<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"><channel><title>Ahlak Felsefesi En Son Ba&#x15F;l&#x131;klar</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/forum/813-ahlak-felsefesi/</link><description>Ahlak Felsefesi En Son Ba&#x15F;l&#x131;klar</description><language>tr</language><item><title>Bilmek  iyi midir ?</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/229946-bilmek-iyi-midir/</link><description><![CDATA[
<p>Bir insanın ufkunun genişlemesi onu mutlu mu kılar yoksa mutsuzluğuna mı yolaçar ? Bir insanın bilincini her hangi bir konuda üst seviyeye taşımak ne ölçüde doğrudur ?</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Saygılar sunarım.</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">229946</guid><pubDate>Fri, 25 Mar 2011 06:01:30 +0000</pubDate></item><item><title>"Dogrular ve Yanlislar" Uzerine</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/292953-dogrular-ve-yanlislar-uzerine/</link><description><![CDATA[
<p>Evrenseller epistemolojik gerceklik, yani kavramlar; yalanlanamaz, ama dogrular, yanlislanabilir. Yanlislanabilen dogrular da; hatalarindan, noksanlarindan ve yanlislarindan da; arindirilarak, duzeltilebilir, duzenlenebilir.</p>
<p> </p>
<p>Bu yuzden; bilimsel dogrular ile; etiksel/metafizik (hem varlik hem de kelime anlami olan fizik otesi) ideolojik/inancsal dogrular farklidir. Dogrular, yanlislanabildigi ve yanlislari duzeltilebildigi olcude ve mumkunlukte bilimseldir. Bu bilimsellik; epistemolojiktir. Yani; bugun yanlislanamayanlar, dogru olarak kabul edilir. Yarin, yanlislanabilme olanagi olmasi gerekir. Yalnislanabildigi gunde; yeni bir dogru ile hatalarindan arinmis olarak duzeltilir.</p>
<p> </p>
<p>Peki, etiksel/metafizik dogrular; bilimsel dogrular (olgu) gibi, yanlislanabilir mi? Neye gore yanlislanabilir?, yanlislari neye gore, saptanabilir, duzeltilebilir ve duzenlenebilir?, hatalar, noksanlar neye gore ve nasil saptanir?</p>
<p> </p>
<p>Demekki; etiksel/metafizik dogrulara, dogrulama ve yanlislarini duzeltme temelinde yanasabilmek icin, bir "...e gore' de karar kilmak gerekir.</p>
<p> </p>
<p>Iste insanoglu bu ...e gore'de karar kilamadigi icin; bugun icinde bulundugu sorunu yasamaktadir. Cunku, bu ...e gorenin; evrensel bir ortak temeli bulunamamistir.</p>
<p> </p>
<p>...e goreler:Tanriya, dine, inanislara, maddeye, ahlaka, topluma, ulkeye, cografya ya, sosyal-siyasal-toplumsal-ekonomik yapiya, felsefeye, ideolojiye, goruse, cevreye, aileye, kisiye, mantiga, duyguya, duyuma, algiya, milli-dini kokene, bakis acisina, dunyevi, mistik, spekulatif, dunya otesi, dogal, dogaustu, yaratilissal, dusunsel v.s. yani kisaca; belirli bir ayrilmislik temeline gore degisir.</p>
<p> </p>
<p>Bu kadar degisime ugratilmis bir ...e gorenin, evrensel ortak noktasini bulmak ve tek bir ...e gore saptamak ve bu saptanacak ...e gorenin; evrensel gecerliligini saglamak mumkunmudur? Iste, tum yasam ve iliskinin temel ve kokenini olusturan bu sorunun cevabini verebilen, hem sorunu tam resmi ile algilamaya, hem de cozume gidebilecek, ...e goreyi saptamaya muktedir olur.</p>
<p> </p>
<p>Evrensel-insan olarak; sunulan ...e gore; hemen hemen her yazida bir anafikir olarak belirtilmistir.</p>
<p> </p>
<p>Numenal yeti algisi olan insana ve insanligina gore.</p>
<p> </p>
<p>Iste, evrensel-insan'in; insanoglunu insandan farkli kilan bu ..e goresi; insanoglunu dusunce ve davranista; insan yapmak ve insanlik sunmasini saglamak icindir. Iste, bu insan da; once insanoglunun en kucuk birimi olan, bireyle yeserecek ve bireyin; evrensel-insanligiyla koklesecektir.</p>
<p> </p>
<p>Burada da; aslinda "insan nedir" veya "insan nasil olmalidir?" sorulari gundeme gelir.</p>
<p> </p>
<p>Insanin ne oldugunu ve nasil olmasi gerektigini ortaya koyacak olan da once "insan olmayan nedir?" sorusunun cevabinda yatar. Insan olmayanin aslinda ne oldugu aciktir. Tanri ve madde. Bunlar, insan olmadiklarindan; onlardan zaten insanlik beklemek te, hem mantiksiz hem de abes olur. Demek ki; tanri ve maddenin; insanoglunun kendi insanligina yerlestirdigi insanlik disindan; insan olarak arinmak gerekir.</p>
<p> </p>
<p>Buradan da ...e gorenin kokeni ve temeli ortaya cikar. Dusunce ve davranista insan olmaya ve insanlik sunmaya gore.</p>
<p> </p>
<p>Insandisiligin ve insanlikdisiligin ne oldugununa, bundan sonraki mesajda deginecegim.</p>
<p> </p>
<p>Ama bu su demektir. Yukarida siralanan ve eklenecekleri ile birlikte cogaltilabilecek olan, butun ayrimci ...e gorelerden arinmak gerekir. Nasilmi?</p>
<p> </p>
<p>Once, bu ...e gorelerin; kendi aralarindaki farklarinin farkina vararak ve bu ...e gorelerin yasam ve iliskiye yerlesmisliginin, alisilagelmisliginin, otomatiklesmisliginin gerceginin yalanlanamayacaginin bilincinde olarak.</p>
<p> </p>
<p>Iste bu yalanlanamama, bize tum ...e gorelerin resmini vermeyi; saptadigimiz ..e gore de; bize yanlislanabilen dogrularin, hata ve noksanlarindan arinarak; duzeltilebilecegini ve duzenlenebilecegini gosterir. Yeterki, bu bilince varmak icin; insandisilik ve insanlikdisiligimizi, birer insanoglu olarak, nedenleyelim ve sorgulayalim.</p>
<p> </p>
<p>Tabi ki insan olmak hemde bu insanligi evrensellige tasimak istiyorsak.</p>
<p> </p>
<p>Yoksa "Insanoglu, zaten dogustan ve tabi olarak, yaratilis olarak; bencildir, ayrimcidir, erk ve otoriterdir, cikarcidir, guce tapar, bununda en guzel kanitlari; genin bencilligi, DNA'larin farkli insanoglu yapilari sundugu, ustun irk ve alt irkin varligi, kimsenin esit olamayacagi, guclu olanin hakli, dogru v.s. oldugu, kisaca; tum bu nedenlerden dolayi; insanoglunun kendi turu arasindaki ayrimin, savaslarin, kaosun ve kisaca bugunku dunyanin goruntusunun kalici ve degismez dir" i savunacak olanlar icin bu yazi gecerli degildir.</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">292953</guid><pubDate>Fri, 28 Dec 2012 19:19:36 +0000</pubDate></item><item><title>Din &#x130;le Ahlak Birarada Olmaz.</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/365839-din-i%CC%87le-ahlak-birarada-olmaz/</link><description><![CDATA[
<p> </p>
<p> </p>
<blockquote data-ipsquote="" class="ipsQuote"><div>'Herkesin din dersi 5 ise bu kadar ahlaksız, hırsız nereden çıktı?'<p> </p>
<p>Prof. Üstün Dökmen, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın da bulunduğu salona 'Herkesin din dersi 5. İyi de bu kadar ahlaksız, hırsız nereden çıktı' diye seslendi.</p>
<p> </p>
<p>Prof. Üstün Dökmen, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın da bulunduğu “Geleceğin Öğretmeni” başlıklı sempozyumda, 'Herkesin din dersi 5. İyi de bu kadar ahlaksız, hırsız nereden çıktı' sorusunu dile getirdi.</p>
<p> </p>
<p>Törende konuşan, Prof. Dr. Üstün Dökmen, “Herkesin din dersi 5. İyi de bu kadar ahlaksız, hırsız nereden çıktı. Kolonları kesip galeri yapan da 5 aldı, ölen de... Din öğrenilen bir şeydir, ahlak keşfedilen bir şeydir. Din ve ahlak dersini koyarsan olmaz, onlar yine kolon keserler. Din ve ahlak bir arada olmaz" dedi.</p>
</div></blockquote>
<p> </p>
<p>Evet nasil seriat ile laiklik, muslumanlik ile sekulerlik bir arada olmazsa, din ile ahlak ta bir arada olmaz.</p>
<p>Ahlak etigin "cagdas ve bireysel etik olmak" konusunun temelidir.</p>
<p>Ahlak sadece din ile bir arada olmaz degil, dinin de konusu degildir.</p>
<p>Ahlak her turlu farkli degerdeki toplumun farklari ile birlikte yasayabilme bilincinin ve farkindaliginin konusudur.</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">365839</guid><pubDate>Fri, 30 Jan 2015 17:38:43 +0000</pubDate></item><item><title>ACIMA...</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/239651-acima/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Georgia;">Acıma, yaşam duygusunun erkesini artıran gerilim verici duyguların karşıtı bir duygudur: çöküntü verici bir etkisi vardır. Kişi, acıma duyduğunda, gücünden yitirir. Acıma yoluyla, zaten acı çekmenin kendisinin yaşama getirdiği güç eksilmesi, yoğunlaşır, çeşitlenir. Acı, acıma yoluyla bulaşıcı hale gelir; bazı durumlarda, acımayla, neden birimleri ile çarpık bir orantı oluşturan bir toplam yaşam eksilmesine, yaşam erkesi eksilmesine ulaşılabilir (—Nasıralı'nın ölümünde, olduğu gibi), ilk bakış açısı bu; ama daha da önemli bir açı var.</span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Georgia;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Georgia;">Acımanın, doğura geldiği tepkilere göre ölçüldüğünü düşünürsek, yaşam için taşıdığı tehlikeli nitelik daha da açık bir ışığa çıkar. Acıma, gelişmenin yasasını, seçi yasasını büyük çapta etkisiz kılar, çeler. Batıp gitmek için olgunlaşmış olanları ayakta tutar, yaşamın bozuk kalıtımlılarının, sonu belirlenmişlerinin yararına kendini ayakta tutar, yaşar tuttuğu her tür nasibi kıtın bolluğuyla da, yaşamın kendisine karamsar, sorunsal bir görünüm verir. Acımaya bir erdem demeye kadar vardırılmıştır iş (—oysa her soylu ahlakta zayıflık olarak görülür—); daha da ileri gidilmiş, acıma, erdemin ta kendisi, bütün erdemlerin temeli ve kaynağı kılınmıştır, —tabiî, hep göz önünde tutulması gerekir ki, bu, nihilist bir felsefenin bakış açısından yapılmıştır, kalkanına yaşamın yadsınmasını kazımış bir felsefenin. Schopenhauer tam ortamındaydı bu noktada: yaşam, acıma yoluyla değillenir;  </span></span><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Georgia;"><span style="text-decoration:underline;">değillenme</span></span></span><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Georgia;">ye değer kılınır —acıma, nihilizmin pratiğidir. Yeniden söyleyelim: bu çöküntü verici ve bulaşıcı içgüdü, yaşamın ayakta durmaya ve değer - yükselişine yönelik içgüdülerini çeler, siler, etkisiz kılar: böylelikle sefillerin koruyucusu olduğu kadar sefaletin çoğaltıcısı olarak da décadence'ın yükselişinin temel bir gerecidir, —acıma, hiçliğe inandırır!... «Hiçlik» denmez tabiî buna : «öte» denir, ya da «Tanrı», ya da «Hakiki Hayat» denir, ya da Nirvana, Kurtuluş, Kutsanmışlık... Dinsel - ahlaksal idiosynkrasi alanından edinilme bu masum retorik, burada hangi eğilimin derin sözcüklerin kılığına büründüğü kavranınca, hemen çok daha az masum görünmeye başlar: yaşam düşmanı eğilimdir bu. Schopenhauer yaşam düşmanıydı: bu yüzden erdem haline geldi acıma onun için...</span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Georgia;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Georgia;">Bilindiği gibi, Aristoteles acımayı hastalıklı ve tehlikeli bir durum olarak gördü, arada sırada bir arındırıcıyla giderilmesi doğru olacak bir durum : trajediyi de bir arındırıcı olarak aldı. Sahiden, Schopenhauer'de (ve ne yazık St. Petersburg'dan Paris'e dek, Tolstoy'dan Wagner'e dek bütün yazınsal ve sanatsal décadence'ımızda) görülen bu böylesine hastalıklı ve. tehlikeli acıma birikimi için, yaşam içgüdülerinde bir tedavi yolu aramak gerekirdi: ki bu birikim patlasın, aksın. Sağlıksız çağdaşlığımız içinde Hristiyanca acımadan daha sağlıksız birşey yok. Burada hekim olmak, burada acımasız olmak, burada neşter kullanmak — bize aittir bu; bu bizim insan sevgimizdir.</span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Georgia;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><em><span style="text-decoration:underline;">Değillenme</span></em></span></span></span><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><em>: tümevarımcı bilimlerde başvurulan bir gerçekleme sürecinde olguların varsayım ya da öndeyilerdeki beklentilere aykırı belirmesi.</em></span></span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Georgia;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Georgia;">DECCAL, Friedrich Nietzsche, bölüm 7</span></span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">239651</guid><pubDate>Mon, 04 Jul 2011 01:18:49 +0000</pubDate></item><item><title>&#x130;NT&#x130;HARIN FELSEF&#x130; NEDENLER&#x130; ...</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/190184-i%CC%87nti%CC%87harin-felsefi%CC%87-nedenleri%CC%87/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#8b0000;"><strong>İntiharın Felsefi Nedenleri ... </strong></span></span></span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">Çağlar boyunca toplumlar intihara farklı tepkiler göstermişlerdir.</span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">Kimi toplumlarda desteklenen ve doğru bir davranış olarak kabul edilen intihar, diğer bazı toplumlarda ise olumsuz bir davranış olarak değerlendirilmiştir. Bu tür tepkilerin yönünü belirleyen en önemli faktörlerden biri de kuşkusuz toplumların düşünce biçimleri ve dolayısıyla düşünürleridir. Hata bazı düşünürlerin eserleri, o dönemdeki intihar olaylarından sorumlu tutulmuşlardır.</span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">Düşünürler daha çok insanın kendi yaşamına son verme hakkına sahip olup olmadıkları ve bu davranışın onurlu bir davranış olup olmadığı üzerinde durmuşlardır.</span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">Eski Yunanistan’daki ilk filozoflar intihara karşı çıkmışlardır. Pisagor ve takipçileri ruhun ölümsüzlüğüne inandıkları için intiharı yasaklarlar. Platon ve Aristo da intihara karşıdır. Fakat bazı durumlarda intiharı onaylarlar. Platon, yasalarında, en yakınını, en iyi dostunu yani kendini öldürenin şerefsizce gömülmesini ister. Eğer kişi bu işi kamu yargısıyla, kaderin başına getirdiği önlenmez, çekilmez bir dert, katlanılmaz bir utanç yüzünden yapmışsa anlayış gösterilmesi gerektiğini belirtir. </span></span><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"><span style="color:#808080;">(Montaigne 1984) </span></span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">Aristo ise, savaşta onur için olan intiharları destekler. Oysa aşk vb. gibi nedenlerden olan intiharlar cesur insanın yapacağı şeyler değildir. Bu düşünürlere göre, bizim hayattan nefret edip, yüz çevirmemiz doğaya aykırıdır. </span></span><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"><span style="color:#808080;">(Choron 1972) </span></span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">İntihara karşı olan bir diğer düşünür de Epikür’dür. O da, öncekiler gibi, erdeme önem vermiş ve amacımızın bilgeliğe ulaşmak olduğunu savunmuştur. İnsan ihtiraslarını tatmin yoluyla mutluluğa ulaşamaz. Çünkü, hazzın tatminini doğal olarak bir sıkıntı ve isteksizlik takip edecektir. Bu, bizi, gerçek amacımız olan acıdan kaçmak hedefinden saptıracaktır. Hatta ölümü aramaya kadar götürecektir.</span></span><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"><span style="color:#808080;"> (Fromm 1982)</span></span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">Eski Yunan’da intiharın kabul edilebilir bir eylem olduğuna doğru yapılan kararlı ilk değişim, Epikür’ün en büyük rakibi Kitionlu Zenon tarafından olmuştur. Zenon, kişinin intihar etme hakkına sahip olduğunu savunur. Kendisi de yaşlandığında intihar etmiştir.</span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">Stuacılara göre, akıllı adamın intiharı sorunu ahlâki bir doğru veya yanlış değildir. Fakat karşılaşılan bir durumda yaşamayı veya ölmeyi tercih kararıdır.</span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">Stuacılar intiharı savunmakla kalmamış, şu durumlarda yapılması gereken bir davranış olarak kabul etmişlerdir. </span></span><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"><span style="color:#808080;">(Gibbs 1968) </span></span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"><strong>1)</strong></span></span><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> Bu hareket diğer kişiler veya vatana bir hizmet taşıdığı zaman,</span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"><strong>2)</strong></span></span><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> Kişi yasa dışı bir işe zorlandığı zaman,</span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"><strong>3)</strong></span></span><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> Kronik hastalıklarda; ölümün yaşama tercih edileceği durumlarda,</span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">Hegesias, işi daha ileri götürerek, bilge olmayan kimselerin kendilerini öldürmeleri gerektiğini savunur. Ona göre mutluluk erdemdir. Günlük olayların hazzını arayan kimse bu mutluluğu hiçbir zaman elde edemez; o halde bilge olmayan kişi erdemsizdir, kendini öldürmelidir. Onun felsefesinin temelini ise, şu sözü çok iyi bir biçimde yansıtır: “Yaşamın yolunu olduğu gibi, ölmenin yolunu da kendimiz seçmeliyiz.” </span></span><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"><span style="color:#808080;">(Montaigne 1984)</span></span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">Seneka; “iyi insan yaşaması gerektiği kadar yaşar, yaşayabildiği kadar değil” demektedir. İnsan kendi ölümüne istediği zaman karar verebilir. Yaşamı ile felsefesi birbiriyle çeliştiği için, Roma Kralı Neron tarafından damarını keserek intihar etme cezasına çarptırılmıştır. </span></span><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="color:#808080;"><span style="font-size:14px;">(Choron 1972)</span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">Eski Yunan’da son zamanlarda intiharın bu şekilde kabul edilebilir bir eylem olması, o devirde intiharların artmasına neden olan faktörlerden biri olabilir. Özellikle Yunan sitelerinin Roma’ya katılmasıyla bu oranlarda bir artış görülmüştür.</span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">Hristiyanlığın batı dünyasında egemen olmasıyla beraber, kilise öğretileri felsefe alanında da etkin duruma gelmiş ve Rönesans dönemine kadar bu etkinliğini sürdürebilmiştir. Bu dönem filozoflarında, insan hayatının Tanrı’ya ait olduğu fikri egemen durumdaydı. Dinle felsefenin bu dönemde iç içe oluşu intihar olaylarının düşük bir oranda kalmasına neden olmuş; fakat tamamen engelleyememiştir. Rönesans ile birlikte kilise felsefesi etkinliğini yitirmiş ve intihar konusunda da daha ödüncü bir tutum takınılmaya başlanmıştır.</span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">Montaigne, insanın kendi iradesiyle yaşamına son verebileceğini savunmuştur. “hayat bir işinize yaramadıysa, boşu boşuna geçtiyse, onu yitirmekten ne korkuyorsunuz. Daha yaşayıp da ne yapacaksınız” diyen Montaigne’e göre, ölümle bütün dertler bitecektir Bunun için ölümden korkmamalı ve dertlerden kurtulmanın bir yolu olarak da intiharı düşünmelidir. </span></span><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"><span style="color:#808080;">(Montaigne 1984)</span></span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">18. yüzyıl felsefesinde en çok işlenen konulardan biri özgürlük olduğu için, bu dönemdeki filozofların hemen hepsi intihara da izin verir bir tavır takınmışlardır. Montesquieu intihara karşı uygulanan kanunları eleştirmiştir. Hume, intiharın bir suç olduğu fikrini çürütmeye çelişiyor. Ona göre intihar, ilahi yasaya karşı gelme değildir; çünkü bu yasa doğa yasasıyla birlikte işler ve insanın doğadaki yerini bulmasına yardımcı olur. Rousseau, başkasına zarar vermedikçe intiharı destekler. Söylentilere göre, mutsuz bir yaşamı olan Rousseau da intihar etmiştir. Aynı dönemlerde yaşamış olan Diderot ise, doğal olmadığı ve kilisenin öğretilerine karşı geldiği için anti-sosyal bir davranış olarak görür ve karşı çıkar.</span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">19. yüzyılda Kant, intihara karşı çıkmaktadır. Hume’un görüşünü eleştirir. Kant’a göre, doğal olarak insanın ilk amacı kendini korumaktır. Bunun için intihar bir kusurdur ve lanetlenmelidir.</span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">Schopenhauer, Kant’a göre daha çok taviz verir. Ona göre, kişi intihar etme hakkına sahiptir; ama bu, boş ve aptalca bir şeydir. İntihar, kişinin doğaya sorduğu bir sorudur: Ölümün ötesinde ne var? Kendilerini öldürenler sadece acı çeken bedenlerinin acısına son verebilirler; sonsuz sürekliliklerine engel olamazlar.</span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">“Bazıları çok erken, bazıları çok geç hayattan ayrılıyorlar, asıl iş tam zamanında ölmektir” diyen Nietzsche, intihara karşı değildir. İntihar kişinin hakkı ve ona verilen bir armağandır. Üst-insanın yaratılması için felsefesini yönlendiren Nietzsche, bu üstün amaca katkıda bulunamayacak kişinin intihar etmesini ve bundan da mutluluk duymasını söyler. </span></span><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"><span style="color:#808080;">(Arkun 1963)</span></span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">Hartmann ise, insanın sahip olduğu tek şeyin bu dünya olduğunu belirterek, en iyi olmamakla beraber elimizdeki bu dünyadan vazgeçmememiz gerektiğini savunur. Yaşamak, temelde arzu edilmeyen bir şeydir; hayal kırıklığı ile doludur. Fakat yine de, elimizdekinin en iyisi olan bu yaşamdan kaçmamalıdır.</span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">Camus, “acaba hayat yaşamaya değer mi, değmez mi?” sorusuna cevap vermeye çalışır. Camus için bu soru felsefenin temel sorusudur; bundan başka da temel felsefe sorusu yoktur. Bu sorunun cevabını Camus şöyle verir: İnsan intihar edebilir, ancak bu dürüstlük olmaz. Ölüm insanı huzura kavuşturur, fakat insanın gerçek çabası dünya üzerinde mümkün olduğu kadar çok kalmaya, onu incelemeye çalışmak olmalıdır. </span></span><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"><span style="color:#808080;">(Hübscher 1980)</span></span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">Batıdaki bu çok farklı görüşlere karşılık, doğu dünyasında egemen olan mistik felsefenin görüşüne göre, intihar etmek kişinin istemine bağlıdır. Yani kişi, yaşam ile ölüm arasında karar verme hakkına sahiptir.</span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">Jainizm ve Budizme göre, yüreklerimizden yaşama isteklerini çıkarmalıyız. İnsan ancak yok olarak acıdan kurtulur ve mutlu olabilir. Hatta Jainizmin kurucusu olan Mahavira, insanın aç kalarak kendini öldürmesini büyük bir erdem olarak nitelendirir. Konfüçyus ise intihara karşı çıkar. Ona göre, insanın amacı iyi ve uzun yaşamaktır. İnsan ölümden sonrasını merak etmemelidir. Çünkü ölümden sonra hayat olduğu bilinirse, kimileri canlarına kıyarak oraya gitmeyi isteyebilirler.</span></span><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"><span style="color:#808080;"> (Hançerlioğlu 1976)</span></span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">Belirli bir tarihsel sırayla değindiğimiz bu düşünürlerin görüşleriyle, yaşadıkları dönemlerdeki intihar oranları arasında doğrudan bir ilişki göze çarpmaktadır. Konumuz açısından önemli olan nokta da budur. Fakat bu ilişkiye bakarak, intiharın sorumluluğunu sadece düşünürlere bağlamak da yanlış olur. Çünkü genelde, toplumsal düşünce toplumu oluşturan öğelerden sadece bir tanesidir.</span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;"><strong>Konuya felsefi açıdan baktığımızda sonuç olarak şunu söylemek mümkündür:</strong></span></span></p>
<p><span style="font-family:'Palatino Linotype';"><span style="font-size:14px;">İnsan yaşamak için doğar, yaşaması gereklidir; olumsuz toplumsal koşullar karşısında çaresiz kaldığını hissettiği anda kişinin, yaşamına son verme hakkı vardır. Çünkü insan yaşamı, insanın yaptığı eylemlerden oluşur. Şöyle veya böyle intihar da bir eylemdir ve kişi istediği takdirde bu eylemi gerçekleştirebilir.</span></span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">190184</guid><pubDate>Wed, 20 Jan 2010 00:54:01 +0000</pubDate></item><item><title>Ahlak Felsefesi (Ethik) Nedir?</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/186215-ahlak-felsefesi-ethik-nedir/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:14px;"><span style="color:#8b0000;"><strong><span style="font-family:'Trebuchet MS';">Ahlak Felsefesi Nedir?</span></strong></span></span></p>
<p><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"><strong> </strong></span></span><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"> Ahlak, Arapçadan Türkçeye geçen ve Türkçede; bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları anlamına gelen bir kavramdır. Genel anlamda ahlak ise toplum içinde oluşan geleneklerin, değerlerin ve kuralların oluşturduğu; herhangi bir bireyin, herhangi bir grubun ya da bütün toplumun doğru veya yanlış, iyi veya kötü davranışlarını belirleyen, yönlendiren ve şekillendiren sistemsel yapıya verilen addır.</span></span></p>
<p><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"> Ahlak, tek bir yapıya bağlı kalmak zorunda değildir. Bu bağlamda; iş ve aile ortamında, siyaset arenasında ve hatta yaşamın bütün alanlarında ahlaktan söz edilebilir. İşte </span></span><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"><em><strong>ahlak felsefesi</strong></em></span></span><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;">, ahlaktan söz edilebilecek bütün alanlarda, ahlakı açıklamaya ve değerlendirmeye çalışan felsefi soruşturma dalıdır.</span></span></p>
<p><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"> Ahlak felsefesi, insan yaşantısındaki değerler, kurallar, yargılar ve temel düşüncelerle ilgilenir. Yani ahlak felsefesi en genel anlamıyla, insan yaşantısının ahlaki boyutunu ele alır ve değerlendirir; insan davranışlarını ve bu davranışların doğru mu, yanlış mı; iyi mi, kötü mü olduğu sorularına cevaplar arar.</span></span></p>
<p><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;">Ahlak Felsefesinin konusu insanın hareketleri,yapıp etmeleridir.İnsanın yalnızca iradeli hareketleri ahlak felsefesinin konusudur.</span></span></p>
<p><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"> </span></span><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"><span style="color:#000000;"><strong>Ahlak Felsefesinin Konusu</strong></span></span></span></p>
<p><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"> </span></span><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"><strong>1.</strong></span></span><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"> Ahlak felsefesi, insan eylemlerini ve bu eylemlerin dayandığı ilkeleri konu alan felsefi disiplindir. </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"> </span></span><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"><strong>2.</strong></span></span><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"> Ahlak felsefesi; ahlak alanında hakim olan ilkeleri, "iyi"nin ve "kötü"nün ne olduğunu, ahlaklılığın ne anlama geldiğini sorgular. </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"> </span></span><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"><strong>3.</strong></span></span><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"> Ahlak felsefesi, ahlak hayatı üzerinde sistemli bir biçimde düşünme ve soruşturmadır.</span></span></p>
<p><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"> </span></span><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"><strong>4.</strong></span></span><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"> Her bilgi dalının kendine özgü kavramları ve özel terimleri vardır. Ahlak felsefesinin de "iyi", "kötü", "özgürlük", "erdem", "sorumluluk", "vicdan", "ahlak yasası", "ahlaki karar", "ahlaki eylem" gibi kendine özgü kavramları vardır. </span></span></p>
<p><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="font-size:12px;"> </span></span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">186215</guid><pubDate>Mon, 14 Dec 2009 00:50:18 +0000</pubDate></item><item><title>Ahlaka Dair Felsefi Yakla&#x15F;&#x131;mlar</title><link>https://www.turkish-media.com/forum/topic/186217-ahlaka-dair-felsefi-yaklasimlar/</link><description><![CDATA[
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-size:18px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><strong><span style="color:#8b0000;">Ahlaka Dair Felsefi Yaklaşımlar</span></strong></span></span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><strong> </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><strong><span style="color:#000000;">Haz Ahlakı</span></strong></span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';">Haz ahlakı anlayışına göre, ahlaki eylemin değeri, eylemin sonucunda oluşan hazdan gelmektedir. Hazcılar, haz duygusunun farklı derecelerde ve kişiye bağlı olmasından dolayı, evrensel ahlak yasasını reddederler. Bu ahlak yaklaşımının tipik temsilcileri, </span></span><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><em><strong>Aristippos</strong></em></span></span><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"> ve </span></span><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><em> </em></span></span><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><em><strong>Epiküros</strong></em></span></span><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';">'dur.</span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';">• Aristippos için haz sağlayan şey iyidir, acı veren şey de kötüdür.</span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';">• Epiküros'a göre de haz, tüm insanların amaçladığı ve yönelmek durumunda olduğu hedeftir.</span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"> </span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><strong><span style="color:#000000;">Fayda Ahlakı</span></strong></span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';">Fayda ahlakı anlayışına göre, bireye fayda sağlayan şeyler iyi, fayda sağlamayan şeyler ise kötüdür. Bu anlayış ahlaki eylemin sonucuna değer vermekte, ahlaki eylemin değerini onun vereceği sonuca bağlamaktadır. Faydayı ve başarıyı iyinin ölçütü sayan bu anlayışa göre de evrensel ahlak yasası yoktur. Bu bakımdan, faydacılar ile hazcılar düşünsel olarak benzemektedirler.</span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"> </span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><strong><span style="color:#000000;">Bencillik Ahlakı</span></strong></span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';">Bencillik, kişinin kendi benine ve çıkarlarına düşkünlük göstermesidir. Ahlaksal anlamda bencillik, kişinin tüm eylemlerinin ben sevgisiyle belirlendiğini, ahlaklı olmanın da kendini koruma güdüsünün dışa vurulmasından başka bir şey olmadığını ileri süren görüştür. Bu nedenle benciller de faydacılar ve hazcılar gibi evrensel ahlak yasasının varlığını kabul etmezler.</span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';">Bu anlayışın önde gelen temsilcisi </span></span><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><em><strong>Hobbes</strong></em></span></span><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';">'tur. Hobbes'a göre insanı yönlendiren ve harekete geçiren iki önemli güdü vardır: "ben sevgisi" ve "kendini koruma." Hobbes, yaşamdaki en önemli ve değerli şey olarak kişinin kendi başarısı ve mutluluğunu görür.</span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"> </span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><strong><span style="color:#000000;">Anarşizm</span></strong></span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';">Anarşistlere göre, hukuk kuralları gibi ahlak kuralları da insanın özgürlüğünü kısıtlayan kurallardır. Bu kurallar olmadan, insan kendini daha iyi ortaya koyabilir ve daha iyi bir yaşam sürebilir. Anarşizmin felsefesine göre, önemli olan tek şey bireylerin hak ve özgürlükleridir.</span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';">Bu felsefi yaklaşımın tipik temsilcileri, </span></span><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="color:#000080;"><em><strong>Proudhon</strong></em></span></span></span><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"> ve </span></span><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="color:#000080;"><em> </em></span></span></span><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="color:#000080;"><em><strong>Stirner</strong></em></span></span></span><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';">'dir.</span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="color:#000080;"><strong>Proudhon: </strong></span></span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';">• İnsanların doğal durumlarının yapma kurumlarla zorlanmaması gerektiğini savunur.</span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';">• Baskıcı kurumların kaldırılmasının insanı mutlu edeceğini söyler.</span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><span style="color:#000080;"><strong>Stirner:</strong></span></span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';">• Bireyin kendisi dışında hiçbir şeye ve hiç kimseye karşı sorumluluk altında olmadığını savunur.</span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';">• "İyinin de kötünün de benim için hiç bir anlamı yoktur." der. Ona göre insan eylemlerini haklı çıkaran şey, yalnızca kendi beninin gücüdür.</span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"> </span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><strong><span style="color:#000000;">Nihilizm</span></strong></span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';">Nihilizm; var olan görüşlere, değerlere ve düzene karşı hiçbir ilke tanımayan felsefi yaklaşımdır. Bu akımın tipik temsilcisi, </span></span><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><em><strong> Nietzsche</strong></em></span></span><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';">'dir. Nietzsche, köle ahlakı olarak nitelediği geleneksel ahlak anlayışına karşı çıkarak, ahlak dışı bir öğreti kurmaya çalışmıştır. Ona göre yaşamın temel nedeni güçlü olma isteğidir. Mutluluk hazda değil, güçlü olmadadır. Üst insan, gücü sayesinde geleneksel değerleri yenerek kendi değerlerini oluşturabilen insandır.</span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"> </span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><strong><span style="color:#000000;">Öz Ahlakı</span></strong></span></span></p>
<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';"><em><strong>Sartre</strong></em></span></span><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:'Trebuchet MS';">'ın temsilciliğini yaptığı bu anlayışa göre, evrende kendi varlığını yaratan tek varlık insandır. İnsan, değerlerini kendisi yaratır ve yolunu kendisi seçer. Sartre'a göre genel bir ahlak ve dünyada insana yol gösterecek bir işaret yoktur. İnsan özgürlüğe mahkûmdur. Herkes kendi özünü kendi belirlemek zorundadır. İnsan karar verirken tek başınadır ve tüm sorumluluklar kendisinin omuzlarındadır.</span></span></p>
]]></description><guid isPermaLink="false">186217</guid><pubDate>Mon, 14 Dec 2009 01:21:42 +0000</pubDate></item></channel></rss>
