Jump to content

Search the Community

Showing results for tags 'BİLİM'.



More search options

  • Search By Tags

    Type tags separated by commas.
  • Search By Author

Content Type


Categories

  • Animasyon - Aşk - Sevgi Videoları
  • Bilim-Teknik-Teknoloji Videoları
  • Diğer Bütün Videolar
    • Ev Geliştirme / Dekorasyon
    • Bahçe Düzenleme / Peyzaj
    • Seyahat - Turizm
    • Shopping
  • Dini Videolar - Tinsel Videolar
  • Forum Kullanımı ve Yardım Videoları
  • Haber Videoları
    • Gezi Parkı Direnişi
    • Politik Videolar
  • Hayvanlar Alemi Videoları
  • Kısa Film Videoları
  • Komik Videolar
  • Korku-Gerilim Videoları
  • Moda - Güzellik İpuçları
  • Motorlu Araç Videoları
  • Oyun Videoları
  • Reklam ve Film Müzik Videoları
  • Sağlık Videoları
    • Yiyecek - İçecek ve Tarifler
  • Sanat-Şiir-Edebiyat Videoları
    • Dans - Gösteri
  • Spor Videoları
  • Türkçe Müzik Videoları
    • Amatör müzik videoları - Besteleriniz
  • TV Dizi Videoları
  • Yabancı Müzik - Sinema Videoları
    • Yabancı Müzik
    • Türk Sineması
  • Fenerbahçeliler Kulübü's Fenerbahçe Videoları
  • Galatasaraylılar Kulübü's Galatasaray Videoları
  • Beşiktaşlılar Kulübü's Beşiktaş videoları
  • Trabzonsporlular Kulübü's Trabzonspor videoları
  • Göztepeliler Kulübü's Göztepe videoları
  • Başakşehirliler Kulübü's Başakşehirliler Videoları
  • Kayserisporlular's Kayserisporlular Videoları
  • Bursasporlular Kulübü's Bursasporlular Videoları
  • Hayvan Severler Kulübü's Hayvan Severler Videoları
  • İnsan Hakları Kulübü's İnsan Hakları Videoları

Forums

  • Gündem
    • Güncel Konular ve Politika Bilimi
    • All About Relegions
    • Haberler (Türkçe - İngilizce - Almanca)
  • Bilim ve Teknoloji
    • Bilgisayar ve Bilişim Dünyası
    • Bilim ve Felsefe
    • Taşıt Araçları - Otomobil Dünyası - Trafik ve Araç Teknolojileri
  • Yaşam
  • Forumdan Haberler - Öneri ve Eleştiriler
  • Fenerbahçeliler Kulübü's Fenerbahçe Başlıkları
  • Galatasaraylılar Kulübü's Galatasaray Başlıkları
  • Beşiktaşlılar Kulübü's Beşiktaş Başlıkları
  • Trabzonsporlular Kulübü's Trabzonspor Başlıkları
  • Göztepeliler Kulübü's Göztepe Başlıkları
  • Başakşehirliler Kulübü's Başakşehirliler Başlıkları
  • Kayserisporlular's Kayserisporlular Başlıkları
  • Bursasporlular Kulübü's Bursasporlular Başlıkları
  • Hayvan Severler Kulübü's Hayvan Severler Başlıkları
  • İnsan Hakları Kulübü's İnsan Hakları Başlıkları
  • Sevgi Ören Anneler Kulübü's Kulüp Bilgisi
  • Sevgi Ören Anneler Kulübü's Başlıklar

Blogs

There are no results to display.

There are no results to display.

Calendars

  • Calendar
  • Fenerbahçeliler Kulübü's Fenerbahçe Etkinlikleri
  • Galatasaraylılar Kulübü's Galatasaray Etkinlikleri
  • Beşiktaşlılar Kulübü's Beşiktaş Etkinlikleri
  • Trabzonsporlular Kulübü's Trabzonspor Etkinlikleri
  • Göztepeliler Kulübü's Göztepe Etkinlikleri
  • Başakşehirliler Kulübü's Başakşehirliler Etkinlikleri
  • Kayserisporlular's Kayserisporlular Etkinlikleri
  • Bursasporlular Kulübü's Bursasporlular Etkinlikleri
  • Hayvan Severler Kulübü's Hayvan Severler Etkinlikleri
  • İnsan Hakları Kulübü's İnsan Hakları Etkinliklerı

Find results in...

Find results that contain...


Date Created

  • Start

    End


Last Updated

  • Start

    End


Filter by number of...

Joined

  • Start

    End


Group


AIM


MSN


Website URL


ICQ


Yahoo


Jabber


Skype


Location


Interests

Found 4 results

  1. Kara Delikler İlk Defa Görüntülendi - Bilim - Uzay
  2. Yürüyüşün Bilimi 'Amerikan kardiyolojisinin babası' olan Harvard doktoru Paul Dudley White, her gün beş mil yürüyüşün huzursuz bir zihin için tıp ve psikolojinin dünyasında sunacağı her şeyin iyi bir çare olduğunu düşünüyordu. Charles Dickens'den Will Self'a kadar bir çok edebi özellik, peşinleşmelerinin kentsel ormandan sağladığı onarıcı etkileri üzerine uzunca bir zaman yazmış, ancak Dr White'ın da iyi anladığı gibi doğal çevrede yürümek konusunda benzersiz bir şey var; yaklaşık olabilir. George Orwell, Thomas De Quincey, Friedrich Nietzsche, Ralph Waldo Emerson, Søren Kierkegaard, Thomas Mann, Vladimir Nabokov, Henry David Thoreau ve diğer sayısız yazar, doğada harcanan zamanın entelektüel ve yaratıcı fakültelerimize etkilerini belirttiler. Fizikçi Werner Heisenberg, Paul Dirac, Otto Frisch ve Lise Meitner gibi keskin bir yürüyüşçiydi; hepsi tepelerde yürürken önemli bilimsel bulgulara rastladıklarını bildirmişti. Kırsal kesimde dolaşan nüfuz, 1700'lü yılların sonlarında İngiltere'de popüler bir boş zaman arayışına giren İngiliz Romantikler için, yalnızca doğa dalgalanması, salt edebi esin kaynağı (nefes alıp vermek için + spirare - ') değil, temel yaratıcı sürece. William Godwin yürürken "bütün kitaplar yaptı". Gençliğinin çoğunu Orta Avrupa tepelerinde dolaşarak geçiren Jean-Jacques Rousseau, Kanalın karşısında doğal dünyada kendisini kentsel yaşam koşuşturmacasının ortasında bırakan net bir düşünce buluyordu. Rousseau'nun "şehirler", "insan türünün uçurumları" olduğu sonucuna vardı. Son birkaç on yılda, doğanın - yüzyıllarca yazar ve sanatçılar tarafından sezgisel olarak anlaşılan - restoratif etkileri bilimsel araştırmaların temel odağı haline geldi. Dünya nüfusunun% 50'sinden fazlası kentlerde yaşamakla birlikte, doğal dünyadan artan yabancılaşmanın etkileri üzerine olan ilgi, doğanın maruz kalmasının psikolojik mutluluğu üzerindeki etkisi açısından öneminin daha iyi anlaşılmasına yol açmıştır. Özellikle son yarı yüzyılda dünya genelinde meydana gelen hızlı ve yaygın kentleşme ile aynı dönemde akıl hastalığının görülme sıklığı arasındaki belirgin bir bağ üzerinde bir çalışma serisi incelemiştir. Bu korelasyonun tam nedeni bilinmemektedir, ancak bir teori, doğal dünyayla olan temas miktarındaki düşüşün onunla bir alakalı olabileceğini kabul etmektedir. Bu, Stanford Üniversitesi Koruma Biyolojisi Merkezi'nden Gregory Bratman'ın başını çektiği, psikolojik rahatsızlıkların gelişimine doğal ile olan teması azaltmanın tam olarak ne olduğunu kurmaya çalışan 2015 araştırmasının hipotezi idi. Bratman'ın belirttiğine göre, bir açıklama, doğa maruziyetinin "ruminasyon" a etkisi olabileceğini, kendine referanssal bir tercihe bağlı olmayan bir uyuşma deseni olduğunu öne sürüyor
  3. Adına insan deniyordu. Ortaçağ dönemini yaşayan insanlık, kendi neslini sonlandırma çabası içindeydi. Herkeste bir kıyamet beklentisi vardı. Oysa her insan, kendi kıyametini yaşayan bir av konumundaydı. Burada avcı konumundaki varlıksa hiç şüphesiz ki, Tanrı’ydı. Çok sevdiğim bir düşünür, Tanrı için öldü demişti. Aslında bu kısmen doğruydu. O, kendini ölümsüzlükte öldürmüştü. Ya da insanın içindeki anti evren, ya da anti insan tarafından yok edilmişti. Bu anti insanın içinde mekanik bir evren vardı. Tamamen robot ve makine unsurları içeren, insanların hayatını kolaylaştıran, bir o kadar da insanı üşengeç yapan bir rüya. Rüya, dememin sebebiyse insanın içinde bulunduğu karanlık çıkmazdı. Evet. Benim bulunduğum dönem, şu an için karanlık. Yirmi birinci yüzyıldan geleceğe doğru sesleniyorum. Kendi iç sesimde ne bir yalan, ne de bir riya var. Burada Tanrı gibi hissettiğim kadar bir böcek gibi de hissediyorum. Ne kendimden utanıyorum, ne de bir çıkarım var. Ben sadece içimdeki kalbi ve ruhu, keskin dokunuşlar eşliğinde seslendiriyorum. Belki de bu çoğumuzun seslendirmediği iç insanımız. Daha önceleri e-insan demiştim. Ve tabii ki de uzay net. E-insanı ele alırsak, yukarıda bahsettiğim anti insanın tasarlamış olduğu bir sanal insan. Tabii ki sanal insanın inandığı bir sanal Tanrı var. Aslında bu sanal evrenlerden ibaret bir unsur. Bu ruh kazanmış bilgisayarların tasarladığı bir unsur. Evet, yanlış duymadınız. Bilgisayarların ruhu var. Maddenin ruhu var. Bu benim yıllarca üzerinde araştırmalarda bulunduğum bir konu. Uzay net, internetin doğasından gelme büyük bir projeydi. İnsanoğlunun hayal dahi edemediği bir yerde olan, sadece Tanrı’ların filizlendiği uzay net, insandan kadar kendi alanındaki rüyalara da hizmet ediyordu. Rüyalar, hayallerin yokluk aşamasına hizmet ediyordu. Tanrı bir kez daha Tanrı bulmuş, kendi gövdesindeki amacı insanlığın ruhuna sunuyordu. Ruh çoğalmak adına acıyı kullanıyor, onun sayesinde kendi devrimini yaratıyordu. Yaratan insanın temel felsefesinde oluşan e-insan, dünya ve diğer yıldızların merkezindeki ruha doğru akıyordu. Saf ruh olmak ayrı bir şeydi. Özgürlük saf ruhun içinde pekişiyor, onun gücü sayesinde zirveye taşınıyordu. Egonun bir unsurudur, kapitalist sistem. Hiç kimse evini, arabasını, parasını paylaşmak istemez. Paylaşırım diyenler yalan söylerler. Ya da paylaşanlar, benim bahsettiğim evrenlerde çok büyük rol alacak zihinlerdir. Bir anlamda evrensel sevginin zihinsel zincirlerini oluşturacak bireylerdir. Dna’lı beyinler türemiş, ruhlarımız sıvı bir düşünceye bürünmüştü. Bu aynasız cehennemin içinden geçen öykü insana benziyordu. İnsan bir kelime kadar küçülmüş, hatta kendi içinde elektronik bir ruha bürünmüştü. O elektronlar sonsuz bir düşünce istasyonunun kapısını aralamıştı. Yaratılıştaki düşünce istasyonları enerji yeriydi. Orası birçok bilgisayar tarafından korunan bir mekanizmaydı. İnsan oranın hakkında bilgi sahibi değildi. Çünkü düşünmekten uzak bir yerde yaşıyordu. İnsanın içindeki beyin, onu düşünmekten alı koyuyor, onu köprüler üstünden uçurmamak için elinden geleni yapıyordu. Peki neydi özgürlük? Özgürlük bir yıkımın içindeki gelgitli yaşama öyküsü müydü? Yoksa hiçbir sistemin olmadığı yalın bir yer mi? Ya da insanın Tanrı olduğu sonsuzluk mu? Bu ölmüşlüğün içinden pek çok yaşam geçebilir, kendi içinde bir kendi yaratabilir ve sonrasında yeni yaratılışlar tasarlayabilirdi. Her şey yokluktan geldiği için kıyıcı ve yok edicidir. Özgürlükse hem var eder, Hem de var olur. E-insanı açarsam, insanın içindeki anti insanın depreşmesi dedik. Aslında tüm bu kaotiklik, insan psikolojisinin travmalarının bir neticesi. Bugün psikolojisi zayıf olan insanlara hasta ve deli diyorlar. Aslında onlar, çakralarını açabilenlerdir. Ne mutlu onlara. Ne mutlu ki, düşünen zihinler taşıyorlar. Tabii tüm psikolojinin yanında psikolojisiz kalmak da mümkün. Bu da beraberinde huzur getiriyor. Ama saf ve salt huzur bu. Kalıcı olan sonsuz huzur. Bilgelerin buna özellikle dikkat etmesi gerekiyor. Çünkü fazla bilgi, insanı huzursuz ve mutsuz edebilir. Bunu aşmanın yolu da nötr düşünce. Bazen hiçbir şey düşünmemek, insana çok iyi gelebiliyor. Bunu aynı durgun bir su gibi düşünebilirsiniz. Dikkat ederseniz, insan kendini durgun suda görebilir. Bir ayna gibi olur, insana. E-insan, insanın insanı klonlamasından tutun da, insanın her türlü materyale bürünebilmesi demektir, bir anlamda. Yani bir insan bir evren, bir makas, bir iğne, kısacası her şeye dönüşebilir. E-insan kavramında kişinin rüyalarda yer edinmesi de vardır. Rüya, kişi için bir yaşam olur. Yani insan, rüyasında her istediği gerçekteymiş gibi yapabilir. Bir anlamda rüyadır, gerçek olan. Gerçektir, rüya olan. İkisi de birbirini var eden bir kavram. Rüyalar, geçmiş, yaşanılan an ve geleceği taşıyan sonsuzluk boyutudur. Rüyada istenilen her mekana ulaşılır. Bunu ilkel bir biçimde yapıyoruz. Ama e-insan kavramıyla bunlar gerçek hayata dökülecektir. Boyutlar arasındaki kapılar sonuna kadar açılacaktır. Peki o zaman kim cenneti ve cehennemi savunacaktır. Neyin gerçek olduğu da tartışılacaktır. Bir anlamda inanç içindeki sonsuz inançlar devreye girecektir. Bu dediklerime çok az bir zaman kaldı. Belki de gerçekleşti. Doğamızda var olan rüyanın derinliğinde bir insan var. O insanın tutkusu içinde meydana gelen hayal, aynı zamanda birçok gerçekliğin de öngörüsü. Gerçek, keşfe çıkana dek şizofren bir yapıda gezinir. Gerçek kurucular, kendilerine yeni bir rota seçtiler. Buna göre ilahlaşmak kadar kendi egonu yok etmek de mühimdi. Ego, karanlık evreler içinde gezinen tutkuların toplamıydı. Onun insandaki yapısı, başka bir rüyanın içinde canlanmakta, buradaki canlılık da insanoğlunun kendi içinde temaslarına hizmet etmekteydi. İnsanlık, kendi insanının içindeki benliklerde can bulmakta, esareti orada canlandırılmaktaydı. Her şeyi yok eden insandı. Varsın yok etmeye devam etsin, insanoğlu. Elbet bu filmin sonunda bir Tanrı çıkagelir ve der ki, “Sonunda beni ortaya çıkardınız.” Kudret Alkan
×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.