Zıplanacak içerik
  • Üye Ol
kaplan-200

KÜRTÇE'YE RESMİ DİL YOLU AÇILDI

Önerilen İletiler

YÖK, Mardin Artuklu Üniversitesi’ne Kürtçe yüksek lisans ve doktora programı açmak için izin verdi. Üniversite gerekli görürse Irak’ın kuzeyinden akademisyen getirecek

İktidarın açılım çalışmaları meyvelerini veriyor. Yüksek Öğretim Kurulu dün toplanarak Kürtçe bölüm açmak isteyen üniversitelerin taleplerini ele aldı. YÖK Başkanı Yusuf Ziya zcan, YÖK Genel Kurulunun yaklaşık 8 saat süren toplantısının ardından gazetecilere açıklama yaptı. Mardin Artuklu Üniversitesinin Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü açılması talebi bulunduğunu anımsatan Özcan, konuyu Genel Kurul’da görüştüklerini ifade etti.

 

Diğer dilleri de kapsayacakmış!

Özcan, toplantıda, Mardin Artuklu Üniversitesinde “Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsü” adı altında bir enstitü kurulması kararı alındığını belirtilerek, “Üniversite, istediği taktirde bunun altını Kürtçe yüksek lisans ve doktora programıyla isterse Farsça, Arapça, Süryanice gibi programlarla doldurabilecek. Ben, biraz önce kendilerine de bunu duyurdum” dedi. Enstitüdeki programların sadece Kürtçe’yi değil diğer dilleri de kapsayacağını vurgulayan Özcan, şunları söyledi:

 

Modeli çok beğenmiş

“Bu, sadece Kürtçe’yi değil diğer dilleri de kucaklayan bir çözüm oldu. Zaten, geçen günkü toplantımızda rektörlerimizden birisinin fikriydi bu. Benim çok hoşuma gitmişti. Bugün Genel Kurulumuz da bu fikri çok iyi buldu. Bu modele sadece Kürtçe değil, diğer diller de dahil olacak” dedi.

 

Kuzey Irak’tan hoca gelebilir

Bir gazetecinin, “Lisans programı açmaktan neden geri adım attınız?” sorusu üzerine Özcan, “Geri adım atmadık. Buradaki esas amaç önce gerekli öğretim üyesini yetiştirmekti. Bu enstitünün asıl amacı lisans öğretimi açıldığı zaman ihtiyacımız olacak öğretim üyelerini yetiştirmek. Onun için yüksek lisans ve doktorayla başlayacak” dedi. Enstitünün ne zaman faaliyete geçeceğinin sorulması üzerine Özcan, “Biz birkaç güne kadar kararımızı kendilerine bildiririz. Onlardan gelen yüksek lisans ve doktor taleplerini de hemen kabul ederiz” diye konuştu. “Kuzey Irak’tan öğretim üyesinin gelmesi söz konusu mu?” sorusuna Özcan, “Zannediyorum Türkiye’den karşılayabilecekler” yanıtını verdi.

 

Akademisyenler tepkili

YÖK’ün kararına tepki gecikmedi. Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan, YÖK’ün verdiği kararın Anayasa’ya aykırı olduğunu belirterek, “Seçmeli ders olsun diyorlar, madem öyle neden seçmeli? Anadil anadan öğrenilir. Seçmeli olarak değil. İşte ’İngilizce, Sümeroloji ve Yunanca nasıl öğretiliyor’diyorlar, onlar devlet dilidir. Öğretilmesinde sakınca yoktur. Ama şu anda Türkiye, Kürdistan diye bir devleti kabul etmediğine göre, Kürtçenin de yabancı dil olarak okutulması hukuken mümkün değildir. Ama bizim haberimiz olmadan Kürdistan’ı tanımışlarsa bilemem. Anayasa’nın 42. maddesine aykırı bir karar vardır” şeklinde konuştu.

 

Özerklik yok sayılıyor

Üniversiteyi diğer eğitim ve öğretim kurumlarından ayıran en önemli özelliğinin özerkliği olduğunu sözlerine ekleyen Prof. Dr. Ayhan şöyle konuştu: “Eğer açılacaksa, bunu üniversite olarak biz açarız. Yani senatomuz bir araya gelir, karar verilir ve biz açarız. YÖK’ün bu şekilde üniversite özerkliğine doğrudan doğruya müdahaleden bir tarzda, ’şunu açacaksınız’diye dayatması son derece yanlıştır. Tabi ben bilemiyorum üniversitelerin özerkliği kalktıysa onu bilemiyorum. Ama üniversite özerkliği mevcut ve Anayasal teminat altında. YÖK’ün bu şekilde bir karar almaması gerekir. Bu durumun hukukende Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na aykırıdır.”

 

‘Devletin dili Türkçedir’

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, iktidarın açılım adı altında Kürtçe ile ilgili atmayı planladığı adımlara karşı olduklarını açıklamıştı. Orgeneral Başbuğ, Zafer Haftası dolayısıyla yayınladığı mesajında, TSK’nın üniter yapının korunması konusunda taraf olduğunu belirterek şunları kaydetmişti: Anayasa’nın değiştirilmesi teklif bile edilemez olan 3’üncü maddesinde ifade edildiği gibi “Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçe’dir.” Türk Silahlı Kuvvetleri, ATATÜRK tarafından bizlere emanet edilen ve Anayasa’nın 3’üncü maddesinde de belirtildiği şekilde; Türkiye Cumhuriyeti’nin ulus-devlet ve üniter-devlet yapısının korunmasında taraftır ve taraf olmaya da devam edecektir.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Kavramları karıştırmayalım. Üniversitelerde Kürt Dili ve edebiyatı bölümü açmak Kürtçeyi resmi dil haline getirmez... Nasıl ki İngilizce öğretmenliği Fransızca öğretmenliği diye bir şey var bu da öyle bir şey... Paniğe gerek yok Olması gereken şey oldu ve bence bu doğru bir karar...

 

Ancak şöyle bir şey de var tabii... Anayasa'da Kürtçe vurgusu yapılması da yanlış olur işte o zaman resmi dil niteliği kazanır Kürtçe... Ona da hep beraber karşı çıkarız zaten... Resmi dil Türkçe'dir ve öyle kalmalıdır

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Başlıkla altındaki yazı arasında anlam uyuşmazlığı var bence de.

 

Üniversite de ''Türkiye'de Yaşayan Diller Enstitüsü'' nün açılması Kürtçe'nin resmi dil olma yolunu nasıl açacak bağlantı kuramadım?

 

Böyle bir enstitünün açılmasını ve bu bağlamda Kürtçe proğramına da müsahade edilecek olmasını ayrı bir konu olarak destekler veya tartışabiliriz

 

Kürtçe'nin ayrı bir resmi dil olarak yasalara girmesi konusunu da ayrı olarak tartışabiliriz.

 

Ben birincisine karşı değilim ama resmi dil olarak Kürtçe'nin Anayasa'da yer almasına karşıyım tabiatıyla.Anayasa'mızda resmi dili Türkçe olduğu için değil Türkçe bizi bir arada tutacak olduğu için.Ha bunun için de Anayasa'mızda resmi dil Türkçe ibaresi var.Herkes istediği dili konuşsun hayatında ama ortak bir dilimiz olsun o da Türkçe'dir.

 

Bunun dışında isteyen istediği kadar dil öğrensin.

 

MUHABBETLE...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

yaşayan diller adı altında bir eğitim projesi başlatılmış.anadoluda konuşulan diller konusunda eğitim almak ve akademik çalışma yapmak isteyenler için açılmış bir enstitü. meseleye ülkücü tavrı ve saldırganlığıyla bakarsak hiçbir şey çözülmez. olumlu bir proje olarak görüyorum ve kınanacak bir durum görmüyorum. kürdistanı tanımakla falan ne ilgisi var. öküzün altında buzağı aramak da bize özgü bir durum heralde.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Bunlar başlangıçtır, adımın ilkidir.

 

Umarım bu yazdıklarınızı bir gün hatırlarsınız o zaman anlarsınız.Bunlar senaryonun en ufak parçalarıdır başlangıcıdır.katil herşeyden çok istediği en önceliklilerinden biri kürt enstitüsü'nün kurulmasır.Çünkü kürt enstitüsünün kurulması kürtçenin resmi dilinin önünün açılması demektir .

Diye açıklamlarda bulunmuştur.

Bunun ardından Camilerde kürtçe vaazların verilmesi,banka ve resmi dairelerde kürtçe yazışmaların yapılması,mahkamelerin kürtçe yapılması gibi şeylerle dierterek kürtçenin 2. resmi dil olması ve ardından diğer adımlarla ilerledikleri yollarla özerklik ve referndum sonrası k ırk.

 

Bu senaryoyu yaklaşık 10 yıl önce okumuştum ve adım adım uygulanıyor.

 

Bu durumda lazlar ve diğer etniklerinde bu konuda aynı şekillerde yol almaları gerekmektedir.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Bunlar başlangıçtır, adımın ilkidir.

 

Umarım bu yazdıklarınızı bir gün hatırlarsınız o zaman anlarsınız.Bunlar senaryonun en ufak parçalarıdır başlangıcıdır.katil herşeyden çok istediği en önceliklilerinden biri kürt enstitüsü'nün kurulmasır.Çünkü kürt enstitüsünün kurulması kürtçenin resmi dilinin önünün açılması demektir .

Diye açıklamlarda bulunmuştur.

Bunun ardından Camilerde kürtçe vaazların verilmesi,banka ve resmi dairelerde kürtçe yazışmaların yapılması,mahkamelerin kürtçe yapılması gibi şeylerle dierterek kürtçenin 2. resmi dil olması ve ardından diğer adımlarla ilerledikleri yollarla özerklik ve referndum sonrası k ırk.

 

Bu senaryoyu yaklaşık 10 yıl önce okumuştum ve adım adım uygulanıyor.

 

Bu durumda lazlar ve diğer etniklerinde bu konuda aynı şekillerde yol almaları gerekmektedir.

 

Hassayiteni anlıyorum, bir noktaya kadar paylaşıyorum da Sayın kaplan bu mantıkla bakarsak bu ülkenin hiç demokrasiye geçmemesi lazımdı hatta şu anki demokrasi bile bizim için tehlikeli.

 

Demokrasi de insanlar konuşmaya başlar her fikirden her telden.Sandık verirsin önüne kimin ne seçeceği belli değildir, ne çıkacağını kestiremezsin.

 

Ülkemizde farklı kültürlerde ve farklı inançlarda birçok insan var.Demokrasi geldiğinde bunların hepsi de ayrı bir sistem,ayrı bir devlet,ayrı bir ortam hayali peşine düşerlerse bunu düşünürlerse diye düşünürsek en baştan yani önce demokrasi verirsin bunlar rahat rahat konuşmaya başlar,demokratik sistem gereği kendi partilerini kurarlar başlarlar mücadeleye sonra sonra herkes ayrılır gider bir yere mantığı doğuyor Sayın kaplan.

 

Bu şartlarda hiçbir adım atmamak hatta demokrasiyi de bütünüyle rafa kaldırmak gerekiyor.

 

Başörtüsü meselendi de aynı mantığı işletmiyor muyuz?Başörtüsüyle başlanır hoppa al sana şeriat devleti.E noluyor o zaman korkuyoruz bütün başörtülülerden, başörtüsüyle birlikte inançlılardan.Korku yersiz mi hayır tamamıyla yersiz değil.

 

Peki nasıl çözeceğiz sorunları bilen var mı?

 

Dindarlar Cumhuriyet için tehlikeli,Kürtler bölünmez bütünlük için tehlikeli.Aleviler Sünniler için tehlikeli(Düşüncemizi zorlarsak...),Sünniler Aleviler için tehlikeli,yarın Lazlar, Çerkezler de üretirse tehlike korkusu nasıl çıkacağız bu işin içinden bu kadar korkuyla?

 

Korkularımız yersiz değil de nerde buluşacağız da sorunlarımızı sorun olmaktan çıkaracağız bilmiyorum.

 

MUHABBETLE...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

 

 

Başörtüsü meselendi de aynı mantığı işletmiyor muyuz?Başörtüsüyle başlanır hoppa al sana şeriat devleti.E noluyor o zaman korkuyoruz bütün başörtülülerden, başörtüsüyle birlikte inançlılardan.Korku yersiz mi hayır tamamıyla yersiz değil.

 

 

 

(başörtüsü meselesi bir özgürlük ve demokrasi meselesi değildir.)

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

(başörtüsü meselesi bir özgürlük ve demokrasi meselesi değildir.)

 

Sorunumuz da bu ya Sayın Rua.Hiçbir meselemiz demokrasinin meselesi olmuyor güzel ülkemizde.Demokrasi ne hepimiz için büyük mesele.

 

Dağa çıkan da demokrasiye sarılıyor,dini sistem kurmak isteyen de demokrasiye sarılıyor, devletimiz de demokrasiye yaslanıyor bütün uygulamalarında.

 

MUHABBETLE...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Sorunumuz da bu ya Sayın Rua.Hiçbir meselemiz demokrasinin meselesi olmuyor güzel ülkemizde.Demokrasi ne hepimiz için büyük mesele.

 

Dağa çıkan da demokrasiye sarılıyor,dini sistem kurmak isteyen de demokrasiye sarılıyor, devletimiz de demokrasiye yaslanıyor bütün uygulamalarında.

 

MUHABBETLE...

 

ben konuyu farklı bir yöne çekip tartışmanın yönünü değiştirmek istemem ama burada verdiğiniz örnek bence doğru değildi. başörtüsü meselesi bir özgürlük meselesi olamaz çünkü tarihsel süreçte kadınların saçlarını daha çok örtmeleri değil tam tersine açmaları ve toplumsal yaşama aktif olarak katılmaları özgürlük olarak adlandırılır. biraz sosyoloji biraz da tarih bilgisi bunu anlamak ve görmek için yeterlidir.

 

başörtüsü, insanların aklına şeriat tehlikesini getiriyorsa, bu başörtüsünü siyasal bir simgeye dönüştürenlerin sorumluluğundandır.

 

kürt meselesi bunların tümüyle dışında bir sorun. başörtüsü konusunda söyledikleriniz dışında sizin bu konudaki düşüncelerinize ben de katılıyorum sayın Fuzuli.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Bu tüm dünyada birilk oluyor değil mi?

 

Yani dünyanın başka yerlerindeki üniversitelerde de Kürt Dili ve Edebiyatı dersleri bugüne kadar yoktu? Biz demokrasi bakımından bütün dünya ülkelerini geride bırakmış oluyoruz böylece... Sırada Lazca, Gürcüce, Çerkezce falan da var... Oh ne güzel...

Kürtçe eğitimin önü açıldı şimdi bir kaç sorun var...

 

1- Hangi Kürtçe seçilecek derslerde?

2- Dünya Kürtçeyi bir dil olarak ne zaman kabul edecek?

3- Dünya üniversiteleri ne zaman Kürtçe eğitim verecek?

4- Kaynak olarak neler gösterilecek?

5- Edebi eser ve kültür olarak neler öğretilecek?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

ben konuyu farklı bir yöne çekip tartışmanın yönünü değiştirmek istemem ama burada verdiğiniz örnek bence doğru değildi. başörtüsü meselesi bir özgürlük meselesi olamaz çünkü tarihsel süreçte kadınların saçlarını daha çok örtmeleri değil tam tersine açmaları ve toplumsal yaşama aktif olarak katılmaları özgürlük olarak adlandırılır. biraz sosyoloji biraz da tarih bilgisi bunu anlamak ve görmek için yeterlidir.

 

başörtüsü, insanların aklına şeriat tehlikesini getiriyorsa, bu başörtüsünü siyasal bir simgeye dönüştürenlerin sorumluluğundandır.

 

kürt meselesi bunların tümüyle dışında bir sorun. başörtüsü konusunda söyledikleriniz dışında sizin bu konudaki düşüncelerinize ben de katılıyorum sayın Fuzuli.

 

Bence de tartışmanın yönünü değiştirmeyelim başörtüsüne devam etmeyelim, mevzu zaten yeterince çetrefilli.Lakin ben de başörtüsüyle ilgili tarihsel süreç ve anlamı üzerinden geliştirdiğiniz demokrasi bakışınıza katılmadığımı söyleyip, bu konuyla ilgili de başka bir fikir beyan etmeyip bu konuyu kendi adıma nihayetlendiriyorum.

 

MUHABBETLE...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

 

1- Hangi Kürtçe seçilecek derslerde?

2- Dünya Kürtçeyi bir dil olarak ne zaman kabul edecek?

3- Dünya üniversiteleri ne zaman Kürtçe eğitim verecek?

4- Kaynak olarak neler gösterilecek?

5- Edebi eser ve kültür olarak neler öğretilecek?

 

:)

 

sevgili sardunyam biricik hemşom,

 

neden bunların tasasını sen yaşıyorsunki? :)

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Bu arada Türkçeyi de öğretmenin bir yolunu bulursak 72 milyon vatandaşımıza güzel olacak hepimiz için. :)

 

Muhabbetle...

 

hah işte bravo :lol:

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Bunlar başlangıçtır, adımın ilkidir.

 

Umarım bu yazdıklarınızı bir gün hatırlarsınız o zaman anlarsınız.Bunlar senaryonun en ufak parçalarıdır başlangıcıdır.katil herşeyden çok istediği en önceliklilerinden biri kürt enstitüsü'nün kurulmasır.Çünkü kürt enstitüsünün kurulması kürtçenin resmi dilinin önünün açılması demektir .

Diye açıklamlarda bulunmuştur.

Bunun ardından Camilerde kürtçe vaazların verilmesi,banka ve resmi dairelerde kürtçe yazışmaların yapılması,mahkamelerin kürtçe yapılması gibi şeylerle dierterek kürtçenin 2. resmi dil olması ve ardından diğer adımlarla ilerledikleri yollarla özerklik ve referndum sonrası k ırk.

 

Bu senaryoyu yaklaşık 10 yıl önce okumuştum ve adım adım uygulanıyor.

 

Bu durumda lazlar ve diğer etniklerinde bu konuda aynı şekillerde yol almaları gerekmektedir.

 

Bazı arkadaşlar bu hassas konuya çok iyi niyetle yaklaşıyor..Oysa bu konu pkk kurulduğundan bu yana 50 yıllık planını adım adım uygulanmasıdır...

 

PKK'nın asıl ideolojik yapısı Marksizm, Leninizm ve Maoculuktur.

 

İlk dönemlerde diğer sol örgütlerden destek ve militan alarak ,BABALARI AB/D nin deteği ile(AB/D BABALARININ AMAÇI BAŞKA) kürdistanı kurmak için yola çıktılar.

 

pkk nın ilk militanları suriye-ırak -iran ve diğer yabancı uyruklardan oluşturuldu,Marksizm, Leninizm ve Maoculu ideolılojisi ile kürtlerin bulunduğu bölgelerden destek alamayınca hem ideolojisini hemde Örs ve çekiç Olan sözde bayrağını değiştirdi.

 

Yaklaşık 10 yıl önce bir yerde okumuştum bu süreç en az 50 yıllık bir süreçtir adım adım ilerleyeceğiz,bedeller ödeyeceğiz ve kürdistanı kuracağız diyordu.

 

Adım adım derkende, görünürdeki sözde liderleri katil öcalanın en önceliği kürt dili enstiüsünün kurulmasının olduğunu, ondan sonra gerisinin mecburen geleceğini söylemişti.

 

 

Ardından kürtçe eğitim,öğretim resmi yazışmlar ve en son referendumla federsyon ve bölünme (k.ırak'a bağlanma isteği).

 

Ve bebek katilinin dediği gün geldi.

 

Yine aynı zihniyette olan adını hatırlamadığım diyarbakır millet vekili Can Dündar'ın progremında ''önceliğimiz kürt dili enstitüsünün kurulmasıdır''demişti.

 

Sonra camilerde kürtçe vaazların verilmesi daha sonra resmi yerlerde kürtçe yazışmaların yapılması ve kürtçe bilen memurların atanması demişti.

 

 

Daha sonra Kürt Enstitüsü Başkanı Sami Tan, Kürtçe'nin, yoğun olarak konuşulduğu bölgelerde ikinci resmi dil olarak kabul edilmesi gerektiğini söyledi.

 

Ardından DTP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata ise

 

Kürtlerin de kırmızı çizgilerinin olduğunu belirterek şu sözlerde bulunuyor.

 

'Hiçbir süreçte ben dilimden ve kültürümden vazgeçerim demedi Kürtler. Bunlar Kürtler için kırmızı çizgilerdir.

 

Ama özerklik projesine biz Türkiye'nin demokratikleşme sürecidir dedik.

 

Bir takım kırmızı çizgiler DTP tarafından masaya yatırıldı ve dendi ki Türkiye'de demokratik özerk bölgeler olabilir bu bölgelerin resmi dili Kürtçe olmak kaydıyla yerel dillerin eğitimin öğretiminin ve kamuda kullanımının önü açılabilir.

 

Biz tüm Türkiye'de resmi dil Kürtçe olsun demiyoruz. Kürtlerin bulundukları bölgede resmi dil Kürtçe olsun' dedi.

 

Bu gerçeği görmek o kadarmı zor.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Bazı arkadaşlar bu hassas konuya çok iyi niyetle yaklaşıyor..Oysa bu konu pkk kurulduğundan bu yana 50 yıllık planını adım adım uygulanmasıdır...

 

PKK'nın asıl ideolojik yapısı Marksizm, Leninizm ve Maoculuktur.

 

 

Biz tüm Türkiye'de resmi dil Kürtçe olsun demiyoruz. Kürtlerin bulundukları bölgede resmi dil Kürtçe olsun' dedi.

 

Bu gerçeği görmek o kadarmı zor.

 

Sayın kaplan 200 yukarda yazdıklarınıza kimse hayır bunlar söylenmemiştir,bu söylemlerden hareketle bunlar adım adım buraya gidecekler düşüncesini insanın aklına getirmez diyemez.

 

Sizi bir sorum olacak bu bağlamda.

 

 

Biz Kürtler'i nasıl algılamalıyız,Kürtler bu ülkeye nasıl bakıyor bu açıkça ortaya konmalı.

 

Diyeceğiz ki Kürtlerin tamamı ayrılıkçı,PKK sempatizanı ya da içlerinde şu kadar oranda aşağı yukarı PKK sempatizanı var,bu ülkenin bölünmesinden yana.

 

Kürtleri ülkemize büyük oranda düşman olarak mı algılayacağız yoksa bir kısmı düşman büyük kısmı bu ülkeye sahip çıkyor,yaşamak istiyor gözüyle mi bakacağız bunu biliyor muyuz?

 

DTP Dağdaki PKK'nın Meclis'teki temsilcisi bunu gözümüzün içine kadar sokuyor DTP.Ben DTP'ye güvenmiyorum ama bütün Kürtlerin de DTP gibi düşündüğünü de düşünmüyorum.

 

Eğer şu seneryoyla başlarsak ya da gerçekliğini şüphesiz görürsek ''Kürtler bölünmekten yanadır,PKK'yı temsilcileri olarak görmektedirler.'' bunu kabul ediyorsak,edersek istediğiniz kadar demokratik ortam oluşturalım bu düşünceden vazgeçiremeyeceğiz,vazgeçiremezsiniz de.

 

Peki bu noktada ne olur ne yapılır Sayın kaplan?

 

Ne yapacağız söyler misin bütün samimiyetimle soruyorum?

 

MUHABBETLE...

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

 

Sizi bir sorum olacak bu bağlamda.

 

 

Biz Kürtler'i nasıl algılamalıyız,Kürtler bu ülkeye nasıl bakıyor bu açıkça ortaya konmalı.

 

Diyeceğiz ki Kürtlerin tamamı ayrılıkçı,PKK sempatizanı ya da içlerinde şu kadar oranda aşağı yukarı PKK sempatizanı var,bu ülkenin bölünmesinden yana.

 

Kürtleri ülkemize büyük oranda düşman olarak mı algılayacağız yoksa bir kısmı düşman büyük kısmı bu ülkeye sahip çıkyor,yaşamak istiyor gözüyle mi bakacağız bunu biliyor muyuz?

 

DTP Dağdaki PKK'nın Meclis'teki temsilcisi bunu gözümüzün içine kadar sokuyor DTP.Ben DTP'ye güvenmiyorum ama bütün Kürtlerin de DTP gibi düşündüğünü de düşünmüyorum.

 

Eğer şu seneryoyla başlarsak ya da gerçekliğini şüphesiz görürsek ''Kürtler bölünmekten yanadır,PKK'yı temsilcileri olarak görmektedirler.'' bunu kabul ediyorsak,edersek istediğiniz kadar demokratik ortam oluşturalım bu düşünceden vazgeçiremeyeceğiz,vazgeçiremezsiniz de.

 

Peki bu noktada ne olur ne yapılır Sayın kaplan?

 

Ne yapacağız söyler misin bütün samimiyetimle soruyorum?

 

MUHABBETLE...

Sevgili fuzuli Öncelikle şunu bilmeni isterimki benim ne bir kürt ile dede bir başka etnik gurupla sorun yoktur olamazdda.

 

Çalıştığım bazı ortamlarda doğulu olduğumu söylediğim zaman ban kürtmüsün diye sorulduğu oluyordu ben ise kürt olmadığım halde evet kürdüm diyordum,çünkü gocunulacak bir taraf görmüyordum .Bu forumdaki kürdüm diye geçinip de katil pkk ve dtp ye açıkça ve çaktırmadan çanak tutanları tanıyana kadar.

Şimdi bu zihniyetlerden dolayı fikrim deşmesede ben memleketimin kürdü kadar kürdüm, çünkü memleketimdeki kürt kökenli vatandaşlar ne bebek ketili pkk ya nede sözcüsü dtp ye çanak tutmuşlardır diyerek vurguluyorum.

 

Bu ağlamda sorunuza dönecek olursak.

 

Biz kürtleri diğer etnikler nasılsa onlarıda aynı şekilde algılamalıyız.Yani ayrı bir millet yada ayrıcalıklı olarak görmemeliyiz .Çünkü türk milletini oluşturan unsurlar kürt-laz-çerkez lerdir.

 

Bu gün bir kürt ne ise laz da odur diğer etnik unsurlarda.Kürtlere ayrıcalık tanımak,pkk nın sözde mücadelesinin sonucu demek ve bölünmeye zemin hazılamak demektir.

Bugün lazlar çerkezler,pomaklar,arnavutlar ve diğer etnik guruplarda aynı hakları istemeyeceklermidir sizce ?

 

Örneğin ben kürtçe yayına karşı olmadım, fakat bu yayını devlet değil her etnik kendi yayınını devletin denetimi altında yapması gerekir düşüncesindeyim.

Bu konuyu özal zamanında özalın danışmanlığını yapan bugünkü akp de bakan olan cemil çiçek özala teklifte bulunmuş fakat özal kabul etmemiş.

 

Zamanında bu yayın yapılmış olsaydı belkide bu gün roj vt sayesinde bu kadar sayıda devlet düşmanı kürtde olmazdı.

 

Kürtleri düşman olarak algılayacağızda ne demek ?Kürtler ile hiç kimsenin sorunu yok sorun kürdüm diye geçinip pkk cı olan çanakçılardır.

 

Pkk ilk kurulduğunda kurucularından başka kaç kürt kökenli terörist vardı haberiniz varmı?

 

pkk kurulduğunda diğer sol örgütlerin desteği ile suriye,iran ve ırkatan topladıkları teröristlerle eylemlerini yaptılar,kimilerini zorla kimilerini kandırarak,kimilerinide parayla satın aldı.

 

Bu günkü senayonun başlangıcında köylüleri öldürüp askerin üzerine atarak kendi öldürdükleri insanların ailelerinden ve akrabalarından destek alarak onları kazanarak bu duruma senaryonun bu parçasına kadar geldi.

 

Sonuç olarak;hiçbir etnik kökene ayrıcalık tanınmamalı,bu gün bir laz ne ise kürt te odur.

 

Kürtçe resmi bir dil olmadığı içinde devletin üniversitelerinde kürtçe enstitü kurulamaz..

 

Bende Ahıskalıyım benim dilimde farklı ,lazlarında farklı,zazalarında her birimize enstitü kurulacakmı sizce?

 

Bu arda Ahıskalılar derneği ile irtibata geçip bu konuda taleplerde bulunmasını iteyeceğim.Diğer etniklerde olan arkadaşlar sizler ne bekliyorsunuz ?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

AKP benzeri adımlar atan İspanya’da yüz bulan Katalanlar ayrı

devlet sloganlarıyla sokağa döküldü

 

İSPANYOL hükümetinin, muhalefet ve ordunun tüm uyarılarına rağmen başkenti Barcelona olan Katalonya’ya daha fazla taviz vermesi, ülkeyi bölünmenin eşiğine getirdi. Hep daha fazlasını isteyen Katalanlar, bu kez ayrı devlet isteğiyle yürüdü.

 

Komutanı istifa ettirdiler!

AYRILMAK için referandum düzenlemeye kalkan Katalanlar, mahkeme kararıyla girişimin engellenmesi üzerine “Devlet istiyoruz, merkezi yönetime hayır” sloganıyla sokağa döküldü. Uyaran komutanın istifa ettirilmesi, siyaseti de karıştırdı.

 

Açılımdan bölünmeye...

’Katalonya için bağımsızlık’ yürüyüşü düzenleyen binlerce Katalan, Barcelona sokaklarında “Devlet

istiyoruz, merkezi yönetime hayır” sloganları attı. İspanya ordusu ise hükümetin tavizine sert çıktı

 

Haber: Cevat KIŞLALI

İspanya’nın doğusundaki Barcelona kentinde önceki akşam “Katalonya için bağımsızlık” gösterisi düzenlendi. Kentin Arenys de Munt ilçesinde belediyenin ayrılıkçılığı savunan referandum yapma girişiminin mahkeme kararıyla durdurulmasını protesto etmek için kalabalık bir grup Barcelona sokaklarında yürüdü. Katalan siyasetçilerin ve işadamlarının da destek verdiği göstericilerin arasında, Katalan milliyetçiliğinin sembollerinden olan FC Barcelona kulübünün başkanı Joan Laporta da yeraldı.

 

’Devlet istiyoruz’ talebi

Arenys de Munt Belediye Başkanı Carles Moya , “Kendi geleceğine karar vermek için Arenys Hareketi” adlı grubun inisiyatifiyle başlayan ve belediye olarak destek verdikleri referandumun, mahkemenin karşı kararına rağmen yapılacağını söyledi. Katalonya Cumhuriyetçi Solu (ERC) partisinin başkanı Joan Puigceros ise konuşmasında, İspanya merkez hükümetini “dolandırıcılar çetesi” olarak tanımlayıp, “Madrid’in bakanlarına artık bir şey ödememek için bir devlet istiyoruz” dedi.

 

Ülke parçalanmanın eşiğinde

Arenys de Munt’ta yapılması öngörülen fakat durdurulan referandumda, halka “Katalonya’nın sosyal, demokratik, egemen bir devlet olmasından yana mısınız?” şeklinde bir soru yöneltilmesi planlanıyordu. İspanya hükümeti “Katalonya ayrılırsa İspanya parçalanır” teziyle bölgedeki eyleme karşı çıkıyor. Yöneticileri en fazla endişelendiren ise Katalan girişiminin diğer bölgelere de sıçrama potansiyeli taşıması. Jose Luis Rodriguez Zapatero liderliğindeki Sosyalist hükümet, sağ muhalefet ve ordudan gelen tepkilere rağmen, ülkenin zengin ve güçlü bölgelerinden Katalonya’ya daha fazla özerklik tanınması yolunda büyük bir adım atmıştı.

 

Bölgesel dil

zorunluluğu

Katalanlar, merkezi hükümetten koparak ayrı bir ulus olmak isterken, bölge yetkililerine Katalanca konuşma zorunluğu getirilmesini istiyor. Ana muhalefette bulunan Halkçı Parti, bölgede düşünülen statü değişikliğine karşı çıkarken Zapatero hükümetinin attığı adımların ulusal bütünlüğe tehlikeli olduğunu belirtmişti.

 

Zapatero’nun açılımı bomba

İspanyol hükümetinin Katalanların talepleri doğrultusunda yapmaya çalıştığı ekonomik ve siyasi açılımlara en fazla tepki ise İspanyollardan geldi. Zapatero yönetiminin verdiği tavizlerin ülke için sakıncalı bir süreç başlatacağını ve bölünmenin engellenemeyeceğine vurgu yapan İspanyol muhalif siyasetçileri, Barcelona sokaklarında düzenlenen bölücü yürüyüşünün verilen tavizlerin bir devamı olduğunu belirtti. Katalonya’ya özgürlük adı altında başlatılan özerklik çalışmalarına tepki gösteren Ana Muhalefetteki Halkçı Parti ise Kara Kuvvetleri Komutanı Jose Mena Aguado’nun özerklik taleplerine tepki göstermesi sonucu istifasının istenmesinin anti demokratik olduğunu belirterek Zapatero’yu bölücülükle suçladı.

 

Katalan

sorunu nedir?

Başkenti Barcelona olan zengin Katalonya, 1979 yılında imzalanan sözleşmeyle ülkenin 17 bölgesinden biri oldu. Katalan Parlamentosu 2005 yılında özerk statüsünü yeni yetkilerle donatmak üzere bir karar aldı. Bu karara göre Katalanlar İspanya içinde ayrı bir ulus olmayı, mali ve adli yetkilerinin artırılmasını ve bölge yetkililerine Katalanca konuşma zorunluluğu getirilmesini istiyor. Katalanlar 50 milyonluk İspanya nüfusunun 7 milyonunu oluşturuyor.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

(başörtüsü meselesi bir özgürlük ve demokrasi meselesi değildir.)

 

Sevgili Rua,

 

Neden be hemşom diye soracaktım ki;daha sonraki iletiniz de bunu açıklamışsınız.

 

Kaplan'nın Kürtçe eğitimin sonuçları üzerine tasarladığı korkkuları teker teker okudum da!

 

Aslında çok farklı değil dostum.

 

Korkabiliriz de,telaşlanabiliriz.Dünya tarihinde,ülke gerçeğinde not olarak düşenler bizi haklı kılar.

 

Ama insani hak olarak,hiçbir korku insanın giydiğine,konuştuğu dile sınır koyamaz.

 

İyi niyeti artık geçtim;özgürlüklerin sınırını hepimiz kendimiz için istediklerimizin,başkaları için de olabileceğini düşünerek yeniden çizmeliyiz.

 

Bu arada Fuzuli,her yazdığınız okunmaya değer.Teşekkürler düşünen herkese karşı olan hassasiyetiniz için.

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Milletleri millet yapan din ya da kan kardeşliği değil konuşulan dildir, bir toplumda her dinden her ırktan insan bir arada ortak konuştukları dil ile anlaşırlar ve millet olurlar. Tüm dünyada her millet bağlı bulunduğu ülkenin resmi dilinde eğitim alır ve o dili konuşur!

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

ben konuyu farklı bir yöne çekip tartışmanın yönünü değiştirmek istemem ama burada verdiğiniz örnek bence doğru değildi. başörtüsü meselesi bir özgürlük meselesi olamaz çünkü tarihsel süreçte kadınların saçlarını daha çok örtmeleri değil tam tersine açmaları ve toplumsal yaşama aktif olarak katılmaları özgürlük olarak adlandırılır. biraz sosyoloji biraz da tarih bilgisi bunu anlamak ve görmek için yeterlidir.

 

başörtüsü, insanların aklına şeriat tehlikesini getiriyorsa, bu başörtüsünü siyasal bir simgeye dönüştürenlerin sorumluluğundandır.

 

kürt meselesi bunların tümüyle dışında bir sorun. başörtüsü konusunda söyledikleriniz dışında sizin bu konudaki düşüncelerinize ben de katılıyorum sayın Fuzuli.

 

Sayin Rua,

 

Kadinlarin baslarini ortup ortmemeye kendilerinin karar vermesi DEMOKRASIDIR. Bunu onun bunun zoprlamasiyla yapmak degil!

 

Turkiye'de basortusunu siyasi simge haline getiren tek kesim basortusune karsi olan kesimdir. Isteyen istedigi kiyafeti giyip okullara kamu kuruluslarina girebilmelidir.

 

Modernligin olcegi bir insanin basini acip acmamasi olamaz! Bunlar cok basit dusuncelerdir!

 

Birakin artik millet istedigi zaman basortusunu de taksin Kurtcesini de konussun!

 

Herkes birbirine saygi duymayi ogrensin! YASA VE YASAT yani!

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Bu tüm dünyada birilk oluyor değil mi?

 

Yani dünyanın başka yerlerindeki üniversitelerde de Kürt Dili ve Edebiyatı dersleri bugüne kadar yoktu? Biz demokrasi bakımından bütün dünya ülkelerini geride bırakmış oluyoruz böylece... Sırada Lazca, Gürcüce, Çerkezce falan da var... Oh ne güzel...

Kürtçe eğitimin önü açıldı şimdi bir kaç sorun var...

 

1- Hangi Kürtçe seçilecek derslerde?

2- Dünya Kürtçeyi bir dil olarak ne zaman kabul edecek?

3- Dünya üniversiteleri ne zaman Kürtçe eğitim verecek?

4- Kaynak olarak neler gösterilecek?

5- Edebi eser ve kültür olarak neler öğretilecek?

 

Sorulariniza cevap vereyim:

1 - Turkiye'de iki Kurtce lehcesi konusulur. Kurmanci ve Zazaki... Onlar ogretilir Turkiye'de... Eger derdiniz buysa!

2 - Dunya Kurtce'yi dil olarak coktaaaan tanimis, bir tek siz ve sizin gibiler taniyamiyor! smile.gif Arastirin ufkunuz acilir!

3 - Kurdoloji bolumleri zaten var Avrupa ulkelerinde, ve Irak'ta. Sadece bizler de yok! smile.gif

4 - Arastirirsaniz bir suru Kurtce kaynaga rastlarsiniz, ha kaynak pek fazla yoksa da bunun nedeni KAYNAKLARI yok eden ve BASKI altinda tutan, yine sizin gibilerden sormaliyiz bence!

5 - Edebi eserlerimiz de var, kulturumuz de. Ne munasebet.

 

Sen hem bir dili baski altinda tut ve gelismemesi icin, yok o lmasi icin elinden geleni yap, sonra tut "Neredere kaynaklari ve edebi eserleri" diye sorular sor!

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

.

.

.

MUHABBETLE...

 

Size soruyroum o zaman sayin Fuzuli (ve sizin iletilerinizi/yorumlarinizi beginiyle izleyen biri olarak):

 

Sizce Turkiye'deki Kurtlerin buyuk bolumu ayrilmak mi istiyor yoksa beraber mi yasamak istiyor Turklerle?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Sorulariniza cevap vereyim:

1 - Turkiye'de iki Kurtce lehcesi konusulur. Kurmanci ve Zazaki... Onlar ogretilir Turkiye'de... Eger derdiniz buysa!

2 - Dunya Kurtce'yi dil olarak coktaaaan tanimis, bir tek siz ve sizin gibiler taniyamiyor! smile.gif Arastirin ufkunuz acilir!

 

 

Zazaki lehçe değildir,Daha önce çok yazdık tekrarlamaya gerek yok yine anlamazdan geliyorsunuz,araştırın ve görün. bu gün zazlalar, pkk ve dtp kendilerini asimile etmek istediklerini söyleyerek insan haklarına şikayet etmek istemişlerdir.

 

-http://www.dersimsite.org/lehcedegil.ht-Bu yanlız bir önektir istersen yüz'e yakın örkek gösterebilirim.

 

Normalde zaten konuşmalarda bile kürt demezler Örn:''kurmaci nizanım'' !gibi. ve zaza ve kurmaci arasındaki o büyük farkı tekrar yazmama gerek varmı?

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

Kendi ülkesinde yaşayan halkın ismini resmi olarak kullanmaktan korkan bir devlet bu halkın nasıl olurda kendisine bağlı olmasını bekler? Bugün dünya üzerinde en fazla Kürd'ün yaşadığı ülke Türkiye'dir,ama Kürd kelimesinin kullanımından en çok kaçınan ülkede ne yazık ki yine Türkiye'dir...

 

Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Serdar Bedii Omay, yaptığı yazılı açıklamada, Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü ya da anabilim dalı adı altında lisans programı açılmasına ilişkin taleplerine olumlu bir karşılık verilmediğini, buna gerekçe olarak da öğretim üyelerinin bulunmamasının gösterildiğini belirtti.

Mardin Artuklu Üniversitesi Kürdoloji Enstitüsü taleplerinin ��Türkiye�de Yaşayan Diller Enstitüsü�� adıyla değiştirildiğini anlatan Omay, bu enstitüde Arapça, Farsça ve Süryanicenin yanı sıra Kürtçe üzerinde de akademik çalışmaların yapılabileceğinin belirtildiğini belirtti.

Omay, açıklamasında şunları kaydetti: �Mardin Artuklu Üniversitesi Kürt dili ve edebiyatı alanında lisans ve lisans üstü eğitimini vermeye hazırdır. Kaldı ki lisans üstü eğitimini verecek olan hocalarımız, lisans eğitimini daha kolay verebileceklerdir.

�Türkiye�de Yaşayan Diller Enstitüsü� bünyesinde yer alması planlanan Arapça ve Farsça dilleri halen üniversitelerimizde Doğu Dilleri kapsamında okutulmaktadır. Dolayısıyla geriye sadece Kürtçe kalmaktadır. Durum bu iken bir bilim olarak kuruluşu 1787 yılına kadar giden ve halen dünyadaki 30 kadar üniversitede enstitü, bölüm, kürsü gibi birimler bünyesinde ele alınmakta olan Kürdolojinin, ülkemizde de aynı isimle anılmamış olmasının izahı zordur.�

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İletiniz moderatör kontrolünden geçtikten sonra sitede gösterilmeye başlanacaktır. Eğer buna maruz kalmak istemiyorsanız lütfen hemen bir ÜYE OLUNUZ.

Misafir
İletinizi misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer üye iseniz lütfen GİRİP YAPARAK gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.