<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"><channel><title>&#x130;&#x15F; - Finans D&#xFC;nyas&#x131; - Ekonomi En Son Ba&#x15F;l&#x131;klar</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/forum/914-i%CC%87s-finans-dunyasi-ekonomi/</link><description>&#x130;&#x15F; - Finans D&#xFC;nyas&#x131; - Ekonomi En Son Ba&#x15F;l&#x131;klar</description><language>tr</language><item><title>&#x130;&#x15F; D&#xFC;nyas&#x131;ndan En Son Haberler / Bilgiler (T&#xFC;rkiye ve D&#xFC;nyadan)</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/722146-i%CC%87s-dunyasindan-en-son-haberler-bilgiler-turkiye-ve-dunyadan/</link><description><![CDATA[<p>
	<strong>En Son İş Dünyası Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)</strong>
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">722146</guid><pubDate>Thu, 10 Jun 2021 01:20:48 +0000</pubDate></item><item><title>AMAZON'IN G&#x130;ZL&#x130; S&#xD6;M&#xDC;R&#xDC; &#xC7;ARKI &#xC7;&#xD6;K&#xDC;YOR: NEW YORK SOKAKLARINDA DEV DEVR&#x130;M!</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1087842-amazonin-gi%CC%87zli%CC%87-somuru-carki-cokuyor-new-york-sokaklarinda-dev-devri%CC%87m/</link><description><![CDATA[<p><strong>AMAZON'IN GİZLİ SÖMÜRÜ ÇARKI ÇÖKÜYOR: NEW YORK SOKAKLARINDA DEV DEVRİM!</strong></p><p><img class="ipsImage ipsRichText__align--block" data-fileid="67035" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2026_08/delivery-in-newyork-city.jpg.d0e0d56127678f58a9a0ca0672f8e8dc.jpg" alt="delivery-in-newyork-city.jpg" title="" width="800" height="558" loading="lazy"></p><p><strong>Eğer bir Amazon kuryesi gibi görünüyorsa, Amazon logosu taşıyor ve kapınıza Amazon paketini bırakıyorsa, o bir Amazon çalışanıdır — en azından New York'un yeni kuralları öyle söyleyecek!</strong></p><p>New York'un siyasi arenasındaki iddialı isimlerden <strong>Zohran Mamdani</strong>, teknoloji ve e-ticaret devi Amazon’a karşı tarihi bir hukuki ve siyasi savaş başlattı. Yıllardır süregelen "görünmez taşeronluk" ağına savaş açan bu hamle, küresel e-ticaret devlerinin işçi haklarını nasıl hiçe saydığını ve sorumluluktan nasıl kaçtığını bir kez daha gözler önüne seriyor.</p><p><strong>Algoritmanın Gölgesinde Sömürü: DSP Modeli Nedir?</strong></p><p>Amazon, her gün milyonlarca paketi kapımıza ulaştırırken devasa bir lojistik yanılsaması kullanıyor. Şirket, <strong>DSP (Delivery Service Partner - Teslimat Hizmeti Ortağı)</strong> adı verilen üçüncü taraf taşeron şirketler ağı üzerinden operasyonlarını yürütüyor.</p><p>Bu sistemin arka planında işleyen acı gerçekler şunlar:</p><ul><li><p><strong>Sorumluluk Sıfır, Kontrol Maksimum:</strong> Kuryeler Amazon üniforması giyiyor, Amazon amblemli araçlar sürüyor ve hareketleri Amazon algoritmalarıyla saniye saniye izleniyor. Ancak bir kaza, iş yaralanması ya da haksız fesih durumunda Amazon <em>"Onlar bizim doğrudan çalışanımız değil"</em> diyerek aradan çekiliyor.</p></li><li><p><strong>Görünmez Tehlike:</strong> Baskı altındaki taşeron kuryeler, algoritmanın belirlediği katı teslimat kotalarını doldurabilmek için trafikte büyük riskler almak zorunda kalıyor. Bu durum hem çalışanların can güvenliğini tehlikeye atıyor hem de şehir sokaklarını güvensiz hale getiriyor.</p></li></ul><blockquote class="ipsQuote" cite="" data-ipsquote=""><div class="ipsQuote_contents" data-ipstruncate=""><p><strong>"Eğer bir araç Amazon teslimatı gibi görünüyor ve bir Amazon teslimatı gibi hareket ediyorsa, o zaman bir Amazon teslimatıdır."</strong></p></div></blockquote><p><strong>'Teslimat Koruma Yasası' (Delivery Protection Act) Nedir?</strong></p><p>Mamdani'nin öncülük ettiği <strong>Teslimat Koruma Yasası (Delivery Protection Act)</strong>, bu sömürü döngüsünü kırmak üzere tasarlandı. Yasa tasarısının temel hedefleri şunlardır:</p><ol><li><p><strong>Yasal Sorumluluğun Şirkete Yüklenmesi:</strong> Dev e-ticaret şirketlerinin, dikey bütünleşme sağladıkları taşeron kuryeleri kendi doğrudan sorumluluk alanlarına almalarını zorunlu kılmak.</p></li><li><p><strong>Çalışan Haklarının Güvenceye Alınması:</strong> Taşeron zırhının arkasına saklanarak kuryelere sağlanan düşük ücret, tazminatsız işten çıkarma ve sağlık güvencesizliği gibi sorunların sonlandırılması.</p></li><li><p><strong>Sokak Güvenliğinin Artırılması:</strong> Gerçek dışı teslimat kotalarının ve algoritmik baskının yasal denetim altına alınarak trafik güvenliğinin sağlanması.</p></li></ol><p><strong>Taşeron Sistemi vs. Teslimat Koruma Yasası</strong></p><div class="ipsRichText__table-wrapper"><table style="width: 700px;"><colgroup><col style="width:354px;"><col style="width:346px;"></colgroup><tbody><tr><td colspan="1" rowspan="1"><p><strong>Mevcut Taşeron Modeli (DSP)</strong></p></td><td colspan="1" rowspan="1"><p><strong>Teslimat Koruma Yasası İle Hedeflenen</strong></p></td></tr><tr><td colspan="1" rowspan="1"><p><span style="font-family: inherit;">Kuryeler riskleri <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">tek</abbr> başına üstlenir</span></p></td><td colspan="1" rowspan="1"><p><span style="font-family: inherit;">Şirket doğrudan yasal ve hukuki sorumluluk taşır</span></p></td></tr><tr><td colspan="1" rowspan="1"><p><span style="font-family: inherit;">Kaza ve yaralanmalarda Amazon muhatap alınamaz</span></p></td><td colspan="1" rowspan="1"><p><span style="font-family: inherit;">İş güvenliği ve sağlık sigortası zorunlu hale gelir</span></p></td></tr><tr><td colspan="1" rowspan="1"><p><span style="font-family: inherit;">Algoritmik kota baskısı trafikte risk yaratır</span></p></td><td colspan="1" rowspan="1"><p><span style="font-family: inherit;">İnsani çalışma saatleri ve denetlenebilir kotalar gelir</span></p></td></tr></tbody></table></div><p>New York sokaklarında başlayan bu mücadele, yalnızca <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">tek</abbr> bir şehri değil, tüm küresel e-ticaret ekosistemini etkileyecek potansiyele sahip. Kuryeleri koruyan ve kurumsal açgözlülüğe sınır çizen bir ekonomi inşa etmek için atılan bu adım, emeğin sermaye karşısındaki direnişinde yeni bir sayfa açıyor.</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1087842</guid><pubDate>Tue, 11 Aug 2026 00:39:14 +0000</pubDate></item><item><title>B&#xFC;t&#xFC;n Borsa - Kripto - IPO Haberleri Buraya (T&#xFC;rkiye ve D&#xFC;nya)</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1082427-butun-borsa-kripto-ipo-haberleri-buraya-turkiye-ve-dunya/</link><description><![CDATA[<p>Bütün Borsa - Kripto - IPO Haberleri Buraya (Türkiye ve Dünya)</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1082427</guid><pubDate>Tue, 25 Nov 2025 20:42:08 +0000</pubDate></item><item><title>Ekonomik Olarak Tasarruf Sa&#x11F;layan D&#xFC;&#x15F;&#xFC;nceler ve Durumlar Buraya</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1079807-ekonomik-olarak-tasarruf-saglayan-dusunceler-ve-durumlar-buraya/</link><description><![CDATA[<p>Ekonomik Olarak Tasarruf Sağlayan Düşünceler ve Durumlar Buraya</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1079807</guid><pubDate>Tue, 26 Aug 2025 00:27:02 +0000</pubDate></item><item><title>T&#xFC;ketici Haklar&#x131;nda Yeni D&#xF6;nem: New York&#x2019;un "Tek T&#x131;klamayla &#x130;ptal" Devrimi ve T&#xFC;rkiye &#x130;&#xE7;in &#xC7;&#x131;kar&#x131;lacak Dersler</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1087712-tuketici-haklarinda-yeni-donem-new-yorkun-tek-tiklamayla-i%CC%87ptal-devrimi-ve-turkiye-i%CC%87cin-cikarilacak-dersler/</link><description><![CDATA[<p><strong>Tüketici Haklarında Yeni Dönem: New York’un "<abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">Tek</abbr> Tıklamayla İptal" Devrimi ve Türkiye İçin Çıkarılacak Dersler</strong></p><p><img class="ipsImage ipsRichText__align--block" data-fileid="66965" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2026_07/click-to-cancel.jpg.ae28563be07c82467b1b820ea90dd0e4.jpg" alt="click-to-cancel.jpg" title="" width="800" height="592" loading="lazy"></p><p>Günümüz dijital ekonomisinde, bir platforma, dergiye veya uygulamaya üye olmak sadece birkaç saniyemizi alıyor. Akıllı telefon ekranına kondurulan <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">tek</abbr> bir dokunuş, bizi anında bir servisin "aylık abonesi" yapıveriyor. Ancak iş bu abonelikten sıkılıp çıkmak istediğimizde, karşımıza adeta labirentten farksız süreçler çıkıyor: Müşteri hizmetlerini arama zorunluluğu, dakikalarca telefonda bekletilme, ikna odaları, "Emin misiniz?" sorularıyla dolu bitmek bilmeyen anketler ve saklanmış iptal butonları...</p><p>Tüketiciyi canından bezdiren ve literatürde <strong>"karanlık tasarımlar" (dark patterns)</strong> olarak adlandırılan bu abonelik tuzaklarına karşı en somut ve sert adım, Amerika Birleşik Devletleri’nin finans ve kültür başkenti New York’tan geldi.</p><p>New York şehri, <strong>"<abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">Tek</abbr> bir tıklamayla üye olmak kolaysa, <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">tek</abbr> bir tıklamayla iptal etmek de aynı derecede kolay olmalıdır"</strong> mottosuyla, <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> genelinde <strong>"<abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">Tek</abbr> Tıklamayla İptal" (Click-to-Cancel)</strong> kuralını hayata geçiren ilk şehir olmaya hazırlanıyor.</p><p><strong>New York’taki Devrimin Detayları: 1 Ekim Miladı</strong></p><p><strong>1 Ekim</strong> itibarıyla New York’ta yürürlüğe girecek yeni yasal düzenleme, işletmelere çok net bir zorunluluk getiriyor: <strong>Bir aboneliği iptal etmek, o aboneliğe kaydolmak kadar basit, şeffaf ve hızlı olmak zorunda.</strong></p><p>Bu kuralın getireceği köklü değişimleri ve tüketiciye faydalarını şu başlıklar altında özetlemek mümkün:</p><ul><li><p><strong>Ekonomik Kalkan:</strong> Yapılan projeksiyonlara ve resmi açıklamalara göre, bu kuralın New Yorklu tüketicilerin cebinde yılda <strong>162,5 milyon dolara kadar</strong> devasa bir paranın kalmasını sağlayacağı öngörülüyor. Unutulan, iptal edilemediği için sülük gibi kredi kartı ekstrelerine yapışan aidatlar artık tarih olacak.</p></li><li><p><strong>Bürokrasinin Sonu:</strong> Şirketler, dijital ortamda başlattıkları bir abonelik için kullanıcıyı telefonla aramaya veya fiziksel dilekçe vermeye zorlayamayacak. Üyelik <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">tek</abbr> tıkla başladıysa, <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">tek</abbr> tıkla bitecek.</p></li><li><p><strong>Şeffaflık ve Şikayet Mekanizması:</strong> Abonelik tuzağına düşen, gizli ücretlerle karşılaşan veya yasanın etrafından dolaşmaya çalışan işletmelere maruz kalan New Yorklular, durumları doğrudan resmi otoritelere (<code>[http://nyc.gov/Consumers](http://nyc.gov/Consumers)</code>) bildirerek cezai işlem başlatabilecek.</p></li></ul><p>Bu hamle, küresel ölçekte dijital tüketici haklarının korunması adına tarihi bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor.</p><p><strong>Türkiye’deki Durum: Mevzuat Var, Peki Ya Pratik?</strong></p><p>New York’taki bu radikal gelişme, akıllara hemen şu soruyu getiriyor: <strong>Türkiye’de abonelik iptalleri ne durumda?</strong></p><p>Türkiye, aslında dijitalleşme ve tüketici hukuku koruması açısından dünya standartlarında mevzuatlara sahip ülkelerden biri. Özellikle <strong>6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun</strong> ve buna bağlı <strong>Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği</strong>, tüketicilere kağıt üzerinde çok güçlü haklar tanıyor.</p><blockquote class="ipsQuote" cite="" data-ipsquote=""><div class="ipsQuote_contents" data-ipstruncate=""><p><strong>Mevcut Yönetmeliğe Göre (Madde 23):</strong> Tüketici, belirsiz süreli veya süresi bir yıl ve daha uzun olan belirli süreli abonelik sözleşmesini <strong>herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin</strong> istediği zaman feshetme hakkına sahiptir. Dahası, satıcı veya sağlayıcı, fesih bildiriminin kendisine ulaştığı tarihten itibaren en geç <strong>yedi gün içinde</strong> aboneliği sonlandırmakla yükümlüdür.</p></div></blockquote><p>Ayrıca Türkiye'de <strong>e-Devlet</strong> kapısı üzerinden <abbr title="Mobil cep telefonu (Global System for Mobile Communications)">GSM</abbr>, internet ve uydu TV gibi büyük altyapı sağlayıcılarının abonelikleri <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">tek</abbr> tıkla iptal edilebiliyor. Bu, dünya genelinde parmakla gösterilecek kadar gelişmiş bir kamu hizmeti.</p><p><strong>Türkiye'deki "Gri Alanlar" ve Abonelik Tuzakları</strong></p><p>Ancak büyük ölçekli telekomünikasyon firmalarını bir kenara bıraktığımızda, özellikle mobil uygulamalar, yerli/yabancı dijital yayın platformları, online eğitim setleri ve spor salonu üyelikleri gibi alanlarda Türk tüketicisi de ciddi "abonelik tuzakları" ile karşı karşıya kalıyor.</p><ol><li><p><strong>"Unutkanlık" Ekonomisi:</strong> Ücretsiz deneme (free trial) süresi başlatan uygulamalar, süre bitiminde kullanıcıya hiçbir hatırlatma yapmadan doğrudan yıllık veya aylık yüksek çekimler yapabiliyor.</p></li><li><p><strong>Uygulama İçi Labirentler:</strong> Bir habercilik sitesine veya video platformuna web üzerinden üye olmak çok kolayken, iptal paneli ayarlarda en alt sekmelerin arkasına gizleniyor; yazı fontları okunmayacak kadar küçük tutuluyor.</p></li><li><p><strong>Yabancı Menşeli Şirketler:</strong> Türkiye'de ofisi bulunmayan global uygulamalar, döviz cinsinden çekim yaparken iptal sürecini tamamen İngilizce veya karmaşık destek biletlerine (ticket) bağlayarak yerel tüketicinin hakkını aramasını zorlaştırıyor.</p></li></ol><p><strong>Sonuç: Küresel Standart "<abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">Tek</abbr> Tık" Olmalı</strong></p><p>New York’un 1 Ekim’de başlatacağı "<abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">Tek</abbr> Tıklamayla İptal" hamlesi, dijital dünyada vahşi batı kurallarıyla hareket eden şirketlere verilmiş en net gözdağıdır. Tüketicinin dalgınlığından, zaman darlığından veya sistem karmaşasından beslenen iş modelleri artık sürdürülebilir değildir.</p><p>Türkiye'nin de e-Devlet ile başlattığı dijital tüketici devrimini bir adım öteye taşıması; Ticaret Bakanlığı ve Rekabet Kurumu kanalıyla <strong>"karanlık tasarımları"</strong> tamamen yasaklaması gerekiyor. Dijital dünyada ticaretin adil, şeffaf ve sürdürülebilir olması için altın kural bellidir: <strong>Giriş kapısı ne kadar genişse, çıkış kapısı da o kadar geniş olmalıdır.</strong></p><p><strong>Kaynak: G</strong></p>]]></description><guid isPermaLink="false">1087712</guid><pubDate>Mon, 13 Jul 2026 11:43:48 +0000</pubDate></item><item><title>Amerika&#x2019;da Ekonomik B&#xFC;y&#xFC;me S&#xFC;r&#xFC;yor Ama "Pasta" &#x130;&#x15F;&#xE7;iye Ula&#x15F;m&#x131;yor: Gelir E&#x15F;itsizli&#x11F;i Rekor Seviyede!</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1087648-amerikada-ekonomik-buyume-suruyor-ama-pasta-i%CC%87sciye-ulasmiyor-gelir-esitsizligi-rekor-seviyede/</link><description><![CDATA[<p><strong>Amerika’da Ekonomik Büyüme Sürüyor Ama "Pasta" İşçiye Ulaşmıyor: Gelir Eşitsizliği Rekor Seviyede!</strong></p><p><img class="ipsImage ipsRichText__align--block" data-fileid="66942" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2026_07/corporate-profits-workers.jpg.dcb9060f8bff8dfcd86e4532616366e1.jpg" alt="corporate-profits-workers.jpg" title="" width="800" height="629" loading="lazy"></p><p><abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> ekonomisi makro verilerde büyüme ve toparlanma sinyalleri verse de, sokaktaki Amerikalının hissettiği gerçek tamamen farklı. Federal Rezerv (Fed) ekonomistlerinin yaptığı son analizler, halkın ekonomi konusundaki yoğun karamsarlığının arkasındaki temel nedeni gün yüzüne çıkardı: Amerikalı çalışanların ekonomik pastadan aldığı pay, federal hükümetin veri takibine başladığı <strong>1947 yılından bu yana en düşük seviyesine geriledi.</strong></p><p><strong>"K-Şekilli" Büyüme: Şirketler Kârda, Çalışanlar Zararda</strong></p><p>Ekonomide "gelirden emeğin aldığı pay" olarak bilinen ve ülkenin ürettiği değerin ne kadarının işçiye (ücret ve maaş olarak) gittiğini gösteren bu oran, <strong>2026 yılı başı itibarıyla %54,1’e kadar düştü.</strong> İkinci Dünya Savaşı sonrasında bu oran %65’in üzerindeydi; pandeminin hemen öncesinde, 2020 başında ise %57,7 seviyesindeydi. Rakamlar, pandemiden bu yana pastanın aslan payının istikrarlı bir şekilde çalışanlardan alınıp şirket sahiplerine, üst düzey yöneticilere (CEO) ve hissedarlara aktarıldığını net bir şekilde gösteriyor.</p><p>Economic Policy Institute (EPI) verileri de bu tespiti destekliyor. Şirket gelirlerinde emeğin payı 2020’de %77,8 iken, <strong>2026’nın ilk çeyreğinde %71,3’e çakıldı.</strong> Aradaki fark; temettüler, hisse geri alımları ve sermaye kazançları yoluyla elit bir kesimin cebine girdi. Üstelik bu sermaye kazançlarının, maaşlara kıyasla daha düşük vergilendirilmesi adaletsizliği daha da derinleştiriyor.</p><p>Uzmanlar bu durumu <strong>"K-şekilli ekonomi"</strong> olarak tanımlıyor; yani tepedeki azınlık hızla zenginleşirken, tabandaki geniş kitleler hızla geriye gidiyor.</p><p><strong>Halk Neden Karamsar?</strong></p><p>Anketler, bu adaletsizliğin toplumsal faturasını gözler önüne seriyor:</p><ul><li><p><strong>Mali Durum Kötüleşiyor:</strong> New York Fed’in anketine göre, Amerikalıların %48’i finansal durumlarının bir yıl öncesine göre daha kötü olduğunu söylüyor. Bu, son yılların en yüksek oranı.</p></li><li><p><strong>Enflasyon Ücretleri Eritiyor:</strong> CBS News anketine katılanların %75’i gelirlerinin enflasyon hızına yetişemediğini belirtiyor. Ekonominin iyi gittiğini düşünenlerin oranı ise sadece %29.</p></li><li><p><strong>Günü Kurtarmak İçin Borçlanma:</strong> Enflasyon, yüksek benzin ve sağlık giderleri nedeniyle halk lüks için değil, sadece hayatta kalabilmek için kredi kartlarına sarılıyor. Sonuç olarak kredi kartı gecikmeleri son 15 yılın zirvesine çıkmış durumda.</p></li></ul><p><strong>Güç Dengesi Tamamen Değişti</strong></p><p>Ekonomistler bu erimenin arkasında kronik politika hatalarının olduğunu vurguluyor. 1983 yılında %20 olan sendikalı çalışan oranı bugün %10’a gerilemiş durumda. Daha da çarpıcı olanı, federal asgari ücretin 2009 yılından beri <strong>saatlik 7,25 dolar</strong> seviyesinde çakılı kalması.</p><p>Century Foundation uzmanlarından Angela Hanks’in de belirttiği gibi, süreç kısır bir döngüye dönüştü: Emeğin payı azaldıkça işçinin pazarlık gücü bitiyor, işçi güç kaybettikçe şirketlerin bu talepleri bastırması daha da kolaylaşıyor. İşsizlik %4 seviyesinde olsa bile, insanlar geleceğe dair derin bir güvencesizlik hissiyle yaşıyor.</p><p><strong>TÜRK İNSANI AÇISINDAN NELER GETİRİR? (ANALİZ)</strong></p><p>Dünyanın en büyük ekonomisi olan <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'de yaşanan bu "emeğin dışlanması" ve sermayenin ödüllendirilmesi trendi, küreselleşen dünyada Türkiye’yi ve Türk insanını doğrudan ve dolaylı olarak birkaç kritik yönden etkilemektedir:</p><p><strong>1. Küresel Ekonomik Modelin Türkiye’ye Yansıması</strong></p><p>Türkiye, son yıllarda benzer bir ekonomik dönüşümden geçmektedir. TÜİK verileri incelendiğinde de Türkiye'de milli gelirden emeğin (ücretlilerin) aldığı payın azaldığı, sermayenin payının ise arttığı görülmektedir. <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>’deki bu trendin kalıcılaşması, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde de ucuz iş gücüne dayalı, çalışanın reel olarak fakirleştiği "K-şekilli" büyüme modelinin küresel bir norm haline gelmesini tetikler. Türk insanı için bu; büyüme rakamları ne olursa olsun, kendi cüzdanına yansıyan payın küçülmeye devam etmesi demektir.</p><p><strong>2. "Çalışan Yoksulluğu" ve Borç Sarmalı</strong></p><p>Metinde Amerikalıların sadece günü kurtarmak, gıda ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için borçlandığı ve kredi kartı temerrüdüne düştüğü belirtiliyor. Bu durum, yüksek enflasyonla mücadele eden Türk insanı için zaten çok tanıdık bir gerçek. <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'de faizlerin ve enflasyonun yüksek kalması, küresel olarak borçlanma maliyetlerini artırır. Bu da Türkiye’deki bankaların dışarıdan daha pahalı borçlanmasına, dolayısıyla Türk tüketicisinin kredi kartı ve ihtiyaç kredisi faizlerinin daha da yükselmesine neden olur. Türk insanı için borç sarmalından çıkmak daha da zorlaşır.</p><p><strong>3. Beyin Göçü Algısının Değişmesi</strong></p><p>Yıllardır Türkiye'deki ekonomik zorluklardan kaçmak isteyen nitelikli Türk gençleri ve profesyonelleri için <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>, "Amerikan Rüyası" adı altında en büyük refah kapısı olarak görülüyordu. Ancak bu veriler, <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'ye giden bir Türk vatandaşının da (eğer üst düzey bir yatırımcı veya CEO değilse) ciddi bir geçim sıkıntısı, yüksek enflasyon, barınma krizi ve güvencesizlikle karşılaşacağını gösteriyor. "Yurt dışına gidersem hayatım kurtulur" düşüncesindeki Türk profesyoneller için batı dünyası artık eski vaatlerini sunamıyor.</p><p><strong>4. Küresel Talep Azalması ve İhracat Riski</strong></p><p>Amerikan orta sınıfının alım gücünün düşmesi ve borç batağına saplanması, <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'nin tüketim talebini uzun vadede baskılar. <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>, Türkiye'nin en önemli ihracat pazarlarından biridir. Amerikalı tüketicinin harcamalarını kısması; tekstil, otomotiv yan sanayii ve hazır giyim gibi sektörlerde Türkiye'deki üretimi ve dolaylı olarak Türkiye'deki istihdamı olumsuz etkileyebilir.</p><p><strong>Özetle: </strong></p><p><abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'den gelen bu veriler, ekonomik adaletsizliğin artık yerel değil, küresel bir sistem sorunu olduğunu kanıtlıyor. Türk insanı için bu durum, dünya genelinde emeğin ucuzladığı, orta sınıfın yok olduğu ve sadece "çalışarak" refaha ulaşmanın giderek imkansızlaştığı yeni ve zorlu bir küresel ekonomik düzene işaret ediyor.</p><p>Kaynak: G</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1087648</guid><pubDate>Wed, 01 Jul 2026 00:30:07 +0000</pubDate></item><item><title>M&#x130;LYAR DOLARLIK &#x130;SRAFA 'DUR' DEN&#x130;LD&#x130;: AB, L&#xFC;ks Markalar&#x131;n '&#x130;mha' Saltanat&#x131;n&#x131; Y&#x131;k&#x131;yor!</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1087640-mi%CC%87lyar-dolarlik-i%CC%87srafa-dur-deni%CC%87ldi%CC%87-ab-luks-markalarin-i%CC%87mha-saltanatini-yikiyor/</link><description><![CDATA[<p><strong>MİLYAR DOLARLIK İSRAFA 'DUR' DENİLDİ: <abbr title="1. Adalet Bakanlığı 2. Amerikan Borsası 3. Avrupa Birliği">AB</abbr>, Lüks Markaların 'İmha' Saltanatını Yıkıyor!</strong></p><p><img class="ipsImage ipsImage_thumbnailed ipsRichText__align--block" data-fileid="65616" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2025_04/buying-clothing-store.thumb.jpeg.2b6eb0dc1a7bfde55bb05bc4a632d053.jpeg" alt="buying-clothing-store.jpeg" title="" width="750" height="750" data-full-image="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2025_04/buying-clothing-store.jpeg.c7b081d828f5d545793e1687fc6ead5b.jpeg" data-extension="core_Attachment" loading="lazy"></p><p><abbr title="1. Adalet Bakanlığı 2. Amerikan Borsası 3. Avrupa Birliği">AB</abbr>, 19 Temmuz 2026'dan itibaren büyük giyim üreticilerinin satılmamış giysi ve ayakkabıları çöpe atmasını yasaklıyor</p><p>Atık miktarını azaltmak amacıyla bu ürünlerin yeniden kullanılması, geri dönüştürülmesi, daha düşük bir fiyata yeniden satılması veya bağışlanması gerekecek.</p><p>Avrupa Birliği (<abbr title="1. Adalet Bakanlığı 2. Amerikan Borsası 3. Avrupa Birliği">AB</abbr>), moda dünyasında ve tekstil sektöründe uzun süredir tartışılan "satılmayan ürünlerin imha edilmesi" uygulamasına son vermek amacıyla tarihi bir adım attı.</p><p><strong>19 Temmuz 2026</strong> tarihinden itibaren yürürlüğe girecek olan bu düzenleme, büyük giyim üreticilerinin ve küresel moda devlerinin satılmamış veya iade edilmiş giysi, aksesuar ve ayakkabıları çöpe atmasını, yakmasını veya kullanılmaz hale getirmesini tamamen yasaklıyor.</p><p>Bu devrim niteliğindeki kararın arka planı, detayları ve sektöre etkileri şunlardır:</p><p><strong>1. Kararın Yasal Altyapısı: ESPR</strong></p><p>Bu yasak, <abbr title="1. Adalet Bakanlığı 2. Amerikan Borsası 3. Avrupa Birliği">AB</abbr>'nin <strong>Sürdürülebilir Ürünler için Eko-Tasarım Yönetmeliği (ESPR - Ecodesign for Sustainable Products Regulation)</strong> kapsamında hayata geçirildi. Avrupa Komisyonu, yasağın uygulama esaslarını ve istisnalarını netleştiren tüzükleri kabul ederek süreci resmileştirdi. Düzenlemenin temel amacı; yüksek hacimli üretimin yarattığı çevresel baskıyı azaltmak, israfı önlemek ve markaları döngüsel ekonomi modellerine zorlamaktır.</p><p><strong>2. Yasağın Kapsamı ve Zaman Çizelgesi</strong></p><p>Yönetmelik, şirketlerin büyüklüklerine göre kademeli olarak uygulanacak:</p><ul><li><p><strong>Büyük Şirketler (19 Temmuz 2026):</strong> 250’den fazla çalışanı, yıllık 50 milyon euronun üzerinde cirosu veya 25 milyon euronun üzerinde toplam varlığı olan büyük markalar ve e-ticaret devleri için yasak bu tarihte başlayacak.</p></li><li><p><strong>Orta Ölçekli Şirketler (2030):</strong> 50'den fazla çalışanı ve 10 milyon euro üzeri cirosu olan orta ölçekli işletmeler 2030 yılı itibarıyla bu yasağa tabi olacak.</p></li><li><p><strong>Küçük ve Mikro İşletmeler:</strong> Küçük esnaf ve mikro işletmeler ilk aşamada bu yasaktan muaf tutulacak. Ancak çok uluslu şirketlerin bu muafiyeti kötüye kullanarak stoklarını küçük işletmeler üzerinden imha etmesini önlemek adına sıkı denetimler yapılacak.</p></li></ul><p><strong>3. Şeffaflık ve Raporlama Zorunluluğu</strong></p><p>Yasakla birlikte büyük şirketlere çok katı bir <strong>açıklama ve raporlama yükümlülüğü</strong> getiriliyor. Şirketler;</p><ul><li><p>Geçen mali yıl içinde imha ettikleri veya elden çıkardıkları satılmayan ürünlerin miktarını ve ağırlığını,</p></li><li><p>Bu ürünleri neden elden çıkardıklarını (gerekçelerini),</p></li><li><p>Gelecekte imhayı önlemek için ne gibi önlemler aldıklarını resmi olarak raporlamak zorunda kalacaklar. Bu verilerin doğruluğuna dair belgeler 5 yıl boyunca saklanacak.</p></li></ul><p><strong>4. İstisnalar Nelerdir?</strong></p><p>Her ürünün imhası tamamen yasak değil; bazı haklı ve zorunlu durumlarda imhaya izin verilecek. Belirlenen istisnalar şunlardır:</p><ul><li><p>Ürünün sağlığa zararlı veya tehlikeli kimyasallar içermesi,</p></li><li><p>Hijyen sorunları, fiziksel hasar, küf veya kontaminasyon nedeniyle onarımının teknik ya da mali açıdan imkansız olması,</p></li><li><p>Ürünün sahte olması veya fikri mülkiyet haklarını ihlal etmesi,</p></li><li><p>Tasarım ve üretim hataları nedeniyle işlevini yerine getirememesi,</p></li><li><p>Bağışlanmak istenmesine rağmen hiçbir sosyal yardım veya hayır kurumu tarafından kabul edilmemesi.</p></li></ul><p><strong>5. Sektörde Neler Değişecek? (Lüks ve Hızlı Moda)</strong></p><p>Avrupa'da her yıl üretilen tekstil ürünlerinin <strong>%4 ila %9'unun</strong> hiç giyilmeden imha edildiği tahmin ediliyor. Özellikle <em>Burberry, H&amp;M, Nike, Louis Vuitton</em> gibi markalar geçmişte marka değerini korumak, indirimli satarak "özel imajını" zedelememek veya depolama maliyetlerinden kaçınmak için stok fazlası ürünleri imha etmeleriyle gündeme gelmişti.</p><p>Yeni dönemde markalar imha yerine şu alternatiflere yönelmek zorunda:</p><ul><li><p><strong>Yeniden Kullanım ve Bağış:</strong> Satılmayan ürünlerin hayır kurumlarına bağışlanması veya ikinci el pazarlarında satılması.</p></li><li><p><strong>Geri Dönüşüm ve İleri Dönüşüm (Upcycling):</strong> Giysilerin sökülerek hammaddelerine ayrılması veya yeni tasarımlarda kullanılması.</p></li><li><p><strong>Veri Odaklı ve Esnek Üretim:</strong> Aşırı üretim (overproduction) krizini çözmek için yapay zeka destekli stok yönetimi, sipariş üzerine üretim ve daha küçük partiler halinde üretim modelleri öne çıkacak.</p></li></ul><p><strong>Türkiye'ye ve Hazır Giyim Sektörüne Etkisi</strong></p><p>Türkiye, <abbr title="1. Adalet Bakanlığı 2. Amerikan Borsası 3. Avrupa Birliği">AB</abbr>’nin en büyük hazır giyim tedarikçilerinden biridir. Bu karar, Türk tekstil üreticileri için hem büyük bir meydan okuma hem de fırsat anlamı taşıyor. Avrupalı markalar devasa stok risklerinden kaçınmak için artık Uzak Doğu'dan (Çin, Bangladeş vb.) aylar öncesinden büyük hacimli siparişler vermek yerine; <strong>coğrafi olarak yakın, esnek üretim yapabilen ve hızlı teslimat (termin) sağlayan Türkiye'yi</strong> daha fazla tercih edebilir. Ancak Türk üreticilerin de <abbr title="1. Adalet Bakanlığı 2. Amerikan Borsası 3. Avrupa Birliği">AB</abbr>'nin bu yeşil dönüşüm standartlarına ve veri takip sistemlerine hızla uyum sağlaması gerekecektir.</p><p>Kaynak: G</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1087640</guid><pubDate>Mon, 29 Jun 2026 22:05:05 +0000</pubDate></item><item><title>Bu 22 ya&#x15F;&#x131;ndaki gen&#xE7;ler, kendi &#xE7;abalar&#x131;yla milyarder olan en gen&#xE7; isimler unvan&#x131;n&#x131; Mark Zuckerberg'in elinden ald&#x131;</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1087639-bu-22-yasindaki-gencler-kendi-cabalariyla-milyarder-olan-en-genc-isimler-unvanini-mark-zuckerbergin-elinden-aldi/</link><description><![CDATA[<p><strong>Bu 22 yaşındaki gençler, kendi çabalarıyla milyarder olan en genç isimler unvanını Mark Zuckerberg'in elinden aldı</strong></p><p><img class="ipsImage ipsImage_thumbnailed ipsRichText__align--block" data-fileid="61415" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2021_11/money-3125419.thumb.jpg.a16dac062be308328baeb98d4b5bc00e.jpg" alt="money-3125419.jpg" title="" width="1000" height="667" data-full-image="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2021_11/money-3125419.jpg.a58d357a4047db757d84ff57dda6865e.jpg" data-extension="core_Attachment" loading="lazy"></p><p>Mark Zuckerberg, 2012 yılında Facebook'u halka açtığında kendi çabalarıyla milyarder olan en genç kişi unvanını kazanmıştı. Forbes'a göre, o dönemde henüz 23 yaşındaydı.</p><p>Şu anda 41 yaşında olan Zuckerberg, tahmini 208 milyar dolarlık bir servete sahip. Ancak bu rakam size etkileyici geldiyse, bir de yakın zamanda kendi çabalarıyla milyarder olan 22 yaşındaki bu üçlüden bahsedelim.</p><p>Pasif gelir elde etmek zor olmak zorunda değil. Bu işe hemen bu hafta başlayabilirsiniz.</p><p><strong>Dünyanın En Genç Milyarderleriyle Tanışın</strong></p><p>Brendan Foody, Adarsh Hiremath ve Surya Midha, henüz 22 yaşındayken dünyanın kendi çabalarıyla milyarder olan en genç isimleri arasına katıldılar. Bu üçlü, 2023 yılında kurdukları yapay zeka (<abbr title="Yapay Zeka (Artificial Intelligence)">YZ</abbr>) tabanlı işe alım girişimi Mercor'da sırasıyla CEO, Teknoloji Direktörü (CTO) ve Operasyon Direktörü (COO) olarak görev yapıyor.</p><p>Milyarderliğe giden yolculukları, Harvard ve Georgetown'daki yurt odalarında işlerini kurmalarıyla başladı. Sadece iki yıl gibi kısa bir sürede yıllık gelirlerini milyonlar seviyesine (yedi haneli rakamlara) çıkarmayı ve faaliyet alanlarını 25 farklı ülkeye genişletmeyi başardılar. Eylül 2025 itibarıyla Mercor, yıllık 500 milyon dolarlık bir gelir hızına (run rate) ulaşmıştı.</p><p>Üçlü ayrıca şirketleri için yüz milyonlarca dolarlık yatırım topladı. Felicis Ventures liderliğindeki bir yatırım turunda 350 milyon dolar fon sağladılar. Bu gelişme Ekim 2025'te gerçekleşti.</p><p>Forbes'a göre Mercor kısa süre önce 10 milyar dolarlık bir şirket değerlemesine ulaştı. Kurucu ortakların her birinin yapay zeka platformunda yaklaşık %22'lik bir hisseye sahip olduğu düşünüldüğünde, bu durum her birine yaklaşık 2,2 milyar dolarlık bir servet kazandırıyor.</p><p><strong>Dünyanın En Genç Milyarderleri</strong></p><p>Mercor'un kurucu ortakları, kendi çabalarıyla milyarder olan en genç kişiler olabilir; ancak milyarder statüsüne ulaşan en genç bireyler değiller. Mercor ekibinin bu başarısından önce yayınlanan Forbes "30 Yaş Altı 21" listesinden yola çıkarak, işte dünyanın en genç milyarderleri. Bu kişilerden sadece ikisi servetini kendi çabasıyla elde etmiştir:</p><ul><li><p>Sophie Luise Fielmann: 2,8 milyar dolar net servet (30 yaşında)</p></li><li><p>Katharina Andresen: 2 milyar dolar net servet (29 yaşında)</p></li><li><p>Ed Craven: 2,8 milyar dolar net servet (29 yaşında)</p></li><li><p>Leonardo Maria Del Vecchio: 6,6 milyar dolar net servet (29 yaşında)</p></li><li><p>Alexandra Andresen: 1,9 milyar dolar net servet (28 yaşında)</p></li><li><p>Firoz Mistry: 4 milyar dolar net servet (28 yaşında)</p></li><li><p>Alexandr Wang: 2 milyar dolar net servet (28 yaşında)</p></li><li><p>Dora Voigt de Assis: 1,2 milyar dolar net servet (27 yaşında)</p></li><li><p>Maximilian von Baumbach: 5,4 milyar dolar net servet (27 yaşında)</p></li><li><p>Zahan Mistry: 4 milyar dolar net servet (26 yaşında)</p></li><li><p>Katharina von Baumbach: 5,4 milyar dolar net servet (25 yaşında)</p></li><li><p>Maxim Tebar: 1,1 milyar dolar net servet (24 yaşında)</p></li><li><p>Remi Dassault: 2,8 milyar dolar net servet (23 yaşında)</p></li><li><p><abbr title="Last Universal Common Ancestor - Son Evrensel Ortak Ata">Luca</abbr> Del Vecchio: 6,6 milyar dolar net servet (23 yaşında)</p></li><li><p>Kim Jung-min: 1,3 milyar dolar net servet (23 yaşında)</p></li><li><p>Franz von Baumbach: 5,4 milyar dolar net servet (23 yaşında)</p></li><li><p>Kevin David Lehmann: 3,6 milyar dolar net servet (22 yaşında)</p></li><li><p>Kim Jung-youn: 1,3 milyar dolar net servet (21 yaşında)</p></li><li><p>Clemente Del Vecchio: 6,6 milyar dolar net servet (20 yaşında)</p></li><li><p>Livia Voigt de Assis: 1,2 milyar dolar net servet (20 yaşında)</p></li><li><p>Johannes von Baumbach: 5,4 milyar dolar net servet (19 yaşında)</p></li></ul><p>Kaynak: GB</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1087639</guid><pubDate>Mon, 29 Jun 2026 15:47:53 +0000</pubDate></item><item><title>&#x130;ran art&#x131;k petrol satabilir. &#xDC;retim ve sat&#x131;&#x15F; hacmini ne kadar h&#x131;zl&#x131; art&#x131;rabilir?</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1087596-i%CC%87ran-artik-petrol-satabilir-uretim-ve-satis-hacmini-ne-kadar-hizli-artirabilir/</link><description><![CDATA[<p><strong>İran artık petrol satabilir. Üretim ve satış hacmini ne kadar hızlı artırabilir?</strong></p><p><img class="ipsImage ipsImage_thumbnailed ipsRichText__align--block" data-fileid="64222" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2023_12/pumpjacks-3804889.thumb.jpg.0df1fed571d974230dc89f34b26f168b.jpg" alt="pumpjacks-3804889.jpg" title="" width="1000" height="666" data-full-image="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2023_12/pumpjacks-3804889.jpg.35311d3a4da6fb3e97aa03691697a3c6.jpg" data-extension="core_Attachment" loading="lazy"></p><p>Başkan Trump’ın İran ile yaptığı anlaşma, İslam Cumhuriyeti’nin 2018’den bu yana ilk kez ham petrol ve dizel gibi yakıtları serbest piyasada satmasına olanak tanıyacak.</p><p>Bu hafta Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından imzalanan anlaşma; yaptırımların kaldırılması ve işlemleri kolaylaştıracak bankacılık, nakliye ve sigortacılık gibi hizmetlerin önünün açılmasıyla birlikte, İran’ın petrol satışına derhal başlamasını sağlayacak.</p><p>Anlaşmanın uygulanması süreci ise henüz belirsizliğini koruyor. İsrail ile Lübnan’daki Hizbullah arasında süregelen çatışmalar, İran’ın Cuma günü yapılması planlanan görüşmeleri ertelemesine ve ardından Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapatacağını açıklamasına yol açtı. Yine de taraflar, hafta sonu teknik düzeyde görüşmeler yapmaya yönelik planlarını sürdürdü.</p><p><abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> ordusu, İran’ın petrol yükleme hacmini günlük yaklaşık 260.000 varil gibi çok düşük bir seviyeye indiren iki aylık ablukayı kaldırdığını doğruladı; bu veri, emtia ve denizcilik verileri sağlayıcısı Kpler’e dayanıyor. Nisan ayında sona eren önceki üç aylık dönemde ise İran, gemileri Basra Körfezi içinde sıkışıp kalmış olsa bile, tankerlere günlük 1,85 milyon varil petrol yüklüyordu.</p><p>İran’ın, bir kısmı <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> ve İsrail güçleri tarafından ağır darbe alan petrol sektörünü yeniden ayağa kaldırmak için kat etmesi gereken uzun bir yol var. On yıl önce, <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> ile yapılan nükleer anlaşma İran’ın petrol satışlarına getirilen kısıtlamaları kaldırdığında ülke dünyanın en büyük beşinci üreticisi konumundaydı ve 2016 yılında günde yaklaşık 4 milyon varil üretim yapıyordu.</p><p>Bu seviye, İran’ın 1979’daki İslam Devrimi öncesindeki "altın çağı"nda gerçekleştirdiği üretimin oldukça altındaydı. Ham petrol üretimi, BP ve Total gibi Batılı petrol şirketlerinin ülkede faaliyet gösterdiği 1970’lerdeki birkaç yıl boyunca günlük 6 milyon varilin üzerine çıkarak zirve yapmıştı.</p><p>1980’lerdeki yaptırımlar ve bunun ardından İran’da yaşanan beyin göçü, petrol üretiminde uzun süreli bir düşüşe neden oldu; sektör bu durumun etkilerinden hiçbir zaman tam anlamıyla kurtulamadı. İşte önümüzdeki süreçte bizi bekleyenler:</p><p><strong>Önümüzdeki Haftalar</strong></p><p>Analistler ve gemi takip uzmanlarına göre, bu hafta İran ham petrolü taşıyan birkaç tanker Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yaparken, konumlarını gizleyen diğer tankerler de radyo sinyallerini yeniden aktif hale getirdi. Bu hamleler, Trump yönetiminin Tahran'ın petrolünü pazarlamakta özgür olduğunu açıklamasının ardından geldi.</p><p>Deniz trafiğini takip eden Vortexa'nın verilerine göre, toplamda 5 milyon varil petrol taşıyan ve İran bağlantılı olan üç tanker, bu hafta <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> ablukasını aşarak Güneydoğu Asya rotasına yöneldi.</p><p>İran Petrol İhracatçıları Birliği Sözcüsü Hamid Hüseyni'ye göre Tahran, Çin'e 10 milyon varil (yaklaşık 5 süper tankere eşdeğer miktarda) petrol satışı için anlaşma sağladı. Hüseyni, bu satışların petrol ihracat akışını yeniden canlandırma yolunda atılan ilk adım olduğunu belirtti.</p><p>Barış anlaşmasının geçerliliğini koruması durumunda İran, önümüzdeki haftalarda tankerlere, ülkenin petrol merkezi konumundaki Harg Adası'nda (Kharg Island) halihazırda depolanmış olan petrolden yükleme yapacak; adadaki tanklarda 30 milyon varilden fazla petrol bulunuyor.</p><p><strong>Yakın Vadeli Zorluklar</strong></p><p>Analistlere göre İran, ancak halihazırda ham petrolle dolup taşan depolama tankları boşaltıldıktan sonra petrol üretimini önemli ölçüde artırabilir. Emtia verileri sağlayıcısı Kpler'in verilerine göre, karadaki boş depolama kapasitesi 13,5 milyon varile kadar geriledi; bu da İran'ın mevcut üretim hızlarıyla yaklaşık bir haftalık kullanılabilir kapasitesinin kaldığı anlamına geliyor.</p><p>İran petrolünü yükleyecek uygun tankerler bulmak, en azından başlangıçta zor olabilir. Okyanuslar boyunca <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">tek</abbr> seferde 2 milyon varil petrol taşıyabilen "Çok Büyük Ham Petrol Tankerleri"nin (VLCC) birçoğu, <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'nin petrol ihracatındaki artışı karşılamak üzere <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> Körfez Kıyısı'na yönlendirilmiş durumda. Bu gemilerin Basra Körfezi'ne geri dönmesi haftalar sürebilir; üstelik bu durum, ancak nakliye şirketlerinin çatışmanın gerçekten sona erdiğine ve Hürmüz Boğazı'ndan geçişin güvenli olduğuna ikna edilmesi halinde gerçekleşebilir.</p><p><strong>Anlaşma uyarınca İran'ın, boğaza bıraktığı mayınları temizlemek için 30 günü bulunuyor.</strong></p><p>Houston merkezli Lipow Oil Associates'in başkanı Andy Lipow, "Boğaz ancak gemi sahipleri 'açık' dediğinde açılır," ifadesini kullandı. Yıl Sonunda Kısmi Toparlanma</p><p>Analistler; İran, Suudi Arabistan ve diğer Körfez üreticilerinden kaynaklanan petrol üretimi ve ihracatının normale yaklaşmasının yıl sonunu, hatta 2027'nin başlarını bulabileceğini öngörüyor. Bu süreçte bile, İran'ın petrol sahalarını yeniden faaliyete geçirmesinin ne kadar zaman alacağı belirsizliğini koruyor. Petrol sahaları bombardıman hasarından büyük ölçüde etkilenmese de, boru hatları, petrokimya tesisleri ve diğer altyapı unsurları isabet aldı.</p><p>İran'ın üretimi, savaş öncesindeki günlük 3,2 milyon varil seviyesinden Mayıs ayında günlük 2,3 milyon varile geriledi. Suudi Arabistan'ın ham petrol üretimi de düşüş göstererek, dördüncü çeyrekteki günlük 10 milyon varil seviyesinden Mayıs ayında 6,9 milyon varile indi. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) verilerine göre, Birleşik Arap Emirlikleri ve Irak'taki petrol üretimi sırasıyla %38 ve %52 oranında azaldı. Söz konusu petrolün sevk edilebileceği bir çıkış noktası bulunmaması ve depolama alanlarının tükenmesi nedeniyle, bu ülkeler çok sayıda kuyuyu kapatmak zorunda kaldı.</p><p>S&amp;P Global Energy ham petrol araştırmaları birimi başkanı Jim Burkhard, "Şayet üç veya dört ay içinde üretim kapasitemizin %80 veya %90'ına geri dönersek, bölgedeki hasarlı kuyuları ve petrol tesislerini onarmak için gereken gelir de sağlanmış olacaktır," dedi. "Sanırım yıl sonuna kadar kapasitenin büyük bir kısmını geri kazanmış olacağız."</p><p><strong>2026 ve Sonrası</strong></p><p>İran'ın uzun vadeli ve önemli bir aktör statüsünü yeniden kazanıp kazanamayacağı; <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>, Çin ve Rusya'nın jeopolitik konumlanmasına bağlı.</p><p>Rystad analisti Rahul Choudhary, İran'ın faaliyeti durdurulmuş kuyuları yeniden devreye alması gerekeceğini ve bunun karmaşık bir süreç olduğunu belirtti. Choudhary ayrıca, ülkedeki petrol sahalarının birçoğunun eski olması ve üretimlerinin düşüş eğiliminde bulunması nedeniyle, arz seviyelerini korumak adına yeni kuyular açılması gerektiğini de ifade etti.</p><p>Choudhary, birçok uluslararası petrol şirketinin 2018'de İran'dan çekilmesinden bu yana ülkenin, bu düşüş eğilimini tersine çevirecek finansal güce ve teknolojiye sahip olmayan yerel yüklenicilere bel bağladığını sözlerine ekledi.</p><p>Analistlere göre İran'ın dış yatırımcıları cezbetmesi gerekecek, ancak büyük petrol şirketlerinin çoğu yatırım yapmak için sıraya girmeyecektir. <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> şirketlerinin İran'da iş yapması yıllardır yasaklı durumda; diğer Batılı şirketler ise çatışmaların aniden patlak verebileceği ve hukukun üstünlüğünün tartışmalı olduğu ülkelere girmek konusunda temkinli davranıyor.</p><p>Trump yönetimi <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'li petrol şirketlerini Venezuela'ya yatırım yapmaya teşvik ettiğinde, şirketler finansal ve güvenlik garantileri talep etmiş; ayrıca ülkenin yabancı petrol şirketleriyle çalışma şeklini düzenleyen kuralların köklü bir şekilde değiştirilmesi için baskı yapmışlardı.</p><p>Yine de <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> ile İran arasındaki gerilim, Tahran'ın küresel sahnede daha önce sanılandan daha fazla kozu olduğunu ortaya koydu.</p><p>Vortexa analisti Rohit Rathod, "İranlılar için buradan çıkarılacak en önemli ders şu: Daha önce Hürmüz Boğazı'nın kapatılamayacağına dair spekülasyonlar vardı. Ancak artık orayı kapatabileceklerini biliyorlar," dedi. "İranlılar adına bu durumun en büyük kazanımı da bu."</p><p>Kaynak: TWSJ</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1087596</guid><pubDate>Sun, 21 Jun 2026 00:32:04 +0000</pubDate></item><item><title>Asya&#x2019;n&#x131;n Yeni Ejderhas&#x131; Uyan&#x131;yor: Vietnam D&#xFC;nyay&#x131; Sarsan Ekonomik Mucizesiyle S&#xFC;per G&#xFC;&#xE7;lerin Ligine S&#x131;&#xE7;rayabilecek mi?</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1087565-asyanin-yeni-ejderhasi-uyaniyor-vietnam-dunyayi-sarsan-ekonomik-mucizesiyle-super-guclerin-ligine-sicrayabilecek-mi/</link><description><![CDATA[<p><strong>Asya’nın Yeni Ejderhası Uyanıyor: Vietnam Dünyayı Sarsan Ekonomik Mucizesiyle Süper Güçlerin Ligine Sıçrayabilecek mi?</strong></p><p></p><p><img class="ipsImage ipsImage_thumbnailed ipsRichText__align--block" data-fileid="64208" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2023_12/vietnam-1555738.thumb.jpg.99ae7e34a4a421de2055ce74199932e2.jpg" alt="vietnam-1555738.jpg" title="" width="1000" height="732" data-full-image="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2023_12/vietnam-1555738.jpg.fd09b417ed33021da07a28a1cb4296b3.jpg" data-extension="core_Attachment" loading="lazy">Vietnam'ın en hareketli metropolü Ho Chi Minh sokaklarında yürürken, her köşede bir ekonomik patlamanın ayak seslerini duyabilirsiniz. Bir dönem motosiklet ordularının istila ettiği bu sokaklarda artık turkuaz renkli, ultra modern yerli elektrikli taksiler fırtına estiriyor. Ülkenin yerli otomotiv devi <strong>VinFast</strong> tarafından üretilen bu araçlar, Vietnam’ın sadece fason üretim yapan bir yer olmaktan çıkıp küresel bir sanayi devine dönüşme hırsının en somut kanıtı.</p><p>Peki, <strong>%8'lik devasa büyüme oranıyla</strong> Güneydoğu Asya'yı sallayan Vietnam, "orta gelir tuzağını" aşarak dünyanın en zengin ülkeleri ligine yükselebilecek mi? Yoksa bu göz kamaştırıcı yükseliş büyük bir duvara mı çarpacak?</p><p><strong>Rakamlar Çıldırmış Durumda: Güneydoğu Asya’nın Yeni Kralı</strong></p><p>Vietnam ekonomisi, bölgedeki rakiplerine adeta nal toplatıyor. İşte ülkenin ulaştığı dudak uçuklatan ekonomik başarılar:</p><ul><li><p><strong>Büyüme Rekoru:</strong> Geçen yıl %8 büyüyen Vietnam, en yakın rakibi Malezya’yı (%5) ikiye katladı.</p></li><li><p><strong>Devleri Geride Bıraktı:</strong> 527 milyar dolarlık Gsyih ile Malezya ve Filipinler’i sollayan ülke, gözünü bölgenin lideri Tayland’a dikti.</p></li><li><p><strong>Borsa Şahlandı:</strong> Vietnam’ın ana borsa endeksi VN-Index, son bir yılda <strong>%35’in üzerinde</strong> değer kazandı.</p></li><li><p><strong>Küresel Fon Akışı Yolda:</strong> Finans devi FTSE Russell’ın Vietnam’ı "gelişmekte olan piyasa" seviyesine yükseltmesiyle birlikte ülkeye milyarlarca dolarlık yeni yabancı sermaye akması bekleniyor.</p></li></ul><p><strong>Büyük Hedef: Çin’in İzinden Gitmek</strong></p><p>Vietnam hükümetinin gözü çok yükseklerde. Hedef; <strong>2030’a kadar her yıl %10 büyümek</strong> ve <strong>2045 yılına kadar yüksek gelirli ülkeler</strong> statüsüne ulaşmak. Bu, kişi başına düşen milli geliri 4.500 dolardan 14.000 dolara, yani neredeyse 3 katına çıkarmak anlamına geliyor.</p><p>Tarihte komünist planlı bir ekonomiden küresel bir üretim devine dönüşerek bunu başaran <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">tek</abbr> bir ülke var: <strong>Çin</strong>. Vietnam da "68 Numaralı Karar" adını verdiği yeni reform paketiyle, Güney Kore’nin dünyayı sarsan "Chaebol" (Samsung, Hyundai gibi) devlerine benzer <strong>20 küresel dev şirket</strong> yaratmayı amaçlıyor.</p><p><strong>"Bambu Diplomasisi" ile Devler Arasında Dans</strong></p><p>Vietnam, jeopolitik krizleri fırsata çevirmeyi çok iyi başardı. <strong>"Bambu Diplomasisi"</strong> adını verdikleri esnek ama güçlü stratejiyle; <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>, Çin ve Rusya gibi birbiriyle çatışan süper güçlerin hepsiyle aynı anda dost kalmayı başarıyorlar. Özellikle <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>’ye yapılan yıllık <strong>190 milyar dolarlık ihracat</strong>, ekonominin en büyük motoru konumunda.</p><p><strong>Dikkat: Yolun Sonu Uçurum mu?</strong></p><p>Madalyonun diğer yüzünde ise Vietnamlı liderleri uykusuz bırakan çok ciddi yapısal krizler var. Uzmanlar uyarıyor: Vietnam'ın önünde aşması gereken <strong>4 devasa engel</strong> bulunuyor:</p><blockquote class="ipsQuote" cite="" data-ipsquote=""><div class="ipsQuote_contents" data-ipstruncate=""><p><strong>1. Korkunç Finansman Açığı ($200 Milyar)</strong> Ülkenin 2030'a kadar havalimanları, otoyollar ve 67 milyar dolarlık yüksek hızlı tren projesi için devasa bir altyapı yatırımına ihtiyacı var. Ancak yerel bankaların gücü buna yetmiyor. Ülkedeki katı sermaye kontrolleri (parayı içeri sokmanın kolay, dışarı çıkarmanın zor olması) yabancı yatırımcıyı korkutuyor.</p><p><strong>2. "Zengin Olmadan Önce Yaşlanmak"</strong> Vietnam halkı hızla yaşlanıyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre 2050 yılına kadar ülke nüfusunun dörtte birinden fazlası 60 yaşın üzerinde olacak. Bu durum, Vietnam'ın en büyük gücü olan "ucuz ve dinamik iş gücü" avantajını yok edebilir.</p><p><strong>3. Ücretler Artıyor, Fabrikalar Kaçıyor</strong> Ülkedeki üretim patlaması işçi bulma krizine ve maaşların yükselmesine neden oldu. Tekstil ve ucuz imalat sanayisi şimdiden Kamboçya ve Bangladeş gibi daha ucuz ülkelere kaymaya başladı. Vietnam, yüksek teknolojiye geçemezse ortada kalabilir.</p><p><strong>4. Enerji ve Verimlilik Krizi</strong> Ülkenin elektrik şebekesi halihazırda alarm veriyor. Küresel çip üreticileri ve teknoloji devleri kesintisiz enerji isterken, Vietnam hala fosil yakıtlara bağımlı. Ayrıca ortalama bir Vietnamlı işçinin verimliliği, Çin veya Güney Kore'nin hala çok gerisinde.</p></div></blockquote><p><strong>Sonuç: Gerçek Bir Başarı Açlığı</strong></p><p>Tüm bu risklere rağmen, Ho Chi Minh sokaklarındaki enerji ve girişimcilik ruhu göz ardı edilemeyecek kadar büyük. Küresel analistler, Çin yüzyılının gölgesinde Vietnam’ın kendine has, saldırgan ve başarıya aç bir ekosistem yarattığını söylüyor.</p><p>Vietnam’ın önündeki zaman daralıyor; ancak ülkenin bu muazzam dönüşüm hırsı, onları çok yakında dünyanın en yeni ekonomik süper gücü yapabilir.</p><p>Kaynak: G</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1087565</guid><pubDate>Tue, 16 Jun 2026 22:51:40 +0000</pubDate></item><item><title>Elon Musk, Amerika'n&#x131;n "y&#xFC;zde bin ihtimalle iflas edece&#x11F;ini" ve "bir &#xFC;lke olarak &#xE7;&#xF6;kece&#x11F;ini" s&#xF6;yl&#xFC;yor;</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1087537-elon-musk-amerikanin-yuzde-bin-ihtimalle-iflas-edecegini-ve-bir-ulke-olarak-cokecegini-soyluyor/</link><description><![CDATA[<p><strong>Elon Musk, Amerika'nın "yüzde 1.000 ihtimalle iflas edeceğini" ve "bir ülke olarak çökeceğini" söylüyor; işte bizi kurtarabileceğini düşündüğü çözüm</strong></p><p><img class="ipsImage ipsImage_thumbnailed ipsRichText__align--block" data-fileid="65663" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2025_05/Elon-Musk-Texas-starbase.thumb.jpg.621fd3c97ec2652826a9424efd50dbcc.jpg" alt="Elon-Musk-Texas-starbase.jpg" title="" width="1000" height="750" data-full-image="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2025_05/Elon-Musk-Texas-starbase.jpg.980b6b6f9af86c1e7cdab153ccc559b0.jpg" data-extension="core_Attachment" loading="lazy"></p><p><strong>Tesla CEO'su Elon Musk, Amerikalılar için vahim bir uyarıda bulundu.</strong></p><p>Musk, 5 Şubat'ta katıldığı Dwarkesh Podcast yayınında, ulusal borç sürekli artarken Amerika'nın hızla iflasa doğru sürüklendiğini ifade etti.</p><p>"Yapay zeka ve robotlar olmadan, bir ülke olarak yüzde 1.000 ihtimalle iflas edeceğiz ve çökeceğiz," dedi (1). "Ulusal borç sorununu başka hiçbir şey çözemez."</p><p>Hazine Bakanlığı verilerine göre, <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'nin ulusal borcu şu anda 38,96 trilyon dolar seviyesinde ve federal harcamaların gelirleri aşması nedeniyle bu borç büyümeye devam ediyor (2). 2026 mali yılının şu ana kadarki döneminde hükümet, topladığı gelirden yaklaşık 1,17 trilyon dolar daha fazla harcama yaptı (3).</p><p>Yapay zeka ve robotik alanında bir verimlilik sıçraması yaşanmadığı takdirde geleceğin karanlık bir tablo çizdiğini belirten Musk, "ulusal borç çılgınca birikmeye devam ettiği için ülkenin aslında tamamen mahvolmuş durumda" olduğunu söyledi.</p><p>Ayrıca, sadece bu borcun faizini ödemenin bile ağır bir yük haline geldiği konusunda uyardı.</p><p>"Ulusal borcun faiz ödemeleri, bir trilyon doları bulan askeri bütçeyi aşıyor. Yani sadece faiz ödemeleri için bir trilyon dolardan fazla para harcıyoruz," dedi.</p><p><strong>İran savaşı ulusal borcu nasıl hızla artırdı?</strong></p><p>Üstelik bu maliyetler daha da yükselebilir. Pentagon verilerine göre <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>, İran ile savaşın sadece ilk haftasında yaklaşık 11,3 milyar dolar harcadı (4).</p><p>Çatışmalar dördüncü ayına girerken, kamu politikası uzmanı Linda Bilmes, savaşın Amerikalılara maliyetinin 1 trilyon doların üzerinde olacağını tahmin ediyor (5).</p><p>Harvard Kennedy School ile yaptığı bir röportajda Bilmes, "Sonuç olarak, sadece faiz maliyetleri bu savaşın toplam maliyetine milyarlarca dolar ekleyecek," dedi (6). "Ve başlangıçtaki harcamaların aksine, bunlar gelecek nesillere açıkça devrettiğimiz maliyetler."</p><p>Donald Trump'ın önerdiği 2027 savunma bütçesi kapsamında maliyetler daha da yükselebilir. Yönetim, 1,5 trilyon dolarlık bir bütçe talebinde bulundu; bu, İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden bu yana askeri harcamalarda yıllık bazda görülen en büyük artış anlamına geliyor (6). Sorumlu Federal Bütçe Komitesi'ne (Committee for a Responsible Federal Budget) göre, söz konusu plan 2035 yılına kadar savunma harcamalarına yaklaşık 5 trilyon dolar ekleyebilir. Faiz maliyetleri de hesaba katıldığında, bu rakam ulusal borcu kabaca 5,8 trilyon dolar artırabilir (7).</p><p>Bir de "One Big Beautiful Bill Act" (OBBBA) yasası var. Sorumlu Federal Bütçe Komitesi, yasanın ekonomi üzerindeki dinamik etkileri de göz önüne alındığında, OBBBA'nın 2034 mali yılına kadar ulusal borca 4,2 trilyon dolar, 2035'e kadar ise 4,7 trilyon dolar ekleyeceğini öngörüyor (8).</p><p><strong>Başkaları da tehlike çanlarını çalıyor</strong></p><p>Amerika'nın borcu ve buna bağlı olarak hızla artan faiz maliyetleri konusunda endişelenen <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">tek</abbr> kişi Musk değil. Dünyanın en büyük serbest yatırım fonu (hedge fonu) olan Bridgewater Associates'in kurucusu Ray Dalio, <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'nin bir "borç ölüm sarmalına" doğru sürüklendiği konusunda uyarılarda bulundu; bu, hükümetin sırf faiz ödemek için borçlanmak zorunda kaldığı ve kendi kendini besleyen kısır bir döngü anlamına geliyor.</p><p><strong>Ancak Musk'ın aksine, Dalio resmi bir iflas öngörmüyor.</strong></p><p>Dalio, "Temerrüde düşülmeyecek; merkez bankası devreye girecek, parayı basacağız ve borcu satın alacağız," dedi. "İşte paranın değer kaybı da tam bu noktada gerçekleşiyor."</p><p>Başka bir deyişle, hükümetin elindeki dolar teknik olarak hiç tükenmeyebilir; ancak bu dolarlar hızla değer kaybedebilir. Musk geçmişte, mevcut eğilimlerin devam etmesi halinde "doların hiçbir değerinin kalmayacağı" konusunda uyarılarda bulunmuştu.</p><p>Doların değerindeki bu erime şimdiden görülüyor. Minneapolis Federal Rezerv Bankası'na göre, 2025 yılındaki 100 dolar, 1970'teki sadece 12,06 dolar ile aynı satın alma gücüne sahip (9).</p><p>İyi haber mi? Bilinçli yatırımcılar, Washington'ın mali hesapları artık tutmadığında bile servetlerini korumanın yollarını çoktan buldular.</p><p><strong>Kaotik ekonomik dönemlerde çeşitlendirme neden öne çıkıyor?</strong></p><p>Yatırımlarınızı şoklara karşı korumak adına Dalio, çeşitlendirmenin önemini vurguladı ve özellikle zamanın sınavını başarıyla geçmiş bir varlığa dikkat çekti.</p><p>Dalio, "İnsanlar genellikle portföylerinde yeterli miktarda altın bulundurmuyor," dedi. “Zor zamanlarda altın, son derece etkili bir çeşitlendirme aracıdır.”</p><p>Altın uzun zamandır başvurulan bir güvenli liman olarak görülmektedir. İtibari para birimleri gibi yoktan var edilemediği ve herhangi bir para birimine ya da ekonomiye doğrudan bağlı olmadığı için, ekonomik çalkantı veya jeopolitik belirsizlik dönemlerinde yatırımcılar sıklıkla altına yönelir; bu da altının değerini artırır.</p><p>Kaynak: MW</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1087537</guid><pubDate>Thu, 11 Jun 2026 11:12:15 +0000</pubDate></item><item><title>C&#xDC;ZDANINIZDA SON DEL&#x130;K: Amerikal&#x131;lara Kabus Gibi Haber! Hi&#xE7; Duymad&#x131;&#x11F;&#x131;n&#x131;z O Vergi Geliyor!</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1087460-cuzdaninizda-son-deli%CC%87k-amerikalilara-kabus-gibi-haber-hic-duymadiginiz-o-vergi-geliyor/</link><description><![CDATA[<p><strong>CÜZDANINIZDA SON DELİK:</strong> Amerikalılara Kabus Gibi Haber! Hiç Duymadığınız O Vergi Geliyor!</p><p><img class="ipsImage ipsImage_thumbnailed ipsRichText__align--block" data-fileid="61206" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2021_09/taxes-1015399.thumb.jpg.62d53e1ce4917dc75c73057a1371aac0.jpg" alt="taxes-1015399.jpg" title="" width="750" height="750" data-full-image="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2021_09/taxes-1015399.jpg.d3f5d0111e7c6e6666eb01459e97cafa.jpg" data-extension="core_Attachment" loading="lazy"></p><p>Amerikalılar yeni bir vergi türüne karşı uyarıldı</p><p>İran savaşı —ve bunun sonucunda yaşanan yakıt fiyatlarındaki ani artış— ekonomistlerden ve düşünce kuruluşlarından, savaşın olumsuz etkilerinin Amerikan hane halkları üzerinde fiilen yeni ve uzun vadeli bir vergi işlevi görebileceğine dair uyarıların gelmesine neden oldu.</p><p>Yetkililer, benzin fiyatlarının yanı sıra, yaklaşık üç aydır devam eden bu çatışmanın ekonomi genelinde enflasyonu körükleyebileceği ve 2026 yılında faiz oranlarının düşmesine dair umutları sınırlayabileceği yönündeki endişelerini dile getirdiler; bu endişeler, Çalışma Bakanlığı tarafından açıklanan son Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verileriyle de teyit edildi.</p><p>Söz konusu rapor, enflasyonun 2023'ten bu yana ilk kez ücret artış oranlarını geride bıraktığını ve böylece Amerikalıların geçtiğimiz yıl elde ettikleri tüm maaş zamlarının sağladığı faydayı sıfırladığını ortaya koydu.</p><p>Michigan Üniversitesi Gerald R. Ford Kamu Politikaları Okulu'ndan ekonomist ve profesör Justin Wolfers'a göre ise Amerikalılar, bu "İran vergisi" ile "aylarca, hatta muhtemelen yıllarca" baş etmek zorunda kalabilirler.</p><p><strong>Savaşın Tüketicilere Maliyeti Ne Kadar?</strong></p><p>Savaşın fiyatlar üzerindeki birincil etkisi enerji sektöründe hissediliyor. Tahran yönetiminin —küresel arzın yaklaşık yüzde 20'sinin geçiş noktası olan— Hürmüz Boğazı'ndan gemi geçişlerini engellemeye başlamasından bu yana petrol fiyatları önemli ölçüde yükseldi; bu durum da akaryakıt istasyonlarındaki yurt içi pompa fiyatlarının artmasına yol açtı.</p><p>AAA'nın verilerine göre, bir galon standart kurşunsuz benzinin ulusal ortalama fiyatı, çatışmalar başlamadan önceki 3 doların altındaki seviyeden 4,49 dolara yükseldi; ancak müzakerelerde bir uzlaşma sağlanabileceğine dair umutların etkisiyle bu fiyat son günlerde bir miktar geriledi.</p><p>Brown Üniversitesi Watson Uluslararası ve Kamu İlişkileri Okulu'ndaki araştırmacılar, tüketicilerin, çatışmaların başladığı 28 Şubat tarihinden bu yana yakıt masrafları için yaklaşık 48 milyar dolar tutarında ek ödeme yaptıklarını tahmin ediyor. Bu ek maliyetin büyük kısmı benzinden kaynaklanmakla birlikte, fiyatı benzer şekilde yüzde 50'nin üzerinde artış gösteren dizel yakıt da bu toplamın bir parçasıdır; her iki yakıt türünün yarattığı bu toplam yük, <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> hane halkları başına ortalama 364,40 dolarlık bir maliyet anlamına gelmektedir.</p><p>Amerikan Girişimcilik Enstitüsü'nde (AEI) kıdemli uzman ve siyaset bilimci olarak görev yapan Roger A. Pielke Jr.'a göre ise, benzin ile jet yakıtı ve gübre gibi diğer ürünler üzerindeki etkilerin birleşimi, hane halklarının her ay ortalama yaklaşık 410 dolar tutarında fazladan harcama yapması sonucunu doğuruyor. Amerikalıların akaryakıt pompası ve market reyonlarında yaşadığı deneyimler, tüketici enflasyonu beklentilerini yukarı yönlü itti; Michigan Üniversitesi'nin son anketinde, bir yıl sonrasına dair tahminler yüzde 4,8'e yükseldi. Ayrıca Tarım Bakanlığı'nın resmi tahminleri, bir dizi ürünün fiyatlarının da daha önce beklenenden daha fazla artacağını işaret ediyor.</p><p><strong>Analistler Uzun Vadeli Ekonomik Etkiler Konusunda Uyarıyor</strong></p><p>Yönetim, askeri hedeflerine ulaşıldığında ve savaş sona erdiğinde, benzin fiyatlarının ve savaştan etkilenen diğer tüm emtiaların fiyatlarının çatışma öncesi seviyelere geri döneceğini savunuyor.</p><p>Nisan ayı sonlarında Başkan Donald Trump, savaş biter bitmez fiyatların "<abbr title="Türk Anonim Şirketi">taş</abbr> gibi düşeceğini" söylemiş; yakın zamanda katıldığı bir etkinlikte ise katılımcılara, fiyatların "İran meselesini halleder halletmez tepe taklak olacağını" ifade etmişti.</p><p>Mayıs ayı başlarında Ulusal Ekonomi Konseyi Direktörü Kevin Hassett, özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan düzenli sevkiyatların yeniden başlamasının, yakıt maliyetlerinin "nispeten hızlı" bir şekilde ve Kasım ayındaki ara seçimlerden çok daha önce düşmesini sağlayacağını belirtmişti.</p><p><strong>Yüksek Fiyatların Hızlı Bir Sonu Görünmüyor</strong></p><p>Ancak pek çok gözlemci, hızlı bir çözüm bulunsa bile ekonomik etkilerin uzun süre devam edebileceği görüşünde.</p><p>Moody’s Analytics Başekonomisti Mark Zandi, geçen ay Newsweek'e verdiği demeçte, "Savaş yarın bitse bile, İran rejiminin Hürmüz Boğazı'nı kapatabileceği ve küresel petrol üretimini dilediği zaman sekteye uğratabileceği yönündeki endişeler nedeniyle, petrol fiyatlarında bir risk primi varlığını sürdürecektir," dedi.</p><p>Brown Üniversitesi Uluslararası Ekonomi Profesörü Mark Blyth ise Newsweek'e yaptığı açıklamada; Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının, petrolün yanı sıra plastik ve petrokimya hammaddeleri ile gübre girdilerinin tedarikini de kestiğini, bunun da çiftçiler azalan kâr marjlarıyla boğuşurken, ilerleyen süreçte gıda fiyatlarında artış yaşanmasına zemin hazırladığını ifade etti.</p><p>Blyth, "Tüm bunlar yarın durmuş olsa bile, tedarik zincirinin normalleşmesi bir yılı bulabilir," dedi.</p><p>Geçen hafta MS Now'a konuşan Wolfers ise, savaşın sona ermesinin yakıt maliyetlerinde düşüşle sonuçlanacak olsa da, bu düşüşün yönetimin öngördüğü kadar hızlı gerçekleşmeyeceğini söyledi.</p><p>Wolfers, "Beyaz Saray'dan duyduğunuz şey şu: Orta Doğu'daki durum netleşir netleşmez... göreceğimiz şey petrol fiyatlarının aşağı gelmesi olacak," dedi. O kısım doğru, ama çok hızlı düşmeyecekler.</p><p>Kaynak: NW</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1087460</guid><pubDate>Wed, 27 May 2026 11:16:56 +0000</pubDate></item><item><title>Finans D&#xFC;nyas&#x131;nda Deprem! Bill Gates Microsoft Hisselerini Neden Satt&#x131;? 33 Milyar Dolar&#x131;n Yeni Adresi...</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1087437-finans-dunyasinda-deprem-bill-gates-microsoft-hisselerini-neden-satti-33-milyar-dolarin-yeni-adresi/</link><description><![CDATA[<p><strong>Finans Dünyasında Deprem!</strong> Bill Gates Microsoft Hisselerini Neden Sattı? 33 Milyar Doların Yeni Adresi...</p><p><img class="ipsImage ipsImage_thumbnailed ipsRichText__align--block" data-fileid="65594" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2025_04/stock-market.thumb.jpeg.5e641a3702f1f615f2733ad0f4f246cb.jpeg" alt="stock-market.jpeg" title="" width="750" height="750" data-full-image="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2025_04/stock-market.jpeg.483a51123fcf6872de6dac3578c28f29.jpeg" data-extension="core_Attachment" loading="lazy"></p><p>Milyarder Bill Gates'in vakfı, Microsoft hisselerini sattı ve 33 milyar dolarlık portföyünün %43'ünü, diğer iki hisseye yatırdı</p><p><strong>Önemli Noktalar</strong></p><ul><li><p>Gates Vakfı'ndaki yatırım yöneticileri, büyüme hisselerine kıyasla değer hisselerini tercih etmektedir.</p></li><li><p>Bill Gates, gelecekte daha fazla Microsoft hissesi bağışlamayı planlamaktadır.</p></li><li><p>Vakıf portföyünün büyük kısmını oluşturan iki değer hissesi, adil değer seviyeleri civarında işlem görmektedir.</p></li></ul><p>Bill Gates, son 30 yıldır dünyanın en değerli şirketlerinden biri olan Microsoft'un (NASDAQ: MSFT) kurucu ortağı olarak tanınmaktadır. 1990'larda teknoloji hisselerindeki yükselişin ortasında serveti 100 milyar doların üzerine fırladıktan sonra Gates, hayırseverlik faaliyetlerine odaklanmak amacıyla iş dünyasından yavaş yavaş çekilmeye başlamıştır. Dünya genelinde yoksulluk, hastalık ve eşitsizlikle mücadele etmek amacıyla Gates Vakfı'nı kurmuştur.</p><p>Bugün Gates; önemli sayıda Microsoft hissesi de dahil olmak üzere, vakfa devasa meblağlar bağışlamış olmasına rağmen, servetini hâlâ 100 milyar doların üzerinde tutmaktadır. Önümüzdeki yirmi yıl içinde servetinin neredeyse tamamını bağışlamayı ve 2045 yılına gelindiğinde vakfın faaliyetlerini sonlandırmayı planlamaktadır. Vakfın bu süre zarfında 200 milyar dolardan fazla harcama yapacağını öngörmektedir.</p><p>Tüm bu harcamaları destekleyen kaynak, yaklaşık 33 milyar dolar değerinde bir halka açık hisse senedi portföyünü de bünyesinde barındıran bir tröst fonudur. Geçtiğimiz çeyrekte, fonun yönetiminden sorumlu yatırım yöneticileri, Gates'in vakfa yaptığı son Microsoft bağışından kalan son hisseleri de satmış; böylece portföyün %43'lük kısmının yalnızca iki olağanüstü hisse senedine yatırılmış halde kalmasını sağlamışlardır.</p><p><strong>Microsoft her zaman öne çıkan bir yatırım olmuştur</strong></p><p>Gates Vakfı tröst fonu, ağırlıklı olarak değer hisselerine yatırım yapmaktadır. Bu hisseler genellikle, geniş ve güçlü rekabetçi avantajlara (ekonomik hendeklere) sahip, köklü ve "sıkıcı" olarak nitelendirilebilecek işletmelere aittir. Portföyde az sayıda büyüme hissesi bulunsa da, bunlar toplam portföy içerisinde nispeten küçük bir paya sahiptir. Microsoft ise tarihsel süreçte bu durumun en büyük istisnası olmuştur.</p><p>Tröstün portföyü, büyük ölçüde Gates'in kendi kişisel portföyünü yansıtmaktadır; zira Gates'in şahsi portföyü de değer hisseleriyle doludur. Gates, Gates Vakfı'na uzun yıllardır bağışçı olarak destek veren ve Berkshire Hathaway'in (NYSE: BRKA) (NYSE: BRKB) eski CEO'su olan Warren Buffett'tan önemli ölçüde etkilenmiştir.</p><p>Bununla birlikte vakıf, Gates'in şahsi varlıkları aracılığıyla Microsoft hisselerine yönelik hâlâ önemli bir pozisyona (risk maruziyetine) sahiptir. Gates, şirketin yaklaşık 43 milyar dolar değerindeki 103 milyon hissesini elinde bulundurmaktadır. Önümüzdeki 20 yıl içinde bu hisselerin neredeyse tamamını vakfa bağışlama planları göz önüne alındığında, tröst fonu bünyesindeki Microsoft pozisyonunun azaltılması mantıklı bir adım olarak değerlendirilebilir. Yatırım yöneticisinin hisse satma kararına rağmen, Microsoft şu anda satın almak için harika bir hisse senedi gibi görünüyor. Hem bulut bilişim hem de yazılım iş kolları hızla büyüyor; yapay zeka (<abbr title="Yapay Zeka (Artificial Intelligence)">YZ</abbr>) hesaplama gücü ve hizmetlerine yönelik süregelen talep ışığında, bu büyümenin yavaşlayacağına dair herhangi bir işaret de bulunmuyor. Bu güçlü büyümeye rağmen hisseler, ileriye dönük kazançların yalnızca 25 katı bir fiyattan işlem görüyor ki bu, yüksek performans gösteren bir işletme için oldukça cazip bir fiyat seviyesidir.</p><p><strong>Gates Vakfı'nın en büyük hisse pozisyonu</strong></p><p>Gates Vakfı'nın kalan 33 milyar dolarlık portföyündeki en büyük pay, Berkshire Hathaway B Sınıfı hisselerine aittir. Warren Buffett, yıllık bağışlarının bir parçası olarak her yaz Vakfa yüklü miktarda hisse senedi bağışlamaktadır. Bu bağışın <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">tek</abbr> şartı; Vakfın, bağışlanan hisselerin toplam değerini ve buna ek olarak kalan varlıklarının %5'ini her yıl harcaması zorunluluğudur. Berkshire hisselerinin değeri yükseldikçe, bu şartı yerine getirmek giderek daha zorlu bir hedef haline gelmiştir.</p><p>Yine de yatırım yöneticileri, yıllar içinde ellerinde önemli miktarda Berkshire hissesi tutmayı başarabilmişlerdir. Zaman zaman ellerindeki hisselerin bir kısmını satsalar da, Buffett bu "hisse havuzunu" sürekli olarak yeniden doldurmaktadır. Vakfın SEC'e (<abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu) yaptığı en son 13F bildirimine ve mevcut hisse fiyatlarına göre, bu hisse senedi şu anda portföyün yaklaşık %25'ini oluşturmaktadır.</p><p>Berkshire Hathaway, yeni CEO Greg Abel yönetiminde ilk çeyrekte sağlam finansal sonuçlar elde etti. Şirketin sigorta taahhüt iş kolu, geçen yıl Kaliforniya'da yaşanan orman yangınlarının ardından kârlarında bir iyileşme kaydetti. Ayrıca, Abel'ın Şubat ayında hissedarlara gönderdiği ilk mektupta özellikle vurguladığı bir alan olan demiryolu işletmeciliği kolunda da faaliyet kâr marjını artırma yönünde ilerleme kaydediliyor. Güçlü faaliyet kârları sayesinde bilançodaki net nakit yığını artmaya devam etse de, Abel yatırım portföyünde de bazı önemli hamlelere imza attı.</p><p>Hisse senedinin fiyatı, 1,4 gibi oldukça cazip bir "fiyat/defter değeri" oranına geriledi. Bu seviye, hissenin son üç yıl içinde işlem gördüğü en düşük seviyelere oldukça yakındır; bu da hisse senedi toplamak için şu anın oldukça elverişli bir zaman olduğunu göstermektedir. Abel, ilk çeyrekte küçük çaplı bir hisse geri alımı gerçekleştirdi; ancak bu işlem, kayda değer büyüklükte değildi. Bu durum, Abel'ın, şirketin piyasada işlem gören hisse senedi portföyünün büyük bir kısmının hâlâ aşırı değerlenmiş olduğuna inandığının bir işareti olabilir. Yine de, daha az muhafazakâr bir yatırımcı profiline sahip olanlar, bu hisse senedini şu anki seviyelerinde cazip bulabilirler.</p><p><strong>Portföyde en uzun süredir tutulan hisselerden biri</strong></p><p>Gates Vakfı tröstündeki en büyük ikinci pozisyon, eski adıyla Waste Management olan WM'dir (NYSE: WM). WM; geniş bir rekabetçi hendekle (competitive moat) çevrili, büyük ve baskın bir şirket olmasıyla, tam da Gates veya Buffett'ın ilgisini çekecek türden bir işletmedir. Onlarca yıldır Gates Vakfı tröstünde yer almakta olup, yıllar içinde nispeten az sayıda satış işlemi görmüştür. Şu anda portföyün toplam değerinin yaklaşık %18'ini oluşturmaktadır.</p><p>Şirketin rekabetçi hendeği, 262 aktif katı atık depolama sahasını içeren, eşsiz depolama sahası portföyünden kaynaklanmaktadır. Şirket ayrıca, 18 adet tıbbi atık yakma tesisine ve ağını destekleyen bir avuç başka tesise de sahiptir. WM, aynı zamanda; daha az kamyonla, daha kısa sürede ve daha fazla haneye hizmet verebilmek adına daha yoğun rotalar oluşturmasına olanak tanıyan devasa ölçeğinden de faydalanmaktadır.</p><p>Bu durum, zaman içinde güçlü bir kâr marjı genişlemesine yol açmıştır. Geçtiğimiz çeyrekte, FAVÖK (faiz, vergi, amortisman ve itfa payı öncesi kâr) marjı, yıllık bazda 70 baz puan artışla %29,8'e yükselmiştir. Bu artış; maliyet optimizasyonları ve yenilenebilir doğal gaz üretimi alanındaki çalışmalarla desteklenmiş, ancak olumsuz hava koşulları nedeniyle kısmen dengelenmiştir. Yatırımcılar; şirketin fiyatlandırma gücü ve sürdürülebilir enerji ile tıbbi atık yönetimi gibi yeni iş kollarının ölçeklenmesi sayesinde, kâr marjı genişlemesinin devam etmesini beklemelidir.</p><p>Hisse senedi, kazanç beklentilerinin yaklaşık 27 katı bir fiyatla işlem görmektedir ki bu, nispeten yavaş büyüyen bir işletme için ödenen primli bir fiyattır. Ancak sahip olunan güçlü rekabet avantajları, öngörülebilir gelir ve serbest nakit akışı yaratmakta; bu da işletme için gelecekte ek büyüme fırsatları sağlamaktadır. Aslına bakarsanız hisse, diğer atık taşıma şirketlerine kıyasla nispeten iskontolu bir fiyatla işlem görmektedir. Böylesine harika bir işletme için ödenen bu bedel, oldukça küçük bir primdir.</p><p>Kaynak: TMF</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1087437</guid><pubDate>Mon, 25 May 2026 10:35:41 +0000</pubDate></item><item><title>UZAYDA ASIRLIK DEVR&#x130;M: ELON MUSK G&#xD6;Z&#xDC;N&#xDC; BORSAYA D&#x130;KT&#x130;, SPACEX HALKA ARZ &#x130;&#xC7;&#x130;N D&#xDC;&#x11E;MEYE BASTI!</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1087417-uzayda-asirlik-devri%CC%87m-elon-musk-gozunu-borsaya-di%CC%87kti%CC%87-spacex-halka-arz-i%CC%87ci%CC%87n-dugmeye-basti/</link><description><![CDATA[<p><strong>UZAYDA ASIRLIK DEVRİM: ELON MUSK GÖZÜNÜ BORSAYA DİKTİ</strong>, SPACEX HALKA ARZ İÇİN DÜĞMEYE BASTI!</p><p><img class="ipsImage ipsRichText__align--block" data-fileid="65768" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2025_06/Nationalize-SpaceX-Starlink.jpg.ecc88fb36ac51eb6a8406d0fafe57ffe.jpg" alt="Nationalize-SpaceX-Starlink.jpg" title="" width="720" height="714" data-extension="core_Attachment" loading="lazy"></p><p>SpaceX, roket şirketi piyasaya çıkışına hazırlanırken halka arz başvurusunda bulundu</p><p>Elon Musk'ın sahibi olduğu roket üreticisi SpaceX, uzay, yapay zeka ve uydu girişimleri için daha fazla sermaye toplama adımları atarken, Çarşamba günü halka arz başvurusunda bulundu.</p><p>Bu hamle, SpaceX'in geçen ay Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'na (SEC) gizli bir halka arz başvurusu yapmasının ardından geldi. SpaceX ne kadar sermaye toplamayı hedeflediğini açıklamadı; ancak önceki tahminler bu miktarın 75 milyar dolara kadar çıkabileceğini öne sürüyordu.</p><p>SpaceX'in halka arzı, şu anda rekoru elinde bulunduran Saudi Aramco'yu geride bırakarak tarihin en büyük halka arzı olabilir. Yatırım bankası Renaissance Capital'ın verilerine göre, Suudi Arabistan merkezli devlete ait petrol ve doğal gaz şirketi Saudi Aramco, 2019 yılındaki halka arzında 25,6 milyar dolar toplamıştı.</p><p>SpaceX, menkul kıymetlere ilişkin yaptığı bir bildirimde, Nasdaq Composite borsasında "SPCX" borsa kodu altında işlem göreceğini belirtti.</p><p>Teksas merkezli şirket, konuyla ilgili yorum talebine henüz yanıt vermedi.</p><p><strong>Gezegenler arası hedefler</strong></p><p>Musk, SpaceX'i uzay araçları geliştirmek ve fırlatmak amacıyla 2002 yılında kurdu. Teksas merkezli şirket, aynı zamanda Musk'ın yapay zeka şirketi xAI'ın ve uydu şirketi Starlink'in de sahibi konumunda.</p><p>SpaceX'in başvuru belgelerine göre şirket, geçen yıl elde ettiği 18,7 milyar dolarlık gelire karşılık, operasyonlarından kaynaklanan 2,6 milyar dolarlık bir zarar kaydetti. SpaceX, 2026 yılının ilk üç ayında ise yaklaşık 4,7 milyar dolar gelir elde etti.</p><p>Şirketin uzayla ilgili gelirlerinin büyük bir kısmı; ticari ve kamu müşterileri adına Falcon 9, Falcon Heavy ve Dragon roketleri ile uzay araçlarının fırlatılması ve işletilmesinden sağlanıyor.</p><p>Şirket başvuru dosyasında, "SpaceX'in yeniden kullanılabilir roketlerinin, ölçeklenebilir uydu üretim kapasitesinin ve operasyonel uzmanlığının; yörünge tabanlı veri merkezleri için —potansiyel olarak milyonlarca uydudan oluşabilecek— devasa yapay zeka işlem gücüne sahip uydu takımlarının, uygun maliyetli ve hızlı bir şekilde yörüngeye yerleştirilmesine olanak tanıyacağına inanıyoruz," ifadelerine yer verdi.</p><p>SpaceX, ürün ve hizmetleri için 28 trilyon doların üzerinde bir değere sahip, devasa bir potansiyel pazar öngörüyor. Bu pazar; uzay girişimleri için 370 milyar dolar, geniş bant hizmetleri için 1,6 trilyon dolar, yapay zeka hizmetleri için 26,5 trilyon dolar, kurumsal teknoloji alanında yaklaşık 23 trilyon dolar ve dijital reklamcılık alanında 600 milyar dolarlık payları kapsıyor. Halka arz izahnamesi, SpaceX'in uzay kolonileri kurmak da dahil olmak üzere daha geniş kapsamlı hedeflerinin altını çiziyor.</p><p>SpaceX, ilgili dosyada yaptığı açıklamada, "Misyonumuz; yaşamı çok gezegenli hale getirmek, evrenin gerçek doğasını kavramak ve bilincin ışığını yıldızlara taşımak için gerekli sistemleri ve teknolojileri inşa etmektir," ifadelerine yer verdi.</p><p><strong>SpaceX-Tesla birleşmesi mi?</strong></p><p>Halka arzdan elde edilecek fonlar, Musk'ın uzaya veri merkezleri yerleştirmek ve muhtemelen Mars'a insan göndermek gibi diğer iddialı projelerini finanse etmesine yardımcı olabilir. Ayrıca bu fonlar, dünyanın en zengin insanı olan Musk'ın, tarihteki ilk trilyoner unvanını kazanmasına da zemin hazırlayabilir.</p><p>Bu tür projeler, aşılması güç zorluklarla karşı karşıya bulunuyor. Wall Street analisti Adam Crisafulli, müşterilerine gönderdiği bir notta şu değerlendirmeyi yaptı: "Sorun şu ki; uzay tabanlı veri merkezlerinin hayata geçeceği hiç de kesin değil. Pek çok uzman, bu merkezleri sadece şu an için değil, (en azından) önümüzdeki birkaç yıl boyunca da hem operasyonel hem de ekonomik açıdan uygulanabilir olmaktan uzak görüyor."</p><p>Wedbush Securities'e göre Musk, halka arzın ardından SpaceX'teki CEO, Baş Teknoloji Sorumlusu ve Yönetim Kurulu Başkanı unvanlarını korumanın yanı sıra, şirket üzerindeki oy gücü çoğunluğunu da elinde bulundurmaya devam edecek.</p><p>Wedbush analistleri, bir araştırma notunda şu görüşlere yer verdi: "Musk, yapay zekâ ekosisteminin daha büyük bir kısmına sahip olmak ve bu kısmı kontrol etmek istiyor. Bu doğrultuda, adım adım ilerlenen süreçte 'kutsal kâse' niteliğindeki nihai hedef; yapay zekâ devrimine öncülük etmeye aday bu iki yıkıcı teknoloji devinin —SpaceX ve Tesla'nın— aralarındaki bağlantı dokusunu güçlendirecek bir biçimde birleştirilmesi olabilir."</p><p>Kaynak: CBS</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1087417</guid><pubDate>Thu, 21 May 2026 10:38:01 +0000</pubDate></item><item><title>Neden bu kadar &#xE7;ok ABD'li CEO, Trump ile birlikte &#xC7;in'de bulunuyor ve ne istiyorlar?</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1087379-neden-bu-kadar-cok-abdli-ceo-trump-ile-birlikte-cinde-bulunuyor-ve-ne-istiyorlar/</link><description><![CDATA[<p><strong>Neden bu kadar çok <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'li CEO, Trump ile birlikte Çin'de bulunuyor ve ne istiyorlar?</strong></p><p><img class="ipsImage ipsRichText__align--block" data-fileid="66845" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2026_05/trump-ceos-china.jpg.9d520ce893c374838fccdd538fb6c617.jpg" alt="trump-ceos-china.jpg" title="" width="800" height="604" loading="lazy"></p><p>Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Başkan Trump ile birlikte Çin'e seyahat eden <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'li CEO'lara, ülkesinin Amerikan işletmelerine kapılarını daha da açacağını söyledi; bu, dünyanın en büyük ikinci ekonomisindeki varlıklarını genişletmeye hevesli şirket liderleri için kilit bir hedef niteliğinde.</p><p>Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan Perşembe günü yapılan açıklamaya göre Xi; Apple CEO'su Tim Cook, Tesla CEO'su Elon Musk ve Nvidia CEO'su Jensen Huang'ın da aralarında bulunduğu üst düzey yöneticiler heyetiyle görüştü. Toplam net servetleri 1 trilyon dolara yaklaşan bu yöneticiler, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasında yıllardır süren ticari anlaşmazlıklara rağmen, Çin'de önemli çıkarları bulunan şirketlerin başında yer alıyor.</p><p>Çin'in daha fazla yabancı işletmeyi ağırlama taahhüdü; Trump yönetiminin geçen yıl, Bay Trump'ın Çin'in "bizi kandırdığını" söylemesinin ardından Çin ithalatına uygulanan gümrük vergilerini %125'e varan oranlarda artırma hamlesi de dahil olmak üzere, <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> ile yıllardır tırmanışta olan ticari gerilimlerin ardından geldi.</p><p>Yine de <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'li şirketler; <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> ve diğer gelişmiş ekonomilerdeki mali sıkıntı yaşayan tüketicilerden kâr elde etmenin giderek zorlaştığı bir dönemde bile, Çin'in genişleyen orta sınıfını ve devasa tüketici tabanını kritik büyüme pazarları olarak görmeye devam ediyor.</p><p>Beyaz Saray, birkaç Amerikalı iş dünyası liderinin, <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> ve Çinli yetkililer arasında gerçekleşen daha kapsamlı bir toplantının bir bölümüne katıldığını bildirdi.</p><p>Beyaz Saray'dan bir yetkili, toplantıya ilişkin yapılan bilgilendirmede, "İki taraf, Amerikan işletmelerinin Çin pazarına erişiminin genişletilmesi ve Çin yatırımlarının artırılması da dahil olmak üzere, ülkeler arasındaki ekonomik işbirliğini geliştirmenin yollarını görüştü," ifadelerine yer verdi.</p><p><strong>Bay Trump'a eşlik eden CEO'lar şunlar:</strong></p><ul><li><p>Cristiano Amon, Qualcomm CEO'su</p></li><li><p>Tim Cook, Apple CEO'su</p></li><li><p>Lawrence Culp Jr., GE Aerospace CEO'su</p></li><li><p>Larry Fink, BlackRock CEO'su</p></li><li><p>Jane Fraser, Citigroup CEO'su</p></li><li><p>Jensen Huang, Nvidia CEO'su</p></li><li><p>Ryan McInerney, Visa CEO'su</p></li><li><p>Sanjay Mehrotra, Micron Technology CEO'su</p></li><li><p>Michael Miebach, Mastercard CEO'su</p></li><li><p>Elon Musk, Tesla ve SpaceX CEO'su</p></li><li><p>Kelly Ortberg, Boeing CEO'su</p></li><li><p>Stephen Schwarzman, Blackstone CEO'su</p></li><li><p>Brian Sikes, Cargill CEO'su</p></li><li><p>David Solomon, Goldman Sachs CEO'su</p></li><li><p>Jacob Thaysen, Illumina CEO'su</p></li></ul><p>Uzlaşma işaretleri mi? Siyasi risk danışmanlığı firması Eurasia Group analistlerine göre, görüşmelere katılan CEO'ların izlenimlerine dayanarak, Çin <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> ile arasındaki ekonomik gerilimleri hafifletmek adına çeşitli adımlar atabilir.</p><p>Analistler bir raporda, "İki tarafın; Çin'in <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> tarım ürünleri (sığır eti dahil), Boeing uçakları ve enerji ürünleri satın alımları da dahil olmak üzere, hassas olmayan sektörlerde ticareti artıracak ve gümrük tarifelerinde düzenlemelere gidecek adımlar açıklamasını beklemeye devam ediyoruz," ifadelerine yer verdi.</p><p>Eurasia Group'a göre Çin ayrıca, yabancı finansal hizmet firmalarına yönelik kısıtlamaları gevşetebilir, antitröst (rekabet) engellerini azaltabilir veya Tesla örneğinde olduğu gibi, elektrikli otomobil üreticisine tam otonom sürüş teknolojisini devreye sokması için yeşil ışık yakabilir.</p><p>Bu seyahat, Bay Trump'a eşlik eden CEO'lardan bazıları —Boeing CEO'su Kelly Ortberg de dahil olmak üzere— için şimdiden meyvelerini veriyor olabilir. Perşembe günü Başkan Trump, Fox News sunucusu Sean Hannity'ye verdiği demeçte, Çin'in 200 adet Boeing 737 Max uçağı satın almayı kabul ettiğini; bu sayının, daha önce yapılan 50 uçaklık anlaşmanın üzerine çıktığını belirtti.</p><p>Bay Trump ayrıca, Xi'nin daha fazla soya fasulyesi satın almayı da kabul ettiğini söyledi; bu gelişme, Çin'in bir yıl önce bu kilit tarımsal ihracat ürününün alımlarını durdurma yönünde aldığı misilleme kararı nedeniyle zarar gören <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'li çiftçiler için büyük bir kazanım niteliği taşıyor.</p><p>Şimdilik bu tür anlaşmalar yalnızca sözlü taahhütler düzeyinde kalmakta olup, bunların hayata geçeceğine dair herhangi bir garanti bulunmamaktadır.</p><p>Örneğin Capital Economics analistleri, Bay Trump'ın 2017 yılında Çin'e gerçekleştirdiği seyahat sırasında, China Energy Investment Corporation'ın (Çin Enerji Yatırım Şirketi) Batı Virginia'daki şeyl gazı geliştirme ve kimyasal üretim projelerine yaklaşık 84 milyar dolar yatırım yapmayı kabul ettiğini hatırlatıyor. Ancak bu planlar, takip eden yıllarda <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> ile Çin arasında tırmanan gerilimlerin gölgesinde akamete uğradı.</p><p><strong>Tarihi emsaller</strong></p><p>İş dünyası liderlerinin, <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> başkanlarına kritik öneme sahip yurt dışı gezilerinde veya ticaret heyetlerinde eşlik etmesine dair pek çok tarihi örnek mevcuttur.</p><p>Örneğin, Başkan Obama'nın 2015 yılındaki Hindistan ziyareti sırasında, ikili ticaret ve yatırımları genişletmek amacıyla düzenlenen bir zirveye onlarca <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'li CEO katılmıştır. 2000 yılında ise Başkan Bill Clinton; General Motors, IBM ve Microsoft temsilcileri de dahil olmak üzere, <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'nin önde gelen yöneticilerini Hindistan'a götürmüştür.</p><p><strong>Bay Trump, 2017 yılında Çin'i ziyaret ettiğinde; kendisine, <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'nin önde gelen bankalarının, enerji şirketlerinin ve teknoloji firmalarının liderleri eşlik etmiştir.</strong></p><p>"CEO'ların Başkan ile birlikte seyahat etmesi alışılmadık bir durum değildir; bence bu durum, Çin-<abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> ilişkilerinin, söz konusu ülkeler arasındaki ticari ilişkilere büyük ölçüde bağımlı olduğunun bir göstergesidir," ifadelerini kullandı. Zandi, sözlerine şöyle devam etti: "Bizler, gezegenin en büyük iki ekonomisiyiz; birbirimizle kurduğumuz etkileşim biçimi, hem kendi ekonomilerimizin hem de küresel ekonominin nasıl bir performans sergileyeceğini büyük ölçüde belirlemektedir."</p><p>Ayrıca, üst düzey yöneticilerin sırf orada bulunmalarının bile, <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> şirketleri ile Çinli yetkililer ve iş dünyası liderleri arasındaki "iletişim kanallarını açmaya" yardımcı olabileceğini sözlerine ekledi.</p><p>"Bence burada başarı çıtası çok da yüksek tutulmamalı," dedi. "<abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">Tek</abbr> yapmaları gereken; artık hızlıca iletişim kurabilecekleri bir kanala sahip olduklarını ve birbirlerine güvenebileceklerini düşünerek oradan ayrılmaktır."</p><p><strong>Uçaktaki koltuklar</strong></p><p>Dış ilişkiler uzmanı ve Virginia Üniversitesi bünyesindeki Miller Center'ın kıdemli öğretim üyesi siyaset bilimci John Owen IV; Tesla'dan Musk ve Nvidia'dan Huang'ın Bay Trump'a yaptığı gibi, yöneticilerin başkanlara Air Force One uçağında eşlik etmesinin daha nadir görülen bir durum olduğunu —yine de bunun da bir ilk teşkil etmediğini— belirtti.</p><p>Owen, "Başkan ile birlikte Pekin'e uçmak, o uçakta bir koltuk kapmak son derece değerli bir ayrıcalıktır; ancak bu durum, beraberinde yolsuzluk potansiyelini de barındırmaktadır," dedi.</p><p>Owen ayrıca; Bay Trump'ın 2025 yılındaki yemin töreninde, kendisiyle aynı ortamda ve ön sıralarda yer alan üst düzey CEO'lara dikkat çekerek, "Bu durum, Trump'ın iş dünyası liderleriyle kurduğu ilişkileri yönetme biçimiyle tutarlı görünüyor," yorumunda bulundu. Çipler ve Yapay Zeka</p><p>Bay Trump'a eşlik eden <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'li CEO'lar için daha geniş kapsamlı hedefler; Çinli tüketicilere ve işletmelere yönelik satışları artırmanın yanı sıra, şirketlerinin kilit üretim ve ticaret anlaşmalarını kazanacak şekilde konumlandırılmasını sağlamayı da içeriyor.</p><p>Örneğin Apple, Huawei ve Xiaomi gibi yerel rakiplerden gelen yoğun rekabetle karşı karşıya olmasına rağmen, Çin'deki en büyük akıllı telefon markası konumunda. Merkezi Cupertino, Kaliforniya'da bulunan şirket ayrıca, dünya çapına sevk edilen ürünlerinin büyük kısmını üretmek için, dünyanın en büyük sözleşmeli elektronik üreticisi olan Foxconn gibi Çinli ortaklara güveniyor.</p><p>Wedbush Securities analisti Dan Ives, yayımladığı bir raporda, yarı iletken devi Nvidia'nın; <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'nin ihracat kontrollerinin gelişmiş çiplerinin satışlarını tehdit etmesi üzerine, Çin'in yapay zeka pazarına daha geniş erişim sağlamaya çalıştığını belirtti. Bu tür bir erişim arayışı, tam da Çinli firmaların yerli alternatifler geliştirmek için kıyasıya bir yarış içinde olduğu bir dönemde gerçekleşiyor.</p><p>Ives, "Tehlikede olan şey sadece <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">tek</abbr> bir seyahat veya <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">tek</abbr> bir manşet değil; yapay zeka tedarik zincirlerinin yönü, gelecekteki ihracat kontrollerinin şekli ve <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'nin çip liderliğinin Çin pazarında ne ölçüde kâra dönüştürülebilir kalacağıdır," dedi.</p><p><strong>Kritik Erişim</strong></p><p>Bu ticaret gezisinde; BlackRock CEO'su Larry Fink ve Citigroup CEO'su Jane Fraser'ın da aralarında bulunduğu, <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'nin önde gelen birçok finans şirketi de temsil ediliyor.</p><p>BlackRock, hem Washington hem de Pekin'de artan siyasi incelemelerle baş etmeye çalışırken, Çin'in hızla büyüyen servet yönetimi ve emeklilik pazarlarına daha geniş erişim sağlamayı hedefliyor. Citigroup ise, kısmen müşterilerinin sınır ötesi işlemlere katılmasını kolaylaştırmak amacıyla, Çin'in finansal pazarlarına daha geniş erişim talep ediyor.</p><p>Fraser geçen yıl Bloomberg News'a verdiği demeçte, "Burada neler olup bittiğini anlamak için Çin'e gelen çok sayıda yatırımcı ve şirketten büyük bir ilgi gördük; aynı zamanda artık dış pazarlara çok daha fazla yönelen Çinli şirketlerin ve yatırımcıların da ilgisi büyük," ifadelerini kullandı.</p><p><abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'li yetkililerle birlikte Çin'de bulunan üst düzey yöneticiler arasında, bu gezideki biyoteknoloji sektörünün <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">tek</abbr> temsilcisi olan Jacob Thaysen de yer alıyor. Thaysen geçen yıl Bloomberg'e yaptığı açıklamada, ihracat kısıtlamalarının Illumina'nın Çin'deki DNA dizileme teknolojisi satışlarına zarar verdiğini belirtmişti.</p><p>Kaynak: CBS</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1087379</guid><pubDate>Fri, 15 May 2026 10:31:40 +0000</pubDate></item><item><title>&#x130;ran kaynakl&#x131; enerji &#x15F;oklar&#x131;n&#x131;n ikinci dalgas&#x131; Asya'y&#x131; ve d&#xFC;nyay&#x131; vurmak &#xFC;zere. Peki piyasalar neden tepki vermiyor?</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1087358-i%CC%87ran-kaynakli-enerji-soklarinin-ikinci-dalgasi-asyayi-ve-dunyayi-vurmak-uzere-peki-piyasalar-neden-tepki-vermiyor/</link><description><![CDATA[<p><strong>İran kaynaklı enerji şoklarının ikinci dalgası Asya'yı ve dünyayı vurmak üzere. Peki piyasalar neden tepki vermiyor?</strong></p><p><img class="ipsImage ipsImage_thumbnailed ipsRichText__align--block" data-fileid="63106" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2023_03/pump-jack-848300.thumb.jpg.93db8dae610c174eb72117153db9e499.jpg" alt="pump-jack-848300.jpg" title="" width="1000" height="562" data-full-image="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2023_03/pump-jack-848300.jpg.1545552622fca19486963f82a7bf1750.jpg" data-extension="core_Attachment" loading="lazy"></p><p>Küresel petrol stokları son sekiz yılın en düşük seviyesine yaklaşıyor; Goldman Sachs analistleri, stokların Mayıs ayı sonuna kadar küresel talebin 98 günlük karşılığına denk gelen bir seviyeye gerileyebileceğini tahmin ediyor.</p><p><strong>Yine de piyasalara bakıldığında, tablo nispeten iyimser görünüyor.</strong></p><p>Brent ham petrol fiyatları, Nisan ayında İran savaşı sonrası ulaşılan 126 dolarlık zirve seviyesinden gerileyerek, varil başına 100 dolar civarında seyrediyor. West Texas Intermediate (WTI) ham petrolü de geçtiğimiz hafta varil başına 100 dolar civarında işlem gördü; bu seviye, 7 Nisan'da ulaşılan 113 dolarlık zirvenin altında kalıyor. (Her iki gösterge petrol türü de hâlâ savaş öncesi seviyelerinin oldukça üzerinde bulunuyor.)</p><p>Singapur'daki Nanyang Teknoloji Üniversitesi'nde (NTU) operasyon yönetimi doçenti olan Chen Chien-Ming, "Piyasa aşırı bir rahatlık içine girdi," diyor. "Ortada açıkça bir petrol kıtlığı var; ancak vadeli işlem piyasası, piyasayı hareketlendiren manşetlerin ve yatırımcıların savaşın yakında sona ereceğine dair besledikleri iyimser beklentilerin etkisiyle ciddi ölçüde baskılanıyor."</p><p>Uzmanlar ve analistler, Hürmüz Boğazı'nın Haziran ayı sonuna kadar kapalı kalması durumunda petrol fiyatlarının varil başına 150 doların üzerine fırlayabileceğini tahmin ediyor. Chen'in hesaplamalarına göre, savaş öncesi dönemde Hürmüz Boğazı'ndan her gün 20 milyon varil petrol geçişi gerçekleşiyordu; Boğaz'ın yaklaşık 70 gündür kapalı olması nedeniyle, oluşan arz açığı şu an 1 milyar varili aşmış durumda.</p><p>Orta Doğu'dan sağlanan yakıta derinlemesine bağımlı olan Asya bölgesi, bu durum karşısında özellikle büyük bir risk altında. INSEAD işletme okulunda ekonomi ve siyaset bilimi profesörü olan Dutt Pushan, "Asya en büyük riskle karşı karşıya; zira Malezya ve Endonezya dışındaki bölge ülkelerinin çoğu, büyük ölçekli petrol ithalatçıları," diyor. "Ayrıca bu ülkeler yoğun bir sanayileşme sürecinden geçmiş durumdalar; dolayısıyla büyük miktarlarda doğal gaz ve elektriğe ihtiyaç duyuyorlar."</p><p>Uzun süreli bir arz kesintisi, bölgedeki daha kırılgan ekonomilerden bazılarını resesyona sürükleyebileceği gibi, yüz milyonlarca insanın gıda ve yakıt masraflarının da ciddi oranda artmasına yol açabilir.</p><p><strong>Finansal Piyasalar ve Fiziksel Gerçeklik Arasındaki Çatışma</strong></p><p>JPMorgan analistleri, 30 Nisan tarihli bir notlarında, küresel petrol stoklarının İran çatışmasının başladığı döneme girerken "nispeten güçlü bir durumda" olduğunu belirtmişlerdi. Bu stok tamponu, küresel enerji fiyatlarındaki artışın şiddetini yumuşatarak bir tür "şok emici" işlevi gördü. NTU'dan Chen, "Fiyatlar henüz bunaltıcı düzeyde değil," diyor. "Henüz geri dönüşü olmayan bir noktaya ulaşmadık."</p><p>Ancak o nokta hızla yaklaşıyor. JPMorgan, depolarda bulunan 8,4 milyar varil petrolün içinden, tüm sistemi operasyonel bir stres altına sokmadan gerçekçi bir şekilde kullanılabilecek kısmın yalnızca 800 milyon varil olduğunu tahmin ediyor. Nisan ayı sonu itibarıyla hükümetler, çatışmanın etkisini hafifletmek amacıyla halihazırda 280 milyon varil petrolü piyasaya sürmüş durumda.</p><p>JPMorgan analistleri —küresel emtia araştırmaları başkanı Natasha Kaneva liderliğinde— kaleme aldıkları notta, "Yüzer depolama kapasitesi (denizdeki tankerler) hızlıca devreye sokulabilir; ancak kara depolarındaki stokların yalnızca bir kısmı —yaklaşık 580 milyon varil— kolayca erişilebilir durumdadır," ifadelerine yer verdi. "Geri kalan kısım ise boru hatlarını dolduran petroller, tanklardaki asgari doluluk seviyeleri ve diğer operasyonel kısıtlamalar nedeniyle fiilen kilitlenmiş durumdadır."</p><p>Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı işgali de petrol fiyatlarını yukarı yönlü hareketlendirmişti; ancak uzmanlar, bugünkü aksamanın, o çatışmanın başlamasının ardından yaşananlardan kategorik olarak farklı olduğu görüşünde. O dönemdeki ani fiyat artışları, petrol arzında yaşanan herhangi bir kesintiden ziyade, Rus petrolüne uygulanan yaptırımlardan kaynaklanıyordu.</p><p>Wood Mackenzie danışmanlık firmasının Asya-Pasifik rafineri ve petrol araştırmaları direktörü Sushant Gupta, "Rusya, alıcı bulabildiği pazarlara petrol varillerini yine de ulaştırabiliyordu," diyor. "Rusya-Ukrayna savaşını İran ile yaşanan çatışmayla kıyaslayamayız; zira İran örneğinde, iki aylık bir süre boyunca fiziksel bir arz kaybına tanıklık ediyoruz."</p><p><strong>‘Backwardation’ (Geriye Dönük Fiyatlama) İçindeki Bir Piyasa</strong></p><p>Petrol stoklarındaki sert düşüşe rağmen Gupta, piyasanın “backwardation” (geriye dönük fiyatlama) içinde olduğunu; bunun da, vadeli işlem fiyatlarının mevcut fiyatlardan daha düşük olduğu anlamına geldiğini belirtiyor. Bu senaryo, kısmen, <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>-İran çatışmasının yakında sona ereceğine dair yatırımcı iyimserliğinden kaynaklanıyor.</p><p>Gupta, “Piyasa algısı, bu çatışmanın nihayetinde sona ereceği ve Orta Doğu petrolünün yeniden akmaya başlayacağı yönünde,” diye açıklıyor ve Wood Mackenzie’nin, petrol akışının Mayıs ayı sonuna kadar yeniden başlayacağına inandığını ekliyor.</p><p>(<abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> Başkanı Donald Trump’ın, İran ile yapılan ateşkesin “yaşam desteğinde” olduğunu söylemesinin ardından, Salı günü WTI ham petrolünün varil fiyatı 100 doların hemen üzerine sıçradı.)</p><p>Bir diğer olasılık da, piyasa oyuncularının “talep yıkımını” —yani yüksek fiyatların, tüketiciler ve şirketler davranışlarını değiştirdikçe petrol talebinde kalıcı bir azalmaya yol açmasını— halihazırda fiyatlara yansıtmış olmalarıdır.</p><p>Gelişmekte olan Asya ülkelerinin birçoğu, enerji kullanımlarını kısmak için şimdiden harekete geçti. İran savaşı başladığında Filipinler dört günlük çalışma haftasına geçerken; Tayland hükümeti çalışanlara kısa kollu gömleklerden oluşan bir kıyafet yönetmeliğini benimsemeleri ve klimalarını 78,8 Fahrenheit (yaklaşık 26°C) ve üzeri derecelere ayarlamaları çağrısında bulundu. 10 Mayıs’ta Hindistan Başbakanı Narendra Modi, vatandaşlara yurt dışı seyahatlerini azaltmaları ve evden çalışmaları yönünde çağrı yaptı.</p><p>Gupta, “Bu yıl petrol talebindeki büyümenin negatif seyrettiğini ve geçen yıla kıyasla daha düşük olduğunu görüyoruz,” dedi. “Brezilya, Guyana ve <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> gibi OPEC dışı ülkelerden gelen petrol arzındaki artışın, 2026 yılında talebi karşılamaya muhtemelen yeterli olacağını öngörüyoruz.”</p><p><strong>İkinci Derece Etkiler: Gıda Krizi, Para Birimi Çöküşü, Resesyon</strong></p><p>Çatışma uzadıkça, Asya ülkeleri yakında İran enerji krizinin ikinci derece etkileriyle —ki bunların başında artan resesyon riski gelmektedir— karşı karşıya kalabilirler.</p><p>NTU’dan Chen, “Ekonomi tarihine baktığınızda, her petrol arzı kesintisinden sonra bir resesyon yaşanması kuralının hiçbir istisnası olmadığını görürsünüz,” diyor. “Her şey daha pahalı hale gelir, insanlar daha az harcama yapar; hükümet daha az vergi toplar ve daha fazla borçlanmak zorunda kalır; bu da enflasyonu körükler. Bu, kendi kendini besleyen bir döngüdür.” INSEAD’dan Pushan’a göre; Tayland, Vietnam ve Filipinler gibi Güneydoğu Asya’nın birçok sınır piyasası, para birimlerinin zayıflamasına, hatta muhtemelen çöküşüne tanıklık edebilir. “Bu büyük petrol ithalatçısı ülkelerin döviz rezervleri tükenmeye başlayabilir; bu durum ise yatırımcıların ekonomiye olan güvenini yitirmesine ve paralarını ülke dışına çıkarmaya başlamasına yol açabilir.” Asya’nın en kırılgan para birimleri olan Hint rupisi, Endonezya rupisi ve Filipin pesosu gibi birimler, İran savaşıyla birlikte şimdiden rekor düşük seviyelere geriledi.</p><p>Tarım ağırlıklı ekonomiler de, artan dizel ve gübre fiyatları nedeniyle ekim faaliyetlerini kısıtlamak durumunda kalabilir. Bu durum, endişe verici bir şekilde, gıda kıtlığına yol açabilir.</p><p>Chen sözlerini şöyle noktalıyor: “Asya’da ilk ekim mevsiminin eşiğindeyiz; ancak Tayland gibi yerlerdeki çiftçiler, ürün ekmek için gerekli mali imkânlara sahip değil. Eğer açlık çeken insanlar olacaksa, buna hazırlıklı olmalıyız.”</p><p>Kaynak: Fortune</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1087358</guid><pubDate>Tue, 12 May 2026 15:51:33 +0000</pubDate></item><item><title>BORSA DE&#x11E;&#x130;L MARKET: Amerika'da Maryland&#x2019;den Devrim Niteli&#x11F;inde Karar: Art&#x131;k Fiyatlarla Oynayamayacaklar!</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1087284-borsa-degi%CC%87l-market-amerikada-marylandden-devrim-niteliginde-karar-artik-fiyatlarla-oynayamayacaklar/</link><description><![CDATA[<p><strong>BORSA DEĞİL MARKET:</strong> Amerika'da Maryland’den Devrim Niteliğinde Karar: Artık Fiyatlarla Oynayamayacaklar!</p><p><img class="ipsImage ipsImage_thumbnailed ipsRichText__align--block" data-fileid="66822" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2026_05/grocery-1232944.thumb.jpg.2fab0abcc0f69296e01faf0fe7280d97.jpg" alt="grocery-1232944.jpg" title="" width="1000" height="666" data-full-image="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2026_05/grocery-1232944.jpg.9864cac75a2a57a249e97afd9c8e5a44.jpg" loading="lazy"></p><p>Maryland, 28 Nisan 2026 tarihinde Vali Wes Moore’un imzaladığı <strong>“Predatory Pricing Act” (Yırtıcı Fiyatlandırmayı Önleme Yasası)</strong> ile Amerika Birleşik Devletleri’nde marketlerde <strong>dinamik fiyatlandırmayı (dynamic pricing)</strong> yasaklayan ilk eyalet olarak tarihe geçti.</p><p>Özellikle Uber gibi ulaşım uygulamalarından veya uçak bileti sitelerinden aşina olduğumuz bu "talep bazlı fiyat artışı" modelinin temel gıda ürünlerine sıçramasını engellemeyi amaçlayan bu yasa, hem tüketiciler hem de perakende sektörü için yeni bir dönemi başlattı.</p><hr><h2>1. Yasa Ne Getiriyor?</h2><p>Resmi olarak <strong>HB 895</strong> sayılı kanun kapsamında düzenlenen bu düzenleme, marketlerin ve üçüncü taraf teslimat hizmetlerinin (Instacart vb.) şu uygulamalarını yasaklıyor:</p><ul><li><p><strong>Gün İçi Fiyat Dalgalanmaları:</strong> Marketlerin, ürün fiyatlarını gün içinde (örneğin yoğun saatlerde veya hava durumuna göre) birden fazla kez değiştirmesi yasaklandı. Fiyatların en az <strong>bir iş günü</strong> boyunca sabit kalması zorunlu kılındı.</p></li><li><p><strong>Kişiselleştirilmiş Fiyatlandırma (Surveillance Pricing):</strong> Mağazaların tüketici verilerini (gelir düzeyi, alışveriş geçmişi, konum verileri vb.) kullanarak kişiye özel, daha yüksek fiyatlar sunması engellendi.</p></li><li><p><strong>Elektronik Raf Etiketlerinin Denetimi:</strong> Mağazaların dijital etiket teknolojisini kullanarak saniyeler içinde fiyat artırmasının önüne geçildi.</p></li></ul><hr><h2>2. Neden Böyle Bir Yasaya İhtiyaç Duyuldu?</h2><p>Vali Wes Moore, yasayı imzalarken yaptığı açıklamada şunları vurguladı: <em>"Marylanderlar, rafta gördükleri fiyatın kasada ödeyecekleri fiyat olduğunu bilmeyi hak ediyorlar."</em></p><p>Yasanın arkasındaki temel itici güçler şunlardı:</p><ul><li><p><strong>Veri Madenciliği ve Algoritmalar:</strong> Perakendecilerin, bir müşterinin belirli bir ürüne ne kadar ihtiyacı olduğunu veya ne kadar ödemeye razı olduğunu tahmin eden yapay zeka algoritmaları kullanmaya başlaması "etik dışı" olarak değerlendirildi.</p></li><li><p><strong>Enflasyon ve Geçim Sıkıntısı:</strong> Gıda fiyatlarının zaten yüksek olduğu bir dönemde, marketlerin kâr marjlarını maksimize etmek için "borsa benzeri" bir sistem kurması halkın tepkisini çekmişti.</p></li><li><p><strong>Şeffaflık Kaybı:</strong> Tüketicilerin, yanındaki kişiyle aynı ürüne farklı fiyat ödeme riskinin ortadan kaldırılması amaçlandı.</p></li></ul><hr><h2>3. İstisnalar: İndirimler Hala Serbest!</h2><p>Yasa, her türlü fiyat değişimini yasaklamıyor. Perakendecilerin esnekliğini korumak adına şu alanlarda kapı açık bırakıldı:</p><ul><li><p><strong>Sadakat Programları:</strong> "Loyalty" kartları üzerinden yapılan indirimler ve promosyonlar bu yasak kapsamında değil.</p></li><li><p><strong>Son Kullanma Tarihi Yaklaşan Ürünler:</strong> İsrafı önlemek amacıyla, günü geçmek üzere olan ürünlerde yapılan indirimlere izin veriliyor.</p></li><li><p><strong>Genel Kampanyalar:</strong> Mağazanın tüm müşterilerine sunduğu haftalık veya mevsimlik indirimler serbest kalmaya devam ediyor.</p></li></ul><hr><h2>4. Eleştiriler ve Sektörün Tepkisi</h2><p>Her ne kadar tüketici hakları savunucuları (Consumer Reports gibi) yasayı bir zafer olarak görse de, bazı eleştiriler de mevcut:</p><ul><li><p><strong>Perakendeciler Birliği:</strong> Maryland Perakendeciler Birliği, bu tür uygulamaların eyalette zaten yaygın olmadığını, yasanın "olmayan bir soruna çözüm aradığını" ve operasyonel maliyetleri artırabileceğini savunuyor.</p></li><li><p><strong>Uygulama Zorlukları:</strong> Bazı uzmanlar, "kişiselleştirilmiş fiyatlandırma" ile "kişiye özel kupon" arasındaki ince çizginin nasıl denetleneceği konusunda endişeli.</p></li></ul><hr><h2>5. Gelecek: Diğer Eyaletler Maryland'i Takip Edecek mi?</h2><p>Maryland'in bu hamlesi, <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> genelinde "yapay zeka ve fiyatlandırma etiği" üzerine yeni bir tartışma başlattı. New York ve Kaliforniya gibi eyaletlerin de benzer tüketici koruma yasalarını gündemine alması bekleniyor.</p><div class="ipsEmbeddedVideo" contenteditable="false" data-og-user_text="https://youtu.be/ITROfCXUIWM" style="--i-media-width: 100%;"><iframe width="200" height="113" src="https://www.youtube-nocookie.com/embed/ITROfCXUIWM?feature=oembed" frameborder="0" allow="encrypted-media; picture-in-picture; fullscreen" title="Maryland becomes 1st state to ban 'dynamic pricing' in grocery stores" loading="lazy"></iframe></div><p><strong>Yasanın Yürürlüğe Giriş Tarihi:</strong> 1 Ekim 2026.</p><p>Bu tarihten itibaren Maryland’deki büyük market zincirleri (15.000 metrekareden büyük alanlar), fiyat etiketlerini gün içinde keyfi olarak değiştiremeyecek ve müşterilerin kişisel verilerini onlara daha pahalı ürün satmak için kullanamayacak.</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1087284</guid><pubDate>Tue, 05 May 2026 01:42:08 +0000</pubDate></item><item><title>Milyarlar&#x131;n Efendisi A&#xE7;&#x131;klad&#x131;: Warren Buffett&#x2019;a G&#xF6;re Hayat&#x131;n Sonundaki Tek Ger&#xE7;ek Ba&#x15F;ar&#x131; &#xD6;l&#xE7;&#xFC;t&#xFC; Sadece 6 Harf!</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1087238-milyarlarin-efendisi-acikladi-warren-buffetta-gore-hayatin-sonundaki-tek-gercek-basari-olcutu-sadece-6-harf/</link><description><![CDATA[<p>Milyarların Efendisi Açıkladı: Warren Buffett’a Göre Hayatın Sonundaki <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">Tek</abbr> Gerçek Başarı Ölçütü Sadece 6 Harf!</p><p><img class="ipsImage ipsRichText__align--block" data-fileid="66769" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2026_04/warren-buffett-trump.jpg.1b991a6d7fc57673bc4d8e378fac00bf.jpg" alt="warren-buffett-trump.jpg" title="" width="800" height="634" data-extension="core_Attachment" loading="lazy"></p><p>Warren Buffett, hayatınızın sonunda başarının en büyük ölçütünün <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">tek</abbr> bir kelimeye indirgenebileceğini açıkladı.</p><p>Hayatınıza dönüp baktığınızda, aslında en çok neyin önemli olduğunu hiç merak ettiniz mi? Warren Buffett'ın bu sorunun cevabı var.</p><p>Uzun zamandır bize, başarının dar kapsamlı bir tanımı pazarlandı: Gelir hedefleri, pazar payı, unvanlar, köşe ofisler... Liderler kariyer basamaklarını tırmanır, hedeflenen sayıları tutturur; yine de içlerinde bir şeylerin eksik olduğunu hissederler. Bunun nedeni, iş hayatında ölçtüğümüz çoğu şeyin, hayatta gerçekten önemli olan unsurlarla çok az ilgisinin olmasıdır.</p><p><strong>Warren Buffett'ın, tüm bu gürültüyü bir kenara itip işin özüne inen kendine has bir yaklaşımı var.</strong></p><p>"Benim yaşıma geldiğinizde, hayattaki başarınızı aslında <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">tek</abbr> bir ölçütle ölçeceksiniz: Sevmesini istediğiniz insanların kaç tanesi sizi gerçekten seviyor? İşte bu; hayatınızı nasıl yaşadığınızın nihai sınavıdır... Ne kadar çok sevgi verirseniz, o kadar çok sevgi alırsınız."</p><p>İçinde "sevgi" kelimesi üç kez geçen bu alıntının, Buffett'ın duygusal yönünü yansıttığını düşünebilirsiniz. Belki de öyledir; ancak bu aynı zamanda çıplak bir gerçektir. O <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">tek</abbr> kelime, her liderin durup bir öz değerlendirme yapmasına vesile olmalıdır.</p><p>Çünkü eğer Buffett haklıysa; yüksek performanslı olduğu düşünülen pek çok lider, aslında kalıcı olan o <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">tek</abbr> ölçütte başarısız oluyor demektir.</p><p><strong>İnsanlığı Yeniden İşin Merkezine Koymak</strong></p><p>Çoğu lider, performansı insanlıktan ayrı tutacak şekilde yetiştirilmiştir. Onlara göre; şefkat göstermek, standartları veya hesap verebilirlik ilkesini zayıflatır. Empati kurmanın, kendilerini zayıf göstereceğinden endişe ederler. Bu yüzden, varsayılan davranış biçimi olarak kontrolü, baskıyı ve mesafeyi tercih ederler. Sonrasında ise çalışan bağlılığının neden düştüğüne, işten ayrılma oranlarının neden arttığına ve güvenin neden yok olup gittiğine şaşırıp kalırlar. Son 25 yıldır işten çıkış mülakatlarını ve çalışan bağlılığı raporlarını incelemiş biri olarak, bu sözleri bizzat deneyimlerime dayanarak söylüyorum.</p><p>Gerçek şu ki: İnsanlar; kendilerine —yani esenliklerine, gelişimlerine ve işlerinde parlamalarını sağlayan unsurlara— karşı samimi bir saygı ve ilgi duymayan liderler için ellerinden gelenin en iyisini ortaya koymazlar.</p><p>Liderlik bağlamında "sevgi vermek" kulağa fazla yumuşak veya soyut gelebilir; ancak bu yaklaşım, aslında sizin en büyük rekabet avantajınız olabilir. Üstelik bu kavram; sabah toplantılarında sadece nazik davranmaktan veya ara sıra kuru bir övgüde bulunmaktan çok daha fazlasını ifade eder.</p><p>Bu; bir çalışan zorlandığında, hemen yargılamaya kalkışmak yerine sabır göstermektir.</p><p>Bu; özellikle de karşılığında hiçbir çıkar elde etme beklentisi yokken, sadece sözde kalmayıp eyleme dönüşen bir nezakettir. Bu; doğru olanı, defalarca ve istikrarlı bir şekilde yaparak güvenilir olmaktır.</p><p>Bu; insanları, hiçbir gizli gündem gütmeksizin, yalnızca onları önemsediğiniz için yoklamaktır.</p><p>Bu; takdiri cömertçe sunmak, hataları sahiplenmek ve insanların sadece sizinle aynı fikirde olmakla kalmayıp, kendi gerçeklerini dile getirme konusunda kendilerini güvende hissettikleri bir ortam yaratmaktır.</p><p>Bunlar soyut idealler değildir. Bunlar, dünyanın en iyi liderlerinin kendilerini ne denli pratik yollarla ortaya koyduklarının somut kanıtlarıdır.</p><p>Ve Buffett’ın içgörüsünün en çarpıcı şekilde kendini gösterdiği nokta işte burasıdır:</p><p><strong>Bunun taklidini yapamazsınız.</strong></p><p>İnsanlar, ne zaman değerli hissettiklerini ve ne zaman yalnızca bir kaynak gibi yönetildiklerini gayet iyi bilirler. Zamanla, kendilerine nasıl davranıldığına bakarak, kendilerinden ne kadarını vermeye istekli olduklarına karar verirler.</p><p>Araştırmalar; güven ve gerçek bir bağ inşa eden liderlerin, çalışanların kendi inisiyatifleriyle gösterdikleri ekstra çabada, iş birliğinin gücünde ve uzun vadeli performansta çok daha yüksek seviyelere ulaştıklarını göstermektedir. Başka bir deyişle sevgi; bilinçli, pratik bir özen ve saygı biçiminde uygulandığında bir yükümlülük değil, bir performans itici gücüdür.</p><p>Ancak bu durum, bir zihniyet değişimini gerektirir. İnsanları, bir amaca ulaşmak için kullanılan bir araç olarak görmekten vazgeçip; o amacın gerçekleşmesini mümkün kılan asıl neden olarak görmeye başlamalısınız.</p><p>Bu, bambaşka bir zihniyettir. Ve bu zihniyet; zamanla, çoğu liderin bir kez kaybettikten sonra geri kazanabilmek için yıllarını harcadığı o şeyi inşa eden, küçük ve gündelik davranışlarda kendini gösterir.</p><p>Güven.</p><p><strong>Uzun vadeli bir bakış açısı edinin.</strong></p><p>Buffett’ın bu sözü, uzun vadeli bir perspektifi yansıtır. Günümüz liderlerini, gelecekte nasıl hatırlanacakları üzerine düşünmeye sevk eder. Kariyerinizin sonunda insanlar; ne üç aylık finansal rakamlarınızdan, ne de stratejik yön değişimlerinizden bahsedeceklerdir. Onlar, onlara neler hissettirdiğinizden bahsedeceklerdir. Onları gerçekten görüp görmediğinizden... Gelişmelerine yardımcı olup olmadığınızdan... Ve işler zorlaştığında, yanlarında durup durmadığınızdan...</p><p>Kalıcı olan puan tablosu işte budur. Dolayısıyla, bugün bir liderlik konumundaysanız, Buffett’ın başarı tanımını benimsemek için hayatınızın ileriki dönemlerini beklemeyin. Bu anlayışı liderliğinize hemen şimdi dahil edin. Kendinizi yalnızca çıktılara göre değil, ilişkilere göre değerlendirin. Sadece sonuçlara göre değil; sizin uğrunuza duvarları bile delip geçmeye gönüllü olacak insanlara göre ölçün.</p><p>Kaynak: Inc</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1087238</guid><pubDate>Sun, 03 May 2026 10:42:53 +0000</pubDate></item><item><title>&#x130;lk 6 trilyon dolarl&#x131;k &#x15F;irket Nvidia olmayabilir</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1087228-i%CC%87lk-6-trilyon-dolarlik-sirket-nvidia-olmayabilir/</link><description><![CDATA[<p><strong>İlk 6 trilyon dolarlık şirket Nvidia olmayabilir</strong></p><p><img class="ipsImage ipsRichText__align--block" data-fileid="64768" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2024_06/nvidia.jpg.3d46db725c98aaa890f90bce369705c6.jpg" alt="nvidia.jpg" title="" width="176" height="176" data-extension="core_Attachment" loading="lazy"></p><p><abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'nin en büyük teknoloji şirketlerinin kazanç raporlarını açıklamasıyla birlikte —önümüzdeki iki ay içinde rapor sunacak yalnızca Nvidia ve Broadcom kalmışken— Google'ın ana şirketi Alphabet, on yılı aşkın bir süredir ilk kez, dünyanın en değerli şirketi unvanını ele geçirmeye yaklaşıyor.</p><p>Google hisseleri, internet arama pazarındaki sarsılmaz hakimiyeti, YouTube aracılığıyla çevrimiçi video alanındaki mutlak üstünlüğü ve devasa bulut bilişim operasyonları sayesinde; geçtiğimiz yıl içinde %140'ın üzerinde değer kazandı. Bu yükseliş hızı, önceki dört yıllık dönemde kaydedilen kazancın neredeyse dört katına tekabül ediyor.</p><p>Tüm bu birimleri birbirine bağlayan unsur ise elbette, Google'ın yapay zeka alanındaki son dönemdeki ilerlemeleridir. Bu ilerlemeler artık söz konusu üç iş bölümünün de derinliklerine nüfuz etmiş durumda ve şirketi, sektör genelinde daha kapsamlı bir referans noktası haline getiriyor. Bu atılımın bir maliyeti var elbette; ancak Google'ın son iki yılda sermaye harcamalarına ayırdığı 144 milyar dolar ve önümüzdeki iki yıl için bütçelediği 490 milyar dolar, artık meyvelerini vermeye başlıyor.</p><p>William Blair analisti Ralph Schackart, "Şirketin yapay zekaya yönelik 'tam yığın' (full-stack) yaklaşımının, finansal sonuçlarda somut bir şekilde kendini göstermeye başlamasıyla birlikte, yatırımcıların bu yüksek sermaye harcaması seviyesine karşı duydukları endişelerin azaldığı ve duruma daha olumlu bakmaya başladıkları söylenebilir," dedi. "2027 yılında sermaye harcamalarında önemli bir artış yaşanacağına dair beklenti; şirketin artan işlem gücü ihtiyaçlarını ve yapay zeka ürünlerine duyduğu güveni de ayrıca teyit etmektedir."</p><p>Google hisseleri şu anda yaklaşık 4,64 trilyon dolarlık bir piyasa değeri üzerinden işlem görüyor; şirket hisseleri son bir yıl içinde 2,6 trilyon doların üzerinde, yılın başından bu yana ise yaklaşık 900 milyar dolar değer kazandı.</p><p>Bu performans, hisseyi; şu anda yapay zeka çip üreticisi Nvidia'nın elinde bulunan ve dünyanın en değerli şirketi olarak kabul edilen gayriresmi unvanı, önümüzdeki haftalar içinde ele geçirme yoluna sokuyor. 4,85 trilyon dolarlık piyasa değeriyle Nvidia, geçtiğimiz yılın Ekim ayında ilk kez 5 trilyon dolar sınırını aşmış ve 27 Nisan tarihinde 5,27 trilyon dolarlık zirve piyasa değerine ulaşmıştı.</p><p>Ancak hissenin son altı aydaki getirileri yatay bir seyir izlerken; Google hisseleri %36'nın üzerinde bir artış kaydederek, şu an ile 20 Mayıs'taki birinci çeyrek kazanç raporu güncellemesi arasındaki süreçte, yapay zeka çip üreticisi Nvidia'yı geride bırakma yoluna girdi.</p><p>Nvidia'nın geçtiğimiz aydaki ortalama yükseliş oranı günlük yaklaşık %0,66 iken, bu oran Google için %1,42 seviyesindeydi. Eğer bu yükseliş temposu Mayıs ayı boyunca devam ederse; Nvidia, Nisan çeyreği kazançlarını raporlayıp güncel kısa vadeli görünümünü açıkladığı sırada, piyasa değeri bakımından Google'ın yalnızca 190 milyon dolar üzerinde yer alacak.</p><p>Google, S&amp;P 500 piyasa değeri listesinin zirvesine en son Şubat 2016'da oturmuştu. O dönemde, toplam değerini 560 milyar dolara taşıyan ve beklenenden daha güçlü gelen dördüncü çeyrek kazanç raporunun etkisiyle, önceki lider Apple'ı geride bırakmayı başarmıştı. Ancak bu unvanı yalnızca iki gün boyunca elinde tutabildi; zira Apple, 3 Şubat tarihinde liderliği yeniden ele geçirdi.</p><p><strong>Bu sefer durum farklı olabilir.</strong></p><p>Google'ın bulut hizmetleri sipariş birikimi (backlog), geçtiğimiz çeyrekte yaklaşık 220 milyar dolar artarak 462 milyar dolar ile rekor bir seviyeye ulaştı. Bu tutarın yaklaşık yarısı, şirketin çip satış pazarına adım atmasının da katkısıyla, önümüzdeki iki yıl içerisinde gelire dönüşecek.</p><p>Bank of America'dan Justin Post, "Elimizdeki sipariş birikimi verilerine dayanarak, piyasa analistlerinin bulut geliri büyüme tahminlerinde önemli artışlar bekliyoruz," dedi. "Çeyrekten çeyreğe kaydedilen büyümenin bir kısmı, harici müşterilere yönelik sözleşmeli TPU (yapay zeka çipi) satışlarından kaynaklandı ki bu, Google için yeni, potansiyel olarak büyük ve kârlı bir iş alanı teşkil ediyor."</p><p>Post, son çeyrek güncellemesinin; "artan arama kullanımı, gelişen reklam hedefleme yetenekleri, kalıcı bulut avantajları ve Gemini platformundan elde edilen büyüyen abonelik gelirleri sayesinde Google'ın yapay zeka alanındaki en güçlü oyunculardan biri olduğu yönündeki görüşümüzü pekiştirdiğini" sözlerine ekledi. "Arama hizmetleri tarafındaki yapay zeka rüzgarlarının henüz başlangıç aşamasında olduğunu ve gelecekteki LLM (büyük dil modeli) iyileştirmelerinin sürdürülebilir bir büyümeyi tetikleyeceğini düşünüyoruz."</p><p>Ancak Nvidia'nın henüz son sözünü söylediği söylenemez. Şirketin yeni Vera Rubin çiplerinin, bu yılın ikinci yarısında sevkiyata başlaması muhtemel; bu gelişme, grubun Nisan çeyreği için öngördüğü %77'lik gelir artışı beklentisine daha da büyük bir ağırlık katıyor.</p><p>D.A. Davidson analisti Gil Luria, "Ayrıca yönetim, Veri Merkezi gelirinin mevcut takvim yılı boyunca çeyrek bazında artış göstermesini ve Blackwell ile Rubin için daha önce belirlemiş oldukları 500 milyar dolarlık önceki beklenti seviyesini aşmasını öngörüyor," dedi.</p><p>"Dahası, tedarik zinciri genelinde çeşitli bileşenlerde yaşanabilecek kıtlıklara dair kayda değer endişeler bulunsa da Nvidia, gelecek takvim yılına dek uzanacak olan gelecekteki talebi karşılayabilmek adına gerekli envantere ve tedarik taahhütlerine sahip olduğuna inandığını belirtti."</p><p><strong>Yaklaşık üç hafta içinde çok daha fazla bilgiye sahip olacağız.</strong></p><p>Google hisseleri Cuma günü işlem saatinin sonlarında %0,04 oranında değer kaybetti ve hisse başına 381,80 dolardan işlem görerek 4,65 trilyon dolarlık bir piyasa değerine ulaştı. Nvidia ise bu süreçte %0,2'lik hafif bir yükselişle hisse başına 199,99 dolara çıktı ve piyasa değerini 4,86 trilyon doların hemen üzerine taşıdı.</p><p>Kaynak: Barron's</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1087228</guid><pubDate>Sun, 03 May 2026 00:46:40 +0000</pubDate></item><item><title>&#x15E;OK! Kripto Milyarderinden Trump Ailesine A&#x11F;&#x131;r Darbe: World Liberty &#x130;mparatorlu&#x11F;unda 'Su&#xE7; &#x15E;ebekesi' Depremi!</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1086933-sok-kripto-milyarderinden-trump-ailesine-agir-darbe-world-liberty-i%CC%87mparatorlugunda-suc-sebekesi-depremi/</link><description><![CDATA[<p><strong>ŞOK! Kripto Milyarderinden Trump Ailesine Ağır Darbe:</strong> World Liberty İmparatorluğunda 'Suç Şebekesi' Depremi!</p><p><img class="ipsImage ipsImage_thumbnailed ipsRichText__align--block" data-fileid="61400" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2021_11/cryptocurrency-3085139.thumb.jpg.dbb08e169ea8358a6e53b339815b87c5.jpg" alt="cryptocurrency-3085139.jpg" title="" width="1000" height="617" data-full-image="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2021_11/cryptocurrency-3085139.jpg.bd390c2271c7138a22f31b3cd6e73f72.jpg" data-extension="core_Attachment" loading="lazy"></p><p>Kripto milyarderi, Trump ailesinin şirketi World Liberty'yi 'suç teşkil eden şantajla' suçladı</p><p>Kripto dünyasının önde gelen isimlerinden Justin Sun, şirkete daha fazla para yatırmayı reddettiği gerekçesiyle değerli dijital token'larını donduran Trump ailesinin kripto girişimi World Liberty Financial'ı "suç teşkil eden şantajla" suçlayarak dava etti.</p><p>Salı günü geç saatlerde bir California federal mahkemesine sunulan dava dilekçesinde, Sun'ın hâlâ "Başkan Trump'ın ve Trump ailesinin sadık bir destekçisi" olduğu; ancak World Liberty yöneticilerinin "projeyi, Trump markasını kullanarak dolandırıcılık yoluyla kâr elde etmek için altın bir fırsat olarak gördükleri" belirtildi.</p><p>Dava, Sun'ın, Trump destekli şirketin ilk ve sesli savunucusu konumundan, şirketin en sert eleştirmeni konumuna geçişindeki çarpıcı dönüşümün altını çizdi.</p><p>Çin doğumlu milyarder, World Liberty'yi; Trump'ın yeniden seçilmesinden hemen sonra, 2024'ün sonlarında biriktirmeye başladığı WLFI token'larını satmasını engellemekle suçladı. Sun, başlangıçta 30 milyon dolar değerinde WLFI token'ı satın alarak, o dönemde henüz emekleme aşamasında olan projenin ilk önemli yatırımcısı olmuştu.</p><p><strong>World Liberty CEO'su Zach Witkoff, söz konusu davayı "Sun'ın kendi usulsüzlüklerinden dikkati başka yöne çekmeye yönelik umutsuz bir girişim" olarak nitelendirerek, iddiaların "tamamen mesnetsiz" olduğunu savundu.</strong></p><p>Witkoff, X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, "O, World Liberty'nin kendisini ve kullanıcılarını korumak adına harekete geçmesini gerektiren usulsüz eylemlerde bulundu," ifadelerine yer verdi.</p><p>Bu ayın başlarında, Sun'ın X üzerinden eleştirilerini dile getirmesinin ardından World Liberty, "Mahkemede görüşürüz dostum," şeklinde bir tweet atmıştı.</p><p>Sun, WLFI token'larını satın aldığı dönemde, Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) tarafından yöneltilen dolandırıcılık suçlamalarıyla karşı karşıyaydı. SEC, kısa bir süre sonra mahkemeden bu davayı durdurmasını talep etti ve Sun, geçtiğimiz ay davayı herhangi bir usulsüzlük yaptığını kabul etmeksizin uzlaşma yoluyla sonuçlandırdı. Sun'ın bir sözcüsü, yatırım kararlarının siyasi saiklerle alınmadığını belirtti.</p><p>WLFI'nın —sahiplerine World Liberty'nin bazı operasyonları üzerinde oy kullanma yetkisi tanıyan, sözde bir "yönetişim token'ı"nın— ilk yatırımcılarına, başlangıçta token'larını satma izni verilmemişti. Bu durum, geçtiğimiz Eylül ayında, World Liberty'nin yatırımcıların ellerindeki varlıkların %20'sinin alım satımına izin vereceğini duyurmasıyla değişti. Ancak Sun'ın elindeki token'ların satışı engellendi.</p><p>World Liberty, o dönemde X üzerinden yaptığı açıklamada —Sun'ın adını anmaksızın—, "Topluluk üyelerine zarar verebilecek kötü niyetli veya yüksek riskli faaliyetler konusunda uyarıldığımızda harekete geçiyoruz," ifadelerini kullandı. Dava dilekçesine göre şirket, Sun'a özel olarak, WLFI tokenlerini satın alırken sunduğu kimlik bilgilerinin yetersiz olduğunu bildirdi; ancak World Liberty daha sonra bu konuda Sun'a ek bilgi sağlamayı reddetti.</p><p>Dava, şirketi Trump'ın üç oğluyla birlikte kuran World Liberty yöneticisi Chase Herro'yu; Sun'ın, söz konusu yetersiz kimlik bilgileri gerekçesiyle tokenlerini dava yoluyla dondurmadan kurtarmaya çalışması halinde, kendisini <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> makamlarına şikayet etmekle tehdit etmekle suçladı.</p><p><strong>Sun'ın avukatları, iddia edilen bu tehdidi, "kendi başına cezai nitelikte bir gasp eylemi teşkil eden bir baskı taktiği" olarak nitelendirdi.</strong></p><p>Dava dilekçesinde, World Liberty Sun'ın WLFI tokenlerini dondurmamış olsaydı, Sun'ın Eylül ayında bu tokenlerin satışından 276 milyon dolar gelir elde edebileceği belirtilerek, şirketin tazminat ödemesi talep edildi.</p><p>Dava dilekçesinde Sun, şirketin tokenlerini dondurmasının nedeninin, World Liberty'nin geçen yılın başlarında uluslararası ödemeler için bir araç olarak piyasaya sürdüğü ve şirketin amiral gemisi ürünü olan USD1 stablecoin'ini desteklemeye istekli olmaması olduğuna inandığını ifade etti.</p><p>Stablecoin'ler, değeri geleneksel bir para biriminin —USD1 örneğinde doların— değeriyle eşleşecek şekilde tasarlanmış kripto para birimleridir. World Liberty, stablecoin'inin değerine dayanak oluşturan dolarları Hazine bonolarına yatırır ve elde edilen faiz gelirini kendine saklar. Piyasada ne kadar çok USD1 dolaşımda olursa, şirket de o kadar çok kazanç sağlar.</p><p>Dava dilekçesine göre World Liberty ekibi, tokenlere yönelik perakende talebinin "beklentilerin altında kalması" nedeniyle, geçen yıl Sun'ı yüz milyonlarca dolarlık USD1 satın almaya ve bu stablecoin'in kullanımını kendi Tron blok zinciri ağında teşvik etmeye ikna etmeye çalıştı. Ağustos ayına gelindiğinde Sun, USD1 satın almayı kabul etmemişti; bu nedenle Sun, World Liberty'nin kendisinin WLFI tokenlerini transfer etme imkanını kısıtladığını iddia etti.</p><p>USD1, 4,2 milyar dolarlık piyasa değeriyle en büyük beşinci stablecoin konumundadır. World Liberty bu ay yaptığı açıklamada, önümüzdeki bir yıl içinde stablecoin'in rezervlerinden yaklaşık 160 milyon dolar gelir elde etmeyi beklediğini belirtti. USD1, ilk büyük desteği, Birleşik Arap Emirlikleri'nden bir devlet yatırımcısının, Binance kripto borsasına 2 milyar dolarlık yatırım yapmak için bu stablecoin'i kullanmasıyla elde etti. The Wall Street Journal'ın haberine göre Binance, kurucusu Changpeng Zhao'nun Trump'tan af talep ettiği dönemde, stablecoin'in kullanımını artırmaya yönelik adımlar atmıştı.</p><p>Binance, ne borsanın ne de Zhao'nun World Liberty'ye herhangi bir yardımda bulunduğunu veya finansman sağladığını reddetti. World Liberty, Trump’ın Zhao’yu affetme kararına hiçbir şekilde aracılık etmediğini veya bu kararı etkilemediğini belirtmiştir. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt daha önce yaptığı bir açıklamada, “ne Başkanın ne de ailesinin herhangi bir çıkar çatışması içine girdiğini veya gelecekte gireceğini” ifade etmiştir.</p><p>Dava dilekçesinde ayrıca, World Liberty’nin; Sun’ın, Fight Fight Fight adlı ve Trump tarafından desteklenen farklı bir şirketçe satışa sunulan $TRUMP memecoin’inden 100 milyon dolarlık alım yapmasından rahatsızlık duyduğu gerekçesiyle, Sun’a ait WLFI token’larını dondurduğu iddia edilmektedir. Sun, söz konusu satın alma işlemiyle $TRUMP coin’lerinin en büyük sahibi konumuna geldiğini belirtmiştir.</p><p>Kaynak: TWSJ</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1086933</guid><pubDate>Thu, 23 Apr 2026 10:59:01 +0000</pubDate></item><item><title>&#x130;S&#x130;M KAVGASI KIZI&#x15E;TI! "Trump Burger" Zincir Olmak &#x130;stedi, Trump&#x2019;&#x131;n Avukatlar&#x131; Harekete Ge&#xE7;ti: O &#x130;smi Kullanamazs&#x131;n&#x131;z!</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1086751-i%CC%87si%CC%87m-kavgasi-kizisti-trump-burger-zincir-olmak-i%CC%87stedi-trumpin-avukatlari-harekete-gecti-o-i%CC%87smi-kullanamazsiniz/</link><description><![CDATA[<p><strong>İSİM KAVGASI KIZIŞTI! "Trump Burger" Zincir Olmak İstedi, Trump’ın Avukatları Harekete Geçti: O İsmi Kullanamazsınız!</strong></p><p><img class="ipsImage ipsRichText__align--block" data-fileid="66771" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2026_04/trump-burger-h-town.jpg.03c9e3c1570fb8b9424d8cf443b79ffa.jpg" alt="trump-burger-h-town.jpg" title="" width="480" height="360" loading="lazy"></p><p>Texas merkezli Trump Burger zinciri, kurucularının yeni şube planlarını ilerletmesi üzerine Trump Organizasyonu'nun dava tehdidiyle karşı karşıya.</p><p>Viral hale gelen mini restoran zinciri Trump Burger'in kurucuları; Trump Organization ile bağlantılı şirketlerin, geçen hafta ticari marka ve hizmet markası ihlali gerekçesiyle dava açmasına rağmen, bu isim altında yeni bir restoran açmak için çalışmaya devam edecekleri konusunda ısrar ettiler.</p><p>Iyad Abuelhawa ve Suad Hamedah, işi 2016 yılında, o dönemki başkan adayı Donald Trump'ı onurlandırmak amacıyla Trump Cafe adıyla başlattılar. Markaları daha sonra Trump Burger'e dönüştü ve geçen yaza gelindiğinde; çeşitli kişiler tarafından işletilen dört şubeye ve bunlarla bağlantılı bir MAGA Burger şubesine ulaşarak büyüdü. Bu beş restoranın tamamı, o tarihten bu yana ya isim değişikliğine gitti ya da kapandı.</p><p>Abuelhawa ve Hamedah, davada diğer bazı isimlerle birlikte sanık olarak gösteriliyor: Trump Burger'in kamuya açık yüzü haline gelen Roland Beainy; onun eski ev sahibi Archie Patterson; çeşitli iş ortakları ve bu kişilere ait birkaç limited şirket (LLC).</p><p>Çarşamba gecesi Abuelhawa, isimlerinin de yer aldığı dava dilekçesi kendisine gösterilmesine rağmen, Houston Chronicle gazetesine verdiği demeçte "Trump'tan gelen herhangi bir dava söz konusu değil" iddiasında bulundu.</p><p>Abuelhawa ve Hamedah; Trump'ın ikinci dönem başkanlığına seçilmesinden kısa bir süre sonra, "Trump" isminin kullanımıyla ilgili çok sayıda "kullanıma son verme" (cease-and-desist) ihtarnamesi aldıklarını, ancak bunun, Houston bölgesinde yeni bir Trump Burger açmaya yönelik gelecek planlarını değiştirmediğini ifade ettiler. (Chronicle gazetesi, Kasım ayı tarihli bu tür ihtarnamelerden birinin ilk sayfasını inceledi.)</p><p>Abuelhawa ayrıca, eğer Başkan Trump gerçekten de isimlerinin kullanılmasını durdurmalarını istiyorsa —ki kendileri yıllarını Trump'a verdikleri desteği yüksek sesle dile getirmeye adamışlardı— Başkan'ın kendilerine bir ödeme yapması gerektiğini öne sürdü.</p><p><strong>Abuelhawa, "Çok para kaybettim," dedi. "Bana 20 milyon dolar ödesinler; ben de ismi kaldırırım."</strong></p><p>Dava, sanıkları; Başkan Trump'ın ismi ve "Make America Great Again" (Amerika'yı Yeniden Harika Yap) sloganı da dahil olmak üzere, Trump Organization ile ilişkili şirketler adına tescilli ticari markaları kullanmakla suçluyor. Söz konusu organizasyon, halihazırda Trump Sweets ve Trump Grill gibi isimler altında gıda işletmeleri yönetmektedir.</p><p>Beainy, bu makale için yorum yapmayı reddetti. Patterson ve avukatı ise yorum taleplerine yanıt vermedi. Dava dilekçesi henüz 7 Nisan tarihinde sunulmuş olduğundan, çeşitli sanıklar mahkeme nezdinde kendilerine yöneltilen suçlamalara henüz resmen yanıt vermemiş durumdalar. Trump Organization şu anda işin içinde olsa da, anlaşmazlık aslında Beainy ve Patterson arasında başlamıştı. Beainy, Trump Burger'in Kemah şubesini, Patterson'a ait mülklerden birinde işletmekteydi. Ancak Haziran ayına gelindiğinde, ikilinin ilişkisi bozuldu. Beainy, işletmeden zorla çıkarıldığını iddia etti; Patterson adına kayıtlı bir şirket ise restoranı "MAGA Burger <abbr title="United States Of America - Amerika Birleşik Devletleri">USA</abbr>" adıyla işletmeye başladı. (Restoran, o tarihten bu yana bir kez daha isim değişikliğine gitti.)</p><p>İki adam birbirine dava açtı. Beainy; Patterson'ın, kira sözleşmesindeki temerrüt durumuna ilişkin kendisine usulüne uygun bir bildirimde bulunmaksızın ve kolluk kuvvetlerini devreye sokma tehdidiyle kendisini mülkten dışarı attığını öne sürdü. Avukatı daha sonra mahkemeye bir "davadan feragat" dilekçesi sundu ve iddialarının peşine daha fazla düşmek istemediklerini belirtti.</p><p>Patterson ise buna karşılık; Beainy ve iş ortaklarının, mülkün bakımını gereği gibi yapmadıklarını ve üzerinde anlaşılan ücretleri ödemediklerini savundu. Davalı taraf, mahkemeye sunduğu dilekçelerde bu iddiaları reddetti; söz konusu davaya ilişkin duruşma öncesi ön inceleme toplantısının ise önümüzdeki hafta yapılması planlanıyor.</p><p>Bu yargı süreçleri devam ederken Beainy, Eylül ayında üçüncü bir dava daha açarak Patterson'ı ticari markalarını ihlal etmekle suçladı. Beainy; "Trump Burger", "Trump Burger MAGA" ve "MAGA Burger" isimleri üzerindeki hakların kendisine ait olduğunu iddia etti. Patterson ve şirketi, mahkemeye sundukları yanıt dilekçelerinde bu iddialara derinlemesine değinmediler; ancak çeşitli savunmalar öne sürerek, yargıçtan Beainy'nin talebi aleyhine karar vermesini talep ettiler.</p><p>Trump Organizasyonu'na bağlı şirketlerin müdahil olduğu üçüncü dava bu. Şirketler, Teksas Güney Bölgesi <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> Bölge Mahkemesi - Galveston Bölümü'nde dava açtı. "Müdahil olmak" ifadesi, bu şirketlerin orijinal davada adı geçmese de, konuyla ilgili kendi çıkarlarının olduğunu gösteriyor.</p><p><strong>Müdahalede ayrıca Abuelhawa ve Hamedah dahil olmak üzere yeni davalıların eklenmesi de önerildi.</strong></p><p>Trump Organizasyonu'na bağlı üç şirket - DTTM Operations LLC, CIC Operations LLC ve Trump Wine Marks - davanın devam ettiği süre boyunca davalıların "Trump", "MAGA" ve "Make America Great Again" isimlerini kullanmasını engelleyen bir ihtiyati tedbir kararı talep ediyor. Bu şirketler dava dosyasında topluca "Trump Org." olarak anılıyor.</p><p>Dilekçede, Trump Burger'ın faaliyetlerinin "Trump Org.'un tüketiciler arasındaki itibarını ve iyi niyetini zedeleyeceği ve kar ve fırsatları saptıracağı" iddia edildi.</p><p>Şirketler, belirtilmemiş miktarda tazminat ve avukatlık ücreti talep ediyor; ayrıca <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> Patent ve Marka Ofisi'ne, biri Trump'ın saçını taşıyan bir hamburger karikatürü, diğeri ise MAGA Burger adı için yapılan iki marka başvurusunu reddetmesi yönünde bir mahkeme kararı istiyorlar.</p><p>Her iki başvuru da, Teksas maliye bakanlığının veritabanına göre Beainy adına kayıtlı olan MAGA Burger Holdings LLC adlı bir şirket tarafından yapıldı. Trump Organizasyonu, <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> Patent ve Marka Ofisi'nde MAGA Burger iddiasına zaten itirazda bulundu.</p><p>Başkan Trump ve MAGA markası o kadar iyi biliniyor ki, tüketiciler bir bağlantı olduğunu varsayıyor, diye savundu başvuruda.</p><p>Houston'daki Lloyd &amp; Mousilli hukuk firmasının kıdemli marka danışmanı Vicky Smolyar, kimsenin başkasının adını ve görüntüsünü izni olmadan tescil ettiremeyeceğini söyledi. Bunun da ötesinde, Trump Organizasyonu zaten restoranlarda kullanılmak üzere Trump adını tescil ettirmişti.</p><p><strong>Bir işletmeye MAGA Burger adını vermek de ihlal olarak değerlendirilebilir, diye ekledi.</strong></p><p>Smolyar, "(MAGA)'nın ünlü olduğu gerçeği göz önüne alındığında, bu markayı izinsiz kullanan herkesin orijinal markayı sulandıracağı yönünde çok güçlü bir argüman öne sürülebilir" dedi.</p><p>Ancak mevcut restoranların ihlalde bulunup bulunmadığı farklı bir soru, çünkü hepsi Trump Burger'dan farklı isimler almış durumda. Geçtiğimiz Kasım ayına gelindiğinde Flatonia şubesi, MAGA Burger'e dönüşmüştü; bu şube şu anda Yelp üzerinde kapalı olarak görünüyor. Bellville şubesi ise President Burger oldu. Kemah şubesi adını önce MAGA Burger <abbr title="United States Of America - Amerika Birleşik Devletleri">USA</abbr> olarak değiştirdi, ardından marka kimliğini yenileyerek Freedom Burgers &amp; Beer Garden adını aldı. Houston şubesi ise kapandı. Daha yakın bir zamanda, Bay City'deki MAGA Burger konseptini tamamen değiştirerek Jotti's Diner'a dönüştü.</p><p>Bununla birlikte Smolyar, Trump Organizasyonu'nun geçmişe dönük zararlar için hâlâ dava açabileceğini belirtti. Ayrıca Smolyar'a göre, restoranların hâlâ Trump ile ilişkilendiriliyor gibi görünüp görünmediğine —örneğin, isim değişse bile dekorasyonun tamamen Trump temalı kalması gibi durumlara— bağlı olarak, Trump Organizasyonu'nun mevcut zararlar için de dava açma hakkı doğabilir.</p><p>Trump Organizasyonu, mahkemeye sunduğu dilekçede jürili yargılama talep etti.</p><p>Kaynak: HC</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1086751</guid><pubDate>Sat, 18 Apr 2026 01:00:45 +0000</pubDate></item><item><title>BATI MODASINDA 'EJDERHA' PEN&#xC7;ES&#x130;: &#xC7;&#x130;NL&#x130; MARKALAR ERKEK G&#x130;Y&#x130;MDE TAHTI SALLIYOR!</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1086749-bati-modasinda-ejderha-pencesi%CC%87-ci%CC%87nli%CC%87-markalar-erkek-gi%CC%87yi%CC%87mde-tahti-salliyor/</link><description><![CDATA[<p><strong>BATI MODASINDA 'EJDERHA' PENÇESİ: ÇİNLİ MARKALAR ERKEK GİYİMDE TAHTI SALLIYOR!</strong></p><p><img class="ipsImage ipsRichText__align--block" data-fileid="66770" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2026_04/Chinese-brands-menswear-Amazon.jpg.0b44b2de7b4c048a1dd0dd9e2ec6e4fb.jpg" alt="Chinese-brands-menswear-Amazon.jpg" title="" width="800" height="633" loading="lazy"></p><p>Çinli markalar Amazon'daki erkek giyim satışlarında ilerleme kaydediyor.</p><p>Erkek giyim söz konusu olduğunda, Çinli markalar; özellikle de spor giyim alanında, Amazon üzerinde kendilerine sağlam bir yer edinmeye devam ediyor.</p><p>Amazon'daki satın alma işlemlerini takip eden Seattle merkezli bir firma olan Market Defense'in Müşteri Etkileşimi Direktörü Vanessa Kuykendall, "Çinli satıcılar; eşofman takımları ve antrenman setleri gibi kategorilerde, <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'li markaları önemli ölçüde geride bırakıyor," dedi. "Gözlemlediğimiz tablo şu: Müşteriler hâlâ performans ve dayanıklılık arayışında olsa da, giderek artan bir şekilde fiyat-performans dengesine ve pratikliğe öncelik veriyor; uluslararası markalar da tam da bu beklentiyi karşılıyor."</p><p>Genel tabloya bakıldığında Kuykendall, Amazon üzerinde yaklaşık 7.200 erkek moda markasının satışının yapıldığını belirtti. Aylık yaklaşık 338 milyon dolarlık satış hacmiyle giyim ürünleri en popüler kategori konumunda; bunu, aylık yaklaşık 215 milyon dolarlık satışla ayakkabılar takip ediyor. Giyim ürünleri alt kategorisi içinde ise, aylık yaklaşık 95 milyon dolarlık gelirle erkek spor giyim ürünleri en popüler alt kategori olarak öne çıkıyor.</p><p>Bununla birlikte, son 12 aya ait veriler; 31 Mart'ta sona eren dönemde, en büyük büyüme ivmesini kumaş pantolonların yakaladığını gösteriyor. Tahmini aylık geliri 461.000 dolara ulaşan bu ürünler, 64,83 dolarlık ortalama satış fiyatıyla bir önceki yıla kıyasla yüzde 168'lik bir artış kaydetti. Başta golf pantolonları olmak üzere çeşitli ürünler sunan Snowten, en çok satış yapan marka oldu; bu markayı sırasıyla Haggar, Coofandy, Calvin Klein ve Tallemon izledi.</p><p>En popüler ikinci kategori ise, aylık ortalama 250.000 dolarlık satış hacmiyle antrenman setleri oldu. Bu kategoride Coofandy liderliği göğüslerken; Uoua, Jmierr, Tezo ve Buyjya ilk beşi tamamlayan diğer markalar oldu.</p><p>Ayrıca, aylık 71.000 dolarlık satış hacmi ve 27,94 dolarlık ortalama satış fiyatıyla pileli şortlar da oldukça popülerdi. Bu kategoride en çok satış yapan marka Haggar olurken; onu Tbmpoy, Plepan ve Coofandy takip etti. Aylık 414.000 dolarlık satış hacmine ulaşan erkek sıkılaştırıcı atletleri kategorisinde Jesido, Eleady ve Dalavch ilk üç sırayı paylaşırken; tahmini aylık satışları 312.000 doları bulan eşofman takımları kategorisinde ise Uoua, Jmierr, Riskrole, Gxamoy ve Coofandy en çok tercih edilen markalar oldu.</p><p>Kaynak: WWD</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1086749</guid><pubDate>Fri, 17 Apr 2026 23:36:13 +0000</pubDate></item><item><title>&#x130;flas&#x131;n Matemati&#x11F;i: Warren Buffett, Donald Trump&#x2019;&#x131;n Ticari Fiyaskolar&#x131;n&#x131;n Ard&#x131;ndaki 'B&#xFC;y&#xFC;k Hatay&#x131;' &#x130;f&#x15F;a Etti!</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1086730-i%CC%87flasin-matematigi-warren-buffett-donald-trumpin-ticari-fiyaskolarinin-ardindaki-buyuk-hatayi-i%CC%87fsa-etti/</link><description><![CDATA[<p><strong>İflasın Matematiği: Warren Buffett, Donald Trump’ın Ticari Fiyaskolarının Ardındaki 'Büyük Hatayı' İfşa Etti!</strong></p><p>Dünyanın en başarılı yatırımcısı <strong>Warren Buffett</strong>, Donald Trump’ın geçmişteki ticari başarısızlıklarını basit bir "şanssızlık" olarak görmüyor; bunu sistemik bir yönetim kusuru olarak tanımlıyor. Buffett’a göre, Trump’ın "hiçbir şeyi doğru yapamamasına" neden olan o devasa sorun, her girişimcinin kulağına küpe olması gereken bir ders niteliğinde.</p><p><img class="ipsImage ipsRichText__align--block" data-fileid="66769" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2026_04/warren-buffett-trump.jpg.1b991a6d7fc57673bc4d8e378fac00bf.jpg" alt="warren-buffett-trump.jpg" title="" width="800" height="634" loading="lazy"></p><p><strong>‘Hiçbir şeyi doğru yapamadı’: Warren Buffett, Donald Trump’ın ticari başarısızlıklarının ardındaki ‘büyük sorunu’ ifşa etti. Başkanın hatasından çıkarılacak dersler.</strong></p><p>1991 yılında, efsanevi yatırımcı Warren Buffett, Notre Dame Üniversitesi'nde ders verirken, Donald Trump'ın varlıklarının gerçekte olduklarından çok daha değerli görünmesini nasıl sağladığını anlattı (1).</p><p>Trump'ın sırrı basitti: Gayrimenkul kredilerini, varlıkların gerçek değerinin çok üzerindeki fiyatlar üzerinden bağlamıştı; ancak bu durum, söz konusu varlıkları en başta edinmek için ciddi miktarda borcun altına girmesi anlamına da geliyordu.</p><p>Trump'ın iş girişimlerinde nerede ve nasıl yoldan çıktığını anlatırken Buffett, durumu gayet yalın bir şekilde şöyle özetledi: "Donald Trump ile ilgili asıl büyük sorun şuydu ki, o hiçbir zaman 'doğru yola' girmedi."</p><p><strong>Ve bu düşünceye sahip olan <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">tek</abbr> kişi o değil. Nitekim Trump'ın borçları dillere destandır.</strong></p><p>The Washington Post gazetesi, Trump'ın kariyeri boyunca altı kez iflas başvurusunda bulunduğunu haberleştirdi (2); CNBC ise <em>Trump: The Game</em> (oyun), <em>Trump Super Premium Vodka</em>, <em>Trump</em> dergisi ve lüks seyahat rezervasyon sitesi gotrump.com'u, Trump'ın giriştiği o akıl dışı işlerden sadece birkaçı olarak sıralıyor (3).</p><p>Bununla birlikte, belki de yaptığı en önemli —ve en çok göz önünde bulunan— hata, 1987 yılında Atlantic City'deki Taj Mahal kumarhanesini satın almasıydı (4). Henüz tamamlanmamış olan kumarhaneyi bitirebilmek adına 675 milyon dolar tutarında, yüksek faizli ve yüksek riskli (junk bond) tahvillerle fon sağlayan Taj Mahal işletmesi, 1991 yılına gelindiğinde iflasını ilan etmişti.</p><p><strong>Söz konusu yüksek faiz oranlarını ödeme yükü, tüm projeyi adeta batırmıştı.</strong></p><p>Buradan çıkarılacak ders şudur: Çoğu Amerikalı, varlıklar için bilerek —ya da en azından isteyerek— gerçek değerinin üzerinde bir bedel ödemese de, bu durum; eldeki sermayenin miktarı ne olursa olsun, herkesin başına gelebilecek bir talihsizliktir. Neyse ki, bu tür tuzaklara düşmekten kaçınmak veya bir kez tökezlediğinizde yeniden ayağa kalkabilmek için başvurulabilecek çeşitli stratejiler mevcuttur.</p><p><strong>Gayrimenkul portföyünüzü doğru bir şekilde oluşturmak</strong></p><p>Buffett, dersi sırasında, "bu dünyada finansal kaldıraç (borçlanma) kullanmaya aslında hiç de ihtiyacınız olmadığına" dair inancını da dile getirdi.</p><p>Bu, gerçekten de harika bir tavsiyedir. Ancak yine de gayrimenkul piyasasına ilgi duyuyorsanız; çoğu Amerikalı için —özellikle de ev satın almayı düşünenler için—, belirli bir oranda finansal kaldıraç kullanmak genellikle kaçınılmaz bir gerekliliktir.</p><p>Günümüzde, gayrimenkul yatırımı söz konusu olduğunda, ev sahibi olmak elinizdeki <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">tek</abbr> seçenek olmaktan çok uzaktır. Kaldı ki Redfin'in verilerine göre (5), Aralık ayı itibarıyla bir ev için ödenen medyan peşinat tutarı 68.000 dolar seviyesindeydi; bu rakam önceki döneme kıyasla %1,5'lik bir düşüşü temsil etse de, yine de cebinizden çıkacak hatırı sayılır büyüklükte bir meblağdır. Üstelik bu, önünüzdeki 30 yıllık konut kredisi ödemelerini düşünmeye başlamadan önceki durum.</p><p>Ancak günümüzde, varlıklarınızı teminat göstermeden veya yüklü miktarda borcun altına girmeden gayrimenkul piyasasına adım atmanın çeşitli yolları mevcut.</p><p>Devamını Oku: 50.000 $ birikim yaptıktan sonra atılması gereken 5 kritik adım</p><p><strong>Konut gayrimenkullerine yatırım yapın</strong></p><p>Örneğin Arrived’ın çevrimiçi platformu; mülk yönetimi sorumluluklarını üstlenmek zorunda kalmadan, kiralık konutların ve tatil evlerinin hisselerine yatırım yapmanıza olanak tanır.</p><p>Arrived sayesinde; her biri değer artışı ve gelir potansiyeli açısından titizlikle incelenmiş, özenle seçilmiş konutları inceleyebilirsiniz. Arrived ayrıca, her üç ayda bir açılan bir ikincil piyasa da sunar; böylece ihtiyaç duymanız halinde elinizdeki hisseleri yeniden düzenleyebilirsiniz. Kayıt işlemi de oldukça kolaydır: Sadece e-posta adresinizi girin, birkaç temel soruyu yanıtlayın; işte yatırıma başlamaya hazırsınız.</p><p>Beğendiğiniz bir mülkü bulduğunuzda, satın almak istediğiniz hisse sayısını belirleyebilir ve sadece 100 $ gibi bir tutarla gayrimenkulün sunduğu sağlamlık ve istikrardan payınızı almaya başlayabilirsiniz.</p><p>Ancak Arrived, izleyebileceğiniz yollardan sadece bir tanesidir. Bir diğer seçenek ise, gayrimenkul yatırımlarınızı <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">tek</abbr> birimlik konut tiplerinin ötesine taşıyarak çeşitlendirmektir.</p><p><strong>Çok konutlu ve endüstriyel gayrimenkullerle yatırımınızı katlayın</strong></p><p>Artık akredite yatırımcılar, Lightstone DIRECT gibi platformlar aracılığıyla bu yaklaşımdan yararlanabiliyor; böylece, asgari 100.000 dolarlık bir yatırımla, kurumsal kalitede çok konutlu ve endüstriyel gayrimenkullere erişim sağlıyorsunuz.</p><p>1986 yılında David Lichtenstein tarafından kurulan Lightstone Group, yönetimi altındaki 12 milyar doları aşkın varlığıyla, <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'nin en büyük özel sermayeli gayrimenkul yatırım firmalarından biridir.</p><p>Yaklaşık kırk yıllık süreçte ekip; 2004'ten bu yana gerçekleştirilen yatırımlarda %27,6'lık tarihsel net İç Verim Oranı (IRR) ve 2,54 katlık tarihsel net öz sermaye çarpanı dahil olmak üzere, pek çok piyasa döngüsünde güçlü ve riske göre düzeltilmiş bir performans sergilemiştir.</p><p>Lightstone DIRECT sayesinde, Lightstone'un kendi sermayesiyle peşine düştüğü çok konutlu ve endüstriyel gayrimenkul fırsatlarının aynısına erişim sağlarsınız.</p><p>İşin en can alıcı noktası ise şu: Lightstone, her anlaşmaya kendi sermayesinin en az %20'sini yatırıyor; bu oran, sektör ortalamasının yaklaşık dört katına tekabül ediyor. Bu şekilde, yani bizzat risk alarak (skin in the game), firma kendi çıkarlarının yatırımcılarının çıkarlarıyla doğrudan örtüşmesini güvence altına alıyor.</p><p><strong>Buffett gibi yatırım yapmak</strong></p><p>Buffett'ın borçlanmaya pek sıcak bakmadığı göz önüne alındığında, parasının büyük kısmını şirketlere düşük fiyatlardan yatırım yaparak kazanmış olması belki de hiç şaşırtıcı değildir.</p><p>Ortaklarına yazdığı bir mektupta bir zamanlar şöyle açıklamıştı: "Yatırım felsefemizin temel taşı şudur: Asla iyi bir satış yapacağınıza güvenmeyin. Satın alma fiyatını o kadar cazip tutun ki, vasat bir satış bile iyi sonuçlar doğursun (6)."</p><p>Bu mantıkta doğuştan hatalı sayılabilecek herhangi bir unsur bulmak zor olsa da, fiyat her şey demek değildir. Düşük bir fiyat etiketi, pekala düşük kaliteli bir yatırımın göstergesi olabilir.</p><p><strong>İçeriden bilgilere erişim</strong></p><p>Hangi yatırımları yapmanız gerektiğine dair içeriden bilgilere (inside scoop) ulaşmak istiyorsanız; Moby, eski hedge fon analistlerinin tavsiyeleriyle desteklenen, güçlü ve uzun vadeli yatırımları belirlemenize yardımcı olacak uzman araştırmaları ve önerileri sunuyor.</p><p>Dört yıllık süreçte ve yaklaşık 400 hisse senedi seçimi genelinde, sundukları öneriler S&amp;P 500 endeksini ortalama yaklaşık %12 oranında geride bırakmıştır. Ayrıca 30 günlük para iade garantisi de sunmaktadırlar. Moby ekibi, size doğrudan ulaştırılan hisse senedi ve kripto raporlarını sunabilmek adına, finansal haberleri ve verileri titizlikle inceleyerek yüzlerce saat harcıyor. Yürüttükleri bu araştırmalar, piyasa değişimleri konusunda sizi anbean güncel tutarken; hisse senedi ve ETF seçimlerindeki belirsizlikleri ve tahmine dayalı adımları azaltmanıza da yardımcı olabilir.</p><p><strong>Üstelik raporları, yatırım dünyasına yeni adım atanlar için bile kolayca anlaşılabilir niteliktedir; böylece sadece beş dakika içinde daha bilinçli bir yatırımcıya dönüşebilirsiniz.</strong></p><p>Yatırım yapmanın en kolay yollarından biri, SoFi nezdinde kendi işlemlerinizi yönetebileceğiniz (self-directed) bir yatırım hesabı açmaktır. Bu "kendi kendine yatırım yapma" yaklaşımı sayesinde, herhangi bir komisyon ücreti ödemeden yatırım yapma imkânı bulursunuz; üstelik sınırlı bir süre için, yeni açtığınız hesabınıza para yatırdığınızda 1.000 dolara varan değerde hisse senedi kazanma şansınız da bulunur.</p><p>SoFi; gerçek zamanlı yatırım haberleri, özenle seçilmiş içerikler ve sizin için en büyük önemi taşıyan hisse senetleri hakkında akılcı kararlar almanız için gereken verileri sunarak, yatırım yapmayı süreç içerisinde öğrenmenize yardımcı olmak üzere tasarlanmıştır.</p><p><strong>Trump'ın siyasi kariyeri başlamadan önce Buffett, Trump'ın borç ve kredilere ilişkin stratejisini de eleştirmişti.</strong></p><p>1991 yılında verdiği bir konferansta Buffett, Trump'ın borçlarının o dönemde "belki de 3,5 milyar dolar" civarında olduğunu; "eğer varlıklarının toplam değeri için bir rakam belirlemek gerekseydi, bu rakamın muhtemelen 2,5 milyar dolara daha yakın bir seviyede olacağını" tahmin ettiğini dile getirmişti.</p><p>Benzer türden tuzaklara düşmekten kaçınmak adına; borçlarını sorumlu bir şekilde yönetmeyi hedefleyen herkes için, ilgili varlığın gerçek değerini tam ve doğru bir biçimde yansıtan bir kredi temin etmek hayati önem taşımaktadır.</p><p><strong>Kredilerinizi birleştirin ve borçlarınızı kapatın</strong></p><p>Hâlihazırda borç ödemekte olanlar için Credible; önde gelen kredi kuruluşlarından sağlanan bireysel kredilere erişim sunan bir kredi pazar yeridir. Platform, ihtiyaçlarınıza en uygun borç çözümünü <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">tek</abbr> bir noktada, çok daha kolay bir şekilde bulabilmeniz amacıyla tasarlanmıştır.</p><p>Amerikalıların, önümüzdeki üç ay içinde asgari borç ödemelerini aksatma ihtimalini %14,2 olarak öngörmeleri (7 göz atın) göz önüne alındığında; borç konsolidasyonu (borç birleştirme), mali durumunuzu yeniden düzene sokmak adına odaklanmış ve etkili bir yöntem olabilir.</p><p>Credible, kolay ve sorunsuz bir borç konsolidasyonu süreci için size en uygun seçenekleri sunmak adına, güvenilir kredi ortaklarıyla iş birliği yapmaktadır. Sağladığınız bilgilere ve detaylara dayanarak; %6,94'ten başlayan faiz oranlarıyla, 250.000 dolara kadar kredi seçenekleriyle eşleştirilebilirsiniz.</p><p><strong>Güvenebileceğiniz bir profesyonelle plan yapmak</strong></p><p>Buffett'ın derslerinde Trump hakkında verdiği genel mesaj; Trump'ın iş dünyasındaki temellerinin, en başından beri sarsıntılı olduğu yönündeydi.</p><p><strong>Ve nitekim haklıydı.</strong></p><p>Associated Press'in yayımladığı bir rapora göre Yargıç Arthur Engoron, Trump'ın yargılandığı hukuk davası niteliğindeki dolandırıcılık davasında; Trump'ın, servetinin büyüklüğü ve mülklerinin gerçek değeri konusunda bankaları ve sigorta şirketlerini yanıltmak amacıyla yıllara yayılan bir komplo içinde hareket ettiğine hükmetti (8 göz atın). Bu tür tuzaklara düşmekten kaçınmak adına, arkanızda duran ve size destek olan bir finans uzmanları ekibine sahip olmak büyük fayda sağlayabilir.</p><p>Bireysel yatırımcılar açısından bu durum; sırtınızı yaslayabileceğiniz, çıkarlarınızı gözeten ve her daim yanınızda duran bir danışman bulmak anlamına gelmektedir.</p><p>Kaynak: MW</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1086730</guid><pubDate>Fri, 17 Apr 2026 01:58:51 +0000</pubDate></item><item><title>SARI KUTULARDAK&#x130; SIR: KODAK &#x130;FLASIN K&#xDC;LLER&#x130;NDEN ELEKTR&#x130;KL&#x130; ARA&#xC7; VE &#x130;LA&#xC7; RE&#xC7;ETES&#x130;YLE &#xC7;IKIYOR!</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1086670-sari-kutulardaki%CC%87-sir-kodak-i%CC%87flasin-kulleri%CC%87nden-elektri%CC%87kli%CC%87-arac-ve-i%CC%87lac-recetesi%CC%87yle-cikiyor/</link><description><![CDATA[<p><strong>SARI KUTULARDAKİ SIR</strong>: KODAK İFLASIN KÜLLERİNDEN ELEKTRİKLİ ARAÇ VE İLAÇ REÇETESİYLE ÇIKIYOR!</p><p><img class="ipsImage ipsImage_thumbnailed ipsRichText__align--block" data-fileid="66756" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2026_04/film-6540072.thumb.jpg.48832d715068a5341414d2b04fb2e0b2.jpg" alt="film-6540072.jpg" title="" width="1000" height="666" data-full-image="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2026_04/film-6540072.jpg.9dd9b26b988ba7658cf01087277668f9.jpg" loading="lazy"></p><p><strong>Kodak, iflasın eşiğinden döndükten sonra işlerini nasıl toparlamaya çalışıyor?</strong></p><p>Film şirketi Eastman Kodak, finansal sıkıntılardan nasibini fazlasıyla aldı; ancak CEO Jim Continenza, şirketi bir başarı hikâyesine dönüştürmeye kararlı.</p><p>Şirket geçen yıl yaptığı açıklamada, finansal durumunun "Kodak'ın faaliyetlerine devam eden bir işletme olarak sürdürme yeteneği konusunda ciddi şüpheler uyandırdığını" belirtmiş; ancak borçlarını ödeyebileceğine dair kendine güvendiğini de eklemişti.</p><p>Kendini "dönüşüm uzmanı" olarak tanımlayan Continenza ise CNBC'ye verdiği demeçte, şirketi yeniden canlandırmak adına Kodak'ın borçlarını ödediğini, temel köklerine yatırım yaptığını ve genç tüketicilerle etkileşime geçtiğini anlattı. Şirketin hisse senedi değeri, geçtiğimiz yıl içinde neredeyse %100 oranında artış gösterdi.</p><p>Jim Continenza'nın 2019 yılında Eastman Kodak İcra Kurulu Başkanı olarak göreve başladığı ilk gün, Hollywood'un ünlü yönetmenlerinden biri onu arayarak, şirketin büyük bir hata yapmakta olduğunu söyledi.</p><p>Fotoğraf teknolojileri alanında faaliyet gösteren şirket, film üretiminde kullanılan temel bileşenlerden birini üreten asetat fabrikasını kapatma sürecindeydi. "Inception" (Başlangıç) ve "Oppenheimer" gibi dev yapımların yönetmeni Christopher Nolan, Continenza'ya bu süreci durdurması yönünde çağrıda bulundu.</p><p>Şu an şirketin CEO'su olan Continenza, CNBC'ye verdiği demeçte o anları şöyle anlattı: "Bana, 'Bunu kapatmayın. Lütfen bir göz atın,' dedi. Ben de öyle yaptım. Haklıydı. Konuyu incelemeye başladım; çünkü ben de 35 milimetrelik [film] formatıyla çekim yapıyorum ve kendi kendime, 'Tüm zamanların en büyük yönetmenlerinden biri neden böyle bir konuyu gündeme getirsin ki?' diye sordum."</p><p>Kendini "dönüşüm uzmanı" olarak tanımlayan Continenza, şirketi iflasın eşiğinden geri döndürmek için mücadele ederken; filmin Kodak'ın kökleri açısından ne denli merkezi bir öneme sahip olduğunu ve şirketin en büyük güç kaynaklarından biri haline gelebileceğini kısa sürede fark ettiğini ifade etti.</p><p>Yaklaşık yedi yıl sonrasına, yani günümüze geldiğimizde ise; "One Battle After Another" ve "Sinners" gibi, 2026 Oscar ödülleri için adı geçen pek çok filmin Kodak filmleriyle çekildiğini görüyoruz. Bu durum, hem Hollywood'da filme duyulan nostaljinin hem de genç tüketicilerin etkisiyle yeniden yükselişe geçen bu kategorideki daha geniş kapsamlı bir eğilimin parçası niteliğinde.</p><p>Yine de bu yolculuk hiç de kolay geçmedi. Şirket, 2012 yılında iflas başvurusunda bulunmuş ve bir yıl sonra yeniden ayağa kalkarak faaliyetlerine devam etmişti. Ardından geçen yıl, mali koşullarının "Kodak'ın faaliyetlerine devam eden bir işletme olarak sürdürme yeteneği konusunda ciddi şüpheler uyandırdığı" uyarısında bulundu.</p><p>Söz konusu "faaliyetlere devam eden işletme" açıklamasını yaptığı ikinci çeyrek kazanç raporunda Kodak; milyonları bulan borç yükümlülüklerinin yanı sıra, brüt kârında da %12'lik bir düşüş kaydetti.</p><p>Ancak Continenza, bunun, şirketi yeniden eski başarılı günlerine döndürmeyi amaçlayan daha uzun soluklu bir sürecin yalnızca bir adımı olduğunu belirtti.</p><p>Geçen ay, şirketin kazanç raporu farklı bir görünüm sergiledi. Dördüncü çeyrek brüt kârı 67 milyon dolara ulaşarak, bir önceki yıla kıyasla %31'lik bir artış kaydetti. Kodak ayrıca, yıllık faiz giderini yaklaşık 40 milyon dolar azalttığını açıkladı.</p><p>Continenza o dönemde yaptığı açıklamada, bu sonuçların, 2019 yılında uygulamaya koyduğu uzun vadeli planın işaretleri olduğunu belirtti. CNBC'ye konuşan Continenza; AT&amp;T ve Lucent gibi iletişim şirketlerinde daha önce üst düzey yöneticilik görevlerinde bulunmuş biri olarak, C-suite (üst düzey yönetim) kariyerini noktalamadan önce, yeniden ayağa kaldıracağı son şirket olarak Kodak'ı seçtiğini ifade etti.</p><p>Continenza, "Hedefimiz şudur: Gelecek nesil için istihdam yaratacağız. Hiç şüpheniz olmasın; bu şirketi düzeltecek, sağlam temeller üzerine oturtacak ve tüm sistemleri büyütmek adına gerekli yapı taşlarını yerleştireceğiz," dedi. "İhtiyacımız olanı değil, istediğimiz şeyi hayata geçirdik; işte fark da tam olarak budur."</p><p><strong>Çalkantılı Sular</strong></p><p>Dijitalleşerek dönüşen bir toplumda Kodak, yerini ve güncelliğini korumak adına büyük bir mücadele veriyor.</p><p>Şirketin 2012 yılında iflas koruma başvurusunda bulunması; dijital fotoğrafçılığın hızla yükselip sektörü baştan aşağı dönüştürdüğü bir dönemde, mali yapısını güçlendirme çabalarında başarısız olmasının ardından gerçekleşti. Ertesi yıl, küçülmüş bir şirket olarak yeniden faaliyetlerine başladığında ise, temel odağını ticari baskı çözümlerine kaydırdı.</p><p>Her ne kadar yatırımcıların artık eskisi kadar yakından takip etmediği bir şirket olsa da Melius Research analisti Ben Reitzes, geçen yıl kaleme aldığı bir notta, dijital teknolojinin ortaya çıkışının Kodak için ciddi bir gerileme anlamına geldiğini yazdı.</p><p>Reitzes, "O dönemde Kodak yönetimi bize; film teknolojisinin dijital kameralarla birlikte varlığını sürdüreceğini, insanların daha fazla fotoğraf çekeceğini ve dolayısıyla Kodak tarafından basılması gereken fotoğraf sayısının da artacağını söylemişti," ifadelerine yer verdi.</p><p>Buna rağmen Kodak, zorluklarla yüzleşmeye devam etti. Şirketin hisseleri 2014 yılında %35'in üzerinde değer kaybetti; sonraki birkaç yıl boyunca kademeli düşüşünü sürdürdü ve Mart 2020'de, pandeminin başlangıç döneminde, hisse başına 1,55 dolar ile tüm zamanların en düşük seviyesini gördü.</p><p>Geçtiğimiz Ağustos ayında, 100 yılı aşkın bir geçmişe sahip bu fotoğrafçılık şirketi; elinde yaklaşık 155 milyon dolar nakit bulunduğunu ve yaklaşık 600 milyon dolar tutarında kredisi olduğunu açıkladı. Bir Kodak sözcüsü o dönemde, Kodak'ın 12 ay içinde vadesi dolacak borcunu ödemeye yetecek kadar hazır likiditeye sahip olmaması nedeniyle, "faaliyetin sürekliliği"ne ilişkin ifadenin raporlara dahil edilmesinin zorunlu olduğunu belirtti. Yine de şirket, emeklilik planını sonlandırarak söz konusu kredinin önemli bir kısmını vadesi gelmeden önce ödeyeceğinden emin olduğunu ifade etti ve yapılan bu açıklamanın yalnızca zorunlu bir teknik rapor niteliğinde olduğunu savundu.</p><p>Wall Street yatırımcıları duyduklarından hiç hoşnut kalmadı. Şirket hisseleri, birkaç gün öncesinde hisse başına yaklaşık 7 dolar seviyesinde seyrederken, mali sonuçların açıklandığı gün sert bir düşüşle hisse başına 5 doların biraz üzerine geriledi.</p><p>Continenza, "Bu konuda daha iyi bir iş çıkarabilirdik; zira bizim açımızdan durum o kadar da vahim değildi, daha ziyade tarihlerden kaynaklanan, GAAP muhasebe standartları çerçevesinde ortaya çıkmış tesadüfi bir durum söz konusuydu," dedi ve söz konusu kredilerle ilgili meselenin aslında bir "zamanlama sorunu" olduğunu sözlerine ekledi.</p><p>Continenza, Kodak'ın temel zorluklarının, "muazzam boyutlardaki" borç dilimlerinde ve hissedarlarıyla müşterileri arasındaki iletişim eksikliğinde yattığını belirtti.</p><p>CEO, Kodak hisselerinden hiçbirini satmadığını; aksine, şirketin "faaliyetin devamlılığına ilişkin" (going concern) açıklamasını yayımlamasının ardından hisse satın aldığını ifade etti.</p><p>"Emek harcamanız ve uzun vadeli yatırımlar yapmanız gerekir; metodik olmalısınız. Ancak her şeyden önce operasyonlarınızı düzeltmeniz şarttır ve ben yedi yılımı tam da bunu yapmaya adadım," dedi. "[Bu,] 130 yılı aşkın bir geçmişe sahip bir şirket, değil mi? Tavan arasında nelerin birikmiş olabileceğini tahmin edebilirsiniz."</p><p><strong>Başarıyı Tanımlamak</strong></p><p>Continenza, şirketin yönetimini devraldığı günden bu yana, uzun vadeli değişimleri hayata geçirme konusunda son derece kararlı ve bilinçli hareket ettiğini söyledi. Şirket yönetim kadrosunun yaklaşık %90'ını değiştirdi; 400 milyon doları aşkın borcu tasfiye etti ve şirketin önceliklerini yeniden düzenleyerek odağına baskı çözümlerini, ileri malzemeleri ve kimyasalları yerleştirdi.</p><p>Ekibiyle ilişkilerinde "şeffaf" olmanın da büyük önem taşıdığını vurgulayan Continenza; şirketi yeniden ayağa kaldırma sürecinin, kaçınılmaz olarak işten çıkarmaları ve personel yapısındaki değişiklikleri de beraberinde getireceğini kabul etti.</p><p>"Her zaman attığım ilk adım şudur: Şirkete sıkı sıkıya tutunan ve ayrılmak isteyen kişilerin karşısına çıkarak, hisselerini satın almak suretiyle yollarımızı ayırmak. Biz de tam olarak bunu yaptık," dedi. "Yaptığımız işe yürekten inanan bir yönetim kuruluna ve yatırımcılara sahibim; onları sürekli bilgilendiriyoruz ve onlar da bize yol gösterme konusunda yardımcı oluyorlar."</p><p>Şirket adına nelerin işe yaradığını analiz ederken Continenza, Z Kuşağı ve film estetiğinin yeniden yükselişe geçmesiyle birlikte önemli bir fırsat yakaladığını fark ettiğini anlattı. Film rulosuna kaydedilen fotoğraf ve videoların kendine has o görünümünün, insanın "kalbine ve ruhuna işleyen" eşsiz bir hissi yakaladığını ifade etti.</p><p>Kodak, analog ve özgünlük (otantiklik) akımının rüzgârını arkasına alarak; kaynaklarını film üretim kapasitesini geliştirmeye yöneltti ve tüketicilerin, yönetmenlerin ve sinemacıların büyük ilgi gösterdiği ürünler geliştirdi.</p><p>Continenza ayrıca, şirketin finansal yapısını üç kez yeniden düzenleyerek (refinanse ederek) bilançosunu optimum seviyeye getirdiğini de sözlerine ekledi.</p><p>Görünüşe göre bu hamleler, Wall Street'te de tam isabet kaydetti. Geçtiğimiz bir yıllık süre zarfında, Kodak hisselerinin değeri neredeyse %100 oranında artış gösterdi.</p><p>"Biz sadece işimizi yapıyoruz. Hisselerin bir anda fırlayıp zirve yapması değil, aksine emin adımlarla, yavaş yavaş yükselmesi gerekir; çünkü bizim büyüme biçimimiz tam olarak budur," dedi. "Hisse senedi fiyatımıza bakmam. Umurumda değil. Bugün fiyatın ne olduğunu size söyleyemem bile. Ben uzun vadeli bir yatırımcıyım."</p><p>Continenza, kendisine göre başarının; mali durumu sürekli iyileştirmek ve Kodak'ın büyümesini sürdürebilmesi adına sağlam bir halefiyet planına sahip olmasını sağlamak anlamına geldiğini belirtti.</p><p>Şirket 100 yılı aşkın bir geçmişe sahip olsa da Continenza; Kodak'a, tüm borçların ödenmiş olduğu, markanın büyük bir sevgiyle benimsendiği ve bu noktada işleri "elenebilecek" <abbr title="Türkiye Elektrik Kurumu">tek</abbr> unsurun bizzat Kodak'ın kendisi olduğu, yeni kurulmuş bir şirket (startup) gibi yaklaşmayı sevdiğini ifade etti.</p><p>Continenza, "5 milyar, 20 milyar ya da 80 milyar dolarlık bir şirket olmamıza gerek yok," dedi. "Biz milyar dolarlık, küresel çapta bir şirketiz; ancak elimizdeki en büyük avantajlardan biri, marka bilinirliğimizdir. Ve sakın şüpheniz olmasın; markamız tüm dünyada büyük bir sevgi ve sempatiyle karşılanmaktadır ve bu durum böyle devam edecektir."</p><p>Kaynak: CNBC</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1086670</guid><pubDate>Tue, 14 Apr 2026 23:41:21 +0000</pubDate></item><item><title>ASYA PAZARINDA &#x130;RAN &#x15E;OKU: EKONOM&#x130;K KIYAMET&#x130;N FATURASI KABARIYOR!</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/1086647-asya-pazarinda-i%CC%87ran-soku-ekonomi%CC%87k-kiyameti%CC%87n-faturasi-kabariyor/</link><description><![CDATA[<p><strong>ASYA PAZARINDA İRAN ŞOKU: EKONOMİK KIYAMETİN FATURASI KABARIYOR!</strong></p><p>Ekonomistler, İran savaşı kaynaklı Asya'daki olumsuz etkilerin maliyetini hesaplıyor. Tablo hiç de iç açıcı görünmüyor.</p><p><img class="ipsImage ipsImage_thumbnailed ipsRichText__align--block" data-fileid="63106" src="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2023_03/pump-jack-848300.thumb.jpg.93db8dae610c174eb72117153db9e499.jpg" alt="pump-jack-848300.jpg" title="" width="1000" height="562" data-full-image="https://www.turkish-media.com/forum/uploads/monthly_2023_03/pump-jack-848300.jpg.1545552622fca19486963f82a7bf1750.jpg" data-extension="core_Attachment" loading="lazy"></p><p>Birleşmiş Milletler tarafından Salı günü yayımlanan bir rapora göre; <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> ve İsrail'in İran ile yürüttüğü savaşın yol açacağı olumsuz sonuçların, Asya-Pasifik ekonomisine yüz milyarlarca dolara mal olması ve milyonlarca insanı yoksulluğa sürüklemesi bekleniyor.</p><p>Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın (UNDP) tahminlerine göre; Orta Doğu'daki askeri gerilimin tırmanması, ulaşım, elektrik ve gıda maliyetlerindeki artışlar nedeniyle Asya-Pasifik bölgesinde 97 milyar ila 299 milyar dolar arasında üretim kaybına yol açabilir.</p><p>Raporda, bu kaybın bölgesel GSYİH'nin yaklaşık %0,3 ila %0,8'ine tekabül edeceği belirtildi. UNDP ayrıca, söz konusu savaşın küresel çapta 32 milyon insanı yoksulluğa düşme riskiyle karşı karşıya bıraktığını; bu kişilerin 8,8 milyonunun ise Asya-Pasifik bölgesinde yaşadığını öngördü.</p><p><abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> ile İran arasında yürütülen barış görüşmelerinin, Hürmüz Boğazı'ndaki serbest ticaret akışını yeniden başlatma konusunda başarısız olmasının ardından Başkan Donald Trump, bu kritik su yolu üzerinde kendi ablukasını başlattığını duyurarak, İran limanlarına giden ve bu limanlardan gelen deniz trafiğini tehdit etti.</p><p>Tarihin en ağır petrol krizi, ham petrol ve doğal gaz fiyatlarının halihazırda fırlamasına neden olmuş ve ekonomik büyüme projeksiyonları üzerinde baskı oluşturmuş durumda. Orta Doğu'dan yoğun miktarda enerji ithal eden bir bölge olması nedeniyle Asya, bu arz sıkıntısının etkilerine karşı özellikle savunmasız bir konumda bulunuyor. Çatışmanın uzun süreli olma ihtimali, bölge ülkelerini yakıt ve elektrik tasarrufu yapmaya ve alternatif enerji kaynakları aramaya yöneltti; ancak bu alternatiflerin hem maliyeti yüksek hem de seçenekler oldukça kısıtlı.</p><p>UNDP'nin Asya ve Pasifik Bölge Direktörü Kanni Wignaraja, "Şu an tanıklık ettiğimiz durum; her şeyin bir anda durma noktasına geldiği ve acil durum rezervlerinin devreye girdiği, ani ve devasa bir şok halidir," değerlendirmesinde bulundu. Wignaraja sözlerine şöyle devam etti: "Eğer ülkeler duruma çok hızlı bir şekilde uyum sağlayabilirlerse, bölgesel GSYİH'deki kaybın 97 milyar ila 100 milyar dolar civarında gerçekleştiğini görebiliriz. Ancak, bu ülkelerin birçoğu acil durum rezervlerini tüketir ve başvurabilecekleri neredeyse hiçbir alternatifleri kalmazsa, söz konusu kayıp miktarının üç katına çıkması kaçınılmaz olacaktır."</p><p>Asya, dünyanın en kalabalık kıtası olmasının yanı sıra küresel üretim faaliyetlerinin yarısından fazlasına ev sahipliği yapmaktadır; bu da bölgenin ekonomisine yönelik her türlü darbenin, küresel ölçekte ciddi yankılar uyandırabileceği anlamına gelmektedir.</p><p>Bölge aynı zamanda Güney Kore, Japonya ve Filipinler gibi <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'nin kilit müttefiklerine de ev sahipliği yapmaktadır; bu ülkelerin tamamı, bel bağladıkları Orta Doğu kaynaklı enerji akışının neredeyse tamamen durma noktasına gelmesiyle birlikte, ekonomilerini kurtarabilmek adına şu sıralar büyük bir telaş ve çaba içerisindedir. ‘Sorunsuz ve pürüzsüz bir geri dönüş yok’</p><p>Hükümetler, petrol kıtlığına; arzı güvence altına alma, talebi azaltma ve artan maliyetleri dengelemek adına mali destek sağlama girişimleriyle yanıt vermiş olsalar da UNDP, fiyat artışlarını sınırlı tutma, hane halklarını ve şirketleri koruma, ayrıca kamu harcamalarını muhafaza etme çabalarının yarattığı baskının giderek artacağını belirtti.</p><p>BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından hazırlanan ayrı bir rapor ise; Orta Doğu'dan gelen ve tarım faaliyetleri için elzem olan petrol, doğal gaz, üre ve gübre gibi ürünlerin tedarikinde yaşanan aksamalar nedeniyle, gıda kıtlığının felaket boyutlarına ulaşabileceği uyarısında bulundu. FAO, Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapalı kalmaya devam etmesi durumunda, ülkelerin ekim dönemleri için gübre tedarikini sağlamak ve küresel bir gıda krizini önlemek adına mali yardıma ihtiyaç duyabileceğini ifade etti.</p><p>FAO Başekonomisti Maximo Torero, “Gıda enflasyonu sorununu bertaraf edebilmek adına, ateşkesin devam etmesi ve gemilerin yeniden hareket etmeye başlaması hayati önem taşıyor,” dedi.</p><p>Pek çok kuruluş, petrol krizinin yaratacağı ve kriz uzadıkça etkisi daha da ağırlaşacak olan ciddi ekonomik sonuçlara dair vahim uyarılarda bulundu. Uluslararası Para Fonu'nun (IMF), Salı günü yayımlanacak olan son ‘Dünya Ekonomik Görünümü’ raporunda ekonomik büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etmesi bekleniyor; kurum ayrıca, gübre fiyatlarındaki yüksek seyrin 45 milyon insanı gıda güvensizliğiyle karşı karşıya bırakabileceğini dile getirdi.</p><p>IMF Başkanı Kristalina Georgieva, geçtiğimiz hafta Washington'da yaptığı bir konuşmada, “Bu şok yaşanmamış olsaydı, küresel büyüme tahminlerimizi yukarı yönlü revize edecektik,” dedi. “Ancak şu an, en iyimser senaryomuz bile büyüme tahminlerinde bir aşağı yönlü düzeltmeyi öngörüyor. Peki, neden? Çünkü ciddi altyapı hasarları, tedarik zincirindeki aksamalar, güven kaybı ve diğer kalıcı hasar etkileri söz konusu.” Asya Kalkınma Bankası (ADB) da yakın zamanda, Orta Doğu kaynaklı emtia tedarikindeki aksamalar nedeniyle Asya-Pasifik bölgesindeki büyümenin hem 2026 hem de 2027 yıllarında %5,4'ten %5,1'e gerileyeceğini; bölgesel enflasyonun ise geçen yılki %3 seviyesinden yükselerek 2026'da %3,6'ya ulaşacağını öngördü.</p><p>Bir ekonomist raporuna eşlik eden bir açıklamada, "Orta Doğu'da uzun süreli bir çatışma, enerji ve gıda fiyatlarının kalıcı olarak yüksek seyretmesine ve finansal koşulların sıkılaşmasına yol açabileceği için, bölgenin görünümüne yönelik en büyük tekil risktir," ifadelerini kullandı.</p><p><abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr> ve İran, savaşı sona erdirmeye yönelik görüşmelerin devam edeceğini belirtirken; CNN, <abbr title="1. Amerika Birleşik Devletleri 2. Ana Bilim Dalı">ABD</abbr>'li yetkililerin potansiyel bir ikinci yüz yüze görüşmeyi istişare ettiklerini bildirdi. Ancak analistler, Hürmüz Boğazı'nın derhal yeniden açılması durumunda bile, normal piyasa koşullarının yeniden tesis edilmesinin birkaç ay süreceğini dile getirdi.</p><p>IMF'den Georgieva, "En iyi senaryoda bile, savaş öncesi duruma (status quo ante) pürüzsüz ve sorunsuz bir dönüş gerçekleşmeyecektir," dedi.</p><p>Kaynak: C</p>]]></description><guid isPermaLink="false">1086647</guid><pubDate>Tue, 14 Apr 2026 11:32:13 +0000</pubDate></item></channel></rss>
