Jump to content

Recommended Posts

Guest birce

67146zy2.jpg...Dikkat! Sarı sıcaklar geliyor

 

Türkiye yeni bir sıcak hava dalgasının etkisi altına girdi. Dereceler, birçok bölgede 40'ı gösterdi.

 

Haziran giderayak fena yakacak. Dünden itibaren yeni bir çöl sıcağının etkisi altına giren Türkiye'de, dereceler rekor

 

kıracak. Başta Ege ve Akdeniz olmak üzere birçok ilde sıcaklıklar 35 derecenin üzerine çıkacak. Sıcaktan en fazla

 

Marmara Bölgesi nasibini alacak. Hal böyle olunca, beklenen açıklama Meteoroloji İşleri Genel Müdürülüğü'nden geldi:

 

İstanbullular bugün dışarı çıkmayın.

 

 

 

Nefes almakta bile güçlük çekildi

 

Dün ise sıcaklık rekoru Alanya'da idi. Çöl sıcakları ilçeyi kavurunca nefes almakta zorlanan Alanyalılar, sahillere akın etti.

 

Alanya Belediyesi'nin ilçe merkezinde bulunan reklam panosundaki termometre,

 

öğle saatlerine doğru 53 dereceyi gösterdi. Uzmanlar, sıcak hava dalgasının önümüzdeki haftaya kadar sürmesinin

 

beklendiğini kaydetti

 

 

~~~

 

 

Susuzluk Yüzünden Köyü Satıyorlar

 

 

 

Polatlı'da, Porsuk Nehri'nden yeterince su alamadıkları, tarım ürünleri kuruduğu gerekçesiyle arazilerini

 

satılağa çıkaran Sazılar köyüne bir köy daha eklendi.

 

Ankara'nın Polatlı ilçesinde, Porsuk Nehri'nden yeterince su alamadıkları, tarım ürünleri kuruduğu gerekçesiyle Sazılar

 

köyünü satılığa çıran vatandaşlarla, aynı sorunu yaşayan Kıranharmanı köylüleri de yetkililerden yardım bekliyor.

 

Kıranharmanı Köyü Sulama Birliği Başkanı Mehmet Yavuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Eskişehir Sulama

 

Birliğinin vahşi sulama sistemini kullanmasını eleştirerek, şunları söyledi:

 

''Bu nedenle benim köyüme kadar Porsuk Nehri'nden su gelmiyor. Vahşi sulama nedeniyle biz ürün alamıyoruz, sulama

 

yapamıyoruz.

 

Tarımsal sulamada kullanabileceğimiz kadar suyun Porsuk Nehri'nden bırakılmasını istiyoruz.

 

Eskişehir'e herhangi bir siyasi baskı uygulamıyoruz. Baraja giren suyu salıvermiyorlar. Burada tarımın yanında doğal

 

hayatı da öldürüyorlar.

 

Ayrıca su geldiğinde de zehir akıyor.''

 

Sazılar Köyü Muhtarı Recai Kula ise Eskişehir Sulama Birliğine kayıtlı 160 bin dönüm arazinin, salma suyla sulanması

 

nedeniyle Porsuk Nehri'nin alt kısmında bulunan Sazılar ve Kıranharmanı köyü arazisine su gelmediğini söyledi.

 

Sazılar köyü üreticileri olarak modern kapalı sistem ile sulama yapmadıklarının altını çizen Kula, şöyle dedi:

 

''Geçim kaynağımız çiftçilik. Tarlamıza ektiğimiz soğan, pancar, kavun karpuz sulama yapılmadan yetişmez. Susuzluktan

ektiğimiz ürünler kuruyor. Yetkililerin bu sorunumuzu çözmesini bekliyoruz. Köyümüzü satılığa çıkartmıştık; suyu yok

 

diye alıcı çıkmadı.''

 

Kula, bundan sonra dertlerinin çözümünü Ankara'da, Başbakanlık'ta, Cumhurbaşkanlığında arayacaklarını ifade etti.

 

Söz konusu 2 köyde şeker pancarı, ay çekirdeği, kavun, karpuz, soğan ve pancar gibi ürünler yetiştiriliyor.

 

 

~~~

 

esme694681603ya1.jpg...İzmir Valisi Son Noktayı Koydu!

 

 

 

İzmir Valisi Cahit Kıraç, kentin suyundaki arsenik miktarına ilişkin iddialara son noktayı koydu.İzmir Valisi Cahit Kıraç,

 

kentin suyundaki arsenik miktarının yönetmelikte belirtilen değerlerin üzerinde çıktığının belirlendiğini, kaynaklarla ilgili

 

tedbir alınması hususunun Büyükşehir Belediye Başkanlığına bildirildiğini belirtti.

 

Vali Kıraç, yaptığı yazılı açıklamada, İzmir'de içme ve kullanma sularında arsenik değerlerinin

 

yüksek olduğuna dair kamuoyunda yaygın bir gündem oluştuğunu bildirdi.

 

Bu çerçevede İl Sağlık Müdürlüğünce yaptırılan tahliller sonucu bazı bölgelerdeki içme suyu numunelerinde arsenik

 

değerlerinin yüksek olduğunun tespit edilmesi üzerine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığından su dağıtım şebeke

 

haritası istendiğini ifade eden Kıraç, şunları kaydetti:

 

''Sağlık Bakanlığınca ilimizdeki tüm belediyelere gönderilen İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik gereği,

 

ilimizdeki belediyelerden içme ve kullanma sularının kimyasal ve fiziksel analizi olarak 21 parametreden oluşan ölçüm

 

değerleri istenmiştir. Yönetmeliğin 17 Şubat 2005 tarihinden itibaren 3 yıl yürürlükte olacağı ifade edilerek, arsenik

 

değerlerini içeren tahlil sonuçları talep edilmiştir. Yönetmelikte tanınan süre olan 17 Şubat 2008 tarihine kadar arsenik

 

değerlerinin yüksek olduğuna dair bildirim olmadığı gibi süre uzatma talebi de Valiliğimize ulaşmamıştır.''

 

 

Vali Kıraç, son olarak 20 ve 21 Haziran 2008'de Ankara Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü, İZSU Genel Müdürlüğü,

 

Hıfzıssıhha Bölge Müdürlüğü ile İl Sağlık Müdürlüğü uzmanlarından oluşan 4 ekibin İzmir metropol ilçelerinin 50 farklı

 

noktasından (baraj, kuyu, pompa istasyonu ve musluk sularından) numune aldığını belirtti.

 

Numunelerin İzmir Hıfzıssıhha Bölge Müdürlüğü, Ankara Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü ve İZSU Genel Müdürlüğü

 

laboratuvarlarında tahlil edildiğini ifade eden Kıraç, şunları belirtti:

 

''Karşıyaka, Çiğli, Bayraklı ve Bornova ilçelerinden alınan bazı numunelerde, sudaki arsenik miktarının yönetmelikte

 

belirtilen eşik değerin üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Bunun üzerine, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığının

 

20.06.2008 tarih ve 21264 sayılı yazısı ile anılan yönetmeliğin 12. maddesi uyarınca ek süre verilmesi talebi Valiliğimize

 

ulaştırılmış ve talep değerlendirilmek üzere Sağlık Bakanlığına gönderilmiştir.

 

Arsenik miktarının yönetmelikte belirtilen değerlerin üzerinde çıktığı, kaynaklarla ilgili olarak, Valiliğimizin değişik tarih ve

 

sayılı yazıları ile gerekli ve yeterli tedbirlerin alınması hususu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına bildirilmiştir.''

 

Vali Kıraç, şehir içme ve kullanma suyu analizlerinin Hıfzıssıhha Bölge Müdürlüğünce uygun periyotlarla yapılması için

 

talimat verildiğini, tahlil sonuçlarının düzenli aralıklarla Büyükşehir Belediye Başkanlığına ve kamuoyuna bildirileceğini

 

kaydetti.

  • Like 3
Link to post
Share on other sites
  • Replies 87
  • Created
  • Last Reply

Top Posters In This Topic

Top Posters In This Topic

Popular Posts

...Dikkat! Sarı sıcaklar geliyor   Türkiye yeni bir sıcak hava dalgasının etkisi altına girdi. Dereceler, birçok bölgede 40'ı gösterdi.   Haziran giderayak fena yakacak. Dünden itibaren yeni bir ç

...İzmir’e bile bile zehir içirmişler   ANKARA Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in ‘CHP’li belediyenin yönettiği İzmir’de yıllardır limitin dört katı   arsenikli su içiliyor’ sözleriyle

...Asfalt resmen ağladı!     Sıcaklar inanılmaz boyutlarda. Çöl sıcakları kavuruyor. Hararetin tavan yaptığı yol objektiflere böyle takıldı. Güneydoğu   Anadolu bölgesinde etkili olan sıcak h

Guest birce

p04oo6.jpg...İzmir’e bile bile zehir içirmişler

 

ANKARA Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in ‘CHP’li belediyenin yönettiği İzmir’de yıllardır limitin dört katı

 

arsenikli su içiliyor’ sözleriyle başlayan arsenik tartışması korkunç bir gerçeği ortaya çıkardı: İzmirliler yıllardır arsenikli su

içiyormuş...

 

Gökçek’in bu iddiasından sonra İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun da ‘Bornova ve Karşıyaka’ya

 

verilen sudaki arsenik oranı normalin yüzde 50 üzerinde’ yönündeki açıklamasıyla devam eden ‘arsenikli su’ tartışması

 

İzmir Valisi Cahit Kıraç’ın dün yaptığı yazılı açıklamayla sona erdi.

 

Kıraç imzasıyla yapılan açıklamada kente 50 noktadan alınan su numunelerinde yapılan ölçümlerde Karşıyaka, Çiğli,

 

Bayraklı ve Bornova’da arsenik miktarının limitlerin üstünde çıktığı belirtildi. Açıklamada yer alan ‘Belediye üç yıldır su

 

tahlillerini bize bildirmiyor’ ifadesi de ‘İzmirliler yıllardır zehirli su içiyormuş’ yorumlarına neden oldu.

 

 

ARSENİK EŞİK DEĞERİN ÜSTÜNDE

 

Arsenİk miktarının, değerlerin üstünde çıkan kaynaklarla ilgili olarak, Valiliğin, gerekli ve yeterli tedbirlerin alınması

 

hususunda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na bildirimde bulunduğu da kaydedildi.

 

ARDA YAVUZ

 

 

 

 

 

65918nk8.jpg........Türkiye cehennemi yaşayacak

 

 

 

 

 

Türkiye hafta sonu yeni bir sıcak hava dalgasının etkisine giriyor. Sıcaklıklar yer yer 40 dereceyi aşacak! İşte ıcaklıklar...

 

Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre; yurdumuz hafta sonuna kadar sıcak karakterli Basra Alçak

 

Basıncının etkisinde kalacak.

 

 

Mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklığı bugün; Doğu Karadeniz, İç Anadolu ile Doğu ve Güneydoğu

 

Anadolu bölgelerinde 2 - 4 derece daha artacak.

 

 

Beklenen artışla birlikte gölgede en yüksek hava sıcaklığı; Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde 40

 

derecenin üzerine çıkacak.

 

 

 

 

haritatahminkucukgun220ua3.gif

 

 

 

haritatahminkucukgun320wz1.gif

 

 

haritatahminkucukgun420ev1.gif

 

 

haritatahminkucukgun520jt0.gif

 

 

 

 

  • Like 3
Link to post
Share on other sites
Guest birce

707228569874244766001gy2.jpg...Asfalt resmen ağladı!

 

 

Sıcaklar inanılmaz boyutlarda. Çöl sıcakları kavuruyor. Hararetin tavan yaptığı yol objektiflere böyle takıldı. Güneydoğu

 

Anadolu bölgesinde etkili olan sıcak havanın en çok hissedildiği yerlerden biri olan Şanlıurfa´nın Viranşehir ilçesinde sıcak

nedeniyle bazı yollarda yer yer asfalt erimesıne rastlamak mümkün.

 

Hava sıcaklıgının 40 derece cİvarında seyrettiği Viranşehir ile Ceylanpınar kara yolunda eriyen asfalt, yoldan geçenleren

 

ayakkabılarına yapıştı.

 

 

28.06.2008

 

 

 

Sıcak kavuruyor, termometre 45 derece....5125463sc7.jpg

 

 

 

ANKARA -AA- Diyarbakır'da sıcaklık 40 dereceyi aştı. Sıcaklığın mevsim normallerinin üstünde seyrettiğini ifade eden

 

yetkililer, "Diyarbakır'da Haziran ayı uzun yıllar ortalaması 38.6 derecedir. Sıcaklığın önümüzdeki günlerde de maksimum

 

41 derece, gece de minimum 24 derece olması bekleniyor " dediler.

 

Hava sıcaklığının 1 haftadır 40 derecenin altına düşmediği Marmaris'te sıcak hava günlük yaşamı olumsuz etkiliyor. İlçe

 

merkezindeki termometrelerde sıcaklık 45 derece olarak ölçüldü.

 

 

Bölgede etkili olan aşırı sıcak, Marmaris-Datça kara yolunda asfaltın erimesine sebeb oldu. Aşırı sıcaktan eriyen asfalt

 

yüzünden sürücüler, kara yolları ekiplerince uyarılıyor.

 

Bu arada, Bodrum'a bağlı Mumcular beldesi Pınarlıbelen mevkisinde henüz belirlenemeyen nedenle çıkan orman

 

yangınına, 3 helikopter havadan, 30 arazöz ve çok sayıda orman işçisi karadan müdahale etti.

 

 

~~~

 

 

 

ergenenehrijj3.jpg....Ergene Nehri zehir saçıyor!

 

 

 

 

 

Fabrika atıklarının katlettiği Ergene nehri zehir saçıyor...

 

 

 

Marmara Bölgesi’nin Karadeniz kıyısındaki Yıldız Dağları arasından doğan ve Kırklareli’nin Lüleburgaz, Tekirdağ’ın

 

Hayrabolu ve Edirne’nin Uzunköprü ilçelerinden geçen Ergene Nehri fabrikaların kimyasal atıkları nedeniyle çevresine

 

zehir saçıyor.

 

Çerkezköy ve Çorlu’daki sanayi tesislerinin boşalttığı kimyasal atıklar nedeniyle siyah bir renk alan Ergene Nehri'nde canlı

türü kalmadı. Etrafına yaydığı ağır koku ve içerdiği kimyasal atıklar ise çevre sakinlerinin sağlığını tehlikeye atıyor.

 

Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi'ndeki fabrikaların arıtmadan Çorlu Deresi'ne bıraktığı ve daha sonra Ergene Nehri'ne

 

ulaşan kimyasal atıklı su nehirde canlı bırakmadı. Dünyada havza bazında çok düzenli çalışmaların olduğunu belirten

 

TBMM Çevre Sorunlarını Araştırma Komisyonu Üyesi ve CHP Edirne Milletvekili Rasim Çakır, konuya ilişkin şunları

 

söyledi:

 

“Havza bazında su yönetimi ve model atık su yönetimi modelini oluşturamadık. Bu anlamda ben Parlamento'ya Ergene ve

 

Meriç Havzası’nın Su ve Kanalizasyon İdaresi adı altında bir merkezi model oluşturmasını ve tek merkez ile Trakya’daki

 

suyun arıtılması için bir kanun teklifi verdim. Vermiş olduğum teklif Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından inceleniyor.

 

Eğer uygun görülürse teklif komisyonlara gönderilecek.”

 

Ergene Nehri’nin çok kirli olduğunun altını çizen ve tarım dahil olmak üzere hiçbir şekilde kullanılmasının mümkün

 

olmadığını belirten Çakır, şöyle devam etti:

 

“Ergene Nehri şu an Türkiye’nin en kirli nehri. İçinde dördüncü sınıf su bulunduruyor.

 

Bünyesinde ağır metal bulunduran, kansere neden olan, hayvanlara, insanlara ve bitkilere rahatlıkla geçecek bir nehirdir.

 

Bugünkü devlet örgütlenme yapısı ile bu sorunun çözülebilmesi mümkün değildir. Nehirde en ufak bakteri bile yaşamıyor.

 

Hayat yok nehrin içinde.

 

Tarım bile sulanamaz. Bu kadar kirli olan bir nehir.”

 

Sanayileşme ile birlikte Ergene Nehri'nin zehir yuvasına döndüğünü belirten Uzunköprü’de yayın yapan yerel bir gazetenin

imtiyaz sahibi Adnan Karakaya, ise, “20 yıl önce Ergene Nehri'nde suya girip yüzebiliyorduk.

 

Şimdi ise nehir zehir yuvasına dönüştü. Şu an nehirde hiçbir canlı yaşamıyor” diye konuştu

  • Like 3
Link to post
Share on other sites
Guest birce

208322wh4.jpg...İstanbul'a su sağlayan Melen kuruyor!

Geçen yıl yaz ayını ‘susuz kalma’ tehdidiyle geçiren ve zor günler yaşayan İstanbulluların 20 Ekim’den itibaren

 

içme suyu ihtiyacını karşılayan Sakarya’daki Melen Çayı da ‘küresel ısınma’ tehdidiyle karşı karşıya.

 

Kurtarıcı olarak düşünülen Melen Çayı’ndan İstanbul’a su pompalayan beş motordan üçü kapatıldı.

 

Melen Çayı üzerine kurulan barajdaki su seviyesi 18.53’e düştü. Seviyenin 18.50’nin altına inmesi halinde,

 

çalıştırılan iki pompa da kapatılacak.

 

Melen Tesisleri Sorumlusu Osman Öztopaloğlu, kuraklığın sürmesi ve yeterince yağış olmaması halinde

 

İstanbul’a bir ay sonra su verilemeyeceğini ifade etti.

  • Like 2
Link to post
Share on other sites

ınsanlar hala kokenlerıne ırklarına gore degerlendırılecekse

ve hala dunyada savaslar devam edecekseınsanlar cocuklar olecekse

sularda bıtsın dunyada ısınsın, bır an once kıyamet kopsunda kurtulsun herkez

boyle bı dunyada yasanmıyo cunku

ırakta yasanmıyo fılıstınde yasanmıyo bosnada yasanmıyo ve bu savaslar hıc bır zaman bıtmıycek ve dahada artacak gıbı gorukuyo

Link to post
Share on other sites
Guest birce
ırakta yasanmıyo fılıstınde yasanmıyo bosnada yasanmıyo ve bu savaslar hıc bır zaman bıtmıycek ve dahada artacak gıbı gorukuyo

 

malesef jön..

yanliz o kadar karamsar olma derim yine de :)

 

sorun nerde? hükümet simdiye kadar nasilsa gününü gün etti,, birakalim onlar zaten yogun gündemleri var günün hesabindalar!!!

 

su duasina cikariz olur biter ,,

 

 

:shuriken:

 

su duasına mı Sayın Efendi Türkler :) hic gülecegim yoktu...

  • Like 1
Link to post
Share on other sites
Guest birce

İstanbul'da Kırmızı Alarm

 

 

 

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul'un su açısından şu an tehlikeli çizgide olduğunu

 

belirterek, ''tasarrufa devam'' çağrısı yaptı.

 

İstanbul'un su sorununa ilişkin soruları yanıtlayan Topbaş, "Yaşam kaynağımızın kullanımı konusunda İstanbulluların

 

tasarrufa devam etmesi gerekiyor. Tabii ki sıkıntımız var. Tehlikeli çizgideyiz şu an ve idare ediyoruz. Havanın sıcaklığı

 

buharlaştırmayı artırıyor. Tüketimde tasarrufa mutlaka devam etmek zorundayız" dedi.

 

İstanbul'a su sağlayan Melen Çayı'nda da bir azalma olduğunu kaydeden Topbaş, "Dünya gerçekten doğal kaynaklarını,

 

su kaynaklarını bitiriyor ve bu kaynaklar bitme noktasına geliyor. Evet, Melen'de bir azalma var" dedi.

 

Şu anda baraj yapımı vb. gibi su tedarikleriyle ilgili çalıştıklarını kaydeden Kadir Topbaş, 3-4 yıl daha zamana gerek

 

olduğunu belirtti.

 

"Her şeyden önce bütün insanlar, doğal kaynaklarımızı tüketirken daha dikkatli olmalı" diyen Topbaş, "Bu elektrik

 

enerjisinden tutun da akaryakıttan doğalgaza kadar ve de özellikle su konusunda" dedi.

 

 

138 günlük su kaldı

İklim değişiklikleri ve yağış miktarındaki düşüşler nedeniyle büyük kentlerdeki su sorunu artıyor. Her hafta ortalama yüzde

 

1 civarında düşüş olan İstanbul barajlarındaki su seviyesi, kentte kuraklık tehlikesini beraberinde getirdi.

 

 

Kentteki barajların doluluk oranı yaklaşık olarak yüzde 32 seviyelerinde. Geçen yıl bu oran yüzde 34 civarındaydı.

 

Günde 2 milyon metreküp suyun tüketildiği İstanbul'un 138 günlük suyu kaldı.

~~~

 

 

Japon bilim adamından Türkiye'ye su uyarısı

 

 

ADIYAMAN Üniversitesi'nde düzenlenen sempozyuma katılan Japonya'nın RIHN Üniversitesi İnsanlık ve Doğa

 

Araştırma Enstitüsü Sorumlusu Prof. Dr. Tsugihiro Watanabe, “Türkiye'de bir tarafta çok büyük su kaynakları

 

varken, diğer taraftan da su kaynakları ile sorunlar var. Bu bölge özellikle su kaynakları açısından çok zengin,

 

bu kaynakları uygun bir şekilde kullanmazsanız, kaynak olmaktan çıkar ve sorun kaynağı olmaya başlar” dedi.

 

Adıyaman Üniversitesi Vehbi Koç Konferans Salonu'nda düzenlenen ‘GAP Bölgesinde Arazi Yönetiminin Doğal Kaynaklar ve Sosyo Ekonomi Üzerine Etkisi’ konulu sempozyumu, Japonya'nın Kyoto kentinde bulunan RIHN Üniversitesi İnsanlık

 

ve Doğa Araştırma Enstitüsü Sorumlusu Prof. Dr. Tsugihiro Watanabe yönetti. Sempozyuma Adıyaman Valisi Ramazan Sodan, Çukurova Üniversitesi'nden Prof. Dr. Selim Kapur, Adıyaman Üniversitesi'nden Prof. Dr. Osman Parlak, Italya

 

Sasari Üniversitesi'nden Dr. Claudia Zucca ve Tokyo Üniversitesi'nden Dr. Yukio Tanaka konuşmacı olarak katıldı. Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Gündüz, üniversite olarak uluslarası düzeyde ilk toplantılarını

 

gerçekleştirdiklerini söyledi. Prof. Dr. Gündüz, “Üniversitemiz açısından tarihi bir gündür. Bu tür toplantıların sayısının artması ve üniversitemizin uluslararası bilim topluluğu tarafından tanınacak ölçüde faal olması en önemli hedeflerimizden birisidir.

 

Nitekim, ‘Uluslararası Samsatlı Lucian Sempozyumu’ da 17 -19 Ekim 2008 tarihleri arasında üniversitemizde yapılacaktır. Bu yönde çabası olan herkesi kutluyorum” dedi.

 

Adıyaman Valisi Ramazan Sodan da Türkiye'nin GAP'la çok büyük atılımlar yaptığını söyledi. Sodan şöyle konuştu:

“Tarımda çeşitli ürünlerin ihracat artışına yol açan büyük gelişmeler olmuştur. Toplumun diğer sektörlerin de genelde bir kalkınma olmuş ve halkın yaşam kalitesinde birkaç on yıl öncesine oranla artış yaşanmıştır. Ancak bu gelişim ve refah artışı bir takım sorunlara da yol açmıştır.

 

Nüfus baskısı ve gıda güvenliğini sağlamak gün geçtikçe zorlaşmaktadır. Ayrıca iklim değişikliği ve arazi bozunumu tarım üretimi üzerinde olumsuz etkiler yapan diğer faktörlerdir. Biz de dünyadaki birçok ülke gibi bu çevresel sorunların çözümü için bilimsel araştırmalara daha çok yatırım yapılması isteğini taşımaktayız. Türkiye Çölleşme Antlaşması’nı imzalamaktan çekinmemiştir.

 

Ve araştırma enstitüleri ve devlet organlarının yaptığı araştırmalarda Türkiye’nin arazi bozunumuyla karşı karşıya olduğunu ve ülkenin yüzde 60'ının çölleşme riski altında olduğunu ortaya koymuştur.”

 

Arazi bozunumunun vücudu yavaş yavaş ele geçiren bir kanser gibi olduğunu onlatan ali Sodan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ortadoğu ve dünyada su kalitesi ve miktarı gün geçtikçe artan bir sorundur. Araziniz olsa bile su yoksa insanlık bundan olumsuz etkilenmektedir.

 

Bu durumda arazi bozunumunu ve çölleşmeyi dile getirmek yalnızca tarımsal açıdan değil ayrıca çevre ve sonuçta insanların yaşam kalitesi için büyük önem taşımaktadır. Sonuçta, değerli katılımcılar, doğal kaynak kullanımını izleyen yöntemlere gereksinim duymaktayız.

 

Sorunlar oluşmadan sorunları ortaya koyan erken uyarı göstergelerini tanımlamalıyız. Tüm toplumu bu konuda harekete geçmeli ve bu mücadele de gerekli farkında lığı yaratmalıyız. Gelecek yılların çocuklarımız ve bizim için daha güzel bir yer olmalıdır. Birlikte çalışarak bunu yapabileceğimize inanıyorum.

 

Bu toplantının da sürdürülebilir arazi çalışmaları için önemli bir adım oluşturacağı inancındayım. Değerli katılımcılar tarihsel ve çevresel bakımdan birçok anıtsal yapıyı bünyesinde barındıran Adıyaman’ı eviniz olarak kabul buyurunuz.”

 

Japonya'nın Kyoto kentinde bulunan RIHN Ünivesitesi İnsanlık ve Doğa Araştırma Enstitüsü Sorumlusu Prof. Dr. Tsugihiro Watanabe, üniversite olarak Adıyaman Üniversitesi ile olarak bir mutabakat anlaşması imzaladıklarını söyledi. Prfo. Dr. Watanabe, “Bu anlaşmanın amacı, bu bölgece çevre konusunda projeler yürütmek.

 

Bana göre Türkiye’de ilk önce hangi çevresel konuların gelecek için sorun yaratabileceğinin tanımlanmasının gerekliliğidir” dedi. Prfo. Dr. Watanabe, şöyle konuştu:

 

“Benim Türkiye’de gördüğüm bir tarafta çok büyük su kaynakları varken, diğer taraftan da su kaynakları ile sorunlar var. Öncelikle bunu dengelemek konusundaki çalışmalara geçmek gerekmektedir. Türkiye’nin bu bölgesi özellikle su kaynakları açısından çok zengin, siz bu kaynakları uygun bir şekilde kullanmazsanız, bu kaynak olmaktan çıkar ve sorun kaynağı olmaya başlar.

 

Su çok basit görünebilir ama çok karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu nedenle birçok disiplinin bir araya gelerek, hidrolojist, toprak bilimci, jeolojist, sosyal bilimcilerin bir araya gelerek ortak çalışması gereken bir konudur. Özellikle bu disiplinler arası berberliği ve projeleri oluşturmak çok önemli olmasına karşın bunları meydana getirmek kolay değil.

 

Enstitümüzün amacı butür projeleri hayata geçirmektir. Biz bir şekilde böyle bir projeyi Seyhan Havzası’nda başarıyla yürüttük. GAP bölgesi için de bizim Seyhan’da elde ettiğimiz bilgileri kullanıp bu deneyimlerimizi ve bilgilerimiz de GAP bölgesine aktararak uluslararası projelerle buradaki sorunları çözmeye yönelik olacaktır.”

 

‘GAP DÜNYANIN EN SON VE BÜYÜK ÖLÇEKLİ PROJESİ’

Prof. Dr. Watanabe, GAP'ın şu anda dünyadaki en son büyük ölçekli proje sahası olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle

 

sürdürdü:

 

“GAP bölgesindeki en önemli olay, bölgenin tarımsal amaçlı olarak çok kullanılmadığı için topraklarının ve çevresinin temiz

olmasıdır. Bizim burada gördüğümüz, bu bölge temiz tarımsal üretim için kaynak merkezi olmasıdır. Bizim planladığımız

 

ve yürüteceğimiz projenin asıl amacı, bu arazinin temizliğini korumak. Yani bu projelerle araziyi kirletmek yerine korumak

 

ve bunun devamını, sürekliliğini sağlamak. Asıl amacımızda bu olacak. Özellikle böyle bir projeyi tetikleyecek ve

 

başlatacak bir enstitü olması için çalışıyoruz. Bu bölgede temiz çevre ve temiz toprak olması için çalışacağız,

 

enstitümüzün de asıl amacı bu olacak. GAP Bölgesi belki Türkiye’nin bir tarım bölgesi ama aynı zamanda dünyanın

 

önemli bir üretim bölgesi. Bu nedenle, yerel halkın gelişmesi için çalışacağız ancak yereli düşünürken de küresel

 

insanlarında iyiliğini düşünmemiz gerekmektedir.”

  • Like 1
Link to post
Share on other sites
Guest birce

İstanbullu arıtılmış deniz suyu içecek

 

 

Susuzluk tehdidi altındaki İstanbul’a çözüm denizden geliyor !

 

Son 80 yılın en kurak yılını yaşayan İstanbul’da su sorununu çözmek için Ekim ayında devreye girecek Melen Çayı

 

Projesi’nin yanı sıra şimdi de deniz suyunun arıtılması için start veriliyor. Melen Çayı Projesi’nin birinci etabının devreye

 

alınmasıyla kente günlük 750 bin metreküp su geleceğini ancak bunun ihtiyacın 3’te 1’ini karşılayacağını hatırlatan

 

Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş yeni projelerini şöyle açıkladı:

 

 

“Bunu yapmaya mecburuz”

 

“Son koordinasyon toplantımızda deniz suyu ile ilgilili çalışmaya start verdik. Deniz suyundan da istifade etmek, oradan

 

kaynak olarak bir miktar almak için ihale hazırlıklarını yapıyoruz. İçme suyuna onu miks edeceğiz, o seviyeye getireceğiz.

Deniz suyunu, içme suyu derecesinde arıtmak suretiyle mevcut sistem içerisine dahil edeceğiz. Birinci etapta günde 350

 

bin metreküp gibi deniz suyu için hazırlık yapıyoruz. Günlük tüketim 2.5 milyon metre küpe doğru gittiğine göre,

 

yüzde 12 nispette miks edeceğiz mecbur kalırsak, ki kalıyoruz.”

 

 

“Bundan sonra sıkıntı yok”

 

Deniz suyundan içilebilir kalitede su elde eden ülkeler olduğunu hatırlatan Topbaş, her suyun içilebilir kaliteye

 

getirilebileceğini, ancak suyun kirliliğine göre maliyetin de büyüdüğüne işaret etti.

 

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, artık yağmur sularını depolamak için çalışacaklarını, bunun hazırlıklarını yaptıklarını

belirterek, “Bu yılı inşallah geçersek, ki geçeceğimize inanıyoruz. Bundan sonra bu sıkıntıyı bu kadar yaşamayız.

 

Tedariklerimizi artıyoruz” diye konuştu. Atık suların batıda bir kaç kez kullanılabildiğini, Türkiye’de ise kullanılan suyun

 

denize boca edildiğini anlatan Topbaş, “Bundan sonra arıtma tesislerimizi ileri derecede biyolojik yapmak suretiyle bütün

 

suları tekrar geri kazanma çalışmasına giriyoruz” dedi.

 

 

Deniz suyu arıtma işlemi nasıl yapılıyor?

 

DENİZ suyunu tuzundan arındırmak için üç yöntem kullanılabiliyor. Birincisi, suyu basınçlayıp içinden metan gazı

 

pompalamak. Bu yöntemle metan ve su moleküllerinden oluşan kristaller elde ediliyor. Metan gazı buharlaştığında geriye

 

saf su kalıyor. Bir diğer yöntem ise ’ters osmoz’olarak adlandırılan, suyu geçirip de tuzu tutan bir filtre üzerinden

 

pompalama yöntemi. Deniz suyunu, atmosfer basıncından daha düşük basınçlarda ve 100 derecenin hayli altında

 

kaynamaya bırakarak damıtmak da mümkün. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail tatlı su ihtiyacının büyük

 

kısmını denizden sağlıyor.

 

 

En büyük ikinci arıtma tesisi olacak

 

SU arıtma projesine start veren İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bu iş için aralarında yerli ve yabancı kuruluşların yer

 

aldığı 7 firma teklif verdi. Bu firmalardan biri de Hidroteknik... Firmanın satış müdürü Gürkan Göçmen, İSKİ’nin, ’günlük

 

100 bin litre kapasitesine sahip denizden su arıtma işi yapmış olma’ koşulu getirdiğini hatırlatarak, “Bu kapasitede bir

 

tesis oluşturmak için dünyadan ancak 10 kuruluş teklif verebilir. Biz de yabancı ortaklarımız ile başvuruda bulunduk.

 

Almanya, İsrail, İspanya ve Amerika’dan da 6 firma başvuruda bulundu” dedi. İstanbul’da yapılması planlanan tesisin

 

günlük 300 bin metreküp kapasiteye sahip olacağını belirten Göçmen şunları söyledi: “En büyük arıtma tesisi İsrail’de

 

yapılıyor. Bittiğinde 400 bin metreküp arıtma kapasitesine sahip olacak. İstanbul’daki tesis yapılırsa dünyanın en büyük

 

kapasitesine sahip ikinci tesis olacak.”

 

~~~

 

iyi hoş güzel de, neden hep en son dakikaya kadar beklerler madem ki bu gibi olanaklar var...anlamis degilim

 

 

Saygılar

Link to post
Share on other sites
Guest birce

kuraklikzf2.jpg...Kırmızı alarm!

 

Barajlardaki su seviyesinin kırmızı çizgiye indiği Megakent'te, yağmur yağmazsa en geç 3 ay içinde büyük su krizi

 

patlayacak.

 

 

 

TOPBAŞ TASARRUFA İŞARET ETTİ

 

15 milyon civarındaki nüfusuyla birçok ülkeden bile daha büyük olan İstanbul'da su krizi kapıda... Büyükşehir Belediye

 

Başkanı Kadir Topbaş, barajlardaki su seviyesinin kırmızı çizgiye indiğini belirterek, "Tasarruf yapmazsak sıkıntı yaşarız"

 

diye konuştu.

 

 

44888bb9cafe824d930c6feby4.jpg...ŞU ANKİ DOLULUK ORANI % 31.79

 

 

Topbaş'ın bu sözlerinin ardından, TAKVİM barajlardaki net tabloyu araştırdı. İstanbul'un 2-3 aylık suyu kaldığını ifade eden

 

yetkililer, "Her gün 2 milyon metreküp suyun tüketildiği Megakent'teki barajların şu anki doluluk oranı yüzde 31.79" dedi.

 

Suda kırmızı alarm

 

Yağışların azaldığı sıcak yaz günlerinde, barajlar kırmızı çizgiye dayandı Topbaş, yaptığı açıklamada 'Melen'de azalma

 

var, tasarrufa devam' dedi.

 

İstanbul'un su sorunu her geçen gün ciddiyetini artırıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da yaptığı

 

açıklamada İstanbul da dahil Türkiye'nin her yerinde susuzluğun ciddi boyutlara ulaştığını belirtti. Melen Çayı'nda bir

 

azalma olduğunu dile getiren Topbaş, "Susuzluk her daim gündemde. Kesinlikle azalma var. Biz şu anda su

 

tedariklerimizle ilgili ciddi şekilde çalışıyoruz ve bunlar 3-4 yıl daha zaman istiyor. Melen'e bir baraj yapılması, şu kadar yıl

rezerv edilen suyun gelmesi, belki 1 yılı aşkın zaman istiyor" dedi.

 

'İDARE EDİYORUZ AMA...'

 

Basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Topbaş, İstanbullular'a da çağrıda bulundu. Başkan, "Yaşam

 

kaynağımızın kullanımı konusunda İstanbullular'ın tasarrufa devam etmesi gerekiyor.

 

Tabii ki sıkıntımız var. Tehlikeli çizgideyiz şu an ve idare ediyoruz" dedi.

Link to post
Share on other sites
Guest birce

Melen Çayı'na deniz suyu karıştı

 

Sakarya Tarım İl Müdürü Abdurrahman Çakar, Melen Çayı üzerindeki baraj kapaklarının kapatılması üzerine su akışında

 

azalma meydana geldiğini belirterek, nehrin denize döküldüğü alanın meyilsiz oluşu ve deniz suyunun yükselmesi

 

nedeniyle, nehir yatağına doğru deniz suyu akışı meydana geldiğini söyledi.

 

Düzce - Çakar,"bu denizdeki anlık bir durum. Buradan akan deniz suyu ile Kocaali ilçemizde 3 çiftçimiz, fındıklık ve mısır

 

ekili alanlarını deniz suyu ile sulamış. Deniz suyu tuzlu olduğu için ekili alanları zehirlemiş. Vatandaşlarımıza gerekli

 

uyarılar yaptık" diye konuştu.

 

A.A muhabirinin edindiği bilgiye göre, DSİ tarafından İstanbul’a su verilmek üzere Aydoğan köyü mevkisinde bulunan

 

regülatörün kapaklarının kapatılmasıyla, bu bölgede melen çayının karadenize akan kısmının kuruma tehlikesi altında

 

kalırken, Karadenize melen suyunun akmaması nedeniyle ortalama 7 km uzunluğundaki Bezirgan köprüsüne kadarki

 

nehir yatağına deniz suyu doldu.

 

Durumun farkına varamayan çevredeki köylüler tarım arazilerini ve fındık bahçelerini bu suyla sulayınca onlarca dönüm

 

fındık bahçesi ve sebzeliklerin iki günde kuruduğu görüldü.

 

Kozluk köyü muhtarı Ali Osman Çelik, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, bu durumu Sakarya İl Tarım Müdürlüğü

 

ekiplerine bildirdiğini belirterek "İl Tarım Müdürlüğünden ekipler geldi. Sudan numuneler alındı. Tahlillerin sonucunda, bu

 

suyun tuz oranının çok yüksek olduğu ve suyun tarımsal sulamada kullanılamayacağı belirtilerek köydeki tüm

 

kahvehanelere astılar" dedi.

 

Kaynak : Anadolu Ajansı

 

44888bb9cafe824d930c6feby4.jpg...ŞU ANKİ DOLULUK ORANI % 31.79

 

 

 

 

 

İstanbul’da su durumu

 

İstanbul’da barajlardaki doluluk oranı, tüketim ve buharlaşmanın artması nedeniyle yüzde 31,57’ye geriledi.

288320kq7.jpg

 

 

İSTANBUL - İstanbul’da barajlardaki doluluk oranı dün yüzde 31.79 iken bugün yüzde 31.57 oldu.

 

İstanbul’da 8 Temmuz itibarıyla kullanılabilir su miktarının kaynaklara göre dağılımı ise İSKİ’nin hazırladığı grafiğe göre

 

şöyle:

 

288321da2.jpg

Link to post
Share on other sites
Guest birce

İstanbul'u SUSUZ bırakanlar!

İstanbul'un suyu nasıl tükeniyor?

 

Melen suyu hikaye mi?

 

İstanbul'un su havzalarına binlerce konut yapan AK Müteahhitler mi susuzluğun sorumlusu?

 

 

CHP’nin önceki hafta sonu bilim adamlarının katılımıyla düzenlediği ’İstanbul’un Su Politikası Sempozyumu’na Başbakan

 

Erdoğan’dan sonra Belediye Başkanı Kadir Topbaş da tepki gösterdi.

 

Siz bu işlerden anlamadığınız için konuşmayın mantığı bir yanıt...

 

Peki bu sempozyumda neler konuşulduğunu sempozyum kitabından hiç okudu mu acaba?

 

50’ye yakın bilim adamının zahmetine ayıp...

 

 

Hiç kızılmasın ve kıskanılmasın, muhalefet de görevini yerine getiriyor.

 

Kadir Topbaş, sıkıntıyı gördüğünde önceki gün suda ’alarm’ işaretini verdi haklı olarak...

 

Geçen yılın yaz başlarında yazdığımız su yazıları hatırlatmak isteriz.

 

"Büyükşehir Belediye Başkanlıkları döneminde Tayyip Erdoğan da, Ali Müfit Gürtuna da, Kadir Topbaş da İstanbul’un

 

2040 yılına kadar su sorunu yok demiyorlar mıydı, ne oldu böyle!"

 

 

O günden bu yana ’kuruyan’ Melen çayından ne kadar su getirildi?

 

Resmi açıklamaların yarısını bile gelmedi Melen’den... Çünkü eskisi gibi kar yok.

 

 

Neyse... CHP İstanbul İl başkanı Gürsel Tekin, karşı tepkisinde Topbaş’a "Su gibi dalgalanıp duruyorsun"

 

diye çıkıştı dün...

 

"Bir hafta önce yeterince suyumuz var diyordunuz. Şimdi kalkmış 138 günlük suyumuz kaldı diyorsunuz.

 

Belediye Başkanı olduğun kentin su durumunu bilmiyorsun" diyen Tekin, şöyle devam ediyor:

 

 

KAÇAK YAPILAR NE OLDU

 

"Kadir Topbaş ve İSKİ Genel Müdürü ne yazık ki Melen’in kirli sularında boğulmuşlardır.

 

Biz İSKİ Genel Müdürü Mevlut Vural’ın beyanına dayanarak İstanbul’un su havzasındaki 24 bin kaçak yapının akıbetini

 

sormuştuk. Bunlar İstanbul’un suyunu bitiriyor demiştik.

 

Şimdi soruyorum.

 

Bu kaçak binalarla ilgili ne yaptınız?

 

Bilim adamlarının bu konudaki uyarılarını neden dikkate almadınız?

 

Su gerçeğini halktan niye saklıyorsunuz?

 

Unutmayınız, İstanbullu sizden ergeç hesap soracak. AKP iktidarı suyla geldiği İstanbul’dan yine suyla gidecek."

 

 

Dün köşemizde ’İstanbul’un kuraklığına siyasetçiler neden oldu?’ diye yazdık.

 

Kadir Topbaş da dün bir basın toplantısı düzenledi....

 

"CHP örgütünün ifadelerini hiç muhatap almıyorum, çünkü onlar bu kentte sınıfta kaldılar" dedi.

 

 

Suyun tasarruflu kullanılması konusunda yine uyarılarda bulundu...

 

Suyla ilgili çeşitli yatırımlar yaptıklarını, yenileriyle birlikte kentte 4.5 milyon su abonesi bulunduğunu söyledi.

 

(Londra hariç Avrupa’da hiçbir başkentin nüfusu ise 4.5 milyon değil.)

 

 

KURAKLIK VE KITLIK

 

"İstanbul’un bu kadar gelişmesi karşısında..." diyor ama imar yoğunluğundan, yeşil alanların, 1. sınıf tarım arazilerinin

 

imara açılmasından hiç söz etmiyor Topbaş...

 

Eğer böyle bir kuraklıkta günde günde 2.1 milyon litre su veriliyorsa Topbaş’ı ve İSKİ’yi kutlamak gerek...

 

Eğer Karadeniz’den Terkos’a aktarma yapmıyorlarsa...

 

Zaten tasarruf yapıyoruz, ama sanayide kullanılan suyun hesabı hiç düşünülüyor mu?

 

Yeraltı sularının tükenme noktasına geldiği konusunda ne gibi önleyici çalışma yapıldığı...

 

Sayın Topbaş "İstanbul’u susuz bırakmayacağız, kimsenin endişesi olmasın..." dediğiniz sürece İstanbul’a göçü

 

önleyemezsiniz.

 

Bu kadar milyon nüfusu su tedarik edemezsiniz.

 

Peki sonbaharda bütün barajların dolacağını kim garanti ediyor?

 

Eğer ormanlık alanlar oluşturulamazsa, bu kent bize daha da küsecek... İstanbul’dan geri göçler başlayacak.

 

Biliyor musunuz, 1873-74 yıllarında Ankara’da kuraklık ve kıtlıktan 18 bin kişi öldüğünü...

 

Yalçın Bayer

Link to post
Share on other sites
Guest birce

DSİ'den Melen suyu açıklaması

İstanbul'da, Melen Çayı'ndan su takviye edilmemesi durumunda dahi bu yıl su sorunu yaşanmasının beklenmediği, Melen

 

Çayı'ndaki azalmanın Hasanlar Barajı aracılığıyla giderildiği belirtildi.

 

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, son günlerde basında Melen Çayı'nın kurumasıyla ilgili

 

haberlere yer verildiği, bu haberlerin kamuoyunda Melen Sistemi'nin boşa yapıldığına ilişkin kanaat oluşturduğu belirtildi.

 

Melen Sistemi'nin, İstanbul'un 2040 yılına kadar su ihtiyacının karşılanması için geliştirildiği ve Cumhuriyet tarihinin en

 

büyük içme suyu projesi olduğu vurgulanan açıklamada, "Su kaynağı Büyük Melen Çayı olan 4 aşamalı projenin

 

tamamlanması durumunda İstanbul'a yılda 1 milyar 180 milyon metreküp su temin edilecektir. Proje kapsamında arıtılmış

 

su, İstanbul Boğazı'nda açılmakta olan tünelle Avrupa yakasına geçirilecektir" denildi.

 

Projenin birinci aşamasında, Büyük Melen Çayı'nın Karadeniz'e döküldüğü ağızdan yaklaşık 7 kilometre ileride inşa edilen

Melen regülatörü aracılığıyla alınan 8.5 metreküp/saniyelik suyun Ağva'daki Yeşilçay bağlantısına, oradan da Yeşilçay

 

sistemine aktarılarak 20 Ekim 2007'de İstanbul'a ulaştırıldığı hatırlatılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

 

"Birinci aşamanın Kağıthane deposuna kadar inşasının en geç 2010 yılına kadar tamamlanması hedeflenmiştir. Melen

 

Sistemi su kaynağı olan Büyük Melen Çayı üzerinde Melen Barajı yapılarak suyun barajdan alınması, sistemin acilen

 

devreye girmesi için baraj yapılana kadar regülatörden su alınması planlanmış ve uzun yıllar boyunca yapılan akım

 

gözlemlerine göre, yüzde 92 güvenlikle 8.5 metreküp/saniye suyun Melen Çayı'ndan alınabileceği belirlenmiştir.

 

Son yıllarda yaşanan kuraklık sebebiyle Melen Çayı suyunda azalma söz konusuysa da bu tür kurak periyotlarda

 

regülatörün kaynağında bulunan Hasanlar Barajı aracılığıyla yapılacak regülasyonla (ayarlama) yaşanacak sıkıntıların

 

aşılması planlanmıştır."

KURAK DÖNEMDE HASANLAR BARAJI'NDAN SU TAKVİYESİ

 

Melen pompa istasyonunun her bir ünitesinin debisinin 1.7 metreküp/saniye olduğu, Melen su debisinin 8.5

 

metreküp/saniyenin altına indiği durumlarda 5 ünitenin zaman zaman 2-3 üniteye düştüğü bildirilen açıklamada, en kurak

 

ihtimaller göz önüne alındığında, yaklaşık yüzde 80 ihtimalle Melen'den 5 metreküp/saniye debi temin edildiği, yüzde

 

20'ye tekabül eden yılın 73 günlük süresi içindeyse 5 ünitenin altında bir kapasiteye (2-3 üniteye) düşüldüğü belirtildi.

 

Bu dönemlerdeki su azalmasının Düzce Hasanlar Barajı aracılığıyla giderildiği ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

 

"Hasanlar Barajı'nın kapasitesi 50.6 milyon metreküptür. Dolu savakta (barajın su tahliye sistemi) bulunan orifisin (suyun

 

basınçla çıktığı kaynak) kapatılması durumunda ilave 39.5 milyon metreküp su daha depolanabilecektir. Melen su

 

debisinin düştüğü 73 günlük sürede, ilave olarak yaklaşık 3 metreküp/saniye debiye ihtiyaç bulunmaktadır. Bu miktar

 

yaklaşık 19 milyon metreküp olup, Hasanlar Barajı kurak periyottaki su ihtiyacını rahatlıkla karşılayabilecek durumdadır.

 

Şu anda Hasanlar Barajı'nda 28 milyon metreküp su bulunmakta olup regülatör akışında 8.5 metreküp/saniye debi temini

 

için düzenli işletme çalışması yapılması durumunda kurak periyot en az zararla atlatılabilecektir. Ancak Büyük Melen'in

 

kolları üzerinde (Uğursuyu, Asarsuyu, Aksu, Küçük Melen) vatandaşların motopomplarla sulama yapmaları regülatördeki

 

debiyi menfi yönde etkilemekte, bu konuda DSİ Genel Müdürlüğü gerekli tedbirleri almaktadır.

 

Sonuç olarak, Melen Çayı'nda halen yaşanan su azlığı meselesi Hasanlar Barajı aracılığıyla çözümlenmektedir.

 

Kaldı ki İstanbul'un Melen'den su takviye edilmemesi durumunda dahi 2008 yılında herhangi bir su sıkıntısı yaşaması

 

beklenmemektedir.

 

Vatandaşlarımızın tasarruflu su kullanımı, DSİ ve İstanbul Büyükşehir Belediyesinin çalışmalarıyla gelecek yıllarda da bir

 

problem yaşanmayacaktır."

 

?

Link to post
Share on other sites
Guest birce
p04oo6.jpg...İzmir’e bile bile zehir içirmişler

 

 

388752011gr0.jpg...'İçilmez' uyarılı su faturası!

 

Sağlık Bakanlığı İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni arsenikli su konusunda bir kez daha uyardı, su faturalarına

 

'içilmez' uyarısı konmasını istedi...

 

Sağlık Bakanlığı, şebeke suyunda 'arsenik' bulunduğu için İzmir'deki su faturalarına 'içilmez' uyarısı

 

konulmasını istedi.

 

Büyükşehir Belediyesi'ne gönderilen ihtar yazısında, kente verilen suyun kanser riski taşıdığına dikkat

 

çekildi.

 

Sağlık Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne üçüncü kez 'arsenikli su' uyarısı yaptı. Bakanlığın uyarıları

 

arasında belediyenin su faturalarına 'şebeke suyu içilmez' ibaresi konması da yer alıyor. Müsteşar Orhan

 

Fevzi Gümrükçüoğlu imzasıyla hazırlanan ihtar yazısında, İzmir suyunun halk sağlığı açısından kanser riski

 

taşıdığına dikkat çekildi.

 

Uyarıda, suyun içilebilir değerlere kavuşturulması için belediyeye verilen 3 yıllık sürede herhangi bir

 

düzelme yaşanmadığına vurgu yapıldı.

 

Belediyeye acilen alternatif su kaynakları temin etme çağrısında bulunan bakanlık, mevcut suyun bir an

 

önce arıtılarak arsenik miktarının düşürülmesini istedi. Bu süre zarfında evlerdeki musluklardan su

 

içilmemesi uyarısında bulunan bakanlık, belediyeden su faturalarına

 

 

'Şebeke suyu, içme ve yemek hazırlama amacıyla kullanılmamalıdır.' yazmasını istedi.

 

 

İzmirlilerin sıkça kullandığı otobüs durakları gibi alanlara suyun içilemezliği yönünde afişler asılması talimatı

 

verildi. Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, suyun içilemez olduğunu belirtmişti.

 

Sağlık Bakanlığı, bor ve arsenik miktarı insan sağlığını tehdit eder boyutlarda olan İzmir suyu hakkında yeni

bir rapor daha hazırladı. Suyun tüketime sunulduğu 50 noktadan numune alınarak yapılan analizler, İzmir

 

suyunun içme ve yemek yapmada kullanılamayacağını ortaya koydu. Sudaki arsenik ve borun kanser

 

yaptığına dikkat çeken bakanlık, belediyenin suyu arıtmak için istediği ikinci üç yıllık sürenin uygun olmadığı

kararına vardı. Belediyeye sağlıksız suyun kullanımının sınırlandırılması görevi yüklendi.

 

Bakanlık, bu çerçevede yerel yönetimin 9 tedbir almasını istedi. Su faturalarına 'Şebeke suyu, içme ve

 

yemek hazırlama amacıyla kullanılmamalıdır' uyarısının yazılması şartı getirildi. Faturalardaki yazıların dikkat

 

çekici ve rahat okunabilir olmasını isteyen bakanlık, Konak Meydanı gibi kalabalık yerlere suyun içilemez

 

olduğuna yönelik bilgiler asılması talimatı verdi. Ayrıca İzmir Büyükşehir Belediyesi acilen suyu içilebilir hale

 

getirecek arıtma tesisleri kuracak. İnsan sağlığını tehdit eden su hakkında İl Sağlık Müdürlüğü'ne de

 

görevler yüklendi. Haftada bir sudan numuneler alınıp değerler hakkında vatandaş bilgilendirilecek.

 

Arsenik düzeyinin yüksek olduğu yerler:

 

Çiğli, Karşıyaka, Bostanlı, Mavişehir, Egekent-2, Bayraklı, Bornova.

 

Bor düzeyinin yüksek olduğu yerler:

 

Güzelbahçe, Menderes, Narlıdere, şehir merkezi.

 

~~

 

İzmir Belediyesi: Henüz o yazı bize gelmedi

 

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Sağlık Bakanlığından kendilerine su faturalarına "içilmez"

 

uyarısı konulmasına yönelik yazı gelmediğini belirterek, "Yazının gelmesi durumunda gerekli incelemeler

 

yapılacak ve karar verilecek" dedi.

 

Siyasi partilerin il başkanlarına, su konusunda bilgilendirmek amacıyla ziyarette bulunan Aziz Kocaoğlu,Ak

 

Parti, MHP, DSP'den sonra bugün de Demokrat Parti Izmir İl Merkezini ziyaret etti.

 

İl Başkanı Yıldırım Ulupınar ve yönetim kurulu üyeleriyle bir araya gelen Kocaoğlu, "arsenikli su" tartışmaları

 

sırasında dört il başkanının kendisini ziyarete geldiğini, bu konuyu siyasete alet etmeme sözü verdiklerini,

 

ziyaretlerde, aradan geçen sürede yapılan çalışmalarla ilgili bilgi verdiğini söyledi.

 

İl başkanlarına "İzmir suyunun bugünü ve yarını" konulu rapor sunduklarını belirten Kocaoğlu, Izmir'in suyu

 

ve kuraklıkla ilgili olarak 2 yıldır çalıştıklarını ifade etti.

 

Ziyarette, bir gazetecinin, Sağlık Bakanlığının şebeke suyundaki arseniğin sınır değerlerinin üzerinde olması

 

nedeniyle su faturalarına "içilmez" uyarısı konulmasını istediğine ve belediyeye bu yönde uyarı yazısı

 

gönderdiğine ilişkin sorusu üzerine Kocaoğlu, "Sağlık Bakanlığından su faturalarına 'içilmez' uyarısı

 

konulmasına yönelik yazı gelmedi. Bir gazetede bu yönde haber gördüm. Yazının gelmesi durumunda gerekli

incelemeler yapılacak ve karar verilecek" dedi.

 

Bu tartışmaların bitirilmesi gerektiğini kaydeden Kocaoğlu, şöyle konuştu:

 

"Yatırımları, projeleri bir süredir açıklıyoruz. Petkim'den sağlanan 600 litre/saniye suyla Karşıyaka'nın

 

suyundaki arsenik limitlerini aşağı çekeceğiz. Şu anda suyu almaya başladık. 3-4 günde Cumhuriyet

 

deposunda paçal yaparak vereceğiz. Durumu inceliyoruz. Hıfzıssıhha ekiplerini çağırırız, bizim ekiplerimizle

 

birlikte numuneler alırız, onlar kendi, biz kendi laboratuvarlarımızda suları inceleriz, açıklarız. Görevimizin

 

gereğini yapıyoruz. İşin siyasi boyutları ayrı, bunu İzmirli hemşehrilerimin değerlendirmesine bırakıyorum."

 

Sağlık Bakanlığının diğer illerdeki suyun durumunu, arsenik ve diğer parametrelerini, bu konudaki tedbirleri

 

kamuoyuna duyurması gerektiğini bildiren Aziz Kocaoğlu, "Olanağı olan belediye var, olmayan var. Bilgi

 

birikimi olmayan belediyeler var. Onlar için nasıl bir yöntem izleniyor, ne öneride bulunmuşlar? İnsan

 

sağlığını ilgilendiren çalışmalarını göreceğiz" diye konuştu.

 

Kocaoğlu, eski ve yıllardır kullanılmayan Petkim hattının kontrol edildiğini, 700 metrelik ayrı bir bağlantı

 

yapıldığını ve pompaj istasyonunun devreye alındığını sözlerine ekledi.

 

İl Başkanı Yıldırım Ulupınar ise su konusuna siyaset üstü bakılması gerektiğini söyledi.

 

Aziz Kocaoğlu'nun bu konuda çok hassas davrandığını ve daha önce de il başkanlarına bilgi verdiğini

 

belirten Ulupınar, "Bu bize zarar verir, Yunanistan, İspanya, Ermenistan'a yarar. Hassas bir konu.

 

Başkanımız iki kişilik bir konunun altına tek başına girdi, gerekirse onun yanında ben olur, yükün altına

 

girer, beraber olurum" dedi.

Link to post
Share on other sites
Guest birce

Su savaşları başlıyor

Suya cep telefonu kadar para harcarsak su sorunu çözülür mü? Bolivya’daki gibi yağmur suyu biriktirmek için

 

hapse girmeyi göze alabilir misiniz?

 

Akarsular özelleştirildiğinde hayvanlar suyu pet şişeden mi içecek?

 

İstanbul’da musluktan pis kokulu su aktı. Ankara’nın suyu pis, İzmir’inki arsenikli. Kuraklık ve susuzluk tarımı vurdu, açlık

kapıda. Çiftçi borcunu kışı hapiste geçirerek ödemek için torpil arıyor.

 

Buna karşı akarsuların özelleştirilmesi gündemde. NTVMSNBC su dosyasını açıyor.

 

Birleşmiş Milletler "Su, insan hakkıdır" diyor ama,

 

Türkiye’de suyun arsenikli ya da pis olması bir yana,

 

musluktan akması bile mucize sayılıyor.

 

Öte yandan "paketlenmiş su pazarı" hızla büyüyor. Devlet kamu hizmeti olarak vatandaşın musluğundan getirilmesi

 

planlanan Melen suyunun "buharlaştığı" açıklanırken, özel şirketler kaynağı buluyor akıtacak su bulamazken, örneğin

 

milyonlarca lira harcanarak İstanbul’a ve devletten kiralayıp, paketleyip satıyor. Enerji Bakanı Hilmi Güler akarsuların da

 

özelleştirilmesinin gündemde olduğunu açıkladı. 2009 mart ayında İstanbul’da yapılacak Dünya Su Forumu’nun konusu

 

"suyun özelleştirilmesi." Bolivya ve Hindistan örneklerin suyun özelleştirilmesinin vahim sonuçlarını gösteriyor. Bolivya’da

 

suyu özelleştiren devlet, halkın yağmur suyu biriktirmesini bile yasakladı.

 

Hindistan’daki suyun sahibi de akarsuyu polis gücüyle koruyor, "su hırsızlarına" karşı. Bir yanda susuzluk, diğer yanda

 

"özel su"...

Dünyada insanların yüzde 5’i paketlenmiş su kullanıyor. Türkiye’deki paketlenmiş su pazarının 2008 bütçesinin 10 milyar

 

litreye ulaşacağı, mali boyutunun 1 milyar 300 milyon YTL olacağı belirtiliyor. Günde 400 bin damacana suyun tüketildiği

 

İstanbul ise, su pazarının yüzde 80’ini oluşturuyor.

 

Türkiye’de paketlenmiş su pazarı her yıl yüzde 10 büyüyor. 300’e yakın damacana, 100’den fazla pet şişe üreticisi var.

 

Pazar payı Nestle’nin yüzde 29, Coca Cola’nın 18.4, Danone’nin 10.5, Yaşar Holding’in 13.7, Aytaç’ın 14.3. Piyasanın

 

yüzde 70’i ise yabancı şirketlerin...

 

SU KAYNAKLARI KİRALANIYOR

Su şirketleri, su kaynağını işletmek için devletten "işletme ruhsatı" almak için başvuruyor. Devlet Su İşleri Genel

 

Müdürlüğü, su kaynağının bulunduğu bölge orman alanı içindeyse Orman Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Sağlık

 

Bakanlığı ayrı ayrı onay verdikten sonra, Maliye Bakanlığı’na parası yatırılıp su kaynağı kiralanıyor.

 

500 litre/saniyenin üstündeki kaynaklar Devlet Su İşleri envanterinde yer alıyor. 500 litre/saniyenin altındaki kaynaklar

 

Devlet Su İşleri’nin envanterinde olmadığı için, kişi veya şirketler kendileri "kaynak" bulup, bu kaynağı Maliye

 

Bakanlığı’ndan kiralıyorlar. Kaynağın etrafına şişeleme tesisi yapılıyor, Sağlık Bakanlığı da "kaynağında örnek

 

alma" (sample) yöntemiyle denetim yapıyor.

 

Paketlenmiş su sektörü dünyada da hızla büyüyor ve özellikle azgelişmiş ülkelerde buna ek olarak akarsular da

 

özelleştiriliyor.

 

"Özel su", kuraklık ve susuzluk sorunu karşısında çözüm mü, yoksa sorunun daha da büyümesine mi yol açacak?

NTVMSNBC’nin konuştuğu uzmanlar, paketlenmiş suyun kısıtlanamayacağını, parası olanın "su" alabilmesinin önüne

 

geçilemeyeceğini söylüyor, ama devletin üzerine düşen görevleri hatırlatıyorlar.

 

 

Türkiye hangisini seçecek?

ANKARA’DA ÇEŞMEDEN BİRİNCİ SINIF SU AKARDI

Su Stratejileri Uzmanı Dursun Yıldız, Çevre ve Orman Bakanı’nın "7 şehirde çok büyük oranda acil su temini ihtiyacı"

 

açıklamasından sonra, paketlenmiş su sektörünün daha da büyüyeceğini söylüyor. "3 sene önce Ankara’nın

 

çeşmelerinden birinci sınıf su akardı. Şu anda akan su, yapılan analizlere göre, ikinci sınıf su" diyen Yıldız, bu suyu

 

içmek istemeyenlerin de hızla büyüyen "paketlenmiş su" almaya başladığını anlatıyor. Halkın hazır su almaya

 

yönlendirildiğini söyleyen Yıldız, talep hızla artınca, denetim zaafının da büyük bir sorun olarak ortaya çıktığına dikkat

 

çekiyor.

 

BELÇİKA’DA SU ANAYASAL HAK

Suyun bir insan hakkı olduğunu vurgulayan Yıldız, Belçika gibi bazı ülkelerde bu hakkın anayasada yer aldığını, her

 

insanın yaşayabilecek oranda suya sahip olmasının anayasal garanti altına alındığını söyledi. Türkiye’nin de bu hakkı

 

tanıması gerektiğini vurgulayan Dursun Yıldız, NTVMSNBC’ye şunları söyledi:

 

"Suyu bir insanın yaşaması için doğal ve vazgeçilmez bir hak olarak ele alırsak, bir insanı bundan mahrum bırakmanın

 

mümkün olmadığını düşünmek zorundayız. Su, sosyal devlet anlayışıyla, alabildiğince düşük bir fiyatlandırmayla

 

toplumun tüm kesimlerine sunulması gereken bir kamu hizmetidir. Eğer bunu bu hizmet anlayışının dışına çıkartıp

 

ticarileştirirseniz, bu kısır döngüyü daha da genişletirsiniz.

 

AYŞE TEYZE NE YAPACAK?

"Yapılması gerek, su konusuna kamu hizmeti yönetimi anlayışıyla bakmak. Çünkü bu kadar yaşamsal olan bir doğal

 

kaynağı ticari alana koyup da bunun üzerinden kâr etme sistemi, birçok kişinin suya ulaşma hakkını engelleyebilir. Yani

 

şu anda olduğu gibi.

 

Açıkça soruyorum, eşinden kalan 300 YTL maaşla Ayşe Teyze gecekonduda nasıl geçinecek?

 

Bu paranın yüzde 20’sini suya nasıl yatıracak?

 

En azından Ayşe Teyze’ye içmesi ve kullanması için sürekli ve güvenilir su sağlama zorunluluğu olmalı. Belçika gibi bazı

 

ülkeler suyun bir insan hakkı olduğunu ve her insanın yaşayabilecek oranda suya sahip olması gerektiğini anayasalarına

 

koyuyorlar.

 

Biz de Türkiye’de hazırlanan Su Yasa Tasarısı’na suyun bir insan hakkı olduğunu

 

koymak ve gereğini yapmak zorundayız. Türkiye’deki su yönetimi, geçmişteki

 

merkezi yapılanma sistemiyle bugünkü yerelleşme arasında bir yere sıkıştı. Bu

 

sıkışmışlıktan kaynaklanan idari, teknik, planlama, inşaat ve yatırım açısından

 

sorunlar yaşıyor."

 

SU YASASI NEDEN ÇIKMIYOR?

DSİ’nin eski hukuk müşavirlerinden Özdemir Özbay, paketlenmiş su sektörünün büyümesinin kentlerdeki içme suyu

 

sorununa çözüm olmadığının altını çiziyor. Su yönetiminin üniter olması gerektiğini vurgulayan Özbay, eskiden kamuya

 

ait suyun tek merkezden, Devlet Su İşleri’nden yönetildiğini, oysa şimdi yerel yönetimlere bağlandığını söylüyor ve sorunun burada başladığını belirtiyor. 2006 yılı başında AB direktifleri ve 11 ülkenin su kanunları dikkate alınarak

 

hazırlanan Su Yasası Tasarısı’nın, 2006 sonunda yürürlüğe geçirileceği sözü verildiğini hatırlatan Özbay, ancak tasarının Enerji Bakanlığı’ndan öteye geçemediğini, bunun anlaşılabilir olmadığını söylüyor.

 

 

Su Yasası neden çıkmıyor?

 

MELEN’İN SUYU NASIL BUHARLAŞIYOR?

Susuzluk sorunu büyüdükçe, yerel yönetimler arasında su savaşı başladı. İstanbul ve Kocaeli büyükşehir belediyeleri arasında Sapanca’nın suyu için başlayan kavga, mahkemede. İstanbul, Melen’in suyunu getirmek için proje hazırlayıp milyonlarca dolar harcadı.

 

Ama bir "talihsizlik" oldu. Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş, Melen’in kuruduğunu, barajlardaki suyun buharlaştığını söyleyip "Tehlikeli çizgideyiz" açıklaması yaptı.

 

Oysa Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık’a göre bu durum "kader" değil; barajdaki suyun buharlaşması tüm dünyada karşılaşılan bir sorun ve çaresi de var.

 

Atalık, dünyada buharlaşmayı önlemek için, suyun üzerine solüsyon konduğunu ya da yüzer cisimler koyduğunu söylüyor, Melen için bu yöntemin düşünülememiş olması nedeniyle şaşkınlığını gizlemiyor.

 

ÇİFTÇİ BORÇ KARŞILIĞI HAPİS CEZASI İÇİN TORPİL ARIYOR

Mayıs ayında yap-işlet-devret ile DSİ’nin kimi görevlerinin değiştirilmesi hakkında bir kanun çıktı. Kanun sulama yatırımları ile ilgili borçların tahsiline ilişkin. Atalık’a göre, bu kanunla sulama işi artık özel şirketlere verilecek.

 

Enerji Bakanı’nın söylediği gibi akarsular da özelleştirilirse, şirket, tarlaya su saati takacak. Oysa bugün borcunu ödeyemeyen çiftçi, kış aylarında cezaevine girmek için torpil arıyor. Şimdi bir de su parası çıkınca, altından kalkamayacak.

 

VE DÜNYA SU KONSEYİ İSTANBUL’A GELİYOR

2009 mart ayında, Dünya Su Konseyi üyeleri, önemli kararlar için İstanbul’a geliyor. 5. Dünya Su Forumu, İstanbul’da toplanacak. Türkiye, Forum organizasyonuna katılım anlaşmasını, TBMM’den şubat ayı başında çıkan kanunla onayladı.

 

Ve Türkiye’deki Dünya Su Forumu toplantısının gündemi suyun özelleştirilmesi. Suyun artık çokuluslu şirketlerin eline geçeceğini, su savaşlarının başladığını söyleyen Atalık, Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon’un şu sözlerine dikkat çekiyor:

 

"İnsanlar su faturasına cep telefonu kadar ödeme yapmaya razı olursa hiçbir sıkıntı kalmayacak. İnsanlar cep telefonu kullanmadan da yaşabilirler, ama su kullanmadan yaşayamazlar. Arabaların vergilerine harcadığımız vergilerin yüzde 5’ini suya harcamazsak su sorununu çözemeyiz."

Link to post
Share on other sites
Guest birce

112564pf8.jpg...41 ili susuzluk felaketi bekliyor

7 ildeki su sıkıntısına gelecekte yenileri eklenecek. Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, üç yıl içinde 34 kentin daha su sıkıntısıyla karşı karşıya kalacağını söyledi. Bakan Eroğlu, "Tasarruf yapılması halinde sorun yaşanmaz" diyor. Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Ankara, Aydın, Çorum, Erzurum, Nevşehir, Sinop, Şırnak'ta su sıkıntısı çekildiğini belirterek, 2010 yılında bu kentlere 34 kent daha ekleneceğini söyledi. Bakanlığının su sıkıntısına ilişkin projelerini SABAH'a anlatan Eroğlu, Ankara haricinde büyükşehirlerde tasarruf yapılması halinde sorun yaşanmayacağını söylüyor.

 

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri'ndeki su sıkıntısının boyutu nedir?

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde Fırat-Dicle, Aras ve Van Kapalı Havzası bulunuyor. Temmuz ayı başı itibariyle barajların doluluk oranı Fırat Havzası'nda yüzde 36.6'dır. Bu oran geçen yıl yüzde 61.2 idi. Dicle Havzası'nda doluluk oranı yüzde 28.2'dir. Bu oran geçen yıl yüzde 60.3 düzeyinde bulunuyordu. Aras Havzası'nda doluluk oranı ise yüzde 98.6'dır. Yeterli suyu olmayan ve su sıkıntısı bulunan Dicle havzasındaki Devegeçidi Barajı'ndan yapılan sulama için Kralkızı Barajı'ndan takviye alınmaktadır.

 

Konya Ovası'nın kuraklık nedeniyle çölleştiği konusunda bazı kaygılar ortaya çıkıyor. Konya Ovası'nın çölleşmesini engellemek için alınan önlemler neler?

Konya Ovası Projesi, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından planlanan ve çalışmaları büyük bir hızla uygulamada olan dev bir projedir. KOP, esas itibariyle Konya ve Karaman illerinin tamamını içine alıyor ve 12 projeden oluşuyor. Bünyesinde dokuz adet büyük su projesi, içme suyu projeleri, Göksu Havzası enerji projeleri ve çok sayıda bağımsız küçük yerüstü ve yeraltı sulamaları yer alıyor. Bugüne kadar 347 bin 515 hektar alan, suya kavuşturuldu. Bu miktarın toplam 648 bin 987 hektara çıkarılması için çalışmalar sürüyor. KOP'un en önemli ayağı ve en büyüğü Konya-Çumra projesidir. Projeyle Konya şehrinin uzun vadeli içme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyacı karşılanırken toplam 50.6 megavat kurulu güçte 3 hidroelektrik santralle de yıllık 147 milyon kilovatsaat elektrik üretimi gerçekleşecek.

 

Türkiye gelişmiş ülkelere göre suyunu iyi değerlendirebiliyor mu?

Ülkemizin ekonomik olarak sulanabilir tarım arazisi 8.5 milyon hektardır. 2007 yılı sonu itibariyle bu alanın yaklaşık yüzde 60'ı (5.17 milyon) sulamaya açılmıştır. 2023 yılı itibariyle bu alanın tamamının sulu tarıma açılması hedeflenmektedir. Ülkemizin ekonomik hidroelektrik potansiyeli 130 milyar kilovatsaattir. 2007 yılı sonu itibariyle toplam potansiyelin yüzde 37'sine karşılık gelen yaklaşık 48 milyar kilovatsaatlik yıllık ortalama üretim kapasitesine ulaşılmıştır. 2023 yılına kadar ekonomik potansiyelin tamamından faydalanılması hedeflenmektedir. 2007 yılı sonu itibariyle içme suyu standartlarına uygun kalitede, yılda toplam 2.7 milyar metreküp içme, kullanma ve sanayi suyu sağlanmıştır.

 

81 ilde yaşanan su sıkıntısının çözümü, kaynak ihtiyacı, çözüm yolları nelerdir?

İl merkezlerinde halihazırda ihtiyaç duyulan toplam su miktarı yıllık 3.4 milyar metreküptür. İl merkezlerine temin edilen toplam içme, kullanma ve sanayi suyu miktarının ise yıllık 4.9 milyar metreküp olduğu tespit edilmiştir. Yedi il merkezinde şu anda su açığı olduğu ve su teminine ihtiyaç duyulduğu, 34 adedinde yaklaşık olarak 2010 yılından itibaren su açığının ortaya çıkacağı, 40 adedinde ise temin edilen su miktarının yaklaşık olarak 2023 yılına kadar yeterli olacağı belirlenmiştir. 81 il merkezinde 2008 - 2012 yılları arasında içme suyu temini için yaklaşık 2.9 milyar YTL yatırım yapılması gerektiği belirlendi. İl merkezlerimize su temini için geliştirilen projelerin civar yerleşimlerin de ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde havza bazında tasarlanması, su kaynaklarının ve mali kaynakların verimli kullanılması açısından elzem görülmektedir. Su açığı olan yedi ilimiz de (Ankara, Aydın, Çorum, Erzurum, Nevşehir, Sinop, Şırnak) sıkıntı yaşanmaması için çalışmalarını sürdürüyor.

 

Kuraklık yüzünden düğünler ertelendi

 

Türkiye Ziraat Odaları Birliği'nin araştırmasına göre, geçtiğimiz yıl kuraklık nedeniyle tarımsal üretimde beş milyar YTL zarar meydana geldi. Çiftçi, bu yaz da su problemiyle karşı karşıya. Ancak bu yılki kuraklığın boyutları Ege bölgesinde bir miktar farklı. Bölgeye düşen yağmur miktarı yıllık ortalamaların biraz altında. Yani yağmur sularına bağlı tarımsal kuraklık bölge için söz konusu değil. Bu yaz verim ve kalite kaybının asıl sebebi yüksek sıcaklık ve yeraltı ve üstü su rezervlerinin azalmasını getiren hidrolik kuraklık.

 

KİRAZDA % 90 KAYIP

 

 

Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır, yağışların tahıl ürünleri için yeterli olduğunu ancak yaz boyunca sulanması gereken pamuk ve sebze gibi ürünler için su rezervlerinin oldukça kısıtlı olduğuna dikkat çekiyor: "Menderes, Tahtalı Havzası, Tire, Ödemiş gibi bölgelerde çiftçi su ihtiyacı duyan ürünlerine yeterli su bulamayacak. Su eksikliği hem ürün miktarını hem de ürünün kalitesini düşürecek. " Küresel ısınma ve onun neden olduğu olumsuz doğa şartları, Ege bölgesinde bu yıl özellikle kiraz üreticilerini vurdu. Geçen yıl 318 bin ton kiraz üreten Türkiye, bu kirazın 56 bin tonunu ihraç etti. İhracatın 15 bin 236 tonu Ege bölgesinden gerçekleşti. Türkiye'ye 140 milyon dolar ihracat geliri kazandıran kirazcılar bu yıl kan ağlıyor. Ege bölgesindeki bu sezon kiraz üretimi resmi raporlara göre yüzde 90 oranında düştü. Türkiye'nin tüm yörelerinde olduğu gibi Ege bölgesinde son yıllarda yağış miktarı düşüyor. Yağışlar azaldıkça baraj, nehir gibi yerüstü su rezervleri kurumaya yüz tutuyor, yeraltı su kaynakları beslenemiyor ve su bulmak için daha derinlere sondaj yapmak gerekiyor.

 

BUHARLAŞMA VE ARI

 

 

Suyun daha derinlerden çıkması zemine yakın toprağın nemlenmesine engel oluyor. Sonuç olarak ağaçların kökleri doğal olarak topraktan beslenemiyor. Metresi 100 YTL'ye mal olan kuyuları açıp, suyu bahçeye, tarlaya pompalamak için yüksek elektrik faturası borcu altına giren çiftçi toprağını ne kadar sularsa sulasın aşırı sıcaklar nedeniyle su hızlıca buharlaşıyor. Geçtiğimiz yıl aşırı sıcaktan hızla buharlaşan sular dallardaki meyve gözlerinde mantar oluşmasına neden oldu. Üstüne üstlük ağaçlarda döllenmeyi sağlayacak arıların ortadan kaybolması felakete davetiye çıkardı. İzmir Kemalpaşa, erkenci ve kaliteli kirazı ile meşhur. Dünya piyasalarına yılın ilk kirazını gönderen bölgede geçen sezon rekolte 55 bin ton idi. Bu yıl beklenen rekolte ise 60 bin tonun üzerindeydi. Ancak bu sezon kiraz bahçelerinde ürün kaybı yüzde 90'a vardı. Üretici dertli, sezon başında tüccardan peşin para alanlar gerekli ürünü tedarik edemedikleri için şimdiden büyük borçların altına girdi. Geçtiğimiz yıllarda ödeme dönemlerinde köylüye para yetiştiremeyen bankalar şimdi ödenmeyen kredilerin faizlerini hesaplıyor. Hasat sonrası düğün dernek kurmayı düşünenler hayallerini gelecek sezona erteledi.

 

ÇÖZÜM FİLE SİSTEMİ

 

 

Aşırı sıcakların ağaçları yakması, sulama sonucu topraktaki suyu kısa zamanda buharlaştırıp dallarda mantarlaşmaya yol açması üreticileri yeni arayışlara itti. Çözüm ise güneş ışınlarının etkisini yüzde 35- 60 arasında azaltan ve arıların ağaçlarda yaptığı döllenmeyi silip süpüren yağmur ve dolunun şiddetini kıran fileler. Özellikle İsrail'de uygulanan bu metot ile ağaçların çevresine yerleştirilen demir konstrüksiyonlar sayesinde ağaçların üzeri bir file ile örtülüyor. Maliyeti dönüm başına 2 bin YTL olsa da Kemalpaşa Kiraz Üreticileri Birliği Başkanı Halim Akar, bu maliyetin altına girmenin değeceğini söylüyor.

 

İzmir'in hayat suyu Tahtalı Barajı kuruyor

 

TÜRKİYE'NİN en büyük üçüncü ili Ege'nin incisi İzmir içme suyu kıtlığı yaşıyor. İzmir'in yaklaşık yüzde 40 oranında içme

 

su ihtiyacını karşılayan Tahtalı Barajı kuruma noktasına geldi. Barajı besleyen Tahtalı Çayı'nın yatağının sadece izi

 

gözükürken, kuraklıktan çatlamış toprakta yer yer yarım metreyi aşan yarıklar dikkati çekiyor. Baraj sahası içindeki cami,

minare, köprü gibi su altında kalması gereken yapılar suların çekilmesiyle gün yüzüne çıktı.

 

UMUT BALÇOVA'DA

 

 

365 milyon metreküp su kapasiteli Tahtalı Barajı'nda geçen yıl 49 metre olan su seviyesi 43 metreye düştü. Haziran

 

2007'de yüzde 30.5 olan aktif doluluk oranı, temmuz başında yüzde 13.8'e, su hacmi ise 107 milyon metreküpten 59

 

milyon metreküpe indi. Bir başka ifadeyle, kuraklık nedeniyle Tahtalı Barajı, 2007 yılına göre "yaklaşık yüzde 50 daha az

 

su rezervi"ne sahip. Üstelik yağış azlığı ve buharlaşma nedeniyle mevcut rezerv hızla düşüyor. İzmir Büyükşehir Belediye

 

Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun verdiği bilgiye göre, yerüstü su rezervleri konusunda bu yıl Balçova Barajı'ndan mutlu haberler

 

geliyor. Geçen yıl temmuz ayında 128 metre olan su seviyesi, bu yıl aynı dönemde bir metre yükselerek 129 metreye

 

çıktı.

Link to post
Share on other sites
Guest birce
İSTANBUL - İstanbul’da barajlardaki doluluk oranı dün yüzde 31.79 iken bugün yüzde 31.57 oldu.

 

 

İstanbul’da su durumu

 

İstanbul’da barajlardaki doluluk oranı düşmeye devam ediyor. Tüketim ve buharlaşmanın artmasıyla

 

barajlardaki doluluk yüzde 30’un altına geriledi.

 

 

 

İSTANBUL - İstanbul’da barajlardaki doluluk oranı dün yüzde 29.71 iken bugün yüzde 29.56 oldu.

 

288786vq9.jpg

 

 

Link to post
Share on other sites
Guest birce
388752011gr0.jpg...'İçilmez' uyarılı su faturası!

 

 

48465bz2.jpg...IZMIR BELEDIYE BAŞKANI'NDAN ISYAN!

İZMİR Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Sağlık, Çevre ve Orman ile İçişleri Bakanları’nın ortak düzenledikleri

 

üçlü basın toplantısında İzmir’in suyu ve belediyeye yönelik açıklamalarına sert tepki gösterdi.

 

 

İZMİR BELEDİYE BAŞKANI’NDAN İSYAN!

 

 

İZMİR Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Sağlık, Çevre ve Orman ile İçişleri Bakanları’nın ortak düzenledikleri

 

üçlü basın toplantısında İzmir’in suyu ve belediyeye yönelik açıklamalarına sert tepki gösterdi. Kocaoğlu, bazı kentlerin

 

suyundaki olumsuzluklar 4-5 kat fazla olmasına karşın İzmir’in musluklarından akan, sınır değerlerin 2-3 mikrogram

 

üzerindeki arseniğin siyasi krize dönüştürüldüğünü söyledi.

 

Kocaoğlu, yazılı yaptığı açıklamada, "Ankaralıların, Afyonluların maruz kaldıkları arsenik ve diğer elementler sorunu,

 

‘Kuraklık’ sıkıntısına bağlanarak, kolayca atlatıldığı söylenirken, İzmir’in içme suyu için kesinlikle içilmemelidir uyarısı

 

yapılmıştır.

 

İzmir dışında bazı kentlerimizde yaşanan suyla ilgili olumsuzluklar 4-5 kat fazla iken, İzmir’in içme suyu temin ettiği bazı

 

kuyularda kuraklık gibi doğal olayların etkisiyle artan arseniğin, kentimizin sadece kuzey kısımlarında kalan bazı

 

musluklarında, kabul edilebilir 10 mikrogram değerinin 2-3 mikrogram üzerinde olması ise siyasi kriz haline getirilmiştir"

 

dedi.

 

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun açıklamalarından İzmir’e üvey evlat muamelesi yapıldığının gözlerden

 

kaçmadığına dikkat çeken Kocaoğlu, Büyükşehir Belediyesi’nin baraj projelerinin neden reddedildiğinin üzerinde hiç

 

durulmamasına karşın, Gördes Barajı ile ilgili gerçeklerin ise ters yüz edildiğini söyledi.

 

Kocaoğlu, Bakan Eroğlu’nun sözlerinin aksine, Büyükşehir Belediyesi’nin Gördes Barajı’nın hızla devreye girmesi için

 

DSİ’ye yardımcı olduğunu söyledi. Arsenik konusunda sorunlu kuyularda gerekli yatırımların yapılmakta olduğunu, üç dört

ay içinde arseniğin 10 mikrogramın çok altına düşeceğini belirten Kocaoğlu, üç Bakan’ın Türkiye’nin diğer illerindeki

 

arsenik değerleri ve total su analizlerini halka açıklamadıklarına dikkat çekti.

 

ŞEFFAF HÜKÜMET DEĞERELERİ AÇIKLAMADI!

 

Kocaoğlu, "Şeffaflıktan, halkı uyarmaktan bahseden hükümet yetkililerimizden, Türkiye’nin diğer illerine ilişkin içme

 

suyundaki ağır metal, sülfat ve mikrobiyolojik değerlerin acilen açıklanmasını bir kez daha talep ediyorum.

 

İçme sularının kalitesini ve güvenilirliğini belirleyen çok sayıdaki parametreden sadece arseniğin gündeme getirilmesi

 

manidardır.

 

Halka gereken uyarı yapılmış olsaydı son bir yıl içinde Kayseri, Aksaray, Ankara, Konya’da ve 19 Temmuz’da Rize

 

Ardeşen’de olduğu gibi, dün Kırkağaç’ta olduğu gibi salgın hastalıklarla uğraşıyor olmazdık" dedi.

 

Kocaoğlu, yaşanan tüm bu sorunların kuraklığın getirmiş olduğu sıkıntılar olduğunu, belediyeleri ve başkanları karalamanın

çözüm olmadığını söyledi. İki - üç hafta önce 14-17 mikrogram olan arsenik oranlarını düşürme çabalarının olumlu

 

sonuçlarının alınmaya başlandığın dile getiren Kocaoğlu, "Yakında 10 mikrogramın altına inecek. Bu noktada, İzmir

 

Büyükşehir Belediyesi’nin kente sağladığı içme suyunun genel olarak sağlıksız ve kesinlikle içilemez olduğunu ileri

 

sürmek hiçbir insafla bağdaşmamaktadır. Arsenik tartışmalarının sadece İzmir üzerinden yürütülmesini doğru bir anlayış

 

olarak görmüyoruz.

 

Kuraklıktan etkilenen başta Ege, Orta Anadolu ve Akdeniz bölgeleri olmak üzere tüm illerimizin içme sularına ilişkin tüm

 

numune alınan noktalardaki arsenik değerlerinin ve total su analizlerinin kamuoyuna açıklanması gerekmektedir" dedi.

 

Hükümet’den gelecek yapıcı her türlü öneri ve yatırım projesine açık olduğunu belirten Kocaoğlu, "Ancak, kuraklık sonucu

ortaya çıkan sonucun Büyükşehir Belediyesi’nin kusuruna bağlı olarak ortaya çıktığını ileri sürerek, yapıcı ve kapsayıcı

 

olmak yerine kısa vadeli politik çıkarlara yönelik politik manevraların izlenmesi terk edilmelidir.

 

Aksi halde söz konusu tartışmaların talihsiz bir ayrımcılık girdabının etkisiyle kendilerini de içine çekecek bir dipsiz

 

kuyuya dönüşmesi tehlikesi bulunmaktadır.

 

İzmir Büyükşehir Belediyesi, politik amaçları için İzmirlilerin kafasını karıştırmaya çalışanların da karşısındadır" dedi.

 

Hürriyet

Link to post
Share on other sites
  • 3 weeks later...
Arsenik düzeyinin yüksek olduğu yerler:

 

Çiğli, Karşıyaka, Bostanlı, Mavişehir, Egekent-2, Bayraklı, Bornova.

 

Bor düzeyinin yüksek olduğu yerler:

 

Güzelbahçe, Menderes, Narlıdere, şehir merkezi.

İZMİR SUYUNDA ARSENİK KABUSU BİTTİ

 

İzmir’in içme suyundaki yüksek arsenik oranı, alınan önlemlerle normala döndü. Valiliğin açıkladığı 5’inci analiz

 

sonuçlarına göre, sudaki arsenik değerleri sadece iki noktada normal değerin bir puan üzerinde çıktı.

Bu yıl havanın kurak gitmesi yüzünden yeraltı sularının seviyesinin düşmesiyle ortaya çıkan arsenik, özellikle İzmir’in su

 

ihtiyacının önemli bülümünü karşılayan Manisa’daki Sarıkız ve Göksu kaynaklarında aşırı derecede yükseldi.

 

Litrede 10 mikrogram olması gereken arsenik değeri bu yıl Göksu kuyularında 59’a, Sarıkız kuyularında 32’ye kadar çıktı.

 

Bunun üzerine Büyükşehir Belediyesi iki kaynağı da kapatıp bu kuyulardan beslenen Karşıyaka- Bornova bölgesine

 

Tahtalı barajından su vermeye başladı. Ancak ilk yüksek değerleri Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek’in açıklaması

 

suyun politik malzeme olmasına yol açtı.

 

İzmir Valiliği 2 Temmuz, 9 Temmuz, 18 Temmuz ve son olarak da 11 Ağustos’da İzmir’de 20 değişik noktadan aldığı su

 

örneklerini Hıfzısıhha Enstitüsü’nde arsenik değerleri açısından analiz ettirip sonuçları kamuoyuna açıkladı. 11 Ağustos’da

alınan su örneklerinin sonuçları da bugün açıklandı.

 

Büyükşehir Belediyesi’nin aldığı önlemlerde her analizde biraz daha stadar seviyeye geldiği görülen arsenik değerleri son

 

analizde yetkililerin yüzünü güldürdü, aylarca tedirginlik yaşayan İzmirlilere de rahat nefes aldırdı. Valiliğin 11 Ağustas’da

 

İzmir’in 20 farklı noktasından aldığı örneklerde yapılan arsenik analizlerinde 10 olması gereken değer Bayraklı’da 11.4,

 

Menemen Egekent’de 11.8, Karşıyaka Örnekköy’de 10.7, Bornova İtfaiye Çeşmesi’nde ise 10.4 çıktı. Diğer noktalarda ise

10 seviyesi aşılmadı.

 

VALİLİĞİN YAPTIĞI ARSENİK ÖLÇÜMLERİ (litre\mg) Standart: 10

2 Tem. 9 Tem 18 Tem 24 Tem 11 Ağust

 

Balçova, Hüseyin Öğütcen Cad. 4.4 2 2 2.5 3.8

 

Bayraklı, Hakan uysal cad. 10 11 12 12.6 11.4

 

Bornova, Pınarbaşı İzsu ist. 2 2 2 2 2

 

Bornova İtifaiye çeşmesi 10 11 10.7 8 10.4

 

Buca Erdem Cad. 2 2 2 2 2

 

Çiğli Havaalanı cad. 10 8.4 10.1 8 8.8

 

Gaziemir Önder Cad. 2 2 2 2 2

 

Güzelbahçe İstiklal Cad. 3 2 2 2 5.3

 

Karşıyaka Şemikler 13 13 12.9 11.8 10

 

Karşıyaka Örnekköy 12 11 12.8 10 10.7

 

Karşıyaka Bostanlı 14 12 13 13 9.7

 

Karşıyaka Zübeyde hnm. Cad. 12 11 11.7 10.5 9

 

Konak Hocazade Camii 2 2 2 2 2

 

Konak Alsancak Karakolu 2 2 2 2 2

 

Konak Hatay 237 SOK 2 2 2 2 2

 

Konak İnönü cad 2.3 2 2 2 2

 

Menderes Görece 2 2 2 2 2

 

Menemen Egekent 2 10 11 10.5 11.8

 

Narlıdere Mithatpaşa cad. 2 2 2 2 3

 

DHA

 

 

~~~

 

Umarim ki dogrudur...

Link to post
Share on other sites

İZMİR’DE SUYA ARSENİK İNDİRİMİ

İzmir Büyükşehir Belediyesi, musluklarından akan suyu arsenik korkusu nedeniyle içmeyen İzmirliler’e, 4 ay su faturası

 

göndermeyecek. Ağustos ayından geçerli olmak üzere konutlarda 0- 13 ton arası ton başına 1.19 YTL olan tarife 10 Yeni

 

Kuruş’a indirildi. Ucuz tarife, arsenik arıtma sistemleri devreye girinceye kadar en az 4 ay geçerli olacak.

 

Yılbaşından itibaren tasarrufu özendirmek için, 0- 13 metreküp için geçerli ton başına 1.19 YTL’lik tarifeyle, 14- 20 ton

 

arası 3.09 YTL, 21-100 arası 5.00 YTL olan bedellerin arasındaki farkı daha da açacak düzenleme yapmaya hazırlanan

 

Büyükşehir Belediyesi, arsenik krizi nedeniyle tarifede sürpriz indirim yaptı.

 

Özellikle Çiğli, Karşıyaka ve Bornova’da abonelerin musluklardan akan suyu içmemelerini dikkate alan Büyükşehir

 

Belediyesi, arseniğin tamamen standart değerlerin altına düşeceği zamana kadar konutlarda su bedelini ton başına 10

 

Ykr’a düşürdü. Hiç bedel alınmaması gündeme gelmesine karşın, yasal olarak bu uygulama yapılamayacağı için

 

sembolik olarak bu bedel belirlendi. 13 tonun üzerindeki kullanımlar için ise herhangi bir indirim yapılmadı.

 

Arsenik nedeniyle sistem dışı bırakılan Göksu ve Sarıkız bölgesindeki kuyular ile Menemen Çavuşköy kuyularındaki su

 

arıtacak iki tesis devreye alınıncaya kadar ucuz su tarifesi sürecek.

 

Saniyede 3200 litre suyu arıtacak ve ihalesi yapılan Göksu- Sarıkız Arıtma Tesisi 4 ayda tamamlanacak. İhalesi henüz

 

yapılmayan saniyede 1500 litre suyu arıtacak Çavuşköy kuyuları arıtma tesisiyle birlikte tüm arıtma sistemi en geç 7

 

ayda devreye girecek. Bu nedenle tonu 10 Yeni Kuruş olan su tarifesi en az 4 ay, en fazla 7- 8 ay sürecek.

 

TAHTALI BARAJI’NDA KRİTİK DÖNEM

Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada, İzmir’in kuzey bölgesinde görülen arsenik oranlarının İZSU’nun aldığı bir

 

dizi önlem sayesinde yeniden standart değerler düzeyine indirildiği bildirildi. Halen su dağıtım şebekesinin dışında tutulan

 

Göksu ve Sarıkız kuyularında yapılmakta olan arıtma sistemlerinin devreye girmesiyle de bu konudaki sıkıntıların tümüyle

 

ortadan kalkacağını belirten Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada, "Ancak bugün geldiğimiz noktada, yeraltı

 

kaynaklarının devreden çıkarılmasıyla şebekedeki ağırlığı iyice artan Tahtalı Barajı’ndaki suyumuzun çok kritik düzeylere

 

geldiğinin de kamuoyu tarafından bilinmesinde büyük yarar görmekteyiz. Bu durum, kısa süre içinde yeraltı su

 

kaynaklarının yeniden devreye alınmasını zorunlu kılacaktır" uyarısında bulunuldu.

 

BÜYÜKŞEHİR’DEN TEŞEKKÜR VE ÜZÜNTÜ

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, yaşanan bu süreçte büyük fedakarlıkta bulundukları, tüm tahriklere rağmen kentinin yerel

yönetimine karşı desteğini sonuna kadar sürdürdükleri belirtilen hemşehrilere teşekkür edilen açıklamada şöyle denildi:

 

"İzmir’in belli bölgelerinde musluklarından su içmeye tereddüt eden vatandaşlarımızın içinde bulunduğu durumun, bizleri

 

fazlasıyla üzdüğünü de özellikle belirtmek isteriz. Bu çerçevede İzmir’de yaşayan vatandaşlarımız yeni arıtma sistemleri

 

tamamlanıncaya kadar, 0- 13 ton arasındaki su kullanımları karşılığında, konutlarda ton başına sadece 10 Ykr

 

ödeyecektir. Söz konusu indirim kararı 1 Ağustos 2008 tarihinden itibaren geçerlidir. Tonu 10 Ykr’tan 1- 13 ton arasındaki

 

su tüketiminin aylık bedeli, fatura kağıt bedelini bile karşılamadığından, abonelere 4 ay süreyle fatura gönderilmeyecektir."

 

Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ise yaptığı açıklamada giderek azalan su kaynaklarının tasarruflu

 

kullanılmasını özendirmeyi, İzmirliler’in aile bütçelerine katkı sağlamayı sosyal ve sorumlu belediyecilik anlayışının bir

 

gereği olarak gördüklerini söyledi. Başkan Kocaoğlu şunları söyledi:

 

"Bozulan yağış dengesi nedeniyle özellikle son birkaç yılda önemli bir tehdit unsuru olarak karşımıza çıkan küresel

 

ısınma, kuraklığın yanı sıra, yeraltı su kaynaklarındaki bazı parametrelerde kayda değer değişimleri de beraberinde

 

getirmiştir.

 

Uluslararası örgütlerin hazırladığı raporlar, küresel ısınmanın tüm dünyayı etkileyeceğini ve bu durumun sadece bugünün

 

sorunu olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, suyun tasarruflu kullanımı ve su kaynaklarının korunması

 

günümüzde bir zorunluluktur. İzmir Büyükşehir Belediyesi, hemşehrilerinin aile bütçelerine sağlayacağı bu katkıyı, sosyal

ve sorumlu belediyecilik anlayışının bir gereği olarak görmektedir."

 

Ege Bölgesi’ndeki illerde su tarifeleri

 

UŞAK:

 

Konutlar: 0-30 ton.................1.50 YTL+ Yüzde 8 KDV

30 ton ve üzeri..........2.60 YTL+ Yüzde 8 KDV

İşyerleri: 0-20 ton.................2.10 YTL+ Yüzde 8 KDV

21 ton ve üzeri.............2.60 YTL+Yüzde 8 KDV

 

MUĞLA:

 

Konutlar: 0-20 ton................1.40 YTL+Yüzde 8 KDV

20-40 ton...............1.70 YTL+Yüzde 8 KDV

40 ton ve üzeri.........2.15 YTL+Yüzde 8 KDV

İşyerleri: 0-40 ton ...............1.95 YTL+Yüzde 8 KDV

40-80 ton...............2.25 YTL+Yüzde 8 KDV

80 ton ve üzeri.........2.65 YTL+Yüzde 8 KDV

 

BALIKESİR:

Konutlar: 1 ton.............1.35 YTL+Yüzde 8 KDV

İnşaatlar: 1 ton.............1.80 YTL+Yüzde 8 KDV

İmalathaneler: 1 ton.............1.35 YTL+Yüzde 8 KDV

Diğer işyerleri: 1 ton.............2.00 YTL+Yüzde 8 KDV

Resmi Daireler: 1 ton.............1.75 YTL+Yüzde 8 KDV

 

AYDIN:

Konutlar: 0-5 ton ......................0.54 YKr (KDV dahil)

5-10 ton......................1.84 YTL (KDV dahil)

11-20 ton.....................2.70 YTL (KDV dahil)

21-30 ton.....................3.95 YTL (KDV dahil)

31-50 ton.....................5.50 YTL (KDV dahil)

51-100 ton....................6.50 YTL (KDV dahil)

100 ve üzeri..................8.50 YTL (KDV dahil)

 

İşyerleri: 0-5 ton.......................1.62 YTL (KDV dahil)

5-10 ton......................2.37 YTL (KDV dahil)

11-20 ton.....................3.24 YTL (KDV dahil)

21-30 ton.....................4.75 YTL (KDV dahil)

31-50 ton.....................6.37 YTL (KDV dahil)

50 ton........................9.60 YTL (KDV dahil)

 

Kullanılan suyun her tonu için 0.15 YKr Çevre Temizlik Vergisi, fatura bedelinin yüzde 8’i kadar sıvı atık, her fatura başına da 2 YTL katı atık bedeli faturalara ekleniyor.

 

 

DENİZLİ:

 

Konutlarda: 0-15 ton.......................1.50 YTL+Yüzde 8 KDV

15-30 ton......................3.00 YTL+Yüzde 8 KDV

30 ton ve üzeri................4.20 YTL+Yüzde 8 KDV

İşyerleri: 0-15 ton.......................4.50 YTL+Yüzde 8 KDV

15-30 ton......................6.00 YTL+Yüzde 8 KDV

30 ton ve üzeri................7.80 YTL+Yüzde 8 KDV

 

Sadece konutlardan yüzde 10 Çevre Temizlik Vergisi faturaya ekleniyor.

 

MANİSA:

 

Konutlarda: 1 ton......................1.48 YTL+Yüzde 8 KDV

İşyerlerinde: 1 ton......................2.30 YTL+Yüzde 8 KDV

Link to post
Share on other sites

suelyikama1to1.jpg...BM'nin su raporuna göre 2050 yılında 2 milyar insan sudan yoksun

 

kalacak, 30 yıl sonra ise 3 milyar insan kullanılabilir su kaynaklarını kaybedecek.

 

İsveç'in başkenti Stockholm'de yapılan "Dünya Su Haftası Forumu"nda sunulan, Birleşmiş Millet (BM) tarafından

 

hazırlanan "İklim değişiklikleri ve su" konulu rapora göre, dünyadaki iklim değişiklikleri su kaynaklarını da etkiliyor.

 

Rapora göre, 2050 yılında dünyada 2 milyar insan sudan yoksun kalacak, 30 yıl sonra da 3 milyar insan kullanılabilir

 

su kaynaklarını kaybedecek.

 

Dünya Su Haftası Forumuna sunulan BM raporunu tanıtan Hollandalı yetkili Michael van der Valk, iklim değişiklikleri,

 

nüfus artışı, tarım ve ekonominin büyümesi su kaynaklarını hızla tüketiyor.

 

Raporda ayrıca özetle şu başlıklar yer aldı: Dünya nüfusunun yüzde 20'sini oluşturan 30 ülke su sıkıntısı ile karşı karşıya.

2025 yılında ise bu ülke sayısı 50'ye çıkacak ve dünya nüfusunun yüzde 25'i su sıkıntısı ile yüz yüze gelecek.

 

Su rezervlerinde yüzde 30 azalma

Dünyada 1950'li yıllara göre su rezervleri yüzde 15 ila 30 oranında azaldı. Buna karşılık 2050 yılında su gereksinimi

 

bugünkünden yüzde 50 fazla olacak. İklim değişiklikleri su rezervlerini de etkilediği için, değişiklikler global krize neden

 

olacak.

 

Verilere göre, gelişmiş bir ülkede doğan çocuk, gelişmekte olan bir ülkede doğan çocuğa göre yüzde 30 daha fazla su

 

harcıyor. Dünyada şu anda bulunan suyun yüzde 97.5'i tuzlu sulardan oluşuyor.

 

Tatlı suyun oranı ise sadece yüzde 2.5. Tatlı suyun yüzde 70'i kutuplarda donmuş halde, yüzde 30'u yeraltında bulunuyor.

 

Genel olarak hastalıkların yüzde 88'i sağlıksız içme suyu ve yetersiz hijyenik koşullardan kaynaklanıyor.

 

2.5 milyar insan tuvalet ihtiyacını uygun koşullarda gideremiyor

 

Dünyada 2.5 milyar insan tuvalet ihtiyacını uygun koşullarda gideremiyor, bu da yılda 1.4 milyon, günde 5 bin çocuğun

 

önlenebilir ishalden ölümüne neden oluyor. Verilere göre, ABD'de gıdaların yüzde 30'u çöpe atılıyor.

 

Bu 40 trilyon litre su, yani 500 milyon insanın su gereksinimi anlamına geliyor.

Link to post
Share on other sites
208322wh4.jpg...İstanbul'a su sağlayan Melen kuruyor!

 

 

deredebalik111wc7.jpg...İstanbullu bu suyu mu içecek? MELEN ÇAYI'nın balıkları öldü, su

 

 

yüzüne çıktı... Bölge halkı da kova, çuval ve ağlarla çaya girerek balıkları toplamaya çalıştı.

 

Radikal gazetesinin haberine göre; İstanbul’un su sorununa çözüm olarak gösterilen Melen Çayı’nda binlerce balık,

 

baygın halde su yüzeyine ve kıylara vurdu.

 

Düzce’nin Cumayeri İlçesi’nden geçen Melen Çayı’da bu sabah saatlerinde binlerce balık su yüzeyine çıktı. Köprübaşı

 

Ömer Efendi Köyü mevkiinde sudaki oksijen seviyesinin düşmesi sonucu su yüzeyine çıktıkları tahmin edilen balıkları

 

gören çevre halkı, Melen Çayı’na akın etti. Kimi üzerlerindeki kıyafetlerini çıkarmadan, kimi soyunarak Melen Çayı’na

 

girip, su yüzeyinde ve kıyıdaki balıkları topladı. Ellerindeki kova, çuval ve ağlarla özellikle büyük balıkları toplamaya

 

çalışanlar ilginç görüntüler oluşturdu. Melen Çayı’nın üzerinden geçen köprüye çıkanlar ise suyun içindekiler büyük

 

balıkların ne tarafta olduğunu gösterdi.

 

Jandarma ekiplerinin de geldiği bölgede, balıklar uzun süre baygın halde su yüzeyinde kaldıktan sonra dibe doğru

 

dalmaya başladı. Jandarmanın, İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’ne bilgi verdiği ve gerekli incelemenin yapılacağı bildirildi.

 

Düzce Tarım Müdürü Vekili Ayhan Ünal, balık ölümleriyle ilgili inceleme başlattıklarını belirterek, sudan ve balıklardan

 

numuneler aldıklarını bildirdi. Ünal, balıkların doğaya aykırı bir şekilde sudan kaçışının oksijen azlığı nedeniyle

 

olabileceğini iddia etti.

Link to post
Share on other sites
  • 4 weeks later...

81698ec3.jpg...1,5 saatte 6 kilogram yağış düştü

Çanakkale kent merkezinde öğleden sonra başlayan gök gürültülü sağanak nedeniyle, 1,5 saatte metre kareye 6

 

kilogram yağış düştü. Çanakkale'de, sağanak yağış yaşamı olumsuz etkiledi.Etkili yağmur nedeniyle, kentin alçak kesimlerindeki bazı cadde ve

sokaklarda su birikintileri oluştu.

 

Belediye ekipleri, tıkanan rögarları açmak için çaba gösterdi.

 

Öte yandan, Çanakkale Meteoroloji Müdürlüğü yetkilileri, yağışlı havanın cumartesi gününe kadar aralıklı olarak

 

süreceğini, hava sıcaklıklarının gündüz 20 - 23, akşam ise 10 derece dolayında olacağını kaydettiler.

Link to post
Share on other sites

denizkopurdu633550783we6.jpg....Çanakkale'de deniz köpürdü

Çanakkale Boğazı'nda geçtiğimiz yıl meydana gelen ve sahillere yayılan köpük şeklindeki madde yeniden ortaya çıktı. Sabah erken saatlerden itibaren Çanakkale Boğazı içerisinde görülen ve özellikle Gümrük ve Kilitbahir iskelesi ile arabalı

 

vapurların yanaştığı bölgede yoğunluk gösteren köpük şeklindeki madde vatandaşları şaşkına çevirdi.

 

Sahil kesimlerinde dikkat çeken köpük şeklindeki ilginç görüntünün "salya" adı verilen deniz anaların ölüp parçalanması

 

ile oluştuğunu iddia eden balıkçılar bu durumun kendilerini olumsuz yönde etkilediğini belirterek,

 

"Denizdeki bu salya halindeki madde ağlarımıza yapışarak ağırlaştırıyor.

 

Bu sebeple de ağları teknemize çekmekte güçlük çektiğimiz gibi bunları temizlemekte de zorluk çekiyoruz" dedi.

 

Sahilde beyaz bir tabakanın oluşmasına sebep olan yoğunluğun Çanakkale Boğazı boyunca görüldüğünü de belirten

 

balıkçılar, bu doğa olayının 3-4 ay sürdüğünü ifade etiler.

 

Bilindiği gibi geçtiğimiz yıl yaşanan aynı olayın ardından uzmanlar bir açıklama yaparak

 

bu köpüğün deniz analarının parçalanması sonucu ortaya çıktığını söylemişlerdi.

Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.




×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.