Zıplanacak içerik
  • Üye Ol

Admin

™ Admin
  • İçerik Sayısı

    43.048
  • Katılım

  • Son Ziyaret

  • Lider Olduğu Günler

    359

Blog Başlıkları gönderen: Admin

  1. Admin

    Yaşamın İçinden
    Acaba, dünyaya tepeden bakacak bir yerde yaşasak, ne görürdük diye hiç merak etmeniniz mi..!
    Ben ettim! Acaba etmesemiydim diye de düşünmedim değil!
     
    Yüksekliğin kendi içindeki dinamizmi bana hep alçak ve yüksek kavramlarından sınırsız zevk alma hissi vermiştir.
     
    Tırmanacaksın, termosunu çıkarıp kahveni o onlarca yıldır atmadığın teneke bardağında yudumlayacaksın.
    Tırmanacaksın, bir süre gözlerini kapatıp sadece rüzgarın o yükseklikte neler fısıldadığını dinleyeceksin.
    Tırmanacaksın, kahven bittiğinde kendini o eşsiz rüzgarın kollarına atarak, yarışacaksın onunla.
    Tırmanacaksın, 'Touchdown' olduğunda, kafanı kaldırıp baktığında inanamayacaksın bunu yaptığına.
     
    Ve hiç olmamış gibi tekrar denemek isteyeceksin...
     
    Bunun adına 'Tutku' diyorlar galiba.
     
    Bir keresinde rüzgar Japonca konuşuyor gibi geldi bana.
    Bunu bir kaç arkadaşla paylaştım ve onlarda aynı şeyi söylediler.
    Sonra bir bilen çıktı ortaya ve o bölgedeki kayaların çok enteresan bir şekilde rüzgarı yönlendirdiğinden bahsetti.
     
    İnanmak istememiştim nedense.
    Rüzgarın Japonca konuşması düşüncesi bana daha cazip gelmişti.
    Belki Japon bir arkadaşım olsun istemiştim, örneğin Tomoko.
    Tomoko rüzgar gibi konuşsun, keskin, akılcı, ve ne yaptığını bilen.
     
    Bir gün kendimi hazır hissettiğimde 'Tomoko' olmakda istiyorum...
    İşte o gün, o gün, rüzgar benimle Türkçe konuşacak. Başka çareside yok hani...
     

     
    Dipnot: Touchdown: Havadan inerek yere vurmak veya yere değmek, inmek
  2. Admin

    Yaşamın İçinden
    Herzamanki gibi işimi yaparken karşımda çalışan televizyonda da film seyretmeye çalışıyordum (Özgürlüğe Doğru - Into The Wild - Yönetmen Sean Penn).

    Birden kendimi iyice işime verdiğim bir anda, kulaklarıma şu cümleler ilişti; "I know how important it is in life not necessarily to be strong, but to feel strong, to measure yourself at least once, to find yourself at least once in the most ancient of human conditions, facing the blind, deaf stone alone with nothing to help you but your hands and your own head", acaba doğrumu anladım diye geri döndüm ve DVD'yi yavaşlatarak tekrar dinledim, evet doğru duymuştum.

    Şimdi hepimizin iyi anlaması için Türkçeye çevirelim, ne diyor bir bakalım; "Yaşamda güçlü olmanın gerekli olmadığını ama kendini güçlü hissetmenin ne kadar doğru olduğunu biliyorum, kendini doğru ölçebilmen için, en azından kendini bir defa antik insanın durumunda görmek, körlükle yüzleşmek, sağırlıkla tanışmak, hiç yardım almadan ve sadece kendin, ellerin ve kafan" Düşündüm acaba gene o seyrettiğim filmlerde gördüğüm sahnelerde, herkesin duygulandığı, herkesin kendini çaresiz hissettiği bir durumamı geliyorum. Bu çok yaşanan bir duygu olduğu için herkesin kendini filmdeki asinin veya güzelin yerinde görme dürtüsü olarak adlandırılabilir. Ama nedense devam edememiştim.

    Maddenin üzerimdeki etkisini, yaşamımdaki para değerini ve çevremin üstümdeki etkisini düşünmeye daldım. Gene öylesine hayal kuruyordum, genelde yakalardım kendimi ama bu sefer biraz uzun sürdü gibime geldi. Bazen kendimden nefret ettiğim olmuştur ama bu alıntıdaki yazı bana oldukça dokundu diyebilirim.

    Belkide kendi içimdeki çıkmazın, çıkış noktasını gösteriyordu. Kendimden önce yürüyemeyeciğime göre, kendimden sonrasındaki zamanı geleceğe çevirerek, yaşamak istiyorum diye haykırmak istedim. Belki kendimden başkası duymadı ama 'olsun' dedim. İki defa bağırdım, ben hep üçüncüleri en sona saklamayı seven bir insan olarak, belkide üçüncünün bir son olacağını düşünerek sonuçta geleceğin kendimi güçlü hissetmem konusunda, benden beklediklerini duyduktan sonra yapacağımı belirterek, kendi durumumu tekrar gözden geçirmeye başladım. Gözlerimle ekranda gördüğüm harfalerin yürümesi ile ellerimin klavyede bu yazıyı yazdığını fark etmem arasındaki zaman farkı beni bir anda ekrana yapıştırdı diyebilirim.
    Belkide ellerim, ondan arkada giden beynimden daha hızlı çalışıyordu. Bu düşündüklerimi, bu defa, unutmama izin vermek istemiyordu. <br><br>

    Ve unutmadım... Unutmak ta istemiyorum...  

    Kothbiro - Ayub Ogada - The Constant Gardener
     
  3. Admin
    Neden böyle oluyor diye düşünüyorsunuz? Acaba önceden farkına varsaydın ne değişir di sorusu geliyor aklına..!
    Onu da bir çırpıda kendine uyduruveriyor ve uzun atlayarak bir çırpıda kendi haklılığında kayboluveriyorsun.
    Nedendir bilinmez bu toplumumuzda yaygın bir olay gibi geliyor bana.
    Ölmeden, gitmeden veya terk etmeden güzelliklerin, saygınlıkların veya başarıların farkına varmak istemiyoruz..!
    Şımarık bir yapımız mı var! Yoksa kendimizi küçük düşürmekten mi korkuyoruz! yoksa yoksa bilinmeyen nedenler burada da mı etkin oluyor.
    Acaba bu sorunda da yabancı parmağı mı var dersiniz!
    Vardır vardır. çaktırmadan bizi bunu yapmaya zorlamışlardır. Belki de içtiğimiz çorba, çorba değildir..!
    Düşünün bakalım..!
     
     
  4. Admin
    Bu aralar kendime çokmu çok tuhaf bir kitap seçtim okumak için:
    Kitabın ismi: How the Mind Works (Akıl veya Bellek nasıl çalışır)
    Yazarı: Steven Pinker (Daha önceki kitabı olan The Language Instinct'de okumuştum)
    Çok enteresan bir kitap diyebilirim. Us veya Akıl dediğimiz oluşumun hangi fizik kuralları dahilinde harekete geçtiği ve davranışlarımızın neler dahilinde oluştuğunu irdeliyor. Kendi içinden bir tanımla devam edelim diyorum 'He explains what the mind is, how it evolved, and how it allow ua to see, think, feel, laugh, interact, enjoy the arts, and ponder the msyteries of life.'
    Basitçe diyorki: Aklın nasıl çalıştığını açıklamış, nasıl evrim geçirdiğini, ve bizim görmemize, düşünmemize, hissetmemize, gülmemize, ilişki kurmamıza, sanattan zevk almamıza nasıl izin veriyor ve son olarak yaşamın gizemine kafa yormamıza izin veriyor. İşte bütün bunların cevabını aramak için başladım okumaya, sonuna yaklaşıyorum ve merak ettim aranızda bu kitabı okuyan varmı diye. Eğer varsa devam edeceğim eğer yoksa burada noktalamam gerekiyor çünkü çok teknik yazılmış bir kitap çoğu insanın sıkıcı bulacağı bir kitap olmaya aday ama gelişmek ve aklınızı ne kadar tanıdığınız öğrenmek istiyorsanız kaçırmayın derim...
    Ayrıca sonuna geldiğimi söyledim ama karşıt yazılarıda okudum örneğin:
    Jerry Fodor
    The Mind Doesn't Work That Way (Akıl o şekilde çalışmaz):
    Cambridge, MA: MIT Press, July 2000
    http://cogweb.ucla.edu/Abstracts/Fodor_00.html
    Kafam iyice karıştı bu makaleyi ve kitabı okuduktan sonra...

    Yazarın web sitesi: https://stevenpinker.com/
  5. Admin
    Karmaşık bir iş bu, hiç beklenmedik dönüşler, düşüşler, çıkışlar içeriyor. Neden öyle olduğunu anlamadığınız bir çok olayı yaşıyorsunuz, belki de anlamamak için çaba sarf ediyorsunuz kim bilebilir. Sonuçta birlikteliğiniz devam ediyor ve çok mutlu hissediyorsunuz.
    Birden üstünüzdeki ilginin bıkkınlığını yaşıyorsunuz. Yaşadığınız bıkkınlık, anlatılmaz bir hal alıyor. Öyle ki baktığınız her yerde o ilgiyi görüyorsunuz.
    O gün geliyor: yatağa yaklaşırken onun vücudunun çok kıvrak bir yılan vücudu gibi sağa ve sola kıvrıldığını ve onun içindeki arzuyu vücudunda oluşan her kıvrıma yansıttığını fark ediyorsunuz. uzandığınız yatakta sırtınıza dokunuyor, dokunduğu anda içinizden o dokunuşun ne olduğunu ve size neye mal olacağını bildiğinizin farkına varıyorsunuz. Hafifçe başınızı çevirerek gözleriniz kapalı onu hissediyorsunuz, gözlerinizi yavaşça açarken birden onun sıcak nefesini burnunuzun hemen üstünde hissederken karanlık çöküyor odaya çünkü o soruyu sorduğunuzun farkına varıyor. Birden sıcak nefes, dağlardan gelen o artezyen sularının soğukluğunda vücudunuzun her kıvrımına çarparak ayak parmaklarınızdan dünyanın öteki ucuna doğru yönleniyor.
    Sorunun ne olduğunu merak ediyorsunuz değil mi
    'Seni özlemem için bana fırsat verir misin lütfen'

  6. Admin
    Öylesine bir bardan ötekine, önemi olmadan ve önceliğini düşünmeden dolaşırken birden bir ses duydum, durdum ama birden kayboldu...
    Kendi kendime, acaba, benmi kurguladım o sesi diye düşündüm...
    Ama bütün dikkatim kullaklarıma kaymıştı.
    Kaymakta ne kelime, herşeyi unutmuş iki kulak olmuştum...
    Duyamıyordum yada unutmuştum artık ve kendi içinde kaybolduğum an,
    Geri dönüş yolculuğunun zolaştığı an, ezgiyi gene duydum ve bu sefer yakaladım ve bir dahada bırakmadım...
    Öylece sesleniyordu bana yada ben öyle sanıyordum...
    'Harman Yeri Tozlu Taşlı'
    'Harman Yeri Tozlu Taşlı'
    ----------------
    'Mendilimde Adın İşli'
    'Mendilimde Adın İşli'
    ----------------
    'Vurulup Düşen Tenimde'
    'Vurulup Düşen Tenimde'
    --------------
    'Özgür Ülkemiz Nakışlı'
    'Özgür Ülkemiz Nakışlı'
    ----------------
    'Vurulup Düşen Tenimde'
    'Vurulup Düşen Tenimde'
    ------------------
    'Özgür Ülkemiz Nakışlı'
    'Özgür Ülkemiz Nakışlı'
    -----------------
    'Yangınlarda Yol Bulanın'
    'Yangınlarda Yol Bulanın'
    -------------
    'Sevdiğine Kul Olanın'
    'Sevdiğine Kul Olanın'
    --------------
    'Üşütürmü Kara Toprak'
    'Üşütürmü Kara Toprak'
    --------------
    'Ölümü Yere Çalanı'
    'Ölümü Yere Çalanı'
    --------------
    'Üşütürmü Kara Toprak'
    'Üşütürmü Kara Toprak'
    ----------------
    'Ölümü Yere Çalanı'
    'Ölümü Yere Çalanı'
    -------------
    'Toprağı Eken Gülüm'
    'Ekini Biçenler Gülüm'
    ----------------
    'Toprağı Eken Gülüm'
    'Ekini Biçenler Gülüm'
    -------------
    'Akıyor Harman Yerine'
    'Harman Yeri Düğün Yeri Gel Gülüm'
    ----------------
    'De Yürüüüüüüüüüüüüüü'
    --------------
    'Dizim var yol üstünde'
    'Sözüm var dil üstünde'
    --------------
    'Dizim var yol üstünde'
    'Sözüm var dil üstünde'
    ---------------
    'Kör geceler neylesin'
    'Közüm var gül üstünde'
    ----------------
    'De Yürüüüüüüüüüüü'
    ----------------
    'Toprağı Eken Gülüm'
    'Ekini Biçenler Gülüm'
    ---------------
    'Toprağı Eken Gülüm'
    'Ekini Biçenler Gülüm'
    -----------------------
    'Akıyor Harman Yerine'
    'Harman Yeri Düğün Yeri Gel Gülüm'
    Öylesine kayboldum ikinci boyutta ve kendimi bulduğumda tekrar tekrar söyleyerek bıktırmıştım arkadaşlarımı...

  7. Admin
    Hani o uzun süre hayalini kurduğunuz veya her an size onu hatırlatan anların peşine takıldığınız 'O' vardır ya işte o gerçekleşmeye başladı.

    9 Aya sığan bu öyküyü kendi bütçem ve içimdeki o kendime sakladığım yönüm ile 21 güne sığıdırmaya çalışacağımı söylediğim arkadaşlarım, benim hayalime ortak olmak için kabul ettikleri bu maceraya, hala nasıl olacağını bilmedikleri ve benim hayallerimde çizdiğim resimlerden gördükleri manzaralara kapılarak, benim peşimden gelmeyi kabul ettikleri bir şey bu.

    Üstünde yaşayacağımız o cansız atlarıda buldum, Norton 500 (Norton Motorcycle Company tarafından yapılmıştır), inanmayacaksınız ama belkide en zor şey buydu onları bulmak ve maceraya katmak. Göreceğiz bu eski cansız atların ne kadar dayanacağını ve bizi ne kadar taşıyacağını!...
     


    Sonrası mı? Şimdilik bu kadar daha sonra belki devam ederiz..
     

    https://tr.wikipedia.org/wiki/Motosiklet_Günlüğü
  8. Admin
    Denklem veya formül böyle kurulmuş.

    Denklemi kuran bilinmiyor!

    Denklemi kuranı görende bilinmiyor!

    Yaşamın her basamağında karşınıza çıkan aşk yaşamınız üzerinde etkilimi-etkisizmi onuda kendi kendinize sormanız gerekirken ağlamaktan veya ağlamaya itilmekten bir türlü düşünemiyorsunuz. Gittikçe daralan tünelde kendi içinizde karşılık bekleyen sorular dururken kendi dışınıza angaje olup böylece devam ederek ölmeyi beklediğiniz söyleniyor ve bunu çok akıllı birisi söylemişti diyeceğiniz bir durum ortaya çıkarıyor.

    Sonrası mı...! bende bilmiyorum ve merak ta etmiyor um. Öylece ölmeyi bekleyenlere sert bakışlarımla soluk bir bakış ile devam etmek varken belkide herkesle birlikte önce Yaşam sonra Aşka sonra da Ölüm demek mi gerekiyor diye düşünmedende edemiyorsunuz değil mi?

    Volver (Estrella Morente):
     
     
  9. Admin
    Mutluluk İçin Biraz da Şanslı Doğmalısınız...
    Aile (Geniş ve Mutlu Bir Aile - sizinle ilgilenen ve sevgiyi karşılıksız sağlayan bir aile)
    Anne (Sevgi dolu, güçlü, kendine özgü ayakları üstünde duran bir anne)
    Baba (Sevgi dolu, güçlü, kendine özgü ayakları üstünde duran bir baba)
    Kardeşler (Sevgiden başka gösterecekleri hiç bir şey olmayan kardeşler)
    Babaanne, Anneanne, Dede (Karşılıksız sevginin kaynağı olacak ve sizinle ilgilenecek dede ve nineler)
    Yaşadığınız yer
    Bulunduğunuz ortamlar
    Ekonomik Durum
    Doğduğunuz Ülke, Şehir, Kasaba, Köy v.b.
     
     
  10. Admin
    Vancouver - Kanada Kış Olimpiyatları açılışını seyrederken Kanada'nın o zengin kültürel yapısını yansıtması beni o kadar etkiledi ki kendi içimde birçok parçaya ve farklılığa büründüm ve anlamaya çalıştım.
    Nedir bu kültürel zenginlik, nasıl onere edilir ve yaşatılmaya çalışılır? Kim bu zenginliği anlayabilir veya onore eder?
    Nasıl bir insandır? Hoşgören, anlamaya çalışan, onore eden, yaşatan ve saygın bir bakış açısı ile onu kabul eden???
    Her Wetsuweten insanı ayağını yere vurduğunda yanındaki Klallam insanı onunla çoştu, oldu, paylaştı ve ışınlandı.
    Zenginlik renklere yansıdı, yansıyan renk kendi içinde bir dönüşüme uğrayarak doğanın bir parçası oldu ve bir balinanın gövdesinden başka bir formda geri döndü ve bizi aynı çoşku ve anlayışla selamladı.
    Belki de geri dönen renk değildi, başka bir anlayışın başka bir birlikteliğin olası yansıması idi.
    Sonra Fidler ortaya çıktı (Fidle Müziği)... Ay'a yansıyan gölgesi ile kendini aşan belki de pelerinindeki açıklıktan kemanın tellerindeki Fidle tınılarını getiriyordu.
    Sorunda buradaydı ben anlamıyordum, hoş görmüyordum, öğrenmeye çalışmıyordum, birlikte de olmakta istemiyordum, aslında hala ne istediğimide bilmiyordum. Ama bir gün öğreneceğim diyebilmeyi istiyordum fakat onu da kendi kendime becerebilir miyim diye düşünmüyordum da değil hani..!
    Uzun geçecek bu yolculuk, uzun..! Öyle hissediyorum, bu uzunluk beni de gerecek sizi de..! Belki de bir Fidler da bize lazım..!
    Hadi Fidler çık ortaya. Arkam yanım önüm arkam SOBE. Hadi çık ortaya...
    Saygılar
  11. Admin
    Anna Caterina Antonacci "Habanera" from Carmen
    Atomic Fireballs - Caviar & Chitlins

    Bob Schneider - 40 Dogs (like Romeo and Juliet)
    Volver (Estrella Morente)
    Rigoletto La Dona e mobile
     
    Jean-Pierre Ponnelle'nin klasik fimlerden Verdi'nin trajedisinin gösterimi...
     
    Kothbiro - Ayub Ogada - The Constant Gardener
     
    Africa Calling - Ayub Ogada - Kenya
     
    What a Wonderful World - Rod Stewart
     
    Edith Piaf - Non, Je ne regrette rien
     
    Amadou & Mariam - Je pense a toi
     
    Jason Mraz -I'm Yours (live)
     
    Kitaro - The Silk Road
     
    Shaka Zulu
     
    Stephen Marley - Mind Control
     
    Moğollar - Selvi Boylum Al Yazmalım
     
    Suzanne Vega - Tom's Diner
     
    Jethro Tull - Thick as a Brick
     
    Jolene - 'Mindy Smith Feat Dolly Parton'
     
    Terra Naomi's NEW Official "Say It's Possible"
     
    Burning Spear - Walk
     
    Biz Dünyayız, Biz Çocuklarız
     
    Inti Illimani - Mulata
     
    El Koala - Yo Via Jase Un Corra
     
    Gogol Bordello - Lela Pala Tute (acoustic)
     
  12. Admin
    Pansiyon: Çingenem
    Yer: Karaöz / Kumluca / Antalya
    Yıl: 2006
    Zakkum çiçekleriyle kaplıydı. Salaş mı salaş fakat bir o kadarda sevimli sahipleri vardı. Alçak gönüllü sevecen ve çok güzel insanlardı.
    Koca bir dağın yamacında sanki kendince ben buradayım diye haykıran bir pansiyondu. Pansiyondan denize veya denizden pansiyona gitmek oldukça çetrefilli bir yürüyüş gerektiriyordu ama çok neşeli bir yürüyüş...
     
    Acaba hala orada mı? merak ediyorum. Oraya yolu düşen birisi lütfen yazsın...
  13. Admin
    Her 10 Kasımda küçüklüğümü hatırlarım...
     
    Okula gitmek için can atardım neden olduğunu bilmediğim ve anlayamadığım bir gündü... Daha sonraları okumaya başladım ve anlama yolunda yol almaya başladım. Okudukça aydınlandım, anladıkça daha da anlama isteği ile Mustama Kemal Atatürkü öğrenmeye başladım. Bu bana yeni kapılar açtı... Ben MKA kendinden öğrenmek istedim... Bana öğretilenlerle değil... Ona onun gözünden bakmak, ona onun sesinden seslenmek, ona onun ayakaları ile ulaşmak, ona onun aklı ile erişmek istedim...
     
     
    http://www.turkish-media.com/ata/sl/ataturk.htm
     
     
    Ne kadar başarılı olduğumu hep sordum kendime. Yanıtı olmayan sorulardan birisini sorduğumu anlamam uzun sürmedi, çünkü onun gözü ile kendine bakman senin görevini sonsuz kılıyor, onun ayakları ile yürümek sonsuzluğa yürümek oluyor, onun aklı ile düşünmek sana sonsuzluğun ışığını veriyor...
     
    Gene bir 10 Kasım ve ben gene aynı heyecanı duyuyorum ama bu sefer önüm arkam şobe diyenlerin farkına varıyorum. Bunun ne anlama geldiğini siz okuyanlar kendinize sorun bakalım: nereden nasıl ve hangi yöne gidiyoruz...
     
    Seni anıyorum, seni yaşıyorum, seni anlıyorum, seni özlüyorum ve en önemlisi senin düşüncelerini senin anladığın şekilde yaşatmaya çalışıyorum....
     
    Sevgimle diyorum ve bitiyorum....
  14. Admin
    Hayatta ben en çok babamı sevdim.
    Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
    Çarpı bacaklarıyla – ha düştü, ha düşecek –
    Nasıl koşarsa ardından bir devin,
    O çapkın babamı ben öyle sevdim.
     
    Bilmezdi ki oturduğumuz semti,
    Geldi mi de gidici – hep, hepp acele işi! –
    Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi.
    Atlastan bakardım nereye gitti,
    Öyle öyle ezber ettim gurbeti.
     
    Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
    40’ı geçerse ateş, çağ’rırlar İstanbul’a,
    Bi helallaşmak ister elbet, diğ’mi, oğluyla!
    Tifoyken başardım bu aşk oy’nunu,
    Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.
     
    En son teftişine çıkana değin
    Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
    Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
    Açıldı nefesim, fikrim, canevim.
    Hayatta ben en çok babamı sevdim.
     

    Can Yücel


  15. Admin
    Ne kadar geniş olabiliriz veya olmalıyız? Olayları basitemi indirgemeliyiz veya olduğundan daha kompleks halemi getirmeliyiz? Nasıl karşılamalıyız? Nasıl düşünmeliyiz? Neden? Niçin? sorularına ihtiyacımız var mı? veya ihtiyacımız varsa nasıl bir ayar vermeliyiz veya kendi içindeki dengeyi nasıl yakalamalıyız? Uzun mu olmalı? yoksa kısa mı? Sahip mi çıkmalıyız? yoksa öylesine görmemezlikten mi gelmeliyiz? dikkat ederseniz soru işaretleri çoğaldıkça çoğalıyor..!
     
    Öylesine söylenmiş, öylesine yazılmış, öylesine anlatılamaya çalışılan, öylesine dökülen sözcükler ve kendimiz..!
     
    Karmaşık olmasa gerek, ama insanoğlu kendisi bir karmaşa diyesim geliyor ve bu karmaşanın içinde kendince bir yol arayan o ben ve benler ve onlar ve bizler ve sizler...
     
    Çıkın bakalım işin içinden, yiyorsa tabiki.... ha ha ha....
  16. Admin
    Kendi kendime konuşuyordum, uzaktan duyduğum seslerin arkasından kendime sorular soruyordum ama bir türlü tatmin olamıyordum, bu sanal yorumlardan. Duyduğum seslerden bir tanesi: 'Kadın meta olmaktan nasıl kurtulur' sorusuydu. Diğeri 'Kadınmı yoksa insanmı' hadi bakalım çık işin içinden çıkabilirsen..!
     
    Annemi hatırladım, acaba metamıydı, yoksa ben annemi insan olarakmı algılamıştım..! Gene kafam karıştı içindeki ile dışındaki farklı algılanıyordu. Annen, ablan, yengen ve kız arkadaşın ve modeller ve yıldızlar ve en önemlisi medya aaaaa diye kendine geliyorsun birden. Sorun birden şekillenmeye başlıyor ama çözümü hala kaf dağının arkasında.
     
    Toplum ve aileniz sizin karekterinizi şekillendirirken, size öyle enteresan şeyler öğretiyorki farkına vardığınızda iş işten geçmiş oluyor veya geçtiğini sanıyorsunuz. Nasılmı? Annem ve babam bana hep kız kardeşlerime bir yere gittiklerinde eşlik etmemi istemiştir ve her defasında kız kardeşlerim benim neden onlarla gittiğimi bana sormuşlar ve her defasında aynı cevabı almışlardır 'Babam öyle istiyor'. Bunun gibi yüzlerce olayı hatırlıyorum ve bunların yanyana geldiğinde benim karekterimde neyi şekillendirdiğini bugün anlayabilmekle birlikte bana kadının toplumdaki yerini ve kadının değerini öğretmiş olduklarınıda seziyorum (tabi sadece bir örnek değil yüzlercesi var önümde çok uzatmadan devam edelim diyorum).
     
    Bir gün ablamın oğluna nasihatini duymuştum 'Bak oğlum o kız sana yaramaz, erkeklerle sürtüyor'. O sıralar ablamlarda kalıyordum hasbelkader bu kızıda tanıyordum, o kadar şeker o kadar içten bir insandıki, yeğenimin ondan daha güzel bir insanla birlikte olmasını düşünemezdim. Ablamın söylediği şeyler ona öğretilenler, toplumsal baskının, yerel dinsel öğretinin, ve kişisel birikimin ortaya çıkardığı yaklaşımlardan kaynaklanıyor olduğunu görüyordum. Kendine sorduğumda bana kızın kişiliğinin hiç bir önemi olmadığı, önemli olanın erkeklerle arkadaşlık kurduğu bağlamıydı. Bir süre sonra ablamın kendi küçük kızı ergen bir kız oldu. Ablam kendi kızına erkeklerle gezdiği için aynı şeyleri söylemedi: Çünkü kendi kzının 'kötü şeyler' yapmayacağını biliyordu (ha ha ha).
     
    İşte tam burasıydı filmin koptuğu ve gerçeklerin içeri akmaya başladığı yer. Sanki Matrix filmindeki kurşun sahnesinde hissediyorsunuz kendinizi. Erimiş kurşun vücudunuz kaplamaya ve sizi başka biri olmaya zorluyor ve kendi kendine bir dönüşümün parçası oluyorsunuz. Farkına varıyorsunuz bu farkın bir şeyleri değiştirmesini istiyorsunuz ama o değişimin ne kadar zor ve bir o kadarda mücadele gerektirdiğini seziyorsunuz. Çok çabuk vazgeçebiliyorsunuz dedim ya çok zor bir değişim....
     
    Ve özellikle o insanlar yok mu, o çok bilen, o ben biliyorum öyledir diyen. Hayır bütün suç şunlardadır diyen ve bir toplumu veya bir anahtarı yok sayan...
     
    Önünde durduğum pencerenin, pencere olduğunu biliyorum ama bana neyi doğru gösterdiğini anlamaya çalışıyorum. İnsan olarak kendimi zorunlu hissediyorum ve gördüklerimin doğruluğu en zorlandığım şey olarak beynimde yer ediyor...
     
    Saygılar
     
     
     

    Intelligence plus character-that is the goal of true education
    Zeka artı karekter-doğru bir eğitimin ana amacıdır
    Dr. Martin Luther King. Jr.


  17. Admin
    Kendi kendimi önüme koyduğumda karşıma çıkan o kendi görüntümdeki eksikleri çok iyi görme, hep farklı düşüncelere kaymama neden oluyor. Bunlar bazen farklı benleri ortaya çıkardıkları gibi bazan farklı benlerin isteklerinide önüme koyuyorlar.
     
    Öylesine bir gündü, önümdeki bankın arkasında bir kız bir erkek çocuğu orta yaşlı bir adamla oynuyorlardı. Çocuklardan birisi bana doğru koşarken diğer çocuk bağırıyordu 'Baba beni yakalayamaz, baba beni yakalayamaz' diye. Sonra baba, onlarca hayvan taklidi yaparken, yerlerde sürünürken, çocuklarına bir oyunda (Tiyatro) oynar gibi replikler ve kısa sahneler oynayarak 2-3 saatlik verdiği düeti bitirmiş oldu.
     
    Sonrası benim kendimle hesaplaşma dönemim di. Babam'ı çok sevdiğim kesinde, ama her baba gibi benim babamında eksikleri vardı, ben baba olduğumda benimde olacağı gibi.
     
    Neden benimde çılgın bir babam olmasın sorusunu işte o anda sordum. Neden olmasın? Benim babamda bazen beklenmedikleri yapsın, benim babam da bazen herkesi korkutsun, benim babam da bazen hepimizi kucaklayıp suyun altına soksun, benim babam da herkesin önünde annemi öpsün veya sinirlendiğinde avaz avaz gülsün, benim babamda eline saksafonunu veya kemanını alsın köşedeki parkta bankın üstünde çılgınlar gibi çalsın, benim babam da kendisi ile alay etsin isterdim. İşte bunların bazılarını görmek isterdim babam da.
     
    Yoksa çok şeymi istedim gene diye kendi kendime baktığımda, bu çılgın ben, belkide bana çok geliyor diye kafa bulmadan da edemedim...
     
    İşte öyle benimde bir çılgın babam veya annem olsun isterdim diye bitirelim gene....

    Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim
     
    Hayatta ben en çok babamı sevdim.
    Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
    Çarpı bacaklarıyla – ha düştü, ha düşecek –
    Nasıl koşarsa ardından bir devin,
    O çapkın babamı ben öyle sevdim.
     
    Bilmezdi ki oturduğumuz semti,
    Geldi mi de gidici – hep, hepp acele işi! –
    Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi.
    Atlastan bakardım nereye gitti,
    Öyle öyle ezber ettim gurbeti.
     
    Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
    40’ı geçerse ateş, çağ’rırlar İstanbul’a,
    Bi helallaşmak ister elbet, diğ’mi, oğluyla!
    Tifoyken başardım bu aşk oy’nunu,
    Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.
     
    En son teftişine çıkana değin
    Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
    Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
    Açıldı nefesim, fikrim, canevim.
    Hayatta ben en çok babamı sevdim.
     
    Can Yücel
  18. Admin
    Bazen kendi ötesinden, berisinden, bir yerlerden kalkıp gelen o garip düşüncelerin içinde, rafting örneğinde olduğu gibi kayalara ve kendinden oluşan o azgın dalgaların arasında kaybolup giden suyun yolunu ararken bulduğu patika yolları ararken, geri dönüşlerimi kendime hatırlatıp, o kırılgan insana, hep bekle daha iyi olacak, diye hatırlatıp duruyordum.
     
    Neden böyle yaptın, açıklarmısın! dediklerinde aklıma gelen ilk şey şu oluyor:
     
    Kendimi herzaman kendime bile açıklayamazken, kendimi her zaman size nasıl açıklayacağım..!
     
    Yaptığınız şeyin şansla bir ilgisi olup olmadığını hiç düşündünüğünüz oluyor mu?
     
    Yani geriye dönüp ayrıntılarda kaybolmadan geçmişinize baktığınızda karşınıza çıkan seçeneklerin şansla bir ilgisi olup olmadığını hiç düşündünüz mü? Belki şöyle olsaydı dediğiniz oldu mu hiç..!
     
    Ve birden bire birisi çıkıp karşınıza şunu söyledi mi hiç:
     
    'Dün geçmiştir, yarın bir bilinmezdir ve bugün ise bir hediyedir...'
     
    End of Story (Öykünün sonu)
  19. Admin
    Başlık güzeldi değil mi? Evet öyle bir insanla yaşamak ne kadar zor hiç düşündünüz mü?
     
    Size bir alıntı yapacağım, bu alıntı bir filmin tanıtımında geçmişti ama filmin ismini hatırlamıyorum:
     
     
    Türkçesi: Dünyayı başkalarının gözünden görene kadar bütün yaşamını kim olduğunu bilmeden yaşayabilirsin..
     
    Özellikle kendime baktığımda gerçekten o kadar ihtiyacımız varki bu alıntıya sadece denemek bile size bir çok şey kazandıracak ve herzaman gördüğünüz şeyleri değiştirecek.
     
    Herzaman gittiğim yerlere, hiç tanımadığım veya daha yeni tanıştığım insanlarla gittiğimde ve onların gözü ile o herzamanki çevreye baktığımda inanılmaz haz duyduğumu belirtmek istiyorum. Hiç farkına varmadıklarımın yanında farkına varıpta öyle bir açının olamayabileceğini düşündüğüm durumlar bile olmuştur.
     
    En önemlisi bu yolla insanları daha iyi anladım, onlara daha çok değer verdim. Özellikle daha önce anlamadığım ve tek taraflı bakış açımla devamlı eleştirdiğim şeyler daha sonra anlaşılır ve birlikte yaşanabilir olmaya başladı. Bu alışkanlıkla ilgili bir şey değil tamamen başkalarını gözü ile aynı şeye baktığımda gördüğüm şeyler nedeni ile olanlar.
     
    Lütfen bir defa da olsa çevrenize bakın ve dünyaya başkalarının gözünden bakmaya çalışın... deneyin bir şey kaybetmezsiniz...
     
    Saygılar
  20. Admin
    Bu taraf bir yönetim blogu:
    Bütün yöneticilerin editör olarak görev aldığı ve kendilerine göre forumla ilgili gördükleri konularda veya diğer konularda olabilir yazı veya başlık açabilecekleri bir blog.
     
    Bu ilk başlık ve sonrası gelecek diye düşünüyorum
     
    İyi eğlenceler...
     
    Saygılar
  21. Admin
    "Caresiz kaldiginizda bilin ki tek care yine kendinizsiniz...!"
     
    "Ilerlediginiz yolda hic bir zorlukla karsilasmiyorsaniz,bilinki o yol asla sizi dogruya ulastirmaz...!"
     
    "Ayakta olmek diz ustu yasamaktan daha cok onur vericidir...!"
     
    "Akilli olanlar sebepler konusunda tartisirlar.Ama nihai karari sonucta surekli aptallar verir...!"
     
    "Kelimelerin gucunu bilmiyorsan insanlarin kuvvetini asla tahmin bile edemezsin...!"
     
    "Hayatta en aci sey ;Insanoglunun yasam surecindeki kacirmis oldugu firsatlardir...!"
     
    "Kucuk seylere gereginden cok onem verenler , elinden buyuk is gelmeyenlerdir"
     
    "Hepimiz hayatin kisaligindan söz ederiz de, bos geçen zamanimizi
    nasil kullanacagimizi bilmeyiz"
     
    "Böcek olmayi kabullenenler, ezilince sikayet etmemelidirler."
     
    "Askin ilk solugu mantigin son solugudur."
     
    "Düsünceniz ne ise yasaminizda odur, yasaminizin gidisini
    degistirmek istiyorsaniz düsüncelerinizi degistiriniz."
     
    "Yasamimizda isledigimiz hatalarin cogu dusunmemiz gereken yerde hissetmekten, hissetmemiz gereken yerde dusunmekten ileri gelmektedir."
     
    "Eger çok kisa bir süre sonra öleceginizi biliyorsaniz ve tek bir telefon konusmasi yapmaya zamaniniz varsa, kimi arar ve ona neler söylerdiniz? Öyleyse neyi bekliyorsunuz ?"
     
    "Konusmak ihtiyac olabilir, ama susmak bir sanattir..."
     
    "Yerinde söz söylemesini bilen, özür dilemek zorunda kalmaz..."
     
    "Karanliklara sitem edecegimize hepimiz bir mum yaksak, karanliklar aydinliga donerdi.."
     
    "Gomlegin ilk dugmesi yanlis iliklenince digerleri de yanlis gider. "
     
    "Yarin bambaska bir insan olacagim diyorsun. Niye bugunden baslamiyorsun? "
     
    "Felaketin bir iyiligi varsa oda hakiki dostlarimizi tanitmasidir..!"
     
    "Eger bir yerde küçük insanlarin büyük gölgeleri olusuyorsa orada günes batiyor demektir"
     
    "Geçmise dönük keskelerle yasamaktansa, gelecege dönük belkilerle yasamayi tercih ederim."
     
    "Nefsini sabretmeye alistirabildiysen ona zaferlerini müjdele..."
     
    "Gerçek ilerleme ilerici olmaktan degil, ilerliyor olmaktan meydana gelir? "
     
    "Insanlar sizden elestiri isterler; ama duymak istedikleri övgüdür."
     
    "Akil susunca düsünce durur, düsünce durunca, hareket durur, hareketsizlik, çürümenin esigidir."
     
    "Hayati seviyorsaniz, zamaninizi bosa geçirmeyin. Çünkü zaman hayatin ta kendisidir."
     
    "Her zaman dogruyu söyle; ne dedigini hatirlamak zorunda kalmazsin."
     
    "Bugün halledemedigimiz bir sorunun nedeni, dün onu dogru yapmak icin zaman ayirmamis olmamizdir."
     
    "Yasam geriye bakarak anlasilir, ileriye bakarak yasanir."
     
    "Yetenek denen armagan, ihtiras, yani basari arzusu ile birlestiginde öyle bir yogunluk kazanir ki, dünyada hicbir güc onu durduramaz."
     
    "Dostu da severim düsmani da. Çünki dost gücümü, düsman ise ödevimi gösterir."
    - Birisine seni seviyorum deme firsatını asla kaçırma
    - Yılda en az bir kez güneşin doguşunu seyret
    - Sıkı tokalaş
    - insanlarin gozlerinin icine bak
    - ilk önce sen merhaba de
    - Bir kavgada ilk sen vur ve sert olsun
    - Sana nasil davranilmasini istiyorsan sen de öyle davran
    - Yeni arkadaslar edin ama eskilerin de kıymetini bil
    - Sevincleri erteleme
    - Sevdiklerine kücük beklenmedik hediyelerle sürpriz yap
    - Sana uzatilmis bir eli daima kabul et
    - Hatalarini kabul et
    - Cesur ol. Degilsen bile öyle davran. Hiç kimse aradaki farkı anlayamaz
    - Dinlemeyi ögren. Bazi firsatlar kapıyı hafif tıklatır
    - Asla birilerinin umudunu kırma. Belki de sahip oldukları tek şey odur
    - Herkesin önünde öv, elestirilerini bir kenara çekerek söyle
    - Biri sana sarıldıgında, önce onun kollarını gevşetmesini bekle
    - Sırt üstü uzan ve yıldızlara bak
    - Köprüleri atma. Aynı nehri kaç kez daha geçmek zorunda kalacagına şaşıracaksın
    - Sevginin gücünü asla küçümseme
    - Yeterli zamanım yok deme, Pasteur, Michelangelo, Leonardo da Vinci ve Albert Einstein'in da günleri 24 saatti
    - Keşke sözcügü yerine, bir dahaki sefere demeyi dene
    - Hal ve hareketlerine kendin karar ver. Başkalarının seni yönetmesine izin verme
    - Sevgiline önce çiçegi yolla nedenini sonra bul
    - Aynı hatayı iki kez yapma
    - Olabildiginden fazla sevecen ol
    - insanlara ücüncü bir sans verme ikide kal
    - Tanidigin en olumlu ve coskulu insan sen ol
    - Tartismayi bilmeyenler kavga ederler.
    - Tecrübe, bir insanın başından geçenler değil, başından geçenlerin bıraktığı izlerdir.
    - Sevmek, bir başkasının hayatını yaşamaktır.
    - Tecrübeler en iyi öğretmenlerdir. Yalnız masrafları biraz çoktur.
    - Umudunu yitirmiş olanın, başka kaybedecek birşeyi yoktur.
    - Büyük mutluluklar, büyük acıların yanıbaşındadır.
    - Senden iyilere yerini vermesini bil.
    - Barışı korumanın en iyi yolu savaşa hazır olmaktır.
    - Küçük insanların büyük gururları olur.
    - Düşmanların en büyüğü düşmanlığını gizleyendir.
    - Düşünmeden öğrenmek vakit kaybetmektir.
    - Yükselmenin en alçakçası, zayıfların sırtına basarak yükselmektir.
    - Kazanacaklarına inananlar kazanırlar.
    - İnsan olmayan, insanın değerini bilmez.
    - İyiliği yalnız iyiler anlar, kötülüğü herkes.
    - Madem daha ecelin gelmemiş, boşuna can çekişip durma.
    - Parmak ay'ı gösterdiği zaman, parmağa değil ay'a bakmak gerek.
    - Silginiz kaleminizden önce bitiyorsa, yanlışınız çok demektir.
    - Öfkenin ateşi önce sahibini yakar, sonra kıvılcımı düşmana ya varır ya varmaz.
    - Kötü haberlerin kanatları vardır. İyi haberlerin ise ayakları dahi bulunmaz.
    - Yeryüzü taşla doludur. Ama pek azı boyunlara kolye olur.
    - En önemli vazifemiz; kulaklarımızı, söylediklerimizi duymaya alıştırmamızdır.
    - Testinin içinde ne varsa dışına da o sızar.
    - Pencereden bakan dışarısını görür. Pencereye bakan ise camın kirini.
    - Meyvası çamura düşüyor diye ağaca mı lanet edilir?
    - Devler gibi eser vermek için karıncalar gibi çalışmak gerekir.
    - Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar, çalışmaktan da zevk almazlar.
    - Başkalarını avutmakla kendi acılarını unutursun.
    - İnsanı hayvandan ayıran akıldır. İnsan, akıldan uzaklaştığı zaman hayvan ortaya çıkar.
    - Bir kadının yüzünde taşıdığı ifade, sırtına giydiği elbiseden daha önemlidir.
    - Kendilerine yardım etmeyen insanlara yardım etmeğe çalışmak faydasızdır.
    - Herkesin istediğini yapabileceği bir yerde hiç kimse istediğini yapamaz.
    - Acı çekmeyenler, başkalarının acı çekebileceğini akıllarına bile getiremezler.
    - İnsanın yapabileceği en büyük fenalık, kendisine olan güvenini kaybetmesidir.
    - Tekme yiyen köpeğin dişleri daha sivridir.
    - Gerçeği insanların ölçüleri ile değil, insanları gerçeğin ölçüsü ile tanı.
    - Sessizlik de bir çeşit konuşma sanatıdır.
    - Sevgililer, güzelliğe zamanla alışıp onu gözleriyle değil duygularıyla görmeye başlarlar.
    - Kalbin, mantığa sığmayan ayrı bir mantığı vardır.
    - Alay, çoğu zaman akıl yoksulluğundan ileri gelir.
    - Bir düşmanı bağışlamak, bir dostu bağışlamaktan daha kolaydır.
    - Ayrılık, sevdanın merhemi olduğu gibi öfkeyi de kini de azaltır.
    - İyi olmak istiyorsan kötü olduğuna inan.
    - Unutma ki ağzında bal olan arının kuyruğunda da iğnesi vardır.
    - En çabuk kuruyan şey göz yaşıdır.
    - Olgun bir insanı dost edinmek istiyorsanız tenkit edin, basit bir insanı dost edinmek istiyorsanız methedin.
    - İnsan her zaman kahraman olamaz ama her zaman insan olabilir.
    - Bazı yıkılışlar daha parlak kalkınışların teşvikçisidir.
    - İnsan gençliğinde öğrenir, yaşlandığında anlar.
    - Hiç kimse duymak istemeyenler kadar sağır olamaz.
    - Beklemeyi bilen insan herşeyi elde edebilir.
    - Cesaret ölmek değil yaşamakla ölçülür.
    - Mutluluk paylaşılmak için yaratılmıştır.
    - Şurada burada güçlü adımlarla dolaşmaktansa doğru yolda sekerek yürümek daha iyidir.
    - İnsanlar yanlış yapabilirler, yalnız büyük insanlar yanlışlarını anlarlar.
    - Güneşe bakarsan gölgeleri göremezsin.
×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.