Jump to content

Recommended Posts

Hımmm. Oldukça usta bir provakatör ile karşı karşıyayız. Adı üzerinde BOZAN.

Çok bildik görüntüsünün altında, sadece yanılgılar, hezeyanlar ve gerçeği ters yüz etme gayretkarlığı. Tıpkı

"Yalan Söyleyin, Mutlaka İnanan Çıkar!" Dr. J. Göbels [Hitler'in Milli Eğitim ve Propaganda Bakanı ] gibisin.

 

Tarihte, sömürücü sınıflar için, halk kitlelerinin aldatılması, kandırılması, yanlış bilgilendirilmesi, kendi çıkarlarına uygun olarak yönlendirilmesi, hemen her zaman "devlet yönetme sanatı" olarak sunulmuştur. Antik Yunan'da Platon'dan İtalyan Makyevelli'ye ve Alman Hegel'e kadar tüm filozoflar, egemen sınıfların baskı aygıtı olarak devleti yüceltmişlerdir. Bir başka deyişle, egemen sınıfların eylemlerini yönelten ve meşruiyet sağlayan tüm ideolojiler, gerçeğin çarpıtılmasına ve çarpık kavranılmasına dayanırlar.

 

Burjuvazinin ideolojik ve siyasal alanda gerçeklerin çarpıtılması ve gizlenmesine yönelik çabalarının proletarya hareketi tarafından bu etkisizleştirilmesi karşısında geliştirdikleri yöntem, gerçeğin yalan ve sahte belge ve bilgilerle bilinemez, anlaşılamaz hale getirilmesi olmuştur. "Medya" diliyle söylersek, "asparagas" haber ve belge sahteciliği, burjuvazinin 20. yüzyılda en geniş ölçüde kullandığı bir araç haline gelmiştir.

 

Bu gelişme, yazılı ya da sözlü her türden bilgi ve haberin kitlelerin gözünde inandırıcılığını ortadan kaldırmıştır. Böylece halk kitleleri, duyduklarına değil, gördüklerine inanma eğilimi içine girmişlerdir. Kitlelerin bu gördüklerine inanma eğilimi, gerçeğin yazılı (gazete) ve sözlü (radyo) kitle iletişim araçları aracılığıyla belirsizleştirildiği, anlaşılamaz hale getirildiği bir dönemin ürünü olmuştur. Alman faşizminin Milli Eğitim ve Propaganda bakanı Göbels'in "yalan söyleyin, mutlaka inanan çıkar" sözleri, kitlelerin gördüklerine inanma eğilimleri karşısında geliştirilmiş yeni bir yöntem olarak ortaya çıkmıştır. Sürekli yalan söylemeye dayanan faşist propaganda, aynı zamanda sinemanın gelişmesiyle birlikte görüntüsel olarak da desteklenmiştir.

II. emperyalist paylaşım savaşının sonuna gelindiğinde, Hitler faşizmi yıkılmış olmasına karşın, emperyalist burjuvaziye (özellikle Amerikan emperyalizmine) yalanı ve görüntüsel propagandayı miras olarak bırakmıştır.

1945 sonrasında emperyalist burjuvazi, ideolojik planda tümüyle inandırıcılığını ve etkinliğini yitirmiş olduğundan, kitlelere yönelik yalana dayalı haber ve bilgi akışını yoğunlaştırmıştır. Özellikle televizyonun gelişimine paralel olarak, bu yalana dayalı haber ve bilgi akışı, kurgulanmış görüntülerle desteklenmeye başlanmıştır. Günümüzde desinformasyon adı verilen bu durum, emperyalist burjuvazi tarafından kamuoyunun koşullandırılması ve yönlendirilmesi için kullanılan en yaygın araç haline gelmiştir.

 

"Emperyalizmin 'desinformasyon' politikası, olay ve olgulara ilişkin bilgilerin (informasyonların) kamuoyuna aktarılmadan önce denetlenmesi ve yeniden düzenlenmesi şeklindedir. Eğer mevcut olay ve olgulara ilişkin bilgilerle, istenilen doğrultuda bir kamuoyunun oluşturulması olanaklı değilse, bu bilgilerin yeniden kurgulanması, kamuoyunun 'sağlıklı bilgi alabilmesi' açısından 'gerekli' görülmektedir.

Kısacası, 'desinformasyon', emperyalist basın ve yayın organları kullanılarak, istenilen konularda belirli bir kamuoyunun oluşturulması amacıyla olayların ve olguların bilinçli olarak değiştirilmesi demektir. Bunun en temel unsurları ise, haberin kurgulanması ve abartılmasıdır.

 

Sayın Bozan Göbels.

 

Sana kızmıyorum, sana neden kızayım ki, sen görevini yapıyorsun. :))))

Görevin belli, ortada ki bütün gerçekleri tersyüz ederek, her türlü yöntemi deneyerek, mevcut düzeni ve iktidarını, her ne pahasına olursa olsun canhıraş savunmak.

 

Şayet senin iktidarının İMF patentli politikaları, bu ülkenin ve halkının yararına olsaydı , ülkenin bu günkü durumu böyle olmayacaktı. İşsizler ordusuna her gün binlerce genç katılmayacaktı. İnsanlar açlık sınırının altında 380 milyonla sefalete mahküm edilmeyecekti. Bunca borç batağı, daha da derinleşmeyecekti. 18 milyon yoksulluk sınırının altın da yaşamayacak, 1.8 milyon insanımız açlık sınırının altında sefalete mahküm olmazdı.

 

 

SEN SADECE SOSYETİK DÜĞÜNLERDE HAVAYA SAVRULAN YEŞİL DOLARLARI GÖRÜYORSUN.

 

SİZ, ÜLKE EKONOMİSİNE, SADECE SOSYETİK ZENGİNLERİN, BORSADAKİ HİSSELERİNDEN- PORTFÖYÜNDEN BAKIYORSUNUZ.

 

AMA ÜLKENİN VE HALKIN İÇİNDE BULUNDUĞU DURUM HİÇ DE ÖYLE DEĞİL.

 

Türkiye'de 18 milyon kişinin yoksulluk, 1.8 milyon kişinin de açlık sınırının altında yaşadığı , özellikle çalıştığının emeğinin karşılığını alamama, işsizlik ve işsiz kalma endişesinin, toplumda geçim ve gelecek umudunun giderek azalmasınayla, kasti olarak özendirilen çıkarcı-bireyciliğin, kısa yoldan kolay para kazanmayı teşvikin, toplumda ahlaki çöküşle birlikte, hırsızlık,dolandırıcılık,kalpazanlık,sahtekarlık,kapkaç-vurkaç gibi bireysel suçlarda patlamalar yaşanmasına neden olduğu, gerçeğini göremeyecek kadar kör olamazsınız.

EMEKÇİ HALKA VE DEVRİMCİLERE YÖNELİK ÇAMUR ATMA AMAÇLI, IRKÇI-ŞOVEN- FAŞİZAN SÖYLEMLERİN İSE HİÇ YABANCI DEĞİL. BU KAFATASÇI SÖYLEMLERİN, İNSANLARI GAZ ODALARINDA- FIRINLARDA YAKAN ZİHNİYETİN TÜRKİYE ŞUBESİ-UZANTISI OLDUĞUNUZ NE KADAR DA AŞİKAR.

İNSANIN AKLINA, FEYZ USTANIZ ELİNİZDEN KİTABINI DÜŞÜRMEDİĞİNİZ AĞABABANIZ ADOLF HİTLERİ GETİRİYOR.

 

İktidar kuyrukçuluğu yapan fanatiklerin, amacı bellidir;

 

Mevcut iktidarın, emekçi halka ve kazanılmış haklarına- yaşam standardına yönelik, İMF patentli "saldırıları politikalarını" meşru ve şirin göstermektir.

 

Ne kadar canhıraş gayret edip gerçekleri çarpıtsanız da, ne kadar iktidar fanatikliği-kuyrukçuluğu ekseninde kalemşörlük yapsanız da gerçeklerin üstünü örtemeyeceksiniz. KRAL ÇIPLAK .HEMDE ÇIRILÇIPLAK.

 

Bunca açlığın, işsizliğin, yoksulluğun, yolsuzluğun, çarpıklığın, haksızlıkların, adaletsizliklerin, torpilin, hukuk dışı kadrolaşmanın, adam kayırmanın, vurgunun, soygunun, peşkeşin, vurkaçın, kapkaçın vs. hesabını,

 

türlü maniplelerle kandırdırılan-aldattılan bu BU HALK , elbet bir gün soracaktır

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sayın BOZAN GÖBELS, sizinle polemiğe girmek gibi bir basit amacım asla olamazdı, ancak sizin bu yöndeki tüm çaba ve gayretlerinizi boş çıkarmak da olmazdı elbette.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Çoşkulu baharları kutlayalım, seslerinin duyalım kuşlarımızın uzun ve uzaktan gelen, öykünelim çağıldayan sularına şu mutlu derelerin, ve ezmeyelim hiçbir çiçeği, Çünki çiçekler her sevinin adıdır, çünki çiçekler yaşatılmalıdır.....Diyorum ve ekliyorum. İşte yorum.

 

Tania Hayde'ye ; Mevzumuz sol. Herşeyi ile sol. Böyle olduğuiçin solu tartıştığımız için solu anlatıyoruz. Yani Demokrasi konulu başka başlıklarımız da var, Linç yarı bir mevzu, Tayad ayrı, Sivas ayrı. Başlıktaki ilk yazımızdan beri ısrarla bu konu ile ilgili yazı yazmaktan ziyade savunma psikolojisi içinde sol dışında ne varsa onu yazıyorsunuz, cedelde bu savunduğunuz hususta savunmasız kaldığınıza bir delildir diyorum ve sizden sol ile ilgili görüşlerinizi bekliyorum, inanın buna ihtiyacımız var..... sevkiyle kal.

 

Cyrano ; 1 Mayıstan bahsetmişsin, işçi bayramı... Lakin bu ülkede işçilerin , halkın, emekçilerin ( sol edebiyatta böyle birşey işte; Halk, Eşitlik, Emekçi, Kahrolsun Amerika )1 Mayısta sokağa çıkmaktan ihtizar ettiğini, 1 Mayısta malum semtlerde ailelerin ölmesin için yavrularını okullarına göndermediğini teslim ediniz lütfen. Herşey bir yana pek büyük bir samimiyetle soruyorum 1 Mayıs bu ülkeye ne kazandırdı, Zikri sol fikri sağı ( gavurcası nasyonel sosoyalizm ) bir derece anlıyorum da zikirsiz ve fikirsiz kalabalık toplantılar bu ülkeye ne kazandırdı ???. sevgili dostum bu hususta bilgilendirmelerinize muhtacız... sevgiyle kal..

 

Acı Çekmeye Alışık ; Solculuk mu o da ne ? diye sormuşsunuz. Ben de onu soruyorum ama yanıtlar şu şekilde ; Sivas, Tayad, 1 Mayıs, Kahrolsun Amerika...... Yani bir antitez düşünsene bu durumda Amerka olmadığında sol da yok... Sevgiyle kal.

 

SeDatsan ; Ben bütün samimiyetinizle Türkiyede solu irdelemek istediğinize inanmaya devam ediyorum. Lakin Konumuz sol, Bozan değil, bunu daha evvel de izah etmiştim. Bozan'ı bu kadar sevdiyseniz ki doğal bir durumdur, bunu farklı bir başlıkta irdeleriz. şimdilik tetkikimizi Sol üzerine yoğunlaştıralım. Sol Politikalara misaller istemiştim hala yanıt yok, bu durumda benim görülerimi kabul ediyorsunuz izlenimi doğuyor..Sevgiyle kal..

 

BİT

Bozan

İhtiyar

Teşkilatı

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest CYRANO

bozan kaç tanesine katıldın da o toplantıların fikirsiz kalabalık ürünü olduğunu gördün. Bu gün insanlar sekiz saat sendikalı oalrak çalışabiliyorsa. sosyal güvenlik hakalrı elde edebildiyse. geçmişte senin o fikirsiz kalabalıklar dediklerinin bin bir meşakatla kazandırdıkları haklardır bunlar.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sosyete sürünüyor

 

Vatandaş parasızlıktan sürünüyor... Bazı zengin görmemişler ise 2 asgari ücret tutarındaki havyarlı kremden sürünüyor!.

 

 

 

FREE-SHOP'TA SATILIYOR

Milyonlarca insan 350 milyonluk asgari ücretle yaşamaya çalışırken, bir avuç mutlu azınlık zenginlikten ne yapacağını şaşırdı. Sosyetiklerimiz, şimdi de genç kalmak için havyarlı kreme merak sardı. Atatürk Havalimanı'nda satılan 2 asgari ücret bedelindeki 752 milyonluk havyarlı krem, yok satıyor.

 

SAATLER DE 50 MİLYAR!

Seyahatten dönen sosyetikler, ilk iş olarak Free- Shop'a uğrayıp LA Prairie marka kremden alıyor. İsviçre'nin önemli saat markalarından olan Roger Dubuis'in özel yapım saatleri de kapış kapış gidiyor. Mağazaya daha yeni getirilen 10 bin ila 35 bin euro değerindeki 12 saat hemen alıcı buldu.

 

750 milyona satılan bu krem kapışılıyor!

Paketi altın, şişesi ise kristal olan LA Prairie krem, havyar özünden yapılıyor. Vücutta botoks etkisi yaratan krem, hücreleri tazeleyerek yaşlanmayı geciktiriyor. Özellikle göz çevresindeki kırışıklıkları yok etmek için en çok tercih edilen kremlerin başında geliyor.

 

 

***

 

2 maaşa 1 krem!

 

Vatandaş ekmek parasını zor toparlarken, sosyetede havyarlı krem modası başladı. 2 asgari ücrete denk gelen 752 YTL'lik kremler, kapış kapış gitti!.

 

Türkiye'de yaşam standartları arasındaki uçurum, kadınların güzelleşmek uğruna yüzlerine sürdüğü bir kremde ortaya çıktı.

 

Türkiye'de milyonlarca işçi asgari ücret olan 350 YTL'ye çalışırken, sosyete yüz hatlarını sıkılaştırıp genç kalmak için havyarlı kreme merak sardı. Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali'nde satılan İsviçre ürünü LA Prairie marka havyarlı krem, 2 asgari ücret kadar, yani 464 euro (752 YTL) olmasına rağmen adeta kapanın elinde kaldı. Sosyete, hiç düşünmeden navyarlı kremlerden 3'er 5'er satın alırken, bir başka moda da İsviçre'nin ünlü saat markası Roger Dubuis'in özel yapımlarında baş gösterdi.

 

35 BİN EUROYA SAAT ALDILAR!

Roger Dubuis her altın modelden 28 tane üreterek dünya başkentlerindeki seçkin mağazalarda satışa sunarken, modellerden bir örnek de Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali'ndeki mağazada görücüye çıktı. Fiyatları 10 bin ila 35 bin euro arasında değişen 19 saatin bulunduğu mağazada şimdiden 7 saat alıcısına kavuştu. Mağaza yetkilileri bir müşterinin 2 saat birden aldığını belirtirken 2 müşterinin de bu saatlerden almak için özel sipariş verdiğini belirtti. Dünyanın en pahalı saatleri arasında yer alan Roger Dubuis marka saatler kalitesini "Poincon Geneve, the Geneva Hallmark" ile temsil ediyor. Tüm ürünler Cenevre Kalite Mührü taşıyor. Bu mühür 17'inci yüzyıldan bu yana mevcut olmakla birlikte dünyada sadece Roger Dubuis'in tüm ürünlerinde bulunuyor. Saatin mekanizması Cenevre sınırları içinde üretiliyor ve tamamlanıyor.

 

 

 

21/12/2005 tarihli Takvim gazetesinden alınan bu haber

 

bu ülkede ne bir ilk ne de son olacak.

 

Bu noktada insan bunları görüp hayattaki yerini ve duruşunu belirlemek

 

zorunda hissediyor kendini.

 

Çünkü gerçek hayat işte bu.

 

Kurulu düzen, kendi anayasası, yasaları, hukuk sistemi, kolluk kuvvetleri ile

 

ve kurbanlarına aşıladığı din ve milliyetçilik propagandaları ile çarklarını döndürüyor.

 

Milyonlarca insanın bedbahtlığı üzerine kurulu bir masal dünyası.

 

Bir arkadaş sol nedir diye sormuştu.

 

Sol ne salt Kadıköy'de çiçekleri ezen insanlar

 

ne de Stalin'in maymun-insan karışımı askerleri

 

Sol işte tam da budur.

 

Bu olgu karşısında safını belirlediğin yerdir hayatın sağı veya solu.

 

Sol'un özellikle Türkiye'deki eksikleri ve hataları sözkonusu olduğunda

 

emin olun solcular kendi özeleştirilerini yapmakta bir beis görmezler

 

ki gerek bu başlık gerekse bu başlığa belirtilen görüşler

 

bunun en açık örneğidir.

 

Bu işin felsefesi ve özü budur, ötesi teferuattır.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Merak etmeyin, hepiniz de parayı bulunca en iyi liberal olursunuz. Boşuna tartışmayın. Ama, size tavsiyem: O yaşantıya girdiğinizde samimî olun ve solculuk edebiyatı yapmayın yalı solcusu yazarlarımız gibi.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bana göreTürk solu, 1960'lı yıllarda özgürlük talebinin öncüsü olarak ortaya çıktı. CHP'deki ortanın solu hareketi, Türkiye İşçi Partisi'nin 15 milletvekiliyle Meclis'e girmesi o dönemin önemli iki etkeniydi. Aynı dönemde devrimci gençlik hareketinin yükselmesini de bu gelişmeler içinde değerlendirmek gerekir.

 

1965'lerden itibaren, Türk aydınları sol hareket içinde yer aldılar. Bir kısmı TİP, bir kısmı CHP'nin ortanın solu çizgisinde, bir kısmı ise devrimci gençlerle beraberdiler. ''Milliyetçi Gençler'' adı verilen saldırgan topluluklarla solun tanışması da bu dönemde oldu. Bu milliyetçiler mitinglere, toplantılara saldırıyorlar, cinayetler işliyorlardı. Sol o dönemde önemli bir aydın kitlesine sahipti. Ardından gerçekleşen iki askeri darbe, solu cezaevine atıp idamlar ve ağır cezalarla susturmaya çalışırken onlarla birlikte hareket eden aydınlara da baskı yaptı. Bu baskı, fiziki baskının ötesinde düşünsel baskıyı da içinde taşıyordu. Öğretim üyeleri üniversitelerden, öğretmenler okullardan, memurlar devlet dairelerinden çıkarıldılar. Tam bir sindirme çizgisi izlenmiş oldu.

 

Daha sonraları ise Solun önemli kesimleri bir kimlik bunalımı içine girdiler. ''Vatanseverlik'', ''Vatan hainliği'' eskiden dinci-milliyetçi kesimlerin temel saldırı tezi iken, bu tezler solun bir kesimi tarafından da kullanılmaya başlandı. Bu tepkiler solun bir kesimi tarafından kullanılmasına rağmen daha da acı olanı bu sloganları kullanmayan kesimleri bile psikolojik baskı altına aldı. Bir başka önemli nokta ise solun bir kesiminde hep var olan otoriter modernleşme anlayışı idi. Cumhuriyetin kuruluş yıllarında, hatta Osmanlı'nın son döneminde de uygulanan bu modernleşme çizgisi başlangıçta önemli değişimlerin gerçekleşmesine yaradı. Ancak aradan geçen zaman içinde bu çizgide ısrar edilmesi halkla modernleşmeci güçlerin arasının açılmasına neden oldu.

 

1960'lar halkla modernleşmeci güçlerin ilk buluşmasıydı. 1970'ler ise bu birlikteliğin zirvesi idi. Şimdi farklı bir noktadayız. Solun bir kesimi, halktan ciddi bir kopuş yaşıyor. Bu nedenle demokrasiyi de bir tehlike olarak görüyor. İşte en büyük sıkıntı burada yaşanıyor. Halka güvenmeyen bir solun demokrasiyi, özgürlükleri savunması mümkün değil.

 

Sorun, halkla sol arasındaki bir ayrılığın nasıl giderileceğinde düğümleniyor...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bunları yazdığım için bir yere dahil edilmek istemiyorum doğrusu. Ama, hep sorguladığım bir şey vardır. Televizyonlarda, belgesellerde, yazı dizilerinde, bilumum yazılarda 70'li yıllarda çile çekmiş olanlar, öldürülenler sanki sadece solcu gençlermiş gibi gösterildi ve gösteriliyor nedense. O yılları kurtarılmış bölge civarlarında yaşayan biri olarak bu bana oldukça garip ve tek taraflı geliyor. Her kesimden kayıplar oldu o dönemde. Artık bu dramatik yalana bir son verin.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Rüya-yı saadet-i nihaiye ya da diğer açıdan aslında bu değil şu'lar geçidi. Herbir ide kendi yaşanmışlığını değil kendi ütopik hezeyanlarını ulaşılmaz bir kızıl elma olarak sunuvirir öylece. Lakin sizin o değil bu dediklerinizi irdeleyelim ;

 

1. Bu ülkeden resmi kanallarla alenen, toprak talebinde bulunan ülke ve rejimi hangisidir ?

1. Emperyalist kominist sol rusya.2. Cihan harbinin ardından resmen Türkiyeden toprak talebinde bulunmuştur.

2. Milyon dolarlık yalılarda oturan, laylalarda, reynalarda tepinen güruh acaba hangi idenin yaşamını yaşamlamıştır. Misal olarak bunlar dinci kesime mi solcu kesime mi daha yakındır ?

2. Bu soruya şöyle bir yanıt verelim. Bugün hala fakir bölgeler sağ partilere yakınken örneğin meşhur cadde, bağdat caddesi oylarını soldan esirgemez. Selami başkan da caddeyi her yıl tamir ettirir. İçerenköyde gezerken de çamurlara batarsınız. Peki içerenköyde çamurlu yollardaki halk Selamiye oy verir mi ? hayır.

3. Bu ülkede çiçek ezen zihniyet İstanbulun fetih günü olan bir günde mi yoksa 1 mayıs şenliklerinde ? mi sahne almıştır ?

3. 1 mayıs şenliklerinde !!!

4. şimdi bu ülkenin hızlı yaşayan insanlarına şöyle bir bakalım, acaba dincilere mi, solculara mı, sağcılara mı yakın duruyorlar ?

4 . solculara

5. Bu ülkede milletin kafasını ezmek için yayınlanan jet sosyete özentili dizilerdeki yaşam sola mı yakın sağa mı ?

5. Sola

 

Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım. Bu başlıkta bize sol siyaset anlatın dedik hiç kimse icar edilmiş bir sol siyasetten bahsetmedi . o zaman tezimiz olan Türkiyede sol siyaset yoktur doğrulanmış oldu.

Saniyen, birileri biz solu sorguladıkça sağı anlattı. yineliyorum solun şu icraatı vardır diyen varsa hodri meydan . ha bir de bize cici kitaplarda yazan olacaktır, aslında böyledir, asıl sol budur edebiyatı yapmayın lütfen . zira herşeyin aslı yaşanmış olnaıdır.

 

BİT

Bozan

İhtiyar

Teşkilatı

Share this post


Link to post
Share on other sites

Merak etmeyin, hepiniz de parayı bulunca en iyi liberal olursunuz. Boşuna tartışmayın. Ama, size tavsiyem: O yaşantıya girdiğinizde samimî olun ve solculuk edebiyatı yapmayın yalı solcusu yazarlarımız gibi.

 

öyle ya

 

insan solcuyum diyorsa eğer

 

ya Kadıköy'de çiçekleri ezen vahşi,

 

ya da yalıda yaşayan neoliberal,

 

bu tartışmaların boşuna olduğunu düşünen tartışmasın,

 

nedir sizi bu derece rahatsız eden,

 

ben insanlar sefalet içerisinde yaşarken

 

havyar kremine paralar saçan insanlarla ilgili bir haberi buraya taşıdım.

 

bu konuda söyleyeceğiniz bir şey yok mu?

Share this post


Link to post
Share on other sites

Rüya-yı saadet-i nihaiye ya da diğer açıdan aslında bu değil şu'lar geçidi. Herbir ide kendi yaşanmışlığını değil kendi ütopik hezeyanlarını ulaşılmaz bir kızıl elma olarak sunuvirir öylece. Lakin sizin o değil bu dediklerinizi irdeleyelim ;

 

1. Bu ülkeden resmi kanallarla alenen, toprak talebinde bulunan ülke ve rejimi hangisidir ?

1. Emperyalist kominist sol rusya.2. Cihan harbinin ardından resmen Türkiyeden toprak talebinde bulunmuştur.

2. Milyon dolarlık yalılarda oturan, laylalarda, reynalarda tepinen güruh acaba hangi idenin yaşamını yaşamlamıştır. Misal olarak bunlar dinci kesime mi solcu kesime mi daha yakındır ?

2. Bu soruya şöyle bir yanıt verelim. Bugün hala fakir bölgeler sağ partilere yakınken örneğin meşhur cadde, bağdat caddesi oylarını soldan esirgemez. Selami başkan da caddeyi her yıl tamir ettirir. İçerenköyde gezerken de çamurlara batarsınız. Peki içerenköyde çamurlu yollardaki halk Selamiye oy verir mi ? hayır.

3. Bu ülkede çiçek ezen zihniyet İstanbulun fetih günü olan bir günde mi yoksa 1 mayıs şenliklerinde ? mi sahne almıştır ?

3. 1 mayıs şenliklerinde !!!

4. şimdi bu ülkenin hızlı yaşayan insanlarına şöyle bir bakalım, acaba dincilere mi, solculara mı, sağcılara mı yakın duruyorlar ?

4 . solculara

5. Bu ülkede milletin kafasını ezmek için yayınlanan jet sosyete özentili dizilerdeki yaşam sola mı yakın sağa mı ?

5. Sola

 

Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım. Bu başlıkta bize sol siyaset anlatın dedik hiç kimse icar edilmiş bir sol siyasetten bahsetmedi . o zaman tezimiz olan Türkiyede sol siyaset yoktur doğrulanmış oldu.

Saniyen, birileri biz solu sorguladıkça sağı anlattı. yineliyorum solun şu icraatı vardır diyen varsa hodri meydan . ha bir de bize cici kitaplarda yazan olacaktır, aslında böyledir, asıl sol budur edebiyatı yapmayın lütfen . zira herşeyin aslı yaşanmış olnaıdır.

 

BİT

Bozan

İhtiyar

Teşkilatı

 

Sayın Bozan

 

Israrla sol düşünceyi belli kalıplar içerisinde görmek ve göstermek çabasındasınız,

Benzer bir anlayışla, karşı argümanlar da buraya dökülebilir,

Örneğin Kuzey Irak da ABD ile işbirliği yapanlara karşı duyulan tepki ile

sürmekte olan bir savaşta milyonlarca vatandaşını kaybetmiş bir ülkenin

düşmanla sürekli flört eden bir ülkeye karşı duygularıyla da karşılaştırılabilir örneğin.

Yalılarda oturanların siyasi görüşleri ne menem birşeydir ben o konuda uzman değilim.

ama bu "sol" denilen şey iki bilinmeyenli bir denklem değildir.

Sınıfların ve sınırların olmadığı bir dünyayı ve yaşamı savunmak gibi,

kişinin yeteneğine göre ve ihtiyacı kadar gibi bir anlayışı savunan bir düşüncedir

solculuğun anahtarı.

Bu anahtarı Laila da ya da yalılarda ararsanız kapıda kalırsınız.

Oralarda yaşayan insanların siyasi görüşlerini "sol" a maletme çabalarından önce

bu insanlara o yaşam standardını sağlayan düzen hakkında bir iki şey söylemek daha

doğru olur.

Sol düşüncenin kendi doğruları vardır ve sizin kalıplarınıza uymayan yaşam tarzlarının

bize uyması gerektiği gibi bir anlayış da çok doğru değildir.

Solcuların 29 Mayıs yerine 1 Mayıs'ı kutlamaları da çok yadırgatıcı olmamalı.

Kendi emeği ve mücadelesinin tarihini kutlamak, şoven milliyetçilik yapmaktan daha

anlamlı olmuştur hep solcular için. Böyle bir beklenti içine girilmemekle beraber

bu ülkede o çok üzerine titrediğiniz tarih konusunda da emin olun sizlerden daha duyarlıdır

solcular.

Solcuların bu ülkede yapmadıklarından önce, elbette konuşulması gereken

sağcıların yıllardır ne yaptığıdır. Kaç ekonomik kriz, yıllardır süren yüksek enflasyon,

onmilyonları bulan işsizlik, talan edilen yağmalanan ülke kaynakları, gırtlağına kadar

borca sokulan ve şimdi ucun kenar satılan bir ülkenin hesabını sormanız, solun ne yaptığını

sorgulamanızdan daha anlamlıdır.

Bir de bir konuda eleştiri yaparken, duygusal değil nesnel yaklaşmak daha doğru olur.

Arkadaşlar sürekli altını çizdiğiniz, Türk Solunun Türkiye'de ne yaptığı konusunda

bu siyasi düşüncenin hangi badirelerden geçtiğini dilleri döndüğünce anlatmaya çalışmışlar zaten,

Solu sorgularken, bu koşullar altında Türk Sol'undan ne beklediğinizi de açıklamanız gerekir bence.

 

Saygılar...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Evvela sevgili asterix'e sol duyulu görüşü için teşekkür edelim.

 

Sevgili asterix dostumuz arkadaşlar bu ülkedeki sol politikalar arkadaşlar tarafından anlatılmış diye yazıvırmış. Bu başlıkta mı ? ben görmedim.

 

Konumuz sol. ben soldan devam ediyorum. Sağ politikalar ne itmiş ne dutmuş ona da bakarız yarı bir başlıkta, lakin sol ne uygulamış siyaset olarak ?

 

Sol bu ülkede iktidar olmuş mu ? hayır

İcraat yapmış mı ? Hayır

Halktan destek görmüş mü ? Hayır, destek göre idi iktidar oluridi.

Hangi projenin altında solun imzası var ? Çiçekleri ezelim projesi Allah aşkına hangi fikri tartışmaların bir netice-i garibesi ola. Burada bir mola !

 

 

BİT

Share this post


Link to post
Share on other sites

öyle ya

 

insan solcuyum diyorsa eğer

 

ya Kadıköy'de çiçekleri ezen vahşi,

 

ya da yalıda yaşayan neoliberal,

 

bu tartışmaların boşuna olduğunu düşünen tartışmasın,

 

nedir sizi bu derece rahatsız eden,

 

ben insanlar sefalet içerisinde yaşarken

 

havyar kremine paralar saçan insanlarla ilgili bir haberi buraya taşıdım.

 

bu konuda söyleyeceğiniz bir şey yok mu?

 

Sevgili Galyalı arkadaşım, evrensel solculuk değerlerine göre -Türkiye'de öğretilen solculuk değil- senin benden fazla bir solculuğun olduğuna inanmıyorum. Siteler'de kereste ardiyesinde sen çalışmadın, hanlarda askılarla sen çay taşımadın, kamyonlardan Kılıçoğlu kiremitleri sen indirip sen yüklemedin, çay ocaklarında, kahvehanelerde, kumar kulüplerinde sen çay demlemedin...

Solculuk adına laf üretip o giysiyi giymekle solcu olunmaz. Ben bunu bir yaşam biçimi olarak da özümseyenlere saygı duyabilirim ancak.

 

Sayın BİT, siz de hâlâ "komünist"e "kominist" diye hitap ediyorsunuz. Dikkat edin, ciddiye alınmayacaksınız sonra.

Edited by Kuzey

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sevgili Galyalı arkadaşım, evrensel solculuk değerlerine göre -Türkiye'de öğretilen solculuk değil- senin benden fazla bir solculuğun olduğuna inanmıyorum. Siteler'de kereste ardiyesinde sen çalışmadın, hanlarda askılarla sen çay taşımadın, kamyonlardan Kılıçoğlu kiremitleri sen indirip sen yüklemedin, çay ocaklarında, kahvehanelerde, kumar kulüplerinde sen çay demlemedin...

Solculuk adına laf üretip o giysiyi giymekle solcu olunmaz. Ben bunu bir yaşam biçimi olarak da özümseyenlere saygı duyabilirim ancak.

 

Sayın BİT, siz de hâlâ "komünizm"e "kominist" diye hitap ediyorsunuz. Dikkat edin, ciddiye alınmayacaksınız sonra.

 

Sayın Kuzey,

 

ne ben sizin yaşam koşullarınızı bilirim, ne siz benimkisini

iyisimi konuyu kişiselleştirip, bir solculuk yarışmasına girmeyelim.

emeğiyle yaşamaya çalışan bir insan olmak ve emeğe saygı duymak noktasındayım

bu çok anlaşılmaz olmasa gerek.

 

Sayın Bozan

 

Sovyet sınırında Nato üyesi bir ülkenin sol siyasetinden bahsediyoruz,

 

ABD nin yıllarca Yeşil Kuşak projesi çerçevesinde sürekli manüpile ettiği bir ülkeden

 

Son 35 yıldır 2 askeri darbe ile, arkadaşlarımın da anlatmaya çalıştığı gibi

 

siyaset yapacak, halka ulaşacak kadrolarının kılıçtan geçirilip tasfiye edildiği,

 

susturulduğu bir ortamdan bahsediyoruz.

 

Siz neden iktidar olamadı, neden halka inemedi, neden politika üretemedi derken

 

ben de size

 

işte koşullar buydu,

 

siz bu koşullar altında eleştirinizi yapın ve ne beklediğinizi açıklayın diyorum.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şevval

savaşa sol karşı

 

özelleştirmeye sol karşı

 

emperyalizme sol karşı

 

kapitalizme sol karşı

 

insanların sınıflandırılmasına sol karşı

 

işsizliğe sol karşı

 

daha ne sayıyım ben şimdi hiç bilmem ve özelde bu konular genelde ise toplumsal sosyal her yarayı

 

sahiplenen bunla ilgili somut politikalar üreten mücadele eden sol değilde kim söyleyin bakalım

 

solda hümanizm vardır sol insanları mezheplerine etnik kökenlerine göre ayırıp tek bir ırkı üstün görmez

 

ama bazıları vardır onlar herzaman bayılırlar birşeylerin içini boşaltmaya

 

onlara göre sol sadece kutupsal bir işaret belki de basit bir fiil ama ne ederseniz edin ne derseniz deyin

 

doğru tektir

 

ve zaman gösterecektir ve bu şansı sola verecektir

 

ne mutlu ki yaşamın solunda duranlara :clover:

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sol duyulu görüşleinize saygıyla sağduyulu görüşlerimi izah ediyorum.

 

Madem saha çamurluydu, madem hakem rakip takımı tutuyordu ....... sevgili dostum hiç gülesim yoktu. Mühim olan çalım atmak değil gol atmaktır. Türkiyede sol siyaset olmamıştır, ve siz bahanelere sığındıkça da olamayacaktır. Madem bunu da kabulleniyorsunuz o halde neden solculuk oynuyorsunuz. zira bu durumda yalnızca romantizm yapıyorsunuz.

Bu ülkede askeri darbe koşulları yalnızca sola yönelik değildi, bu ülkede darbeler yalnızca sola mı yapıldı ? ben solcuyum dienler askeri göreve kaç defa çağırdı hatırlamıyorsanız eski gazetelere şöyle bir bakınız.

herşeye rağmen bazı insanlar kendilerine taraftar buluyor da sol bulamıyorsa bu sahadan değil oyunculardandır. Bence takım değiştirmenin tam zamanı.. real sol sedat'ı tavsiye ederim.

 

İlahi asterix güldürdün beni Allah da seni güldürsün

 

BİT

 

savaşa sol karşı

 

özelleştirmeye sol karşı

 

emperyalizme sol karşı

 

kapitalizme sol karşı

 

insanların sınıflandırılmasına sol karşı

 

işsizliğe sol karşı

 

 

sevgili dostum yazdıklarımızı okumuyorsunuz zannımca. Biz Hayalimizdeki solu değil solu konuşuyoruz. Saydıklarınıza sözde herkes karşı. Bunun için sol politikanın uygulaması ne. yazmıştım yineliyorum sol sadece karşıdır o yüzden sadece bir antitezdir.

BİT

Share this post


Link to post
Share on other sites

sizi güldürdüysek ne mutlu bize,

 

rakip sahada, seyirci baskısı altında, bozuk zeminde, sonucu çoktan belirlenmiş

 

maçları oynamak zordur. Böyle mucizelerin gerçekleştiği çok fazla maç da yoktur.

 

Ama emin olun, biz bu maçı kazanacağız, adı romantizm ya da her ne olusa bu mücadelenin,

 

hem de sizlere rağmen ve sizin için.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Toparlayalım.

 

Bozan dedi ki ;

 

1. bu ülkede sol edebiyat ( emekçi, halkların kardeşliği, evrensel vesaire ) bu kadar sol siyasette bu kadardır. Yani en nihayetinde sahası çamurludur.

2. Mazlumun yanındalık gösterileri sazı eline alan iki kişilik koroya mahsus değildir.

3. Bu ülkede sol, komünizm ( komine itiraz geldi , çok entellektüeliz de !!! ) Batık Rusya edebiyatı ( bazı şairlerde zirvededir, adını vermeyelim ciddi bir tabu, ve dogma olduğundan eleştirilmesi yasaktır, zira Tanrı olarak görülür ) işte bu kadar tutmuştur.

4. Sol gösterip sağ vuran partilerin aldığı oy yüzde 25 saf sol partilerin aldığı oy yüzde2.5 dir. hepsi bu

 

Rüyalardan vazgeçelim, bu ülkeyi köklerinden yakalayalım, ulama düşüncelerden değil.

 

Sol siyaset ile ilgili görüşü olan varsa buyursun.

 

BİT

Share this post


Link to post
Share on other sites

Dinle BOZAN rumuzlu zat. Tarafımdan açılan bu başlığın içerinde değinilen konun ana temasını anlama-idrak etme sorunu yaşadığın apaçık ortadadır.Aksi halde art niyetli yaklaştığını varsayıp senin anlayacağın dilde cevap vermem gerekecek.

Sözde SOL u eleştirme görüntüsü altında, o bildik gerici-ırkçı-şoven argümanlar ile devrimci değerlere pervasızca saldırmaya başladığın farkında mısın?

Ya konunun amacını tam olarak anlayamamış yada benim savunduğum düşünceyi zerre kadar kavrayamamışsın, ki ortaya attığın düşünce bile olmayan saçmalıklarla adeta GÖBELS misali yalan-karalma provakasyonlara girişiyorsun.

 

Benim yazı başlığında değinmeye çalıştığım düşüncemin özünü SOL değil EMEKÇİLERİN BİRLİĞİNİ oluşturmaktadır. Özellikle bu gerçeği gözmezlikten geliyor ve konuyu özünden saptırıp çarpıtarak, her fırsatta bahaneler yaratıp devrimci değerlere saldırıyor, hücrelerine kadar sinmiş olan o ABD menşeili soğuk savaş döneminin kalıntısı, anti-sosyalist paranoyayı-düşmanlığı ********.

 

Her fırsatta ima ettiğin yada etrafından dolaştırdığın şu gerici-ırkçı-şoven-kafatasçı hezeyan varya, SOLCU= TERÖRİST işte o saplantından kurtulamamışsın.

Şayet sana göre tüm devrimciler yada senin tabirinle tüm solcular terörist ise, ki terörist veya terörizm kavramı muğlaktır, bakış açısına göre değişir, benim nazarımda ise en büyük terörist olan ABD ve İSRAİLİN

işbirlikçi-destekçileri olarak sizler, Amerikan ******-mandacı dolayısı ile en büyük ***** *****. Yani en büyük ****** ******* ****** sen ve senin gibi gerici-ırkçı-kapitalist güruhtur.

Peki 12 eylül öncesi ve sonrasında katledilen bu ülkenin onca değerli aydını ve bliminsanının kanında sizin elleriniz yok mu? Kemal Türkleri, Uğur Mumcuyu, Çetin Emeçi, Bahriye Üçoku daha onlarca, yüzlerce değerli insanı katleden sizin katilleriniz terörist değil miydi yoksa ?

Konuyu bu noktaya, devrimci değerlere(insani değerlere) iftira ve çamur atarak, düşmanca saldırarak getiren senin, bu hezeyanlı bakış açından hareket edince varılacak nokta işte burasıdır.

 

Ülkede sol birşey yapmamış şeklinde saçma ötesi bir kelamın var.

Bu ülkeyi 50 yıldır kimlerin demeyeceğim hangi sınıfın yönettiğini göremeyecek kadar körsen, sana söyleyecek fazla bir şey yoktur zaten. Ha senin zinhiyetinin ülkeyi getirdiği nokta ise ülkemin bugünün içler acısı durumudur.

 

İşte senin zihniyetinin ülkeyi taşıdığı utanç verici tablo: Ekonomik Siyasi, bağımlılık, ABD ye uşaklık, emperyalizmin hizmetkarlığı.

 

.Bugün ülkede insanlarımız 350 milyon gibi insanlık ayıbı bir ücrete çalıştırılıyorsa, açlık, işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk,hortumculuk,adaletsizlik, hertürden çarpıklık, yozlaşmışlık, sahtekarlık, kalpazanlık, üçkağıtçılık bu had safhaya çıkmış sa bunun tek ve yegane sorumlusu senin zihniyetinin iktidarlarıdır.

 

Özal ile topluma ekilen KISA YOLDAN KÖŞE DÖNMECİLİK, BENİM MEMURUM İŞİNİ BİLİR, BEN ZENGİNLERİ SEVERİM, AKLI OLAN KÖŞEYİ DÖNER, PARA KAZANMAK İÇİN HER YOL MÜBAHTIR, ANAYASAYI BİR KERE DELMEKLE BİŞEYCİK OLMAZ sahtekarlığı ve riyakarlığı gelinen içler acısı noktanın esas kaynaklarından biridir.

 

SENDEKİ VE SİZ GERİCİ IRKÇI GÜRUHTAKİ SOYALİZM KARŞITLIĞI,

VE AĞZINIZDAN DÜŞÜRMEDİĞİNİZ KOMÜNİZM DÜŞMANLIĞI VE ANTİ-SOSYALİST ARGÜMANLAR:

 

Seninde dilinden düşürmediğin o kof basma kalıp devrim ve sosyalizm düşmanı argümanların kaynağı ve kökeni bellidir. Büyük efendiniz ABD nin üretip dünyaya yaydığı, anti-sosyalist yalan ve iftiralarla dolu kof sözlerinizin altında yatan düşmanlık da bellidir.

 

Zira SOSYALİZME yönelik kasıtlı saldırıların ve düşmanca politikaların kökeninde, kapitalist düzenin efendilerinin sınıfsal karşıtlığı ile işçi-köylü devleti düşüncesine ve pratiğine olan düşmanlıkları yatmaktadır

ABD emperyalizminin ve kapitalist burjuva efendilerin sosyalizme neden düşman olduklarına dikkat çekmekte yarar vardır. Sosyalist devrime Kapitalistlerin düşmanlığın asıl sebebi, kapitalist düzenin sahibi olan sermaye sınıfının, halkın ve emekçi kitlerin emeğinin sömürülmesi ve haklarının gaspı neticesinde devasa karlar edinerek, üzerlerine yattıkları paralarını, mallarını, servetlerini, krallıklarını, derebeyliklerini, saltanatlarını, oligarşik tiranlıklarını biranda sosyalist yada halk devrimi ile kaybederek, para ve mallarının emekçi halk tarafından el konulup, paylaşılacak olmasının korku ve endişesidir.

 

Bu yüzdendir ki, Dünyada henüz yaşanmamış bir sistem olmasına rağmen, yani doğmamış bir çocuğa KOMÜNİZME bile korkunç ve pervasız saldırılar gerçekleştirilmektedir.

Sosyalizme düşümanlığın bir başka sebebi ise; Kapitalizmin 1929-30 lı yıllarda ki kriziyle ayaklanan ve devrimci önderlerin posterlerini taşıyan işçi-köylü milyonların, günlerce süren gösteri ve grevleriyle yükselen emek mücadelesiyle neredeyse bir devrimin eşiğinden dönen ABD li kapitalistler, bu burhanı sinsice yöntemlerle atlattıktan sonra, işi sıkı tutup bir daha aynı korkulu rüyayı görmemek için bütün dünya çapında soğuk savaş dönemine damgasını vuran sosyalizm düşmanlığı başlattılar. Bu dönemde üretilen anti-sosyalist, anti-komünist söylem ve sloganlarla yürütülen psikolojik ve ideolojik savaşla birlikte, Türkiye ve Avrupanın pek çok ülkesinde oluşturulan çeşitli gladio-kontra örgütler ve vakıflarla bu düşmanlık iyice yükseltildi.

 

 

SENİN HEZEYANLARININ AKSİNE BENİM DÜŞÜNCEM

 

TAM BAĞIMSIZ VE GERÇEKTEN DEMOKRATİK BİR TÜRKİYEDİR

 

TEK KURTULUŞ ULUSAL BAĞIMSIZLIK VE TEK ÇÖZÜM İSE EKONOMİK BAĞIMSIZLIKTIR

 

Ülkemiz kueruluş savaşı ile ele geçirdiği Ulusal bağımsızlığını ve ulusal onurunu, yeniden kazanarak, tüm emperyalist işbirliği ve uşaklık zincirlerinden sıyrılmalı, ekonomik alanda bağımsız ve halktan yana, üretime ve istihdama dayalı ulusal bir kalkınma programını hayata geçirmelidir.

 

ÜLKEMİZDE İŞÇİ VE EMEKÇİLER,

Kapitalist sistemin ayrıştırı gerici ve ırkçı argümanları ile işçi ve emekçiler birbiriyleriye suni bölünmeler neticesinde karşı karşıya getirilmiş, bunun neticesinde ise, sermaye sınıfının iktidarı ülke halkını sömürmek için kendisine çok geniş bir alan ve imkan sağlamıştır.

 

SAĞCI-SOLCU, DOĞULU-BATILI, ALEVİ-SÜNNİ, TÜRK-KÜRT, LAİK-ANTİ-LAİK ŞEKLİNDE,

SAÇMA VE SUNİ BÖLÜNMELER İLE BİRBİRİNDEN YALITILMIŞ, BİRBİRLERİNE KARŞITLAŞTIRILMIŞ VE ÇATIŞTIRILMIŞLARDIR.

 

 

Türkiye XIX. yüzyıl kapitalizminde yaşayan işçilerden daha geri durumda bırakılmıştır. Kuşkusuz bunda kapitalizmin kendisine özgü gelişme koşullarının da etkisi vardır. Ancak egemen sınıf politikaları ve propagandaları da, işçiler ve emekçi halk arasında ciddi duvarlar örmeyi

 

İşçi sınıfı ve emekçiler, çok uzun zamanlardan günümüze, din, mezhep, siyasi görüş, milliyet, bölge, meslek grubu gibi ölçütlerle bölünmüş ve birbirlerine düşman edilmeye çalışılmıştır. Aynı sınıftan olduklarını, her işçinin bir diğerinin 'sınıf kardeşi' olduğunu anlayabilmesi için, öncelikle düzenin iletişim araçlarının uyuşturucu afyon etkisinden kurtarılmaları, böylece yozlaşmanın bertaraf edilmesi gerekmektedir.

 

 

İşçi–emekçi sınıfının iktidarını ve sınıfsız-sömürüsüz toplumu amaçladığını ileri süren her siyasi akımın, ilk yapması gereken şey, Türkiye'ye özgü 'solculuk'tan kurtulmak olmalıdır.

 

 

ASIL OLAN SOLCULARIN BİRLİĞİ DEĞİL, TOPLUMUN TÜM KESİMLERİNDEN EMEKÇİLERİN ORTAK MÜCADELESİ, İŞÇİ-EMEKÇİ SINIFIN BİRLİĞİDİR:

Bugün Kapitalis sistemin küresel sömürü düzenini kurarak, azgelişmiş ülkeleri ve emekçi halkları sömürü savaşına karşı, dünden daha yakıcı bir zaruriyet olarak, sınıfın birliğinin sağlanması mücadelesi, önümüzde son derece önemli bir mücadele alanı olarak durmaktadır.

 

Bugün sağlanması gereken bir tek birlik en geniş kesimleri ile emekçilerin birliğidir.

 

Birlik konusunda açıkça anlaşılması gereken nokta, dil-din-mezhep-ırk-renk vb.gibi hiç bir suni-yapmacık ayrıma tabi tutmadan, aynı haksızlıklara, eşitsizliklere, yoksulluğa, işsizliğe ve sömürüye maruz kalan,aynı kaderi paylaşan, toplumun en geniş kitlelerin, tüm ezilenlerin ve alt gelir gruplarının, (işçilerin, işsizlerin, memurların, çiftçilerin, köylülerin, küçük esnafın, küçük üreticinin)emekçi kitlelerin birliğinin sağlanmasıdır.

Bu gerçekten hareketle, toplumun tüm katmanlarından tüm işçi ve emekçilerin birliğinin sağlanmasının, "solcuların birliği" gibi bütün bu boş uğraşlardan daha önemli olduğu aşikardır.

 

KAHROLSUN AMERİKAN EMPERYALİZMİ VE İŞBİRLİKÇİLERİ

 

YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ GERÇEKTEN DEMOKRATİK TÜRKİYE.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sizi okurken nedense hep Doğu abiyi dinliyormuşum gibi geliyor. Doğu abi karşısındaki kitleleri etkiler konuşmakta ustadır. En son Balte limanında Rektörlerin de katıldığı bir davette beraberdik. O sıcak gülümsemesi, davetkar bakışları ile herşeyden önce karşısındakine güven verir. Doğu abinin bu insanları etkileyen konuşması malesef yakınlarını ( belki ben hariç ) tek bir kalıba sokuyor. O kalıbın temelleri, ulusalcı, solcu, ABEDE karşıtı bir düzenek. Elbette Abede'ye karşı olmanın tek gereği solcu olmak değildir, stalini sevmek değildir ve belki de hiç sevmemektir. ( Şİmdi Tanrıcılar ayağa kalkar )

Abede'yi sevmemenin ilk şartı onun insanlığa pompaladığı kendi karşıtlığı olmanın ideolojilerine de karşı olmak gerekliliğini anlamaktır.

 

Abede'yi sevmeyen bir adam onun varlık nedeni olan karşıt ideolojiyi de sevmez. Bunu anlayacak matematik zekadan yoksunsak yapacak hiçbir şey yok demektir. Bir Zalimin alternatifi bir başka zalim değildir. Yani dotum Doğu abiye de dediğim gibi Ulusalcı satalincilik olmaz, olursa bu kadar olur.

 

BİT

Bozan

İhtiyar

Teşkilatı

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sizi okurken nedense hep Doğu abiyi dinliyormuşum gibi geliyor. Doğu abi karşısındaki kitleleri etkiler konuşmakta ustadır. En son Balte limanında Rektörlerin de katıldığı bir davette beraberdik. O sıcak gülümsemesi, davetkar bakışları ile herşeyden önce karşısındakine güven verir. Doğu abinin bu insanları etkileyen konuşması malesef yakınlarını ( belki ben hariç ) tek bir kalıba sokuyor. O kalıbın temelleri, ulusalcı, solcu, ABEDE karşıtı bir düzenek. Elbette Abede'ye karşı olmanın tek gereği solcu olmak değildir, stalini sevmek değildir ve belki de hiç sevmemektir. ( Şİmdi Tanrıcılar ayağa kalkar )

Abede'yi sevmemenin ilk şartı onun insanlığa pompaladığı kendi karşıtlığı olmanın ideolojilerine de karşı olmak gerekliliğini anlamaktır.

 

Abede'yi sevmeyen bir adam onun varlık nedeni olan karşıt ideolojiyi de sevmez. Bunu anlayacak matematik zekadan yoksunsak yapacak hiçbir şey yok demektir. Bir Zalimin alternatifi bir başka zalim değildir. Yani dotum Doğu abiye de dediğim gibi Ulusalcı satalincilik olmaz, olursa bu kadar olur.

 

BİT

Bozan

İhtiyar

Teşkilatı

 

 

Yaw abi yanlış anlamada sen bitlimisin yaw neden bit bozan yazıyon :D hem bak ihtiyarım diyon buralarda allah muhafaza bir kriz gelir gizli kalp yada şeker falan olur ihtiyarlar teşkilatı dağılır tü tü tü allah korusun :P

Share this post


Link to post
Share on other sites

Toparlayalım.

 

Bozan dedi ki ;

 

3. Bu ülkede sol, komünizm ( komine itiraz geldi , çok entellektüeliz de !!! ) Batık Rusya edebiyatı ( bazı şairlerde zirvededir,

BİT

 

Bay Bozan, "kominist" ibaresini "komünist" diye düzelttiğimden dolayı teşekkür etmen gerekirken, alaysıl bir karşılıkta bulunmuşsun. Lakin, "entellektüel" ibaresi de yanlış. Doğrusu "entelektüel" olacak.

Umarım bundan sonra adınız "Bozulan" olmaz!

Share this post


Link to post
Share on other sites

Eğlenceli olmaya başladı doğrusu.

 

1. Sol bu ülkede iktidara gelememiş ve gelemeyecektir de, zira sol kendi zatı ile kaim değildir. SOl hep başkalrının yokluğu üzerine kurulmuş bir söylemler manzumesidir. Bu zaten romantizmi kabul ile ortaya dökülmüştü.

2. Sol bu ülkede halktan kopuktur ve yukarıdaki yazılardan anlaşılan kopuk kalmaya devam edecektir.

3. Sol kendini emperyalizmin tek alternatifi görme zehabına kapıladursun, Lakin sol bir alternatif değildir aslında sol yalnızca bir 'değildir'. Zira Solun tutamağı kuru bir edebiyattır İfade ettiğim gibi 'emekçi, Amerika kahrolsun, yaşasın işçi bayramı vesaire'

 

Şimdi bunları bir kenara bırakıyorum ve yineliyorum, Solun bu ülkeye somut katkısı ne olmuştur, Kadıköydeki çiçekleri ezmekten başka.

 

BİT

Bozan

İhtiyar

Teşkilatı

Share this post


Link to post
Share on other sites

Eğlenceli olmaya başladı doğrusu.

 

1. Sol bu ülkede iktidara gelememiş ve gelemeyecektir de, zira sol kendi zatı ile kaim değildir. SOl hep başkalrının yokluğu üzerine kurulmuş bir söylemler manzumesidir. Bu zaten romantizmi kabul ile ortaya dökülmüştü.

2. Sol bu ülkede halktan kopuktur ve yukarıdaki yazılardan anlaşılan kopuk kalmaya devam edecektir.

3. Sol kendini emperyalizmin tek alternatifi görme zehabına kapıladursun, Lakin sol bir alternatif değildir aslında sol yalnızca bir 'değildir'. Zira Solun tutamağı kuru bir edebiyattır İfade ettiğim gibi 'emekçi, Amerika kahrolsun, yaşasın işçi bayramı vesaire'

 

Şimdi bunları bir kenara bırakıyorum ve yineliyorum, Solun bu ülkeye somut katkısı ne olmuştur, Kadıköydeki çiçekleri ezmekten başka.

 

BİT

Bozan

İhtiyar

Teşkilatı

 

 

 

Solcular bişi yapmıyor bitli amca :D

Çiçekleri eziyorlar ve senin zoruna gidiyor way be bu ülkedeki genç fidanlar asılıncada aynı ver yansın senden çıkmıyor.Ama çimlere basılınca yırtınıyorsun :D hayırdır ***** amcam bu ne tabiat ve doğa sevgisi erezyonla da mücadele edersin sen şimdi valla helal ne diyim :P

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.