Zıplanacak içerik
  • Üye Ol

Karanlık Şeyler Söylüyorum


ELiFLE
 Paylaş

Önerilen İletiler

BİR KARANLIĞIM BEN

 

Bir karanlığım ben,

 

İçimde her şeyi barındırabilen...

 

Herkesin korktuğu ürktüğü bir boşluğum ben

 

Herkesin gördüğü ama

 

Fark edemediği,

 

Orda bir yalnızlığım ben,

 

Herkesin içinde olan ama

 

İltifat edemediği...

 

Orda bir yerlerde bir hayatım ben

 

Herkesin sahip olduğu

 

Ama

 

Kimsenin değerini bilemediği

 

sad.gifsad.gifsad.gif

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

AĞIR KAN KAYBI

 

Biz yalnızlıktan doğduk o dağdağalı sudan

Biz yani erdoğan ayşenur ali ve ahmet

Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku

Sanki bir tesbih koptu tane tane savrulduk

Köy köy bucak bucak memleket memleket

Yani afyon adilcevaz akçadağ turgutlu

Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku

 

Buzlu mehtap alçakca kesmişti yolumuzu

Bütün kapılardan açıkca kovulmuştuk

Silahımız avcumuza yapışmıştı soğuktan

Biz yani erdoğan ayşenur ali ve ahmet

Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku

Kestiremedik ne yaptığımızı kim olduğumuzu

Sanki bir tesbih koptu tane tane savrulduk

Köy köy bucak bucak memleket memleket

Yani afyon adilcevaz akçadağ turgutlu

Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku

 

Ne kadar korkmuştuk elimizden tutmadılar

Doğrudur kendi içimizde daraldığımız

Kim neyi savundu bilinmez nereye kadar

Biz yani erdoğan ayşenur ali ve ahmet

Başka bir yalnızlıkta boğulduk / havasızlıktan

Sanki bir tesbih koptu tane tane savrulduk

Köy köy bucak bucak memleket memleket

Ne solculuğumuz solculuktu ne sağcılığımız

Karanlık bir kapı ölüp üstümüze kapandılar

Kimse bizi sevmedi / ağır kan kaybıyız

 

ATTİLA İLHAN

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

*************

Umarım Türkiye'ye geldiğimde "YAŞAMA UĞRAŞI" kitabını bulurum. Ve mutlaka edineceğim bu kitabı. Aslında nettten PAVESE'nin biyografisi, bulabildiğim herşeyi okurken kitabında ismini duymuştum. Ve şimdi kendime kızıyorum,nasıl kitabı şimdiye kadar edinmedim diye...

 

Ve değerli şair Ataol Behramoğlu ile "Karanlık Şeyler Söylüyorum" topiğine hoş ve iyi ki geldiniz. :clover:

Sevgiler,elifce.

 

 

kitap can yayınlarında..

0212 252 56 75

www.canyayinlari.com

[email protected]

 

kargo ile teslim hizmetleri olabilir..

 

 

80167_2.jpg

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

kitap can yayınlarında..

0212 252 56 75

www.canyayinlari.com

[email protected]

 

kargo ile teslim hizmetleri olabilir..

 

 

80167_2.jpg

*************************

Çok teşekkür ederim,verdiğiniz bilgiler için. En kısa zamanda kitabı edineceğim,sonrası kitap yorumlarını paylaşacağım sizinle...

Sevgiler,elifce :clover:

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

HENÜZ VAKİT VARKEN GÜLÜM

 

Henüz vakit varken, gülüm

Paris yanıp yıkılmadan,

henüz vakit varken, gülüm,

yüreğim dalındayken henüz,

ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri

Volter rıhtımında dayayıp seni duvara

öpmeliyim ağzından

sonra dönüp yüzümüzü Notrdam'a

çiçeğini seyretmeliyiz onun,

birden bana sarılmalısın, gülüm,

korkudan, hayretten, sevinçten

ve de sessiz sessiz ağlamalısın,

yıldızlar da çiselemeli,

incecikten bir yağmurla karışarak.

Henüz vakit varken, gülüm,

Paris yanıp yıkılmadan,

henüz vakit varken, gülüm,

yüreğim dalındayken henüz,

şu Mayıs gecesi rıhtımdan geçmeliyiz

söğütlerin altından, gülüm,

ıslak salkım söğütlerin.

Paris'in en güzel bir çift sözünü söylemeliyim sana,

en güzel, en yalansız,

sonra da ıslıkla bir şey çalarak

gebermeliyim bahtiyarlıktan

ve insanlara inanmalıyız.

Yukarda taştan evler,

girintisiz, çıkıntısız,

birbirine bitişik

ve duvarları ayışığından

ve dimdik pencereleri ayakta uyukluyor

ve karşı yakada Luvur

aydınlanmış ışıklarla

aydınlanmış bizim için

billur sarayımız...

 

Henüz vakit varken, gülüm,

Paris yanıp yıkılmadan,

henüz vakit varken, gülüm,

yüreğim dalındayken henüz,

şu Mayıs gecesi rıhtımda, depolarda

kırmızı varillere oturmalıyız.

Karşıda karanlığa giren kanal.

Bir şat geçiyor,

selamlıyalım gülüm,

geçen sarı kamaralı şatı selamlıyalım.

Belçika'ya mı yolu, Hollanda'ya mı?

Kamaranın kapısında ak önlüklü bir kadın

tatlı tatlı gülümsüyor.

 

Henüz vakit varken, gülüm,

Paris yanıp yıkılmadan,

henüz vakit varken, gülüm...

Parisliler, Parisliler,

Paris yanıp yıkılmasın...

 

NAZIM HİKMET

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

HÜZÜN VE SERSERİ

 

 

Agathe, uçtuğu var mı ruhunun arasıra,

Büyülü, mavi, derin ve ışıl ışıl yanan

Bambaşka denizlere, bambaşka semalara,

Şu kahrolası şehrin simsiyah havasından?

Agathe, uçtuğu var mı ruhunun arasıra?

 

Hey trenler, vapurlar beni burdan götürün!

Ne var gözyaşlarından çamurlar yuğuracak?

Arasıra der mi ki Agathe'ın ruhu, üzgün,

"Nedametten, azaptan ve ıstıraptan uzak

Hey trenler, vapurlar, beni burdan götürün."

 

Ne kadar uzaktasın ey mis kokulu cennet,

Ey, sadece sevincin, aşkın ürperdiği yer,

Ey, her ruhun içinde bulunduğu saf şehvet,

Ey bir ömür boyunca gönül verilen şeyler!

Ne kadar uzaktasın ey mis kokulu cennet!

 

Ah o yeşil cenneti, çocuksu sevdaların,

O koşuşlar, şarkılar, o demetler, buseler,

İnildeyen kemanlar arkasında sırtların,

Akşam, korkuluklarda şarap dolu kaseler,

- Ah o yeşil cenneti çocuksu sevdaların!

 

O bilinmez zevklerin yüzdüğü masum belde

Çok daha uzakta mı yoksa Çin'den, Maçin'den?

Beyhude bir arzumu inildeyen dillerde,

Canlanan bir hayal mi billur sesler içinden,

O bilinmez zevklerin yüzdüğü masum belde.

 

CHARLES BAUDELAİRE

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Yenilgi

 

 

Yenilgi, yenilgim, yalnızlığım ve kimsesizliğim.

Binlerce yengiden de bana değerli olan sen!

Dünyadaki tüm parlak başarılardan

sensin yüreğime yakın olan!

 

Yenilgi, yenilgim, baskaldırım

ve de benim kendimle tanışmam.

Sayendedir ki,

hala ben ayağı yere basan

ve solmuş defneler peşinde koşmayan

biri olduğumun bilincindeyim;

ve sende, yalnızlığımı buldum

ve de herkesten uzak,

ve de gururlu olmayı.

 

Yenilgi, yenilgim, benim parlak kılıcım

ve de kalkanım.

Gözlerinde okudum

tahtı arayanın

kendi kendisinin kuluna dönüştüğünü.

Ve, bir kimsenin derinliklerindeki

esasını anlayabilmemiz için

onun gücünü söndürmemiz gerektiğini.

Ve ancak böylesine olgunlaştıktan sonradır ki,

bir meyvenin tadına varılabildiğini.

 

Yenilgi, yenilgim,

benim sözünü sakınmaz yol arkadaşım

şarkımı, bağrışmalarımı, sessizliklerimi

hep duyacaksın.

Ve senden baska hiç kimse

bana söz etmeyecek

kanat çırpınmalarından

ve deniz kabarmalarından

ve de geceleri yanan dağlardan.

Ve sen, tek başına

ruhumun sarp ve kayalık

yollarından tırmanacaksın.

 

Yenilgi, yenilgim, benim ölmez cesaretim

sen ve ben fırtınada birlikte güleceğiz;

ve biz ikimiz, derin mezarlar kazacağız

içimizde ölmekte olanlara;

ve tutunacağız, tüm gücümüzle,

güneşin karşısında;

ve de tehlikeli olacağız.

 

Halil Cibran

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

MASAL

 

Masal bu..

Seni sevmek bir masal

Bütün düşler seninle

Sebebim sensin

Ey Sevgili

Kalbim güller içinde

 

Saklamadım

Hiçbir zaman

Ne nefreti ne de aşkı

Böylesine bir zamanda

Sevgililer düş masalı

 

Bir ormanda yasaklı

Kurtlarla kuşlar yaşar

En içinde, en derinde

Küskün bir peri saklar

 

Güller açar ipekte

Masallarda buluşur

Yıldızlar düşer suya

Gizli bir aşk dokunur

 

Sana aşık olmaktır

Böyle masal anlatmak

 

 

Bu yüzdendir hem aşkı

Hem de eski masalları

Tek başına

Yaşamaktır

 

Özel Arabul

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

9781huzunpp9.jpg

 

KARANLIĞIM

Katıksız ayrılıktı,siyah geceler

Gözler yangınlarda

Yıldızlar ise ateş kusardı

Karanlıklarda

Her yağan yağmurda

Umutlar biraz daha kırılır

Günahlar dökülür sağnak sağnak

Avuçlara

Bir ihanet filiz verir de

Ya mutlu yarınlar

Teker teker kurşuna dizilir

Sessiz çığlıklar yürekte

Taşan volkan gibidir

Ay solgun umutsuz

Güneş yitik

Firari saatlerde, mülteci kaçışlar gözlerde

Esir...

Yorgun bir savaşçıyım şimdi

yollarda

Sözde sonsuzluğa

Gecenin karanlığına

 

Gün gelir düşer omuzlarım

Batık kurtarılmayı bekleyen bir gemi misali

Dalgalar vurur,sert

Karaya vurur duygularım

Nefesim kesilircesine

İnadına ağlarım yağmura

İnadına boşalır yaşlar yağmura karışarak

 

Sebepsiz soldu hayatın rengi

Ağlamak geldi,durdum;

Ve sadece güldüm

Zamandan intikam alırcasına

Uyandım düşlerden

Kırılan dallara inat

Ve yeşerttim umutları

Karanlığa rağmen sessizce...

 

29.10.2009,ELİFCE

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

_0_1220971497.jpg

 

PİA

 

ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın

ellerini bir tutsam ölsem

böyle uzak seslenmese

ben bir şehre geldiğim vakit

o başka bir şehre gitmese

otelleri bomboş bulmasam

içlenip buzlu bir kadeh gibi

buğulanıp buğulanıp durmasam

ne olur sabaha karşı rıhtımda

çocuklar pia'yı görseler

 

bana haber salsalar bilsem

içimi büsbütün yıldızlar basar

bir hançer gibi çıkıp giderdim

 

ben bir şehre geldiğim vakit

o başka bir şehre gitmese

singapur yolunda demeseler

bana bunu yapmasalar yorgunum

üstelik parasızım pasaportsuzum

ne olur sabaha karşı rıhtımda

seslendiğini duysam pia'nın

sırtında yoksul bir yağmurluk

çocuk gözleri büyük büyük

üşümüş ürpermiş soluk

 

ellerini tutabilsem pia'nın

ölsem eksiksiz ölürdüm

 

ATTİLA İLHAN

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Buhran

 

 

çok fazla

çok az

ya da çok geç

 

çok şişman

çok zayıf

ya da çok kötü

 

kahkaha

ya da gözyaşı

ya da kusursuz

kayıtsızlık

 

nefret edenler

sevenler

 

ellerindeki şarap şişelerini sallayarak

önlerine çıkanları süngüleyip

kadınların ırzına geçen ordular

 

ya da ucuz bir pansiyon odasında

Marilyn Monroe'nun fotoğrafıyla yaşayan bir ihtiyar

 

o denli büyük ki dünyadaki yalnızlık

onu saatin kollarının ağır hareketlerinde

bile görebilirsiniz.

 

o denli büyük ki dünyadaki yalnızlık

onu Vegas'ta, Baltimore'da ya da Münih'te

yanıp sönen neon ışıklarında görebilirsiniz.

 

insanlar yorgun,

hayat tarafından cezalandırılmış,

ya sevgiyle ya da sevgisizlikle

sakatlanmış.

 

yeni hükümetlere ihtiyacımız yok

yeni devrimlere ihtiyacımız yok

yeni kadınlara ihtiyacımız yok

yeni yollara ihtiyacımız yok

şevkate ihtiyacımız var.

 

müşfik davranmıyoruz

birbirimize.

müşfik davranmıyoruz.

 

korkuyoruz.

nefretin gücü simgelediğini

sanıyoruz.

cezalandırmanın

sevgi olduğunu.

 

daha az sahte bir eğitim bize gereken

daha az kural

daha az polis

ve daha iyi öğretmenler.

 

bir odada

bir başına acı çeken

öpülmemiş

dokunulmamış

bir başına bitki sulayan

olsa da çalmayacak

bir telefondan yoksun

insanın dehşetini unutuyoruz.

 

müşfik davranmıyoruz birbirimize

müşfik davranmıyoruz birbirimize

müşfik davranmıyoruz birbirimize

 

boncuklar sallanır, bulutlar örter

köpekler gül bahçesine işer

bir çocuğun kafasını koparır cani

dondurma külahından bir ısırık alır gibi

okyanus bir gelip

bir giderken

anlamsız bir ayın esaretinde.

 

müşfik davranmıyor insanlar birbirine.

 

Charles Bukowski

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Bir Sürü Delikanlıya Dostça Öğütler

 

tibet'e git

deveye bin

incili oku

ayakkabılarını maviye boya

sakal bırak

kağıttan bir kanoyla dolaş dünyayı

the saturday evening post'a abone ol

çiğnerken sadece sol tarafını kullan ağzının

tek bacaklı bi kadınla evlen

ve düz bir usturayla traş ol

ve kadının koluna adını kazı

benzinle fırçala dişlerini

bütün gün uyu ve gece ağaçlara tırman

keşiş ol

viski ile bira iç

kafanı suyun altında tut

ve keman çal

pembe mum ışığında göbek at

köpeğini öldür

belediye başkanlığına aday ol

bir varilin içinde yaşa

baltayla kafanı yar

yağmurda lale ek

AMA ŞİİR YAZMA!

 

 

Charles Bukowski

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

yildizlar atesböcegi sanilmaktan korkmazlar...

 

 

“düsünüyorum da,

sanirim en büyük korkumuz oldugumuz gibi görünmek.

yumusacik kalbimizin fark edilmesi,

naif yönlerimizin kesfedilmesi,

cesaretsizligimizin anlasilmasi,

korkularimizin paylasilmasi

sanki zarar görecegimizin en büyük isareti.

kabuklarimizin altinda

kendimizi saklamakta ne kadar da ustayiz.

ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarimizin ardinda.

hissedilmeden, el degmeden, sevgimizi göstermeden.

istiridyeler, deniz minareleri, midyeler.

kirpiler ve kaplumbagalar gibi.

sahi koruyor mu bizi bu çatlamamis sert kabuk?

kimse incitemiyor mu duygularimizi, inançlarimizi, benligimizi?

yoksa zarar mi veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize.?

hissettiklerimizi gölgeliyor, yansitmiyor mu gerçek kimligimizi?

duygularimizi bastiriyor, el ele tutusmamizi engelliyor mu?

eger bir yildiz gibi isil isilsam ve bir yildiz kadar parlak.

ne çikar atesböcegi sansalar beni.?

belki en hoyrat yürek bile atesböceginin

o uçucu, masum, sevimli çocuksuluguna el kaldirmaya kiyamaz?

güçlü kapilarin arkasina kilitlemesem kendimi, korkakligimi, sevgi istegimi

en insani yönlerimi kayitsizca sunabilsem

bu sert kabugun agirligindan kurtulup

bir kus gibi uçacagim özgürce.

anlasilacagim ve bir ayna gibi yansiyacagim

karsimdakine.

o da çözülecek belki.

samimi ve güvenliksiz, silahsiz biriyle göz göze gelince.

oysa bir görebilsek bunu.

kalmadi böyle insanlar demesek.

güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak.

kirilmaktan korkmasak.

incinsek, yaralansak.

ne olur bir darbe daha alsak.

yeniden açsak kendimizi, atabilsek o kabugu.

denesek.

risk alsak.

yanilsak.

fark etmez.

tekrar, tekrar bikmadan denesek.

ve kucaklassak yeniden.

tipki eskisi gibi.

ne oldugunu anlayamadigimiz o onbes yildan öncesi gibi.

o zaman fark edecegiz.

ne kadar özledigimizi birbirimizi.

neler biriktirdigimizi,

kaybolan degerlerimizi ne kadar özledigimizi.

beraber geldik beraber gidiyoruz oysa.

vakit az, paylasmak, sarilmak için.

yasadigimiz cografya zor, sartlari agir.

yüregi daha fazla küstürmemek lazim.

sirtimizda agir küfeler, her gün katlanan.

ve kosullar bir türlü düzelmeyen.

sevgiye çok ihtiyacimiz var.

ufukta kara bir kis görünüyor.

ancak birbirimize sokulursak atlatiriz o günleri.

kirin o sert, o agir kabuklarinizi.

kurtulun bu yükten.

korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize.

yalnizliga mahkum ediyor bizleri.

hem hepimiz bir yildiziz.

ne çikar atesböcegi sansalar bizi. "

 

tagore

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Siz aşk nedir bilmessiniz

 

 

Siz aşk nedir bilmezsiniz dedi Bukowski

Ben elli bir yaşındayım bir bakın bana

Genç bir güzele aşığım

Kötü saplandım bu işe ama O'nun da hali kötü

Fakat olacaksa böyle olsun

Kanlarına giriyorum onların ve kurtulamıyorlar benden

Herşeyi deniyorlar kaçmak için

Ama sonunda hep geri dönüyorlar

Hepsi geri dönmüştür bana

Ama gördüğüm bir tanesi dışında

Ağlamıştım ardından

Ama kolay ağlardım o zamanlar

Çocuklar sert içkileri yaklaştırmayın yanıma

Acımasız oluyorum o zaman

Burada oturuyor bütün gece

Bira içebilirim siz hippilerle birlikte

Bu biradan on beş litre içerim ve

Bana mısın demem, su gibi gelir bana

Ama bir defa koklatın sert içkileri

Pencereden dışarı atmaya başlarım insanları

Kim olursa olsun fırlatırım dışarı

Bunu yaptım daha önce

Ama siz aşk nedir bilmezsiniz

Bilmezsiniz çünkü hiç aşık olmamışsınızdır

İşte iş bu kadar basit

Genç bir fıstık buldum şimdi, öyle güzel ki..

Bukowski diyor bana, Bukowski diyor o minicik sesiyle

Bense ne var diyorum

Ama aşk nedir bilmezsiniz siz

Size ne olduğunu anlatıyorum ama dinlemiyorsunuz

Aşk buraya kadar gelip kıçınızı dürtse

Bu odada içinizden birinin ruhu duymaz

Şiir okuma toplantılarının boktan bişey olduğunu düşünürdüm

Bana bak ben elli bir yaşındayım ve çok dolaştım

Boktan diyorsam öyledir

Ama sonra dedim ki kendime Bukowski

Aç kalmak daha boktan

Sonuçta işte buradasın ve hiçbirşey olması gerektiği gibi değil

O adam neydi adı Galway Kimel

Bir dergide resmini gördüm

Yakışıklı bir suratı var ama öğretmen

Tanrım düşünebiliyor musunuz

Eyvah sizler de öğretmensiniz

Size de küfrediyor oluyorum o zaman

Hayır o adamın adını hiç duymadım

Ne de ötekinin, hepsi birer asalak

Belki egom yüzünden artık çok fazla okumuyorum

Ama, şu ünlerini beş altı kitap üstüne

Kuran insanlar var ya,

Hepsi birer asalak

Bukowski diyor bana bu kız

Niçin klasik müzik dinliyorsun bütün gün

Sizi şaşırttım değil mi

Benim gibi kaba ayyaş birisinin

Klasik müzik dinleyeceğini düşünmezdiniz

Brahms, Rachmaninoff, Bartok, Tdeman

Kahretsin burada yazamıyorum

Çok fazla sessiz, çok sayıda ağaç var burada

Şehirleri severim, en uygun yerler benim için

Her sabah koyarım klasik müziğimi

Ve oturup yazı makinemin başına

Bir puro içerim bakın işte böyle

Ve Bukowski derim sen şanslı bir adamsın

Bukowski bu belaların hepsini atlattın

Ve sen şanslı bir adamsın

Ve mavi duman yayılır masamın üstüne

Ve pencereden dışarı Delengpre Caddesi'ne bakarım

Ve derin nefes alır ve yazmaya başlarım

Bukowski işte yaşam budur derim kendi kendime

Yoksul olmak iyidir, basur olmak iyidir, aşık olmak iyidir

Ama siz nasıl birşey olduğunu bilmezsiniz

Sevgilimi görseydiniz ne dediğimi anlardınız

Buraya gelince baştan çıkacağımı düşündüm

Tam böyle olacağını bildi, böyle olacağını bana söylemişti

Allah kahretsin ben elli bir yaşındayım o ise yirmi beşinde

Birbirimize aşığız ve o beni kıskanıyor, Tanrım bu güzel birşey

Buraya gelip baştan çıkarsam, gözlerimi oyacağını söylemişti

Alın işte aşk sizlere

İçinizden hangisi bilir böyle birşeyi

Sizlere birşey söylemeliyim

Öyle adamlarla tanıştım ki hapishanede

Üniversitelere ve şair toplantılarına giden

İnsanlardan çok daha fazla yol-yordam bilen insanlardı

Kan emicidirler onlar, bütün görmek istedikleri

Şairin çorapları kirli midir acaba ya da koltukaltları kokuyo mudur

Ama sizden şunu hatırlamanızı istiyorum

Bu odada yalnız bir tane şair var bu gece

BELKİ DE BU ÜLKEDE YALNIZ BİR TANE ŞAİR VAR BU GECE

O DA BENİM

İçinizden kim biliyor yaşamı, içinizden kim biliyor herhangi birşeyi

Hangi biriniz hayatında işinden kovuldu?

Ya da sevgilisine dayak attı ya da sevgilisinden dayak yedi

Beş defa kovuldum ben Senis and Rocbuck'tan

Kovmuşlar, tekrar kovmuşlardı beni

Otuzbeş yaşındayken tezgahtarlık yapıyordum onlara

Sonra kurabiye çalarken yakalandım

Ben nasıl olduğunu bilirim çünkü ONLARDAN GELİYORUM

Elli bir yaşındayım ve aşığım

Şu gencecik güzel şey diyor ki bana: Bukowski

Ve ne var diyorum, O ise

Sen pisliğin tekisin diyor bana

Ve bebeğim beni anlıyorsun diyorum

Bu dünyadaki tek güzel şey O

Kadın ya da erkek bu tür hareketine katlanacağım tek kimse

Ama siz aşk nedir bilmezsiniz

Hepsi geri döner bana sonunda, her biri geri döner

Yalnız o sözünü ettiğim bir tanesi,

Hani o sözünü ettiğim bir tanesi

Yedi yıl birlikte yaşamıştık, çok içerdik

Bir avuç memur görüyorum ben bu odada

Şair filan yok aranızda, hiç şaşırmadım bu işe

Şiir yazmak için aşık olmak gerekirdi

Ve siz aşık olmak nedir bilmiyorsunuz ki

Sizin derdiniz bu!

Şu ağır içkiden verin biraz bana

Tamam buz istemem güzel

Güzel işte çok güzel böyle

Haydi bakalım gösteriye başlayalım

Ne dediğimi hatırlıyorum

Ama bir tek atacağım yalnızca

Ne de güzel tadı var şu meretin

Haydi uzatmadan bitirelim bu işi

Yalnız bundan sonra kimse durmasın

Açık pencerenin yanında

 

Charles Bukowski

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Siz aşk nedir bilmessiniz

 

 

Siz aşk nedir bilmezsiniz dedi Bukowski

Ben elli bir yaşındayım bir bakın bana

Genç bir güzele aşığım

Kötü saplandım bu işe ama O'nun da hali kötü

Fakat olacaksa böyle olsun

Kanlarına giriyorum onların ve kurtulamıyorlar benden

Herşeyi deniyorlar kaçmak için

Ama sonunda hep geri dönüyorlar

Hepsi geri dönmüştür bana

Ama gördüğüm bir tanesi dışında

Ağlamıştım ardından

Ama kolay ağlardım o zamanlar

Çocuklar sert içkileri yaklaştırmayın yanıma

Acımasız oluyorum o zaman

Burada oturuyor bütün gece

Bira içebilirim siz hippilerle birlikte

Bu biradan on beş litre içerim ve

Bana mısın demem, su gibi gelir bana

Ama bir defa koklatın sert içkileri

Pencereden dışarı atmaya başlarım insanları

Kim olursa olsun fırlatırım dışarı

Bunu yaptım daha önce

Ama siz aşk nedir bilmezsiniz

Bilmezsiniz çünkü hiç aşık olmamışsınızdır

İşte iş bu kadar basit

Genç bir fıstık buldum şimdi, öyle güzel ki..

Bukowski diyor bana, Bukowski diyor o minicik sesiyle

Bense ne var diyorum

Ama aşk nedir bilmezsiniz siz

Size ne olduğunu anlatıyorum ama dinlemiyorsunuz

Aşk buraya kadar gelip kıçınızı dürtse

Bu odada içinizden birinin ruhu duymaz

Şiir okuma toplantılarının boktan bişey olduğunu düşünürdüm

Bana bak ben elli bir yaşındayım ve çok dolaştım

Boktan diyorsam öyledir

Ama sonra dedim ki kendime Bukowski

Aç kalmak daha boktan

Sonuçta işte buradasın ve hiçbirşey olması gerektiği gibi değil

O adam neydi adı Galway Kimel

Bir dergide resmini gördüm

Yakışıklı bir suratı var ama öğretmen

Tanrım düşünebiliyor musunuz

Eyvah sizler de öğretmensiniz

Size de küfrediyor oluyorum o zaman

Hayır o adamın adını hiç duymadım

Ne de ötekinin, hepsi birer asalak

Belki egom yüzünden artık çok fazla okumuyorum

Ama, şu ünlerini beş altı kitap üstüne

Kuran insanlar var ya,

Hepsi birer asalak

Bukowski diyor bana bu kız

Niçin klasik müzik dinliyorsun bütün gün

Sizi şaşırttım değil mi

Benim gibi kaba ayyaş birisinin

Klasik müzik dinleyeceğini düşünmezdiniz

Brahms, Rachmaninoff, Bartok, Tdeman

Kahretsin burada yazamıyorum

Çok fazla sessiz, çok sayıda ağaç var burada

Şehirleri severim, en uygun yerler benim için

Her sabah koyarım klasik müziğimi

Ve oturup yazı makinemin başına

Bir puro içerim bakın işte böyle

Ve Bukowski derim sen şanslı bir adamsın

Bukowski bu belaların hepsini atlattın

Ve sen şanslı bir adamsın

Ve mavi duman yayılır masamın üstüne

Ve pencereden dışarı Delengpre Caddesi'ne bakarım

Ve derin nefes alır ve yazmaya başlarım

Bukowski işte yaşam budur derim kendi kendime

Yoksul olmak iyidir, basur olmak iyidir, aşık olmak iyidir

Ama siz nasıl birşey olduğunu bilmezsiniz

Sevgilimi görseydiniz ne dediğimi anlardınız

Buraya gelince baştan çıkacağımı düşündüm

Tam böyle olacağını bildi, böyle olacağını bana söylemişti

Allah kahretsin ben elli bir yaşındayım o ise yirmi beşinde

Birbirimize aşığız ve o beni kıskanıyor, Tanrım bu güzel birşey

Buraya gelip baştan çıkarsam, gözlerimi oyacağını söylemişti

Alın işte aşk sizlere

İçinizden hangisi bilir böyle birşeyi

Sizlere birşey söylemeliyim

Öyle adamlarla tanıştım ki hapishanede

Üniversitelere ve şair toplantılarına giden

İnsanlardan çok daha fazla yol-yordam bilen insanlardı

Kan emicidirler onlar, bütün görmek istedikleri

Şairin çorapları kirli midir acaba ya da koltukaltları kokuyo mudur

Ama sizden şunu hatırlamanızı istiyorum

Bu odada yalnız bir tane şair var bu gece

BELKİ DE BU ÜLKEDE YALNIZ BİR TANE ŞAİR VAR BU GECE

O DA BENİM

İçinizden kim biliyor yaşamı, içinizden kim biliyor herhangi birşeyi

Hangi biriniz hayatında işinden kovuldu?

Ya da sevgilisine dayak attı ya da sevgilisinden dayak yedi

Beş defa kovuldum ben Senis and Rocbuck'tan

Kovmuşlar, tekrar kovmuşlardı beni

Otuzbeş yaşındayken tezgahtarlık yapıyordum onlara

Sonra kurabiye çalarken yakalandım

Ben nasıl olduğunu bilirim çünkü ONLARDAN GELİYORUM

Elli bir yaşındayım ve aşığım

Şu gencecik güzel şey diyor ki bana: Bukowski

Ve ne var diyorum, O ise

Sen pisliğin tekisin diyor bana

Ve bebeğim beni anlıyorsun diyorum

Bu dünyadaki tek güzel şey O

Kadın ya da erkek bu tür hareketine katlanacağım tek kimse

Ama siz aşk nedir bilmezsiniz

Hepsi geri döner bana sonunda, her biri geri döner

Yalnız o sözünü ettiğim bir tanesi,

Hani o sözünü ettiğim bir tanesi

Yedi yıl birlikte yaşamıştık, çok içerdik

Bir avuç memur görüyorum ben bu odada

Şair filan yok aranızda, hiç şaşırmadım bu işe

Şiir yazmak için aşık olmak gerekirdi

Ve siz aşık olmak nedir bilmiyorsunuz ki

Sizin derdiniz bu!

Şu ağır içkiden verin biraz bana

Tamam buz istemem güzel

Güzel işte çok güzel böyle

Haydi bakalım gösteriye başlayalım

Ne dediğimi hatırlıyorum

Ama bir tek atacağım yalnızca

Ne de güzel tadı var şu meretin

Haydi uzatmadan bitirelim bu işi

Yalnız bundan sonra kimse durmasın

Açık pencerenin yanında

 

Charles Bukowski

*****

 

Cesur ve serbest şiir şairlerinin önde geşenlerinden bence Charles Bukowski.

Ve yanlış hatırlamıyorsam

“Eğer tüm zamanınızı deneyerek harcıyorsanız, tek yaptığınız denemek demektir. Bu yüzden denemeyin, sadece yapın.”

diye sürekli yerinde sayıp aynı şeyi denemeyi seçenlere sözü vardır birde :)

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Cehennem Köpekleri

 

azdılar yine; sıçrayıp ısırıyorlar,geri çekiliyorlar,etrafımda dolanıp sonra yine saldırıyorlar.

 

oysa ben kurtulduğumu sanıyordum

onlardan,beni unuttuklarını; ama

şimdi daha da

çoklar.

 

ve ben daha yaşlıyım

şimdi

 

ama köpeklerin yaşı

yok

 

ve herzamanki gibi

etinizi ısırmakla yetinmiyor

beyninizi ve ruhunuzu da

ısırıyorlar

 

bu odada

etrafımda dönüyorlar

şimdi.

 

harikulade

değiller; cehenem

köpekleri bunlar

 

ve sizi de

bulacaklar

 

şimdi

onlardan biri

olsanız

da.

 

Charles Bukowski

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

KARANLIĞIM

 

Katıksız ayrılıktı,siyah geceler

Gözler yangınlarda

Yıldızlar ise ateş kusardı

Karanlıklarda

Her yağan yağmurda

Umutlar biraz daha kırılır

Günahlar dökülür sağnak sağnak

Avuçlara

Bir ihanet filiz verir de

Ya mutlu yarınlar

Teker teker kurşuna dizilir

Sessiz çığlıklar yürekte

Taşan volkan gibidir

Ay solgun umutsuz

Güneş yitik

Firari saatlerde, mülteci kaçışlar gözlerde

Esir...

Yorgun bir savaşçıyım şimdi

yollarda

Sözde sonsuzluğa

Gecenin karanlığına

 

Gün gelir düşer omuzlarım

Batık kurtarılmayı bekleyen bir gemi misali

Dalgalar vurur,sert

Karaya vurur duygularım

Nefesim kesilircesine

İnadına ağlarım yağmura

İnadına boşalır yaşlar yağmura karışarak

 

Sebepsiz soldu hayatın rengi

Ağlamak geldi,durdum;

Ve sadece güldüm

Zamandan intikam alırcasına

Uyandım düşlerden

Kırılan dallara inat

Ve yeşerttim umutları

Karanlığa rağmen sessizce...

 

29.10.2009,ELİFCE

 

 

sevgilii @elifce,

 

yıllardır şiir okuyan bir insan olarak şiirini

epey inceledim..

eleştiriye açık bir insan olduğunu düşünüyor ve

görüşlerimi aktarmak isiyorum..

 

şiirini bilerek boyadım..

sen de gör diye..

neyi mi?

yoğun bir bulut gibi karamsarlığı..

açık mavi de kendine geliyorsun ama şiir bitiyor..

 

bir şair içten ve derin duygularını,

anlatma yeteneği ve estetikle birleştirip bir bayrak yapar ve

okurunu yönlendirir..ama bunu yaparken ölgün ve pasif değildir..

karamsar bile olsa bunun nedenlerini öyle bir anlatır ki

adeta okuru o an için karamsarlığına katılsa bile bunun

geçici olduğunu hisseder..

 

adeta özel yaşamındaki kırılma noktaları, travmalar kol geziyor şirinde..

okurla entegre olmak yerine bir acıyla yüzleşiyor,kendinle dertleşiyorsun..

ve okuruda bu acıdan mabette bulunmasını istiyorsun..

 

bütün imgelemler harika..

anlatma tekniği iyi..

sözcük dağarcığın geniş..

derinlik de,yoğunluk ta tam kıvamında..

bunlarda senin ustalıkların,

güzel yanlarını da takdir ediyorum..

 

ancak,

akıcılıkta zorlanma var..

kelimler seçilirken zorlanmış

sürüklenerek getirilmiş bu şiire adeta..

 

salacaksın kelimeleri,

her birine imgelem yada derinlik yüklemek zorunda değilsin..

vurucu tema yı bütünde vereceksin sözcükte değil..

 

yeni çalışmalarını görmek dileğiyle..

 

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Bukowsky, bir protest ikondur adeta..

yaşamı çok fırtınalı ve problemlidir..

babası çoğu zaman işsizmiş..

bu neyse de annesini de bukowsky yi de dövermiş...

bukowsky deki isyankarlık ver anarşist tavır burdan geliyor..

gençliği 1929 dünya ekonomik bunalımında geçmiş zaten.

kendisinin de düzgün bir işi olmamış hiç....

alkole bağımlıymış..

o deyim yerindeyse,

sokağın yazarı..

aşkları , içkisi hep sokaklıdır..

bu yazarın sevdiğim yanı,

tam anlamıyla özgür ruhludur,

hiç kimsyeye kuruma hayata vb <eyvallahı > yoktur..

bir mertlik anıtı adeta.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

KARANLIĞIM

 

Katıksız ayrılıktı,siyah geceler

Gözler yangınlarda

Yıldızlar ise ateş kusardı

Karanlıklarda

Her yağan yağmurda

Umutlar biraz daha kırılır

Günahlar dökülür sağnak sağnak

Avuçlara

Bir ihanet filiz verir de

Ya mutlu yarınlar

Teker teker kurşuna dizilir

Sessiz çığlıklar yürekte

Taşan volkan gibidir

Ay solgun umutsuz

Güneş yitik

Firari saatlerde, mülteci kaçışlar gözlerde

Esir...

Yorgun bir savaşçıyım şimdi

yollarda

Sözde sonsuzluğa

Gecenin karanlığına

 

Gün gelir düşer omuzlarım

Batık kurtarılmayı bekleyen bir gemi misali

Dalgalar vurur,sert

Karaya vurur duygularım

Nefesim kesilircesine

İnadına ağlarım yağmura

İnadına boşalır yaşlar yağmura karışarak

 

Sebepsiz soldu hayatın rengi

Ağlamak geldi,durdum;

Ve sadece güldüm

Zamandan intikam alırcasına

Uyandım düşlerden

Kırılan dallara inat

Ve yeşerttim umutları

Karanlığa rağmen sessizce...

 

29.10.2009,ELİFCE

 

 

sevgilii @elifce,

 

yıllardır şiir okuyan bir insan olarak şiirini

epey inceledim..

eleştiriye açık bir insan olduğunu düşünüyor ve

görüşlerimi aktarmak isiyorum..

 

şiirini bilerek boyadım..

sen de gör diye..

neyi mi?

yoğun bir bulut gibi karamsarlığı..

açık mavi de kendine geliyorsun ama şiir bitiyor..

 

bir şair içten ve derin duygularını,

anlatma yeteneği ve estetikle birleştirip bir bayrak yapar ve

okurunu yönlendirir..ama bunu yaparken ölgün ve pasif değildir..

karamsar bile olsa bunun nedenlerini öyle bir anlatır ki

adeta okuru o an için karamsarlığına katılsa bile bunun

geçici olduğunu hisseder..

 

adeta özel yaşamındaki kırılma noktaları, travmalar kol geziyor şirinde..

okurla entegre olmak yerine bir acıyla yüzleşiyor,kendinle dertleşiyorsun..

ve okuruda bu acıdan mabette bulunmasını istiyorsun..

 

bütün imgelemler harika..

anlatma tekniği iyi..

sözcük dağarcığın geniş..

derinlik de,yoğunluk ta tam kıvamında..

bunlarda senin ustalıkların,

güzel yanlarını da takdir ediyorum..

 

ancak,

akıcılıkta zorlanma var..

kelimler seçilirken zorlanmış

sürüklenerek getirilmiş bu şiire adeta..

 

salacaksın kelimeleri,

her birine imgelem yada derinlik yüklemek zorunda değilsin..

vurucu tema yı bütünde vereceksin sözcükte değil..

 

yeni çalışmalarını görmek dileğiyle..

 

*********************

 

Öncelikle çok teşekkür ederim;eleştirilecek kadar değer verdiğiniz için.

Hep ben sadece yazıyorum, şiir mi yoksa şiirimsi birşeyler mi bilmiyorum demişimdir.

Yazıya döktüklerimin çoğu karamsardır benim ve şiirlerin hüzünden beslendiğine inanırım hep.

Ve günlerce yazdığı şiir üstünde duran dönüp dönüp çalışanlara hep imrenmişimdir; hatalarını düzeltmeleri adına...

Ben ise yazdığım her neyse tekrar dönüp sadece bakmam genelde. Bu şiir yarım saat gibi bir zamanda çıktı ve sonu cok daha bağımsız başka şiir gibi oldu. Sonradan böldüm aslında,ama buraya öncesi eklemiştim ve öylece bıraktım burada ilk haliyle.

Aslında buraya mümkün olduğunca kendi yazdıklarımı eklememeye çalışıyorum. Profilimde yazdıklarımı okuyabileceğiniz linki bulabilirsiniz :)

Ve söylediğiniz konuları dikkate alacağım. Tekrar teşekkürler.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

 

Sana Şarkılar Getirdim

 

 

 

Sana şiirlerin en güzelini getirdim

 

Sana şarkıların en iclisini getirdim

 

Dolaştım çiçek çiçek

 

Topladım damla damla

 

Renklerin, kokuların en hasını getirdim sana

 

Dantel dantel şafaklar

 

Tül tül akşamlar dolu

 

Avize kadar parlak bir gül getirdim sana

 

Çöz bağlarını

 

Şarkılar getirdim sana

 

 

 

Yüksel Şatoğlu

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

BU NE BİÇİM HAYAT

 

Bu ne biçim Postacı

Üç defa çalıyor kapıyı

Bu ne biçim kel

Hem merhemi var

Hem sürmüyor başına

Bu ne biçim biçimler

İstediğiniz kadar çoğaltılabilir

Memleket çok müsait buna

Örneğin yeni bir komşu taşındı karşıya

Bir baktım Fahriye Abla!

Kırk yıllık bir rötar yapmış

Erzincan Treni

Ben gelmişim şu yaşıma

O ise şiirdeki yaşından gün almamış daha

Benimki ne biçim hayat

Uymuyor ne gördüklerime

ne duyduklarıma

ne okuduklarıma

Ben ne biçim benim

Ne kendime benziyorum

Ne başkalarına

MURATHAN MUNGAN

 

not: m.mungan ın sözünü ettiği <fahriye abla> aşağıdadır.

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

FAHRİYE ABLA

 

Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar

Kapanırdı daha gün batmadan kapılar

Bu afyon ruhu gibi baygın mahalleden

Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın sen!

Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen

Gözlerin , dişlerin ve akpak gerdanınla

Ne güzel komşumuzdun sen fahriye abla

 

Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi

Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi

Güneşin batmasına yakın saatlerde

Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede

Yaz kış yeşil bir saksı ıtır pencerede

Bahçede akasyalar açardı baharla

Ne şirin komşumuzdun fahriye abla

 

Önce upuzun sonra kesik saçın vardı

Tenin buğdaysı , boyun bir başak kadardı

İçini gıcıklardı bütün erkeklerin

Altın bileziklerle dolu bileklerin

Açılırdı rüzgarda kısa eteklerin

Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla

Ne çapkın komşumuzdun sen fahriye abla

 

Gönül verdin derlerdi o delikanlıya

En sonunda varmışsın bir erzincanlıya

Bilmem şimdi hala bu ilk kocandamısın

Hala dağları karlı erzincandamısın

Bırak geçmiş günleri gönlüm hatırlasın

Hatırada kalan şeyler değişmez zamanda

Ne vefalı komşumuzdun sen fahriye abla

AHMET MUHİP DIRANAS

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

KORKAK KADINLAR ŞİİRİ

 

Onlar için pazarlar, erkekler

sevda ile sıkıntı arasında

bir gider bir gelirler

 

gencömrü aşmak, bir dağı aşmak

sırtta çocuklar

sonra da genç sanmaları kendilerini

ol sebeptendir.

 

saati sormadan korkuları vardır

yitirmek tek yılgı

sevdikleri sevmedikleri de olmuşsa zamanla

şakırlar sevdiklerini de

ötekini nevroza dönüştürüp saklarlar.

 

GÜLTEN AKIN

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

BEN ÖLÜRSEM AKŞAMÜSTÜ ÖLÜRÜM

 

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm

Şehre simsiyah bir kar yağar

Yollar kalbimle örtülür

Parmaklarımın arasından

Gecenin geldiğini görürüm

 

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm

Çocuklar sinemaya gider

Yüzümü bir çiçeğe gömüp

Ağlamak gibi isterim

Derinden bir tren geçer

 

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm

Alıp başımı gitmek isterim

Bir akam bir kente girerim

Kayısı ağaçları arasından

Gidip denize bakarım

Bir tiyatro seyrederim

 

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm

Uzaktan bir bulut geçer

Karanlık bir çocukluk bulutu

Gerçeküstü bir ressam

Dünyayı değiştirmeye başlar

Kuş sesleri, haykırışlar

Denizin ve kırların

Rengi birdenbire karışır

 

Sana bir şiir getiririm

Sözler rüyamdan fışkırır

Dünya bölümlere ayrılır

Birinde bir pazar sabahı

Birinde sararmış yapraklar

Birinde bir adam

Her şeye yeniden başlar

 

ATAOL BEHRAMOĞLU

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Katılın Görüşlerinizi Paylaşın

Şu anda misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer ÜYE iseniz, ileti gönderebilmek için HEMEN GİRİŞ YAPIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.

Misafir
Maalesef göndermek istediğiniz içerik izin vermediğimiz terimler içeriyor. Aşağıda belirginleştirdiğimiz terimleri lütfen tekrar düzenleyerek gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.