siyasi Kürtcüler faaliyet alani olarak Suriye,Iran,irak'i secmis ve emperyalist güclerin bölgedeki önemli piyonlarindan birisi haline gelmistir.

1962-1992 Türkiye'sinde bircok illegal Kürtcü örgüt faaliyet göstermistir.Asala Ermeni terör örgütü dünya kamuoyundan siddetli tepkiler aldigi icin calisma alanini PKK'ya devretmis ve 1984 yilinda PKK sahneye itilmis Asala terör örgütü geri plana cekilmistir.PKK örgütünde ele gecirilen yabancilarin cogusu Ermenidir.21-28 Nisan 1980 tarihini "KIZIL HAFTA"olarak ilan eden PKK 24 Nisan tarihini sözde Ermeni katliam günü olarak anmaya baslamis,Lübnan'in Sidon kentinde PKK-ASALA ortak toplantisi ile PKK resmen Asala'dan terör misyonunu üstlenmis ve yurt disindaki temsilciliklere yapilan saldirilari Asala ile birlikte gerceklestirmislerdir.PKK'nin amacida aynen kendinden önceki Kürtcü terör olaylari gibi ülkenin bölünmesi ve toprak kazanma amaclidir.saygilarla

 

Biz bastırılma şeklini konuşuyoruz sayın Politika,insanların mağaralara doldurulup gaz verilerek nasıl katledildiklerini,marksist leninist girşim 1978 yılında PKK'yle başlamıştır,yani 1940'tan 1978'e kadar herhangi bir kalkışma olmamıştır ancak devlet hiçbir zaman bu insanlar neden bu ayaklanmaları yaptılar diye araştırma gereği duymamıştır,nasılsa birdaha yaparsa bir daha öldürürüm mantığı güdülmüştür,Türkiyenin Türk ve Kürt halklarının ortak vatanı olduğunu söyleyenler işkencelerden geçirilmiştir,Kürtçe konuşanlar hor görülmüş itilip kakılmıştır,hiçbir Kürt partisi veya derneğinin yaşamasına izin verilmemiştir,sadece ağaların milletvekili seçilmelerine olanak sağlanmıştır,sonra 80 darbesi ve diyarbakır cezaevinde yaşananlar bu halka birilerinin çıkıp ''Bakın devlet Kürt halkına zulüm yapıyor,yaşama hakkı tanımıyor,benliğinizi unutturuyor'' deme hakkı vermiştir.

Bugün gelinen noktada,hiçkimse Pkk olmassa Kürt halkının varlığı,dili,kültürü devletçe var sayılacaktı diyemez maalesef....

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

 

Bugün gelinen noktada,hiçkimse Pkk olmassa Kürt halkının varlığı,dili,kültürü devletçe var sayılacaktı diyemez maalesef.... alıntı..

 

pekekeye alkış o halde.. :alkis:

 

Sizler Silah ile alacağız alacağımızı dediğiniz sürece hep alacaklı kalacaksınız bu gidişle.. :grin:

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

 

Bugün gelinen noktada,hiçkimse Pkk olmassa Kürt halkının varlığı,dili,kültürü devletçe var sayılacaktı diyemez maalesef.... alıntı..

 

pekekeye alkış o halde.. :alkis:

 

Sizler Silah ile alacağız alacağımızı dediğiniz sürece hep alacaklı kalacaksınız bu gidişle.. :grin:

 

Sayın dayı Türk halkının çocuklarına silah doğrultulmasını asla doğru bulmuyorum,Pkk'nin hiç olmamasını çok isterdim elbette,ama sadece Pkk üzerinden konuşarak soruna çözüm bumak mümkün değil bunuda görmek gerekir,Pkk'yi yaratn sebebler sadece kandırılmışlık yada sadece ağalık düzeni gibi gösterilmeye çalışılıyor,diğer unsurlar hep bilerek geri planda bırakılıyor,gelinen noktada diğer unsurları çözüp dağa çıkışları durdurmak gerekir,oysa hükümet insanları dağa çıkaran sebebleri çözmeden insanları dağdan indirmek istiyor.

Chp ve Mhp her fırsatta şehit ailelerini ön plana çıkarmaya çalışıyor,şehit ailelerinin acıları elbette ok büyüktür,bir çocuğu besleyip,gözünden bile sakınıp o yaşa getirmek kolay değildir ama buradaki amaç yeni fidanların yitirlmemesidr,Chp'li bir vekil,bu sorunun çözümünün konuşulacağı gün meclise bir şehit annesini getirip onun yüreğindeki atelşi körüklüyor,başka bir vekilse sorunun Dersim'deki gibi çözülmesini örnek gösteriyor....

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir ali0_1

 

Bugün gelinen noktada,hiçkimse Pkk olmassa Kürt halkının varlığı,dili,kültürü devletçe var sayılacaktı diyemez maalesef.... alıntı..

 

pekekeye alkış o halde.. :alkis:

 

Sizler Silah ile alacağız alacağımızı dediğiniz sürece hep alacaklı kalacaksınız bu gidişle.. :grin:

 

O söz alkış için söylenmemiş, buradan da anlıyoruz tartışmaya nasıl yaklaşıldığını. Vatandaş acı bir gerçeğe parmak basıyor. Bir zamanlar "Kürt" denilen insanlar "birilerinin keyfince" dağlı Türk ilan edilip aşağılanmışsa ve bunu günlük hayatta farketmek için "irkilmek" gerekmişse burada alkışlanacak herhangi birisi yoktur. Ezen, ezilmiş ve ne olduğundan habersiz insanlardan hiçbirisi alkışlanmaz.

 

Burada PKK ya övgü değil "PKK sına da onu ortaya çıkaran koşulları hazırlayanlara da" yergi var!

 

Maalesef sözcüğünün anlamını da iyi bilmek gerekir!

Tarih: Düzenleyen: ali0_1

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

O söz alkış için söylenmemiş, buradan da anlıyoruz tartışmaya nasıl yaklaşıldığını. Vatandaş acı bir gerçeğe parmak basıyor. Bir zamanlar "Kürt" denilen insanlar "birilerinin keyfince" dağlı Türk ilan edilip aşağılanmışsa ve bunu günlük hayatta farketmek için "irkilmek" gerekmişse burada alkışlanacak herhangi birisi yoktur. Ezen, ezilmiş ve ne olduğundan habersiz insanlardan hiçbirisi alkışlanmaz.

 

Burada PKK ya övgü değil "PKK sına da onu ortaya çıkaran koşulları hazırlayanlara da" yergi var!

 

Maalesef sözcüğünün anlamını da iyi bilmek gerekir!

 

Ne kadar da iyi anlamışsınız.Silahın gölgesinde büyüyen bizler;silahı çözüm olarak görmediğimizden "barış" diyoruz.Teşekkürler.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

PKK kendinden önce olusan Kürtcülük hareketlerinin daha dogrusu isyanlarinin yani ülkeyi bölme girisimlerinin en sonuncusudur.PKK'yi ortaya cikaran nedenleri yermek eger bölücülük faaliyetlerini yermek olarak ifade ediliyorsa isabetlidir yok PKK'yi mesrulastirmak amaci ile "DEVLET PKK'yi ortaya cikardi"anlamindaysa yanlistir.Ve sadece yanlis olmakla kalmayip,PKK'nin özgürlük maskesi altinda yapmis oldugu terörü ve bölücülügü savunmak demektir.PKK asla Kürt toplumu icin ortaya cikmadi,Kürtlerin haklari icin degil tamamen farkli amaclar icin calisti.Serafettin Elci:"PKK KÜRT SORUNUNU KATMERLESTIRDI"diyerek PKK yandaslarina karsi bir durus sergilemistir.

Sirf muhalif olmak icin yazmak degildir hüner,gercekleri gercek oldugu icin yazmakta yarar vardir.Sirf muhalif olmak icin terör örgütünü bir netice olarak görmek probleme tamamen ters yaklasmaktir.PKK Kürt sorununun bir sonucu degildir PKK Kürt isyanlarinin yani bölücülügün yeni versiyonudur.

Türkiye'de görev yapmis olan bir Ingiliz müstesari,kendisine verilen Dogu ve Güneydogu Anadolu'da inceleme görevi sonunda yazmis oldugu raporda:Bölgede,büyük eziyet oldugunu fakat diskriminasyondan eser olmadigini,Türklere ve Kürtlere ayni muamelenin yapildigini yazmistir.Bizde bunu her firsatta dile getiriyoruz ve diyoruz ki;Türkiye'de Kürt veya Türk ayirimi asla olmamistir,yasalar herkese esit olarak uygulanmaktadir,ne var ki siyasi ve ekonomik yanlislar nedeniyle ülkede demokrasi ve insan haklari ayaklar altindadir.Bunlarin bir an önce düzeltilmesi gerekir.

 

saygilarla

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

 

 

Söz aynıdır..anlayışlarımız farklıdır.. :)

 

pekeke olmasaydı...falan filan feşmekan olmazdı.. :) olurdu olurdu..çok daha güzel olurdu.. :)

 

Neden mi..çünki henüz T.C sınırları içerisinde T.C nin ORDUSUNDAN daha güçlüsü olmadı.. :) bu GÜÇ istediği kadarını veriyor..İSTEDİĞİNİZ kadarını değil..bunu anlamalısınız önce..ya kuralları koyacak kadar güçlü yada kurallara uyması gerektiğini bilecek kadar muhtaç.. :)

 

pekeke olmasaydı.. B) kimse kürt halkından haberdar olmayacaktı..DAR bir düşünce..buraya hapis olunduğu için AÇILINAMIYOR.. :D

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir ali0_1

Lafıma gelindi sonunda.

 

Sizi tutarlı biçimde tamamlayayım o zaman: O yüzden sorgulanacak, eleştirilecek birisi varsa o da "güçlü" olandır!

 

Ve burada yazdıklarınızın sebebi de açığa çıkıyor kendi sözünüzden: Otoriteyi ululamak!

 

"Önce en güçlü sorgulanır"

Tarih: Düzenleyen: ali0_1

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Sevgili Dayı,

 

PKK'nın neden var olduğunu sorgulamak,halkın neden PKK'yı bu kadar içselleştirdiğini anlamaya çalışmak; kesinlikle PKK'yı onaylamak anlamına gelmiyor.Benim yaşadığım yerde zorbalığın haddi hesabı yoktu.Benim güvenliğimnden sorumlu olanlar,beni PKK ile eşdeğer görünce başlar zorbalık.PKK köyleri basıp ahkam kesmeye başladı mı başlar zorbalık.Ağa toprağı ile ayarı verince,koruyucu silahı ile elimdeki ekmeği çaldığında...cehalete batmış insanlar diğerlerini cehaletle suçlayınca başlar zorbalık.

 

PKK,suçlu.PKK,terörist.

 

İyi de insanlar neden dağa çıkar,neden dağa çıkan insanlar düze inmez?

 

Aslında benim ülkem;Cemil Meriç'in değişi ile "Bu Ülke" den ibarettir.

 

Mantık;ötekileştirmekten ibaret!

 

Ne der HORATIUS;

 

Ne gülüyorsun?Anlattığım senin hikayen!

 

İşte bizim hikayemiz.

 

Saygılar.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir demirefe

Konu ısrarlı bir şekilde sürekli belli bir mecraya sokulmaya çalışılıyor.

 

Hey efendiler! Kimse Dersimlileri Kürtler diye, Aleviler diye filan soykırıma filan uğratmadı! Bu acı olayların tek nedeni, yeni gerçekleşmiş büyük ve çok önemli bir devrime, gerici ve tutucu bir tıkaç konmak istenmesi, yeni kurulmuş, büyük ülkülerle kurulmuş bir devlete isyan edilmesi ve bu yepyeni ve çağdaş atılımın darmadağın olarak tümüyle başarısızlığa uğraması tehlikesinin ortaya çıkmış olmasıdır. Bunu Dersimli de yapsa farketmez, Mersinli de... Hiç bir ayrım yoktur. Hiç kimseye şusun busun, kaşın kara gözün ela diye bir fiske vurulmamıştır. Irk, mezhep bu devletin hiç derdi olmamıştır. Bu devletin kuruluşunda böyle bir ilke yoktur. Tarih böyle çalışmış, Orta Asya'dan kopan Türk kitleleri tarihin akışınıu değiştirmiş ve tarih böyle yazılmış, sürecin adı böyle konmuş ve Türk adı sadece bir tarihsel atamadır. Türkün bu coğrafyada adından başka bir şeyi kalmamıştır. Türk atamasının ırkla, ırkçılıkla kesinlikle bir ilgisi yoktur.

 

İçerden gelen tehlike daima dışardan gelenden çok daha büyüktür. Hiç bir güç Yugoslavya'yı darmadağın edemezdi, kendi içinden parçalanmasa! Hiç kimse Çekler ile Slovakları ayıramazlardı, "Çek o, Slovak değil" diye etnik kimlik ısrarı dayatılıp, Çekoslavakyalılık bilinci aşındırılmasa... Kimse Irak'ı parçalayamazdı dışardan gelip, içte Sünni diye Şii diye birbirine diş bilemese...

 

Bunu bal gibi, buz gibi öyle iyi biliyorlar ki bu açılımcılar, ama anlamazlıktan gelmekte, daha doğrusu tam tersi göstermekte ısrar ediyorlar. Barış deyip askerin şehit edilişinin yıldönümünde festival eğlenceleri düzenlenmesine, teslim oluyoruz diye gelen militanların militer üniformalarla şov yapmalarına göz yumuyorlar, bu ülkenin kurucusunun ölüm yıldönümünü ilerde demokratikleşmenin miladı olarak kutlamaya hazırlanıyorlar!

 

Ve ibretlik bir dinci - etnik bölücülük ittifakını apaçık izliyor, Atatürk ve çağdaşlık düşmanlığının kimleri elele tutuşturmaya muktedir olduğunu çok net görüyoruz.

 

Öymen'in sözlerinin her kelimesinin altına imzamı atıyorum. Son derece yerinde sözlerdir...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Demirefe,

 

Geçen gün bir arkadaşımız;Türkiyenin en iyi finans kaynaklarından olan bir şirkettin üst düzey yetkililerine meramını anlatırken;söz konusu Kürtler olunca...

 

"Aman Allah'ım,şu iki kelimeyi biraraya getiremeyen cahillerin hakları mı var." demiş.Hemen akaibinde;arkadaşımız başörtü sorunundan bahsederken;hemne yine aynı zihniyetle söz almış...

 

"Onlar ancak benim evimde birer hizmetkar olabilir"

 

Sizin de yaklaşımınız bu olmasın mı!

 

Dinciler;başında ki örtüye el uzatılanlar,

 

Kürtçüler de dili yasaklananlar olmasın mı!

 

Sürekli aynı korkular ile,genellemeler yapmanız nedense bana bunu düşündürüyor.

 

Onur Öymen haklı;analar ağlamasın mı(hangi analar ağlar bu ülkede;egemenlerin anası mı yoksa halkın mı?)

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
Misafir demirefe

korkular

Nedense bu terane artık başta açılımın taşeronu olmak üzere herkesin ağzında çürümüş sakıza döndü. Bende, bizde korkunun zerresi yoktur. Bu vatan için canımı vermeye her an hazırım ve gözümü bile kırpmam. Bu korku lafını bir kanara bırakın, çünkü bu ham hayaldir. Bu işin korkuyla hiç bir alakası yok. Bu tamamen vatan sevgisi ve ülke için endişe etmekten ibarettir.

 

Nasıl ki biri gelse çocuklarınızı birbirine düşman etmeye çalışsa aileniz için endişe eder ve onu korumaya çalışırsınız, aynısı... Korku lafını ağzınıza bile almazsanız iyi edersiniz. Böyle bir şeyi hiç ummamanızı tavsiye ederim...

 

Yeşilçam filmlerinden fırlamış gibi eğreti duran uydurma replikleri de hiç boşuna hikaye diye anlatmayın, inanmıyorum. Her yerde çok şey konuşuluyor, ağzı olanların konuşmaları bizi bağlamaz...

 

Ha yani bir de arkadaşınız önce Kürt sorununu, hemen ardından başörtü sorununu mu dile getirmiş! Yani ülkenin en gerçekte olmayan, en hayali iki sorununu kafasına takmış ha! Vay canına! Ne enteresan! İşte portre, ben daha ne bangır bangır anlatmaya çabalıyorum? Bahsetmeye çalıştığım portre apaçık ortada! Teşekkürler...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Sn.mavi.. :)

 

Egemen..sadece Kürtleremi kendini Kürt diye tanımlayanlaramı egemen.. :)

 

Sn.Ali01.. :)

 

T.C Devletinin GÜCÜNÜ ulularım ve o GÜCE güç katan bir unsurum.. :) VATANSIZ(Haymatlos)değilim.. :)

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Endişe etmenin yada koruma içgüdüsünün mantığı ne?

İnsanlarda içgüdü yoktur, içgüdüsel davranışlar vardır...

Bunun nedeni, irademizin ve irademize dayalı seçme özgürlüğümüzün olmasıdır...

 

Endişe etmenin ya da koruma güdüsünün mantığı ise,

İnsanların ortak paydalara dayanarak yaşayabilecek olmalarına dayalı tutkudur...

 

Siz kendinizi, farklılığınıza! dayanarak kimliklendirmek ve ayrıştırmak istiyor olabilirsiniz;

Biz, benzerliklerimizi ortak bir kimlik olarak tutku haline getirmek peşindeyiz...

 

Size göre Ulusçuluk, farklılıkları okunmaz kılıyor olabilir...

Çünkü siz, farklılığınızı kimliklendirmek ve kendinizi ayrıştırmak peşinde olabilirsiniz...

 

Bize göre ise Ulusçuluk, farklılıkları olumlamak ya da olumsuzlamak ile uğraşmaz...

Ortak Değerlerimizi kimliklendirir ve farklılıklarımıza rağmen bizi bütünlemek peşindedir...

 

Değerlerin ve kaygıların ne olup olmadığı,

Sizdeki değerleri yaratan, toplumsal kültürünüz, toplumsal bilinçaltınız ve toplumsal psikolojinizdir...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İnsanlarda içgüdü yoktur, içgüdüsel davranışlar vardır...

Bunun nedeni, irademizin ve irademize dayalı seçme özgürlüğümüzün olmasıdır...

 

Endişe etmenin ya da koruma güdüsünün mantığı ise,

İnsanların ortak paydalara dayanarak yaşayabilecek olmalarına dayalı tutkudur...

 

Siz kendinizi, farklılığınıza! dayanarak kimliklendirmek ve ayrıştırmak istiyor olabilirsiniz;

Biz, benzerliklerimizi ortak bir kimlik olarak tutku haline getirmek peşindeyiz...

 

Size göre Ulusçuluk, farklılıkları okunmaz kılıyor olabilir...

Çünkü siz, farklılığınızı kimliklendirmek ve kendinizi ayrıştırmak peşinde olabilirsiniz...

 

Bize göre ise Ulusçuluk, farklılıkları olumlamak ya da olumsuzlamak ile uğraşmaz...

Ortak Değerlerimizi kimliklendirir ve farklılıklarımıza rağmen bizi bütünlemek peşindedir...

 

Değerlerin ve kaygıların ne olup olmadığı,

Sizdeki değerleri yaratan, toplumsal kültürünüz, toplumsal bilinçaltınız ve toplumsal psikolojinizdir...

 

O zaman endişelerinizin ve içgüdüsel davranışlarınızın altında ne yatar diye sorumu düzelteyim.

 

Korku,korku ve yine korku.

 

Ayrıca "siz" ile başlayan,benim yerime yargılarda bulunan yaklaşımınız hiç şık durmuyor.

 

Burada sonuç itibari ile düşünceler var;kişilikler değil.

 

Benim için en büyük değer insandır;tüm korkularımda bu değerleri kaybetmeme telaşı vardır.

 

Kürt olmak ile Kürt olma üzerinden siyasi teoriler arasında büyük farklar vardır;biri olması gerekendir diğeri faşizme kadar uzanır;bazen faşizmi bile yerle bir edecek nefreti kendinde barındırır.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş
O zaman endişelerinizin ve içgüdüsel davranışlarınızın altında ne yatar diye sorumu düzelteyim.

 

Korku,korku ve yine korku.

 

Ayrıca "siz" ile başlayan,benim yerime yargılarda bulunan yaklaşımınız hiç şık durmuyor.

 

Burada sonuç itibari ile düşünceler var;kişilikler değil.

 

Benim için en büyük değer insandır;tüm korkularımda bu değerleri kaybetmeme telaşı vardır.

 

Kürt olmak ile Kürt olma üzerinden siyasi teoriler arasında büyük farklar vardır;biri olması gerekendir diğeri faşizme kadar uzanır;bazen faşizmi bile yerle bir edecek nefreti kendinde barındırır.

 

Sizin yerinize yargılarda bulunmuyorum.

Sadece "sizin için öyle olabilir" diyorum dikkat ederseniz...

Öyle düşünmüyor da olabilirsiniz;

Ben yanlış izlenim edinmiş de olabilirim...

 

Benim için de en büyük değer insandır...

Fakat hiçbir insan da eleştirilemez değildir elbette, kutsal ve dokunulamaz değildir...

 

Ortak paydalardır insanları buluşturabilecek olan;

Farklılıklar değil...

 

Herkes, farklılıklarını yaşatmak ve ilerletmek hakkına doğal olarak sahiptir;

Fakat insanların, ortak değerleri de yaşatmak ve ilerletmek gereksinimleri vardır toplumsallaşmaları ve uyumları için...

Ve toplumsallaşmayı önemsiyorsanız, önemli olan da budur...

 

Benim, benim ırkımdan olmayanlar ile konuşabileceğim tek şey ve oluşturabileceğim tek kimlik,

O kimse ile olan ortaklıklarımızdan ibarettir...

Siz, farklılıklarınızı, beni tanımlamak için kullandığınız sürece,

Benimle ortak bir paydada buluşamazsınız...

Ben de sizi, farklılıklarınız ile tanımladığım sürece,

Sizinle ortak bir değerde buluşamam...

 

O yüzden sizin bir Kürt olmanız, sizi ilgilendirir...

Beni değil...

Benim Yörük olmam da sadece beni ilgilendirir...

Sizi değil...

 

Kürtlük size ne kazandırır ya da nasıl bir bakış sağlar umursamıyorum;

Ben, benimle hangi ortak noktalarda buluşabiliyorsunuz,

Ya da ben sizinle hangi ortak duyguları paylaşıyorum, ona bakarım...

 

Benim tek korkum, ortak paydaların yitirilmesidir...

Zira bunun sonucu, farklılıkların önem kazanması olacaktır...

Farklılıklar;

Irkçılığı ve Şeriatçılığı getirir...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Konu israrla hep Kürtlere cekiliyor,dolayisiyla ortaya cikan bir gercek var ki o da Kürt sorunu diye empoze edilmeye calisilan olayin perde arkasinda Kürtcülük cabalari vardir.Bircok arkadas ve ben Kürt sorunu diye bir sorun olmadigini Kürtcülük ve terör sorunu oldugunu belgelerle ortaya koymus olmamiza ragmen hala malum cephede olanlarin konulari saptirmaya calistiklarini görüyoruz.Ülkede sadece bir kesime yönelik özel haklar talep etmek olmayan bir sorunu yaratmak demektir.

12 Eylül Diyarbakir cezaevinde tüm solculara iskence yapildigi halde bunu israrla Kürtlere yapildi diyerek gercekleri saptiranlar aynen PKK tarafindan ortadan kaldirilan insanlari faili mechuller diye devletin sirtina yüklemeye calismaktadirlar.Kürt sorunu yoktur Kürtcülük vardir.PKK Kürtler icin degil dis gücler icin ortaya cikmis taseron bir terör örgütüdür.PKK'nin dis iliskilerini incelersek bunun gercek oldugunu görürüz.

Dersim bir isyandir ve her isyan gibi bastirilmistir,Dersim üzerinden günlerdir yapilan duygu sömürüleri,birilerinin ayni isyanlari tekrarlama hevesinde oldugunu bir kez daha ortaya koymustur.

 

 

saygilarla

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Türkiye'nin yanlisi her türlü bas kaldirmayi kendisine karsi yapilan bölücü ve terörüst eylem olarak algiladigi ve bu yanlis algilamayida yillarca yeni nesillere asilamis olmasidir. Diger bir yanlisi da tarihini irdelemememek ve var olan sorunlari her dönem ört bas etmeye calismaktir.

 

Bu gercekler isiginda gelinen nokta hic te yadirganacak bir durum degil. Türkiye hic bir sorununu cözmek iicn caba harcamadigi icin kurulusundan günümüze kadar var olan tüm sorunlar simdi kafasina balyoz gibi iniyor. Bu balyozun altindan kalkamayanlarda yok efendim Türkiye'de sadece Kürt'lerimi eziliyorda sadece onlar baskaldiriyorlar gibi sorular soruyorlar. Veya en azindan yapilan yanlislari itiraf edercesine ülkede Türk'lerin dahi sorunu oldugunu ve dolayisiyla Kürt'lerin kendi haklarini aramalarinin etnisyen bazda oldugunu söylemeleridir.

 

Türkiye devleti artik gecmisteki siyaset ve politikalarla bir yere varilamayacagini anlamis durumda, ama genede cözüm üretmekte zorlaniyor. Tabii buna birde cözümsüzlükten yana olanlari eklersek devlet icerisindeki cözüm arayanlarin isi öyle kolay degil.

 

Dersim katliamina ister Kürtcü isyan denilsin isterse asiretlerin ayaklanmasi denilsin, bunlarin hic biri yasanan gercekleri yok edemedigi gibi gercek nedenlerinide zihinlerden silmeyi basaramadi.

 

Bizler ne kadarda PKK ya kizsakta onun var olus nedenlerini olusturan devletin yanlis politikalarinida o kadar kizmamiz gerekir. Terörün beslenme kaynagini kurutmak yerine devamli korursak olanlara sasmamamiz gerekli.

 

Degisik toplumlardan yasayan insanlari razilari olmadan zorla Türk olarak nitelemeye calisirsak, onlara gene razilari olmadan okullarda "Türküm dogruyum caliskanim,...." veya "ne mutlu Türküm diyene" gibi milliyetci icerigi agirlik basan deyimleri kullandirirsak geldigimiz noktaya gene sasmamaiz gerekli.

Baskalarinin adina neyin dogru ve neyin yalis oldugunu söyleme lüksünden vazgecmeliyiz. Birlestirici olmanin sarti karsi tarafi rahatsiz ve rencide eden sözlerden uzak durmaktir ve olayin üzerine gitmektir.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

13 Mart 2008 tarihinde ABD Devlet baskani Bush ile yaptigi görüsmenin ardindan düsünce kurulusu WOODROW WILSON Merkezi'nde "TÜRKIYE'NIN PKK ILE MÜCADELESINDE SIYASI CÖZÜM ARAYIP ARAMIYACAGI"soruldugunda büyük tepki gösteren Abdullah Gül,aradan yaklasik bir yil gecip,Bush'un yerine ABD Devlet Baskani olan ve ilk ziyaretini Türkiye'ye yapan Barack Obama ile yaptigi görüsmenin hemen ardindan Türk ve Dünya Kamuoyunu oldukca sasirtan bir aciklamada bulundu.

 

Abdullah Gül,"Ister terör,ister Güneydogu,ister Kürt meselesi deyin,bu Türkiye'nin en önemli meselesidir,mutlaka halledilmesi lazimdir"dedi.

Iktidar ve Abdullah Gül,ABD'den aldiklari icazet dogrultusunda siyaset yapmaktadirlar.Iktidarin herhangi bir acilim paketi yoktur.Aldigi direktifler dogrultusunda siyaset yapanlarin demokratik olamiyacagini söylemeye gerek yoktur.

Türkiye,bir mezhep savasinin icine cekilmektedir.Simdi Aleviler kullanilmaktadir.Iktidarin iki yildir bahsettigi Alevi acilimindan da bir sonucun cikmamis olmasi aslinda AKP'nin hangi amaclarla Türkiye'nin gündemine sokulmus oldugunu anlatmaya yetmektedir.Türkiye'de siyaset yapilmiyor,siyaseti yabancilar yapmaktadir Türkiye adina.FBI Baskaninin alelacele Türkiye'ye gelmesinin asil nedeni kamuoyundan saklanmis sacma sapan bir neden gösterilmistir.Türkiye'yi cok zor günler beklemektedir.

 

 

saygilarla

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İletiniz moderatör kontrolünden geçtikten sonra sitede gösterilmeye başlanacaktır. Eğer buna maruz kalmak istemiyorsanız lütfen hemen bir ÜYE OLUNUZ.

Misafir
İletinizi misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer üye iseniz lütfen GİRİP YAPARAK gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.