Jump to content
Sign in to follow this  
Yayamaz Kayımca

Git............Gitme..............Gidiyorum..........

Recommended Posts

GÖLGELERİME EŞLİK EDİYOR GÖZYAŞLARIM ..

 

Senden kalma hayalleri çektim üzerime

Hüzün ayazlarında üşürken

Bir tarafım akarken delice sana

Bir tarafım ise geliyor peşinden

Kaç kere gittin gecelerimden

Kaç kere firar etti aklım sensizlikte

Sığıntılarda mutluluklarım

Köşe bucak kaçıyorken kendimden

Sokaklarımız vardı

Sevgimiz vardı bir çocuk kadar masum

Gölgelerime eşlik ediyor gözyaşlarım

Sen gitmişken benden

Oysa umutlarımız vardı gökyüzüne doğan

Şimdi ise gözyaşlarım kaldı

Her gece üzerime yağan…

 

Onur YILMAZ

Share this post


Link to post
Share on other sites

hükmünü yitirmiş bir şiirdi gitmek...

çok okunmuş, çok işlenmiş bir suç gibi

ucuz bir kurtuluştu gitmek...

 

yeni bir kimlik aramak gittiğin yerlerde

başka hayatlar tanımak,

başka limanlarda demir atmak

bilmediğin fırtınaların tadına bakmak gibiydi

 

gitmek yanaklardaki tuz tadındaydı

gözlerinin ıslanması, kızarması

geriye bakmaya utanmaktı gitmek..

 

her kağıda şiir yazmak

her yazıyı şiir sanmaktı...

 

alıntı..

Share this post


Link to post
Share on other sites

Git.......................................................................

Demek şimdi gidiyorsun;
Yazdığımız son şiir öyle yarım kalacak!
Demek şimdi gidiyorsun; Kuşlarımız acıkacak, saksılarımız artık sulanmayacak!
Demek öykümüzü bir ruj lekesi gibi yapıştırıp
aynanın sahtekâr yüzüne
-Oy benim yaralım-
Demek şimdi gidiyorsun;
Beni böyle toz gibi dağıtıp merdivenlern dibine!

Her şey tamam diyorsun, git...
Beni viran bir şehir gibi terket...
Haydi git!
Dışarısı ispiyon...Dışarısı ihanet...
Seni bir gören olmasın, dikkat et! ..

Dostlukmuş...ölüme yürümekmiş...
Üstüne titremekmiş...vefaymış! ..
Aşk dediğin, zavallı bir kapıyı duvara çarpıp
Çıkıncaya kadarmış! ..
Bana komaz deyip
Sancını bir kilo rakıya gömsen de gece yarıları,
-Oy benim yaralım-
Asıl sancı, uyandığında
Bütün odaları boş görünce koyarmış! .

Gitmek istiyorsun, git...
Bir savaşçı asla vedalaşmaz!
Durma git!
Dışarısı dinamit...dışarısı enkaz!
Şunu cbine koy, ne olur ne olmaz..

Eylül mağdurlarıydık, kimsemiz yoktu,
Yaralarımız aman vermiyordu canımıza..
Kimseye kıymamıştık oysa, masumduk..
Rahatsız ediyordu bizi bu yalancı tarih!
Yırtılan bir pankart gibi
Şehirlerin ortasına çığ düşürdüyse öfkemiz;
-Oy benim yaralım-
En az bir karıncanın yüreği kadar
Namuslu ve çalışkandı ellerimiz!

Artık bitti diyorsun, git..
Kırılsın kapı-çerçeve, kırılsın bu cam..
Sorma git!
Dışarısı panik..dışarısı izdiham!
Biliyorum, seni vuracaklar bu akşam...

Ne çok fire verdik üstüste..
Ne çok arkadaş yitirdik bu tozlu yolculukta..
Kimliği tespit edilmemiş,
Ne çok ceset vurdu zeytin güzeli akşamlarımıza!
Büyük ütopyalar ve büyük dağlar gibi
İçerden çürümüşüz meğerse...
-Oy benim yaralım-
Her gelen ölüm yazmış,
Her giden ayrılık işlemiş bu talihsiz gergefimize...

Kendini arıyorsun, git..
Aptal bir hayat kur, içinde beni barındırmayan
Kalma git..
Dışarısı barut..dışarısı gardiyan!
Yine bir tek ben olurum sana parçalanan..

Demek şimdi gidiyorsun;
Sonunda bizi de çökertiyor bu kancık zelzele!
Demek şimdi gidiyorsun;
Yıkılan bir duvar gibi; ömrüme devrile devrile..
Demek mecburi istikametlerin,
Ayrılığı gösteren o adaletsiz kavşağında
-Oy benim yaralım-maralım
Demek şimdi gidiyorsun,
Ve bana bir tek secenek kalıyor: güle güle!

Beni öldürüyorsun, git..
Kalmasın sende kahrım, kalmasın derdim
Bakma git
Kafamı yumruklayıp ardınsıra ağlarsam namerdim...
 
Yusuf Hayaloğlu

Share this post


Link to post
Share on other sites
Gitmek sana yakışmadı


Sen gittikten sonra güzelliğini yitirdi bu şehir
her köşe başında durup mendil satan 
çocuklar gülümsemiyor
sabah koşusunda rastladığım 
insanlar merhaba demiyor
gitmek sana yakışmadı be kadın.

Sen gittikten sonra bu şehirden nefret ettim
her adımında; yağmurun bile silemediği anılarımız var senle
şehrin en kalabalık yerinde durup 
insanları seyredişin vardı
birde parktaki kuğulara 
gülümseyişin
gitmek sana yakışmadı be kadın.

Pencereden yağmuru izliyorum senle sırılsıklam olduğumuz anlar geliyor aklıma
birbirinize çok yakışıyorsunuz diyenlerden birine rastlarım diye
dışarı çıkıp dolaşamıyorum, seni soracaklar biliyorum
gitmek sana yakışmadı be kadın.

Sen hayatımdaki güneştin,
aldığım nefestin, umudumdun sen, sen her şeyimdin
şimdi güneş doğmuyor, rüzgar esmiyor,
nefes alamıyorum, umutlarım yok,ölüyorum
gitmek sana yakışmadı be kadın.

Sercan Ateş

Share this post


Link to post
Share on other sites
gitmek kolay....................................................................................................................


Sen bana kal diyorsun.Bense gitmeye ölesiye hasretlerden pay biçiyorum kendime.
Sen sensiz olmaz diyorsun.Ben; beni benimle yaşamaktan şüphe ediyorum.
Senin yokluğun acıtır diyorsun canımı, ben benim varlığımdan rahatsızlık hissi biriktiriyorum.
Sen bana insanlardan
 bahsediyorsun, ben kalabalık içinde yalnızlıktan boğuluyorum.
Sen beni sevdiğini söylüyorsun, ben gitmenin sevgi
yle bağdaşmadığını anlıyorum.
Sen bana yağmurun bereketinden bahsediyorsun, ben bütün gelmiş geçmişliğim den ağlıyorum.
Sen bana çiçek
lerden bahsediyorsun ,ben hiç açamamış bir gül  yerde yatıyorum.
Sen bana güneşin doğuşundan bahsediyorsun, ben dünya
ya doğmadan gideceğimden göremiyorum.
Sen bana; bana olan aşkı
ndan bahsediyorsun, bense aşkın acısından kayboluyorum.
Sen evde kal hiç bir şey yapma diyorsun, bense yıkılan o ev dediğin harabede kendimi arıyorum. 
Sen bana hasretten bahsediyorsun, ben ölüm
ün özlemiyle yanıyorum.
Sen hayattan bahsediyorsun bazen bana, ben ölüm
ün eşiğinde can çekişiyorum.
Sen hayatını bana bağışlıyorsun sonra, bense bir kelebeğin eşiğinde hayat arıyorum.
Sen gidersen üzülürsün diyorsun, bense üzülmekten gidiyorum.
Sen beraber olalım, gitme diyorsun; benim içimden bir çocuk
 daha öldürüyorsun.
Sen ölme, ölmeyelim diyorsun,bense kanımın çekildiğini susuz bir balıktan anlıyorum..
Sen bana gitmek kolay diyorsun ya,oysa ben giderken hayatımın en zorlarını başarmaya çabalıyorum.
Senin gitmişlik halinden anladığın; benim dururken her saniye nefessiz kaldığım... 
Ve sonra anlıyorum ki
gidiliyor …
ölünüyor …
vazgeçiliyor…

gece beni doğurmaya başlayacak birazdan.
Ve ışığını örtüyorum üzerime.
Vakit geç olmakta..
BEN GİDİYORUM.

 

 
alıntı...

Share this post


Link to post
Share on other sites

20111221101208235.jpg


 


 


Olsa olsa eşsiz bir ustayım ben,


Bir sanattır her seferinde ölümün varlığınla dans edebilmek!


İnce ince işleyerek örüyorum dantel gibi seriyorum düşünceleri,


Her yere buluyorum, her defa ölmeye adım atıp


Geri dönüyorum…


Yaşamımda derinleşen çatlaklar oluştumu,


Kirli bakımsız insanlar zihnime yapıştımı,


Küsümsenmeyecek bir arzu hissediyorum ölüme…


Bir sakin caddenin sokağında bir kuytu evde


Bir kuytu evin parmaklıksız hapishanesinde,


Ağırlaşan ağdalı gecenin sessizliğinde,


Gidiyorum, gidiyorum, gidiyorum…

Share this post


Link to post
Share on other sites

tumblr_inline_mhhcvzo5sk1qz4rgp.jpg

 

 

 

 

 

yüreğim incindi desen, ekmek çiğneyip göğsüne koyacak şefkatle sevdiğim tek adamsın sen. yavrusunu ağzıyla taşıyıp canını acıtmayan bi kedinin anaç hassasiyetiyle taşıdım şuramda seni. ilk kez bir tetiğe dokunur gibi tuttum ellerini, şakaklarımda namlu serinliği… birlikte yürüdüğümüz zaman, rastladığımız her yol ayrımında avuçlarını sımsıkı kavrayacak kadar da benimsedim sonrasında. ve vedalaştığımız bütün sokakları parçalamayı arzulayacak kadar özledim her vedanın ardından. 

gittin ve zaman; amansız bi hastalığa yakalansam ancak böyle geniz yakan bi tada karışırdı. gittin ve ben, bir insanı defalarca kez öldürerek nasıl seri katil olunabileceğini öğrendim senden. herkesin birilerinin katili ve yalnızca birinin maktulü olabileceği bilgisini de iliştirdin ceplerime. gittin ve ben bir daha hiç kimse için hiçbir şeyi göze alamayacak kadar cesaretsiz kaldım bu mücadelenin ortasında. ulu orta anlatılmaya çekinilen ama herkesin bir yakınıyla paylaşabildiği müstehcen bi fıkra gibi, yalnız yakınlarıma anlatabildim gidişini. ama kimse gülmedi. kimse, kimse gülmedi senden sonra. bir bahar ayında, güzel bi öğleden sonra sen güldün ve bir daha kimse gülmedi o andan itibaren. çünkü sen gülüyorduysan insanların yaptığı eylemin adı farklı ve gülmek yalnız sana münhasır olmalıydı. 
ne diyordum; ve gittin, ben bahara gücendim, kendime gücendim, yavrusunu ağzından düşürüp yırtıcı bi hayvana yem oluşunu seyreden anne kedi gibi, kendime, kendime çok gücendim. ellerime gücendim. sesime gücendim. seni bende tutmaya yetemeyen her şeye gücendim, gittiğin yollara, bastığın her taşa, sarıldığın her kadına, sesini duyan, yüzünü gören bütün insanlara gücendim ama bir tek, giden sana gücenemedim. giden ayaklarına, giden saçlarına, giden sesine, giden gülüşüne, giden koynuna, göğsüne, boynuna, bileklerine, nabzına, sakallarına, esmer tenine gücenemedim. 
sen gittin ama ben yoruldum. bu fizik kurallarını yırtıp atan durumu izah edecek bi lügat keşfedemedim henüz ki zaten uğraşamayacak kadar yorgundum. sen hala gidiyorsun, benim ayaklarım kopuyor. durup bi dinlen diye dua ediyorum. yolunu şaşır, aç kal, savunmasız kal, yuvanı arar gibi dön istiyorum. ama sen ısrarla gidiyorsun. bir gün dönmeye kalkışsan yorgunluktan bayılmış olacağım ve kapıyı açamayacağım diye endişeleniyorum.
bil; çok incindi yüreğim ama kimse ekmek çiğnemedi benim için. kimse zeytin dövüp sermedi göğsüme.çünkü istemedim. inan çok kırıldı kalbim, alçıya aldırmadım hiç. yanlış kaynasın da bi ömür bu yanlışlığı göğsümde taşıyayım istedim. istedim ki bakan görsün o eğretiliği. istedim ki gören “bu kadının kalbini bir yanlış götürmüş, artık hiçbir doğru kurtarmaz bu kırıklığı” desin. istedim ki bunu deyip gitsin herkes. istedim ki herkes bilsin; kafatası kırılsa insanın, böyle acımaz canı. istedim ki canım çıksın, bu kez son olsun, bu kez cidden öleyim. yani istedim ki seni bir kadına sarılırken göreyim. ama görmedim. sadece hissettim. bu daha beterdi, sanki bacaklarımı diz kapaklarımdan itibaren kestin. kestin de dünyayı karış karış sürünerek gezdim. 
bak ben tam 170 gün sonra yine seni yazmak için uykumu ezdim. saat sabahın dördüydü ve ben seni sana yazarak dirilmiştim. şimdi seni kendime yazarken ölsem, yeri mi bilmem ama tam zamanı be şiirim.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.