İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Geri Kalmış Bölgeler ve Sorunları

Featured Replies

Gönderi tarihi:

Bugün Türkiyede, geri kalmış pek çok bölge vardır. Burada tüm bu bölgelerin veya şehirlerin sorunlarının tartışılabilmesi için bu başlığı açıyorum.

 

Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi, Türkiyede de zengin ve yoksul bölgeler vardır. Öncelikle geri kalan bölgelerin, geri kalış nedenlerini ve süreçlerini genel olarak incelemek istiyorum. Şimdilik hızlı bir özet geçersek:

 

Ülkeler farklı coğrafik özelliklere sahip topraklar üzerinde kuruludurlar. Bu coğrafya, ülkenin jeoplolitik durumunu da belirler. Ülkelerin kaderini coğrafyası belirler. Ülkelerde tarım ve hayvancılık ilk gelişen unsurlardır. Zengin akarsularınca oluşturulmuş verimli topraklara sahip olan ülkelerde tarım kolay gelişmiştir. Hayvanların evcilleştirilmesi ile de yine verimli otlakların olduğu bölgelerde hayvancılık da gelişmiştir. Tarım öncesi avcı toplayıcı olan insanlar, böylelikle yerleşik düzene geçtiler. Fakat insanları yaşadığı her yer tarıma ve hayvancılığa uygun değildi. Özellikle, deniz kıyısı olan ülkeler denizciliği geliştirdiler. Denizci ülkeler gemilerle, diğer bazı ülkeler ise kervanlarla ticaret yaparak bu tarım ürünlerine ulaşabildiler. Bu sefer de, bunların ticaret için takas olarak verecekleri maddeler üretmeleri gerekti. Önce madencilik ve arkadan da çeşitli ürünleri işleme yöntemleri geliştirmek zorunda kaldılar. Maden tekniklerindeki ilerleme, ileri silahlar üretmesini sağladı. Silahlar ise zengin ülkeleri ele geçirmeye yaradı. Sömürgeleştirilen ülkelerin hammaddelerini işleyerek ileri ürünler elde ettiler. Sanayi devrimi bunu izledi. Dünyadaki refah içinde yaşayan, bu yüzden de diğer yönlerini geliştirme ihtiyacı duymayan tüm ülkeler, sömürgelere dönüşmek zorunda kaldı. Zengin ve yosulluk yelpazesine yayılan ülkeler kısır bir döngüye girdi. Çünkü zenginleşen ülkeler, zenginleşme yöntemlerini daha iyi bildiklerinden, eğitime, bilime, teknolojiye, üretime vs önem veriyor ve yoksul ülkelere göre daha da hızlı kalkınıyor ve aradaki farkı açmalarına yol açıyor. Zengin ülkelerin paradan para kazanmayı öğrenmesi de cabası, tabii.

 

Bir ülke içindeki coğrafya ise, ülke içindeki bölgesel gelişmeyi etkiliyor. Yolun başında kıt kaynakları olan gelişmemiş bir ülkede de, tarıma ve hayvancılığa uygun olan alanlar ilk gelişmeyi gösteren alanlar oluyor. Bu ürünlerin olduğu bölgelere yakın yerlerde işleme ve depolama tesisleri kuruluyor. Sonra bu malları dışa satımı için limanlar ve buralarda da ticaret gelişiyor. Tarım alanlarına ulaşımı kolay olan şehirler, öncelikli gelişiyor ve nüfusu artıyor. Böylece bundan sonraki yatırımlar, bu şehirler civarında yoğunlaşıyor.

 

Bu durumu Türkiye için ele alırsak da durum benzer. İlk gelişen büyük şehirlerimiz İstanbul, İzmir, Adana deniz kıyısındadır. Ankara ise yönetimsel merkez olmasıyla gelişebilmiştir. Savaştan çıkmış kıt kaynakları olan ülkede, ülkenin gelişmesi için en verimli yerlere kalkınmada öncelik tanınması zorunlu olmuştur. Limanlar, yollar, fabrikalar vs yapılmıştır. Dağlık, verimsiz, kurak, ulaşımı zor, doğa şartlarının ağır, denizin uzak olduğu bölgelere yatırım yapmak, yoksul Türkiye için tercih edilemeyecek derecede pahalı ve verimsizdi. Doğal olarak gelişen bölgeler, gelişmelerini katlayarak büyüttüler. Gelişme bu bölgedeki yaşam kalitesini ve eğitim düzeyini de arttırdı ve bu bölgeler göçlerle nüfus arttırdı. Artık taşı toprağı altın bir İstanbul vardı. Bu arada dağlık, verimsiz, ana ticaret yollarından uzakta, doğa şartlar ağır olan bölgelerimizde geri kaldı. Üstelik bu bölgedeki eğitimsizlik, buradaki doğum oranlarının düşmemesine yol açtı. Batıdaki insanlar, daha zenginleşirken bunu daha az sayıda yaptıkları çocuklarına miras bırakarak, nesilden nesile zenginleşti. Doğuda ise yokluk içindeki insanlar, yokluklarını bir de çok sayıda yaptıkları çocuklarına miras bıraktılar. Verimsiz bölgeler yüzünden okula gitmeden çalışmaya başlamak zorunda ve hatta işsiz kalan çocuklar, kendilerinin de çok çocuk yapmalarıyla, nesilden nesile yoksullaştı. Üstelik zaten yaşadıkları yerler gelişmemişti ve daha en baştaki insan yükünü bile kaldıramıyordu. Bu durum bir de, aşiret ağalığı sistemine yol açtı. O da gelişmenin önündeki diğer bir engeli oluşturdu. Şehirlere göç kaçınılmaz oldu. Hiç bir kalifiye özelliği, iş eğitimi olmadan göçenler şehirde ezildi, ya iş bulamadı, ya da en berbat işlerde çalışmak zorunda kaldı. Bu da hem yaşadığı yerde, hem de göçtüğü yerde mutsuz, eziklik hisseden ve gelişmişliği görüp bundan kendine de pay isteyen insanlar ortaya çıktı. Batıdaki insanlar baştan şanslı olduğu verimli alanlar sebebiyle ama alın terleriyle çalışarak kazandıklarının, yine yatırım olarak kendisine dönmesini istedi. Çünkü devlet aldığı vergilerle yatırım yapıyordu. Vergiyi veren de, daha çok kazanan batıdakiler. Geliri düşük doğunun, Türkiye bütçesine katkısı son derece az. Bu durumda doğu verdiğinden çoğunu isterken, batıdaki de verdiği oranın, kendisine yatırım olarak dönmesini istiyor. Yani bu Türkiyenin Giyom Tel hikayesi. Fakirin zenginden talebi. Bölgeye yapılan yollar, yatırım teşvikleri, okullar, meslek edindirme kursları, GAP projesi balık tutmayı öğretmek. Bölge halkının ilk yapması gereken şey derhal çocuk doğurmaya son vermek. Aksi halde, doğunun bundan sonraki geleceğini de tahmin etmek pek zor değil. Bölge halkı için ikinci yapılacak iş mesleki eğitim almak. Her şeyi devletten beklememeliler. Çünkü batı insanı yıllarca çalışarak kazandıklarıyla doğu insanına bakmak zorunda değil. Doğunun da aynı oranda çalışarak zenginliğe ulaşması gerekir. Devlet genel kolaylıkları ve imkanları sağlar o kadar, gerisi bölge halkının çalışmasına kalıyor. Bu yüzden doğu birdenbire batıyla aynı seviye gelmeyi beklememeli, buna da şaşırmayıp, çalışmasına bakmalı, herşeyi kendi elde etmeli.

Katılın Görüşlerinizi Paylaşın

Şu anda misafir olarak gönderiyorsunuz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için ŞİMDİ OTURUM AÇIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.

Misafir
Maalesef göndermek istediğiniz içerik izin vermediğimiz terimler içeriyor. Aşağıda belirginleştirdiğimiz terimleri lütfen tekrar düzenleyerek gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.