Jump to content
Sign in to follow this  
Radya

ŞAİRLER ŞEHRİ

Recommended Posts

ŞAİRLER ŞEHRİ

 

“ Uzakta, çok uzakta, hala herkesin gidemediği, henüz ulaşılamayan o dağın ardında bir kent varmış. Orada ancak gönül gözü keskin, sevda dili oynak, canevi zengin, düş gücü kıvrak, hoşgörüsü engin, öfkesi kısrak ruhözü sezgin, kalemi bıçak, kanı kaynak, sesi berrak, dili kaymak, yüreği seyyah insanlar yaşarmış. Umutla umutsuzluğun büyük testilerde mayalanarak oluşturulduğu, dünya yaşında ballanmış şarap içer, lezzetin bin yıl dirimli gizlerini tadar; yazın deniz kıyısında , baharda dağ zirvelerinde, kışın hane içlerinde ateş yakar, daima ateşin başında yaşarlarmış. Gözlerinden kıvılcımlanan asıl ateşin koru, yüreklerinde hiç küllenmezmiş. Ateş bakışlı bu insanlar, kendilerinden olmayanı hemen tanır, sevda yüklü kadınları, özü mert erkekleri ama en çok kendilerini severlermiş. Doğuştan kor yürekli bu insanlara “şair “ denirmiş. Orada yalnızca bu özelliklere uygun insanların, gerçek şairlerin kabul edildiği o kentte şiir yaratılır, şiir düşlenirmiş. Şairler Beldesi’nde şiir okuyan, şiir soluyan ozanlar; yürekleri kabuk tutmuş, göz ferleri çekilmiş, kanının kırmızısı solmuş insanların yaşadığı kentlere şiirler yollarmış; çiçek çiçek, ışık ışık, çığlık çığlık ….”

 

Buket UZUNER (Şairler Şehri)

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

RENKLERİM ÇOK DEĞİŞTİ

 

Kırmızıyla başladım yaşama

Elimde fırça

Herşeyi kırmızıya boyadım.

Annemin çantasından rujunu çaldım

Dudağıma sürdüm

Aynada ki görüntüme bakıp

Gülümsedim..

Üzerime kırmızı elbiseler

Ayağıma kırmızı papuçlar aldım.

Saçlarıma kırmızı tokalar taktım

Oynarken yere düştüm

Dizlerimden kırmızı aktı

Aldırmadım..

Çocukluğun verdiği masumiyetle

Kırmızıdan hiç korkmadım.

 

Derken,

Pembe girdi hayatıma

Ve pembeyle devam ettim yoluma.

Kırmızının keskinliği

Giderek azalmaya başladı

Pembe,uyumluydu,sakindi...

Çizgileri yoktu.

Hayata karışarak yaşamayı seviyordu

Dünyanın ve de insanlığın

Gençlik rengi pembeydi.

Pembe düşler kuruyordum geleceğe dair.

Aşklarım,hayallerim pembeydi

Pembe panjurlu bir evde oturacaktık sevdiğimle

Pembe,sevginin rengiydi.

 

Olgunluk çağıma girdiğimde

Yani büyüdüğümde

Hayatı ve insanları tanıdığımda

Herşeyin bir teslimiyet içerisine

Girdiğini gördüm.

Siyah,herşeye hakimdi.

Tüm güzelliklerin üzerinde

Nöbet tutan eli vardı.

Renkler giderek kirleniyordu.

 

Şimdi ben;

Cesaretli beyazım

Boyuma posuma bakmadan

Herşeyin kirlendiği bu dünyada

Temiz kalmak

Ve rengimi korumak tek amacım.

Renklerim gerçekten çok değişti..

 

Serap ÖZEN

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

DOĞAN GÜN

 

Kırgın umutta

Keder tortusunda

Acıda, zehirde, pusuda

Yılma

Doğan günü bekle

 

Çünkü tutar bir erik ağacı sunar sana

Doğan gün

Van gölünden bir sabah

Bir kıvılcım, bir titreşim

Bir tutam akdeniz

Süphancı bir serinlik

Ve genç bir gerinme

Usulcacık saç hışırtıları

Bir dudaktan buğulanan sıcaklık

Tutar getirir

Doğan gün

Öpücük gibi konar gözlerinde bir melodi

Sevgilin gibi dokunur parmaklarına bir kedi

Ve kavga ve zulüm ve ateş

Hep birlikte örülen bir türkü

Güzel yapmak için, güzel olmak için

Çünkü hayat dönen, kıvrılan

Yanan bir ibrişimdir

Tutar getirir

Doğan gün

 

Kemal Burkay

Share this post


Link to post
Share on other sites

SOL YANIM ACIYOR

 

türkülerin vardı...

başını göğsüme yasladığın

yenilgilerin

kederli şarkılarla

sabahlara düşerdin

asırlık bir çınar kadar yorgunum

yollar geçiyorum

yollar...

en uzun geceler kadar kasvetli

yıkılmış kentler kadar yalnızdılar

 

şehrimde masal büyütüyor çocuklar

kadınlar

halı yıkıyor avlularda

ben şiir yazıyorum

sol yanım acıyor anne

 

küf kokulu zindanlarda

çocuk doğruyor analar

bense dağ...

tütün kokuyor gecelerim

 

şarap kokuyor

ay kokuyor

içimden bir şeyler kopuyor

 

gece serseri bir mayın gibi

gömülüyor can evime

ay sulara düşüyor

ben şiir yazıyorum

sol yanım acıyor anne...

 

Alev Kutluözen

  • Like 2

Share this post


Link to post
Share on other sites

Anne &Çocuk ve Yalnızlık

"Yalnızlık nedir?" diye sordu çocuk

Gülümsedi kadın

"Memeden kestiğimde seni

İçimde doğan boşluk gibidir" dedi.

 

"Kokundan uzak kaldığım an gibi mi?" dedi çocuk

"Ses sağnağında yüreğine tek bir tınının değmemesi gibi,

Düşsüz uyku gibi,

Renksiz düş gibi,

Çocuksuz ana kucağı gibi" dedi kadın.

 

"Yalnızlık nedir?" diye yeniden sordu çocuk

"Aşksız bahar gibi,

Kokmayan çiçek gibi,

Arı konmayan renk gibi" dedi kadın.

Hüzünlendi çocuk,

Gamzelerine iki büyük çaresizlik doldurarak

"Yalnızlık yavrusunun gözlerindeki çaresizlik gibidir" dedi kadın.

 

"Ağlatacak kadar güçlü müdür?" dedi çocuk,

Sarıldı kadın çocuğa

"Sana akan bu sevdam kadar keskindir" dedi

"Gülümsemene büyüttüğüm umudum kadar güçlü.."

 

"Acıtır mı insanın canını?" dedi çocuk

"Seni kaybetmenin korkusu kadar acı,

Senin gözyaşlarının ateşinden daha yakıcı" dedi kadın.

 

"Hep yalnız mıydın?" dedi çocuk

Daldı anılara kadın,

Eski bir aşkın kalıntılarında dolaştı biraz,

Biraz eski mutluluklara dokundu.

Çekingen.. Biraz da özlemli

Bugündeki yalnızlığını yaratan büyük aşkını düşündü.

 

"Hiç bitmez mi yalnızlığın?" dedi çocuk

O'nun gibi bakmayan

O'nun gibi gülümsemeyenler geldi aklına.

O'nun sarmalarındaki sıcaklığı yaşatamayanları düşündü.

"Büyük aşklar büyük yalnızlıklar doğurur` dedi kadın

Sarıldı çocuğa kadın

Umuda sarılır gibi

Yalnızlığını yıllara gömer gibi

Sarıldı sevdasının en güzel meyvesine...

 

GASSAN SATAR

Share this post


Link to post
Share on other sites

AVARE İLHAMLAR

Kader cellâdına

sessiz uzat boynunu;

acıma ne kendine, ne de gelecek günlerine

yalnız bir düşünceye yum gözlerini

son darbe inmeden evvel, en son anda

bir çiçek, bir kuş, bir tebessüm ol;

düşüncen kurtarsın seni senden,

bil! biraz sonra

ebediyen senindir

senden uzak olan her şey...

 

ellerini yüzümde gezdir,

sil alnımdan yorgunluğu,

gözlerimin altından

yaşamak korkusunu al,

avuçlarından çıkmış bir heykel olsun başım.

sonra sen de gözlerini kapat,

bırak, ellerin sessizce düşünsün

düşüncende yaşamak isterim ben senin:

bir gün en yalnız saatinde

parmak uçlarından

ve avuçlarından

gelip konuşurum seninle.

 

ayrılalım,

sen annen güneşe git, nur ol;

ben toprakta dağılacağım.

bir akşamüstü

ormanı tek bir saz yapan

en son dalda

son ışık ol,

gel, beni bul..

 

Ahmet Hamdi Tanpınar

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

KUŞ SÜRÜLERİNDEN BİR DUVAR

 

Eskişehirli bir tüccar tanırdım, bıyıkları

Gereksiz konuşan bir adamın sakarlığında

Enfiye çekerdi, bahçesindeki gülleri anlatırdı

Çocuksu yüzler bırakırdı bir takım ambarlarda

 

Sonbahar böyle geçerdi, o tüccarın sıkıntısı gibi

Deniz kıyılarında, hayvan leşleri arasında

Kış sanki iyi geçecek, bakıp duracaksın

Yılbaşında eski bir sevgilinin gönderdiği bir karta

 

Niye mektup yazmıyorum eskisi gibi

Kahverengi bir şeyler oluyordu mektuplarda

Yaşlı bir korsanın öğle uykusu doluyordu

İçime ve uykusuzluğuma

 

Kaypak bir haritam var şimdi, önüme seriyorum

Birbirine karışıyor Avrupa ve Asya

Bütün kara yollarında ölüme yakın bir şey var

O kadar yaklaşığım ki şu ölüm duygusuna

 

Okyanuslardan hiçbir şey anlamıyorum

Küçük denizlerde yaşadım da ondan mı acaba

Değilse neden bir türlü ısınamıyorum

Yoksa büyük acıların kaptanları mı dolaşır okyanuslarda

 

Ey büyük kaptan, Bodrumlu sarmaşıkçı

Ey gün günden yüreğimi kanatan ada

Bir yer istiyorum üstünde, doğduğum bir yer olsun

Ve uzun yollarda hiç konuşmayan şöförlerin yanında

 

Ey orman yollarındaki su sarnıçları

Duyuyorum içinizdeki eski ses yüklü plaklarda

Ölümün bitmiş yasını, sevincin yok olmuş fırtınasını

Sözlerini çok değişik aşkların da

 

Eskişehirli bir tüccar vardı. Var mıydı

Duygular, zamanlar da bir çeşit insan mıydı yoksa

Kuş sürülerinden örülmüş bir duvar

Hangi kuşu çeksem ölüyor avucumda.

 

 

Edip CANSEVER

Share this post


Link to post
Share on other sites

MARİFET

 

Marifet hiç ezilmemek bu dünyada

Ama biçimine getirip ezerlerse

Güzel kokmak

Kekik misali

Lavanta çiçeği misali

Fesleğen misali

Itır misali

İsâ misali

Yunus misali

Tonguç misali

Nâzım misali

Bedri Rahmi Eyuboğlu

Share this post


Link to post
Share on other sites

GÖM YÜREĞİNİ SEVDALARA

 

akşamların sekisine oturdum

adsız

ve atsız

geçmez sancılar bırakarak

yolunurken yüzümden

kök salmış nice bakış

gece serildi...

gözlerim karanlıkta demir soğuğu

ne gideceğim bir yer

ne beklediğim bir yolcu...

ucu tomurcuklu dizeler asmak yıldızlara

bir iğne gibi saplanıp yitmek gecenin denizinde

birini düşünmek...

olmayan birini

olan birini

olmayacak birini

düş kovalamalar yorgunu

yakılmış bir bilicinin külleri gibi akşam

düşleri gibi fani

az sonra ay doğar

ve görür kendi cesedini içimdeki kuyu...

kim bilir

eski bir yanılsamadır belki aşk da

gökyüzünde gidecek yeri olmayan kuşun son düşü

bütün okyanuslarda bulunamayan ada

ve ilk yanılgıdan sonra

yıkılınca direği yürek evinin

bulutlar kadar nafile ömrümüzü

savurduğumuz deli rüzgar

kim bilir aşk

çaresizliğimiz bizim

belki de ölüme olan

ölümü aşan korku...

yıkık kerpiç bir ev gibi

depremler artığı bir yüreğin sessizliğinde otur şimdi

yaşananlardan kalan koyu bir toz yığını

kim girer ki yıkılmış kapısından

otur anılarının yırtık şiltesine

akşam

ve eylül

geçmeyen bir yara gibi beynine kurmuşken çadırını

mezarlığa dönmüş içinde hayaletlerle otur

yaslanarak yalnızlığın taş gerçeğine

su kurumuş

ölmüş kuğu...

hayatın tüm alanlarında yenildin işte

kulaç attığın sular

kendine götürdü seni

ne zaman türkü söylesen

dağlarını yaktılar

uçurum uçurum yaşadın gençliğini

sürekli ölü çocuklar doğuran

bir kadının yüreği

nasıl güler

atının ölüsünü gömen

bir yolcu gibi

göm yüreği sevdalara

ve bu zulüm toprağında sevgiler olsun diye

omzunda yalnızlık heybesi

kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan herkes gibi

yeniden yürü uçurumlara

bulutlara

sulara

şarkılara

Adnan DURMAZ

 

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ölüme Gazel

 

İnsandır en yüce değerleri yaratan.

Sevdayı sözgelimi,

erdemi, özlemi, özveriyi,

umudu, şefkati, düşü...

Yaşamı tanıdıkça kendini tanımlayan... İnsandır...

Ve fakat

yakalar yakalamaz uygun bir an

bulur bulmaz dengini

durmaz

tümünü

haraç mezat pazarlar...

Soylu mu soylu, huylu mu huylu;

hırsız mı hırsız, arsız mı arsız!

İnsandır...

Tanrılar yaratacak denli esinli, tinsel, engin...

Canı pahasına direnecek denli gözüpek,

atılgan, seçkin...

Ve fakat

kendi büyüsüne sığınacak denli bitkin,

güvensiz, sefil...

Sefasını sefaletten sağacak denli rezil...

Özlü mü özlü, sözlü mü sözlü;

bezgin mi bezgin, azgın mı azgın!

 

İnsandır...

Diş diş dudaklarında

özgürlüğün tutkusu kıvılcımlanır,

çığlığı gecenin ışıltısı olur şarkılarında.

Çağıran acılarsa eğer

koşar

üleşir her şeyini...

Ve fakat

ışıltının karşısında kuduran da odur...

Bilgine değil, haine tapan;

kendi türünü yok etmenin ustası;

doydukça bölüşmeyi unutan...

Masum mu masum, mazlum mu mazlum;

Katil mi katil, zalim mi zalim!

 

İnsandır...

Bir o’dur ölümlü doğuşunun bilgisiyle yaşayan...

Vurgunu olduğu göğe süssüz,

sürgünü olduğu cana güçsüz,

çılgını olduğu tene öksüz...

Narince açan... Soldukça üzgün...

Sevincini bile gözyaşıyla yoğuran...

bir yanı hep anılara sarmaşık...

Gönül boyu yaralı... Ömür boyu âşık...

Bağrında özlem, sırtında hançer

dağları delip, ağzında ışıkla gelebilir...

Coşkun, düşlü, dövüşken...

Ve fakat

çıkan için ufkunu yakan

dostunu satan da odur...

Doymak bilmezcesine çakalcana açgözlü;

uygarlığınca acımasız, evcilliğince vahşi...

Korkak, kaypak, sürüngen...

Ulaşsa

denizler gibi yıldızlar da kirlenir ellerinde...

Binlerce yılmış gibi ömrü, onlarca yıl susabilir;

suskunluğu çatal çatal, yılanca zehirlidir...

İçli mi içli, güçlü mü güçlü;

suçlu mu suçlu, hınçlı mı hınçlı!

 

İnsandır...

Sonunda solacak,

kurumuş bir yaprak gibi rüzgâra ilişerek

geldiği toprağa dönecektir.

Yücelerde soluduysa ömrünü

baharda sazı kalır

dallarda hızı kalır

kuşlarda açar sesi

dillerde sözü kalır...

Irmağın kıvrım kıvrım suyunda

köpürür, gümüşlenir...

döndükçe gümüşlenir...

Arının kekik tüten balıyla

leylaklar kınalanmış bakışlar kutsar onu,

köklere sürgünlere uğurlar...

Ardı sıra

ateşböcekleri uçuşur,

su tutuşur...

Dalgalar alkışlarıdır...

 

Kimi ölür izi kalır,

kimi ölür buzu kalır

 

Nihat Behram

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

sonra1.jpg

 

Büyümek istiyorum yüreğimdeki çocuğu ürkütmeden

Kızgınlığımı ve kırgınlığımı büyütmeden büyümek

Koca adamlara,

Büyüklere,

Cesurca kızabilmek için.

Sonra yine sana döneceğim ey çocuk

Yaramazlığına inat, saçlarını okşasın diye

Sana bir şiir armağan edeceğim.

 

Sema Erdoğan

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Başka Türlü Birşey

 

bir yıldırım

çarpması benim istediğim. okyanusa dökülen nehirin suyunun okyanusa karışması.

göktaşının paris`te yalnız yürüyen adamın başına düşmesi.

bir güneş tutulması

benim istediğim. bir aşk tutuşması.

bin aşktan kaçarken benin rastladığının sen

olması. sığamadığım şehirlerin hepsinin bana ev olması. tutuşturulan hüzünlerin

lacivert bir gecede bir şarap şişesinde yakılması. başka türlü bir şey benim

istediğim. bu çağda olmaz olası. geceye sığmaz yaşanması. gündüzde hep eksik

kalması. başka, başka bişey. bir yıldırım çarpması. bir yanardağ faciası.

öyle

bir gelmelisinki bana ben lal kalmalıyım. kulaklarım duymamalı bir daha başka

bir sesi. gözlerim görmemeli başka bir yüzü.

deste deste biriktirdiğim

yalnızlığım yanında erimeli. yüzümda bir sarhoş gülümseme gezinmeli. mevsimler

anlamsız, mevsimler şaşkın düşmeli.

aşk, öyle bir çarpsınki beni o ben ben

olmayayım dediğim gecelerin cevabı olmalı. kaçtığım sokaklardan sana sığınmalı.

aşkından harap bitap düşmüş olmalı. seni sevmekten, seni sevmekten başka çıkışım

olmasa...

aşk kapımı öyle bir çalsaki benim o kapım bir daha kapanmasa.

topladığım denizkabukları sahibini bulsa. gecelerde ve yalnız işlediğim o hatlar

bir mana kazansa. mana. manam sana kaysa. senle varolsa bu hayat. ve bir gün

yine seninle yok olsa.

hiçbir taht hiçbir saltanat bana senden başkasını

hatırlatmasa. haremdeki cariyeler azad olsa, sultanlık yıkılsa ben sana

sığınsam. kaçak bir padişah olarak sadece aşkına sığınsam. bana baksan. beni

anlasan. bana baksan. bana baksan.

sen bana baksan o anlar zamanın hükmünden

çıkar. senin gözlerinin değdiği gözlerim öyle bir hal alırki ne bir daha

göreceği şeyler onun için anlamlıdır nede geçmişinde gördükleri. an

hüviyetsizdir artık. an aşka bulanmıştır. an aşkla yıkanmıştır.

aşkın değdiği

bir şeyin hiç eskisi gibi kaldığını duydunmu sen?

aşkla eriyen dudaklarının

dudaklarıma değmesi nasıl bir ateş yakar bende hiç düşündünmü sen? küresel

ısınma dedikleri yanında anlamsız kalır. buzullar erir. bu dünya bir alev topuna

döner. gece. ve mum ışıkları aydınlatırken odayı. senin aşk kokan bedenin.

cennetin hangi bahçesinden çalınmış bu topraklar. sırtın. sırtındaki o ben.

boynundaki ufak izin. hangi cennet bahçesi kokunu taşır? hangi çiçekte hangi

koku senin kadar anlamlı olur. gece. ve biz ikimiz birer göktaşıyız. uzayın

derinliklerinde birbirimize doğru bilinmez bir hızla seyreden. birazdan

tutuşacağız. ve bu tutuşmadan. ne sen sağ çıkabileceksin. nede ben.

liman olan

aşka nasıl sığınabilirim? nasıl bir kaptanımki ben bu gemiyi bir türlü kontrol

edememekteyim. soğuklarda güvertede yani bu yapayalnız ruhta bir gömlek bir

ceket gezinmekteyim.

istanbul. aşk eğer sen olsa idin. ve istanbul istanbul

olmasa idi ben onu fetehederdim. adını o şehre verirdim. yüzyıllarca seni

bilsinler ve sana aşık olsunlar diye.

aşk. hangi denizin kıyısındasın sen.

hangi kumsalda duruyor ayak izin.

başka türlü birşey benim istediğim.

bir

kadın bir erkek arasında geçen. ve içinde sadece mana bulunan.

Can Yücel

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Yüreğin Üşüdüğü Gün

 

yüreğin üşüdüğü gün

sıcacık bir günü düşün

sıcacık bir bahar gününü

umudun büyüklüğünü

ve sonsuz maviliğini göğün

 

yüreğin üşüdüğü gün

bir çocuğun gülüşünü düşün

bir çocuğun beyaz düşünü

göveren dal uçlarını

çatlayan tomurcuğu

ve çiçeklenen yerini her öpüşün

 

yüreğin üşüdüğü gün

bir ormanın gümbürtüsünü düşün

bir ırmağın türküsünü

bulutların beyazlığını

güneşin kızıllığını

ve ısıtan yanını özgürlüğün

 

Nuri Can

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Hepsi çok güzeller sevgili Radya.

Emeğine sağlık. clover.gif

 

Neden se, GASSAN SATAR' ın şiiri, clover.gif

 

Anne &Çocuk ve Yalnızlık çok etkiledi beni.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Hepsi çok güzeller sevgili Radya.

Emeğine sağlık. :clover:

 

Neden se, GASSAN SATAR' ın şiiri, :clover:

 

Anne &Çocuk ve Yalnızlık çok etkiledi beni.

 

Teşekkür ederim sevgili Janset...:clover:

Share this post


Link to post
Share on other sites

Hiçsizliğe

 

Tanrı sen ne kadar güzelsin

bir hiç olarak

ormansın belki bilmiyorum

belki ormanda bir ağaçsın şuncacık

bir pazartesi günüsün

insanları dupduru edemeyen

bütün karayollarında ve demiryollarında

gider gelirim bütün dünyada

ama biliyorum Kırşehir’de mezarsın

bir kilisesin Kapadokya’da

sözgelimi yumurtada zarsın

ustasın sabahları yapmada

en katı yoklukları koyarak insanın içine

akşamüstlerinde biraz gaddarsın

sular ve zamanlar kararırken ne yapalım

bari bağışlayalım birbirimizi

 

Turgut Uyar

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Allah aşkına kalbim,

Sakla sevgini

Ve gizle şikâyet ettiğin şeyi

Seni görenlerden

Ve ganimet bil onu.

 

Sırları ifşa eden

Benzer ahmağa

Susmak ve gizlemek

Daha yaraşır aşığa

 

Allah aşkına kalbim,

Sana geldiğinde

Bir soruşturucu

Gelirse sana sorarak sıkıntını

Gizle!

 

Ey kalp eğer derlerse:

“Nerede sevdiğin?”

De ki: “Belki esir almıştır,

Benden başkasını”

Ve sonra mutlu görün.

 

Allah aşkına kalbim,

Gizle hüznünü

Seni üzen nedir ki

Dermanından başka

Bunu bil.

 

Ruhlardaki sevgi

Kadehteki şarap gibidir

Ne su görünür onda

Ne nefesler gizlenir.

 

Allah aşkına kalbim,

Hapset dertlerini,

Denizler coşsa da

Yahut yıkılsa da felekler

Sen esenlikte ol!

 

Halil Cibran

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sükûnet Kadının İmtihanıdır

Bir kıble seçtim kendime

 

Hani inancın orucunu tutar ya insan,

Akşamın bi vakti her şeye inanarak açar orucunu

 

Bir kıble seçtim kendime

Doğarak ödemeye başladım ölüme olan borcumu

 

 

Göz kapaklarımı ellerinle zorla ayırdığında

Masal çukurlarıma düşerek afalladığında

 

O ara

Anlatamadığım

Akıp giden yüzler zincirinde bir kopuş noktasısın

 

Biliyorum yıldızdan biriktirme güneşlerin giremediği karanlıklar ikimizin titrek gölgesi

Biliyorum ayaklarımızı kaldırımlara diken adımlarımız, yolumuzun mahir terzisi

 

Biliyorum

Bilmelerin yetmediğini

 

-!-

 

Sükûnet kadının imtihanıdır

 

Hani nicedir susmamdan yakınırsın ya

Yüzümü sana dökemediğimden,

Dilimdeki paslı çivileri sökemediğimden

 

Bir kıble seçtim kendime

Eğildiğim secdemde, ağzımdan taşarak dökülen cümlelerim

Siyah incilerim

 

Alnım zemindeyken

En suskun çığlıklarımı atıyorum

Sen uykuların en derinindeyken

 

-.-

 

Suyun çukurunu bulması gibi

Şüpheli bir isyan yuvalanır kulaklarımda

 

İçimin protestosunu

Kanlı bir eylemle bastırdığımda

Yani ağladığımda

 

En gürültülü susmalarımı başlatırım

Ne denli isyan etsen de

 

Sükûnet kadının imtihanıdır.

 

ex

 

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

SON SÖZ

Boğazından lıkır lıkır geçen

 

Şu suyun kıymetini bil

 

Nedir ki bu mavilik deme

 

Pencereden görebildiğin ka...dar

Göğün kıymetini bil

Kıymetini bil çiçek açmış bademin

Güneşli odanın çamurlu sokağın

Beyazın siyahın yeşilin

Pembenin kıymetini bil

Dirilik öyle bir şey yürekte

Sevinçle çırpınır

Kavak yelleri eser insanın başında

İnsanoğlu kızar öfkelenir savaşır

Halk için girişilen savaşta

O korkulu sevincin

Öfkenin kıymetini bil

Bil ki bu

Budur işte

Güneş yalnız dirileri ısıtır

Güneş'in kıymetini bil.

OKTAY RIFAT....

Share this post


Link to post
Share on other sites

28rcc2r.jpg

 

YANLIŞ VE YABANCI

 

 

Trenim öldü

akşamdan kalma bir yabancıyım

artık beni bu çağdan topla kalbim

kimsenin beklediği devrim değilim,

ne sevebildim yerimi

ne dirlik yapabildim.

 

Kolay bitmedi gecem

şarkısını yitirmiş çingene bir çocukla

ağır yaralı iki bacak gibi yanyana

sabaha kadar devrildim,

bir göç imgesine saplanıp kaldı ayaklarım

ah yollar, görme...diler ki beni gidebileyim.

 

Geceleri altını ıslatan bir bulut muydu o çocuk

kaç damla yağmur yedim de böyle şişmanladım

ki düşlerin kanatlarına bile ağır geldi

bir zamanlar leyleklerin getirdiği bedenim.

ah kalbim, ben asaleti bozuk

tanrılar çağına mı düştüm,

bunca yıldır gezerim

hiç böyle dünya görmedim.

 

Trenim öldü

durdu zaman makinem

öyle çok sonlar buldum ki artık

bilmiyorum nereden başlamalıyım.

hiç bulamadığı kapağıyım tencerenin

bir buluşmalar yabancısıyım,

koskoca yıllar yanlışı...

 

Artık beni bu çağdan topla kalbim

bir şarkıya binip gideyim...

 

 

Murar Devrim Dirlikyapan

Share this post


Link to post
Share on other sites

...hiç bir zaman olması gerektiği gibi değil dedi insanlar...

...müziğin sesi sözcüklerin yazılışı...

...hiç bir zaman olması gerektiği gibi değil...dedi...

...bütün bize öğretilenler...

...peşinden koştuğumuz aşklar...

...öldüğümüz bütün ölümler...

...yaşadığımız bütün hayatlar...

...hiç bir zaman olması gerektiği gibi değiller...

...yakın bile değilller...

...birbiri arkasından yaşadığımız bu hayatlar...

...tarih olarak yığılmış...

...türlerin israfı...

...ışığın ve yolun tıkanması...

...olması gerektiği gibi değil...

...hiç değil...dedi...

...bilmiyor muyum? diye cevap verdim...

...uzaklaştım aynadan...sabahtı...öğlendi...akşamdı...

.

...hiç bir şey değişmiyordu...

...herşey yerli yerindeydi...

...birşey patladı...birşey kırıldı...

...bir şey kaldı...

 

Charles Bukowski

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

KALDIRIMLAR

 

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;

Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.

Yolumun karanlığa saplanan noktasında,

Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

 

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;

Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.

İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;

Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

 

İçimde damla damla bir korku birikiyor;

Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...

Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;

Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

 

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;

Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.

Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;

Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

 

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;

Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!

Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;

Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

 

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;

İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.

Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;

Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

 

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;

Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!

Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;

Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

 

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;

Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.

Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,

Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...

 

II

 

Başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi,

Etinle, kemiğinle, sokakların malısın!

Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,

Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!

Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,

Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.

Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri;

Onun taşı erimiş, senin kafatasında.

 

İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var;

Sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz.

Dünyada taşınacak bir kuru başınız var;

Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.

 

Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur!

Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.

Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur...

Ne senin anladığın kadar, kaldırımları...

 

III

 

Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,

Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.

Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,

Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der.

 

Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,

Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.

Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,

Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.

 

Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım;

Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,

Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.

 

Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan;

Bana rahat bir döşek serince yerin altı,

Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan...

 

NECİP FAZIL KISAYÜREK

 

 

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

KALBİM UNUT BU ŞİİRİ

 

Uğuldayan ve hep uğuldayan

bir orman kadar üşüyorum şimdi

...yanlış rüzgârlar esiyor dallarımda

yanlış ve zehirli çiçekler açıyor

Kanımda kocaman gözleriyle bir çığlık

 

Su ve ses kadar beklediğim

ne kaldı geride, bilmiyorum

uzanıp uyumak istiyorum gölgeme

ve sarınmak o kocaman gözlerin

uğuldayan rüzgârlarına

 

Bir acıyı yaşarım ve zehrinden

çiçekler üretirim kömür karası

uçurum kadar bir yalnızlık

yaratırım kendime, atlarım

Anısı yoktur küçük rüzgârların

 

Yapraklarım yok artık kuşlarım yok

büsbütün viran oldu dağlarım

ezberimdeki türküler de savrulup gitti

ömrümün karşılığı kalmadı sesimde

sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü

 

Ahmet Telli

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

SESLER

 

Gecenin bir zamanı evine gelince,

Kilitte duyuyorsan anahtarın sesini ,

Anla ki yalnızsın.

 

Elektrik düğmesini çevirince,

Çıt diye bir ses duyuyorsan,

Anla ki yalnızsın.

 

Yatağına yatınca,

Yüreğinin sesinden uyuyamıyorsan,

Anla ki yalnızsın.

 

Odanda kâğıtlarını kitaplarını,

Duyuyorsan zamanın kemirdiğini,

Anla ki yalnızsın.

 

Bir ses geçmişlerden,

Çağırıyorsa eski günlere,

Anla ki yalnızsın.

 

Değerini bilmeden yalnızlığının,

Kurtulmak istiyorsan,

Kurtulsan da yapayalnızsın.

AZİZ NESİN

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Eskici

 

Eskiden yeterdim kendime

Artardım bile

Şimdi ne yapsam nafile! ...

Ve

Kim demiş "can eskimez" diye

Bu can tedirgin tende

Can da eskimiş

Ben de..

Bedri Rahmi Eyüboğlu

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.